Ebû Hüreyre Rivayetleri

3.995 hadis bulundu · sayfa 181/200

Sünen-i İbn Mâce No. 1492 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مُرَّ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِجِنَازَةٍ - فَأُثْنِيَ عَلَيْهَا خَيْرًا فِي مَنَاقِبِ الْخَيْرِ فَقَالَ ‏"‏ وَجَبَتْ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ مَرُّوا عَلَيْهِ بِأُخْرَى فَأُثْنِيَ عَلَيْهَا شَرًّا فِي مَنَاقِبِ الشَّرِّ فَقَالَ ‏"‏ وَجَبَتْ إِنَّكُمْ شُهَدَاءُ اللَّهِ فِي الأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: (Bir defa) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ile bazı sahabilerHn yanından bir cenaze geçirildi. (Orada bulunan sahabiler tarafından) cenaze hayır hasletlerinden sayılan bir iyilik ile anıldı. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Vacib (= Sabit) oldu» buyurdu. Sonra Onun yanından başka bir cenaze geçirdiler. (Oradaki sahabiler tarafından) bu cenaze şer fiillerden sayılan bir kötülükle anıldı. Efendimiz: «Vacib (= sabit) oldu. Şüphesiz sizler yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Nesai: في مناقب الخير ve: مناقب الشر. kelimeleri hariç bu hadisi rivayet etmiştir. Hadisin aslı Buhari ve Müslim'de Enes (r.a.)'den rivayet olunmuştur. Tirmizi ve Nesai'nin rivayet ettikleri Ömer (r.a.)'in hadisine de muvafıktır. İbn-i Mace'nin senedi sahih olup ricali de Buhari ve Müslim'in ricalidir

It was narrated that Abu Hurairah said:“A funeral passed by the Prophet (ﷺ) and they praised (the deceased) and spoke well of him and mentioned his good characteristics. He said: ‘(Paradise is) guaranteed for him.’ Then another funeral passed by and they spoke badly of him and mentioned his bad characteristics, and he the Prophet (ﷺ) said: ‘(Hell is) guaranteed for him. You are the witnesses of Allah on earth.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1497 Hasen

حَدَّثَنَا أَبُو عُبَيْدٍ، مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ مَيْمُونٍ الْمَدِينِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْحَرَّانِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا صَلَّيْتُمْ عَلَى الْمَيِّتِ فَأَخْلِصُوا لَهُ الدُّعَاءَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim Buyurdular ki : «Ölü üzerinde namaz kıldığınız zaman ihlasla ona dua ediniz.»

It was narrated that Abu Hurairah said:“I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: ‘When you offer the prayer for the deceased, supplicate sincerely for him.’”

Diğer tahric: Ebu. Davud, Beyhaki ve İbn-i Hibban da bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1498 Sahih

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا وَشَاهِدِنَا وَغَائِبِنَا وَصَغِيرِنَا وَكَبِيرِنَا وَذَكَرِنَا وَأُنْثَانَا اللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلَى الإِسْلاَمِ وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلَى الإِيمَانِ اللَّهُمَّ لاَ تَحْرِمْنَا أَجْرَهُ وَلاَ تُضِلَّنَا بَعْدَهُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle elemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze üzerinde namaz kıldığı zaman şu duayı okurdu : «Allah'ım! Dirimizi ve ölümüzü burada hazır olanlarımızı ve olmayanlarımızı, küçüğümüzü ve büyüğümüzü, erkeğimizi ve kadınımızı mağfiret eylei Allah'ım! Bizden yaşattığın kimseleri İslam dini üzere yaşat! Bizden öldüreceklerim de iman üzere öldür! Allah'ım! Bu cenazenin ecrinden bizi mahrum etme ve ondan sonra bizi dalalete götürme.»

It was narrated that Abu Hurairah said:“When the Messenger of Allah (ﷺ) offered the funeral prayer he would say: ‘Allahummaghfir lihayyina wa mayyitina, wa shahidina wa gha’ibina, wa saghirina wa kabirina, wa dhakarina wa unthana. Allahumma man ahyaitahu minna fa'ahyihi ‘alal-Islam, wa man tawaffaytahu minna fa tawaffahu ‘alal- iman. Allahumma la tahrimna ajrahu wa la tudillana ba’dah. [O Allah, forgive our living and our dead, those who are present and those who are absent, our young and our old, our males and our females. O Allah, whomever of us You cause to live, let him live in Islam, and whomever of us You cause to die, let him die in (a state of) faith. O Allah, do not deprive us of his reward, and do not let us go astray after him].’”

Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Nesai, Hakim ve İbn-i Hibban da bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1509 Zayıf

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْبَخْتَرِيُّ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلُّوا عَلَى أَطْفَالِكُمْ فَإِنَّهُمْ مِنْ أَفْرَاطِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Çocuklarınız üzerinde cenaze namazını kılınız. Çünkü şüphesiz onlar, sizin farat (= öncü)larınızdandırlar.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan el-Buhteri bin Ubeyd hakkında Ebu Naim el-İsbahani, Hakim ve Nakkaş: 0, babasından mevzu' hadisler rivayet etmiş, demişlerdir. Ebu Hatim, İbn-i Adiyy, İbn-i Hibban ve Darekutni onu zayıf görmüşler. EI-Ezdi de onu yalanlamıştır. Yakub bin Şeybe de meçhuldür, demiştir

It was narrated that Abu Hurairah said:“The Prophet (ﷺ) said: ‘Offer the (funeral) prayer for your children, for they have gone ahead of you (i.e. to prepare your place in Paradise for you).”

Sünen-i İbn Mâce No. 1517 Hasen

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ صَالِحٍ، مَوْلَى التَّوْأَمَةِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ فِي الْمَسْجِدِ فَلَيْسَ لَهُ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kim bir cenaze üzerinde mescidde namaz kılarsa, ona bir şey yoktur.»

It was narrated that Abu Hurairah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Whoever offers the funeral prayer in the mosque will have nothing (i.e., no reward).’”

Diğer tahric: Ebu Davud, Beyhaki ve İbn-i Ebi Şeybe'de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1527 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، ‏.‏ أَنَّ امْرَأَةً، سَوْدَاءَ كَانَتْ تَقُمُّ الْمَسْجِدَ فَفَقَدَهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَسَأَلَ عَنْهَا بَعْدَ أَيَّامٍ فَقِيلَ لَهُ إِنَّهَا مَاتَتْ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ فَهَلاَّ آذَنْتُمُونِي ‏"‏ ‏.‏ فَأَتَى قَبْرَهَا فَصَلَّى عَلَيْهَا ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Siyah bir kadın Mescidi Nebevi'yi süpürüyordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu göremedi. Bir kaç gün sonra kadını sordu. Denildi ki: O kadın öldü. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} : «Neden bana haber vermediniz?» buyurdu. Sonra Onun kabrine giderek üzerinde namaz kıldı.

It was narrated from Abu Hurairah that a black woman used to sweep the mosque. The Messenger of Allah (ﷺ) noticed she was missing and he asked about her after a few days. He was told that she had died. He said:“Why did you not tell me?” Then he went to her grave and offered the funeral prayer for her

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, İbn-i Hibban, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1533’te

Sünen-i İbn Mâce No. 1534 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ النَّجَاشِيَّ قَدْ مَاتَ ‏"‏ ‏.‏ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَصْحَابُهُ إِلَى الْبَقِيعِ ‏.‏ فَصَفَّنَا خَلْفَهُ وَتَقَدَّمَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَكَبَّرَ أَرْبَعَ تَكْبِيرَاتٍ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz Necaşi öldü» buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve ashabı Baki'a çıktılar. Efendimiz bizi arkasında saf dizdi ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önümüze geçerek (namaza durdu) dört tekbir aldı.

It was narrated from Abu Hurairah:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Najashi has died.’ The Messenger of Allah (ﷺ) and his Companions went out to Al-Baqi’, and we lined up in rows behind him, and the Messenger of Allah (ﷺ) went forward, then he said four Takbir.”

Diğer tahric: Ahmed ve Kütüb-i Sitte sahipleri bunu rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un rivayetinde: 'Necaşi (r.a.)'in öldüğü gün Nebi (s.a.v.) Onun ölümünü ashabına bildirdi.' ifadesi vardır

Sünen-i İbn Mâce No. 1539 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ فَلَهُ قِيرَاطٌ وَمَنِ انْتَظَرَ حَتَّى يُفْرَغَ مِنْهَا فَلَهُ قِيرَاطَانِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَمَا الْقِيرَاطَانِ قَالَ ‏"‏ مِثْلُ الْجَبَلَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kim bir cenaze namazını kılarsa Ona bir kırat (sevap) vardır. Kim cenazenin defin işi bitinceye kadar beklerse Ona iki kırat (sevap) vardır.» Sahabiler: İki kırat nedir? diye sordular. Buyurdu ki: «İki dağ mislidir.»

It was narrated from Abu Hurairah that the Prophet (ﷺ) said:“Whoever offers the funeral prayer will have one Qirat and whoever awaits until (the burial) is finished will have two Qirat.” They said: ‘What are these two Qirat?’ He said: ‘Like two mountains.’”

Diğer tahric: Bunu, Ahmed ve Kütüb-i Sitte sahipleri rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1541’de

Sünen-i İbn Mâce No. 1543 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مُرَّ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِجِنَازَةٍ فَقَامَ وَقَالَ ‏ "‏ قُومُوا فَإِنَّ لِلْمَوْتِ فَزَعًا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'detı; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından bir cenaze geçirildi. Kendisi ayağa kalktı ve (bize): «Ayağa kalkınız. Çünkü şüphesiz ölüm için korku ve dehşet vardır.» buyurdu. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated that Abu Hurairah said:“A funeral has passed by the Prophet (ﷺ) and he stood up and said: ‘Stand up out of recognition of the enormity of death.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1565 Sahih

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ كُلْثُومٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ ثُمَّ أَتَى قَبْرَ الْمَيِّتِ فَحَثَى عَلَيْهِ مِنْ قِبَلِ رَأْسِهِ ثَلاَثًا ‏.‏

Ebu Hureyre (r.e.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze üzerinde namaz kıldı. Sonra ölünün kabrinin yanına vararak ölünün baş tarafından kabre üç avuç toprak attı

It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) offered the funeral prayer, then he came to the grave of the deceased and scattered three handfuls of earth from the side of (the deceased’s) head

Sünen-i İbn Mâce No. 1566 Sahih

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لأَنْ يَجْلِسَ أَحَدُكُمْ عَلَى جَمْرَةٍ تُحْرِقُهُ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَجْلِسَ عَلَى قَبْرٍ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «And olsun ki siz'den birisinin vücudunu yakıcı bir ateş parçası üzerinde oturması, onun bir kabir üzerinde oturmasından kendisi için daha iyidir.» Bu hadisi, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed bin Hanbel ve Beyhaki de rivayet ettiler

It was narrated from Abu Hurairah said:The Messenger of Allah (ﷺ) said: “If one of you were to sit on a live coal that burns him, that would be better for him than if he were to sit on a grave.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1569 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ زُورُوا الْقُبُورَ فَإِنَّهَا تُذَكِّرُكُمُ الآخِرَةَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Kabirleri ziyaret ediniz, çünkü size ölümü hatırlatır. » AÇIKLAMA 1571’de

It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Visit the graves, for they will remind you of the Hereafter.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1572 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ زَارَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَبْرَ أُمِّهِ فَبَكَى وَأَبْكَى مَنْ حَوْلَهُ فَقَالَ: ‏ "‏ اسْتَأْذَنْتُ رَبِّي فِي أَنْ أَسْتَغْفِرَ لَهَا فَلَمْ يَأْذَنْ لِي وَاسْتَأْذَنْتُ رَبِّي فِي أَنْ أَزُورَ قَبْرَهَا فَأَذِنَ لِي فَزُورُوا الْقُبُورَ فَإِنَّهَا تُذَكِّرُكُمُ الْمَوْتَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) annesinin kabrini ziyaret etti. Ve ağladı. Etrafındakileri de ağlattı. Sonra: «Annem için istiğfar etmem hakkında Rabbim'den izin istedim de bana izin vermedi. Onun kabrini ziyaret etmem için Rabbimden izin istedim. Bana izin verdi. Siz kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirlerin ziyareti size ölümü hatırlatır.» Buyurdu.

It was narrated that Abu Hurairah said:“The Prophet (ﷺ) visited the grave of his mother and wept, causing the people around him to weep. Then he said: ‘I asked my Lord for permission to seek forgiveness for her, but He did not give me permission. Then I asked my Lord for permission to visit her grave and He gave me permission. So visit the graves, for they will remind you of death.’”

Diğer tahric: Ahmed, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Hakim ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1576 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ أَبُو نَصْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَالِبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ زُوَّارَاتِ الْقُبُورِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.e.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kabirleri ziyaret eden kadınları la'netlemiştir.

It was narrated that Abu Hurairah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) cursed women who visit graves.”

Diğer tahric: Ahmed, Tirmizi, İbn-i Hibban ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (1574, 1575, 1576): İlk hadis (1574) Zevaid türündendir. İbn-i Abbas (r.a.)'ın (1575) hadisini Ebu Davud, Nesai ve Hakim de rivayet etmişlerdir. Bu (yani Ebu Hureyre (r.a.)'ın) hadisi Ahmed, Tirmizi, İbn-i Hibban ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Lanetlemek, Allah'ın rahmetinden kovulmayı dilemektir. Kadınlar. ekseriyetle kabir ziyaretine gittikleri zaman bağırıp çağırırlar, yakalarını yırtarlar, yüzlerini döverler, kocalarının hakkını çiğnerler ve İslami örtünmeye riayet etmeden, hatta süslenerek giderler. Bu olumsuz davranışlarından dolayı, ilahi rahmetten uzak kalmaları yolunda Nebi (s.a.v.)'in bedduasına ma'ruz kalmışlardır. EI-Menhel yazarı bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der: Hadis, kadınların kabir ziyaretine gitmelerinin haramlığına delalet eder. Şafiiler'in, Malikiler'in ve Hanefiler'in bazısı böyle hükmetmişlerdir. Şafiiler'in ekserisi ile Hanefiler'in bir kısmı, bu hadisi delil göstererek, kadınların kabir ziyaretini mekruh görmüşlerdir; Hanbeliler'in mezhebinin meşhur kavli de budur. Haram olmadığına dair gösterdikleri delil, Ümmü Atiyye (r.anha)'nın (1577 nolu) hadisidir. Hanefiler'in ekserisine göre kadınların ziyareti caizdir. Malikiler'in bir kavli ve Ahmed'in bir rivayeti de böylecIir. Bu guruptaki alimlere göre kadınların ziyaretinin yasaklığı, kabir ziyareti için ruhsat verilmeden önceki zamanda idi. Bilindiği gibi ilk zamanlarda erkeklere de yasaklanmıştı. Bilahere kabir ziyaretine ruhsat verilince; verilen ruhsat, erkeklere mahsus değil, kadınları da kapsar. Bunlara göre ruhsaL veren hadislerdeki zamirler erkeklere ait ise de; erkeklerin kadınlara galip kılınması yoluyla böyle hitab edilmiştir. Aslında hitap, erkeklere münhasır değildir. Hanefiler'in bir delilide İbn-i Abdi'l-Berr'in et-Temhid'de Abdullah bin Ebi Müleyke (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki haberdir: "Aişe (r.anha) bir gün mezarlıktan döndü. Ben Ona: Ey Mu'minlerin annesi! Nereden geliyorsun? diye sordum. Kendisi: Kardeşim Abdurrahman (r.a.)'ın kabrinden geliyorum. dedi. Ben: Resulullah (s.a.v.) kabirlerin ziyaretini men etmemiş miydi? dedim. Kendisi: Evet, Efendimiz kabir ziyaretinden men ediyordu. Sonra ziyaretini emretti." El-Menhel yazarı, Hanefiler'in gösterdikleri başka delilleri de zikrettikten sonra: Kadınların ziyaretiyle ilgili hadisler ile diğer hadislerin uzlaştırılması mümkündür Şöyle ki: Ziyaret hakkında verilen izin; örtülü olarak çıkan, ahireti düşünen, kabir halkından ibret alan, bağırıp çağırmayı, yüzünü dövmeyi, yakalarını yırtmayı ve kötü laf etmeyi terkeden kadınlar içindir. Konulan yasak da, anılan uygunsuz davranışlarda bulunan kadınlara mahsustur, demiştir. Nevevi, el-Mühezzeb şerhinde el-Müstezhar sahibinin şöyle dediğini nakletmiştir: Bence eğer kadınların ziyareti, üzüntüyü yenilemek, ağlamak, bağırıp çağırmak ve benzeri olumsuz hareketler için ise haramdır. Kadınların ziyaretini yasaklıyan hadisler, bunlara yorumlanır. Eğer bu gibi olumsuz hareketler için değil de ibret almak için ziyaret etmek isterlerse, bu ziyaret mekruhtur. Ancak iştah çekmek halini yitirmiş bulunan ihtiyar kadınlar için caizdir, denilebilir. Nevevi, bu nakli yaptıktan sonra, bunu benimsediğini ifade ederek: Bununla beraber hadisin zahirini dikkate alarak ziyareti terk etmesi ihtiyatlı olanıdır, demiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 1587 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ فِي جِنَازَةٍ فَرَأَى عُمَرُ امْرَأَةً فَصَاحَ بِهَا فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ دَعْهَا يَا عُمَرُ فَإِنَّ الْعَيْنَ دَامِعَةٌ وَالنَّفْسَ مُصَابَةٌ وَالْعَهْدَ قَرِيبٌ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَزْرَقِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِنَحْوِهِ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.e.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenaze de idi. Ömer (r.a.) ağlayan bir kadını gördü de susturmak için kadın'a bağırdı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O'nu bırak ya Ömer! Çünkü göz, yaş dökücüdür, kalb'e musibet gelmiştir. Ölüm vukuatı yakında olmuştur.» buyurdu. Not: Sindi, el-Fetih'te : Bu hadisin ricali sika zatlardır, demiştir

It was narrated from Abu Hurairah that the Prophet (ﷺ) was attending a funeral. ‘Umar saw a woman and shouted at her, but the Prophet (ﷺ) said, “Leave her alone, O ‘Umar, for the eye weeps and the heart is afflicted, and the bereavement is recent.”

Diğer tahric: Nesai ve İbn-i Şeybe de bu hadisi rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1603 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَمُوتُ لِرَجُلٍ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ فَيَلِجَ النَّارَ إِلاَّ تَحِلَّةَ الْقَسَمِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir. «Üç çocuğu ölen adam Allah'ın andı yerini bulacak kadarlık süre hariç cehennem ateşine girmez.»

It was narrated from Abu Hurairah that the Prophet (ﷺ) said:“No man who loses three of his children will ever enter the Fire, except in fulfillment of the oath (of Allah).”

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1607 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ النَّوْفَلِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَسِقْطٌ أُقَدِّمُهُ بَيْنَ يَدَىَّ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ فَارِسٍ أُخَلِّفُهُ خَلْفِي ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet'e göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Önümde gönderdiğim bir düşük çocuk arkamda bırakacağım bir atlıdan şüphesiz bana daha sevimlidir. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir.: Ben derim ki: Ravi Yezid'in Ebu Hureyre (r.a.)'e yetişmediğini el-Müzzi. Tehzib'te ve Etraf'ta söylemiştir. Diğer ravi olan Yezid ibn Abdülmelik'i İbn•i Sa'd sika saymış ise de Ahmed. İbn-i Main ve halef. onu zayıf saymışlardır. AÇIKLAMA 1609’da

It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:‘A miscarried fetus sent before me is dearer to me than a horseman whom I leave behind.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1615 Zayıf

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ أَبِي السَّفَرِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي عَطَاءٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ وَرْدَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ مَاتَ مَرِيضًا مَاتَ شَهِيدًا وَوُقِيَ فِتْنَةَ الْقَبْرِ وَغُدِيَ وَرِيحَ عَلَيْهِ بِرِزْقِهِ مِنَ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever dies from a sickness dies as a martyr. He is protected from the torment of the grave and he is granted provision from Paradise morning and evening.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1638 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ الْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ إِلَى مَا شَاءَ اللَّهُ. يَقُولُ اللَّهُ: إِلاَّ الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ. يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ مِنْ أَجْلِي. لِلصَّائِمِ فَرْحَتَانِ: فَرْحَةٌ عِنْدَ فِطْرِهِ وَفَرْحَةٌ عِنْدَ لِقَاءِ رَبِّهِ. وَلَخُلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adem oğlunun işlediği her hasene (hayır ve ibadet mükafat yönünden) on mislinden yedi yüz misline, Allah'ın dilediği sayıya kadar arttırılır. Allah Teala buyuruyor ki: Fakat oruç böyle değildir. Çünkü oruç benim içindir. Ve onun mükafatını ben veririm. Oruçlu kişi şehvetini ve yemeğini benim için bırakır. Oruçlu için iki sevinç vardır. Birinci sevinç iftar vaktindeki sevincidir. Diğer sevinci de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. (And olsun ki) Oruçlunun ağzının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.»

It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Every good deed of the son of Adam will be multiplied manifold. A good deed will be multiplied ten times up to as many as seven hundred times, or as much as Allah wills. Allah says: ‘Except for fasting, which is for Me and I shall reward for it. He gives up his desire and his food for My sake.’ The fasting person has two joys, one when he breaks his fast and another when he meets his Lord. The smell that comes from the mouth of a fasting person is better before Allah than the fragrance of musk.”

Diğer tahric: Buhari ve Müslim de bunu rivayet etmişlerdir. Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de bu manayı ifade eden benzer hadisleri rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1641 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekliyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahı bağışlanır.»

It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:‘Whoever fasts Ramadan out of faith and the hope of reward will be forgiven his previous sins.”

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya