deneme

Sahîh-i Buhârî: Megâzî (Gazveler) Bölümü

488 hadis bulundu · sayfa 21/25

Sahîh-i Buhârî No. 4377 Sahih

حَدَّثَنَا الصَّلْتُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ مَهْدِيَّ بْنَ مَيْمُونٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا رَجَاءٍ الْعُطَارِدِيَّ، يَقُولُ كُنَّا نَعْبُدُ الْحَجَرَ، فَإِذَا وَجَدْنَا حَجَرًا هُوَ أَخْيَرُ مِنْهُ أَلْقَيْنَاهُ وَأَخَذْنَا الآخَرَ، فَإِذَا لَمْ نَجِدْ حَجَرًا جَمَعْنَا جُثْوَةً مِنْ تُرَابٍ، ثُمَّ جِئْنَا بِالشَّاةِ فَحَلَبْنَاهُ عَلَيْهِ، ثُمَّ طُفْنَا بِهِ، فَإِذَا دَخَلَ شَهْرُ رَجَبٍ قُلْنَا مُنَصِّلُ الأَسِنَّةِ‏.‏ فَلاَ نَدَعُ رُمْحًا فِيهِ حَدِيدَةٌ وَلاَ سَهْمًا فِيهِ حَدِيدَةٌ إِلاَّ نَزَعْنَاهُ وَأَلْقَيْنَاهُ شَهْرَ رَجَبٍ‏.‏ وَسَمِعْتُ أَبَا رَجَاءٍ، يَقُولُ كُنْتُ يَوْمَ بُعِثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم غُلاَمًا أَرْعَى الإِبِلَ عَلَى أَهْلِي، فَلَمَّا سَمِعْنَا بِخُرُوجِهِ فَرَرْنَا إِلَى النَّارِ إِلَى مُسَيْلِمَةَ الْكَذَّابِ‏.‏

Ebu Reca el-Utaridi diyor ki: "Biz taş(lar)a ibadet ederdik. Eğer ibadet ettiğimizden daha hayırlı bir taş bulacak olursak Onu fırlatır, diğerini alırdık. Taş bulmadığımız takdirde bir miktar toprağı bir araya getirip toplar, daha sonra koyunu alıp gelir, o yığdığımız toprağın üzerine sütünü sağardık. Sonra da onun etrafında dönerdik. Receb ayı girdi mi: Mızrakların başındaki sivri uçlarını çıkaralım der ve üzerinde demir bulduğumuz her mızrağın, her okun demiririi çeker çıkarırdık. Receb ayında bunları bir tarafa bırakırdık." [-4377-] Ebu Reca'yı şöyle derken dinledim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Nebilik verildiği gün ben yakınlarım için deve otIatan bir çocuk idim. Biz onun çıkışını işitince ateşe yani Müseylimetu'l-Kezzab'a kaçıp gittik." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ondan daha hayırlı bir taş" el-Kuşmihenı rivayetinde: ''-Ondan daha hayırlı" yerine "ondan daha güzel" şeklindedir. Daha hayırlı oluştan kasıt, maddi bakımdan böyle oluşudur. Daha beyaz, daha düzgün ve buna benzer taşlarda güzel görülen diğer sıfatlara sahip olması gibi. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Nebilik verildiği gün ben ailem için deve otlatan bir çocuk idim. Onun çıkışını işittiğimizde ateşe, yani Müseylimetu'I-Kezzab'a kaçtık." Anlaşıldığı kadarıyla onun "Nebi olarak gönderildiği" sözleri ile kastettiği onun Nebiliği, aralarında yaygın bir hal aldığı zamandır. Çıkışından maksat ise Mekke'nin fethedilmesi suretiyle kavmi olan Kureyşlilere üstünlük sağlamasıdır. Yoksa kastettiği ne Nebi olarak ortaya çıkışının başlangıç dönemidir, ne de Mekke'den Medine'ye çıkışıdır. Çünkü bu haller arasındaki süre ile Müseylime'nin yalancı Nebi olarak çıkışı arasındaki süre oldukça uzundur. Kıssanın delalet ettiğine göre Ebu Reca kendi kavmi olan Temim oğullarından bir kololan Utarid b. Avf b. Ka'b oğulları arasından, Müseylime'ye bey'at etmiş kimselerden idi. Buna sebep ise yine Temim oğullarından bir kadın olan Secah'ın aynı şekilde nübuvvet iddiasında bulunmuş olması idi. Secah'a da kavminden bir topluluk uymuş, daha sonra Müseylime'nin durumunu haber alınca Müseylime onu ikna edip sonunda onunla evlenmiş ve Secah'ın kavmi ile Utarid'in kavmi Müseylime'ye itaat etrafında birleşmişti

Narrated Abu Raja Al-Utaridi:We used to worship stones, and when we found a better stone than the first one, we would throw the first one and take the latter, but if we could not get a stone then we would collect some earth (i.e. soil) and then bring a sheep and milk that sheep over it, and perform the Tawaf around it. When the month of Rajab came, we used (to stop the military actions), calling this month the iron remover, for we used to remove and throw away the iron parts of every spear and arrow in the month of Rajab. Abu Raja' added: When the Prophet (ﷺ) was sent with (Allah's) Message, I was a boy working as a shepherd of my family camels. When we heard the news about the appearance of the Prophet, we ran to the fire, i.e. to Musailima al-Kadhdhab

Sahîh-i Buhârî No. 4379 Sahih

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجَرْمِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ عُبَيْدَةَ بْنِ نَشِيطٍ ـ وَكَانَ فِي مَوْضِعٍ آخَرَ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ ـ أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ قَالَ بَلَغَنَا أَنَّ مُسَيْلِمَةَ الْكَذَّابَ قَدِمَ الْمَدِينَةَ، فَنَزَلَ فِي دَارِ بِنْتِ الْحَارِثِ، وَكَانَ تَحْتَهُ بِنْتُ الْحَارِثِ بْنِ كُرَيْزٍ، وَهْىَ أُمُّ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ، فَأَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ ثَابِتُ بْنُ قَيْسِ بْنِ شَمَّاسٍ، وَهْوَ الَّذِي يُقَالُ لَهُ خَطِيبُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضِيبٌ، فَوَقَفَ عَلَيْهِ فَكَلَّمَهُ فَقَالَ لَهُ مُسَيْلِمَةُ إِنْ شِئْتَ خَلَّيْتَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الأَمْرِ، ثُمَّ جَعَلْتَهُ لَنَا بَعْدَكَ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ سَأَلْتَنِي هَذَا الْقَضِيبَ مَا أَعْطَيْتُكَهُ وَإِنِّي لأَرَاكَ الَّذِي أُرِيتُ فِيهِ مَا أُرِيتُ، وَهَذَا ثَابِتُ بْنُ قَيْسٍ وَسَيُجِيبُكَ عَنِّي ‏"‏‏.‏ فَانْصَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ عَنْ رُؤْيَا، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الَّتِي ذَكَرَ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ذُكِرَ لِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُرِيتُ أَنَّهُ وُضِعَ فِي يَدَىَّ سِوَارَانِ مِنْ ذَهَبٍ، فَفُظِعْتُهُمَا وَكَرِهْتُهُمَا، فَأُذِنَ لِي فَنَفَخْتُهُمَا فَطَارَا، فَأَوَّلْتُهُمَا كَذَّابَيْنِ يَخْرُجَانِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ أَحَدُهُمَا الْعَنْسِيُّ الَّذِي قَتَلَهُ فَيْرُوزُ بِالْيَمَنِ، وَالآخَرُ مُسَيْلِمَةُ الْكَذَّابُ‏.‏

İbn Ubeyde b. Neşlt' -ki onun başka yerde ismi Abdullah'dır-den rivaye te göre Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe dedi ki: "Bize ulaştığına göre Müseylimetu'l-Kezzab Medine'ye gelerek el-Haris'in kızının evinde konakladı. el-Haris b. Kureyz'in kızı onun nikahı altında idi. O da Abdullah b. Amir'in annesidir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Sabit b. Kays b. Şemmas -ki o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatibi diye anılırdı- ile birlikte geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de elinde bir sopa bulunurdu. Onun karşısında durarak onunla konuştu. Müseylime ona: Dilersen biz seni bu (yönetim) işiyle baş başa bırakırız. Sonra da bu işi sen, senden sonra bize bırakırsın, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Benden bu çubuğu dahi isteyecek olsan onu sana vermem. Benim gördüğüm kadarıyla hakkında (rüyamda) bana bir takım şeyler gösterilen kişi sensin. İşte bu, Sabit b. Kays'dır. Benim yerime o sana cevap verecektir deyip, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem oradan ayrılıp gitti. [-4379-] Ubeydullah b. Abdullah dedi ki: "Abdullah b. Abbas'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözünü ettiği rüyayı sordum. İbn Abbas dedi ki: Bana nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ben uyurken rüyamda elimde altından iki bilezikbulunduğu bana gösterildi. Bundan dolayı ürktüm ve o bileziklerden hoşlanmadım. Bana izin verildi de ben de onlara üfledim, her ikisi de uçup gitti. Ben de bunları ortaya çıkacak iki yalancı diye yorumladım. Ubeydullah dedi ki: Bunlardan birisi Yemen'de Feyruz'un öldürdüğü el-Ansı'dir, diğeri ise Müseylimetu'I-Kezzab'tır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ubeydullah dedi ki: Bunlardan birisi Yemen'de Feyruz'un öldürdüğü el-Ansl'dir. Diğeri ise Müseylimetu'l-Kezzab'tır." Müseylime ile ilgili haberleri zikretmiş bulunuyorum. el-Ansı ve Feyruz'a gelince onların başından geçen olayın bir kısmı şöyledir: el-Ansı' -ki el-Esved'dir- nin adı Abhele b. Kab'dır. Aynı şekilde ona Himar (örtü) sahibi de denilirdi. Çünkü o yüzüne örtü (peçe) takardı. Himarın ona gelen şeytanın adı olduğu da söylenmiştir. el-Esved, San'a'da ortaya çıkmış, Nebilik iddiasında bulunmuş, San'a'nın valisi el-Muhacir b. Ebi Umeyye'ye karşı üstünlük sağlamıştır. Denildiğine göre onun yanından geçmiş, onunla aynı hizaya geldiğinde eşek tökezleyince, o eşeğin kendisine secde ettiğini iddia etmiş. Eşek de, ona bir şeyler söyleyineeye kadar yerinden kalkmamış, söyleyince kalkmış. Yakub b. Süfyan ve Delailu'n-Nübuwe adlı eserinde Beyhakı kendi rivayet yoluyla en-Numan b. Buzurc'den şöyle dediğini nakletmektedir: Yalancı el-Esved -ki o Ans oğullarındandır- beraberinde biri Sahık, diğeri Şakık diye adlandırılan iki şeytanı bulunduğu halde ortaya çıktı. Bu iki şeytanı ona, insanların karşı karşıya kaldığı her bir durumu haber verirlerdi. Bazan da Yemen'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in am ili (valisi olarak) görev yapıyordu. Vefat edince Esved'in şeytanı gelip ona öldüğünü haber verdi. O da kavmi arasında ortaya çıktı ve nihayet San'a'yı ele geçirdi. Bazan'ın zevcesi el-Merzubane ile evlendi. Daha sonra el-Merzubane'nin, Dadaveyh, Feyruz ve başkaları ile hanımının sözleşmesi ile ilgili olayı zikretti. Nihayet bunlar geceleyin el-Esved'in bulunduğu yere girdiler. Merzubane ona sarhoş oluncaya kadar katkısız şarap içirmişti. Kapısında da bin tane bekçi vardı. Feyruz ve beraberindekiler duvarı delip içeri girdiler. Feyruz onu öldürüp, kafasını kesti. Kadını ve ev eşyalarından canlarının çektikleri her şeyi evden dışarı çıkardılar. Medine'ye de olana dair haberci gönderdiler. Haberci Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı esnasında Medine'ye ulaştı. Ebu Esved, Urve'den naklen dedi ki: el-Esved, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından bir gün, bir gece önce öldürüldü. Vahiy ona gelmiş, Nebi de bunun haberini ashabına bildirmişti. Daha sonra elçinin getirdiği haber Ebu Bekr rad,yallahu anh'a ulaştı. el-Ansı'nin ölüm haberinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in defnedildiği sabah Medine'ye ulaştığı da söylenmiştir

Narrated Ubaidullah bin `Abdullah bin `Utba:We were informed that Musailima Al-Kadhdhab had arrived in Medina and stayed in the house of the daughter of Al-Harith. The daughter of Al-Harith bin Kuraiz was his wife and she was the mother of `Abdullah bin 'Amir. There came to him Allah's Messenger (ﷺ) accompanied by Thabit bin Qais bin Shammas who was called the orator of Allah's Messenger (ﷺ). Allah's Messenger (ﷺ) had a stick in his hand then. The Prophet (ﷺ) stopped before Musailima and spoke to him. Musailima said to him, "If you wish, we would not interfere between you and the rule, on condition that the rule will be ours after you... The Prophet said, "If you asked me for this stick, I would not give it to you. I think you are the same person who was shown to me in a dream. And this is Thabit bin Al-Qais who will answer you on my behalf." The Prophet (ﷺ) then went away. I asked Ibn `Abbas about the dream Allah's Messenger (ﷺ) had mentioned. Ibn `Abbas said, "Someone told me that the Prophet (ﷺ) said, "When I was sleeping, I saw in a dream that two gold bangles were put in my hands, and that frightened me and made me dislike them. Then I was allowed to blow on them, and when I blew at them, both of them flew. Then I interpreted them as two liars who would appear.' One of them was Al-`Ansi who was killed by Fairuz in Yemen and the other was Musailima Al-Kadhdhab

Sahîh-i Buhârî No. 4380 Sahih

حَدَّثَنِي عَبَّاسُ بْنُ الْحُسَيْنِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ جَاءَ الْعَاقِبُ وَالسَّيِّدُ صَاحِبَا نَجْرَانَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُرِيدَانِ أَنْ يُلاَعِنَاهُ، قَالَ فَقَالَ أَحَدُهُمَا لِصَاحِبِهِ لاَ تَفْعَلْ، فَوَاللَّهِ لَئِنْ كَانَ نَبِيًّا فَلاَعَنَّا، لاَ نُفْلِحُ نَحْنُ وَلاَ عَقِبُنَا مِنْ بَعْدِنَا‏.‏ قَالاَ إِنَّا نُعْطِيكَ مَا سَأَلْتَنَا، وَابْعَثْ مَعَنَا رَجُلاً أَمِينًا، وَلاَ تَبْعَثْ مَعَنَا إِلاَّ أَمِينًا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ لأَبْعَثَنَّ مَعَكُمْ رَجُلاً أَمِينًا حَقَّ أَمِينٍ ‏"‏‏.‏ فَاسْتَشْرَفَ لَهُ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ قُمْ يَا أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا قَامَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَذَا أَمِينُ هَذِهِ الأُمَّةِ ‏"‏‏.‏

Huzeyfe dedi ki: "Necran'ın iki sahibi el-ıAkib ile es-Seyyid Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e onunla lanetleşmek isteyerek geldiler. (Huzeyfe) dedi ki: Onlardan biri diğerine: Yapma, Allah'a yemin ederim eğer bu bir nebi olduğu halde. bizimle lanetleşecek olursa biz de, bizden sonra soyumuzdan gelecek olanlar da asla iflah olmazlar, dedi. Her ikisi (Nebi efendimize) dedi ki: Bizden istediğini sana verelim. Bizimle birlikte emin bir adam gönder. Bizimle birlikte emin olmayan kimseyi gönderme, dediler. Allah Resulü: Andolsun sizinle beraber gerçekten emin mi emin bir adam göndereceğim, diye buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından herkes kendi adına bu iş için ümitlendi. Allah Resulü: Kalk, ey Ebu Ubeyde b. Cerrah diye buyurdu. Ebu Ubeyde ayağa kalkınca, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: İşte bu, bu ümmetin eminidir, diye buyurdu

Narrated Hudhaifa:Al-`Aqib and Saiyid, the rulers of Najran, came to Allah's Messenger (ﷺ) with the intention of doing Lian one of them said to the other, "Do not do (this Lian) for, by Allah, if he is a Prophet and we do this Lian, neither we, nor our offspring after us will be successful." Then both of them said (to the Prophet (ﷺ) ), "We will give what you should ask but you should send a trustworthy man with us, and do not send any person with us but an honest one." The Prophet (ﷺ) said, "I will send an honest man who Is really trustworthy." Then every one of the companions of Allah's Messenger (ﷺ) wished to be that one. Then the Prophet said, "Get up, O Abu 'Ubaida bin Al-Jarrah." When he got up, Allah's Messenger (ﷺ) said, "This is the Trustworthy man of this (Muslim) nation

Sahîh-i Buhârî No. 4381 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ أَهْلُ نَجْرَانَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا ابْعَثْ لَنَا رَجُلاً أَمِينًا‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ لأَبْعَثَنَّ إِلَيْكُمْ رَجُلاً أَمِينًا حَقَّ أَمِينٍ ‏"‏‏.‏ فَاسْتَشْرَفَ لَهُ النَّاسُ، فَبَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ‏.‏

Sila b. Zufer, Huzeyfe r.a.'dan rivayetle dedi ki: "Necranlılar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Bize emin (güvenilir) bir adam gönder, dediler. Allah Resulü: Andolsun sizlere gerçekten emin mi emin bir adam göndereceğim, diye buyurdu. Herkes bu işe (kendisi olur ümidiyle) ümitlendi. Allah Resulü Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'ı gönderdi

Narrated Hudhaifa:The people of Najran came to the Prophet (ﷺ) and said, "Send an honest man to us." The Prophet (ﷺ) said, "I will send to you an honest man who is really trustworthy." Everyone of the (Muslim) people hoped to be that one. The Prophet (ﷺ) then sent Abu Ubaida bin Al-Jarrah

Sahîh-i Buhârî No. 4382 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِينٌ، وَأَمِينُ هَذِهِ الأُمَّةِ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ ‏"‏‏.‏

Enes'ten rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her ümmetin bir emini vardır. Bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'tır. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Necranlılar kıssası" Necran, Mekke'den Yemen'e doğru yedi merhale uzaklıkta büyükçe bir şehirdir. Bu şehirde 73 kasaba vardır ki hızlıca giden bir atlının bir günde katedeceği bir mesafe boyunca yayılmışlardır. İbn İshak'ın nakletliğine göre Necranlılar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de iken heyet olarak yanına geldiler. O sırada 20 kişi idiler. İbn Sa'd dedi ki: Nebi s.a.v. onlara mektup göndermiş, bunun üzerine ileri gelenlerinden 14 kişilik bir heyet onun huzuruna gitmek üzere çıkmışlardı. "Necran'ın iki sahibi Seyyid ve el-'Akib geldi." Seyyid'in adı el-Eyhem idi, Şurahbil olduğu da söylenmiştir. Onların yük ve eşyalarından toplantılarından sorumlu sahipleri idi ve bu işte onlara başkanlık ederdi. el-'Akıb'ın adı Abdu'l-Mesih olup, onların istişare toplantılarının sahibi (başkanı) idi. Aynı şekilde bunlarla birlikte Ebu'l-Haris b. Alkame de bulunuyordu. O da onların papazları, alimleri ve okullarının sahipleri (yöneticileri) idi. İbn Sa'd dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları Müslüman olmaya çağırdı, onlara Kur'an okudu. Fakat onlar kabul etmediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Eğer benim söylediklerimi reddediyorsanız haydigelin, sizinle mubahale yapayım (Ianetleşeyim). Onlar da bu halde iken ayrilıp gittiler. "Onunla lanetleşmek istediler." Mubahalede bulunmak istediler. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Necranlıların kıssasından çıkan bir takım sonuçlar vardır: 1- Kafir nubuweti kabul ederse, İslam hükümlerine bağlanmayı da kabul . etmedikçe İslama girmiş sayılmaz. 2- Kitap ehli ile tartışmak caizdir. Eğer bunda bir masıahat kaçınılmaz bir hal alacak olursa vacip dahi olabilir. 3- Muhalif olan bir kimse, delilin açıkça ortaya çıkmasından sonra yine yanlışında ısrar edecek olursa onunla mubahale yapmak meşrudur. Nitekim İbn Abbas, sonra da el-Evzaı böyle bir davette bulunmuştur. Bu iş ilim adamlarından bir topluluk tarafından da fiilen uygulanmıştır. Tecrübe yoluyla bilindiği üzere haksız olduğu halde mübahalede bulunan bir kimse üzerinden mübahale yaptığı günden sonra bir sene geçmez. İnkarcılardan birisine taassubla bağlı bir kişi ile ben de böyle bir mubahale yaptım, o mubahaleden sonra ancak iki ay yaşadı. 4- Zimmet ehli ile imamın uygun gördüğü şekilde çeşitli türden mal almak karşılığında sulh yapılabilir ve bu onlara konulan cizye vergisi hükmündedir. Çünkü her ikisi de kafirlerden her yılonların küçüItülmesi suretiyle alınan bir maldır. 5- İmam, alim ve güvenilir bir kimseyi kendileriyle barış yapıImlş olan kimselere İslamın maslahatına olan bir iş için gönderebilir. 6- Ebu Ubeyde b. el-Cerrah r.a.'a ait açıkça bir menkıbe de bulunmaktadır. 73. UMAN VE BAHREYN KISSASI

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) said, "Every nation has an Amin (i.e. the most honest man), and the Amin of this nation is Abu 'Ubaida bin Al-Jarrah

Sahîh-i Buhârî No. 4383 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، سَمِعَ ابْنُ الْمُنْكَدِرِ، جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ قَدْ جَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ لَقَدْ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا ثَلاَثًا ‏"‏‏.‏ فَلَمْ يَقْدَمْ مَالُ الْبَحْرَيْنِ حَتَّى قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا قَدِمَ عَلَى أَبِي بَكْرٍ أَمَرَ مُنَادِيًا فَنَادَى مَنْ كَانَ لَهُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم دَيْنٌ أَوْ عِدَةٌ فَلْيَأْتِنِي‏.‏ قَالَ جَابِرٌ فَجِئْتُ أَبَا بَكْرٍ، فَأَخْبَرْتُهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لَوْ جَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا ثَلاَثًا ‏"‏‏.‏ قَالَ فَأَعْطَانِي‏.‏ قَالَ جَابِرٌ فَلَقِيتُ أَبَا بَكْرٍ بَعْدَ ذَلِكَ فَسَأَلْتُهُ، فَلَمْ يُعْطِنِي، ثُمَّ أَتَيْتُهُ فَلَمْ يُعْطِنِي، ثُمَّ أَتَيْتُهُ الثَّالِثَةَ فَلَمْ يُعْطِنِي، فَقُلْتُ لَهُ قَدْ أَتَيْتُكَ فَلَمْ تُعْطِنِي، ثُمَّ أَتَيْتُكَ فَلَمْ تُعْطِنِي، ثُمَّ أَتَيْتُكَ فَلَمْ تُعْطِنِي، فَإِمَّا أَنْ تُعْطِيَنِي، وَإِمَّا أَنْ تَبْخَلَ عَنِّي‏.‏ فَقَالَ أَقُلْتَ تَبْخَلُ عَنِّي وَأَىُّ دَاءٍ أَدْوَأُ مِنَ الْبُخْلِ ـ قَالَهَا ثَلاَثًا ـ مَا مَنَعْتُكَ مِنْ مَرَّةٍ إِلاَّ وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أُعْطِيَكَ‏.‏ وَعَنْ عَمْرٍو عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ جِئْتُهُ، فَقَالَ لِي أَبُو بَكْرٍ عُدَّهَا‏.‏ فَعَدَدْتُهَا فَوَجَدْتُهَا خَمْسَمِائَةٍ، فَقَالَ خُذْ مِثْلَهَا مَرَّتَيْنِ‏.‏

Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Eğer Bahreyn malı gelecek olursa -üç defa- sana böyle ve böyle veririm diye buyurdu. Ancak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ruhunu teslim edinceye kadar Bahreyn malı gelmedi. Bahreyn malı Ebu Bekr r.a.'a gelince, o bir münadiye emir vererek şöyle seslendi: Her kimin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nezdinde bir alacağı yahut da ona verilmiş bir sözü varsa yanıma gelsin. Cabir dedi ki: Ebu Bekr r.a.'ın yanına gittim ve ona Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: Eğer Bahreyn'den mal gelecek olursa sana -üç defa- şöyle ve şöyle veririm diye buyurduğunu haber verdim. (Cabir) dedi ki: (Ebu Bekr) bunun üzerine bana verdi. Cabir dedi ki: Bundan sonra Ebu Bekr ile karşılaştım, ondan bana bir şeyler vermesini istediğim halde vermedi. Sonra yine yanına gittim, yine bana vermedi. Üçüncü defa yanına gittim, yine bana vermedi. Bunun üzerine ona dedim ki: Ben senin yanına• geldiğim halde bana vermedin. Sonra bir daha yanına geldim, yine bana vermedin, sonra yine yanına geldim, yine bana vermedin. Ya bana verirsin yahut da bana karşı cimrilik yapmış olursun. Ebu Bekr: Bana karşı cimrilik etmiş olursun mu dedin. Cimrilikten daha kötülük hangi hastalık olabilir, dedi. Bu sözlerini üç defa tekrarladı. (Devamla şunları söyledi): Sana vermediğim her seferinde mutlaka sana vermek istemişimdir." Amr, Muhammed b. Ali'den rivayetle dedi ki: "Cabir b. Abdullah'ı şöyle derken dinledim: Onun yanına gittim, Ebu Bekr bana: Sayonu dedi. Ben de onun verdiklerini saydım, beş yüz olduğunu gördüm. Bu sefer: Bunun iki katını da al, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Uman ve Bahreyn kıssası" Bahreyn Abdu'l-Kayslıların diyarıdır. Uman hakkında da lyad: Orası Yemen topraklarının sahilidir, demiştir. :

Narrated Jabir bin `Abdullah:Allah's Messenger (ﷺ) said to me, "If the revenue of Al-Bahrain should come, I will give you so much and so much," repeating "so much" thrice. But the revenue of Al-Bahrain did not come till Allah's Messenger (ﷺ) had died. When the revenue came during the rule of Abu Bakr. Abu Bakr ordered an announcer to announce, "Whoever had any debt or promise due upon the Prophet, should present himself to me (i.e. Abu Bakr). I came to Abu Bakr and informed him that the Prophet (ﷺ) had said (to me), "If the revenue of Al-Bahrain should come, I will give you so-much and so much," repeating "so much" thrice. So Abu Bakr gave me. (In another narration Jabir said:) I met Abu Bakr after that and asked him (to give me what the Prophet (ﷺ) had promised me) but he did not give me. I again went to him but he did not give me. I again went to him (for the third time) but he did not give me, On that I said to him, "I came to you but you did not give me, then I came to you and you did not give me, and then again I came to you, but you did not give me; so you should either give me or else you are like a miserly to me. On that, Abu Bakr said, "Do you say, 'You are like a miserly to me?' There is no worse disease than miserliness." Abu Bakr said it thrice and added, "Whenever I refused to give you, I had the intention of giving you." (In another narration) Jabir bin `Abdullah said, "I went to Abu Bakr (and he gave me a handful of money) and told me to count it, I counted and found it five-hundred, and then Abu Bakr said (to me), "Take the same amount twice

Sahîh-i Buhârî No. 4384 Sahih

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمْتُ أَنَا وَأَخِي، مِنَ الْيَمَنِ، فَمَكَثْنَا حِينًا مَا نُرَى ابْنَ مَسْعُودٍ وَأُمَّهُ إِلاَّ مِنْ أَهْلِ الْبَيْتِ، مِنْ كَثْرَةِ دُخُولِهِمْ وَلُزُومِهِمْ لَهُ‏.‏

Ebu Musa r.a. dedi ki: "Ben ve kardeşim Yemen'den geldikten sonra uzun bir süre, İbn Mes'ud ile annesinin ancak ehl-i Beytten olduğu kanaatine sahip olduk. Buna sebep ise onun huzuruna çokça girmeleri ve yanından ayrılmayışları idi

Narrated Abu Musa:My brother and I came from Yemen (to Medina) and remained for some time, thinking that Ibn Masud and his mother belonged to the family of the Prophet (ﷺ) because of their frequent entrance (upon the Prophet) and their being attached to him

Sahîh-i Buhârî No. 4385 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ أَبُو مُوسَى أَكْرَمَ هَذَا الْحَىَّ مِنْ جَرْمٍ، وَإِنَّا لَجُلُوسٌ عِنْدَهُ وَهْوَ يَتَغَدَّى دَجَاجًا، وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ جَالِسٌ، فَدَعَاهُ إِلَى الْغَدَاءِ، فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ‏.‏ فَقَالَ هَلُمَّ، فَإِنِّي رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُهُ‏.‏ فَقَالَ إِنِّي حَلَفْتُ لاَ آكُلُهُ‏.‏ فَقَالَ هَلُمَّ أُخْبِرْكَ عَنْ يَمِينِكَ، إِنَّا أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَفَرٌ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ، فَاسْتَحْمَلْنَاهُ فَأَبَى أَنْ يَحْمِلَنَا فَاسْتَحْمَلْنَاهُ، فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا، ثُمَّ لَمْ يَلْبَثِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ أُتِيَ بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ، فَلَمَّا قَبَضْنَاهَا قُلْنَا تَغَفَّلْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، لاَ نُفْلِحُ بَعْدَهَا أَبَدًا فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ حَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا وَقَدْ حَمَلْتَنَا‏.‏ قَالَ ‏ "‏ أَجَلْ، وَلَكِنْ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ مِنْهَا ‏"‏‏.‏

Zehdem dedi ki: Ebu Musa (Kufe'ye vali olarak geldiğinde) Cerm'lilerden bu kabileye ikramda bulundu. Bizler onun yanında oturuyorken kendisi de öğlen yemeğinde tavuk yiyordu. Orada bulunanlar arasında oturan birisini yemeğe çağırdı. O da: Ben o tavuğu bir şeyler yerken gördüm de bundan dolayı ondan tiksindim dedi. Ebu Musa ona: Gel dedi, ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tavuk yerken görmüşümdür. Adam: Ben onu yememeğe dair yemin ettim deyince, Ebu Musa: Gel de sana yeminine dair haber vereyim, dedi (ve şöyle devam etti): Bizler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna Eş'arilerden birkaç kişi olarak vardık. Ondan bize, bizi taşıyacak binek vermesini istedik. O bize binek vermek istemedi. Yine ondan bize binek vermesini istedik, bize binek vermemek üzere yemin etti. Daha sonra aradan fazla zaman geçmeden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ganimet olarak alınmış bir takım develer getirildi. Bunun üzerine bize beş tane yük taşıyacak deve verilmesini emretti. O develeri ele geçirdikten sonra bizler: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yeminini unutturduk, bundan sonra asla iflah olmayacağız dedik. Onun yanına gittim ve: Ey Allah'ın Resulü dedim. Sen bize bizi taşıyacak binek vermemek üzere yemin etmiştin. Şimdi ise bize binek verdin. Şöyle buyurdu: Evet, ben herhangi bir hususa dair yemin eder de başkasının ondan hayırlı olduğunu görürsem mutlaka ondan hayırlı olduğunu gördüğüm işi yaparım." Açıklaması: "Ebu Musa gelince" Osman r.a. döneminde Kufe valisi olarak oraya gelince demektir

Narrated Zahdam:When Abu Musa arrived (at Kufa as a governor) he honored this family of Jarm (by paying them a visit). I was sitting near to him, and he was eating chicken as his lunch, and there was a man sitting amongst the people. Abu Musa invited the man to the lunch, but the latter said, "I saw chickens (eating something (dirty) so I consider them unclean." Abu Musa said, "Come on! I saw the Prophet (ﷺ) eating it (i.e. chicken)." The man said "I have taken an oath that I will not eat (chicken)" Abu Musa said, "Come on! I will tell you about your oath. We, a group of Al-Ash`ariyin people went to the Prophet and asked him to give us something to ride, but the Prophet (ﷺ) refused. Then we asked him for the second time to give us something to ride, but the Prophet (ﷺ) took an oath that he would not give us anything to ride. After a while, some camels of booty were brought to the Prophet (ﷺ) and he ordered that five camels be given to us. When we took those camels we said, "We have made the Prophet (ﷺ) forget his oath, and we will not be successful after that." So I went to the Prophet (ﷺ) and said, "O Allah's Apostle ! You took an oath that you would not give us anything to ride, but you have given us." He said, "Yes, for if I take an oath and later I see a better solution than that, I act on the later (and gave the expiation of that oath)

Sahîh-i Buhârî No. 4386 Sahih

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَخْرَةَ، جَامِعُ بْنُ شَدَّادٍ حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ مُحْرِزٍ الْمَازِنِيُّ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ، قَالَ جَاءَتْ بَنُو تَمِيمٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَبْشِرُوا يَا بَنِي تَمِيمٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَمَّا إِذْ بَشَّرْتَنَا فَأَعْطِنَا‏.‏ فَتَغَيَّرَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَجَاءَ نَاسٌ مِنْ أَهْلِ الْيَمَنِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اقْبَلُوا الْبُشْرَى إِذْ لَمْ يَقْبَلْهَا بَنُو تَمِيمٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا قَدْ قَبِلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏

İmran b. Husayn dedi ki: "Temim oğulları Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelince şöyle buyurdu: Ey Temim oğulları sizlere müjdeler olsun. Onlar: Madem bize müjde verdin. O halde bize (dünyalık) bir şeyler ver dediler. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzü değişti. Yemen ahalisinden de bazı kimseler gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Müjdeyi siz kabul ediniz. Çünkü Temim oğulları onu kabul etmediler. Yemenliler de: Kabul ettik ey Allah'ın Resulü, dediler

Narrated `Imran bin Husain:The people of Banu Tamim came to Allah's Messenger (ﷺ), and he said, "Be glad (i.e. have good tidings). O Banu Tamim!" They said, "As you have given us good tidings then give us (some material things)." On that the features of Allah's Messenger (ﷺ) changed (i.e. he took it ill). Then some people from Yemen came, and the Prophet (ﷺ) said (to them) "Accept good tidings as Banu Tamim have not accepted them." They said, "We accept them, O Allah's Messenger (ﷺ)

Sahîh-i Buhârî No. 4387 Sahih

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجُعْفِيُّ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الإِيمَانُ هَا هُنَا ‏"‏‏.‏ وَأَشَارَ بِيَدِهِ إِلَى الْيَمَنِ ‏"‏ وَالْجَفَاءُ وَغِلَظُ الْقُلُوبِ فِي الْفَدَّادِينَ، عِنْدَ أُصُولِ أَذْنَابِ الإِبِلِ مِنْ حَيْثُ يَطْلُعُ قَرْنَا الشَّيْطَانِ رَبِيعَةَ وَمُضَرَ ‏"‏‏.‏

Ebu Mes'ud'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İman işte buradadır. -Bu arada eliyle Yemen'e işaret buyurdu.- Uzaklaşmak ve kalplerin katılığı ise şeytanın iki boynuzunun doğacağı yerde, Rabia ile Mudar kabilelerinde develerin kuyruklarının diplerinde şiddetle haykıranlardadır

Narrated Abu Masud:The Prophet (ﷺ) beckoned with his hand towards Yemen and said, "Belief is there." The harshness and mercilessness are the qualities of those farmers etc, who are busy with their camels and pay no attention to the religion (is towards the east) from where the side of the head of Satan will appear; those are the tribes of Rabi`a and Mudar

Sahîh-i Buhârî No. 4388 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَتَاكُمْ أَهْلُ الْيَمَنِ، هُمْ أَرَقُّ أَفْئِدَةً وَأَلْيَنُ قُلُوبًا، الإِيمَانُ يَمَانٍ وَالْحِكْمَةُ يَمَانِيَةٌ، وَالْفَخْرُ وَالْخُيَلاَءُ فِي أَصْحَابِ الإِبِلِ، وَالسَّكِينَةُ وَالْوَقَارُ فِي أَهْلِ الْغَنَمِ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ غُنْدَرٌ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu aktardı: "Size Yemen halkı geldi. Onlar yürekleri en yufka, kalpleri en yumuşak olanlardır. İman Yemenlidir, hikmet Yemenlidir, böbürlenmek ve büyüklenmek deve sahiplerinde, ağır başlılık ve sükunet ise koyun sahiplerindedir."

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "The people of Yemen have come to you and they are more gentle and soft-hearted. Belief is Yemenite and Wisdom is Yemenite, while pride and haughtiness are the qualities of the owners of camels (i.e. bedouins). Calmness and solemnity are the characters of the owners of sheep

Diğer tahric edenler: Tirmizi Menakib; Müslim, İman

Sahîh-i Buhârî No. 4389 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الإِيمَانُ يَمَانٍ، وَالْفِتْنَةُ هَا هُنَا، هَا هُنَا يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İman Yemenlidir, fitne ise işte şuradandır. İşte şuradan şeytanı n boynuzu çıkacaktır

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Belief is Yemenite while afflictions appear from there (the east) from where the side of the head of Satan will appear

Sahîh-i Buhârî No. 4390 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَتَاكُمْ أَهْلُ الْيَمَنِ، أَضْعَفُ قُلُوبًا وَأَرَقُّ أَفْئِدَةً، الْفِقْهُ يَمَانٍ، وَالْحِكْمَةُ يَمَانِيَةٌ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Size Yemen halkı geldi. Onlar kalpleri en zayıf, yürekleri en yufka olanlardır. Fıkıh Yemenlidir, hikmet Yemenlidir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İman Yemenlidir." Buna dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Fitneler bölümünde (5092.hadiste) gelecek inşaallah

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "The people of Yemen have come to you, and they are more soft hearted and gentle hearted people. The capacity for understanding religion is Yemenite and Wisdom is Yemenite

Sahîh-i Buhârî No. 4391 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ كُنَّا جُلُوسًا مَعَ ابْنِ مَسْعُودٍ، فَجَاءَ خَبَّابٌ فَقَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَيَسْتَطِيعُ هَؤُلاَءِ الشَّبَابُ أَنْ يَقْرَءُوا كَمَا تَقْرَأُ قَالَ أَمَا إِنَّكَ لَوْ شِئْتَ أَمَرْتُ بَعْضَهُمْ يَقْرَأُ عَلَيْكَ قَالَ أَجَلْ‏.‏ قَالَ اقْرَأْ يَا عَلْقَمَةُ‏.‏ فَقَالَ زَيْدُ بْنُ حُدَيْرٍ أَخُو زِيَادِ بْنِ حُدَيْرٍ أَتَأْمُرُ عَلْقَمَةَ أَنْ يَقْرَأَ وَلَيْسَ بِأَقْرَئِنَا قَالَ أَمَا إِنَّكَ إِنْ شِئْتَ أَخْبَرْتُكَ بِمَا قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي قَوْمِكَ وَقَوْمِهِ‏.‏ فَقَرَأْتُ خَمْسِينَ آيَةً مِنْ سُورَةِ مَرْيَمَ، فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ كَيْفَ تَرَى قَالَ قَدْ أَحْسَنَ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ مَا أَقْرَأُ شَيْئًا إِلاَّ وَهُوَ يَقْرَؤُهُ، ثُمَّ الْتَفَتَ إِلَى خَبَّابٍ وَعَلَيْهِ خَاتَمٌ مِنْ ذَهَبٍ فَقَالَ أَلَمْ يَأْنِ لِهَذَا الْخَاتَمِ أَنْ يُلْقَى قَالَ أَمَا إِنَّكَ لَنْ تَرَاهُ عَلَىَّ بَعْدَ الْيَوْمِ، فَأَلْقَاهُ‏.‏ رَوَاهُ غُنْدَرٌ عَنْ شُعْبَةَ‏.‏

Alkame dedi ki: İbn Mes'ud ile birlikte oturuyorduk. Habbab gelerek: Ey Ebu Abdurrahman, şu gençler senin okuduğun gibi okuyabilirler mi diye sordu. İbn Mes'ud dedi ki: Eğer arzu edersen onlardan birisine sana okumasını emrederim. Habbab: Peki dedi. İbn Mesud: Oku ey Alkame dedi. Ziyad b. Hudeyr'in kardeşi olan Zeyd b. Hudayr: O aramızda en iyi okuyan kişi olmadığı halde Alkame'ye mi okumasını emrediyorsun, dedi. İbn Mes'ud: Sana gelince, eğer istersen sana senin kavmin ile onun kavmi hakkında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in neler söylediğini haber verebilirim. Ben (Alkame): Meryem suresinden 50 ayet okudum (dedi.) Abdullah: Nasıl buldun diye (Habbab'a) sordu. Habbab: Pek güzel dedi. Abdullah dedi ki: Ben ne okursam muhakkak onu Alkame de okur. Sonra Habbab'a doğru yöneldi. Habbab'ın üzerinde (elinde) altın bir yüzük vardı. Artık bu yüzüğün atılma zamanı gelmedi mi, diye sordu. Habbab: Sana şunu söyleyeyim ki bugünden sonra bu yüzüğü üzerimde asla görmeyeceksin deyip, o yüzüğü attı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Habbab" b. el-Erett adındaki o meşhur sahabe "geldi." "Ey Ebu Abdurrahman" İbn Mes'ud'un künyesidir. "Abdullah: Nasıl buldun dedi." Abdullah bu soruyu Habbab'a sordu. Çünkü ondan birisine okutmasını isteyen ilk kişi o idi. Habbab "Pek güzel" diye cevap verdi. "Sonra Habbab'a döndü, üzerinde {elinde} altından bir yüzük vardı. Bu yüzüğün atılma" onu bırakıp atma "zamanı gelmedi mi, dedi." Hadis-i şerifte İbn Mes'ud'a ait bir menkıbe olduğu gibi, onun öğüt verirken ve öğretirken güzel bir teenni ile hareket ettiği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde bazı ashabı kiram bazı hükümleri bilmeyebilirdi. Bu hususta dikkati çekilirse yanlışından da dönerdi. Muhtemelen Habbab erkeklerin altın giymelerine dair nehyin tenzih ifade ettiğine inanıyordu. Fakat İbn Mes'ud haram olduğuna dikkatini çekince hemen bu kanaati kabul edip, kendi kanaatinden döndü

Narrated Alqama:We were sitting with Ibn Masud when Khabbab came and said, "O Abu `Abdur-Rahman! Can these young fellows recite Qur'an as you do?" Ibn Mas`ud said, "If you wish I can order one of them to recite (Qur'an) for you ." Khabbab replied, "Yes. "Ibn Mas`ud said, "Recite, O 'Alqama!" On that, Zaid bin Hudair, the brother of Ziyad bin Hudair said, (to Ibn Mas`ud), "Why have you ordered 'Alqama to recite though he does not recite better than we?" Ibn Mas`ud said, "If you like, I would tell you what the Prophet (ﷺ) said about your nation and his (i.e. 'Alqama's) nation." So I recited fifty Verses from Sura-Maryam. `Abdullah (bin Mas`ud) said to Khabbab, "What do you think (about 'Alqama's recitation)?" Khabbab said, "He has recited well." `Abdullah said, "Whatever I recite, 'Alqama recites." Then `Abdullah turned towards Khabbab and saw that he was wearing a gold ring, whereupon he said, "Hasn't the time for its throwing away come yet?" Khabbab said, "You will not see me wearing it after today," and he threw it away

Sahîh-i Buhârî No. 4392 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ الطُّفَيْلُ بْنُ عَمْرٍو إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ دَوْسًا قَدْ هَلَكَتْ، عَصَتْ وَأَبَتْ، فَادْعُ اللَّهَ عَلَيْهِمْ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ اهْدِ دَوْسًا وَأْتِ بِهِمْ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "et-Tufeyl b. Amr, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Devs helak oldu. İsyan etti, yüzçevirdi. Allah'a onlar için beddua et, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allah'ım Devs'e hidayet ver ve onlann (huzuruma) gelmelerini sağla, diye buyurdu

Narrated Abu Huraira:Tufail bin `Amr came to the Prophet (ﷺ) and said, "The Daus (nation) have perished as they disobeyed and refused to accept Islam. So invoke Allah against them." But the Prophet (ﷺ) said, "O Allah! Give guidance to the Daus (tribe) and bring them (to Islam)

Sahîh-i Buhârî No. 4393 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا قَدِمْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ فِي الطَّرِيقِ: يَا لَيْلَةً مِنْ طُولِهَا وَعَنَائِهَا عَلَى أَنَّهَا مِنْ دَارَةِ الْكُفْرِ نَجَّتِ وَأَبَقَ غُلاَمٌ لِي فِي الطَّرِيقِ، فَلَمَّا قَدِمْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعْتُهُ، فَبَيْنَا أَنَا عِنْدَهُ إِذْ طَلَعَ الْغُلاَمُ، فَقَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ هَذَا غُلاَمُكَ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ هُوَ لِوَجْهِ اللَّهِ تَعَالَى‏.‏ فَأَعْتَقْتُهُ‏.‏

Ebu Hureyre dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldiğim zaman yolda şu beyiti söylemiştim: "Bu uzun gecenin uzunluğundan ve meşakkatinden (Allah'a sığınırım). Bununla birlikte beni küfür diyarından kurtaran odur." Yolda benim bir kölem de kaçtı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelince, ona bey'at ettim. Onun yanında iken birden o köle çıkageldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey Ebu Hureyre, işte bu senin kölendir, dedi. Ben de: O Allah için hürdür, diyerek onu hür bıraktım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Devs ile Devsli et-Tufayl b. Amr'ın kıssası" et-Tufayl b. Amr'a Zunnur da deniliyordu. Çünkü o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelip Müslüman olduktan sonra Allah Resulü onu kavmine gönderdi. et-Tufayl: Benim için (buna dair) bir alamet kıl, diye dilekte bulununca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allah'ım sen onun için bir nur takdir buyur diye dua etti. İki gözü arasında bir nur parıldadı. Bunun üzerine: Rabbim ben onların bu bir yaratılış bozukluğudur diyeceklerinden korkuyorum dedi. Bu sefer o nur kamçısının ucuna gitti. Karanlık gecede etrafı aydınlatıyordu .. Bu olayı Hişam b. el-Kelbi uzunca bir kıssayı zikrederken sözkonusu etmiştir. Bu kıssada nakledildiğine göre o kavmini İslama davet etmiş, babası İslamı kabul ettiği halde annsi Müslüman olmamış, sadece Ebu Hureyre onun davetini kabul etmiştir. Derim ki: Bu onun (et-Tufayl'ın) erken dönemde Müslüman olduğunu göstermektedir. Musa b. Ukbe, İbn Şihab'dan zikrettiğine göre et-Tufayl b. Amr, Ebu Bekr'in halifeliği döneminde Ecnadın vakasında şehit düşmüştür

Narrated Abu Huraira:When I came to the Prophet (ﷺ), I said on my way, "O what a long tedious tiresome night; nevertheless, it has rescued me from the place of Heathenism." A slave of mine ran away on the way. When I reached the Prophet (ﷺ) I gave him the oath of allegiance (for Islam), and while I was sitting with him, suddenly the slave appeared. The Prophet (ﷺ) said to me. "O Abu Huraira! Here is your slave," I said, "He (i.e. the slave) is (free) for Allah's Sake," and manumitted him

Sahîh-i Buhârî No. 4394 Sahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ أَتَيْنَا عُمَرَ فِي وَفْدٍ، فَجَعَلَ يَدْعُو رَجُلاً رَجُلاً وَيُسَمِّيهِمْ فَقُلْتُ أَمَا تَعْرِفُنِي يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ قَالَ بَلَى، أَسْلَمْتَ إِذْ كَفَرُوا، وَأَقْبَلْتَ إِذْ أَدْبَرُوا، وَوَفَيْتَ إِذْ غَدَرُوا، وَعَرَفْتَ إِذْ أَنْكَرُوا‏.‏ فَقَالَ عَدِيٌّ فَلاَ أُبَالِي إِذًا‏.‏

Adiy b. Hatim dedi ki: "Biz (halifeliği döneminde) Tay kabilesinden bir heyet ile birlikte Ömer'in yanına geldik. O isimlerini söyleyerek birer birer adamları çağırmaya başladı. Ben: Beni tanımıyor musun, ey mu'minlerin emiri dedim. O: Tanıyorum. Onlar kMir iken sen Müslüman olmuştun. Onlar geri dönüp gittikleri zaman sen hakka yüzünü çevirerek gelmiştin. Onlar ahidıerinde durmayıp, gadrettikleri zaman ahdinin gereğini eksiksiz yerine getirdin. Onlar hakkı tanımayıp, inkar ettiklerinde sen hakkı bilip tanıdın, dedi. Adiy bunun üzerine: O halde artık hiçbir şeye aldırış etmem, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ömer'e" halifeliği döneminde "gittim." O, onları yanına davet etmeden önce "isimlerini söyleyerek adam adam çağırmaya başladı." "Tanıdım, onlar küfre saptıklarında sen Müslüman oldun." Bu sözleriyle Adiy'in İslama vefakarca bağlı kaldığına, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından sonra sadakat gösterdiğine, kendisine itaat eden kimseleri irtidad etmekten alıkoyduğuna bir işarettir. Fetihler ile ilgili bilgi sahibi olanlarca bu husus meşhurdur. "Adiy: O halde artık hiçbir şeye aldırış etmem dedi." Yani sen benim değerimi bildiğine göre benden başkasını önüme geçirecek olsan bile aldırmam

Narrated `Adi bin Hatim:We came to `Umar in a delegation (during his rule). He started calling the men one by one, calling each by his name. (As he did not call me early) I said to him. "Don't you know me, O chief of the Believers?" He said, "Yes, you embraced Islam when they (i.e. your people) disbelieved; you have come (to the Truth) when they ran away; you fulfilled your promises when they broke theirs; and you recognized it (i.e. the Truth of Islam) when they denied it." On that, `Adi said, "I therefore don't care

Sahîh-i Buhârî No. 4395 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ، فَأَهْلَلْنَا بِعُمْرَةٍ، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ كَانَ مَعَهُ هَدْىٌ فَلْيُهْلِلْ بِالْحَجِّ مَعَ الْعُمْرَةِ، ثُمَّ لاَ يَحِلَّ حَتَّى يَحِلَّ مِنْهُمَا جَمِيعًا ‏"‏‏.‏ فَقَدِمْتُ مَعَهُ مَكَّةَ وَأَنَا حَائِضٌ، وَلَمْ أَطُفْ بِالْبَيْتِ وَلاَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَشَكَوْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ انْقُضِي رَأْسَكِ، وَامْتَشِطِي وَأَهِلِّي بِالْحَجِّ وَدَعِي الْعُمْرَةَ ‏"‏‏.‏ فَفَعَلْتُ فَلَمَّا قَضَيْنَا الْحَجَّ أَرْسَلَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ إِلَى التَّنْعِيمِ فَاعْتَمَرْتُ فَقَالَ ‏"‏ هَذِهِ مَكَانَ عُمْرَتِكِ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ فَطَافَ الَّذِينَ أَهَلُّوا بِالْعُمْرَةِ بِالْبَيْتِ وَبَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، ثُمَّ حَلُّوا، ثُمَّ طَافُوا طَوَافًا آخَرَ بَعْدَ أَنْ رَجَعُوا مِنْ مِنًى، وَأَمَّا الَّذِينَ جَمَعُوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ فَإِنَّمَا طَافُوا طَوَافًا وَاحِدًا‏.‏

Aişe radıyaIlilhu anhil dedi ki: "Veda haccında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yola çıktık. Bir umre yapmak üzere ihrama girdik. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Beraberinde kurbanlık bulunan kimse umre ile birlikte hac niyetiyle ihrama girsin. Daha sonra her ikisinin de ihramından çıkıncaya kadar ihram dolayısıyla yasak olan şeyleri helal bilmesin. Ben de ay hali olduğum halde onunla birlikte Mekke'ye geldim. Bu sebeple Beytin etrafında tavaf etmediğim gibi Safa ile Merve arasında da sa'y etmedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e durumumdan rahatsız olduğumu söyleyince, o: Saçlarını çöz, taran ve hac niyetiyle ihrama gir, umreyi de bırak, diye buyurdu_ Ben de onun dediğini yaptım. Haccı bitirdiğimiz vakit Resulullah salı allah u aleyhi ve sellem beni Ebu Bekr es-Sıddik'in oğlu Abdurrahman ile birlikte Ten'im'e gönderdi ve oradan umre yaptım. Bunun üzerine Allah Heslilü: Bu senin (daha önce ifaetmediğin) umrenin yerinedir, diye buyurdu. Aişe dedi ki: Umre niyetiyle ihrama girmiş olanlar Beyt'i tav af etti, Safa ile Merve arasında sa'y etti, sonra da ihramdan çıktılar. Daha sonra ise Mina'dan döndükten sonra bir başka tavaf daha yaptılar. Hac ile umreyi bir arada ifa edenler ise sadece bir tavaf yaptılar." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Veda haccı" Cabir'in rivayet ettiği Veda haccının niteliklerini anlatan Müslim'in ve başkalarının zikrettiği uzunca hadise göre Nebi s.a.v. -Medine'ye geldikten sonra- dokuz sene boyunca hac yapmadı. Bundan sonra onuncu yılda insanlar arasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hac edeceği ilan edildi. Medine'ye çok sayıda insan geldi. Hepsi de (hac yaparken) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e uymak niyetinde idi. .. Ebu Said el-Hudri yoluyla gelen hadiste ise Nebi s.a.v.'in Veda haccından sonra ve hicret etmeden önce hac yaptığı izlenimini veren ifadeler vardır. Tirmizi'de de Cabir yoluyla gelen hadiste hicret etmeden önce üç tane hac yaptığı belirtilmektedir. Hakim'in es-Sevri'ye kadar ulaşan sahih bir sEmed ile rivayet ettiğine göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hicret etmeden önce birkaç defa hac yapmıştır." İbnu'l-Cevzi der ki: Birkaç defa hac yapmıştır. Bunların sayısı bilinmemektedir. İbnu'l-Esir ise en-Nihaye'de şunları söylemektedir: Hicret etmeden önce her yıl hac yapardı. İbn Abbas yoluyla gelen hadiste de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'den Zülkade'nin bitmesine beş gün kala çıkmıştır. Bu hadisi musannıf (Buhari) Hac bölümünde rivayet etmiştir

Narrated `Aisha:We went out with Allah's Messenger (ﷺ) during Hajjat-ul-Wada` and we assumed the Ihram for `Umra. Then Allah's Messenger (ﷺ) said to us, "Whoever has got the Hadi should assume the Ihram for Hajj and `Umra and should not finish his Ihram till he has performed both (`Umra and Hajj)." I arrived at Mecca along with him (i.e. the Prophet (ﷺ) ) while I was menstruating, so I did not perform the Tawaf around the Ka`ba or between Safa and Marwa. I informed Allah's Messenger (ﷺ) about that and he said, "Undo your braids and comb your hair, and then assume the Ihram for Hajj and leave the `Umra." I did so, and when we performed and finished the Hajj, Allah's Messenger (ﷺ) sent me to at-Tan`im along with (my brother) `Abdur-Rahman bin Abu Bakr As-Siddiq, to perform the `Umra. The Prophet (ﷺ) said, "This `Umra is in lieu of your missed `Umra." Those who had assumed the Ihram for `Umra, performed the Tawaf around the Ka`ba and between Safa and Marwa, and then finished their Ihram, and on their return from Mina, they performed another Tawaf (around the Ka`ba and between Safa and Marwa), but those who combined their Hajj and `Umra, performed only one Tawaf (between Safa and Marwa) (for both)

Sahîh-i Buhârî No. 4396 Sahih

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَطَاءٌ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، إِذَا طَافَ بِالْبَيْتِ فَقَدْ حَلَّ‏.‏ فَقُلْتُ مِنْ أَيْنَ قَالَ هَذَا ابْنُ عَبَّاسٍ قَالَ مِنْ قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى ‏{‏ثُمَّ مَحِلُّهَا إِلَى الْبَيْتِ الْعَتِيقِ‏}‏ وَمِنْ أَمْرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَصْحَابَهُ أَنْ يَحِلُّوا فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ‏.‏ قُلْتُ إِنَّمَا كَانَ ذَلِكَ بَعْدَ الْمُعَرَّفِ‏.‏ قَالَ كَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَرَاهُ قَبْلُ وَبَعْدُ‏.‏

İbn Abbas'tan rivayete göre kişi Beyt'i tavaf etti mi ihramdan çıkmış olur. Ben (Ata'dan rivayet eden İbn Cüreyc): İbn Abbas bunu nereden söyledi diye sordum. O: Yüce Allah'ın: "Sonra (o kurbanlıkların) varacakları yer el-Beytu'I-Atik'dir." [Hac, 33] buyruğu ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabına Veda haccında ihramdan çıkmalarını emretmiş olduğundan hareketle söylemiştir, dedi. (İbn Cureyc) ben: Ama bu ancak el-Muarraftan (Arafat'ta vakfe yaptıktan) sonradır dedim. (Ata) dedi ki: İbn Abbas Arafat'ta durmadan önce de, sonra da bu (ihramdan çıkma) görüşte idi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Abbas'tan rivayete göre kişi Beyt'i tavaf etti mi ihramdan çıkmış olurdu. Ben: İbn Abbas bunu neye dayanarak söylemiştir dedim." Hadiste geçen "el-Muarraf"dan kasıt, Arafat'ta vakfe yapmaktır. Bundan ister hacc-ı kıran, ister temettu haccı yapmış olsun kayıtsız ve şartsız olarak umre yapan kimsenin kastedildiği de açıktır. Bu da İbn Abbas'ın meşhur bir görüşüdür. Buna dair açıklamalar daha önceden Hac bölümünün tavafa dair başlıkları arasında yer alan "Mekke'ye geldikten sonra Beyt'i tavaf eden kişinin durumu" ile ilgili başlıkta (1614. hadiste) geçmiş bulunmaktadır .•

Narrated Ibn Juraij:`Ata' said, "Ibn `Abbas said, 'If he (i.e. the one intending to perform `Umra) has performed the Tawaf around the Ka`ba, his Ihram is considered to have finished.' I said, 'What proof does Ibn `Abbas has as to this saying?" `Ata' said, "(The proof is taken) from the Statement of Allah:-- "And afterwards they are brought For sacrifice unto Ancient House (Ka`ba at Mecca)" (22.33) and from the order of the Prophet to his companions to finish their Ihram during Hajjat-ul-Wada`." I said (to `Ata'), "That (i.e. finishing the Ihram) was after coming from `Arafat." `Ata' said, "Ibn `Abbas used to allow it before going to `Arafat (after finishing the `Umra) and after coming from it (i.e. after performing the Hajj)

Sahîh-i Buhârî No. 4397 Sahih

حَدَّثَنِي بَيَانٌ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ طَارِقًا، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْبَطْحَاءِ فَقَالَ ‏"‏ أَحَجَجْتَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَيْفَ أَهْلَلْتَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لَبَّيْكَ بِإِهْلاَلٍ كَإِهْلاَلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَ ‏"‏ طُفْ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ حِلَّ ‏"‏‏.‏ فَطُفْتُ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، وَأَتَيْتُ امْرَأَةً مِنْ قَيْسٍ فَفَلَتْ رَأْسِي‏.‏

Ebu Musa el-Eş'ari r.a. dedi ki: el-Batha denilen yerde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna vardım. Hac ettin mi diye sordu Ben: Evet dedim. Ne şekilde ihrama girdin, diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ihrama girişi gibi ihrama giriyorum deyip, telbiye getirdim dedim. Allah Resulü: Beyt'i tavaf et, Safa ile Merve arasında sa'y et, sonra ihramdan çık, diye buyurdu. Ben de Beyt'i tavaf ettim, Safa ile Merve arasında sa'y ettim, sonra Kayslılardan bir kadının yanına gittim, o kadın benim başımı (başımdaki biti) ayıkladı

Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:I came to the Prophet (ﷺ) at a place called Al-Batha'. The Prophet (ﷺ) said, "Did you assume the Ihram for Hajj?" I said, "Yes," He said, "How did you express your intention (for performing Hajj)? " I said, "Labbaik (i.e. I am ready) to assume the Ihram with the same intention as that of Allah's Messenger (ﷺ)." The Prophet said, "Perform the Tawaf around the Ka`ba and between Safa and Marwa, and then finish your Ihram." So I performed the Tawaf around the Ka`ba and between Safa and Marwa and then I came to a woman from the tribe of Qais who removed the lice from my head

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya