deneme

Sünen-i İbn Mâce: Namazın Kılınışı ve Sünnetleri Bölümü

630 hadis bulundu · sayfa 5/32

Sünen-i İbn Mâce No. 883 Sahih

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، وَحَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أَسْجُدَ عَلَى سَبْعَةِ أَعْظُمٍ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu demiştir : ‘‘Ben, yedi kemik üzerinde secde etmekle emrolundum."

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) said:“I have been commanded to prostrate on seven bones.”

Diğer tahric: Ebu Davu, Nesai, Tirmizi, Bezzar ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 884 Sahih

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أَسْجُدَ عَلَى سَبْعٍ وَلاَ أَكُفَّ شَعَرًا وَلاَ ثَوْبًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ طَاوُسٍ فَكَانَ أَبِي يَقُولُ الْيَدَيْنِ وَالرُّكْبَتَيْنِ وَالْقَدَمَيْنِ وَكَانَ يَعُدُّ الْجَبْهَةَ وَالأَنْفَ وَاحِدًا ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Ben, yedi (kemik) üzerinde secde etmekle ve (secdeye giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum.» Ravi İbn-i Tavus demiştir ki: Babam. (yedi kemiği sayarken) şöyle diyordu: Eller. diz kapakları. ayaklar. Ve babam alın ile burnu bir sayardı. Bu Hadis'i az afız farkı ile Kütüb-i Sitte sahibIerinin hepsi rivayet etmişlerdir. Bu hadisin sonunda ravi İbn-i Tavus demiştir ki: Babam yedi kemiği saymış, alın ve burnu bir uzuv olarak göstermiştir. EI-Menhel'de bildirildiğine göre İbn-i Tavus'un babası olan Tavus, alın üzerinde secde etmeyi vacib görmüş, secdede burnun yere değdirilmesini de sünnet saymıştır

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:The Messenger of Allah (ﷺ) said: “I have been commanded to prostrate on seven, but not to tuck up my hair or my garment.”

Sünen-i İbn Mâce No. 885 Sahih

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا سَجَدَ الْعَبْدُ سَجَدَ مَعَهُ سَبْعَةُ آرَابٍ: وَجْهُهُ وَكَفَّاهُ وَرُكْبَتَاهُ وَقَدَمَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Abbas bin Abdulmuttalib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi; Resulullah (Salluilahıı Aleyhi ve Sellem)'den şunu buyururken işitmiştir : «Kul, secde ettiği zaman onunla beraber yedi uzuv secde eder: (etmelidir.) Yüzü, el avuçları, diz kapakları ve ayakları.» Bu Hadis'i: Ahmed ve Buhari hariç, Kütüb•i Sitte sahibIeri rivayet etmişlerdir

It was narrated from ‘Abbas bin ‘Abdul-Muttalib that he heard the Prophet (ﷺ) say:“When a person prostrates, seven parts of his body prostrate with him: His face, his two hands, his two knees, and his two feet.”

Sünen-i İbn Mâce No. 886 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا أَحْمَرُ، صَاحِبُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ إِنْ كُنَّا لَنَأْوِي لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِمَّا يُجَافِي بِيَدَيْهِ عَنْ جَنْبَيْهِ إِذَا سَجَدَ ‏.‏

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahabesi Ahmer (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secde ettiği zaman ellerini yanlarından çok uzaklaştırdığından dolayı, biz gerçekten Ona çok acıyorduk.

Ahmar, the Companion of the Messenger of Allah (ﷺ), narrated to us:“We used to feel sorry for the Messenger of Allah (ﷺ) because he took pains to keep his arms away from his sides when he prostrated.”

Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi ve Tahavi

Sünen-i İbn Mâce No. 887 Zayıf

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ الْبَجَلِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَيُّوبَ الْغَافِقِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَمِّي، إِيَاسَ بْنَ عَامِرٍ يَقُولُ سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، يَقُولُ لَمَّا نَزَلَتْ ‏{فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ}‏ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اجْعَلُوهَا فِي رُكُوعِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا نَزَلَتْ ‏{سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى}‏ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اجْعَلُوهَا فِي سُجُودِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Ukbe bin Amir el-Cüheni (radiyallahu anh)'den, şöyle demiştir: فسبح باسم ربك العظيم "-Fesebbih bi-ismi rabbiyel azim- = Öyleyse sen. Büyük Rabbinin adını tesbih et. " ) [Vakia 74] ayeti nazil olduğu zaman Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize : "Bu (ayetin mefhumu)nu rükunuzda kılın. " buyurdu. Sonra; سبح اسم ربك الأعلى ,Sebbih isme Rabbikel A’la = Yüce Rabbinin adını tesbih et. [A’la 1] ayeti nazil olunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize: "Bu (ayetin mefhumu)nu secdenizde kılın. " buyurdu.**

‘Uqbah bin ‘Amir Al-Juhani said:“When the following was revealed: ‘So glorify the Name of your Lord, the Most Great’,[69:52] the Messenger of Allah (ﷺ) said to us: ‘Say this in your Ruku’.’ And when the following was revealed: ‘Glorify the Name of your Lord, the Most High.’[87:1] the Messenger of Allah (ﷺ) said to us: ‘Say this in your prostrations.’”

Diğer tahric: İbn-i Hibban, Ahmed, Ebu Davud, el-Hakim, ve Darimi

Sünen-i İbn Mâce No. 888 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي الأَزْهَرِ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ إِذَا رَكَعَ: ‏"‏ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ‏"‏ ‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، وَإِذَا سَجَدَ قَالَ: ‏"‏ سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ‏"‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ‏.‏

Huzeyfe bin el-Yeman (r.a.)'dem rivayet edildiğine göre kendisi : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den; rüku'a gittiği zaman üç defa «Sübhane Rabbiye'I-Azim» ve secdeye gittiği zaman üç defa «Sübhane Rabbiye'l-A'la» dediğini (kulağıyla) işitmiştir."

It was narrated from Hudhaifah bin Al-Yaman that he heard the Messenger of Allah (ﷺ) say when he bowed:“Subhana Rabbiyal-‘Azim (Glory is to my Lord, the Most Great)” three times, and when he prostrated he said: “Subhana Rabbiyal-A’la (Glory is to my Lord the Most High)” three times

Diğer tahric: Ahmed, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Darimi Tirmizi de bunun bir benzerini rivayet ederek hasen - sahih olduğunu söylemiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 889 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ: ‏ "‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ. اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ‏"‏ ‏.‏ يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), rüku' ve secdesinde: سبحانك اللهم وبحمدك. اللهم اغفر لي –Sübhanek’allahumme vebi hamdike Allahumağfirli-çok söyleyerek Kur'an'ı tefsir ederdi."

It was narrated that ‘Aishah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) often used to say when bowing and prostrating: ‘Subhanak Allahumma wa bi hamdika, Allahummaghfir li (Glory be to You, O Allah, and praise; O Allah forgive me),’ following the command given by the Qur’an.”[Surat An-Nasr]

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai

Sünen-i İbn Mâce No. 890 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ يَزِيدَ الْهُذَلِيِّ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا رَكَعَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلْ فِي رُكُوعِهِ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ‏.‏ ثَلاَثًا فَإِذَا فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ تَمَّ رُكُوعُهُ وَإِذَا سَجَدَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلْ فِي سُجُودِهِ سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ثَلاَثًا. فَإِذَا فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ تَمَّ سُجُودُهُ، وَذَلِكَ أَدْنَاهُ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demişUr «Biriniz rüku'a gittiği zaman rüku'unda üç defa 'Sübhanerabbiye'l-Azim' desin. Çünkü böyle yaptığı zaman rüku'u tamamlanmış olur. Ve biriniz secde ettiği zaman secdesinde üç defa 'Sübhane Rabbiye'l-A'la' desin. Çünkü bunu yaptığı zaman secdesini tamamlamış olur. Bu (anılan) zikir, en azıdır.» Avn'ın sıka olduğu, Ahmed, İbn-i Muin, Nesai ve İcli tarafından bildirilmiştir. Buhari hariç, Kütüb-i Sitte'de rivayetleri vardır.

It was narrated that Ibn Mas’ud said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘When anyone of you bows, let him say in his bowing: “Subhana Rabbiyal-‘Azim (Glory is to my Lord, the Most Great)” three times; if he does that his bowing will be complete. And when anyone of you prostrates, let him say in his prostration, ‘Subhana Rabbiyal-A’la (Glory if to my Lord, the Most High)” three times; if he does that, his prostration will be complete, and that is the minimum.’”

Diğer tahric: Bezzar, Tirmizi ve Ebu Davud

Sünen-i İbn Mâce No. 891 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا سَجَدَ أَحَدُكُمْ فَلْيَعْتَدِلْ، وَلاَ يَفْتَرِشْ ذِرَاعَيْهِ افْتِرَاشَ الْكَلْبِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Biriniz secde ettiği zaman i'tidal etsin. Ve köpeğin yayılması gibi kollarını (yere) yaymasın.»

It was narrated that Jabir said:The Messenger of Allah (ﷺ) said: “When anyone of you prostrates let him be balanced in prostration, and not spread his arms as a dog does.”

Diğer tahric: Tirmizi, Ahmed ve İbn-i Huzeyme Tirmizi: Hadis, hasen - sahihtir. İlim ehli bununla amel ederek, secdede i'tidali seçer ve canavar gibi yere yayılmaktan kerahet ederler, demiştir, AÇIKLAMA 892’de

Sünen-i İbn Mâce No. 892 Sahih

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ اعْتَدِلُوا فِي السُّجُودِ، وَلاَ يَسْجُدْ أَحَدُكُمْ وَهُوَ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ كَالْكَلْبِ ‏"‏ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Secdede i'tidal ediniz. Sakın herhangi biriniz köpek gibi kollarını yayarak secde etmesin.» buyurdu

It was narrated from Anas bin Malik that the Prophet (ﷺ) said:“Be balanced in prostration; none of you should prostrate with his arms spread out like a dog.”

Sünen-i İbn Mâce No. 893 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ بُدَيْلٍ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ لَمْ يَسْجُدْ حَتَّى يَسْتَوِيَ قَائِمًا، فَإِذَا سَجَدَ فَرَفَعَ رَأْسَهُ، لَمْ يَسْجُدْ حَتَّى يَسْتَوِيَ جَالِسًا، وَكَانَ يَفْتَرِشُ رِجْلَهُ الْيُسْرَى ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), başını rüku'dan kaldırdığı zaman iyice doğrulup, ayakta durmadıkça secdeye gitmezdi ve secde edip başını kaldırdığı zaman, iyice doğrulup oturmadıkça (ikinci) secdeye gitmezdi. Oturduğu zaman sol ayağını iftiraş ederdi, (döşerdi.)

It was narrated that ‘Aishah said:“When the Messenger of Allah (ﷺ) raised his head from bowing, he would not prostrate until he had stood up straight. When he prostrated, he would raise his head and not prostrate again until he had sat up straight. And he used to spread out his left leg.”

Diğer tahric: Müslim AÇIKLAMA 896’da

Sünen-i İbn Mâce No. 894 Zayıf

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُقْعِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Ali (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana buyurdu ki: «İki secde arasında ik'a oturuşuyla oturma.»

It was narrated that ‘Ali said:The Messenger of Allah (ﷺ) said to me: “Do not squat between the two prostrations.”

Diğer tahric: Tirmizi AÇIKLAMA 896’da

Sünen-i İbn Mâce No. 895 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ ثَوَابٍ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ النَّخَعِيُّ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى، وَأَبِي، إِسْحَاقَ عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَا عَلِيُّ، لاَ تُقْعِ إِقْعَاءَ الْكَلْبِ ‏"‏ ‏.‏

Ali (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Ya Ali! Köpeğin ilf'a (denilen) oturuşu gibi ik'a oturuşuyla oturma.»

It was narrated that ‘Ali said:“The Prophet (ﷺ) said: ‘O ‘Ali, do not squat like a dog.’”

Diğer tahric: Tirmizi AÇIKLAMA 896’da

Sünen-i İbn Mâce No. 896 Mevzû

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا الْعَلاَءُ أَبُو مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ لِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا رَفَعْتَ رَأْسَكَ مِنَ السُّجُودِ فَلاَ تُقْعِ كَمَا يُقْعِي الْكَلْبُ ضَعْ أَلْيَتَيْكَ بَيْنَ قَدَمَيْكَ، وَأَلْزِقْ ظَاهِرَ قَدَمَيْكَ بِالأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu, demiştir : «Sen başını secdeden kaldırdığın zaman köpeğin ik'a ettiği gibi ik'a etme. Sağrılarını ayaklarının arasına al ve ayaklarının üst kısmını yere yapıştır.» Not: Zevaid'de: Bunun isnadında bulunan el-A-la'nın Enes (r.a.),den mevdu' hadisler rivayet ettiğini İbn-i Hibban ve el-Hakim söylemişlerdir, Buhari ve başkası: 0, münkerü'l-hadistir, demişlerdir, İbnü'l-Medeni de demiştir ki: 0, hadis uydurdu, denilmiştir. AÇIKLAMA (893, 894, 895, 896): Bu hadis zevaid türündendir. Hadislerde geçen ve konumuzu ilgilendiren bazı kelimeleri açıklayalım: İftiraş: Sol ayağı yere döşeyerek onun üzerinde oturmak ve sağ ayağı dikerek parmak uçlarını kıbleye çevirmektir. Tevekkür: Sağ ayağı dikerek parmak uçlarını kıbleye çevirmek ve sol ayağı yere döşeyerek sağ ayağın altına yerleştirip sağrılar üzerinde oturmaktır. Bu oturuşta sağ ayağın üst kısmı, sol ayağın alt kısmının üzerine gelmiş olur. İbn-i Zübeyr (r.a.), teverrük için ikinci bir ta'rif yapmıştır. Ona göre sağ ayağın üst kısmı yere gelecek şekilde ve üzerinde oturmadan yere yatırmak, sol ayağı sağ uyluğu ile baldırı arasına yerleştirmek ve mak'adı üzerine oturmaktır. Bu oturuşta sağ ayağın parmakları kıbleye çevrilmeyerek, üst kısımları yere gelecek şekilde yatırılır. İk'a: Mak'ad üzerinde oturup dizleri dikerek, altları yere gelecek şekilde ayakları yere koymak ve elleriyle yere dayanmaktır. Bu oturuş, köpek oturuşuna benzer. Aişe (r.a.)'in hadisinde, Nebi (s.a.v.)'in iki secde arasındaki oturuşunun iftiraş şeklinde olduğu bildirilmiştir. Ali (r.a.) ve Enes (r.a.)'in hadislerinden anlaşıldığına göre köpek oturuşuna benziyen ik'a oturuşu yasaklanmıştır. Biz önce namazdaki oturuşlarla ilgili, alimlerin görüşlerini nakledelim, ondan sonra ik'a meselesi üzerinde duralım: 1- Hanefi alimlerine göre namazdaki bütün oturuşlarda iftiraş şekli sünnettir. Kadınlar, ayaklarını sağ taraftan çıkararak sağrIları üzerinde otururlar. Hanefiler'in delili ise Müslim ve müellifin rivayet ettikleri Aişe (r.a.)'in 893 nolu hadisidir. Bir de namazını hatalı kılan a'rabi'nin meşhur hadisidir. O hadiste: "Oturduğun zaman sol ayağının üzerinde otur." buyurulmuştur. 2- Şafiiler'e göre namazda beş oturuş vardır: Birincisi: Secdeler arası oturuş; İkincisi: Her rek'atten sonra ayağa kalkmadan önce yapılan istirahat oturuşu; Üçüncüsü: Üç ve dört rek'atli namazlardaki ilk teşehhüd oturuşu; Dörduncüsü: Arkasında sehv secdesi yapılacak son oturuş; Beşincisi: Arkasında selam verilecek oturuş. Beşinci oturuşta teverrük, diğerlerinde de iftiraş etmek efdaldır. Şafiiler'iıı delili, Buhari. Ebu Davud ve başkalarının rivayet ettikleri Ebu Humeyd-i Saidi (r.a.) ile burada rivayet olunan Aişe (r.anha)'nın hadisidir. EI-Menhel yazarı, Şafiiler'in görüşünü anlatırken ilk teşehhüdde iftiraş ve son teşehhüdde teverrük oturuşunun hikmeti hakkında Şafiiler'in şunu söylediklerini nakleder: Bu oturuşlar, namazı hatırlamaya ve rek'at sayılarını karıştırmamaya daha yakındır. Hem de ilk teşehhüdün hafifletilmesi sünnettir. İftiraş edilerek oturulur ki; Bu oturuş kolayca ayağa kalkmak için daha müsaittir. Son teşehhüdü uzatmak sünnettir. Ondan sonra ayağa kalkmak da yoktur. Teverrük edilerek oturmak daha rahattır. Oturuşların değişik oluşunun şu faydası da vardır: Namaz esnasında cemaat'a yetişen kişi, imam'ı ve cemaatı oturuşta gördüğü zaman ilk ve son oturuştan hangisi olduğunu bilmiş olur. 3- Malikiler'e göre iki teşehhüdde de teverrük etmek müstahabtır. İki secde arasındaki oturuş da böyledir. Bunların deIili de Malik'in el-Muvatta'da Abdullah bin Ömer (r.a.)'in oğlu Abdullah'tan rivayet ettikleri hadistir. Bir de el-Kasim bin Muhammed'in, teşehhüddeki oturuşu Yahya bin Said ve arkadaşlarına anlatırken, teverrük şeklini ta'rif ettiğine dair Malik'in rivayetidir. 4- Hanbeliler'e göre iki teşehhüdlü namazın ilk teşehhüdünde iftiraş, son teşehhüdünde teverrük etmek ve tek teşehhüdlü namazda iftiraş etmek sünnettir. Hanbeli alimlerinden el-Muğni yazarı şöyle der: "Bizim delilimiz, Vail bin Hucr (r.a.)'in şu mealdeki hadisidir: "Nebi (s.a.v.) teşehhüd için oturunca sol ayağını yere döşedi ve sağ ayağını dikti." Bu hadiste, arkasında selam verilen teşehhüd ile selam verilmeyen teşehhüd arasında bir ayırım yapılmamıştır. İkinci delilimiz, Müslim'in Aişe (r.anh)'dan rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: Nebi (s.a.v.): ''Her iki rek'atte bir tahiyye vardır.'' buyururdu. Sol ayağını yere döşerdi, sağ ayağını da dikerdi." Bu iki hadis, her teşehhüdde iftiraş etmekle hükmederler. Son teşehhüd oturuşu, Ebu Humeyd (r.a.)'in hadisiyle bundan müstesnadır. Çünkü ikinci teşehhüdde Nebi (s.a.v.)'in teverrük ettiği bu hadisle sabittir. Şu da vardır ki: İkinci teşehhüdde teverrük etmenin sebebi, iki teşehhüdün birbirinden farklı kılınmasıdır. İçinde tek teşehhüd bulunan namazda teşehhüdlerin karışması endişesi olmadığına göre, farklı oturuş da söz konusu değildir. Beyan edilen görüşler, En efdal oturuşun tesbitiyle ilgilidir İk'a oturuşu hariç, nasıl oturulursa oturulsun namaz sahihtir. İk'a mes'elesine gelince: Bu babta geçen hadislerde köpeğin oturuşuna benzetilen ik'a oturuşu yasaklanmıştır. Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi'nin rivayet ettikleri bir hadiste Tavus (r.a.) demiştir ki: ''Biz, İbn-i Abbas (r.a.)'e ayaklar üzerinde ik'a (çömelmek) hakkında söz ettik. İbn-i Abbas (r.a.): 0, sünnettir, dedi. Biz Ona: Ama biz onu adama cefa görüyoruz, dedik. Bunun üzerine İbn-i Abbas (r.a.): ''Bilakis o, senin Nebinin sünnetidir,'' dedi." Bu hadis, iki secde arasında ökçeler üzerinde çömelmenin sünnet olduğuna delalet eder. Şu halde ik'a oturuşu iki türlüdür. Birinci çeşit ik'a, yukarıda anlatıldığı gibi köpek oturuşuna benzeyen ik'a'dır. Bu oturuş yasaktır. İkinci nev'i ik'a: Secdeler arasındaki oturuş da her iki ayağı dikerek, parmaklarını Kıbleye çevirmek ve topuklar üzerinde oturmaktır İbn-i Abbas (r.a.)'in: 'Nebi'imizin sünnetidir.' sözüyle kasdettiği İk'a budur. Beyhaki ve Kadi iyad, İbn-i Abbas (r.a.)'in hadisindeki ik'ayı böyle yorumlamışlardır. Kadi iyad'ın dediğine göre sahabilerden ve seleften bir cemaatın secdeler arasında bu şekilde oturduğu rivayet olunmuştur. EI-Menhel yazarı 'Secdeler arasında ik'a babı'nda özetle şöyle der: "Malik, Nehai, Hanefiler ve Hanbeliler: İk'a hangi şekilde ta'rif edilirse edilsin mekruhtur, demişlerdir. Bunların delilleri, Tirmizi ve İbn-i Mace'nin Ali (r.a.)'den rivayet ettikleri (894 ve 395 nolu) hadisler ile İbn-i Mace'nin Enes (r.a.)'den rivayet ettiği (896 nolu) hadistir. Bunlara göre bu hadislerdeki nehiy kerahet içindir. Çünkü diğer taraftan ik'a nın meşruluğuna delalet eden İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi vardır. Eğer İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi olmasaydı: Bu hadislerdeki nehiy, kerahet için değil haramlık içindir, diyeceklerdi. Bu babtaki hadisler ile İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi arasında görülen zahiri çelişkinin def edilmesi hususunda ihtilaf edilmiştir: Hattab i ve Maverdi: İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi, bu babtaki hadislerle mensuhtur. İbn-i Abbas (r.a.)'ın mensuhluğu duymadığı umulur, demişlerdir. Beyhaki, Kadi İyad, İbn-i Salih, Nevevi ve bir cemaat hadisleri uzlaştırmak için şöyle demişlerdir: Bu babtaki hadislerle yasaklanan ik'a, köpek oturuşuna benzeyen oturuştur. Yani mak'adı, elleri ve ayakların altını yere koyup dizleri dikmektir. İbn-i Abbas (r.a.)'ın sünnet olduğunu söylediği ik'a ise. ayakları dikerek, onlar üzerinde çömelmek ve dizleri yere koymaktır. En-NeyI yazarı: Anlatıldığı gibi, hadisleri uzlaştırmak gerekir. Zaten hadisler, bu uzlaştırmaya ışık tutar. Çünkü nehiy hadislerinde köpek oturuşuna benzetmek kaydı mevcuttur. İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisinde ise, ayaklar üzerinde ve parmak uçları üzerinde oturmak kaydı mevcuttur. Bu durumda mensuhluğa hükmetmek, bu kayıtlardan bir nevi gafIettir. Diğer taraftan hadis hahzları: Nehiy hadisleri ile İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisinin tarihleri meçhuldür, demişlerdir. Tarihler bilinmeyince mensuhluk yoluna gidilemez. Bir de şu var ki: Hadisleri uzlaştırmak mümkün iken mensuhluk yoluna gitmek yasaktır, demiştir. Yukarıda verilen ma'lumattan şu netice çıkıyor ki : İki secde arasında topuklar üzerinde çömelmek de iftiraş gibi meşrudur. Nevevi, el-Mühezzeb şerhinde şöyle demiştir: 'İbn-i Abbas (r.a.l ve İbn-i Ömer (r.a.)'in rivayet ettikleri ik'a oturuşu, Beyhaki'nin yorumladığı şekilde, yani topuklar üzerinde çömelmek oturuşu, Nebi (s.a.v.) tarafından yapılmıştır. Diğer taraftan Nebi (s.a.v.)'in iftiraş ettiği Ebu Humeyd (r.a.)'in ve ona muvafakat edenlerin rivayetleriyle sabittir. Şu halde ikisi de sünnettir. Ancak. Ebu Humeyd (r.a.)'in rivayet ettiği iftiraş sünneti daha meşhur ve ekseriyetle yapılanıdır. Çünkü bunu Ebu Humeyd (r.a.)'e rivayet ederken o sahabi onu doğrulamıştır. Vail bin Hucr (r.a.) ve başkası da rivayet etmiştir. Bu rivayetler Nebi (s.a.v.)'in iki secde arasında iftiraş oturuşuna devam ettiğine ve bu oturuşun sahabilerce meşhur olduğuna delalet eder. Bu sebeple iftiraş oturuşu tercihe şayan olup daha efdaldır. Bununla beraber topuklar üzerinde çömelmek de sünnettir. Nevevi'nin bahsettiği İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisi, Beyhaki'nin ondan rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: «İbn-i Ömer (r.a.) başını birinci secdeden kaldırdığı zaman ayak parmak uçlarının üzerinde otururdu ve: Bu oturuş sünnettendir.» derdi

It was narrated that Anas bin Malik said:“The Prophet (ﷺ) said to me: ‘When you raise your head from prostration, do not squat like a dog. Put your buttocks between your feet and let the tops of your feet touch the ground.”

Sünen-i İbn Mâce No. 897 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنِ الْمُسْتَوْرِدِ بْنِ الأَحْنَفِ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ ‏ "‏ رَبِّ اغْفِرْ لِي، رَبِّ اغْفِرْ لِي ‏"‏ ‏.‏

Huzeyfe r.a.’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'iki secde arasında(ki oturuşta) : «Rabbiğfirli, Rabbiğfirli » (Rabbim! Bnna mağfiret et, Rabbim! Bnna mağfiret et.) derdi

It was narrated from Hudhaifah that the Prophet (ﷺ) used to say between the two prostrations:“Rabbighfir li, Rabbighfir li (O Lord forgive me, O Lord forgive me).”

Sünen-i İbn Mâce No. 898 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ صَبِيحٍ، عَنْ كَامِلٍ أَبِي الْعَلاَءِ، قَالَ سَمِعْتُ حَبِيبَ بْنَ أَبِي ثَابِتٍ، يُحَدِّثُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ فِي صَلاَةِ اللَّيْلِ ‏ "‏ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَاجْبُرْنِي وَارْزُقْنِي وَارْفَعْنِي ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet'e göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece namazında iki secde arasında(ki oturuşta) رب اغفر لي وارحمني واجبرني وارزقني وارفعني «Rabbim! Beni bağışla, bana rahmet et. Beni (m kırıklarımı) düzelt. Beni rızıklandır ve beni (m derecelerimi) yükselt.» derdi. Not: Zevaid'de: Hadisin ricali sikadır; Fakat Habib bin Ebi Sabit tedlis ederdi. Ve bu hadisi an'aneyle rivayet etmiştir. Hadisin aslı Ebu Davud ve TirmizI'de vardır, denmiştir

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“When praying at night (Qiyamul-Lail), the Messenger of Allah (ﷺ) used to say between the two prostrations: ‘Rabbighfir li warhamni wajburni warzuqni warfa’ni (O Lord, forgive me, have mercy on me, improve my situation, grant me provision and raise me in status).’”

Sünen-i İbn Mâce No. 899 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ قَبْلَ عِبَادِهِ السَّلاَمُ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَعَلَى فُلاَنٍ وَفُلاَنٍ ‏.‏ يَعْنُونَ الْمَلاَئِكَةَ ‏.‏ فَسَمِعَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَقُولُوا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ فَإِذَا جَلَسْتُمْ فَقُولُوا التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ فَإِنَّهُ إِذَا قَالَ ذَلِكَ أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏.‏ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، وَحُصَيْنٍ، وَأَبِي، هَاشِمٍ وَحَمَّادٍ عَنْ أَبِي وَائِلٍ، وَعَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَأَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَمَنْصُورٍ، وَحُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، وَالأَسْوَدِ، وَأَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُعَلِّمُهُمُ التَّشَهُّدَ. فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Abdullah bin Mes'ud (r.a.j'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kıldığımız zaman (teşehhüd için oturduğumuzda) «Selam Allah'ın kullarına olsun» demeden önce «Selam Allah'a olsun, Selam Cebrail'e, Mikail'e, falan ve falan'a olsun» derdik. İbn-i Mes'ud ve arkadaşları (falan ve falan sözü ile) melekleri kasdederler. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizim böyle dediğimizi işitti bunun üzerine: «Selam Allah'a olsun demeyiniz. Çünkü şüphesiz Allah selamın kendisidir. Bunun için (teşehhüde) oturduğunuz zaman; التحيات للّه والصلوات والطيبات. السلام عليك أيها النبي ورحمة اللّه وبركاته. السلام علينا وعلى عباد اللَّه الصالحين. deyiniz. Çünkü kişi bunu söylediği zaman selam cümlesi gökte ve yerde bulunan her salih kula isabet eder.» أشهد أن لا إله إلا اللَّه، وأشهد أن مُحَمَّدأً عبده ورسوله "... Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine yöre: Kendisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellein)'den bunun mislini rivayet etmiştir." "... Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara teşehhüdü öğretirdi. Abdullah (r.a.) bu hadisin mislini zikretmiştir

It was narrated that ‘Abdullah bin Mas’ud said:“When we performed prayer with the Prophet (ﷺ) we said: ‘Peace be upon Allah from His slaves, peace be upon Jibra’il and Mika’il and so-and-so and so-and- so.’ The Messenger of Allah (ﷺ) heard us and said: ‘Do not say peace (Salam) be upon Allah, for He is As-Salam. When you sit (during prayer) say: At-Tahiyyatu lillahi was-salawatu wat-tayyibatu; as- salamu ‘alayka ayyuhan-Nabiyyu wa rahmatullahi wa barakatuhu; as- salamu ‘alayna wa ‘ala ‘ibadillahis-salihin (All compliments, prayers and good words are due to Allah; peace be upon you, O Prophet, and the mercy of Allah and His blessings; peace be upon us and upon the righteous slaves of Allah).” For as you say that it will reach every righteous slave in the heavens and on earth. (Then say:) “Ashhadu an la ilaha illallah wa ashhadu anna Muhammadan ‘abduhu wa Rasuluhu (I bear witness that none has the right to be worshipped but Allah, and I bear witness that Muhammad is His slave and Messenger).” (Another chain) with similar wording. (Another chain) that `Abdullah bin Mas`ud said: "The Prophet (ﷺ) used to teach us the Tashahhud." And he mentioned similarly

Sünen-i İbn Mâce No. 900 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، وَطَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ فَكَانَ يَقُولُ ‏ "‏ التَّحِيَّاتُ الْمُبَارَكَاتُ الصَّلَوَاتُ الطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Abbas (r.a.)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan sure öğrettiği gibi teşehhüdü öğretirdi. Ve teşehhüdü şöyle okurdu :

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to teach us the Tashah-hud as he used to teach us a Surah of the Qur’an. He used to say: ‘At-Tahiyyatul-Mubarakatus salawatut-tayyibatu lillah; As-salamu ‘alayka ayyuhan-Nabiyyu wa rahmatullahi wa barakatuhu; as-salamu ‘alayna wa ‘ala ‘ibadillahis-salihin. Ashhadu an la ilaha illallah wa ashhadu anna Muhammadan ‘abduhu wa Rasuluhu (All blessed compliments and good prayers are due to Allah; peace be upon you, O Prophet, and the mercy of Allah and His blessings; peace be upon us and upon the righteous slaves of Allah. I bear witness that none has the right to be worshipped but Allah and I bear witness that Muhammad is His slave and Messenger).’”

Sünen-i İbn Mâce No. 901 Sahih

حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ قَتَادَةَ، ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خَطَبَنَا وَبَيَّنَ لَنَا سُنَّتَنَا وَعَلَّمَنَا صَلاَتَنَا، فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا صَلَّيْتُمْ، فَكَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ، فَلْيَكُنْ مِنْ أَوَّلِ قَوْلِ أَحَدِكُمُ التَّحِيَّاتُ الطَّيِّبَاتُ الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، سَبْعُ كَلِمَاتٍ هُنَّ تَحِيَّةُ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize hitabede bulundu ve bize yolumuzu beyan etti. Bize namazımızı öğretti ve bu arada buyurdu ki : «Namaz kıldığınız zaman, biriniz (teşehhüd için) oturduğunda ilk sözü şu olsun :

It was narrated from Abu Musa Al-Ash’ari:“The Messenger of Allah (ﷺ) addressed us and explained the Sunnah for us, and he taught us our prayer. He said: ‘When you perform prayer, and you are sitting, let the first thing you say be: At-Tahiyyatut-tayyibatus-salawatu lillah; as-salamu ‘alayka ayyuhan-Nabiyyu wa rahmatullahi wa barakatuhu; as-salamu ‘alayna wa ‘ala ‘ibadillahis-salihin. Ashhadu an la ilaha illallah wa ashhadu anna Muhammadan ‘abduhu wa Rasuluhu (All compliments, good words and prayers are due to Allah; peace be upon you, O Prophet, and the mercy of Allah and His blessings; peace be upon us and upon the righteous slaves of Allah. I bear witness that none has the right to be worshipped but Allah and I bear witness that Muhammad is His slave and Messenger). Seven phrases which are the greeting of the prayer.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 902 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَيْمَنُ بْنُ نَابِلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏ "‏ بِاسْمِ اللَّهِ وَبِاللَّهِ، التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ أَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan sure öğretir gibi teşehhüdü öğretirdi:

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to teach us the Tashah-hud as he used to teach us a Surah from the Qur’an: ‘Bismillahi wa Billahi; at-tahiyyatu lillahi was-salawatu wat-tayyibatu lillahi; as-salamu ‘alayka ayyuhan- Nabiyyu wa rahmatullahi wa barakatuhu; as-salamu ‘alayna wa ‘ala ‘ibadillahis-salihin. Ashhadu an la ilaha illallah wa ashhadu anna Muhammadan ‘abduhu wa rasuluhu. As’alu Allahal-jannah, wa a’udhu billahi minannar (In the name of Allah and by the grace of Allah. All compliments are due to Allah and all prayers and good words are due to Allah. Peace be upon you, O Prophet, and the mercy of Allah and His blessings; peace be upon us and upon the righteous slaves of Allah. I bear witness that none has the right to be worshipped but Allah and I bear witness that Muhammad is His slave and Messenger. I ask Allah for Paradise and I seek refuge with Allah from the Fire).’”

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya