deneme

Câbir b. Abdullah Rivayetleri

721 hadis bulundu · sayfa 33/37

Sünen-i İbn Mâce No. 592 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ صُبَيْحٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُوَيْسٍ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْجُنُبِ هَلْ يَنَامُ أَوْ يَأْكُلُ أَوْ يَشْرَبُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ إِذَا تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (Radtyallahü d»A«w4/dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e t Cünüp, uyuyabilir mi, veya yiyebilir mi, yahut içebilir mi? diye soru soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dei «Evet, namaz abdesti gibi abdest aldığı zaman (bunları yapabilir.)» buyurdu. AÇIKLAMA : Hz. Aişe (r.anha)'nın hadisini Müslim. Nesai. Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Bu hadis bundan sonraki babda gelen Hz. Aişe (r.anha)'nın hadisine muhalif değildir. Orada, Peygamber (s.a.v.)'in yalnız ellerini yıkamakla yetindiği bildiriliyor. Bazen öyle yaparak caizliğini beyan buyuran efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Seııem) çoğunlukla abdest alarak bunun daha efdal olduğunu göstermiştir .. Sindi: . Cabir bin AbdiIIah (r.anh)'ın hadisinde cünüp için sorulduğu bildirilen sorudan maksad, cünübün bu işleri yapmasının uygun ve güzel olup olmadığıdır. Çünkü, cünübün abdest aldıktan sonra böyle yapması menduptur, şart değildir. Nitekim bundan sonra gelen hadisten, cünübün yalnız ellerini yıkamakla yetinmesinin caizliği anlaşılır, der. Hulasa cünüp, ğusletmeden uyuyabilir, yiyebilir, içebiir ve hanımına yaklaşabilir. Nevevi, Müslim'in şerhinde: 'Bu hususta icma' vardır. Keza cünübün bedeni ile terinin temizliğine alimler icma' etmişlerdir.' der. Cünübün anılan işleri yapmadan önce avret mahallini yıkaması ve abdest alması müstehaptır. Nevevi: 'Abdest almadan bu işleri yapmanın rnekruh olduğunu arkadaşlarımız kesinlikle belirtmişlerdir. Hadisler buna delalet eder. Bu abdestin vacib olmadığı hususunda bizce ihtilaf yoktur. Cumhur'un görüşü de budur ... ' demiştir

It was narrated that Jabir bin 'Abdullah said:"The Prophet was asked about whether a person who is sexually impure can sleep, or eat, or drink. He said: 'yes, if he does ablution as for the prayer

Sünen-i İbn Mâce No. 722 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَالْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْحُسَيْنِ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ الأَلْهَانِيُّ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ النِّدَاءَ اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلاَةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ - إِلاَّ حَلَّتْ لَهُ الشَّفَاعَةُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (Ensari) (r.a.)'den: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «Ezan sesini işitince : اللَّهم رب هذه الدعوة التمة والصلاة القائمة، أت مُحَمَّداً الوسيلة والفضيلة، وابعثه مقاماً محموداً الذي وعدته. Allahumme Rabbe Hazihidda'vetit-taammeti ve selatil kaimeh ati Muhammeden (s.a.v.) el-Vesilete vel fadile ve beashu makamel mahmude lillezi veadtehu. (-amin-) duasını diyen hiç kimse yoktur ki, kıyamet günü onun için şefaat etmek vacib olmasın.»" Dua’nın meali: Kıyamete dek dimdik duracak olan namazın ve şu mükemmel davetin Rabbı olan Allah'ım. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vesile ve fazilet ver; Ve Onu vadettiğin Makamı Mahmud'a gönder.'

It was narrated that Jabir bin 'Abdullah said:"The Messenger of Allah said: 'Whoever says when he hears the call to the prayer: "Allahumma Rabba hadhihid-da'watit-tammah was-salatil-qa'imah, ati Muhammadanil-wasilata wal-fadilah, wab'athhu maqaman mahmudanilladhi wa'adtah (O Allah, Lord of this perfect call and the prayer to be offered, grant Muhammad the privilege (of intercession) and also the eminence, and resurrect him to the praised position that You have promised)," my intercession for him will be permitted on the Day of Resurrection

Diğer tahric: Buhari Ezan, Tirmizi Salat; Nesai, Ebu Davud, Taberani, Beyhaki, İbn-i Hibban, İbn-i Huzeyme ve Tahavi

Sünen-i İbn Mâce No. 738 Sahih

حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ نَشِيطٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ النَّوْفَلِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ بَنَى مَسْجِدًا لِلَّهِ كَمَفْحَصِ قَطَاةٍ أَوْ أَصْغَرَ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) buyurdular ki: «Her kim Allah için bağırtlak kuşu yuvası gibi veya daha küçük bir mescid yaparsa Allah da onun için Cennet'te bir ev yapar.» Not: Zevaid'de: İsnadı sahih, ricali de sika'dır, denilmiştir.

It was narrated from Jabir bin 'Abdullah that:The Messenger of Allah said: "Whoever builds a mosque for the sake of Allah, like a sparrow's nest for Allah or even smaller, Allah will build for him a house in Paradise

Tahric: Ömer (r.a.l'in hadisini, İbn-i Hibban; Osman (r.a.)'ın hadisini Buhari, Müslim ve Tirmizi; Cabir (r.a.)'in hadisini İbn-i Huzeyme de rivayet etmişlerdir. Ali (r.a.)'in hadisini, müelliften başka rivayet edenin bulunup bulunmadığını bilmiyorum. AÇIKLAMA (735, 736, 737 ve 738) : Tirmizi, Osman (r.a.)'ın hadisini rivayet ettikten sonra: Bu konuda Ebu Bekir, Ömer, Ali, Abdullah bin Amr, Enes, İbn-i Abbas, Aişe, Ümmü Habibe, Ebu Zer, Amr bin Abese, Vasile bin el-Eska' Ebu Hureyre ve Cabir bin Abdillah (r.anhum)'dan da rivayetler vardır. Osman (r.a.)'ın hadisi hasen-sahihtir, demiştir. Bu babta geçen bütün hadisler, Allah için bir mescid yapmanın ne kadar sevab olduğunu ifade ederler. Hadislerde ''Allah için ... " tabirinden maksad, Mescid yapmaktan gayenin Allah rızası olmasıdır. Onun için el-Fetih'te beyan edildiğine göre İbnü'l-Cevzi: Kim yaptığı mescid üzerine ismini yazar veya yazdırırsa ihlastan uzak kalmış olur, demiştir. Ücret mukabilinde mescid inşaatında ça lışan kimse için de bu özel vaad hasıl olmaz. Çünkü ihlas yoktür. Bununla beraber sevabı bulunur. Hadisin; ''Allah onun için bir mislini Cennet'te yapar.'' parçasına gelince; Nevevi: parçadaki; '' ... misli ... '' kelimesi iki manaya muhtemeldir: 1- Yani Allah'ın Cennet'te yapacağı bina ev denilmesi bakımından mescid gibidir. Ama, genişliği ve diğer yönlerden üstünlüğü malumdur. Çünkü Cennet'teki yapılar, hadisle sabit olduğu gibi, hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir beşerin düşünemediği güzelliktedirler. 2- Mescid, dünya evlerinden üstün olduğu gibi Allah'ın o kişiye Cennet'te yapacağı bina, cennet'teki evlerden üstün olacaktır, demiştir. Tuhfetu'l-Ahvezi yazarının beyanına göre, bazıları, parçadaki: " ... misli ... '' kelimesini şöyle yorumlamışlardır: Allah'ın cennette yapacağı bina, büyüklük bakımından kişinin yaptığı mescid gibidit .. Lakin bir çok yönlerden daha güzel olacaktır. Cabir (r.a.)'in hadisinde; ''Bağırtlak kuşu yuvası gibi veya daha 'küçüh: bir mescid ... '' buyuruluyor. Alimlerin ekserisi bu ifadeyi mübalağa üzerine yorumlamışlardır. Çünkü gerçekten bağırtlak kuşu yuvası kadar küçük olan bir yerde bir insanın namaz kılmasının mümkün olmadığı bilinmektedir. Gaye, en ufak bir mescidi bile yapmanın faziletini anlatmaktadır. Bazı alimler bu ifadeyi zahirine göre yorumlayarak: Hadisin manası şudur, demişlerdir; Bir mescidi genişletmek ihtiyacı duyulduğu zaman, yapılacak ilave, bir kuş yuvası kadar bile olsa, anlatılan sevabı kazandırır. Yahut bir cemaat, ortaklaşa bir mescid inşa ederler de, katkıda bulunanların yardım hissesi, bir kuş yuvası tutarında bile olsa, hadiste bildirilen sevabı kazandırır. Bazıları; Mescid ile, bilinen mana kasdedildigi takdirde anlatılan yorumlara ihtiyaç duyulur. Lakin, mescid kelimesi ile secde yeri kasdedilirse, Bahsi geçen yorumlara ihtiyaç duyulmaz, demişlerdir. Tuhfetu'l-Ahvezi yazarı; Mescid ile, secde yeri değil de binanın murad olduğu bazı rivayetlerden açıkça anlaşılıyor. Mesela Ümmü Habibe'nin hadisinde; ''Kim Allah rızası için bir ev yaparsa ... '' buyurulmuştur. Ömer (r.a.)'in (735) nolu) hadisinde: ''Kim, içinde Allah isminin anıldığı bir mescid yaparsa... '' buyurulmuştur, demiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 843 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ يَزِيدَ الْفَقِيرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نَقْرَأُ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ خَلْفَ الإِمَامِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ وَفِي الأُخْرَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏.‏

Cabir hin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine yöre şöyle demiştir : Biz imamın arkasında öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatlerında Fatiha ve bir sure; son iki rek'atlerinde Fatiha okurduk. AÇIKLAMA : Sindi'den anlaşıldığına göre bu hadis Zevaid'dendir. Sindi, notta verilen bilgiyi Zevaid'den naklettikten sonra şöyle der: "Hadis, mevkuf olmakla beraber, merfu hükmündedir, denilebilir. (Çünkü bir sahabinin 'Peygamber (s.a.v.) hayatta iken biz şöyle ederdik.' ve benzeri mevkuf hadisler, merfu hükmündedir. Burada ise, sahabi; "Peygamber (s.a.v.) hayatta iken" ifadesini kullanmamıştır. Ama: "Biz şöyle ederdik." ifadesinin zahiri, yine Efendimizin devrine işaret gibidir. Bu sebeble, Sindi, böyle demiştir.) Şöyle bir ihtimal de vardır: Sahabiler, bu babta varid olan hadislerin umumiuğundan mezkur hükmü almışlardır. Bu takdirde onların uygulaması hadisin merfuluğuna delalet etmez. Bir de şu vardır: Cabir (r.a.)'in bu hadisi ile (850 nolu) hadisi arasında bir çelişki vardır. Çünkü orada: 'İmam'ın kıraatı, kendisine uyanların kıraatıdır.' demiştir. Buradaki hadis, oradaki hadise tercih edilir. Çünkü oradaki hadisin isnadı zayıftır. En az şöyle denilebilir. Bu hadis o hadisten kuvvetlidir. Hadis, imam'ın arkasında öğle ve ikindi namazlarını kılan kimsenin bütün rek'atlerinde Fatiha okuyacağına hükmeder. Malik, İbnü'l-Mübaare k, İshak ve Zühri için delil sayılır. Keza bütün namazların her rek'atinde Fatiha okunur diyen Şafiiler, Evzai, Mekhul, Ebu Sevr Ve Nasir için bir bakıma delil sayılabilir. Hadis, mezkur namazların ilk iki rek'atlerinde Fatiha'dan sonra sure okuma'nın meşruluğuna delalet eder. İmam'm arkasında iken Fatiha ve sure okumak hususundaki alimlerin görüşlerini, onüçüncü babtaki hadislerin izahını yaparken nakledeceğim

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“We used to recite the Opening of the Book and a Surah behind the Imam in the first two Rak’ah of the Zuhr and the ‘Asr, and in the last wo Rak’ah (we would recite) the Opening of the Book.”

Sünen-i İbn Mâce No. 902 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَيْمَنُ بْنُ نَابِلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏ "‏ بِاسْمِ اللَّهِ وَبِاللَّهِ، التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ أَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan sure öğretir gibi teşehhüdü öğretirdi:

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to teach us the Tashah-hud as he used to teach us a Surah from the Qur’an: ‘Bismillahi wa Billahi; at-tahiyyatu lillahi was-salawatu wat-tayyibatu lillahi; as-salamu ‘alayka ayyuhan- Nabiyyu wa rahmatullahi wa barakatuhu; as-salamu ‘alayna wa ‘ala ‘ibadillahis-salihin. Ashhadu an la ilaha illallah wa ashhadu anna Muhammadan ‘abduhu wa rasuluhu. As’alu Allahal-jannah, wa a’udhu billahi minannar (In the name of Allah and by the grace of Allah. All compliments are due to Allah and all prayers and good words are due to Allah. Peace be upon you, O Prophet, and the mercy of Allah and His blessings; peace be upon us and upon the righteous slaves of Allah. I bear witness that none has the right to be worshipped but Allah and I bear witness that Muhammad is His slave and Messenger. I ask Allah for Paradise and I seek refuge with Allah from the Fire).’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1001 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ خَيْرُ صُفُوفِ الرِّجَالِ مُقَدَّمُهَا، وَشَرُّهَا مُؤَخَّرُهَا، وَخَيْرُ صُفُوفِ النِّسَاءِ مُؤَخَّرُهَا، وَشَرُّهَا مُقَدَّمُهَا ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Erkeklerin safflarımn en hayırlısı öndeki safftır, sevabı en az olanı da en geridekidir. Kadınların safflarının en hayırlısı en son safftır. Sevabı en az olanı da en öndeki safftır.» Not: Sindi demiştir ki bu hadis Zevaid türündendir. (Yani Kütüb-i Sitte'den yalnız bu sünende rivayet olunmuştur.) Zevaid adlı kitaptan da bu durum anlaşılmaktadır, Lakin Zevaid yazarı bu hadisin senedinin halini açıklamamıştır

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘The best rows for men are the front rows and the worst rows are the back rows, and the best rows for women are the back rows and the worst are the front rows.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1078 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ بَيْنَ الْعَبْدِ وَبَيْنَ الْكُفْرِ تَرْكُ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kul ile küfür arasında (yalnız) namazı terketmek vardır.»

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Between a person and Kufr (disbelief) is abandoning the prayer.’”

Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud

Sünen-i İbn Mâce No. 1081 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ بُكَيْرٍ أَبُو خَبَّابٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْعَدَوِيُّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللَّهِ قَبْلَ أَنْ تَمُوتُوا وَبَادِرُوا بِالأَعْمَالِ الصَّالِحَةِ قَبْلَ أَنْ تُشْغَلُوا وَصِلُوا الَّذِي بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ رَبِّكُمْ بِكَثْرَةِ ذِكْرِكُمْ لَهُ وَكَثْرَةِ الصَّدَقَةِ فِي السِّرِّ وَالْعَلاَنِيَةِ تُرْزَقُوا وَتُنْصَرُوا وَتُجْبَرُوا وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ قَدِ افْتَرَضَ عَلَيْكُمُ الْجُمُعَةَ فِي مَقَامِي هَذَا فِي يَوْمِي هَذَا فِي شَهْرِي هَذَا مِنْ عَامِي هَذَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ فَمَنْ تَرَكَهَا فِي حَيَاتِي أَوْ بَعْدِي وَلَهُ إِمَامٌ عَادِلٌ أَوْ جَائِرٌ اسْتِخْفَافًا بِهَا أَوْ جُحُودًا بِهَا فَلاَ جَمَعَ اللَّهُ لَهُ شَمْلَهُ وَلاَ بَارَكَ لَهُ فِي أَمْرِهِ أَلاَ وَلاَ صَلاَةَ لَهُ وَلاَ زَكَاةَ لَهُ وَلاَ حَجَّ لَهُ وَلاَ صَوْمَ لَهُ وَلاَ بِرَّ لَهُ حَتَّى يَتُوبَ فَمَنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ أَلاَ لاَ تَؤُمَّنَّ امْرَأَةٌ رَجُلاً وَلاَ يَؤُمَّنَّ أَعْرَابِيٌّ مُهَاجِرًا وَلاَ يَؤُمَّ فَاجِرٌ مُؤْمِنًا إِلاَّ أَنْ يَقْهَرَهُ بِسُلْطَانٍ يَخَافُ سَيْفَهُ وَسَوْطَهُ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize şu hutbeyi irad buyurdu: «Ey İnsanlar! Ölmeden Önce Allah'a tevbe ediniz. Meşgul olmadan önce salih amellere koşunuz. Rabbinizi çok anmakla ve gizli -açık bol sadaka (vermek) ile O'nun, sizin üzerinizdeki hakkı yerine ulaştırınız ki rızıklanasınız, yardım olunasınız ve İslah olunasınız. Bilmiş olunuz ki içinde bulunduğum bu yılın bu ayının bu gününde ve burada kıyamet gününe kadar Allah size Cum'a namazını şüphesiz farz kıldı. Ben hayatta İken veya benden sonra, başında adil veya zalim bir devlet başkanı varken kim Cum'a namazını küçümsiyerek veya farziyetini inkar ederek bırakırsa Allah onun işini düzene sokmasın ve işinde ona bereket vermesin. Bilmiş olunuz ki tevbe etmedikçe böylesinin ne namazı, ne zekatı, ne haccı, ne orucu, ne de hiç bir hayrı (sahihtir.) Kim de tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder (veya kabul eylesin). Bilmiş olunuz ki, hiç bir kadın hiç bir erkeğe namaz kıldıramaz. Hiç bir bedevi hiç bir muhacire imam olamaz. Hiç bir fasık, hiç bir mu'min (= fasık olmayan) a namaz kıldıramaz. Meğer ki fasık zor kullanır, mu'min de onun kılıcından ve copundan korktuğu zaman (mu'min uyar.)»" Not: Ravilerden Ali bin Zeyd bin Cud'an ve Abdullah bin Muhammed el-Adevi zayıf oldukları için isnadın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) delivered a sermon to us and said: ‘O people! Repent to Allah before you die. Hasten to do good deeds before you become preoccupied (because of sickness and old age). Uphold the relationship that exists between you and your Lord by remembering Him a great deal and by giving a great deal of charity in secret and openly. (Then) you will be granted provision and Divine support, and your condition will improve. Know that Allah has enjoined Friday upon you in this place of mine, on this day, in this month, in this year, until the Day of Resurrection. Whoever abandons it, whether during my lifetime or after I am gone, whether he has a just or an unjust ruler, whether he takes it lightly or denies (that it is obligatory), may Allah cause him to lose all sense of tranquility and contentment, and may He not bless him in his affairs. Indeed, his prayer will not be valid, his Zakat will not be valid, his Hajj will not be valid, his fasting will not be valid, and his righteous deeds will not be accepted, until he repents. Whoever repents, Allah will accept his repentance. No woman should be appointed as Imam over a man, no Bedouin should be appointed as Imam over a Muhajir, no immoral person should be appointed as Imam over a (true) believer, unless that is forced upon him and he fears his sword or whip.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1112 Sahih

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، سَمِعَ جَابِرًا، وَأَبُو الزُّبَيْرِ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَخَلَ سُلَيْكٌ الْغَطَفَانِيُّ الْمَسْجِدَ وَالنَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَصَلَّيْتَ؟ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَمَّا عَمْرٌو فَلَمْ يَذْكُرْ سُلَيْكًا ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cum'a günü) hutbe okurken Süleyk el-Gatafani (r.a.) mescide girdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaz kıldın mı?» diye sordu. Süleyk (r.a.): Hayır! dedi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «O halde iki rek'at kıl» buyurdu. Ravi Amr. rivayetinde Süleyk (r.a.)'i ismen zikretmemiştir."

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“Sulaik Ghatafani entered the mosque when the Prophet (ﷺ) was delivering the sermon. He said: ‘Have you prayed?’ He said: ‘No.’ He said: ‘Then perform two Rak’ah.’”

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Darekutni ve Beyhaki AÇIKLAMA 1114’te

Sünen-i İbn Mâce No. 1115 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ فَجَعَلَ يَتَخَطَّى النَّاسَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اجْلِسْ فَقَدْ آذَيْتَ وَآنَيْتَ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cum'a günü hutbe okurken bir adam mescide girdi ve cemaatin üstünden atlamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Ona) : «(Artık) otur! Sen hem (cemaata) eziyet ettin hem de geç kaldın.» buyurdu."

It was narrated from Jabir bin ‘Abdullah that a man entered the mosque one Friday when the Messenger of Allah (ﷺ) was delivering the sermon. He started stepping over the people’s shoulders, and the Messenger of Allah (ﷺ) said:‘Sit down, for you have annoyed (people) and you are late.’”

Diğer tahric: Ahmed ve Beyhaki

Sünen-i İbn Mâce No. 1126 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَسِيدِ بْنِ أَبِي أَسِيدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ أَسِيدِ بْنِ أَبِي أَسِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ تَرَكَ الْجُمُعَةَ، ثَلاَثًا، مِنْ غَيْرِ ضَرُورَةٍ، طَبَعَ اللَّهُ عَلَى قَلْبِهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Zaruret (şer'i özür) olmaksızın üç defa Cum'a namazını terkedenin kalbini Allah mühürler.» Not: İsnadının sahih ve ricaIinin sika olduklsırı Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Whoever abandons Friday (prayer) three times, for no necessary reason, Allah will place a seal over his heart.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1202 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ تَوْبَةَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لأَبِي بَكْرٍ ‏"‏ أَىَّ حِينٍ تُوتِرُ ‏"‏ قَالَ أَوَّلَ اللَّيْلِ بَعْدَ الْعَتَمَةِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَنْتَ يَا عُمَرُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ آخِرَ اللَّيْلِ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ أَمَّا أَنْتَ يَا أَبَا بَكْرٍ فَأَخَذْتَ بِالْوُثْقَى وَأَمَّا أَنْتَ يَا عُمَرُ فَأَخَذْتَ بِالْقُوَّةِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ تَوْبَةَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لأَبِي بَكْرٍ ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

“... Câbir bin Abdillâh (radıyallahü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir : (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebû Bekir (radıyallahü anh)'a: vitrini ne zaman kılarsın?) diye sordu. Ebû Bekir (radıyallahü anh) : Yatsıdan sonra, gecenin evvelinde diye cevap verdi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : Yâ Ömer! (ne zaman kılarsın?) diye sordu. Ömer (radıyallahü anh) : Gecenin sonunda, diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Ebâ Bekir! Sen mazbut (ihtiyatlı) olanı tutmuşsun. Yâ Ömer! Sen de kuvvet (yolunu) tutmuşsun. ) ... İbn-i Ömer (radıyallahü anhümâ)'dan rivâyet edildiğine göre; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekir (radıyallahü anh)'a şöyle buyurdu, demiş ve bunun mislini anlatmıştır

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said to Abu Bakr: ‘When do you pray Witr?’ He said: ‘At the beginning of the night, after ‘Isha’.’ He said: ‘And you, O ‘Umar?’ He said: ‘At the end of the night.’ The Prophet (ﷺ) said: ‘As for you, O Abu Bakr, you have seized the trustworthy handhold (i.e., you want to be on the safe side), and as for you, O ‘Umar, you have seized strength (i.e., you are confident that you have the resolve to get up and pray Witr).’” Another chain with similar meaning

Sünen-i İbn Mâce No. 1260 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى بِأَصْحَابِهِ صَلاَةَ الْخَوْفِ فَرَكَعَ بِهِمْ جَمِيعًا ثُمَّ سَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَالصَّفُّ الَّذِينَ يَلُونَهُ وَالآخَرُونَ قِيَامٌ حَتَّى إِذَا نَهَضَ سَجَدَ أُولَئِكَ بِأَنْفُسِهِمْ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ تَأَخَّرَ الصَّفُّ الْمُقَدَّمُ حَتَّى قَامُوا مُقَامَ أُولَئِكَ وَتَخَلَّلَ أُولَئِكَ حَتَّى قَامُوا مُقَامَ الصَّفِّ الْمُقَدَّمِ فَرَكَعَ بِهِمُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جَمِيعًا ثُمَّ سَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَالصَّفُّ الَّذِي يَلُونَهُ فَلَمَّا رَفَعُوا رُءُوسَهُمْ سَجَدَ أُولَئِكَ سَجْدَتَيْنِ فَكُلُّهُمْ قَدْ رَكَعَ مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَسَجَدَتْ طَائِفَةٌ بِأَنْفُسِهِمْ سَجْدَتَيْنِ وَكَانَ الْعَدُوُّ مِمَّا يَلِي الْقِبْلَةَ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ashabına salat-ı Havf'ı kıldırdı. Bütün cemaatla birlikte rüku' ettikten sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Onun arkasındaki saf secde ettiler. Diğerleri ayaktaydılar. Efendimiz ikinci rekata kalkınca bekliyenler kendi kendilerine iki secde yaptılar. Sonra ön saf geriliyerek ikinci saf'ın yerinde durdu ve ikinci saftaki!er ilerliyerek ön saffın yerinde durdular. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hepsiyle rüku', etti. Daha sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Onun arkasındaki saf secde ettiler. Başlarını secde'den kaldırınca diğerleri de secde ettiler. Cemaat'in tümü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber rüku' etmiş o!du. Ve her grup bir rek'at'in secdelerini kendi kendilerine yapmış oldular. Düşman Kıble yönündeydi. Not: Cabir (r.a.)'in bu hadisinin isnadının sahih olduğu Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated from Jabir bin ‘Abdullah that the Prophet (ﷺ) led his Companions in the fear prayer. He led them all in bowing, then the Messenger of Allah (ﷺ) and the row nearest him prostrated, and the others stood up, then when he stood up, they prostrated twice by themselves. Then the front row moved back and took their place, and they moved forward until they formed the front row. Then the Prophet (ﷺ) led them all in bowing, then the Messenger of Allah (ﷺ) and the row nearest to him prostrated, and when they raised their heads, the others prostrated twice. So all of them bowed with the Prophet (ﷺ) and some of them prostrated by themselves, and the enemy was in the direction of the Qiblah

Sünen-i İbn Mâce No. 1332 Zayıf

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الصَّبَّاحِ، وَالْعَبَّاسُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو الْحَدَثَانِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُنَيْدُ بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُدَ لِسُلَيْمَانَ يَا بُنَىَّ لاَ تُكْثِرِ النَّوْمَ بِاللَّيْلِ فَإِنَّ كَثْرَةَ النَّوْمِ بِاللَّيْلِ تَتْرُكُ الرَّجُلَ فَقِيرًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Davud (Aleyhisselam)'ın oğlu Süleyman (Aleyhisselam)'ın anası Süleyman (Aleyhisselam)'a: Ey oğulcuğum! Gece çok uyuma. Çünkü geceleyin çok uyumak adamı kıyamet günü fakir bırakır.»

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘The mother of Sulaiman bin Dawud said to Sulaiman: “O my son, do not sleep too much at night, for sleeping too much at night will leave a man poor on the Day of Resurrection.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1383 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الْمَوَالِ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، يُحَدِّثُ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا الاِسْتِخَارَةَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ هَذَا الأَمْرَ - فَيُسَمِّيهِ مَا كَانَ مِنْ شَىْءٍ - خَيْرًا لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي - أَوْ خَيْرًا لِي فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي وَبَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ - يَقُولُ مِثْلَ مَا قَالَ فِي الْمَرَّةِ الأُولَى - وَإِنْ كَانَ شَرًّا لِي فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُمَا كَانَ ثُمَّ رَضِّنِي بِهِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; Şciyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan sure öğretir gibi istihare (keyfiyet ve duasını) öğreterek buyururdu ki: «Siz'den birisi bir işi yapmak istediği zaman farz değil (istihare niyetiyle nafile olarak) iki rek'at namaz kılsın. Namazdan sonra şöyle dua etsin : Allah'ım! Hakkımda hayırlısını Sen bildiğin için ben hayırlısına irşad edilmemi senden isterim ve gücünden yardım diliyerek hayırlısına gücümün yetmesini senden dilerim. Senin büyük fadl (ve kerem)ından isterim. Çünkü Sen (her şeye) kadirsin. Ben hiç bir şeye kadir değilim. Sen (her şeyi) bilirsin. Ben (bir şey) bilmem. Sen (herkese) gizli olan herşeyi çok bilicisin. Allah'ım! İstediğim bu iş (burada yapmak istediği şeyi belirtir) Senin ilminde benim için dinime, hayatıma ve ahiretime hayır ise (yahut şimdiki ve gelecekteki işlerim bakımından hayırlı ise) bunu bana mukadder kıl. (Buna gücümü yetiştir.) Bunu bana müyesser kıl. Ve bu işi bana mübarek eyle. Ve eğer senin ilminde (birinci defa söylediğinin mislini burada söyler) şer ise bu işi benden, beni (ve kalbimi) de bu işten çevir ve hayır nerede ise o hayrı bana mukadder eyle! Sonra nefsimi bu hayr'a razı kıl.»

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to teach us Istikharah, just as he used to teach us a Surah of the Qur’an. He said: ‘If anyone of you is deliberating about a decision he has to make, then let him pray two Rak’ah of non- obligatory prayer, then say: Allahumma inni astakhiruka bi ‘ilmika wa astaqdiruka bi qudratika wa as’aluka min fadlikal-‘azim, fa innaka taqdiru wa la aqdir, wa ta’lamu wa la a’lam, wa Anta ‘allamul-ghuyub. Allahumma in kunta ta’lamu hadhal-amra (then the matter should be mentioned by name) ma kan min shay’in khairan li fi dini wa ma’ashi wa ‘aqibati amri, aw khairanli fi ‘ajili amri wa ajilihi, faqdurhu li wa yassirhu li wa barik li fihi. Wa in kunta ta’lamu [O Allah, I seek Your guidance (in making a choice) by virtue of Your knowledge, and I seek ability by virtue of Your power, and I ask You of Your great bounty. You have power, I have none. And You know, I know not. You are the Knower of hidden things. O Allah, if in Your knowledge, this matter (then it should be mentioned by name) is good for me in my religion, my livelihood and my affairs, or both in this world and in the Hereafter then ordain it for me, make it easy for me, and bless it for me. And if in Your knowledge]. Then saying similar to what he said the first time, except: Wa in kana sharran li fasrifhu ‘anni wasrifni ‘anhu waqdur li al-khair haithuma kana thumma raddini bihi (If it is bad for me then turn it away from me and turn me away from it, and ordain for me the good wherever it may be and make me pleased with it).’”

Diğer tahric: Kütüb-i Sitte sahipIeri ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1417 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُومُ فِي أَصْلِ شَجَرَةٍ - أَوْ قَالَ إِلَى جِذْعٍ - ثُمَّ اتَّخَذَ مِنْبَرًا ‏.‏ قَالَ فَحَنَّ الْجِذْعُ - قَالَ جَابِرٌ - حَتَّى سَمِعَهُ أَهْلُ الْمَسْجِدِ حَتَّى أَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَمَسَحَهُ فَسَكَنَ ‏.‏ فَقَالَ بَعْضُهُمْ لَوْ لَمْ يَأْتِهِ لَحَنَّ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏.‏

Cabir bin Abdillah r.a.'den şöyle demiştir: Resulullah.Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ağacın gövdesine (ravi demiştir ki: veya hurma kütüğüne) ayakta dayanırdı. Sonra bir minber edindi. Ravi demiştir ki: Bunun üzerine hurma kütüğü feryad etti. (Cabir r.a. demiştir ki:) Öyle (feryad etti) ki, Mesciddekiler onun feryadını işittiler. Nihayet Resulullah.Sallallahu Aleyhi ve Sellem kütüğün yanına vararak elini sürdü de (öylece) sustu. Oradakilerin bazıları dediki: «Eğer efendimiz onun yanına varmasaydı kütü kıyamete kadar feryad edecekti.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir. İbn-i Adiyy de sıkadır. Nesai bu hadisi Cabir (r.a.)'den başka bir senedIe rivayet etmiştir. AÇIKLAMA (1414, 1415, 1416, 1417): 1414. hadiste Nebi (s.a.v.)'in mescidi çardak şeklinde iken yani mescidin üstü hurma yaprakları ile örtülü ve bağlardaki çardak gibi iken Nebi (s.a.v.)'in bir hurma kütüğüne doğru namaz kılageldiği ve hutbe okurken ona dayandığı bildiriliyor. Mescid-i Nebevi'nin yapılışı ve sonradan yapılan ilaveler hakkında genel bilgi 742 nolu hadisin izahıda var. Minber yapımı için Nebi (s.a.v.)'in arzusunu soran sahabi'nin ismi burada açıklanmamıştır. Ebu Davud'un İbn-i Ömer (r.a.)'den olan bir rivayetinde bu teklifi yapan sahabi'nin Temim-i Dari olduğu belirtilmiştir. Oradaki rivayette iki basamaklı bir minber yapıldığı bildirilmiş ise de üzerinde Nebi (s.a.v.)'in oturduğu üçüncü basamak hesaba katılmamıştır. Burada üç basamak denilirken son basamak hesaba katılmıştır. Böylece rivayetler arasında ihtilM yoktur. Bu hadisin zahirine göre teklifi yapan ve Temim-i Dari olduğu Ebu Davud'un rivayetinden anlaşılan sahabi, minberi yapmıştır. Halbuki 1416 nolu hadisin açıklamasında belirtildiği gibi minberi yaptıran Ensar'dan bir kadındır. Yapan da onun mevlası olan bir marangozdur. Sindi: Rivayetler arasında ihtilaf yoktur. Çünkü minber için ilk teklifi yapanın Temim olması ve sonradan kadının yaptırması mümkündür. Hatta Temim'in konuyu kadına intikal ettirmesi ve böylece müşterek çalışma neticesinde minberin yapılmış olması umulur, demiştir. Hurma Kütüğünün Feryad. Etmesi: Bu olay, bir Cuma günü Mescid-i Nebevi'de ve Cuma namazına katılan mescid dolusu sahabilerin huzurunda cereyan etmiş bir mucizedir. Bu konuda rivayet olunan sahih rivayetlerde bu kütüğün Efendimizin hutbe için minbere çıkmakla ayrılığından dolayı elem ve üzüntü ile feryadlar çıkardığı belirtilmektedir. Bu olayı bu babta rivayet edilen üç hadiste belirtildiği gibi Buhari'nin Cabir (r.a.) ve İbn-i Ömer (r.a.)'den; Ahmed bin Hanbel ile Tirmizi, İbn-i Huzeyme, Taberani, Darimi. Beyhaki ve Nuayın'ın Enes'ten; Ahmed, Ebu Sa'd, Ebu Nuayın, Taberani ve Beyhaki'nin İbn-i Abbas'dan; Ahmed, İbn-i Sa'd, Darimi, Ebu Ya'la, Beğavi ve Müellifin Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den rivayet ettikleri hadisler ve başka hadisler de bu olayı belirtirler. Beyhaki, Subki, Kadı iyaz ve İbn-i Hacer: Hurma kütüğünün feryadı olayını belirten hadis, mütevatirdir, demişlerdir. İbn-i Ebi Hatim'in dediğine göre Şafii: ''Allah Nebiimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e verdiğini hiç bir Nebie vermemiştir.'' demiştir. İsa{Aleyhisselam)'a ölüleri diriltme mucizesinin verildiğini anlatan Ömer bin Sevade: . Muhammed {s.a.v.) Efendimiz'e hurma kütüğünün feryadı mucizesi verildi. Bu feryadı herkes duydu. Bu mucize ölüleri diriltmekten daha büyüktür', diye Şafii'ye cevap vermiştir. Enes (r.a.)'ın hadisi Zevaid türündendir. Ahmed, İbn-i Huzeyme, Taberani, Darimi, Beyhaki ve Ebu Nuaym da Enes (r.a.)'in hadisini rivayet etmişlerdir. Sehl (r.a.)'ın hadisini Tirmizi hariç Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. Bu hadiste Nebi (s.a.v.)'in minberinin hangi ağaçtan yapıldığı hususunda bir grup arasında münakaşa yapıldığı belirtiliyor. İhtilaf eden cemaattaki zatların isimleri bildirilmemiştir. Bunlar Sehl bin Sa'd (r.a.)'a başvurarak durumu öğrenmek istemişler, O da: Bunu benden daha iyi bilen kimse kalmadı demekle vereceği bilginin kesin ve inandırııcı olduğunu belirtmek istemiş ve minberin Cabe'nin Esl ağacından yapıldığını bildirmiştir. Cabe; Şam istikametinden Medine'ye dokuz mıl mesafede ağaçlık bir yerin adıdır. Minber bu ormancığın Esl ağacından yapılmıştır. Kamus'un tercemesi Okyanus'ta şu bilgi vardır: Tarfa', bir ağaç ismidir. Ki, dört sınıfı olur. Bir sınıfı Esl dedikleridir. Bu ağaç ilgın ağacıdır. Esl, acı ilgın ağacıdır ki, büyüğü, küçüğü, meyvelisi, meyvesizi vardır. Minberi yaptıran kadının Ensar'dan olduğu. Buhari'nin bir rivayetinde belirtilmiş. Fakat ismi verilmemiştir. Adının Fukeyhe bint Ubeyd bin Deylem olduğu söylenmiş, bazıları: Adı Aişe'dir demişlerdir. Kadın'ın hizmetçisi olup minberi yapan marangozun adına gelince; adının Kubeysa el-Mahzumi olduğu söylendiği gibi, Bakum'dur diyenler ve Meymun'dur, diyenler de vardır. Hafız, son kavli seçmiştir. Buhari'nin Cabir (r.a.)'den olan bir rivayetine göre kadın minber yaptırmak için Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müsaadesini istemiştir. Ebu Davud'un Nebi'den olan rivayetinde Nebi (s.a.v.) minber yaptırma işi için kadına haber göndermiştir. Muhtemelen önce kadın, Nebi (s.a.v.)'e teklifte bulunmuş, bilahare Nebi (s.a.v.) ona müsbet cevap vermiştir. Kadın'ın hizmetçisi olan marangoz, minberi yapıp getirmiş ve yerine yerleştirmiştir. EI-Menhel yazarının dediğine göre minberin yüksekliği ve kıble yönünden kuzey yönüne olan uzunluğu ikişer arşın, genişliği de bir arşın idi. İlk iki basamağın yüksekliği yarımşar arşın ve üstünde Nebi (s.a.v.)'in oturduğu son ve üçüncü basamağın yüksekliği bir arşın idi. Son basamağın üst yüzü bir arşın kadar idi. Minberin etrafı beş sırıkla çevrili idi. Bunların birer tanesi minberin sağ ve sol yanlarına çakılı idi. Üç tanesi de minberin kıble tarafına çakılı idi. Nebi (s.a.v.) minber üstünde o üç sırığa dayanırdı. Minberin ilk basamağının iki tarafına ayrıca dikey olarak iki sırık çakılı idi. Minberin yanlarına çakılan sırıklar, dikey sırıklarla bağlantılı idi. Minberin etrafında yedi penceremsi açık yer vardı. Medine valisi Mervan zamanına kadar minber bu vaziyette idi. Muaviye (r.a.) halife iken Nebi (s.a.v.)'in minberının Şam'a gönderilmesi için Mervan'a talimat yazmış, Mervan da minberi yerinden sökmüş ve Muaviye (r.a.)'e göndermek istemiş. Fakat aynı gün güneş tutulmuş. Medine karanlığa boğulmuş, yıldızlar görülmüş ve şiddetli fırtına kopmuş, bunun üzerine Mervan, Medine halkına şöyle bir hitabede bulunmuş: 'Ey Medine halkı! Siz halife'nin Nebi (s.a.v.)'in minberini Şam'a göndermem için emir verdiğini sanıyorsunuz. Halife bunun sakıncalı olduğunu bizden daha iyi bilir. Halife minberi büyütüp yükseltmemi emretmiştir. Mervan bunun üzerine bir marangoz çağırtarak minbere altı basamak ilave etmiştir. Minber, bu şekli ile devam etmiş, nihayet hicretin 654. yılı Mescidin yanması dolayısıyla minber de yanmıştır.' Hadise göre minbel' yerine konduktan sonra Nebi (s.a.v.) minbere çıkarak orada cemaata namaz kıldırmış, kıyam ve rüku'u minberin üstünde yapmış, minber secde etmeye müsait olmadığı için, Nebi (s.a.v.) yüzünü kıbleden döndürmeden gerisin geriye giderek yere inmiş ve secdeyi yerde yapmıştır. Nebi (s.a.v.)'in o gün minber üstünde namaz kıldırmasının hikmeti, tatbikatlı olarak namazın kılınışını cemaata öğretmek olabilir Cabir (r.a.)'in hadisini Buhari ve Nesai de rivayet etmiştir. Bu hadis de Nebi (s.a.v.)'in ilk zamanlarda hurma kütüğüne doğru namaz kıldığı ve hutbede ona dayandığı, sonra minbel' yapılınca mesciddeki cemaatın duyabileceği bir sesle kütüğün feryad ettiği, Nebi (s.a.v.)'in onun yanına giderek elini sürdüğü, böylece kütüğün iniltisinin kesildiği belirtiliyor. Ve bazı sahabilerin: "Eğer Nebi (s.a.v.) ona varmasaydı kıyamete kadar kütük feryad edecekti." dedikleri belirtiliyor

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to stand by the root of a tree, or by a tree trunk, then he started to use a pulpit. The tree trunk made a grieving sound.” Jabir said: “So that the people in the mosque could hear it. Until the Messenger of Allah (ﷺ) came to it and rubbed it, and it calmed down. Some of them said: ‘If he had not come to it, it would have grieved until the Day of Resurrection.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1421 Sahih

حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَىُّ الصَّلاَةِ أَفْضَلُ قَالَ ‏ "‏ طُولُ الْقُنُوتِ ‏"‏ ‏.‏

Cabır bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellern)'e: Hangi namaz efdaldir? diye sorulmuş; kendisi: «Kunutu (kıyamı) uzun olan» buyurmuştur."

It was narrated that Jabir bin ‘Abdullah said:“The Prophet (ﷺ) was asked: ‘Which prayer is best?’ He said: ‘That with the longer Qunut.’”

Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Ahmed de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1436 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، يَقُولُ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ عَادَنِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَاشِيًا وَأَبُو بَكْرٍ وَأَنَا فِي بَنِي سَلِمَةَ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan: şöyle demiştir : Ben, Beni Selime kabilesinde iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaya olarak ve Ebu Bekir (r.a.) beni ziyaret ettiler.

Jabir bin ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) came walking to visit me (when I was sick), as did Abu Bakr, when I was with Banu Salimah

Diğer tahric: Buhari, Tirmizi, Ebu Davud ve Hakim bunun benzerini rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1508 Sahih

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ بَدْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا اسْتَهَلَّ الصَّبِيُّ صُلِّيَ عَلَيْهِ وَوُرِثَ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdİllah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir' «Çocuk doğarken istihlal ettiği (= hayat belirtisi gösterdiği) zaman üzerinde cenaze namazı kılınır. Ve mirasçı olur »

It was narrated from Jabir bin ‘Abdullah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“If a child utters a sound (after being born), the funeral prayer should be offered for him and (his relatives) may inherit from him.”

Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai AÇIKLAMA (1507, 1508): Muğire (r.a.)'in 1507 nodaki hadisini Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Hibban, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Tirmizi ve Ebu Davud'un uzunca olan rivayetlerindeki hadis, mealen şöyledir: «Binekli, cenazenin arkasında gider, yaya cenazenin her hangi bir tarafında yürüyebilir. Tıfıl üzerinde namaz kılınır.» Ebu Davud'un rivayetinde, "Tıfıl" kelimesi yerine "Sıkt" kelimesi vardır. Kamus'ta: "Tıfıl", herşeyin küçüğüne ve doğan çocuğa denilir. "Sıkt", ana rahminde asgari bekleme süresi dolmadan önce doğan çocuğa denilir, diye tarif yapılmıştır. Bu hadis düşük çocuk doğarken ses çıkarsın, çıkarmasın, yani hayat belirtisi bulunsun, bulunmasın üzerinde namaz kılmanın meşnlluğuna delalet eder. El-Menhel yazarının beyanına göre Ahmed ve Davud böyle hükmetmişlerdir. İbn-i Ömer (r.a.), İbnü'l-Müseyyeb ve İbn-i Sirin'den rivayet olunan da budur. Bu, yani Cabir (r.a.)'in hadisini Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. İstihlal: çocuğun doğarken çıkardığı sestir. Tuhfe yazarının nakline göre Nihaye'de: çocuğun istihlalinden maksad, ses çıkarmak veya hareket etmek veyahut aksırmak yahut da nefes alıp vermek gibi hayat belirtisidir, denilmiştir. İbnü'l-Humam da istihlali böyle tarif etmiştir. EI-Menhel yazarı da aynı şeyi söylemiştir: Bu hadise göre doğarken hayat belirtisi bulunan çocuk üzerinde cenaze namazı kılınır, aksi takdirde kılınmaz. EI-Menhel'de bildirildiğine göre Ebu Hanife, arkadaşları, Malik, Şafii ve Evzai böyle hükmetmişlerdir. Hadisin mirasla ilglli son kısmı Tirmizi'de şöyledir: «...İstihlal etmedikçe sabi mirasçı olmaz ve kendisinden miras alınmaz,» Mirasla ilgili fıkıh yönü "Feraiz" bölümündeki 2750 - 2751 nolu hadisler de inşaaIlah anlatılacaktır

Sünen-i İbn Mâce No. 1514 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَجْمَعُ بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ وَالثَّلاَثَةِ مِنْ قَتْلَى أُحُدٍ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ أَيُّهُمْ أَكْثَرُ أَخْذًا لِلْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏ فَإِذَا أُشِيرَ لَهُ إِلَى أَحَدِهِمْ قَدَّمَهُ فِي اللَّحْدِ وَقَالَ ‏"‏ أَنَا شَهِيدٌ عَلَى هَؤُلاَءِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَمَرَ بِدَفْنِهِمْ فِي دِمَائِهِمْ وَلَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِمْ وَلَمْ يُغَسَّلُوا ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud (savaşı) şehidlerinden ikişer ve üçer kişiyi bir kabirde yerleştiriyordu. Ve (bize): «Bunlarin hangisi Kur'an'ı daha çok öğrenip hıfzetmiş?» diye soruyordu. Bu ikişer ve üçer şehidlerden birisine işaret edilince, onu kabre önce (ve kıble tarafına) koyuyordu ve: «(Kıyamet günü) Ben bunların hayatlarını feda ettiklerinin şahidiyim.» buyuruyordu. Ve şehitlerin yıkatılmadan, üzerlerinde namaz kılmadan kanları içinde defnedilmelerini emrediyordu."

It was narrated from Jabir bin ‘Abdullah that the Messenger of Allah (ﷺ) used to put two or three of the slain of Uhud in one shroud. He would ask:“Which of them had memorized more Qur’an?” And if one of them was pointed out to him, he would put him in the niche-grave first. And he said: “I am a witness over them.” He commanded that they should be buried with their blood, and that the funeral prayer should not be offered for them and they should not be washed

Diğer tahric: Ahmed, Buhari, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de bu hadisi rivayet etmişler; Tirmizi. hadisin hasen-sahih olduğunu bildirmiştir

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya