deneme

Abdullah b. Ömer Rivayetleri

1.802 hadis bulundu · sayfa 27/91

Sahîh-i Müslim No. 843 Sahih

حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤَذِّنَانِ بِلاَلٌ وَابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ الأَعْمَى ‏.‏

Bize İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da ibni Ömer'den naklen rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in İki müezzini vardı. Biri Bilâl, diğeri âmâ olan İbni Ümmü Mektum

Ibn Umar reported:The Messenger of Allah (ﷺ) had two Mu'adhdhins, Bilal and 'Abdullah b. Umm Maktum, who (latter) was blind

Sahîh-i Müslim No. 862 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ لِلصَّلاَةِ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى تَكُونَا حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ كَبَّرَ فَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَإِذَا رَفَعَ مِنَ الرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَلاَ يَفْعَلُهُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana İbni Şihâb, Salim b. Abdillah'dan naklen İbni Ömer'in şöyle dediğini rivayet etti: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı vakit ellerini ta omuzları hizasına varıncaya kadar kaldırır, Sonra tekbir alırdı. Rüku etmek istediği zaman da böyle yapar, rüku'dan doğrulduğu zaman da böyle yapardı. Başını secdeden kaldırdığı zaman bunu yapmazdı

Ibn Umar reported that the Messenger of Allah (ﷺ), when he stood up for prayer, used to raise his hands apposite the shoulders and then recited takbir (Allah-o-Akbar), and when he was about to bow he again did like it and when he raised himself from the ruku' (bowing posture) he again did like it, but he did not do it at the time of raising his head from prostration

Sahîh-i Müslim No. 990 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَابْنُ، إِدْرِيسَ قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَمْنَعُوا إِمَاءَ اللَّهِ مَسَاجِدَ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam ile ibnİ İdrîs rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da ibn-i Ömer'den naklen rivayet ettiki; Resululllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah'ın cariyelerini, Allah'ın mescidlerinden men etmeyin!» buyurmuşlar

Ibn 'Umar reported:'The Messenger of Allah (ﷺ) said: Do not prevent the maid-servants of Allah from going to the mosque

Sahîh-i Müslim No. 992 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَمْنَعُوا النِّسَاءَ مِنَ الْخُرُوجِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِاللَّيْلِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ ابْنٌ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ لاَ نَدَعُهُنَّ يَخْرُجْنَ فَيَتَّخِذْنَهُ دَغَلاً ‏.‏ قَالَ فَزَبَرَهُ ابْنُ عُمَرَ وَقَالَ أَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَقُولُ لاَ نَدَعُهُنَّ ‏.‏

Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye, A'meş'den, o da Mücâhid'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kadınları geceleyin mescidlere çıkmakdan men etmeyin,» buyurdular. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer'in bir oğlu: — Biz onlara çıksınlar da bunu fitne ve fesada vesile ittihaz etsinler diye müsaade edemeyiz!., dedi. ibn-i Ömer bu sözden dolayı oğlunu azarladı. Ve: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (şöyle) buyurdu, diyorum; Sen hâla biz onlara müsâade edemeyiz diyorsun!» dedi

Ibn 'Umar reported:The Messenger of Allah (ﷺ) said: Do not prevent women from going to the mosque at night. A boy said to 'Abdullah b. Umar: We would never let them go out, that they may not be caught in evil. He (the narrator) said: Ibn Umar reprimanded him and said.. I am saying that the Messenger of Allah (ﷺ) said this, but you say: We would not allow

Sahîh-i Müslim No. 994 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، وَابْنُ، رَافِعٍ قَالاَ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنِي وَرْقَاءُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ائْذَنُوا لِلنِّسَاءِ بِاللَّيْلِ إِلَى الْمَسَاجِدِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ ابْنٌ لَهُ يُقَالُ لَهُ وَاقِدٌ إِذًا يَتَّخِذْنَهُ دَغَلاً ‏.‏ قَالَ فَضَرَبَ فِي صَدْرِهِ وَقَالَ أُحَدِّثُكَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَقُولُ لاَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hatim ile İbni Râfi' rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Şebâbe rivayet etti. (Dediki): Bana Verka, Amr'dan, o da Mücâhid'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. ibn-i Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kadınlara geceleyin mescidlere gitmek için İzin verin!» buyurdular. Bunun üzerine Abdullah'ın Vâkid ismindeki bir oğlu: «Öyle ise kadınlar bunu bir fitne ve fesâd vesilesi ittihâz ederler.» dedi. İbni Ömer onun göğsüne vurdu ve: — «Ben sana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den hadis rivayet ediyorum; sen hayır diyorsun!» dedi

Ibn 'Umar reported:Grant permission to women for going to the mosque in the night. His son who was called Waqid said: Then they would make mischief. He (the narrator) said: He thumped his (son's) chest and said: I am narrating to you the hadith of the Messenger of Allah (ﷺ), and you say: No

Sahîh-i Müslim No. 995 Sahih

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي أَيُّوبَ - حَدَّثَنَا كَعْبُ بْنُ عَلْقَمَةَ، عَنْ بِلاَلِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَمْنَعُوا النِّسَاءَ حُظُوظَهُنَّ مِنَ الْمَسَاجِدِ إِذَا اسْتَأْذَنُوكُمْ ‏"‏ فَقَالَ بِلاَلٌ وَاللَّهِ لَنَمْنَعُهُنَّ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ أَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَقُولُ أَنْتَ لَنَمْنَعُهُنَّ ‏.‏

Bize Harun b. Abdillah rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Yezîd el-Mukri' rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd (yani İbni Ebî Eyyup) rivayet etti. (Dediki): Bize Ka'b b. Alkame, Bilâl b, Abdillah b. Ömer'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kadınlar sizden izin istedikleri vakit onları mescidlerdeki nasiplerinden menetmeyin.» buyurdular. Bunun üzerine Bilâl: «Vallahi onları mutlaka menederiz.» dedi. Abdullah ona: «Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu, diyorum. Sen hâlâ onları mutlaka menederim diyorsun.» dedi. İzah için buraya tıklayın

Ibn Umar reported:The Messenger of Allah (ﷺ) said: Do not deprive women of their share of the mosques, when they seek permission from you. Bilal said: By Allah, we would certainly prevent them. 'Abdullah said: I say that the Messenger of Allah (ﷺ) said it and you say: We would certainly prevent them

Sahîh-i Müslim No. 1115 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا خَرَجَ يَوْمَ الْعِيدِ أَمَرَ بِالْحَرْبَةِ فَتُوضَعُ بَيْنَ يَدَيْهِ فَيُصَلِّي إِلَيْهَا وَالنَّاسُ وَرَاءَهُ وَكَانَ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي السَّفَرِ فَمِنْ ثَمَّ اتَّخَذَهَا الأُمَرَاءُ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Nümeyr rivayet etti. H. Bize İbni Nümeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) :Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfî'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bayram günü (Namaza) çıktı mı harbenin getirilmesini emredermiş. Bu harbe onun önüne dikilir, kendisi ona doğru namaz kılar, cemâat ta arkasında dururlarmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu seferde de yaparmış. Ümerâ'nın harbe taşıması buradan kalmıştır

Ibn Umar reported:When the Messenger of Allah (may peace he upon him) went out on the 'Id day, he ordered to carry a spear-and it was fixed in front of him, and he said prayer towards its (direction), and the people were behind him. And he did it in the journey, and that is the reason why the Amirs carried it

Sahîh-i Müslim No. 1116 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَرْكُزُ - وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ يَغْرِزُ - الْعَنَزَةَ وَيُصَلِّي إِلَيْهَا ‏.‏ زَادَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ وَهْىَ الْحَرْبَةُ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile İbni Nümeyr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah, Nâfî'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti, ki Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aneze'yi yere diker (Ebu Bekir saplar dedi.) ve ona doğru namaz kılarmış. İbni Ebi Şeybe: «Ubeydullah: Aneze harbedir dedi.» ifâdesini ziyâde etti

Ibn Umar reported:The Apostle of Allah (ﷺ) set up (sutra), and Abu Bakr said: He implanted iron-tipped spear and said prayer towards its direction. Ibn Abu Shaiba made this addition to it:" Ubaidullah said that it was a spear

Sahîh-i Müslim No. 1117 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَعْرِضُ رَاحِلَتَهُ وَهُوَ يُصَلِّي إِلَيْهَا ‏.‏

Bize Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dediki): Bize Mutemir b. Süleyman, Ubeydullah'dan, o da Nâfı'den, o da İbn-i Ömer'den naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanını önüne aykırı olarak çeker ve ona doğru namaz kılarmış

Ibn 'Umar said:The Apostle of Allah (ﷺ) used to place his camel (towards the Ka'ba) and said prayer in its direction

Sahîh-i Müslim No. 1118 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي إِلَى رَاحِلَتِهِ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى إِلَى بَعِيرٍ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile ibn-i Nümeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ebu Hâlid El-Ahmar, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanına doğru namaz kılarmış. ibni Nümeyr: «Gerçekten Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir deveye doğru namaz kılmıştır.» dedi. Bu hadîsi Buhari ile Ebu Dâvud «Kitâbu's-Salatda; Nesâî «Tebuk Gazvesi» bahsinde tahric etmişlerdir. Râhile: Binmek ve yük taşımak için seçilen cins ve güzel Bair ise alelitlak erkek ve dişi devedir. Hadîs-i Şerîf binek hayvanına karşı namaz kılınabileceğini göstermektedir. Bu bâbda rivayet edilen hadîslerden Ebu Davud'un rivayeti Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in devesine karşı, Nesâî'nin rivayetin de bir ağaca namaz kıldığını göstermektedir. Hadis-i Serîf: Hayvandan sütre yapılabileceğine delildir. Gerçi deve İreklerinde namaz kılmak yasak edilmiştir. Fakat bunun keraheti o yerlerin pis koktuğu yahut oralara kazayı hacet için oturulduğu içindir. Yoksa deveye karşı namaza durmak mekruh olduğundan değildir. İbni Battal: «Bunun gibi temiz olan herşeye karşı namaz kılmak caizdir» diyor. İzah 503 te

Ibn 'Umar reported:The Apostle of Allah (ﷺ) used to say prayer towards his camel. Ibn Numair said: The Apostle of Allah (ﷺ) said prayer towards the camel

Sahîh-i Müslim No. 1178 Sahih

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَمَا النَّاسُ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ بِقُبَاءٍ إِذْ جَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ اللَّيْلَةَ ‏.‏ وَقَدْ أُمِرَ أَنْ يَسْتَقْبِلَ الْكَعْبَةَ فَاسْتَقْبِلُوهَا ‏.‏ وَكَانَتْ وُجُوهُهُمْ إِلَى الشَّامِ فَاسْتَدَارُوا إِلَى الْكَعْبَةِ ‏.‏

Bize Şeybân b. Ferrûh rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâziz b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Dinar, İbni Ömer'den rivayet etti. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. Lâfız onundur. Kuteybe, Mâlik b. Enes'den, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da ibni Ömer'den naklen rivayet etti. ibni Ömer şöyle demiş: Cemâat Kuba'da sabah namazını kılarken anîden kendilerine biri gelerek: — Gerçekden bu gece Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Kur'ân indirildi ve Kabe'ye doğru dönmesi emrolundu. Binâenaleyh siz de Ka'be'ye dönün! dedi. Kubalıların yüzleri Şam'a doğru bulunuyordu. Hemen Kabe'ye döndüler

Ibn 'Umar reported:As the people were praying at Quba' a man came to them and said: It has been revealed to file Messenger of Allah (ﷺ) during the night and he has been directed to turn towards the Ka'ba. So turn towards it. Their faces were towards Syria and they turned round towards Ka'ba

Sahîh-i Müslim No. 1179 Sahih

حَدَّثَنِي سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنِي حَفْصُ بْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، وَعَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَمَا النَّاسُ فِي صَلاَةِ الْغَدَاةِ إِذْ جَاءَهُمْ رَجُلٌ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ ‏.‏

Bana Süveyd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bana Hafs b. Meysera, Mûsâ b. Ukbe'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, bir de Mûsâ b. Ukbe Abdullah b. Dinar'dan, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki İbni Ömer: Cemâat sabah namazında iken anîden kendilerine bir adam geldi.»» diyerek Mâlik hadîsi gibi rivayette bulunmuş. İzah 527 de

Ibn 'Umar reported:As the people were engaged in the morning prayer a man came to them. The rest of the hadith is the same

Sahîh-i Müslim No. 1224 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو أُسَامَةَ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي جَمِيعًا، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - عَنْ أَيُّوبَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنَا الضَّحَّاكُ، - يَعْنِي ابْنَ عُثْمَانَ ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ رَأَى نُخَامَةً فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ ‏.‏ إِلاَّ الضَّحَّاكَ فَإِنَّ فِي حَدِيثِهِ نُخَامَةً فِي الْقِبْلَةِ ‏.‏ بِمَعْنَى حَدِيثِ مَالِكٍ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) Bize Abdullah b. Numeyr ile Ebu Usâme rivayet ettiler. H. Bize ibni Numeyr de rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. Bunların ikisi de Ubeydullah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize Kuteybe ile Muhammed b. Rumh'da Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki) Bize İsmail (yanî îbni Uleyye) Eyyûb'dan rivayet etti. H. Bize Îbni Râfi' dahî rivayet etti. (Dediki) Bize ibni Ebi Fudeyk rivayet etti. (Dediki) Bize Dahhâk (Ya'nî Îbni Osman) haber verdi. H. Bana Hârûn b. Abdillâh da rivayet etti. (Dediki) Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. Dediki: Îbni Cüreyc: Bana Mûsâ b. Ukbe haber verdi; dedi. Bu râviîlerin hepsi Nâfi'den, o da Îbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet etmişler ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescid'in kıblesinde bir tükürük görmüş. Yalnız Dahhâk müstesna! Çünkü onun hadîsinde: «Kıblede bir tükürük gördü.» denilmiş ve Mâlik hadîs'i ma'nasında rivayet edilmişdir. İzah 554 te

Ibn Umar reported that the Messenger of Allah (ﷺ) saw sputum sticking to the Qibla wall of the mosque, the rest of the hadith is the same

Sahîh-i Müslim No. 1244 Sahih

حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا وُضِعَ عَشَاءُ أَحَدِكُمْ وَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَابْدَءُوا بِالْعَشَاءِ وَلاَ يَعْجَلَنَّ حَتَّى يَفْرُغَ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize îbni Numeyr rivayet etti. (Dediki) : Bize Babam rivâyet etti. H- Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe'de rivayet etti. Lâfız onundur (Dediki) : Bize Usâme rivayet etti. İkisi de Dedilerki: Bize Ubeydullah Nafi'den, o da îbni Ömer'den naklen rivayet etti. îbni Ömer şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu A leyhi ve Sellem) : «Birinizin akşam yemeği konduğu vakit namaza da ikaamet olunur» akşam yemeğinden işe başlayın! Onu bitirmedikçe sakın acele etmesin! buyurdular

Ibn 'Umar reported:The Messenger of Allah (ﷺ) said: When the supper is served to any one of you and the prayer also begins. (in such a case) first take supper, and do not make haste (for prayer) till you have (taken the food)

Sahîh-i Müslim No. 1248 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِي غَزْوَةِ خَيْبَرَ ‏ "‏ مَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ - يَعْنِي الثُّومَ - فَلاَ يَأْتِيَنَّ الْمَسَاجِدَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ زُهَيْرٌ فِي غَزْوَةٍ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ خَيْبَرَ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yahya (yâni El-Kattan), Ubeydullah'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Bana Nâfi', İbni Ömer'den naklen haber verdi ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber gazasında: «Her kim şu nebâtdan yâni sarımsakdan yerse sakın mescidlere gelmesin!» buyurmuşlar. Züheyr: «Bir gazâ'da- dedi. Hayber'i zikretmedi

Ibn 'Umar reported:The Messenger of Allah (ﷺ) said during the battle of Khaybar: He who ate of this plant, i. e. garlic, should not come to the mosques. In the narration of Zubair, there is only a mention of" battle" and not of Khaybar

Sahîh-i Müslim No. 1249 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَكَلَ مِنْ هَذِهِ الْبَقْلَةِ فَلاَ يَقْرَبَنَّ مَسَاجِدَنَا حَتَّى يَذْهَبَ رِيحُهَا ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الثُّومَ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Numeyr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) : Bize babam rivayet etti. Dediki: Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da îbni Ömer'den naklen rivayet etti kî, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Herkim, bu sebzeden yerse kokusu gidinceye kadar sakın bizim mescidirimize yaklaşmasın!» buyurmuşlar. Ve bununla sarımsağı kasdetmişler. İzah 566 da Bu sayfanın devamında Ehl-i eşek etinin tahirimine dair rivayetler var, istiyorsan o sayfa için buraya tıkla

Ibn 'Umar reported:The Messenger of Allah (ﷺ) said: He who eats of this (offensive) plant must not approach our mosque, till its odor dies: (plant signifies) garlic

Sahîh-i Müslim No. 1295 Sahih

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، كُلُّهُمْ عَنْ يَحْيَى الْقَطَّانِ، - قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ فَيَقْرَأُ سُورَةً فِيهَا سَجْدَةٌ فَيَسْجُدُ وَنَسْجُدُ مَعَهُ حَتَّى مَا يَجِدُ بَعْضُنَا مَوْضِعًا لِمَكَانِ جَبْهَتِهِ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. El-Müsennâ hep birden Yahya El-Kattân'dan rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki: Bana Nâfî', ibni Ömer'den naklen şöyle haber verdi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân-ı okur; içinde secde bulunan bir sure de okur ve secde ederdi. Biz de onunla beraber secde ederdik. Hattâ bâzılarımız alnını koyacak yer bulamazdı

Ibn 'Umar reported:The Messenger of Allah (ﷺ) while reciting the Qur'an recited its surah containing sajda, and he performed prostration and we also prostrated along with him (but we were so overcrowded) that some of us could not find a place for our forehead (when prostrating ourselves)

Sahîh-i Müslim No. 1296 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رُبَّمَا قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْقُرْآنَ فَيَمُرُّ بِالسَّجْدَةِ فَيَسْجُدُ بِنَا حَتَّى ازْدَحَمْنَا عِنْدَهُ حَتَّى مَا يَجِدُ أَحَدُنَا مَكَانًا لِيَسْجُدَ فِيهِ فِي غَيْرِ صَلاَةٍ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b, Bişr rivayet etti. (Dediki) : Bize Ubeydullah b. Ömer, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Çok defa Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân'ı okur. Secde âyetine tesadüf ettiği zaman bize de secde ettirirdi. Biz onun yanına o kadar üşüşürdük ki namazda olmadığı hâlde birimiz secde edecek yer bulamazdı

Ibn 'Umar reported:Sometimes the Messenger of Allah (ﷺ) recited the Qur'an, and would pass by (recite) the verse of sajda and performed prostration and he did this along with us, but we were so crowded in his company that none of us could find a place for performing prostration. (and it was done on occasions) other than prayer

Sahîh-i Müslim No. 1309 Sahih

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَرَفَعَ إِصْبَعَهُ الْيُمْنَى الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ فَدَعَا بِهَا وَيَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى بَاسِطُهَا عَلَيْهَا ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. İbni Râfi* ise (bize Abdürrezzâk rivayet etti) dedi. Abdürrezzâk: Bize Ma'mer, Ubeydullah b. Ömer'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda oturduğu vakit ellerini dizleri üzerine koyar, baş parmakdan sonra gelen parmağını kaldırırda onunla duâ eder, sol elini yayarak sol dizinin üzerine koyarmış

Ibn 'Umar reported that when the Messenger of Allah (ﷺ) sat for tashahhud he placed his left hand on his left knee. and his right hand on his right knee. and he raised his right finger, which is next to the thumb, making supplication in this way, and he stretched his left hand on his left knee

Sahîh-i Müslim No. 1358 Sahih

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنِي الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنِ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ عَجِبْتُ لَهَا فُتِحَتْ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَمَا تَرَكْتُهُنَّ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ذَلِكَ ‏

Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. Dediki: Bana Haccâc b. Ebî Osman, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Avn b. Abdillâh b. Utbe'den, o da ibni Ömer'den naklen haber verdi. İbni Ömer şöyle demiş: Bir defa biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılarken birden cemaatdan biri » Allah en büyükdür; ona çok hamd olsun! Allâhı akşam sabah tesbih eylerim; dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Filan ve filan kelimeleri söyleyen kimdir?» diye sordu, cemaatdan biri: — Bendim Yâ Resûlallâh!.. dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben bunlara şaştım, bunlar için gök kapıları açıldı.» buyurdular. İbni Ömer: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'în bunu söylediğini duydum duyalı bir daha bu kelimeleri bırakmadım.» dermiş. İzah Hadîs-i şerîfdeki «Kebiran> kelimesi muzmer bir fiilin mef'ûlü olmak üzere nasp edilmişdir. Bâzıları na't-ı maktu, bir takımları da temyiz olmak üzere mansûb olduğunu söylerler. Hâl diyenler de vardır. Na't-ı Maktu' ve temyîz diyenlere i'tirâz olunmuşdur. Hadîs-i şerif aynen bundan önceki hadîs mânâsındadır. Vak'anın bir olması da, müteaddid olması da muhtemeldir. Gök kapılarının açılmasından murâd: Bu kelimelerle yapılan duanın kabulüdür. Çünkü duaların kıblesi gök yüzüdür. îbni Ömer (Radiyallahu anh) Hazretlerinin sözü bu duaların devam üzere yapılmasına teşvîkdir. Allâhu a'lem

Ibn 'Umar reported:While we said prayer with the Messenger of Allah (ﷺ), one among the people said: Allah is truly Great, praise be to Allah in abundance. Glory be to Allah in the morning and the evening. The Messenger of Allah (may peace be upon, him) said: Who uttered such and such a word? A person among the people said: It is I, Messenger of Allah (who have recited these words). He (the Holy Prophet) said: It (its utterance) surprised me, for the doors of heaven were opened for It. Ibn 'Umar said: I have not abandoned them (these words) since I heard the Messenger of Allah (ﷺ) saying this

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya