deneme

İman ve Akaid ile İlgili Hadisler

1.490 hadis bulundu · sayfa 32/75

Sahîh-i Müslim No. 241 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ الْمِصْرِيُّ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ النِّسَاءِ تَصَدَّقْنَ وَأَكْثِرْنَ الاِسْتِغْفَارَ فَإِنِّي رَأَيْتُكُنَّ أَكْثَرَ أَهْلِ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتِ امْرَأَةٌ مِنْهُنَّ جَزْلَةٌ وَمَا لَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكْثَرَ أَهْلِ النَّارِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تُكْثِرْنَ اللَّعْنَ وَتَكْفُرْنَ الْعَشِيرَ وَمَا رَأَيْتُ مِنْ نَاقِصَاتِ عَقْلٍ وَدِينٍ أَغْلَبَ لِذِي لُبٍّ مِنْكُنَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا نُقْصَانُ الْعَقْلِ وَالدِّينِ قَالَ ‏"‏ أَمَّا نُقْصَانُ الْعَقْلِ فَشَهَادَةُ امْرَأَتَيْنِ تَعْدِلُ شَهَادَةَ رَجُلٍ فَهَذَا نُقْصَانُ الْعَقْلِ وَتَمْكُثُ اللَّيَالِيَ مَا تُصَلِّي وَتُفْطِرُ فِي رَمَضَانَ فَهَذَا نُقْصَانُ الدِّينِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh b. el-Muhâdr-i Mısri rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbnü'l-Hâd'dan, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da Abdullah b. Ömer'den, o da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletli: "Ey kadınlar topluluğu sadaka verin, çokça istiğfar edin çünkü ben sizlerin cehennemliklerin çoğunluğunu teşkil ettiğinizi gördüm. " Aralarında akıllı bir kadın: Ey Allah'ın Rasulü, cehennemliklerin çoğunluğunu bizim teşkil etmemizin sebebi nedir, dedi. Allah Rasulü: "(Çünkü) çokça lanet okursunuz, kocalarınıza karşı nankörlük edersiniz. Aklı ve dini eksik olanlar arasından aklı başında birisine sizden daha çok galip geleni görmedim" buyurdu. O kadın: Ey Allah'ın Rasulü, aklın ve dinin eksik olması ne demektir, dedi. o: ''Aklın eksikliği iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olmasıdır. İşte bu aklın eksikliğidir. Kadın günler boyunca namaz kılmadan bekler, ramazanda da oruç açar. İşte dinin eksikliği de budur" buyurdu. Bunu bana Ebu't-Tahir de tahdis etti. Bize İbn Vehb, Bekr b. Mudar'dan haber verdi. O İbn el-Had'dan bu isnad ile aynısını nakletti.

It is narrated on the authority of 'Abdullah b. Umar that the Messenger of Allah observed:O womenfolk, you should give charity and ask much forgiveness for I saw you in bulk amongst the dwellers of Hell. A wise lady among them said: Why is it, Messenger of Allah, that our folk is in bulk in Hell? Upon this the Prophet observed: You curse too much and are ungrateful to your spouses. I have seen none lacking in common sense and failing in religion but (at the same time) robbing the wisdom of the wise, besides you. Upon this the woman remarked: What is wrong with our common sense and with religion? He (the Holy Prophet) observed: Your lack of common sense (can be well judged from the fact) that the evidence of two women is equal to one man, that is a proof of the lack of common sense, and you spend some nights (and days) in which you do not offer prayer and in the month of Ramadan (during the days) you do not observe fast, that is a failing in religion

Diğer tahric: Ebu Davud, 4679 -muhtasar olarak-; İbn Mace, 4003; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 242 Sahih

وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ بَكْرِ بْنِ مُضَرَ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

(Bana Hasen b. Aliy el-Hulvânî ile Ebû Bekir b. İshâk rivâyet ettiler, dediler ki: Bize İtmü Ebi Meryem rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. ki: Bana Zeyd b. Eşlem, Iyâd b. Abdillâh'dan, o da Ebû Said-i Hudrî'den, o da Nebiy (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen haber verdi. H

This hadith has been narrated on the authority of Abu Tahir with this chain of transmitters

Sahîh-i Müslim No. 243 Sahih

وَحَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح

Bana Hasen b. Aliy el-Hulvânî ile Ebu Bekir b. İshâk rivayet etttler, dediler ki: Bize İbni Ebi Meryem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. Dedi ki: Bana Zeyd b. Eşlem, Iyâd b. Abdİllâh'dan, o da Ebu Said-i Hudrî'den, o da Nebiy (Sallallahu Aleyhi e Sellem)''den naklen haber verdi. H. Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hücr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail —kî İbni Ca'ferdir— Amr b. Ebî Amr'dan, o da el-Makburî'den o da Ebu Hureyre'den, o da Nebiy (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen, İbni Ömer'in Nebi {Sallallahu aleyhi ve Selleml'den diye naklettiği (238 nolu) hadis ile aynı manada rivayet etti.

A hadith like this as narrated by Ibn 'Umar has also been transmitted by Abu Sa'id al-Khudri

Diğer tahric: Ebu Hureyre'nin rivayetini yalnızca Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 13006. Ebu Said el-Hudri'nin rivayetini de Buhari, 298 -uzunca-, 913 -uzunca-, 1393, 1850 -muhtasar olarak-, 2515; Müs!im, 2050; Nesai, 1575, 1578, 1288; Tuhfetu'lEşraf, 4271 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın NEVEVİ ŞERHİ: "Ey kadınlar topluluğu sadaka verin ... (2/65) İşte bu da din eksikliğidir." Dilciler, ma' şer (topluluk), aynı durumdaki yani ortak vasıftaki topluluk demektir, diye açıklamışlardır. Mesela, insanlar bir ma'şer, cinler bir ma'şer, nebiler bir ma' şer, kadınlar vs. birer ma' şerdir. Çoğul u "meaşir" gelir. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Sizin cehennem ehlinin çoğunluğunu teşkil ettiğinizi gördüm" buyruğuna karşılık kadınlardan: "Biz neden cehennemliklerin çoğunluğuyuı" diyen birisi "cezle" diye nitelendirilmiştir ki akıl ve görüş sahibi kadın demektir. İbn Bureyd dedi ki: Cezalet, akıl ve vakar demektir. el-Aşir: Aslında bir kimse ile kayıtsız ve şartsız olarak muaşereti (birlikteliği) olan kimse hakkında kullanılır ise de burada kastedilen kocadır. Lubb: Akıl demek olup, aklın kemali kastolunur. Allah Rasulünün: "İşte aklın noksanlığı budur" buyruğu, aklın noksanlığının belirtisi budur, demektir. "Günlerce namaz kılmadan kalır" yani ay hali sebebiyle günler boyunca namaz kılamaz. Yine ay hali sebebiyle ramazan ayının birkaç gününde oruç tutmaz. Hadisten Çıkartılan Hükümler Hadisteki hükümlere gelince: 1- Bu hadiste birtakım bilgiler yer almaktadır: Sadakanın, iyilik olan işlerin yapılması, çokça mağfiret dilemek vs. itaatlerin yapılmasının teşvik edilmesi bunlar arasındadır. 2- Aziz ve celil Allah'ın buyurduğu gibi: "Muhakkak iyilikler kötülükleri giderir. " (Hud, 114) 3- Kocaya ve iyiliğe karşı nankörlük büyük günahlardandır çünkü cehennem ateşi tehdidi masiyetin büyük olduğunun alametleri arasındadır. Nitekim bunu yüce Allah'ın izniyle biraz sonra açıklayacağız. 4- Lanet okumak da aynı şekilde oldukça çirkin masiyetlerdendir fakat hadisten onun büyük bir günah olduğu anlamı çıkmamaktadır çünkü Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çokça lanet okursunuz" buyurmuştur ama küçük günah çokça işlenecek olursa sonunda büyük bir günah olur. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayrıca: "Mümine lanet etmek, onu öldürmek gibidir" buyurmuştur. İlim adamları da lanet okumanın haram olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir. Sözlükte lanet, uzaklaştırmak ve kovmak demektir. Şer' i bir terim olarak yüce Allah'ın rahmetinden uzaklaştırmaktır. Durumu ve son nefesinde dünyadan nasıl ayrıldığı kesin olarak bilinmeyen bir kimsenin yüce Allah'ın rahmetinden uzak olduğunu ifade etmek ise caiz değildir. Bundan dolayı ilim adamları şöyle demişlerdir: "Şer' i bir nas ile onun küfür üzere öldüğünü yahut küfür üzere öleceğini bildiğimiz -Ebu Cehil ve İblis gibi- kimseler dışında Müslüman olsun, kafir olsun, herhangi bir canlı olsun muayyen bir kimsenin lanetlenmesi caiz değildir. Bir niteliğe bağlı olarak lanetlemek ise haram değildir. Saçına saç ekleyen, saç ekleten, döğme yapan ve yaptıranın lanetlenmesi, faiz yiyen, yediren, suret yapanların, zalimlerin, fasıkların, kafirlerin lanetlenmesi, arazinin sınırlarının belirtilerini değiştiren kimselerin lanetlenmesi, gerçek efendilerinden başkalarına ait olduğunu söyleyenlerin, babasından başkasının nesebinden geldiğini ileri sürenlerin, İslam'da olmadık bir işi ortaya çıkartanın yahut büyük bir günah işlemiş kimseyi barındıranın lan etle nmesi ve buna benzer şer'i naslarda muayyen kimseler için değil de niteliklere bağlı olarak lanetlenenlerin lanetlenmesi buna örnektir. Allah en iyi bilendir. 5- Küfür hükmünün kocaya nankörlük, iyiliklerin, nimetin ve hakkın nankörlüğü gibi yüce Allah'ın inkfm dışındaki haller için de kullanılması. İşte buradan bundan önce geçmiş hadislerde zikredilen "küfür" ile ilgili yaptığımız yoru~un/tevilin doğruluğu da anlaşılmaktadır. 6- İmanın arttığı ve eksildiği açıklanmaktadır. 7- İmam, çeşitli makam ve mevkilerdeki yöneticiler ve insanlar ileri gelenler, reayalarına öğüt vermeli, onları İslam'ın buyruklarına aykırı hareket etmekten sakındırıp, itaatleri işlemeye teşvik etmelidirler. 8- Öğrencinin, aıime uyanın uyduğu kimseye söylediğinin anlamını kavrayamadığı hallerde soru sorması. Buradaki aklı başında kadının (r.anha) soru sorması gibi. 9- "Ramazan" ismini "ay"a izafe etmeksizin kullanmak -asıl tercih edilen aya izafetle kullanılması olmakla birlikte- caizdir. Allah en iyi bilendir. İmam Ebu Abdullah el-Mazeri (rahimehullah) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: ''Aklın eksikliği iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olmasıdır" buyruğu ile, bunun arka planına dikkat çekmektedir. Bu da yüce Allah'ın kitab-ı keriminde: "Biri unutursa diğerine hatırlatsın diye" (Bakara, 282) buyruğu ile dikkat çektiği husustur. Yani onların belleyişleri azdır. (2/67) (el-Mazeri devamla) dedi ki: İnsanlar aklın mahiyeti hususunda ihtilaf etmişlerdir. İlim olduğu söylendiği gibi, zorunlu birtakım bilgiler olduğu da söylenilmiştir. Bilinenlerin gerçekleri arasında ayırım gözeten güçtür diye de açıklanmıştır. -el-Mazeri'nin sözleri burada bitmektedir.- Derim ki: Aklın gerçek mahiyeti ve kısımları ile ilgili görüş ayrılığı pek çoktur ve bilinen bir husustur. Bunları açıklayarak burada sözü uzatmamıza ihtiyaç yoktur. Aklın yeri hususunda da ihtilaf etmişlerdir. Bizim (mezhebimize mensup) kelamcılar kalptedir demişlerdir. Bazı ilim adamları ise o baştadır demiştir. Allah en iyi bilendir. Hadiste Kadınlar İle İlgili Nitelemelerin Anlamı Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kadınları namazı ve orucu ay hali zamanlarında terk etmeleri sebebiyle dinlerinin eksik olmasıyla nitelendirmesinin anlaşılmasında zorlukla karşı karşıya kalınabilir ama bunun anlaşılması zor değil, aksine gayet açıktır. Şüphesiz ki dil, iman ve İslam daha önce birkaç yerde açıkladığımız gibi bir anlamda ortaklıkları vardır. Yine birkaç yerde açıkladığımız gibi itaatlere de iman ve din denilir. Bu husus sabit olduğuna göre ibadeti çok olanın imanının ve dininin de artış göstereceği, az olanın da dininin eksileceği sabit olmaktadır. Diğer taraftan din eksikliği bazen kişinin günaha girmesine sebep olabilir. Namazı, orucu ya da diğer farz ibadetleri mazeretsiz terk etmek gibi. Bazen de günahı gerektirmeyen bir şekilde sözkonusu olabilir. Cumayı, gazaya çıkmayı ya da daha başka farz olan ibadetleri mazereti sebebiyle terkedenin durumu gibi. Bazı hallerde de bu terk kendisinin bununla mükellef olduğu şekilde sözkonusu olabilir. Ay hali kadının namazı ve orucu terk etmesi gibi. Şöyle bir soru sorulabilir: Kadın ay hali iken namazı ve orucu eda etmemekte mazur görüldüğüne göre, ay hali süresince -onun kazasını yapmasa dahi- namaz sevabını alır mı? Hasta ve yolcu kimsenin sağlıklı iken ve ikamet halinde iken kıldığı nafile namazıarının aynısı, yolculuğunda ve hastalığında hasta ve yolcuya sevap olarak yazıldığı gibi yazılır mı? Cevap: Bu hadisin zahirine göre ay hali olan kadına bunların sevabı yazılmaz. Aradaki fark şudur: Hasta ve yolcu bu nafile ibadetleri bunları eda etme ehliyeti ile birlikte sürekli olarak yapmak niyetiyle yerine getiriyordu. Ay hali olan kadının durumu ise böyle değildir. Aksine o kadının niyeti ay hali zamanlarında namazı terk etmektir. Hatta ay halinde iken namaz kılmaya niyet etmesi ona haramdır. Nafile namazıarını onları devamlı kılmak niyetini taşımaksızın bazen kılıp, bazen kılmayan yolcu yahut hastanın hali de buna benzemektedir. Böyle bir kimsBye nafile namaz kılmadığı zamanlardaki yolculuğu ve hastalığı esnasında ona (nafilelerini kılmış gibi) sevap yazılmaz. Allah en iyi bilendir. Baptaki Hadislerin Senetleri İbnu'l-Had: Adı Yezid b. Abdullah b. Usame'dir. Usame, "el-Had"ın kendisidir çünkü o misafirlerin ve yoldan geçenlerin ona doğru yol bulmaları için ateş yakardı. Bu lafzı muhaddisler bu şekilde "el-Had" diye telaffuz ederler, bir söyleyişe göre sahihtir ama Arapça' da tercih edilen sonuna ye getirmek suretiyle "el-Hadi" denilmesidir. Bu hususları kitabın mukaddimesinde ve başka yerlerde sözkonusu etmiştik. Allah en iyi bilendir. Ebu Bekr b. İshak'ın adı Muhammed'dir. İbn Ebu Meryem ise (2/68) Said b. Hakem b. Muhammed b. Ebu Meryem el-Cumahi Ebu Muhammed el-Mısri' dir. Pek değerli, üstün, fakihtir. Amr b. Ebu Amr, el-Makburi' den rivayetinde geçen buradaki "elMakburi"nin kim olduğu hakkında ihtilaf edilmiştir. Acaba bu Ebu Said elMakburi midir yoksa onun oğlu Said midir? Çünkü bunların her birisine -asıl el-Makburi Ebu Said olmakla birlikte- el-Makburi denilir. Hafız Ebu Ali elGassani el-Ceyyani, Ebu Mesud es-Sekafi' den şöyle dediğini nakletmektedir: Burada kasıt Ebu Said' dir. Ebu Ali dedi ki: Bu husus ise ancak İsmail b. Cafer'in, Amr b. Ebu Amr'dan diye naklettiği rivayetindedir. Darakutni dedi ki: Ona Süleyman b. Bilal muhalefette bulunarak bu hadisi Amr'dan, o Said el-Makburi'den diye rivayet etmiştir. Darakutni dedi ki: Süleyman b. Bilal'in sözü ise daha sahihtir. Şeyh Ebu Amr b. es-Salah (rahimehullah) dedi ki: Bunu Ebu Nuaym elAsbahani, el-Muharrac ala Sahih-i Müslim adlı eserinde razı olunan çeşitli yollardan İsmail b. Cafer'den, o Amr b. Ebu Amr'dan, o Said b. Ebu Said el-Makburi' den diye bu şekilde açık seçik bir şekilde rivayet etmiş bulunmaktadır ama biz bu hadisi Müslim'in Sahihine muharrec özelliğindeki Ebu Avane'nin Müsnedinde İsmail b. Cafer, Ebu Said yoluyla, Süleyman b. Bilal de Ebu Said yoluyla -az önce Darakutni'den geçtiği gibi- rivayet etmiş bulunmaktayız. O halde buna itimat edilmelidir. İbnu's-Salah'ın açıklamaları buraya kadardır. "el-Makburi" nispeti be harfi ötreli ve fethalı (el-Makberi) şeklinde de söylenir. Bu hususta meşhur iki okuyuştur. Bu da (kabristan demek olan) makbure'ye nispettir. Bunun da be harfi ötreli, fethalı ve kesreli olmak üzere üç söyleyişi vardır ki üçüncüsü gariptir. İbrahim el-Harbi ve başkaları der ki: Ebu Said kabirlere inerdi. Bundan dolayı ona el-Makburi denildi. Evinin kabristanın yakınında olduğu (ve bundan dolayı ona bu nispetin verildiği de) söylenmiştir. Yine denildiği üzere Ömer b. el-Hattab (radıyalliıhu anh) onu kabirlerin kazılmasının işinin başına tayin etmişti. Bundan dolayı ona el-Makburi denildi. Nuaym'ı ise mescit1erin kokulandırılmasından sorumlu olarak görevlendirmişti. Bundan dolayı da ona Nuaym el-Müeemmir (tütsüleyid, buhurlayıeı Nuaym) denilmiştir. Ebu Said'in adı Keysan (nispeti el-leysi) el-Medeni'dir. Allah en iyi bilendir

Sahîh-i Müslim No. 244 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا قَرَأَ ابْنُ آدَمَ السَّجْدَةَ فَسَجَدَ اعْتَزَلَ الشَّيْطَانُ يَبْكِي يَقُولُ يَا وَيْلَهُ - وَفِي رِوَايَةِ أَبِي كُرَيْبٍ يَا وَيْلِي - أُمِرَ ابْنُ آدَمَ بِالسُّجُودِ فَسَجَدَ فَلَهُ الْجَنَّةُ وَأُمِرْتُ بِالسُّجُودِ فَأَبَيْتُ فَلِيَ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb de tahdis edip dediler ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten tahdis etti. O Ebu Salih'ten, o Ebu Hureyre' den şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ademoğlu secde ayetini okuyup da secde edince şeytan ayrılıp ağlayarak vay onun haline -Ebu Kureyb'in rivayetinde: vay benim halime- Ademoğlu secde etmekle emrolundu, secde etti, bu sebeple ona cennet vardır. Ben de secde etmekle emrolundum, kabul etmedim, bundan dolayı benim için cehennem ateşi vardır, der. "

It is narrated on the authority of Abu Huraira that when, the son of Adam recites the Ayat of Sajdah (prostration) and then falls down in prostration, the Satan goes into seclusion and weeps and says:Alas, and in the narration of Abu Kuraib the words are: Woe unto me, the son of Adam was commanded to prostrate, and he prostrated and Paradise was entitled to him and I was commanded to prostrate, but I refused and am doomed to Hell

Diğer tahric: İbn Mace, 1052; Tuhfetu'I-Eşraf, 12524 ve Ahöed Müsned, İbn-i Hibban

Sahîh-i Müslim No. 245 Sahih

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ فَعَصَيْتُ فَلِيَ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Zuheyr b. Harb da tahdis etti. Bize Veki', tahdis etti. Bize A'meş bu isnad ile hadisi aynen tahdis etti. Ancak o: "...Ben ise isyan ettim. Bu sebeple benim için cehennem ateşi vardır der" dedi. Bunu yalnız Müs!im rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 12473 NEVEVİ ŞERHİ 82.sayfa, 243 nolu Hadis’te. DAVUDOĞLU

A'mash narrated this hadith with the same chain of transmitters, with this change of words that he (the Satan) said:I disobeyed and I am doomed to Hell

Sahîh-i Müslim No. 246 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، كِلاَهُمَا عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَالْكُفْرِ تَرْكَ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya et-Temîmi ile Osman b. Ebî Şeybe ikisi de Cerir'den rivayet ettiler. Yahya dediki: Bize Cerir, A'meş'den o da Ebu Sufyan' dan naklen haber verdi. Demişki: Cabir’i şöyle derken işittim : Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Muhakkak kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır" buyururken dinledim.

It is narrated on the authority of Jabir that he heard the Apostle (may peace and blessings be upon him) saying. Verily between man and between polytheism and unbelief is the negligence of prayer

Diğer tahric: Tirmizi, 2618; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 247 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَالْكُفْرِ تَرْكُ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Gassan el-Mismai rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhak b. Mahled, İbni Cüreyc'den naklen rivayet etti. Demişki: Bana Ebu-z'Zübeyr haber verdi ki, Cabir b. Abdillahı, şöyle derken işitmiş. RasliluIlah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terk edilmesi vardır" buyururken dinledim.

It is narrated on the authority of Abu Zubair that he heard Jabir b. 'Abdullah saying. I heard the Messenger of Allah (may peace and blessings be upon him) observing this:Between man and polytheism and unbelief is the abandonment of salat

Diğer tahric: Nesai, 463; Tuhfetu'l-Eşraf, 2817 240 – 243 HADİSLER İÇİN:

Sahîh-i Müslim No. 249 Sahih

وَحَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ زِيَادٍ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ إِيمَانٌ بِاللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ ‏"‏ حَجٌّ مَبْرُورٌ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ قَالَ ‏"‏ إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

(Bana bu hadisi Muhammed b. Râfi' ile Abd. b. Humeyd de Abdurrâzzâk'dan rivâyet ettiler. ki): Bize Ma’mer, Zühri’den bu isnâdla bu hadisin mislini haber verdi

Abu Huraira reported:The Messenger of Allah was asked about the best of deeds. He observed: Belief in Allah. He (the inquirer) said: What next? He (the Holy Prophet) replied: Jihad (struggle to the utmost) in the cause of Allah. He (the inquirer) again said: What next? He (the Holy Prophet) replied: Pilgrimage accepted into the grace of the Lord. In the. tradition narrated on the authority of Muhammad b. Ja'far (the words are) that he (the Holy Prophet) said: Belief in Allah and His Messenger. Muhammad b. Rafi and 'Abd b. Humaid, 'Abdur-Razzaq and Ma'mar and Zuhri have narrated a hadith like this on the authority of the same chain of transmitters

Sahîh-i Müslim No. 250 Sahih

حَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، ح وَحَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُرَاوِحٍ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ الإِيمَانُ بِاللَّهِ وَالْجِهَادُ فِي سَبِيلِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ أَىُّ الرِّقَابِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ أَنْفَسُهَا عِنْدَ أَهْلِهَا وَأَكْثَرُهَا ثَمَنًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ فَإِنْ لَمْ أَفْعَلْ قَالَ ‏"‏ تُعِينُ صَانِعًا أَوْ تَصْنَعُ لأَخْرَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ ضَعُفْتُ عَنْ بَعْضِ الْعَمَلِ قَالَ ‏"‏ تَكُفُّ شَرَّكَ عَنِ النَّاسِ فَإِنَّهَا صَدَقَةٌ مِنْكَ عَلَى نَفْسِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebu'r-Rabi' ez-Zehrani tahdis etti. Bize Hammad b. Zeyd tahdis etti, bize Hişam b. Urve tahdis etti. (H) Bize Halef b. Hişam da -lafız onun olmak üzere- tahdis etti. Bize Hammad b. Zeyd, Hişam b. Urve'den tahdis etti. O babasından, o Ebu Muravih el-Leysl'den, o Ebu Zerr'den şöyle dediğini nakletti: - Ey Allah'ın Rasulü, amellerin en faziletlisi hangisidir, dedim. O: ''Allah'a iman ve onun yolunda cihaddır" buyurdu. (Hürriyetine kavuşturmak için) köle ve cariyelerin hangisi daha faziletlidir, dedim. O: "Sahiplerine göre daha nefis ve daha değerli olanlarıdır" buyurdu. Ben: Eğer (bunu) yapamayacak olursam, dedim. O: "(Herhangi) bir iş yapan birisine yardım edersin ya da yapamayan için sen yaparsın" buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü, eğer bazı amelleri yapamayacak kadar güçsüz olursam (ne yapabilirim), dedim. O: "İnsanlara kötülük yapmaktan kendini alıkoyarsın. Bu senin kendine bir sadakandır" buyurdu.

Abu Dharr reported:I said: Messenger of Allah, which of the deeds is the best? He (the Holy Prophet) replied: Belief in Allah and Jihad in His cause. I again asked: Who is the slave whose emancipation is the best? He (the Holy Prophet) replied: One who is valuable for his master and whose price is high. I said: If I can't afford to do it? He (the Holy Prophet) replied: Help an artisan or make anything for the unskilled (labourer). I (Abu Dharr) said: Messenger of Allah, you see that I am helpless in doing some of these deeds. He (the Holy Prophet) replied: Desist from doing mischief to the people. That is the charity of your person on your behalf

Diğer tahric: Buhari, 2518; Nesai, 3129 .. muhtasar olarak ..; İbn Mace, 2523; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 251 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حَبِيبٍ، مَوْلَى عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِي مُرَاوِحٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ فَتُعِينُ الصَّانِعَ أَوْ تَصْنَعُ لأَخْرَقَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Rafi' ve Abd b. Humeyd tahdis etti. -Bize Abdurrezzak (2/9a) -Abd haber verdi, dedi, İbn Rafi' tahdis etti, dedi-, bize Ma'mer, ez-Zührl'den haber verdi. O Urve b. Zubeyr'in azatlısı Habib'den, o Urve b. Zübeyr'den, o Ebu Muravih'den, o Ebu Zerr'den, O Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den hadisi buna yakın olarak nakletti. Ancak bu rivayetinde O: "(İş yapan anlamındaki lafzın başına elif lam getirerek): İş yapan birisine yardımcı olursun, yahut yapamayan adına sen yaparsın" buyurdu (diye nakletti). 244 – 252 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın

Muhammad b. Abu Rafi' narrated the hadith on the authority of Abu Dharr with a slight difference

Sahîh-i Müslim No. 252 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِيَاسٍ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الْعَمَلِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ الصَّلاَةُ لِوَقْتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ فَمَا تَرَكْتُ أَسْتَزِيدُهُ إِلاَّ إِرْعَاءً عَلَيْهِ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Aliy b. Müshir, Şeybâni'den, o da el-Velid b. el-Ayzar'dau o da Sa'd b. İyâs Ebu Amr Şeybâni'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. İbn-i Mes'ud şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: En faziletli amel hangisidir, dedim. O: "Vaktinde kılınan namazdır" buyurdu. Sonra hangisidir, dedim. O: ''Anne babaya iyilik yapmaktır" buyurdu. Sonra hangisidir, dedim. O: ''Allah yolunda cihaddır" buyurdu. Ona daha fazlasını sormayı ancak ona acıdığım için bıraktım.

It is narrated on the authority of 'Abdullah b. Mas'ud that he observed. I asked the Messenger of Allah (ﷺ) which deed was the best. He (the Holy Prophet) replied:Prayer at its appointed hour. I (again) said: Then what? He (the Holy Prophet) replied: Kindness to the parents. I (again) said: Then what? He replied: Earnest endeavour (Jihad) in the cause of Allah. And I would have not ceased asking more questions but out of regard (for his feelings)

Diğer tahric: Buhari, 504, 2630, 5625, 7096; Tirmizi, 173; Nesai, 609, 610; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 253 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ الْفَزَارِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو يَعْفُورٍ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَىُّ الأَعْمَالِ أَقْرَبُ إِلَى الْجَنَّةِ قَالَ ‏"‏ الصَّلاَةُ عَلَى مَوَاقِيتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَمَاذَا يَا نَبِيَّ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَمَاذَا يَا نَبِيَّ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Mekki rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mervân el-Fezân rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Ya'fur, el-Velid b. el-Ayzâr'dan, o da Ebu Amr Şeybânî'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ey Allah'ın Nebisi hangi amel cennete daha yakın(laştırıcı)dır dedim. O: "Vakitlerinde kılınan namazdır" buyurdu. Ben: Başka hangisidir ey Allah'ın Nebisi, dedim. O: ''Anne babaya iyiliktir" buyurdu. Ben: Başka hangisidir ey Allah'ın Nebisi, dedim. O: ''Allah yolunda cihaddır" buyurdu.595

Abdullah b. Mas'ud reported:I said: Messenger of Allah, which of the deeds (takes one) nearer to Paradise? He (the Holy Prophet) replied: Prayer at its proper time, I said: What next, Messenger of Allah? He replied: Kindness to the parents. I said: What next? He replied: Jihad in the cause of Allah

Diğer tahric: Buhari, 504, 2630, 5625, 7096; Tirmizi, 173; Nesai, 609, 610; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 254 Sahih

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَمْرٍو الشَّيْبَانِيَّ، قَالَ حَدَّثَنِي صَاحِبُ، هَذِهِ الدَّارِ - وَأَشَارَ إِلَى دَارِ عَبْدِ اللَّهِ - قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الأَعْمَالِ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الصَّلاَةُ عَلَى وَقْتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ قَالَ حَدَّثَنِي بِهِنَّ وَلَوِ اسْتَزَدْتُهُ لَزَادَنِي ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberi rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, El-Velid b. el-Ayzâr'dan rivayet etti kî, el-Velid, Ebu Amr Eş-Şeybânîden dinlemiş. Ebu Amr: Bana şu evin sahibi rivayet etti; (diyerek Abdullahın hanesine işaret etmiş') Abdullah şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: Allah'ın en sevdiği amel hangisidir, dedim. O: "Vaktinde kılınan namazdır" buyurdu. Sonra hangisidir dedim. O: "Sonra anne babaya iyiliktir" buyurdu. Sonra hangisidir dedim. O: ''Allah yolunda cihaddır" buyurdu. (Abdullah b. Mes'ud): Bunları bana tahdis etti. Eğer ona daha fazlasını sorsaydım, o da bana daha fazlasını da söyleyecekti, dedi

It was heard from Abu 'Amr Shaibani that, pointing towards the house of Abdullah, he said:The owner of this house told me that he asked the Messenger of Allah (ﷺ): Which of the deeds are liked by Allah? He (the Holy Prophet) observed: Prayer at its proper time. I (again) said: What next? He replied: Then goodness to the parents. I (again) said: What then? He replied: Then Jihad in the cause of Allah. He ('Abdullah) said: This is what I was told (by the Holy Prophet). Had I questioned further, he would have made additions for me

Sahîh-i Müslim No. 255 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏ وَزَادَ وَأَشَارَ إِلَى دَارِ عَبْدِ اللَّهِ وَمَا سَمَّاهُ لَنَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet eyledi. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti; ve «Abdullahın evine işaret etti amma onun adını bize söylemedi.» cümlesini ziyade eyledi

This hadith has been transmitted by Muhammad b. Bashshar, Muhammad b. Ja'far Shu'ba with this chain of narrators, with the addition that he pointed towards the house of 'Abdullah, but he did not mention his name for us

Sahîh-i Müslim No. 256 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَفْضَلُ الأَعْمَالِ - أَوِ الْعَمَلِ - الصَّلاَةُ لِوَقْتِهَا وَبِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Ebu Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, el-Hasen b. Ubeydillâh'dan, o da Ebu Amr eş-Şeybânî'den, o da Abdullah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen onun : "Amellerin -yahut amel türünün- en faziletIisi vaktinde kılınan namaz ve anne babaya iyiliktir. " 244 – 252 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın NEVEVİ ŞERHİ (244-252 numaralı hadisler): Bu baptaki hadisler: "Ebu Hureyre (224, 245), Ebu Zerr (246, 247) ve Abdullah b. Mesud (248-252) (r.a.um)'dan rivayet edilmiştir. (Sahabi) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' e: "Amellerin en faziletlisi hangisidir" diye soruldu. O: ''Allah'a imandır" buyurdu. Sonra hangisidir diye soruldu. O: ''Allah yolunda cihaddır" buyurdu. Sonra hangisidir soruldu. O: "Mebrur bir hacdır" buyurdu. Bir başka rivayette, Nlah'a ve Resulüne imandır. Bir diğer rivayette, Nlah'a iman ve onun yolunda cihaddır, şeklindedir. "(Hürriyetine kavuşturmak için) en faziletli köle hangisidir, dedim. O: "Sahiplerine göre daha nefis olanları ve daha pahalı olanları" buyurdu. Ben: Yapamayacak olursam dedim. O: "Bir iş yapan bir kimseye yardımcı olursun ya da yapamayan yerine sen yaparsın" buyurdu ... "Çünkü bu senin kendine bir sadakandır" buyurdu. ez-Zührl'nin rivayetinde ise (elif, lam ile) "iş yapana yardım edersin yahut yapamayan adına yaparsın" şeklindedir. Bir başka rivayette: En faziletli am el hangisidir, sorusuna: "Vaktinde kılınan namazdır" buyurdu. Sonra hangisidir, dedim. O: ''Anne babaya iyiliktir" buyurdu. Sonra hangisidir dedim. O: "Allah yolunda cihaddır" dedi. (2/73) Ona daha fazla soru sormayı ona acıdığım için bıraktım. Diğer rivayette: Ona daha fazlasını sorsaydım, o da bana daha fazlasını söyleyecekti, denilmektedir. Bir başka rivayette: Cennete daha çok yakın{laştırıcı) amel hangisidir. Allah Rasulü: Vakitlerinde kılınan namazdır buyurdu. Sonra hangisidir dedim. O, anne babaya iyiliktir buyurdu. Sonra hangisidir dedim. O, Allah yolunda cihaddır buyurdu. Diğer rivayette de: Amellerin en faziletlisi vaktinde kılınan namaz ve anne babaya iyilik yapmaktır, şeklindedir. Bunlar hadis metinlerinin lafızlarıdır. Rical isimlerine gelince, bu başlıkta Ebu Hureyre, Ebu Zerr, Mansur b. Ebu Müzahim, İbn Şihab, Said b. el-Müseyyeb, Ebu'r-Rabi' ez-Zehranı, Ebu Muravih ve eş-Şeybani'den, o Velid b. el-Ayzar'dan, o Sa'd b. Iyas Ebu Amr eş-Şeybani'den ve ayrıca Ebu Ya'fur geçmektedir. Hadislerin Lafızları İle İlgili Açıklamalar: "Mebrur hac" Kadı lyaz (rahimehullah) dedi ki: Şemir dedi ki: Bu hiçbir günahın kendisine karışmadığı hacdır. Yeminini bozmayacak olursa, aynı şekilde satışında aldatmayacak olursa da bu kök kullanılır. Mebrurun kabul edilen anlamında olduğu da söylenmiştir. el-Harbi dedi ki: Be harfi ötreli olarak: "Cr. ~) Haccın mebrur olsun" denilir. Be harfi fethalı olarak da: "(~ .uı\..r.) Haccını Allah mebrur kılsın" denilir. Haccın makbul ve ecir kazanmış olarak dönmüş olasın (anlamında bir dua)dır. Hadis-i şerifte de: "Mebrur hac, yemek yedirmek ve güzel söz söylemektir" buyurulmuştur. Buna göre bu da güzel iş yapmak demek olan am el türündendir. Anne babaya ve müminlere bin ile (iyilikle) davranmak da buradan gelmektedir. Mebrurun yüce Allah için ihlasla ve doğrulukla yapılan amel anlamında olması da mümkündür. Kadı lyaz'ın açıklamaları burada sona ermektedir. Mebrur hac Kabul edilen hacdır, diyenlerin açıklamaları bir amelin kabul olduğu bilinemez gerekçesi ile açıklanması zor görülebilir. Bunun cevabı da hacdan sonra daha çok hayır yapması kabulün alametlerindendir, diye verilmiştir. "Sahiplerine göre en değerli olanları" daha üstün ve daha iyi kabul edilenleri demektir. Esmaı "nefis bir mal" ifadesi beğenilen mal demektir. Allah Rasulünün: "Bir iş yapan kimseye yardım yapamayana sen yaparsın" buyruğunda geçen "el-ahrak: bir iş beceremeyen, bir sanat sahibi olmayan, iş yapamayan" demektir. Herhangi bir sanatı olmayan bir erkek için "ahrak", kadın için de "harka" denilir. Eğer adam maharetli bir sanatkar ise "raculün sana''', kadın için de "imraatun sanna" denilir. Rivayetlerin birinde "bir iş yapan" anlamındaki lafız elif, lam'sız geldiği halde diğerinde elif, lam'lı olarak "sa'na': iş yapan" şeklinde gelmiştir. Her iki rivayette sanattan gelmek üzere sad harfi ile rivayet edildiği gibi, kaybolmak demek olan (t..~I)'den gelen bir kelime olarak "daı" olarak da rivayet edilmiştir. Ancak alimlere göre sahih olan sad harfi ile rivayetidir fakat dat ile rivayet daha çoktur. Kadı Iyaz (rahimehullah) dedi ki: Bu lafızda bizim Hişam yoluyla rivayetimiz ilk olarak dat harfi iledir. Dolayısıyla bu lafız muayyen olarak (WW) kaybolmuş lafzıdır. Diğer rivayette de bu şekildedir. Buna göre bizim Müslim'den bize kadar ulaşan bütün rivayet yollarımızda Hişam ve ez-Zührı yoluyla gelen hadis muayyen olarak bu lafızia gelmiş bulunmaktadır. Ancak Ebu'l-Feth eşŞaşi'nin, Abdulgafir el-Farisi'den rivayeti müstesnadır. Hocamız Ebu Bahr bize kendisinden her iki yerde de sad harfi ile tahdis etmiştir. Bir iş yapamayan anlamındaki "el-ahrak"ın karşıtı olması bakımından doğru ifade bu olmalıdır. Anlam itibariyle kaybolmuş birisine yardımcı olmak doğru olsa bile burada rivayet Hişam'dan sad harfi ile (sani': iş yapan şeklinde) sahih olarak gelmiştir. Biz bunu Buhari'nin Sahihinde de böylece rivayet etmişizdir. İbnu'l-Medini dedi ki: ez-Zühri de bunu sanat sahibi anlamında sad harfi ile "es- sani'" diye rivayet etmektedir. Alimlerin görüşlerine göre bu kelimeyi dat harfi ile kaybolmuş anlamında tashif yapıp değiştiren Hişam'dır. Darakutni de Ma'mer'den naklen dedi ki: ez-Zührı, Hişam tashif yapmıştır, derdi. Darakutni dedi ki: Hişam'ın rivayetinde: "Bir iş yapana yardım edersin" lafzı sad ve nun iledir. İki hafız Ebu Amir el-Abderi ile Ebu'l-Kasım b. Asakir' in asıllarında da böyledir. Esasında sahih olan da budur fakat Hişam b. Urve'nin rivayetinde böyle değildir. Onun rivayetinde bu kelime (iş yapan anlamındaki sani' kelimesi) dat iledir. Müslim'in bundan başka yoldan gelen rivayetinde Hişam'ın bu rivayeti bu şekilde kaydedilmiştir. ez-Zührl'den gelen diğer rivayette ise "iş yapana yardım edersin" rivayeti ise sad iledir, bu da aynı şekilde ez-Zühri'den mahfuz olarak gelmiştir. Hişam'ın da tashif yaptığını ifade ederdi. (İbnu's-Salah devamla) dedi ki: Kadı Iyaz da (2/75) bunun Müslim'in kitabını rivayet edenlerin naklettiği üzere ez-Zührl'nin rivayetinde dat ile olduğunu, bundan tek istisnanın Ebu'l-Feth es-Semerkandi'nin ki olduğunu zikretmektedir. (İbnu's-Salah) dedi ki: Fakat durum bizim Müslim'in kitabı ile ilgili asıllarımızın rivayetinde onun naklettiği şekilde değildir. Hepsinde ez-Zühd'nin rivayetinde sad ile kayıtlı bulunmaktadır. Allah en iyi bilendir. ''Ana babaya iyilik" onlara iyilikte bulunmak, onlara güzel davranmak, onları memnun edecek işler yapmak demektir. Sahih hadiste belirtildiği üzer~ onların arkadaşlarına iyilik yapmak da bunun kapsamı içerisindedir: "Şüphesiz ki bir kimsenin babasının sevdiği kimseleri gözetmesi, iyiliğin en iyilerindendir. " Birr (iyilik)in zıttı ise 'ukuk (kötü davranmak) dur. Yüce Allah'ın izniyle biraz sonra bunun da açıklaması gelecektir. Dilciler der ki: Birr ile davranan iyi kimseye "berr ve barr" denilir. Berr'in çoğulu da ebrar, barr'ın çoğulu ise berere diye gelir. "Ona acıdığım için daha fazla sormayı bıraktım." Onu daha çok yormamak için, ona ağır gelmemesi için, ona şefkatimden böyle yaptım, demektir. Allah en iyi bilendir. Ricalinin isimlerine gelince, Ebu Hureyre'nin adı sahih olan görüşe göre Abdurrahman b. Sahr'dır. Açıklaması daha önce geçti. Ebu Zerr'in adı hakkında ihtilaf edilmiştir, daha meşhur olan Cündüb (Cündeb de söylenebilir) b. Cunade olduğudur. Adının Bureyr olduğu da söylenmiştir. Mansur b. Ebu Muzahim'in isminde "Muzahim" ze ve ha iledir. Buhari ve Müslim'in Sahihlerinde bu surette bulunan bütün isimler bu şekilde za ve ha ile "Muzahim" şeklindedir. İsim olarak re ve cim ile "Muracim" ismi de geçmektedir ki el-Avvam b. Muracim bunlardan birisidir. Burada geçen Mansur'un babasının künyesi olan Ebu Muzahim'in adı ise Beşir'dir. İbn Şihab daha önce birkaç defa geçmişti. Adı Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab'dır. İbnu'l-Museyyeb de aynı şekilde birkaç defa geçmişti. Meşhur olanın Müseyyeb'in ye harfinin fethalı olduğudur. Kesreli okunduğu da söylenmiştir. Ebu'r-Rabi ez-Zehranl'nin adı daha önce geçtiği gibi Süleyman b. Davud'dur. Ebu Muravih' e gelince, İbn Abdilberr dedi ki: Sika olduğunu icma ile kabul etmişlerdir ama ismine vakıf olunmamıştır. İsmi künyesidir. Şu kadar var ki Müslim b. el-Haccac onu et-Tabakat'ında sözkonusu etmiş ve adı Sad'dır demiştir. Künyeler arasında onu sözkonusu ettiğinde ise adını zikretmemiştir. Nispeti itibariyle el-Gıfari olduğu söylendiği gibi, el-leysi olduğu da söylenir. Ebu Ali el-Gass2mi ise el-Gıfari sonra el-leysi nispetlidir. Velid b. el-Ayzar'dan rivayet nakleden eş-Şeybani'ye gelince, bu da Ebu İshak Süleyman b. FeyrCız el-KCui'dir. Ebu Ya'fur'un adı Abdurrahman b. Ubeyd b. Nistas es-Sa'lebi eı-Amiri elBekkari' dir. el-Bikari diye de söylenir. el- Bekkari el-KCıf! de söylenir. "Nistas" ismi munsarıf değildir. Burada geçen Ebu Ya'fur, "el-Asğar" vasıflıdır. Yine Müslim bunu aynı şekilde RükCıda tatbik babında da zikretmiş bulunmaktadır. Diğer kaynakların ravileri arasında ise Ebu Ya'fur el-Ekber el-Abdi el-KCıfi vardır. Tabiindendir, adı Vakid'dir (2/76). Vakdan olduğu da söylenmiştir. Müslim de bunu aynı zamanda Vitir namazı babında zikretmiş, isminin Vakid, lakabının da Vakdan olduğunu belirtmiştir. Yine kaynaklarda Ebu Ya'fur diye anılan üçüncü bir şahıs daha vardır ki bunun da adı Abdurrahman b. Ya'fur el-Cu'f! el-Basri' dir. Kendisinden Kuteybe, Yahya b. Yahya ve daha başkaları rivayet nakleder. Burada Ya'fur'un adı geçen üç babası da sikadır. Velid b. el-Ayzar'ın adı ise ayn harfi elif'ten önce ze sonrasında da re iledir. Müslim (rahimehullah)'ın (247): "Bize Ma'mer, ez-Zühri'den haber verdi... Ebu Muravih'den, o Ebu Zerr'den" senedinde isnad inceliklerinden bir incelik bulunmaktadır. O da bu senette tabiinden biri diğerinden rivayet nakleden dört tabiinin bir arada bulunmasıdır. Bu dört kişi de ez-Zühri, Habib, Urve ve Ebu Muravih' dir. Bunlardan ez-Zühri, Urve ve Ebu Muravih tanınan tabiin şahsiyetlerdir. Urve'nin azatlısı Habib'e gelince o da Ebu Bekr es-Sıddık (r.a.)'ın kızı Esma (r.anha)'dan rivayet nakletmiştir. Muhammed b. Sa'd dedi ki: Urve'nin azatlısı olan bu Habib Umeyye oğulları yönetiminin son zamanlarında vefat etmiştir. Dolayısıyla bununla birlikte Esma' dan da rivayet nakletmiş olmasının zahirinden anlaşıldığı üzere o hem Esma'ya yetişmiştir, hem de ondan başka diğer sahabilere de yetişmiştir. Böylelikle tabiinden olur. Allah en iyi bilendir. Hadislerin Anlamları ve Fıkhi Hükümleri Bu hadislerin bu anlamda gelmiş diğer hadislerle birlikte anlaşılmaları zor gelebilir çünkü Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği hadiste en faziletli amelin, Allah'a iman sonra cihad sonra hac; Ebu Zerr'in rivayetinde iman ve Cihad, İbn Mesud'un rivayetinde namaz sonra anne babaya iyilik sonra cihad olduğunu sözkonusu etmiştir. Daha önce Abdullah b. Amr'ın rivayet ettiği hadiste de: "İslam'ın hangi ameli hayırlıdır" sorusuna Allah Rasulü: "Yemeği yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selam vermendir" buyurduğu geçmişti. Ebu Musa ve Abdullah b. Amr'ın rivayet ettikleri hadiste: Müslümanların hangisi hayırlıdır sorusuna da: "Müslümanlann dilinden ve elinden esen kaldığı kimsedir" buyurmuştur. Osman (r.a.)'dan rivayet edilen sahih hadiste de: "En hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve onu öğretendir" ve buna benzer sahihte pek çok hadis daha vardır. İlim adamları bu hadislerin bir arada nasıl anlaşılacağı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Pek büyük imam Ebu Abdullah el-Halim! eş-Şafii, hocası imam ve büyük ilim adamı sağlam dirayetli Ebu Bekr el-Kaffal el-Şaşi el-Kebir' den -ki bu bizim mezhebimize mensup Horasanlı müteahhir alimlerimizin kitaplarında adı geçen el-Kaffal es-Sağir el-Mervezi'den başka birisidir- naklederek el-Halimi şunları söylemektedir: el-Kaffal benim çağının alimleri arasında karşılaştığım en alim kişidir. O bu gibi hadisleri iki şekilde anlamıştır: 1- Bu durumların ve kişilerin farklılıklarına göre verilen farklı cevaplardan ibarettir. Çünkü eşyanın en hayırlı olanı budur, denilmekle birlikte bütün yönlerden, bütün durumlarda ve şahıslar için her şeyin en hayırlısının o olduğu kastedilmeyebilir. Aksine bu hayırlılık kimi halde ve durumda böyle olsa da başkalarında böyle değildir. Buna da çeşitli rivayetleri tanık olarak göstermiştir. Bunlardan birisi İbn Abbas (r.a.)'ın rivayet ettiği Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şu buyruğudur: "Hac etmemiş kimse için bir defa hac etmek kırk gazaya katılmaktan üstündür. Hac etmiş kimse için de bir gazaya katılmak kırk defa hac etmekten üstündür." 2- Bundan amellerin en faziletlilerinden birisi yahut en hayırlılarından birisi yahut sizin en hayırlılarınızdan birisi şunu yapandır demek olabilir. Burada kastedilmekle birlikte "kişi" lafzı hazfedilmiştir. Nitekim filan kimse insanların en akıllı ve en faziletli olanlarıdır. (2/77) denilmekle birlikte en akıllılarından ve en faziletlilerinden olan kimse kastedilir. İşte Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "En hayırlınız ailesine en hayırlı olanınızdır" buyruğu da bu türdendir. Böyle bir kimsenin kayıtsız ve şartsız olarak insanların en hayırlısı olamayacağı bilinen bir husustur. Alim bir kimseye insanlar arasında en az rağbet gösterenler onun komşularıdır, sözleri de bu türdendir. Halbuki başkaları arasında kendisine alimden daha da az rağbet gösterenler de olabilir. el-Kaffal (rahimehullah)'ın sözleri burada sona ermektedir. Bu ikinci açıklamaya göre iman kayıtsız ve şartsız olarak amellerin en faziletlisi olur, diğerleri ise amellerin ve hallerin en faziletlileri arasında olmak bakımından birbirlerine eşit olurlar. Bundan sonra ise birinin diğerine üstünlüğü buna delil olan delaletlerle anlaşılır ve durumların ve şahısların farklılığına göre de farklılık gösterir. Soru: Bu rivayetlerin bazılarında en faziletlileri şudur sonra şudur denilerek "sonra" lafzı getirilmiştir. Bu laflZ ise sıralamayı bildirmek için kullanılır. Cevap: Burada "sonra" lafzı sözkonusu edilişIerindeki bir sıralama içindir. Yüce Allah'ın: "O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? O kul azad etmektir yahut açlığın çok olduğu bir günde yemek yedirmektir. Akrabalığı olan bir yetime yahut topraklara düşmüş bir yoksula. Bundan sonra da iman edenlerden ... olmasıdır." (el-Beled, 12-17) Bilindiği gibi burada "sonra" iman fiilinin sırasını anlatmak için değildir. Nitekim yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: "Deki: Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik edin, yoksulluk endişesinden dolayı çocuklarınızı öldürmeyin ... " (En'am, 151-153) buyurduktan sonra: "Sonra biz Musa'ya kitabı verdik." (En' am, 154) buyurmaktadır. Yüce Rabbimizin: '1\ndolsun ki sizi yarattık, sonra size şekil verdik sonra da meleklere: Adem'e secde edin dedik." (!\raf, 11) buyruğu da böyledir. Bunun benzerleri pek çoktur. Yine bu hususta şu beyiti de örnek gösterirler: "Sen efendi ve baş olana sonra babası baş olana Sonra bundan önce dedesi de baş olana deki:" Kadı Iyaz da bu gibi hadislerin bir arada iki türlü anlaşılabileceğini sözkonusu etmiştir: 1- Bunların biri az önce naklettiğimiz iki yoldan birincisine yakın bir açıklamadır. Şöyle diyor: Durumların değişmesi dolayısıyla verilen cevap da farklılık göstermiştir, diye açıklanmıştır. Bu sebeple o her bir gruba kendileri için ihtiyaç olan şekilde cevap vermiştir yahut henüz tamamlamadıkları ve ona dair bilginin kendilerine ulaşmadığı hususları söylemiştir. 2- Cihadı haccın önüne geçirmesinin sebebi İslam'ın ilk dönemlerinde İslam düşmanları ile savaşıldığı ve İslam'ın üstün gelmesi için gayret gösterilmesi gerektiği bir zamanda bulunulmasından dolayı idi. et-Tahrir sahibi bu ikinci açıklamayı sözkonusu etmiş, ayrıca bir başka açıklama daha dile getirerek "sonra" bir sıralamayı gerektirir fakat bu Arap dilbilginleri ve usul alimleri nezdinde şaz bir görüştür, demiştir. Sonra et-Tahrir sahibi şunları söyler: Doğrusu bunun, savaşa mecbur eden bir halolan düşmanın saldırması ve umumi seferberlik zamanındaki cihad hakkında yorumlanmasıdır. İşte böyle bir zamanda cihad herkese farzdır. Durum böyle olduğuna göre elbette hacca göre cihadın öne alınması ve daha çok teşvik edilmesi gerekir çünkü cihadda Müslümanların genel masIahatı vardır. Ayrıca böyle bir durumda cihad hacdan farklı olarak farz-ı ayndır ve yapılması gereken zamanı da sınırlıdır. Allah en iyi bilendir. (244) "Ona, hangi am el daha faziletlidir, diye sorulunca, O: ''Allah'a ve Rasulüne imandır" buyurdu." Bu cevapla amelin iman hakkında kullanılacağını ve amel ile imanın kastedilebileceğini açıkça ifade etmektedir. Allah en iyi bilendir. Burada sözü edilen iman kendisiyle İslam dinine girilen imandır. Bu ise kalbiyle tasdik ve şaha.det kelimelerini söylemektir. Tasdik etmek kalbin amelidir, söylemek ise dilin amelidir. Burada diğer organlarla yapılan ameller imanın kapsamına girmez. Oruç, namaz, hac, cihad ve benzeri ameller gibi. (2/78) Çünkü cihadı ve haccı da ayrıca sözkonusu etmiş bulunmaktadır. Ayrıca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de: ''Allah'a ve Rasulüne imandır" diye cevap vermiştir. Ameller ile ilgili olarak ise bu söylenemez. Bununla beraber böyle olması sözü geçen am ellere iman adının verilmesine de engel değildir, bunun delillerini de daha önceden açıklamış bulunmaktayız. (246) Köleler ile ilgili olarak "sahiplerine göre en değerlileri ve en pahalı olanları" buyruğundan kasıt -Allah en iyi bilendir- şudur: Eğer tek bir köleyi hürriyetine kavuşturmak istiyorsa bu böyledir fakat mesela bin dirhemi bulunup, onunla daha az değerli iki köle de alabilir, değerli tek bir köle de alabilir. Bu durumda iki köle -kurbanlıktakinin aksine- daha faziletlidir çünkü semiz bir koyunu kurban etmek ondan daha az semiz iki koyun kurban etmekten daha faziletlidir. Mezhep alimlerimizden Beğavi (rahimehullah) et-Tehzib'de bu iki meseleyi benim de kaydettiğim şekilde zikrettikten sonra şöyle söylemektedir: Şafii (r.a.) kurbanlık hakkında şöyle demiştir: Sayıca az olmakla birlikte, değerin çokluğunu, değeri az olmakla birlikte, sayının çokluğundan daha çok severim. Köleyi hürriyetine kavuşturmakta ise değerin azlığı ile birlikte sayının çok olmasını, sayının azlığı ile birlikte değerin çokluğundan daha çok severim çünkü kurbanlıkta kasıt ettir, semiz olanın eti daha bol ve daha hoştur, köleyi hürriyetine kavuşturmaktan maksat ise kişinin durumunu, eksikliğini giderip kemale erdirmek ve onu köleliğin zilletinden kurtarmaktır. Bir topluluğu bu şekilde kurtarmak, tek bir kişiyi kurtarmaktan daha faziletlidir. Allah en iyi bilendir. Hadisten Anlaşılan Hükümler Hadisten çıkartılacak hükümlere gelince: 1- Namazın vaktinde kılınmasına dikkat ve özen gösterilmesine teşvik vardır. 2- Namaz adına ihtiyat ve vaktinde kılınması için eli çabuk tutmak özelliğinden ötürü namazın ilk vaktinde kılınmasının müstehap olduğu buradan çıkartılabilir. 3- Soru sorarken güzel bir üslup kullanmak gerekir. 4- Müftü ve öğretmen kendisinden fetva soran yahut öğrettiği kimseye karşı sabırlı olmalı, onun çokça soru sormasına ve açıklama istemesine tahammül göstermelidir. 5- Öğrenci hocasına yumuşak davranmalı, onun maslahatlarını göz önünde bulundurmalı, ona şefkat göstermelidir çünkü (Abdullah b. Mesud): Ona daha fazla sormayışımın sebebi ona şefkat göstermemdi, demiştir. 6- "Lev: Eğer" lafzını kullanmak caizdir çünkü "ona daha fazla sorsaydım, o da bana daha fazlasını söyleyecekti" demiştir. 7 - Bir kimsenin meydana gelmemiş bir olay hakkında eğer olsaydı şöyle olurdu diye haber vermesi caizdir çünkü Abdullah b. Mesud: Ona daha fazlasını sorsaydım, o da bana daha fazlasını söyleyecekti, demiştir. Allah en iyi bilendir

It is reported on the authority of 'Abdullah that the Messenger of Allah observed:The best of' the deeds or deed is the (observance of) prayer at its proper time and kindness to the parents

Sahîh-i Müslim No. 257 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، وَقَالَ، عُثْمَانُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَهُوَ خَلَقَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ لَهُ إِنَّ ذَلِكَ لَعَظِيمٌ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ مَخَافَةَ أَنْ يَطْعَمَ مَعَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَنْ تُزَانِيَ حَلِيلَةَ جَارِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Ebi Şeybe ve İshak b. İbrahim tahdis etti. İshak: Bize Cerir haber verdi, dedi. Osman da: Bize Cerir tahdis etti, dedi. O Mansur'dan, o Ebu Vail'den, o Amr b. Şurahbil'den, o Abdullah'tan şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: Allah nezdinde en büyük günah hangisidir, dedim. O: Seni yaratan Allah olduğu halde ona eş koşmandır" buyurdu. Ona: Şüphesiz ki o pek büyüktür, dedim sonra hangisidir diye ekledim. Şöyle buyurdu: "Seninle beraber yemek yer korkusuyla çocuğunu öldürmendir." Sonra hangisidir dedim. Allah Rasulü: "Sonra da komşunun helali ile zina etmendir" buyurdu.

Abdullah reported:I asked the Messenger of Allah (ﷺ): Which sin is the gravest in the eye of Allah? He (the Holy Prophet) replied: That you associate a partner with Allah (despite the fact) that He has created you. He (the reporter) said: I told him (the, Holy Prophet): Verily it is indeed grave. He (the reporter) said: I asked him what the next (gravest sin) was. He (the Holy Prophet) replied: That you kill your child out of fear that he shall join you in food. He (the reporter) said: I asked (him) what the next (gravest sin) was. He (the Holy Prophet) observed: Then (the next gravest sin) is that you commit adultery with the wife of your neighbour

Diğer tahric: Buhari, 4207, 4473, 5655, 6426, 6468, 7094; Ebu Davud, 2310; Tirmizi, 3182; Nesai, 4024; Tuhfetu'I-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 258 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، جَمِيعًا عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ عُثْمَانُ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الذَّنْبِ أَكْبَرُ عِنْدَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَدْعُوَ لِلَّهِ نِدًّا وَهُوَ خَلَقَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ مَخَافَةَ أَنْ يَطْعَمَ مَعَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ أَنْ تُزَانِيَ حَلِيلَةَ جَارِكَ ‏"‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ تَصْدِيقَهَا ‏{‏ وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ وَلاَ يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ يَلْقَ أَثَامًا‏}‏

Bize Osman b. Ebi Şeybe ve İshak b. İbrahim tahdis etti. Hepsi Cerir'den diye nakletti. Osman dedi ki: Bize Cerir, A'meş'ten tahdis etti. O Ebu Vail'den, o Amr b. Şurahbil'den şöyle dediğini nakletti: Abdullah dedi ki: Bir adam: Ey Allah'ın Rasulü, Allah nezdinde hangi günah daha büyüktür, dedi. Allah Rasulü: ''Allah'a seni yaratan o olduğu halde eş koşmandır" buyurdu. Sonra hangisidir dedi. Allah Rasulü: "Seninle birlikte yemek yer korkusuyla çocuğunu öldürmendir" buyurdu. Adam: Sonra hangisidir dedi. Allah Rasulü: "Komşunun helali ile zina etmendir" buyurdu. Aziz ve celil Allah bunu tasdik etmek üzere: "Onlar ki Allah ile birlikte başka bir ilaha ibadet etmezler. Hak ile olması dışında Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı nefsi de öldürmezler, zina da etmezler. Kim bunları işlerse o günah(ları) ile karşılaşır." (Furkan, 68) buyruğunu indirdi.6°O

It is narrated on the authority of Abdullah b. Mas'ud that a man said:Messenger of Allah, which offence is the most grievous in the eye of Allah? He (the Holy Prophet) replied: That you associate a partner with Allah (despite the fact) that He created you. He (the man) said: What next? He (the Holy Prophet) replied: That you kill your child out of fear that he would join you in food. He (the inquirer) said (again): What next? He (the Holy Prophet) replied: That you commit adultery with the wife of your neighbour. And the Almighty and Exalted Lord testified it (with this verse): All those who call not unto another god along with Allah, and slay not any soul which Allah has forbidden, except in the cause of justice, nor commit fornication, and he who does this shall meet a requital of sin (xxv)

Sahîh-i Müslim No. 259 Sahih

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بُكَيْرِ بْنِ مُحَمَّدٍ النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ سَعِيدٍ الْجُرَيْرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ أُنَبِّئُكُمْ بِأَكْبَرِ الْكَبَائِرِ - ثَلاَثًا - الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ وَشَهَادَةُ الزُّورِ أَوْ قَوْلُ الزُّورِ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُتَّكِئًا فَجَلَسَ فَمَازَالَ يُكَرِّرُهَا حَتَّى قُلْنَا لَيْتَهُ سَكَتَ ‏.‏

Bize Amr b. Muhammed b. Bukeyr b. Muhammed en-Nakid tahdis etti. Bize İsmail b. Uleyye, Said el-Cureyri'den tahdis etti. Bize Abdurrahman b. Ebu Bekre babasından şöyle dediğini tahdis etti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Üç defa: "Size büyük günahların en büyüğünü bildireyim mi? Allah'a ortak koşmak, anne babaya karşı gelmek, yalan şahitlik etmek -yahut yalan söz söylemek-" buyurdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaslanırken oturuverdi. Bunu o kadar çok tekrar etti ki biz, keşke sussa, dedik.

It is narrated on the authority of 'Abdur-Rahman b. Abu Bakra that his father said:We were in the company of the Messenger of Allah (ﷺ) that he observed: Should I not inform you about the most grievous of the grave sins? (The Holy Prophet) repeated it three times, and then said: Associating anyone with Allah, disobedience to parents, false testimony or false utterance. The Prophet was reclining, then he sat up, and he repeated it so many times that we wished that he should become silent

Diğer tahric: Buhari, 2511, 5631, 5918, 6521; Tirmizi, 1901,2299,3019; Tuhfetu'l-Eşraf, 11679 NEVEVİ ŞERHİ 90.sayfa’da DAVUDOĞLU

Sahîh-i Müslim No. 260 Sahih

وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْكَبَائِرِ قَالَ ‏ "‏ الشِّرْكُ بِاللَّهِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ وَقَتْلُ النَّفْسِ وَقَوْلُ الزُّورِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Yahya b. Habib el-Hârisi rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid —ki İbnü'l Haîris'dir— rivayet elti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b..Ebi Bekir, Enes'den, o da Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den büyük günahlar hakkında şöyle buyurduğunu nakletti: "Allah'a ortak koşmak, anne babaya itaatsizlik etmek, canı öldürmek ve yalan söylemek. "

Anas narrated from the Apostle (ﷺ) about the major sins. He (the Holy Prophet) observed:Associating anyone with Allah, disobedience to parents, killing a person and false utterance

Diğer tahric: Buhari, 2510, 5632, 6477; Tirmizi, 1207,3018; Nesai, 4021; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 261 Sahih

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عَبْدِ الْحَمِيدِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، قَالَ ذَكَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْكَبَائِرَ - أَوْ سُئِلَ عَنِ الْكَبَائِرِ - فَقَالَ ‏"‏ الشِّرْكُ بِاللَّهِ وَقَتْلُ النَّفْسِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ أَلاَ أُنَبِّئُكُمْ بِأَكْبَرِ الْكَبَائِرِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ قَوْلُ الزُّورِ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ شَهَادَةُ الزُّورِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ وَأَكْبَرُ ظَنِّي أَنَّهُ شَهَادَةُ الزُّورِ ‏.‏

Bize Mııhammed b. el-Velid b, Abdilhamid rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki); Bize Şu'be rivayet etti. Dedi ki: Bana Ubeydullah b. Ebî Bekir rivayet etti. Dedi ki: Enes b. Mâlik'i dinledim. Şunları söyledi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) büyük günahları sözkonusu etti -ya da: ona büyük günahlar hakkında soru soruldu.- O da şöyle buyurdu: "Allah'a ortak koşmak, canı öldürmek, anne babaya itaatsizlik etmek." Ayrıca: "Size büyük günahların en büyüğünü bildireyim mi?" buyurdu ve: "Yalan söz söylemek -yahut- yalan şahit/ik etmek" dedi. Şube dedi ki: Ağır basan zannıma göre o "yalan şahitlik" dedi. Tahric bilgisi 256 nolu hadis ile aynı DAVUDOĞLU İZAHI İÇİN buraya tıklayın NEVEVİ ŞERHİ 90.sayfa’da

Ubaidullah b. Abu Bakr said:I heard Anas b. Malik saying: The Messenger of Allah (ﷺ) talked about the major sins, or he was asked about the major sins. Upon this he observed: Associating anyone with Allah, killing of a person, disobedience to parents. He (the Prophet further) said: Should I not inform you about the gravest of the major sins, and (in this connection) observed: False utterance or false testimony. Shu'ba said. It was most probably" false testimony

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya