51 hadis bulundu · sayfa 3/3
حَدَّثَنَا أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا أَيُّوبَ الأَنْصَارِيَّ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَسْتَقْبِلَ الَّذِي يَذْهَبُ إِلَى الْغَائِطِ الْقِبْلَةَ وَقَالَ " شَرِّقُوا أَوْ غَرِّبُوا " .
Ebu Eyyub El-Ensari r.a.’den ,şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kaza-i hacet etmeye giden kimsenin kıble’ye doğru durmasını yasakladı ve: '' (Medine’nin) doğu veya batısına doğru durunuz. '' buyurdu
It was narrated that Abu Ayyub Ansari said:"The Messenger of Allah forbade the person who went to the Gha'it to face the Qiblah. He said: 'face towards the east or the west
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَبِيعَةَ الْكِلاَبِيُّ، حَدَّثَنَا وَاصِلُ بْنُ السَّائِبِ الرَّقَاشِيُّ، عَنْ أَبِي سَوْرَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَوَضَّأَ فَخَلَّلَ لِحْيَتَهُ .
Ebu Eyyub El-Ensari (Radiyallahu anh)'den rivayel edildiğine göre şöyle söylemiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Abdest aldı ve (abdest alırken) sakalını tahlil etti. Not: Zevaid'de: Bu, zayıf bir isnaddır. Çünkü ravilerinden Ebu Sevr'e ve Vasıl Er.Rakkaşi'nin zayıflığı hususunda alimler ittifak etmişlerdir, denilmiştir. AÇIKLAMA : Tahlil: Sindi diyor ki, tahlil, aslen bir şeyi diğer bir şeyin arasına sokmak, demektir. Burada ise sakal'ın kıllarını aralamaktır. Tuhfetü'l-Ahvezi'nin beyamna göre, İbnü'-Arabi; Tahlil, burada parmakları sakal kılları arasına sokmaktır, demiştir. Tirmizi ve Ebu Davud da sünenlerinde Tahlil için bir bab açmışlardır. Ebu Davud, bu babta yalnız Hz. Enes (r.a.)'in (431 nolu) hadisini başka bir sened ile ve başka cümlelerle nakletmiştir. Oradaki metne göre: 'Resulullah (s.a.v.) abdest aldığı zaman bir avuç su alarak mübarek çenesinin altına sokup onunla sakal-ı şerifini parmakları ile karıştırırdı ve '' Rabbim azze ve celle bana böyle yapmamı emretti.'' buyururdu.'' Tirmizi ise Hz. Ammar bin Yasir (r.a.)'ın 429 nolu hadisini buradaki senedIe ve daha uzun metinle, Hz. Osman (r.a.)'ın 430 nolu hadisini de son ravi hariç, aynı sened ile ve şu manayı ifade eden metin ile rivayet etmiştir: ''Nebi (s.a.v.), sakalını tahlil ederdi.'' Tirmizi, bu arada şöyle der: «Tahlil hakkında Aişe. Ümıü Seleme, Enes, ibn-i Ebi Evfa ve Ebu Eyyub (r.a.)'den hadisler rivayet edilmiştir. Hz. Osman'ın hadisi hasen ve sahihtir. Buhari, de: Tahlil hakkında rivayet olunan en sahih hadis, Amir bin Şakik'in Ebu Vail aracılığı ile Osman'dan rivayet ettiği hadistir. demiştir. ''Hz. Osman (r.a.)'ın hadisinin İbn-i Hibban, İbn-i Huzeyme, Darekutni ve El-Hekim tarafından da rivayet edildiği Tuhfe'de bildirilmiştir. EI-Menhel yazarı da Tahlil babında Enes (r.a.)'ın hadisini açıklarken kısaca şunları söyler: «Hadis, abdest alınırken sakalı hilallamanın meşrüluğuna delalet eder. Bu meşrüluğun değeri konusunda alimler ihtila! etmişlerdir. Maliki, Şafii ve Hanbeli imamları ile Hanefi imamlarından Ebu Yusuf, gür olan sakalı tahlil etmek sünnettir. Hafif olan sakalın içini ve dışını yıkamak vacibdir. Bir sakala karşıdan bakııdığı zaman kılların arasında deri görülmezse gür sayılır, görülürse hafif sayılır, demişlerdir. Bu imamların tahlil hakkındaki delilleri Enes (r.a.)'ın hadisi ile ona benzeyen hadislerdir. Ebu Hanife, İmam Muhammed ve bazı Malikiler tahlilin müstahab olduğunu ve bu konuda varid olan hadislerin zayıf olup tahliIin sünnet oluşuna yeterli delil sayılamayacağını söylemişlerdir. Fakat Tirnizi. El-Hakim. İbnü'l-Kattan, İbnü's-Seken ve başkaları tahlil hakkında varid olan hadislerin bir kısmını sahih görmüşlerdir. Zahiriye mezhebine mensup alimler ve İshak bin Raheveyh ile Hasan Enes (r.a.)'in hadisindeki; ''Benim Rabbim bana böyle emretti.'' fıkrasmm zahirine bakarak tahlilin vücubuna hükmetmişlerdir. Cumhur ise: parçadaki emir ve benzeri emirler mustahablık içindir. Vucup için emir hafif sakaIın tahliline mahsustur, demişlerdir
It was narrated that Abu Ayyub Al-Ansari said:"I saw the Messenger of Allah performing ablution and he ran his fingers through his beard
حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي فَرْوَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَنْ مَسَّ فَرْجَهُ فَلْيَتَوَضَّأْ " .
Ebu Eyyub (Radiyallahu anh)'den: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'den işittim, şöyle buyurdu: «Kendi tenasül uzvuna eliyle dokunan kişi abdest alsın.» Not: İsnadında İshak bin ebi Ferve bulunur. Alimler onun zayıflığı hususunda ittifak etmişlerdir
It was narrated that Abu Ayyub said:"I heard the Messenger of Allah say: 'Whoever touches his sexual organ, let him perform ablution
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنِي عُتْبَةُ بْنُ أَبِي حَكِيمٍ، حَدَّثَنِي طَلْحَةُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنِي أَبُو أَيُّوبَ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ وَالْجُمُعَةُ إِلَى الْجُمُعَةِ وَأَدَاءُ الأَمَانَةِ كَفَّارَةٌ لِمَا بَيْنَهَا " . قُلْتُ وَمَا أَدَاءُ الأَمَانَةِ قَالَ " غُسْلُ الْجَنَابَةِ فَإِنَّ تَحْتَ كُلِّ شَعَرَةٍ جَنَابَةً " .
Ebu Eyyub El-Ensari (r.a.)'den: şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Beş vakit namaz, Cum'a namazları ve emaneti eda etmek, aralarındaki (küçük) günahlara keffaret olur.» Ben ı Emaneti eda etmek nedir? diye sordum. Buyurdular ki: «Cünüblük guslüdür. Çünkü her kılın altında bir cünüblük vardır.» Not: Ravilerden Talha bin Nafi', Ebu Eyyub'dan hadis işitmediği için, bu senedin zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Ebu Hureyre r.a.'in hadisini Beyhaki, Ebu Davud ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Tirmizi: Ra vi El-Haris İbn-i Vecih'in hadisi ğaribtir. Kendisini yalnız hadisinden tanırız, demiştir. Ebu D avud da: El-Haris bin Vecih'in hadisi münker olup, kendisi zayıftır, demiştir. Hadisin manasına gelince: ''Her kılın altında bir cünüblük vardır.'' cümlesi ile vücudunun dış kısmının tamamen cünüb sayıldığı bildirilmek istenmiştir. Vücudun her tarafı cünüb sayıldığı için, vücuddaki bütün kılların yıkanması emrediliyor. Hattabi: ''Hadisin zahiri saç örgülerinin cünüblükten ğusül edilirken çözülmesini vacib kılıyor. Çünkü örgü, çözülmedikçe bütün kılların her tarafının ıslatılması mümkün değildir. İbrahim En-Nahai, örgünün çözdürülmesini vacib görmüştür. Fakat alimlerin kahir ekseriyetine göre örgünün çözülmesi önemli değildir. Mühim olan bütün kılların her tarafının ıslatılmasıdır. Islatıldığı takdirde örgü çözdürülmeden yapılan ğusül kafidir.' demiştir. Örgü çözdürme ile ilgili geniş tafsilat 108. babta anlatılacak inşaallah.!!! Hadisin: ''Deriyi iyice temizleyiniz.'' cümlesinden maksad, derinin kirlerden ve suyun deriyi ıslamasına mani olan maddelerden giderilmesidir. Çünkü her hangi bir şey, derinin en küçÜk bir yerine suyun ulaşmasına mani olduğu takdirde cünüblük kalkmaz. Hattabi: "Cüpüblükte buruna su çekmek ve ağıza su almak vacibtir, diyenler bu hadise dayanırlar. Çünkü burun içinde kıl bulunur. Ağzın içi de vücudun dışından sayılır, demişlerdir. Fakat bu görüş lügat ehlinin sözüne aykırıdır. Şöyle ki: Hadiste geçen "beşere'' kelimesi, bakan adamın gözle gördüğü bedenin dış kısmına denir. Ağızın iç kısmı bilindiği gibi karşıdan bakıldığı zaman görülmez. Ağız ve burunun iç kısmına; ... denir, demiştir. Hattabi'nin bu sözü reddedilmiştir. Çünkü lügat ehlinden Cevheri ve başkaları ...'nin, derinin ete bakan iç yüzüne denildiğini belirtmişlerdir. Ağız ve burun'un iç kısmı böyle değildir. Bu itibarla ğusülde ağıza su almanın gerekliliği bu hadisten çıkarılabilir. Ayni de: 'İmam-ı Azam bu hadise dayanarak ğusülde mazmaza ve istinşak'ın farz olduğunu söylemiştir. İstinşak farzdır. Çünkü Resul-i Ekrem (s.a.v.): "Her kılın altında cünüblük var.'' buyurmuştur. Burunun içinde de kılIar vardır. Mazmazaya gelince; Ağızın içi, bedenin dış kısmından sayılır. Nitekim,oruçta ağıza bir şey alınabilir. Mazmaza bu itibarla farz kılınmış, Hattabi'nin dediği itibarla farz kılınmamıştır,'' demiştir. HADISTEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERİ 1 - Bütün deriyi ve kılları suyla ıslatmak ğuslün farzıdır. 2 - Deri ve kıllara suyun ulaşmasına mani olan şeyleri gidermek gerekir .. Ebu Eyyub-i Ensari (r.anh)'in hadisine gelince; Bu hadiste beş vakit namaz ile Cuma namazının ve emaneti ödemenin fazileti anlatılarak, bunlara riayet edildiği takdirde bunların, aralarında işlenen günahlara kefaret olduğu bildirilmiştir. Günahlardan maksad, kul hakkı ile ilgisi olmayan küçük günahlardır. Buna benzer hadisler böyle yorumlanır. Hadiste geçen: "Emanetin edası'' ile cünüblükten dolayı, yapılan ğuslün kasdedildiği, ravinin sorusu üzerine Resul-i Ekrem (s.a.v.) tarafından açıklanmıştır .. Sindi, cünüblükten dolayı yapılan, ğuslün, bir emaneti ödemek olarak sayılması ile ilgili olarak şöyle der: 'Emanet sahibi, emanete müstahak olduğu gibi, insan vücudu da, cünüplükten sonra ğusle müstahak olur. Bu nedenle ğusül,sahibine ödenmesi vacip olan emanetler cümlesinden sayılmış ve ona emanet denmiştir
Abu Ayyub Al-Ansari narrated that:The Prophet said: "The five daily prayers, from one Friday to the next, and fulfilling the trust are all expiation for whatever (sins) come between them." I said: "What is fulfilling the trust?" He said: Having a bath to cleanse oneself from sexual impurity, for under every hair there is the state of sexual impurity
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سُعَادٍ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْمَاءُ مِنَ الْمَاءِ " .
Ebu Eyyub (El-Ensari) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Su, sudan dolayı gerekir.»
It was narrated that Abu Ayyub said:"The Messenger of Allah said: 'Water (of bath) is for water (of seminal discharge)
Diğer Tahric: Bu hadisi Nesai de Ebu Eyyub (r.a.)'den; Müslim, Tirmizi, Tahavi ve Beyhaki de Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Hadisteki birinci 'Su, kelimesi ile ğusül suyu, ikinci 'Su, kelimesi ile'de meni kasdedilmiştir. Hadisin manası şudur: ''ğusül için su, meni'den dolayı gerekir.'' Hadis iki şekilde yorumlanmıştır: Birinci yorum: 'Cinsi münasebet yapıldığı zaman meni gelmezse ğusül icab etmez. Meni gelince ğusül gerekir.' Bu takdirde hadis İslamiyetin ilk zamanlarındaki durumuna ait olup, sonradan buyurulan hadislerle neshedilmiştir. İkinci yorum şekli İbn-i Abbas (r.a.)'a aittir. O da şudur: Hadis mensuh değildir ve cinsi münasebetle ilgisi yoktur. Maksad: Rüyasında ihtilam olan kimsenin menisi gelmedikçe, ğusletmesi gerekmez. Tirmizi, İbn-i Abbas r.a.'ın bu yorumu yaptığını, kendisine intikal eden bir sened ile belirtmiştir. Nesai de bu hadisi 'Rüyasında Ihtihim olup Meni Görmeyen Babı'nda rivayet etmekle İbn-i Abbas (r.a.)'ın yorumuna işaret etmiştir. Bu yorum şekli, cima' halinde meni gelmese bile ğuslün gerektiğine dair hadislerle bu hadis arasında zahiren görülen çelişkiyi kaldırır. Fakat bu yorum şekli reddedilmiştir. Şöyle ki: Bu hadis ihtilam hakkında değil, cima hakkında buyurulmuştur. Çünkü Müslim kendi sahih'inde, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettiği bu hadiste Ebu Said şöyle der: ''Bir pazartesi günü ben, Resulullah (s.a.v.)'in beraberinde Kuba'ya doğru yola çıktım. Beni Selim kabilesinin bulunduğu yere vardığımız zaman Resulullah (s.a.v.), İtban'ın kapısı önünde durarak ona seslendi. İtban elbisesini (üzerine) çekerek çıktı. Resulullah (s.a.v.) : ''Adam'a acele ettirdik'' buyurdu. İtban: Ya Resulallah! Ne hüküm buyurursun; Adam karısı ile cima' ederken ona acele ettirilir de meni indirmezse ona ne gerekir? diye sordu. Resulullah (s.a.v.) de: ''Su ancak su (= meni) den dolayı gerekir.'' buyurdu.'' İbn-i Abbas (r.a.)'e bu hadis ulaşmadığından dolayı mezkur yorumu yapmış olabilir. Eğer ulaşsaydı böyle tefsir etmezdi. Şöyle denebilir: Hadis mensuh olsa bile ihtilam bakımından hükmü geçerlidir. Çünkü ihtilam halinde ğuslün gerekliliği hususunda meninin çıkması esastır. İbn-i Abbas (r.a.) bu yönden hadisin hükmünün geçerliliğini belirtmek istemiş olabilir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عُبَيْدَةَ بْنِ مُعَتِّبٍ الضَّبِّيِّ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ سَهْمِ بْنِ مِنْجَابٍ، عَنْ قَزَعَةَ، عَنْ قَرْثَعٍ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الظُّهْرِ أَرْبَعًا إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ لاَ يَفْصِلُ بَيْنَهُنَّ بِتَسْلِيمٍ وَقَالَ " إِنَّ أَبْوَابَ السَّمَاءِ تُفْتَحُ إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ " .
Ebu Eyyub (el-Ensari) (r.a.)'den: şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), öğle vakti girince öğle namazının farzından önce dört rek'at (namaz) kılardı, dört rek'at'ın arasında selam vermezdi. Ve şöyle buyurdu : «Güneş, göğ'ün ortasından batıya kaydığı zaman şüphesiz sema'nın kapıları (o dört rek'at için) açılır.»
It was narrated from Abu Ayyub that the Prophet (ﷺ) used to perform four Rak’ah before the Zuhr when the sun had passed its zenith, and he did not separate them with a Taslim. He said, “The gates of heaven are opened when the sun passes its zenith.”
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْفِرْيَابِيُّ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الْوِتْرُ حَقٌّ. فَمَنْ شَاءَ فَلْيُوتِرْ بِخَمْسٍ. وَمَنْ شَاءَ فَلْيُوتِرْ بِثَلاَثٍ. وَمَنْ شَاءَ فَلْيُوتِرْ بِوَاحِدَةٍ " .
Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şÖyle buyurdu, demiştir : «Vitir (namazı ilahi) bir haktır. Artık dileyen beş rek'at vitir kılsın, dileyen üç rek'at vitir kılsın, dileyen bir rek'at vitir kılsın.»
It was narrated from Abu Ayyub Al-Ansari that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Witr is Haqq.* Whoever wishes let him pray Witr with five (Rak’ah), and whoever wishes let him pray Witr with three (Rak’ah), and whoever wishes let him pray Witr with one (Rak’ah).”
Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Tahavi, Darekutni, Beyhaki ve El-Hakim
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ بِسِتٍّ مِنْ شَوَّالٍ، كَانَ كَصَوْمِ الدَّهْرِ " .
Ebu Eyyub (el-Ensari) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim Ramazan orucunu tutar, sonra bunun arkasında Şevval'dan altı gün oruç tutarsa, onun tutmuş olduğu oruç, yıl boyunca tutulan oruç gibidir.»
It was narrated from Abu Ayyub that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever fasts Ramadan then follows it with six days of Shawwal, it is as if he fasted for a lifetime.”
Diğer tahric: Bu hadisi, Ahmed, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Beyhaki ve Darimi de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ بَحِيرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " كِيلُوا طَعَامَكُمْ يُبَارَكْ لَكُمْ فِيهِ " .
Ebû Eyyub (el-Ensârî) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seüem): «Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ebu Eyyub'un bu hadisinin senedinde Bakiyye bin el-Velid bulunur, bu ravi tedlisçidir. Hadisin aslı Buhari'de vardır
It was narrated from Abu Ayyub that the Prophet (ﷺ) said:"Measure your food, may you be blessed therein
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ وَاصِلِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي سَوْرَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا السَّلاَمُ فَمَا الاِسْتِئْنَاسُ قَالَ " يَتَكَلَّمُ الرَّجُلُ تَسْبِيحَةً وَتَكْبِيرَةً وَتَحْمِيدَةً وَيَتَنَحْنَحُ وَيُؤْذِنُ أَهْلَ الْبَيْتِ " .
Ebu Eyyub el-Ensair (r.a.)'dan şöyle demiştir: Ya Resulallah! Şu selam (ma'lum)dur. İsti'zan nedir. ? diye sorduk. O buyurdu ki: «(Başkasının evine girmek isteyen) adam (seslice) bir tesbih, bir tekbir ve hamd eder, öksürüp boğazını temizler ve (içeri girmek istediğini) ev halkına duyurur. » Not; Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Ebü Sevre bulunur. Buhari onun hadislerinin münker olduğunu ve Ebü Eyyüb (r.a.)'den başka kimselerce teyid edilmeyen münker hadisler rİvayel ettiğini söylemiştir
It was narrated that Abu Ayyub Ansari said:"We said: 'O Messenger of Allah(ﷺ), (we know) this (greeting of) Salam, but what does seeking permission to enter mean?' He said: 'It means a man saying SubhanAllah, and Allahu Akbar and Al Hamdulillah, and clearing his throat, announcing his arrival to the people in the house
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، حَدَّثَنِي عُثْمَانُ بْنُ جُبَيْرٍ، - مَوْلَى أَبِي أَيُّوبَ - عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عَلِّمْنِي وَأَوْجِزْ . قَالَ " إِذَا قُمْتَ فِي صَلاَتِكَ فَصَلِّ صَلاَةَ مُوَدِّعٍ وَلاَ تَكَلَّمْ بِكَلاَمٍ تَعْتَذِرُ مِنْهُ وَأَجْمِعِ الْيَأْسَ عَمَّا فِي أَيْدِي النَّاسِ " .
Ebu Eyyûb (el-Ensârî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Yâ Resulallah! Bana (faydalı şeyi) öğret ve özlü söyle, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (de adama): Namazına durduğun zaman veda eden'in namazı gibi namaz kıl. özür dilemeni gerektiren bir sözü konuşma ve insanların ellerindeki (dünyalık) şeylerden ümidini kesmeye azim ve karar ver, buyurdu. Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Râvi Osman bin Cübeyr'in mechûl olduğunu Zehebi, Tabakat'ta söylemiştir, İbn-i Hibbân ise onu güvenilirlerden saymıştır. Buhâri ve Ebu Hâtem de: O, babasından, dedesi aracılığıyla Ebu Eyyub (R.A.)'den rivayette bulunmuş, demişler. Ben derim ki: Hadisin, sözlerin en vecizlerinden ve hikmeti en iyi şekilde toplayıcı olması onun sabit olmasına yakınlığına delâlet eder. Bu açıdan düşünülmelidir
It was narrated that Abu Ayyub said:“A man came to the Prophet (ﷺ) and said: ‘O Messenger of Allah, teach me but make it concise.’ He said: ‘When you stand to pray, pray like a man bidding farewell. Do not say anything for which you will have to apologize. And give up hope for what other people have.’”