715 hadis bulundu · sayfa 35/36
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو خُزَيْمَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ الْمَنَّانُ بَدِيعُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ ذُو الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ فَقَالَ " لَقَدْ سَأَلَ اللَّهَ بِاسْمِهِ الأَعْظَمِ الَّذِي إِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى وَإِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ " .
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam'ın ''Allahım! Ben hamdin sana mahsus olup senden başka ilah olmadığını, senin tek olup hiç bir ortağın vulunmadığını, senin bol ni'met verdiğini, göklerin ve yerin yoktan var edicisi olduğunu, azamet, hakimiyet ve sonsuz ikram sahibi olduğunu kesinlikle itiraf ederek şüphesiz senden dilerim'' diye dua ederken sesini işittive bunun üzerine şöyle buyurdu: «(And olsun ki) Şüphesiz bu adam Allah'tan İsm-i A'zam'ı istedi o İsm-i A'zam ki onunla Allah'tan istenince verir ve onunla çağrıldığı zaman dua'yı kabul buyurur.»
It was narrated that Anas bin Malik said:"The Prophet (saas) heard a man say: 'Allahumma! Inni as'aluka bi-anna lakal-hamd. La ilaha illa Anta, wahdaka la sharika laka. Al-Mannan. Badi'us-samawati wal-ard. Dhul-jalali wal-ikram (O Allah! I ask You by virtue of the fact that all praise is due to You; none has the right to be worshiped but You alone, and You have no partner or associate, the Bestower, the Originator of the heavens and the earth, the Possessor of majesty and honor.' He (saas) said: 'He has asked Allah by His Greatest Name which, if He is asked thereby He gives and if He is called upon thereby He answers
حَدَّثَنَا أَبُو يُوسُفَ الصَّيْدَلاَنِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ الرَّقِّيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنِ الْفَزَارِيِّ، عَنْ أَبِي شَيْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُكَيْمٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الطَّاهِرِ الطَّيِّبِ الْمُبَارَكِ الأَحَبِّ إِلَيْكَ الَّذِي إِذَا دُعِيتَ بِهِ أَجَبْتَ وَإِذَا سُئِلْتَ بِهِ أَعْطَيْتَ وَإِذَا اسْتُرْحِمْتَ بِهِ رَحِمْتَ وَإِذَا اسْتُفْرِجْتَ بِهِ فَرَّجْتَ " . قَالَتْ وَقَالَ ذَاتَ يَوْمٍ " يَا عَائِشَةُ هَلْ عَلِمْتِ أَنَّ اللَّهَ قَدْ دَلَّنِي عَلَى الاِسْمِ الَّذِي إِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ " . قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي فَعَلِّمْنِيهِ . قَالَ " إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ يَا عَائِشَةُ " . قَالَتْ فَتَنَحَّيْتُ وَجَلَسْتُ سَاعَةً ثُمَّ قُمْتُ فَقَبَّلْتُ رَأْسَهُ ثُمَّ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلِّمْنِيهِ . قَالَ " إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ يَا عَائِشَةُ أَنْ أُعَلِّمَكِ إِنَّهُ لاَ يَنْبَغِي لَكِ أَنْ تَسْأَلِي بِهِ شَيْئًا مِنَ الدُّنْيَا " . قَالَتْ فَقُمْتُ فَتَوَضَّأْتُ ثُمَّ صَلَّيْتُ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ قُلْتُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَدْعُوكَ اللَّهَ وَأَدْعُوكَ الرَّحْمَنَ وَأَدْعُوكَ الْبَرَّ الرَّحِيمَ وَأَدْعُوكَ بِأَسْمَائِكَ الْحُسْنَى كُلِّهَا مَا عَلِمْتُ مِنْهَا وَمَا لَمْ أَعْلَمْ أَنْ تَغْفِرَ لِي وَتَرْحَمَنِي . قَالَتْ فَاسْتَضْحَكَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثُمَّ قَالَ " إِنَّهُ لَفِي الأَسْمَاءِ الَّتِي دَعَوْتِ بِهَا " .
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Allahım! Benin senin pak, güzel, mubarek ve zatına en sevimli ismin ile şüphesiz senden dilerim, o isim ki onunla çağrıldığın zaman icabet edersin, onunla senden istendiği zaman verirsin, onunla senden, onunla senden rahmet taleb edildiği zaman rahmet eylersin ve sıkıntıdan kurtulmak için onunla senden yardım dilediği zaman sıkıntıdan kurtarırsın.» diye dua ederken sesini işittim. Aişe demiştir ki: Ve Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün: «Ya Aişe Allah'ın hangi isimle çağrıldığı zaman duayı kabul buyuracağını bana gösterip bildirdiğini bilirmisin?» buyurdu. Aişe demiştir ki: Ben: Ya Resulallah! Babam anam sana feda olsun O İsmi bana öğret, dedim. O: «Ya Aişe O İsmin öğretilmesi sana uygun değildir.» buyurdu. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine ben uzaklaşıp bir saat oturdum. Sonra kalktım ve O'nun başını öptüm. Daha sonra: Ya Resulallah! O İsmi bana öğret, diye ricada bulundum. O: «Ya Aişe O İsmin sana öğretmem sana uygun değildir. Çünkü şüphesiz senin O İsimle dünyalık bir şey istemen senin için uygun olmaz.» buyurdu. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine ben de kalkıp abdest aldım ve iki rek'at namaz kıldıktan sonra: Allahım! Şüphesiz ben seni Allah, diye çağırırım, er-Rahman diye çağırırım, el-Berr, er-Rahim, diye çağırırım ve seni bildiğim ve bilemediğim Esma-ı Hüsna'nın hepsiyle çağırırım ki beni mağfiret edesin ve bana rahmet edesin, diyerek dua ve dilekte bulundum. Aişe demiştir ki: Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü. Sonra buyurdu ki: «Şüphesiz O İsim senin duada andığın isimler içindedir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hakkında konuşulur, RAvi Abdullah bin Ukeym'i, el-Hatib güvenilir kabul ederek sahabller arasında saymıştır. Fakat Nebi (s.a.v.)'den hadis dinlediği sağlıklı bir rivayetle sabit değildir. Ravi Ebu Şeybe'ye gelince; Ben onu ne yeren ne de güvenilir sayan kimseyi görmedim. senedln kalan ravileri güvenilir zatlardır
It was narrated that 'Aishah said:"I heard the Messenger of Allah (saas) say: 'Allahumma! Inni asa'luka bismikat-tahirit-tayyibil-mubarak al-ahabbi ilaika, alladhi idha du'ita bihi ajabta, wa idha su'ilta bihi a'taita, wa idhasturhimta bihi rahimta, wa idhastufrijta bihi farrajta (O Allah! I ask You by Your pure, good and blessed Name which is most beloved by You, which if You are called thereby You answer, and if You as asked thereby You give, if You are asked for mercy thereby You bestow mercy, and if You are asked for relief (from distress) thereby You grant relief.'"She said: "He said one day: 'O 'Aishah, do you know that Allah has told me the Name which, if He is called thereby, He responds?' I said: 'O Messenger of Allah, may my father and mother be ransomed for you! Teach it to me.' He said: 'You should not learn it, O 'Aishah.' So I moved aside and sat for a while, then I got up and kissed his head, then I said: 'O Messenger of Allah, teach it to me.' He said: 'You should not learn it, O 'Aishah, and I should not teach it to you, for you should not ask for any worldly things thereby.'" She said: "So I got up and performed ablution, then I prayed two Rak'ah, then I said: 'O Allah, I call upon Allah, and I call upon You, Ar-Rahman (the Most Gracious), and I call upon You, Al-Barr Ar-Rahim (The Most Kind, the Most Merciful), and I call upon You by all Your beautiful Names, those that I know and those that I do not know, (asking) that You forgive me and have mercy on me.' The Messenger of Allah (saas) smiled, then he said: 'It is among the names by which you called upon (Allah)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Şüphesiz Allahın doksan dokuz (yani) yüz eksi bir ismi vardır. Kim bu isimleri (tamamen) sayarsa cennet'e girer.»
It was narrated from Abu Hurairah that :the Messenger of Allah (saas) said: "Allah has ninety-nine Names, one hundred less one. Whoever counts them will enter Paradise
Diğer tahric edenler: Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُنْذِرِ، زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّمِيمِيُّ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا إِنَّهُ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ مَنْ حَفِظَهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ وَهِيَ اللَّهُ الْوَاحِدُ الصَّمَدُ الأَوَّلُ الآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْمَلِكُ الْحَقُّ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْعَلِيمُ الْعَظِيمُ الْبَارُّ الْمُتَعَالِ الْجَلِيلُ الْجَمِيلُ الْحَىُّ الْقَيُّومُ الْقَادِرُ الْقَاهِرُ الْعَلِيُّ الْحَكِيمُ الْقَرِيبُ الْمُجِيبُ الْغَنِيُّ الْوَهَّابُ الْوَدُودُ الشَّكُورُ الْمَاجِدُ الْوَاجِدُ الْوَالِي الرَّاشِدُ الْعَفُوُّ الْغَفُورُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ التَّوَّابُ الرَّبُّ الْمَجِيدُ الْوَلِيُّ الشَّهِيدُ الْمُبِينُ الْبُرْهَانُ الرَّءُوفُ الرَّحِيمُ الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْبَاعِثُ الْوَارِثُ الْقَوِيُّ الشَّدِيدُ الضَّارُّ النَّافِعُ الْبَاقِي الْوَاقِي الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ الْمُقْسِطُ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ الْقَائِمُ الدَّائِمُ الْحَافِظُ الْوَكِيلُ الْفَاطِرُ السَّامِعُ الْمُعْطِي الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْمَانِعُ الْجَامِعُ الْهَادِي الْكَافِي الأَبَدُ الْعَالِمُ الصَّادِقُ النُّورُ الْمُنِيرُ التَّامُّ الْقَدِيمُ الْوِتْرُ الأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ " . قَالَ زُهَيْرٌ فَبَلَغَنَا عَنْ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ أَوَّلَهَا يُفْتَحُ بِقَوْلِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ لَهُ الأَسْمَاءُ الْحُسْنَى .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şüphesiz Allahın 99 (yani) yüzden bir eksik ismi vardır. Allah, şüphesiz tektir, tek olanı sever.Kim O 99 ismi hıfzedip ezberlerse cennet'e girer. O isimler: ALLAH, EL-VAHİD, ES-SAMED, EL-EVVEL, EL-AHİR, EZ-ZAHİR, EL-BATIN, EL-HALIK, EL-BARİ, EL-MUSAVVİR, EL-MELİK, EL-HAKK, ES-SELAM, EL-MU'MİN, EL-MUHAYMİN, EL-AZİZ, EL-CEBBAR, EL-MÜTEKEBBİR, ER-RAHMAN, ER-RAHİM, EL-LATİF, EL-HABİR, ES-SEMİ', EL-BASİR, EL-ALİM, EL-AZİM, EL-BARR, EL-MÜTEAL, EL-CELİL, EL-CEMİL, EL-HAYY, EL-KAYYİM, EL-KADİR, ELKAHİR, EL-ALİ, EL-HAKİM, EL-KARİB, EL-MUCİB, ELĞANİ, EL-VAHHAB,EL-VEDUD, EŞ-ŞEKUR, EL-MUCİD, EL-VACİD, EL-VALİ, ER-RAŞİD, EL-AFUVV, ELĞAFUR, EL-HALİM, EL-KERİM, ET-TEVVAB, ER-RABB, EL-MECİD, EL-VELİYY, EŞ-ŞEHİD, EL-MUBİN, EL-BURHAN, ER-RAUF, ER-RAHİM, EL-MUBDİ, EL-MUİD, EL-BAİS,, EL-VARİS, EL-KAVİYY, EŞ-ŞEDİD, ED-DARR, EN-NAFİ', EL-BAKİ, EL-VAKİ, EL-HAFID, ER-RAFİ', EL-KABID, , EL-BASİT, EL-MUİZZ, EL-MUZİLL, EL-MUKSIT, ER-REZZAK, ZU'L-KUVVE, EL-METİN, EL-KAİM, ED-DAİM, EL-HAFIZ, EL-VEKİL, EL-FATIR, ES-SAMİ', EL-MU'Tİ, EL-MUHYİ, EL-MUMİT, EL-MANİ, EL-CAMİ, EL-HADİ, EL-KAFİ, EL-EBED, EL-ALİM, ES-SADIK, EN-NUR, EL-MÜNİR, ET-TAMM, EL-KADİM, EL-VİTR, EL-AHED, ES-SAMED. Öyle Allah ki doğurmadı, doğurulmadı ve hiçbir kimse O'nun dengi olamaz. Zübeyr demiştir ki: Bana bir çok ilim adamları tarafından ulaştığına göre Esma-i Hüsna'nın evveline şu zikirle başlanır. La ilahe illallahu vahdehu la şerike lehu. Lehu'l-mulk ve lehu'l-hamd biyedihi'l-hayru ve huve ala kulli şey'in kadir. La ilahe illallah. Lehu'l-Esmau'l-Husna. » Meali: Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd de O'nundur. Hayır ancak O'nın elindedir ve O her şey'e kadirdir. Allah'tan başka ilah yoktur. Esma-i Hüsna onadır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Mace ve Tirmizi'den başka. altı imamdan hiçbirisi Allah'ın Esma-i Husna'sını ne bu vecihle ne de başka türlü tadad etmemiştir (yani sayarak rivayet etmemiştir). İbn-i Mace ile Tirmizi'nin saydıkları isimlerin sırasında takdim ve tehir vardır. Bu konuya dair senedlerin en sıhhatlisi Tirmizi'ninkidir, İbn-i Mace'nin senedi, ravi Abdülmelik bin Muhammed'in Zayıflığı sebebiyle zayıf bir seneddir
It was narrated from Abu Hurairah that :the Messenger of Allah (saas) said: "Allah has ninety-nine names, one hundred less one, for He is One and loves the odd (numbered). Whoever learns them will enter Paradise. They are: Allah, Al-Wahid (the One), As-Samad (the Self-Sufficient Master who all creatures need, He neither eats nor drinks), Al-Awwal (the First), Al-Akhir (the Last), Az-Zahir (the Most High), Al-Batin (the Most Near), Al-Khaliq (the Creator), Al-Bari (the Inventor of all things), Al-Musawwir (the Bestower of forms), Al-Malik (the King), Al-Haqq (the Truth), As-Salam (the One free from all defects), Al-Mu'min (the Giver of security), Al-Muhaymin (the Watcher over His creatures), Al-'Aziz (the All-Mighty), Al-Jabbar (the Compeller), Al-Mutakabbir (the Supreme), Ar-Rahman (the Most Gracious), Ar-Rahim (the Most Merciful), Al-Latif (the Most Subtle and Courteous), Al-Khabir (the Aware), As-Sami' (the Hearing), Al-Basir (the Seeing), Al-'Alim (the All-Knowing), Al-'Azim (the Most Great), Al-Barr (the Source of goodness), Al-Muta'al (the Most Exalted), Al-Jalil (the Sublime One), Al-Jamil (the Beautiful), Al-Hayy (the Ever-Living), Al-Qayyum (the One Who sustains and protects all that exists), Al-Qadir (the Able), Al-Qahir (the Irrestible), Al-'Ali (the Exalted), Al-Hakim (the Most Wise), Al-Qarib (the Ever-Near), Al-Mujib (the Responsive), Al-Ghani (the Self-Sufficient), Al-Wahhab (the Bestower), Al-Wadud (the Loving), Ash-Shakur (the Appreciative), Al-Majid (the Most Gentle), Al-Wajid (the Patron), Al-Wali (the Governor), Al-Rashid (the Guide), Al-'Afuw (the Pardoner), Al-Ghafur (the Forgiver), Al-Halim (the Forbearing One), Al-Karim (the Most Generous), At-Tawwab (the Acceptor of Repentance), Ar-Rabb (the Lord and Cherisher), Al-Majid (the Most Glorious), Al-Wali (the Helper), Ash-Shahid (the Witness), Al-Mubin (the Manifest), Al-Burhan (the Proof), Ar-Ra'uf (the Compassionate), Ar-Rahim (the Most Merciful), Al-Mubdi' (the Originator), Al-Mu'id (the Restorer), Al-Ba'ith (the Resurrector), Al-Warith (the Supreme Inheritor), Al-Qawi (the All-Strong), Ash-Shadid (the Severe), Ad-Darr (the One Who harms), An-Nafi' (the One Who benefits), Al-Baqi' (the Everlasting), Al-Waqi (the Protector), Al-Khafid (the Humble), Ar-Rafi' (the Exalter), Al-Qabid (the Retainer), Al-Basit (the Expander), Al-Mu'izz (the Honorer), Al-Mudhill (the Humiliator), Al-Muqsit (the Equitable), Ar-Razzaq (the Providor), Dhul-Quwwah (the Powerful), Al-Matin (the Most Strong), Al-Qa'im (the Firm), Ad-Da'im (the Eternal), Al-Hafiz (the Guardian), Al-Wakil (the Trustee), Al-Fatir (the Originator of creation), As-Sami' (the Hearer), Al-Mu'ti (the Giver), Al-Muhyi (the Giver of life), Al-Mumit (the Giver of death), Al-Mani' (the Withholder), Al-Jami' (the Gatherer), Al-Hadi (the Guide), Al-Kafi (the Sufficient), Al-Abad (the Eternal), Al-'Alim (the Knower), As-Sadiq (the Truthful), An-Nur (the Light), Al-Munir (the Giver of light), At-Tamm (the Perfect), Al-Qadim (the Earlier), Al-Witr (the One), Al-Ahad (the Lone), As-Samad [(the Self-sufficient Master, Who all creatures need, (He neither eats no drinks)]. He begets not, nor was He begotten. And there is none co-equal or comparable unto him."(One of the narrators) Zuhair said: We heard from more than one of the scholars that the first of these (names) should begin after saying: La ilaha illallahu wahdahu la sharika lahu, lahul-mulku wa lahul-hamdu, bi yadihil-khair wa Huwa 'ala kulli shay-in Qadir, la ilaha illallahu lahul-asma'ul-husna [None has the right to be worshipped but Allah, with no partner or associate. His is the dominion and all praise is His. In His Hand is (all) goodness, and He is Able to do all things, none has the right to be worshipped but Allah, and His are the (Most) Beautiful Names
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَكْرٍ السَّهْمِيُّ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç (çeşid) dua kabul olunur, onlar(ın kabul olunmasın) da şüphe yoktur: Mazlumun duası, misafir'in duası ve baba'nın çocuğuna duası.»
It was narrated that Abu Hurairah that :the Messenger of Allah (saas) said: "There are three supplications that will undoubtedly be answered: the supplication of one who has been wronged; the supplication of the traveler; and the supplication of a father for his child
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، حَدَّثَتْنَا حَبَابَةُ ابْنَةُ عَجْلاَنَ، عَنْ أُمِّهَا أُمِّ حَفْصٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ جَرِيرٍ، عَنْ أُمِّ حَكِيمٍ بِنْتِ وَدَاعٍ الْخُزَاعِيَّةِ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " دُعَاءُ الْوَالِدِ يُفْضِي إِلَى الْحِجَابِ " .
Ümmü Hakim bint-i Vedda el-Huzaiyye (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim: «Babanın duası kabul makamına ulaşır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi söz götürür. Çünkü senedde bulunan kadınlann hiçbirini ne cerh eden, ne de güvenilir sayan kimseyi görmedim. Ravi Ebu Selerne, et.-Tebuzkl olan zattır. Adı da Musa bin İsmail'dir, güvenilir bir zattır. Onun ravisi de böyledir.
It was narrated that Umm Haim bint Wadda' Al-Khuza'iyyah said:"I heard the Messenger of Allah (saas) say: 'The supplication of a father reaches the Veil (i.e. the place of repentance)
Diğer tahric: Bu hadis'in Ebu Hureyre rivayetini Tirmizi ve Ebu Davud tahric etmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَنْبَأَنَا سَعِيدٌ الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي نَعَامَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، سَمِعَ ابْنَهُ، يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْقَصْرَ الأَبْيَضَ عَنْ يَمِينِ الْجَنَّةِ، إِذَا دَخَلْتُهَا . فَقَالَ أَىْ بُنَىَّ سَلِ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَعُذْ بِهِ مِنَ النَّارِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " سَيَكُونُ قَوْمٌ يَعْتَدُونَ فِي الدُّعَاءِ " .
Ebu Naame (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Abdullah bin Muğaffel (r.a.), oğlunun: ''Allahım! Ben cennet'e girince senden cennet'in sağ tarafından beyaz köşk isterim.'' diye dua ettiğini işitti. Bunun üzerine: Ey oğulcuğum Allah'tan cennet iste ve cehennem ateşinden O'na sığın. Çünkü ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim, dedi: «Dua'da haddi tecavüz eden bir kavim olacaktır.» Bu hadisin benzerini Ebu Davud ve Ahmed de tahric ettiler. EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
It was narrated from Abu Na'amah that :'Abdullah bin Mughaffal heard his son say: "O Allah, I ask You for the white palace on the right-hand side of Paradise, when I enter it." He said: "O my son, ask Allah for Paradise and seek refuge with Him from Hell, for I heard the Messenger of Allah (saas) say: 'There will be people who will transgress in supplication
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ سَلْمَانَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ رَبَّكُمْ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي مِنْ عَبْدِهِ أَنْ يَرْفَعَ إِلَيْهِ يَدَيْهِ فَيَرُدَّهُمَا صِفْرًا - أَوْ قَالَ خَائِبَتَيْنِ " .
Selman(-ı Farisi) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz sizin Rabbiniz haya eder. İkramı boldur, kulunun O'na ellerini havaya kaldırıp da bunları boş çevirmekten (veya dediki) haybete uğratmanktan haya eder (yani boş çevirmez).»
It was narrated from Salman that the :Prophet (saas) said: "Your Lord is Kind and Most Generous, and is too kind to let His slave, if he raises his hands to Him, bring them back empty," or he said "frustrated
Diğer tahric edenler: Tirmizi, dua; Ebu Davud, vitr; Beyhaki ve Hakim. TİRMİZİ RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD RİVAYETİ ve İZAH İÇİN TIKLAYIN
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَائِذُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ الْقُرَظِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا دَعَوْتَ اللَّهَ فَادْعُ بِبُطُونِ كَفَّيْكَ وَلاَ تَدْعُ بِظُهُورِهِمَا فَإِذَا فَرَغْتَ فَامْسَحْ بِهِمَا وَجْهَكَ " .
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allah'a dua ettiğin zaman ellerinin içlerini açarak dua et ve ellerinin ters yüzünü havaya kaldırarak dua etme. Sonra dua'nı bitirince ellerini yüzüne sür.»
It was narrated from Ibn 'Abbas that :the Messenger of Allah (saas) said: "When you supplicate to Allah, supplicate with your palms uppermost, not with the backs of your hands uppermost, and when you finish, wipe your face with them
Diğer tahric: Ebu Davud ve Hakim tahric ettiler. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLAYIN
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي عَيَّاشٍ الزُّرَقِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ - كَانَ لَهُ عَدْلَ رَقَبَةٍ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَحُطَّ عَنْهُ عَشْرُ خَطِيئَاتٍ وَرُفِعَ لَهُ عَشْرُ دَرَجَاتٍ وَكَانَ فِي حِرْزٍ مِنَ الشَّيْطَانِ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِذَا أَمْسَى فَمِثْلُ ذَلِكَ حَتَّى يُصْبِحَ " . قَالَ فَرَأَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيمَا يَرَى النَّائِمُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا عَيَّاشٍ يَرْوِي عَنْكَ كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ " صَدَقَ أَبُو عَيَّاشٍ " .
Ebu Ayyaş ez-Züraki (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim sabahleyin ''La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu'l-mulu ve lehu'l-hamdu ve huve ala kulli şey'in kadir'' derse bu o kimse için İsmail A.S.'ın evladından bier rakabe (köle) yi azadlamak kadar (sevaplı) olur. O kimsenin on hatası (küçük günahı) silinir, onun için on derece terfi yapılır ve o gün akşama kadar o kimse şeytandan korunmuş olur. Akşamleyin de bu zikri okuyunca ertesi günün sabahına kadar anılan şeylerin mislini kazanır.» Ravi dediki: Sonra bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i rüyasında görüp: Ya Resulallah! Ebu Ayyaş senden şöyle şöyle bir hadis rivayet eder, demiş. Bunun üzerine Resul-i Ekrem de: Ebu Ayyaş doğru söyledi, buyurmuştur. Zikrin Meali: Allah'tan başka ilah yoktur. O, tektir, ortğı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. Ve O, her şey'e kadirdir.
It was narrated from Abu 'Ayyash Az-Zuraqi that :the Messenger of Allah (saas) said: "Whoever says in the morning: 'La illaha illalahu wahdahu la sharika lahu, lahul-mulku wa lahul-hamdu, wa Huwa 'ala kulli shay'in Qadir (None has the right to be worshipped but Allah alone, with no partner or associate. His is the dominion and all praise is to Him, and He is Able to all things)' - he will have (a reward) equal to freeing a slave among the sons of Isma'il, ten bad deeds will be erased from (his record), he will be raised (in status) ten degrees, and he will have protection against Satan until evening comes. When evening comes, (if he says likewise) he will have the same until morning comes.'" (Sahih)He (one of the narrators) said: "A man saw the Messenger of Allah (saas) in a dream and said: 'O Messenger of Allah, Abu 'Ayyash narrated such and such from you.' He said: 'Abu 'Ayyash spoke the truth
Diğer tahric: Ebu Davud da rivayet etmiştir. Nesai de bunu "Amelu'l-Yevme ve'l-Leyle" de rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا أَصْبَحْتُمْ فَقُولُوا اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ نَحْيَى وَبِكَ نَمُوتُ وَإِذَا أَمْسَيْتُمْ فَقُولُوا اللَّهُمَّ بِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ نَحْيَى وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sabah'a ulaştığınız zaman: ''Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nahya ve bike nemutu.'' deyiniz. Akşam'a ulaştığınız zaman da : Allahumme bike emseyna ve bike asbahna ve bike nahya ve bike nemutu ve ileyke'l-mesir,'' deyiniz.» Meali: Sabah: Allahım, Biz ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile sabah'a ulaştık. Ve Ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile (dünkü) akşam'a ulaştık (veya bu gün akşama ulaşabiliriz.) Ancak semim (iznin) ile yaşarız ve senin (iznin) ile ölürüz. '' Akşam: Allahım! Biz ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile akşam'a ulaştık ve ancak senin (himayen veya nimetlerin) ile sabah'a ulaştık (veya yarınki sabah'a ulaşabiliriz.) Ancak senin (iznin) ile yaşarız ve ancak senin (iznin) ile ölürüz. Dönüş ancak sanadır
It was narrated from Abu Hurairah that :the Messenger of Allah (saas) said: "In the morning say: 'Allahumma bika asbahna, wa bika amsayna, wa bika nahya, wa bika namut (O Allah, by Your leave we have reached the morning and by Your leave we reach the evening, and by Your leave we live and by Your leave we die). And when evening comes, say: Allahumma bika amsayna, wa bika asbahna, wa bika nahya, wa bika namut, wa ilaykal-masir (O Allah, by Your leave we have reached the evening and by Your leave we reach the morning, and by Your leave we live and by Your leave we die, and unto You is our return)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبَانَ بْنِ عُثْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَا مِنْ عَبْدٍ يَقُولُ فِي صَبَاحِ كُلِّ يَوْمٍ وَمَسَاءِ كَلِّ لَيْلَةٍ بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لاَ يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَىْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ - فَيَضُرَّهُ شَىْءٌ " . قَالَ وَكَانَ أَبَانُ قَدْ أَصَابَهُ طَرَفٌ مِنَ الْفَالِجِ فَجَعَلَ الرَّجُلُ يَنْظُرُ إِلَيْهِ فَقَالَ لَهُ أَبَانُ مَا تَنْظُرُ إِلَىَّ أَمَا إِنَّ الْحَدِيثَ كَمَا قَدْ حَدَّثْتُكَ وَلَكِنِّي لَمْ أَقُلْهُ يَوْمَئِذٍ لِيُمْضِيَ اللَّهُ عَلَىَّ قَدَرَهُ .
“. Osman bin Affân (radıyallahü anh)'den rivâyet edildiğine göre kendisi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den : günün sabahında ve her gelenin akşamında "Bismillahi'l-lezi lâ yedurru maasmihi şey’ün fi'l-Ardı ve lâ fi's-Semâi ve huve's-Semiu'l-Alîm = (Eziyyet edici her şeyden) Allah'ın ismiyle (korunurum) . Öyle Allah ki, O'nun İsmiyle beraber (olununca) ne yerde bulunan ne de gökte (n inecek) olan hiçbir şey zarar veremez. (Her şeyi) işitici O'dur, bilici O'dur." zikrini üç defa söyleyip de kendisine herhangi bir şey zarar veren hiç bir (mü'min) kul yoktur,) buyruğu işitmişti
Uthman bin 'Affan said:"I heard the Messenger of Allah (saas) say: "There is no person who says, in the morning and evening of every day: Bismillahil-ladhi la yadurru ma'a ismihi shay'un fil-ardi wa la fis-sama'i wa Huwas-Sami'ul-'Alim (In the name of Allah with Whose Name nothing on earth or in heaven harms, and He is the All-Seeing, All-Knowing), three times, and is then harmed by anything.'" (Hasan)He (one of the narrators) said: "Aban had been stricken with paralysis on one side of his body, and a man started looking at him. Aban said: 'Why are you looking at me? The Hadith is as I have narrated it to you, but I did not say it that day, so that the decree of Allah might be implemented
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ، عَنْ سَابِقٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ، خَادِمِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَا مِنْ مُسْلِمٍ أَوْ إِنْسَانٍ أَوْ عَبْدٍ يَقُولُ حِينَ يُمْسِي وَحِينَ يُصْبِحُ رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا - إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُرْضِيَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hizmetçisi Ebu Sellam (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Akşam'a ulaştığı zaman ve sabaha ulaştığı zaman: Raditu billah'i Rabben ve bi'l-İslami dinen ve bi Muhammedi Nebiyyen'' diyen hiç bir müslüman veya insan yada kul yoktur ki kıyamet günü o kimseyi razı etmek Allah üzerinde bir hak olmasın.» Zikrin Meali: Rab olarak Allah'ı (C.C.), din olarak İslam'ı Nebi olarak da Muhammed'i (s.a.v.) seçtim. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri güvenilir zatlardır
It was narrated from Abu Salam, the servant of the Prophet (saas), that :the Prophet (saas) said: "There is no Muslim - or no person, or slave (of Allah) - who says, in the morning and evening: 'Radaytu billahi Rabban wa bil-Islami dinan wa bi Muhammadin nabiyyan (I am content with Allah as my Lord, Islam as my religion and Muhammad as my Prophet),' but he will have a promise from Allah to make him pleased on the Day of Resurrection
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ الطَّنَافِسِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عُبَادَةُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا جُبَيْرُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ لَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَدَعُ هَؤُلاَءِ الدَّعَوَاتِ حِينَ يُمْسِي وَحِينَ يُصْبِحُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَاىَ وَأَهْلِي وَمَالِي اللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي وَآمِنْ رَوْعَاتِي وَاحْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَىَّ وَمِنْ خَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي " . قَالَ وَكِيعٌ يَعْنِي الْخَسْفَ .
İbn-i Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam'a ulaştığı zaman ve sabah'a ulaştığı zaman şu duaları bırakmazdı. «Allahım! Ben senden dünyada ve ahirette af ve afiyet dilerim. Allahım! Ben senden dinim, dünyam, aile ferdlerim ve malım (hususun) da af ve afiyet dilerim. Allahım! Ayıplarımı ört, beni korkutacak şeylerden emin kıl ve benim önümden, arkamdan, sağımdan solumdan ve üstümden koru. Altımdan muaheze edilmemden sana sığınırım.» Ravi Veki' demiştir ki: (alttan muaheze ile) yere batırmayı kasdediyor.
It was narrated that Ibn 'Umar said:"The Messenger of Allah (saas) never abandoned these supplications, every morning and evening: Allahumma inni as'alukal-'afwa wal-'afiyah fid-dunya wal-akhirah. Allahumma inni as'alukal-'afwa wal-'afiyah fi dini wa dunyaya wa ahli wa mali. Allahum-mastur 'awrati, wa amin raw'ati wahfazni min bayni yadayya, wa min khalfi, wa 'an yamini wa 'an shimali, wa min fawqi, wa 'audhu bika an ughtala min tahti (O Allah, I ask You for forgiveness and well-being in this world and in the Hereafter. O Allah, I ask You for forgiveness and well-being in my religious and my worldly affairs. O Allah, conceal my faults, calm my fears, and protect me from before me and behind me, from my right and my left, and from above me, and I seek refuge in You from being taken unaware from beneath me)." Waki' (one of the narrators, explaining) said: "Meaning Al-Khasf (disgrace)
Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ ثَعْلَبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ بِنِعْمَتِكَ وَأَبُوءُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ " . قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ قَالَهَا فِي يَوْمِهِ وَلَيْلَتِهِ فَمَاتَ فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ أَوْ تِلْكَ اللَّيْلَةِ دَخَلَ الْجَنَّةَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى " .
Büreyde (b. el-Husayb) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mealen: «Allahumme ente Rabbi. La İlahe illa ente. Halekteni ve ene abduke ve ene ala ahdike ve va'dike mesteta'tu. Euzu bike min şerri ma sana'ta. Euzu bi ni'metike ve ebuu bi zenbi. Fağfir li Fe innehu la yağfiru'z-zunube illa ente » duasını okurdu. Büreyde dediki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Kim bu dua'yı gününde ve gecesinde okuyupta da sonra o gün veya o gece ölürse İnşaallah Teala o kimse cennet'e girer.» Dua'nın meali: Allahım! Rabbin sensin. Senden başka ilah yoktur. Sen beni yarattın. Ben senin kulunum ve gücüm yettiği kadar sana verdiğim ahd'e, söz'e sadakat gösteririm ve (mu'min olarak ölenlere verdiğin mağfiretle vennet'e dair) va'd (-i ilahine) inanç üzereyim. İşlediğimin şerrinden sana sığınırım. Senin ni'metini itiraf ederim. Günahımı da itiraf ederim. Bu itibarla günahımı bağışla. Çünkü şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.
It was narrated from 'Abdullah bin Buraidah that :his father said: "The Messenger of Allah (saas) said: Allahumma Anta Rabbi la ilaha illa Anta, khalaqtani wa ana 'abduka wa ana 'ala 'ahdika wa wa'dika mastata'tu. A'udhu bika min sharri ma sana'tu, abu'u bi ni'matika wa abu'u bi dhanbi faghfirli, fa innahu la yaghfirudh-dhunuba illa Anta (O Allah, You are my Lord, there is none worthy of worship except You. You have created me and I am Your slave, and I am adhering to Your covenant and Your promise as much as I can. I seek refuge with You from the evil of what I do. I acknowledge Your blessing and I acknowledge my sin, so forgive me, for there is none who can forgive sin except You)."He said: "The Messenger of Allah (saas) said: 'Whoever says this by day and by night, if he dies that day or that night, he will enter Paradise if Allah wills
Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ " اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ وَرَبَّ الأَرْضِ وَرَبَّ كُلِّ شَىْءٍ فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى مُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ الْعَظِيمِ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ دَابَّةٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ اقْضِ عَنِّي الدَّيْنَ وَأَغْنِنِي مِنَ الْفَقْرِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Ey göklerin ve yer'in Rabbi, her şey'in Rabbi, tane'yi ve hurma çekirdeğini yarıp filizlendiren, Tevrat, İncil ve Kur'an-ı Azimi'i indiren Allah. Ben Hükümranlığın altında bulunan yerde yerde yürüyen bütün canlıların şerrinden sana sığınırım. Evvel sensin senden önce olan hiçbir şey yoktur. Ahir de sensin senden sonra da hiç bir şey yoktur. Zahir sensin varlığı seninkinden daha aşikar hiç bir şey yoktur. Batın da sensin, senden daha gizli hiç bir şey yoktur. Borcumu sen öde ve beni fakirlikten kurtarıp zenginleştir.»
It was narrated from Abu Hurairah that :when going to bed, the Prophet (saas) used to say: "Allahumma Rabbas-samawati wa Rabbal-ardi, wa Rabba kulli shay'in, faliqal-habbi wan-nawa, munzilat-Tawrati wal-Injili wal-Qur'anil-'Azim. A'udhu bika min sharri kulli dabbatin Anta akhidhun binasiyatiha, Antal-Awwalu fa laysa qablaka shayun, wa Antal-Akhiru, fa laysa ba'daka shayun', Antaz-zahiru, fa laysa fawqaka shayun', wa antal-batinu fa laysa dunaka shay', aqdi 'annid-dayna waghnini minal-faqr (O Allah, Lord of the heavens and Lord of the earth and Lord of all things, Cleaver of the seed and the kernel, Revealer of the Tawrah, the Injil and the Magnificent Qur'an, I seek refuge with You from the evil of every creature You seize by the forelock. You are the First and there is nothing before You; You are the Last and there is nothing after You; You are the Most High (Az-Zahir) and there is nothing above You, and You are the Most Near (Al-Batin) and there is nothing nearer than You. Settle my debt for me and spare me from poverty
Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا أَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يَضْطَجِعَ عَلَى فِرَاشِهِ فَلْيَنْزِعْ دَاخِلَةَ إِزَارِهِ ثُمَّ لْيَنْفُضْ بِهَا فِرَاشَهُ فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي مَا خَلَفَهُ عَلَيْهِ ثُمَّ لْيَضْطَجِعْ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ لْيَقُلْ رَبِّ بِكَ وَضَعْتُ جَنْبِي وَبِكَ أَرْفَعُهُ فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا بِمَا حَفِظْتَ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Sizden birisi yatağında yatmak istediği zaman izarının iç kenarını çıkarıp onunla yatağını silsin, Çünkü yatacak adam kendisinden sonra neyin onun yerine yatağına girdiğini bilemez. Sonra sağ tarafı üstünde yatsın. Sonra şöyle dua etsin : ''Ey Rabbim! Senin ismin ile yan tarafımı yere koydum. Senin (ismin) ile kaldırırım. Eğer ruhumu alırsan ona rahmet eyle. Eğer hayatta bırakacaksan nefsimi salih kullarını muhafaza ettiğin himaye-muvaffakiyetle muhafaza eyle''» Bu hadis, Kütüb-i Sitte'nin hepsinde rivayet edilmiştir
It was narrated from Abu Hurairah that:the Messenger of Allah (saas) said: "When anyone of you wants to go to bed, let him undo the edge of his Izar (waist wrap) and dust of his bed with it, for he does not know what came to it after him. Then let him lie down on his right side and say: 'Rabbi bika wada'tu janbi wa bika arfa'uhu, fa in amsakta nafsi farhamha, wa in arsaltaha fahfazha bima hafizta bihi 'ibadikaas-salihin (O Lord, by Your leave I lie down and by Your leave I rise, so if You should take my soul then have mercy on it, and if You should return my soul then protect it as You protect Your righteous slaves)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَسَعِيدُ بْنُ شُرَحْبِيلَ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ نَفَثَ فِي يَدَيْهِ وَقَرَأَ بِالْمُعَوِّذَتَيْنِ وَمَسَحَ بِهِمَا جَسَدَهُ .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatağına yattığı zaman ellerine üfler, muavvizeteyn surelerini okur ve ellerini vücuduna sürerdi.
It was narrated from 'Aishah that:whenever the Prophet (saas) went to bed, he would blow into his hands, recite Al-Mu'awwidhatain, then wipe his hands over his body
Diğer tahric: (benzeri;) Buhari, Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لِرَجُلٍ " إِذَا أَخَذْتَ مَضْجَعَكَ أَوْ أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَقُلِ اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَى مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ فَإِنْ مِتَّ مِنْ لَيْلَتِكَ مِتَّ عَلَى الْفِطْرَةِ وَإِنْ أَصْبَحْتَ أَصْبَحْتَ وَقَدْ أَصَبْتَ خَيْرًا كَثِيرًا " .
EI-Bera bin Azib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallalıu Aleylıi ve Sellem) bir adama: «Yatağında yerleştiğin veya yatağına vardığın zaman: "Allahumme eslemtu vechi ileyke ve elce'tu zahri ileyke ve revvadtu emri ileyke rağbeten ve rehbeten Heyke. La melcee ve la mencee minke illa ileyke. Amentu bi kitabike'l-lezi enzelte ve Nebiyyike'l¬lezi erselte'' de. (Sen böyle söyledikten) sonra eğer o gece ölürsrn fıtrat (yani İslam dini üzerine ölürsün. Şayet sabaha ulaşıırsan çok hayır kazanmış olarak sabaha ulaşmış olursun,» buyurdu." Dua'nın Meali: Allahım! Ben sen Cin rızanh dileyerek ve sen <in aza¬bın) dan korkarak kendimi sana teslim ettim: sırtımı sana dayadım ve (tüm) işimi sana bıraktım, Sen Cin tazibin) den ancak sana (yanİ rahmetine) iltica edilir, sığınılır, başka kurtuluş yolu yoktur. İndirdiğin Kitab'a ve gönderdiğin Nebi'ye iman ettim,"
It was narrated from Bara' bin 'Azib that :the Prophet (saas) said to a man: "When you go to lay down, or go to your bed, say: Allahumma aslamtu wajhi ilayka, wa al-ja'tu zahri ilayka, wa fawwadtu amri ilayka, raghbatan wa rahbatan ilayka, la malja'a wa la manja'a minka illa ilayka, amantu bi kitabikal-ladhi anzalta, wa nabiyyikal arsalta [O Allah, I have submitted my face (i.e., myself) to You, and I am under Your command (i.e., I depend upon You in all my affairs), and I put my trust in You, hoping for Your reward and fearing Your punishment. There is no fleeing from You and no refuge from You except with You. I believe in Your Book that You have revealed and in Your Prophet whom You have sent).' Then if you die that night, you will die in a state of the Fitrah (nature), and if you wake in the morning you will wake with a great deal of good
Diğer tahric: (benzerini) Buhari de rivayet etmiştir. Ayrıca kalan Kütüb-i Sitte'nin hepsinde bunun benzeri gene Bera (r.a.)'den rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ وَضَعَ يَدَهُ - يَعْنِي الْيُمْنَى - تَحْتَ خَدِّهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ قِنِي عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ - أَوْ تَجْمَعُ - عِبَادَكَ " .
Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatağına girdiği zaman elini (yani sağ elini sağ) yanağının altına kordu. Sonra: «Allahumme Kıni azabeke yevme teb'asu (ev tecmau) ibadeke Dua'nın meali: Allahım! Kullarını diriIteceğin (veya toplayacağın) gün beni azabından koru» duasını okurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinin ravileri güveniıır zatlar• dır. Fakat sened munkati (kopuk)tur. Çünkü Ebli Ubeyde, babası (İbn•l-Mes'ud) (r.a.)'dan hiçbir hadis işitmemiştir. Bu, yani AbduIIah (r.a.)'ın hadisi Zevaid türündendir. Ancak bunun bir benzerini Ebu Davud, Hz. Hafsa (r.anha)'dan rivayet etmiştir. Oradaki metin mealen şöyledir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatmak istediği zaman sağ elini (sağ) yanağının aItına kor, sonra: -Allahım! Kullarını dirilteceğin gün beni azabından koru. duasını üç kere okurdu
It was narrated from 'Abdullah that:whenever the Prophet (saas) went to his bed, he would put his hand - meaning his right hand - beneath his cheek then say: "Allahumma qini 'adhabaka yawm tab'athu - [or: tajma'u] - 'ibadaka (O Allah, save me from Your punishment on the Day when You resurrect - or gather - Your slaves)