630 hadis bulundu · sayfa 17/32
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ الأَيْلِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنْ صَلاَةِ الْجُمُعَةِ أَوْ غَيْرِهَا، فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Cuma namazının veya başka namazın bir rek'atine yetişen kimse o namaza yetişmiş olur.»
It was narrated that Ibn ‘Umar said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Whoever catches one Rak’ah of Friday prayer or other than it, then he has caught the prayer.’”
Diğer tahric: Nesai ve Darekutni
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ إِنَّ أَهْلَ قُبَاءَ كَانُوا يُجَمِّعُونَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ الْجُمُعَةِ .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Kuba ehli Cum'a günü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (mescidine gelerek) beraberinde Cuma namazını kılarlardı. Not: Bunun senedindeki Nafi'nin ravisi olan Abdullah'ın zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmştir. (Nafi’nin ravisi ibn-i Ömer sahabe değil, Nafi’den sonraki ravi Abdullah b. Ömer’dir)
It was narrated that Ibn ‘Umar said:“The people of Quba’ used to pray with the Messenger of Allah (ﷺ) on Fridays.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، وَيَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنِي عَبِيدَةُ بْنُ سُفْيَانَ الْحَضْرَمِيُّ، عَنْ أَبِي الْجَعْدِ الضَّمْرِيِّ، - وَكَانَ لَهُ صُحْبَةٌ - قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ تَرَكَ الْجُمُعَةَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، تَهَاوُنًا بِهَا، طُبِعَ عَلَى قَلْبِهِ " .
Sahabilik şerefine mazhar olmuş olan Ebu'-Ca'd ed-Demri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir : «Her kim pek önemsemediğinden dolayı Cuma namazını üç defa terkederse kalbi mühürlenir.»
It was narrated that Abu Ja’d Ad-Damri who was a Companion said that the Prophet (ﷺ) said:“Whoever abandons Friday (prayer) three times, neglecting it, a seal will be placed over his heart.”
Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Beyhaki, Darimi ve Hakim
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَسِيدِ بْنِ أَبِي أَسِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ أَسِيدِ بْنِ أَبِي أَسِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ تَرَكَ الْجُمُعَةَ، ثَلاَثًا، مِنْ غَيْرِ ضَرُورَةٍ، طَبَعَ اللَّهُ عَلَى قَلْبِهِ " .
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Zaruret (şer'i özür) olmaksızın üç defa Cum'a namazını terkedenin kalbini Allah mühürler.» Not: İsnadının sahih ve ricaIinin sika olduklsırı Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Whoever abandons Friday (prayer) three times, for no necessary reason, Allah will place a seal over his heart.’”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مَعْدِيُّ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَلاَ هَلْ عَسَى أَحَدُكُمْ أَنْ يَتَّخِذَ الصُّبَّةَ مِنَ الْغَنَمِ عَلَى رَأْسِ مِيلٍ أَوْ مِيلَيْنِ، فَيَتَعَذَّرَ عَلَيْهِ الْكَلأُ، فَيَرْتَفِعَ. ثُمَّ تَجِيءُ الْجُمُعَةُ فَلاَ يَجِيءُ وَلاَ يَشْهَدُهَا وَتَجِيءُ الْجُمُعَةُ فَلاَ يَشْهَدُهَا. وَتَجِيءُ الْجُمُعَةُ فَلاَ يَشْهَدُهَا. حَتَّى يُطْبَعَ عَلَى قَلْبِهِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Herhangi birinizden hiç umulur mu ki: (Şehirden) bir iki mil uzakta, davar sürüsünü ittihaz etsin, orada ot temin imkansızlaşır da daha uzaklara gitsin, sonra Cuma namazı vakti olur da kendisi gelip kılmasın, (ikinci) Cuma olur da (yine) kılmasın, (üçüncü) Cuma olur da gelip kılmasın. (Hiç birinizden umulmayan bu hareket) nihayet (sahibinin) kalbinin mühürlenmesine sebep olur.» Not: Ravi Ma'dl bin Süleyman zayıf olduğundan isnac.tın zayıflığı Zevıiid'de belirtilmiştir
It was narrated that Abu Hurairah said:The Messenger of Allah (ﷺ) said: “What if one of you were to take a flock of sheep and look for grass for them one or two miles away, but he cannot find any at that distance, so he goes further away? Then (the time for) Friday comes but he does not attend it, then (another) Friday comes but he does not attend it, and (another) Friday comes but he does not attend it, until Allah places a seal on his heart.”
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا نُوحُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ أَخِيهِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ تَرَكَ الْجُمُعَةَ مُتَعَمِّدًا، فَلْيَتَصَدَّقْ بِدِينَارٍ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْ، فَبِنِصْفِ دِينَارٍ " .
Semure bin Cündüb (r.a.)'den rivayet edidiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Bile bile (bir) Cuma namazına gitmeyen kimse bir altını sadaka olarak versin, (buna) gücü yetmezse yarım altın tasadduk etsin.»
It was narrated from Samurah bin Jundab that the Prophet (ﷺ) said:“Whoever abandons Friday deliberately, let him give a Dinar in charity, and if he cannot afford that, then (let him give) half a Dinar.”
Diğer tahric: Nesai, Ebu Davud, Hakim ve Beyhaki de Semure (r.a.)'in bu hadisini değişik senedie rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ رَبِّهِ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ مُبَشِّرِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ عَطِيَّةَ الْعَوْفِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَرْكَعُ مِنْ قَبْلِ الْجُمُعَةِ أَرْبَعًا، لاَ يَفْصِلُ فِي شَىْءٍ مِنْهُنَّ .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan, şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Cum'a farzından önce dört rek'at namaz kılardı. Bu dört rekatın arasında selam vermezdi. Not: Zevaid'de: ,Bu isnad, zayıf raviler zincirinden kuruludur. Çünkü ravilerden Atiyye'nin zayıflığı hususunda ittifak edilmiştir, Haccac, tedlisçidir, Mübeşşir bin Ubeyd, Kezzabtır, İbnü'l-Velid olan Bakiyye de tedlisçidir, denmiştir
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Prophet (ﷺ) used to perform four Rak’ah before Friday (prayer), and he did not separate any of them.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنَ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ إِذَا صَلَّى الْجُمُعَةَ انْصَرَفَ فَصَلَّى سَجْدَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَصْنَعُ ذَلِكَ .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre : Cuma farzını kılınca (mescidden) dönüp giderdi de evinde iki rek'at namaz kılardı. Sonra demiştir ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), böyle yapardı.
It was narrated that when ‘Abdullah bin ‘Umar had prayed Friday, he went and prayed two Rak’ah in his house. Then he said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to do that.”
Diğer tahric: Müslim, Nesai ve Tirmizi AÇIKLAMA 1132’de
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ .
Salim'in babası (İbn-i Ömer) (r.a.)'den; şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). Cuma farzından sonra (evinde) iki rek'at namaz kılardı.
It was narrated from Salim, from his father, that the Prophet (ﷺ) used to pray two Rak’ah after Jumu’ah
Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Beyhaki AÇIKLAMA 1132’de
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو السَّائِبِ، سَلْمُ بْنُ جُنَادَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا صَلَّيْتُمْ بَعْدَ الْجُمُعَةِ، فَصَلُّوا أَرْبَعًا " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu; demiştir : ' «Cuma farzından sonra namaz kıldığınızda dört rek'at kılınız.»
It was narrated that Abu Hurairah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘If you pray after Friday, then pray four (Rak’ah).’”
Diğer tahric: Müsliın, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve Beyhaki
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى أَنْ يُحَلَّقَ فِي الْمَسْجِدِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ قَبْلَ الصَّلاَةِ .
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (r.a.)'den: şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü namaz'dan önce mescidde halka biçiminde oturmaktan nehiy etmiştir.
It was narrated from ‘Amr bin Shu’aib, from his father, from his grandfather, that the Messenger of Allah (ﷺ) forbade sitting in circles in the mosque on Fridays before the prayer
Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Ahmed
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ الاِحْتِبَاءِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ - يَعْنِي - وَالإِمَامُ يَخْطُبُ .
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin As) (radiyallahu anh)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü ihtiba biçiminde oturmaktan nehiy etmiştir. Ravi demiştir ki: Yani imam hutbe okurken. Not: Zevaid'de deniyor ki: Bu hadisin isnadındaki Bakiyye tedlisçidir. Onun şeyhi (Abdullah bin Vakidi)yi Tirmizi. sika saymışsa da meçhuldür
It was narrated from ‘Amr bin Shu’aib, from his father, that his grandfather said:“The Messenger of Allah (ﷺ) forbade Ihtiba’ (sitting with one's thighs gathered up against the stomach while wrapping one's arm or garment around them) on Fridays, meaning, when the Imam is delivering the sermon.”
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، جَمِيعًا عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ مَا كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلاَّ مُؤَذِّنٌ وَاحِدٌ. فَإِذَا خَرَجَ أَذَّنَ، وَإِذَا نَزَلَ أَقَامَ. وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ كَذَلِكَ. فَلَمَّا كَانَ عُثْمَانُ، وَكَثُرَ النَّاسُ، زَادَ النِّدَاءَ الثَّالِثَ عَلَى دَارٍ فِي السُّوقِ، يُقَالُ لَهَا الزَّوْرَاءُ. فَإِذَا خَرَجَ أَذَّنَ، وَإِذَا نَزَلَ أَقَامَ .
Saib bin Yezid (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yalnız bir tek müezzini vardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cuma günü minbere) çıktığı zaman müezzin ezan okurdu ve (hutbeden sonra minberden) indiği zaman ikamet getirirdi. Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) da (halifeyken) beyleydiler. Osman (r.a.) (halife) olunca ve cemaat çoğalınca çarşıdaki Zevra adlı bina üstünde üçüncü çağrıyı (şimdi okunmakta olan ilk ezanı) ilave etti. Osman (r.a.) minbere çıktığı zaman müezzin ezan okurdu ve minberden indiği zaman müezzin ikamet ederdi.
It was narrated that Sa’ib bin Yazid said:“The Messenger of Allah (ﷺ) had only one Mu’adh-dhin. When he came out he would give the Adhan and when he came down (from the pulpit) he would give the Iqamah. Abu Bakr and ‘Umar did likewise, but when ‘Uthman (became caliph) the numbers of people had increased, he added the third call from atop a house in the marketplace that was called Zawra’. When he came out (the Mu’adh-dhin) would call the Adhan, and when he came down from the pulpit, he would call the Iqamah
Diğer tahric: Buhari, Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud Buhari'nin rivayeti mealen şöyledir: "Cuma günü ilk nida (ezan) Resulullah (s.a.v.). Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) zamanlarında imam minbere oturduğu vakit başlardı. Osman (r.a.) (halife) olup halk da çoğalınca Zevra' üzerinde (okunan) üçüncü çağrıyı (ezanı) ilave etti
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ جَمِيلٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ أَبَانَ بْنِ تَغْلِبَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَامَ عَلَى الْمِنْبَرِ اسْتَقْبَلَهُ أَصْحَابُهُ بِوُجُوهِهِمْ .
Adiyy bin Sabit'in babası (Sabit) (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde hutbe için ayakta durduğu zaman Ashabı, yüzlerini O'na döndürürlerdi. Not: İsnaddaki ricalin sika oldukları, fakat hadisin mürsel olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from ‘Adi bin Thabit that his father said:“When the Prophet (ﷺ) stood on the pulpit, his Companions would turn to face him.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ فِي الْجُمُعَةِ سَاعَةً، لاَ يُوَافِقُهَا رَجُلٌ مُسْلِمٌ، قَائِمٌ يُصَلِّي، يَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا خَيْرًا، إِلاَّ أَعْطَاهُ " . وَقَلَّلَهَا بِيَدِهِ .
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Cum'a gününde öyle bir saat vardır ki O saate rastlıyarak onda namaz kılıp Allah'tan hayır dileyen her müslüman adam'ın dileğini Allah bahşeder.» buyurdu. Ve (O saatin) kısa olduğunu anlatmak için (mübarek) eliyle işaret etti. AÇIKLAMA 1139’da
It was narrated that Abu Hurairah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘On Friday there is a time when no Muslim man happens to stand in prayer at that time, asking Allah for good things, but He will give that to him.” And he gestured with his hand to indicate how short that time is
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ الْمُزَنِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: " فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ سَاعَةٌ مِنَ النَّهَارِ، لاَ يَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا الْعَبْدُ شَيْئًا إِلاَّ أُعْطِيَ سُؤْلَهُ " قِيلَ: أَىُّ سَاعَةٍ؟ قَالَ " حِينَ تُقَامُ الصَّلاَةُ إِلَى الاِنْصِرَافِ مِنْهَا " .
Amr bin Avf el-Müzeni (r.a.)'den. şöyle demiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Buyurdu ki: — «Cum'a günü gündüzünde bir saat vardır. Mu'min kul onda Allah'dan ne isterse behemehal onun dileği verilir.» — Hangi saattir? diye soruldu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Cum'a namazına ikamet edildiği zamandan, namazdan çıkılıncaya kadardır.» buyurdu. AÇIKLAMA 1139’da
Kathir bin ‘Abdullah bin ‘Amr bin ‘Awf Al-Muzani narrated from his father, that his grandfather said:“I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: ‘On Friday there is a time of the day during which no person asks Allah for something but He will give him what he asks for.’” It was said: ‘When is that time?’ He said: ‘When the Iqamah for prayer (is called), until the prayer ends.’”
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ، قَالَ قُلْتُ وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جَالِسٌ إِنَّا لَنَجِدُ فِي كِتَابِ اللَّهِ فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ سَاعَةٌ لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُؤْمِنٌ يُصَلِّي يَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ قَضَى لَهُ حَاجَتَهُ . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَأَشَارَ إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَوْ بَعْضُ سَاعَةٍ . فَقُلْتُ صَدَقْتَ، أَوْ بَعْضُ سَاعَةٍ . قُلْتُ: أَىُّ سَاعَةٍ هِيَ؟ قَالَ: " هِيَ آخِرُ سَاعَةٍ مِنْ سَاعَاتِ النَّهَارِ " قُلْتُ: إِنَّهَا لَيْسَتْ سَاعَةَ صَلاَةٍ . قَالَ: " بَلَى. إِنَّ الْعَبْدَ الْمُؤْمِنَ إِذَا صَلَّى ثُمَّ جَلَسَ، لاَ يَحْبِسُهُ إِلاَّ الصَّلاَةُ، فَهُوَ فِي صَلاَةٍ " .
Abdullaiı bin Selam (r.a.)'den; şöyle demiştir; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in oturduğu bir mecliste Ben dedim ki, Şüphesiz biz Allah'ın Kitabında (Tevrat'ta) şunu buluyoruz: Cum'a gününde öyle bir saat vardır ki onu denk getirerek onda namaz kılıp Allah'tan bir şey dileyen her mu'min kulun dileğini Allan bahşeder. SeIam demiştir ki: Bu sözüm üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yahut bir saatin bir parçasıdır.» diye bana işaret buyurdu. Ben : Doğru söyledin, (veya bir saatin bir parçasıdır) diye sözümü tashih ettim. (Bu arada) Ben: Bu saat hangi saattir? diye sordum. O: «Gündüz saatlarınm sonuncusudur.» buyurdu. Ben: Gündüzün son saati namaz saati değildir, dedim. O: «Hayır (namaz saatidir.) Çünkü mu'min kul namaz kıldığı ve namazdan sonra gelecek namaz vaktini beklemek niyetiyle yerinde oturduğu sürece şüphesiz o fazilet bakımından namaz içinde sayılır.» buyurdu." Not: Bu hadisin isnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir" AÇIKLAMA(1137, 1138, 1139): Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Buhari ve Müslim de rivayet. etmişlerdir. Nevevi bu hadisin şerhinde şöyle der: "Bir rivayette; قائم lafzı yoktur. Bir rivayette: "O kısa bir saattir,,., bir rivayette; "O saatin kısa olduğunu anlatmak üzere eliyle işaret etti.. denilmiştir. El-Kadı; 'Selef alimleri bu saatın vakti hususunda ihtilaf hususunda ihtilaf etmişlerdir. Keza; قائم يصلي cümlesinin manasında da ihtilaf etmişlerdir. Bazı alimler; Bu saat ikindiden sonra güneş batıncaya kadardır ve; يصلي'nin manası ''namaz kılar,. değil dua eder,. demektir. قائم 'nun manası da ''ayakta durur değil dua ve ibadete devam eder" demektir, demişlerdir. Bir kısım alimler de: İmamın minbere çıktığı zamandan namaz bitinceye kadar olan süredir, demişlerdir. Başka bir grup alim de : Cuma namazına kamet edildiği zamandan, namazdan çıkılıncaya kadar geçen süredir, demişlerdir. Bunlara göre; يصلي fiili namaz kılar anlamındadır. Bazıları da; Cuma gününün son saatidir, demişlerdir. Başka tür söyliyenler de vardır.demiştir. Kadı iyaz, sözlerine devamla; Yukarıda aldığım kavilleri açıklayan hadisler, Nebi (s.a.v.)'den rivayet edilmiştir. Bütün bu zamanların Mezkur saatin şumulüne girdiği anlamı kasdedilmiştir. Çünkü o sürenin çok az olduğu belirtilmiştir. Mezkur saat, bu vakitler esnasındadır, demiştir. Sahih olanı, hatta doğrusu Müslim'in Ebu Musa (r.a.)'dan merfu' olarak rivayet ettiği Nebi (s.a.v.)'in şu hadisi ile beyan edilenidir; ''imamın minbere oturduğu an ile namazın bitimi arasındaki süredir.'' Amr bin Avf (r.a.)'ın hadisini Tirmizi de rivayet etmiştir. Bu hadise göre mezku.r saat, Cuma namazına kamet edildiği an başlar ve namazın bitimi ile son bulur. Abdullah bin Selam (r.a.)'ın hadisi Zevaid türündendir. Buna göre mezkur saat, Cuma gündüzünün son saatidir. Ebu. Davud'un Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiği uzunca bir hadiste Abdullah bin Selam (r.a.)'ın hadisine kısmen benzeyen şu parça vardır: . "Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki: Ka'b bin el-Ahbar (r.a.), mezkur saatın yılda yalnız bir Cuma gününde. bulunduğunu söyledi. Ben: Hayır. Her. Cuma'da bu saat vardır, dedim. Ka'b (r.a.) Tevrat'ı tetkik ettikten sonra: Resulullah (s.a.v.) doğru söylemiş, dedi. Ben bilahere Ka'b (r.a.) ile aramızdaki konuşmayı Abdullah bin Selam (r.a.)'a anlattım. Abdullah (r.a.) : - Bu saatin hangi saat olduğunu bilirim dedi. Ebu Hureyre (r.a.) : - O saati bana bildir, dedim dedi. Bunun üzerine Abdullah (r.a.) : - Cuma gününün son saatidir, dedi. Ben: - Bu saat nasıl Cuma gününün son saatı olur? Oysaki ResuluIlah (s.a.v.) : "Bu saati denk getirerek onda namaz kılan bir kul... buyurmuştur. Halbuki şu dediğin saatte namaz kılınmaz, dedim. Abdullah (r.a.) : - Resulullah (s.a.v.) buyurmamış mı ki : "Bir yerde oturup namaz kılmak için bekliyen bir kimse, namaz kılınıncaya kadar namazda sayılır.''dedi. Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki : Ben: - Evet Resulullah (s.a.v.) öyle buyurmuştur, dedim. Abdullah (r.a.) da: - Bu odur, dedi." Ebu. Davud'dan mealini yukarıya aldığım Ebu.Hureyre (r.a.)'in hadis parçası dikkate alınırsa 1139 nolu Abdullah (r.a.)'ın hadisindeki: 'Bu saat hangi saattir? diye sordüm' sözünün AbduIlah (r.a.)'in olmayıp, ravisi olan Ebu Seleme'nin sözü olması ve buna verilen cevabın da Nebi (s.a.v.)'e ait olmayıp Abdullah bin Selam (r.a.)'a ait olması; keza bundan sonra devam eden karşılıklı konuşmanın bu iki zat'a ait bulunması muhtemeldir. Fakat terceme ederken bu ihtimalin açık bir belirtisi görülmediği için Mezkur konuşmayı AbduIlah bin Selam (r.a.) ile Nebi (s.a.v.) arasında cereyan etmiş olarak gösterdim. Zaten Mezkur saatin Cuma gününün son saati olduğuna dair merfu' rivayet vardır. Keza namaz kılmak için oturduğu yerde bekliyen kişinin fazilet bakımından namaz içinde sayıldığına dair merfu' rivayetler vardır. Tuhfetu'I-Ahvezi yazarı Mezkur saat hakkında şöyle der; "Alimler, bu saatin hangi saat olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Hafız İbn-i Hacer, eI-Fetih'te bu hususta kırktan fazla kavil rivayet ettikten sonra: Şüphe yok ki Mezkur kavillerin en kuvvetlisi, Ebu Musa (r.a.)'ın hadisi ile Abdullah bin Selam (r.a.)'ın hadisidir, demiştir. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisinden maksad; Mezkur saatın minber üzerinde oturduğu an ile namazın bitimi arasındaki süre olduğuna dair Müslim'in kendisinden rivayet ettiği hadistir. Abdullah bin Selam (r.a.)'ın hadisinden maksad da, Mezkur saatin, ikindiden sonra gün batışına kadar olan süre olduğuna dair Tirmizi, Ebu Davud ve başkalarının rivayet ettikleri Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi içinde bulunan Abdullah bin Selam (r.a.)'in hadisidir. El-Hafız İbn-i Hacer, Taberi'nin; Mezkur saat hakkında rivayet olunan hadisler içinde en sahihi, Ebu Musa (r.a.)'ın hadisidir ve bu saat hakkında soylenen kavillerin en meşhuru, Abdullah bin Selam (r.a.)'ın kavlidir, dediğini söylemiştir. Hafız, daha sonra; 'Bu iki hadisin dışında kalan rivayetler ya ikisine veya birisine muvafıktır yahud isnadı zayıftır veyahut mevkuftur. Nebi (s.a.v.)'in önceden bu saati bildiği, sonradan unutturulduğu yolundaki Ebu Said (r.a.)'in hadisi, bu iki hadise muarız değildir. Çünkü Beyhaki ve başkalarının rivayet ettiği gibi unutturulma olayı vuku' bulmadan önce Ebu Musa ve Abdullah bin Selam (r.a.)'ın Nebi (s.a.v.)'den işitmiş olmaları muhtemeldir. Bu iki rivayet'ten hangisinin daha kuvvetli olduğu hususunda da ihtilaf olmuştur. Müslim, Beyhaki, İbnü'l-Arabi ve bir cemaat Ebu Musa (r.a.)'ın hadisini tercih etmişlerdir. Ahmed, İbn-i Abdi'l-Ber, İshak, Şafii ve bir cemaat Abdullah bin Selam (r.a.)'ın hadisini tercih etmişlerdir. Said bin Mansur'un sahih bir senedIe Ebu Seleme bin Abdurrahman'dan rivayet ettiğine göre sahabilerden bir cemaat, toplanarak Mezkur saatin hangi saat olduğu hususunda müzakere etmişler, Cuma gününün son saati olduğunda ittifak ederek dağılmışlardır. Bazı alimler, her iki rivayeti fırsat bilerek bu iki saati iyice değerlendirme yolunu tercih etmişlerdir.'demiştir. Gazali de makbul saatin sabit olmayıp Cuma günü içinde dolaştığı yolundaki kavli tercih etmiştir. Muhibb-i Taberi ve İbn-i Asakir de bu görüşü paylaşmışlardır. Eı~Menheı yazarı da; Sahabilerin ve Tabiilerin cumhuruna göre bu saat, Cuma gününün son saatıdır, demiştir
It was narrated that ‘Abdullah bin Salam said:“I said, when the Messenger of Allah (ﷺ) was sitting: ‘We find in the Book of Allah that on Friday there is an hour when no believing slave performs prayer and asks Allah for anything at that time, but Allah will fulfill his need.’” ‘Abdullah said: “The Messenger of Allah (ﷺ) pointed to me, saying: ‘Or some part of an hour.’ I said: ‘you are right, or some part of an hour.’ I said: ‘What time is that?’ He said: ‘It is the last hours of the day.’ I said: ‘It is not the time of the prayer?’ He said: ‘Yes (it is so), when a believing slave performs prayer and then sits with nothing but the prayer keeping him, he is still in a state of prayer.’”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ الرَّازِيُّ، عَنْ مُغِيرَةَ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ ثَابَرَ عَلَى ثِنْتَىْ عَشْرَةَ رَكْعَةً مِنَ السُّنَّةِ، بُنِيَ لَهُ بَيْتٌ فِي الْجَنَّةِ. أَرْبَعٍ قَبْلَ الظُّهْرِ، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ الظُّهْرِ، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْمَغْرِبِ، وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعِشَاءِ، وَرَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْفَجْرِ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim (her gün şu) on iki rekat sünnet kılmaya devam ederse cennette onun için bir ev yapılır, öğle farzından önce dört rekat, öğle farzından sonra iki rekat, akşam farzından sonra iki rekat, yatsı farzından sonra iki rek'at ve sabah farzından önce iki rek'at. »
It was narrated that ‘Aishah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Whoever persists in performing twelve Rak’ah from the Sunnah, a house will be built for him in Paradise: four before the Zuhr, two Rak’ah after Zuhr, two Rak’ah after Maghrib, two Rak’ah after the ‘Isha’ and two Rak’ah before Fajr.’”
Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai AÇIKLAMA 1142’de
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ عَنْبَسَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ بِنْتِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ صَلَّى فِي يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ رَكْعَةً، بُنِيَ لَهُ بَيْتٌ فِي الْجَنَّةِ " .
Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)"in muhterem eşlerinden) Ümma Habibe bint-i Ebi Süfyan (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim (her) gün ve gecede on iki rek'at (sünnet) kılarsa cennette onun için bir ev yapılır.»
It was narrated from Umm Habibah bint Abi Sufyan that the Prophet (ﷺ) said:“Whoever performs twelve Rak’ah (of Sunnah) during the day and night, a house will be built for him in Paradise.”
Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ahmed, Hakim ve Beyhaki AÇIKLAMA 1142’de
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ الأَصْبَهَانِيِّ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ صَلَّى فِي يَوْمٍ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ رَكْعَةً بُنِيَ لَهُ بَيْتٌ فِي الْجَنَّةِ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْفَجْرِ وَرَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الظُّهْرِ وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ الظُّهْرِ وَرَكْعَتَيْنِ - أَظُنُّهُ قَالَ - قَبْلَ الْعَصْرِ وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْمَغْرِبِ - أَظُنُّهُ قَالَ - وَرَكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)*den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim (her) günde (farzdan başka şu) on iki rek'at (sünneti) kılarsa cennette onun için bir ev yapılır. İki rek'at sabah farzından önce, ikişer rek'at öğle farzından önce ve sonra, iki rek'at (zan ediyorum dedi ki) ikindi farzından önce, iki rek'at akşam farzından sonra ve iki rek'at (zan ediyorum dedi ki) yatsı farzından sonra.» Not: İsnadındaki İbnü'l-Asbahani'nin zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA (1140, 1141, 1142): Aişe (r.anha)'nın hadisini Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Ümmü Habibe (r.anha)'nın hadisini Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Ahmed, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Burada olduğu gibi bazı rivayetlerde bu rek'atlerin yerleri belirtilmemiştir. Tirmizi'nin rivayetinde bu yerler aynen Aişe (r.anha)'nın hadisindeki gibi zikredilmiştir. Nesai'nin rivayetinde de yerler zikredilmiştir. Şu farkla ki "Yatsı'dan sonra iki rek'at'' yerine "ikindiden önce iki rek'at'' denilmiştir. Ebu Hureyre (r.a.)'ın hadisini Nesai de rivayet etmiştir. Zevaid sahibinin bunu Zevaid türünden saymasının nedenini bilemedim. Bu hadiste gösterilen yerlerin Aişe (r.anha)'nın hadisindeki yerlerden farklı durumu, görüldüğü gibi bu hadiste öğle farzından önce iki rek'at gösterilmiş ve diğer iki rek'at yerine ikindiden önce iki rek'at gösterilmiştir. Toplam yine on iki rek'attir. EI-Menhel yazarı şöyle der: "Beş vakit farz namaz'a tabi sünnetlerin 12 rek'at olduğuna bu hadisler delildir. Hasen-i Basri'nin sabah namazından önceki iki rek'at ile akşam namazından sonraki iki rek'atın vucubuna dair kavli bu hadislerle reddedilmiştir. Ümmü Habibe (r.anha)'nın hadisindeki ihtilafı bilmiş oldunuz. Şöyle ki: Tirmizi'nin rivayetinde yatsı'dan sonraki iki rek'at var, ikindiden önceki iki rek'at yoktur. Nesai'nin rivayeti bunun tam aksinedir. Bu rivayetlerin tümünde anlatılan sünnetlerin hepsini tutmak sahihtir. Hepsi ile amel edilince günlük sünnet 14 rek'at olur. Halbuki anılan sevabın on iki rek'atle hasıl olduğu belirtilmiştir. Şöyle denilebilir. Rivayetler muhtelif olduğu için ondört rek'at kılınmadıkça Mezkur vakitlerde kılınması Resulullah (s.a.v.) tarafından emredilen on iki rek'at'ın kılındığı kesin söylenemez. Mezkur sünnetlere devam eden kimse için mükafat olarak cennette köşk yapılması, farzlarını eksiksiz yapması halindedir. Farzlarda noksanlığı varsa bu noksanlığı sünnet namazları ile doldurulur. Nitekim Ebu Hureyre (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadiste Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ''Kişinin tam kılmadığı farz namazların eksiklikleri onun kıldığı sünnetlerinden doldurulur ..'' FARZ'A BAĞLl SÜNNET NAMAZ HAKKINDA DÖRT MEZHEBİN GÖRÜŞLERİ : 1- Hanefi mezhebine göre beş vakit farz namaza bağlı sünnet namaz on iki rek'attir. Görüşleri Aişe (r.anha)'nın hadisine tamamen uyuyor. Yani sabah farzından önce iki, öğle farzından önce dört, farzdan sonra iki, akşam ve yatsı farzlarından sonra ikişer rek'attir. Bir de mendup olanı vardır. O da şunlardır: İkindi farzından önce iki veya dört rek'at, akşam farzından sonra altı rek'at, yatsı farzından önce ve sonra dörder rek'at. Öğleden önceki dört rek'at sünnet, yatsıdan önceki ve sonraki dörder rek'at bir selamla kılınır. Fakat ikindiden önceki dört rek'at ve akşamdan sonraki altı rek'at namazda iki rek'atten bir selam verilebildiği gibi hepsi bir selamla da kılınabilir. 2- Şafii mezhebine göre farz namazlara bağlı sünnetler, müekked ve gayr-i müekked olarak ikiye ayrılır. Müekked sünnetler, sabah farzından önce iki, öğle farzından önce ve sonra ikişer, akşam ve yatsı farzlarından sonra ikişer rek'at olmak üzere toplam on rek'attir. Bunların delili ise Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki'nin İbn-i Ömer(r.a.)'den rivayet ettikleri merfu' bir hadistir: Bu hadise göre Nebi (s.a.v.) öğleden önce, öğleden sonra, akşam ve yatsıdan sonra ikişer rek'ati evinde kılardı. Gayr-i müekked olan sünnet de şunlardır: Öğleden önce ve sonra (müekkedden başka) ikişer, ikindiden önce dört, akşam ve yatsı farzlarından önce ikişer rek'at olmak üzere toplam on iki rek'attir. 3- Maliki mezhebine göre farzlara tabi nafileler revatib ve gayr-i revatib olmak üzere ikiye ayrılır. Revatib : Öğle farzından önce ve sonra, ikindi farzından önce ve akşam farzından sonra kılınan nafilelerdir. Bunlar belirli bir sayı ile tahdit edilmemiştir. Lakin en efdalı, öğle farzından önce ve sonra dörder, ikindi farzından önce dört, akşam farzından sonra altı rek'attir. Bunlar kuvvetli mendup sayılır. Gayr-i Revatib ise, sabah farzından önce iki rek'attir. Buna rağibe denir. Rağibe. kuvvet bakımından sünnetten aşağı ve müstahabtan yukarıdır. Bir de yatsıdan sonra ve vitirden önce kılınan ve sefi'denilen nafile de gayr-i revatib sayılır. En az iki rek'attir. En çoğu için sınır yoktur. Bu namaz mendup türündendir. Vitir de gayr-ı revatibden sayılır ... 4- Hanbeli mezhebine göre vakit namazlarına bağlı sünnetler Ratibe ve Gayr-i ratibe olmak üzere ikiye ayrılır. Ratibeler aynen Şafii mezhebindekilerdir. Gayr-i ratibeler ise öğle farzından önce ve sonra dörder, ikindiden önce dört ve yatsıdan sonra dörder rek'attir
It was narrated that Abu Hurairah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Whoever performs twelve Rak’ah (of Sunnah) each day, a house will be built for him in Paradise: two Rak’ah before Fajr, two Rak’ah before the Zuhr, two Rak’ah after the Zuhr, two Rak’ah, I think he said, before ‘Asr, two Rak’ah after Maghrib, and I think he said two Rak’ah after the ‘Isha’.’”