1.909 hadis bulundu · sayfa 19/96
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، وَعَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ إِنْ كُنْتُ لأَدْخُلُ الْبَيْتَ لِلْحَاجَةِ وَالْمَرِيضُ فِيهِ فَمَا أَسْأَلُ عَنْهُ إِلاَّ وَأَنَا مَارَّةٌ وَإِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُدْخِلُ عَلَىَّ رَأْسَهُ وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ فَأُرَجِّلُهُ وَكَانَ لاَ يَدْخُلُ الْبَيْتَ إِلاَّ لِحَاجَةٍ إِذَا كَانَ مُعْتَكِفًا . وَقَالَ ابْنُ رُمْحٍ إِذَا كَانُوا مُعْتَكِفِينَ .
Bize Kuteybe b. Said de tahdis etti. Bize Leys tahdis etti. (H) Bize Muhammed b. Rumh da tahdis edip dedi ki: Bize Leys, İbn Şihab'dan haber verdi. O Urve ve Abdurrahman kızı Amre' den rivayet ettiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Aişe (r.anha) dedi ki: Ben (itikafta iken) ihtiyacım için eve girerdim. Evde hasta bulunduğu halde onun halini ancak geçip giderken sorardım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de mescitte bulunduğu halde başını benim bulunduğum tarafa doğru (mescitten dışarı çıkarır odamdan içeriye) sokar, ben de onun saçlarını tarardım. İtikafta bulunduğu zaman ancak bir ihtiyaç için eve girerdi. İbn Rumh dedi ki: (Bu işleri) itikafta bulundukları zaman (yaparlardı).
Amra daughter of 'Abd al-Rahman reported:'A'isha, wife of the Messenger of Allah (ﷺ) observed: When I was (in I'tikaf), I entered the house for the call of nature, and while passing I inquired after the health of the sick (in the. family), and when the Messenger of Allah (ﷺ) was (in I'tikaf), he put out his head towards me, while he himself was in the mosque, and I combed his hair; and he did not enter the house except for the call of nature so long as he was In I'tikaf; and Ibn Rumh stated: As long as they (the Prophet and his wives) were among the observers of I'tikaf
Diğer tahric: Buhari, 2029; Ebu Davud, 2468; Tirmizi, 804; İbn Mace
وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ نَوْفَلٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُخْرِجُ إِلَىَّ رَأْسَهُ مِنَ الْمَسْجِدِ وَهُوَ مُجَاوِرٌ فَأَغْسِلُهُ وَأَنَا حَائِضٌ .
Bana Harun b. Sa'îd el-Eylî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Amr b. Haris Muhammed b. Abdirrahman b. Nevfel'den o da Urve b. Zübeyr'den o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zevcesi Aişe'den naklen haber verdi. Aişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mücavir (itikafta) iken mescitten dışarıya başını bana doğru uzatır, ben de ay hali olduğum halde başını yıkardım.
A'isha, the wife of the Apostle (may peace he upon him), reported:The Messenger of Allah (ﷺ) put out from the mosque his head for me as he was in I'tikaf, and I washed it in the state that I was menstruating
Diğer tahric: Nesai, 275 -muhtasar olarak
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ هِشَامٍ، أَخْبَرَنَا عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُدْنِي إِلَىَّ رَأْسَهُ وَأَنَا فِي حُجْرَتِي فَأُرَجِّلُ رَأْسَهُ وَأَنَا حَائِضٌ .
Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hayseme Hişam'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bize Urve Aişe'den naklen haber verdi. Aişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ben odamda iken başını bana yaklaştırır, ben de ay hali olduğum halde onun başının saçlarını tarardım. Yalnız Müslim rivayet etmiştir
Urwa reported it from 'A'isha that she observed:The Messenger of Allah (ﷺ) inclined his head towards me (from the mosque) while I was in my apartment and I combed it in a state of menstruation
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْسِلُ رَأْسَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا حَائِضٌ .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyin b. Ali, Zaide'den, o da Mansurdan, o da İbrahim'den, o da Esved'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aişe (r.anha dediki): Ben hayz (ay hali) olduğum halde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in başını yıkardım.
Al-Aswad narrated it from 'A'isha that she observed:I used to wash the head of the Messenger of Allah (ﷺ), while I was in a state of menstruation
Diğer tahric: Buhari, 301, 299, 2031; Ebu Davud, 77; Nesai, 274 -buna yakın-, 234, 235, 411, 385 DAVUDOĞLU AÇIKLAMASI 299.sayfada. NEVEVİ ŞERHİ: Bu başlıkta Aişe (r.anha)'nın rivayet ettiği (682) "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) itikafta olduğu zaman ... saçlarını tarardım ... " Bir diğer rivayette (684) "başını yıkardım" denilmektedir. Yine bu babta seccadeyi eliyle uzatına hadisi (687) ve daha başka hadisler de yer almaktadır. Bu babta sözkonusu olabilecek fıkhi hususlar bundan önceki babta geçmiş bulunmaktadır. Hadiste saçların taranması ile başını yıkaması birbirine yakındır. Sözlükte itiMfın asıl anlamı alıkoymaktır. Şer'i bir terim olarak kişinin kendisini niyet ile birlikte özelolarak mescitte alıkoyması demektir. "Mücavir" itikaf yapan, itikafta bulunan demektir. Hadisten Çıkan Hükümler Bu hadisten itikaf ile ilgili pek çok hüküm çıkmaktadır. Yüce Allah'ın izniyle ilgili babta bunlar gelecektir. Burada öncelikle anlaşılan husus da şudur: 1- İtikafta bulunan kimsenin eli, ayağı, başı gibi vücudunun bir bölümü mescidin dışına çıkacak olursa itikafı batıl olmaz. 2- Bir eve girmeyeceğine ya da oradan çıkmayacağına dair yemin eden bir kimse şayet vücudunun bir kısmını o eve sokacak ya da çıkartacak olursa yeminini bozmuş olmaz. Allah en iyi bilendir. 3- Yıkamak, yemek pişirmek, ekmek pişirmek ve daha başka işlerde zevcenin rızası ile çalıştırılması caizdir. Sünnetteki deliller seletin uygulaması ve ümmetin İcmaı bu hususta birbirini desteklemektedir. (3/208) Rızası olmadan ona bu işlerin yaptırılması ise caiz değildir. Çünkü kadının yerine getirmekle yükümlü olduğu görevi kocasının kendisinden yararlanmasına imkan vermesi ve onun evinde kalmasından ibarettir. Allah en iyi bilendir
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَاوِلِينِي الْخُمْرَةَ مِنَ الْمَسْجِدِ " . قَالَتْ فَقُلْتُ إِنِّي حَائِضٌ . فَقَالَ " إِنَّ حَيْضَتَكِ لَيْسَتْ فِي يَدِكِ " .
Bize Yahya b. Yahya, Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb de tahdis etti. Yahya rivayetinde bize Ebu Muaviye, A'meş'ten haber verdi derken, diğer ikisi tahdis etti, dediler. (A'meş) Sabit b. Ubeyd'den, o Kasım b. Muhammed'den, o Aişe'den şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mescitten bana: "Seccadeyi bana uzatıver" buyurdu. Ben: Ay haliyim dedim. O: "Şüphesiz ay hali (kanı)n elinde yoktur " buyurdu.
A'isha reported:The Messenger of Allah (ﷺ) said to me: Get me the mat from the mosque. I said: I am menstruating. Upon this he remarked: Your menstruation is not in your hand
Diğer tahric: Ebu Davud, 261; Tirmizi, 134,271,382 NEVEVİ ŞERHİ: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mescitten bana: Bana seccadeyi uzat. .. buyurdu ... " Seccade (el-humra) ile ilgili olarak Herevi ve başkaları der ki: Humra seccade denilen bildiğimiz şeydir. Bu da bir kimsenin se cde ederken yüzünü üzerine koyduğu hasır ya da ince hurma çubuklarından dokunmuş parçaya denilir. Herevi ve çoğunluk böyle açıklamışlardır. Aralarından bir topluluk ise bunun ancak denilen bu miktarda olanına bu adın verileceği ni açıkça ifade etmişlerdir. el-Hattabi dedi ki: Humra, namaz kılanın üzerinde secde ettiği seccadedir. Ebu Davud'un Süneninde İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle dediği rivayet edilmektedir: Bir fare gelip kandil fitilini çekmeye başladı, onu sürükleyip, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in önünde üzerinde oturmuş olduğu seccadenin üzerine bıraktı. Onun bir dirhem kadarlık bir yerini de yaktı." İşte bu rivayet "humra (denilen seccade)"nin yüzün miktarından daha fazla bir yer tutan böyle bir örtü hakkında kullanıldığını açıkça ifade etmektedir. (3/209) Buna humra denilmesinin sebebi ise yüzü tahmir etmesi yani örtmesi dolayısıyladır; çünkü tahmirin asıl anlamı örtmektir. Kadının başörtüsüne "himar" denilmesi de bundan dolayıdır. Aklı örttüğünden ötürü de şaraba "hamr" adı verilmiştir. Aişe (r.anha)'nın: "Mescitten" sözü ile ilgili olarak Kadı İyaz (r.a.) şunları söylemektedir: Yani Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona bu sözlerini mescitten söylemiştir. Yani Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mescitte bulunuyorken seccadeyi kendisine mescidin dışından uzatmasını söylemiştir. Yoksa Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona bu seccadeyi kendisi için mescitten çıkartmasını emretmiş değildir. Çünkü Allah Resulü zaten mescitte itikatta idi, Aişe (r.anha) ise kendi odasında ve ay hali idi. Bunun delili de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Senin elinde ay hali yoktur" demiş olmasıdır; çünkü o elini mescide sokmaktan korkmuştu. Eğer Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona mescide girmesini emretmiş olsaydı, özelolarak eli sözkonusu etmesinin bir anlamı olmazdı. Allah en iyi bilendir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Senin elinde ay hali yoktur" buyruğunda "haydatuki: senin ... ay hali" lafzında ha harfi fethalıdır. Rivayette meşhur olan ve sahih olan da budur. İmam Ebu Süleyman el-Hattabt şöyle demektedir: Muhaddisler bu kelimeyi "hayda" şeklinde ha harfi fethalı olarak söylerler ama bu hatadır. Doğrusu ise durum ve vaziyet bildirmek üzere ha harfinin kesreli okunmasıdır. Ancak Kadı lyaz, Hattabl'nin bu açıklamasını kabul etmeyerek burada doğrusu muhaddislerin söylediği gibi fethalı okunacağıdır; çünkü maksat kandır. Buna da ha harfi fethalı olarak "hayz" denildiğinde şüphe yoktur. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Senin elinde değildir, yoktur" demesi ise, mescitten uzak tutulması gereken necaset olan ay hali kanı senin elinde değildir demektir. Bu ise (3/210) Ümmü Seleme'nin rivayet ettiği: "Ay hali iken giyindiğim elbiselerini aldım" şeklindeki sözlerinden farklıdır. Buradaki "ay hali" kelimesinde ha harfinin doğru okunuşu kesreli okuyuştur demiştir. Kadı lyaz'ın yaptığı bu fethalı okuyuş tercihi burada zahir olan okuyuştur. Bununla birlikte Hattabi'nin sözlerinin de açıklanabilir bir tarafı vardır. Allah en iyi bilendir
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ حَجَّاجٍ، وَابْنِ أَبِي غَنِيَّةَ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ أُنَاوِلَهُ الْخُمْرَةَ مِنَ الْمَسْجِدِ . فَقُلْتُ إِنِّي حَائِضٌ . فَقَالَ " تَنَاوَلِيهَا فَإِنَّ الْحَيْضَةَ لَيْسَتْ فِي يَدِكِ " .
Bize Ebu Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide Haccac ile Ebu Ganiyye'den, onlarda Sabit b. Ubeyt'ten o da Kaasım b. Muhammed'den o da Aişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mescitten bana seccadeyi uzatmamı emretti. Ben: Ay haliyim dedim. O: "Sen onu bana uzat. Çünkü senin elinde ay hali yoktur" buyurdu.468 DAVUDOĞLU AÇIKLAMASI: 299.sayfada
A'isha reported:The Messenger of Allah (ﷺ) ordered me that I should get him the mat from the mosque. I said: I am menstruating. He (the Holy Prophet) said: Do get me that, for menstruation is not in your hand
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كَامِلٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ كُلُّهُمْ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، - قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ " يَا عَائِشَةُ نَاوِلِينِي الثَّوْبَ " . فَقَالَتْ إِنِّي حَائِضٌ . فَقَالَ " إِنَّ حَيْضَتَكِ لَيْسَتْ فِي يَدِكِ " فَنَاوَلَتْهُ .
Bana Zuheyr b. Harb, Ebu Kamil ve Muhammed b. Hatim hepsi Yahya b. Said'den tahdis etti. Zuheyr dedi ki: Bana Yahya, Yezid b. Keysan'dan tahdis etti. O Ebu Hazim'den, o Ebu Hureyre'den şöyle dediğini nakletti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mescitte iken "Ey Aişe elbiseyi bana uzat" buyurdu. Aişe: Ben ay haliyim, dedi. Allah Resulü: "Senin elinde ay hali yoktur" buyurdu. Aişe de ona elbiseyi uzattı.
Abu Huraira reported:While the Messenger of Allah (ﷺ) was in the mosque, he said: O 'A'isha, get me that garment. She said: I am menstruating. Upon this he remarked: Your menstruation is not in your hand, and she, therefore, got him that
Diğer tahric: Nesai, 381 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مِسْعَرٍ، وَسُفْيَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَشْرَبُ وَأَنَا حَائِضٌ، ثُمَّ أُنَاوِلُهُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَيَضَعُ فَاهُ عَلَى مَوْضِعِ فِيَّ فَيَشْرَبُ وَأَتَعَرَّقُ الْعَرْقَ وَأَنَا حَائِضٌ ثُمَّ أُنَاوِلُهُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَيَضَعُ فَاهُ عَلَى مَوْضِعِ فِيَّ . وَلَمْ يَذْكُرْ زُهَيْرٌ فَيَشْرَبُ .
Bize Ebu Bekr, b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vekî' Mis'arla Süfyan'dan, onlarda Mikdam b. Şüreyc'den o babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Ben ay hali olduğum halde (kaptan) su içer sonra onu Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e uzatırdım. O da ağzımı koyduğum yere kendi ağzını koyar ve öyle içerdi. Ay hali iken kemiğin etini ısım sonra onu Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e uzatırdım, o da ağzımı koyduğu m yere ağzını koyardı. Zuheyr rivayetinde "içerdi" ibaresini zikretmemiştir.
A'isha reported:I would drink when I was menstruating, then I would hand it (the vessel) to the Apostle (ﷺ) and he would put his mouth where mine had been, and drink, and I would eat flesh from a bone when I was menstruating, then hand it over to the Apostle (ﷺ) and he would put his mouth where mine had been. Zuhair made no mention of (the Holy Prophet's) drinking
Diğer tahric: Ebu Davud, 259; Nesai, 70,278 -uzunca-, 279, 280, 281,340,375 -uzunca-, 376, 377, 378; İbn Mace, 643 NEVEVİ ŞERHİ: "Ark" üzerinde bir miktar et kalmış kemik demektir. Daha meşhur olan anlamı budur. Ebu Ubeyd ise: Bir miktar et demektir derken, el-Halil: Üzerinde et olmayan kemiktir demiştir, çoğulu "urak" olarak gelir. Kemik üzerindeki etin dişlerle sıyrılıp alınması halini anlatmak için bu fiil kullanılır. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Ark: Üzerinde et bakiyyesi bulunan kemiktir. Kelimenin meşhur manası budur. Bazılarına göre; bir miktar et demektir. İmam Halil b. Ahmed'e göre ark etsiz kemik demektir. «Etearraku» kemiğin etlerini dişlerimle ısırırdım. Manasınadır. Hadis-i Şerif hayızlı kadının artığı ile bedeninin temiz olduğuna delildir. Bazıları İmam Ebü Yusuf'a göre bedeninin necis olduğunu söylemişlersede bu rivayet doğru değildir
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا دَاوُدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَكِّيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَّكِئُ فِي حِجْرِي وَأَنَا حَائِضٌ فَيَقْرَأُ الْقُرْآنَ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Davud b. Abdurrahman el-Mekkî, Mansur'dan, o da annesinden, o da Aişe'den naklen haber verdi. Âişe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ay hali olduğum halde benim kucağıma yaslanır ve Kur'an okurdu, dedi.
A'isha reported:The Messenger of Allah (ﷺ) would recline in my lap when I was menstruating, and recite the Qur'an
Diğer tahric: Buhari, 297, 7549 -buna yakın-; Ebu Davud, 260; Nesai, 273 -buna yakın-, 379; İbn Mace, 634 NEVEVİ ŞERHİ: Aişe (r.anha)'nın: "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ben ay hali iken kucağıma yaslanır ve Kur'an okurdu" ifadelerinden Kur'an-ı Kerim'in yatarak, ay hali olan bir kadına yaslanarak ve necaset bulunan bir yere yakın bir yerde okunmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Allah en iyi bilendir . DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadîsi Buharî «Kitabu'l-Hayz» ile «Kitabu't Tevhidi» de Ebu Davud, Nesa-i ve îbni Mace dahi «Kitabu't-Tahare» da muhtelif ravîlerden tahric etmişlerdir. Hadisi Şerif Şu Hükümleri İhtiva Eder. 1- Hayzlı kadına dokunmak caizdir. Çünkü temizdir. 2- Nevevî: «Bu hadiste necaset mahalline yakın yerlerde Kur'an okumanın caiz olduğuna delil vardır» demişsede, Aynî buna itiraz etmiş ve: «Hayzlı kadın temizdir. Pis olan ondan gelen kandır. Kan hayz zamanlarının hepsinde pistir. Nevevî'nin dediğine bakılırsa helaya karşı Kur'an okumakta mekruh olmamak îcab eder halbuki kur'an-ı kerîme ta'zim için helaya karşı onu okumamak gerekir. Çünkü bir şeye yakın olan onun hükmünü alır.» demiştir
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ الْيَهُودَ، كَانُوا إِذَا حَاضَتِ الْمَرْأَةُ فِيهِمْ لَمْ يُؤَاكِلُوهَا وَلَمْ يُجَامِعُوهُنَّ فِي الْبُيُوتِ فَسَأَلَ أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى { وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِ} إِلَى آخِرِ الآيَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اصْنَعُوا كُلَّ شَىْءٍ إِلاَّ النِّكَاحَ " . فَبَلَغَ ذَلِكَ الْيَهُودَ فَقَالُوا مَا يُرِيدُ هَذَا الرَّجُلُ أَنْ يَدَعَ مِنْ أَمْرِنَا شَيْئًا إِلاَّ خَالَفَنَا فِيهِ فَجَاءَ أُسَيْدُ بْنُ حُضَيْرٍ وَعَبَّادُ بْنُ بِشْرٍ فَقَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الْيَهُودَ تَقُولُ كَذَا وَكَذَا . فَلاَ نُجَامِعُهُنَّ فَتَغَيَّرَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى ظَنَنَّا أَنْ قَدْ وَجَدَ عَلَيْهِمَا فَخَرَجَا فَاسْتَقْبَلَهُمَا هَدِيَّةٌ مِنْ لَبَنٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَ فِي آثَارِهِمَا فَسَقَاهُمَا فَعَرَفَا أَنْ لَمْ يَجِدْ عَلَيْهِمَا .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Seleme rivayet etti (Dediki): Bize Sabit, Enes'den naklen rivayet ettiki: Yahudiler aralarından bir kadın ay hali oldu mu onunla birlikte yemek yemez, evlerde onlarla birlikte bir arada bulunmazlardı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabı bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e soru sordular, yüce Allah da: "Sana ay hali hakkında sorarlar. Deki: O bir ezadır, onun için ay halinde iken kadınlardan ayrı durun. " (Bakara, 222) ayetini sonuna kadar indirdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cima dışında her şeyi yapabilirsiniz" buyurdu. Onun böyle dediği Yahudilere ulaşınca: Bu adam bize muhalefet etmediği hiçbir işimizi bırakmak istemiyor, dediler. Bu sefer Useyd b. Hudayr ve Abbad b. Bişr gelip: Ey Allah'ın Resulü Yahudiler böyle böyle diyorlar. Biz onlarla cima etmeyelim mi, dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yüzü değişiverdi. Hatta bizler bu sözlerinden dolayı içinden onlara kızdığını dahi zannettik. Onlar çıkıp gittiklerinde Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hediye olarak bir miktar süt (getiren birileri) ile karşılaştılar. Allah Resulü onların arkasından birisini gönderdi (onlar geldikten sonra) kendilerine (o sütten) içirince kendilerine kızmamış olduğunu anladılar.
Thabit narrated it from Anas:Among the Jews, when a woman menstruated, they did not dine with her, nor did they live with them in their houses; so the Companions of the Apostle (ﷺ) asked The Apostle (ﷺ), and Allah, the Exalted revealed:" And they ask you about menstruation; say it is a pollution, so keep away from woman during menstruation" to the end (Qur'an, ii. 222). The Messenger of Allah (ﷺ) said: Do everything except intercourse. The Jews heard of that and said: This man does not want to leave anything we do without opposing us in it. Usaid b. Hudair and Abbad b. Bishr came and said: Messenger of Allah, the Jews say such and such thing. We should not have, therefore, any contactwith them (as the Jews do). The face of the Messenger of Allah (way peace be upon him) underwent such a change that we thought he was angry with them, but when they went out, they happened to receive a gift of milk which was sent to the Messenger of Allah (ﷺ). He (the Holy Prophet) called for them and gave them drink, whereby they knew that he was not angry with them
Diğer tahric: Ebu Davud, 258, 2165; Tirmizi, 2977, 2978; Nesai, 287, 367; İbn Mace, 644 -buna yakın NEVEVİ ŞERHİ: "Kadınlarla evlerde bir arada bulunmazlardı." Aynı evde onlarla birlikte oturup kalkmaz, durmazlardı. "Sana ay hali hakkında soru sorar/ar ... " Ayette ilk olarak geçen "elmahid (ay hali)"den maksat kandır. İkincisinden ne kastedildiği hususunda ise görüş ayrılığı vardır. Bizim mezhebimize göre o da ay hali yani kanın kendisidir. (3/211) Bazı ilim adamları ise ondan kasıt feredir. Diğer başkaları da maksat ay hali süresi ve zamanıdır demişlerdir. Allah en iyi bilendir. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Hadistende anlaşılıyorki ashab-ı kiramın hayzlı kadın hakkındaki sualleri bu babtaki ayet nazil olmazdan evveldir. Onlar bunu; bizden önceki şeriatlar bizim içinde şeriattır» zannederek sormuşlardı. Nevevî diyorki hadiste zikredilen ayetteki birinci mahîzdan murad kandır. İkinci mahîz ihtilaflıdır. Bizim mezhebimize göre hayzdır. Bazı Ulema bundan muradın fere olduğunu diğer bazılarıda hayz zamanı olduğunu söylemişlerdir. Üseyd ile Abbad (R.A.)'nin; «Hayızlı kadınlarla düşüp kalkmayalım mı?» şeklindeki suallerinden neyi kasdettikleri Ulema arasında ihtilaflıdır. Bazıları: Bundan maksad; kadınlarla bir arada yaşamak, beraber yiyip içmektir. Übbî'ye göre bu suali eski şeriatleri kendileri içinde şeriat zannettikleri için sormuşlardır. İhtimal bu zevat Hayzlı kadınları ile cinsi münasebetde bulunmak istemiş ve bu suretle yahudilere muhalefet kasdetmişler; Fakat dilekleri şeriata aykırı olduğu için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in canı sıkılmıştı diyenler vardır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Useyd ile Abbad (R.A.)'nın arkalarından kendilerine süt göndermesi hatırlarını hoş etmek ve gönüllerini almak içindir. Yani yüzündeki değişikliği görerek canının sıkıldığını anlayınca üzülmüşlerdir diye göndermiştir. Bu Fahr-i Kainat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'efendimizin son derece müşvik ve merhametli olduğuna delildir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ وَهُشَيْمٌ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُنْذِرِ بْنِ يَعْلَى، - وَيُكْنَى أَبَا يَعْلَى - عَنِ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كُنْتُ رَجُلاً مَذَّاءً وَكُنْتُ أَسْتَحْيِي أَنْ أَسْأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لِمَكَانِ ابْنَتِهِ فَأَمَرْتُ الْمِقْدَادَ بْنَ الأَسْوَدِ فَسَأَلَهُ فَقَالَ " يَغْسِلُ ذَكَرَهُ وَيَتَوَضَّأُ " .
Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Ebu Muaviye ve Hüşeym, A'meş'den o da Münzir b. Ya'la'dan -ki bu zat Ebu Ya'la künyesini taşır- o da İbni'l Hanefiyye'den, o da Ali'den şöyle dediğini nakletti: Ben çokça mezisi gelen bir adam idim. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e de kızı zevcem olduğundan ötürü (hükmünü) sormaktan haya ederdim. Bu sebeple Mikdad b. Esved'e emrettim, o da O'na hükmünü sorunca: "Erkeklik organını yıkar ve abdest alır" buyurdu.
Ali reported:I was one whose prostatic fluid flowed readily and I was ashamed to ask the Apostle (ﷺ) about it, because of the position of his daughter. I, therefore, asked Miqdad. b. al-Asad and he inquired of him (the Holy Prophet). He (the Holy Prophet) said: He should wash his male organ and perform ablution
Diğer tahric: Buhari, 132, 178; Nesai
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ، قَالَ سَمِعْتُ مُنْذِرًا، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّهُ قَالَ اسْتَحْيَيْتُ أَنْ أَسْأَلَ، النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمَذْىِ مِنْ أَجْلِ فَاطِمَةَ فَأَمَرْتُ الْمِقْدَادَ فَسَأَلَهُ فَقَالَ " مِنْهُ الْوُضُوءُ " .
Bana Yahya b. Habib el-Harisı de tahdis etti. Bize Halid -yani b. Haris- tahdis etti. Bize Şu'be tahdis etti. Bana Süleyman haber verip dedi ki: Ben Münzir'i, Muhammed b. Ali'den, o Ali'den şöyle dediğini naklederken dinledim: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Fatıma'dan dolayı mezi hakkında soru sormaktan haya ettim. Bundan dolayı Mikdad b. Esved'e söylemem üzerine o O'na sordu, Allah Resulü: "Ondan dolayı abdest gerekir" buyurdu
Ali reported:I felt shy of asking about prostatic fluid from the Apostle (ﷺ) because of Fatimah. I, therefore, asked al-Miqdad (to ask on my behalf) and he asked. He (the Holy Prophet) said: Ablution is obligatory in such a case
وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ أَرْسَلْنَا الْمِقْدَادَ بْنَ الأَسْوَدِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنِ الْمَذْىِ يَخْرُجُ مِنَ الإِنْسَانِ كَيْفَ يَفْعَلُ بِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَوَضَّأْ وَانْضَحْ فَرْجَكَ " .
Bana Harun b. Said el-Eyll ve Ahmed b. İsa da tahdis edip dediler ki: Bize İbn Vehb tahdis etti. Bana Mahreme b. Bukeyr babasından haber verdi. O Süleyman b. Yesar'dan, o İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakletti: Ali b. Ebi Talib (r.a.) dedi ki: Mikdad b. Esved'i Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gönderdik. O da O'na insandan çıkan mezi hakkında, bundan dolayı nasıl yapmalıdır, diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: ''Abdest al ve fercini yıka" buyurdu.
Ibn 'Abbas reported it from 'Ali:We sent al-Miqdad b. al-Aswad to the Messenger of Allah (ﷺ) to ask him what must be done about prostatic fluid which flows from (the private part of) a person. The Messenger of Allah (ﷺ) said: Perform ablution and wash your sexual organ
Diğer tahric: Nesai, 434, 435, 437, 438 NEVEVİ ŞERHİ AŞAĞIDA DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buharî Taharet ve İlim bahislerinde Nesaî Taharet bahsinde Ebu Davud ile Tirmizî'de ayni bahiste tahrîc etmişlerdir. Müslim'in Harun'dan tahriç ettiği ikinci rivayetin senedindeki Mahreme hakkında söz edilmiş ve babasından işitmediği söylenmişsede hadisin metni sahihtir. Nitekim diğer rivayetleride bunu gösterir. Hadîsin rivayetleri muhteliftir. Nesai'nin rivayetinde Hz. Ali (R.A.)'ın: «Ben çok mezî gören bir adam idim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in kızı da nikahım altında idi. Bu sebeple sormaya utandım da yanı başımda oturan bir zat'a: Şunu sor dedim. O da sordu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mezide abdest vardır.» buyurdular» dediği; Tîrmizî'nin. rivayetinde meseleyi bizzat kendi sorduğu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cevaben: «Meziden abdest, menidense gusul lazım gelir.» buyurduğu; Ebu Davud'un rivayetinde Ali (R.A.) in: «Ben çok mezi gören bir adamdım. Bu sebeple her mezi gördükçe yıkamaya başladım. Hatta sırtım çatladı. Nihayet bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyledim. Yahut söylendi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunu yapma, mezî gördüğün zaman zekerini yıkayı ver ve abdestini al.» buyurdular.» dediği; İmam-ı Ahmet Taberanî ve Nesaî'nin bir rivayetinde soran zat'ın Ammar olduğu bildirilmektedir. Görülüyor ki bazı rivayetlerde Resulullah'a soranın Mikdad b. Esved, bazılarında Ammar (R.A.) bir rivayettede bizzat Ali (R.A.) olduğu zikredilmektedir. İbni Hibban bu rivayetlerin arasını te'lif ederek: « Hz. Ali (R.A.) Mikdad'a sormasını emretmiş fakat sonra kendisi sormuştur. Yahut sorduğu için mecazen kendisi sordu denilmiştir.» diyor. Hz. Ali (R.A.)'ın hem Mikdad'a hem Ammar'a sordurmuş olmasıda mümkündür. Mezi: Ekseriya zevcesi ile oynaşırken gelen berrak sudur. Kadınlarda erkeklerden daha çok görülür. Bu kelime mezy ve meziy şekillerinde de okunabilir. Hatta bazıları şedde ile meziyy şeklinde okunmasını daha fasih görünürler. Vedy: Bevlden sonra gelen sudur. Bunu da şedde ile vediyye şeklinde okuyanlar vardır. Hz. Ali (R.A.)'ın buradaki arkadaşlarına emri vücüb ifade eden emir değildir. Buna ilmi tabiri ile İltimas denilir: Hadiste zikri geçen fercten murad zekerdir. Lafzın mutlak zikredilmesi bütün zekerin yıkanmasını İcab edersede burada murad küllü zikir cüz'ü irade kabilinden yalnız pisliğin çıktığı yerdir. Maamafih bütün zekeri yıkamak lazımdır diyenlerde olmuştur. NEVEVİ ŞERHİ: Bu babta (693) "Muhammed b. el-Hanefiyye, Ali (r.a.)'dan ... zekerini yıkar ve abdest alır buyurdu" Diğer rivayette (694) ''ondan dolayı abdest alınır"; Diğer rivayette (695) ise: "abdest al ve fereini yıka" buyurulmaktadır. (3/212) "Mezi" kelimesinin çeşitli söyleyişleri sözkonusudur: Mezy şeklinde mim fethalı, zel sakin, meziyy şeklinde zel kesreli, ye şeddeli, bir de mezı şeklinde zel kesreli, ye şeddesiz söyleyişleridir. İlk iki söyleyiş meşhur ve ikisinin de birincisi daha fasih ve daha meşhur olanlarıdır, üçüncü söyleyişi Ebu Amr ez-Zahid, İbnu'l-A'rabl'den nakletmiştir. Mezi yapışkan, beyaz ve ince bir su olup, şehvet halinde ama şiddetle, şehvetle akmaksızın ve akabinde bir durgunluk sözkonusu olmaksızın çıkar. Bazen çıktığının farkına dahi varılmayabilir. Erkek ve kadından gelmesi sözkonusudur. Kadınlarda erkeklerden daha çok görülür. Allah en iyi bilendir. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in (695) ''Jereini yıka" buyruğunda geçen emrin kökü olan "nadh" hem yıkamak, hem su serpmek anlamındadır. Diğer rivayette (693) zekerini yıkaması emredildiğinden ötürü bu durumda nadhın yalnızca o anlamda alınması gerekmektedir. Mezinin çıkmasının hükmüne gelince, ilim adamlarının icmaı ile mezinin çıkması gusletmeyi gerektirmez. Ebu Hanife, Şafii, Ahmed ve büyük çoğunluk bu hadis dolayısıyla abdest almayı gerektirir, demişlerdir. Hadisten Anlaşılan Diğer Hükümlere Gelince: 1 - Mezi gusletmeyi gerektirmez ama abdest almayı gerektirir. 2- Mezi necistir. Bu sebeple Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) erkeklik organını yıkamayı gerekli kılmıştır. şam ve büyük çoğunluğa göre bundan maksat ise erkeklik organının tamamını yıkamak değil, mezinin isabet ettiği yerleri yıkamaktır. Malik ve Ahmed' den gelen bir rivayete göre erkeklik organının tamamını yıkamayı vacip gördükleri nakl~dilmiştir. 3- Taşla istinca yapılabilir ve alışılmış necasetler olan küçük abdest ve büyük abdestte yalnızca taşla yetinmek caizdir ama kan, mezi ve buna benzer nadiren görülen necasetler için su kullanmak zorunludur. Mezhebimizdeki iki görüşten daha sahih olanı budur. Mutat olan necaset türlerine kıyasen mezi için de taşla yetinmenin caiz olduğunu kabul eden diğer görüş sahiplerinin bu hadise buradaki hüküm çoğunlukla su ile istinca yapan bir beldede yaşayanlar hakkındadır yahut bu müstehaplık ifade eder diye yorumlayıp, cevap vermeleri mümkündür. 4- Fetva sormak için başkasını görevlendirmek caizdir ve kesin bir bilgi elde edebilecek durumda olmakla birlikte doğru olması zannedilen bir habere dayanmak caizdir. Çünkü Ali (r.a.) bizzat Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e soru sorma imkanına sahip olmakla birlikte Mikdad'ın ona soru sorması ile yetinmiştir. Ancak bu husus tartışma konusu edilerek şöyle denilebilir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' e soru sorulduğu zaman Ali (r.a.)'ın da mecliste bulunmuş olma ihtimali vardır. (3/213) Ancak o bizzat kendisi soru sormaktan haya etmiştir. 5- Kadınlarla güzel bir şekilde geçinmek müstehaptır. 6- Kocanın karısının babası, kardeşi, oğlu ve buna benzer yakınlarının huzurunda kadınlarla cima ve onlardan istifade etmek ile ilgili hususları sözkonusu etmemesi müstehaptır. İşte bundan dolayı Ali (r.a.): Kızının durumu dolayısıyla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bizzat soru sormaktan haya ediyordum, demiştir. Yani mezi çoğunlukla kişinin zevcesiyle oynaşması, öpmesi ve buna benzer çeşitli şekillerde yararlanması halinde sözkonusu olur. Allah en iyi bilendir. (695) Müslim'in başlıktaki son hadisin isnadında "ve bana Harun b. Said el-Eyl! ile Ahmed b. İsa da tahdis etti ... " şeklindeki isnad Darakutni'nin tenkitlerde bulunduğu isnadlardan birisidir. Darakutni şöyle diyor: Hammad b. Halid dedi ki: Mahreme'ye: Babandan hadis dinledin mi, diye sordum. O, hayır dedi. Ayrıca bu hadiste Leys, Bukeyr' den diye naklettiği rivayetinde ona muhalefet ederek senedinde İbn Abbas'ı zikretmemiş, Malik, Ebu'n-Nadr'dan rivayetinde ona mutabaatta bulunmuştur. Darakutni'nin ifadeleri bunlardır. Aynı şekilde Nesai de Süneninde şöyle diyor: Mahreme babasından hiçbir şey işitmemiştir. Nesai bu hadisi çeşitli yollardan rivayet etmiş olup, bunların birisi Müslim'in burada zikredilen rivayet yolu ile aynıdır. Bazılarında ise Leys b. Sa'd, Bukeyr'den, o Süleyman b. Yesar'dan şöyle dedi: Ali, Mikdad'ı gönderdi. Bu şekilde hadisi mürselolarak rivayet etmektedir. İlim adamları Mahreme'nin babasından hadis dinleyip dinlemediği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Malik (r.a.) dedi ki: Mahreme'ye senin babandan diye naklettiğin hadisleri bizzat ondan dinledin mi, dedim. O, Allah adına andolsun ki ben onu dinledim, diye yemin etti. Malik dedi ki: Mahreme salih bir adamdı. Aynı şekilde Ma'n b. İsa da: Mahreme babasından hadis dinlemiş olmakla birlikte pek çok topluluk ondan hadis dinlemediği kanaatindedir. Ahmed b. Hanbel dedi ki: Mahreme babasından hiçbir şey dinlememiştir. Ama o babasının kitabından rivayet nakleder. Yahya b. Main ile İbn Ebu Hayseme dedi ki: Denildiğine göre babasının kitabı onun eline geçmiş olup, babasından hadis dinlememiştir. Musa b. Seleme dedi ki: Mahreme'ye baban sana hadis nakletti mi dedim. O: Ben babama yetişmedim ama bunlar onun kitaplarıdır, dedi. Ebu Hatim dedi ki: Mahreme eğer babasından hadis dinlemiş ise hadisi salih (uygun) birisidir demiştir. Ali b. el-Medini de: Mahreme'nin babasından Süleyman b. Yesar'ın kitabını dinlemiş olduğunu zannetmiyorum. Bununla birlikte o kitaptan çok az bir şey dinlemiş de olabilir. Ben Medine' de Mahreme'nin rivayet ettiği herhangi bir hadiste babamı dinledim diye dediğini haber veren hiçbir kimse bulmadım. Allah en iyi bilendir. İşte bunlar bu teknik alanın önder imamlarının sözleridir. Durum ne olursa olsun hadisin metni Müslim'in bu yoldan önce zikretmiş olduğu diğer rivayet yollarından ve Müslim' den başkalarının zikrettiği yoldan sahih olarak sabittir. (3/214) Allah en iyi bilendir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَقَضَى حَاجَتَهُ ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ ثُمَّ نَامَ .
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebu Kureyb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Vekî' Süfyan'dan, o da Selemetü'bnü Küheyl'den, o da Kureyb'den, o da İbni Abbas'tan naklen rivayet ettiki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geceleyin kalktı, ihtiyacını giderdikten sonra yüzünü ve ellerini yıkadı sonra da uyudu.
Ibn 'Abbas reported:The Apostle (ﷺ) woke up at night; relieved himself, and then washed his face and hands and then again slept
Diğer tahric: Buhari, 6316; Müslim, 1785, 1791, 1793, 1794; Ebu Davud, 5043; Nesai, 1120; İbn Mace, 508 NEVEVİ ŞERHİ: Bu babta "İbn Abbas {r.a.)'ın rivayet ettiği Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in geceleyin kalkıp ihtiyacını görmesi. .. " ile ilgili hadisi yer almaktadır. Allah en iyi bilendir. Göründüğü kadarıyla ihtiyacını gidermekten kasıt hadestir (abdest bozmaktır). Kadı İyaz böyle demiştir. Yüzü yıkamanın hikmeti uyuklamayı ve uykunun etkilerini ortadan kaldırmaktır. Elleri yıkamak hakkında da Kadı İyaz, ellerine bulaşmış olan bir şey dolayısıyla olabilir, demiştir. Bu hadiste geceleyin uyandıktan sonra uyumanın mekruh olmadığına delil vardır. Bununla birlikte seleften zahid bazı kimselerin bunu mekruh gördükleri de rivayet edilmiştir. Muhtemelen onlar yaptığı gece ibadetini kaçırmayacak ve Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yaptıklarına aykırı bir davranış yapmayacak şekilde derin bir uyku uyumayacağından emin olamayan kimseleri kastetmişlerdir. Çünkü O (sallallahu a1eyhi ve sellem) yapageldiği vird ve ibadetlerini kaçırmayacağından emin idi. Allah en iyi bilendir. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisin şerhinde Nevevî şunları söylemiştir: Allah-u A'lem kaza-i hacetten murad abdest bozmak olacaktır. Kaadi lyaz'da aynı şeyi söylemektedir. Yüzü yıkamaktaki hikmet uyku eserini gidermektir el yıkamaya gelince Kaadi lyaz: «İhtimal ellerine bulaşan bir şeyden dolayıdır» demiştir. Bu hadis geceleyin uyandıktan sonra tekrar uyumanın mekruh olmadığına delildir. Selefin bazı zahid ve abid zevatından bunun mekruh olduğu nakledilmiştir. İhtimal onlar bundan vazifeye mani olacak derecede dalarak uyumayı kastedmişlerdir. Bu takdirde uykuyu kerih görmeleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in fi'line muhalif değildir. Çünkü (Aleyhisselatu vesselam)'efendimiz vazife ve evradına mani olacak derecede uykuya dalmazdı.»
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَنَامَ وَهُوَ جُنُبٌ تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ قَبْلَ أَنْ يَنَامَ .
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî ile Muhammed b. Rumh rivayet ettiler: Dedilerki: Bize Leys haber verdi. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Şihab'dan, oda Ebu Selemete'bni Abdirrahman'dan, o da Aişe'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cünüp olup, uyumak istediği zaman uyumadan önce namaz abdesti gibi abdest alırdı.
A'isha reported:Whenever the Messenger of Allah (ﷺ) intended to sleep after having sexual intercourse, he performed ablution as for the prayer before going to sleep
Diğer tahric: Ebu Davud, 222, 223; Nesai, 256, 257, 258; İbn Mace, 593 -muhtasar olarak
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، وَوَكِيعٌ، وَغُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَ جُنُبًا فَأَرَادَ أَنْ يَأْكُلَ أَوْ يَنَامَ تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ .
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Uleyye ile Vekî' ve Gunder, Şu'be'den, o da Hakem'den, o da İbrahim'den o da Esved'den, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cünüp olup, bir şeyler yemek yahut uyumak isterse namaz abdesti gibi abdest alırdı.
A'isha reported:Whenever the Messenger of Allah (ﷺ) had sexual intercourse and intended to eat or sleep, he performed the ablution of prayer
Diğer tahric: Ebu Davud, 224; Nesai, 255; İbn Mace
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى فِي حَدِيثِهِ حَدَّثَنَا الْحَكَمُ، سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ، يُحَدِّثُ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna ile İbni Beşşar rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muaz dahi rivayet etti. Dediki: Bize babam rivayet etti. Dedi ki: Bize Şu'be bu isnadla rivayet etti. İbnü'I Müsenna kendi rivayetinde: «Bize Hakem rivayet etti. İbrahîmi rivayet ederken işittim dedi» ibaresini kullandı. NEVEVİ ŞERHİ 309.sayfada. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buharî «Kitabul-gusl» de muhtelif ravîlerden tahriç etmiştir. Nitekim Müslim de burada muhtelif ravîler vasıtasiyle onu Hz. Aişe. İbnî Ömer Ebu Saîd-i Hudrî ve Ene (R.A.) dan tahriç etmiştir. Bu babta Ebu Davud ve başkaları Hz. Ali (R.A.) dan merfu' bir hadis rivayet etmişlerdir. O hadiste: «Şüphesiz ki içinde köpek, suret ve cünüb bulunan eve melekler girmez.» denilmektedir: Bazıları babımız hadisi için: «Buharî bunu Ebu Davud hadîsinin zayıf olduğuna işaret olmak üzere tahrîc etmiştir» demişlerdir. Fakat bu söz doğru değildir. Çünkü evvela Ebu Davud hadisi zayıf değil sahihtir. Onun sahih olduğunu İbni Hıbban ve Hakim tasrih etmişlerdir. Zayıf olduğunu söyleyenler isnadında Nüceyy-i Hadramî bulunduğunu bu zattan yalnız oğlu Abdullah rivayet ettiğini onunda meçhul olduğunu söylersede mezkur Abdullahın meçhul değil mevsuk bir zat olduğunu Iclî beyan etmiştir. Binaenaleyh hadisin sıhhatına bir diyecek yoktur. Sonra bu hadîsten murad yıkanmaya kulak asmayıpta cünüp gezmeyi adet edinen ve cünüb olduğu halde üzerinden bir veya birkaç vakit namaz geçenlerdir ki zamanımız hakkında pek mühim bir hüccettir. Çünkü bu gün bir çok kimselerin boyuna cünüb gezdiklerini hatta bir çoklarının cünüblük nedir; bu babta ne gibi bir vazife vardır bilmediklerini kimi gıyaben kimi şifahen işitiyoruz. İşte hadis-i şerif böyle müslümanlara şiddetli bir ihtardır. Ve adeta kulaklarından çekercesine: «Eğer müslümansanız müslümanlığın şerait ve adabını Öğrenin! Bu perişan halinizle sizin evlerinize melekler girmez. Müslüman olduğunuza şehadet edecek kimse bulunmaz; tuttuğunuz şeytanî yol göz göre göre sizi esfel-i safilî'ne götürür...» demektir. Hadisin maazallah dinden dönmüş mürtedlerle yahut müslüman olmayanlarla alakası yoktur. Onun ihtarı müslüman olduğu halde bu gibi cürümleri irtikab edenlerdir. Babımız hadîsine gelince; o da muhtelif rivayetleri ile cünüblüğün hükmünü bildirmektedir. Hulaseten söylemek lazım gelirse hüküm, şudur. Cünüb olan bir kimseye derhal yıkanmak müstehab olmakla beraber farz değildir. Yıkanmayı namaz vakti gelinceye kadar yahut Kur'an-ı kerimi ele almak, okumak. Kabeyi tavaf etmek ve secde-i tilavet gibi cünüp olarak yapılması yasak olan bir ibadeti yapmak isteyinceye kadar tehir edilir. Fakat bunlardan hiç birini cünüb olarak yapamayacağı için o anda yıkanması farz olur
This hadith has been transmitted by Shu'ba with the same chain of transmitters. Ibn at-Muthanna said in his narration:AI-Hakam narrated to us who heard from Ibrahim narrating that
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ سَعِيدٍ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ - وَاللَّفْظُ لَهُمَا - قَالَ ابْنُ نُمَيْرٍ حَدَّثَنَا أَبِي وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، - قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيَرْقُدُ أَحَدُنَا وَهُوَ جُنُبٌ قَالَ " نَعَمْ إِذَا تَوَضَّأَ " .
Bana Muhammed b. Ebî Bekr el-Mukaddemi İle Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yahya -ki İbni Saîd'dir- Ubeydullah'tan rivayet etti H. Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe ile İbni Nümeyr dahî rivayet ettiler. Lafız onlarındır. İbni Nümeyr: Bize babam rivayet etti dedi. Ebu Bekr ise: Bize Ebu Usame rivayet etti dedi. Her ikisi: Bize Ubeydullah, Nafi'den, o da İbni Ömer'den, o da (babası) Ömer'den naklen rivayet etti dediler. Ömer: Ey Allah'ın Resulü bizden bir kimse cünüp olduğu halde uyuyabilir mi, dedi. Allah Resulü: ''Abdest alması halinde evet" buyurdu.
Ibn 'Umar reported:Umar said: Is one amongst us permitted to sleep in a state of impurity (i. e. after having sexual intercourse)? He (the Holy Prophet) said: Yes, after performing ablution
Diğer tahric: Nesai, 259; Tirmizi
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، اسْتَفْتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ هَلْ يَنَامُ أَحَدُنَا وَهُوَ جُنُبٌ قَالَ " نَعَمْ لِيَتَوَضَّأْ ثُمَّ لْيَنَمْ حَتَّى يَغْتَسِلَ إِذَا شَاءَ " .
Bize Muhammed b. Rafi'de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzak, İbni Cüreyc'den rivayet etti. (Demiş ki) : Bana Nafi', İbni Ömer'den naklen haber verdi ki: (babası): Ömer, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den fetva sorarak: Bizden bir kişi cünüp olduğu halde uyuyabilir mi, dedi. Allah Resulü: "Evet (ama önce) abdest alsın, sonra -dilerse- gusledinceye kadar uyusun" buyurdu. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-fşraf
Ibn 'Umar said:'Umar asked the verdict of the Shari'ah from the Apostle (ﷺ) thus: Is it permissible for any one of us to sleep in a state of impurity? He (the Prophet said: Yes, he must perform ablution and then sleep and take a bath when he desires)
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ ذَكَرَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ تُصِيبُهُ جَنَابَةٌ مِنَ اللَّيْلِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تَوَضَّأْ وَاغْسِلْ ذَكَرَكَ ثُمَّ نَمْ " .
Bana Yahya b. Yahya da tahdis edip dedi ki: Malik'e, Abdullah b. Dinar'dan rivayet ile okudum. O İbn Ömer'den şöyle dediğini nakletti: Ömer b. el-Hattab, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geceleyin cünüp olduğundan söz etti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Abdest al, erkeklik organını yıka, sonra uyu" buyurdu.
Ibn Umar reported:Umar b. al-Khattab said to the Messenger of Allah (ﷺ), that he became Junbi during the night. The Messenger of Allah (ﷺ) said to him: Perform ablution, wash your sexual organ and then go to sleep
Diğer tahric: Buhari, 290; Ebu Davud, 221; Nesai, 260 NEVEVİ ŞERHİ 309.sayfada