Sahîh-i Müslim: Taharet Bölümü

143 hadis bulundu · sayfa 2/8

Sahîh-i Müslim No. 554 Sahih

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، وَأَبِي، عُثْمَانَ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرِ بْنِ مَالِكٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ فَذَكَرَ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlani ve Ebu Osman'dan, ikisi Cubeyr b. Nufeyr b. Malik el-Hadrami'den, o Ukbe b. Amir el-Cuheni'den rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu deyip, hadisi aynen zikretti ancak rivayetinde: "Kim abdest alıp da eşhedu en la ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh: Allah'tan başka bir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim, derse" dedi. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Ebu Davud ile Tirmizî de tahriç etmişlerdir. Ulemâ hadisin birinci tarikindeki Ebu Osman'in kim olduğu hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bazıları bu zat Muaviyetü'bnü Salih'tir demiş diğerleri Rabiatü'bnü Yezid olduğunu söylemislerdir.Ebu Aliy el-Gassani «Takyidü'l Mühmel» adlı eserinde : «Doğrusu bu zat Muaviyetü'bnü Salih'tir» demiş uzun uzadıya deliller getirerek onun Muaviyetü'bnü Salih olduğunu ispat etmiştir. Ukbetü'bnü Amir (R.A.)'ın : «Üzerimizde deve gütme vazifesi vardı» demesinden anlaşılıyor ki; bir kaç deve sahibi birleşerek develerini bir yere katmışlar ve nevbetle hergün içlerinden biri güder, diğerleri işlerine güçlerine giderlermiş, o gün sıra Hz. Ukbe'de olduğu için develerle meşgul olurken Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in tebşiratının bir kısmına yetişemiyerek Ömer (R.A.)'tan öğrenmiş. Bu hadiste Resulullâh (Saltallahu Aleyhi ve Sellem): «İki rekât namaz kılar, kalbi ve yüzüyle o iki rekâta yönlenirse, o kimseye cennet vacip olur.» buyurmuştur. «Kalbi ve yüzüyle...» (tâbirleri) dile son derece kolay gelen iki ke­lime isede bu iki kelime huşu ve huzu'un bütün nevilerini ifade etmektedirler.Çünkü huzu âzâda, huşu da kalpte olur. Binaenaleyh türkçemizde sehl-i mümteni denilen dile kolay fakat bulup söylemesi pek güç olan bu kısa ibare Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e has olan «cevamiu-l'kelîme» madudturlar. Onun için Hz. Ukbe hayran kalarak «bu ne güzel şey» demiştir. Âmir (R.A.) bununla ya bu söz ne güzel yahut bu fayda veya müjde yahut ibadet ne güzel demek istemiştir. İbarenin güzelliği iki cihettendir. Birinci cihet; sehl-i mümtenu olması ikinci cihette üzerine büyük sevap terettüp etmesidir. NEVEVİ ŞERHİ: Müslim dedi ki: "Bana Muhammed b. Hatim b. Meymlin tahdis etti ... Ukbe b. Amir'den" Sonra Müslim (553 numaralı hadiste): "Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti ... Ukbe' den" dedi. Şunu bil ki, ilim adamları birinci rivayet yolunda "bana Ebu Osman tahdis etti" diyenin kim olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bu kişinin Muaviye b. Salih olduğu da, Rabia b. Yezid olduğu da söylenmiştir. Ebu Ali el-Gassaniel-Ceyyani Takyfdu'l-Mühmel adlı eserinde şunları söylemektedir: Doğrusu bunu söyleyenin Muaviye b. Salih olduğudur. Ebu Abdullah b. el-Hazza kendi nüshasında: Rabia b. Yezid dedi ki: Bana Ebu Osman da Cubeyr'den tahdis etti. O Ukbe'den diye yazmıştır. Ebu Ali (devamla) dedi ki: Ancak Müslim'den rivayet edilen nüshalarda gelen bizim ilk olarak sözünü ettiğimizdir. Yani benim burada önce kaydettiğimdir. Doğrusu da odur. İbnu'I-Hazza'nın zikrettiği ise onun bir yanılmasıdır. Bu sika, haflZ imamların rivayetlerinden açıkça bellidir. Bu hadisi ayrıca Muaviye b. Salih iki senetle rivayet etmiştir. Bunlardan birisi: Rabia b. Yezid'den, o Ebu İdris'ten, o Ukbe'den şeklinde, ikincisi ise Ebu Osman'dan, o Cubeyr b. Nufeyr'den, o Ukbe'den şeklindedir. Ebu Ali el-Gassanıel-Ceyyanıdedi ki: Bizim belirttiğimiz doğru şekle uygun olarak da bunu Ebu Mesud ed-Dımeşkl de tahriç ederek açıkça şunları söylemiştir: Muaviye b. Salih dedi ki: Bana Ebu Osman da Cubeyr' den tahdis etti. O Ukbe' den rivayet etti. Sonra da Ebu Ali bu kişinin Muaviye b. Salih olduğunun açıkça ifade edildiği çok sayıda rivayet yolunu zikretmekte ve Ebu Ali doğru olduğunu söylediği bu hususa dair geniş açıklamalarda bulunmaktadır. Bu şekilde böyle diyenin Ebu Davud'un Süneninde Muaviye b. Salih olduğu da açıkça ifade edilmiştir. Ebu Davud dedi ki: Bize Ahmed b. Said, İbn Vehb'den tahdis etti. O Muaviye b. Salih'ten, o Ebu Osman'dan. Zannederim Said b. Hani de Cubeyr b. Nufeyr'den, o Ukbe'den diye rivayet etmiştir. Muaviye dedi ki: Bana Rabia da Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris'ten, o Ukbe'den. Ebu Davud'un lafzı bu şekildedir. O da az önce belirttiğimiz hususta gayet açık ifadeleri ihtiva etmektedir. İbn Ebu Şeybe yoluyla gelen diğer rivayetteki "bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris ve Ebu Osman'dan (ikisi) Cubeyr' den" şeklindeki ifadeleri de az önce geçene göre yorumlanır. Yani onun "ve Ebu Osman" sözü Rabia'ya atfedilmiştir. İfadenin de takdiri şöyledir: Bize Muaviye, Rabia'dan, o Ebu İdris'ten, o Cubeyr'den tahdis etti. Yine bize Muaviye, Ebu Osman'dan, o Cubeyr'den tahdis etti şeklindedir. Bu şekildeki yorum ve takdirin delili de Ebu Ali el-Gassanl'nin kendi isnadıyla Abdullah b. Muhammed el-Beğavi' den nakletmiş olduğu rivayettir. O dedi ki: Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe tahdis etti. (3/119) Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti, bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlanl'den, o Ukbe'den. Muaviye dedi ki: Ebu Osman da Cubeyr b. Nufeyr' den, o Ukbe' den rivayet etti. Ebu Ali dedi ki: İşte bu isnad Müslim'in Ebu Bekr b. Ebi Şeybe'den diye naklettiği rivayetteki içinden çıkılması zor noktaya açıklık getirmektedir. Ebu Ali dedi ki: Ayrıca Abdullah b. Vehb de Muaviye b. Salih'ten bu hadisi rivayet etmiştir. Her iki senedi de ve bunların nereden tahriç edildiklerini de açıkça ifade etmiş, bizim az önce zikrettiğimiz Ebu Davud'un, Ahmed b. Said'den, onun İbn Vehb'den kaydettiğimiz rivayetini de zikretmiştir. Ebu Ali (devamla) dedi ki: Ebu İsa et-Tirmizi de tasnif ettiği eserinde bu hadisi kendisinin bir üstadından Zeyd b. Hubab yoluyla tahriç etmiş, ancak Zeyd'den gelen isnadını doğru bir şekilde kaydetmemiş, Ebu İsa da bu hususta Zeyd b. Huba.b'a tenkitte bulunmuştur. Halbuki Zeyd böyle bir mesuliyetten uzaktır. Bu hususta yanılan kişi Ebu İsa' dır. Yahut bu hadisi kendisine nakleden onun üstadıdır çünkü bizler hafız imamların Zeyd b. Hubab'dan, Ebu İsa (et-Tirmizi)'nin zikrettiğine muhalif olan rivayeti kaydetmiş bulunmaktayız. Allah'a hamdolsun. Bu hadisi yine Ebu İsa el-İlel adlı kitabında ve Muhammed b. İsmail el-Buhari'ye yönelttiği sorularında (sualat) zikretmiş, ancak onu güzel bir şekilde ortaya koymamış, orada bizim imamlardan zikrettiklerimize muhalif bazı sözler kaydetmiştir. Muhtemelen o bu hadisi ondan diye hıfzetmemiştir. Bu da isnadında ihtilaf edilmiş bir hadistir. Bu hadisin rivayet yollarının en güzeli ise Müslim b. el-Haccac'ın, İbn Mehdi ve Zeyd b. Hubab, Muaviye b. Salih'ten diye tahriç ettiği rivayettir. Ebu Ali (devamla) dedi ki: Bu hadisi Ebu Bekr'in kardeşi Osman b. Ebu Şeybe de Zeyd b. Hubab'dan diye rivayet etmiş, isnadında Cubeyr b. Nufeyr adındaki raviyi de eklemiştir. Ebu Davud bunu Süneninde namazda içinden vesvese geçirmenin mekruh oluşu babında zikrederek şunları söylemektedir: Bize Osman b. Ebu Şeybe tahdis etti. Bize Zeyd b. Hubab tahdis etti. Bize Muaviye b. Salih, Rabia b. Yezid'den tahdis etti. O Ebu İdris el-Havlanı'den, o Cubeyr b. Nufeyr'den, o Ukbe b. Amir'den deyip bu hadisi zikretti. Ebu Ali el-Gassani'nin açıklamaları burada sona ermektedir. Yüce Allah'ın rahmeti üzerine olasıca gerçekten bu isnadı oldukça sağlam bir şekilde ortaya koymuş bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir. Ebu İdris'in adı Aiz Billah b. Abdullah'tır. "Deve çobanlık sırası bizde idi. .. " Bu sözlerin anlamı şudur: Onlar develerini sıra ile güdüyorlardı. Birkaç bir araya gelir, develerini de birbirine katar ve her gün onlardan birisi onların çobanlığını yapardı. (3/120) Bundan maksat ise bu işin kendilerine daha kolay gelmesi ve diğerlerinin işlerini görmesidir. "Akşam vakti onları götürdüm." Yani develeri günün sonuna doğru ağıllarına götürdüm, işlerini bitirdim sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in meclisine geldim. "Kalbi ile ve yüzüyle onlara yönelerek iki rekat kılarsa" Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu iki lafızia huzu ve huşu türlerini bir arada zikretmiş olmaktadır. Çünkü huzu, organlar hakkında huşu ise kalp ile -bir grup ilim adamının dedikleri gibi- olur. "Bu ne kadar güzel" yani bu söz, bu fayda, bu müjde ya da bu ibadet ne kadar güzel demektir. Güzelliği ise çeşitli bakımıardandır. Herkesin herhangi bir zorlukla karşılaşmadan yapabilecek şekilde kolayolması ve ecrinin pek büyük olması bu güzelliklerindendir. Allah en iyi bilendir. "Abdestini iyice alır, abdest organlarını iyice yıkarsa" yani abdestini tam ve eksiksiz alıp, sünnete uygun olarak suyun ulaşması gereken yerlere kadar ulaştırırsa anlamındadır. Hadisin İhtiva Ettiği Hükümlere Gelince: Abdest alan kimsenin abdestinden sonra eşhedu en la ilahe illallah vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluh: Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna şahadet ederim. Muhammed'in de onun kulu ve Resulü olduğuna şahadet ederim demesi müstehaptır. Bu hususta ittifak edilmiştir. Aynca buna Tirmizi'nin rivayetinde bu hadise bağlı olarak gelen: "Allahummec'alni mine't-tewabıne vec'alni mine'l-mütetahhirin: Allah'ım beni çokça tövbe edenlerden eyle, temizlenip, annanlardan kıl, demesi de gerekir. Yine buna Nesai'nin Amelu'l Yevmi ve'l-Leyle adlı eserinde merfu olarak rivayet ettiği: "Subhanekallahumme ve bi hamdik, eşhedu en la ilah e illa ent vahdek la şerike lek estağfiruke ve etubu ileyk: Allah'ım seni hamdinle her türlü eksiklikten tenzih ederim. Senden başka hiçbir ilah olmadığına, bir ve tek ve ortaksız olduğuna şahitlik ederim. Senden mağfiret diler, sana tövbe ederim tesbihini de eklemesi müstehaptır. Bizim (ŞafiI) mezhebimize mensup ilim adamları: Bu zikirler aynı zamanda gusleden için de müstehaptır, demişlerdir. Allah en iyi bilendir

Uqba b. 'Amir al-Juhani reported:Verily the Messenger of Allah (ﷺ) said and then narrated (the hadith) like one (mentioned above) except (this) that he said: He who performed ablution and said: I testify that there is no god but Allah, the One, there is no associate with Him and I testify that Muhammad is His servant and His Messenger

Sahîh-i Müslim No. 555 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَاصِمٍ الأَنْصَارِيِّ، - وَكَانَتْ لَهُ صُحْبَةٌ - قَالَ قِيلَ لَهُ تَوَضَّأْ لَنَا وُضُوءَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَدَعَا بِإِنَاءٍ فَأَكْفَأَ مِنْهَا عَلَى يَدَيْهِ فَغَسَلَهُمَا ثَلاَثًا ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَاسْتَخْرَجَهَا فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ مِنْ كَفٍّ وَاحِدَةٍ فَفَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثًا ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَاسْتَخْرَجَهَا فَغَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَاسْتَخْرَجَهَا فَغَسَلَ يَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَاسْتَخْرَجَهَا فَمَسَحَ بِرَأْسِهِ فَأَقْبَلَ بِيَدَيْهِ وَأَدْبَرَ ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَيْهِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا كَانَ وُضُوءُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bana Muhammed b, Sabbah rivayet etti. (Dedi*ki) : Bize Halid b. Abdillâh, Amr b. Yahya b. Umarâ'dan, o da babasından, o da Abdullah b. Zeyd b. Âsim el-Ensarî'den — ki bu zat sahâbidir. Naklen rivayet etti. Abdullah'a : Bize Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdest aldığı gibi bizim için abdest al, denildi. O da bir su kabının getirilmesini istedi. Kab'dan ellerine su döküp, ellerini üç defa yıkadıktan sonra elini kaba sokup, çıkardı. Bir avuç ile ağzına su alıp çalkaladı, burnuna su çekti. Bunu da üç defa tekradadı. Sonra elini yine (kaba) daldırıp çıkardı üç defa yüzünü yıkadı. Sonra elini (kaba) sokup, çıkardı ellerini ikişer defa dirseklerine kadar yıkadı. Sonra elini yine (kaba) soktu, onu çıkartıp başını -iki elini öne arkaya doğru götürüp getirerek- başına mesh etti sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkadı, sonra: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdesti böyleydi, dedi.

Abdullah b. Zaid b. 'Asim al-Ansari, who was a Companion (of the Holy Prophet), reported:It was said to him (by people): Perform for us the ablution (as it was performed) by the Messenger of Allah (way peace be upon him). He ('Abdullah b. Zaid) called for a vessel (of water), and poured water from it on his hands and washed them three times. Then he inserted his hand (in the vessel) and brought it (water) out, rinsed his mouth and snuffed up water from the palm of one hand doing that three times, He again inserted his hand and brought it out and washed his face three times, then inserted his hand and brought it out and washed each arm up to the elbow twice, then inserted his hand and brought it out and wiped his head both front and back with his hands. He then washed his feet up to the ankles, and then said: This is how God's Messenger (peace be upon him) performed ablution

Diğer tahric: Buhari, 185, 186, 191 -muhtasar olarak-, 192, 197, 199; Ebu Davud, 100 -muhtasar olarak-, 118, 119; Tirmizi, 28 -muhtasar olarak- 32, 47 -muhtasar olarak-; Nesai, 97, 98,99 -muhtasar olarak-; İbn Mace, 405, 434, 471; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 556 Sahih

وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، - هُوَ ابْنُ بِلاَلٍ - عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرِ الْكَعْبَيْنِ ‏.‏

Bana Kasım b. Zekeriyya'da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hâlid b. Mahled, Süleyman'dan, —ki İbni Bilâl'dır— o da Amr b. Yahya'dan bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti. (Yalnız) o topukları zikretmedi

This hadith is narrated by Amr b. Yahya with the same chain of transmitters, but there is no mention of ankles

Sahîh-i Müslim No. 557 Sahih

وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ مَضْمَضَ وَاسْتَنْثَرَ ثَلاَثًا ‏.‏ وَلَمْ يَقُلْ مِنْ كَفٍّ وَاحِدَةٍ ‏.‏ وَزَادَ بَعْدَ قَوْلِهِ فَأَقْبَلَ بِهِمَا وَأَدْبَرَ بَدَأَ بِمُقَدَّمِ رَأْسِهِ ثُمَّ ذَهَبَ بِهِمَا إِلَى قَفَاهُ ثُمَّ رَدَّهُمَا حَتَّى رَجَعَ إِلَى الْمَكَانِ الَّذِي بَدَأَ مِنْهُ وَغَسَلَ رِجْلَيْهِ ‏.‏

Bana İshâk b. Musa el-Ensârîde rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ma'n rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Malik b. Enes, Amr b. Yahya'dan bu isnadla rivayet etti. Ve şunu ilave etti: Üçer defa mazmaza ve istinsar yaptı ancak: "Tek bir avuçla" demedi, ellerini öne ve arkaya doğru götürüp getirdi, sözünder; sonra da şu fazlalığı zikretti: Başının önünden başladı sonra ellerini kafasına doğru götürdü sonra onları başladığı yere dönünceye kadar geri getirdi, ayaklarını da yıkadı

Malik b. Anas narrated it from 'Amr b. Yahya with the same chain of transmitters, transmitters and mentioned the rinsing (of mouth) and snuffing (of water into the nostrils) three times, but he did not mention" from one palm," and made this addition:He moved them (his hands) for wiping to the front of his head and then the nape of his neck, then bringing them back till he reached the place from which he had begun, after which he washed his feet

Sahîh-i Müslim No. 558 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، بِمِثْلِ إِسْنَادِهِمْ وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ وَقَالَ فِيهِ فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَاسْتَنْثَرَ مِنْ ثَلاَثِ غَرَفَاتٍ ‏.‏ وَقَالَ أَيْضًا فَمَسَحَ بِرَأْسِهِ فَأَقْبَلَ بِهِ وَأَدْبَرَ مَرَّةً وَاحِدَةً ‏.‏ قَالَ بَهْزٌ أَمْلَى عَلَىَّ وُهَيْبٌ هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏ وَقَالَ وُهَيْبٌ أَمْلَى عَلَىَّ عَمْرُو بْنُ يَحْيَى هَذَا الْحَدِيثَ مَرَّتَيْنِ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. Bişr el-Abdiy rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vüheyb rivayet etti ve: Bize Amr b. Yahya yukarıkilerin isnadları gibi bir isnadla rivayet etti. diyerek hadisi söyledi. O bu hadiste: «Üç avuçtan mazmaza ve istinşak yaparak burnunu attı» dedi şunu dahi söyledi: «Başınada öne ve arkaya giderek bir defa mesh etti.» Behz: «Bana bu hadisi Vüheyb yazdırdı» demiş Vüheyb de: Bana bu hadisi Amr b. Yahya iki defa yazdırdı demiştir. NEVEVİ ŞERHİ 236.sayfada DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari «Kitabu'l Vudu'» da ve taharet bâblannın muhtelif beş yerinde Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî ve İbni Mâce taharet bahsinde tahriç etmişlerdir. Ravîlerden Abdullah İbnî Zeyd hakkında Süfyan b. Üyene: «Bu zat ezan hadîsini rivayet eden Abdullah b. Zeyd'dir» demişsede bunun hatâ olduğunu birçok hadis hafızları beyan ettiği gibi Buhârî de sahihinin istiskaa bahsinde bunu tasrih etmiştir. Ezan hadisini rivayet eden zatın ismi Abdullah b. Zeyd b. Abdî Rabbih'dir bu zatın ezan hadisinden başka hadis rivayet etmediği söylenir. Hadisin buradaki rivayetinde: «Elini daldırdı» denilmiştir. Buhârî'nin ekseri rivayetlerinde de «el» kelimesi müfred olarak zikredilmişsede bir rivayette «iki elini» denilmiş, hatta İbni Abbas (R.A.) rivayetinde: «Suyu bir eliyle alarak öteki elini de ona kattığı» bildirilmiştir. Nevevî diyor ki: «Bu gösteriyor ki; bunların üçüde caiz ve üçüde'sünnettir. Rivayetlerin araları: «Bu abdestler ayrı ayrı zamanlarda alınmıştır.» Demek suretiyle bulunur. Ulemâmız bu vecihlerin üçünede kail olmuşsada sahih ve meşhur olan ve cumhurunda kat'î şekilde kabul ettikleri kavil; yüzü yıkamak için suyun iki elle alınmasının müstehab olmasıdır. Çünkü bu hem daha kolay, hemde abdesti usuliyle almaya daha muvafıktır. Ulemâmız yüzü üst kısmından başlıyarak yıkamanın müstehab olduğunu söylerler. Çünkü üst kısmı daha şerefli ve suyun bütün yüzü kaplamasına daha müsaittir.» Hadisin muhtelif rivayetlerinden anlaşılıyor ki; Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abdest azasının bazılarını üç bazısını iki bazılarınıda bir defa yıkamıştır

Babz reported:This hadith has been narrated by Wuwb on the authority of 'Amr b. Yahyi with the same chain of transmitters and it has been mentioned therein: He rinsed his mouth. snuffed up water in nostrils and cleaned the nose with three handfuls and wiped his head moving (his hand) in front and then back once. Bahz said: Wuhaib narrated this hadith to me and Wuhaib said: Amr b. Yahya narrated to me this hadith twice

Sahîh-i Müslim No. 559 Sahih

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَبُو الطَّاهِرِ، قَالُوا حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ حَبَّانَ بْنَ وَاسِعٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَاهُ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَيْدِ بْنِ عَاصِمٍ الْمَازِنِيَّ، يَذْكُرُ أَنَّهُ رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ فَمَضْمَضَ ثُمَّ اسْتَنْثَرَ ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا وَيَدَهُ الْيُمْنَى ثَلاَثًا وَالأُخْرَى ثَلاَثًا وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ بِمَاءٍ غَيْرِ فَضْلِ يَدِهِ وَغَسَلَ رِجْلَيْهِ حَتَّى أَنْقَاهُمَا ‏.‏ قَالَ أَبُو الطَّاهِرِ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ ‏.‏

Bize Harun b. Maruf tahdis etti. (H) Bana Harun b. Said (3/48a) el-Eyli ile Ebu't-Tahir tahdis edip (Harun b. Maruf ile birlikte) dediler ki: Bize Vuheyb tahdis etti. Bana Amr b; Haris'in haber verdiğine göre Habbfm b. Vasi' kendisine şunu tahdis etti: Babasmın kendisine tahdis ettiğine göre o Abdullah b. Zeyd b. Asım el-Mazini'yi şunları anlatırken dinlemiştir: O Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i abdest alırken gördü. Mazmaza yaptıktan sonra istinsar yaptı sonra üç defa yüzünü, üç defa sağ elini, üç defa diğerini yıkadı, elinin artığı dışında bir su ile başına mesh etti ve iyice temizleyinceye kadar da ayaklarını yıkadı. Ebu't-Tahir dedi ki: Bize İbn Vehb, Amr b. Haris'den tahdis etti.

Abdullah b. Zaid b. 'Asim al-Mazini reported:He saw Allah's Messenger (ﷺ) perform the ablution. He rinsed his mouth then cleaned his nose, then washed his face three times, then washed his right hand thrice and then the other one, thrice. He then took fresh water and wiped his head and then washed his feet till he cleaned them

Diğer tahric: Ebu Davud, 120; Tirmizi, 35; Tuhfetu'l-Eşraf, 5307 NEVEVİ ŞERHİ (554-558 numaralı hadisler): (554) Hadisin senedinde geçen Abdullah b. Zeyd b. Asım ezan ile ilgili rüyayı gören Abdullah b. Zeyd b. Abdu Rabbih'den başka birisidir. Mütekaddimun ve müteahhirun hafızları böyle demişlerdir. Süfyan b. Uyeyne'nin, o da odur demesinin de yanlış olduğunu söylemişlerdir. Onun bu hususta hataya düştüğünü söyleyenlerden birisi de (3/121) Buhari'dir.Sahih'inin istiska (yağmur duası) bölümünde bunu ifade etmiştir. Ayrıca ezan ile ilgili rüyayı gören Abdullah b. Zeyd'in ezan dışında bir hadisinin olduğunun bilinmediği de söylenmiştir. Allah en iyi bilendir. "Bir kap su getirilmesini istedi. Ondan ellerine su döktü." Bu ibarede (su kabı için kullanılan zamir) asıl yazmalarda bu şekilde müennes bir zamirdir ki doğrudur. Mataradan yahut ibrikten döktü, demek olur. Bu ifadeden elleri kabın içerisinde yıkamadan önce su dökerek yıkamanın müstehab olduğu anlaşılmaktadır. "Tek bir avuç sudan mazmaza ve istinşak yaptı ve bunu üç defa tekrar etti." Bundan sonraki rivayette ise "üç avuç sudan mazmaza ve istinşak ile istinsar yaptı" denilmektedir. Hadiste tercih edilen ve sahih kanaat olan mazmaza ve istinşakta sünnetin üç avuç su ile yapılacağının sünnet olduğunun açık bir delili bulunmaktadır. Bunların her birisinden ayrı ayrı mazmaza ve istinşak yapar. Bu meselenin açıklaması ile bu husustaki görüş ayrılığı ilk babta geçmiş bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir. İkinci rivayette: "Mazmaza, istinşak ve istinsar yaptı" ifadesinde dilbilginlerinden ve başkalarından büyük çoğunluğun benimsediği ve tercih edilen kanaat olan istinsar,istinşaktan farklıdır şeklindeki görüşün lehine delil bulunmaktadır. Bu ise her ikisi de aynı anlamdadır diyen İbnu'l-A'rabi ile İbn Kuteybe'nin görüşlerine muhaliftir. Birinci babta buna dair açıklama geçmiş bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir. "Sonra elini (kaba) sokup çıkarttı, üç defa yüzünü yıkadl." Müslim'in sahihinde bu şekilde "el" kelimesi tekil olarak kullanılmıştır. Buhari'nin rivayetlerinin çoğunluğunda da böyledir. Buhari'de yer alan burada adı geçen Abdullah b. Zeyd'in naklettiği bir hadis rivayetinde ise: "Sonra iki elini (kaba) sokup iki eliyle su avuçlayarak yüzünü üç defa yıkadı" denilmektedir. Yine Buhari'nin sahihinde İbn Abbas'tan gelen rivayette: "Sonra bir avuç su aldı, onu böyle yaparak öbür eline kattı ve onunla yüzünü yıkadı, sonra da:Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i böyle abdest alırken gördüm, dedi" şeklindedir. Ebu Davud'un Süneni ile Beyhaki de Ali (r.a.)'dan gelen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdest alışının niteliği hakkındaki hadiste de şöyle denilmektedir: "Sonra iki elini birlikte kaba soktu, her iki eliyle bir avuç su alıp onu yüzüne çaldl." Görüldüğü gibi bu hadislerin kimisinde "elini" kimisinde "iki elini" kimisinde de "elini sokup onu diğerinin yanına getirdi" denilmektedir. Buna göre bu hadisler, üç şeklin de caiz olduğuna ve tamamının sünnet olduğuna delildir. Hadisler onun bunları farklı defalarda yaptığı belirtilerek telif edilir. Bu üç şekil, Şafil mezhebi alimlerimizin benimsedikleri üç şekildir. Ama bunlar arasında cumhurun kati olarak ifade edip, Şafil (r.a.)'ın Buveytl ve Müzenl'nin kitaplarında açkıça belirttiği meşhur ve sahih kanaat, müstehap olan yüz için iki elle birlikte su almaktır. Çünkü bu daha kolay ve yüzü iyice yıkamak imkanı bakımından daha uygundur. Allah en iyi bilendir. Mezhebimize mensup ilim adamları derler ki: Yüzünü yıkamaya üst tarafından başlamak müstehaptır çünkü orası daha değerlidir. (3/122) Ayrıca böylesi yüzün tamamını yıkamak açısından daha kolaydır. (3/123) Allah en iyi bilendir. "Yüzünü üç defa yıkadı sonra ellerini. .. ikişer defa yıkadı." Bu lafızlar abdest azalarının farklı kereler yıkanmasının caiz olduğuna ve bir kısmını üçer defa, bir kısmını ikişer, kimini de bir defa yıkamanın caiz olduğuna delildir. Evet, bu caizdir ve bu şekilde abdest almak da hiç şüphesiz sahihtir ama müstehap olan önceden de belirttiğimiz gibi bütün organları üçer defa yıkamaktır. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bazı zamanlarda bunları farklı şekillerde yıkaması bunun caiz olduğunu beyan etmek içindir. Nitekim bazı zamanlarda yine caiz olduğunu beyan etmek için birer defa yıkayarak abdest almıştır. O zamanda Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) için bu daha faziletli idi; çünkü beyan (şeriatı açıklamak) onun hakkında farz idi. Eğer beyan sözlü olarak da gerçekleşir denilecek olursa, fiilen yapılması nefisleri daha bir etkileyicidir ve tevil edilme ihtimalini daha çok uzaklaştırıcıdır, diye cevap verilir. Allah en iyi bilendir. "Ellerini öne ve arkaya götürüp getirerek başını mesh etti." Bu da ilim adamlarının ittifakıyla müstehaptır. Böylesi başın tamamını mesh etmenin ve suyun bütün tüylerine varmasını sağlamanın yoludur. Mezhep alimlerimiz der ki: Bu şekilde geri getirmek örgülü saçı olmayan kimseler için müstehaptır. Başında saç bulunmayıp, saçı da örgülü ise elini geri getirmesi müstehap olmaz; çünkü bunun bir faydası yoktur. Şayet bu durumda elini geri getirecek olursa bu geri getirmesi başını ikinci defa mesh etmesi olarak sayılmaz. Çünkü su o meshin dışındakiler için müsta'mel (kullanılmış) su olur. Allah en iyi bilendir. (3/123) Bu hadiste başın tamamının mesh edilmesinin vacip olduğuna delil yoktur. Çünkü hadis abdestte zorunlu olan yıkamalar için değil, abdestin kemali hakkında varid olmuştur. Allah en iyi bilendir. (557) "Başını mesh etti, onu önden yaptı." Yani meshi önden yaptı. (558) "Bize Harun b. Maruf tahdis etti ... Amr b. Haris'den" Bu tabirler Müslim (rahimehullah)ın ihtiyatını, ilim ve vera'ının ne derece ileri olduğunu göstermektedir. ÇÜnkÜ o Harun adındaki iki ayrı hocası arasında fark gözeterek birincisinde "bize tahdis etti" derken, ikincisinde: "Bana tahdis etti" demiştir. ÇÜnkü onun birincisinden rivayeti üstadının lafzından kendisi ve başkasıyla birlikte sema yoluyla gerçekleşmiş idi. İkinci hocasından rivayeti ise beraberinde başka bir kimse bulunmaksızın yalnız kendisinin onu dinlemesi ile gerçekleşmişti. Daha önce ise birinci durumda "bize tahdis etti" demenin, ikincisinde ise "bana tahdis etti" demesinin müstehap olduğunu belirtmiş idik. Bu şekilde hareket etmek ittifakla müstehaptır, vacip değildir. İşte Müs-• lim (yüce Allah'ın rahmeti ona) bu yolu izlemiştir. Bu gibi rivayetlerde inceliklere çokça dikkat etmiştir. Bunun benzerlerini daha önce gösterdiğimiz gibi yüce Allah'ın izniyle yine çok sayıdaki benzerlerine dikkat çekmeye devam edeceğiz. Allah en iyi bilendir. (Hadisin sonunda) "Ebu't-Tahir dedi ki: Bize İbn Vehb, Amr. b. elHaris'den tahdis etti" sözü de aynı şekilde Müslim'in ihtiyatının ve vera sahibi oluşunun bir göstergesidir. O hadisi önce iki Harun ile Ebu't-Tahir'den ibaret üç hocasından, onlar İbn Vehb'den diye rivayet edip, İbn Vehb: "Bana Amr b. Haris haber verdi" demiş olup, Ebu't-Tahir'in rivayetinde ise "bana haber verdi" bulunmamaktadır. Onun rivayetinde "Amr b. el-Haris'ten" geçmektedir. "An" lafzının senedin muttasıl oluşu hakkında yon.ımlanıp, yorumlanmayacağı ile ilgili görüş ayrılığı ise belli bir husustur. Bu lafzın senedin muttasıl olduğunu ifade ettiğini kabul edenler büyük çoğunluktur. Bununla birlikte bu lafzın "bize haber verdi" lafzından daha aşağı olduğunu da kabul ederler. Bundan dolayı Müslim (rahimehullah) ihtiyat yolunu seçerek bunu beyan etmiştir. Onun kitabında bunun gibi inciler ve nefis güzellikler gerçekten çoktur. Yüce Allah'ın rahmeti ona olsun. Bizi onunla birlikte lütuf ve ihsan yurdunda bir arada bulundursun. Allah en iyi bilendir. (3/124) "Elinden artan sudan başkası ile başını mesh etti." Bazı nüshalarda "iki elinden" şeklindedir. Yani o başını ellerinde artık kalmış su ile değil, yeni bir su ile mesh etti. Bu ifade müsta'mel su ile taharetin sahih olmayacağına delil gösterilemez. Çünkü bu sadece baş için yeni bir su aldığını haber vermektedir, böyle bir haber vermekten ise bunun şart olması gerekmez. Allah en iyi bilendir. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisin isnadında Müslim (R.) her zaman gösterdiği dikkat ve ihtiyatını ve derin ilmiyle takvasını bir daha göstermiş ve ikisinin de ismi Harun olan şeyhlerini bir birinden ayırarak birincisi hakkında: «Bize rivayet etti»; ikincisi hakkında: «Bana rivayet etti» ta'birlerini kullanmıştır. Çünkü; hadisi birinci Harun'dan bir cemaatle birlikte; ikincisinden ise yalnız başına dinlemiştir. Bu gibi hallerde aynı ta'birlerin kullanılmasının bilittifak müstehab olduğunu kitabın baş taraflarında görmüştük. Böyle incelikler İmam Müslim (Rahimehullah)'in hiç bir zaman gözünden kaçmamıştır. ileride inşallah bu gibi tenbihatın bir çok örnekleri gelecektir. Hatta yine bu hadisin sonunda: «Ebu't Tabir: Bize İbni Vehb Amr b. Haris'den rivayet etti; dedi» şeklinde verdiği izahatta bu kabildendir. Çünkü hadisi Harun'larla birlikte Ebu't Tahir'de riva­yet etnıişsede onun rivayetinde «bana haber, verdi» sözü yoktur. O yalnız «Amr b. Haris'den» demekle iktifa etmiştir. Halbuki «bana haber verdi» tabiri ile «Fülandan naklen geldi» sözleri arasında fark vardır. Birinci ta'bir bilittifak hadisin muttasıl. olduğunu bildirir. Fakat ikincisi hakkında hadis uleması ihtilaf etmişlerdir. İşte İmam Müslim bu inceliğe de dikkat ederek Ebu't Tahir'in bu hadisi, müttefekun aleyh olmayan ta'birle rivayet ettiğini ayrıca göstermiştir. «Elinin artığı olmayan su» dan murad başına mesh etmek için avucuna yeni su aldığını anlatmaktır. Nevevî diyor ki: «Bu hadisle, ma'i müsta'mel denilen kullanılmış su ile taharet caiz olmayacağına istidlal edilemez. Çünkü hadis: başa mesh için yeni su kullandığını haber veriyor. Bundan taharet için suyun ma'i müsta'mel olmamasının şart kılındığı ma'nası çıkmaz.» Bu rivayetlerin hiç birinde kulakların mesh edileceği zikredilmemişsede onların mesh edilmesininde meşru olduğunda hilaf yoktur. Yalnız îmam Malik ile bir çok ulemaya göre kulaklar baştan ma'dudtür. Onları yeni su ile mesh etmek sünnetdir. Bazıları müstehab olduğuna kaildirler. Malikiyyeden bazıları: kulaklar başdan sayıldığı için onlarıda mesh etmek farzdır. Başla beraber kulaklara mesh etmek kafidir; ayrı su almaya hacet yoktur.» demişlerdir. Şa'bi, İshak ve Hasan b. Salih: «Başın Önünde kalan ve yüz yüze gelince görünen kısmı yüzden sayılır ve yıkanır; arkada kalan kısım baştan ma'dütdür, oraya mesh edilir.» demişlerdir. Keza bu rivayetlerin hiç birinde besmeleye dair söz yoktur. İmam Ahmed b. Hanbel (Radiyallahu anh): Bu hususda senedi güzel hiç bir hadis bilmiyorum» demiştir. İmam Malik'in meşhur olan kavline göre abdestin başında besmele çekmek fazilettir. İmam Şafiî ile Sevrinin kavlide budur. Hanefîlere göre kulaklara mesh etmek, abdeste başlarken besmele çekmek ve niyet etmek sünnettir. Hadislerde niyete dairde söz yoktur

Sahîh-i Müslim No. 560 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - قَالَ قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا اسْتَجْمَرَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْتَجْمِرْ وِتْرًا وَإِذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ فَلْيَجْعَلْ فِي أَنْفِهِ مَاءً ثُمَّ لْيَنْتَثِرْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybetü'bnü Said ile Amru'n-nakid ve Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr toptan İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Kuteybe dedi ki: Bize Süfyan, Ebu'z-zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: "Sizden kim taşla temizlenirse tek sayı taşla temizlensin. Sizden kim abdest alırsa burnuna su alsın, sonra çıkarsın. "

Abu Huraira reported Allah's Apostle (ﷺ) as saying:When anyone wipes himself with pebbles (after answering the call of nature) he must make use of an odd number and when any one of you performs ablution he must snuff in his nose water and then clean it

Diğer tahric: Nesai, 86; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 561 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ بْنُ هَمَّامٍ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْتَنْشِقْ بِمَنْخِرَيْهِ مِنَ الْمَاءِ ثُمَّ لْيَنْتَثِرْ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Rafi' rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrazzak b. Hemmam rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ma'mer, Hemmam b. Münebbih'den naklen haber verdi. Hemmam b. Münebbih dedi ki: Bu Ebu Hureyre'nin Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bize tahdis ettiğidir deyip, pek çok hadis-i şerif zikretti. Bunlardan biri de şudur: Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden bir kimse abdest alırsa her iki burun deliğine su çektikten sonra onu çıkarsın. " Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf

Hammam b. Munabbih reported:This is what Abu Huraira transmitted to us from Muhammad, the Messenger of Allah (ﷺ), and he mentioned a number of a hadith, of which this is one: that the Messenger of Allah (ﷺ) said: When anyone amongst you (performs ablution) he must snuff his nostrils with water and then clean them

Sahîh-i Müslim No. 562 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ فَلْيَسْتَنْثِرْ وَمَنِ اسْتَجْمَرَ فَلْيُوتِرْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya bin Yahya rivayet etti. Dediki: ibni Şihab'dan dinlediğim, onun da Ebu İdris El-Havlani'den, onun da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadisi Malik'e okudum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Abdest alan burnuna su alıp çıkarsın, taşla temizlenen tek sayıda taş kullansın" buyurdu.

Abu Huraira reported:The Messenger of Allah (way peace he upon him) said: When anyone performs ablution he must clean his nose and when anyone wipes himself with pebbles (after answering the call of nature) he must do that odd number of times

Diğer tahric: Buhari, 161; Nesai, 88; İbn Mace, 409; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 563 Sahih

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا حَسَّانُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، ح وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، وَأَبَا، سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ يَقُولاَنِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize Sa'id b. Mansur rivayet etti, (Dediki): Bize Hasan b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Yunus b. Yezid rivayet etti. H: Bana Harmeletü'bnü Yahya dahi rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Ebu Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yunus, îbni Şihab'dan naklen haber verdi. İbni Şihab : Bana Ebü İdris El Havlani haber verdi ki, Ebu Hureyre ile Ebu. Sa'id-i Hudrîyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Şöyle buyurmuş diyerek bu hadisin mislini rivayet ederlerken dinlemiş dedi.

It has been transmitted by Abu Huraira and Abu Sa'id al-Khudri (both of them the reputed Companions of the Holy Prophet) that the Messenger of Allah (ﷺ) said like that

Diğer tahric: Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği hadisin kaynaklan 561 numaralı hadisin kaynaklandır. Ebu Said el-Hudri'nin rivayetini ise yalnızca Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 4090 ' NEVEVİ ŞERHİ 239.sayfada. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari, Nesai ve İbni Mace «Kitabü'l Vudu'» da tahriç etmişlerdir. İsticmar: Taşla taharetlenmek demektir. Su, taş, toprak ve emsali şeylerle taharetlenmeye istinca yahut «istitabe» derler. Rivayete nazaran Abdullah b. Ömer (R.A.) buradaki isticmar'ı buhurdanla kokulamak ma'nasına te'vil edermiş. Bazıları bu ma'naya alındığı takdirde dahi sayı tek olmasını müstehab görmüşlerdir. Kokulanmanın tekliğinden murad ya bir defa kokuyu sürmekle iktifa etmek yahut üç defa sürünmektir. Bu ma'na İmam Malik 'den dahi rivayet olunmüşsa da hadisin asıl zahir ma'nası birinci ma'na yani taşla taharetlenmektir. Taharetlenilecek ufak taşlar birden beşe kadar olabilir. Kirmani: «Tek taharetlenmekten murad taşların sayısı değil taharet yerinin silinmesidir.Yani taharet yeri üç, beş, yahut daha ziyade tek adetle silinecektir.» demiştir. İstinsar: Burundaki pislikleri dışarıya atmak yani sümkürmek. demektir. Ulema bundaki hikmetin burunu temizlemek ve şeytanı kovmak olduğunu söylerler. Çünkü Buhari'nin rivayet ettiği bir hadisde: «Biriniz uykusundan uyandı mı üç defa burnunu atsın, çünkü şeytan genizlerinde geceler.» buyurulmuştur. Şafiî'lerden Nevevî şöyle diyor: «Bizim mezhebe göre üç taştan fazla tek taş kullanmak mustehabdır. Hasıl-ı Mezheb şudur ki, taharet yerini temizlemek farzdır. Üç kere silmek farzdır. Eğer bununla temizlenmek hasıl olursa; ziyadeye lüzum yoktur. Temizlenmezse ziyadeyi kullanmak icap eder, eğer temizlik üçden ziyade tek bir adetle hasıl olursa daha ziyadeye hacet yoktur. Dört veya altı gibi çift adetle temizlik hasıl olursa o adedi tek yapmak için bir taş daha kullanmak müstehab olur. Ulemamızdan bazıları isticmar için mutlak surette tek adedin vacip olduğuna kaildirler. Delilleri bu hadistir. Cumhurun delili «Sünen» kitaplarında tahriç edilen şu hadisdir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim taşla taharetlenirse tek bıraksın, bunu yaparsa ne ala, ya­pamayana bir şey yok.» buyurmuşlardır. Onlar bu babın hadislerini farz olarak üç üçten fazlasınında mendup olduğuna hamlederler.» Yine Nevevî bu hadisle istidlal ederek istinsar ile istinşakın başka başka manalara geldiğini söylüyor. Fakat Aynî bu kelimelerin aynı manaya geldiğini bildirmiş ve muhtelif hadislerden misaller göstererek müddeasınr isbat etmiştir. Hadis-i şerif istinşak mutlak surette vaciptir diyenlerin delilidir. «Vacip değildir» diyenler buradaki emri nedip manasına hamletmişlerdir

Sahîh-i Müslim No. 564 Sahih

حَدَّثَنِي بِشْرُ بْنُ الْحَكَمِ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُكُمْ مِنْ مَنَامِهِ فَلْيَسْتَنْثِرْ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَبِيتُ عَلَى خَيَاشِيمِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Bişr b. Hakem el-Abdi rivayet etti. (Dedi ki) ; Bize Abdülaziz yani ed-Deraverdi, ibni'I Haddan, o da Muhammed b. İbrahim'den, o da İsa b. Talha'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden kim uykudan uyanırsa üç defa (bumuna su alıp) çıkarsın, çünkü şeytan onun burnunun delikleri üzerinde geceler. "

Abu Huraira reported:The Apostle of Allah (ﷺ) said. When any one of you awakes up from sleep and performs ablution, he must clean his nose three times, for the devil spends the night in the interior of his nose

Diğer tahric: Buhari, 3295; Nesai, 90; Tuhfetu'l-Eşraf, 14284 NEVEVİ ŞERHİ 239.sayfada. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Bu'hari «Kitabu Bedi'l-Halk» ta Nesaî ayni bahiste tahriç etmiştir. Yerinde de görüldüğü vecihle bazıları istinşak ile istinsarın aynı ma'naya geldiğini söylemişlerdir. Hatta Aynî bu babta bir çok hadisler bulunduğunu söylemiştir. Bazılarıda bunların ayrı ayrı manalara geldiklerini ve istinşak buruna su çekmek istinsar ise; onu burundan atmak manasına geldiğini söylemişlerdir. Bazıları bunların aynı manaya geldiklerini kabul etmekle beraber istinsarın daha şumullu ve daha çok fayda ifade ettiğini söylerler. Çünkü istinsar istinşak'tan ileri gelir. Fakat istinsar'dan istinşak lazım gelmez. Bazanda istinşak yapılırda istinsar terkedilir. Binaenaleyh istinsar istinşakın faydasını tamamlar. Ayni burada da istinsar ile istinşakın aynı ma'naya gelmediklerini söylemekte ve yine hadisle istidlal etmektedir: «Şu halde anlaşılıyor ki bu iki kelime bir çok hadislerde aynı manaya kullanılmış bazı hadislerde de ayrı ayrı manalara delalet etmiştir demek» istiyor. Hayşum; burunun yukarısı yani geniz demektir. Bazıları bu kelimenin bütün burun manasına geldiğini diğer bazıları da burunun yukarısındaki kıkırdak kemikleri demek olduğunu söylemişlerdir. Kaadî İyaz diyor ki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Çünkü şeytan onun genizlerinde geceler.» sözü hakikat manasında kullanılmış olabilir. Çünkü burun cismin kalbe götüren yollarından biridir. Bu husus burunla kulaklardan mada cismin her menfezi kapalıdır. Bir hadiste: «Şeytan kapalı kapıları açamaz.» buyurulmuş ve esnerken ağzın kapanması şeytan girmesin diye emrolunmuştur. Maamafih bu sözün bir istiare olması ihtimalide vardır. Çünkü burnun içersine biriken toz toprak ve pislik şeytana tevafuk eder. Binaenaleyh bunlara istiare yoluyla şeytan denilmiştir. Şafiîlerden «Tarpeşti» : «Edep ve nezaket, bu gibi hadisler hakkında bir şey söylememektir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sözleri esrar-ı ilahiyyenin hazineleridir. Garip manaları Allah Teala Resulüne tahsis etmiş olmaktan akıl ve idrakin aciz kaldığı hakikatleri ancak ona bildirmiştir.» diyor

Sahîh-i Müslim No. 565 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ ابْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا اسْتَجْمَرَ أَحَدُكُمْ فَلْيُوتِرْ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim ve Muhammed b. Rafi' tahdis etti. İbn Rafi' dedi ki: Bize Abdurrezzak tahdis etti. Bize İbn Cureyc bildirdi. Bana Ebu'z-Zubeyr'in haber verdiğine göre o Cabir b. Abdullah'ı şöyle derken dinledi: RasılluIlah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Biriniz taşla temizlenirse tek sayıda taş kullansın" buyurdu. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 2842 NEVEVİ ŞERHİ (559-564 numaralı hadisler): (559) Babta Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Sizden biriniz taşla temizlenirse ... " buyruğu yer almaktadır. Taşla temizlenmek (isticmar) küçük ve büyük abdest yerini küçük taşlarla silmek demektir. İlim adamları dedi ki: Küçük ve büyük abdest yerini temizlemek için "istitabe, isticmar ve istinca" lafızları kullanılır. İsticmar özelolarak taşlarla silmek hakkında kullanılır. İstitabe ve istinca ise su ile de yapılabilir, taş ile de yapılabilir. İsticmarın anlamına dair bizim bu zikrettiğimiz ilim adamı, dilci, muhaddis ve fukahanın birçoğunun dile getirdiği meşhur, sahih olan açıklamadır. Kadı lyaz (rahimehullah) dedi ki: Malik'in de, başkasının da bu hadiste sözkonusu edilen isticmar (taşla temizlenmek)ın anlamı hususundaki görüşleri farklıdır. Böyle denildiği gibi bundan kastedilenin tütsü olduğu ve ondan üç parça alması yahut kokudan üç defa arka arkaya alması olduğu da söylenmiştir. Ancak birincisi daha güçlüdür. Allah en iyi bilendir. Sahih ve bilinen ise bizim az önce yaptığımız açıklamadır. Tek sayıda (vitr) taş kullanmaya gelince, silme sayısının üç, beş (3/125) ya da bundan fazla tek sayıda olması demektir. Bizim mezhebimiz üçten fazla sayılarda tek olmasının müstehap olduğu şeklindedir. Mezhebimizin bu husustaki görüşünden çıkan sonuç şudur: Necaset yerini temizlemek vaciptir, yeri üç defa silmek de vaciptir. Eğer üç silme ile temizlenme gerçekleşiyor ise fazlasına gerek yoktur. Temizlenmezse o takdirde fazla silmek gerekir. Diğer taraftan tek sayıda silme gerçekleşirse fazlasına gerek yoktur. Eğer dört ya da altı gibi çift sayıda silme ile temizlenme hasıl olursa tek yapmak müstehab olur. Bazı mezhep alimlerimiz de şöyle demektedir: Bu hadisin zahiri gereği kayıtsız şartsız olarak tek sayıda silmek vaciptir. Cumhurun delili Sünenlerde yer alan sahih hadistir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Taş ile temizlenen tek sayıda temizlensin. Kim böyle yaparsa güzel yapmış olur. Yapmazsa da vebal yoktur. " Bu görüşte olanlar baptaki hadisi üç silme hakkında yorumlarlar, fazlasının da mendub olduğunu söylerler. Allah en iyi bilendir. "Burnuna su alsın sonra ... " buyruğunda, istinsarın istinşaktan farklı olup, istinsarın istinşaktan sonra suyu burundaki sümük ve benzeri başka şeylerle dışarı çıkarmak olduğuna dair açık bir delalet bulunmaktadır. Bu husus da daha önce sözkonusu edilmişti. Ayrıca hadiste istinşakın -emir mutlak olduğundan dolayı- vacip olduğunu söyleyenlerin görüşlerine de delil vardır. Bunun vacip olmadığını söyleyenler ise emri mendubluk olarak yorumlamış- . lardır. Buna delil ise gerçekten emredilen husus olan istinsarın (burna aldığı suyu çıkarmanın) ittifakla vacip olmadığıdır. Eğer: Diğer rivayette: ''l\bdest aldığı zaman sudan bir miktar burnunun içine çeksin sonra dışarı çıkarsın (istinsar yapsın)" buyurulmuş olup, bunda da vücuba dair açık bir delalet vardır denilecek olursa, (şöyle cevap verilir:) Ama bunun mendubluğa Hamnedilmesi ihtimali de vardır. Böylelikle bu hadis ile müstehap oluşuna delalet eden deliller bir arada telif edilerek anlaşılmış olur. Allah en iyi bilendir .. (560) Hemmam yoluyla gelen hadiste "çeşitli hadisler zikretti, onlardan biri de ... " ibaresine gelince, defalarca bu ibaredeki faydayı açıklamış bulunmaktayız. Aradan uzun bir süre geçtiğinden ötürü iyice hatırlanması için ona dikkat çekmekteyiz. (563) "İstinsar yapsın, çünkü şeytan burun delikleri üzerinde geceler." İlim adamları der ki: Hayşum, burnun üst tarafıdır. (3/126) Burnun tamamı olduğu söylendiği gibi, burnun dibinde burun ile dimağ (beyin) arasında ince ve yumuşak kemikler olduğu da söylenmiş, başka açıklamalar da yapılmıştır. Anlam itibariyle birbirine yakın farklı açıklamalardır. Kadı İyaz (rahimehullah) der ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Çünkü şeytan onun burun delikleri üzerinde geceler" buyruğunun gerçek anlamı ile söylenmiş olma ihtimali vardır; çünkü burun kendisinden kalbe ulaşılan bedenin giriş yerlerinden birisidir. Özellikle de ondan ve kulaklardan başka bedenin giriş yerleri arasında açık bulunan başka yeryoktur. Hadis-i şerifte: "Şeytan kapalı bir yeri açmaz" denilmektedir. Esnemek hakkında da şeytanın o esnada ağzın içine girmesinden ötürü kişinin kendisini tutması emredilmiştir. Bununla birlikte bu buyruğun istiare yoluyla kullanılmış olması ihtimali de vardır; çünkü burun deliklerinde sertleşen toz ve nem şeytana uygun bir pisliktir. Allah en iyi bilendir

Jabir b. 'Abdullah reported that he heard the Messenger of Allah (ﷺ) say:When anyone wipes himself with pebbles (after answering the call of nature) he should do this odd number of times

Sahîh-i Müslim No. 566 Sahih

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَبُو الطَّاهِرِ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالُوا أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ مَخْرَمَةَ بْنِ بُكَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَالِمٍ، مَوْلَى شَدَّادٍ قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ تُوُفِّيَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ فَدَخَلَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ فَتَوَضَّأَ عِنْدَهَا فَقَالَتْ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ أَسْبِغِ الْوُضُوءَ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Harun b. Sa'id el-Eylî ile Ebu't-Tahir ve Ahmed h İsa rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdullah b. Vehb, Mahremetü'bnü Bukeyr'den, o da babasından o da Şeddad'ın azatlısı Salim'den naklen haber verdi. Salim şöyle demiş: Sa'd b. Ebi Vakkas'ın vefat ettiği gün Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Aişe (r.anha)'nın huzuruna girdim. Abdurrahman b. Ebi Bekr de içeri girdi ve onun yanında abdest aldı. Aişe (r.anha): Ey Abdurrahman abdest azalarını iyice yıka, çünkü ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Ateşten dolayı ökçelerin vay haline" buyururken dinledim, dedi. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf

Salim, the freed slave of Shaddad, said:I came to 'A'isha, the wife of the Prophet (ﷺ), on the day when Sa'db. Abi Waqqas died. 'Abd al-Rahman b. Abu Bakr also came there and he performed ablution in her presence. She (Hadrat 'A'isha) said: Abd al-Rahman, complete the ablution as I heard the Allah's Messenger (ﷺ) say: Woe to the heels because of hell-fire

Sahîh-i Müslim No. 567 Sahih

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي حَيْوَةُ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا عَبْدِ اللَّهِ، مَوْلَى شَدَّادِ بْنِ الْهَادِ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، دَخَلَ عَلَى عَائِشَةَ فَذَكَرَ عَنْهَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bana Harmeletü'bnü Yahya da rivayet etti (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti: (Dediki): Bana Hayve haber verdi (Dediki): Bana Muhammed b.Abdurrahman haber verdi, ona da Şeddad b. Had'ın azadlısı Ebu AbdiIIah rivayet etmişki; kendisi Aişe'nin yanına girmiş ve ondan naklen Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in; yukarıdaki gibi bir hadis söylediğini rivayet etmiş. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf

Abdullah, the freed slave of Shahddad, came to 'A'isha and transmitted from her a hadith like this (which she narrated) from the Prophet (ﷺ)

Sahîh-i Müslim No. 568 Sahih

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، وَأَبُو مَعْنٍ الرَّقَاشِيُّ قَالاَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي - أَوْ، حَدَّثَنَا - أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنِي سَالِمٌ، مَوْلَى الْمَهْرِيِّ قَالَ خَرَجْتُ أَنَا وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، فِي جَنَازَةِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ فَمَرَرْنَا عَلَى بَابِ حُجْرَةِ عَائِشَةَ فَذَكَرَ عَنْهَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ ‏.‏

Bana Muhammed b. Hatim ve Ebu Ma'n er-Rekaşi de tahdis edip dediler ki: Bize Ömer b. Yunus tahdis etti, bize (3/50b) İkrime b. Ammar tahdis etti, bana Yahya b. Ebu Kesir tahdis edip dedi ki: Bana -yahut bizeEbu Seleme b. Abdurrahman tahdis etti. Bize el-Mehrl'nin azatlısı Salim tahdis edip dedi ki: Abdurrahman b. Ebi Bekr ile birlikte Sa'd b. Ebi Vakkas'ın cenazesi ile çıktık. Aişe (r.anha)'nın adasının kapısının yanından geçtik. Aişe'den, o Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den diye aynısını zikretti. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf

Salim, the freed slave of Mahri, reported:I and 'Abd al-Rahman b. Abu Bakr went out (in order to join) the funeral procession of Sa'd b. Abi Waqqas and passed by the door of the residence of 'A'isha, and then he transmitted a hadith like this from her who (narrated it) from the Prophet (ﷺ)

Sahîh-i Müslim No. 569 Sahih

حَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، حَدَّثَنِي نُعَيْمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سَالِمٍ، مَوْلَى شَدَّادِ بْنِ الْهَادِ قَالَ كُنْتُ أَنَا مَعَ، عَائِشَةَ - رضى الله عنها - فَذَكَرَ عَنْهَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bana Selemetü'bnü Şebîb rivayet etti. (Dediki): Bize Hasan b. A'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Fuleyh rivayet etti. (Dediki): Bana Nuaym b. AbdiIIah Şeddad b. Had'ın azadlısı Salim'den naklen rivayet etti. Salim: ‘Ben Aişe (r.anha) ile birlikteydim’ diyerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen ondan bu hadisin mislini dinlediğini söylemiş. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-fşraf, 10092 NEVEVİ ŞERHİ 242.sayfada DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buharî «Kitabu'I İlim» ve «Kitabu't-Tahare» de, Nesai «Kitabu'I-İlîm» de bazı lafız farkları ile muhtelif ravilerden tahriç etmişlerdir. Veyl: haksız yere dara düşen bir kimseye acıyarak söylenilen bir sözdür. Ebu Said-i Hudri (R.A.)'dan bunun cehennemde bir vadi olduğu rivayet edilir. Bazıları: «Veyl cehennemliklerin tenlerinden akan irindir.» demişlerdir. Bu kelime azab ve helak manasına kullanılan mastarlardandır. Fiil olarak kullanılmaz. A'kaab; akib'in cem'idir. Ökçeler demektir. Buhari'nin rivayetinde Resulellah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sesinin çıkabildiği kadar iki veya üç defa: «Vay ateşten ökçelerin haline...» diye nida buyurdu» denilmiştir. Anlaşılıyorki; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eshabının ökçelerinde yıkanmadık kuru yerler kaldığını müşahede etmiş. Allah'ın bu yüzden azap edeceğini kendilerine hatırlatarak abdesti hiç kuru yer bırakmamak şartiyle tertemiz almalarını emir buyurmuştur. ........ şeklinde de rivayet olunmuştur. Bu takdirde ma'na: «Ben Aişe'ye biat ediyorum» demek olur

Salim, the freed slave of Shaddad b. al-Had said:I was in the presence of 'A'isha, and then narrated on her authority a hadith like this from the Prophet (way peace be upon him)

Sahîh-i Müslim No. 570 Sahih

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ رَجَعْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِمَاءٍ بِالطَّرِيقِ تَعَجَّلَ قَوْمٌ عِنْدَ الْعَصْرِ فَتَوَضَّئُوا وَهُمْ عِجَالٌ فَانْتَهَيْنَا إِلَيْهِمْ وَأَعْقَابُهُمْ تَلُوحُ لَمْ يَمَسَّهَا الْمَاءُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ أَسْبِغُوا الْوُضُوءَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bize İshak da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir Mansur'dan o da Hilal b. Yesaf'dan, O da Ebu Yahya'dan, o da Abdullah b. Amr'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Mekke'den Medine'ye döndük. Yolda bir suyun yanına vardığımız sırada ikindi vakti girmişti. Bazı kimseler acele ettiler ve yine acele ederek abdest aldılar. Biz onların yanına vardığımızda ökçelerine su değmediği belli oluyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunun üzerine: "Ateşten dolayı vay ökçelerin haline! Abdesti tam olarak alın" buyurdu.

Abdullah b. 'Amr reported:We returned from Mecca to Medina with the Messenger of Allah (ﷺ), and when we came to some water on the way, some of the people were in a hurry at the time of the afternoon prayer and performed ablution hurriedly; and when we reached them, their heels were dry, no water had touched them. The Prophet (ﷺ) said: Woe to (dry) heels, because of Hell-fire. Make your ablution thorough

Diğer tahric: Ebu Davud, 97; Nesai, 111, 142; İbn Mace, 450; Tuhfetu'l-fşraf, 8936 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: İcal, aclanın cem'idir aclan. Aceleci manasına gelir. İsbağ: Örfen tamamlamak, tekmil etmek manalarınadır. Esas itibarı ile şümul bildiren bir kelimedir. Şer'an: İstenilen miktarı tastamam yapmaktır. cümlesinde hazif vardır. Bu cümle «Vay ökçe sahiplerinin haline...» takdirindedir. Ökçelerine su değmediği görünüyordu.» Cümlesi o cemaatın ayaklarını yıkadıklarına delildir. Bu mes'ele sonra tekrar ele alınacaktır. Hz. Abdullah b. Amr'ın anlattığı bu hadise Veda Hacc'ında olmuştur. Gerçi Mekke'nin fethinde de böyle bir şey olmuşsa da o zaman Medine'ye Cirane'den dönülmüşdür. Umretu-l'Kadıyye'den olması ihtimalide vardır. Çünkü Hz. Abdullah o sıralarda hicret etmişdi

Sahîh-i Müslim No. 571 Sahih

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، كِلاَهُمَا عَنْ مَنْصُورٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ شُعْبَةَ ‏ "‏ أَسْبِغُوا الْوُضُوءَ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِهِ عَنْ أَبِي يَحْيَى الأَعْرَجِ ‏.‏

Bize bu hadisi Ebu Bekr b. Ebi Şeybe'de rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî, Süfyan'dan rivayet etti. H. Bize İbnü'l-Müsenna ile İbni Beşşar da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. Dediki: Bize Şu'be rivayet etti. Süfyan'Ia Şu'be ikisi birden Mansur'dan bu isnadla rivayet etmişler. Şu'benin hadisinde: «Abdesti testekmil alın» cümlesi yoktur. Onun hadisinde: «Ebu Yahya el-A'rac'dan...» kaydı vardır

In the hadith transmitted by Shu'ba these words are not there:" Complete the Wudu," and there is the name of Abu Yahya al-A'raj (a narrator)

Sahîh-i Müslim No. 572 Sahih

حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، وَأَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ جَمِيعًا عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، - قَالَ أَبُو كَامِلٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، - عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ تَخَلَّفَ عَنَّا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ سَافَرْنَاهُ فَأَدْرَكَنَا وَقَدْ حَضَرَتْ صَلاَةُ الْعَصْرِ فَجَعَلْنَا نَمْسَحُ عَلَى أَرْجُلِنَا فَنَادَى ‏ "‏ وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Şeyban b. Ferruh ile Ebu Kamil el cahderi hep birden Ebu Avane'den rivayet ettiler. Ebu Kamil dedikİ: Bize Ebu Avane Ebu Bişr'den, o da Yusuf b. Mahek'ten, o da Abdullah b. Amr'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Yola çıktığımız bir seferde Nebi (Sallallahu Aleyhİ ve Sellem) bizden geri kaldı. Bize yetiştiği zaman ikindi namazının vakti gelmişti. Biz hemen ayaklarımızın üzerine mesh ederek acele abdest almağa başladık. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Vay ökçelerin ateşten başına gelene’ diye nida buyurdular.

Abdullah b. Amr reported:The Messenger of Allah (ﷺ) lagged behind us on a journey. We travelled (back) and be took him; and then came the time of the afternoon prayer, and as we were going to wipe our feet he (the Holy Prophet) called out: Woe to the heels because of Hell-fire

Diğer tahric: Buhari, 60, 96, 163; Tuhfetu'I-Eşraf, 8936 NEVEVİ ŞERHİ 242.sayfada DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Buradaki mesh'den ne murad edildiği ihtilaflıdır, Kaadî Iyaz'a göre; maksat abdest ayetinde beyan buyurulduğu şekilde ayakların yıkanmasıdır. Rivayetlerin muhtelif şekilde olnıasıda buna delalet eder. Kaadi Iyaz : Şöyle diyor: «Bunun manası bazılarının işaret ettiği gibi ashab ayakları üzerine mesh ederdi de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendilerini bundan nehy ve yıkamayı emir buyurdu, demek değildir. Bunlar diyorlar ki; «Eğer Ashab ayaklarını yıkamış olsalardı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) abdesti yeniden almalarını emrederdi» Halbuki: hadiste buna dair bir delil yoktur. Zira Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara cehennem ateşinde yanmayı icap edecek bir iş yaptıklarını anlatmıştırki; böyle bir azab ancak vacibi terk hususunda gelir. Üstelik: «Abdesti testekmil alın» buyurarak ayakları yıkamayıda emretmiştir. Hadiste eshabın o kusurlu abdestleri ile namaz kıldıklarına dair birşey; veya öteden beri adetlerinin bu olduğunu gösteren bir delil yokturki; namazı yeniden kılın diye emir vermesi lazım gelsin.» Buhari buradaki tehdidin ayaklara meşinden dolayı yapıldığına kaildir. Tahavi (238-321) Bu hususta şunları söylemektedir: «Ashab-ı kiram tıpkı başlarına mesh ettikleri gibi ayaklarına da mesh ederlerdi. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları bundan men ederek ayaklarını yıkamalarını emir buyurdu. Buda gösteriyorki; mesh meselesi evvelce varmış sonra nesh edilmiş.» Fakat Tahavî'nin bu mutaleası itirazla karşılanmıştır. Çünkü hadiste beyan olunduğu vecihle ashabın: «Ayaklarımıza mesh ederdik» sözleri hafifçe yıkardık da mesh gibi görünürdü manasına gelebilir. Nitekim hadisin bir rivayetinde: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) abdest alan bir cemaat gördü. Galiba ayaklarından yıkanmadık birşey bırakmış olacaktır...» denilmiştir. Bu hadis ashabın ayaklarını yıkadığını lakin meshe yakın hafif bir şekilde üzerinden geçiverdiklerini göstermektedir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in abdesti testekmil almalarını emir buyurmasıda bundandır. Filhakika cehennemle tehdid bir farz terk edildiği zaman yapılır. Eğer ayakları yıkamak farz olmasaydı kendilerine bu derece şiddetli bir inzar ve tehdid teveccüh etmez: «Artık meshden vaz geçinde ayaklarınızı yıkayın» denilirdi Kaadi Iyaz'ın: «Buradaki mesh'ten murad yıkamaktır» demesi bundandır. Doğrusuda budur. Hasılı: hadis-i şerif ayakların meshe benzer bir şekilde üstünkörü değilde tertemiz yıkanmasının farz olduğuna delildir. Yalnız Aynî Kaadî Iyaz'ın bu mes'eleye: «Abdesti testekmil alın» hadisiyle istidlalde bulunmasına itiraz etmiş: «Burada ayakların yıkanması mezkur emirden değil; cehennemle tehditten alınmıştır. «Abdesti testekmil alın.» cümlesini, ondan evvelki tehdit cümlesi üzerine atfetmemesi de bunu gösterir. Yani Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evvela ayakların yıkanacağını tehdit cümlesi ile ifade buyurmuş; sonra emir cümlesi ile bu ifadeyi te'kid eylemiştir. Binaenaleyh mezkur cümle gerek ayakların ve diğer yıkanması gereken azanın dikkatle ve tertemiz yıkanması gerekse başa mesh hususunda dikkatli davranarak her vazifeyi yerli yerince yapmayı bildiren umumi bir te'kid olmuş olur.» demişdir

Sahîh-i Müslim No. 573 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَلاَّمٍ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ، - يَعْنِي ابْنَ مُسْلِمٍ - عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ ابْنُ زِيَادٍ - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى رَجُلاً لَمْ يَغْسِلْ عَقِبَيْهِ فَقَالَ ‏ "‏ وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. Sellam el-Cumahi tahdis etti. Bize Rabi -yani b. Müslim- Muhammed -o İbn Ziyad'dır-'dan tahdis etti. Onun Ebu Hureyre'den rivayetine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayak ökçelerini yıkamamış bir adam görünce: "Ateşten dolayı ayak ökçelerinin vay haline!" buyurdu. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf

Abu Huraira reported:Allah's Apostle (ﷺ) saw a man who did not wash his heel and he remarked: Woe to the heels because of hell-fire

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya