3.995 hadis bulundu · sayfa 27/200
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَتَاكُمْ أَهْلُ الْيَمَنِ، هُمْ أَرَقُّ أَفْئِدَةً وَأَلْيَنُ قُلُوبًا، الإِيمَانُ يَمَانٍ وَالْحِكْمَةُ يَمَانِيَةٌ، وَالْفَخْرُ وَالْخُيَلاَءُ فِي أَصْحَابِ الإِبِلِ، وَالسَّكِينَةُ وَالْوَقَارُ فِي أَهْلِ الْغَنَمِ ". وَقَالَ غُنْدَرٌ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu aktardı: "Size Yemen halkı geldi. Onlar yürekleri en yufka, kalpleri en yumuşak olanlardır. İman Yemenlidir, hikmet Yemenlidir, böbürlenmek ve büyüklenmek deve sahiplerinde, ağır başlılık ve sükunet ise koyun sahiplerindedir."
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "The people of Yemen have come to you and they are more gentle and soft-hearted. Belief is Yemenite and Wisdom is Yemenite, while pride and haughtiness are the qualities of the owners of camels (i.e. bedouins). Calmness and solemnity are the characters of the owners of sheep
Diğer tahric edenler: Tirmizi Menakib; Müslim, İman
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الإِيمَانُ يَمَانٍ، وَالْفِتْنَةُ هَا هُنَا، هَا هُنَا يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ ".
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İman Yemenlidir, fitne ise işte şuradandır. İşte şuradan şeytanı n boynuzu çıkacaktır
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Belief is Yemenite while afflictions appear from there (the east) from where the side of the head of Satan will appear
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَتَاكُمْ أَهْلُ الْيَمَنِ، أَضْعَفُ قُلُوبًا وَأَرَقُّ أَفْئِدَةً، الْفِقْهُ يَمَانٍ، وَالْحِكْمَةُ يَمَانِيَةٌ ".
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Size Yemen halkı geldi. Onlar kalpleri en zayıf, yürekleri en yufka olanlardır. Fıkıh Yemenlidir, hikmet Yemenlidir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İman Yemenlidir." Buna dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Fitneler bölümünde (5092.hadiste) gelecek inşaallah
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "The people of Yemen have come to you, and they are more soft hearted and gentle hearted people. The capacity for understanding religion is Yemenite and Wisdom is Yemenite
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ الطُّفَيْلُ بْنُ عَمْرٍو إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ دَوْسًا قَدْ هَلَكَتْ، عَصَتْ وَأَبَتْ، فَادْعُ اللَّهَ عَلَيْهِمْ. فَقَالَ " اللَّهُمَّ اهْدِ دَوْسًا وَأْتِ بِهِمْ ".
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "et-Tufeyl b. Amr, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Devs helak oldu. İsyan etti, yüzçevirdi. Allah'a onlar için beddua et, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allah'ım Devs'e hidayet ver ve onlann (huzuruma) gelmelerini sağla, diye buyurdu
Narrated Abu Huraira:Tufail bin `Amr came to the Prophet (ﷺ) and said, "The Daus (nation) have perished as they disobeyed and refused to accept Islam. So invoke Allah against them." But the Prophet (ﷺ) said, "O Allah! Give guidance to the Daus (tribe) and bring them (to Islam)
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا قَدِمْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ فِي الطَّرِيقِ: يَا لَيْلَةً مِنْ طُولِهَا وَعَنَائِهَا عَلَى أَنَّهَا مِنْ دَارَةِ الْكُفْرِ نَجَّتِ وَأَبَقَ غُلاَمٌ لِي فِي الطَّرِيقِ، فَلَمَّا قَدِمْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعْتُهُ، فَبَيْنَا أَنَا عِنْدَهُ إِذْ طَلَعَ الْغُلاَمُ، فَقَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ هَذَا غُلاَمُكَ ". فَقُلْتُ هُوَ لِوَجْهِ اللَّهِ تَعَالَى. فَأَعْتَقْتُهُ.
Ebu Hureyre dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldiğim zaman yolda şu beyiti söylemiştim: "Bu uzun gecenin uzunluğundan ve meşakkatinden (Allah'a sığınırım). Bununla birlikte beni küfür diyarından kurtaran odur." Yolda benim bir kölem de kaçtı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelince, ona bey'at ettim. Onun yanında iken birden o köle çıkageldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey Ebu Hureyre, işte bu senin kölendir, dedi. Ben de: O Allah için hürdür, diyerek onu hür bıraktım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Devs ile Devsli et-Tufayl b. Amr'ın kıssası" et-Tufayl b. Amr'a Zunnur da deniliyordu. Çünkü o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelip Müslüman olduktan sonra Allah Resulü onu kavmine gönderdi. et-Tufayl: Benim için (buna dair) bir alamet kıl, diye dilekte bulununca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allah'ım sen onun için bir nur takdir buyur diye dua etti. İki gözü arasında bir nur parıldadı. Bunun üzerine: Rabbim ben onların bu bir yaratılış bozukluğudur diyeceklerinden korkuyorum dedi. Bu sefer o nur kamçısının ucuna gitti. Karanlık gecede etrafı aydınlatıyordu .. Bu olayı Hişam b. el-Kelbi uzunca bir kıssayı zikrederken sözkonusu etmiştir. Bu kıssada nakledildiğine göre o kavmini İslama davet etmiş, babası İslamı kabul ettiği halde annsi Müslüman olmamış, sadece Ebu Hureyre onun davetini kabul etmiştir. Derim ki: Bu onun (et-Tufayl'ın) erken dönemde Müslüman olduğunu göstermektedir. Musa b. Ukbe, İbn Şihab'dan zikrettiğine göre et-Tufayl b. Amr, Ebu Bekr'in halifeliği döneminde Ecnadın vakasında şehit düşmüştür
Narrated Abu Huraira:When I came to the Prophet (ﷺ), I said on my way, "O what a long tedious tiresome night; nevertheless, it has rescued me from the place of Heathenism." A slave of mine ran away on the way. When I reached the Prophet (ﷺ) I gave him the oath of allegiance (for Islam), and while I was sitting with him, suddenly the slave appeared. The Prophet (ﷺ) said to me. "O Abu Huraira! Here is your slave," I said, "He (i.e. the slave) is (free) for Allah's Sake," and manumitted him
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا قَالَ الإِمَامُ {غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ} فَقُولُوا آمِينَ. فَمَنْ وَافَقَ قَوْلُهُ قَوْلَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ".
Ebu Hureyre'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "İmam, غير المغضوب عليهم ولا الضالين Ğayri'l-mağdubi aleyhim dediği zaman Amın deyin! Zira kimin, amın demesi meleklerin amın demesine denk gelirse, o kişinin geçmiş günahlan bağışlanır." Fethu'l-Bari Açıklaması: غير المغضوب عليهم ولا الضالين Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil" Ahmed b. Hanbel ve ıbn Hibban, Adiyy İbn Hatim kanalıyla Nebi s.a.v.'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Gazaba uğrayanlar Yahudiler, sapmışlar ise Hıristiyanlardır." İbn Merdliye de bu rivayeti hasen bir senet ile Ebu Zerr'den nakletmiştir. İbn Ebı Hatim bu konuda şöyle demiştir: "Müfessirler arasında bu ayetin bu şekilde tefsir edilmesi hakkında herhangi bir ihtilaf olduğunu bilmiyorum." Süheyll ise şöyle demiştir: "Bu tefsırin delili, Allah'ın Yahudiler hakkında indirdiği "Onlar gazab üstüne gazaba uğradılar"[Bakara 90] ayeti ile Hıristiyanlar hakkında indirdiği "Daha önceden sapan, birçoklarını da saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın," [Maide 77] ayetidir. İmam Buhar! Ebu Hureyre'den nakledilen hadisi "İmamın Amin Demesine Muvafakat Etmek" başlığı altında zikretmişti. Dolayısıyla bu hadisin açıklaması "Sıfatu's-salt" bölümünde geçti
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "When the Imam says: 'Ghair-il-Maghdubi `alaihim Walad-Dallin (i.e. not the path of those who earn Your Anger, nor the path of those who went astray (1.7)), then you must say, 'Ameen', for if one's utterance of 'Ameen' coincides with that of the angels, then his past sins will be forgiven
حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قِيلَ لِبَنِي إِسْرَائِيلَ {ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ} فَدَخَلُوا يَزْحَفُونَ عَلَى أَسْتَاهِهِمْ، فَبَدَّلُوا وَقَالُوا حِطَّةٌ، حَبَّةٌ فِي شَعَرَةٍ ".
Ebu Hureyre'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: ادخلوا الباب سجدا وقولوا حطة "İsrailoğullarına şehrin kapısından eğilerek girin! Girerken de 'hıtta!' deyin" denildi. Fakat onlar kıçları üzerinde sekerek girdiler. Böylece kendilerine verilen emri değiştirdiler. Hıtta demek yerine de, 'habbe .. şeara - dane kıl çuvalda' dediler
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "It was said to the children of Israel, 'Enter the gate (of the town), prostrate (in humility) and say: Hittatun (i.e. repentance) i.e. O Allah! Forgive our sins.' But they entered by dragging themselves on their buttocks, so they did something different (from what they had been ordered to do) and said, 'Hittatun,' but added, "A grain in a hair
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ أَهْلُ الْكِتَابِ يَقْرَءُونَ التَّوْرَاةَ بِالْعِبْرَانِيَّةِ، وَيُفَسِّرُونَهَا بِالْعَرَبِيَّةِ لأَهْلِ الإِسْلاَمِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُصَدِّقُوا أَهْلَ الْكِتَابِ وَلاَ تُكَذِّبُوهُمْ، وَقُولُوا {آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ} الآيَةَ".
Narrated Abu Huraira:The people of the Scripture (Jews) used to recite the Torah in Hebrew and they used to explain it in Arabic to the Muslims. On that Allah's Messenger (ﷺ) said, "Do not believe the people of the Scripture or disbelieve them, but say:-- "We believe in Allah and what is revealed to us
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، وَسَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَحْنُ أَحَقُّ بِالشَّكِّ مِنْ إِبْرَاهِيمَ إِذْ قَالَ {رَبِّ أَرِنِي كَيْفَ تُحْيِي الْمَوْتَى قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِنْ قَالَ بَلَى وَلَكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْبِي}"
Ebu Hureyre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Biz kuşkulanma konusunda İbrahim Nebie göre daha haklıyız. Hani o, "Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster," demişti. Rabbi or:ıa: "Yoksa inanmadın mı?" dedi. İbrahim: "Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim)" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: فصرهن fesurhünne onları parçala anlamına gelir." İbn Ebı Hatim iki farklı senetle İbn Abbas'tan ve çeşitli yollarla bir grup tabiundan bu yorumu nakletmiştir. Ayrıca bir başka senet ile İbn Abbas'tan şu rivayeti nakletmiştir: فصرهن fesurhunne kuşları bağla ve sonra onları boğazIa anlamına geliL" Kıraat ravileri İbn Abbas'ın فصرهن fesurhünne kelimesini nasılokuduğu hakkında farklı rivayetler nakletmişlerdir. Bazısına göre Hamza kıraatinde olduğu gibi ......sad harfini kesre ile okumuştur. Bazısına göre ise çoğunluğun kıraatinde olduğu gibi ........sad harfini damme ile okumuştur. İmam Buhar! bu ifadenin açıklamasından sonra Ebu Hureyre'nin r.a. rivayet ettiği hadisi nakletti. Bu hadisin ayrıntılı açıklaması, "Kitabu'l-enbiya"da yapılmıştı
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "We have more right to be in doubt than Abraham when he said, 'My Lord! Show me how You give life to the dead.' He said, 'Do you not believe?' He said, 'Yes (I believe) but to be stronger in Faith
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي شَرِيكُ بْنُ أَبِي نَمِرٍ، أَنَّ عَطَاءَ بْنَ يَسَارٍ، وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي عَمْرَةَ الأَنْصَارِيَّ، قَالاَ سَمِعْنَا أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ الْمِسْكِينُ الَّذِي تَرُدُّهُ التَّمْرَةُ وَالتَّمْرَتَانِ وَلاَ اللُّقْمَةُ وَلاَ اللُّقْمَتَانِ. إِنَّمَا الْمِسْكِينُ الَّذِي يَتَعَفَّفُ وَاقْرَءُوا إِنْ شِئْتُمْ يَعْنِي قَوْلَهُ {لاَ يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا}"
Ebu Hureyre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Miskin bir iki hurmaya ve bir iki lokmaya razı olan değildir. Gerçek yoksul iffetli davranan kimsedir. Eğer isterseniz Allah'ın ayetini okuyun." Nebi bu sözü ile "İnsanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler ... " ayetini kastetmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: .......la yes'eIunen'-nase ilhafen." Ebu Ubeyde bu ayetinde geçen \,;Wı lilhafen kelimesinin ısrarla istemek anlamına geldiğini söylemiştir. Bu ayette oIumsuz karşıIanan ne suretle oIursa oIsun istemek midir, yoksa ısrarlı biçimde istemek midir? Israr oImadan istemenin de hoş karşıIanmamış oIması ihtimaI dahilindedir. Ancak kullanım bakımından diğer mana daha güçIÜc:Iür. Bir de ayetin şu anIama geIme ihtimali vardır: İnsanIardan isteseIer bile ısrarla istekIerini sürdürmezIer. Bu yoruma göre isteme fiilinin onIardan sadır oImasl gerekmez. Bu yorumdan sonra İmam Buhar! Ebu Hureyreden nakIedilen hadisi verdi. Bu hadisin açıkIamasl "Kitabu'z-zekat" bölümünde geçmişti
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "The poor person is not the one for whom a date or two or a morsel or two (of food is sufficient but the poor person is he who does not (beg or) ask the people (for something) or show his poverty at all. Recite if you wish, (Allah's Statement): "They do not beg of people at all
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَة َ ـ رضى الله عنه ـ {كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ} قَالَ خَيْرَ النَّاسِ لِلنَّاسِ، تَأْتُونَ بِهِمْ فِي السَّلاَسِلِ فِي أَعْنَاقِهِمْ حَتَّى يَدْخُلُوا فِي الإِسْلاَمِ.
Ebu Hureyre'den şöyle dediği nakledilmiştir: "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz" ayeti şu anlama gelir: Siz insanlar için onların en hayırlısı olarak çıkarıldınız. Sizler, boyunlarına zincir vurulmuş insanları getirirsiniz. Nihayet onlar Müslüman olurlar. Fethu'l-Bari Açıklaması: Yukarıdaki ayetin açıklaması hakkında Abdurrezzak İbn Hemmam, Ahmed İbn Hanbel, Nesaı ve Hakim İbn Abbas'tan iyi bir isnadla şu rivayeti nakletmişlerdir: İnsanlar için çıkarılan en hayırlı ümmetten maksat, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile hicret eden Müslümanlardır. İmam Taberı de Mücahid'in bu ayeti şu şekilde yorumladığını nakletmiştir: "En hayırlı ümmet olmanız, ayette belirtilen şartları yerine getirmenize bağlıdır." Bu yorum diğerlerine göre daha kapsamlıdır. Taberı ve İbn Ebı Hatim İkrime kanalıyla bu hadisin sebebi vurudu hakkında şunu nakletmiştir: "Sizden önceki ümmetlerden birine mensup bir kimse diğer bir ümmetin bulunduğu yerde kendisini güvende hissetmezdL O da kendisini onun bölgesinde güvende hissetmezdL Sonra siz geldiniz ve sizin içinizde zenci ve kızıl tenliler (bile) güven içinde oldular." Başka bir senetle de onun şöyle söylediğini aktarmıştır: "Bu ümmet kadar hiçbir ümmetin içine başka milletler girmemiştir." Ubeyy İbn Ka'b'ın da şöyle söylediğini aktarmıştır: "Bu ümmetten daha fazla İslam'a icabet eden başka bir ümmet olmamıştır. ii İmam Taberi bu rivayeti hasen senetle ondan nakletmiştir. Bütün bu rivayetler, ayette geçen ümmet lafzının genel bir anlam ifade ettiğini gösterir. Nitekim Ferra kesin bir ifade ile bunun böyle olduğunu belirtmiştir. Kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır." Bu konuda şu ayetleri de delilolarak ileri sürmüştür: "Yeryüzünde az sayıda olduğunuz zamanları hatırlayınf"[Enfal 26], "Azken, Allah'ın sizi çoğalttığını hatırlayınf"[A'raf 86] Sonra da şöyle demiştir: Buna benzer yerlerde ------kane'yi kullanıp kullanmamak birdir. Bazı alimler bu ayeti "Siz, levh-i mahfuzda veya Allah'ın ilminde en hayırlı ümmetsiniz." şeklinde tefsir etmiştir. İmam Taberı ayetin genel bir mana faşıdığını ifade eden görüşü tercih etmiştir. Nitekim Tirmizı, İbn Mace ve Hakim'in Behz İbn Hakım ve onun babası ve dedesi kanalıyla naklettikleri şu hadis de bunu desteklemektedir: "Hz. Peygam- , , ber sallallahu aleyhi ve sellem ,bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: ......(Siz yetmişinci ümmetsiniz. Allah katında ümmetierin en hayırlısı ve en değerlisisiniz.) Hakim bu rivayetin sahıh olduğunu belirtmiştir. Ahmed İbn Hanbel'in Hz. Ali'den hasen senetle naklettiği rivayette Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Benim ümmetimi en hayırlı ümmet kıldım
Narrated Abu Huraira:The Verse:--"You (true Muslims) are the best of peoples ever raised up for mankind." means, the best of peoples for the people, as you bring them with chains on their necks till they embrace Islam
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَدْعُوَ عَلَى أَحَدٍ أَوْ يَدْعُوَ لأَحَدٍ قَنَتَ بَعْدَ الرُّكُوعِ، فَرُبَّمَا قَالَ إِذَا قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ، اللَّهُمَّ أَنْجِ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ، وَسَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ، وَعَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ، اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ وَاجْعَلْهَا سِنِينَ كَسِنِي يُوسُفَ ". يَجْهَرُ بِذَلِكَ وَكَانَ يَقُولُ فِي بَعْضِ صَلاَتِهِ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ " اللَّهُمَّ الْعَنْ فُلاَنًا وَفُلاَنًا ". لأَحْيَاءٍ مِنَ الْعَرَبِ، حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ {لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ} الآيَةَ.
Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birine beddua veya dua edeceği zaman rukudan sonra kunut duası okurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "........semiallahu limen hamideh ve leke'I hamd (Allah kendisine hamd edeni işitir. Rabbimiz hamd yalnız sana muhsustur.)" dedikten sonra şöyle dua ve beddua ederdi: "Allahım! Velfd İbn Velfd'i, Seleme İbn Hişfım'ı ve Ayyaş İbn Ebı Rabfa'yı kurtar. Allahım! Mudar kabilesini daha beter et! Yaşadıkları şu yılları, Yusuf Nebi döneminde yaşanan zorlu yıllara dönüştür." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu dua ve bedduasını yüksek sesle okurdu. Hatta bazı sabah namazıarında birtakım Arap kabileleri için "Allahım! Falana, falana lanet et!" şeklinde beddua ederdi. Bu durum "Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yok," ayeti ininceye kadar sürdü. Fethu'l-Bari Açıklaması: Velıd, Velld İbn Muğıre'nin oğludur. Halid İbn Velld'ir;de kardeşidir. Velld Bedir savaşına müşriklerin safında katılmıştı. Bu savaşta esir edilmişti. Sonra fidye verip kurtulmuştu. Daha sonra ise Müslüman olmuştu. Bu yüzden Mekke'de hapsolunmuştu. Hadiste zikredilen Seleme ve Ayyaş ile birlikte, anlaşıp müşriklerden kaçmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların Mekke'den çıktığını haber almıştı. Bu yüzden ona dua etmiştir. Bu bilgileri Abdurrezzak İbn Hemmam müsel bir senet ile nakletmiştir. Velld Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelince vefat etmiştir. "Seleme İbn Hişam'ı." Hişam Muğıre'nin oğludur. Dolayısıyla Seleme, bir önceki paragrafta hakkında bilgi verilen Velld'in de amcasının oğludur. Ayrıca Ebu Cehil'in kardeşidir. Seleme ilk Müslüman olan insanlardandır. Hz. Ebu Bekir'in hilafeti sırasında hicri 14 yılında Şam'da şehit düşmüştür. "Ayyaş İbn Ebf Rab fa'y ı. " Ebu Rabıa künyesi ile tanınan Amr İbn Muğıre'nin oğludur. Bu da diğerleri ile amcaoğludur. İlk Müslüman olan insanlardan biridir. Her iki hicrete de iştirak etmiştir. Ama Ebu Cehil onu kandırmıştl. Bu yüzden Mekke'ye dönmüştü. Dönmesiyle birlikte Ebu Cehil, onu hapsetti. Sonra hadiste isimleri geçen arkadaşları ile birlikte Mekke'den kaçtı ve Hz. Ömer'in hilafetine kadar yaşadı. Hicri 15 yılında hakkın rahmetine kavuştu. Daha önce öldüğü de söylenmiştir. Herşeyin doğrusunu Allah bilir. "Hatta bazı sabah namazıarında." Hadiste geçen bu ifade, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu şekilde dua ve beddua okumayı sürdürmediğini gösterir. "Birtakım Arap kabileleri için." İmam Müslim hadisin bu bölümünü Yunus kanalıyla Zühri'den şöyle nakletmiştir: "Allahım! Ra'l, Zekvan ve Usayye kabilelerine lanet etf
Narrated Abu Huraira:Whenever Allah's Messenger (ﷺ) intended to invoke evil upon somebody or invoke good upon somebody, he used to invoke (Allah) after bowing (in the prayer). Sometimes after saying, "Allah hears him who sends his praises to Him, all praise is for You, O our Lord," he would say, "O Allah. Save Al-Walid bin Al-Walid and Salama bin Hisham, and `Aiyash bin Abu Rabi`a. O Allah! Inflict Your Severe Torture on Mudar (tribe) and strike them with (famine) years like the years of Joseph." The Prophet (ﷺ) used to say in a loud voice, and he also used to say in some of his Fajr prayers, "O Allah! Curse so-and-so and so-and-so." naming some of the Arab tribes till Allah revealed:--"Not for you (O Muhammad) (but for Allah) is the decision
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ أَبَا النَّضْرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ ـ هُوَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ ـ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً فَلَمْ يُؤَدِّ زَكَاتَهُ، مُثِّلَ لَهُ مَالُهُ شُجَاعًا أَقْرَعَ، لَهُ زَبِيبَتَانِ يُطَوَّقُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، يَأْخُذُ بِلِهْزِمَتَيْهِ ـ يَعْنِي بِشِدْقَيْهِ ـ يَقُولُ أَنَا مَالُكَ أَنَا كَنْزُكَ ". ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الآيَةَ {وَلاَ يَحْسِبَنَّ الَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَا آتَاهُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ} إِلَى آخِرِ الآيَةِ.
Ebu Hureyre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Allah'ın kendisine verdiği malın zekatını vermeyen kimseler için malları, iki gözü üzerinde iki nokta bulunan bir yılan şeklinde gösterilir. Kıyamet günü bu yılan onların boynuna dolanır. Avurtlarından yakalayıp "Ben, senin malınım! Ben, senin biriktirdiğin servetinim! der." Sonra Nebi şu ayet i okudu: "Allah'ın, kereminden kendilerine verdiklerini {infakta} cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır. "[AI-i İmran 180] Fethu'l-Bari Açıklaması: "Allah'ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar ... "[AI-i İmram 180] ayetinin tefsiri. Vahidı şöyle demiştir: "Tefsır alimleri bu ayetin zekat vermeyenler hakkında indiğikonusunda görüş birliğine varmışlardır." Ancak bu iddia tartışmaya açıktır. Çünkü bu ayetin nebi'in özelliklerini gizleyen Yahudiler hakkında indiğini ileri sürenler de olmuştur. Mesela İbn Cüreye bu görüştedir. Zeccac da bu görüşü tercih etmiştir. Bu ayetin cihad konu.sunda harcama yaparken cimri davrananlar hakkında indiği de iddia edilmiştir. Bir başka görüşe göre ise bu ayet, aile için para harcarken ve yardıma muhtaç akrabalara yardım yaparken cimri davrananlar hakkında inmiştir. Ancak bu görüşler içinde tercihe şayan olan ilkidir. NitekiM İmam Buharı de buna işaret etmiştir . سيطوقون seyuttawekune (boyunlarına dolanacaktır) ifadesi, .....tavvektuhu bi tavkin (onun boynuna bir halka geçirdim) cümlesindeki anlama benzer. Ebu Ubeyde "Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır," ayeti hakkında şöyle demiştir: "Kıyamet günü cimrilik ettikleri şey onlara yapışacaktır. Bu durum, 8;11 tawektühü bi tavkin (onun boynuna bir halka geçirdim) cümlesindeki anlama benzer." Abdurrezzak İbn Hemmam ve Saıd İbn Mansur İbrahim en-Nehaı'den iyi bir senetle 0) سيطوقون seyutawekune (boyunlarına dolanacaktır) ifadesi hakkında onun şu yorumunu nakletmişlerdir: "Onların boyunlarına ateşten bir halka geçirilecektir." İmam Buhar! kelime açıklamasından sonra bu başlık altında Ebu Hureyre'den gelen hadisi zikretti. Bu hadisin açıklaması "Zekat Bölümü"nde geçmişti
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Anyone whom Allah has given wealth but he does not pay its Zakat, then, on the Day of Resurrection, his wealth will be presented to him in the shape of a bald-headed poisonous male snake with two poisonous glands in its mouth and it will encircle itself round his neck and bite him over his cheeks and say, "I am your wealth; I am your treasure." Then the Prophet (ﷺ) recited this Divine Verse:-- "And let not those who covetously withhold of that which Allah has bestowed upon them of His Bounty
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْعِشَاءَ إِذْ قَالَ " سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ". ثُمَّ قَالَ قَبْلَ أَنْ يَسْجُدَ " اللَّهُمَّ نَجِّ عَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ، اللَّهُمَّ نَجِّ سَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ، اللَّهُمَّ نَجِّ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ، اللَّهُمَّ نَجِّ الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ، اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ، اللَّهُمَّ اجْعَلْهَا سِنِينَ كَسِنِي يُوسُفَ ".
Ebû Hureyre (radıyallahü anh) şöyle demiştir:Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yatsı namazını kıldırırken “Semiallâhu limen hamideh” dediği zaman, bundan sonra secdeye varmazdan evvel şöyle deyip duâ etti: Allah, Ayyaş ibn Ebı Rabia'yı kurtar! Allah, Selemetu'bnu'l-Hişâm'ı kurtar! Allah, el-Velîd ibnu'l-Velîd'i kurtar! Allah, kâfirler elinde bunalıp zaîf ve âciz görülen (diğer) mü'minleri de kurtar! „ Allah, Mudar'ı (Mudar'ın evlâdı olan Kureyş'e ukubetini artır) daha beterciğine; (içinde bulundukları); bu yılları Yûsuf Peygamber'in o şiddetli yıllarına benzet!" Allah'ın Şu Kavli: Eğer size yağmurdan bir eziyet olursa, yahut hasta bulunursanız silâhlarınızı koymanızda üzerinize vebal yoktur -fakat yine bütün ihtiyat tedbîrlerini alın. Şübhe yoktur ki, Allah kâfirlere hor ve hakir edici bir azâb hazırlamıştır-"(Âyet:)
Narrated Abu Huraira:While the Prophet (ﷺ) was offering the `Isha' prayer, he said, "Allah hears him who sends his praises to Him," and then said before falling in prostration, "O Allah, save `Aiyash bin Rabi`a. O Allah, save Salama bin Hisham. O Allah, save Al-Walid bin Al-Walid. O Allah, save the weak ones among the believers. O Allah, let Your punishment be severe on the tribe of Mudar. O Allah, inflict upon them years (of famine) like the years of Joseph
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، حَدَّثَنَا هِلاَلٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِنْ يُونُسَ بْنِ مَتَّى فَقَدْ كَذَبَ ".
(Ebu Hureyre'den, Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Her kim 'Ben Yunus İbn Matta'dan daha hayırlıyım,' derse yalan söylemiş olur." Fethu'l-Bari Açıklaması: Hz. Nebi'in bu sözü iki anlama gelebilir: a)Hiç kimsenin böyle bir söz söyleme hakkı yoktur. b) Hadiste geçen "ben" zamiri ile Hz. Nebi kendisini kastetmiş olabilir. Böyle yapmakla tevazu göstermiştir. Ancak bu başlık altında ikinci olarak Ebu Hureyre'den zikredilen hadis ilk ihtimali güçlendirmektedir. Hz. Nebi'in "yalan söylemiştir" ifadesi, vahye dayanan herhangi bir bilgiyi referans göstermeden böyle söyleyenler hakkında geçerlidir. Bu hadisin geniş açıklaması "Kitabu'l-enbiya"da yapılmıştı. Orada yaptığımız izahıar, bu konuya tekrar dönmemizi gerektirmeyecek niteliktedir
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Whoever says that I am better than Jonah bin Matta, is a liar
حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنَا سَعْدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ سَمِعْتُ حُمَيْدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا يَنْبَغِي لِعَبْدٍ أَنْ يَقُولَ أَنَا خَيْرٌ مِنْ يُونُسَ بْنِ مَتَّى ".
Ebu Hureyre'den Nebi'in saIJaIJiihu aleyhi ve seIJem şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Hiçbir kula, "Ben Yunus İbn Matta'dan daha hayırlıyım" demek yakışmaz. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! bu başlık altında İbn Abbas ve Ebu Hureyre'den nakledilen "Hiçbir ku la, 'Ben Yunus İbn Matta'dan daha hayırlıyım' demek yakışmaz," hadisine yer verdi. Bu rivayetin açıklaması "KitCibu'l-enbiyd"da yapılmıştı
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Nobody has the right to say that I am better than Jonah bin Matta
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو زُرْعَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا، فَإِذَا رَآهَا النَّاسُ آمَنَ مَنْ عَلَيْهَا، فَذَاكَ حِينَ لاَ يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا، لَمْ تَكُنْ آمَنَتْ مِنْ قَبْلُ ".
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, o, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: "Güneş battığı noktadan doğuncaya kadar kıyamet kapmayacak. Güneşin batıdan doğduğunu görünce yeryüzündeki herkes iman edecek. İşte o vakit şu ayetin anlamı gerçekleşecektir: Önceden inanmamış kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. (En'am)
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "The Hour will not be established until the sun rises from the West: and when the people see it, then whoever will be living on the surface of the earth will have faith, and that is (the time) when no good will it do to a soul to believe then, if it believed not before
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا فَإِذَا طَلَعَتْ وَرَآهَا النَّاسُ آمَنُوا أَجْمَعُونَ، وَذَلِكَ حِينَ لاَ يَنْفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا ". ثُمَّ قَرَأَ الآيَةَ.
Ebu Hureyre'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Güneş battığı yerden doğuncaya kadar kıyamet kopmayacak. Güneş battığı yerden doğar ve insanlar da bunu görürse, herkes iman eder. İşte o vakit, hiçkimseye imanı bir fayda sağlamaz." [Ebu Hureyre şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem bunu söyledikten sonra] ayet i [En'am 158] okudu. İmam Buhari burada Ebu Hureyre'den gelen ve güneşin batıdan doğacağını bildiren hadisi zikretti. Bu hadisin ayrıntılı açıklaması "Kitabu'r-rikak"ta yapılacaktır
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "The hour will not be established till the sun rises from the West; and when it rises (from the West) and the people see it, they all will believe. And that is (the time) when no good will it do to a soul to believe then." Then he recited the whole Verse
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قِيلَ لِبَنِي إِسْرَائِيلَ {ادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ نَغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ} فَبَدَّلُوا فَدَخَلُوا يَزْحَفُونَ عَلَى أَسْتَاهِهِمْ وَقَالُوا حَبَّةٌ فِي شَعَرَةٍ ".
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: İsrailoğullarına "Hıtta/bağış/anmak istiyoruz deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hata/arınızı bağış/aya/ı m, " buyurulduğunda, kendilerine söyleneni değiştirdiler. Kapıdan kıç/arını yere sürterek geçtiler ve "Habbe Jf şaara/kıl çuval içinde dane" dediler. Fethu'l-Bari Açıklaması: Nüshaların çoğunda ve Küşmıhenı nüshasında hadisin sonu "Kapıdan kıçlarını yere sürterek geçtiler ve "Habbe Jf şaara/kıl çuval içinde dane" dediler," şeklinde aktarılmıştır. Netice olarak şunu söyleriz: İsrailoğulları kendilerine emredilen fiile ve söze muhalefet ettiler. Onlara, Allah'a bir şükür olarak kapıdan geçerken başlarını eğmeleri ve "Bağış/anma istiyoruz" demeleri emredilmişti. Onlar eğilerek geçmeyi, kıçlarını yere sürterek ilerlemeye; "hıttalbağışlanma istiyoruz" sözünü de hıntaya! buğday danesine çevirmişlerdi. Belki de "hıttalbağışlanma istiyoruz," sözünü, "kıl çuval içinde dane" ilavesiyle söylemişlerdi. Bu hadisten şu sonuç çıkarılmıştır: Kendisiyle ibadet edilmesi konusunda ayet veya hadis bulunan sözlerin, manası aynı olsa bile başka bir lafızIa değiştirilmesi caiz değildir. Bu konu "manen rivayet" meselesi değildir. Daha doğrusu "manen rivayet" bu konunun bir alt dalıdır. "Manen rivayetin" caiz olabilmesi için, rivayet edilen lafzın kendisiyle ibadet edilmeyen bir lafız olması gerekir. Bir başka ifade ile söyleyecek olursak; "manen rivayet"in caiz olabilmesi için, rivayet edilen lafızların ibadette kullanılan dua vs. olmaması gerekir. Bir şart belirtmeden "manen rivayetin" caiz olduğunu söyleyenlerin sözleri bu şekilde anlaşılır
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "It was said to the children of Israel, 'Enter the gate in prostration and say Hittatun. We shall forgive you your faults.' (7.161) But they changed (Allah's Order) and entered, dragging themselves on their buttocks and said, 'Habbatun (a grain) in a Sha'ratin (hair)
حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَكُونُ كَنْزُ أَحَدِكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ شُجَاعًا أَقْرَعَ ".
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Sizin biriktirdiğiniz hazine, kıyamet günü çok zehirli, kafası tüysüz yılana dönüşecektir
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "The Kanz (money, the Zakat of which is not paid) of anyone of you will appear in the form of bald-headed poisonous male snake on the Day of Resurrection