Sahîh-i Buhârî: Kur’an’ın Faziletleri Bölümü

87 hadis bulundu · sayfa 4/5

Sahîh-i Buhârî No. 5037.2 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى، عَنْ هِشَامٍ، وَقَالَ، أَسْقَطْتُهُنَّ مِنْ سُورَةِ كَذَا‏.‏ تَابَعَهُ عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ وَعَبْدَةُ عَنْ هِشَامٍ‏.‏

Narrated Hisham:(The same Hadith as 6.556, adding): which I missed (modifying the Verses)

Sahîh-i Buhârî No. 5038 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقْرَأُ فِي سُورَةٍ بِاللَّيْلِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً كُنْتُ أُنْسِيتُهَا مِنْ سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gece adamın birini Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle buyurdu: Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zira bana, falanca sureden unutturulan şu, şu ayeti hatırlattı

Narrated Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) heard a man reciting the Qur'an at night, and said, "May Allah bestow His Mercy on him, as he has reminded me of such-and-such Verses of such-and-such Suras, which I was caused to forget

Sahîh-i Buhârî No. 5039 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا لأَحَدِهِمْ يَقُولُ نَسِيتُ آيَةَ كَيْتَ وَكَيْتَ‏.‏ بَلْ هُوَ نُسِّيَ ‏"‏‏.‏

Abdullah (ibn-i Mes'ud r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: "Birinin 'şu, şu ayeti unuttum' demesi ne kadar da kötü! Aslında o, unutturulmuştur." Fethu'l-Bari Açıklaması: Kur'an'ı unutmanın nasıl bir günah olduğu hususunda selef alimleri ihtilaf etmişlerdir. Bazıları, bunu büyük günahlar içinde saymıştır. Ebu Ubeyde Dahhak İbn Müzahim kanalıyla mevkuf olarak şunu nakletmiştir: "Kur'an'ı öğrenip sonra unutan herkes, kendi işlediği bir günaha düşmüştür. Çünkü Hak Teala şöyle buyurmaktadır: "Başınıza gelen bütün musibetleri kendi elinizle yaptınız!"(Şura 30) Kur'an'ı unutmak ise en büyük musibettir." Ebu'ı-A.ıiye'den de mevkuf olarak şöyle nakledilmiştir: "Birinin Kur'an'dan bir bölüm öğrenip sonra onu unutuncaya kadar uyumasını en büyük günahlardan biri olarak kabul ederdik." İbn Sırın kanalıyla nakledilen sahih bir rivayete göre ise sahabe, Kur'an'ı unutanıarı sevmez ve onlar hakkında ağır sözler sarfederdi

Narrated `Abdullah:The Prophet (ﷺ) said, "Why does anyone of the people say, 'I have forgotten such-and-such Verses (of the Qur'an)?' He, in fact, is caused (by Allah) to forget

Sahîh-i Buhârî No. 5040 Sahih

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ عَلْقَمَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الآيَتَانِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ مَنْ قَرَأَ بِهِمَا فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Mes'ud el-Ensari Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Her kim Bakara Suresi'nin sonunda bulunan iki ayeti bir gecede okursa, bu ayetler ona yeter

Narrated Abu Mas`ud al-Ansari:The Prophet (ﷺ) said, "If one recites the last two verses of Surat al-Baqarah at night, it is sufficient for him (for that night)

Sahîh-i Buhârî No. 5041 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ حَدِيثِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، أَنَّهُمَا سَمِعَا عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ، يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ فِي حَيَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَمَعْتُ لِقِرَاءَتِهِ فَإِذَا هُوَ يَقْرَؤُهَا عَلَى حُرُوفٍ كَثِيرَةٍ لَمْ يُقْرِئْنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكِدْتُ أُسَاوِرُهُ فِي الصَّلاَةِ فَانْتَظَرْتُهُ حَتَّى سَلَّمَ فَلَبَبْتُهُ فَقُلْتُ مَنْ أَقْرَأَكَ هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ تَقْرَأُ قَالَ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَقُلْتُ لَهُ كَذَبْتَ فَوَاللَّهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَهُوَ أَقْرَأَنِي هَذِهِ السُّورَةَ الَّتِي سَمِعْتُكَ، فَانْطَلَقْتُ بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقُودُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى حُرُوفٍ لَمْ تُقْرِئْنِيهَا وَإِنَّكَ أَقْرَأْتَنِي سُورَةَ الْفُرْقَانِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ يَا هِشَامُ اقْرَأْهَا ‏"‏‏.‏ فَقَرَأَهَا الْقِرَاءَةَ الَّتِي سَمِعْتُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَكَذَا أُنْزِلَتْ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اقْرَأْ يَا عُمَرُ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأْتُهَا الَّتِي أَقْرَأَنِيهَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَكَذَا أُنْزِلَتْ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ‏"‏‏.‏

