Sahîh-i Buhârî: Ashâbın Faziletleri Bölümü

120 hadis bulundu · sayfa 4/6

Sahîh-i Buhârî No. 3712 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ فَاطِمَةَ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ أَرْسَلَتْ إِلَى أَبِي بَكْرٍ تَسْأَلُهُ مِيرَاثَهَا مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيمَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم، تَطْلُبُ صَدَقَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الَّتِي بِالْمَدِينَةِ وَفَدَكٍ وَمَا بَقِيَ مِنْ خُمُسِ خَيْبَرَ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ نُورَثُ، مَا تَرَكْنَا فَهْوَ صَدَقَةٌ، إِنَّمَا يَأْكُلُ آلُ مُحَمَّدٍ مِنْ هَذَا الْمَالِ ـ يَعْنِي مَالَ اللَّهِ ـ لَيْسَ لَهُمْ أَنْ يَزِيدُوا عَلَى الْمَأْكَلِ ‏"‏‏.‏ وَإِنِّي وَاللَّهِ لاَ أُغَيِّرُ شَيْئًا مِنْ صَدَقَاتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهَا فِي عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، وَلأَعْمَلَنَّ فِيهَا بِمَا عَمِلَ فِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَتَشَهَّدَ عَلِيٌّ، ثُمَّ قَالَ إِنَّا قَدْ عَرَفْنَا يَا أَبَا بَكْرٍ فَضِيلَتَكَ‏.‏ وَذَكَرَ قَرَابَتَهُمْ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَحَقَّهُمْ‏.‏ فَتَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ فَقَالَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، لَقَرَابَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحَبُّ إِلَىَّ أَنْ أَصِلَ مِنْ قَرَابَتِي‏.‏

Aişe r.anha dedi ki: "Fatıma (ona selam olsun) Ebu Bekir'e haber göndererek: Allah'ın, Resulüne fey' olarak verdiklerinden olan ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendisine miras olarak kalan, Medine ile Fedek'te bulunan Nebi'in sadaka olan malını ve Hayber'in beşte birinden kalanı istedi." [-3712-] Ebu Bekir dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bize mirasçı olunmaz. Biz geriye ne bırakırsak o bir sadakadır. Muhammed'in ailesi bu maldan -Allah'ın malını kastediyor- yiyebilirler fakat yediklerinden daha fazlasını almaya hakları yoktur. Bana gelince, Allah'a yemin ederim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sadakalarından hiçbir şeyi değiştirmeksizin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde nasıl idiyse öyle bırakacağım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlarda nasıl bir uygulama yaptıysa aynen öylesini yapacağım. Ali r.a. teşehhüd ettikten sonra dedi ki: Ey Ebu Bekir, biz senin faziletini biliyoruz -deyip sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e olan akrabalıklarını ve haklarını hatırlattı. Bunun üzerine Ebu Bekir konuşarak: Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Restilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in akrabalarını gözetmeyi kendi akrabalarımı gözetmekten daha çok severim, dedi

Narrated 'Aisha: Fatima sent somebody to Abu Bakr asking him to give her her inheritance from the Prophet (ﷺ) from what Allah had given to His Apostle through Fai (i.e. booty gained without fighting). She asked for the Sadaqa (i.e. wealth assigned for charitable purposes) of the Prophet (ﷺ) at Medina, and Fadak, and what remained of the Khumus (i.e., one-fifth) of the Khaibar booty. Abu Bakr said, "Allah's Messenger (ﷺ) said, 'We (Prophets), our property is not inherited, and whatever we leave is Sadaqa, but Muhammad's Family can eat from this property, i.e. Allah's property, but they have no right to take more than the food they need.' By Allah! I will not bring any change in dealing with the Sadaqa of the Prophet (and will keep them) as they used to be observed in his (i.e. the Prophet's) life-time, and I will dispose with it as Allah's Messenger (ﷺ) used to do," Then 'Ali said, "I testify that None has the right to be worshipped but Allah, and that Muhammad is His Apostle," and added, "O Abu Bakr! We acknowledge your superiority." Then he (i.e. 'Ali) mentioned their own relationship to Allah's Apostle and their right. Abu Bakr then spoke saying, "By Allah in Whose Hands my life is. I love to do good to the relatives of Allah's Apostle rather than to my own relatives

Sahîh-i Buhârî No. 3713 Sahih

أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ وَاقِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ ارْقُبُوا مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فِي أَهْلِ بَيْتِهِ‏.‏

İbn Ömer'in rivayetine göre "Ebu. Bekir r.a. dedi ki: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatırını, ehl-i beyti hususunda gözetiniz,'' Bu Hadis 3751 numara ile gelecektir

Abu Bakr said: Look at Muhammad through his family (i.e. if you are no good to his family you are not good to him)

Sahîh-i Buhârî No. 3714 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ فَاطِمَةُ بَضْعَةٌ مِنِّي، فَمَنْ أَغْضَبَهَا أَغْضَبَنِي ‏"‏‏.‏

Misver b. Mahreme'den rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Fatıma benim bir parçamdır. Onu kızdıran beni de kızdırmış olur

Narrated Al-Miswar bin Makhrama:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Fatima is a part of me, and he who makes her angry, makes me angry

Sahîh-i Buhârî No. 3716 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَاطِمَةَ ابْنَتَهُ فِي شَكْوَاهُ الَّذِي قُبِضَ فِيهَا، فَسَارَّهَا بِشَىْءٍ فَبَكَتْ، ثُمَّ دَعَاهَا فَسَارَّهَا فَضَحِكَتْ، قَالَتْ فَسَأَلْتُهَا عَنْ ذَلِكَ‏.‏ فَقَالَتْ سَارَّنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَنِي أَنَّهُ يُقْبَضُ فِي وَجَعِهِ الَّذِي تُوُفِّيَ فِيهِ فَبَكَيْتُ، ثُمَّ سَارَّنِي فَأَخْبَرَنِي أَنِّي أَوَّلُ أَهْلِ بَيْتِهِ أَتْبَعُهُ فَضَحِكْتُ‏.‏

Aişe r.anha'dan gelen hadiste dedi ki: "Nebi, Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığında kızı Fatıma'yı çağırdı. Ona gizlice bir şeyler söyledi. Bunun üzerine ağladı. Daha sonra yine onu çağırdı ve ona gizlice bir şeyler söyledi. Bu sefer güldü. Aişe dedi ki: Ben de ona bunun sebebini sordum. [-3716-] "Bunun üzerine bana dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ilk defa) bana gizlice bir şeyler söylediğinde vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığında ruhunun . kabzedileceğini bana bildirdi. Bunun üzerine ben de ağladım. Sonra bana, ehl-i beyti arasında onun arkasından ilk gidecek olanın ben olacağım! gizlice haber verdi. Bunun üzerine de güldüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Resulullah sallal1ahu aleyhi ve sellem'in akrabalarının menkıbeleri" başlığındaki "Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in akrabaları" ibaresi ile, akrabalarından olup, onunla sohbet etmiş bulunan ve en yakın dedesi olan Abdulmuttalib'in nesebinden gelen yahut da erkek ya da kadınlardan onu gören kimseler kastedilmektedir. Bunlar da Ali ve onun Fatıma A.S.'dan çocukları Hasan, Hüseyin, Muhsin ve Ümmü Kulsum ile Cafer ve çocukları olan Abdullah, Avn ve Muhammed'dir. Cafer b. Ebi Talib'in, Ahmed adında bir oğlu olduğu da söylenir. Bu kabilden diğer bir yakını da Ebu Talib'in bir diğer oğlu olan Akil ve onun oğlu Akil oğlu Müslim'dir. Hamza b. Abdulmuttalib ile çocukları Ya'la, Umare ve Umarne, Abbas b. Abdulmuttalib ile onun onu bulan erkek çocukları el-Fadl, Abdullah, Kusem, Ubeydullah, el-Haris, Mabed, Abdurrahman, Kesir, Avn ve Temmam'dır. Onun hakkında el-Abbas şunları söylemektedir: "Temmam ile tamam oldular, böylece on kişiyi buldular. Rabbim sen onları keremli ve iyilerden kıL." Bunların her birisinin rivayette bulunduğu da söylenmiştir. el-Abbas'ın kız çocukları arasında Ümmü Hubeyb, Amine ve Safiye de vardır. Bunların çoğunluğu ise el-Fadl'ın annesi Üm mü Lubabe'dendir. Bir diğer akrabası Muattib b. Ebu Leheb ile el-Abbas b. Utbe b. Ebi Leheb'dir. Bu da el-Abbas'ın kızı Amine'nin kocası idi. Abdullah b. ez-Zubeyr b. Abdulmuttalib, onun kızkardeşi ve el-Mikdad b. el-Esved'in eşi olan Dubaa, Ebu Süfyan b. el-Haris b. Abdulmuttalib, oğlu Cafer, Nevfel b. el-Haris b. Abdulmuttalib ile iki oğlu el-Muğire ve el-Haris ile Abdulmuttalib'in kızları olan Umeyye, Erva, Atike ve Safiye de akrabaları arasındadır. Safiye İslamı kabul etrniş ve ashab'dan olmuştur. "Ehl-i beyt'i hususunda Muhammed'in hakkını gözetiniz" sözleri ile diğer insanlara hitap etmekte ve onlara ehl-i beytini gözetrnelerini -tavsiye etmektedir. "Bir şeyi gözetrnek (murakabe)" onu korumak, muhafaza etmek demektir. Yani onları gözeterek onun haklarını koruyunuz. Onlara eziyet etmeyiniz, onlara kötülük yapmayınız, demek istemektedir. Bundan sonra ise el-Misver'in: "Fatıma benden bir parçadır. Onu kızdıran beni de kızdırır" hadisini zikretrniştir ki, bu da Ali r.a.'ın Ebu Cehil'in kızına talip olmasını anlatan hadisin bir parçasıdır. İleride biraz sonra Ebu'ı-As b. Rabl'in tercümesi zikredilirken uzun uzadıya kaydedilecektir. (3729 nolu hadiste) Aişe r.a.'ın rivayet ettiği hadise gelince "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona gizlice bir şey söyledi, o da ağladı" hadisi, açıklaması ile birlikte Meğazi bölümünün sonlarında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı bahsinde açıklanacaktır. 4433 nolu hadiste

Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) called his daughter Fatima during his illness in which he died, and told her a secret whereupon she wept. Then he called her again and told her a secret whereupon she laughed. When I asked her about that, she replied, "The Prophet (ﷺ) spoke to me in secret and informed me that he would die in the course of the illness during which he died, so I wept. He again spoke to me in secret and informed me that I would be the first of his family to follow him (after his death) and on that I laughed

Sahîh-i Buhârî No. 3717 Sahih

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَرْوَانُ بْنُ الْحَكَمِ، قَالَ أَصَابَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ رُعَافٌ شَدِيدٌ سَنَةَ الرُّعَافِ، حَتَّى حَبَسَهُ عَنِ الْحَجِّ وَأَوْصَى، فَدَخَلَ عَلَيْهِ رَجُلٌ مِنْ قُرَيْشٍ قَالَ اسْتَخْلِفْ‏.‏ قَالَ وَقَالُوهُ قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ وَمَنْ فَسَكَتَ، فَدَخَلَ عَلَيْهِ رَجُلٌ آخَرُ ـ أَحْسِبُهُ الْحَارِثَ ـ فَقَالَ اسْتَخْلِفْ‏.‏ فَقَالَ عُثْمَانُ وَقَالُوا فَقَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ وَمَنْ هُوَ فَسَكَتَ قَالَ فَلَعَلَّهُمْ قَالُوا الزُّبَيْرَ قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ أَمَا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّهُ لَخَيْرُهُمْ مَا عَلِمْتُ، وَإِنْ كَانَ لأَحَبَّهُمْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Mervan b. Hakem dedi ki: "Osman b. Affan r.a.'ın, رعاف Ruaf (burun kanaması) yılı diye bilinen yılda aşırı derecede burnu kanadı. O kadar ki hacca gitmesini engelledi ve vasiyetini yaptı. Kureyş'ten bir adam onun yanına girerek, yerine halife göster, dedi. Osman r.a.: Bu sözü söylediler mi, diye sordu. O: Evet dedi. Peki kimi, diye sorunca, sustu. Yanına bir başka adam -zannederim el-Haris- girdi. O da: Yerine halife göster dedi. Osman, kim olsun dediler mi, diye sordu. Evet, dedi. Peki, o dedikleri kimdir, diye sordu, fakat el-Haris sustu. Osman: Onların söyledikleri Zubeyr olmalıdır, dedi. O, evet dedi. Osman dedi ki: Nefsim elinde olana yemin ederim ki bildiğim kadarıyla o, onların en hayırlılarıdır ve şüphesiz o aralarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en çok sevdiği kişi idi." Bu Hadis 3718 numara ile gelecektir

Narrated Marwan bin Al-Hakam:`Uthman bin `Affan was afflicted with severe nose-bleeding in the year when such illness was prevelant and that prevented him from performing Hajj, and (because of it) he made his will. A man from Quraish came to him and said, "Appoint your successor." `Uthman asked, "Did the people name him? (i.e. the successor) the man said, "Yes." `Uthman asked, "Who is that?" The man remained silent. Another man came to `Uthman and I think it was Al-Harith. He also said, "Appoint your successor." `Uthman asked, "Did the people name him?" The man replied "Yes." `Uthman said, "Who is that?" The man remained silent. `Uthman said, "Perhaps they have mentioned Az-Zubair?" The man said, "Yes." `Uthman said, "By Him in Whose Hands my life is, he is the best of them as I know, and the dearest of them to Allah's Messenger (ﷺ)

Sahîh-i Buhârî No. 3718 Sahih

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، أَخْبَرَنِي أَبِي، سَمِعْتُ مَرْوَانَ، كُنْتُ عِنْدَ عُثْمَانَ، أَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ اسْتَخْلِفْ‏.‏ قَالَ وَقِيلَ ذَاكَ قَالَ نَعَمْ، الزُّبَيْرُ‏.‏ قَالَ أَمَا وَاللَّهِ إِنَّكُمْ لَتَعْلَمُونَ أَنَّهُ خَيْرُكُمْ‏.‏ ثَلاَثًا‏.‏

Yine Mervan b. Hakem dedi ki: "Osman'ın yanında idim. Ona bir adam gelerek: Yerine halife göster dedi. O, bu söylendi mi, diye sordu. Evet, Zubeyr (olsun, diyorlar), dedi. Osman: Allah'a yemin ederim, siz de biliyorsunuz ki o sizin en hayırlılarınızdır, dedi ve bu sözlerini üç defa tekrarladı

Narrated Marwan bin Al-Hakam:While I was with `Uthman, a man came to him and said, "Appoint your successor." `Uthman said, "Has such successor been named?" He replied, "Yes, Az-Zubair." `Uthman said, thrice, "By Allah! Indeed you know that he is the best of you

Sahîh-i Buhârî No. 3719 Sahih

حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ ـ هُوَ ابْنُ أَبِي سَلَمَةَ ـ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ لِكُلِّ نَبِيٍّ حَوَارِيًّا، وَإِنَّ حَوَارِيَّ الزُّبَيْرُ بْنُ الْعَوَّامِ ‏"‏‏.‏

Cabir r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her bir nebinin bir havarisi vardır ve gerçekten benim havarim Zubeyr b. Awam'dır

Narrated Jabir:The Prophet (ﷺ) said, "Every prophet used to have a Hawari (i.e. disciple), and my Hawari is Az-Zubair bin Al-`Awwam

Sahîh-i Buhârî No. 3720 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا ‏{‏عَبْدُ اللَّهِ‏}‏ أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ كُنْتُ يَوْمَ الأَحْزَابِ جُعِلْتُ أَنَا وَعُمَرُ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، فِي النِّسَاءِ، فَنَظَرْتُ فَإِذَا أَنَا بِالزُّبَيْرِ، عَلَى فَرَسِهِ، يَخْتَلِفُ إِلَى بَنِي قُرَيْظَةَ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، فَلَمَّا رَجَعْتُ قُلْتُ يَا أَبَتِ، رَأَيْتُكَ تَخْتَلِفُ‏.‏ قَالَ أَوَهَلْ رَأَيْتَنِي يَا بُنَىَّ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ يَأْتِ بَنِي قُرَيْظَةَ فَيَأْتِينِي بِخَبَرِهِمْ ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقْتُ، فَلَمَّا رَجَعْتُ جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَوَيْهِ فَقَالَ ‏"‏ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Zubeyr dedi ki: "Ahzab (Hendek gazvesi) günü ben ve Ömer b. Ebi Selerne kadınlar arasında kalmakla görevlendirilmiştik. Etrafıma bakınca ne göreyim (babam) Zubeyr atı üzerinde iki ya da üç defa Kureyza oğullarına gidip geliyordu. Evimize döndüğümde: babacığım, senin gidip geldiğini gördüm (sebebi nedir), dedim. O: Yavrucuğum gerçekten sen beni gördün mü diye sordu. Ben: Evet deyince, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kureyza oğullarına kim gider de onların durumuna dair bana haber getirir, demişti. Bunun üzerine ben de yola koyuldum. Geri döndüğümde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hem annesini, hem de babasını bir arada zikrederek: Babam anam sana feda olsun, dedi

Narrated `Abdullah bin Az-Zubair:During the battle of Al-Ahzab, I and `Umar bin Abi-Salama were kept behind with the women. Behold! I saw (my father) Az-Zubair riding his horse, going to and coming from Bani Quraiza twice or thrice. So when I came back I said, "O my father! I saw you going to and coming from Bani Quraiza?" He said, "Did you really see me, O my son?" I said, "Yes." He said, "Allah's Messenger (ﷺ) said, 'Who will go to Bani Quraiza and bring me their news?' So I went, and when I came back, Allah's Apostle mentioned for me both his parents saying, "Let my father and mother be sacrificed for you

Sahîh-i Buhârî No. 3721 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ أَصْحَابَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم قَالُوا لِلزُّبَيْرِ يَوْمَ الْيَرْمُوكِ أَلاَ تَشُدُّ فَنَشُدَّ مَعَكَ فَحَمَلَ عَلَيْهِمْ، فَضَرَبُوهُ ضَرْبَتَيْنِ عَلَى عَاتِقِهِ، بَيْنَهُمَا ضَرْبَةٌ ضُرِبَهَا يَوْمَ بَدْرٍ‏.‏ قَالَ عُرْوَةُ فَكُنْتُ أُدْخِلُ أَصَابِعِي فِي تِلْكَ الضَّرَبَاتِ أَلْعَبُ وَأَنَا صَغِيرٌ‏.‏

Urve'den, rivayete göre, "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı Yermuk vakası günü Zubeyr'e dediler ki: Bizim de seninle hamle yapmamız için sen hamle yapmaz mısın? O da onlara bir hamle yapınca, omzuna iki darbe indirdiler. Bu iki darbe arasında da Bedir günü yemiş olduğu bir başka darbe vardı. Urve der ki: Ben küçükken parmaklarımı bu darbelerin bulunduğu yere sokar ve oynardım." Bu ileride 3973 ve 3875 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "ez-Zubeyr b. el-Awam" b. Huveylid b. Esed b. Abdu'l-Uzza b. Kusayy "ın menkıbeleri" Nesebi Nebi sallallahu aleyhi ve.sellem ile birlikte Kusay'da birleşmektedir. Her ikisinin de Kusay ile aralarındaki ata sayısı aynıdır. Annesi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in halası Abdulmuttalib'in kızı Safiye'dir. Künyesi Ebu Abdullahltır. Hakim sahih bir sened ile Urvelden şöyle dediğini rivayet etmektedir: "ez-Zubeyr sekiz yaşında iken Müslüman oldu

Narrated `Urwa:On the day of the battle of Al-Yarmuk, the companions of the Prophet (ﷺ) said to Az-Zubair, "Will you attack the enemy vigorously so that we may attack them along with you?" So Az-Zubair attacked them, and they inflicted two wounds over his shoulder, and in between these two wounds there was an old scar he had received on the day of the battle of Badr When I was a child, I used to insert my fingers into those scars in play

Sahîh-i Buhârî No. 3722 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ لَمْ يَبْقَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ تِلْكَ الأَيَّامِ الَّتِي قَاتَلَ فِيهِنَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ طَلْحَةَ وَسَعْدٍ‏.‏ عَنْ حَدِيثِهِمَا‏.‏

Ebu Osman dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in savaştığı o günlerden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Talha ile Sa'd'den başkası sebat göstermemişti. (Ebu Osman bunu) ikisinden naklettiği hadislere dayanarak söylemiştir." Bu Hadis 4060 ve 4061 numara ile gelecektir

Narrated Abu `Uthman:During one of the Ghazawat in which Allah's Messenger (ﷺ) was fighting, none remained with the Prophet (ﷺ) but Talha and Sa`d

Sahîh-i Buhârî No. 3724 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ،، قَالَ رَأَيْتُ يَدَ طَلْحَةَ الَّتِي وَقَى بِهَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ شَلَّتْ‏.‏

Kays b. Ebi Hazim'den dedi ki: "Talha'nın, kendisi ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i koruduğu elinin felç olmuş olduğunu gözlerimle gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Talha b. Ubeydullah" b. Osman b. Amr b. Ka'b b. SaId b. Teym b. Murre b. Ka'b'dır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte nesebi Murre b. Ka'b ile, Ebu Bekir es-Sıddık ile de Teym b. Murre ile birIeşmektedir. Hepsi ile aradaki baba sayısı aynıdır. Künyesi Ebu Muhammed'dir. Annesi ise el-Ala'nın kızkardeşi ve el-Hadrami'nin kızı es-Sa'be olup, Müslüman olmuş, hicret etmiş ve babasından az bir süre daha yaşamıştır. Talha, Cemel vakası günü 36 h. yılında öldürülmüştür. Ona atılan bir ok ile vefat etmiştir. Pek çok rivayet yolundan geldiği üzre Mervan b. el-Hakem ona bir ok atmış ve bu diz kapağına isabet etmiş. Ölünceye kadar da kanaması durmamıştır ve o gün öldürülen ilk kişi olmuştur. Kaç yaşında vefat ettiği hususunda ise görüş ayrılığı vardır. Söylenen en yüksek rakam 75 en azı ise 58'dir. "Kendisi ile" yani Uhud günü "(Resulullah sallalliıhu aleyhi ve sellern)'ı koruduğu eli

Narrated Qais bin Abi Hazim:I saw Talha's paralyzed hand with which he had protected the Prophet (from an arrow)

Sahîh-i Buhârî No. 3725 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدًا، يَقُولُ جَمَعَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَبَوَيْهِ يَوْمَ أُحُدٍ‏.‏

Said b. el-Müseyyeb dedi kİ: Ben Sa'd'ı şöyle derken dinledim: "Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim için babasını ve annesini bir arada zikretti (ve babam anam sana feda olsun, dedi.)" Bu Hadis 4055,4056 ve 4057 numara ile gelecektir.

Narrated Sa`d:On the day of the battle of Uhud the Prophet (ﷺ) mentioned for me both his parents (i.e. saying, "Let my parents be sacrificed for you)

Diğer tahric edenler: Tirmizi edeb; Müslim, Fedail-üs Sahabe Tirmizi rivayetinde: Bu hadis hasen sahihtir. Demiştir

Sahîh-i Buhârî No. 3726 Sahih

حَدَّثَنَا مَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ هَاشِمٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُنِي وَأَنَا ثُلُثُ الإِسْلاَمِ،‏.‏

Amir b. Sa'd, babasının şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Andolsun ben kendimi İslamın üçte biri olarak görmüşümdür." Bu Hadis 3727 ve 3858 numara ile gelecektir

Narrated Sa`d:No doubt, (for some time) I stood for one-third of the Muslims

Sahîh-i Buhârî No. 3727 Sahih

حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ هَاشِمِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ، يَقُولُ مَا أَسْلَمَ أَحَدٌ إِلاَّ فِي الْيَوْمِ الَّذِي أَسْلَمْتُ فِيهِ، وَلَقَدْ مَكَثْتُ سَبْعَةَ أَيَّامٍ وَإِنِّي لَثُلُثُ الإِسْلاَمِ‏.‏ تَابَعَهُ أَبُو أُسَامَةَ حَدَّثَنَا هَاشِمٌ‏.‏

Utbe b. Ebi Vakkas dedi ki: Ben Said b. el-Museyyeb'i şöyle derken dinledim: Ben Sad b. Ebi Vakkas'ı şöyle derken dinledim: "Benim İslam'a girdiğim gün, benden başka hiçbir kimse Müslüman olmuş değildir. Yedi gün süre ile ben İslamın üçte biri olarak kaldım

Narrated Sa`d bin Abi Waqqas:No man embraced Islam before the day on which I embraced Islam, and no doubt, I remained for seven days as one third of the then extant Muslims

Sahîh-i Buhârî No. 3728 Sahih

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ إِنِّي لأَوَّلُ الْعَرَبِ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، وَكُنَّا نَغْزُو مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَا لَنَا طَعَامٌ إِلاَّ وَرَقُ الشَّجَرِ، حَتَّى إِنَّ أَحَدَنَا لَيَضَعُ كَمَا يَضَعُ الْبَعِيرُ أَوِ الشَّاةُ، مَا لَهُ خِلْطٌ، ثُمَّ أَصْبَحَتْ بَنُو أَسَدٍ تُعَزِّرُنِي عَلَى الإِسْلاَمِ، لَقَدْ خِبْتُ إِذًا وَضَلَّ عَمَلِي‏.‏ وَكَانُوا وَشَوْا بِهِ إِلَى عُمَرَ، قَالُوا لاَ يُحْسِنُ يُصَلِّي‏.‏

İsmail dedi ki: Sa'd r.a.'i şöyle derken dinledim: "Şüphesiz ben Araplar arasında Allah yolunda ok atan ilk kimseyim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gazaya çıkar ve ağaç yaprağından başka yiyecek bir şey bulamazdık. Hatta bizden birimiz devenin ya da koyunun yaptığı gibi kaskatı bir şekilde def-i hacette bulunurduk. Bundan sonra Esed oğulları kalkmış, İslam dolayısıyla beni ayıplıyor. Dedikleri gibi ise gerçekten ben hüsrana uğradım ve amelim boşa çıktı demektir." Onlar onunla ile ilgili Ömer'e bir şeyler söylemiş ve: Güzel namaz kılmıyor demişlerdi. Bu Hadis 5412 ve 6453 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Aşere-i mübeşşere'den birisi olan "Said b. Ebi Vakkas ez-Zührı'nin menkıbeleri" Künyesi, EbÜ İshak'tır. "Zühre oğulları Nebi sallalliıhu aleyhi ve sellem'in deyılarıdır." Çünkü annesi Amine onlardandır. Anne tarafından akrabalar da dayılardır. "O (adı) Said b. Malik'tir." Yani EbÜ Vakkas'ın adı Malik b. Uhey -Uheyb de denilir- b. Abdi Menaf b. Zühre b. KiUıb b. Murre'dir. Nesebi Nebi sallalliıhu aleyhi ve sellem ile birlikte Kihıb b. Murrelde bir araya gelmektedir. İkisi arasındaki ata sayısı birbirine yakındır. Annesi, Süfyan b. Umeyye b. Abdi Şems'in kızı Hamne'dir. Müslüman olmadı. el•-Akik'te 55 yılında vefat etmiştir. Bundan sonra vefat ettiği söylenmiş, 58 yılına kadar farklı tarihler verilmiştir. Yaklaşık 80 yıl yaşamıştır. . "Uhud günü Nebi sallalliıhu aleyhi ve serem benim için babasını ve annesini bir arada zikretti." Yani, sana feda olsun, derken ikisini de sözkonusu etti. Bu da "babam, anam sana feda olsun" sözü ile ifade edilmiştir. "Ve ben İslamın üçte biri idim." O bunu bu husustaki bilgisine göre söylemiş. Buna sebep ise işin başında Müslüman olanların Müslüman olduklarını gizlerneleridir. Muhtemelen diğer iki kişi ile Hatice ve EbÜ Bekir (r.anhuma)'ı ya da Nebi sallalliıhu aleyhi ve sellem ile Ebu Bekir r.a.'ı kastetmiş olabilir. O sırada Hatice'nin Müslüman olduğu kesindir. Bu durumda özelolarak erkekleri sözkonusu etmiş olma ihtimali söz konusu olur "Ben, Aarapiar arasında ilk akatanım." Bu ok atması, Ubeyde b. el-Haris b. el-Muttalib seriyesinde olmuştur. Bu seriyede meydana gelen çarpışma müşriklerle Müslümanlar arasındaki ilk savaş olmuştur. Resulullah sa!lalliıhu aleyhi ve sellem'in hicretin birinci yılında gönderdiği ilk seriyedir. O Müslümanlardan bir miktar kimseyi Kureyş kervanının karşısına çıksınlar diye Rabiğ denilen yere göndermişti. Karşılıklı olarak ok atmışlar fakat göğüs göğüse gelerek kılıçla savaşmamışlardı. Said ilk ok atan kişi olmuştu. Bunu ez-Zubeyr b. Bekkar kendi senediyle zikretmiş ve bu rivayetinde Sa'd'den o gün şu beyti terennüm ettiğini de revayet etmiştir: "Resulullah sallalliıhu aleyhi ve sellem'e ulaştı mı acaba? Benim arkadaşlarımı sınanan göğüslerle himaye ettiğim." "Başka şeyle karışmayan katı" yani aşırı kuru ve dağınık oluşundan ötürü birbiriyle karışmayan bir şekilde (def-i hacette bulunurduk.) "İslam dolayısıyla beni ayıplıyorlar." Bundan dolayı beni tedib ediyorlar, demektir. Yani onlar bana namazı öğretiyorlar yahut da ben güzel bir şekilde namaz kılmıyorum diye beni ayıplıyorlar. Eğer benim onların bana (namazı) öğretmelerine ihtiyacım varsa "Hüsrana uğradım." demektir. Onun doğru dürüst güzel bir şekilde namaz kılmadığını iddia eden kimseler ile başından geçenleri anlatan rivayet, Namazın kılınışı bahsinde geçmiş bulunmaktadır

Narrated Qais:I heard Sa`d saying, "I was the first amongst the 'Arabs who shot an arrow for Allah's Cause. We used to fight along with the Prophet, while we had nothing to eat except the leaves of trees so that one's excrete would look like the excrete balls of camel or a sheep, containing nothing to mix them together. Today Banu Asad tribe blame me for not having understood Islam. I would be a loser if my deeds were in vain." Those people complained about Sa`d to `Umar, claiming that he did not offer his prayers perfectly

Sahîh-i Buhârî No. 3729 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، قَالَ إِنَّ عَلِيًّا خَطَبَ بِنْتَ أَبِي جَهْلٍ، فَسَمِعَتْ بِذَلِكَ، فَاطِمَةُ، فَأَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَزْعُمُ قَوْمُكَ أَنَّكَ لاَ تَغْضَبُ لِبَنَاتِكَ، هَذَا عَلِيٌّ نَاكِحٌ بِنْتَ أَبِي جَهْلٍ، فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعْتُهُ حِينَ تَشَهَّدَ يَقُولُ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ أَنْكَحْتُ أَبَا الْعَاصِ بْنَ الرَّبِيعِ، فَحَدَّثَنِي وَصَدَقَنِي، وَإِنَّ فَاطِمَةَ بَضْعَةٌ مِنِّي، وَإِنِّي أَكْرَهُ أَنْ يَسُوءَهَا، وَاللَّهِ لاَ تَجْتَمِعُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِنْتُ عَدُوِّ اللَّهِ عِنْدَ رَجُلٍ وَاحِدٍ ‏"‏‏.‏ فَتَرَكَ عَلِيٌّ الْخِطْبَةَ‏.‏ وَزَادَ مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عَلِيٍّ عَنْ مِسْوَرٍ، سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَذَكَرَ صِهْرًا لَهُ مِنْ بَنِي عَبْدِ شَمْسٍ فَأَثْنَى عَلَيْهِ فِي مُصَاهَرَتِهِ إِيَّاهُ فَأَحْسَنَ قَالَ ‏"‏ حَدَّثَنِي فَصَدَقَنِي، وَوَعَدَنِي فَوَفَى لِي ‏"‏‏.‏

Misver b. Mahreme dedi ki: Ali, Ebu Cehil'in kızına talip oldu. Fatıma bunu işitti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına giderek dedi ki: Senin kavmin, kızların için kızıp öfkelenmediğini ileri sürüyorlar. İşte Ali, Ebu Cehil'in kızıyla evlenecek. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalktı. Teşehhüd getirdikten sonra onun şöyle dediğini dinledim: Ben Ebu'I-As b. er-Rabi'e kızımı nikahladım. O bana ne söylediyse sözünde durdu, doğru söyledi. Şüphesiz ki Fatıma da benim bir parçamdır ve şüphesiz onun hoşuna gitmeyen bir şeyden ben de hoşlanmam. Allah'a yemin ederim, Resulullah'ın kızı ile Allah'ın düşmanının kızı aynı adamın yanında (nikahla) bir araya gelmeyeceklerdir. Bunun üzerine Ali ona talip olmaktan vazgeçti." Misver'den (şöyle dediği rivayet edilmiştir): "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Abd-i Şems oğullarından bir damadını sözkonusu ettiğini, bu akrabalığı hususunda ondan övgüyle bahsedip, güzel bir şekilde onu yad ettiğini, sonra da şunları eklediğini diledim: O, konuştuğunda bana doğruyu söyledi, söz verdiğinde sözünde durdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sıhrı akrabaları." Onun kızlarıyla evlenenler, demektir. Sıhr, kadın ve erkeğin bütün akrabaları hakkında kullanılmakla birlikte, sadece kadının akrabaları hakkında kullanılır diyenler de vardır. "Bunlardan birisi Ebu'l-As b. er-Rabl'dir." Annesi Hatice'nin kızkardeşi Huveylid'in kızı Hale idi. Buna göre Ebu'I-As, Hatice'nin kızkardeşinin oğludur. Nevevi der ki: Sıhr, eşlerin akrabaları hakkında kullanılır. Musahare (sıhrı akrabalık) ise birbirine uzak iki kişi arasındaki yakınlıktır. Buhari de buna göre hareket etmiştir. Ebu'I-As b. er-Rabı' aslında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarının yakınları, akrabaları arasında değildir. O ancak Hatice'nin kızkardeşinin oğludur. Burada kastedilen de onunla bu akrabalığı değildir. Aksine onun kızıyla evlenmiş olmasıdır. Ebu'l-As, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Zeyneb ile bi'setten (ona Nebiliğin verilmesinden) önce evlenmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızlarının en büyükleridir. Ebu'I-As, Bedir'de müşriklerle beraber esir düşmüştü. Zeyneb fidyesini gönderip, esirlikten kurtarınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona kızını kendisine göndermesini şart koşmuştu. O da ona verdiği bu sözde durmuştu. İşte hadisin sonlarındaki: "Ve bana söz verdi ve sözünde durdu" ifadesinin anlamı budur. Daha sonra Ebu'I-As bir defa daha esir düşmüş, Zeyneb onu himaye edince Müslüman olmuştu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb'i tekrar onun nikahına vermişti. NebiSallallahu Aleyhi ve Sellem'in deha önce Namaz bahsinde geçtiği üzere, namaz kılarken taşıdığı Umame (adındaki torunu) ondan doğmuştur. Aynı şekildeAli adında bir oğlu da dünyaya gelmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde ergenlik çağına yaklaşmıştı. Denildiğine göre Nebi salı allah u aleyhi ve sellem'in vefatından önce ölmüştür. Ebu'ı-As ise 12 yılında vefat etmiştir. Musannıf (Buhari) "onlardandır" sözleri ile Osman ve Ali gibi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızları ile evlenmiş olup (burada) sözkonusu etmediği kimselere işaret etmiştir. Bunların her birisine dair tercüme (biyografi) geçmiş bulunmaktadır. Bu üçü dışında da kimse Nebi salı allah u aleyhi ve sellem'in kızlarıyla evlenmiş değildir. Bundan tek istisna Ebu Leheb'in oğludur. O, Osman'dan önce Rukayye ile evlenmiş, fakat onunla gerdeğe girmemişti. Çünkü babası ona Rukayye'den ayrılmasını emredince o da onu boşamıştı, daha sonra da Osman r.a. onunla evlendi. "Ali, Ebu Cehil'in kızına talip oldu." Bunun adı ileride geleceği üzere Cuveyriye idi, el-Avra olduğu da söylenmiştir, Cemile diyenler de vardır. Ali bu hususta genelolarak evlenmenin caiz olduğu esasına göre hareket etmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna karşı çıkınca o da ona talip olmaktan vazgeçti. Denildiğine göre onunla Attab b. Esıd evlendi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hutbe irad etmesi ise, belirtilen hükmün insanlar arasında yaygınlık kazanması ve onu ya vacip olarak ya da evleviyetle (öncelikli olarak) uygulamaları içindir. İleride bununla ile ilgili geniş açıklamalar, yüce Allah'ın izniyle Nikah bölümünde gelecektir. "Konuştuğunda bana doğruyu söyledi." Muhtemelen o kendisine Zeyneb üzerine bir başkasıyla evlenmemesini şart koşmuş olabilir. Ali'nin durumu da böyle idi. Eğer durum böyle değil idiyse o takdirde AIi'nin bu şartı unutmuş olduğu şeklinde yorumlanır. Ebu Cehil'in kızına talip olmaya kalkışmasının sebebi de budur. Yahut da böyle bir şart sözkonusu olmamıştır. Çünkü bu şarttan açıkça sözetmiş değildir. Bununla birlikte onun bu kadarına da riayet etmesi gerekirdi. İşte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sitemde bulunmasının sebebi budur. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bir kimsenin ayıplanacağı hususu yüzüne karşı çok nadir zikrederdi. Ali'ye açıktan açığa sitem etmesi de muhtemelen Fatıma aleyhisselam'ın razı olmasını ileri derecede istemiş olmasından dolayıdır. Bu olay Mekke fethinden sonra olmuştu ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızlarından hayatta kalan ondan başkası da yoktu. Annesinden sonra kızkardeşlerini kaybetmiş idi. Dolayısıyla onun ayrıca kıskanmasına sebep teşkil edecek bir durum, onun üzüntüsünü daha da arttıracaktl

Narrated Al-Miswar bin Makhrama:`Ali demanded the hand of the daughter of Abu Jahl. Fatima heard of this and went to Allah's Messenger (ﷺ) saying, "Your people think that you do not become angry for the sake of your daughters as `Ali is now going to marry the daughter of Abu Jahl. "On that Allah's Messenger (ﷺ) got up and after his recitation of Tashah-hud. I heard him saying, "Then after! I married one of my daughters to Abu Al-`As bin Al- Rabi` (the husband of Zainab, the daughter of the Prophet (ﷺ) ) before Islam and he proved truthful in whatever he said to me. No doubt, Fatima is a part of me, I hate to see her being troubled. By Allah, the daughter of Allah's Messenger (ﷺ) and the daughter of Allah's Enemy cannot be the wives of one man." So `Ali gave up that engagement. 'Al-Miswar further said: I heard the Prophet (ﷺ) talking and he mentioned a son-in-law of his belonging to the tribe of Bani `Abd-Shams. He highly praised him concerning that relationship and said (whenever) he spoke to me, he spoke the truth, and whenever he promised me, he fulfilled his promise

Sahîh-i Buhârî No. 3730 Sahih

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، فَطَعَنَ بَعْضُ النَّاسِ فِي إِمَارَتِهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنْ تَطْعُنُوا فِي إِمَارَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعُنُونَ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ، وَايْمُ اللَّهِ، إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمَارَةِ، وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ، وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birlik gönderdi ve Usame b. Zeyd'i onlara kumandan tayin etti. Bazı insanlar onun kumandanlığına dil uzattılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Siz (şu anda) onun kumandanlığına dil uzatıyorsanız gerçek şu ki, daha önce de babasının kumandanlığına dil uzatmış idiniz. Allah'a yemin ederim ki babası kumandanlığa layık birisi idi ve şüphesiz onun babası benim insanlar arasında en sevdiğim kişilerdendi. Şüphesiz bu da ondan sonra benim insanlar arasında en sevdiğim kişilerdendir." Bu Hadis 4250, 4468, 4469, 6627, 7187 numara ile gelecektir.

Narrated `Abdullah bin `Umar:The Prophet (ﷺ) sent an army under the command of Usama bin Zaid. When some people criticized his leadership, the Prophet (ﷺ) said, "If you are criticizing Usama's leadership, you used to criticize his father's leadership before. By Allah! He was worthy of leadership and was one of the dearest persons to me, and (now) this (i.e. Usama) is one of the dearest to me after him (i.e. Zaid)

Diğer tahric edenler: Tirmizî, Menakib; Müslim, Fedail

Sahîh-i Buhârî No. 3731 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ قَائِفٌ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَاهِدٌ، وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ مُضْطَجِعَانِ، فَقَالَ إِنَّ هَذِهِ الأَقْدَامَ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ‏.‏ قَالَ فَسُرَّ بِذَلِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَعْجَبَهُ، فَأَخْبَرَ بِهِ عَائِشَةَ‏.‏

Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımda iken bir kaaif yanıma girdL O sırada Usame b. Zeyd ile (babası) Zeyd b. Harise de yatıyorlardı. Bu kaaif: Bu ayaklar birbirlerindendir, dedL" (Ravi) dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bundan dolayı sevindi ve hoşuna gittiğinden ötürü bu söylediklerini Aişe'ye de haber verdi"

Narrated `Urwa:Aisha said, "A Qaif (i.e. one skilled in recognizing the lineage of a person through Physiognomy and through examining the body parts of an infant) came to me while the Prophet (ﷺ) was present, and Usama bin Zaid and Zaid bin Haritha were Lying asleep. The Qa'if said. These feet (of Usama and his father) are of persons belonging to the same lineage.' " The Prophet (ﷺ) was pleased with that saying which won his admiration, and he told `Aisha of it

Diğer tahric: Müslim, rada (süt emme); Tirmizi, vela; Ebu Davud ile Nesaî Talak Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in azatlısı Zeyd b. Harise'nin menkıbeleri." Zeyd b. Harise, Kelb oğullarındandır. Cahiliye döneminqe esir alınmıştı. Hakım b. Hizam da onu halası Hatice için satın almıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Hatice r.a.a'dan onu kendisine hibe etmesini istedi. Muhammed b. İshak onun başından geçenleri es-Sıre adlı eserinde zikretmiş bulunmaktadır. Buna göre babası ve amcası Mekke'ye geldiler ve onu buldular. Onun fidyesini verip kurtarmak istediler. Nebi sallallahu aleyhi ve selle m de onu kalmakla gitmeyi seçmekte serbest bıraktı. O da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında kalmayı tercih etti. Zeyd b. Harise, Mute gazvesinde şehit düştü. Usame b. Zeyd de Medine'de yahut da Vadi'l-Kura'da 54 yılında vefat etti. Daha erken vefat ettiği de söylenmiştir. Bir süre de Dımaşk'a bağlı el-Mizze kasabasında yerleşmiş bulunmaktadır. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birlik gönderdL" Bu ise Nebi efendimizin vefatı ile sonuçlanan hastalığı sırasında hazırlanmasını emretmiş olduğu ve: "Usame ile birlikte gidecek olan orduyu yola koyunuz" talimatını verdiği ordudur. Ebu Bekir r.a. ondan sonra bu orduyu göndermiştir. İleride yüce Allah'ın izniyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı ile ilgili açıklamaların sonlarında buna dair geniş bilgi verilecektir. "Bundan önce de babasının kumandanlığına dil uzatmıştınız." Bu ifadesi ile Zeyd b. Harise'nin Mute gazvesindeki kumandanlığına işaret etmektedir. Aişe r.anha'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd b. Harise'yi eğer bir ordu ile birlikte göndermişse mutlaka onu onlara kumandan tayin . etmiştir." Hadisten Çıkan Sonuçlar Hadisten anlaşıldığına göre, mevlanın (azatlı kölenin) emidiği, kumandanlığı, küçüklerin büyüklere amir tayin edilmesi, fazileti daha az olanın daha faziletliye amir olması caizdir. Çünkü Usame'nin kumandan olduğu ordu arasında Ebu Bekir ve Ömer de vardı. . Bundan sonra (Buhari), Aişe r.anha'nın kaaif (kıyafet bilgini) kıssası ile ilgili hadisini zikretmektedir ki, ileride Feraiz bölümünde yeteri kadar açıklaması gelecek ve burada sözü edilen kaaifin adı da orada zikredilecektir

Sahîh-i Buhârî No. 3732 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ قُرَيْشًا، أَهَمَّهُمْ شَأْنُ الْمَخْزُومِيَّةِ، فَقَالُوا مَنْ يَجْتَرِئُ عَلَيْهِ إِلاَّ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayete göre; "Kureyşiiler Mahzum oğullanna mensup kadının durumu dolayısıyla endişelendi ve: Buna (yani bu iş için iltimas etmeye) Reseılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çok sevdiği Usame b. Zeyd'den başkası kim cesaret edebilir, dediler

Narrated 'Aisha: The people of the Quraish tribe were worried about the Makhzumiya woman. They said. "Nobody dare speak to him (i.e. the Prophet (ﷺ) ) except Usama bin Zaid as he is the most beloved to Allah's Messenger (ﷺ)

Sahîh-i Buhârî No. 3733 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ ذَهَبْتُ أَسْأَلُ الزُّهْرِيَّ عَنْ حَدِيثِ الْمَخْزُومِيَّةِ، فَصَاحَ بِي، قُلْتُ لِسُفْيَانَ فَلَمْ تَحْتَمِلْهُ عَنْ أَحَدٍ قَالَ وَجَدْتُهُ فِي كِتَابٍ كَانَ كَتَبَهُ أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ امْرَأَةً مِنْ بَنِي مَخْزُومٍ سَرَقَتْ، فَقَالُ��ا مَنْ يُكَلِّمُ فِيهَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَجْتَرِئْ أَحَدٌ أَنْ يُكَلِّمَهُ، فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَ إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ، وَإِذَا سَرَقَ الضَّعِيفُ قَطَعُوهُ، لَوْ كَانَتْ فَاطِمَةُ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏‏.‏

Süfyan dedi ki: Zühri'ye, Mahzumoğullarına mensup kadın ile ilgili hadisi sormak üzere gittim. Bana bağırdı. (İbnu'l-Medini diye tanınan Ali b. Abdullah) dedi ki: Süfyan'a: Sen bunu başka kimseden almadın mı, dedim. O bana dedi ki: Ben bunu Eyyub b. Musa'nın, ez-Zühri'den, onun Urve'den, onun Aişe r.anha'dan diye yazmış olduğu bir kitapta buldum. Buna göre (Aişe şöyle demiştir): "Mahzumoğullarından bir kadın hırsızlık yaptı. Ashab: Bu kadın hakkında Nebi ile kim konuşabilir, dedi. Kimse onunla konuşma cesaretini gösteremedi. Onunla Usame b. Zeyd konuştu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: İsrailoğu1ları arasında soylu birisi hırsızlık yaptı mı ona ilişmezlerdi. Fakat güçsüz bir kimse hırsızlık yaptı mı elini kesederdi. Eğer bu işi yapan Fatıma olsaydı onun dahi elini keserdim

Aisha said, "A woman from Bani Makhzumiya committed a theft and the people said, 'Who can intercede with the Prophet (ﷺ) for her?' So nobody dared speak to him (i.e. the Prophet) but Usama bin Zaid spoke to him. The Prophet said, 'If a reputable man amongst the children of Bani Israel committed a theft, they used to forgive him, but if a poor man committed a theft, they would cut his hand. But I would cut even the hand of Fatima (i.e. the daughter of the Prophet) if she committed a theft

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya