1.164 hadis bulundu · sayfa 20/59
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ فَقَالَ فِي حَلِفِهِ وَاللاَّتِ وَالْعُزَّى. فَلْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. وَمَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ تَعَالَ أُقَامِرْكَ. فَلْيَتَصَدَّقْ ".
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim yemin eder ve yemininde 'Lat ve Uzza hakkı için' derse, hemen la ilahe illallah desin. Kim de arkadaşına 'haydi gel, kumar oynayalım' derse, hemen sadaka versin." Hadisin geçtiği diğer yerler: 6107, 6301, 6650. Fethu'l-Bari Açıklaması: Hattabı şöyle demiştir: "Yemin, ancak derin saygı duyulan ma'bud ile yapılır. Şayet biri Lat ve buna benzer putlara yemin ederse kafirlere benzer ve hemen kendisine kelime-i tevhid ile bu hatasını telafi etmesi emredilir." İbnu'l-Arabı de şöyle demiştir: "Kim ciddı olarak putlara yemin ederse, kafir olur. Şayet bilmeden veya gaflet anında onlara yemin ederse, la ilahe illailah demesi gerekir. Bu sözü Allah Teala onun günahına keffaret sayar. O da kalbini gafletten kurtarıp Allah'ı zikre yöneltir, dilini de doğruya alıştırır ve kendisinden sadır olan boş sözlerden kendisini kurtarır." Hattabı şöyle demiştir: "Hadiste geçen 'hemen sadaka versin' ifadesi ile kişinin kumar oynamayı düşündüğü mal kastedilmiştir. Bu ifade ile kişinin ağzından çıkan bu sözüne keffaret olması için herhangi bir sadaka vermesinin kastedildiği de ileri sürülmüştür." Hattabı'nin bu son görüşü hakkında Nevevı şöyle demiştir: . "Bu görüş daha doğrudur. Müslim'in rivayetinde geçen 'Sadaka olarak bir şey versin' ifadesi buna delalet etmektedir." Bazı Hanefı alimleri putlara yemin eden kimselerin mutlaka yemin keffareti vermeleri gerektiğini söylemişlerdir ki, bu son derece tartışmaya açıktır. Kadı Iyaz şöyle demiştir: "Bu hadise göre, akla gelen isyan düşüncelerinin aksine Allah'a isyanı düşünmek, kalbe yerleştiği takdirde günahtır." Kadı Iyaz'ın bu onuca nasıl ulaştığını bir türlü idrak edemedim. Kaldı ki, hadiste açıkça sözün telaffuz edildiği ifade edilmiştir. Şöyle ki; kişi arkadaşına "Haydi gel, kumar oynayalım" demiştir. Böylece onu Allah'a isyana çağırmıştır. Kumar, ittifakla haramdır. Kumara çağırmak da haramdır. Öyleyse burada sadece bir düşünce ve karar verme yoktur. Bu hadisin geri kalan açıklamaları "Kitabu'l-eyman ve'n-nüzur" bahsinde yapllacaktır. (Kitabu'l-eyman ve'n-nüzur)
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Whomever takes an oath in which he mentions Lat and `Uzza (forgetfully), should say: None has the right to be worshipped but Allah, and whoever says to his companion. 'Come along, let us gamble' must give alms (as an expiation)
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، سَمِعْتُ عُرْوَةَ، قُلْتُ لِعَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ فَقَالَتْ إِنَّمَا كَانَ مَنْ أَهَلَّ بِمَنَاةَ الطَّاغِيَةِ الَّتِي بِالْمُشَلَّلِ لاَ يَطُوفُونَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ} فَطَافَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْمُسْلِمُونَ. قَالَ سُفْيَانُ مَنَاةُ بِالْمُشَلَّلِ مِنْ قُدَيْدٍ. وَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ عُرْوَةُ قَالَتْ عَائِشَةُ نَزَلَتْ فِي الأَنْصَارِ كَانُوا هُمْ وَغَسَّانُ قَبْلَ أَنْ يُسْلِمُوا يُهِلُّونَ لِمَنَاةَ. مِثْلَهُ. وَقَالَ مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الأَنْصَارِ مِمَّنْ كَانَ يُهِلُّ لِمَنَاةَ ـ وَمَنَاةُ صَنَمٌ بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ ـ قَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ كُنَّا لاَ نَطُوفُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ تَعْظِيمًا لِمَنَاةَ. نَحْوَهُ.
Urve'nin şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Hz. Aişe'ye (Safa ve Merve arasında say yapmayı sordum). O da şöyle cevap verdi: Cahiliyye döneminde Müşellel mevkiindeki azgın Menat için ihram'a girenler Safa ile Merve arasında say yapmazlardı. Bunun üzerine Allah Teala: "Şüphe yok ki, Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır, "(Bakara 158) ayetini indirdi. Akabinde Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Müslümanlar tavaf yaptılar. Fethu'l-Bari Açıklaması: Müşellel, Kudeyd şehrinin denize bakan kısmında yer alan bir bölgenin adıdır. Esasında Müşellel, Kudeyd'e giderken geçilen dağın adıdır. Kudeyd ise Mekke ile Medıne arasında bilinen bir mevkiin adıdır
Narrated `Urwa:I asked `Aisha (regarding the Sai between As Safa and Al-Marwa). She said, "Out of reverence to the idol Manat which was placed in Al-Mushallal, those who used to assume Ihram in its name, used not to perform Sai between As-Safa and Al-Marwa, so Allah revealed: 'Verily! The As-Safa and Al-Marwa (two mountains at Mecca) are among the symbols of Allah.' (2.158). Thereupon, Allah's Messenger (ﷺ) and the Muslims used to perform Sai (between them)." Sufyan said: The (idol) Manat was at Al-Mushallal in Qudaid. `Aisha added, "The Verse was revealed in connection with the Ansar. They and (the tribe of) Ghassan used to assume Ihram in the name of Manat before they embraced Islam." `Aisha added, "There were men from the Ansar who used to assume Ihram in the name of Manat which was an idol between Mecca and Medina. They said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! We used not to perform the Tawaf (Sai) between As-Safa and Al-Marwa out of reverence to Manat
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ سَجَدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالنَّجْمِ وَسَجَدَ مَعَهُ الْمُسْلِمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ وَالْجِنُّ وَالإِنْسُ. تَابَعَهُ ابْنُ طَهْمَانَ عَنْ أَيُّوبَ. وَلَمْ يَذْكُرِ ابْنُ عُلَيَّةَ ابْنَ عَبَّاسٍ.
İbn Abbas'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necm Suresi'ni okuyunca secde etti. Onunla birlikte Müslümanlar, müşrikler, cinler ve insanlar da secde ettiler
Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) performed a prostration when he finished reciting Surat-an-Najm, and all the Muslims and pagans and Jinns and human beings prostrated along with him
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، أَخْبَرَنِي أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَوَّلُ سُورَةٍ أُنْزِلَتْ فِيهَا سَجْدَةٌ {وَالنَّجْمِ}. قَالَ فَسَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَجَدَ مَنْ خَلْفَهُ، إِلاَّ رَجُلاً رَأَيْتُهُ أَخَذَ كَفًّا مِنْ تُرَابٍ فَسَجَدَ عَلَيْهِ، فَرَأَيْتُهُ بَعْدَ ذَلِكَ قُتِلَ كَافِرًا، وَهْوَ أُمَيَّةُ بْنُ خَلَفٍ.
Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: İçinde secde ayeti bulunan surelerden ilk inen Necm Suresi'dir. [Bu suredeki secde ayeti sebebiyle] hemen Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve onun arkasındakiler secde ettiler. Sadece bir adam secdeye gitmedi ve bir avuç toprak alıp ona secde etti. Daha sonra onun kafir olarak öldürüldüğünü gördüm. Bu adam, Ümeyye İbn Halef idi. Fethu'l-Bari Açıklaması: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necm Suresi'ni okumayı bitirince secde etmişti. Bu rivayetin açıklaması ve bu olayın nedeni, İbn Abbas'tan nakledilen rivayetin şerhi yapılırken Hacc Suresi'nin tefsirinde verilmişti
Narrated `Abdullah:The first Sura in which a prostration was mentioned, was Sura An-Najm (The Star). Allah's Messenger (ﷺ) prostrated (while reciting it), and everybody behind him prostrated except a man whom I saw taking a hand-full of dust in his hand and prostrated on it. Later I saw that man killed as an infidel, and he was Umaiya bin Khalaf
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، وَسُفْيَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ انْشَقَّ الْقَمَرُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِرْقَتَيْنِ، فِرْقَةً فَوْقَ الْجَبَلِ وَفِرْقَةً دُونَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اشْهَدُوا ".
İbn Mes'ud r.a.'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde ay, bir parçası dağın üst kısmında, bir parçası da onun alt tarafında olmak üzere ikiye ayrıldı. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şahid olun!" dedi
Narrated Ibn Masud:During the lifetime of Allah's Messenger (ﷺ) the moon was split into two parts; one part remained over the mountain, and the other part went beyond the mountain. On that, Allah's Messenger (ﷺ) said, "Witness this miracle
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ انْشَقَّ الْقَمَرُ وَنَحْنُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَصَارَ فِرْقَتَيْنِ، فَقَالَ لَنَا " اشْهَدُوا، اشْهَدُوا ".
Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber iken ay yarıldı ve iki parçaya ayrıldı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize; "Şahit olun! Şahit olun!" dedi
Narrated `Abdullah:The moon was cleft asunder while we were in the company of the Prophet, and it became two parts. The Prophet (ﷺ) said, Witness, witness (this miracle)
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي بَكْرٌ، عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ انْشَقَّ الْقَمَرُ فِي زَمَانِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
İbn Abbas'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında ay yarıldı
Narrated Ibn `Abbas:The moon was cleft asunder during the lifetime of the Prophet
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَأَلَ أَهْلُ مَكَّةَ أَنْ يُرِيَهُمْ آيَةً فَأَرَاهُمُ انْشِقَاقَ الْقَمَرِ.
Enes'in şöyle söylediği rivayet edildi: Mekkeli müşrikler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendilerine bir mucize göstermesini istediler, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara ayın yarılmasını gösterdi
Narrated Anas:The people of Mecca asked the Prophet (ﷺ) to show them a sign (miracle). So he showed them (the miracle) of the cleaving of the moon
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ انْشَقَّ الْقَمَرُ فِرْقَتَيْنِ.
Enes'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ay, ikiye yarıldı. Bu olay hakkındaki ayrıntılı açıklama "es-Si'retu'n-Nebeviyye"nin başlarında yapılmıştı
Narrated Anas:The moon was cleft asunder into two parts
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ {فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ}
Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem [şu ayeti dal harfiyle] فهل من مدكر fehel min muddekir şeklinde okurdu
Narrated `Abdullah bin Masud:The Prophet (ﷺ) used to recite: "Fahal-min-Maddakir (then is there any that will receive admonition?)
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. أَنَّهُ كَانَ يَقْرَأُ {فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ}.
Abduııah İbn Mes'ud'dan, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in [şu ayeti] فهل من مدكر fehel min muddekir şeklinde okuduğu rivayet edilmiştir
Narrated `Abdullah bin Masud:The Prophet (ﷺ) used to recite: "Fahal-min-Maddakir (then is there any that will receive admonition?)
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، أَنَّهُ سَمِعَ رَجُلاً، سَأَلَ الأَسْوَدَ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ أَوْ مُذَّكِرٍ فَقَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ يَقْرَؤُهَا {فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ} قَالَ وَسَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَؤُهَا {فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ} دَالاً.
Ebu İshak'tan rivayet edildiğine göre, o, bir kişinin el-Esved'e [şu ayetin] فهل من مدكر fehel min muddekir şeklinde mi, yoksa مذكر müzzekir şeklinde mi okunduğunu sorduğunu işitmiştir. el-Esved de şöyle cevap vermiştir: Abullah İbn Mes'ud'un bu ayeti. فهل من مدكر fehel min muddekir şeklinde okuduğunu işittim. O bu hususta şöyle demişti: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu ayeti د dal harfi ile; فهل من مدكر fehel min muddekir şeklinde okuduğunu işittim
Narrated Abu 'Is-haq:A man asked Al-Aswad, 'is it 'Fahal min-Muddakir' or'..Mudhdhakir?" Al Aswad replied, 'I have heard `Abdullah bin Masud reciting it, 'Fahal-min Muddakir'; I too, heard the Prophet (ﷺ) reciting it 'Fahal-min-Muddakir' with 'd
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ {فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ} الآيَةَ.
Abdullah İbn Mes'ud r.a.'dan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem [şu ayeti]; فهل من مدكر fehel min muddekir şeklinde okumuştur
Narrated `Abdullah bin Masud: The Prophet (ﷺ) used to recite: "Fahal-min-Maddakir (then is there any that will receive admonition?)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَرَأَ {فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ، ولقد أهلكنا أشياعكم فهل من مُدَّكِرٍ}
Abdullah İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem [şu ayeti]. فهل من مدكر fehel min muddekir şeklinde okumuştur
Narrated `Abdullah:The Prophet (ﷺ) recited: 'Fahal-min Muddakir': 'And verily, We have destroyed nations like unto you; then is there any that will receive admonition?
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَهَلْ مِنْ مُذَّكِرٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم {فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ}
Abdullah İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem [şu ayeti] فهل من مذكر fe hel min muzzekir şeklinde okudum. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ayetin okunuşunun فهل من مدكر fe hel min muddekir şeklinde olduğunu söyledi
Narrated `Abdullah:I recited before the Prophet (ﷺ) 'Fahal-min-Mudhdhakir'. The Prophet (ﷺ) said, "It is Fahal-min Muddakir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَوْشَبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ،. وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ وُهَيْبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَهْوَ فِي قُبَّةٍ يَوْمَ بَدْرٍ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَنْشُدُكَ عَهْدَكَ وَوَعْدَكَ، اللَّهُمَّ إِنْ تَشَأْ لاَ تُعْبَدْ بَعْدَ الْيَوْمِ ". فَأَخَذَ أَبُو بَكْرٍ بِيَدِهِ فَقَالَ حَسْبُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلْحَحْتَ عَلَى رَبِّكَ. وَهْوَ يَثِبُ فِي الدِّرْعِ، فَخَرَجَ وَهْوَ يَقُولُ " {سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ}."
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bedir savaşının yapıldığı gün küçük bir çadırda şöyle dua etmiştir: "Allahım! Senden va'dini ve sözünü yerine getirmeni istiyorum. Allahım! Eğer sen dilersen bugünden sonra sana ibadet edilmez ... " Tam bu sırada Hz. Ebu. Bekir Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elini tuttu ve "Yeter Ey Allah'ın elçisi! Rabbine karşı ısrarcı oldun ... " dedi. O esnada Hz. Nebi zırhlı şekilde ayakta idi. Birden "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklar," ayetini okuyarak dışarı çıktı
Narrated Ibn `Abbas:Allah's Messenger (ﷺ) while in a tent on the day of the Battle of Badr, said, "O Allah! I request you (to fulfill) Your promise and contract! O Allah! If You wish that you will not be worshipped henceforth.." On that Abu Bakr held the Prophet (ﷺ) by the hand and said, "That is enough, O Allah's Messenger (ﷺ) You have appealed to your Lord too pressingly," while the Prophet (ﷺ) was putting on his armor. So Allah's Messenger (ﷺ) went out, reciting Their multitude will be put to flight, and they will show their backs
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي يُوسُفُ بْنُ مَاهَكَ، قَالَ إِنِّي عِنْدَ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ قَالَتْ لَقَدْ أُنْزِلَ عَلَى مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ، وَإِنِّي لَجَارِيَةٌ أَلْعَبُ {بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ}
Yusuf İbn Mahek'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Mu'minlerin annesi Hz. Aişe'nin yanında idim. O şöyle söyledi: Ben oyun oynayan küçük bir kız çocuğu iken "Bilakis kıyamet onlara vadedilen asıl saattir ve o saat daha belalı ve daha acıdır,'' ayeti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Mekke'de nazil olmuştu .. Hadisin geçtiği diğer yer:
Narrated Yusuf bin Mahak:I was in the house of `Aisha, the mother of the Believers. She said, "This revelation: "Nay, but the Hour is their appointed time (for their full recompense); and the Hour will be more previous and most bitter." (54.46) was revealed to Muhammad at Mecca while I was a playful little girl
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَهْوَ فِي قُبَّةٍ لَهُ يَوْمَ بَدْرٍ " أَنْشُدُكَ عَهْدَكَ وَوَعْدَكَ، اللَّهُمَّ إِنْ شِئْتَ لَمْ تُعْبَدْ بَعْدَ الْيَوْمِ أَبَدًا ". فَأَخَذَ أَبُو بَكْرٍ بِيَدِهِ وَقَالَ حَسْبُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَدْ أَلْحَحْتَ عَلَى رَبِّكَ. وَهْوَ فِي الدِّرْعِ فَخَرَجَ وَهْوَ يَقُولُ " {سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ * بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ}"
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bedir Savaşı'nın yapıldığı gün kendisine ait bir çadırda şöyle dua etmişti: "Allahım! Senden sözünü ve vadini yerine getirmeni istiyorum. Allahım! Sen dilersen bu günden sonra asla sana ibadet edilmez ... " Tam bu sırada Hz. Ebu Bekir onun elinden tuttu ve "Yeter Ey Allah'ın elçisi! Rabbine karşı ısrarcı oldun ... " dedi. O esnada Hz. Nebi zırhlı şekilde ayakta idi. Birden "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklar. Bilakis kıyamet onlara vadedilen asıl saattir ve o saat daha belalı ve daha acıdır, "(Kamer 45-46) ayetlerini okuyarak dışarı çıktı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ayette geçen .......emerru kelimesi ........merara kökünden türemiştir," yorumu Ferra'ya aittir. 0, bu ayet [el-Kamer 54/56] hakkında şöyle demiştir: "Daha belalı ifadesi kıyametin Bedir Savaşı'ndan azap bakımından daha büyük olduğunu ifade eder. Daha acıdır ifadesi ise ........merara kökünden türemiştir
Narrated Ibn `Abbas:While in his tent on the day the Battle of Badr, the Prophet (ﷺ) said, "O Allah! I request You (to fulfill) Your promise and contract. O Allah! It You wish that the Believers be destroyed). You will never be worshipped henceforth." On that, Abu Bakr held the Prophet (ﷺ) by the hand and said, "That is enough, O Allah's Messenger (ﷺ)! You have appealed to your Lord too pressingly" The Prophet (ﷺ) was wearing his armor and then went out reciting: 'Their multitude will be put to flight and they will show their backs. Nay, but the Hour is their appointed time (for their full recompense), and the Hour will be more previous and most bitter
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ الْعَمِّيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " جَنَّتَانِ مِنْ فِضَّةٍ، آنِيَتُهُمَا وَمَا فِيهِمَا وَجَنَّتَانِ مِنْ ذَهَبٍ آنِيَتُهُمَا وَمَا فِيهِمَا، وَمَا بَيْنَ الْقَوْمِ وَبَيْنَ أَنْ يَنْظُرُوا إِلَى رَبِّهِمْ إِلاَّ رِدَاءُ الْكِبْرِ عَلَى وَجْهِهِ فِي جَنَّةِ عَدْنٍ ".
Narrated `Abdullah bin Qais:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Two gardens, the utensils and the contents of which are of silver, and two other gardens, the utensils and contents of which are of gold. And nothing will prevent the people who will be in the Garden of Eden from seeing their Lord except the curtain of Majesty over His Face
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ فِي الْجَنَّةِ خَيْمَةً مِنْ لُؤْلُؤَةٍ مُجَوَّفَةٍ، عَرْضُهَا سِتُّونَ مِيلاً، فِي كُلِّ زَاوِيَةٍ مِنْهَا أَهْلٌ، مَا يَرَوْنَ الآخَرِينَ يَطُوفُ عَلَيْهِمُ الْمُؤْمِنُونَ ". " وَجَنَّتَانِ مِنْ فِضَّةٍ، آنِيَتُهُمَا وَمَا فِيهِمَا، وَجَنَّتَانِ مِنْ كَذَا آنِيَتُهُمَا، وَمَا فِيهِمَا، وَمَا بَيْنَ الْقَوْمِ وَبَيْنَ أَنْ يَنْظُرُوا إِلَى رَبِّهِمْ إِلاَّ رِدَاءُ الْكِبْرِ عَلَى وَجْهِهِ فِي جَنَّةِ عَدْنٍ ".
Narrated `Abdullah bin Qais:Allah's Messenger (ﷺ) said, "In Paradise there is a pavilion made of a single hollow pearl sixty miles wide, in each corner of which there are wives who will not see those in the other corners; and the believers will visit and enjoy them. And there are two gardens, the utensils and contents of which are made of silver; and two other gardens, the utensils and contents of which are made of so-and-so (i.e. gold) and nothing will prevent the people staying in the Garden of Eden from seeing their Lord except the curtain of Majesty over His Face