Misver İbn Mahrame ve Abdurrahman İbn Abdulkariyy Ömer (b. el-Hattab)'ı şöyle derken işittiklerini nakletmişlerdir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken Hişam İbn Hakim İbn Hizam'ı Furkan suresini okurken işittim. Bir müddet okuyuşuna kulak verdim. Birden onun, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana öğretmediği birçok harf ile Kur'an okuduğunu fark edim. Neredeyse namazda iken yakasına yapışacaktım. Selam verinceye kadar bekledim. Sonra hemen elbisesini boynuna dolayarak onu yakaladut!. Ona, Biraz önce okuduğun ve benim de senden işittiğim sureyi sana kim öğretti diye?' sordum. 'Bana bunu Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğretti' diye cevap verdi. Bunun üzerine 'yalan söylüyorsun! Allah'a and olsun ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem senden dinlediğim bu sureyi bana da öğretti' dedim. Sonra onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm ve: 'Ey Allah'ın Elçisi! Bu adamın Furkan suresini bana öğretmediğin harflerle okuduğunu işittim. Bu sureyi bana sen öğretmiştin' diye şikayette bulundum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ey Hişam! Oku!' dedi. O da kendisinden işittiğim şekilde okudu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'bu sure bu şekilde nazil oldu' buyurdu. Sonra bana 'Ey Ömer! Sen de oku!' dedi. Ben de bana öğrettiği şekilde okudum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine 'Bu sure bu şekilde nazil oldu' buyurdu. Sonra şöyle dedi: Bu Kur'an yedi harf üzere nazil oldu. Bundan kolayınlza geleni okuyun

Narrated `Umar bin Khattab:I heard Hisham bin Hakim bin Hizam reciting Surat-al-Furqan during the lifetime of Allah's Messenger (ﷺ), and I listened to his recitation and noticed that he recited it in several ways which Allah's Messenger (ﷺ) had not taught me. So I was on the point of attacking him in the prayer, but I waited till he finished his prayer, and then I seized him by the collar and said, "Who taught you this Surah which I have heard you reciting?" He replied, "Allah's Messenger (ﷺ) taught it to me." I said, "You are telling a lie; By Allah! Allah's Messenger (ﷺ) taught me (in a different way) this very Surah which I have heard you reciting." So I took him, leading him to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I heard this person reciting Surat-al-Furqan in a way that you did not teach me, and you have taught me Surat-al-Furqan." The Prophet said, "O Hisham, recite!" So he recited in the same way as I heard him recite it before. On that Allah's Messenger (ﷺ) said, "It was revealed to be recited in this way." Then Allah's Messenger (ﷺ) said, "Recite, O `Umar!" So I recited it as he had taught me. Allah's Messenger (ﷺ) then said, "It was revealed to be recited in this way." Allah" Apostle added, "The Qur'an has been revealed to be recited in several different ways, so recite of it that which is easier for you

Sahîh-i Buhârî No. 5042 Sahih

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَارِئًا يَقْرَأُ مِنَ اللَّيْلِ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً، أَسْقَطْتُهَا مِنْ سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mescid'de bir gece Kur'an okuyan birini dinledi. Sonra şöyle buyurdu: Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zira falanca sureden unuttuğum şu şu ayeti bana hatırlattı. " Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! bu başlık ile sureleri isimleriyle birlikte zikretmeyi iyi karşılamayanlara cevap vermek istemiştir. Bunu iyi karşılamayanlar falanca sure ifadesi yerine, şu şu konuların zikredildiği sure demeyi uygun görmüşlerdir. Hac Bölümü'nde şöyle bir rivayet geçmişti: "A'meş, Haccac İbn Yusuf'un minberde 'şu, şu konuların zikredildiği sure' dediğini işitmiş ve Ebu Mes'Od hadisi ile ona karşı çıkmıştı." Kadı [yaz şöyle demiştir: "Ebu Mes'Od'dan nakledilen hadis, Bakara suresi örneğinde olduğu gibi, sureleri isimleri ile birlikte söyleyenler için delil teşkil eder. Alimler bu konuda farklı yorumlar yapmışlardır. Bazıları bunu caiz görürken, diğer bazıları ise mekruh kabul demiştir. Bunun yerine şu, şu konuların zikredildiği sure denmesini uygun görmüşlerdir." Hac Bölümü'nde re my/şeytan taşlama ile ilgili konularda İbrahim en-Nehaı'nin, Haccac'ın "Bakara suresi demeyin!" sözünü reddettiği ve ona itirazda bulunduğu nakledilmişti. Müslim'in rivayetinde ise, böyle demenin sünnet olduğu geçmektedir. Ayrıca o Ebu Mes'ud hadisine de yer vermiştir. Delil bakımından bundan daha güçlü olanı, İmam Buharı'nin bizzat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklettiği ifadelerdir. Nitekim bu konuda birçok sahih hadis nakledilmiştir. İmam Nevevı "el-Ezkar" adlı kitabında şöyle demiştir: "Bakara suresi demek caizdir." Bu şekilde Ankebut suresine kadar sure isimlerini sıraladıktan sonra "diğer sureler hakkında da aynı şey geçerlidir. Bu şekilde bir ifade kesinlikle mekruh değildir. Selef alimlerinden bazıları bunun mekruh olduğunu söylemiştir. Ancak doğrusu bunun mekruh olmadığıdır. Nitekim çoğunluk da bu kanaattedir]

Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) heard a reciter reciting, the Qur'an in the mosque at night. The Prophet (ﷺ) said, "May Allah bestow His Mercy on him, as he has remind ed me of such-and-such Verses of such and-such Suras, which I missed

Sahîh-i Buhârî No. 5043 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا وَاصِلٌ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ غَدَوْنَا عَلَى عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ رَجُلٌ قَرَأْتُ الْمُفَصَّلَ الْبَارِحَةَ‏.‏ فَقَالَ هَذًّا كَهَذِّ الشِّعْرِ، إِنَّا قَدْ سَمِعْنَا الْقِرَاءَةَ وَإِنِّي لأَحْفَظُ الْقُرَنَاءَ الَّتِي كَانَ يَقْرَأُ بِهِنَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثَمَانِيَ عَشْرَةَ سُورَةً مِنَ الْمُفَصَّلِ وَسُورَتَيْنِ مِنْ آلِ حم‏.‏

Ebu Vail, Abdullah [İbn Mes'ud]'dan şöyle rivayet etmiştir: "(Ebu Vail der ki) Bir sabah Abdullah İbn Mes'ud'un yanına gittik. Adamın biri 'dün gece Mufassal sureleri okudum' dedi. Bunun üzerine İbn Mes'ud şöyle dedi: Hızlıca şiir okur gibi mi?! Biz kıraatı dinleyerek öğrendik. Ben uzunluk ve kısalık bakımından birbirine yakın sureleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem okurken ezberledim. Bu surelerin on sekizi Mufassal surelerden, ikisi ise elif lam mım Hamım diye başlayan surelerdendi

Narrated Abu Wail:We went to `Abdullah in the morning and a man said, "Yesterday I recited all the Mufassal Suras." On that `Abdullah said, "That is very quick, and we have the (Prophet's) recitation, and I remember very well the recitation of those Suras which the Prophet (ﷺ) used to recite, and they were eighteen Suras from the Mufassal, and two Suras from the Suras that start with Ha Mim

Sahîh-i Buhârî No. 5044 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ فِي قَوْلِهِ ‏{‏لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ‏}‏ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَزَلَ جِبْرِيلُ بِالْوَحْىِ وَكَانَ مِمَّا يُحَرِّكُ بِهِ لِسَانَهُ وَشَفَتَيْهِ فَيَشْتَدُّ عَلَيْهِ وَكَانَ يُعْرَفُ مِنْهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ الآيَةَ الَّتِي فِي ‏{‏لاَ أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ‏}‏ ‏{‏لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ * فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ‏}‏ فَإِذَا أَنْزَلْنَاهُ فَاسْتَمِعْ ‏{‏ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ‏}‏ قَالَ إِنَّ عَلَيْنَا أَنْ نُبَيِّنَهُ بِلِسَانِكَ‏.‏ قَالَ وَكَانَ إِذَا أَتَاهُ جِبْرِيلُ أَطْرَقَ، فَإِذَا ذَهَبَ قَرَأَهُ كَمَا وَعَدَهُ اللَّهُ‏.‏

İbn Abbas "(Resulüm!) Vahyi çabucak okumak için dilini kımıldatma!"(Kıyame 16) ayeti hakkında şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cebrail A.S. kendisine vahiy getirdiği zaman, vahiyle birlikte dilini ve dudaklarını hareket ettirirdi. Bu durum onun için son derece zordu. Onun bu hali herkes tarafından bilinmekte idi. Derken Allah Teala "Kıyamet gününe yemin ederim"(Kıyame 1) diye başlayan suredeki, "(Resulüm!) Vahyi çabucak okumak için dilini kımıldatma! Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize aittir, ayetlerini indirdi. "(Kıyame 16-17) Yani bu Kur'anı hafızanda toplamak ve okutmak bize aittir. "O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et!"(Kıyame 18) Yani biz onu indirdiğimiz zaman, onu dinle! "Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir. "(Kıyame 19) Yani onu senin dilinle açıklamak bize aittir. Bundan böyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cebaril aleyhisselam ona geldiği zaman bakışlarını indirip sustu. Cebrall aleyhisseJam gittiği zaman ise tıpkı Allah'ın vad ettiği gibi okudu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Öyle anlaşılıyor ki, İmam BuhMi, bu başlık ile, tertil ile ilgili ayet in seleften nakledilen tefsirlerine işaret etmiştir. Mesela; İmam Taberi sahih bir senetle Mücahid'den "Kur'an'ı tane taneterlil ile oku!" ayetinin tefsiri hakkında şunu nakletmiştir: "Yavaş yavaş,bir kısmını diğerinin peşinden getir." Katade'den de "tam olarak açıkla!" yorumunu nakletmiştir. Kur'an'ın tane tane okunması emri her ne kadar farz olmasa da, müstehap bir ameldir. "Kur'an'ı hızlıca şiir okur gibi okumak mekruhtur." Öyle anlaşılıyor ki, İmam Buharı, bu ifade ile tane tane Kur'an okumanın müstehap olmasının hızlı okumanın mekruh olduğu anlamına gelmeyeceğine işaret etmiştir. Çünkü bazı harflerin yutulması veya mahreçlerine uygun telaffuz edilmemesi şeklinde zuhur eden okuma mekruhtur. "İbn Abbas oI.:J )/feraknahu ifadesini ol:.L,.2j/fessalnahu şeklinde tefsir etmiştir." Ebu Ubeyd, Mücahid kanalıyla şu rivayeti nakletmiştir: Adamın biri İbn Abbas'a, aynı sürede kıyam, rukü ve secdede kalan iki adamdan birinin sadece Bakara suresini, diğerinin ise hem Bakara hem de Al-i İmran suresini okuduğunu bildirip bunlardan hangisinin faziletli olduğunu sordu. İbn Abbas, 'sadece Bakara suresini okuyan daha faziletlidir' diye cevap verdikten sonra "Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dıira dura okuyasın diye (ayet ayet, sure sure) ayırdık"(İsra 106) ayetini okudu." Ebu Hamza kanalıyla da şu rivayeti nakletmiştir: "İbn Abbasla Iben hızlı okuyan biriyim. Üç günde Kur'anlı hatmederiml dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: Bakara suresini tane tane ve manalarını düşünerek okumam senin söylediğin gibi okumamdan daha hayırlıdır." İbn Ebı Davı.1d başka bir senetle Ebu Hamzaldan şunu nakletmiştir: "İbn Abbasla 'ben hızlı okuyan biriyim. Kur'anlı bir gecede hatmederiml dedim. Bunun üzerine o, şöyle dedi: [Bir gecede] bir sure okumak benim için daha sevimlidir. İlle de çok Kur'an okuyacaksan, kulaklarının işitip kalbinin de manalarını idrak edeceği tarzda oku!" İşin özü, hızlı ve yavaş okumanın her birinin kendisine özgü fazileti vardır. Ancak, hızlı okuyanın, mutlaka gerekli olan harf, hareke ve sükunlara riayet etmesi gerekir. Bu okuyuşlardan birinin diğerine üstün veya eşit olması mümteni değildir. Zira yavaş yavaş okuyan kimse, eşsiz bir mücevheri tasadduk etmiş birine benzer. Hızlı okuyan ise, bir çok mücevheri tasadduk edene benzer. Ancak onun tasadduk ettiği mücevherlerin kıymeti, bir eşsiz mücevherin kıymeti kadardır. Bazen de, bir mücevher birçok mücevherden çok daha kıymetli olur. Bazen de bunun tam tersi olur

Narrated Ibn `Abbas:Regarding His (Allah's) Statement:-- 'Move not your tongue concerning (the Qur'an) to make haste therewith.' (75.16) And whenever Gabriel descended to Allah's Messenger (ﷺ) with the Divine Inspiration, Allah's Messenger (ﷺ) used to move his tongue and lips, and that used to be hard for him, and one could easily recognize that he was being inspired Divinely. So Allah revealed the Verse which occurs in the Surah starting with "I do swear by the Day of Resurrection.' (75.1) i.e. 'Move not your tongue concerning (the Qur'an) to make haste then with. It is for Us to collect it (in your mind) (O Muhammad) an give you the ability to recite it 'by heart.' (75.16-17) which means: It is for us to collect it (in your mind) and give you the ability to recite it by heart. And when We have recited it to you (O Muhammad) through Gabriel then follow you its recital. (75.18) means: 'When We reveal it (the Qur'an) to you, Listen to it.' for then: It is for Us to explain it and make it clear to you' (75.19) i.e. It is up to Us to explain it through your tongue. So, when Gabriel came to him, Allah's Messenger (ﷺ) would listen to him attentively, and as soon as Gabriel left, he would recite the Revelations, as Allah had promised him

Sahîh-i Buhârî No. 5045 Sahih

حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَأَلْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ عَنْ قِرَاءَةِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَقَالَ كَانَ يَمُدُّ مَدًّا‏.‏

Katade'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Enes İbn Malik'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nasıl Kur'an okuduğunu sordum. 'İyice uzatarak okurdu' diye cevap verdi." Hadisin geçtiği diğer yer:

Narrated Qatada:I asked Anas bin Malik about the recitation of the Prophet. He said, "He used to pray long (certain sounds) very much

Sahîh-i Buhârî No. 5046 Sahih

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سُئِلَ أَنَسٌ كَيْفَ كَانَتْ قِرَاءَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَقَالَ كَانَتْ مَدًّا‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ، يَمُدُّ بِبِسْمِ اللَّهِ، وَيَمُدُّ بِالرَّحْمَنِ، وَيَمُدُّ بِالرَّحِيمِ‏.‏

Katade'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Enes'e 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl Kur'an okurdu?' diye sordular. O da 'uzatılması gereken yerleri uzatarak okurdu' şeklinde cevap verdikten sonra besmeleyi okudu. بسم الله Bismillahi, الرحمن الرحيم iler-Rahman i ve iler-Rahim kelimelerini uzattı." Fethu'l-Bari Açıklaması: Kur'an okurken yapılan uzatma (med) iki türlüdür: a) Asli Med: Kendisinden sonra elif, vav ve ya harflerinden biri gelen harf, bir elif miktarı çekilerek okunur. b) Gayr-i Asli Med: Kendisinden sonra elif, vav ve ya harflerinden birinin geldiği, bunlardan sonra da hemzenin geldiği durumlarda söz konusu olan medde denir. Bu meddin, muttasıl ve munfasıl olmak üzere iki kısmı vardır. Eğer bu bahsettiğimiz durum, aynı kelime içinde olursa buna muttasıl, iki kelime arasında meydana gelirse buna da munfasıl denir. Asli med, elif, vav ve ya harfleri bulunduğu zaman aşırıya kaçmadan bir elif miktarı uzatılarak okunur. Gayr-i asli med ise aşırıya kaçmamak şartı ile bundan daha fazla uzatılır. Normalolan, bu med sayesinde asli meddin iki katı kadar uzatmaktır. Bundan biraz daha fazla uzatılabilir. Ancak bundan daha az uzatılması iyi değildir. Bu konu başlığı ile asli med kastediimiştir

Narrated Qatada:Anas was asked, "How was the recitation (of the Qur'an) of the Prophet?' He replied, "It was characterized by the prolongation of certain sounds." He then recited: In the Name of Allah, the Most Beneficent, the Most Merciful prolonging the pronunciation of 'In the Name of Allah, 'the most Beneficent,' and 'the Most Merciful

Sahîh-i Buhârî No. 5047 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو إِيَاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ وَهْوَ عَلَى نَاقَتِهِ ـ أَوْ جَمَلِهِ ـ وَهْىَ تَسِيرُ بِهِ وَهْوَ يَقْرَأُ سُورَةَ الْفَتْحِ أَوْ مِنْ سُورَةِ الْفَتْحِ قِرَاءَةً لَيِّنَةً يَقْرَأُ وَهْوَ يُرَجِّعُ‏.‏

Abdullah İbn Muğaffel'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, devesi üzerinde yolda giderken Kur'an okuduğunu gördüm. Devesiyle ilerlerken Fetih suresini (veya Fetih suresinden bazı ayetleri) yumuşak yumuşak okuyordu. Bu arada terci' yapıyordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Terci'; Kur'an okurken hareke türlerinin birbirine yakın olması anlamına gelir. Bu kavramın asıl anlamı, tekrarlamaktır. Sesin terd' edilmesi, boğazda tekrarlanması anlamına gelir. Nitekim ileride Kitabu't-Tevhid'de Abdullah İbn Muğaffel'den nakledilecek hadiste bu şekilde açıklanacaktır. Söz konusu rivayette şöyle geçmektedir: "Tır önce fethalı hemze, ondan sonra sakin elif, daha sonra ise diğer hemze ... " Alimler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in neden böyle okuduğu hakkında iki görüş beyan etmişlerdir: a) Devenin kendisini sarsmasından dolayı böyle okumuştur. b) Meddi yerinde işba' etmiştir. Bu yüzden bu durum meydana gelmiştir. Bu ikinci görüş, hadisin akışına daha uygundur. Çünkü bu hadisin bir rivayetinde "Eğer insanların başımıza toplanmayacağım bilseydim, size bu şekilde nağmeli okurdum" şeklinde bir ifade yer almaktadır. Terd' bunun dışındaki yerlerde de sabit olmuştur. Ebu Muhammed İbn Ebı Cemra şöyle demiştir: "Tercl'; okuyuşu güzelleştirmek demektir, name yaparak şarkı söyler gibi okumak manasına gelmez. Çünkü name yaparak şarkı söyler gibi Kur'an okumak, tilavetin esas gayesi olan huşı.1 ile çelişir." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Nebi s.a.v. ibadet halini her zaman sürdürmüştür. Çünkü, deve üzerinde seyir halindeyken bile Kur'an okumakla yapılan ibadetten geri kalmamıştır. 2- Nebi s.a.v.'in açıktan Kur'an okuması, gafilleri uyarmak ve bilmeyenlere öğretmek gayesinin güdüldüğü kimi zamanlarda, ibadetlerin açıktan yapılmasının gizli yapılmasından daha faziletli olduğunu gösterir

Narrated `Abdullah bin Mughaffal:I saw the Prophet (ﷺ) reciting (Qur'an) while he was riding on his she camel or camel which was moving, carrying him. He was reciting Surat Fath or part of Surat Fath very softly and in an Attractive vibrating tone

Sahîh-i Buhârî No. 5048 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو يَحْيَى الْحِمَّانِيُّ، حَدَّثَنَا بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ ‏ "‏ يَا أَبَا مُوسَى لَقَدْ أُوتِيتَ مِزْمَارًا مِنْ مَزَامِيرِ آلِ دَاوُدَ ‏"‏‏.‏

Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle demiştir: "Ey Ebu Musa! Sana Davud Nebi'in mizmarından (namelerinden) bir mizmar (name) verilmiştir."

Narrated Abu Musa:That the Prophet (ﷺ) said to him' "O Abu Musa! You have been given one of the mazamir (sweet melodious voices) of the family of David

Diğer tahric edenler: Tirmizi Menakib; Müslim, Salt-ül Müsafirin Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kur'an ile teğanni etmeyen kimse" başlığı altında güzel sesli kimselerden Kur'an dinlemenin müstehap olduğu konusunda icma bulunduğu nakledilmiştir. İbn Ebi Davı1d İbn Ebi Müseccea kanalıyla şunu nakletmiştir: "Hz. Ömer, güzel sesli bir genci güzel sesinden dolayı topluluk içinde öne geçirirdi

Sahîh-i Buhârî No. 5049 Sahih

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ الْقُرْآنَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ آقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي ‏"‏‏.‏

Abdullah [İbn Mes'ud]'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'bana Kur'an oku!' dedi. Ben hayretle, 'Kur'an sana inmişken ben mi sana Kur'an okuyacağım!' dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Kur'an'! başkalarından duymak hoşuma gidiyor." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal şöyle demiştir: "Nebi s.a.v. başkalarından Kur'an dinlemeyi sevmesi, muhtemelen Kur'an'ı arz etmenin sünnet olmasından ileri gelir. Belki de, onu düşünüp iyice anlamak gayesinden kaynaklanır. Çünkü dinleyen daha iyi düşünür. Zira dinleyen, kıraat ve kıraat hükümlerine riayet etmekle meşgulolan okuyandan daha rahat bir konumdadır. Ancak, Hz. Nebi'in Ubey İbn Ka'b'a Kur'an okuması bunun dışındadır. Nitekim bu konu Menakıb bölümünde geçmiştir. Çünkü burada Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, nasılokuyacağım, harflerin mahreçlerini nasıl çıkaracağını öğretmek istemiştir. Bu hadisin açıklaması, "Kur'an Okurken Ağlamak" başlığı altında yapılacaktır

Narrated `Abdullah:That the Prophet (ﷺ) said to him, "Recite the Qur'an to me." `Abdullah said, "Shall I recite (the Qur'an) to you while it has been revealed to you?" He said, "I like to hear it from others

Sahîh-i Buhârî No. 5050 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ آقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأْتُ سُورَةَ النِّسَاءِ حَتَّى أَتَيْتُ إِلَى هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا‏}‏ قَالَ ‏"‏ حَسْبُكَ الآنَ ‏"‏‏.‏ فَالْتَفَتُّ إِلَيْهِ فَإِذَا عَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ‏.‏

Abdullah İbn Mes'ud şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bana Kur'an oku!" dedi. Ben hayretle, "Kur'an sana inmişken ben mi sana Kur'an okuyacağım!" dedim. O da, "Evet" dedi. Nihayet en-Ni'sa suresini okumaya başladım. Derken "Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!"(Ntsa 41) ayetine geldim. Hesulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şimdilik yeter" buyurdu. Ona döndüğüm zaman birden göz yaşlarının boşandığını fark ettim

Narrated `Abdullah bin Mas`ud:The Prophet (ﷺ) said to me, "Recite (the Qur'an) to me." I said, "O Allah's Messenger (ﷺ) Shall I recite (the Qur'an) to you while it has been revealed to you?" He said, "Yes." So I recited Surat-An-Nisa' (The Women), but when I recited the Verse: 'How (will it be) then when We bring from each nation a witness and We bring you (O Muhammad) as a witness against these people.' (4.41) He said, "Enough for the present," I looked at him and behold! His eyes were overflowing with tears

Sahîh-i Buhârî No. 5051 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ لِي ابْنُ شُبْرُمَةَ نَظَرْتُ كَمْ يَكْفِي الرَّجُلَ مِنَ الْقُرْآنِ فَلَمْ أَجِدْ سُورَةً أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ آيَاتٍ، فَقُلْتُ لاَ يَنْبَغِي لأَحَدٍ أَنْ يَقْرَأَ أَقَلَّ مِنْ ثَلاَثِ آيَاتٍ‏.‏

Süfyan şöyle demiştir: "İbn Şübrüme bana şöyle dedi: Bir kişiye ne kadar Kur'an okumanın yeteceği konusunda Kur'an'a baktım, üç ayetten daha az bir sure bulamadım. Ben de ona "Birinin üç ayetten daha az okuması uygun değildir," dedim. Alkame'den şöyle nakledilmiştir: "Ka'be'yi tavaf ettiği bir sırada Ebu Mesudlla karşılaştım. O, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in 'her kim Bakara suresinin sonunda bulunan iki ayeti okursa, bu ayetler ona yeter' buyurduğunu zikretti

Narrated Sufyan: Ibn Shubruma said, "I wanted to see how much of the Qur'an can be enough (to recite in prayer) and I could not find a Surah containing less than three Verses, therefore I said to myself), "One ought not to recite less than three (Quranic) Verses (in prayer)

Sahîh-i Buhârî No. 5051.2 Sahih

قَالَ عَلِيٌّ قَالَ سُفْيَانُ أَخْبَرَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، أَخْبَرَهُ عَلْقَمَةُ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، وَلَقِيتُهُ، وَهْوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ فَذَكَرَ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَّ مَنْ قَرَأَ بِالآيَتَيْنِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏‏.‏

Narrated Abu Mas'ud:The Prophet (ﷺ) said, "If somebody recites the last two Verses of Surat al-Baqara at night, it will be sufficient for him

Sahîh-i Buhârî No. 5052 Sahih

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَنْكَحَنِي أَبِي امْرَأَةً ذَاتَ حَسَبٍ فَكَانَ يَتَعَاهَدُ كَنَّتَهُ فَيَسْأَلُهَا عَنْ بَعْلِهَا فَتَقُولُ نِعْمَ الرَّجُلُ مِنْ رَجُلٍ لَمْ يَطَأْ لَنَا فِرَاشًا وَلَمْ يُفَتِّشْ لَنَا كَنَفًا مُذْ أَتَيْنَاهُ فَلَمَّا طَالَ ذَلِكَ عَلَيْهِ ذَكَرَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ الْقَنِي بِهِ ‏"‏‏.‏ فَلَقِيتُهُ بَعْدُ فَقَالَ ‏"‏ كَيْفَ تَصُومُ ‏"‏‏.‏ قَالَ كُلَّ يَوْمٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَكَيْفَ تَخْتِمُ ‏"‏‏.‏ قَالَ كُلَّ لَيْلَةً‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ فِي كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةً وَاقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي كُلِّ شَهْرٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فِي الْجُمُعَةِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفْطِرْ يَوْمَيْنِ وَصُمْ يَوْمًا ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ صُمْ أَفْضَلَ الصَّوْمِ صَوْمِ دَاوُدَ صِيَامَ يَوْمٍ وَإِفْطَارَ يَوْمٍ وَاقْرَأْ فِي كُلِّ سَبْعِ لَيَالٍ مَرَّةً ‏"‏‏.‏ فَلَيْتَنِي قَبِلْتُ رُخْصَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَاكَ أَنِّي كَبِرْتُ وَضَعُفْتُ فَكَانَ يَقْرَأُ عَلَى بَعْضِ أَهْلِهِ السُّبْعَ مِنَ الْقُرْآنِ بِالنَّهَارِ وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ يَعْرِضُهُ مِنَ النَّهَارِ لِيَكُونَ أَخَفَّ عَلَيْهِ بِاللَّيْلِ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَتَقَوَّى أَفْطَرَ أَيَّامًا وَأَحْصَى وَصَامَ مِثْلَهُنَّ كَرَاهِيةَ أَنْ يَتْرُكَ شَيْئًا فَارَقَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَيْهِ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ بَعْضُهُمْ فِي ثَلاَثٍ وَفِي خَمْسٍ وَأَكْثَرُهُمْ عَلَى سَبْعٍ‏.‏

Abduııah İbn Amr r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Babam beni, asil bir aileye mensup bir kadınla evlendirdi. Daima gelinine kocasından memnun olup olmadığını sorardı. O da şöyle derdi: Abdullah erkekler arasında bulunmaz bir adam. Evlendik evleneli yatağımıza hiç basmadı, bir örtüyü de kaldırmış değil. Bu durum bu şekilde uzayınca babam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip bu konuyu anlatmış. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'onu benim yanıma getir!' demiş. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Bana 'nasıl oruç tutuyorsun?' diye sordu. 'Her gün oruç tutuyorum' şeklinde cevap verdim. Bu defa 'Ne kadar zamanda Kur'an'ı hatmediyorsun?' diye sordu. Ben de 'Her gece' diyerek cevap verdim. Buna karşın, 'Her ay üç gün oruç tut ve Kur'an'ı bir ayda hatmet!' buyurdu. Bunun üzerine 'Ben bundan daha fazlasını yapabilirim' dedim. 'O zaman haftada. üç gün oruç tut!' buyurdu. 'Ben bundan da fazlasını yapabilirim' deyince 'Bir gün oruç tut, iki gün tutma!' buyurdu. 'Ben bundan da fazlasını yapabilirim' dedim. Bu defa Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: O halde en faziletli oruç olan, Ddvud Nebiin orucunu tut. Bir gün ye, bir gün oruç tut! Kur'an'ı da bir hafta da hatmet! Abdullah İbn Amr şöyle demiştir: Keşke Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana verdiği ruhsatı kabul etseydim. Çünkü artık yaşlandım, takatim kalmadı. Abduııah İbn Amr gündüz ailesinden birine Kur'an'ın yedi de birini okurdu. Gece okumak istediği kısmı gündüzün hazırlardı. Böylece gece yükünü hafifletmek isterdi. Oruç için güçlü olmak istediği zaman ise peşpeşe günlerce oruç tutmazdı. Tutmadığı günleri de sayardı. Daha sonra bu günlerin sayısı kadar oruç tutardı. Çünkü o, Hz. Nebi'in vefatından sonra onun zamanında yaptığı amelleri bırakmaktan hoşlanmazdı." Ebu Abdillah (İmam Buhari) şöyle demiştir: "Bazıları üç günde, bazıları bir haftada, bazıları da bir haftadan daha uzun zamanda Kur'an'ın hatmedilebileceğini söylemiştir

Narrated `Abdullah bin `Amr bin Al `As:My father got me married to a lady of a noble family, and often used to ask my wife about me, and she used to reply, "What a wonderful man he is! He never comes to my bed, nor has he approached me since he married me." When this state continued for a long period, my father told the story to the Prophet who said to my father, "Let me meet him." Then I met him and he asked me, "How do you fast?" I replied, "I fast daily," He asked, "How long does it take you to finish the recitation of the whole Qur'an?" I replied, "I finish it every night." On that he said, "Fast for three days every month and recite the Qur'an (and finish it) in one month." I said, "But I have power to do more than that." He said, "Then fast for three days per week." I said, "i have the power to do more than that." He said, "Therefore, fast the most superior type of fasting, (that is, the fasting of (prophet) David who used to fast every alternate day; and finish the recitation of the whole Qur'an In seven days." I wish I had accepted the permission of Allah's Messenger (ﷺ) as I have become a weak old man. It is said that `Abdullah used to recite one-seventh of the Qur'an during the day-time to some of his family members, for he used to check his memorization of what he would recite at night during the daytime so that it would be easier for him to read at night. And whenever he wanted to gain some strength, he used to give up fasting for some days and count those days to fast for a similar period, for he disliked to leave those things which he used to do during the lifetime of the Prophet

Sahîh-i Buhârî No. 5053 Sahih

حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ فِي كَمْ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ ‏"‏‏.‏

Abdullah İbn Amr'dan şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana 'kaç günde Kur'an'ı hatmediyorsun?' diye sordu

Narrated `Abdullah bin `Amr:The Prophet (ﷺ) asked me, "How long does it take you to finish the recitation of the whole Qur'an?

Sahîh-i Buhârî No. 5054 Sahih

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى بَنِي زُهْرَةَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ـ قَالَ وَأَحْسِبُنِي قَالَ ـ سَمِعْتُ أَنَا مِنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَإِ الْقُرْآنَ فِي شَهْرٍ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِنِّي أَجِدُ قُوَّةً حَتَّى قَالَ ‏"‏ فَاقْرَأْهُ فِي سَبْعٍ وَلاَ تَزِدْ عَلَى ذَلِكَ ‏"‏‏.‏

Abdullah İbn Amr'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana 'Kur'an'ı bir ayda hatmet!' dedi. Ben, 'bundan daha fazlasını yapacak güce sahibim' diye karşılık verdim. Nihayet Allah Reslilü şöyle buyurdu: Kur'arı'! yedi günde hatmet! Bundan daha ileri gitme!" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Evlendik evleneli yatağımıza hiç basmadı" ifadesi birlikte yatmadık manasına gelir .. "Bir örtüyü de kaldırmış değil" ifadesi de, birlikte olmadık anlamınadır. "Bu durum bu şekilde uzayınca, babam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip durumu anlatmış." Öyle anlaşılıyor ki, Amr'ın babası, oğlu, hatasını anlayıp telafi eder umuduyla şikayetini geciktirmiştir. Ancak oğlu istikametini değiştirmeyince, eşinin hakkına riayet etmemesi yüzünden günaha düşmesinden endişe ettiği için onu şikayet etmiştir. Bazıları üç günde, bazıları bir haftada, bazıları da bir haftadan daha uzun zamanda Kur'an'ın hatmedilebileceğini söylemiştir. Ebu Davı1d ve Tirmizi sahih olarak Yezid İbn Abdullah İbnü'ş-Şahir kanalıyla Abdullah İbn Amr'dan merfu olarak şu rivayeti nakletmiştir: "Üç günden daha az bir zamanda Kur'an'ı hatmeden, onu anlayamaz." Bu hadisin Said İbn Manslir'un sahih bir senetle İbn Mes'ud'dan nakledilen bir de şahidi vardır: "Kur'an'ı bir haftada hatmedin! Üç günden daha az bir zamanda onu hatmetmeyin!" Seleften birçok kimsenin Kur'an'ı bu süreden daha az zamada hatmettikleri bilinmektedir. Bu konuda İmam Nevevı şöyle demiştir: "Tercih edilen görüşe göre bu durum, kişiden kişiye değişir. Kimin anlayışı yüksek, fikriyatı üst seviyede ise, bu belirtilen sürede Kur'an'ı hatmetmesi müstehap olur. Ancak Kur'an okumanın ana gayesi olan tefekkürü ve bir takım manaları anlamayı ihmal etmemek şartı aranır. Kim de ilim ve diğer dini konularla meşgulse varsa veya Müslümanların genel menfaatiyle ilgileniyorsa, kıraatteki manayı ihlal etmeyeceği sürede Kur'an'ı hatmeder. Bu iki duruma girmeyen kimsenin, bıkkınlığa yol açmayacak derecede mümkün olduğu kadar çok Kur'an okuması müstehaptır. Ancak ne söylediğini bilmeyecek şekilde Kur'an'ı okumamalıdır. Doğrusunu en iyi Allah bilir

Narrated `Abdullah bin `Amr:Allah's Messenger (ﷺ) said to me, "Recite the whole Qur'an in one month's time." I said, "But I have power (to do more than that)." Allah's Messenger (ﷺ) said, "Then finish the recitation of the Qur'an in seven days, and do not finish it in less than this period

Sahîh-i Buhârî No. 5055 Sahih

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ يَحْيَى بَعْضُ الْحَدِيثِ عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ ـ حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ عَنْ يَحْيَى عَنْ سُفْيَانَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ عَنْ عَبِيدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ الأَعْمَشُ وَبَعْضُ الْحَدِيثِ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مُرَّةَ عَنْ إِبْرَاهِيمَ وَعَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي الضُّحَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْرَأْ عَلَىَّ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ أَقْرَأُ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أَشْتَهِي أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقَرَأْتُ النِّسَاءَ حَتَّى إِذَا بَلَغْتُ ‏{‏فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا‏}‏‏.‏ قَالَ لِي ‏"‏ كُفَّ ـ أَوْ أَمْسِكْ ـ ‏"‏‏.‏ فَرَأَيْتُ عَيْنَيْهِ تَذْرِفَانِ‏.‏

Abdullah'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bana Kur'an oku!' dedi. Ben hayretIe, Kur'an sana indirildiği halde ben sana Kur'an mı okuyayım?' diye sordum. Buna karşın şöyle buyurdu: Ben onu başkasından duymayı arzu ediyorum." Bunun üzerine Nisa suresini okumaya başladım. "Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!"(Nlsa 41) ayetine gelince 'yeter' veya 'dur' dedi. Ona baktığım zaman (mübarek) gözyaşlarının aktığını gördüm

Narrated `Abdullah (bin Mas`ud):Allah's Messenger (ﷺ) said (to me), "Recite the Qur'an to me." I said, "Shall I recite (it) to you while it has been revealed to you?" He said, "I like to hear it from another person." So I recited Surat An-Nisa (The Women) till I reached the Verse: 'How (will it be) then when We bring from each nation a witness, and We bring you (O Muhammad) as a witness against these people.' (4.41) Then he said to me, "Stop!" Thereupon I saw his eyes overflowing with tears

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya