deneme

Sahîh-i Buhârî: Megâzî (Gazveler) Bölümü

488 hadis bulundu · sayfa 23/25

Sahîh-i Buhârî No. 4419 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجُعْفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا مَرَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْحِجْرِ قَالَ ‏ "‏ لاَ تَدْخُلُوا مَسَاكِنَ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ، أَنْ يُصِيبَكُمْ مَا أَصَابَهُمْ إِلاَّ أَنْ تَكُونُوا بَاكِينَ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَنَّعَ رَأْسَهُ وَأَسْرَعَ السَّيْرَ حَتَّى أَجَازَ الْوَادِيَ‏.‏

İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hicr'den geçince: Kendilerine zulmedenlerin meskenlerine -onlara isabe eden size de gelip çatmasın diye- ancak ağlayarak giriniz, diye buyurdu. Sonra başını örterek o vadiyi geçinceye kadar yürüyüşünü hızlandırdı

Narrated Ibn `Umar:When the Prophet (ﷺ) passed by Al-Hijr, he said, "Do not enter the dwelling places of those people who were unjust to themselves unless you enter in a weeping state lest the same calamity as of theirs should befall you." Then he covered his head and made his speed fast till he crossed the valley

Sahîh-i Buhârî No. 4420 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِ الْحِجْرِ ‏ "‏ لاَ تَدْخُلُوا عَلَى هَؤُلاَءِ الْمُعَذَّبِينَ إِلاَّ أَنْ تَكُونُوا بَاكِينَ، أَنْ يُصِيبَكُمْ مِثْلُ مَا أَصَابَهُمْ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a. dedi ki: "Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hicr sahipleri için şöyle buyurdu: Azaba uğratılmış bu kimselerin yurduna onlara gelen musibetin benzeri size gelip çatmasın diye ancak ağlayanlar olarak giriniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in" Semud kavminin yurdu olan "Hicr'de konaklaması" Size "isabet etmemesi" size gelip çatmaması için. "O vadiyi geçinceye" kat edinceye kadar. 81. BAB

Narrated Ibn `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said to his companions who were at Al-Hijr, "Do not enter upon these people who are being punished, except in a weeping state, lest the same calamity as of theirs should befall you

Sahîh-i Buhârî No. 4421 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِيهِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ ذَهَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِبَعْضِ حَاجَتِهِ، فَقُمْتُ أَسْكُبُ عَلَيْهِ الْمَاءَ ـ لاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ قَالَ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ ـ فَغَسَلَ وَجْهَهُ، وَذَهَبَ يَغْسِلُ ذِرَاعَيْهِ فَضَاقَ عَلَيْهِ كُمُّ الْجُبَّةِ، فَأَخْرَجَهُمَا مِنْ تَحْتِ جُبَّتِهِ فَغَسَلَهُمَا ثُمَّ مَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ‏.‏

Muğire b. Şu'be dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ihtiyacını gidermek için gitti. Ben de kalktım, onun eline su döktüm. (Hadisi Muğire'den rivayet eden oğlu Urve) dedi ki: -Babamın bunu Tebuk gazvesinde diye naklettiğinden başka türlüsünü de bilmiyorum.- Yüzünü yıkadı, sonra kollarını yıkamak istedi. Üzerindeki cübbenin yenıeri ona dar gelince, ellerini cübbenin altından çıkartarak yıkadı. Sonra da mestlerinin üzerine mesh etti

Narrated `Urwa bin Al-Mughira:Al-Mughira bin Shu`ba, said, "The Prophet (ﷺ) went out to answer the call of nature and (when he had finished) I got up to pour water for him." I think that he said that the event had taken place during the Ghazwa of Tabuk. Al-Mughira added. "The Prophet (ﷺ) washed his face, and when he wanted to wash his forearms, the sleeves of his cloak became tight over them, so he took them out from underneath the cloak and then he washed them (i.e. his forearms) and passed wet hands over his Khuffs (socks made from thick fabric or leather)

Sahîh-i Buhârî No. 4422 Sahih

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ عَبَّاسِ بْنِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ، قَالَ أَقْبَلْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَزْوَةِ تَبُوكَ حَتَّى إِذَا أَشْرَفْنَا عَلَى الْمَدِينَةِ قَالَ ‏ "‏ هَذِهِ طَابَةُ، وَهَذَا أُحُدٌ، جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Humeyd dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk gazvesinden dönüyorduk. Nihayet yüksek bir yerden Medine'yi gördüğümüzde şöyle buyurdu: İşte bu Tabe'dir, bu da bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağ olan Uhud'dur

Narrated Abu Humaid:We returned in the company of the Prophet (ﷺ) from the Ghazwa of Tabuk, and when we looked upon Medina, the Prophet (ﷺ) said, "This is Taba (i.e. Medina), and this is Uhud, a mountain that loves us and is loved by us

Sahîh-i Buhârî No. 4423 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا حُمَيْدٌ الطَّوِيلُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجَعَ مِنْ غَزْوَةِ تَبُوكَ فَدَنَا مِنَ الْمَدِينَةِ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ بِالْمَدِينَةِ أَقْوَامًا مَا سِرْتُمْ مَسِيرًا وَلاَ قَطَعْتُمْ وَادِيًا إِلاَّ كَانُوا مَعَكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَهُمْ بِالْمَدِينَةِ قَالَ ‏"‏ وَهُمْ بِالْمَدِينَةِ، حَبَسَهُمُ الْعُذْرُ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Tebuk gazvesinden dönüp de Medine'ye yaklaştığında şöyle buyurdu: Şüphesiz Medine'de öyle kimseler var ki her nerede yürüyüp yol almışsanız, hangi vadiyi kat edip geçmişseniz mutlaka onlar da sizinle beraberdi. Ashab: Ey Allah'ın Resulü onlar Medine'de bulundukları halde öyle mi deyince; o: (Evet) onlar Medine'de kaldıkları halde mazeretieri onları (sizinle beraber gelmekten) alıkoymuştu, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: (Son hadisin senedinde zikredilen) "Abdullah" Abdullah İbnu'I-Mübarek'tir. hadisle ilgili sened ve metine dair gerekli açıklamalar Cihad bölümünde (2838 ve 2839 numaralı hadislerde) "mazereti dolayısıyla gazaya çıkamayan kimseler" başlığında geçmiş bulunmaktadır

Narrated Anas bin Malik:Allah's Messenger (ﷺ) returned from the Ghazwa of Tabuk, and when he approached Medina, he said, "There are some people in Medina who were with you all the time, you did not travel any portion of the journey nor crossed any valley, but they were with you." They (i.e. the people) said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Even though they were at Medina?" He said, "Yes, because they were stopped by a genuine excuse

Sahîh-i Buhârî No. 4424 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ بِكِتَابِهِ إِلَى كِسْرَى مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُذَافَةَ السَّهْمِيِّ، فَأَمَرَهُ أَنْ يَدْفَعَهُ إِلَى عَظِيمِ الْبَحْرَيْنِ، فَدَفَعَهُ عَظِيمُ الْبَحْرَيْنِ إِلَى كِسْرَى، فَلَمَّا قَرَأَهُ مَزَّقَهُ ـ فَحَسِبْتُ أَنَّ ابْنَ الْمُسَيَّبِ قَالَ ـ فَدَعَا عَلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُمَزَّقُوا كُلَّ مُمَزَّقٍ‏.‏

Ubeydullah b. Abdullah'tan rivayete göre İbn Abbas kendisine şunu haber vermiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kisra'ya yazdığı mektubunu Abdullah b. Huzafe es-Sehmi ile birlikte gönderdi. Bu mektubunu Bahreyn'in büyüğüne teslim etmesini emretti. Bahreyn'in büyüğü de mektubu Kisra'ya ulaştırdl. Kisra mektubu okuyunca parçaladı. -Zannederim İbnu'l-Müseyyeb dedi ki:- Bunun üzerine Resulullah s.a.v. da onlara paramparça edilmeleri için beddua etti

Narrated Ibn `Abbas:Allah's Messenger (ﷺ) sent a letter to Khosrau with `Abdullah bin Hudhafa As-Sahmi and told him to hand it over to the governor of Al-Bahrain. The governor of Al-Bahrain handed it over to Khosrau, and when he read the latter, he tore it into pieces. (The sub-narrator added, "I think that Ibn Al-Musaiyab said, 'Allah's Apostle invoked (Allah) to tear them all (Khosrau and his companions) totally into pieces

Sahîh-i Buhârî No. 4425 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ لَقَدْ نَفَعَنِي اللَّهُ بِكَلِمَةٍ سَمِعْتُهَا مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَيَّامَ الْجَمَلِ، بَعْدَ مَا كِدْتُ أَنْ أَلْحَقَ بِأَصْحَابِ الْجَمَلِ فَأُقَاتِلَ مَعَهُمْ قَالَ لَمَّا بَلَغَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ أَهْلَ فَارِسَ قَدْ مَلَّكُوا عَلَيْهِمْ بِنْتَ كِسْرَى قَالَ ‏ "‏ لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً ‏"‏‏.‏

Ebu Bekre dedi ki: "Cemel vakası günlerinde Cemel savaşına katılmış bulunanlara yetişip, onlarla birlikte savaşmaya tam gidecekken, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmiş olduğum bir söz ile Allah beni faydalandırmıştır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Farslılar'ın başlarına Kisra'nın kızını hükümdar yaptıkları haberi ulaşınca şöyle buyurmuştu: İşlerini yönetmek üzere başlanna bir kadın getiren bir toplum asla iflah olmaz. " Bu Hadis 7099 numara ile gelecektir

Narrated Abu Bakra:During the days (of the battle) of Al-Jamal, Allah benefited me with a word I had heard from Allah's Apostle after I had been about to join the Companions of Al-Jamal (i.e. the camel) and fight along with them. When Allah's Messenger (ﷺ) was informed that the Persians had crowned the daughter of Khosrau as their ruler, he said, "Such people as ruled by a lady will never be successful

Sahîh-i Buhârî No. 4426 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، يَقُولُ أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الْغِلْمَانِ إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ نَتَلَقَّى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً مَعَ الصِّبْيَانِ‏.‏

Saib b. Yezid dedi ki: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılamak üzere başka çocuklarla birlikte SeniyyetulI-Veda'a gittiğimi hatırlıyorum." Ravilerinden Süfyan bir defasında (çocuklar anlamındaki "gılman ile birlikte" yerine) "sabilerle birlikte" demiştir

Narrated As-Sa'ib bin Yazid:I remember that I went out with the boys to (the place called) Thaniyat-ul-Wada` to receive Allah's Apostle

Sahîh-i Buhârî No. 4427 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ السَّائِبِ، أَذْكُرُ أَنِّي خَرَجْتُ مَعَ الصِّبْيَانِ نَتَلَقَّى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِلَى ثَنِيَّةِ الْوَدَاعِ مَقْدَمَهُ مِنْ غَزْوَةِ تَبُوكَ‏.‏

Zühri, o Saib'in şöyle dediğini nakletmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Teblik gazvesinden dönüşünde onu karşılamak üzere çocuklarla birlikte Seniyetu'l-Veda {Veda tepesi)'a çıktığım ı hatırlıyorum." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kisra ve Kayser'e mektubu" Kisra Perviz b. Hürmüz b. Enuşirvan'ın oğludur. Ünlü, büyük Kisra odur. Kisra, Fars'a kralolan herkese verilen lakaptır. Arapçadaki anlamı muzaffer kimse demektir. Sözü geçen Kayser ise Hirakl (Heraklieus) 'dır. Ona dair açıklamalar kitabın (Buhari'nin) baş taraflarında geçmiş bulunmaktadır. "Bahreyn'in büyüğü" el-Münzir b. Sava el-Abdi'dir. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona" Kisra'ya ve askerlerine "beddua ettL" "Paramparça edilmeleri için" darmadağın olmaları, kopup parçalanmaları için demektir. Abdullah b. Huzafe'nin rivayet ettiği hadiste: "Bu husus Resulullah s.a.v.'e ulaşınca, AlIah'ım onun mülkünü paramparça et, diye buyurdu" denilmektedir. Ayrıca Kisra Yemen'deki valisi bulunan Bazan'a: Yanından iki adam gönder de şu Hicaz'daki adamı getirsinler diye mektup yazdı. Bazan, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mektup yazınca Nebi gelen elçilere şunları söyledi: Adamınıza şunu haber veriniz: Benim Rabbim bu gece onun Rabbini öldürdü. (Abdullah b. Huzafe) dedi ki: Bu olay yedinci yıl cumade'l-lila ayının salıya rastlayan onuncu günü gecesi olmuştu. Allah ona oğlu Şireveyh'i musallat etmiş ve onu öldürmüştü. ez-Zühri dedi ki: Bana ulaştığına göre Kisra Bazan'a şöyle bir mektup yazmış: Bana ulaşan haberlere göre Kureyş'ten bir adam kendisinin Nebi olduğunu iddia ediyormuş. Sen onun yanına git, eğer tevbe ederse mesel e yok, aksi takdirde başını bana gönder, diyerek olayı zikrettikten sonra şunları söylemektedir: Bazan bu haberi alınca o da beraberinde bulunan Farisller de Müslüman oldu . Taberani de el-Misver b. Mahreme yoluyla gelen hadiste şunları söylediğini rivayet etmektedir: "Resulullah s.a.v. ashabının yanına çıkarak şöyle buyurdu: Şüphesiz Allah beni bütün insanlara Nebi olarak göndermiştir. Bu sebeple benden (öğrendiklerinizi) eda ediniz (başkalarına tebliğ ediniz.) Bana rağmen ihtilafa düşmeyiniz. Sonra Abdullah b. Huzafe'yi Kisra'ya, Sellt b. Amr'ı Yemame'deki Hevze b. Ali'ye, el-Ala b. el-Hadramı'yi Hecer'de bulunan el-Münzir b. Sava'ya, Amr b. el-As'ı Uman'da el-Culendl'nin iki oğlu Ceyfer ile Abbad'a, Dihye'yi Kayser'e, Şuca' b. Vehb'i İbn Ebi Şimr el-Gassfl.nl'ye, Amr b. Umeyye'yi Necaşı'ye gönderdi. Amr b. el-As dışında hepsi de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından önce geri döndü." "Yüce Allah, Resulullah s.a.v.'den işitmiş olduğum bir söz ile Cemel günlerinde beni faydalandırdı." Cemel ashabından maksat Aişe radıyallahu an ha ile birlikte bulunan askerlerdir, "Cemel ashabına katılacakken" yani Aişe r.a.a ile onunla birlikte bulunanlara katılacakken. İleride bu kıssaya dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Fitneler bölümünde gelecektir. Hülasası şudur: Osman r.a. öldürülüp, Ali r.a.'a halifelik bey'ati yapıldıktan sonra Talha ve Zubeyr Mekke'ye gitti. Haccını bitiı°miş bulunan Aişe r.a.a ile karşılaştılar. Hepsi de Basra'ya gidip orada Osman'ın kanını aramak üzere insanları savaşa çağırmak amacıyla gitmek üzere ittifak ettiler. Ali bunu haber alınca, onların üzerine gitti ve Cemel vakası meydana geldi. Bu vaka Aişe r.a.a'nın binmiş olduğu cemele (deveye) nispetle böyle anılmıştır. Aişe hevdeci içerisinde insanları aralarını düzeltmeye davet ediyordu. "Kisra'nın kızını başlarına hükümdar yaptılar." Adı BOran olup Şireveyh b. Kisra b. Perviz'in kızıdır. Şireveyh daha önce geçtiği üzere babasını öldürmüştü. Babası oğlunun kendisini öldürmek için faaliyette bulunduğunu öğrenince kendisinin ölümünden sonra oğlunu öldürmek için hileli bir yola başvurdu. Bu maksatla kendisine ait özel kasalarından birisine zehirli bir hokka hazırlatarak üzerine: Bu cima' için bir hokkadır. Kim içindekinden şu kadar kullanırsa, şu kadar cima yapabilir diye yazdı. Şireveyh bunu okuyunca içindeki müstahzardan kullandı ve bunun neticesinde öldü. Babasından sonra sadece altı ay yaşadı. Şireveyh öldüğünde geriye kardeş bırakmamıştı. Çünkü o hükümdarlık tutkusu dolayısıyla kardeşlerini öldürmüştü . Geride erkek çocuğu da yoktu. Farslar krallığın bu hanedandan çıkmasını istemediklerinden BO.ran adındaki kadını hükümdar yaptılar. Bunu İbn Kuteybe el-Megazı adlı eserinde zikretmiştir. el-Hattabi der ki: Hadisten anlaşıldığına göre kadın emirlik ve hakimlik görevine getirilemez. Yine kadın kendi kendisini evlendiremez ve aynı şekilde başkası adına da bu akdi yapmayı üstIenemez. Evet, el-Hattabi böyle söylemekle birlikte görüşlerine cevap da verilmiştir. Kadının yöneticilik ve hakimlik görevlerine getirilemeyeceği cumhurun görüşüdür. Ancak Taberani bunu caiz kabul etmektedir. Ayrıca bu Malik'ten gelen bir rivayettir. Ebu Hanife'den gelen rivayete göre ise kadınların şahitliklerinin caiz olduğu hususlarda hakimlik görevini de yapabilir. Bu hadisin başlıkla ilgisi ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mektubunu parçalayan Kisra'nın kıssasının bir tamamlayıcısı olması cihetiyledir. Bundan dolayı Allah ona oğlunu musallat etmiş ve oğlu da onu öldürmüştü. Oğlu da arkasından kendi kardeşlerini öldürmüştü. Nihayet iş, başlarına bir kadını hükümdar yapmak noktasına kadar gelmişti. Bu ise sonunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in beddua ettiği şekilde hükümdarlıklarının yok olup, mülklerinin paramparça olması sonucuna götürmüştü

Narrated As-Saib:I remember I went out with the boys to Thaniyat-ul-Wada` to receive the Prophet (ﷺ) when he returned from the Ghazwa of Tabuk

Sahîh-i Buhârî No. 4428 Sahih

وَقَالَ يُونُسُ عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ عُرْوَةُ قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ ‏ "‏ يَا عَائِشَةُ مَا أَزَالُ أَجِدُ أَلَمَ الطَّعَامِ الَّذِي أَكَلْتُ بِخَيْبَرَ، فَهَذَا أَوَانُ وَجَدْتُ انْقِطَاعَ أَبْهَرِي مِنْ ذَلِكَ السَّمِّ ‏"‏‏.‏

Aişe radıyalliıhu anhiı dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, vefatıyla sonuçlanan hastalığı esnasında şöyle diyordu: Ey Aişe, hala Hayber'de yemiş olduğum o yemeğin acısını hissediyorum. İşte bu vakitler o zehirden kalp damarımın koptuğunu hissettiğim vakittir." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Sa'd hocası el-Vakidi'den değişik senetler ile Hayber'de zehir katılmış koyun ile alakah rivayetleri kaydettikten sonra şunları zikretmektedir: "Bundan sonra üç yıl yaşadı ve sonunda ruhunu teslim ettiği ağrıları bundan dolayı olmuş ve şöyle diyordu: Hayber'de o yediklerimin acılarını defalarca hissedip, durdum ve nihayet bu benim kalp damarımın kopacağı zamandır." el-Ebher, sırtta yer alan bir damardır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şehit olarak vefat etmiştir. (İbn Abbas'ın rivayetleri burada sona ermektedir.) "Sırttaki bir damardır" sözü ravinin sözlerindendir. Aynı şekilde "şehit olarak vefat etmiştir" ifadesi de böyledir. "Hala o yemeğin acısını hissediyorum" yani ben yediğim o yemekten ötürü içimde acı hissediyorum. Hayber'de zehir katılan koyunun durumu ile ilgili açıklamalar etraflı bir şekilde Hayber gazvesi bahsinde geçmiş bulunmaktadır

Narrated `Aisha: The Prophet (ﷺ) in his ailment in which he died, used to say, "O `Aisha! I still feel the pain caused by the food I ate at Khaibar, and at this time, I feel as if my aorta is being cut from that poison

Sahîh-i Buhârî No. 4429 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنْ أُمِّ الْفَضْلِ بِنْتِ الْحَارِثِ، قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِ ـ ‏{‏الْمُرْسَلاَتِ عُرْفًا‏}‏ ثُمَّ مَا صَلَّى لَنَا بَعْدَهَا حَتَّى قَبَضَهُ اللَّهُ‏.‏

Abdullah b. Abbas r.a., Haris kızı Ümmü’l-Fadl rivayetle şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i akşam namazında Ve'l-murselati urfen (suresin)i okurken dinledim. Bundan sonra ise Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar bize başka bir namaz kıldırmadı

Narrated Um Al-Fadl bint Al-Harith:I heard the Prophet (ﷺ) reciting Surat-al-Mursalat `Urfan (77) in the Maghrib prayer, and after that prayer he did not lead us in any prayer till he died

Sahîh-i Buhârî No. 4430 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ يُدْنِي ابْنَ عَبَّاسٍ فَقَالَ لَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ إِنَّ لَنَا أَبْنَاءً مِثْلَهُ‏.‏ فَقَالَ إِنَّهُ مِنْ حَيْثُ تَعْلَمُ‏.‏ فَسَأَلَ عُمَرُ ابْنَ عَبَّاسٍ عَنْ هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ‏}‏ فَقَالَ أَجَلُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْلَمَهُ إِيَّاهُ، فَقَالَ مَا أَعْلَمُ مِنْهَا إِلاَّ مَا تَعْلَمُ‏.‏

İbn Abbas dedi ki: "Ömer b. el-Hattab r.a. İbn Abbas'ı kendisine yakın bir mevkide tutardı. Abdurrahman b. Avf ona: Bizim onun gibi çocuklanmız var deyince, Ömer: Bu senin bildiğin bir sebep dolayısıyladır dedi. Sonra Ömer, İbn Abbas'a şu: "İza cae nasrullahi ve'[-feth: Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde" ayetine dair soru sordu. İbn Abbas: Bu yüce Allah'ın Resulullah'a bildirdiği ecelidir, dedi. Ömer: Ben de ona dair senin bildiğinden farklı bir şey bilmiyorum, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Abbas dedi ki: Ömer b. el-Hattab r.a. İbn Abbas'ı kendisine yakın tutardı." Bu başlıktaki hadise dair açıklamalar daha önce Mekke'nin fethi gazvesinde (4294.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Aynca Nasr suresinin tefsiri ile ilgili açıklamalanmızda da bunu uzun uzadıya şerh ettik.(4970.hadis)

Narrated Ibn `Abbas: `Umar bin Al-Khattab used to let Ibn `Abbas sit beside him, so `AbdurRahman bin `Auf said to `Umar, "We have sons similar to him." `Umar replied, "(I respect him) because of his status that you know." `Umar then asked Ibn `Abbas about the meaning of this Holy Verse:-- "When comes the help of Allah and the conquest of Mecca . . ." (110.1) Ibn `Abbas replied, "That indicated the death of Allah's Messenger (ﷺ) which Allah informed him of." `Umar said, "I do not understand of it except what you understand

Sahîh-i Buhârî No. 4431 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُلَيْمَانَ الأَحْوَلِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَوْمُ الْخَمِيسِ وَمَا يَوْمُ الْخَمِيسِ اشْتَدَّ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَعُهُ فَقَالَ ‏"‏ ائْتُونِي أَكْتُبْ لَكُمْ كِتَابًا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ أَبَدًا ‏"‏‏.‏ فَتَنَازَعُوا، وَلاَ يَنْبَغِي عِنْدَ نَبِيٍّ تَنَازُعٌ، فَقَالُوا مَا شَأْنُهُ أَهَجَرَ اسْتَفْهِمُوهُ فَذَهَبُوا يَرُدُّونَ عَلَيْهِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ دَعُونِي فَالَّذِي أَنَا فِيهِ خَيْرٌ مِمَّا تَدْعُونِي إِلَيْهِ ‏"‏‏.‏ وَأَوْصَاهُمْ بِثَلاَثٍ قَالَ ‏"‏ أَخْرِجُوا الْمُشْرِكِينَ مِنْ جَزِيرَةِ الْعَرَبِ، وَأَجِيزُوا الْوَفْدَ بِنَحْوِ مَا كُنْتُ أُجِيزُهُمْ ‏"‏‏.‏ وَسَكَتَ عَنِ الثَّالِثَةِ، أَوْ قَالَ فَنَسِيتُهَا‏.‏

Said b. Cubeyr: "İbn Abbas'tan rivayetle dedi ki: Perşembe günü, nedir o Perşembe günü! Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ağrıları çokça artınca şöyle buyurmuştu: Bana (kalem kağıt) getirin de size bir yazı yaz(dır)ayım. Ondan sonra ebediyyen bir daha sapıtmayacaksınız. Huzurunda bulunanlar anlaşmazlığa düştüler. Halbuki hiçbir nebinin huzurunda anlaşmazlığa düşülmemesi gerekir. Yanında bulunanlar: Durumu nasıldır, yoksa gelişi güzel mi konuştu, onun ne demek istediğini iyice sorunuz, diyerek ona karşılık vermeye kalkıştılar. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Beni bırakınız, benim içinde bulunduğum bu hal sizin beni kendisine davet ettiğiniz halden daha hayırlıdır. Onlara üç hususu tavsiye ederek şöyle byurdu: Müşrikleri Arap yarımadasından çıkartınız. Gelen heyetlere benim kendilerine ikramda bulunduğum gibi siz de onlara ikramda bulununuz," (Ravi dedi ki:) Ancak (İbn Cübeyr) üçüncüsünü söylemedi ya da (İbn Cübeyrı: Onu ben unuttum, dedi)

Narrated Ibn `Abbas:Thursday! And how great that Thursday was! The ailment of Allah's Messenger (ﷺ) became worse (on Thursday) and he said, "Fetch me something so that I may write to you something after which you will never go astray." The people (present there) differed in this matter, and it was not right to differ before a prophet. Some said, "What is wrong with him ? (Do you think ) he is delirious (seriously ill)? Ask him ( to understand his state )." So they went to the Prophet (ﷺ) and asked him again. The Prophet (ﷺ) said, "Leave me, for my present state is better than what you call me for." Then he ordered them to do three things. He said, "Turn the pagans out of the 'Arabian Peninsula; respect and give gifts to the foreign delegations as you have seen me dealing with them." (Sa`id bin Jubair, the sub-narrator said that Ibn `Abbas kept quiet as regards the third order, or he said, "I forgot it.") (See Hadith No. 116 Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 4432 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا حُضِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي الْبَيْتِ رِجَالٌ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلُمُّوا أَكْتُبْ لَكُمْ كِتَابًا لاَ تَضِلُّوا بَعْدَهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ غَلَبَهُ الْوَجَعُ وَعِنْدَكُمُ الْقُرْآنُ، حَسْبُنَا كِتَابُ اللَّهِ‏.‏ فَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْبَيْتِ وَاخْتَصَمُوا، فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ قَرِّبُوا يَكْتُبُ لَكُمْ كِتَابًا لاَ تَضِلُّوا بَعْدَهُ‏.‏ وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ غَيْرَ ذَلِكَ، فَلَمَّا أَكْثَرُوا اللَّغْوَ وَالاِخْتِلاَفَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قُومُوا ‏"‏‏.‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَكَانَ يَقُولُ ابْنُ عَبَّاسٍ إِنَّ الرَّزِيَّةَ كُلَّ الرَّزِيَّةِ مَا حَالَ بَيْنَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبَيْنَ أَنْ يَكْتُبَ لَهُمْ ذَلِكَ الْكِتَابَ لاِخْتِلاَفِهِمْ وَلَغَطِهِمْ‏.‏

İbn Abbas r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı yaklaşmış idi. Evde bazı adamlar da vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Haydi size bir kitap yaz(dır)ayım. Ondan sonra asla sapmayacaksınız, diye buyurdu. Hazır bulunanlardan birisi: Resulullah'ın hastalığı ağırlaşmış bulunuyor. Yanımızda da Kur'an vardır. Bize Allah'ın kitabı yeter dedi. Evde bulunanlar ihtilafa düştüler ve aralarında tartışmaya koyuldular. Kimisi: Yazı yazdıracağı malzemeyi getirin, size bir kitap (vasiyetname) yaz(dır)sın. Ondan sonra da yolunuzu şaşırmazsınız diyor, kimisi başka bir şey söylüyordu. Bu şekilde boş sözleri ve anlaşmazlıkları çoğaltınca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Kalkınız diye buyurdu." Ravi Ubeydullah dedi ki: "Bundan dolayı İbn Abbas şöyle derdi: Resulullah ile kendilerine yaz(dır)mak istediği o kitap arasına girmeleri pek büyük bir musibet oldu. Buna sebep ise aralarındaki anlaşmazlıkları ve seslerini yükseltmeleri idi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "O Perşembe günü ne gündü!" Bu tabir bir hususun oldukça zorlu olduğunu anlatmak ve ondan hayrete düşürdüğünü ifade etmek için kullanılır. Cihadın son bölümlerinde bu yolla gelen rivayette şu fazlalık vardır: "Sonra (İbn Abbas) öyle ağladı ki gözyaşları çakıl taşlarını ıslattı." İbn Abbas'ın ağlaması Resulullah s.a.v.'in vefatını hatırlayarak yeniden üzüntüsünün tazelenmesi ihtimalinden de olabilir. Buna ek olarak eğer o kitap (vasiyetname) yazdırılmış olsaydı, elde edilecek hayırların onun kanaatine göre kaçırılmış olmasından dolayı da olabilir. İlim bölümünde Ömer radıyallfıhu anh gibi bunu kabul etmeyen kimseler adına buna cevap verilmiş bulunmaktadır. "Hazır bulunanlar: Bunun hali nedir? Sayıklamaya mı başladı dediler?" !yad ve başkaları buna dair uzunca açıklamalar yapmışlardır. Kurtubı de bu uzun açıklamaları kendi ifadeleriyle güzel bir şekilde özetlemiştir. Bunların hülasası da şudur: Sayıklama ifadesi başında -tercih edilen kanaate göre- soru edatının bulunmasıdır. Burada da kastedilen hasta olan kimsenin uyumlu sözler söyleyememesidir. Bu gibi sözlere itibar edilmez. Çünkü bunların anlamı yoktur. Ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu tür sözler söylemesi imkansız bir şeydir. Çünkü o sağlıklı iken de, hasta iken de masumdur (hatadan korunmuştur) .. Çünkü yüce Allah: "O hevadan konuşmaz. "[[Necm, 3]] Nebi s.a.v. de şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben öfkeli iken de, hoşnut iken de hakkın dışında bir şey söylemem." Bu durum bilindiğine göre bu sözleri söyleyen kişi Allah Resulünün (yazı yazmak için) kürek kemiği ve hokkanın getirilmesi emrini yerine getirmekte tereddüt eden kimselerin bu haline tepki göstermek üzere söylemiş olmaktadır. Şöyle demiş gibi olur: Sen bunları getirmekte nasıl tereddüt edebilirsin? Onun başkaları gibi hasta iken sayıkladığını mı zannediyorsun? Emrine uy ve istediklerini getir. O haktan başkasını söylemez. (Kurtubi) Bu, bu husustaki cevapların en güzelidir, demektir. İkinci rivayette geçen: "Aralarında tartıştılar.Kimisi haydi getirin size bir kitap (vasiyetname) yaz(dır)sın diyordu." Bu ifade onların bazılarının emri yerine getirmekte kararlı olduklarını, buna uymak istemeyen kimselerin kanaatlerini reddettiklerini göstermektedir. Ancak onlar anlaşmazlığa düşünce bu hususta cereyan eden adet üzere bereket kalktı. Çünkü anlaşmazlık ve tartışma halinde bereketin kalkması görülegelen bir adettir. Oruç bahsinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashaba Kadir gecesini haber vermek üzere çıktığı, ancak iki adamın tartıştığını görünce bunun kaldırıldığına dair rivayet geçmiş bulunmaktadır. Nevevi der ki: İlim adamları ittifakla Ömer radıyallahuanh'ın: "Allah'ın kitabı bize yeter" şeklindeki sözü onun fıkhının güçlü ve bakış açısının incelikli olduğunun bir delilidir. Çünkü o muhtemelen yerine getirmekten acze düşecekleri bir takım hususları da yazdırabileceğinden korkmuştu. O takdirde cezalandırılmayı hak edeceklerdi. Çünkü artık bu yazılanlar nas ile belirlenmiş hüküm haline geleceklerdi. Ayrıca ilim adamlarının önünde idihad kapısının kapanmamasını da istemişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ömer'e tepki göstermeyişi de Ömer'in görüşünü doğru bulmuş olduğuna bir işarettir. Ömer r.a.: "Allah'ın kitabı bize yeter" sözleriyle yüce Allah'ın: "Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık."[En'am, 38] buyruğuna işarettir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sıkıntılarını hafifletmek maksadıyla böyle söylemiş olması da muhtemeldir. Çünkü içinde bulunduğu zorlu ve sıkıntılı hali görüyordu. Ayrıca Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yazdırmak istediği hususların kesinlikle ihtiyaç duyulacak türden bir şeyolmadığına dair bazı karineler de tespit etmişti. Çünkü yazdırmak istediği hususlar bu kabilden olsaydı, Nebi bu işi aralarındaki anlaşmazlık dolayısıyla terk etmezdi. Ayrıca bu İbn Abbas'ın: O ne büyük bir musibetti, sözü ile de çelişmemektedir. Çünkü Ömer kesinlikle ondan daha fakih idi. Hattabi der ki: Ömer r.a. Nebi s.a.v.'in yaz(dır)mak istediği hususta yanlışlık yaptığını asla düşünmüş değildir. Aksine onun bunu kabul etmeyişi Nebi s.a.v.'in içinde bulunduğu zorlu hali ve vefatının yaklaşmış olduğunu görmüş olmasına bağlı olarak yorumlanmalıdır. Çünkü münafıkların yazdırmak istediği hususlarda tenkit yöneltecekleri bir fırsatı elde etmiş olacaklarından çekiniyordu. O yazdırılanları adeten üzerinde ittifak hasıl olanlara aykırı bazı durumların vukua gelebileceği bir hal diye göstereceklerdi. İşte Ömer'in bu hususta duraklamasının sebebi bu olmuştur. Yoksa Nebi s.a.v.'e karşı gelmeyi kastetmediği gibi, onun yanlış yapmış olabileceğini düşünmesi de sözkonusu değildir. Bu kesinlikle düşünülemez. İbn Abbas'ın rivayet ettiği hadise dair açıklamalar İlim bölümünün sonlarında (1149 nolu hadiste) geçmiş bulunmaktadır. "Beni rahat bırakınız. İçinde bulunduğum hal sizin beni kendisine çağırdığınızdan daha hayırlıdır diye buyurdu." İbnu'l-Cevzi ve başkaları der ki: Beni rahat bırakınız. Benim dünyadan ayrılacağım vakitten sonra i\llah'ın bana hazırlamış olduğunu gördüğüm lütuf ve ikramlar bu hayatta içinde bulunduğum hallerden daha hayırlıdır. Yahut da benim şu anda içinde bulunduğum mürakabe, Allah'ın huzuruna çıkmak için hazırlanma, bu husustaki tefekkür ve benzeri hususlar sizin bana sorduğunuz vasiyet yazdırmamın ya da yazdırmayışımın hangisi daha maslahata uygundur, diye bana sormanızdan daha üstündür. "Onlara üç husus tavsiye etti." Bu durumda onlara bunları tavsiye etti, demektir. İşte bu onun yazdırmak istediği hususların kesin ve kaçınılmaz bir emir olmadığını göstermektedir. Çünkü bu husus onun tebliğ etmekle emrolunduklarından birisi olsaydı, aralarındaki anlaşmazlık dolayısıyla bunu terk etmezdi. Ayrıca yüce Allah'ın onun bu hususu tebliğ etmesine engelolan kimseleri cezalandırması gerekirdi. Kendisi de onlara bu tebliği laM olarak ulaştırırdı. Tıpkı müşriklerin Arap yarımadasından çıkartılmasını ve diğer hususları tavsiye ettiği gibi. Ayrıca bu sözleri söyledikten sonra birkaç gün daha yaşadı. Ashab-ı kiram da ondan lafzen söylediği bir takım şeyleri de belledi. Bunların tamamının yazdırmak istediği hususlar olması ihtimali de vardır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Gelen heyetlere ikram ediniz." Onlara bağışlarda bulununuz. "Üçüncüsünü söylemeyip sustu ya da onu unuttum dedi." Bu sözleri söyleyenin Said b. Cubeyr olma ihtimali vardır. ed-Davudi der ki: Üçüncü husus Kur'an'ı tavsiye idi. İbnu't-Tin bunu kat'i bir dille ifade etmiştir. Mühelleb ise şöyle demektedir: Hayır, o husus Usame ordusunun hazırlıklarının tamamlanmasıdır. İbn Battal ashab-ı kiramın Usame ordusunu yola koymak hususunda Ebu Bekr ile ihtilafa düşünce Ebu Bekr'in kendilerine söylemiş olduğu şu sözleri hatırlatarak bu kanaati desteklemiş bulunmaktadır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatına yakın bunu tavsiye etmişti. İyad der ki: Bu üçüncü hususun: "Benim kabrimi bir put edinmeyiniz" buyruğu olması ihtimali vardır. Çünkü bu buyruk Muvatta'da Yahudilerin çıkartılması emri ile sabit olmuştur

Narrated Ubaidullah bin `Abdullah:Ibn `Abbas said, "When Allah's Messenger (ﷺ) was on his deathbed and there were some men in the house, he said, 'Come near, I will write for you something after which you will not go astray.' Some of them ( i.e. his companions) said, 'Allah's Messenger (ﷺ) is seriously ill and you have the (Holy) Qur'an. Allah's Book is sufficient for us.' So the people in the house differed and started disputing. Some of them said, 'Give him writing material so that he may write for you something after which you will not go astray.' while the others said the other way round. So when their talk and differences increased, Allah's Apostle said, "Get up." Ibn `Abbas used to say, "No doubt, it was very unfortunate (a great disaster) that Allah's Messenger (ﷺ) was prevented from writing for them that writing because of their differences and noise

Sahîh-i Buhârî No. 4434 Sahih

حَدَّثَنَا يَسَرَةُ بْنُ صَفْوَانَ بْنِ جَمِيلٍ اللَّخْمِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَاطِمَةَ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ فِي شَكْوَاهُ الَّذِي قُبِضَ فِيهِ، فَسَارَّهَا بِشَىْءٍ، فَبَكَتْ، ثُمَّ دَعَاهَا فَسَارَّهَا بِشَىْءٍ فَضَحِكَتْ فَسَأَلْنَا عَنْ ذَلِكَ‏.‏ فَقَالَتْ سَارَّنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ يُقْبَضُ فِي وَجَعِهِ الَّذِي تُوُفِّيَ فِيهِ فَبَكَيْتُ، ثُمَّ سَارَّنِي فَأَخْبَرَنِي أَنِّي أَوَّلُ أَهْلِهِ يَتْبَعُهُ فَضَحِكْتُ‏.‏

Aişe r.anha dedi ki: "Nebi s.a.v. vefatı ile neticelenen rahatsızlığı sırasında Fatıma aleyhesselam'ı çağırdı. Ona gizlice bir şey söyledi, o da ağladı. Daha sonra yine onu çağırdı, yine ona gizlice bir şey söyledi. Fatıma bu sefer güldü. Biz de bunun sebebini sorduk. Dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gizlice bana vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığında ruhunun kabzedileceğini söyledi, bundan dolayı ben de ağladım. Sonra bana yakınları arasında onun peşinden gidecek ilk kişinin ben olacağım i gizlice haber verince ben de güldüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin ileride meydana gelecek olan şeyleri haber vermesi de vardır. Nitekim onun dediği gibi olmuştur. ilim adamları Fatıma aleyhesselam'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve SellemIden sonra zevceleri de dahil, ehl-i beytinden ilk vefat eden kimse olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir

Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) called Fatima during his fatal illness and told her something secretly and she wept. Then he called her again and told her something secretly, and she started laughing. When we asked her about that, she said, "The Prophet (ﷺ) first told me secretly that he would expire in that disease in which he died, so I wept; then he told me secretly that I would be the first of his family to follow him, so I laughed ( at that time)

Sahîh-i Buhârî No. 4435 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَسْمَعُ أَنَّهُ لاَ يَمُوتُ نَبِيٌّ حَتَّى يُخَيَّرَ بَيْنَ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، فَسَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ وَأَخَذَتْهُ بُحَّةٌ يَقُولُ ‏{‏مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ‏}‏ الآيَةَ، فَظَنَنْتُ أَنَّهُ خُيِّرَ‏.‏

Aişe dedi ki: "Ben şunu işitir dururdum: Hiçbir Nebi dünya ile ahiret arasında seçim yapmakta serbest bırakılmadıkça ölmez. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı ile neticelenen hastalığında sesi kısılmışken: "Allah'ın kendilerine nimet verdiği kimselerle beraber ... " [Nisa, 69] ayetini okuduğunu işitince, onun muhayyer bırakıldığın! anladım." Bu Hadis 4436,4437,4463,4586,6348 ve 6509 numara ile gelecektir

Narrated `Aisha:I used to hear (from the Prophet) that no Prophet dies till he is given the option to select either the worldly life or the life of the Hereafter. I heard the Prophet (ﷺ) in his fatal disease, with his voice becoming hoarse, saying, "In the company of those on whom is the grace of Allah ..( to the end of the Verse )." (4.69) Thereupon I thought that the Prophet (ﷺ) had been given the option

Sahîh-i Buhârî No. 4436 Sahih

حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا مَرِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَرَضَ الَّذِي مَاتَ فِيهِ جَعَلَ يَقُولُ ‏ "‏ فِي الرَّفِيقِ الأَعْلَى ‏"‏‏.‏

Aişe dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatı ile neticelenen hastalığa tutulunca er-Refiku'I-A'la arasında (en yüce dost ile birlikte), demeye başladı

Narrated `Aisha:When the Prophet (ﷺ) fell ill in his fatal illness, he started saying, "With the highest companion

Sahîh-i Buhârî No. 4437 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ إِنَّ عَائِشَةَ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ صَحِيحٌ يَقُولُ ‏"‏ إِنَّهُ لَمْ يُقْبَضْ نَبِيٌّ قَطُّ حَتَّى يَرَى مَقْعَدَهُ مِنَ الْجَنَّةِ ثُمَّ يُحَيَّا أَوْ يُخَيَّرَ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا اشْتَكَى وَحَضَرَهُ الْقَبْضُ وَرَأْسُهُ عَلَى فَخِذِ عَائِشَةَ غُشِيَ عَلَيْهِ، فَلَمَّا أَفَاقَ شَخَصَ بَصَرُهُ نَحْوَ سَقْفِ الْبَيْتِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ فِي الرَّفِيقِ الأَعْلَى ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ إِذًا لاَ يُجَاوِرُنَا‏.‏ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ حَدِيثُهُ الَّذِي كَانَ يُحَدِّثُنَا وَهْوَ صَحِيحٌ‏.‏

Aişe dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağlıklı iken şöyle derdi: Hiçbir Nebiin ruhu cennette kalacağı yeri görmedikçe kabzedilmez. Sonra serbest bırakılır -yahut muhayyer bırakılır.- Resulullah rahatsızlanıp da ruhunun kabzedileceği vakit de yaklaşınca başı Aişe'nin (benim) dizi üzerinde iken bayıldı. Ayılmca gözleri evin tavanına doğru dikildi. Sonra: Allah'ım er-Refiku'I-A'la arasında, dedi. Bu sefer ben: O halde bizi tercih etmeyecektir dedim ve onun sağlıklı iken bize söylediği o hadisinin gerçekleşeceğini anladım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sesi kısıldı." Ses kısılması boğazda arız olan birhalolup, bundan dolayı ses değişerek kalınlaşır

Narrated Aisha:When Allah's Apostle was in good health, he used to say, "Never does a prophet die unless he is shown his place in Paradise ( before his death ), and then he is made alive or given the option." When the Prophet became ill and his last moments came while his head was on my thigh, he became unconscious, and when he came to his senses, he looked towards the roof of the house and then said, "O Allah! (Please let me be) with the highest companion." Thereupon I said, "Hence he is not going to stay with us?" Then I came to know that his state was the confirmation of the narration he used to mention to us while he was in good health

Sahîh-i Buhârî No. 4438 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، عَنْ صَخْرِ بْنِ جُوَيْرِيَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، دَخَلَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مُسْنِدَتُهُ إِلَى صَدْرِي، وَمَعَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ سِوَاكٌ رَطْبٌ يَسْتَنُّ بِهِ، فَأَبَدَّهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَصَرَهُ، فَأَخَذْتُ السِّوَاكَ فَقَصَمْتُهُ وَنَفَضْتُهُ وَطَيَّبْتُهُ، ثُمَّ دَفَعْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَنَّ بِهِ، فَمَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَنَّ اسْتِنَانًا قَطُّ أَحْسَنَ مِنْهُ، فَمَا عَدَا أَنْ فَرَغَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَفَعَ يَدَهُ أَوْ إِصْبَعَهُ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ فِي الرَّفِيقِ الأَعْلَى ‏"‏‏.‏ ثَلاَثًا ثُمَّ قَضَى، وَكَانَتْ تَقُولُ مَاتَ بَيْنَ حَاقِنَتِي وَذَاقِنَتِي‏.‏

Aişe'den: "Abdurrahman b. Ebi Bekr, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdi. O sırada ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i göğsüme dayamış bulunuyordum. Abdurrahman ile birlikte dişlerini misvakladığı nemli bir misvak bulunuyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona uzunca bakmaya koyuldu. Bu sefer ben misvakı elime aldım, dişlerimle onu ısırıp kestim, onu silkeledim ve onunla misvaklanacak hale getirdim. Daha sonra onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e uzattım. O da onunla dişlerini misvakladı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bundan daha güzel dişlerini misvaklarken asla görmüş değildim. Dişlerini misvaklamayı bitirir bitirmez Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini ya da parmağını kaldırdıktan sonra üç defa: "er-Refiku'I-A'ICi arasında" diye buyurdu, sonra da ruhunu teslim etti. Aişe: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ın başı) benim köprü cü k kemiğim ile çene kemiğim arasında iken vefat etti, derdi

Narrated Aisha:`Abdur-Rahman bin Abu Bakr entered upon the Prophet (ﷺ) while I was supporting the Prophet (ﷺ) on my chest. `AbdurRahman had a fresh Siwak then and he was cleaning his teeth with it. Allah's Messenger (ﷺ) looked at it, so I took the Siwak, cut it (chewed it with my teeth), shook it and made it soft (with water), and then gave it to the Prophet (ﷺ) who cleaned his teeth with it. I had never seen Allah's Messenger (ﷺ) cleaning his teeth in a better way. After finishing the brushing of his teeth, he lifted his hand or his finger and said thrice, "O Allah! Let me be with the highest companions," and then died. `Aisha used to say, "He died while his head was resting between my chest and chin

Sahîh-i Buhârî No. 4439 Sahih

حَدَّثَنِي حِبَّانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا اشْتَكَى نَفَثَ عَلَى نَفْسِهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَمَسَحَ عَنْهُ بِيَدِهِ فَلَمَّا اشْتَكَى وَجَعَهُ الَّذِي تُوُفِّيَ فِيهِ طَفِقْتُ أَنْفِثُ عَلَى نَفْسِهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ، الَّتِي كَانَ يَنْفِثُ، وَأَمْسَحُ بِيَدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنْهُ‏.‏

İbn Şihab dedi ki: Urve'nin bana haber verdiğine göre Aişe r.anha kendisine şunu haber vermiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalandı mı el-Muavizat (diye bilinen sureleri) kendisine okur, üfler ve eliyle vücudunu SIvaziardı. Vefatı ile neticelenen hastalığında rahatsızlanınca ben de onun okuyup üflediği el-Muavvizatı ona okuyup üflemeye ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eliyle onun bedenini sıvazlamaya başladım." Hadis 5016, 5735 ve 5751 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Muavvizatı" Yani bunları okuyup elleri ile bedenini sıvazlıyordu. Muavvizattan maksat bu iki sure (Felak ve Nas sureleri) ile İhlas suresidir. Bu tabir tağlib yoluyla kullanılmıştır. Mutemet olan görüş budur. "Üfledi" yani büsbütün tükürüksüz yahut da çok az tükürükle üfledi. "Ve eliyle bedenini sıvazladı." Ma'merrin rivayetinde: "Elinin bereketi dolayısıyla kendi eliyle onun bedenini sıvazlıyordum" şeklindedir

Narrated Aisha:Whenever Allah's Messenger (ﷺ) became ill, he used to recite the Muawidhatan (i.e. the last two surahs of the Qur'an) and blow his breath over himself (after their recitation ) and rubbed his hands over his body. So when he was afflicted with his fatal illness. I started reciting the Muawidhatan and blowing my breath over him as he used to do and then I rubbed the hand of the Prophet (ﷺ) over his body

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya