وَجَعَلْنَا فِي الْأَرْضِ رَوَاسِيَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ٣١
Okunuşu
vece`alnâ fi-l'arḍi ravâsiye en temîde bihim vece`alnâ fîhâ ficâcen sübülel le`allehüm yehtedûn.
Meali
Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.
Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.
And We placed within the earth firmly set mountains, lest it should shift with them, and We made therein [mountain] passes [as] roads that they might be guided.
Celâleyn Tefsiri (Arapça)
{ وجعلنا في الأرض رواسي } جبالاً ثوابت لـ { أن } لا { تميد } تتحرك { بهم وجعلنا فيها } الرواسي { فجاجاً } مسالك { سبلاً } بدل، طرقاً نافذة واسعة { لعلهم يهتدون } إلى مقاصدهم في الأسفار .