Siyer ve Gazveler ile İlgili Hadisler

560 hadis bulundu · sayfa 4/28

Sahîh-i Buhârî No. 4010 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ ـ هُوَ ابْنُ صَالِحٍ ـ حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ ثُمَّ سَأَلْتُ الْحُصَيْنَ بْنَ مُحَمَّدٍ ـ وَهْوَ أَحَدُ بَنِي سَالِمٍ وَهْوَ مِنْ سَرَاتِهِمْ ـ عَنْ حَدِيثِ، مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ عَنْ عِتْبَانَ بْنِ مَالِكٍ، فَصَدَّقَةُ‏.‏

İbn Şihab dedi ki: Sonra eI-Husayn b. Muhammed'e --ki o Salim oğullarının ileri geIenIerinden birisidir-- Mahmud b. er-Rabi'in, Itban b. Malik'ten diye nakIettiği hadise dair sordum. O da onu tasdik etti

Narrated Ibn Shihab:I asked Al-Husain bin Muhammad who was one of the sons of Salim and one of the nobles amongst them, about the narration of Mahmud bin Ar-Rabi 'from `Itban bin Malik, and he confirmed it

Sahîh-i Buhârî No. 4011 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، وَكَانَ، مِنْ أَكْبَرِ بَنِي عَدِيٍّ وَكَانَ أَبُوهُ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ عُمَرَ اسْتَعْمَلَ قُدَامَةَ بْنَ مَظْعُونٍ عَلَى الْبَحْرَيْنِ، وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا، وَهُوَ خَالُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ وَحَفْصَةَ رضى الله عنهم‏.‏

Zühri dedi ki: Bana Abdullah b. Amir b. Rabia'nın --ki Adiy oğullarının en büyükIerinden idi ve onun babası Nebi s.a.v. ile Bedir'e katıImış idi- haber verdiğine göre; "Ömer, Kudame b. Maz'un'u Bahreyn'e amil oIarak tayin etti -ki Bedir'e katıImış birisi idi ve Abdullah b. Ömer ile Hafsa'nın da dayısı idi.- AlIah hepsinden razı oIsun

Narrated `Abdullah bin `Amr bin Rabi`a:who was one of the leaders of Bani `Adi and his father participated in the battle of Badr in the company of the Prophet. `Umar appointed Qudama bin Maz'un as ruler of Bahrain, Qudama was one of the warriors of the battle of Badr and was the maternal uncle of `Abdullah bin `Umar and Hafsa

Sahîh-i Buhârî No. 4013 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَسْمَاءَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ قَالَ أَخْبَرَ رَافِعُ بْنُ خَدِيجٍ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، أَنَّ عَمَّيْهِ، وَكَانَا، شَهِدَا بَدْرًا أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ كِرَاءِ الْمَزَارِعِ‏.‏ قُلْتُ لِسَالِمٍ فَتُكْرِيهَا أَنْتَ قَالَ نَعَمْ، إِنَّ رَافِعًا أَكْثَرَ عَلَى نَفْسِهِ‏.‏

Zühri'den rivayete göre Salih b. Abdullah kendisine haber vererek dedi ki: "Rafi' b. Hadlc'in, Abdullah b. Ömer'e haber verdiğine göre iki amcasının --ki ikisi de Bedir'de bulunmuşlardı-- kendisine haber verdiğine göre; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tarlaların kiralanmasını yasaklamıştl. Ben Salim'e: Sen kiraya veriyor musun, diye sordum. O: Evet, dedi. Şüphesiz Rafi' kendi aleyhine olarak işi ileriye götürmüştür, dedi

Narrated Az-Zuhri:Salim bin `Abdullah told me that Rafi` bin Khadij told `Abdullah bin `Umar that his two paternal uncles who had fought in the battle of Badr informed him that Allah's Messenger (ﷺ) forbade the renting of fields. I said to Salim, "Do you rent your land?" He said, "Yes, for Rafi` is mistaken

Sahîh-i Buhârî No. 4014 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ شَدَّادِ بْنِ الْهَادِ اللَّيْثِيَّ، قَالَ رَأَيْتُ رِفَاعَةَ بْنَ رَافِعٍ الأَنْصَارِيَّ، وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا‏.‏

Husayn b. Abdurrahman dedi ki: Ben Abdullah b. Şeddad b. el-Had b. el-Leysı'yi şöyle derken dinledim: "Ben Rifaa b. Rafi' el-Ensari'yi --ki Bedir'de bulunmuştu-- gördüm

Narrated `Abdullah bin Shaddad bin Al-Had Al-Laithi:I saw Rifa`a bin Rafi` Al-Ansari who was a Badr warrior

Sahîh-i Buhârî No. 4015 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، وَيُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَمْرَو بْنَ عَوْفٍ وَهْوَ حَلِيفٌ لِبَنِي عَامِرِ بْنِ لُؤَىٍّ، وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ إِلَى الْبَحْرَيْنِ يَأْتِي بِجِزْيَتِهَا، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ صَالَحَ أَهْلَ الْبَحْرَيْنِ، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمِ الْعَلاَءَ بْنَ الْحَضْرَمِيِّ، فَقَدِمَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَسَمِعَتِ الأَنْصَارُ بِقُدُومِ أَبِي عُبَيْدَةَ، فَوَافَوْا صَلاَةَ الْفَجْرِ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمَّا انْصَرَفَ تَعَرَّضُوا لَهُ، فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ رَآهُمْ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَظُنُّكُمْ سَمِعْتُمْ أَنَّ أَبَا عُبَيْدَةَ قَدِمَ بِشَىْءٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَبْشِرُوا وَأَمِّلُوا مَا يَسُرُّكُمْ، فَوَاللَّهِ مَا الْفَقْرَ أَخْشَى عَلَيْكُمْ، وَلَكِنِّي أَخْشَى أَنْ تُبْسَطَ عَلَيْكُمُ الدُّنْيَا كَمَا بُسِطَتْ عَلَى مَنْ قَبْلَكُمْ، فَتَنَافَسُوهَا كَمَا تَنَافَسُوهَا، وَتُهْلِكَكُمْ كَمَا أَهْلَكَتْهُمْ ‏"‏‏.‏

Zühri'den rivayete göre Urve b. Zübeyr kendisine şunu haber vermiştir: el-Misver b. Mahreme'nin kendisine haber verdiğine göre "Ömer b. Avf -ki bu Amir b. Luey oğulları ile antlaşmalı ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de bulunmuş birisi idi- ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'ı Bahreyn'e oranın cizyesini getirmek üzere göndermişti. Bahreynlilerle bizzat ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sulh yapmış ve onlara el-Ala b. el-Hadrami'yi emir tayin etmişti. Ebu Ubeyde Bahreyn'den bir miktar mal getirip geldi. Ensar Ebu Ubeyde'nin gelişini duydu. Sabah namazını Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kıldılar. (Namazdan sonra) kalkıp gidince onun karşısına çıktılar. ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları görünce gülümsedi, sonra şöyle buyurdu: Zannaderim Ebu Ubeyde'nin bir şeyler getirerek geldiğini duydunuz. Onlar: Evet ey Allah'ın Resulü, dediler. O şöyle buyurdu: Size müjdeler veriyorum. Sizi sevindirecek şeyleri ümit edebilirsiniz. Allah'a yemin ederim ben sizin için fakirlikten korkmuyorum,. Fakat sizden öncekilere bolca yayıldığı gibi dünyanın sizin de önünüze yayılacağından, onların bu dünyalıkta birbirleriyle yarıştıkları gibi sizin de bu hususta birbirinizle yarışacağınızdan, Allah'ın onları helak ettiği gibi sizi de helak edeceğinden korkuyorum

Narrated Al-Miswar bin Makhrama:That `Amr bin `Auf, who was an ally of Bani 'Amir bin Luai and one of those who fought at Badr in the company of the Prophet (ﷺ) , said, "Allah's Messenger (ﷺ) sent Abu 'Ubaida bin Al-Jarrah to Bahrain to bring the Jizya taxation from its people, for Allah's Messenger (ﷺ) had made a peace treaty with the people of Bahrain and appointed Al-`Ala' bin Al-Hadrami as their ruler. So, Abu 'Ubaida arrived with the money from Bahrain. When the Ansar heard of the arrival of Abu 'Ubaida (on the next day) they offered the morning prayer with the Prophet (ﷺ) and when the morning prayer had finished, they presented themselves before him. On seeing the Ansar, Allah's Messenger (ﷺ) smiled and said, "I think you have heard that Abu 'Ubaida has brought something?" They replied, "Indeed, it is so, O Allah's Apostle!" He said, "Be happy, and hope for what will please you. By Allah, I am not afraid that you will be poor, but I fear that worldly wealth will be bestowed upon you as it was bestowed upon those who lived before you. So you will compete amongst yourselves for it, as they competed for it and it will destroy you as it did them

Sahîh-i Buhârî No. 4017 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ كَانَ يَقْتُلُ الْحَيَّاتِ كُلَّهَا‏.‏ حَتَّى حَدَّثَهُ أَبُو لُبَابَةَ الْبَدْرِيُّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ قَتْلِ جِنَّانِ الْبُيُوتِ، فَأَمْسَكَ عَنْهَا‏.‏

Nafi'den rivayete göre "İbn Ömer r.a. bütün yılanları öldürürdü'' [-4017-] Nihayet Bedir'e katılmış bulunan Ebu Lubabe el-Bedrı ona (İbn Omer'e) "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in evlerde barınan küçük yılanların öldürülmesini yasakladığını anlatınca, o da onları öldürmekten vazgeçti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ömer b. el-Hattab, Kudame b. Maz'un" b. Habib b. Vehb b. Huzafe b. Cumah "el-Cumahı'yi amil olarak görevlendirdi." Kudame İslam'a erken girmiş olanlardan birisi olan Osman b. Maz'un'un kardeşidir. Buhari bu olayı şartına uymayan mevkuf bir rivayet olduğundan dolayı zikretmemiştir .. Çünkü maksadı Bedir'e katılanları kaydetmekten ibarettir. Bu kıssayı Abdurrezzak, Musannefinde Ma'mer'den, o ez-Zühri'den diye rivayet ederek şunu da eklemektedir: "el-Carud el-Akdı, Ömer'in yanına gelerek dedi ki: Kudame içki içip sarhoş oldu. Ömer: Seninle beraber kim şahitlik eder dedi. el-Carud: Ebu Hureyre dedi. Ebu Hureyre de onun sarhoşken kustuğunu gördüğüne şehadet edince Ömer, Kudame'ye haber gönderdi. el-Carud ona: Ona had uygula deyince, Ömerona: Sen hasım mısın yoksa şahit misin diye sordu. Bu sefer el-Carud sustu. Daha sonra aynı şeyi tekrar edince Ömer dedi ki: Ya susarsın yahut da sana fena yaparım, dedi. El-Carud: Senin amcan oğlu içki içecek, beni de fena yapacaksın. Hak bunun neresinde, dedi. Ömer, Kudame'nin eşi Velid'in kızı Hind'e haber gönderdi, o da kocası aleyhine şahitlik edince, Ömer Kudame'ye: Ben sana had uygulamak istiyorum dedi. Kudame: Sen bunu bana yapamazsın dedi.. Çünkü yüce Allah: "İman edip, salih amel işleyenlere ... tattıklarından dolayı bir vebal yoktur. " diye buyurmaktadır. Ömer: Sen ayeti yanlış anlıyorsun dedi.. Çünkü ayetin geri kalan kısmında: "İttika ettikleri. .. takdirde" diye buyurulmaktadır. Eğer sen takvalı olsaydın Allah'ın sana haram kıldığı şeylerden uzak kalırdın. Daha sonra emir vererek ona celde vuruldu. Kudame ona kızdı ise de daha sonra birlikte hacca gittiler. (Şöyle ki): Ömer bir seferinde dehşetle uykusundan uyandı ve: Çabucak bana Kudame'yi getirin, (rüyamda) birisi bana gelerek, Kudame ile barış,. Çünkü o senin kardeşindir dedi. Bunun üzerine birbirleriyle barıştılar

Narrated Nafi`:Ibn `Umar used to kill all kinds of snakes until Abu Lubaba Al-Badri told him that the Prophet (ﷺ) had forbidden the killing of harmless snakes living in houses and called Jinnan. So Ibn `Umar gave up killing them

Sahîh-i Buhârî No. 4018 Sahih

حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُلَيْحٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رِجَالاً، مِنَ الأَنْصَارِ اسْتَأْذَنُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا ائْذَنْ لَنَا فَلْنَتْرُكْ لاِبْنِ أُخْتِنَا عَبَّاسٍ فِدَاءَهُ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ وَاللَّهِ لاَ تَذَرُونَ مِنْهُ دِرْهَمًا ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik'ten rivayete göre "Ensardan bazı adamlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin isteyerek: Bize izin versen de kızkardeşimizin oğlu Abbas'ın fidyesini almayalım dediler. O: AIlah'a yemin ederim onun fidyesinden bir dirhem dahi terk etmeyeceksiniz, diye buyurdu

Narrated Anas bin Malik:Some men of the Ansar requested Allah's Messenger (ﷺ) to allow them to see him, they said, "Allow us to forgive the ransom of our sister's son, `Abbas." The Prophet (ﷺ) said, "By Allah, you will not leave a single Dirham of it

Sahîh-i Buhârî No. 4019 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَدِيٍّ، عَنِ الْمِقْدَادِ بْنِ الأَسْوَدِ، حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَمِّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءُ بْنُ يَزِيدَ اللَّيْثِيُّ، ثُمَّ الْجُنْدَعِيُّ أَنَّ عُبَيْدَ، اللَّهِ بْنَ عَدِيِّ بْنِ الْخِيَارِ أَخْبَرَهُ أَنَّ الْمِقْدَادَ بْنَ عَمْرٍو الْكِنْدِيَّ، وَكَانَ حَلِيفًا لِبَنِي زُهْرَةَ، وَكَانَ مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَهُ أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرَأَيْتَ إِنْ لَقِيتُ رَجُلاً مِنَ الْكُفَّارِ فَاقْتَتَلْنَا، فَضَرَبَ إِحْدَى يَدَىَّ بِالسَّيْفِ فَقَطَعَهَا، ثُمَّ لاَذَ مِنِّي بِشَجَرَةٍ فَقَالَ أَسْلَمْتُ لِلَّهِ‏.‏ آأَقْتُلُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَعْدَ أَنْ قَالَهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تَقْتُلْهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّهُ قَطَعَ إِحْدَى يَدَىَّ، ثُمَّ قَالَ ذَلِكَ بَعْدَ مَا قَطَعَهَا‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تَقْتُلْهُ، فَإِنْ قَتَلْتَهُ فَإِنَّهُ بِمَنْزِلَتِكَ قَبْلَ أَنْ تَقْتُلَهُ، وَإِنَّكَ بِمَنْزِلَتِهِ قَبْلَ أَنْ يَقُولَ كَلِمَتَهُ الَّتِي قَالَ ‏"‏‏.‏

Ata b. Yezid el-Leysi ve sonradan el-Cundal'den rivayete göre Ubeydullah b. Adiy b. el-Hiyar'ın kendisine haber verdiğine göre "Mikdad b. Amr el-Kindl'nin -Zühre oğulları ile ant1aşmalı ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de bulunanlardan idi- kendisine haber verdiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedi ki: Ben kafirlerden bir adam ile karşılaşsam, onunla çarpışsak, kılıcıyla bir elimi vurup koparsa, sonra da benden kurtulmak için bir ağaca sığınarak, ben Allah'a teslim oldum dese ne dersin? O bu sözü söyledikten sonra ey Allah'ın Resulü, onu öldüreyim mi? Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hayır, onu öldürme, diye buyurdu. O: Ey Allah'ın Resulü o bir elimi kopardı, sonra da onu kopardıktan sonra bu sözü söyledi, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şu cevabı verdi: Hayır, onu öldürme. Eğer onu öldürecek olursan, o sen onu öldürmeden önceki senin konumuna geçer. Sen de onun o sözü söylemeden önceki konumuna düşersin." Bu Hadis 6865 numara ile gelecektir

Narrated 'Ubaidullah bin `Adi bin Al-Khiyar:That Al-Miqdad bin `Amr Al-Kindi, who was an ally of Bani Zuhra and one of those who fought the battle of Badr together with Allah's Messenger (ﷺ) told him that he said to Allah's Messenger (ﷺ), "Suppose I met one of the infidels and we fought, and he struck one of my hands with his sword and cut it off and then took refuge in a tree and said, "I surrender to Allah (i.e. I have become a Muslim),' could I kill him, O Allah's Messenger (ﷺ), after he had said this?" Allah's Messenger (ﷺ) said, "You should not kill him." Al- Miqdad said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! But he had cut off one of my two hands, and then he had uttered those words?" Allah's Messenger (ﷺ) replied, "You should not kill him, for if you kill him, he would be in your position where you had been before killing him, and you would be in his position where he had been before uttering those words

Sahîh-i Buhârî No. 4020 Sahih

حَدَّثَنِي يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ بَدْرٍ ‏ "‏ مَنْ يَنْظُرُ مَا صَنَعَ أَبُو جَهْلٍ ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقَ ابْنُ مَسْعُودٍ، فَوَجَدَهُ قَدْ ضَرَبَهُ ابْنَا عَفْرَاءَ حَتَّى بَرَدَ، فَقَالَ آنْتَ أَبَا جَهْلٍ قَالَ ابْنُ عُلَيَّةَ قَالَ سُلَيْمَانُ هَكَذَا قَالَهَا أَنَسٌ‏.‏ قَالَ أَنْتَ أَبَا جَهْلٍ قَالَ وَهَلْ فَوْقَ رَجُلٍ قَتَلْتُمُوهُ قَالَ سُلَيْمَانُ أَوْ قَالَ قَتَلَهُ قَوْمُهُ‏.‏ قَالَ وَقَالَ أَبُو مِجْلَزٍ قَالَ أَبُو جَهْلٍ فَلَوْ غَيْرُ أَكَّارٍ قَتَلَنِي‏.‏

Süleyman et-Temimı, o Enes r.a.'dan rivayetle dedi ki: "Bedir günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kim Ebu Cehil'in ne yaptığına bakacak? Bunun üzerine İbn Mes'ud kalktı, Afra'nın iki oğlunun darbeleriyle onu hareketsiz yere yıkmış olduklarını gördü. İbn Mes'ud: Sen ha ey Ebu Cehil dedi. (Ravilerden) İbn Umeyye Süleyman'dan rivayetle dedi ki: Bunu Enes böylece söyledi. Sen ha ey Ebu Cehil diye. Ebu Cehil: Durum sizin bir adamı öldürmenizden ileri bir şey midir? Süleyman dedi ki: Ya da kavminin kendisini öldürdüğü ... dedi. (Yine Süleyman) dedi ki: Ebu Miclez dedi ki: Ebu Cehil dedi ki: Keşke bir çiftçiden başkası beni öldürmüş olsaydı

Narrated Anas:Allah's Messenger (ﷺ) said on the day of Badr, "Who will go and see what has happened to Abu Jahl?" Ibn Mas`ud went and saw him struck by the two sons of 'Afra and was on the point of death . Ibn Mas`ud said, "Are you Abu Jahl?" Abu Jahl replied, "Can there be a man more superior to the one whom you have killed (or as Sulaiman said, or his own folk have killed.)?" Abu Jahl added, "Would that I had been killed by other than a mere farmer

Sahîh-i Buhârî No. 4021 Sahih

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ ـ رضى الله عنهم ـ لَمَّا تُوُفِّيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى إِخْوَانِنَا مِنَ الأَنْصَارِ‏.‏ فَلَقِيَنَا مِنْهُمْ رَجُلاَنِ صَالِحَانِ شَهِدَا بَدْرًا‏.‏ فَحَدَّثْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ فَقَالَ هُمَا عُوَيْمُ بْنُ سَاعِدَةَ، وَمَعْنُ بْنُ عَدِيٍّ‏.‏

İbn Abbas'tan, o Ömer r.a.' dan: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat edince Ebu Bekir 'e dedim ki: Kalk seninle beraber kardeşlerimiz Ensarın yanına gidelim. Onlardan Bedir'e katılmış, salih iki adam ile karşılaştık. (İbn Abbas dedi ki): Ben bunu Urve b. ez-Zubeyr'e anlattım, o' da: O iki kişi Uveym b. Saide ile Ma'n b. Adiy idiler, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ensardan" Bedirle katılmış olan "bazı adamlar ... " Çünkü ileride geleceği üzere Abbas, Bedir'de esir alınmıştı. Müşrikler onu da beraberlerinde Bedir'e götürmüşlerdi. İbn İshak'ın, İbn Abbas yoluyla rivayet ettiğine göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bedir günü ashabına: Ben Haşim oğullarından bir takım kimselerin istemeyerek savaşa getirildiklerini biliyorum. Bu sebeple kim onlardan birisiyle karşılaşacak olursa onu öldürmesin, diye buyurdu." Ahmed'in rivayet ettiği hadiste de Bera'nın şöyle dediği zikredilmektedir: "Ensardan bir adam el-Abbas'ı esir almış olarak geldi. el-Abbas ise şöyle dedi: Beni esir alan bu adam değildir. Aksine beni alnının üzerinde saçlarının yan tarafları dökülmüş bir adam esir aldı. Nebi sallallilhu aleyhi ve sellem Ensardan olan o adama: Allah seni çok şerefli bir melek ile desteklemiştir, diye buyurdu." Ensardan el-Abbas'ı esir alan bu kişi Ebu'I-Yeser künyeli olup, adı Ka'b b. Amr el-Ensari'dir. İbn Abbas'ın rivayet ettiği hadiste de şöyle denilmektedir: "Babama: Ebu'IYeser seni nasıl esir aldı? Halbuki sen isteseydin onu avucunun içine dahi alabilirdin, dedim. el-Abbas: Hayır, böyle deme yavrucuğum, dedi." İbn İshak da İbn Abbas'ın rivayet ettiği hadiste şunları zikretmektedir: "Nebi s.a.v.: Ey Abbas dedi. Hem kendinin, hem de kardeşlerinin oğulları Akil b. Ebi Talib ile Nevfel b. Haris'in, bir de antlaşmaları olan Utbe b. Amr'ın fidyelerini öde .. Çünkü sen zengin birisisin. Abbas: Ben Müslüman idim,. Fakat bunlar beni zorlayarak getirdiler, dedi. Allah Resulü: Senin dediğin durumu en iyi bilen Allah'tır. Eğer söylediğin bir gerçekse şüphesiz Allah seni mükafatlandıracaktır,. Fakat senin durumunun zahirinden anlaşılan bize karşı olduğundur, diye buyurdu." "Bir dirhem dahi bırakmayacaksınız." el-Abbas'ın fidyesinden almadık bir şey bırakmayacaksınız. Bunda hikmetin şu olduğu söylenmiştir: Nebi sallallilhu aleyhi ve sellem, Sadece hanımlar tarafından onlara yakınlığı dolayısı ile değil de, kendi amcası olduğundan ötürü bu hususta bir iltimas olacağından korkmuştur. Bu olayda, akrabanın akrabasını rahatsız edecek şeyleri -içten içe onu rahatsız edecek hallerden hoşlanmasa dahi- açığa vurmaması gerektiğine işaret vardır. Nebi efendimizin, Ensarın Abbas'ın fidyesini bağışlamak istemelerini kabul etmeyişi, benzer durumda olanlar için bir tedib mahiyetindedir

Narrated Ibn `Abbas:`Umar said, "When the Prophet (ﷺ) died I said to Abu Bakr, 'Let us go to our Ansari brethren.' We met two pious men from them, who had fought in the battle of Badr." When I mentioned this to `Urwa bin Az-Zubair, he said, "Those two pious men were 'Uwaim bin Sa`ida and Ma`n bin Adi

Sahîh-i Buhârî No. 4022 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ فُضَيْلٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، كَانَ عَطَاءُ الْبَدْرِيِّينَ خَمْسَةَ آلاَفٍ خَمْسَةَ آلاَفٍ‏.‏ وَقَالَ عُمَرُ لأُفَضِّلَنَّهُمْ عَلَى مَنْ بَعْدَهُمْ‏.‏

Kays'tan rivayete göre "Bedir'e katılmış olanların atiyyesi (Ömer'in onlara bağladığı ödeme) beşer bin beşer bin idi. Ayrıca Ömer: Andolsun ben onları, onlardan sonrakilerden üstün tutacağım, demişti

Narrated Qais:The Badr warriors were given five thousand (Dirhams) each, yearly. `Umar said, "I will surely give them more than what I will give to others

Sahîh-i Buhârî No. 4023 Sahih

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ، وَذَلِكَ أَوَّلَ مَا وَقَرَ الإِيمَانُ فِي قَلْبِي‏.‏

Muhammed b. Cubeyr, babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i akşam namazında Tur suresini okurken dinledim. Bu da benim kalbime imanın yer ettiği ilk zamanlardır

Narrated Jubair bin Mut'im: I heard the Prophet (ﷺ) reciting Surat-at-Tur in Maghrib prayer, and that was at a time when belief was first planted in my heart. The Prophet (ﷺ) while speaking about the war prisoners of Badr, said, "Were Al-Mutim bin Adi alive and interceded with me for these filthy people, I would definitely forgive them for his sake

Sahîh-i Buhârî No. 4024 Sahih

وَعَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِي أُسَارَى بَدْرٍ ‏ "‏ لَوْ كَانَ الْمُطْعِمُ بْنُ عَدِيٍّ حَيًّا ثُمَّ كَلَّمَنِي فِي هَؤُلاَءِ النَّتْنَى لَتَرَكْتُهُمْ لَهُ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ يَحْيَى، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَقَعَتِ الْفِتْنَةُ الأُولَى ـ يَعْنِي مَقْتَلَ عُثْمَانَ ـ فَلَمْ تُبْقِ مِنْ أَصْحَابِ بَدْرٍ أَحَدًا، ثُمَّ وَقَعَتِ الْفِتْنَةُ الثَّانِيَةُ ـ يَعْنِي الْحَرَّةَ ـ فَلَمْ تُبْقِ مِنْ أَصْحَابِ الْحُدَيْبِيَةِ أَحَدًا ثُمَّ وَقَعَتِ الثَّالِثَةُ فَلَمْ تَرْتَفِعْ وَلِلنَّاسِ طَبَاخٌ‏.‏

Said b. el-Müseyyeb'den rivayete göre "ilk fitne -Osman'ın öldürülmesini kastediyor- ortaya çıktığında Bedir ashabından geriye kimseyi bırakmadı. Daha sonra ikinci fitne -yani el-Harre vakası- meydana geldi, bu da Hudeybiye'ye katılmışlardan kimseyi bırakmadı. Sonra üçüncü fitne vaki olur(sa) insanlar güçlü olmakla birlikte bir daha doğrulamayacaklardır

Narrated Said bin Al-Musaiyab: When the first civil strife (in Islam) took place because of the murder of 'Uthman, it left none of the Badr warriors alive. When the second civil strife, that is the battle of Al-Harra, took place, it left none of the Hudaibiya treaty companions alive. Then the third civil strife took place and it did not subside till it had exhausted all the strength of the people

Sahîh-i Buhârî No. 4025 Sahih

حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ النُّمَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَسَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَعَلْقَمَةَ بْنَ وَقَّاصٍ، وَعُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ حَدِيثِ، عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كُلٌّ ـ حَدَّثَنِي طَائِفَةً مِنَ الْحَدِيثِ ـ قَالَتْ فَأَقْبَلْتُ أَنَا وَأُمُّ مِسْطَحٍ فَعَثَرَتْ أُمُّ مِسْطَحٍ فِي مِرْطِهَا فَقَالَتْ تَعِسَ مِسْطَحٌ‏.‏ فَقُلْتُ بِئْسَ مَا قُلْتِ، تَسُبِّينَ رَجُلاً شَهِدَ بَدْرًا فَذَكَرَ حَدِيثَ الإِفْكِ‏.‏

Yunus b. Yezid dedi ki: Zühri'yi şöyle derken dinledim: Ben Urve b. ez-Zubeyr ile Said b. el-Müseyyeb'i, Alkame b. Vakkas'ı ve Ubeydullah b. Abdullah'ı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'nın durumunu anlatan hadisi nakletmelerini dinledim. Her biri bana hadisin bir bölümünü naklederek dedi ki: "Ben ve Mistah'ın annesi gittik. Mistah'ın annesi örtündüğü carına ayağı takılarak tökezledi. Kahrolsun Mistah, dedi. Ben: Ne kadar kötü bir söz söyledin? Bedir'de bulunmuş bir adama mı sövüyorsun, dedim" diyerek hadisin geri kalan bölümünü zikretti

Narrated Yunus bin Yazid:I heard Az-Zuhri saying, "I heard `Urwa bin Az-Zubair. Sa`id bin Al-Musaiyab, 'Alqama bin Waqqas and 'Ubaidullah bin `Abdullah each narrating part of the narrative concerning `Aisha the wife of the Prophet. `Aisha said: When I and Um Mistah were returning, Um Mistah stumbled by treading on the end of her robe, and on that she said, 'May Mistah be ruined.' I said, 'You have said a bad thing, you curse a man who took part in the battle of Badr!." Az-Zuhri then narrated the narration of the Lie (forged against `Aisha)

Sahîh-i Buhârî No. 4026 Sahih

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُلَيْحِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ هَذِهِ مَغَازِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ يُلْقِيهِمْ ‏"‏ هَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَكُمْ رَبُّكُمْ حَقًّا ‏"‏‏.‏ قَالَ مُوسَى قَالَ نَافِعٌ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُنَادِي نَاسًا أَمْوَاتًا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا أَنْتُمْ بِأَسْمَعَ لِمَا قُلْتُ مِنْهُمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ فَجَمِيعُ مَنْ شَهِدَ بَدْرًا مِنْ قُرَيْشٍ مِمَّنْ ضُرِبَ لَهُ بِسَهْمِهِ أَحَدٌ وَثَمَانُونَ رَجُلاً، وَكَانَ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ يَقُولُ قَالَ الزُّبَيْرُ قُسِمَتْ سُهْمَانُهُمْ فَكَانُوا مِائَةً، وَاللَّهُ أَعْلَمُ‏.‏

İbn Şihab dedi ki: "İşte bunlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Meğazisi (gazveleri)dir. .. " deyip hadisi zikretti: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları (Bedir'de öldürülmüş müşrikleri kuyuya) atarken: Rabbinizin size vaad ettiğinin hak olduğunu gördünüz mü, diye buyurdu," Musa dedi ki: Nafi' dedi ki: Abdullah dedi ki: Ashabından bazı kimseler: Ey Allah'ın Resulü, sen ölmüş insanlara mı sesleniyorsun deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Benim söylediklerimi siz onlardan daha iyi işitiyor değilsiniz, diye buyurdu

Narrated Ibn Shihab:These were the battles of Allah's Messenger (ﷺ) (which he fought), and while mentioning (the Badr battle) he said, "While the corpses of the pagans were being thrown into the well, Allah's Messenger (ﷺ) said (to them), 'Have you found what your Lord promised true?" `Abdullah said, "Some of the Prophet's companions said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! You are addressing dead people.' Allah's Messenger (ﷺ) replied, 'You do not hear what I am saying, better than they.' The total number of Muslim fighters from Quraish who fought in the battle of Badr and were given their share of the booty, were 81 men." Az-Zubair said, "When their shares were distributed, their number was 101 men. But Allah knows it better

Sahîh-i Buhârî No. 4027 Sahih

حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ ضُرِبَتْ يَوْمَ بَدْرٍ لِلْمُهَاجِرِينَ بِمِائَةِ سَهْمٍ‏.‏

Zübeyr'den dedi ki: "Bedir günü muhacirlere yüz pay ayrıldl." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bedir'e katılanların (Ömer zamanındaki) atiyyeleri beşer bin idi." Atiye, Ömer r.a. döneminden itibaren onların her birisine yıllık verilen miktara denilir. "Ömer andolsun onları" daha fazla atiyye vermek suretiyle diğerlerine "üstün tutacağım, dedi." Malik b. Evs'in, Ömer'den rivayetinde "o muhacirlere beşer bin beşer bin verdi.Ensara dörder bin dörder bin verdi. Nebi sallalli'ıhu aleyhi ve sellem'in hanımlarını üstün tutarak onların her birisine onikişer bin verdi." Tirmizi, Nesai, İbn Hibban ve Hakim sahih bir senedie A1i'nin şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Cibril Bedir günü Nebi sallalli'ıhu aleyhi ve sellem'e gelerek dedi ki: Sen ashabını esirler hususunda muhayyer bırak. İsterlerse onları öldürebilirler, isterlerse de gelecek sene onların sayısı kadar kendilerinden öldürülmek üzere fidyeyi saçabilirler. Ashab fidye alalım ve bizden (o kadar kişi) öldürülsün, dediler." Müslim de bu olayı Ömer radıyalli'ıhu anh'ın rivayet ettiği bir hadis olarak uzunca rivayet etmiş bulunmaktadır. Bu rivayetinde sebebi de zikretmiştir. Buna göre Nebi sallalli'ıhu aleyhi ve sellem: Bu esirler hakkındaki görüşünüz nedir diye sormuş. Ebu Bekir: Benim görüşüme göre onlardan bir fidye alalım, bu bizim için bir güç olur. Olur ki Allah da onlara hidayet verir, dedi. Ömer de: Benim görüşüme göre onları bize teslim et. Biz de onların boyunlarını vuralım .. Çünkü bunlar küfrün önderleridir, dedi .. Fakat Ebu Bekir 'in dediği Resulullah sallalli'ıhu aleyhi ve sellem'in deha çok hoşuna gitti..." Bu rivayette yüce Allah'ın: "Yeryüzünde çokça savaşıp zaferler kazanıncaya kadar esirler alması hiçbir Nebie yaraşmaz."[Enfal, 67] buyruğunun nüzulü de sözkonusu edilmektedir. Kafir esirlerden fidye almanın caiz olup olmaması ile ilgili imamların görüş ayrılıkları da Cihad bölümünün "sonra ya lütfederek karşılıksız salın yahut fidye alın. Savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar. " [Muhammed,4] başlığında açıklanmış bulunmaktadır. Selef (Ebu Bekir ile Ömer'in esirler hakkındaki) iki görüşten hangisinin daha doğru olduğu hususunda ihtilaf etmiştir. Bazıları şöyle demiştir: Ebu Bekir'in görüşü daha doğru idi.. Çünkü yüce Allah'ın bu husustaki takdirine uygundu. Hüküm de nihai olarak bu şekilde karar kılmıştır. Ayrıca o esirlerin pek çoğu ya bizzat yahut da bu olaydan sonra doğan zürriyeti vasıtası ile İslam'a girmiştir. Rahmetin gazaba baskın oluşuna da uygundur. Nitekim Allah'ın haklarında rahmet yazdığı kimseler ile ilgili olarak Aııah'ın tespit ettiği hükmün bu olduğu da sabit olmuştur. Fidye almalarından ötürü siterne gelince; bu da az dahi olsun bir dünyalığı ahirete tercih eden kimselerin zem edilmelerine işarettir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Birinci fitne" yani Osman'ın öldürülmesi "ortaya çıktı." Bu fitne Bedir'e katılmış olanlardan kimseyi geride bırakmadı. Yani onlar Osman'ın öldürülmesi ile birlikte çıkan fitneden itibaren Harre vakası ile birlikte diğer fitnenin ortaya çıkışına kadar olan dönemde vefat ettiler. Bedir'e katılanlar arasında en son vefat eden kişi Sad b. Ebi Vakkas'tır. O da Harre vakasından birkaç yıl önce vefat etmiştir. "Daha sonra ikinci fitne yani Harre vakasl. .. meydana geldi." Harre vakası Yezid b. Muaviye'nin son zamanlarında meydana gelmiştir. İleride yüce Allah'ın izniyle Fiten bölümünde buna dair bazı açıklamalar gelecektir

Narrated Az-Zubair:On the day of Badr, (Quraishi) Emigrants received 100 shares of the war booty

Sahîh-i Buhârî No. 4028 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ حَارَبَتِ النَّضِيرُ وَقُرَيْظَةُ، فَأَجْلَى بَنِي النَّضِيرِ، وَأَقَرَّ قُرَيْظَةَ وَمَنَّ عَلَيْهِمْ، حَتَّى حَارَبَتْ قُرَيْظَةُ فَقَتَلَ رِجَالَهُمْ وَقَسَمَ نِسَاءَهُمْ وَأَوْلاَدَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ إِلاَّ بَعْضَهُمْ لَحِقُوا بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَآمَنَهُمْ وَأَسْلَمُوا، وَأَجْلَى يَهُودَ الْمَدِينَةِ كُلَّهُمْ بَنِي قَيْنُقَاعَ وَهُمْ رَهْطُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ وَيَهُودَ بَنِي حَارِثَةَ، وَكُلَّ يَهُودِ الْمَدِينَةِ‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan dedi ki: "Kurayza ve Nadir oğulları savaş açtı. Nadir oğullarını sürgüne gönderdi, Kurayzalıları yerlerinde bıraktı ve Kurayza savaşana kadar onlara lütfetti. (Savaşınca) erkeklerini öldürttü, hanımlarını, çocuklarını, mallarını Müslümanlar arasında paylaştırdı. Böyle olmayan bazıları ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetişti, o da onlara em an verdi ve Müslüman oldular. Medine'deki bütün Yahudileri de -Abdullah b. Selam'ın kabilesi olan Kaynuka oğullarını, Harise oğulları Yahudilerini ve Medine'deki Yahudilerin hepsini- sürgüne gönderdi

Narrated Ibn `Umar:Bani An-Nadir and Bani Quraiza fought (against the Prophet (ﷺ) violating their peace treaty), so the Prophet exiled Bani An-Nadir and allowed Bani Quraiza to remain at their places (in Medina) taking nothing from them till they fought against the Prophet (ﷺ) again) . He then killed their men and distributed their women, children and property among the Muslims, but some of them came to the Prophet (ﷺ) and he granted them safety, and they embraced Islam. He exiled all the Jews from Medina. They were the Jews of Bani Qainuqa', the tribe of `Abdullah bin Salam and the Jews of Bani Haritha and all the other Jews of Medina

Sahîh-i Buhârî No. 4029 Sahih

حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ مُدْرِكٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ سُورَةُ الْحَشْرِ‏.‏ قَالَ قُلْ سُورَةُ النَّضِيرِ‏.‏ تَابَعَهُ هُشَيْمٌ عَنْ أَبِي بِشْرٍ‏.‏

Said b. Cubeyr dedi ki: İbn Abbas'a Haşr suresi(ni sordum). O: "en-Nadr suresi de." dedi. Huşeym, Ebu Bişr'den diye ona mutabaatta bulunmuştur. Bu Hadis 4645,4882 ve 4883 numara ile gelecektir

Narrated Sa`id bin Jubair:I mentioned to Ibn `Abbas Surat-Hashr. He said, "Call it Surat-an-Nadir

Sahîh-i Buhârî No. 4030 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه قَالَ كَانَ الرَّجُلُ يَجْعَلُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم النَّخَلاَتِ حَتَّى افْتَتَحَ قُرَيْظَةَ وَالنَّضِيرَ، فَكَانَ بَعْدَ ذَلِكَ يَرُدُّ عَلَيْهِمْ‏.‏

Enes b. Malik r.a. dedi ki: "(Medine'de Ensardan) bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birkaç hurmayı tahsis ederdi (ve mahsulünü ona verirdi). Nihayet Kurayzalılar ile en-Nadr'e karşı zafer kazanıldı. Bundan sonra Nebi onlara (vermek istediklerini) geri gönderiyordu

Narrated Anas bin Malik:Some people used to allot some date palm trees to the Prophet (ﷺ) as gift till he conquered Banu Quraiza and Bani An-Nadir, where upon he started returning their date palms to them

Sahîh-i Buhârî No. 4031 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ حَرَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَخْلَ بَنِي النَّضِيرِ وَقَطَعَ وَهْىَ الْبُوَيْرَةُ فَنَزَلَتْ ‏{‏مَا قَطَعْتُمْ مِنْ لِينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَائِمَةً عَلَى أُصُولِهَا فَبِإِذْنِ اللَّهِ‏}‏

İbn Ömer r.a. dedi ki: "Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem el-Buveyre diye bilinen Nadir oğullarının hurmalıklarını (bir kısmını) yaktı ve (bir kısmını) kesti. Bunun üzerine: "Herhangi bir hurma ağacı kesmeniz yahut onu kökleri üzere dikili bırakmanız hep Allah'ın izni ile olmuştur." (Haşr, 5) ayeti nazil oldu.

Narrated Ibn `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) had the date-palm trees of Bani Al-Nadir burnt and cut down at a place called Al- Buwaira. Allah then revealed: "What you cut down of the date-palm trees (of the enemy) Or you left them standing on their stems. It was by Allah's Permission

Diğer tahric edenler: Tirmizî, Tefsir-ül Kur’ân; Müslim, Cihâd Bu hadis’in Müslimdeki rivayetlerini ve izahatı görmek için buraya tıklayın

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya