Sünen-i İbn Mâce: Taharet ve Sünnetleri Bölümü

400 hadis bulundu · sayfa 17/20

Sünen-i İbn Mâce No. 587 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا أَتَى أَحَدُكُمْ أَهْلَهُ ثُمَّ أَرَادَ أَنْ يَعُودَ فَلْيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said(-i Hudri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Biriniz eşine yaklaşır, sonra tekrar yaklaşmak istediği zaman abdest alsın.» AÇIKLAMA : Müslim, Ebu Davud, Nesai, ibn-i Huzeym ve, İbn-i Hibban, Tahavi ve Beyhaki de bu hadisi rivayet etmişlerdir. Tirmizi de rivayet ederek hasen-sahih olduğunu söylemiş, El-Hakim de EI-Müstedrek'te rivayet ederek, sahihliğini bildirmiştir. Hadisteki yaklaşmaktan maksad, cinsi münasebettir. istenen abdest ile şer'i abdest kasdedilmiştir. Çünkü mutlak olarak kullanıldığı zaman böyle anlaşılır.' Ayrıca ibn-i Huzeyme'nin rivayetinde; ''Namaz abdesti gibi abdest alsın." buyurulmaktadır. . Hadisteki abdest emri, Zahiriy e mezhebi alimlerine ve Maliki olan ibn-i Habib'e göre vücub içindir. Onlar, hadisin zahirini tutmuşlardır. Fakat Cumhur, emrin müstehablık için olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Tahavi'nin Aişe (r.anha)'dan rivay,et ettiğine göre Nebi s.a.v., bazen apdest almadan tekrar yaklaşırdı. Hanefi alimlerinden Ebu Yusuf'a göre söz konusu abdest ne vacibtir ne de menduptur. Hadisteki emir de mubahlık içindir. Bazı alimler de; Hadisteki ''vudu' (abdest)" kelimesi ile şer'i abdest değil, lüğavi abdest olan avret mahallini. yıkamak anlamı kastedilmiştir, demışlerdir. Hadis, iki cima' arasında abdest alınmasının matlub olduğuna ve ğusletmenin vacib olmadığına delalet eder. BU HADİS’İN EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

It was narrated that Abu Sa'eed said:"The Messenger of Allah said: 'If anyone of you has intercourse with his wife, then he wants to do it again, let him perform ablution

Sünen-i İbn Mâce No. 588 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى أَبُو مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، وَأَبُو أَحْمَدَ عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَطُوفُ عَلَى نِسَائِهِ فِي غُسْلٍ وَاحِدٍ ‏.‏

Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tek bir ğusül etmek niyetiyle bütün hanımlarını dolaşırdı.» AÇIKLAMA 589’da

It was narrated from Anas that:The Prophet used to go round to all his wives with one bath

Sünen-i İbn Mâce No. 589 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ صَالِحِ بْنِ أَبِي الأَخْضَرِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ وَضَعْتُ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ غُسْلاً فَاغْتَسَلَ مِنْ جَمِيعِ نِسَائِهِ فِي لَيْلَةٍ ‏.‏

Enes (bin Malik) (r.a.)'dtn şöyle söylemiştir: «Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için gusül suyunu koydum. Bir gecede bütün hanımlarına yaklaşmaktan ötürü bir gusül yaptı.» AÇIKLAMA : Buhari, Müslim, . Beyhaki, Nesai ve Ebu Davud, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in bu uygulamasına ait Enes (r.anh)'in hadisini değişik lafızia da rivayet etmişlerdir. Bütün rivayetlere göre birden fazla cinsi münasebet için bir ğusül kafidir. ilk hadisteki "dolaşmak'' kelimesiyle cinsi münasebet kasdedilmiştir. Buhari'nin bir rivayetinde o gün için Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in dokuz eşi, diğer rivayetinde onbir zevcesi bulunduğu belirtiliyor. Bu husus alimler arasında ihtilaflıdır. Buhari'nin rivayetine göre, Katade, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in buna nasıl dayandığını Enes'e sormuş. Enes de: Ona otuz erkek kuvveti verildiğini aramızda konuşuyorduk, diye cevap vermiştir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in hanımlarına bir ğusül ile yaklaştığında iki yaklaşım arasında abdest almış olması kuvvetle muhtemeldir. Ebu Davud'un rivayetini açıklayan Menhel yazarı, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in hanımları ismen şöyle sıralamaktadır: Huveylid kızı Hadice, Zam'a kızı Sevde, Ebu Bekir kızı Aişe, Ömer bin El-Hattabın kızı Hafsa. Ebu Ümeyye El-Muğıre'nin kızı Ümmü Seleme (= Hind) El-Haris kızı Cüveyriye, Cahş kızı Zeyneb, Huzeyme kızı Zeyneb, Beni Kureyza kabilesinden, bir rivayete göre Beni Nadir kabilesinden Zeyd kızı Reyhane, Ebu Süfyan kızı Ümmü Habibe (= Ramle), Huyey bin Ahtab kızı Safiye ve El-Haris kızı Meymune. Bunlardan başka Dahhak kızı Fatima ve Nu'man kızı Esma radiyallahu anhuma PEYGAMBER'İN ÇOK KADINLA EVLENMESİNİN HİKMETİ EI-Menhel yazarı bu hususta şunları söyler: ''Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in çok kadınla evlenmesinin hikmeti, onların şer-i şerif'e ait ailevi ve dahili hükümleri hıfzetmeleri ve; bu hükümleri faydalanmak isteyenlere nakletmeleridir. Zevcelerinin çokluğu, dünyalık için, yahut nefsi arzuları tatmin için değildir ... '' Bilindiği gibi Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz 25 yaşına kadar hiç evlenmemiş ve 25 yaşında iken 40 yaşında bir dul kadınla evlenmeye razı olmuş ve 50 küsür yaşına kadar onunla yaşamıştır. Birden fazla kadınla evlenmesi, O'nun, ömrünün son senelerine rastlar. Ömrünün bu bölümünde gıda alması bakımından da çok sade bir hayat sürdürdüğü, bazen' haftada iki gün oruç tuttuğu, bazen de aralıksız olarak bir aydan fazla oruç tuttuğu sabittir. Yukarıda isimleri anılan muhterem zevcelerin her birisi ile evlenmesinin nedenleri tetkik edildiği zaman, İslam dininin yayılması, yanlış fikir ve inanışların ezilmesi ve güzel ahlak düstürunun yerleştirilmesi gibi çok ulvi ve pek önemli amaçların güdüldüğü anlaşılır

It was narrated that Anas said:"I put out water for the Messenger of Allah for a bath, and he had a bath after going to all of his wives in one night

Sünen-i İbn Mâce No. 590 Hasen

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَمَّتِهِ، سَلْمَى عَنْ أَبِي رَافِعٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَافَ عَلَى نِسَائِهِ فِي لَيْلَةٍ وَكَانَ يَغْتَسِلُ عِنْدَ كُلِّ وَاحِدَةٍ مِنْهُنَّ فَقِيلَ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ تَجْعَلُهُ غُسْلاً وَاحِدًا فَقَالَ ‏ "‏ هُوَ أَزْكَى وَأَطْيَبُ وَأَطْهَرُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu-Rafi' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gecede hanımlarının hepsini dolaştı ve dolaşırken her birinin yanında guslediyordu. Kendisine : Ya Resulallan! Neden bunu birleştirerek, bir gusül yapmadın? diye soruldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bu daha sevap, daha güzel ve daha çok temizleyicidir.» buyurdu."

It was narrated from Abu Rafi' that:The Prophet went around to all of his wives in one night, and he had a bath after each one of them. It was said to him: "O Messenger of Allah, why not make it one bath?" He said: "This is purer, better and cleaner

Tahric: Bu hadisi Ebu Davud. Ahmed, Beyhaki ve Nesai de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Bu hadise göre Resul-i Ekrem (s.a.v.), bir hanımıyla cinsi münasebette bulunduktan sonra ğusletmiş, ğusülden sonra diğer eşine yaklaşmıştır. Bu hadis, bir önceki babta geçen Enes (r.anh)'in hadisine muhalif değildir. ÇünkÜ, Enes r.a.'in rivayet ettiği hadisteki uygulama, böyle yapmanın caizliğini beyan içindir. Buradaki uygulamanın çeşitli yönlerden daha iyi olduğu, Resul-i Ekrem s.a.v. tarafından beyan buyurulmuştur. Nesai: Bu hadis ile Enes (r.anh)'in hadisi arasında ihtilaf yoktur. Bir defa öyle yapmış, bir defa böyle yapmış, der. Nevevi de: Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in ayrı ayrı zamanlarda iki şekilde ğuslettiği yorumu ile görülen zahiri ihtilaf bertaraf edilir, demiştir. Ebu Davud'un rivayetine göre, Ebu Rafi' (r.anh), Resul-i Ekrem (s.a.v.)'e niçin bir ğusül ile yetinmediğini sormuştur. Bu durumda soru sahibi Ebu Rafi' (r.anh)'dir. Ebu Rafi " Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in defalarca yıkanmaktan mutazarrır olması endişesi ile soru sormuş olabilir. Gizli olması beklenen bu duı:uma Ebu Rafi' (r.anh) nasıl muttali oldu? denemez. Çünkü Ebu Rafi' (r.anh) O'nun hizmetçisiydi. Suyunu o getirirdi

Sünen-i İbn Mâce No. 591 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، وَغُنْدَرٌ، وَوَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَأْكُلَ وَهُوَ جُنُبٌ تَوَضَّأَ ‏.‏

Aişe (r.a.); şöyle demiştir: «Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), cünüp iken (bir şey) yemek istediği zaman abdest alırdı.» AÇIKLAMA 592’de

It was narrated that 'Aishah said:"If the Messenger of Allah wanted to eat when he was sexually impure, he would perform ablution

Sünen-i İbn Mâce No. 592 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ صُبَيْحٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُوَيْسٍ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْجُنُبِ هَلْ يَنَامُ أَوْ يَأْكُلُ أَوْ يَشْرَبُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ إِذَا تَوَضَّأَ وُضُوءَهُ لِلصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (Radtyallahü d»A«w4/dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e t Cünüp, uyuyabilir mi, veya yiyebilir mi, yahut içebilir mi? diye soru soruldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dei «Evet, namaz abdesti gibi abdest aldığı zaman (bunları yapabilir.)» buyurdu. AÇIKLAMA : Hz. Aişe (r.anha)'nın hadisini Müslim. Nesai. Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Bu hadis bundan sonraki babda gelen Hz. Aişe (r.anha)'nın hadisine muhalif değildir. Orada, Peygamber (s.a.v.)'in yalnız ellerini yıkamakla yetindiği bildiriliyor. Bazen öyle yaparak caizliğini beyan buyuran efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Seııem) çoğunlukla abdest alarak bunun daha efdal olduğunu göstermiştir .. Sindi: . Cabir bin AbdiIIah (r.anh)'ın hadisinde cünüp için sorulduğu bildirilen sorudan maksad, cünübün bu işleri yapmasının uygun ve güzel olup olmadığıdır. Çünkü, cünübün abdest aldıktan sonra böyle yapması menduptur, şart değildir. Nitekim bundan sonra gelen hadisten, cünübün yalnız ellerini yıkamakla yetinmesinin caizliği anlaşılır, der. Hulasa cünüp, ğusletmeden uyuyabilir, yiyebilir, içebiir ve hanımına yaklaşabilir. Nevevi, Müslim'in şerhinde: 'Bu hususta icma' vardır. Keza cünübün bedeni ile terinin temizliğine alimler icma' etmişlerdir.' der. Cünübün anılan işleri yapmadan önce avret mahallini yıkaması ve abdest alması müstehaptır. Nevevi: 'Abdest almadan bu işleri yapmanın rnekruh olduğunu arkadaşlarımız kesinlikle belirtmişlerdir. Hadisler buna delalet eder. Bu abdestin vacib olmadığı hususunda bizce ihtilaf yoktur. Cumhur'un görüşü de budur ... ' demiştir

It was narrated that Jabir bin 'Abdullah said:"The Prophet was asked about whether a person who is sexually impure can sleep, or eat, or drink. He said: 'yes, if he does ablution as for the prayer

Sünen-i İbn Mâce No. 593 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَأْكُلَ وَهُوَ جُنُبٌ غَسَلَ يَدَيْهِ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre : «Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellemi cünüb iken bir yemek istediği zaman ellerini yıkardı.» AÇIKLAMA : Resulullah (s.a.v.), caizliği beyan için, elleri yıkama ile yetinmiştir. Nesai, Ebu Davud ve 'Darekutni'nin rivayetleri şöyledir: "Resulullah (s.a.v.), cünüp iken uyumak istediği zaman abdest alırdı ve cünüp iken yemek istediği zaman ellerini yıkardı." Beyhaki ise Müellifimizin rivayet ettiği metni aynen rivayet etmiştir. Tahavi de aynısını rivayet etmiş, yalnız ''yed" kelimesi yerine ''keff'' kelimesini nakletmiştir. Keff kelimesi bileklere kadar el manasını ifade eder. Yed kelimesi ise bu manada kullanılmakla beraber, ekseriyetle kol manasını ifade eder

It was narrated from 'Aishah that:If the Prophet wanted to eat when he was sexually impure, he would wash his hands

Sünen-i İbn Mâce No. 594 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلِمَةَ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَأْتِي الْخَلاَءَ فَيَقْضِي الْحَاجَةَ ثُمَّ يَخْرُجُ فَيَأْكُلُ مَعَنَا الْخُبْزَ وَاللَّحْمَ وَيَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَلاَ يَحْجُبُهُ - وَرُبَّمَا قَالَ وَلاَ يَحْجُزُهُ - عَنِ الْقُرْآنِ شَىْءٌ إِلاَّ الْجَنَابَةُ ‏.‏

Abdullah bin Seleme (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben. Ali bin Ebi Talib (r.a.)'ın yanına girdim Buyurdu ki : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) helaya uğrayıp ihtiyacını giderdikten sonra çıkar ve (abdest almadan) bizimle beraber ekmekle et yiyer, Kur'an okurdu. Cünüplükten başka hiç birşey, O'nu Kur'an okumaktan men etmezdi.» AÇIKLAMA : Ahmed, İbn-i Hibban, Ebu Davud, El-Hakim, El-Bezzar. Darekutni. El-Beyhaki, Em-Nesai de bu hadisi tahriç etmişler, Tirmizi, İbnü's-Seken, Abdu'l-Hak ve Bağavi bunun sahih olduğunu söylemişlerdir. Bazı rivayetler daha .uzundur. Tıybi: Et yendikten sonra abdest tazelenmeden ve ağza su alınmadan namaza durmak sahih olduğu gibi. Kur'an okumanın da sahih olduğunu bildirmek için burada et yemek ile Kur'an. okumak bir arada anlatılmış olabilir demiştir. Ravi, Hz. Ali (r.anh)'in; لا يحجبه veya; لا يحجزه dediğinde tereddüd etmiştir. Hangi fiil kullanılmış ise netice değişmez. Her iki fiilin manası men etmektir. Onun için tercemede: ''Onu men etmez." diye anlatıldı. Hadis, cünüp adamın Kur'an okumasının caiz olmadığına. delalet eder. Cumhur'un görüşü budur. Delilleri de bu hadis, bundan sonra gelen İbn-i Ömer (r.anh)'in hadisi ve Darekutni'nin Ebu'l-Ğarif El-Hemedani'den rivayetle Hz. Ali r.anh'in şu mealdeki haberidir: ''Cünüp olmadığınız müddetçe Kur'an okuyunuz. Birinize cünüplük isabet ederse Kur'art okumasın. Tek bir harfini de okumasın..'' Cumhurun görüşüne,delalet eden rivayetler çoktur. Bazılarının sahihliğine itiraz edilmiş ise de riyayetler birbirini takviye eder. Malikiler: 'Ayetü'l-Kürsi, ihlas ve Muavvizeteyn gibi az bir parçayı, korunmak ve benzeri maksadlarla okumak caizdir. Fakat uzun parça okumak haramdır. demişlerdir. Şafiiler: Kur'an niyeti ile değil, zikir veya dua niyetiyle az bir şey okumak caizdir, demişlerdir."•" Ahmed bin Hanbel: Cünübün bir ayet mikdarını okumasına ruhsat verilmiştir, der. Ebu Hanife: Bir ayetin bir parçasını okumak caizdir, demiştir. El-Hattabi şöyle der: ''Cünübün Kur'an okuyamıyacağı hükmü, hadisten .çıkarılıyor. Aybaşı adetini gören kadin'da okuyamaz. Çünkü onun abdestsizliği, cünübün abdestsizliğinden daha ağırdir. imam Malik, cünübün bir ayet miktarını okuyabileceğini söylemiştir. Kendisinin: Aybaşı adeti gören kadın Kur'an okuyabilir. Fakat cünüb okuyamaz. Hayz süresi uzayabildiği için kadın okumadığı takdirde, Kur'an'ı unutabilir. Fakat cünüblük süresi uzun değildir, dediği rivayet edilmiştir. İbnü'l-Müseyyeb ve İkrime'nin de, cünübün Kur'an okurnasında beis görmedikleri rivayet edilmiştir. Alimlerin ekserisi, cünübün Kur'an okumasının haram olduğunu söylemişlerdir.'' EI-Menhel yazarı 'Cünübün Kur'an Okuması Babı'ında yukarıdaki bilgileri verdikten sonra, cünübün Kur'an'a dokunmasının cumhura göre haram olduğunu bildirir. Bu arada cumhurun delil olarak gösterdikleri ayet ve hadisleri nakleder. Konunun uzatılmaması için delilleri buraya nakletmekten vazgeçtim. EI-Menhel yazarı daha sonra abdestsiz olarak Kur'an'a ellemenin hükmüne ait fıkıhçıların görüşlerini şöylece nakleder: ''Hanefiler, Şafiiler ve Hanbeliler: 'Kur'an'ı öğreten ve öğrenen dahil hiç kimse abdestsiz olarak Kur'an'a dokumaöaz. Ancak çocuğun, ayetlerin yazılı olduğu levhalan ellemesi zaruret icabı caizdir. Mushaf'ın cildini, sahifelerin yazısız olan kenarlarını, satırlar arasındaki boşlukları ellemesi de haramdır. Keza kılıf içinde veya rahle üzerinde. yahut eşya içerisinde Kur'an'ı taşıması da.haramdır. Ancak, eşyanın taşınması da kasdedildiği takdirde haram değildir." demişlerdir. Hanefi ve HanbelI alimlerine göre Mushaf'a yapıak olmayan kılıfı içinde Kur'an'ı abdestsiz olarak taşımak caızdir. Mushaf'ın yangın ve sel gibi bir afetle zayi olması tehlikesi karşısinda, yahut kafirlerin İslam memleketini işgal etmesi halinde, veyahut pis yere atılmış olan Mushaf'ı kurtarmak niyetiyle abdestsizin onu taşıması, hatta cÜnübün taşıması vacibtir. Mushaf'ın korunması ve saygınlığı bunu gerektirir. Eğer abdestsiz veya cünüp kişi, Mushaf'ı kurtarabildiği halde taşımaz da yangın veya selde zayi olmasına yahut kafirlerin istilasına maruz kalmasına göz yumarsa günahkar olur. Şayet pis yerden kaldırmazsa kafir olur. Keza abdestsiz olarak Kur'an ayetini yazmak da haramdır. Beğavi: 'Duvarları ve elbiseleri ayetlerle veya Allah'ın adlarıyla süslemek, yani bu yerlere yazmak mekruhtur. Mushaf'ları yastık gibi kullanmak caiz değildir. Keza dini ilimIere ait kitapları yastık gibi kullanmak caiz değildir. Ancak kaybolmasından korkulduğu takdirde, ona dayanmak caizdir. küçük yaştaki çocuğa ve deliye Kur'an'ı elletmek caiz değildir,' demiştir

It was narrated that 'Abdullah bin Salamah said:"I entered upon 'Ali bin Abu Talib and he said: 'The Messenger of Allah used to go to the lavatory and relieve himself, then come out, and he would eat bread and meat with us and recite Qur'an, nothing stopped him' or perhaps he said: 'prevented him from doing so except sexual impurity

Sünen-i İbn Mâce No. 595 Zayıf

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ الْجُنُبُ وَلاَ الْحَائِضُ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) ibn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cünüb ve aybaşı halindeki kadın Kur'an okuyamaz.»

It was narrated that Ibn 'Umar said:"The Messenger of Allah said: 'No one who is sexually impure and no woman who is menstruating should recite Qur'an

Sünen-i İbn Mâce No. 596 Zayıf

قَالَ أَبُو الْحَسَنِ وَحَدَّثَنَا أَبُو حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَقْرَأُ الْجُنُبُ وَالْحَائِضُ شَيْئًا مِنَ الْقُرْآنِ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-İ Ömer (r.a.)'dan: şöyle demiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Cünüb ve hayz halindeki kadın Kur'an'dan hiç bir şey okuyamazlar buyurmuştur.» AÇIKLAMA : Tirmizi de İbn-i Ömer r.a.'in hadisini 596 nolu metinle rivayet ederek; Bunu İsmail bin Ayyaş'ın şu senediyle tanırız, demiş ve buradaki senedi zikretmiştir. Tirmizi bu arada şöyle der: Cünüb ve hayız halindeki kadının Kur'an'ı okuyamıyacağı hükmü, Sahabiler, tabiiler ve Onlardan sonra gelen alimlerin çoğunun kavlidir. Süfyan-i Sevri, İbnü'l-Mübarek, Şafii, Ahmed ve İshak'ın dahil oldukları bu AlimIere göre cünüb ve hayz halindeki kadın Kur'an'dan bir ayet dahi okuyamaz. Ancak bir harf ve ayetin bir kısmını okuyabilir diyenler vardır. Alimler cünüp ve hayz halindeki kadının tesbih ve tevhid kelimesini çekmelerine ruhsat vermişlerdir. Ben, Muhammed bin İsmail'den şunu işıttim: İsmail bin Ayyaş Hicaz ve Irak ehlinden bir takım münker hadisler rivayet eder.' İsmail bin Ayyaş'ın yalnız olarak bu iki bölge sakinlerinden yaptığı rivayetin zayıflığını belirtmek için Muhammed bin İsmail'in böyle söyledigini sanırım. Bu zat şunu da söyledi: İsmail bin Ayyaş'ın Şam halkından rivayet ettiği hadis, sahihtir. Ahıned bin Hanbel : İsmail bin Ayyaş, Bakiyye'den iyidir. demiştir. Tirmizi 'nin şerhi Tuhfe yazarı şöyle der: 'İbn-i Mace de İbn-i Ömer (r.anh)'in hadisini bu yoldan rivayet etmiştir. Hadis zayıftır. Çünkü hadis imamları, İsmail bin Ayyaş'ı Şam halkından yaptığı rivayetlerde sika saymışlar. Fakat Hicazlılardan yaptığı rivayetleri zayıf görmüşlerdir. Kendisi bu hadisi Hicaz halkından olan Musa bin Ukbe'den rivayet etmiştir.'' Hulasa, bu hadisin senedi zayıf da sayılsa metni sahihtir. Çünkü bu hususta müteaddit hadisler bulunur. Bunlar birbirini takviye ettiği için Cumhur, cünüb ve hayz halindekilerin Kur'an okumalarını haram saymıştır. Dikkat: Kastedilen 'okuma' sadece Kur'an sayfalarından değil hafuza'dan okumayı da içerir. Kur'an'a Dokunmaya dair açıklama 595 da geçti

It was narrated that Ibn 'Umar said:"The Messenger of Allah said: 'No one who is sexually impure and no woman who is menstruating should recite anything of the Qur'an

Sünen-i İbn Mâce No. 597 Zayıf

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ وَجِيهٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ تَحْتَ كُلِّ شَعَرَةٍ جَنَابَةً فَاغْسِلُوا الشَّعَرَ وَأَنْقُوا الْبَشَرَةَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den: şöyle söylemiştir; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Her kılın altında bir cünüblük bulunur. Bunun için kılları yıkayınız ve deriyi iyice temizleyiniz.» Not: Tirmizi ve Ebu Davud, bu hadisi zayıf görmüşlerdir

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'Under every hair there is the state of sexual impurity, so wash the hair and cleanse the skin

Sünen-i İbn Mâce No. 598 Zayıf

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنِي عُتْبَةُ بْنُ أَبِي حَكِيمٍ، حَدَّثَنِي طَلْحَةُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنِي أَبُو أَيُّوبَ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ وَالْجُمُعَةُ إِلَى الْجُمُعَةِ وَأَدَاءُ الأَمَانَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَمَا أَدَاءُ الأَمَانَةِ قَالَ ‏"‏ غُسْلُ الْجَنَابَةِ فَإِنَّ تَحْتَ كُلِّ شَعَرَةٍ جَنَابَةً ‏"‏ ‏.‏

Ebu Eyyub El-Ensari (r.a.)'den: şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Beş vakit namaz, Cum'a namazları ve emaneti eda etmek, aralarındaki (küçük) günahlara keffaret olur.» Ben ı Emaneti eda etmek nedir? diye sordum. Buyurdular ki: «Cünüblük guslüdür. Çünkü her kılın altında bir cünüblük vardır.» Not: Ravilerden Talha bin Nafi', Ebu Eyyub'dan hadis işitmediği için, bu senedin zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Ebu Hureyre r.a.'in hadisini Beyhaki, Ebu Davud ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Tirmizi: Ra vi El-Haris İbn-i Vecih'in hadisi ğaribtir. Kendisini yalnız hadisinden tanırız, demiştir. Ebu D avud da: El-Haris bin Vecih'in hadisi münker olup, kendisi zayıftır, demiştir. Hadisin manasına gelince: ''Her kılın altında bir cünüblük vardır.'' cümlesi ile vücudunun dış kısmının tamamen cünüb sayıldığı bildirilmek istenmiştir. Vücudun her tarafı cünüb sayıldığı için, vücuddaki bütün kılların yıkanması emrediliyor. Hattabi: ''Hadisin zahiri saç örgülerinin cünüblükten ğusül edilirken çözülmesini vacib kılıyor. Çünkü örgü, çözülmedikçe bütün kılların her tarafının ıslatılması mümkün değildir. İbrahim En-Nahai, örgünün çözdürülmesini vacib görmüştür. Fakat alimlerin kahir ekseriyetine göre örgünün çözülmesi önemli değildir. Mühim olan bütün kılların her tarafının ıslatılmasıdır. Islatıldığı takdirde örgü çözdürülmeden yapılan ğusül kafidir.' demiştir. Örgü çözdürme ile ilgili geniş tafsilat 108. babta anlatılacak inşaallah.!!! Hadisin: ''Deriyi iyice temizleyiniz.'' cümlesinden maksad, derinin kirlerden ve suyun deriyi ıslamasına mani olan maddelerden giderilmesidir. Çünkü her hangi bir şey, derinin en küçÜk bir yerine suyun ulaşmasına mani olduğu takdirde cünüblük kalkmaz. Hattabi: "Cüpüblükte buruna su çekmek ve ağıza su almak vacibtir, diyenler bu hadise dayanırlar. Çünkü burun içinde kıl bulunur. Ağzın içi de vücudun dışından sayılır, demişlerdir. Fakat bu görüş lügat ehlinin sözüne aykırıdır. Şöyle ki: Hadiste geçen "beşere'' kelimesi, bakan adamın gözle gördüğü bedenin dış kısmına denir. Ağızın iç kısmı bilindiği gibi karşıdan bakıldığı zaman görülmez. Ağız ve burunun iç kısmına; ... denir, demiştir. Hattabi'nin bu sözü reddedilmiştir. Çünkü lügat ehlinden Cevheri ve başkaları ...'nin, derinin ete bakan iç yüzüne denildiğini belirtmişlerdir. Ağız ve burun'un iç kısmı böyle değildir. Bu itibarla ğusülde ağıza su almanın gerekliliği bu hadisten çıkarılabilir. Ayni de: 'İmam-ı Azam bu hadise dayanarak ğusülde mazmaza ve istinşak'ın farz olduğunu söylemiştir. İstinşak farzdır. Çünkü Resul-i Ekrem (s.a.v.): "Her kılın altında cünüblük var.'' buyurmuştur. Burunun içinde de kılIar vardır. Mazmazaya gelince; Ağızın içi, bedenin dış kısmından sayılır. Nitekim,oruçta ağıza bir şey alınabilir. Mazmaza bu itibarla farz kılınmış, Hattabi'nin dediği itibarla farz kılınmamıştır,'' demiştir. HADISTEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERİ 1 - Bütün deriyi ve kılları suyla ıslatmak ğuslün farzıdır. 2 - Deri ve kıllara suyun ulaşmasına mani olan şeyleri gidermek gerekir .. Ebu Eyyub-i Ensari (r.anh)'in hadisine gelince; Bu hadiste beş vakit namaz ile Cuma namazının ve emaneti ödemenin fazileti anlatılarak, bunlara riayet edildiği takdirde bunların, aralarında işlenen günahlara kefaret olduğu bildirilmiştir. Günahlardan maksad, kul hakkı ile ilgisi olmayan küçük günahlardır. Buna benzer hadisler böyle yorumlanır. Hadiste geçen: "Emanetin edası'' ile cünüblükten dolayı, yapılan ğuslün kasdedildiği, ravinin sorusu üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v.) tarafından açıklanmıştır .. Sindi, cünüblükten dolayı yapılan, ğuslün, bir emaneti ödemek olarak sayılması ile ilgili olarak şöyle der: 'Emanet sahibi, emanete müstahak olduğu gibi, insan vücudu da, cünüplükten sonra ğusle müstahak olur. Bu nedenle ğusül,sahibine ödenmesi vacip olan emanetler cümlesinden sayılmış ve ona emanet denmiştir

Abu Ayyub Al-Ansari narrated that:The Prophet said: "The five daily prayers, from one Friday to the next, and fulfilling the trust are all expiation for whatever (sins) come between them." I said: "What is fulfilling the trust?" He said: Having a bath to cleanse oneself from sexual impurity, for under every hair there is the state of sexual impurity

Sünen-i İbn Mâce No. 599 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ زَاذَانَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَرَكَ مَوْضِعَ شَعَرَةٍ مِنْ جَسَدِهِ مِنْ جَنَابَةٍ لَمْ يَغْسِلْهَا فُعِلَ بِهِ كَذَا وَكَذَا مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَلِيٌّ فَمِنْ ثَمَّ عَادَيْتُ شَعَرِي ‏.‏ وَكَانَ يَجُزُّهُ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den : şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Cünüblükten guslederken, cesedinden bir kıl yerini terkedip yıkamayan kimseye cehennem ateşinden şöyle, şöyle azab verilir.» buyurmuştur. Ali (r.a.): İşte bundan dolayı ben, kıllarıma karşı düşmanca davrandım, demiştir. Ve kıllarını traş ederdi."

It was narrated from 'Ali bin Abu Talib that:The Prophet said: "Whoever leaves an area the size of a hair on his body and does not cleanse it from sexual impurity, such and such will be done to him in the Fire." 'Ali said: "Because of that I am hostile towards my hair," and he used to shave his head

Diğer tahric: Ahmed ,Ebu Davud, Darimi ve Beyhaki AÇIKLAMA : Hadisteki (kıl yeri) tabiriyle, kılın deri içindeki kökü kasdedilmemiştir. Suyun oraya ulaşması vacib değildir. Bu tabirden maksad, cünüblükten ğusledilirken, yıkanmayan en ufak bir yerdir. Hadisin tehdid ile ilgili cümlesinde: '' ... Ona ... '' zamiriyle, bedeninden kuru bir yer bırakan kişi veyahut, kuru kalan yer kasdedilmiştir. Yani ya adamın ta'zib edileceği veya kuru kalan yerin ta'zib edileceği haber veriliyor. Ali (r.anh): ''Ben kıllarıma karşı düşmanca davrandım.'' sözü ile şunu kasdeder: 'Bu tehdidi ve şiddetli azabı duyduğum için başımın saçlarına karşı düşmanca davrandım.' Hz. Ali (r.anh) derisinin ve kıllarının her tarafına suyun bulaşmaması endişesi ile saçını sık sık kısaltır veya usturayla kazıtırdı. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Cünüblük ğuslünde bütün bedeni ve beden üzerindeki kılların hepsini suyla ıslatmak vaciptir. 2- Bundan az bir parçayı bile terkeden kişinin ğuslü batıl olduğu için, Allah'ın dilediği sürece ateşte ta'zib edilir. Ğuslederken, bir yeri terkedip, pek ara vermeden orayı da yıkayan kimsenin ğuslü, alimlerin ittifakı ile sahihtir. Ve bir azaba müstahak olmaz. Şayet ğuslederken ıslattığı uzuvlar mutedil bir havada kuruduktan bir süre sonra yıkamadığı yeri su ile ıslatırsa, Hanefi, Şafii ve Hanbeli imamlarına göre ğusül sahihtir. Çünkü bütün vücudu aralıksız yıkamayı şart koşmamıştır. Maliki mezhebine göre, bu adamın bütün vücudunu yeniden yıkaması gerekir. Çünkü onlara göre bütün vücudu aralıksız yıkamak gerekir. 3- Başı usturayla traş etmek veya saçı kısaltmakcaizdir

Sünen-i İbn Mâce No. 600 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّهَا أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَسَأَلَتْهُ عَنِ الْمَرْأَةِ تَرَى فِي مَنَامِهَا مَا يَرَى الرَّجُلُ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ إِذَا رَأَتِ الْمَاءَ فَلْتَغْتَسِلْ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ فَضَحْتِ النِّسَاءَ وَهَلْ تَحْتَلِمُ الْمَرْأَةُ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ تَرِبَتْ يَمِينُكِ فَبِمَ يُشْبِهُهَا وَلَدُهَا إِذًا ‏"‏ ‏.‏

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve &ellem)'in muhterem hanımlarından) Ümmü Seleme (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: (Enes bin Malik (r.a.)'ın annesi) Ümmü Süleym (r.anha), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek, rüyasında erkeğin gördüğü şeyi gören kadının durumunu O'na sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Evet. Kadın su (men!) gördüğü zaman gusletsin.» buyurdu. Bunun üzerine ben (soru sahibi Ümmü Süleym'e): Sen kadınları rezil ettin, kadın ihtilam olur mu? dedim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bana): «Elin topraklansın. (ayıp ediyorsun) Kadın'ın suyu yoksa hangi sebeple çocuğu kendisine benzer?» buyurdu.

It was narrated from Zainab, the daughter of Umm Salamah, that :Her mother Umm Salamah said: "Umm Sulaim came to the Prophet and asked him about a woman who sees in her dream something like a man sees. He said: 'Yes, if she sees water (discharge), let her take a bath.' I said: 'You have embarrassed the women. Do women experience wet dreams?' The Prophet said: 'May your hands be rubbed with dust, how else does her child resemble her?

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi de Ümmü Seleme (r.anha)'nın hadisini farklı lafızlarla rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Bütün rivayetlerde Ümmü Süleym (r.anha)'nın, ihtilam olan kadının hükmünü Resul-i Ekrem (s.a.v.)'e sorduğu ve verilen cevapta, meni gördüğü takdirde ğusletmesinin gerekli olduğu belirtiliyor. Ümmü Süleym (r.anha)'nın sorusu ve verilen cevabı rivayet eden Sahabi, bazı rivayetlerde• Ümmü Seleme (r.anha) olduğu gibi, diğer bir kısım rivayetlerde de Aişe (r.anha)'dır. Bazı rivayetlerde Enes bin Malik (r.a.), olayı anlatıyor. Nitekim 601 nolu hadis böyledir. Keza bazı rivayetlerde Ümmü Seleme (r.anha)'nın, diğer bir kısım rivayetlerde Aişe (r.anha)'nın Ümmü Süleym (r.anha)'ya itiraz ettiği bildirilmektedir. Bu nedenle Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in bu iki muhterem hanımının beraber itiraz etmiş olmaları muhtemeldir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in, kadının su görmesi halinde ğusletmesinin gerekliliğini bildirmesinden sonra böyle bir soruyu sorduğundan dolayı Ümmü Süleym (r.anha)'yi kınayan Ümmü Seleme (r.anha) veya Aişe (r.anha)'nın: ''Kadın ihtilam olur mu?'' sorusu inkar anlamını taşır. Yani böyle bir şey olmaz denmek istenmiştir. El-İraki bu hususta şöyle der: 'Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in cevabından sonra Nebi (s.a.v.)'in muhterem zevcesi, soru sahibine : ''Kadın ihtilam olmaz'' demiştir. Bu söz Nebi (s.a.v.)'in buyruğuna ters düşmez. Çünkü bir şeyin şer''i hükmünü anlatmak, onun bilfiil vuku' bulmasını gerektirmez. Nitekim fıkıhçılar, hükümleri bilinsin diye, vuku' bulması aklen mümkün olan bir çok meseleyi anlatırlar .. Halbuki hiç de vaki olmaz. Kadının ihtilam olması aklen mümkün olmakla beraber bilfiil vuku bulmasını tahmin etmeyen muhterem annemiz, kadınları mahçup eden bu soruya gerek görmediği için soru sahibini yadırgamış ve böyle şeyolmaz demiştir.'' İbn-i Abdi'l-Berr ise şöyle der: 'Her kadının ihtilam olmadığı hadisten anlaşılıyor. Çünkü her kadın bunu görseydi Aişe ve Ümmü Seleme (r.anhuma), bunu inkar etmezlerdi. Bazı erkekler de ihtilam olmaz. ancak kadınlarda ihtilam olmamak oranı daha yüksektir.' Suyuti de; 'Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in muhterem zevcelerinin bir özelliği mahiyetinde olmak üzere ihtilam olmaktan korunmuş olmaları muhtemeldir. Nasıl ki, Nebiler de ihtilam olmazlar.' demiştir. ....... cümlesini terceme ederken; ''Elin topraklansın.'' diye manalandırdık ve parentez içi ifadeyle; ''Ayıp ediyorsun, diye yorumladık. Bu cümlenin asıl manası, dediğimiz gibi; ''Elin topraklansın.'' olup, fakir olmaktan kinayedir. Yani; ''fakir olasın'' demektir. Lakin araplar bu cümleyi asıl manasından başka manalards. kullanmayı itiyat haline getirmişler ve bir beddua anlamını kasdetmez olmuşlardır. Bu nedenle Resul-i Ekrem (s.a.v.), muhterem zevcesine hitaben kullandığı bu cümle ile beddua kasdetmemiştir. Gaye, zevcesinin soruyu yadırgamasını red etmek ve bilakis onu kınamaktır. Hadisin son kısmında çocuğun anasına benzemesinin nedeni olarak, onun menisi gösteriliyor. EI-Menhel yazarı benzer başlık altında açılan babta rivayet olunan bu hadisin açıklamasını yaparken, çocuğun annesine benzemesini şöyle anlatır: ''Buradaki benzemekten maksad bazı vasıflarda çocuğun annesine ortak olmasıdır. Şöyle ki; Erkeğin suyu kadının suyuna galip geldiği zaman çocuk babaya benzer. Aksi halde anneye benzer. Eğer annenin suyu olmasaydı çocuk, asla ona benzemezdi. Müslim'in sahih'inde: ''Annenin suyu babanın suyuna üstün gelirse çocuk dayılarına benzer. Babanın suyu üstün geldiği zaman, çocuk amcalarına benzer. Çocuk annesine benzediği için dayılarına, babasına benzediği için amcalarma benzer.'' HADİsİN FıKıH YÖNÜ 1. Yararlı olan mes'eleyi sormaktan haya edilmemelidir. 2. Lüzumu halinde böyle soru soran kişi kınanmamalıdır. 3. Onu kınayan kişi, davranışından dolayı ayıplanmalıdır. 4. Kadın ihtilam olup, su gördüğü zaman ğusletmelidir. 5. Kadın, erkek gibi ihtilam olabilir. Ve suyu vardır. 6. Çocuk, bazen babasına benzediği gibi bazen de annesine benzer

Sünen-i İbn Mâce No. 601 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، وَعَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ، سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْمَرْأَةِ تَرَى فِي مَنَامِهَا مَا يَرَى الرَّجُلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِذَا رَأَتْ ذَلِكَ فَأَنْزَلَتْ فَعَلَيْهَا الْغُسْلُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيَكُونُ هَذَا قَالَ ‏"‏ نَعَمْ مَاءُ الرَّجُلِ غَلِيظٌ أَبْيَضُ وَمَاءُ الْمَرْأَةِ رَقِيقٌ أَصْفَرُ فَأَيُّهُمَا سَبَقَ أَوْ عَلاَ أَشْبَهَهُ الْوَلَدُ ‏"‏ ‏.‏

Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Ümmü Süleym (r.anha), uykusunda erkeğin gördüğü şeyi gören kadının hükmünü, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sormuş ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kadın onu (ihtilamı) rüyasında görüp meni çıkarırsa gusletmesi gerekir.» buyurmuştur. Bunun üzerine (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden) Ümmü Seleme (r.anha): Ya Resulallah! Bu olur mu? diye sormuştur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'na: «Evet (olur). Erkeğin suyu koyu beyazdır. Kadın'ın suyu ince sarıdır. İki sudan hangisi önce gelir veya galip olursa, çocuk onun sahibine benzer.» buyurmuştur

It was narrated from Anas that:Umm Sulaim asked the Messenger of Allah about a woman who sees in her dream something like that which a man sees. The Messenger of Allah said: "If she sees that and has a discharge, then let her perform a bath." Umm Salamah said: "O Messenger of Allah, does that really happen?" He said: "Yes, the water of the man is thick and white and the water of a woman is thin and yellow. Whichever of them comes first or predominates, the child will resemble (that parent)

Sünen-i İbn Mâce No. 602 Hasen

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ خَوْلَةَ بِنْتِ حَكِيمٍ، أَنَّهَا سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْمَرْأَةِ تَرَى فِي مَنَامِهَا مَا يَرَى الرَّجُلُ فَقَالَ ‏ "‏ لَيْسَ عَلَيْهَا غُسْلٌ حَتَّى تُنْزِلَ كَمَا أَنَّهُ لَيْسَ عَلَى الرَّجُلِ غُسْلٌ حَتَّى يُنْزِلَ ‏"‏ ‏.‏

Havle bint-i Hakim (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Rüyasında erkeğin gördüğü şeyi gören kadın'ın hükmünü kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sormuş ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Su inzal etmedikçe erkeğe gusletmek gerekmediği gibi kadın'a da, su inzal etmedikçe gusletmek gerekmez.» Not: 'Ravi Ali bin Zeyd zayıf olduğu için, hadisin isnadının zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. Nesai, hadisin aslını rivayet etmiştir.' Nesai. Ahmed ve İbn-i Ebi Şaybe'nin bu hadisi rivayet ettiklerini beyan eden Miftahu'l-Hace yazarı şöyle der: Suyuti, El-Camiu'l-Kebir'de bu hadisin sahih ol duğunu söylemiştir. EI-Hafız dli. Fethu'l-Bari'de bu hadisi zikretmiş fakat üzerinde konuşmamıştır. Hadisin manası üzerinde ittifak vardır. 601 nolu Enes (R.A. )'in hadisini Müs!im de rivayet etmiştir

It was narrated from Khawlah bint Hakim that:She asked the Messenger of Allah about a woman who sees in her dream that which a man sees. He said: "She does not have to take a bath unless she has an orgasm, just as man does not have to take a bath unless he has an orgasm

Sünen-i İbn Mâce No. 603 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي امْرَأَةٌ أَشُدُّ ضَفْرَ رَأْسِي أَفَأَنْقُضُهُ لِغُسْلِ الْجَنَابَةِ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّمَا يَكْفِيكِ أَنْ تَحْثِي عَلَيْهِ ثَلاَثَ حَثَيَاتٍ مِنْ مَاءٍ ثُمَّ تُفِيضِي عَلَيْكِ مِنَ الْمَاءِ فَتَطْهُرِينَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ فَإِذَا أَنْتِ قَدْ طَهُرْتِ ‏"‏ ‏.‏

Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Ya Resulallah l Ben saçımın örgüsünü çok sıkı bağlayan bir kadınım. Cünüblük ğuslü için örgümü çözeyim mi? diye sordum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki : «Başına üç avuç su atman, sonra vücuduna su dökmen kafidir. Sen bununla temizlenirsin.» veya buyurdu ki : «İşte o zaman sen temizlenmiş olursun.»"

It was narrated that Umm Salamah said:"I said, O Messenger of Allah! I am a woman with tight braids. Should I undo them when I take a bath to cleanse myself from the state of sexual impurity?" He said: "Rather it is sufficient for you to pour three handfuls of water over yourself, and you will be purified," or he said: "In that case you would have become purified

Diğer tahric: Müslim, Nesai, Ebu Davud, Beyhaki ve Tirmizi. AÇIKLAMA : Tirmizi, hadisinin hasen - sahih olduğunu söylemiştir. Ümmü Seleme, sıkı bağladığı peliklerini, cünüblük ğuslü için çözmek mecburiyetinde olup olmadığını sorunca Nebi (s.a.v.), üç avuç suyu başına dökmesinin kafi geldiğini buyurmuştur. Pelikleri çözmenin gerekli olmadığı anlaşılıyor. Üç avuç suyu dökmek şartı kasdedilmemiştir. Gaye, suyun her tarafa ulaşmasıdır. Örgülü saçın iç kısımlarının ıslatılması için çoğu zaman, üç defa su dökmek gerektiği için, hadiste, ''Üç defa'' tabiri kullanılmıştır. Bazen bir defa ile her taraf ıslatılabilir, bazen de üç defadan fazlaya ihtiyaç duyulur. Hattabi: 'Cünüp adamın suya daldığı veya bol suyu vücuduna döktÜgÜ zaman, eliyle vücudunu ovalamasa bile ğuslünün sahih olduğu hadisten anlaşılıyor. Malik bin Enes hariç bütün fıkıhçıların kavli budur. Malik bin Enes'e göre, kişi cünüblükten ğuslettiği zaman elini vücudunun her tarafına sürmedikçe ğusül tam sayılmaz. Keza, kolunu veya ayağını suya taharet niyetiyle batırdığı zaman onu eliyle ovalamadıkça o uzvun tahareti yapılmış olmaz. Hattabi, sözlerine devamla şöyle der: Bir avuç suyla başın her tarafı ıslatıldığı zaman bunun kafi geldiği ve üç defa yıkamanın vacib olmayıp, müstahab olduğu hadisten anlaşılıyor' demiştir. EI-Menhel yazarı, bu konu için açılan babta rivayet olunan mezkur hadisin açıklaması bahsinde şöyle der: ''Hadis, kadının cünüblük ğuslünü yaparken pelikleri çözmek zorunda olmadığına delalet eder. Bu hususta, alimler arasında ihtilaf vardır: 1- Hanefi alimlerine göre; peliklerin dip kısmı ıslanırsa kadın, onu çözmek mecburiyetinde değildir. Fakat erkek, peliklerinin dip kısmına su ulaşsa bile, çözmek mecburiyetindedir. Erkek ile kadın arasındaki ayırımın hikmeti şudur: Pelikleri çözmek kadına güçtür. Saçlarını kesmesi de suçtur. Bunun için pelikleri çözmek yükümlülüğü kalkmıştır. Fakat erkek böyle değildir. ğuslederken mutlaka pelikleri çözmek mecburiyetindedir. Çünkü güçlük yoktur. (Yani saçını da kısaltabilir, peilklerini kesebilir. Delilleri bu ve benzeri hadislerdir. 2- Şafiiler'e göre; Pelik çözülmeden saçların her tarafına su ulaşırsa çözmek vacip değildir. Aksi takdirde vacibtir. Bu hususta erkek ile kadın arasında bir fark yoktur. Aynı şekilde cünüplük, lohusalık ve aybaşı adeti arasında bir fark yoktur. Delilleri ise; 597 - 59B nolu hadislerdir. Bir de: Ümmü Seleme (r.anha)'nın saçları hafifti. Nebi (s.a.v.), saçının her tarafına suyun ulaşacağını bildiği için peliklerini çözmesini emretmemiştir, derler. 3 - Maliki'lere göre; Saç, kıvırcık olup, çok sıkı ise ğusülde çözülmesi vaciptir. Abdestte vacib değildir. Şayet üç veya daha fazla iple örülmüş ise, sıkı olsun olmasın ğusül ve abdestte çözülmesi vacibtir. Eğer bir veya iki iple örülü olup, sıkı ise çözülür, aksi takdirde çözülmesi mecburi değildir. Bu hususta erkekle kadın arasında bir fark yoktur. Keza cünüplük ğuslü ile diğer gusüller arasında bir fark yoktur. Onların delilleri de, Şafiiler'in delil olarak gösterdikleri hadislerdir. 4- Hanbeli alimlerine göre hayz ve nifas ğuslünde pelikleri çözmek vacibtir. Cünüplük ğuslünde ise peliklerin dip kısmına su ulaşırsa peliği çözmek vacib değildir. Bu ayırıma delil olarak da Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in hayızdan ğuslünü yapmak isteyen Aişe (r.anha)'ya buyurduğu şu emri göstermişlerdir: ''Başını (saçını) çöz ve tara.'' Hanbeliler: Taramak, örgülü olmayan saçta mümkündür, demişlerdir. Fakat bu delil şöyle reddedilmiştir: Aişe (r.anha)'nın hadisi hac mevsiminde idi. Umre için ihrama girmişti. Sonra Mekke'ye girmeden aybaşı adetini gördü. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v.) O'na başının peliklerini çözüp taramasını ve yıkanıp, hac için ihrama girmesini emretmişti. Aişe (r.anha) , hayzdan henüz temizlenmemişti. Bu nedenle, onun yaptığı gusül, hayzdan kesilme ğuslü değil, temizlik için yıkanmadır. Dolayısıyla Ümmü Seleme'nin hadisine muarız olamaz.'' HADiSTEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERİ : 1 - Cünüplük ğuslünde kadın, peliklerini çözmeye mecbur değildir. 2 - Vücudun her tarafının suyla ıslatılması kafidir. Bu husustaki tafsilatı ve pelikleri çözme hususunda alimler arasındaki ihtilafı yukarda verdik

Sünen-i İbn Mâce No. 604 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، قَالَ بَلَغَ عَائِشَةَ أَنَّ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو يَأْمُرُ نِسَاءَهُ إِذَا اغْتَسَلْنَ أَنْ يَنْقُضْنَ رُءُوسَهُنَّ فَقَالَتْ يَا عَجَبًا لاِبْنِ عَمْرٍو هَذَا أَفَلاَ يَأْمُرُهُنَّ أَنَّ يَحْلِقْنَ رُءُوسَهُنَّ لَقَدْ كُنْتُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَغْتَسِلُ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ فَلاَ أَزِيدُ عَلَى أَنْ أُفْرِغَ عَلَى رَأْسِي ثَلاَثَ إِفْرَاغَاتٍ ‏.‏

Ubeyd bin Umeyr (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Aişe (r.anha), Abdullah bin Amr (r.a.)'in, kendi yakını olan kadınlara guslettikleri zaman peliklerini çözmelerini emrettiğini duymuş ve : «Bu İbn-i Amr'e şaşarım. Kadınlara, guslettikleri zaman saçlarını traş etmelerini niye emretmiyor? Vallahi ben ve Resulullah (SallallahuAleyhi ve Sellem) bir kab'dan guslederdik. Başıma üç defa su dökmekten fazla bir şey yapmazdım.» AÇIKLAMA : Miftahü'l-Hace'nin beyanına göre bu hadisi Ahmed ve Müslim de rivayet etmişlerdir. Hadis kadınların ğusül için peliklerini çözmelerinin vacib olmadığına delalet eder. Abdullah bin Amr'ın pelikleri çözme emrine gelince; O'nun, yakını olan hanımların saçlarının gür olup, çözülmeden ıslanmayacağını bildiği için bu emri verdiği muhtemeldir. Yahut Ümmü Seleme ve Aişe (r.anhuma)'nın hadisleri kendisine ulaşmadığı için, behemehal pelikleri çözmeyi vacib görmüş olabilir. Bir de şu ihtimal var: Müstehablık ve ihtiyat için bu emri vermiş olup, vacibliği görüşünde olduğu için değildir

It was narrated that 'Ubaid bin 'Umair said:"Aishah heard that 'Abdullah bin 'Amr was telling his wives to undo their braids (when they bathed). She said: 'How odd that Ibn 'Amr would do that! Why does he not tell them to shave their heads? The Messenger of Allah and I used to bathe from a single vessel, and I never did more than pour three handfuls of water over my head

Sünen-i İbn Mâce No. 605 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عِيسَى، وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى الْمِصْرِيَّانِ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، أَنَّ أَبَا السَّائِبِ، مَوْلَى هِشَامِ بْنِ زُهْرَةَ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يَغْتَسِلْ أَحَدُكُمْ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ وَهُوَ جُنُبٌ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ كَيْفَ يَفْعَلُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ فَقَالَ يَتَنَاوَلُهُ تَنَاوُلاً ‏.‏

Hişam bin Zühre'nin mevlası Ebü's-Saib (r.a.)'den Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle dediğini işittim: Besulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu kii : «Her hangi biriniz cünüb iken, sakın durgun, su da yıkanmasın,» Ebü's-Saib: Ya Eba Hureyre! Adam nasıl yapacak? diye sordu. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.): O su'dan alıp, yıkanacak, dedi. AÇIKLAMA : Hadiste geçen; لاَ يغتسل cümlesi olumsuzluk veya yasaklık için olabilir. Olumsuzluk için ise ''ğusledemez.'', yasaklık için ise ''ğusletmesin.'' demektir. Sindi'nin dediğine göre El-Kadi, EI-Mesabih şerhinde şöyle demiştir: ''ğusletmeme hükmünün durgun suya bağlanması, cünüblük ğuslünde kullanılan suyun, durgun olduğu takdirde temizleyicilik vasfını yitirmiş olduğuna delalet eder. Eğer temizleyicilik vasfı kalmış olsaydı durgunluk kaydı manasız olurdu. Temizleyicilik vasfı kalkınca ya Ebu Hanife'nin dediği gibi temizliği de kalmaz yani o su pis sayılırdı. Yada Şafii'nin dediği gibi temizleyicilik vasfı gitmekle beraber temizdir. Yani abdest, ğusül ve necasetin giderilmesinde kullanılamaz. Fakat başka türlü kullanılabilen temiz bir sudur.'' Sindi bu nakli yaptıktan sonra: Bence hadisteki yasaklama, şer'i veya tıbbi yönden mekruhluk içindır. Yani durgun suda ğusletmek dinen mekruhtur. Veyahut sağlık yönünden mekruhtur. Yasaklama, durgun su içinde ğusül edile edile, onun renk, koku ve tad bakımından değişmesine yol açma endişesi için de olabilir. Durgun su miktarı belirtilmeden konmuş olan yasaklama, sözümüzü te'yid eder. Kadı'nın dediği gibi olmuş olsaydı, o durgun suyun az su olması şartı koşulacaktı. Ki Hanefi mezhebine göre boyutları 10 zira'dan az olan; Şafii mezhebine göre de iki kulleden az olan su, şer'an az sayılır. Hulasa: hadiste musta'mel su hakkında, mezhebIerden herhangi birisinin görüşüne delalet yoktur.'' demiştir. Hadis, Müslim'in (Durgun Suda ğusletmeyi Yasaklama) babında rivayet edilmiştir. Nevevi, bu hadisi açıklarken aşağıdaki malumatı veriyor; ''Ravi Ebu's-Saib'in adı bilinmiyor. Durgun suda ğusletmenin hükümlerine gelince; Şafii olan arkadaşlarımız ve başka alimler demişler ki: 'Durgun su az olsun, çok olsun içinde ğusletmek mekruhtur.' Keza, akan kaynak suyu içinde ğusletmek de mekruhtur. Şafii rahmetli, EI-Buveyti'de: 'Taşsın, taşmasın, cünübün kuyu içinde ğusletmesi mekruhtur. Durgun suyun azı ve çoğu birdir. Ben, onda ğusletmeyi mekruh görürüm,'' demiştir. İşte Şafii imam'ının nassı budur. Keza arkadaşlarımız ve başka alimler, aynı sözü söylemişlerdir. Anılan kerahet tahrim için değil, tenzih içindir. Mekruh olduğu halde kişi, durgun suda cünüblük ğuslünü yaptığı zaman su musta'mel (kullanılmış ve taharet için elverişli sayılmayan suya bu isim verilir) sayılır mı? Bu hususta arkadaşlarımızca bilinen şu tafsilat vardır; Eğer su iki kulle (yaklaşık olarak 210 lt) veya daha çok ise, içinde bir kaç kişi ayrı ayrı zamanlarda ğusletseler bile müsta'mele dönüşmez. Şayet su iki kulle'den az ise, cünüb kişi ğusle niyet etmeden içine dalar da, bütün vücudu su içine gömüldükten sonra ğusle niyet ederse cünüblüğü kalkmış olur. Su da müsta'mel sayılır. Eğer vücudunun bir kısmı, mesela dizlerine kadar su'ya girdikten sonra ve henüz bütün vücudu suyun içine gömülmeden önce ğusle niyet ederse su müsta'mele dönüşür. Su içinde bulunan uzuvlarının cünüblüğü alimlerin ittifakıyla kalkar. Dışarıda kalan vücudunu suya gömdüğü zaman Şafii mezhebinin sahih, meşhur ve fetva verilen kavle göre, o yerlerin cünüblüğü de kalkmış olur. Çünkü ğusleden kişi, o sudan çıkmadıkça onun için müsta'mel sayılmaz. Arkadaşlarımızdan Ebu Abdillah El-Hıdri: Kişinin su dışında kalan uvuzlarının cünüblügü artık o suyla kalkmaz, demiş ise de, doğrusu ilk görüştÜr. Yukarıdaki hüküm, vücudunun bir kısmını suya daldırıp, ğusle niyetlendikten sonra, sudan çıkmadan vücudunun kalan kısmını da suya daldıran kimse içindir. Şayet vücudunun bir kısmını daldırıp, ğusle niyetlendikten sonra, su içinden çıkar da, sonra tekrar suya girip, kalan uzuvlarını daldırırsa alimlerimizin ittifakıyla ikinci girişte yıkanan uzuvların cünüblügü kalkmaz. Şayet iki kulle'den az su içine iki kişinin dalması mümkün olur da, ikisi daldıktan sonra beraber ğusle niyet ederlerse, ğusülleri sahih olur. Su da müsta'mel sayılır. Eger birisi digerlerinden önce ğusle niyet ederse, onun cünüplügü kalkar. Su da arkadaşı için müsta'mel sayılır. Dolayısıyla arkadaşın cünüblüğü kalkmaz. Mezhebin sahih ve meşhur kavli budur.'' Hanefi alimlerinin görüşüne gelince; Onlara göre durgun su aslında temiz ise de, içinde cünüblük ğuslü yapıldıktan dolayı temizleyici olma vasfını kaybeder. Bunun için, içinde ğusledilmesi yasaklanmıştır. Abdest veya ğusülde kullanılan suya müsta'mel denilir. Hanefi alimleri, suyun ne şekilde müsta'mel sayılacagı hakkında ihtilaf etmişlerdir. Ebu Yusuf'a göre, hadesten taharette veya cünüblükten taharette veyahut ibadet niyetiyle kullanılan su, müsta'mel sayılır. Ebu Hanife'den yapılan bir rivayet de böyledir. İmam Muhammed'e göre ibadet niyetiyle kullanılan su müsta'mel sayılır. Ebu Hanife ve Ebu Yusuf'a göre müsta'mel su, pis sayılır. Hatta Ebu Hanife'den bir rivayete göre necaset-i ğalize sayılır. Başka bir rivayete göre hafif necasetten sayılır. İmam Muhammed, İmam Şafii gibi müsta'mel suyu temiz saymış, ancak; temizleyici degildir, demiştir. Yani tekrar abdest ve ğusülde kullanılamaz. Fetva bu kavle göredir

It was narrated from Bukair bin 'Abdullah bin Ashajj that:Abu Sa'ib, the freed slave of Hisham bin Zuhrah, told him that he heard Abu Hurairah say: "The Messenger of Allah said: 'No one of you should bathe in standing water when he is sexually impure.'" He (Abu Sa'ib) said: "What should he do, O Abu Hurairah?" He said: "Let him take some out (and pour it over himself)

Sünen-i İbn Mâce No. 606 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَّ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ فَخَرَجَ رَأْسُهُ يَقْطُرُ فَقَالَ ‏"‏ لَعَلَّنَا أَعْجَلْنَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِذَا أُعْجِلْتَ أَوْ أُقْحِطْتَ فَلاَ غُسْلَ عَلَيْكَ وَعَلَيْكَ الْوُضُوءُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.h)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ensar'dan bir adam'a uğramış ta kendisini çağırtmış. Adam da, başından su damladığı halde hemen çıkmıştır. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Galiba sana acele ettirdik» buyurmuştur. Adam da : — Evet, Ya Besulallahl diye cevap vermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : . — «Sana acele ettirilir (de meninin çıkmasına fırsat verilmez) veya meninin çıkmasından tutulursan sana gusül gerekmez de abdest gerekir.» buyurmuştur.

It was narrated from Abu Sa'eed Al-Khudri that:The Messenger of Allah passed by (the house of) one of the Ansar and sent word for him to come out. He came out with his head dripping and (the Prophet) said: "Perhaps we made you hurry?"He said: "O Messenger of Allah." He said, "If you are hurried (by someone) or obstructed (from orgasm) and do not ejaculate, then you do not have to take a bath, but you should perform ablution

Diğer tahric: Buhari ve Müslim de bu hadisi rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Buradan ve Müslim' de yapılan rivayetten Nebi (s.a.v.)'in Ensar'dan olan zat'ın evine uğradığı ve onu çağırttığı anlaşılıyor. Müslim'in bir rivayetinde uğranılan Ensari'nin İtban olduğu belirtilmiştir. Bazı rivayetIere göre uğranılan zat'ın adı Salih'tir. Bu duruma göre olay iki yerde olmuştur. Adamın, başından su damlaya damlaya huzura çıkması üzerine durumu fark eden Nebi (s.a.v.) : ''Her hangi bir nedenle meni çıkmazsa yalnız cinsi münasebette bulunulmakla cünüblük halinin olmıyacağını ve dolayısıyla ğusle gerek olmayıp abdest almakla yetinileceğini bildirmiştir.'' Sindi, hadisin (608, 609, 610 ve 611 nolu) hadislerIe mensuh olduğuna Cumhurca hükmedildiğini, hatta müteahhirin alimlerinin bu nesih işinde icma' ettiklerinin söylendiğini nakleder. Sahabi ve tabiinden bir cemaat meni inmedikçe cinsi münasebetle ğusül gerekmez, demiştir. Ebu Eyyub- i Ensari, Ebu Said-i Hudri, İbn-i Mes'ud, Sa'd bin Ebi Vakkas, Ubeyy bin Ka'b, Rafi' bin Hadic ve Zeyd bin Halid (r.anhum) böyle demişlerdir. Tabiilerden de Ata' bin Ebi Rabah, Ebi Seleme ve Süleyman El-A'meş (r.a.) böyle demişlerdir. Zahiriye mezhebine mensub alimlerin görüşü de budur. Delilleri ise . Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in mezkur hadisi, Ebu Eyyub-i Ensari (r.a.)'in (607 nolu) hadisi ve bunlara benzeyen Ebu Hureyre (r.a.) ile Osman bin Affan (r.a.)'dan rivayet edilen hadislerdir. Fakat bu hüküm, Hulafa-i Raşidin, Aişe, Abdullah bin Ömer, AbduIlah İbn-i Abbas, AbduIlah bin Mes'ud (r.anhum)'dan ve diğer muhacirlerden rivayet olunan.hadislerle mensuhtur. Bu duruma muttali' olan Osman bin Affan, Ali b Ebi Talib, İbn-i Mes'ud ve İbn-i Abbas (r.anhum)'un ilk fetvalarından rücu' ettikleri İbn-i Hazm tarafından açıklanmıştır. Nevevi de: 'Sahabilerden bir cemaat meni inzal olmadıkça (çıkmadıkça) cima' (cinsi ilişki) ile ğusül icab etmez, demişler ise de, bir kısmı bu fetvadan rücu' etmiş ve diğerlerden sonra, meni gelsin gelmesin cima' ile ğuslün icab ettiği hakkında icma' olmuştur,' der

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya