2.537 hadis bulundu · sayfa 126/127
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا حَبِيبٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ أَبِي الْمُهَزِّمِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ فِي ذُيُولِ النِّسَاءِ " شِبْرًا " . فَقَالَتْ عَائِشَةُ إِذًا تَخْرُجَ سُوقُهُنَّ . قَالَ " فَذِرَاعٌ " .
Ai§e (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınların etekleri hakkında: «(Erkeklerinkinden) bir karış (fazla sarkıtsınlar)» buyurdu. Bunun üzerine Âişe (r.anha): O zaman (kadınlar yürürken) baldırları (açığa) çıkar, dedi. O: «Şu halde bir zira (yeter),» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Ebü'l-Mühezzim bulunur. Bu ra.vinin durumu bıuıdan önceki hadisin notunda geçti
It was narrated from ‘Aishah that the Prophet (ﷺ) said, concerning how long a woman’s hem should hang down:“A hand span.” ‘Aishah said: “This may show her calves.” He said: “Then a forearm’s length.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ قُسَيْطٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُسْتَمْتَعَ بِجُلُودِ الْمَيْتَةِ إِذَا دُبِغَتْ .
Âişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ölü hayvanların derilerinden tabaklandığı zaman yararlanmayı emretti
It was narrated that ‘Aishah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) commanded that use should be made of the skins of dead animals, if they were tanned.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَفْرِقُ خَلْفَ يَافُوخِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثُمَّ أَسْدِلُ نَاصِيَتَهُ .
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (saçını taradığımda) başının ortasından itibaren saçını ikiye bölerek sağ ve sol taraf'a salıverir, sonra perçemini alnının üstüne bırakırdım
It was narrated that ‘Aishah said:“I used to part the hair of the Messenger of Allah (ﷺ) behind his crown, and let his forelock hang down.”
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ شَعَرٌ دُونَ الْجُمَّةِ وَفَوْقَ الْوَفْرَةِ.
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onuzlarına ulaşan yan ve kulak yumuşaklığını geçen saç'ı oldu.
It was narrated that ‘Aishah said:“The Messenger of Allah (ﷺ) had hair that came between his earlobes and his shoulders.”
Diğer tahric: Bu Hadis'i Ebu Davud ve Tirmizi de tahric etti
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ أَهْدَى النَّجَاشِيُّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَلْقَةً فِيهَا خَاتَمُ ذَهَبٍ فِيهِ فَصٌّ حَبَشِيٌّ فَأَخَذَهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِعُودٍ وَإِنَّهُ لَمُعْرِضٌ عَنْهُ أَوْ بِبَعْضِ أَصَابِعِهِ ثُمَّ دَعَا ابْنَةَ ابْنَتِهِ أُمَامَةَ بِنْتَ أَبِي الْعَاصِ فَقَالَ " تَحَلَّىْ بِهَذَا يَا بُنَيَّةُ " .
Ümmü'l-Mu'minin Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Necaşi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e içinde habeşi kaşlı bir altın yüzük bulunan bir halkayı hediye etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o altın yüzüğü bir çubukla veya parmaklarının bazısıyla aldı. Fakat ona iltifat etmedi. Sonra kızın kızın (ın yani Zeyneb'in) kızı Ümame bint-i Ebi'l-As'ı çağırdı ve: «Ey kızcağızım bununla ziynetlen,» buyurdu
It was narrated that ‘Aishah the Mother of the Believers said:“Najashi sent some jewelry as a gift to the Messenger of Allah (ﷺ). Among that was a gold ring with an Ethiopian gemstone. The Messenger of Allah (ﷺ) picked it up with a stick – as if he found it distasteful – or with one of his fingers, then he called for his daughter, Umamah bint Abul-‘As, and said: ‘Wear this, O my daughter.’”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ وَاعَدَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فِي سَاعَةٍ يَأْتِيهِ فِيهَا فَرَاثَ عَلَيْهِ فَخَرَجَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَإِذَا هُوَ بِجِبْرِيلَ قَائِمٌ عَلَى الْبَابِ فَقَالَ " مَا مَنَعَكَ أَنْ تَدْخُلَ " . قَالَ إِنَّ فِي الْبَيْتِ كَلْبًا وَإِنَّا لاَ نَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلاَ صُورَةٌ .
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Cebrail (A.S.) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geleceğe bir saat hususunda Onunla sözleşti de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir hayli bekletti. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çıktı. Ansızın Cebrail ile karşılaştı, Cebrail ayakta duruyordu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Seni girmekten men eden neditr?» diye sordu. Cebrail (A.S.): Evde şüphesiz bir köpek vardır. Halbuki biz içinde ne köpek ne de suret bulunan eve kesinlikle girmeyiz, dedi
It was narrated that ‘Aishah said:“Jibril (as) promised the Messenger of Allah (ﷺ) that he would come to him at a certain hour, but he was late. The Prophet (ﷺ) went out and there was Jibril standing at the door. He said: ‘What kept you from entering?’ He said: ‘There is a dog in the house, and we do not enter a house in which there is a dog or an image.’”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَتَرْتُ سَهْوَةً لِي - تَعْنِي الدَّاخِلَ - بِسِتْرٍ فِيهِ تَصَاوِيرُ فَلَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ هَتَكَهُ فَجَعَلْتُ مِنْهُ مَنْبُوذَتَيْنِ فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مُتَّكِئًا عَلَى إِحْدَاهُمَا .
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Ben bir sehvemi (yani küçük kilerimi) içinde suretler bulunan bir örtü ile örttüm. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelince o örtüyü söktü. Bunun üzerine bende ondan iki yastık yaptım. Sonra da ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i o yastıklardan birisine yaslanmış olarak gördüm. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedinde Üsame bin Zeyd vardır ve onun zayıflığı üzerinde ittifak edilmiştir. Bu hadis Buhari'de de vardır. Ancak ''Bonra da ben Nebi (s.a.v.)'i o yastıklardan birisine yaslanmış olarak: gördüm'' mealindeki kısım orada yoktur. Bu fıkranın dışında kalan kısım buradaki gibidir
It was narrated that ‘Aishah said:“I covered a small room closet of mine, meaning, from the inside, with a curtain on which there were images. When the Prophet (ﷺ) came, he tore it down, so I made two pillows from it, and I saw the Prophet (ﷺ) reclining on one of them.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَدِمَ نَاسٌ مِنَ الأَعْرَابِ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالُوا أَتُقَبِّلُونَ صِبْيَانَكُمْ قَالُوا نَعَمْ . فَقَالُوا لَكِنَّا وَاللَّهِ مَا نُقَبِّلُ . فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَأَمْلِكُ أَنْ كَانَ اللَّهُ قَدْ نَزَعَ مِنْكُمُ الرَّحْمَةَ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Bir kere Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bedevilerden bir kaç adam gelerek: Siz çocuklarınızı öpermisiniz? dediler. Sahabiler: Evet, dediler. Bunun üzerine bedeviler: Lakin biz vallahi öpüp okşamayız, dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah siz'dem merhamet ve şefkati çekip çıkarmış olduktan sonra ben sizin gönüllerinize merhamet koymaya malik değilim.» buyurdu
It was narrated that Aisha, said:"Some Bedouin people came to the Prophet(ﷺ) and said: 'Do you kiss your children?' He said: 'Yes'. He said: 'But we, by Allah, never kiss (our children)'. The Prophet(ﷺ) said: 'What can I do if Allah has taken away mercy from you?
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَعَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، جَمِيعًا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle demiştir: «Cibril, devamlı komşu (hakkına riayeti etme) yi o kadar tavsiye ettiki nihayet komşuyu mirasçı kılacağını sandım.»
Aisha narrated that the Messenger of Allah(ﷺ) said:"Jibra'il kept enjoining good treatment of neighbours untol I thought that he would make neigbours heirs
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصْعَبٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ رَفِيقٌ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الأَمْرِ كُلِّهِ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allah şüphesiz Refik'tir. (yani kullarına kolaylık diler, güçlerinin yetmeyeceğini onlara yüklemez) Kullarının her hususta yumuşaklıkla muamele etmelerini sever.»
It was narrated from Aishah that the Prophet(ﷺ) said:"Allah is Gentle and loves gentleness in all things
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهُ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَاسٌ مِنَ الْيَهُودِ فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكَ يَا أَبَا الْقَاسِمِ . فَقَالَ " وَعَلَيْكُمْ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Yahudilerden bir kaç adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek selam yerine ''Es-sam Aleyke''= Ölüm üstüne olsun. Ya Ebu'l-Kasım. dediler. Bunun üzerine O da: «Ve aleykum =Size de. » diye cevap verdi
It was narrated from Aishah that some of the Jews came to the Prophet(ﷺ) and said:"Assam o alaika (death be upon you), O Abul-Qasim!" He said: "Wa 'alayikum (and also upon you)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ مَوْلًى، لِلزُّبَيْرِ عَنْ عَائِشَةَ، . أَنَّهَا قَالَتْ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كُلُّ أَزْوَاجِكَ كَنَّيْتَهُ غَيْرِي . قَالَ " فَأَنْتِ أُمُّ عَبْدِ اللَّهِ " .
Aişe (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Sen bütün zevcelerine künye verdin. Yalnız bana vermedin, demiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de (ona): «O halde sen de Ümmü Abdillah'sm» (yâni künyen Ümmü Abdillah olsun), buyurmuştur
It was narrated from Aisha that she said to the Prophet(ﷺ):"All of your wives have a Kunyah except me." He said: "You are Umm Abdullah
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَدَّادٍ، عَنْ أَبِي عُذْرَةَ، - قَالَ وَكَانَ قَدْ أَدْرَكَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ - عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى الرِّجَالَ وَالنِّسَاءَ مِنَ الْحَمَّامَاتِ ثُمَّ رَخَّصَ لِلرِّجَالِ أَنْ يَدْخُلُوهَا فِي الْمَيَازِرِ وَلَمْ يُرَخِّصْ لِلنِّسَاءِ .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) erkekleri ve kadınları hamamlardan menetti. Sonra erkeklere (göbek ile diz kapağı arasını örten) peştemaller içinde oralara girmelerine ruhsat verdi ve kadınlara izin vermedi
It was narrated from Aisha that the Prophet(ﷺ):forbade men and women to enter bathhouses, then he allowed men to enter them wearing a waist wrap, but he did not make the same allowance for women
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ شَيْبَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ أَعْظَمَ النَّاسِ فِرْيَةً لَرَجُلٌ هَاجَى رَجُلاً فَهَجَا الْقَبِيلَةَ بِأَسْرِهَا وَرَجُلٌ انْتَفَى مِنْ أَبِيهِ وَزَنَّى أُمَّهُ " .
Âişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şüphesiz en büyük iftiracı insan; (şiiriyle) bir adamı hiciv (yerip) edip de bu meyanda adamın mensup olduğu kabilenin tümünü (şiiriyle) hiciv eden kişi ve babasından olmadığını ileri sürerek anasını zina ile itham eden adamdır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahlh olup ravileri güvenilir zatlardır. Ravi Ubeydullah, İbn-i Musa el-Kaysi Ebu Muhammed'dir. Ebi Şeyban da, İbn-i Abdirrahman en-Nahavi Ebu Muaviye el-Müeddeb'dir. Ravi el-A'meş ise Süleyman bin Mihran'dır. Senedde biribirinden rivayet eden dört tAbit bulunur
It was narrated from Aisha that the Messenger of Allah(ﷺ) said:"The worst of all people lying is a man who trades insults with another man, disparaging the entire tribe, and a man who denies his father and accuses his mother of adultery
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَظَرَ إِلَى إِنْسَانٍ يَتْبَعُ طَائِرًا فَقَالَ " شَيْطَانٌ يَتْبَعُ شَيْطَانًا " .
Âişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kuş'u izleyen (onunla oynayan) bir insan'a baktı ve: «(Şu herif) bir şeytanı izleyen bir şeytandır,» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Aişe (r.anha)'nın bu hadIsinin senedi sahih olup ravileri güvenilir zatlardır
It was narrated from 'Aishah that the Prophet(ﷺ) looked at a man who was chasing a bird and said:"A devil chasing a devil
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْمَاهِرُ بِالْقُرْآنِ مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ يَتَتَعْتَعُ فِيهِ وَهُوَ عَلَيْهِ شَاقٌّ لَهُ أَجْرَانِ اثْنَانِ " .
Âişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kur'ân-ı Kerim'de maharetli olan (mu'min), Allah'a itaatkâr ve saygın meleklerle beraberdir. Okuyuşunda güçlük çekerek ve ayet ile kelimeleri tekrarlamak suretiyle (yâni okuyuşunda pişkin olmayarak) okuyan (müslüman) a iki sevab vardır.»
It was narrated from Aisha that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"The one who is proficient with the Qur'an will be with the noble and righteous scribes (the angels), and the one who reads it and stumbles over it, finding it difficult, will have two rewards
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْرَقُ أَبُو مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُمِّهِ، صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا رَأَى مَا يُحِبُّ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ تَتِمُّ الصَّالِحَاتُ " . وَإِذَا رَأَى مَا يَكْرَهُ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ " .
Âişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: —Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sevdiği bir şey gördüğü zaman «El-hamdu lillahi'l-lezî bi ni'metihi tetimmü's-sâlihât = Hamd O Allah'adır ki yararlı şeyler ancak O'nun nîmetiyle tamamlanır" derdi--- ve hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman: «Elhamdu lillahi ala kulli hâl'in = Her durum üzerine hamd Allah'adır» derdi. Not: Zevaid de: Bu hadis’in ismadı için sahihtir ve ravileri sikadır, deniyor
It was narrated that 'Aishah said:"When the Messenger of Allah (ﷺ) saw something he liked, he would say: 'Al-hamdu lillahil-ladhi bi ni'matihi tatimmus-salihat (Praise is to Allah by Whose grace good deeds are completed).' And if he saw something that he disliked, he would say: 'Al-hamdu lillahi 'ala kulli hal (Praise is to Allah in all circumstances)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَلَىِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِنَ الَّذِينَ إِذَا أَحْسَنُوا اسْتَبْشَرُوا وَإِذَا أَسَاءُوا اسْتَغْفَرُوا " .
Âişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua ederdi: «Allahım, beni o kimselerden eyle ki ihlasla güzel amel işledikleri zaman (bunun mükâfatıyla) müjdelenir ve hata işledikleri zaman istiğfar ederler.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Ali bin Zeyd bulunur. Bu, zayıf bir ravidir
It was narrated from 'Aishah that :the Prophet (saas) used to say: "Allahum-maj'alni minal-ladhina idha ahsanu istabsharu, wa idha asa'u istaghfaru (O Allah, make me one of those who, if they do good deeds, they rejoice, and if they do bad deeds, they seek forgiveness)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَدْعُو بِهَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ وَعَذَابِ النَّارِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْغِنَى وَشَرِّ فِتْنَةِ الْفَقْرِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ اللَّهُمَّ اغْسِلْ خَطَايَاىَ بِمَاءِ الثَّلْجِ وَالْبَرَدِ وَنَقِّ قَلْبِي مِنَ الْخَطَايَا كَمَا نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ وَبَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَالْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu cümlelerle dua ederdi: «Allahım! cehennem ateşinin fitnesinden cehennem ateşinin azabından, kabir fitnesinden, kabir azabından, zenginlik fitnesinin, şerrinden, fakirlik fitnesinin şerrinden ve Deccal-i Mesih'in fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Allahım! Günahlarımı kar ve dolu suyu ile yıka. ve beyaz elbiseyi kirden temizler gibi kalbimi hatalardan arındır. Benimle hatalarımın arasını da doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi uzak kıl. Allahım! Tembellikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, günahtan ve borç'tan ve borçluluktan sana sığınırım. »
It was narrated from 'Aishah that the :Prophet (saas) would supplicate with these words: "Allahumma inni a'udhu bika min fitnatin-nari wa 'adhabin-nar, wa min fitnatil-qabri wa 'adhabil-qabr, wa min sharri fitnatil-ghina wa min sharri fitnatil-faqr, wa min sharri fitnatil-masihid-dajjal. Allahumma aghsil khatayaya bima'ith-thalfi wal-barad, wa naqqi qalbi minal-khataya kama naqqaytath-thawbal-abyad minad-danas. Wa ba'id bayni wa bayna khatayaya kama ba'adta baynal-mashriqi wal-maghrib. Allahumma inni a'udhu bika minal-kasali wal-harami wal-ma'thami wal-maghrami (O Allah, I seek refuge with You from the tribulation of the Fire and the torment of the Fire, and from the tribulation of the grave, and from the evil of the tribulation of richness and the evil of the tribulation of poverty, and from the evil of the trial of the False Christ. O Allah! Wash away my sins with the water of snow and hail, and cleanse my heart from sin as a white garment is cleansed from filth, and put a great distance between me and my sins, as great as the distance You have made between the east and the west. O Allah! I seek refuge with You from laziness and old age, and from sins and debt)
Diğer tahric: Bu hadisi; Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesal de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَاتَ لَيْلَةٍ مِنْ فِرَاشِهِ فَالْتَمَسْتُهُ فَوَقَعَتْ يَدِي عَلَى بَطْنِ قَدَمَيْهِ وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ وَهُمَا مَنْصُوبَتَانِ وَهُوَ يَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ " .
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir gece yatağında bulamadım. Bunun üzerine O'nu aradım ve elim O'nun ayağının alt kısmına değdi. O secde halinde idi, her iki ayağı dikilmiş vaziyette idi ve şöyle dua ediyordu: «Allahım! Ben senin hoşnutsuzluğundan rızana ve azabından affına sığınırım. Sen(in azabın)den sana sığınırım. Sana (layıkı vechiyle) hamd - sena etmeye takatim yetmez. Sen zatını övdüğün yüce vasıflara, üstün kemalat'a sahibsin.»
It was narrated that 'Aishah said:"I noticed that the Messenger of Allah (saas) was missing from his bed one night, so I went looking for him, and my hand touched the soles of his feet; he was in the Masjid with his feet upright (prostrating), and he was saying: 'Allahumma inni a'udhu biridaka min sakhatika wa bimu'afatika 'an 'uqubatika, wa a'udhu bika minka, la uhsi thana'an 'alayka, Anta kama athnayta 'ala nafsika (O Allah, I seek refuge in Your pleasure from Your wrath, and in Your forgiveness from Your punishment. I seek refuge in You from You. I cannot praise You enough; You are as You have praised Yourself)
Diğer tahric: Bu hadisi Müslim ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir