Ebû Saîd el-Hudrî Rivayetleri

640 hadis bulundu · sayfa 30/32

Sünen-i İbn Mâce No. 804 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَلِيٍّ الرِّفَاعِيُّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَسْتَفْتِحُ صَلاَتَهُ يَقُولُ ‏ "‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (iftitah tekbirinden sonra fatiha öncesi) namazındaki kıraata şu dua ile başlardı: «Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike ve tebareke ismuke ve teala cedduke ve la ilahe ğayruke. » --------- Dua’nın Meali: Allahım! Senin hamdine bürünerek, Seni bütün eksikliklerden tenzih ederim. İsmin çok büyüktür. Azametin de çok yücedir. Senden başka ibadete layık hiç bir ma'bud yoktur. BU HADİS’İN EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN TİRMİZİ RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

It was narrated that Abu Sa’eed Al-Khudri said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to start his prayer by saying: ‘Subhanaka Allahumma wa bi hamdika, wa tabarakas-muka, wa ta’ala jadduka, wa la ilaha ghairuka (Glory and praise be to You, O Allah, blessed be Your Name and exalted be Your majesty, none has the right to be worshipped but you).”

Sünen-i İbn Mâce No. 828 Zayıf

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدٌ الْعَمِّيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ اجْتَمَعَ ثَلاَثُونَ بَدْرِيًّا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالُوا تَعَالَوْا حَتَّى نَقِيسَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيمَا لَمْ يَجْهَرْ فِيهِ مِنَ الصَّلاَةِ ‏.‏ فَمَا اخْتَلَفَ مِنْهُمْ رَجُلاَنِ فَقَاسُوا قِرَاءَتَهُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ بِقَدْرِ ثَلاَثِينَ آيَةً وَفِي الرَّكْعَةِ الأُخْرَى قَدْرَ النِّصْفِ مِنْ ذَلِكَ وَقَاسُوا ذَلِكَ فِي صَلاَةِ الْعَصْرِ عَلَى قَدْرِ النِّصْفِ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ الأُخْرَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Bedir savaşına katılmış olan otuz zat toplanarak birbirlerine : Geliniz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in açıktan okumadığı namazdaki kıraatinin tahminen (kaç ayet kadar olduğunu) hesaplayalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilafa düşmeyerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle namazının birinci rek*atindeki kıraatini otuz ayet kadar ve son rek'atindeki kıraatini onun yarısı kadar olarak tahmin ettiler İkindi namazındaki kıraatini da öğle namazına ait son iki rek'atin (kıraatinin) yarısı kadar tahmin ettiler." Not: Zevaid'de: Bunun isnadı zayıftır, Çünkü ravi Zeyd el-Ammi zayıflır. El-Mesudi de ömrünün sonlarında ihtilat'a düşmüştür. Bu belirdikten sonra Ebu Davud ondan hadis işitmiş, diye bilgi verilmiştir. Bu Hadis’i Kütüb-i sitte’den sadece İbn-i Mace tahric etti. AÇIKLAMA (828, 826, 827 ve 828): 825 nolu Ebuı Said-i Hudri (r.a.)'in hadisini Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir. 826 nolu Habbab (r.a.)'ın hadisini Buhari, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde, soru sahibi Habbab (r.a.)'a: Resulullah (s.a.v.l öğle ve ikindi namazlarında okuyor muydu? diye soru sormuştur. Galiba öğle ve ikindi namazlarında açıktan kıraat olmadığı için Ebu Ma'mer (r.a.) ve arkadaşları, bu iki namazda kıraat olmadığı için Ebu Ma'mer (r.a.) ve arkadaşları, bu iki namazda kıraat olmadığını zannettikleri için bu konuda sağlam bilgi edinmek üzere Habbab (r.a.)''a soru yöneltmişlerdir. Habbab (r.a.)'de Nebi (s.a.v.)'in mübarek sakalının hareket etmesinden, O'nun, anılan namazlarda kıraat ettiğini bildiklerini söylemiştir. Lakin mubarek sakalının hareketi, kıraata delalet etmek için yeterli değildir. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in tesbih ve zikirle meşgul olmuş olması muhtemeldir. Bu nedenle kıraatı kesinlikle ispatlayan başka bir alamete ihtiyaç vardır. Habbab (r.a.)'ın mezkur namazları cehri namazlara kıyasladığı umulur. Ebu Katade (r.a.)'in 829 nolu ve Bera' bin A'zib (r.a.)'in 830 nolu hadislerinde bu zatların Nebi (s.a.v.)'in, öğle namazını kıldırırken okuduğu ayetlerin bir kısmını zaman zaman işittiklerini bildirmektedirler. Bu bilgi Habbab (r.a.)'ın açıkladığı alamete eklenince mesele iyice açıklık kazanır. Şu halde Habbab (r.a.) cevabı kısa kesmiş olur. HABBAB (R.A.)'IN HADİS'İNİN FIKIH YÖNÜ : 1- Öğle ve ikindi namazlarında kıraatın varlığı sabittir. 2- Bu namazlardaki kıraat gizlidir. 3- İmam'a uyan şahıs, imarn'ın hareketlerini ve duruşlarını görebilmek için, başını döndürmeden göz ucuyla imam'a bakabilir. 827 nolu Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Ahmed ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Nesai'nin rivayetinde, Ebu Hureyre (r.a.)'in, namaz kılışını övdüğü zatın, Medine'deki bir imam olduğu ve Ebu Hureyre (r.a.)'in ravisi Süleyman bin Yesar'ın, bu zat'ın arkasında namaz kıldığı ve sabah namazında Tıval (uzun), akşam namazının ilk iki rek'atınde Kısar (kısa)ve yatsı namazının ilk iki rek'atinde Evsat (orta uzunluktaki) bölümlerindeki sureleri okuduğu bildirilmiştir. Uzun, orta ve kısa surelere dair bilgi için 833 nolu hadisin izahına bakın. 828 nolu Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisine gelince, notta işaret edildiği gibi Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız Müellifimiz (İbn-i Mace) tarafından rivayet edilmiş olup, isnadı zayıftır. Bunun metnine göre Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hazır bulunduğu Bedir ehlinden otuz kişilik Sahabiler cemüati, Nebi (s.a.v.)'in, öğle ve ikindi namazıarındaki kıraat miktarını tahminen hesaplamak için yaptıkları görüşme neticesinde öğle namazının ilk rek'atindeki kıraat miktarını otuz ayet kadar ve son rek'attaki kıraat miktarını bunun yarısı yani onbeş ayet kadar tahmin etmişlerdir. İkindi namazındaki kıraat miktarının da, öğle namazının son iki rek'atindeki kıraat miktarının yarısı kadar olduğunu tahmin etmişlerdir. Öğle'nin son rek'atindeki kıraat miktarı onbeş ayet kadar tahmin edildiğine göre ikindi namazındaki kıraat miktarının bunun yarısı kadar, yani her rek'atte yedi sekiz ayet kadar olduğu manası çıkar. Hadisin zahirinden bu netice alınır. Halbuki Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed ve Tahavi'nin Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettikleri hadise göre ikindi namazındaki kıraat miktarı, burada belirtildiği gibi değildir. Şöyle ki: Müslim'in rivayetinde Ebu Said-i Hudri (r.a.) mealen şöyle demiştir: «Nebi (s.a.v.), öğle namazının ilk iki rek'atinin her birisinde otuz ayet kadar ve son rek'atlerde onbeşer ayet okurdu. Yahut demiştir ki: Bunun yarısı kadar okurdu. İkindi namazının ilk iki rek'atinin her birisinde onbeş ayet kadar ve son iki rek'atinde bunun yarısı kadar okurdu." Ebu Davud ve anılan diğer zatların rivayeti de Müslim'in rivayetine benziyor. Görülüyor ki bu rivayetlerden anlaşıldığı gibi Nebi (s.a.v.)'in ikindi namazının ilk iki rek'atindeki kıraat miktarı, öğle namazının son iki rek'atindeki kıraat kadar imiş. Yani her rek'atteki kıraat miktarı onbeş ayet kadarmış. İkindi namazının son iki rek'atindeki kıraat bunun yarısı kadarmış. El-Menhel yazarının 'Dört rek'atli namazın son iki rek'atini hafifletmek babı'nda rivayet olunan Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisini açıkladıktan sonra, Tahavi'den naklettiği ve baş kısmı Müellifin 828 nolu hadisine benzeyen Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadis metni yukarıya mealini aldığımız Müslim'in rivayetine uygundur. Bu rivayet şöyledir: «Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildigine göre şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.)'in ashabından otuz zat toplanarak: Geliniz, Resulullah (s.a.v.)'in açıktan okumadığı namazlardaki kıraatini tahminen hesaplıyalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilaf etmeyerek Nebi (s.a.v.)'in öğle namazının ilk iki rek'atindeki kıraatını otuzar ayet kadar ve son iki rek'atindeki kıraatini, bunun yarısı kadar: ikindi namazının ilk iki rek'atindeki kıraut miktarını, öğ]e namazının ilk iki rek'atindeki kıraatın yarısı kadar ve ikindinin son iki rek'atindeki kıraat miktarını öğlenin son iki rek'atindeki kıraatin yarısı kadar olmak üzere tahminen hesapladılar.» Müslim'in 'Öğle ve ikindi namazındaki kıraat' babı'ndaki hadisler bahsinde Nevevi özetle şöyle der: «Bu babtaki hadisler, Nebi (s.a.v.)'in namazı uzattığına delalet ederler Buhari ve Müslim'de bulunan ve başka bablarda rivayet edilen diğer bazı hadislerde Nebi (s.a.v.) namazı tam kılmakla berabel', herkesten daha hafif kıldırırdı ve: ''Ben namaza girerim, onu uzatmak isterim. Biraz sonra çocugun ağlama sesini işitirim de çocuğun annesinin, kendi namazını şaşırmakla fitneye düşmesinden korkarak namazımı hafifletirim.'' buyurmuştur. Alimler: Durumların değişikliğine göre Nebi (s.a.v.)'in, namazını uzatması ve kısaltması değişirdi. Cemaat, uzatmayı tercih ettiği ve ne onların ne de Nebi (s.a.v.)'in işi olmadığı zaman Nebi (s.a.v.) namazı uzatırdı. Durum böyle olmadığı zaman namazı hafifletirdi. Bazen uzatmak isterdi fakat çocuğun ağlaması gibi bir durum doğunca, uzatmaktan vazgeçerdi. Bazen de vaktin başında değil içinde namaza girerdi. O zaman da hafif kıldırırdı. Bazıları: Nebi (s.a.v.), bazen uzatırdı. Bu nadir olurdu, Ekseriyetle hafif kıldırırdı. Çünkü efdal olanı hafif kıldırmaklı. Uzatmanın caizliğini bildirmek içinI bazen de uzatırdı Nitekim şöyle buyurmuştur: ''Sizden bazıları kaçırıcıdır. Hanginiz halk'a namaz kıldırıı'sa hafifletsin. Çünkü içlerinde hasta, zayıf ve ihtiyaç sahibi vardır., demişIeıdir. Bazıları da Fatiha'dan sonra okunan ayetlerin belirli bir miktarının söz konusu olmadığını beyan etmek için: Nebi (s.a.v.) bazen kıraatını uzatmış, bazen de kısa kesmiştir. demişlerdir. Hulasa (özetle) namazı hafif kıldırmak sünnettir. AlimIerin beyanına göre sabah namazı, bütün namazlardan daha fazla uzatılmalıdır. Bundan sonra öğle namazı uzatılmalıdır. İkindi ve yatsı namazıarı öğle namazından kısa kesilmelidir. En hafif nama akşam namazı olmalıdır

It was narrated that Abu Sa’eed Al-Khudri said:“Thirty of the Companions of the Messenger of Allah (ﷺ) who had been at Badr came together and said: ‘Come, let us estimate the length of the recitation of the Messenger of Allah (ﷺ) for the prayer in which Qur’an is not recited out aloud.’ No two men among them disagreed, and they estimated the length of his recitation in the first Rak’ah of the Zuhr to be thirty Verses and in the second Rak’ah to be half of that. They estimated his recitation in ‘Asr to be half of the last two Rak’ah of Zuhr.”

Sünen-i İbn Mâce No. 877 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا قَالَ الإِمَامُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏.‏ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmi$tir: «İmam: semi'allahu limen hamideh dediği zaman siz de: Allahumme Rabbena ve lekel hamd deyiniz.»" AÇIKLAMA 879’da

It was narrated from Abu Sa’eed Al-Khudri that he heard the Messenger of Allah (ﷺ) say:“When the Imam says: ‘Sami’ Allahu liman hamidah (Allah hears those who praise Him),’ say: ‘Allahumma, Rabbana wa lakal-hamd (O Allah! O our Lord! To You is the praise).’”

Sünen-i İbn Mâce No. 903 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا السَّلاَمُ عَلَيْكَ قَدْ عَرَفْنَاهُ فَكَيْفَ الصَّلاَةُ قَالَ ‏ "‏ قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hınlri (r.a.)'den şöyle demiştir: Biz: Ya Resulallah! Sana (edilen) bu selam (lafzın)ı bildik. Salat (lafzı) nasıldır? diye sorduk. O buyurdu ki: Şöyle deyiniz :

It was narrated that Abu Sa’eed Al-Khudri said:“We said: ‘O Messenger of Allah! We know what it means to send greetings upon you, but what does it mean to send peace and blessings upon you?’ He said: ‘Say: “Allahumma salli ‘ala Muhammadin ‘abdika wa Rasulika kama salayta ‘ala Ibrahima, wa barik ‘ala Muhammad (wa ‘ala ali Muhammadin) kama barakta ‘ala Ibrahima [O Allah, send Your grace, honor and mercy upon Muhammad, Your slave and Messenger, as You sent Your (grace, honour and mercy) upon Ibrahim, and send Your blessings upon Muhammad (and the family of Muhammad) as You sent Your blessings upon Ibrahim].”

Sünen-i İbn Mâce No. 1048 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يُصَلِّي فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ مُتَوَشِّحًا بِهِ ‏.‏

Ehu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), boynuna doladığı tek bir elbise içinde namaz kılarken kendisi O'nun yanına girmiştir." demiştir. Bu Hadisi Müslim ve Ahmed de aynı manayı ifade eden benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir, AÇIKLAMA 1049’da

Abu Sa’eed Al-Khudri narrated that he entered upon the Messenger of Allah (ﷺ) when he was performing prayer in a single garment, wrapping himself in it

Sünen-i İbn Mâce No. 1089 Sahih

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ غُسْلُ يَوْمِ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur : «İhtilam olma çağına gelmiş olan herkese Cum'a günü ğuslü vacibtir.» Bu Hadis’i Tirmizi hariç Kütüb-i sitte sahipleri ve Beyhaki tahric etti

It was narrated from Abu Sa’eed Al-Khudri that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Bath on Fridays is obligatory for every male who has reached the age of puberty.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1210 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا شَكَّ أَحَدُكُمْ فِي صَلاَتِهِ فَلْيُلْغِ الشَّكَّ وَلْيَبْنِ عَلَى الْيَقِينِ فَإِذَا اسْتَيْقَنَ التَّمَامَ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ فَإِنْ كَانَتْ صَلاَتُهُ تَامَّةً كَانَتِ الرَّكْعَةُ نَافِلَةً وَإِنْ كَانَتْ نَاقِصَةً كَانَتِ الرَّكْعَةُ لِتَمَامِ صَلاَتِهِ وَكَانَتِ السَّجْدَتَانِ رَغْمَ أَنْفِ الشَّيْطَانِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz namazının rek'atlerinde şek ettiği zaman şekki atsın ve şüphesiz bildiği (rek'atleri)ne bina etsin. (Rek'atlerin) tamam olduğuna inandığı zaman (selamdan önce) iki secde etsin. Eğer namazı tam idiyse (fazla) (iki sehiv secdesi ile beraber) bir nafile olur. Eğer namazı noksan idiyse o rek'at, namazını tamamlamak için olmuş olur. Ve namaz sonunda yaptığı iki (sehiv) secdesi de şeytan burnunun toprağa sürünmesi için olmuş olur.»

It was narrated that Abu Sa’eed Al-Khudri said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘If anyone of you is uncertain about his prayer, let him put aside uncertainty and act upon that which is certain. When he has made sure his prayer is complete, then let him prostrate twice. Then if his prayer was complete, that (extra) Rak’ah will be counted as voluntary, and if his prayer was lacking, that Rak’ah will complete his prayer, and the two prostrations will rub the Satan’s nose in the dust.’”

Diğer tahric: Müslim, Ahmed, İbn-i Hibban, Hakim, Beyhaki ve Darekutni

Sünen-i İbn Mâce No. 1249 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى التَّيْمِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ قَزَعَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ وَلاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Salallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur : «İkindi namazından sonra güneş batmcaya kadar hiç bir namaz olmaz ve sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar hiç bir namaz olmaz.»

It was narrated from Abu Sa’eed Al-Khudri that the Prophet (ﷺ) said:“There is no prayer after the ‘Asr until the sun has set, and there is no prayer after the Fajr until the sun has risen.”

Diğer tahric: Buhari, Müslim. AÇIKLAMA 1250’de

Sünen-i İbn Mâce No. 1288 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْرُجُ يَوْمَ الْعِيدِ فَيُصَلِّي بِالنَّاسِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ يُسَلِّمُ فَيَقِفُ عَلَى رِجْلَيْهِ فَيَسْتَقْبِلُ النَّاسَ وَهُمْ جُلُوسٌ فَيَقُولُ ‏ "‏ تَصَدَّقُوا تَصَدَّقُوا ‏"‏ ‏.‏ فَأَكْثَرُ مَنْ يَتَصَدَّقُ النِّسَاءُ بِالْقُرْطِ وَالْخَاتَمِ وَالشَّىْءِ فَإِنْ كَانَتْ حَاجَةٌ يُرِيدُ أَنْ يَبْعَثَ بَعْثًا ذَكَرَهُ لَهُمْ وَإِلاَّ انْصَرَفَ ‏.‏

Ebu Said-i el-Hudri (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bayram günü (musallaya) çıkardı cemaata iki rek'at bayram namazı kıldırıp selam verdikten sonra ayakta durup cemaata yüzünü döndürürdü. Cemaat da oturmuş vaziyette olurdu Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sadaka veriniz sadaka veriniz» buyururdu. En çok sadaka verenler kadınlardı. Bunlar küpelerini, yüzüklerini ve neleri varsa (verirlerdi.) Sonra Efendimiz savaş için asker göndermek istese veya başka bir iş varsa cemaata anlatırdı bir emri yoksa dönüp giderdi

Abu Sa’eed Al-Khudri said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to go out on the day of ‘Eid and lead the people in praying two Rak’ah, then he would say the Salam and stand on his two feet facing the people while they were sitting down. He would say: ‘Give in charity. Give in charity.’ Those who gave most in charity were the women, (they would give) earrings and rings and things. If he wanted to send out an expedition he would mention it, otherwise he would leave.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1293 Hasen

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ جَمِيلٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو الرَّقِّيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لاَ يُصَلِّي قَبْلَ الْعِيدِ شَيْئًا فَإِذَا رَجَعَ إِلَى مَنْزِلِهِ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Se.llallahu Aleyhi ve Sellem) bayram namazından önce hiç namaz kılmazdı. Bayram namazından sonra evine dönünce iki rekat namaz kılardı. Not: İsnadınm sahih ve ricaIinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA (1291, 1292, 1293): İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Kütüb-i Sitte yazarları, Ahmed, Hakim, Darekutni ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AbduIIah bin Amr (r.a.) ve Ebu Said (r.a.)'ın hadisleri Zevaid türündendir. Bu hadisler, bayram namazına bağlı sünnetlerin bulunmadığına delalet ederler. Bu hususta alimler müttefiktirler. Bayram namazından önce veya sonra nafile namaz kılmanın hükmü hususunda alimler arasında ihtilaf vardır. Ashab-ı kiram ve tabiilerden bir cemaat, bayram namazından önce ve sonra nafile kılmayı mekruh saymışlardır. İbn-i Abbas (r.a.) ve İbn-i Ömer (r.a.) böyle hükmedenlerdendirler. Ashab ve tabiilerden diğer bir cemaat, bayram namazından önce ve sonra nafile kılmanın caizliğine hükmetmişlerdir. Enes, Büreyde bin el-Husayb ve Rafi' bin Hadic bu cemaattandır. Bir cemaat da bayram namazından sonra nafile kılmayı caiz görmüştür. Ebu Mes'ud el-Bedri, Alkame, Nehai, Sevri ve Re'y ehli böyle diyenlerdendirler. EI-Menhel yazarı bu arada her gruba dahil bir çok sahabi ve tabiin'in ismini zikrettikten sonra mezhebIere mensup alimlerin görüşlerini anlatır. Görüşlerin özetleri şöyledir : 1. Hanefiler'e göre musallada bayram namazından önce ve sonra namaz kılmak mekruhtur. Bayram namazından önce evde kılmak da böyledir. Fakat bayram namazından sonra eve dönülünce kılmak mekruh değildir. Delil de İbn-i Mace'nin rivayet ettiği Ebu Said (r.a.)'in 1293 nolu hadisidir. El-Hakim de bu hadisi rivayet etmiş ve sahih saymıştır. El-Hafız, el-Fetih'te bu hadisin hasen olduğunu söylemiştir. 2. Şafiiler'e göre bayram namazından önce ve sonra nafile kılmak bu hadisler gereğince imam için mekruhtur. Fakat cemaat için mekruh değildir. 3. Malikiler'e göre musallada nafile kılmak mekruhtur. Delil de bu hadislerdir. Fakat yağmur gibi bir mazeret dclayısıyla bayram namazı camide kılındığı zaman bayram namazından önce ve sonra nafile kılmak caizdir. Cemaat için hüküm budur. Fakat imam için camide de olsa nafile kılmak mekruhtur. 4. Hanbeliler'e göre de nafile kılmak mekruhtur. Nafile kılmanın mekruhluğuna hükmedenler bu babta rivayet edilen hadisleri ve benzerlerini delil göstermişlerdir. Caizdir diyenler ise bu hadislerde bir yasaklama yoktur. Nebi (s.a.v.)'in kılmamış olması bunun mekruhluğunu gerektirmez, demişlerdir

It was narrated that Abu Sa’eed Al-Khudri said:“The Messenger of Allah (ﷺ) did not pray before the ‘Eid prayer, but when he went back to his house he would pray two Rak’ah.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1376 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا قَضَى أَحَدُكُمْ صَلاَتَهُ فَلْيَجْعَلْ لِبَيْتِهِ مِنْهَا نَصِيبًا فَإِنَّ اللَّهَ جَاعِلٌ فِي بَيْتِهِ مِنْ صَلاَتِهِ خَيْرًا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Biriniz farz namazını (bir mescidde) kıldığı zaman namazından bir payını evine versin. Çünkü Allah Teaia onun evde kılacağı namazdan onun evine bir hayır verir.» Zevaid de: Bu hadis’in ravileri sikadır

It was narrated from Abu Sa’eed Al-Khudri that the Prophet (ﷺ) said:“When anyone of you has finished his prayer, let him give his house a share of that, for Allah will put something good in his house because of that prayer.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1438 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ السَّكُونِيُّ، عَنْ مُوسَى بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا دَخَلْتُمْ عَلَى الْمَرِيضِ فَنَفِّسُوا لَهُ فِي الأَجَلِ فَإِنَّ ذَلِكَ لاَ يَرُدُّ شَيْئًا وَهُوَ يَطِيبُ بِنَفْسِ الْمَرِيضِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine go-re; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Hastanın yanına girdiğiniz zaman Ömrünün uzunluğu hususunda onu umutlandırıp kederini dağıtınız. Çünkü bu umut hiçbir şeyi geri çevirmez. Ve hastanın gönlünü hoş eder.»

It was narrated from Abu Sa’eed Al-Khudri that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“When you enter upon one who is sick, cheer him up and give him hope of a long life, for that does not change anything (of the Divine Decree), but it will cheer the heart of the one who is sick.”

Diğer tahric: Tirmizi ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1445 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَقِّنُوا مَوْتَاكُمْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ölülerinize (ölüm döşeğinde olanlarınıza) La ilahe illallah'ı telkin ediniz.»

It was narrated that Abu Sa’eed Al-Khudri said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Urge your dying ones to say: “La ilaha illallah.”

Diğer tahric: Ahmed, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1717 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ أَبِي عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، بَاعَدَ اللَّهُ، بِذَلِكَ الْيَوْمِ، النَّارَ عَنْ وَجْهِهِ سَبْعِينَ خَرِيفًا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah o günün orucu ile Cehennem ateşini onun vücudundan yetmiş yıl uzaklaştırır.»

It was narrated from Abu Sa’eed Al-Khudri that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever fasts one day in the cause of Allah, Allah will keep the Fire away from his face the distance of seventy autumns (years) for that day.”

Diğer tahric: Bu hadisi Buhari, Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1718’de

Sünen-i İbn Mâce No. 1766 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ اعْتَكَفْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْعَشْرَ الأَوْسَطَ مِنْ رَمَضَانَ فَقَالَ ‏ "‏ إِنِّي أُرِيتُ لَيْلَةَ الْقَدْرِ فَأُنْسِيتُهَا فَالْتَمِسُوهَا فِي الْعَشْرِ الأَوَاخِرِ فِي الْوَتْرِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir yıl (Kadir gecesini aramak için) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Ramazan'ın ortasındaki on gece (gündüzleri ile beraber) itikaf ettik. Resulullah (Yirminci günün sabahı itikaf yerinden çıkarak bize): «(Uykuda) bana Kadir gecesi (nin tüm alametleri) gösterildi. Sonra unutturuldu. Sizler Kadir gecesini Ramazan'ın son on gününün tek gecelerinde arayınız.» buyurdu.

It was narrated that Abu Sa’eed Al-Khudri said:“We observed I’tikaf with the Messenger of Allah (ﷺ) during the middle ten days of Ramadan. He said: ‘I have been shown Lailatul-Qadr, then I was caused to forget it, so seek it in the last ten night, on the odd-numbered nights.’”

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Malik, Ebu Davud ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1775 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنِي عُمَارَةُ بْنُ غَزِيَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ اعْتَكَفَ فِي قُبَّةٍ تُرْكِيَّةٍ عَلَى سُدَّتِهَا قِطْعَةُ حَصِيرٍ ‏.‏ قَالَ فَأَخَذَ الْحَصِيرَ بِيَدِهِ فَنَحَّاهَا فِي نَاحِيَةِ الْقُبَّةِ ثُمَّ أَطْلَعَ رَأْسَهُ فَكَلَّمَ النَّاسَ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (Mescid'de keçeden yapılmış) bir Türk çadırında itikaf etti. Çadırın kapı yerinde bir hasır parçası vardı. Ebu Said demiştir ki: Resulullah bu hasırı eliyle aldı ve çadırın bir tarafına koydu. Sonra başını çadırdan dışarı çıkardı ve (Mescidde bulunan) cemaata hitap etti.

It was narrated from Abu Sa’eed Al-Khudri that:The Messenger of Allah (ﷺ) observed I’tifak in a Turkish tent, over the door of which was a piece of reed matting. He pushed the mat aside, then he put his head out and spoke to the people

Diğer tahric: Müslim bu hadisi uzun bir metin halinde rivayet etmiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 1793 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ، وَعَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ لاَ صَدَقَةَ فِيمَا دُونَ خَمْسَةِ أَوْسَاقٍ مِنَ التَّمْرِ وَلاَ فِيمَا دُونَ خَمْسِ أَوَاقٍ وَلاَ فِيمَا دُونَ خَمْسٍ مِنَ الإِبِلِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den şunu buyururken isitmiştir: «Beş vesk miktarından az olan hurmada, beş okiyyeden az (gümüş) de ve beş deveden aşağısında zekat yoktur.»

Abu Sa'eed Al-Khudri narrated that :he heard the Prophet say: ”There is no sadaqah on anything less than five Awsaq of dates, five Awaq of silver and five camels.”

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai AÇIKLAMA 1794’te

Sünen-i İbn Mâce No. 1841 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تَحِلُّ الصَّدَقَةُ لِغَنِيٍّ إِلاَّ لِخَمْسَةٍ لِعَامِلٍ عَلَيْهَا أَوْ لِغَازٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ لِغَنِيٍّ اشْتَرَاهَا بِمَالِهِ أَوْ فَقِيرٍ تُصُدِّقَ عَلَيْهِ فَأَهْدَاهَا لِغَنِيٍّ أَوْ غَارِمٍ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Saicl-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «(Şu) beş kişi müstesna, zekat almak hiç bir zengine helal değildir: Zekat amili (memuru), Allah yolundaki mücahid, zekat malını kendi malı ile satın alan zengin, fakirin, kendisine verilmiş olan sadakayı hediye ettiği zengin ve (Müslümanların arasını bulmak yolunda) borçlanan (zengin).»

Abu Sa'eed Al-Khudri narrated that:the Messenger of Allah said: “Charity is not permissible for a rich man except in five cases: One who is appointed to collect it, a warrior fighting in the cause of Allah, a rich man who buys it with his own money, a poor man who receives the charity and gives it as a gift to a rich man, and a debtor.”

Diğer tahric. Ebu Davud, Ahmed, Darekutni ve Hakim de bunu rivayet etmişlerdir. Ayrıca Malik, Ebu Davud ve Hakim bunu Ata bin Yesar'dan mürsel olarak rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1890 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَمَانٍ، حَدَّثَنَا الأَغَرُّ الرَّقَاشِيُّ، عَنْ عَطِيَّةَ الْعَوْفِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَزَوَّجَ عَائِشَةَ عَلَى مَتَاعِ بَيْتٍ قِيمَتُهُ خَمْسُونَ دِرْهَمًا ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aişe (r.anha)'yı (mehir olarak) 50 dirhem (gümüş) kıymetindeki ev eşyası üzerine nikahladı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki ravi Atiyye el-Avfi. zayıftır

It was narrated from Abu Saeed Al-Khudri that:the Prophet (ﷺ) married Aishah with the household goods the value of which was fifty Dirham

Sünen-i İbn Mâce No. 1930 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَنْهَى عَنْ نِكَاحَيْنِ أَنْ يَجْمَعَ الرَّجُلُ بَيْنَ الْمَرْأَةِ وَعَمَّتِهَا وَبَيْنَ الْمَرْأَةِ وَخَالَتِهَا ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Adam'ın, bir kadınla onun halasını, yine bir kadınla onun teyzesini birlikte nikahı altında bulundurmasının yasaklığını Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Not:. Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Muhammed bin İshak tedlisçi olup bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. AÇIKLAMA VE TAHRİC BİLGİSİ 1931’de

It was narrated that Abu Sa'eed Al-Khudri said:“I heard the Messenger of Allah forbid two types of marriage: For a man to be married to a woman and her paternal aunt (at the same time), and to a woman and her maternal aunt( at the same time).”

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya