Hz. Ali Rivayetleri

427 hadis bulundu · sayfa 20/22

Sünen-i İbn Mâce No. 525 Sahih

حَدَّثَنَا حَوْثَرَةُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، أَنْبَأَنَا أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي حَرْبِ بْنِ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ فِي بَوْلِ الرَّضِيعِ ‏"‏ يُنْضَحُ بَوْلُ الْغُلاَمِ وَيُغْسَلُ بَوْلُ الْجَارِيَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُوسَى بْنِ مَعْقِلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ الْمِصْرِيُّ، قَالَ سَأَلْتُ الشَّافِعِيَّ عَنْ حَدِيثِ النَّبِيِّ، ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ يُرَشُّ مِنْ بَوْلِ الْغُلاَمِ وَيُغْسَلُ مِنْ بَوْلِ الْجَارِيَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَالْمَاءَانِ جَمِيعًا وَاحِدٌ قَالَ لأَنَّ بَوْلَ الْغُلاَمِ مِنَ الْمَاءِ وَالطِّينِ وَبَوْلَ الْجَارِيَةِ مِنَ اللَّحْمِ وَالدَّمِ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ لِي فَهِمْتَ أَوْ قَالَ لَقِنْتَ قَالَ قُلْتُ لاَ ‏.‏ قَالَ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَمَّا خَلَقَ آدَمَ خُلِقَتْ حَوَّاءُ مِنْ ضِلَعِهِ الْقَصِيرِ فَصَارَ بَوْلُ الْغُلاَمِ مِنَ الْمَاءِ وَالطِّينِ وَصَارَ بَوْلُ الْجَارِيَةِ مِنَ اللَّحْمِ وَالدَّمِ ‏.‏ قَالَ قَالَ لِي فَهِمْتَ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ لِي نَفَعَكَ اللَّهُ بِهِ ‏.‏

(Hz.) Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine flöre şöyle söylemiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) süt emen çocuğun bevli hakkında buyurdular ki : «Erkek çocuğun bevline su serpilir. Kız çocuğun bevli yıkanır.» (Müellif diyor ki:) Ebü'l-Hasan bin Seleme dedi ki: Bize Ahmed bin Musa bin Ma'kil tahdis etti. (O dediki): Bize, Ebü'l-Yaman El-Mısri bize tahdis ederek dediler ki: Ben, Şafii'ye Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in: «Erkek çocuğun bevlinden dolayı su serpilir, kız çocuğun bevllnden dolayı yıkamak gerekir.» mealindeki hadisi sorarak; Her iki sidik birdir. (Bu ayırımın hikmeti nedir?) Şafii: — Çünkü erkek çocuğun bevli su ve çamurdandır. Kız çocuğunun bevli et ve kandandır, diye cevap verdikten sonra Bana: Anladın mı? diye sordu. Ebül-Yeman dedi ki: Ben : — Hayır anlamadım dedim. Şafii : — Şüphesiz Allah Taala Adem (Aleyhisselam)'ı yarattığı zaman Havva Onun kısa kaburga kemiğinden yaratıldı. Bu sebeple erkek çocuğun bevli su ve çammdan oluştu. Kız çocuaun bevli de et ve kandan oluştu, dedi. Ebü'l-Yeman dedi ki: Şafii bana: Anladın mı? diye sordu. Ben : — Evet, (anladım) diye cevap verdim. Şafii bana: — Allah, seni öğrendiğinden yararlandırsın. AÇIKLAMA : Ebu Davud ve İbn-i Ebi Şeybe de Hz. Ali r.a.'in hadisini rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un rivayetinde metnin sonunda .... = «Erkek çocuk yemek yemedikçe ... » cümlesi de mevcuttur. Bu hadis de daha evvel geçen hadislerin hükmünü ifade eder. Erkek çocuğun bevli ile kız çocuğun bevli arasındaki fark hakkında bazı eserler vardır. El-Menhel yazarı bu eserleri sıralarken önce Ebu'l-Yeman El-Mısri ile İmam-ı Şafii arasında geçen konuşmayı naklederek Şafii'nin belirttiği farkı kaydeder. Daha sonra şu farkları da beyan eder: 1- Bu fark cahiliyet devrinde devam edegelmişti. Resul-i Ekrem (s.a.v.) bunu olduğu gibi ibka' etmiştir. 2 - Kız çocuğun bevli, erkek çocuğunkinden daha ğaliz ve daha pis kokar. 3 - Erkek çocuktan insan tabiatı tiksinmez, kız çocuğundan tiksinir. Bu nedenle erkek çocukla fazla ihtilat yapıldığı için kolaylık olsun diye bu fark va'z edilmiştir. Sindi, farkın nedenlerini anlattıktan sonra: Hak budur ki, Şari'in emrine uymak durumundayız. Bu hüküm taabbüdidir. Bunun hikmetlerinden sormak konunun dışında kalır

It was narrated from 'Ali that :The Prophet said concerning the urine of a nursing infant: "Water should be sprinkled over the urine of a boy, and the urine of a girl should be washed." Abul-Hasan bin Salamah said: "Ahmad bin Musa bin Ma'qil narrated to us that Abul-Yaman Al-Misri said: 'I asked Shafi'i about the Hadith of the Prophet, "Water should be sprinkled over the urine of a baby boy, and the urine of a baby girl should be washed," when the two types of water (urine) are the same. He said, "This is because the urine of the boy is of water and clay, but the urine of the girl is of flesh and blood." Then he said to me: "Did you understand?" I said: "No." He said: "When Allah the Most High created Adam, He created Eve (Hawwa') from his short rib, so the boy's urine is from water and clay, and the girl's urine is from flesh and blood." Then he said to me: "Did you understand?" I said: "Yes." He said: "May Allah cause you benefit from this

Sünen-i İbn Mâce No. 664 Zayıf

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ إِنِّي اغْتَسَلْتُ مِنَ الْجَنَابَةِ وَصَلَّيْتُ الْفَجْرَ ثُمَّ أَصْبَحْتُ فَرَأَيْتُ قَدْرَ مَوْضِعِ الظُّفْرِ لَمْ يُصِبْهُ الْمَاءُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَوْ كُنْتَ مَسَحْتَ عَلَيْهِ بِيَدِكَ أَجْزَأَكَ ‏"‏ ‏.‏

Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ben cünüplükten guslettim ve sabah namazını kıldım. Sonra sabahleyin vücudumdan bir tırnak yeri kadarının kuru kaldığını gördüm, dedi Nebi- (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Eğer sen, o yerin üzerine elini sürseydin (ve böylece o yerin üzerinden su geçmesini sağlamış olsaydın) sana kafi gelecekti.» buyurmuştur." Not: Ravi Muhammed bin Ubeydullah'ın zayıf olması sebebiyle isnadın zayıflığı Zevaid'de belirtilmiştir. AÇIKLAMA : Kütüb-i Hamse'de bulunmayan (yani kütüb-i sitteden sadece İbn-i Mace'nin rivayet ettiği) bu iki hadis ile ilgili olarak Sindi şöyle demiştir: 'İlk hadis, ğuslederken bir uzvun üzerindeki ıslaklık ve suyun, başka bir uzva nakledilmesi ve onun da bu suretle yıkanmasının caizliğine delalet eder. Bu hüküm, Hanefi alimlerinin kavline uygundur. Ğuslederken, kuru kalan yerin meshedilmesinin yeterliliği anlamı, hadisten çıkarılamaz. Bilakis Nebi (s.a.v.)'in Mubarek saçlarını sıkması suretiyle kuru kalan yer üzerinde suyun aktığı hadisten açıkça anlaşılıyor. İkinci hadiste geçen mesh'den maksad, yalnız ıslak elin kuru kalan yere sürülmesi suretiyle ıslatılması değildir. Gaye, ıslak elin sürülmesiyle kuru kalan yer üzerinden suyun kolayca akmasına yardımcı olunmasıdır. Bu nedenle ikinci hadiste de kuru kalan yerin meshedilmesinin kifayet edeceği manası yoktur.' Ğusül abdesti alınırken kuru kalan yerin daha sonra yıkanması ile ilgili, alimlerin görüşünü bundan sonraki bab'ta gelen hadislerin izahında belirteceğiz. İnşaallah! Bab'ın başlığında ve birinci hadisin metninde geçen ''Lum'a'' kelimesinin asıl manası, yeşil sahanın bir bölümüdür. Kuru iken alınan bir parça otun adı oldugu da söylenir. Bir de başka renk içinde bulunan beyazlık veya siyahlık yahut da kırmızıya da lum'a denir. Fıkıhçıların istılahında ise abdest veya ğusülde kuru kalan yere lum'a denir

It was narrated that 'Ali said:"A man came to the Prophet and said: 'I bathed to cleanse myself from sexual impurity, and I prayed Fajr, then I noticed a spot the size of a fingernail that the water did not reach.' The Messenger of Allah said: 'If you had wiped it that would have been sufficient for you

Sünen-i İbn Mâce No. 854 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي لَيْلَى، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ حُجَيَّةَ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَالَ ‏{وَلاَ الضَّالِّينَ}‏ قَالَ ‏ "‏ آمِينَ ‏"‏ ‏.‏

Ali (bin Ebi Talib) (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den; -veleddaaaalliin- dediği zaman -amin- dediğini işittim.' Not: Zevaid'de: Bunun senedinde bulunan İbn-i Ebi Leyla, Muhammed bin Ebi Abdirrahman bin Ebi Leyla'dır. Ki cumhur onu zayıf saymıştır. Ebu Hatim doğruluğunu savunmuştur. Diğer ricali sıkadır, denilmiştir. Bu hadisi el•Hakim de rivayet etmiştir

It was narrated that ‘Ali said:“I heard the Messenger of Allah (ﷺ) saying ‘Amin’ after he said, ‘nor of those who went astray.’[1:]

Sünen-i İbn Mâce No. 894 Zayıf

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُقْعِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Ali (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana buyurdu ki: «İki secde arasında ik'a oturuşuyla oturma.»

It was narrated that ‘Ali said:The Messenger of Allah (ﷺ) said to me: “Do not squat between the two prostrations.”

Diğer tahric: Tirmizi AÇIKLAMA 896’da

Sünen-i İbn Mâce No. 895 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ ثَوَابٍ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ النَّخَعِيُّ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى، وَأَبِي، إِسْحَاقَ عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَا عَلِيُّ، لاَ تُقْعِ إِقْعَاءَ الْكَلْبِ ‏"‏ ‏.‏

Ali (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Ya Ali! Köpeğin ilf'a (denilen) oturuşu gibi ik'a oturuşuyla oturma.»

It was narrated that ‘Ali said:“The Prophet (ﷺ) said: ‘O ‘Ali, do not squat like a dog.’”

Diğer tahric: Tirmizi AÇIKLAMA 896’da

Sünen-i İbn Mâce No. 965 Zayıf

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، وَإِسْرَائِيلُ بْنُ يُونُسَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ تُفَقِّعْ أَصَابِعَكَ وَأَنْتَ فِي الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Ali (bin Ebi Talib) {r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kendisine) şöyle buyurdu, demiştir : «(Ya Ali!) Sen namazda iken parmaklarını çıtlatma.» Not: Zevaid de: İsnad’daki Harise zayıftır. deniyor

It was narrated from ‘Ali that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Do not crack your fingers during the prayer.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1054 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَمْرٍو الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنِ ابْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا سَجَدَ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ أَنْتَ رَبِّي سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي شَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ ‏"‏ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), secde ettiği zaman şöyle derdi: اللهم لك سجدت وبك آمنت. ولك أسلمت. أنت ربي. سجد وجهي للذي شق سمعه وبصره، تبارك اللَّه أحسن الخالقين

It was narrated from ‘Ali that whenever the Prophet (ﷺ) prostrated he would say:“Allahumma laka sajadtu, wa bika amantu, wa laka aslamtu, Anta rabbi, sajada wajhi lilladhi shaqqa sam’ahu wa basarahu, tabarak Allah ahsanul-khaliqin (O Allah, to You I have prostrated, and in You I have believed, and to You I have submitted. You are my Lord; my face has prostrated to the One Who gave it hearing and sight. Blessed is Allah the best of Creators).”

Sünen-i İbn Mâce No. 1147 Zayıf

حَدَّثَنَا الْخَلِيلُ بْنُ عَمْرٍو أَبُو عَمْرٍو، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي الرَّكْعَتَيْنِ عِنْدَ الإِقَامَةِ ‏.‏

Ali (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ikamet edileceği zaman iki rek'at kılardı." Not: Zayıflığına ittifak edilmiş olan el•Haris bin AbdiIlah el-A'ver bu isnadda bulunduğu için isnadın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA (1143, 1144, 1145, 1146, 1147): İbn-i Ömer (r.a.)'in ilk hadisini Nesaide rivayet etmiştir. İkinci hadisin müelliften başka kim tarafından rivayet edildiğini bilemiyorum. ilk hadis, şafak yeri ağardığı zaman Nebi (s.a.v.)'in sabah sünnetini kıldığına delalet eder. İkinci hadis de bu sünneti hafif tuttuğuna delildir. Hadisteki: "Ezan sesi kulaklarında imiş gibi...'' tabiri, iki rek'ati hafif tuttuğundan kinayedir. Yani namaz çağrısı kulaklarında bulunan kişi, namaza yetişmek için kıldığı namazı hafif tuttuğu gibi, Resulullah (s.a.v.) bu iki rek'atı hafif tutardı. Hafsa (r.anha)'nın hadisini Ebu Davud hariç Kütüb-i Sitte sahipIeri tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadis de efendimizin sabah farzından önce kıldığı iki rek'atı hafif tuttuğuna ve farza yakın bir zamanda kıldığına delalet eder. Aişe ve Ali (r.anha)'nın hadislerinin zevaid türünden olduğu Sindi'den anlaşılıyor. Bunlar da bu babta rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.v.)'in sabah farzı için mescide çıkmadan önce abdest aldıktan sonra iki rek'at kılıp ondan sonra Mescide gittiğine, keza bu iki rek'atı kamet edileceği zamana yakın kıldığına delalet eder. Mezkur iki rek'at hakkındaki, dört mezhep alimlerinin görüşleri bundan önceki babta anlatılmıştır. Mezkur iki rek'atın hafif tutmasının hikmetine gelince el-Menhel yazarı şöyle der: Kurtubi: Bunda acele edilmesinin hikmeti, sabah farzının ilk vakitte eda edilmesinin sağlanmasıdır, demiştir. Bazıları: Resulullah (s.a.v.) gece namazını hafif tuttuğu iki rek'atla başlattığı gibi gündüz namazınıda hafif bir namazIa başlatmış, ta ki geceyi bol nafilelerle geçirsin ve farzia meşgul olmak için bundan başlasın, demişlerqir." Hadisler sabah sünnetinin hafif tutulmasının meşruluğuna delalet ederler. Cumhurun mezhebi de budur

It was narrated that ‘Ali said:“The Prophet (ﷺ) used to perform two Rak’ah at the time of the Iqamah.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1179 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ، حَفْصُ بْنُ عَمْرٍو حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ عَمْرٍو الْفَزَارِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ الْمَخْزُومِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، ‏.‏ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ فِي آخِرِ وِتْرِهِ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سُخْطِكَ وَأَعُوذُ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ‏"‏ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den; şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), vitir namazın'ın selamın) dan sonra şöyle derdi: «Allah'ım! Senin öfkenden, senin rızana sığınırım. Senin asabından senin afvine sığınırım, sentin cezan)dan sana sığınırım. Şana Iayıkı veçhile hamd-ü sena edemem. Sen zatını övdüğün yüce vasıflara ve üstün kemalata sahipsin.»

It was narrated from ‘Ali bin Abi Talib that the Prophet (ﷺ) used to say at the end of Witr:“Allahumma inni a’udhu biridaka min sakhatika, wa a’udhu bimu’afatika min ‘uqubatika, wa a’udhu bika minka, la uhsi thana’an ‘alaika, Anta kama athnaita ‘ala nafsika (O Allah, I seek refuge in Your pleasure from Your wrath, and I seek refuge in Your forgiveness from your punishment, and I seek refuge in You from You. I cannot enumerate Your praise, You are as You have praised Yourself).”

Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Hakim, İbn-i Hibban ve İbn-i Huzeyme

Sünen-i İbn Mâce No. 1186 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ قَالَ: مِنْ كُلِّ اللَّيْلِ قَدْ أَوْتَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم. مِنْ أَوَّلِهِ وَأَوْسَطِهِ، وَانْتَهَى وِتْرُهُ إِلَى السَّحَرِ ‏.‏

Ali (bin Ebi Talib) (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), gecenin her vaktinde, gecenin evvelinde ve ortasında vitir namazını kılmıştır. Vitri seher vaktine doğru sona ermiştir

It was narrated that ‘Ali said:“At every part of the night the Messenger of Allah (ﷺ) prayed Witr, at the beginning and in the middle, and finally his Witr was just before dawn.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1296 Hasen

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ إِنَّ مِنَ السُّنَّةِ أَنْ يَمْشِيَ إِلَى الْعِيدِ ‏.‏

Ali (bin Ebi Talib radiyallahu anh'den; şöyle demiştir ; Bayram namazına yürüyerek gitmek sünnettendir)

It was narrated that ‘Ali said:“It is part of the Sunnah to walk to ‘Eid (prayers).”

Sünen-i İbn Mâce No. 1433 Zayıf

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لِلْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ سِتَّةٌ بِالْمَعْرُوفِ يُسَلِّمُ عَلَيْهِ إِذَا لَقِيَهُ وَيُجِيبُهُ إِذَا دَعَاهُ وَيُشَمِّتُهُ إِذَا عَطَسَ وَيَعُودُهُ إِذَا مَرِضَ وَيَتْبَعُ جِنَازَتَهُ إِذَا مَاتَ وَيُحِبُّ لَهُ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ ‏"‏ ‏.‏

Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Müslüman için müslüman üzerine örf ve adet vechiyle (yerine getireceği) altı (hak) vardır. Ona rastladığı zaman selam verir. Onu davet ettiği zaman davetine icabet eder Aksırdığı (ve aksırmca Allah'a hamd ettiği) zaman teşmit eder. (Ona rahmet diler) Hastalandığı zaman onu ziyaret eder. Öldüğü zaman cenazesine gider. Kendi nefsi için arzuladığını onun için de arzular.»

It was narrated that ‘Ali said that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“The Muslim has six courtesies due from the Muslim: He should greet him with Salam when he meets him; he should accept his invitation if he invites him; he should answer [by Yarhamuk-Allah (may Allah have mercy on you)] to him if he sneezes (and says Al- Hamdulillah); he should visit him if he falls sick; he should follow his funeral if he dies; and he should love for him what he loves for himself.”

Diğer tahric: Tirmizi ve Ahmed de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1442 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ أَتَى أَخَاهُ الْمُسْلِمَ عَائِدًا مَشَى فِي خِرَافَةِ الْجَنَّةِ حَتَّى يَجْلِسَ فَإِذَا جَلَسَ غَمَرَتْهُ الرَّحْمَةُ فَإِنْ كَانَ غُدْوَةً صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِنْ كَانَ مَسَاءً صَلَّى عَلَيْهِ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ حَتَّى يُصْبِحَ ‏"‏ ‏.‏

Ali (bin Ebi Talib) (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Buyurdu ki: «Hasta ziyaretçisi olarak müslüman kardeşinin yanına varan bir kimse, hastanın yanında oturuncaya kadar Cennet meyvelerini kopara kopara (veya Cennet meyveleri içinde) yürümüş olur. Oturduğu zaman rahmet onu kaplar. Eğer ziyareti sabahleyin olursa geceleyinceye kadar yetmiş bin melek ona dua ve istiğfar eder. Ziyareti akşam olursa sabahlayıncaya kadar yetmiş bin melek ona dua ve istiğfar eder.»

It was narrated that ‘Ali said:“I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: ‘Whoever comes to his Muslim brother and visits him (when he is sick), he is walking among the harvest of Paradise until he sits down, and when he sits down he is covered with mercy. If it is morning, seventy thousand angels will send blessing upon him until evening, and if it is evening, seventy thousand angels will send blessing upon him until morning.’”

Diğer tahric: Tirmizi, Ahmed ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1460 Zayıf

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُبْرِزْ فَخِذَكَ وَلاَ تَنْظُرْ إِلَى فَخِذِ حَىٍّ وَلاَ مَيِّتٍ ‏"‏ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Uyluğunu açma. Ne dirinin ne de öiünün uyluğuna bakma.»

It was narrated that ‘Ali said:“The Prophet (ﷺ) said to me: ‘Do not show your thigh, and do not look at the thigh of anyone, living or dead.’”

Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud, Tahavi ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1462 Zayıf

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ خَالِدٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ غَسَّلَ مَيِّتًا وَكَفَّنَهُ وَحَنَّطَهُ وَحَمَلَهُ وَصَلَّى عَلَيْهِ وَلَمْ يُفْشِ عَلَيْهِ مَا رَأَى خَرَجَ مِنْ خَطِيئَتِهِ مِثْلَ يَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ ‏"‏ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine güre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim bir ölüyü yıkar, onu kefenler, kefenine güzel koku saçar, cenazesini taşır, üzerinde namaz kılar ve (kötü belirtilerden) gördüğünü ölü aleyhinde yaymazsa, anasından doğduğu gün gibi hatalarından çıkmış olur.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Çünkü ondaki ravi Ömer bin Halid'i Ahmed ve İbn-i Main yalanlamışlardır

It was narrated from ‘Ali that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever washes a deceased person, shrouds him, embalms him, carries him and offers the funeral prayer for him, and does not disclose what he has seen, he will emerge from his sins as on the day his mother bore him.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1468 Zayıf

حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ يَعْقُوبَ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ زَيْدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا أَنَا مُتُّ فَاغْسِلْنِي بِسَبْعِ قِرَبٍ مِنْ بِئْرِي بِئْرِ غَرْسٍ ‏"‏ ‏.‏

Ali (bin Ebi Talib) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Öldüğün zaman beni ğars adlı kuyumdan yedi kırba suyla yıkayınız.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu isnad zayıftır. Çünkü İbn-i Hibban: Ravi Abbad bin Yakub açık rafizi idi. Bununla beraber meşhur ravilerden münker hadisleri rivayet ederdi. Bu sebeple terkedilmeyi haketmiş, demiştir. İbn-i Tahir de: 0, rafizilerin aşırılarındandır. Terkedilmeye müsthaktır. Çünkü münker hadisleri meşhur hadisler arasında zikreder. Buhari ondan tek bir hadis rivayet etmiş ise de muasırı olan imamlar onun bu rivayetine karşı çıkmışlardır. Hadis hafızlarından bir cemaat, ondan rivayeti terketmişlerdir, demiştir. Zehebi de: Buhari ondan yaptığı rivayeti başkasından olan bir rivayetle birlikte almıştır, demiştir. Abbad'ın şeyhi (Hüseyin bin Zeyd)'in sikalığı ihtilaflıdır

It was narrated from ‘Ali that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“When I die, then wash me with seven buckets from me well, the well of Ghars.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1578 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَلْمَانَ، عَنْ دِينَارٍ أَبِي عُمَرَ، عَنِ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَإِذَا نِسْوَةٌ جُلُوسٌ فَقَالَ ‏"‏ مَا يُجْلِسُكُنَّ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَ نَنْتَظِرُ الْجِنَازَةَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَغْسِلْنَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَحْمِلْنَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ تُدْلِينَ فِيمَنْ يُدْلِي ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَارْجِعْنَ مَأْزُورَاتٍ غَيْرَ مَأْجُورَاتٍ ‏"‏ ‏.‏

Ali (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıktı. baktı ki, bir gurup kadın oturmuşlar. Onlara: «Sizi oturtan nedir ?» diye sordu. Kadınlar: Cenazeyi bekliyoruz, dediler. Efendimiz: «(Cenazeyi) siz yıkayacakmısınız?» buyurdu. Onlar: Hayır, dediler. Efendimiz: «(Cenaze'yi) siz taşıyacakmısınız ?» buyurdu. Onlar: Hayır, dediler. Efendimiz: «Cenazeyi kabre indirenler meyanında siz indirecekmisiniz?» buyurdu. Onlar: Hayır, dediler. Efendimiz: «(O halde) günah işlemiş olarak ve sevapsız olarak geri dönünüz.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında Dirar bin Ömer (Ebu Ömer) bulunur. Bunu Veki' sika saymış, İbn-i Hibban da sikalar arasında zikretmiş ise de Ebu Hatim: O, meşhur değildir, demiş. El-Ezdi de: Metruktur, demiş. El-Halili de el-İrşad'da: Kezzabtır, demiştir. Diğer ravi İsmail bin Süleyman hakkında Ebu Hatim: O salihtir, demiş, Lakin İbn-i Hibban, Onu sikalar arasında zikretmiş ve: Hata eder, demiştir, Senedin diğer ravileri sika zatlardır

It was narrated that ‘Ali said:“The Messenger of Allah (ﷺ) went out and saw some women sitting, and he said: ‘What are you sitting here for?’ They said: ‘We are waiting for the funeral.’ He said: ‘Are you going to wash the deceased?’ They said: ‘No.’ He said: ‘Are you going to lower him into the grave?’ They said: ‘No.’ He said: ‘Then go back with a burden of sin and not rewarded.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1608 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ أَبُو بَكْرٍ الْبَكَّائِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مِنْدَلٌ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ الْحَكَمِ النَّخَعِيِّ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ عَابِسِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهَا، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ السِّقْطَ لَيُرَاغِمُ رَبَّهُ إِذَا أَدْخَلَ أَبَوَيْهِ النَّارَ ‏.‏ فَيُقَالُ أَيُّهَا السِّقْطُ الْمُرَاغِمُ رَبَّهُ أَدْخِلْ أَبَوَيْكَ الْجَنَّةَ ‏.‏ فَيَجُرُّهُمَا بِسَرَرِهِ حَتَّى يُدْخِلَهُمَا الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet'e göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Allah sıkt (düşük çocuk) un baba ve annesini cehennem ateşi sokacağı zaman sıkt şüphesiz Rabbiyle cidden münakaşa ve mücadele eder. (cidden onlar için şefaat eder). Nihayet denilir ki: Ey Rabbiyle münakaşa ve mücadele eden sıkt, Babanı ve anneni cennet'e dahil et. Bunun üzerine sıkt serer (ebenin çocuğun göbeğinden kestiği parça) ile onları çekerek onları cennet'e dahil eder. » Ebu Ali: يراغم ربه، cümlesinin manası «sıkt Rabbine kızar » demektir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı zayıftır. Cünkü alimler, ravi Mendel bin Ali'nin zayıflığı üzerinde ittifak etmişlerdir. AÇIKLAMA 1609’da

It was narrated that ‘Ali said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘The miscarried fetus will plead with his Lord if his parents are admitted to Hell. It will be said: “O fetus who pleads with your Lord! Admit your parents to Paradise.” So he will drag them out with his umbilical cord until he admits them to Paradise.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1790 Hasen

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنِّي قَدْ عَفَوْتُ لَكُمْ عَنْ صَدَقَةِ الْخَيْلِ وَالرَّقِيقِ وَلَكِنْ هَاتُوا رُبُعَ الْعُشُورِ مِنْ كُلِّ أَرْبَعِينَ دِرْهَمًا دِرْهَمًا ‏"‏ ‏.‏

Ali (bin Ebi Talib) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ben sizi at ve köle zekatından kesinlikle afv ettim. Lakin gümüşten öşürün dörtte birisini (zekat olarak) veriniz. Her kırk dirhemden bir dirhem (veriniz).»

Ali narrated that:the Messenger of Allah said: “I have exempted you from having to pay Zakat on horses and slaves, bring one quarter of one-tenth of every forty Dirhan: one Dirham.”

Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1791’de

Sünen-i İbn Mâce No. 1813 Sahih

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ تَجَوَّزْتُ لَكُمْ عَنْ صَدَقَةِ الْخَيْلِ وَالرَّقِيقِ ‏"‏ ‏.‏

Ali (bin Ebi Talib) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Sizin için at ve köle zekatından vazgeçtim »

Ali narrated that:the Messenger of Allah said: “I have exempted you from having to pay Sadaqah on horses and slaves.”

Diğer tahric: Bunu sünen sahipleri ve Tahavi rivayet etmişlerdir

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya