1.116 hadis bulundu · sayfa 6/56
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ حُرِّمَتْ عَلَيْنَا الْخَمْرُ حِينَ حُرِّمَتْ وَمَا نَجِدُ ـ يَعْنِي بِالْمَدِينَةِ ـ خَمْرَ الأَعْنَابِ إِلاَّ قَلِيلاً، وَعَامَّةُ خَمْرِنَا الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ.
Enes'ten, dedi ki: "Hamr bize haram kılındı. Haram kılındığı sırada bizler -Medine'de- üzümlerden yapılan hamrı ancak çok az bulabiliyorduk. İçkimiz genel olarak Busr denilen taze hurma ile kuru hurma(dan) idi
Narrated Anas:"Alcoholic drinks were prohibited at the time we could rarely find wine made from grapes in Medina, for most of our liquors were made from unripe and ripe dates
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، حَدَّثَنَا عَامِرٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَامَ عُمَرُ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ أَمَّا بَعْدُ نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ وَهْىَ مِنْ خَمْسَةٍ الْعِنَبِ وَالتَّمْرِ وَالْعَسَلِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ، وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ.
İbn Ömer r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ömer minbere çıkarak dedi ki: İmdi, hamrı haram kılan buyruk indiğinde beş şeyden yapılırdı: Üzümden, kuru hurmadan, baldan, buğdaydan, arpadan. Hamr, aklı örten her şeydir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Genelolarak hamrımız (içkimiz) busr (denilen hurma koruğu) ile temr (denilen kuru hurma)dan idi." Yani sonunda hamra dönüşen, bunların suda ıslatılmış hali, çoğunlukla busr (denilen taze koruk hurma)dan ve temr (denilen olgunlaşmış kuru hurma)dan idi. Denildiğine göre Enes'in maksadı, hamr adını sadece üzümden yapılana tahsis eden kimselerin kanaat ni reddetmektir. Bir başka görüşe göre onun maksadı haram oluşun üzümden edinilen hamra (içkiye) mahsus olmadığı, aksine sarhoşluk verici her içkinin haramlık hükmünde onunla ortak olduğunu anlatmaktır. Bu açıklama daha güçıüciür. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır
Narrated Ibn `Umar:`Umar stood up on the pulpit and said, "Now then, prohibition of alcoholic drinks have been revealed, and these drinks are prepared from five things, i.e.. grapes, dates, honey, wheat or barley And an alcoholic drink is that, that disturbs the mind
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ أَسْقِي أَبَا عُبَيْدَةَ وَأَبَا طَلْحَةَ وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ مِنْ فَضِيخِ زَهْوٍ وَتَمْرٍ فَجَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ الْخَمْرَ قَدْ حُرِّمَتْ. فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ قُمْ يَا أَنَسُ فَأَهْرِقْهَا. فَأَهْرَقْتُهَا.
Enes b. Malik r.a.'dan, dedi ki: "Ebu Ubeyde'ye, Ebu Talha'ya ve Ubey b. Ka'b'a zehv denilen hurma koruğu ile kuru hurmadan yapılan içkiyi dağıtıyordum. Yanlarına birisi gelerek: İçki haram kılındı, dedi. Ebu Talha bunun üzerine: Kalk ey Enes, onu dök, dedi. Ben de onu döktüm
Narrated Anas bin Malik:I was serving Abu 'Ubaida, Abu Talha and Ubai bin Ka`b with a drink prepared from ripe and unripe dates. Then somebody came to them and said, "Alcoholic drinks have been prohibited." (On hearing that) Abu Talha said, "Get up. O Anas, and pour (throw) it out! So I poured (threw) it out
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، قَالَ كُنْتُ قَائِمًا عَلَى الْحَىِّ أَسْقِيهِمْ ـ عُمُومَتِي وَأَنَا أَصْغَرُهُمُ ـ الْفَضِيخَ، فَقِيلَ حُرِّمَتِ الْخَمْرُ. فَقَالُوا أَكْفِئْهَا. فَكَفَأْتُهَا. قُلْتُ لأَنَسٍ مَا شَرَابُهُمْ قَالَ رُطَبٌ وَبُسْرٌ. فَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَنَسٍ وَكَانَتْ خَمْرَهُمْ. فَلَمْ يُنْكِرْ أَنَسٌ. وَحَدَّثَنِي بَعْضُ أَصْحَابِي أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا يَقُولُ كَانَتْ خَمْرَهُمْ يَوْمَئِذٍ.
Mu'temir'den, o babasından şöyle dediğini nakletti: "Enes'i şöyle derken dinledim: Ben bir eğlence meclisinde ayakta -en küçükleri ben olduğum halde- amcalarıma el-fadıh denilen içkiyi sunuyordum. İçki haram kılındı, denildi, onlar da onu dök, dediler. Ben de onu döktüm. Enes'e: İçkileri ne idi, diye sordum. O: Rutab denilen taze hurma ile busr denilen hurma koruğu içkisi idi, dedi. Ebu Bekr b. Enes dedi ki: Onların hamrı da bu idi. Enes de buna karşı çıkıp reddetmedi
Narrated Anas:While I was waiting on my uncles and serving them with (wine prepared from) dates----and I was the youngest of them----it was said, "Alcoholic drinks have been prohibited." So they said (to me), "Throw it away." So I threw it away
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ أَبُو مَعْشَرٍ الْبَرَّاءُ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي بَكْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ الْخَمْرَ حُرِّمَتْ، وَالْخَمْرُ يَوْمَئِذٍ الْبُسْرُ وَالتَّمْرُ.
Enes b. Malik'ten rivayete göre "Hamr (içki) haram kılındığında o gün içki busr (denilen taze hurma)dan ve temr (denilen olgun kuru hurma)dan yapılıyordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İçkinin haram kılınışı nazil olduğunda busr ve temrden idi." Yani bunlardan yapılıyor veya ediniliyordu. "Zehv ve temrin fadlhinden ... " el-fadıh, hurma koruğu ezilip, yarılıp, nebız yapılan içkinin adıdır. Zehv ise rutab seviyesine gelmeden önce kızaran yahut sararan koruk hurma olan el-busr ile aynı şeydir. "Onlara birisi geldi." İbn Merduye'nin rivayetine göre Enes şöyle demiştir: "Içki haram kılınıp da ashabından birtakım kimseler içki önlerinde olduğu halde bana and verince, ben de ayağımla içkiyi tekmeledim ve: Artık içkinin haram kılınış hükmü nazil olmuştur, dedim." "İçki haram kılındığında o gün içki busrden yapılıyordu." Üzümden yapılmış hamr (şarab)ın azının da, çoğunun da haram kılındığı hususunda icma' gerçek" leştiği gibi, azının haram kılınışındaki illetin, fazlasını içmeye davet edişi olduğu üzerinde de icma' olmuştur. Ama üzümden yapılan şarap ile başkaşeylerden yapılan şarap arasında hüküm bakımından farklılık gözetenler, üzümden yapılan şarap hakkında, -ileride açıklanacağı üzere- pişirilmesi hali dışında azı da, çoğu da haram olur, ama üzümden başkasından yapılanşarabın ancaksarhoşluk veren miktarı haramdır, daha azı haram değildir, demişlerdir. Böylelikle her ikisinde illetin aynı olmasına rağmen, isimlerin farklılığını ileri sürerek bu tür şaraplar arasında fark gözetmişlerdir. Ama üzümden yapılan şarap hakkında söz konusu olan herbir şey başkasından yapılan şeyler hakkında da söz konusudur. Kurtubi der ki: Bu, kıyas türlerinin en inceliklilerindendir. Çünkü burada fer' (küçük önerme) asla (büyük önermeye) bütün nitelikleri bakımından eşit bulunmaktadır. Üstelik bu hususta kıyas, sahih nasların zahirlerine de uygundur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Daha sonra Beyhaki, nebızin su ile kırılması (etkisinin giderilmesi) hususunda gelmiş olan hadisleri söz konusu etmektedir. Bu hadislerden birisini Hemmam b. el-Haris, Ömer'den rivayet etmiştir. Buna göre "Ömer bir seferde iken ona bir nebız getirildi, o da ondan içti. Arkasından kaşlarını çatıp suratını ekşitti, sonra da: Taif nebızi şiddetlidir (ağırdır), diyerek su istedi ve üzerine su döktükten sonra içti." Hadisin senedi kavidir. Bu hususta varid olmuş en sahih rivayet budur. Ama bu o nebızin sarhoşluk verecek sınıra ulaştığı hususunda da bir nas değildir. Çünkü sarhoşluk verecek sınıra ulaşmış olsaydı, üzerine su dökmek, haramlığını gidermezdi. Tahav! de bunu itiraf ederek şöyle demiştir: Eğer haram olacak sınıra ulaşmış olsaydı, su dökmek ile şiddeti gitse bile helal olmazdı. Böylelikle üzerine su dökmeden önce de onun haram olmadığı sabit olmaktadır. Derim ki: O halde nebız sarhoşluk verecek sınıra ulaşmadığı takdirde, azının da, çoğunun da içilmesinin mubah olduğu hususunda görüş ayrılığı yoktur
Narrated Anas bin Malik:Alcoholic drinks were prohibited. At that time these drinks used to be prepared from unripe and ripe dates
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ فَقَالَ " كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهْوَ حَرَامٌ ".
Aişe r.anha'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bit'e dair soru soruldu, o da: Sarhoşluk veren her bir içki haramdır, diye buyurdu
Narrated `Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) was asked about Al-Bit. He said, "All drinks that intoxicate are unlawful (to drink)
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْبِتْعِ وَهْوَ نَبِيذُ الْعَسَلِ، وَكَانَ أَهْلُ الْيَمَنِ يَشْرَبُونَهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ شَرَابٍ أَسْكَرَ فَهْوَ حَرَامٌ ".
Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'e bal nebızi olup -Yemen ahalisinin içtikleri bir içki olan- el-bit' hakkında soru soruldu da Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Sekir (Sarhoşluk) veren her bir içecek haramdır, buyurdu
Narrated 'Aisha: Allah's Messenger (ﷺ) was asked about Al-Bit a liquor prepared from honey which the Yemenites used to drink. Allah's Messenger (ﷺ) said, "All drinks that intoxicate are unlawful (to drink)
وَعَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَنْتَبِذُوا فِي الدُّبَّاءِ، وَلاَ فِي الْمُزَفَّتِ ". وَكَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يُلْحِقُ مَعَهَا الْحَنْتَمَ وَالنَّقِيرَ.
Enes b. Malik r.a.'den rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "ed-Dubba' denilen (Kabak) ile, zift ile sıvanmış kaplarda nebız (şıra) yapmayınız diye buyurdu. Ebu Hureyre de el-Hantem (denilen testiyi) ve en-Nakır (denilen hurma kütüğü oyularak yapılan) kapları da bunlara katıyordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ona el-bit'e dair soru soruldu." Bu hadisi Müslim, Ebu Musa'dan diye rivayetetmiştir. Buna göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini Yemen'e göndermiş, o da ona Yemen'de yapılan bazı içeceklere dair soru sormuştu. Allah Rasulü: "Bunlar nelerdir diye sorunca, Ebu Musa: Bunlar el-bit' ve el-mezar denilen içeceklerdir, dedi. Bu sefer Allah Rasulü: Sarhoşluk veren her şey haramdır, buyurdu. Ben Ebu Burde'ye: el-Bit' nedir diye sordum. O: Bal nebızi (şırası)dır dedi." Hadisten anlaşıldığına göre ister üzüm suyundan, ister başkasından yapılmış olsun, sarhoşluk veren her şey haramdır. el-Mazerı dedi ki: Şiddetlenmeden önce üzüm suyunun helalolduğu üzerinde icma' ettikleri gibi, şiddetlenip kaynayıp köpük attığı takdirde de azının da, çoğunun da haram olduğu üzerinde fukaha icma' etmişlerdir. Bundan sonra eğer kendiliğinden sirkeye dönüşürse yine icma' ile helalolur. O halde nazar-ı itibara alınan bu hükümlerin, edinilen bu içeceklerin değişmesi halinde değişeceğidir. Bu durum ise bunların birbirleriyle oldukça irtibatlı olduklarını göstermekte ve haram kılınış illetinin sarhoşluk veridiik olduğuna delilolmaktadır. O halde bu da şunu gerektirir: Sarhoşluk verme özelliğini taşıyan her bir içkinin azını da, çoğunu da kullanmak haram olur. --- Mazeri'nin açıklamalarıburada sona ermektedir. --- el-Mazeri'nin bir istinbat olarak sözünü ettiği hükmün, haberin bazı rivayet yollarında açıkça ifade edildiği de sabit olmuştur. Ebu Davud ve Nesai sahih olduğunu belirterek İbn Hibban'ın, Cabir'den şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: "Rasulullah s;,ılallahu a1eyhi ve sellem şöyle buyurdu: çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır." "Ebu Hureyre bunlara el-hantem ve en-nakir denilen kapları da katıyordu. Müslim, Zazan yoluyla şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Ben İbn Ömer'e kaplara dair soru sordum ve: Bize bu haber sizin şivenizle ulaştı, sen de bize bunu bizim şivemizle açıkla. O da şöyle dedi: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem testi demek olan el-Hantemeyi, kabak demek olan ed-dubba'yı, hurma kütüğünün oyularak kap haline getirilmesi demek olan en-nakiri ve zift ile sıvanan kap olan el-mukayyar'ı yasaklad
Anas bin Malik said: Allah's Messenger (ﷺ) said, "Do not make drinks in Ad-Dubba' nor in Al-Muzaffat. Abu Huraira used to add to them Al-Hantam and An-Naqir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَبِي حَيَّانَ التَّيْمِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ خَطَبَ عُمَرُ عَلَى مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّهُ قَدْ نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ، وَهْىَ مِنْ خَمْسَةِ أَشْيَاءَ الْعِنَبِ وَالتَّمْرِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالْعَسَلِ، وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ، وَثَلاَثٌ وَدِدْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يُفَارِقْنَا حَتَّى يَعْهَدَ إِلَيْنَا عَهْدًا الْجَدُّ وَالْكَلاَلَةُ وَأَبْوَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الرِّبَا. قَالَ قُلْتُ يَا أَبَا عَمْرٍو فَشَىْءٌ يُصْنَعُ بِالسِّنْدِ مِنَ الرُّزِّ. قَالَ ذَاكَ لَمْ يَكُنْ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَوْ قَالَ عَلَى عَهْدِ عُمَرَ. وَقَالَ حَجَّاجُ عَنْ حَمَّادٍ عَنْ أَبِي حَيَّانَ مَكَانَ الْعِنَبِ الزَّبِيبَ.
İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Ömer, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in minberi üzerinde bir hutbe vererek şunları söyledi: Hamrın (içkinin) haram edilmesi ile ilgili buyruk nazil olduğunda içki beş şeyden yapılıyordu: Üzüm, hurma, buğday, arpa ve bal. Hamr ise aklı örtüp perdeleyen şeydir. Üç husus vardır ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onlara dair açıklayıcı hükmünü bize açıklamadan bizden ayrılmamasIni çok arzu ederdim. Bunlar dede ile kelale(nin mirası) ve ribaya (faize) dair bazı hususlardır." (Ebu Hayyan et-Teyml) dedi ki: Ben (Amir eş-Şa'bi'ye): Ey Ebu Amr, Sind denilen ülkede pirinçten yapılan bir şey (içki) var. (Onun hükmü nedir?) diye sordum. O: O dediğin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde yoktu -yahut da: Ömer döneminde yoktu- diye cevap verdi. Haccac da, Hammad'dan, o Ebu Hayyan'dan rivayetinde "üzüm" yerine "kuru üzüm" lafzInI kullanmıştır
Narrated Ibn `Umar:`Umar delivered a sermon on the pulpit of Allah's Messenger (ﷺ), saying, "Alcoholic drinks were prohibited by Divine Order, and these drinks used to be prepared from five things, i.e., grapes, dates, wheat, barley and honey. Alcoholic drink is that, that disturbs the mind." `Umar added, "I wish Allah's Apostle had not left us before he had given us definite verdicts concerning three matters, i.e., how much a grandfather may inherit (of his grandson), the inheritance of Al-Kalala (the deceased person among whose heirs there is no father or son), and various types of Riba(1 ) (usury)
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ الْخَمْرُ يُصْنَعُ مِنْ خَمْسَةٍ مِنَ الزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالْعَسَلِ.
İbn Ömer'den rivayete göre "Ömer r.a. dedi ki: Hamr (içki) beş şeyden yapılır: Kuru üzümden, kuru olgun hurmadan, buğdaydan, arpadan ve baldan." Fethu'l-Bari Açıklaması: Ömer'in bu dedikleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den açık ifadeler halinde rivayet edilmiş bulunmaktadıı:. Dört Sünen sahibi tarafından rivayet edilip İbn Hibban'ın da sahih olduğunu belirttiği eş-Şa'bi'den iki yolla nakledilmiş olan rivayete göre "en-Numan b. Beşir dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Hamr (içki) sıkılmış meyve suyundan, kuru üzümden, hurmadan, buğdaydan, arpadan ve darıdan yapılır ve ben size sarhoşluk verici her şeyi yasaklıyorum." Lafız EbQ Davud'a ait. "Hamr (içki) aklı örtüp perdeleyen her şeydir." (Hamr kökünden gelen ve örtüp perdeleyen anlamı verilen: Hamera lafzı) örten, onunla iç içe olup karışarak onu kendi hali üzere bırakmayan demektir. "Arzu ederdim", temenni ederdim. Böyle bir temennide bulunmasının sebebi açıklamanın yapılmış olması halinde ictihadın ihtiva ettiği sakıncalardan uzak kalınmasıdır. Bu sakınca ise düşülmesi ihtimali bulunan hatadır. Her ne kadar idihad dolayısıyla ecir alınsa bile hata yapılması halinde ikinci ecri elde edemez; ama nassın gereğince amel etmek katıksız bir isabettir. "Bize açıklamayapmadan bizden ayrılmamasını arzu ederdim." Müslim'deki rivayette: "Nihai olarak kendisine başvurulacak bir açıklama" şeklindedir. Bu ifadeler onun bu konuda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den gelen bir nass! bilme diğini göstermekte ve diğertaraftan içkiye dair haber verdiği husus dolayısı ile daha başka bir şeye ihtiyaç duymayacak şekilde Nebiden kendisine ulaşmış bir bilgiye sahip olduğu izlenimini vermektedir ki, bu hususta hutbesinde kesin bir kanaatini de belirtmiş oldu. "Dede ile kelale(nin mirası) ve faize dair bazı bahisler." Dededen maksat, mirastan hak ettiği miktarın ne olduğudur. Çünkü ashab-ı kiram bu hususta çok büyük ihtilafa düşmüşlerdir. İleride Feraiz (miras bahisleri) bölümünde(6738.hadiste) Ömer'den bu hususta farklı hükümler verdiğine dair açıklamalar gelecektir. Kelale'ye dair açıklamalar da aynı şekilde Feraiz bölümünde gelecektir. Faiz ile ilgili çeşitli konulara gelince, muhtemelen bu sözüyle riba'l-fadl (denilen fazlalık faizin)e işaret etmektedir. Çünkü nesıe ribası (vade faizi) üzerinde ashab-ı kiram arasında ittifak vardır
Narrated 'Umar: "Alcoholic drinks are prepared from five things, i.e., raisins, dates. wheat, barley and honey
وَقَالَ هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، حَدَّثَنَا عَطِيَّةُ بْنُ قَيْسٍ الْكِلاَبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ غَنْمٍ الأَشْعَرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَامِرٍ ـ أَوْ أَبُو مَالِكٍ ـ الأَشْعَرِيُّ وَاللَّهِ مَا كَذَبَنِي سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَيَكُونَنَّ مِنْ أُمَّتِي أَقْوَامٌ يَسْتَحِلُّونَ الْحِرَ وَالْحَرِيرَ وَالْخَمْرَ وَالْمَعَازِفَ، وَلَيَنْزِلَنَّ أَقْوَامٌ إِلَى جَنْبِ عَلَمٍ يَرُوحُ عَلَيْهِمْ بِسَارِحَةٍ لَهُمْ، يَأْتِيهِمْ ـ يَعْنِي الْفَقِيرَ ـ لِحَاجَةٍ فَيَقُولُوا ارْجِعْ إِلَيْنَا غَدًا. فَيُبَيِّتُهُمُ اللَّهُ وَيَضَعُ الْعَلَمَ، وَيَمْسَخُ آخَرِينَ قِرَدَةً وَخَنَازِيرَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ".
(Abdurrahman b. Ganm el-Eş'ari), Ebu Amir -ya da Ebu Malik- el-Eş'ari'den rivayetle dedi ki: "Allah 'a yemin ederim, o bana yalan söylemiş değildir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: Ümmetimden bazı kavimler çıkacak ve bunlar hirri (zinayı), ipeği, hamrı ve eğlence aletlerini çalmayı helal belleyecekler. Andalsun bazı topluluklar bir dağın yakınında konaklayacaklar. Çobanları onlara ait koyunlar ile gelecek. Fakir bir kimse bir ihtiyaç için yanlarına varacak da onlar: Sen yarın bize tekrar gel, diyecekler. Allah da onlara geceleyin azap gönderecek, dağı başlarına yıkacak. (Bu azaptan kurtulan) diğerlerini ise kıyamet gününe kadar mesh ederek maymunlara ve domuzlara dönüştürecektir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Hirr'i ... helal bilecekler." el-Hirr, ferc demektir. Yani zinayı helal bilecekler. "Çalgı aletlerini", eğlence araçlarını demektir. "Ve birtakım topluluklar bir dağın yanında konaklayacaklar." (Dağ anlamı verilen) Alem: yüksek dağ demektir. Dağın tepesi diye de açıklanmıştır. "Allah geceleyin onları helak edecek." Geceleyin gönderdiği azap ile onları helak edecek. Çünkü (geceleyin helak etmek anlamı verilen) el-beyat: düşmanın geceleyin baskın yapması demektir. "Dağı başlarına yıkacak." Yani dağı üzerlerine düşürecek, yıkacak. İbn Battal dedi ki: Eğer alem 'den kasıt dağ ise onu üzerlerine kısım kısım yıkacaktır. Eğer yüksek bir bina demek ise o binayı yıkacaktır ve buna benzer bir iş olacaktır, demektir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Bu hadiste Allahlın haram kıldığı bir şeyi ismini değiştirmek suretiyle helal kılmak için hileli yollara sapan kimselere ağır bir tehdit vardır. 2- Hüküm, illet ile beraberdir. İçkinin haram kılınmasındaki illet ise sarhoşluk vermesidir. O halde sarhoşluk nerede bulunursa haram hükmü de orada . vardır. İsterse isim devam etmesin. 3- İbnu'l-fuab1 der ki: Bu hadis, hükümlerin, isimlerin lafızlan ile değil de bizzat manalar ile alakalı olduğu hususunda esaslı bir dayanaktır. Bu da hükmü lafza ait olarak kabul edenlerin kanaatini reddetmektedir
Narrated Abu 'Amir or Abu Malik Al-Ash'ari: that he heard the Prophet (ﷺ) saying, "From among my followers there will be some people who will consider illegal sexual intercourse, the wearing of silk, the drinking of alcoholic drinks and the use of musical instruments, as lawful. And there will be some people who will stay near the side of a mountain and in the evening their shepherd will come to them with their sheep and ask them for something, but they will say to him, 'Return to us tomorrow.' Allah will destroy them during the night and will let the mountain fall on them, and He will transform the rest of them into monkeys and pigs and they will remain so till the Day of Resurrection
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَهْلاً، يَقُولُ أَتَى أَبُو أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ فَدَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عُرْسِهِ، فَكَانَتِ امْرَأَتُهُ خَادِمَهُمْ وَهْىَ الْعَرُوسُ. قَالَتْ أَتَدْرُونَ مَا سَقَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْقَعْتُ لَهُ تَمَرَاتٍ مِنَ اللَّيْلِ فِي تَوْرٍ.
(Ebu Hazim'den, dedi ki): Ben Sehl'i şöyle derken dinledim: "Ebu Useyd es-Saidi gelerek Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendi düğün (yemeğin)e davet etti. Onlara hizmet eden -gelin haliyle- hanımı idi. Hanım!: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ne içecek ikram ettiğimi biliyor musunuz? Ben ona geceden bir tevr (denilen toprak ya da taşdan yapılmış kap) içinde birkaç tane hurma ıslatmıştım (da onun şırasını içirdim), dedi
Narrated Sahl:Abu Usaid As-Sa`idi came and invited Allah's Messenger (ﷺ) on the occasion of his wedding. His wife who was the bride, was serving them. Do you know what drink she prepared for Allah's Messenger (ﷺ) ? She had soaked some dates in water in a Tur overnight
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الظُّرُوفِ فَقَالَتِ الأَنْصَارُ إِنَّهُ لاَ بُدَّ لَنَا مِنْهَا. قَالَ " فَلاَ إِذًا ". وَقَالَ خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ عَنْ جَابِرٍ بِهَذَا حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بِهَذَا وَقَالَ فِيهِ لَمَّا نَهَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ الْأَوْعِيَةِ
Cabir r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem birtakım kapları kullanmayı yasakladı. Ensar: Biz onları kullanmadan edemeyiz, dediler. Allah Resulü de: O halde bunları kullanmak nehyedilmez, diye buyurdu." Süfyan'dan rivayete göre o bu hadisi naklederken: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kaplar anlamı verilen "ez-zurCıf" lafzı yerine (aynı anlamdaki) el-ev'iye (lafzını kullanarak) nehyedince ... " demiştir
Narrated Jabir:Allah's Messenger (ﷺ) forbade the use of (certain) containers, but the Ansar said, "We cannot dispense with them." The Prophet (ﷺ) then said, "If so, then use them
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ أَبِي مُسْلِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي عِيَاضٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الأَسْقِيَةِ قِيلَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ كُلُّ النَّاسِ يَجِدُ سِقَاءً فَرَخَّصَ لَهُمْ فِي الْجَرِّ غَيْرِ الْمُزَفَّتِ.
Abdullah b. Amr r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içecek doldurmak için kullanılan birtakım kapları kullanmayı yasaklayınca ona: Herkes içecek koyacak bir kap bulamayabilir, denildi. Bunun üzerine o da zift ile sıvanmış olanlar dışındaki testileri kullanmak hususunda onlara ruhsat verdi
Narrated `Abdullah bin `Amr:When the Prophet (ﷺ) forbade the use of certain containers (that were used for preparing alcoholic drinks), somebody said to the Prophet (ﷺ) . "But not all the people can find skins." So he allowed them to use clay jars not covered with pitch
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ. حَدَّثَنَا عُثْمَانُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ عَنِ الأَعْمَشِ بِهَذَا.
Ali r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ed-Dubba (kabak) ile el-müzeffet (zift ile sırlanmış, sıvanmış) denilen kapları kullanmayı nehyetti
Narrated `Ali:the Prophet (ﷺ) forbade the use of Ad-Dubba' and Al Muzaffat. A'mash also narrated this
حَدَّثَنِي عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قُلْتُ لِلأَسْوَدِ هَلْ سَأَلْتَ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ عَمَّا يُكْرَهُ أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ فَقَالَ نَعَمْ قُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ عَمَّا نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنْتَبَذَ فِيهِ قَالَتْ نَهَانَا فِي ذَلِكَ أَهْلَ الْبَيْتِ أَنْ نَنْتَبِذَ فِي الدُّبَّاءِ وَالْمُزَفَّتِ. قُلْتُ أَمَا ذَكَرْتِ الْجَرَّ وَالْحَنْتَمَ قَالَ إِنَّمَا أُحَدِّثُكَ مَا سَمِعْتُ، أَفَأُحَدِّثُ مَا لَمْ أَسْمَعْ
İbrahim'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben el-Esved'e: mu'minlerin annesi Aişe'ye, içinde nebız (şıra) yapılması mekruh olan kaplara dair bir soru sordun mu, dedim. O: Ben mu'minlerin annesi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nelerden nebız (şıra) yapılmasını nehyetti, diye sordum, dedi. O: Allah Resulü bize yani ehl-i beytine dubba (denilen kabak) ve müzeffet denilen (zift ile sırlanmış) kapial'da nebız (şıl'a) yapmamızı nehyetti, dedi. Ben: (İbrahim) ona: O testi ile el-hantem denilen testi türünü söz konusu etmedi mi, diye sordum. O da (yani el-Esved de) bana: Ben sana duyduğum şekilde hadisi naklediyorum. Sana duymadığımı hadis diye nakledebilir miyim, dedi
Narrated Ibrahim:I asked Al-Aswad, "Did you ask `Aisha, Mother of the Believers, about the containers in which it is disliked to prepare (non-alcoholic) drinks?" He said, "Yes, I said to her, 'O Mother of the Believers! What containers did the Prophet (ﷺ) forbid to use for preparing (non-alcoholic) drinks?" She said, 'The Prophet forbade us, (his family), to prepare (non-alcoholic) drinks in Ad-Dubba and Al-Muzaffat.' I asked, 'Didn't you mention Al Jar and Al Hantam?' She said, 'I tell what I have heard; shall I tell you what I have not heard?
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الشَّيْبَانِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْجَرِّ الأَخْضَرِ. قُلْتُ أَنَشْرَبُ فِي الأَبْيَضِ قَالَ لاَ.
Abdullah b. Ebi Evfa r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yeşil testileri kullanmayı nehyetti." Ben (ravilerden eş-Şeybani) ona Abdullah b. Ebi Evfa'ya): Peki, beyaz olanlarından içebilir miyiz, diye sordum. O: Hayır, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal dedi ki: Çeşitli kapları kullanmanın yasaklanışı, zerianın sonunu getirmek (harama giden yolları kapatmak) için idi. Bu sebeple ashabın: Bizlerin şıra yapmak için bu kaplara ihtiyacımız var, başkasını bulamıyoruz demeleri üzerine o da: Şıra yapabilirsiniz ama sarhoşluk verici her şey haramdır, diye buyurdu. Başka bir husus göz önünde bulundurulmak suretiyle yasaklanmış her şey hakkında hüküm böyledir. Bu takdirde zaruret dolayısıyla hüküm kalkar. Yollarda oturmanın yasaklanışı gibi. .. Ashab: Yollarda oturmak bizim için kaçınılmaz bir şeyciir deyince, Allah Rasulü de: "O halde yolun hakkını veriniz" diye buyurdu. el-Hattabı de şöyle demiştir: Cumhur, nehyin ilk zamanlarda ?Iduğu, sonra da neshedildiği görüşündedir. Bir kesim de bu kaplarda nebız (şıra) yapma yasağının kalıcı olduğu kanaatindedir. İbn Ömer ve İbn Abbas bu kanaatte olanlar arasındadır. Malik, Ahmed ve İshak da bu görüştedirler. Evet, el-Hattabı bunu bu şekilde mutlak olarak söylemiş bulunmaktadır. Hattabı der ki: Ancak birinci görüş daha sahihtir. Bu nehyin asılsebebi de şudur: İçkinin mubah olduğu dönem henüz fazla uzak değildi. Haram olduğu hükmü etrafa yayılınca artık onlara sarhoşluk veren içkileri terk etmek şartıyla her kapta nebız (şıra) yapmaları mubah kılındı. Yasağın devam ettiği görüşünde olanlara nesh edici hüküm ulaşmamış gibidir. el-Hazimı de şöyle demektedir: İmam Malik'in görüşünüdestekleyen kimseler şöyle diyebilirler: Önce bütün kapların kullanılmasına dair yasak geldi. Daha sonra bu kaplardan, derilerden yapılmış kaplar ile ziftlenmemiş testiler nesh edildi. Diğerlerinin yasaklığı ise devam etti. Ancak diğer taraftan buna Müslim'de yer alan Bureyde yoluyla gelen şu lafızdaki hadis söz konusu edilerek itiraz edilmiştir: "Daha önce ben sizlere deriden yapılmış kaplar (kırbalar) dışındaki bütün kaplardan içecekleri yasaklamış idim. Şimdi her bir kaptan içebilirsiniz. Ancak sarhoşluk verici bir şey içmeyiniz." (el-Hazimı) dedi ki: Her iki rivayetin telif yolu şöyle yapılabilir: Nehy genel olarak bütün kaplar hakkında varid olunca, ona bu kaplara muhtaç olduklarını belirterek şikayet arz ettiler. Bunun üzerine onlara deriden yapılmış kaplarda nebız yapmaya ruhsat verdi. Arkasından herkesin böyle bir kap (kırba ve benzeri) bulamadıklarından şikayet edince, bu sefer onlara bütün kapları kullanmaya ruhsat verdi
Narrated Ash-Shaibani:I heard `Abdullah bin Abi `Aufa saying, "The Prophet (ﷺ) forbade the use of green jars." I said, "Shall we drink out of white jars?" He said, "No
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ، أَنَّ أَبَا أُسَيْدٍ السَّاعِدِيَّ، دَعَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لِعُرْسِهِ، فَكَانَتِ امْرَأَتُهُ خَادِمَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَهْىَ الْعَرُوسُ. فَقَالَتْ مَا تَدْرُونَ مَا أَنْقَعْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْقَعْتُ لَهُ تَمَرَاتٍ مِنَ اللَّيْلِ فِي تَوْرٍ.
Ebu Hazim dedi ki: Sehl b. Sa'd es-Said1'yi şöyle derken dinledim: "Ebu Useyd es-Said1 Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i düğün (yemeğin)e davet etti. O gün onların hizmetini gelin olan hanım! yapmıştı. Hanımı: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e neyi ıslatıp şırasını verdiğimi biliyor musunuz? Ben ona geceden bir tevr (denilen toprak, taştan yapılma kap) içinde birkaç hurma ıslatmıştım (da onun suyunu ona ikram ettim), dedi
Narrated Sahl bin Sa`d:Abu Usaid As Sa`idi invited the Prophet (ﷺ) to his wedding banquet. At that time his wife was serving them and she was the bride. She said, ''Do you know what (kind of syrup) I soaked (made) for Allah's Apostle? I soaked some dates in water in a Tur (bowl) overnight
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الْجُوَيْرِيَةِ، قَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ عَنِ الْبَاذَقِ،. فَقَالَ سَبَقَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم الْبَاذَقَ، فَمَا أَسْكَرَ فَهْوَ حَرَامٌ. قَالَ الشَّرَابُ الْحَلاَلُ الطَّيِّبُ. قَالَ لَيْسَ بَعْدَ الْحَلاَلِ الطَّيِّبِ إِلاَّ الْحَرَامُ الْخَبِيثُ.
Ebu'l-Cuveyriye'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İbn Abbas'a bazek denilen içecek hakkında soru sordum. O bana: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazek hakkında hükmünü önceden vermiş bulunuyor. Sarhoşluk veren her şey haramdır, diye buyurmuştur, dedi. (Ebu'I-Cuveyriye): Şarap (denilen içecek) hoş ve hela! bir şeydir dedi. İbn Abbas: Helal ve hoş olanın dışında ancak haram ve murdar olan vardır, diye cevap verdi
Narrated Abu Al-Juwairiyya:I asked Ibn `Abbas about Al-Badhaq. He said, "Muhammad prohibited alcoholic drinks before It was called Al-Badhaq (by saying), 'Any drink that intoxicates is unlawful.' I said, 'What about good lawful drinks?' He said,'Apart from what is lawful and good, all other things are unlawful and not good (unclean Al-Khabith)
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ وَالْعَسَلَ.
Aişe r.anhiı'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem helvayı ve balı severdi" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Bazek", kaynatıhp pişirilen şarap demektir. Ebu Ubeyde -ki b. el-Cerrah'tır- Muaz -ki İbn Cebel 'dir- 'dan nakledilen sözlerini Ebu Müslim el-Keccl, Said b. Mansur ve İbn Ebi Şeybe, Katade yoluyla Enes'ten diye rivayet etmişlerdir: "Ebu Ubeyde, Muaz b. Cebel ve Ebu Talha tıla denilen şırayı ve üçte ikisi gidip, üçte biri kalıncaya kadar pişirilen şarabı içerlerdL" Tıla, pekmez demektir. Develere sürülen (ve tıla adı verilen) katrana benzetilmiştir. Bu da develerin yağlandığı katran anlamındadır. Üzümün sıkılmış suyu katılaşıncaya kadar pişirildiği takdirde. develere sürülen katranın katılığına benzer. Bu durumda da çoğunlukla sarhoşluk vermez. Omer onunla birlikte adı geçenlere belirtilen hüküm konusunda Ebu Musa ve Ebu'd-Derda da muvafakat etmişlerdir. Ebu Musa ve Ebu'd-Derda'nın bu görüşlerini de Nesai onlardan nakletmiş bulunmaktadır. Ali, Ebu Umame, Halid b. el-Velid ve diğerlerinin de buna muvafık kanaatlerini İbn Ebi Şeybe ve başkalarırivayet etmiş bulunmaktadır. Tabi'inden İbnu'lMüseyyeb, el-Hasen ve İkrime, fukahadan ise es-Sevri, el-leys, Malik, Ahmed ve Cumhur da onlara bu görüşte muvafakat etmişlerdir. Bunlara göre onu içmenin mubah olmasının şartı, sarhoşluk vermemesidir. Ancak bir kesim de vera , yolunu seçerek bunu mekruh görmüşlerdir. "İçki kokusu aldım. Ben o içkinin durumunu soruş.turacağım. Eğer sarhoşluk veriyorsa ona celde vuracağım." Bu da ko ku sebebiyle had uygulamanın caiz oluşuna delil gösterilmiştir. Kur'an'ın Faziletleri bahsinde İbn Mesud'dan buna göre uygulama yaptığına dair nakil gelmiş bulunmaktadır. İbnu'l-Münzir de Ömer b. Abdulaziz ve Malik'ten buna benzer bir kanaat naklettniştir. Malik dedi ki: Daha önce içki içip de tevbe edenlerden adaletli iki kişi, aldıkları kokunun şarap kokusu olduğuna dair şahitlik ederse had uygulamak icap eder. Ancak cumhur buna muhalefet ederek: Had ancak ya ikrar ile yahut içki içildiğine tanık olunduğuna dair beyyine ile icap eder. Çünkü bazen kokular birbirine benzeyebilir. Had ise bir şüphe ile birlikte uygulanmaz. Ömer'in başından geçen olayda koku sebebiyle celde cezası uyguladığına dair açık ifade yoktur. Aksine anlatılanların zahiri, onun bu hususta ikrara ya da beyyineye dayanmış olmasını gerektirmektedir. Çünkü sormadıkça oğluna celde vurmamıştır. "Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazekin hükmünü daha önceden açıklamış bulunmaktadır. Sarhoşluk veren herşey haramdır." el-Mühelleb dediki: Yani onlar şaraba bazek adını vermeden önce de O Sallallahu Aleyhi ve Sellem şarabı haram kılmıştı. İbn Battal dedi ki: "Sarhoşluk veren herşey haramdır" sözü ile bunu yaptığını kastetmektedir. Bazek, baldan yapılan bir içkidir. Anlamın şöyle olma ihtimali de vardır: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, şarabın haram oluşuna dair hükmü, onların bu şaraba bir başka isim vermelerinden öncedir. Onların ismini değiştirmeleri sarhoşluk verici olması halinde onu helal kılmaz. (İbn Batlal) dedi ki: Sanki İbn Abbas soru sorandan bazek denilen içkiyi helal gördüğü anlamını çıkarmış gibidir. Bundan dolayı işin kökünü kestirip atmış ve böyle bir ümidini suya düşürmüş, onun dayandığı noktadan onu uzaklaştırarak kendisine: Sarhoşluk veren her şeyin haram olduğunu ve verilen adlara itibar edilmeyeceğini haber vermiştir
Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) used to like sweet edible things and honey