1.028 hadis bulundu · sayfa 50/52
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَرْوِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَحْشٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَمْنَةَ بِنْتِ جَحْشٍ، أَنَّهُ قِيلَ لَهَا قُتِلَ أَخُوكِ . فَقَالَتْ رَحِمَهُ اللَّهُ وَإِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ . قَالُوا قُتِلَ زَوْجُكِ . قَالَتْ وَاحُزْنَاهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ لِلزَّوْجِ مِنَ الْمَرْأَةِ لَشُعْبَةً مَا هِيَ لِشَىْءٍ " .
Hamne binti Cahş (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisine: Erkek kardeşin katledildi diye haber verilmiş : Kendisi: Allah ona rahmet eylesin. İnna Lillah ve inna ileyhi raciun demiştir. (bu defa) dediler ki: Senin eşin öldürüldü. Kadın: Ah hüzün! dedi. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurduki: «Şüphesiz kocasına karşı kadın tarafından öyle bir muhabbet ve ilgi çeşidi vardır ki, o hiç bir şeye karşı olamaz.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Abdullah bin Ömer el-Ömeri zayıftır
It was narrated from Hamnah bint Jahsh that it was said to her:“Your brother has been killed.” She said: “May Allah have mercy on him. Inna lillahi wa inna ilayhi raji’un (Truly, to Allah we belong and truly, to Him we shall return).” They said: “Your husband has been killed.” She said: “O grief!” The Messenger of Allah (ﷺ) said: “The woman has a strong love for her husband, which she does not have for anything else.”
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَّ بِنِسَاءِ عَبْدِ الأَشْهَلِ يَبْكِينَ هَلْكَاهُنَّ يَوْمَ أُحُدٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَكِنَّ حَمْزَةَ لاَ بَوَاكِيَ لَهُ " . فَجَاءَ نِسَاءُ الأَنْصَارِ يَبْكِينَ حَمْزَةَ فَاسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " وَيْحَهُنَّ مَا انْقَلَبْنَ بَعْدُ؟ مُرُوهُنَّ فَلْيَنْقَلِبْنَ وَلاَ يَبْكِينَ عَلَى هَالِكٍ بَعْدَ الْيَوْمِ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Abdu'l-Eşhel kadınları Uhud günündeki şehidleri için ağlarlarken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların yakınından geçti ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Lakin hamza için ağlayıcı kadınlar yoktur.» buyurdu. Sonra Ensar'ın kadınları gelip Hamza (r.a.) için ağlamaya başladılar. Bir süre sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyandı ve: «Yazık o kadınlara. Hala evlerine dönmemişler (mi?) Onlara emredin. Gitsinler ve bu günden sonra ölen kimse üzerinde ağlamasınlar. » buyurdu. Not: Sindi şöyle demiştir: Zevaid sahibinin, bu hadisi kitabına koyması, hadisin Zevaid türünden olmasını gerektirir. Lakin isnadının durumunu belirtmemiştir
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) passed by some women of ‘Abdul-Ashhal who were weeping for their slain on the Day of Uhud. The Messenger of Allah (ﷺ) said:“But there is no one to weep for Hamzah.” So the women of Ansar started to weep for Hamzah. The Messenger of Allah (ﷺ) woke up and said, ‘Woe to them, have they not gone home yet? Tell them to go home and not to weep for anyone who dies after this day.’”
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ الْهَجَرِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْمَرَاثِي .
İbn-i Ebi Evfa (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mersiyeler (ölünün iyi taraflarını sayıp ağlamak)'dan men etmiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde el-Heceri vardır ki, o, cidden zayıftır. Onu zayıf sayanlar bir kişi değildir
It was narrated that Ibn Abi Awfa said:“The Messenger of Allah (ﷺ) forbade eulogies.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَاذَانُ، ح: وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالاَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح: وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، وَوَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، قَالُوا: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: " الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِمَا نِيحَ عَلَيْهِ " .
Ömer bin el-Hattab (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. demiştir: «Ölü, üzerinde edilen niyahat ile ta'zib edilir.»
It was narrated from ‘Umar bin Khattab that the Prophet (ﷺ) said:“The deceased is punished for the wailing over him.”
Diğer tahric: Buhari, Müslim, Nesai ve Tirmizi de bunu ri vayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، حَدَّثَنَا أَسِيدُ بْنُ أَبِي أَسِيدٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، . أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ الْحَىِّ إِذَا قَالُوا وَاعَضُدَاهْ وَاكَاسِيَاهْ . وَانَاصِرَاهْ وَاجَبَلاَهْ وَنَحْوَ هَذَا - يُتَعْتَعُ وَيُقَالُ أَنْتَ كَذَلِكَ أَنْتَ كَذَلِكَ " . قَالَ أَسِيدٌ فَقُلْتُ سُبْحَانَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ {وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى } . قَالَ وَيْحَكَ أُحَدِّثُكَ أَنَّ أَبَا مُوسَى حَدَّثَنِي عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَتَرَى أَنَّ أَبَا مُوسَى كَذَبَ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَوْ تَرَى أَنِّي كَذَبْتُ عَلَى أَبِي مُوسَى؟
Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ölü, kabilesinin ve yakınlarının sesli ağlaması ile ta'zib edilir. (İçinde ağlayanlar:) Ey koruyucu! Ey giydirici ! Ey yardımcı! Ey sığınak! ve bunların benzerini söyledikleri zaman, ölü kıskıvrak tutulup çekilir ve (ona): Sen böyle(mi)sin, sen şöyle(mi)sin? denilir. » Ravi Esid demiştir ki: (Bunu Ebu Musa r.a.'ın oğlu Musa'dan dinlediğim zaman): Sübhanallah! Şüphesiz Allah Teala: ولا تزر وازرة وزر أخرى ''=Hiç bir günahkar, başkasının günahını yüklenmez. '' buyuruyor, dedim. Musa bin Ebi Musa: Yazık sana! Ben Ebu Musa r.a.'ın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bana tahdis ettiğini sana haber veriyorum. Artık sen Ebu Musa r.a.'ın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e iftira ettiğini sanıyor(mu)sun? veya benim Ebu Musa (r.a.)'a iftira ettiğimi sanıyor(mu)sun?. Not: Ravi Yakub bin Humeyd'in sikalığı ihtilaflı olduğu için isnadın hasen olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Asid bin Abu Asid, from Musa bin Abu Musa Ash’ari, from his father that the Prophet (ﷺ) said:“The deceased is punished for the weeping of the living. If they say: ‘O my strength, O he who clothed us, O my help, O my rock,’ and so on, he is rebuked and it is said: ‘Were you really like that? Were you really like that?’” Asid said: "I said: 'Subhan-Allah! Allah says: "And no bearer of burdens shall another's burden (35:18)." He said: "Woe to you, I tell you that Abu Musa narrated to me from the Messenger of Allah (ﷺ), and you think that Abu Musa was telling lies about the Prophet (ﷺ)? Or do you think that I am telling lies about Abu Musa?
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّمَا كَانَتْ يَهُودِيَّةٌ مَاتَتْ. فَسَمِعَهُمُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَبْكُونَ عَلَيْهَا قَالَ: " فَإِنَّ أَهْلَهَا يَبْكُونَ عَلَيْهَا وَإِنَّهَا تُعَذَّبُ فِي قَبْرِهَا " .
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Yahudi bir kadın ölmüştü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Yahudilerin onun üzerinde ağlama seslerini işitti ve şöyle buyurdu: «O kadının yakınları onun üzerinde ağlıyorlar. O da kabrinde ta'zib ediliyor.»
It was narrated that ‘Aishah said:“A Jewish woman had died, and the Prophet (ﷺ) heard the weeping for her. He said: ‘Her family is weeping for her, and she is being punished in her grave.’”
Diğer tahric: Buhari, Müsliın , Ebu Davud, Nesai ve Tirmizi de bu hadisi kısa ve uzun metinler halinde rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّمَا الصَّبْرُ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى " .
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Sabrın kemali, musibetin ilk darbesi sırasındatir »
It was narrated from Anas bin Malik that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"Patience should come with the first shock
Tahric: Kütüb-İ Sitte sahipleri, Taberani ve Beyhaki de bu hadisi rivayet etmişlerdir. O rivayetler uzundur
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: " يَقُولُ اللَّهُ سُبْحَانَهُ: ابْنَ آدَمَ إِنْ صَبَرْتَ وَاحْتَسَبْتَ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى لَمْ أَرْضَ لَكَ ثَوَابًا دُونَ الْجَنَّةِ " .
Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Allah sübhane buyuruyor ki: ''Ey Adem oğlu musibetin ilk darbesi sırasında sabredip, sevabını (benden) istersen, ben senin için cennet'e girmekten başka bir sevaba razı olmayacağım.''» Not: Ebu Ümame (r.a.)'in hadisine ait senedin sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Abu Umamah that the Prophet (ﷺ) said:“Allah says: ‘O son of Adam! If you are patient and seek reward at the moment of first shock, I will not approve of any reward for you less than Paradise.’”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ قُدَامَةَ الْجُمَحِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ، حَدَّثَهَا أَنَّهُ، سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: " مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُصَابُ بِمُصِيبَةٍ فَيَفْزَعُ إِلَى مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ مِنْ قَوْلِهِ: إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ اللَّهُمَّ عِنْدَكَ احْتَسَبْتُ مُصِيبَتِي فَأْجُرْنِي فِيهَا وَعُضْنِي مِنْهَا - إِلاَّ آجَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهَا وَعَاضَهُ خَيْرًا مِنْهَا " . قَالَتْ: فَلَمَّا تُوُفِّيَ أَبُو سَلَمَةَ ذَكَرْتُ الَّذِي حَدَّثَنِي عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ: إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ اللَّهُمَّ عِنْدَكَ احْتَسَبْتُ مُصِيبَتِي هَذِهِ فَأْجُرْنِي عَلَيْهَا . فَإِذَا أَرَدْتُ أَنْ أَقُولَ وَعُضْنِي خَيْرًا مِنْهَا قُلْتُ فِي نَفْسِي: أُعَاضُ خَيْرًا مِنْ أَبِي سَلَمَةَ ؟ ثُمَّ قُلْتُهَا فَعَاضَنِي اللَّهُ مُحَمَّدًا ـ صلى الله عليه وسلم ـ . وَآجَرَنِي فِي مُصِيبَتِي .
’.....Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Ebu Seleme (r.a.), kendisine şu hadisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğini anlatmıştır: «Hiçbir müslüman yoktur ki, başına bir musibet gelir ve söylemesini Allah'ın emrettiği
It was narrated from Umm Salamah that Abu Salamah told her that he heard the Messenger of Allah (ﷺ) say:“There is no Muslim who is stricken with a calamity and reacts by saying as Allah has commanded: ‘Inna lillahi, wa inna ilayhi raji’un. Allahumma indaka ahtasabtu musibati, fajurni fiha, wa ‘awwidni minha (Truly, to Allah we belong and truly, to Him we shall return. O Allah, with You I seek reward for my calamity, so reward me for it and compensate me),’ but Allah will reward him for that and compensate him with something better than it.” She said: “When Abu Salamah died, I remembered what he had told me from the Messenger of Allah (ﷺ) and I said: ‘Inna lillahi, wa inna ilayhi raji’un. Allahumma indaka ahtasabtu musibati, fajurni alaiha (Truly, to Allah we belong and truly, to Him we shall return. O Allah, with You I seek reward for my calamity, so reward me for it).’ But when I wanted to say wa ‘awwidni minha (and compensate me with better), I said to myself: ‘How can I be compensated with something better than Abu Salamah?’ Then I said it, and Allah compensated me with Muhammad (ﷺ) and rewarded me for my calamity.”
حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السُّكَيْنِ، حَدَّثَنَا أَبُو هَمَّامٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنَا مُصْعَبُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَتَحَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَابًا بَيْنَهُ وَبَيْنَ النَّاسِ أَوْ كَشَفَ سِتْرًا فَإِذَا النَّاسُ يُصَلُّونَ وَرَاءَ أَبِي بَكْرٍ فَحَمِدَ اللَّهَ عَلَى مَا رَأَى مِنْ حُسْنِ حَالِهِمْ رَجَاءَ أَنْ يَخْلُفَهُ اللَّهُ فِيهِمْ بِالَّذِي رَآهُمْ فَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَيُّمَا أَحَدٍ مِنَ النَّاسِ أَوْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أُصِيبَ بِمُصِيبَةٍ فَلْيَتَعَزَّ بِمُصِيبَتِهِ بِي عَنِ الْمُصِيبَةِ الَّتِي تُصِيبُهُ بِغَيْرِي فَإِنَّ أَحَدًا مِنْ أُمَّتِي لَنْ يُصَابَ بِمُصِيبَةٍ بَعْدِي أَشَدَّ عَلَيْهِ مِنْ مُصِيبَتِي " .
Aişe (r.amha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (vefat edeceği gün) kendisi ile cemaat arasında bir kapı açtı veya aradaki örtüyü kaldırdı. Baktı ki, cemaat Ebu Bekr (r.a.)'ın arkasında namaz kılıyor. Cemaatin bu iyi halini görmesinden dolayı ve gördüğü bu halin kendisinden sonra da devam etmesi hususunda kendisine Allah Teala'nın halife olması ümidiyle Allah'a hamdetti. Sonra buyurdu ki: «Ey insanlar! İnsanlar dan veya mu'minlerden herhangibirisinin başına bir musibet geldiğinde benim ölümüm ile onun başına gelen musibeti düşünmekle başına gelen başka musibeti hafifletsin. Çünkü benim ümmetimden hiçbir kimse, benden sonra benim musibetim'den daha şiddetli bir musibetle karşılaşmıyacaktır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin isnadında bulunan Musa bin Ubeyde er-Rabai zayıftır
It was narrated that ‘Aishah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) opened a door that was between him and the people or drew back a curtain and he saw the people praying behind Abu Bakr. He praised Allah for what he saw of their good situation and hoped that Allah succeed him by what he saw in them.* He said: ‘O people, whoever among the people or among the believers is stricken with a calamity, then let him console himself with the loss of me, for no one among my nation will be stricken with any calamity worse than my loss.’”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْحُسَيْنِ، عَنْ أَبِيهَا، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ أُصِيبَ بِمُصِيبَةٍ فَذَكَرَ مُصِيبَتَهُ فَأَحْدَثَ اسْتِرْجَاعًا - وَإِنْ تَقَادَمَ عَهْدُهَا - كَتَبَ اللَّهُ لَهُ مِنَ الأَجْرِ مِثْلَهُ يَوْمَ أُصِيبَ " .
El-Hüseyin bin Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Başına bir musibet gelen bir kimse bilahare o musibeti hatırlayıpta ''İnna lillahi ve inna ileyhi raciun'' sözünü yenilerse o musibet aşılmış olsa bile Allah Teala ona başına o musibetin geldiği günkü ecrin bir mislini yazar. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Bunun senedinde zayıflık vardır. Çünkü ravi Hişam bin Ziyad zayıftır. Bunu babasından mı, annesinden mi rivayet ettiği hususunda da ihtilaf vardır. Babasının ve annesinin hali bilinmemektedir. Deni!diğine göre İmam Ahmed, Hişam'ı zayıf saymıştır. İbn-i Hibban da: 0, mevzu' hadisleri sika zatlardan rivayet etmişti. demiştir
It was narrated from Fatimah bint Husain that her father said:The Prophet (ﷺ) said: “Whoever was stricken with a calamity and when he remembers it he says ‘Inna lillahi, wa inna ilayhi raji’un (Truly, to Allah we belong and truly, to Him we shall return),’ even though it happened a long time ago, Allah will record for him a reward like that of the day it befell him.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنِي قَيْسٌ أَبُو عُمَارَةَ، مَوْلَى الأَنْصَارِ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ " مَا مِنْ مُؤْمِنٍ يُعَزِّي أَخَاهُ بِمُصِيبَةٍ إِلاَّ كَسَاهُ اللَّهُ سُبْحَانَهُ مِنْ حُلَلِ الْكَرَامَةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Abdullah bin Ebi Bekir bin Muhammed bin Amr bin Hazm'ın dededi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Bir musibet nedeniyle din kardeşine ta'ziyette bulunan hiç bir mu'min yoktur ki, Allah Sübhanehu kıyamet günü ona keramet elbiselerinden bir takım elbise giydirmesin.» Not; Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında Kays Ebu Ümare vardır. İbn-i Hibban onu sikalar arasında zikretmiştir. Zehebi'de el-Kaşif'te sika olduğunu söylemiştir Buhari; Durumuna bakılmalıdır, demiştir. Kalan raviler Müslim'in şartı üzerinedir .. AÇIKLAMA 1602’de
Qais, Abu ‘Umarah, the freed slave of the Ansar, said:“I heard ‘Abdullah bin Abu Bakr bin Muhammad bin ‘Amr bin Hazm narrating from his father, from his grandfather, that the Prophet (ﷺ) said: ‘There is no believer who consoles for his brother for a calamity, but Allah will clothe him with garments of honor on the Day of Resurrection.’”
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَاصِمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سُوقَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ عَزَّى مُصَابًا فَلَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ " .
Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Başına musibet gelen kimseye ta'ziyette bulunana musibet sevabının misli verilir.»
It was narrated that ‘Abdullah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Whoever consoles a person stricken by calamity will have a reward equal to his.’”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ يَمُوتُ لِرَجُلٍ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ فَيَلِجَ النَّارَ إِلاَّ تَحِلَّةَ الْقَسَمِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir. «Üç çocuğu ölen adam Allah'ın andı yerini bulacak kadarlık süre hariç cehennem ateşine girmez.»
It was narrated from Abu Hurairah that the Prophet (ﷺ) said:“No man who loses three of his children will ever enter the Fire, except in fulfillment of the oath (of Allah).”
Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا حَرِيزُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ شُفْعَةَ، قَالَ لَقِيَنِي عُتْبَةُ بْنُ عَبْدٍ السُّلَمِيُّ فَقَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: " مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَمُوتُ لَهُ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ إِلاَّ تَلَقَّوْهُ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ الثَّمَانِيَةِ مِنْ أَيِّهَا شَاءَ دَخَلَ " .
Utbe bin Abd es-Sülemi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim demiştir: «Günah işleme çağına ulaşmayan üç çocuğu ölen hiç bir müslüman yoktur ki o çocuklar onu cennet'in sekiz kapısından karşılamasınlar. O bu kapılardan dilediğinden cennet'e girer. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında Şurahbil bin Şuf'a bulunur. İbn-i Hibban, onu sikalar arasında zikretmiştir. Ebu Davud: Şürahbil ve Cerir sikadırlar, demiştir. Kalan raviler, Buhari'nin şartı üzerine sened adamlarıdırlar. AÇIKLAMA 1605’te
‘Utbah bin ‘Abd Sulami said:“I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: ‘There is no Muslim, three of whose children die before reaching the age of puberty, but they will meet him at the eight gates of Paradise and whichever one he wants he will enter through it.’”
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ حَمَّادٍ الْمَعْنِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَا مِنْ مُسْلِمَيْنِ يُتَوَفَّى لَهُمَا ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ إِلاَّ أَدْخَلَهُمُ اللَّهُ الْجَنَّةَ بِفَضْلِ رَحْمَةِ اللَّهِ إِيَّاهُمْ " .
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir. «Henüz günah işleme çağına gelmeyen üç çocuğu ölen müslüman herhangibir baba ve ana yoktur ki Allah Teala o çıcuklara olan rahmetinin fadlı ile hepsini cennet'e dahil etmez.»
It was narrated from Anas bin Malik that the Prophet (ﷺ) said:“There are no two Muslims (mother and father), three of whose children die before reaching the age of puberty, but Allah will admit them to Paradise by virtue of His mercy towards them.”
Diğer tahric: Buhari, Nesai
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، عَنِ الْعَوَّامِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ قَدَّمَ ثَلاَثَةً مِنَ الْوَلَدِ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ كَانُوا لَهُ حِصْنًا حَصِينًا مِنَ النَّارِ " . فَقَالَ أَبُو ذَرٍّ: قَدَّمْتُ اثْنَيْنِ . قَالَ: " وَاثْنَيْنِ " . فَقَالَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ أَبُو الْمُنْذِرِ سَيِّدُ الْقُرَّاءِ: قَدَّمْتُ وَاحِدًا . قَالَ" " وَوَاحِدًا " .
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «kim günah işleme çağına henüz gelmemiş üç çocuğu kendisinden önce ölür (de sabreder) se o çocuklar, onun için cehennem ateşinden koruyucu kale (perde) olurlar.» Bunun üzerine Ebu Zer' (r.a.): iki çocuğu gönderdim dedi. Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem): «İki çocuk ta.» buyurdu. Bunun üzerine Kur'an okuyucalarının büyüğü Ubey bin Ka'b (r.a.): Ben bir çocuk gönderdim. dedi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir çocuk ta.» buyurdu.
It was narrated from ‘Abdullah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever sends fourth three of his children who had not reached the age of puberty, they will be a strong fortification for him against the Fire.” Abu Dharr said: “I sent forth two.” He said: “And two” Ubayy bin Ka’b, the chief of the reciters, said: “I sent forth one.” He said: “Even one.”
Diğer tahric: TirmizI de bu hadisi rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ النَّوْفَلِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَسِقْطٌ أُقَدِّمُهُ بَيْنَ يَدَىَّ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ فَارِسٍ أُخَلِّفُهُ خَلْفِي " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet'e göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Önümde gönderdiğim bir düşük çocuk arkamda bırakacağım bir atlıdan şüphesiz bana daha sevimlidir. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir.: Ben derim ki: Ravi Yezid'in Ebu Hureyre (r.a.)'e yetişmediğini el-Müzzi. Tehzib'te ve Etraf'ta söylemiştir. Diğer ravi olan Yezid ibn Abdülmelik'i İbn•i Sa'd sika saymış ise de Ahmed. İbn-i Main ve halef. onu zayıf saymışlardır. AÇIKLAMA 1609’da
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:‘A miscarried fetus sent before me is dearer to me than a horseman whom I leave behind.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ أَبُو بَكْرٍ الْبَكَّائِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مِنْدَلٌ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ الْحَكَمِ النَّخَعِيِّ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ عَابِسِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهَا، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ السِّقْطَ لَيُرَاغِمُ رَبَّهُ إِذَا أَدْخَلَ أَبَوَيْهِ النَّارَ . فَيُقَالُ أَيُّهَا السِّقْطُ الْمُرَاغِمُ رَبَّهُ أَدْخِلْ أَبَوَيْكَ الْجَنَّةَ . فَيَجُرُّهُمَا بِسَرَرِهِ حَتَّى يُدْخِلَهُمَا الْجَنَّةَ " .
Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet'e göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Allah sıkt (düşük çocuk) un baba ve annesini cehennem ateşi sokacağı zaman sıkt şüphesiz Rabbiyle cidden münakaşa ve mücadele eder. (cidden onlar için şefaat eder). Nihayet denilir ki: Ey Rabbiyle münakaşa ve mücadele eden sıkt, Babanı ve anneni cennet'e dahil et. Bunun üzerine sıkt serer (ebenin çocuğun göbeğinden kestiği parça) ile onları çekerek onları cennet'e dahil eder. » Ebu Ali: يراغم ربه، cümlesinin manası «sıkt Rabbine kızar » demektir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı zayıftır. Cünkü alimler, ravi Mendel bin Ali'nin zayıflığı üzerinde ittifak etmişlerdir. AÇIKLAMA 1609’da
It was narrated that ‘Ali said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘The miscarried fetus will plead with his Lord if his parents are admitted to Hell. It will be said: “O fetus who pleads with your Lord! Admit your parents to Paradise.” So he will drag them out with his umbilical cord until he admits them to Paradise.’”
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ هَاشِمِ بْنِ مَرْزُوقٍ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ السِّقْطَ لَيَجُرُّ أُمَّهُ بِسَرَرِهِ إِلَى الْجَنَّةِ إِذَا احْتَسَبَتْهُ " .
Muaz bin Cebel (r.a.)'den rivayet'e göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Nefsim, kudret elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki sıkt'ın annesi ecir talebiyle düşük çovuğun musibetine sabrettiği zaman şüphesiz sıkt annesini kendi sereriyle cennet'e çeker. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Yahya bin Ubeydillah bin Mevhib bulunur. Alimler, onun zayıflığı Üzerinde ittifsk etmişlerdir
It was narrated from Mu’adh bin Jabal that the Prophet (ﷺ) said:“By the One in Whose Hand is my soul! The miscarried fetus will drag his mother by his umbilical cord to Paradise, if she (was patient and) sought reward (for her loss).”