Nablusî’ye göre dağ rüyada çoğunlukla yüksek mevkili, güçlü ve sert bir kimseye, bazen de kişinin ulaşmak istediği hedefe işaret eder.
Dağ rüyada yüksek mevkili, sert, güçlü ve işini sağlam yöneten bir adama, bir reise, çocuğa, tüccara veya zorlu bir kadına; ayrıca derde, kişinin himmetinin hedefine, yolculuğa veya ahde işaret eder.
Üzerinde bitki ve su bulunan dağ dindar bir hükümdara; bitkisiz ve susuz dağ ise insanların faydalanmadığı, dinden uzak ve azgın bir hükümdara yorumlanır.
- Dağa çıkıp üzerine yerleştiğini ve suyundan içtiğini gören için
Ehilse güçlü bir hükümdardan görev almasına, içtiği kadar mal bulmasına ve umduğuna ermesine; tüccar ise işinin yükselmesine işaret eder. Çıkışın kolay olması bunun zahmetsiz, zor olması ise zahmetli olacağına delâlet eder.
Dağın üzerinde Allah Teâlâ’ya hamd eden âdil bir yönetici olur; orada Allah’a secde eden veya ezan okuyan göreve gelir ve düşmanına galip gelir.
Her çıkış yükselmeye, her iniş alçalmaya işaret eder; çıkış derde delâlet ediyorsa iniş ferahlığa, çıkış göreve delâlet ediyorsa iniş azle yorumlanır.
- Dağdan düştüğünü gören için
Bir hata işlemesine, bedenine zarar gelmesine veya makamından düşüp hâlinin değişmesine işaret eder; ayağı kırılırsa büyük bir kimsenin gözünden düşer ve malından kaybeder.
Dağa yaslanmak yüksek mevkili birine dayanmaya, dağın gölgesinde oturmak ise onun himayesinde yaşayıp rahat etmeye yorumlanır.
Dağların sarsılıp sonra yerine oturduğunu görmek, o beldeye büyük bir korku gelip sonra Allah Teâlâ’nın halkını korkudan emin kılmasına işaret eder.
Dağdaki bir mağaraya girmek işlerinde doğru yolu bulmaya; mağaraya girmenin emniyet, Allah’a tevekkül ve sekinete işaret ettiği de zikredilmiştir.
- Çıktığı dağda tatlı su, meyve veya insanın yiyeceği bir şey bulan için
Hayırlı bir eşle evlenmesine, kendisini cehaletten kurtaracak bir ilim veya rızık getiren bir sanat öğrenmesine, faydalı bir yolculuğa ya da hayırla sonuçlanacak bir vaade işaret eder.
Arafat, Cûdî veya Uhud gibi şerefli bir dağa çıkmak, âlim ve salih kimselerin hizmetinde bulunmaya ve bazen o tarafa yolculuk edip maksadına ermeye yorumlanır.
Gemiden dağa kaçtığını görmek, Hz. Nûh’un (a.s.) oğlunun kıssası sebebiyle helâke veya cemaatten ayrılıp hevâ ve bid‘ate düşmeye; sarp bir yokuşu aşıp geniş bir yere varmak ise köle azat etmeye, yetimleri gözetmeye ve hastalara bakıp onlara iyilik etmeye işaret eder.
Kaynak: Abdülganî en-Nablusî, Ta‘tîrü’l-enâm fî ta‘bîri’l-menâm, جبل maddesi. Arapçadan namaz.info tarafından aktarılmıştır.