Bir gün mescide gelen bir adam namaz kıldı. Peygamber Efendimiz ona, "Dön, tekrar kıl; sen namaz kılmadın." buyurdu. Sonra ona namazın hareketlerini tek tek, sabırla öğretti. Bu bölümde biz de namazın içindeki altı farzı, yani rükünleri öğreneceğiz.
Birinci rükün iftitah tekbiridir; "Allâhu ekber" diyerek namaza başlamak. Erkekler tekbirde ellerini kulak hizasına, kadınlar ise omuz hizasına kaldırır.
İkinci rükün kıyamdır; yani ayakta durmak. Erkekler ellerini göbeğin altında bağlar; sağ eliyle sol bileğini kavrar. Kadınlar ise ellerini göğüslerinin üzerine koyar; sağ el sol elin üstüne gelir, bileği kavramaz.
Üçüncü rükün kıraattir; ayakta Kur'an'dan okumak. Kur'an'dan bir miktar okumak farzdır. Fâtiha'yı ve ardından bir sure ya da en az üç kısa ayet okumak da vaciptir.
Dördüncü rükün rükûdur. Erkekler tam eğilir; parmaklarını açarak dizlerini kavrar, sırtı ve başı düz bir çizgi olur. Kadınlar ise daha az eğilir, dizlerini hafifçe büker; parmakları bitişik olarak ellerini dizlerinin üzerine koyar.
Beşinci rükün secdedir. Alın ve burun yere konur; eller ve dizler de yere değer. Erkekler kollarını yanlarından, karnını uyluklarından uzak tutar; ayak parmaklarını yere basıp kıbleye doğru büker. Kadınlar ise toplu durur; kollarını yanlarına, karnını uyluklarına yaklaştırır, dirseklerini yere koyar ve ayaklarını dikmeden yere yatırır.
Her rekâtta iki secde yapılır. Peygamber Efendimiz, kulun Rabbine en yakın olduğu anın secde olduğunu haber verir.
Altıncı rükün ka'de-i ahîredir; yani son oturuş. Namazın son rekâtında, Ettehiyyâtü duasını okuyacak kadar oturmak farzdır.
Oturuşta erkekler sol ayağını yere yatırıp üzerine oturur; sağ ayağını ise diker ve parmaklarını bükerek kıbleye çevirir. Kadınlar ise sol kalçaları üzerine oturur, iki ayağını sağ taraftan dışarı çıkarır.
Bu duruş farkları namazın sünnet ve edeplerindendir; rükünlerin kendisi kadın ve erkek için aynıdır.
Her harekette acele etmeden, organlar yerine oturuncaya kadar durmak gerekir; buna ta'dîl-i erkân denir ve Hanefî mezhebine göre vaciptir. Peygamber Efendimiz'in o adama öğrettiği de buydu: her harekette sükûnetle durmak.
Bugünkü görevin şu: Bir sonraki namazında rükûda "Sübhâne Rabbiye'l-azîm", secdede "Sübhâne Rabbiye'l-a'lâ" tesbihlerini üçer kez, acele etmeden söyle. Sükûnetle kılınan namaz, kalbe de huzur verir.
Kısaca özetleyelim. Namazın altı rükünü vardır: iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, secde ve son oturuş. Şartlarla birlikte namazın on iki farzını tamamlamış olduk.
Peki namazda neler okunur? Bir sonraki bölümde, namazda okunan duaları öğreneceğiz.
Allah ibadetlerimizi kabul etsin. Esenlikle kalın.