Abdest aldık, namaza hazırız. Peki abdestimiz ne zaman bozulur, hangi durumlarda bozulmaz? Bu videoda abdesti bozan ve bozmayan şeyleri, Hanefî mezhebine göre, sade bir şekilde anlatacağız.
Abdesti bozan ilk şey, ön ve arka yoldan bir şeyin çıkmasıdır. İdrar, dışkı ve yel abdesti bozar. Meni, mezi ve vedi gibi akıntılar da abdesti bozar. Bunlardan meni, aynı zamanda gusül gerektirir; onu bir sonraki bölümde ele alacağız.
Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin ya da sarı su çıkar ve çıktığı yerden etrafa akarsa abdest bozulur. Burun kanaması da buna dahildir. Ama iğne batması ya da sivilce gibi, çıkıp yerinde kalan ve akmayan kan abdesti bozmaz. Ağızdan gelen kan ise tükürüğe bakılarak değerlendirilir. Kan, tükürükle eşit ya da ondan fazlaysa, yani tükürük kırmızı görünüyorsa abdest bozulur. Tükürük baskınsa, yani sarımtırak görünüyorsa bozulmaz.
Ağız dolusu kusmak abdesti bozar. Ağız dolusu demek, ağızda zorlanmadan tutulamayacak kadar çok olması demektir. Ağız dolusu olmayan az miktardaki kusmuk abdesti bozmaz. Balgam ise ne kadar çok olursa olsun abdesti bozmaz.
Uyku konusunda ölçü şudur: Vücudun gevşeyip, kişinin kendinden geçtiği uyku abdesti bozar. Yan yatarak ya da sırt üstü uzanarak uyumak abdesti bozar. Bir yere dayanıp, o dayanak çekildiğinde düşecek şekilde uyumak da abdesti bozar. Ama oturduğu yerde, oturağı yere yerleşik hâlde uyuklamak abdesti bozmaz. Namazda kıyamda, rükûda ya da secdede uyuklamak da abdesti bozmaz. Bayılmak, aklın gitmesi ve sarhoş olmak ise her hâlükârda abdesti bozar.
Namazda gülmenin üç derecesi vardır. Rükûlu ve secdeli bir namazda, ergenlik çağına girmiş bir kimse yanındakilerin duyacağı kadar sesli gülerse, buna kahkaha denir; hem namazı hem abdesti bozulur. Sadece kendisinin duyacağı kadar gülerse namazı bozulur, abdesti bozulmaz. Ses çıkarmadan gülümsemek ise, yani tebessüm, ne namazı ne de abdesti bozar. Namaz dışında gülmek abdesti bozmaz.
Hanefî mezhebine göre, eşlerin aralarında hiçbir engel olmaksızın, çıplak bedenlerinin şehvetle birbirine temas etmesi de abdesti bozar.
Şimdi de abdesti bozmadığı hâlde, bozar sanılan şeylere bakalım. Ağlamak ve gözyaşı abdesti bozmaz. Ter bozmaz. Saç, sakal ya da tırnak kesmek abdesti bozmaz. Yaradan kabuk düşmesi bozmaz. Sivrisineğin ya da pirenin kan emmesi abdesti bozmaz. Hanefî mezhebine göre kadına dokunmak da, avret yerine dokunmak da abdesti bozmaz. Ancak Şâfiî mezhebinde bunlar abdesti bozar; bu yüzden ihtiyat olarak, dokunduktan sonra abdesti yenilemek güzeldir.
Abdestli olduğunu kesin olarak bilen kimse, sonra "Acaba abdestim bozuldu mu?" diye şüpheye düşerse, abdestli sayılır. Çünkü kesin olan şey, şüpheyle ortadan kalkmaz. Peygamber Efendimiz, namazda böyle bir şüpheye düşen kimse için şöyle buyurmuştur: "Bir ses işitmedikçe veya bir koku almadıkça namazından ayrılmasın." Ama abdest aldığından şüphe eden kimse, abdestsiz sayılır ve yeniden abdest alır.
Sürekli idrar kaçırma, durmayan burun kanaması ya da yel tutamama gibi bir rahatsızlığı olan kimse, bir namaz vakti boyunca abdest alıp farzı kılacak kadar bir süre bile bu durumdan kurtulamıyorsa, özür sahibidir. Özür sahibi her namaz vakti için abdest alır ve o vakit içinde dilediği kadar namaz kılar. Vakit çıkınca abdesti bozulmuş olur.
Kısaca özetleyelim. Ön ve arka yoldan çıkanlar, akan kan ve irin, ağız dolusu kusmak, kendinden geçirecek uyku, bayılmak ve namazda kahkaha ile gülmek abdesti bozar. Gözyaşı, ter, akmayan kan ve şüphe ise bozmaz. Bir sonraki bölümde gusül abdestini, yani kime farz olduğunu ve nasıl alındığını anlatacağız. Allah ibadetlerimizi kabul etsin. Esenlikle kalın.