Abdullah b. Abbâs Rivayetleri

1.667 hadis bulundu · sayfa 77/84

Sünen-i İbn Mâce No. 2112 Zayıf

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْبَكَّائِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَعْلَى الثَّقَفِيُّ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَفَّرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِصَاعٍ مِنْ تَمْرٍ وَأَمَرَ النَّاسَ بِذَلِكَ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَنِصْفُ صَاعٍ مِنْ بُرٍّ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle elemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru hurmadan bir sâ' yemin kefareti ödedi ve insanlara bunu emretti, (bir sâ' kuru hurma) bulamayan kimse buğdaydan yarım sâ' verir. Not; Bunun senedinde bulunan Ömer bin Abdillah bin Ya'lanın zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir AÇIKLAMA 2113’te

It was narrated that Ibn Abbas said:"The Messenger of Allah (ﷺ) offered expiation of a Sa' of dates, and he enjoined the people to do likewise. Whoever does not have that (must give) half a Sa' of wheat

Sünen-i İbn Mâce No. 2113 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ أَبِي الْمُغِيرَةِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ الرَّجُلُ يَقُوتُ أَهْلَهُ قُوتًا فِيهِ سَعَةٌ وَكَانَ الرَّجُلُ يَقُوتُ أَهْلَهُ قُوتًا فِيهِ شِدَّةٌ فَنَزَلَتْ ‏{مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ}‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Ailesinin zahiresini (piyasada) bol olan maddelerden veren adamlar vardı ve ailesinin zahiresini (piyasada) güçlükle bulunan maddelerden veren de vardı. Bunun üzerine (yemin kefareti olarak verilecek yiyecek maddesi hakkında) «Ailenize yedirdiğinizin ortalamasından» emri ilâhisi indi." AÇIKLAMA (2112 ve 2113): 9. babta geçen hadiste yemin kefaretinin kuru hurmadan bir sa olduğu bildirilmiştir. Bir sa kuru hurma bulamayan kimsenin yarım sa buğday vermesine ait hadisin son kısmı, ifade tarzının zahirine göre İbn-i Abbas (r.a.)'ın sözüdür. Bu kısmın Peygamber (s.a.v.)'in buyruğundan olması da muhtemeldir. Yemin kefaretinin 10 yoksulu yedirmek veya giydirmek, yahut bir köleyi azadlamak olduğu ve bunlara gücü yetmeyenIerin üç gün oruç tutmaları olduğu aşağıda meali yazılacak Maide suresinin 89. ayetinde bildirilmiştir. Kişi dilerse 10 yoksulu yedirir, dilerse onlan giydirir, arzu ederse bir köleyi azadIar. Bunlardan istediğini tercih edebilir. Bunların hiç birisini vermeye gücü yetmezse üç gün oruç tutar. Şu halde hadiste sözü edilen bir sa kuru hurma veya yarım sa buğday her yoksula verilen mikdardır. 10 yoksulu yedirmek gerektiğine göre bir yeminin kefareti 10 sa kuru hurma veya 5 sa buğday olmuş olur. DÖRT MEZHEB ALİMLERİNİN GÖRÜŞLERİ : 1. Hanefiler'e göre 10 yoksulun her birisine yarımşar sa buğday veya kuru hurma ve arpadan birisinden bir sa ödenir. Buğday unundan da verilebilir. Bundan yine yarım sa verilir. Arpa unundan bir sa vermek de caizdir. Kişi dilerse buğday veya onun unundan yarım sa'ın bedelini, yahut kuru hurma veya arpa, yahut arpa unundan bir sa'ın bedelini verebilir. Yukarda anılan gıda maddelerini veya bedelini ya on yoksula verir. Ya da bir yoksula 10 gün süre ile verir. Kuru üzüm ve diğer hububattan da vermek caizdir. Yemin kefaretinin yukardaki meblağlar olduğuna dair bu görüşün, Ömer. Ali, Zeyd bin Sabit, Nahai, Şa'bi ve Sevri (r.a.)'den de rivayet edilmiştir. 2. Diğer üç mezheb imamlarının görüşüne göre yemin kefareti her yoksula bir müd olmak üzere toplam on müddür. Sa ve müd hakkında geniş bilgi 1793 - 1794 nolu hadislerin izahı bölümünde verilmiştir. Sa hakkındaki görüşler: 1. Hanefiler'e göre bir sa 1040 dirhemdir. Bir dirhem de 3,12 gr. kabul edilirse 1040 X 3,12 = 3244,8 gr. eder. Şu halde bir sa, yaklaşık olarak 3250 gr. buğday ve arpa gibi hububat alan bir hacim ölçeğidir. 2. Şafiiler'den Nevevi ve Hanbeliler'e göre bir sa 685 5/7 dirhemdir. Bir dirhem 3,12 gr. kabul edilirse bir sa: 685 5/7 X 3,12 = 2139,42 gr. buğday gibi hububat alan bir hacim ölçeğidir. 3. Malikiler'e göre bir sa 682,66 dirhemdir. Bir dirhem 3,12 gr. kabul edilirse bir sa: 682,66 X 3,12 = 2129,92 gr. buğday gibi bir hububat alan hacim ölçeğidir. Müd ise sa'ın dörtte biri büyüklüğünde olan bir hacim ölçeğidir. Yukarda anlatıldığı gibi yemin kefaretinin bir çeşidi, 10 yoksulu yedirmektir. Beher yoksula ne kadar yiyecek maddesi verileceği hususunda mevcut ihtilaiı özlü olarak hatırlatayım: 1. İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Zeyd bin Sabit, Said bin el-Müseyyeb, Kasım bin Muhammed, Süleyman bin Yesar, Ata, el-Hasan, Malik ve Şafii'ye göre o memleket halkının zahiresinin çoğu hububatın hangisinden ise ondan her yoksula bir müd verilir. Şu halde 10 yoksula toplam 10 müd verilir . 2. Ömer, Ali, Aişe ve Irak alimlerine göre her yoksula iki müd, yani yarım sa buğday verilir. Buna göre 10 yoksula toplam 20 müd, yani 5 sa buğday verilir. 3. Ebu Hanife, Şa'bi, Nahai, Said bin Cübeyr ve Mücahid'e göre her yoksula yarım sa buğday veya bir sa arpa, kuru üzüm, kuru hurma gibi bir yiyecek maddesi verilir. 4. Ahmed bin HanbeI'e göre her yoksula buğdaydan bir müd veya arpa ve kuru hurma gibi bir maddeden yarım sa, yani iki müd verilir. Bir yemin kefaretinin tamamını bir günde tek bir yoksula vermenin caiz olmadığı hususunda ittifak vardır. Bii günde 10 yoksula veya 10 günde aynı yoksula vermek ise Caizdir. Dört mezheb alimlerinin bu konu ile ilgili değişik görüşleri ve kefaretin muteber sayılması için birtakım değişik şartları vardır. Bu husus için fıkıh kitabıarına baş vurmak gerekir. İkinci hadiste bir parçası anılan Maide suresinin 89. ayetinin tamamının meali şöyledir: «Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı muaheze etmez ve lakin bile bile ettiğiniz yeminlerden ötürü hesab sorar. (İşte bile bile edip bozduğunuz) yeminin kefareti, ailenize yedirdiğinizin orlalamasmdan on yoksulu yedirmek yahut giydirmek veyahut bir köleyi azadlamaktır. (Bu kefareti) bulamayan, üç gün oruç tutar. İşte yeminlerinizin kefareti budur. Yeminlerinizi koruyun (Pek yemin etmeyin - ettiğiniz yemini bozmak daha hayırlı değilse bozmayın). Şükredersiniz, diye Allah size böylece ayetlerini açıklıyor.» Bu ayet-i kedme'de yeminin dört çeşit kefaretine temas buyuruluyor. Bunlardan birisi 10 düşkünü yedirmektir. Diğeri 10 yoksulu giydirmektir. Bir başkası bir köleyi azadlamaktır. Bu üç nevi arasında bir sıralama yoktur. Yani yeminini bozan kişi bunlardan dilediğini seçer. Şayet bunlardan hiç birisini yapamazsa üç gün oruç tutar. 10 yoksulu yedirmekle ilgili gerekli bilgiyi yukarda verdik. 10 yoksulu giydirmeye gelince, alimler bu hususta ihtilaf etmişlerdir: Hanefiler'e göre en az üç ay giyilebilecek ve gövdenin tamamını veya çoğunu örtebilecek bir elbise olmalıdır. Kadına verilirse buna baş örtüsü de eklenmelidir. İbn-i Abbas, el-Hasan, Mücahid, Ata, Tavus ve Şafii'ye göre elbise denilebilecek bir parça giydirmek gerekir. Malik ve Ahmed'e göre verilecek elbisenin namazda örtülmesi gerekli vücud kısmını örtecek bir elbise olması gerekir ki, erkeğe bir, kadına iki parça elbise verilir. Başka görüş beyan edenler de vardır . Köle ile ilgili aynntılı bilgi vermeye bugün için gerek görmüyorum. Çünkü memleketimiz de bugün için köle bulunamıyor. Bunlardan hiç birisini bulamayan kimse üç gün oruç tutmakla mükelleftir. Bu orucun ard arda tutulmasının gerekliliği husüsunda da ihtilaf vardır: İbn-i Abbas, Mücahid, Ata, Katade, Ebu Hanife. Ahmed ve bir kaviinde Şafii'ye göre orucun üst üste tutulması gereklidir. El-Hasan. Malik ve diğer bir kavlinde Şafii'ye göre oruç aralıklı da tutulabilir. Ard arda tutulması daha efdaldir

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"A man would give his family food that was abundant and another would give his family food that was barely sufficient, then the following was revealed: 'With the Awsat of that with which you feed your families...’”

Sünen-i İbn Mâce No. 2117 Sahih

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا الأَجْلَحُ الْكِنْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا حَلَفَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَقُلْ مَا شَاءَ اللَّهُ وَشِئْتَ ‏.‏ وَلَكِنْ لِيَقُلْ مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ شِئْتَ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbs (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Biriniz yemin ettiği zaman Allah'ın dilediği ve senin dilediğin demesin. Lakin Allah'ın dilediği sonra senin dilediğin desin.» Zevaid de: Eclah bin Abdillah'ın sikalığında görüş birliği yoktur. Ahmed, Nesai, Ebu Davud, Ebu Hatim, İbn-i Sa'd onu zayıf, İbn-i Muin, Yakub bin Süfyan ve el-İcli onu sika saymışlarıdr. Senedin kalanı sikadır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan ravi Eclah bin AbdiIlah'ın sikalığı ihtilaflıdır: İmam Ahmed, Ebu Hatim, Nesai, Ebu Davud ve İbn-i Sa'd onu zayıf görmüşler. İbn-i Main, Yakub bin Süfyan ve el-İcli de onu sika saymışlardır. Senedin kalan ravileri sika zatlardır

It was narrated from Ibn 'Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:'When anyone of you swears an oath, let him not say: 'What Allah wills and what you will.' Rather let him say: 'What Allah wills and then what you will

Sünen-i İbn Mâce No. 2130 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِسْحَاقَ الْجَوْهَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، أَنْبَأَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي نَذَرْتُ أَنْ أَنْحَرَ بِبُوَانَةَ فَقَالَ ‏"‏ فِي نَفْسِكَ شَىْءٌ مِنْ أَمْرِ الْجَاهِلِيَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَوْفِ بِنَذْرِكَ ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir erkek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Ya Resulallah, ben buvane de deve kesmeyi adadım, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o'na: «Cehiliyyet devri işinden bir şey senin kalbinde var (mı)? » buyurdu. Hayır, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nezrini yerine getir.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ben derim ki, bu hadisi Ebu Davud kendi süneninde Abdullah bin Ömer'in hadisi olarak rivayet etmiştir. İbn-i Abbas'ın hadisinin senedindeki raviler de sika zatlardır. Lakin onun senedinde el-Mes'udi bulunur. Bu ravinin adı Abdullah bih Mes'ud'dur. Ömrünün son zamanlarında rivayetleri karıştırmıştır. İbn-i Hibban: onun rivayetleri karışmış, birbirinden ayırd edilemiyor, bırakılmaya müstahaktır, demiştir. AÇIKLAMA 2131’de

It was narrated from Ibn Abbas that a man came to the Prophet (ﷺ) and said:"O Messenger of Allah, I vowed to offer a sacrifice at Buwanah." He said: "Do you intend any action of Ignorance period?" He said: "No." He said: "Then fulfill your vow

Sünen-i İbn Mâce No. 2132 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ، اسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي نَذْرٍ كَانَ عَلَى أُمِّهِ تُوُفِّيَتْ وَلَمْ تَقْضِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اقْضِهِ عَنْهَا ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Sa'd bin Ubade (r.a.), bir adak adayıp da yerine getiremeden ölen annesinin zimmetinde olan bu adağın hükmünü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o'na: «Sen annen yerine o adağı kaza et.» buyurdu

It was narrated from Ibn 'Abbas' that :Sa'd bin 'Ubadah asked the Messenger of Allah (ﷺ) about a vow which his mother had made, but she had died without fulfilling it. The Messenger of Allah (ﷺ) said: "Fulfill it on her behalf

Sünen-i İbn Mâce No. 2136 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَرْوِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَّ بِرَجُلٍ بِمَكَّةَ وَهُوَ قَائِمٌ فِي الشَّمْسِ فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَذَرَ أَنْ يَصُومَ وَلاَ يَسْتَظِلَّ إِلَى اللَّيْلِ وَلاَ يَتَكَلَّمَ وَلاَ يَزَالَ قَائِمًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لِيَتَكَلَّمْ وَلْيَسْتَظِلَّ وَلْيَجْلِسْ وَلْيُتِمَّ صِيَامَهُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ شَنَبَةَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ عَبْدِ الْجَبَّارِ، عَنْ وُهَيْبٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ وَاللَّهُ أَعْلَمُ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir kere) Mekke'de güneşte ayakta duran bir adamın yanından geçti: «Bu nedir ?» buyurdu. Sahabiler --Bu adam oruç tutmayı, akşama kadar gölgelenmemeyi, konuşmamayı ve sürekli ayakta durnayı nezretmiştir. dediler. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Adam konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu tamamlasın.» buyurdu. Bu hadis İbn-i Mace'ye ikinci bir sened lede ulaştı. Allah daha iyi bilir.

It was narrated from Ibn Abbas that the :Messenger of Allah (ﷺ) passed by a man in Makkah who was standing in the sun. He said: "What is this?" They said: "He vowed to fast and not to seek shade until night comes, and not to speak, and to remain standing." He said: "Let him speak and seek shade and let him sit down, but let him complete his fast."Another chain from Ibn 'Abbas, from the Prophet (ﷺ), with similar wording. expiation for breaking an oath

Diğer tahric: Bu hadisi Buhari ve Ebu Davud da rivayet ettiler

Sünen-i İbn Mâce No. 2162 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ احْتَجَمَ وَأَعْطَاهُ أَجْرَهُ ‏.‏ قَالَ ابْنُ مَاجَهْ تَفَرَّدَ بِهِ ابْنُ أَبِي عُمَرَ وَحْدَهُ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hacamat oldu ve hacamat edene ücretini verdi. İbn-i Mace dediki: Bu hadisi sadece (Muhammed) bin Ebi Ömer rivayet etti.

It was narrated from Ibn 'Abbas that :the Prophet (ﷺ) was treated with cupping and he gave him (the cupper) his wages. (Sahih)Ibn Abu 'Umar was alone in narrating it. That was said by Ibn Majah

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud

Sünen-i İbn Mâce No. 2195 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَالْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ عُتْبَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ بَيْعِ الْغَرَرِ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bey'-i Ğarar'ı yasaklamıştır. Not: Bunun senedinde bulunan Eyyub bin Utbe'nin zayıf olduğu Zevaid'de bildirilnıiştir

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"The Messenger of Allah (ﷺ) forbade Gharar transactions

Sünen-i İbn Mâce No. 2223 Hasen

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرِ بْنِ الْحَكَمِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَقِيلِ بْنِ خُوَيْلِدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنِي يَزِيدُ النَّحْوِيُّ، أَنَّ عِكْرِمَةَ، حَدَّثَهُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمَدِينَةَ كَانُوا مِنْ أَخْبَثِ النَّاسِ كَيْلاً فَأَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ ‏{وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ}‏ فَأَحْسَنُوا الْكَيْلَ بَعْدَ ذَلِكَ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dsm rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medîne-i Münevvere'ye geldiği zaman Medîneliler ölçü yönünden en bozuk insanlardan idiler. Sonra Allah Sübhânehu ve Teâlâ; ويل للمطففين [Mutaffifin 1] ayetini indirdi. Bu âyet indirildikten sonra Medineliler ölçü işini iyi yaptılar. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hasendir. Çünkü Muhammed bin Akil ve Ali bin el-Hüseyn hakkında ihtilaf vardır. Senedin diğer ravileri sika zatlardır

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"When the Prophet (ﷺ) came to Al-Madinah, they were the worst people in weights and measures. Then Allah, Glorious is He revealed: "Woe to the Mutaffifun (those who give less in measure and weight)",[1] and they were fair in weights and measures after that

Sünen-i İbn Mâce No. 2227 Sahih

حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى اللَّيْثِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، وَحَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنِ ابْتَاعَ طَعَامًا فَلاَ يَبِعْهُ حَتَّى يَسْتَوْفِيَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَوَانَةَ فِي حَدِيثِهِ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَأَحْسِبُ كُلَّ شَىْءٍ مِثْلَ الطَّعَامِ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim bir zahireyi salın alırsa bunu (satıcıdan) teslim alıncaya kadar satmasın.» Râvî Ebû Avâne kendi rivayetinde şu ilâveyi yapmıştır: İbn-i Abbâs demiştir ki: Ben her şeyin (bu hükümde) zahire gibi olduğunu sanıyorum. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"The Messenger of Allah (ﷺ) said: 'Whoever buys food, let him not sell it until he has taken full possession of it.'" (Sahih) In his narration, (one of the narrators) Abu 'Awanah said: "Ibn 'Abbas said: 'I think everything is like food

Sünen-i İbn Mâce No. 2280 Sahih

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُمْ يُسْلِفُونَ فِي التَّمْرِ السَّنَتَيْنِ وَالثَّلاَثَ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ أَسْلَفَ فِي تَمْرٍ فَلْيُسْلِفْ فِي كَيْلٍ مَعْلُومٍ وَوَزْنٍ مَعْلُومٍ إِلَى أَجَلٍ مَعْلُومٍ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan; §öyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Mekke'den Medine'ye) geldiğinde, halk iki, üç yıllık vâdede hurma (yı teslim etmek ve bedelini peşin ödemek üzere) selef muamelesini yaparlardı. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Kim selef usûlü İle hurma almak isterse (taraflarca) bilinen bir ölçek veya bilinen bir tartıyla ve muayyen bir vadeye değin akid yapsın.» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"When the Prophet (ﷺ) came (to Al-Madinah), they used to pay in advance for dates, two or three years in advance. He said: 'Whoever pays in advance for dates, let him pay for a known amount or a known weight, to be delivered at a known time.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 2321 Sahih

حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْ يُعْطَى النَّاسُ بِدَعْوَاهُمُ ادَّعَى نَاسٌ دِمَاءَ رِجَالٍ وَأَمْوَالَهُمْ وَلَكِنِ الْيَمِينُ عَلَى الْمُدَّعَى عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Eğer İnsanlara (şâhidsiz ve sırf) iddialarıyla (hak) verilmiş olsaydı bâzı insanlar, bâzı adamların kanlarını ve mallarım dâva edecklerdi. Lâkin yemin dâvâlıya düşer.» EBU DAVUD HADİSİ İÇİN TIKLA

It was narrated from Ibn 'Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“If the people were given what they claimed, some would have claimed the lives and property of men. But the one the claim is made against is obliged to swear an oath.”

Sünen-i İbn Mâce No. 2337 Sahih

حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَمْنَعْ أَحَدُكُمْ جَارَهُ أَنْ يَضَعَ خَشَبَةً عَلَى جِدَارِهِ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Herhangi biriniz, duvarının üzerine komşusunun ağaç (tan hatil başını) koymasını menetmesin.» Not: Bunun senedinde bulunan İbn-i Lehia'nın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated from Ibn 'Abbas that the Prophet (ﷺ) said:“No one of you should refuse to let his neighbor fix a piece of wood to his wall.”

Sünen-i İbn Mâce No. 2339 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا اخْتَلَفْتُمْ فِي الطَّرِيقِ فَاجْعَلُوهُ سَبْعَةَ أَذْرُعٍ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Yol (genişliği) hakkında ihtilâf ettiğiniz zaman, yolu yedi zir'a (geniş) ediniz.» Not: Bunun senedinin sahih ve ravilerinin sika olduğu. Zevaid'de belirtilmiştir

It was narrated from Ibn 'Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“When you dispute concerning a path, make it seven forearms length wide.' ”

Sünen-i İbn Mâce No. 2341 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ جَابِرٍ الْجُعْفِيِّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Zarara sokmak ve zarara karşı intikam almak yoktur.» Not: Bunun senedinde bulunan Cabir bin el-Cafi'nin sikalığımn şüpheli olduğu, Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated from Ibn 'Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“There should be neither harming nor reciprocating harm.”

Sünen-i İbn Mâce No. 2350 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ قُرَيْشًا، أَتَوُا امْرَأَةً كَاهِنَةً فَقَالُوا لَهَا أَخْبِرِينَا أَشْبَهَنَا أَثَرًا بِصَاحِبِ الْمَقَامِ ‏.‏ فَقَالَتْ إِنْ أَنْتُمْ جَرَرْتُمْ كِسَاءً عَلَى هَذِهِ السِّهْلَةِ ثُمَّ مَشَيْتُمْ عَلَيْهَا أَنْبَأْتُكُمْ ‏.‏ قَالَ فَجَرُّوا كِسَاءً ثُمَّ مَشَى النَّاسُ عَلَيْهَا فَأَبْصَرَتْ أَثَرَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَتْ هَذَا أَقْرَبُكُمْ إِلَيْهِ شَبَهًا ‏.‏ ثُمَّ مَكَثُوا بَعْدَ ذَلِكَ عِشْرِينَ سَنَةً أَوْ مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ بَعَثَ اللَّهُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم ‏.‏

(Ahdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Kureyşler kâhin bir kadının yanına varıp ona: (İbrahim (Aleyhisselâm)'ın ayak izinin bulunduğu bilinen taşı işaretle) bu makam sahibine iz bakımından hangimizin daha çok benzediğini bize söyle, dediler. Kadın da; Suyun götürdüğü kum gibi yumuşak olan şu toprağın üzerine bir yaygı çekip üstünde (çıplak) ayakla yürürseniz size (istediğiniz) haberi veririm, diye cevab verdi. (Ravî) demiştir ki: Bunun üzerine Kureyşler bir yaygı yaydılar. Sonra herkes yaygının üstünde yürüdü. Kadın, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ayak izini gördü ve bunun üzerine O'na işaretle: Bu, benzerlik yönünden Makam sahibine (yâni İbrahim Aleyhisselâm'a) en yakın olamnızdır, dedi. Bundan sonra Kureyşler yirmi yıl veya Allah'ın dilediği kadar beklediler. Daha sonra Allah, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i elçi olarak gönderdi. Zevaid de: Bu hadis’in isnadının sahih, ravilerinin sika olduğu söyleniyor

It was narrated from Ibn 'Abbas that :the Quraish went to a sorceress and they said to her: “Tell us whose footprints most resemble those of the owner of Al-Maqam (the station of Ibrahim).” She said: “If you spread a piece of cloth over this soft earth and walk over it, I will tell you.” So they spread out a piece of cloth and the people walked over it. She saw the footprints of the Messenger of Allah (ﷺ) and said: “This one most closely resembles him among you.” After that twenty years passed, of as long as Allah willed, then Allah sent Muhammad (ﷺ) (i.e., missioned him as the Prophet)

Sünen-i İbn Mâce No. 2370 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَرَوِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَاتِمٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ الْمَخْزُومِيُّ، حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْمَكِّيُّ، أَخْبَرَنِي قَيْسُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالشَّاهِدِ وَالْيَمِينِ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir şâhid ve (davacı) nın yemini ile hükmetti. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

It was narrated that Ibn 'Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) passed judgement on the basis of a witness along with an oath by the claimant

Sünen-i İbn Mâce No. 2377 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَابْنِ، عُمَرَ يَرْفَعَانِ الْحَدِيثَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ لِلرَّجُلِ أَنْ يُعْطِيَ الْعَطِيَّةَ ثُمَّ يَرْجِعَ فِيهَا إِلاَّ الْوَالِدَ فِيمَا يُعْطِي وَلَدَهُ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs ve (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Adamın bir şeyi hibe edip sonra bundan dönmesi helal değildir. Ancak çocuğuna bir şey hibe eden baba bu hükmün dışındadır.» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

It was narrated from Ibn 'Abbas and Ibn 'Umar, who attributed the Hadith to the Prophet (ﷺ) that he said:“It is not permissible for a man to give a gift then take it back, except what a father gives to his child.”

Sünen-i İbn Mâce No. 2385 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْعَائِدُ فِي هِبَتِهِ كَالْعَائِدِ فِي قَيْئِهِ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir «Hibesini geri alan kişi kustuğunu yiyen gibidir.»

It was narrated from Ibn 'Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“The one who takes back his gift is like the one who goes back to his vomit.”

Sünen-i İbn Mâce No. 2406 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، لَزِمَ غَرِيمًا لَهُ بِعَشَرَةِ دَنَانِيرَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ مَا عِنْدِي شَىْءٌ أُعْطِيكَهُ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُفَارِقُكَ حَتَّى تَقْضِيَنِي أَوْ تَأْتِيَنِي بِحَمِيلٍ فَجَرَّهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَمْ تَسْتَنْظِرُهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ شَهْرًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَأَنَا أَحْمِلُ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَهُ فِي الْوَقْتِ الَّذِي قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مِنْ أَيْنَ أَصَبْتَ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مِنْ مَعْدِنٍ قَالَ ‏"‏ لاَ خَيْرَ فِيهَا ‏"‏ ‏.‏ وَقَضَاهَا عَنْهُ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam 10 dinar alacaklı olduğu borçlusunun yakasına sarıldı. Borçlu şahıs (alacaklısına): Benim yanımda (mülkiyetimde) sana vereceğim hiç bîr şey yoktur, dedi. Alacaklı adam da (borçlusuna): Hayır! Vallahi sen alacağımı ödeyinceye veya bir kefil bana getirinceye kadar senden ayrılmıyacağım, dedi. Sonra onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna çekip götürdü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) borçluya: «Sen alacaklından ne kadar mehil istersin?» buyurdu. Borçlu: Bir ay, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O halde ona ben kefil olurum.» buyurdu. Sonra borçlu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dediği vakitte huzura geldi (veya borcunu getirdi). Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Bu (altını) nereden elde ettin?» buyurdu. Adam: Bir madenden, diye cevab verdi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunda hayır yoktur,» buyurdu ve onun yerine borcunu ödedi

It was narrated from Ibn 'Abbas:That during the time of the Messenger of Allah (ﷺ), a man pursued a debtor who owed him ten Dinar, and he said: “I do not have anything to give you.” He (the creditor) said: “No, by Allah, I will not leave you until you pay the debt or you bring me a guarantor.” Then he dragged him to the Prophet (ﷺ) and the Prophet (ﷺ) said to him: “How long will you wait?” He said: “One month.” The Messenger of Allah (ﷺ) said: “I will be a guarantor for him.” Then he came to him at the time the Prophet (ﷺ) had said, and the Prophet (ﷺ) said to him: “Where did you get this from?” He said: “From a mine.” He said: “There is nothing good in it,” and he paid the debt for him

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya