396 hadis bulundu · sayfa 8/20
حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمُ بْنُ أَخْضَرَ، كُلُّهُمْ عَنِ التَّيْمِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . غَيْرَ أَنَّهُمْ لَمْ يَقُولُوا خَلْفَ أَبِي الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم .
{….} Bana Amru'n - Nâkıd rivayet etti. (Dediki) : Bize îsâ b. Yûnus rivayet etti. H. Bize Ebu Kâmil de rivayet etti. (Dediki) : Bize Yezîd (yâni îbni Zürey) rivayet etti. H. Bize Ahmed b. Abde dâhi rivayet etti. (Dediki) : Bize Süleym b. Ahdar rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Teymî'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Yalnız bunlar: «Ebu'l-Kaasim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında- dememişlerdir
This hadith has been narrated by Tamimi with the same chain of transmitters except for this that they made no mention of:" Behind Abu'l-Qasim" (ﷺ)
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ رَأَيْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَسْجُدُ فِي { إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ} فَقُلْتُ تَسْجُدُ فِيهَا فَقَالَ نَعَمْ رَأَيْتُ خَلِيلِي صلى الله عليه وسلم يَسْجُدُ فِيهَا فَلاَ أَزَالُ أَسْجُدُ فِيهَا حَتَّى أَلْقَاهُ . قَالَ شُعْبَةُ قُلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ نَعَمْ .
Bana Muhammed b. El -Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki) : Bize Şu'be, Atâ' b. Ebî Meymûne'den, o da Ebu Râfi'den naklen rivayet etti. Ebu Râfi şöyle demiş: «Ben Ebu Hureyre'yi İnşikâk sûresini okuduğunda secde ederken gördüm de: Bu sûrede secde mi ediyorsun? dedim. Ebu Hureyre: — Evet! Ben Halîlim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bu sûrede secde ederken gördüm. Binaenaleyh ona kavuşuncaya kadar bunda secde edip duracağım! dedi. Şu'be: «Ben: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i mi görmüş.» dedim. Ata': — «Evet!» cevâbını verdi
Abu Rafi' reported:I saw Abu Huraira performing prostration (while reciting this verse: )" When the heaven burst asunder." I said to him: Do you prostrate yourself (while reciting) i? He said: Yes, I saw my best Friend (ﷺ) prostrating himself on (the recital of this verse) and I shall continue prostrating till I meet him. Shu'ba asked: Do you mean (by Friend) the Messenger of Allah (ﷺ)? He said: Yes
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرِ بْنِ رِبْعِيٍّ الْقَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الْمَخْزُومِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْوَاحِدِ، - وَهُوَ ابْنُ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنِي عَامِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَعَدَ فِي الصَّلاَةِ جَعَلَ قَدَمَهُ الْيُسْرَى بَيْنَ فَخِذِهِ وَسَاقِهِ وَفَرَشَ قَدَمَهُ الْيُمْنَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ .
Bize Muhammed b. Ma'mer b. Ribl El-Kaysî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Hîşâm EI-Mahzûmî, Abdülvâhid'den —ki îbni Ziyâd'dır — rivayet etti. (Demiş ki): Bize Osman b. Hakim rivayet etti. (Dediki): Bana Amir b. Abdillah b, Zübeyr, babasından rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda oturduğu vakit sol ayağını uyluğu ile baldırın arasına koyar, sağ ayağını yere döşerdi. Sol elini sol dizinin üzerine, sağ elini de sağ uyluğunun üzerine koyar; parmağı ile işaret de ederdi
Abdullah b. Zubair narrated on the authority of his father:When the Messenger of Allah (ﷺ) sat in prayer. he placed the left foot between his thigh and shank and stretched the right foot and placed his left hand on his left knee and placed his right hand on his right thigh, and raised his finger
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَامِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَعَدَ يَدْعُو وَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى وَيَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُسْرَى وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ السَّبَّابَةِ وَوَضَعَ إِبْهَامَهُ عَلَى إِصْبَعِهِ الْوُسْطَى وَيُلْقِمُ كَفَّهُ الْيُسْرَى رُكْبَتَهُ .
Bize Kuteybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Leys, Îbni Aclân'dan rivayet etti. H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Ebu Hâlid El - Ahmar, îbni Aclân'dan, o da Âmir b. Abdillah b. Zübeyr'den, o da babasından naklen rivayet etti. Demiş ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhud duasını okumak için oturduğu vakit sağ elini sağ uyluğunun üzerine, sol elini de sol uyluğunun üzerine koyar şehâdet parmağı ile işaret ederdi. Baş parmağını da orta parmağı üzerine koyardı. Sol ovucunu dizinin üzerine sarkıtırdı. İzah 580 de
Abdullah b. Zubair narrated on the authority of his father that when the Messenger of Allah (ﷺ) sat for supplication, i. e. tashahhud (blessing and supplication), he placed his right hand on his right thigh and his left hand on his left thigh, and pointed with his forefinger, and placed his thumb on his (milddle) finger, and covered his knee with the palm of his left hand
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَرَفَعَ إِصْبَعَهُ الْيُمْنَى الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ فَدَعَا بِهَا وَيَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى بَاسِطُهَا عَلَيْهَا .
Bana Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. İbni Râfi* ise (bize Abdürrezzâk rivayet etti) dedi. Abdürrezzâk: Bize Ma'mer, Ubeydullah b. Ömer'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda oturduğu vakit ellerini dizleri üzerine koyar, baş parmakdan sonra gelen parmağını kaldırırda onunla duâ eder, sol elini yayarak sol dizinin üzerine koyarmış
Ibn 'Umar reported that when the Messenger of Allah (ﷺ) sat for tashahhud he placed his left hand on his left knee. and his right hand on his right knee. and he raised his right finger, which is next to the thumb, making supplication in this way, and he stretched his left hand on his left knee
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَعَدَ فِي التَّشَهُّدِ وَضَعَ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُمْنَى وَعَقَدَ ثَلاَثَةً وَخَمْسِينَ وَأَشَارَ بِالسَّبَّابَةِ .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki) : Bite Yûnus b. Muhammed rivayet etti. (Dediki) : Bize Hammâd b. Seleme, Eyyûb'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhudde oturduğu vakit sol elini sol dizinin üzerine koyar; sağ elini de sağ dizinin üzerine koyar ve elliüç (53) işareti yaparmış. Şehâdet parmağı ile de işaret edermiş
Another version on the authority of Ibn Umar says:When the Messenger of Allah (ﷺ) sat for tashahhud, he placed his left hand on his left knee and placed his right hand on his right knee, and he formed a ring like (fifty-three) and pointed with his finger of attestation
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُعَاوِيِّ، أَنَّهُ قَالَ رَآنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَأَنَا أَعْبَثُ بِالْحَصَى فِي الصَّلاَةِ فَلَمَّا انْصَرَفَ نَهَانِي فَقَالَ اصْنَعْ كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ . فَقُلْتُ وَكَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ قَالَ كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ كَفَّهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى وَقَبَضَ أَصَابِعَهُ كُلَّهَا وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ وَوَضَعَ كَفَّهُ الْيُسْرَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُسْرَى .
Bize Yahyft b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlikle, Müslim b. Ebî Meryem'den dinlediğim, onun da Ali b. Abdirrahmân El-Muâvî'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Alî şöyle demiş: Beni, Abdullah b. Ömer namazda çakıl taşları ile oynarken gördü. Namazdan çıkınca beni (bundan) nehiy ederek: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nasıl yapıyordu ise sen de öyle yap! dedi. Ben: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nasıl yapıyordu ki? dedim. — Namazda oturduğu vakit sağ elini sağ uyluğunun üzerine koyar; bütün parmaklarını yumar; baş parmakdan sonra gelen parmağı ile işaret ederdi. Sol elini de sol uyluğunun üzerine koyardı... dedi
Ali b. 'Abual-Rahman al-Mu'awi reported:'Abdullah b. Umar saw me playing with pebbles during prayer. After finishing the prayer he forbade me (to do it) and said: Do as the Messenger of Allah (ﷺ) used to do. I said: How did Allah's Messenger (ﷺ) do? He said that he (the Messenger of Allah) sat at tashahhud, placed his right palm on the right thigh and closed all his fingers and pointed with the help of finger next to the thumb, and placed his left palm on his left thigh
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُعَاوِيِّ، قَالَ صَلَّيْتُ إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ مَالِكٍ وَزَادَ قَالَ سُفْيَانُ فَكَانَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ حَدَّثَنَا بِهِ عَنْ مُسْلِمٍ ثُمَّ حَدَّثَنِيهِ مُسْلِمٌ .
{….} Bize ibni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Müslim b. Ebî Meryem'den, o da Alî b. Abdirrahmân El-Muâvî'den naklen rivayet etti. Ali: «İbni Ömer'in yanı başında namaz kıldım...» diyerek Mâlik'in hadisi tarzında rivâyetde bulunmuş. Yalnız «Süfyân Dediki: Yahya b. Saîd bize bu hadisi Müslim'den rivayet etmişti. Sonra onu, bana Müslim de rivayet etti.» ifâdesini ziyâde etmiştir. İzah için buraya tıklayın
This hadith has been narrated by another chain of transmitters
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، وَمَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، أَنَّ أَمِيرًا، كَانَ بِمَكَّةَ يُسَلِّمُ تَسْلِيمَتَيْنِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَنَّى عَلِقَهَا قَالَ الْحَكَمُ فِي حَدِيثِهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَفْعَلُهُ .
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den, o da Hakem île Mansûr'dan, onlar da Mücâhid'den, o da Ebu Ma'mer'den naklen rivayet ettiki: Mekke'de emirlik yapan bir zat (Namazdan çıkarken) iki defa selam verirmiş. Bunun üzerine Abdullah b. Mes'ûd: «Bu zat, bu doğru sünneti nereden elde etti ?» demiş. Hakem kendi hadîsinde: «Hakîkaten Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı.» demişdir
Abu Ma'mar reported:There was an Amir in Mecca who pronounced taslim twice. Abdullah said: Where did he get this sunnah? Al-Hakam said: There is a hadith to the effect that the Messenger of Allah (ﷺ) did like It
وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، - قَالَ شُعْبَةُ - رَفَعَهُ مَرَّةً - أَنَّ أَمِيرًا أَوْ رَجُلاً سَلَّمَ تَسْلِيمَتَيْنِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَنَّى عَلِقَهَا
Bana Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den, o da Hakem'den, o da Mücahid'den, o da Ebu Mâmer'den o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Şu'be (bir defasında bu hadîsi Abdullah b. Mes*ûd'a ref ederek) şunu söylemiş: Hakikaten bir emir veya bir zât (namazdan çıkarken) iki kere selâm vermiş de Abdullah: —Bu zât, bu doğru sünneti nereden elde etti!, demiş. İzah 582 de
Abdullah reported:An Amir or a person pronounced taslim twice. 'Abdullah said: Where did he get this sunnah?
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ أَرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُسَلِّمُ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ حَتَّى أَرَى بَيَاضَ خَدِّهِ .
Bize îshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Âmir-i Akadî haber verdi. (Dediki): Bize Abdullah b. Ca'fer, İsmail b. Muhammed'den, o da Amir b. Sa'd'dan, o da babasından naklen rivayet etti. Demiş ki: — «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i sağına soluna selam verirken görürdüm, hattâ yanağının beyazlığını bile görürdüm.»
Amir b. Sa'd reported:I saw the Messenger of Allah (may peace be open him) pronouncing taslim on his right and on his left till I saw the whiteness of his cheek
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ أَخْبَرَنِي بِذَا أَبُو مَعْبَدٍ، - ثُمَّ أَنْكَرَهُ بَعْدُ - عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنَّا نَعْرِفُ انْقِضَاءَ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالتَّكْبِيرِ .
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Stifyân b. Uyeyne, Amr'dan rivayet etti. Demişki: Bana, bunu Ebu Mâbed, İbni Abbâs'dan naklen haber verdi. (Bir zaman sonra da onu inkâr etti.) İbni Abbâs: — Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazının bittiğini tekbirle anlardık.» demiş
Ibn 'Abbas said:We used to know that Allah's Messenger (ﷺ) had finished his prayer when we heard the takbir (Allah-O-Akbar)
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي مَعْبَدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّهُ سَمِعَهُ يُخْبِرُ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَا كُنَّا نَعْرِفُ انْقِضَاءَ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ بِالتَّكْبِيرِ . قَالَ عَمْرٌو فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لأَبِي مَعْبَدٍ فَأَنْكَرَهُ وَقَالَ لَمْ أُحَدِّثْكَ بِهَذَا . قَالَ عَمْرٌو وَقَدْ أَخْبَرَنِيهِ قَبْلَ ذَلِكَ .
Bize İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr b. Dinar'dan, o da ibni Abbâs'ın âzâdlısı Ebu Mâbed'den naklen rivayet etti ki: Onun İbni Abbâs'dan haber verdiğini işitmiş. İbni Abbâs: — «Biz Resûlullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazının bittiğini ancak tekbîrle anlardık.» demiş. Râvî Amr diyor ki : — «Ben bunu Ebu Mâbed'e söyledim, fakat o inkâr etti. Ve: Ben bu hadîsi sana rivayet etmedim; dedi. Hâlbuki onu bana daha Önce haber vermişdi.»
Ibn 'Abbas reported:We knew the finishing of the prayer of the Messenger of Allah (ﷺ) through takbir. 'Amr (b. Dinar) said: I made a mention of it to Abu Mas'ud. hue he rejected it and said: I never narrated it to you. 'Amr said: He did narrate it before this
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّ أَبَا مَعْبَدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَفْعَ الصَّوْتِ بِالذِّكْرِ حِينَ يَنْصَرِفُ النَّاسُ مِنَ الْمَكْتُوبَةِ كَانَ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَأَنَّهُ قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كُنْتُ أَعْلَمُ إِذَا انْصَرَفُوا بِذَلِكَ إِذَا سَمِعْتُهُ .
Bize Mubammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b. Bekr haber verdi. (Dediki) : Bize ibni Cüreyc haber verdi. H. Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti. Lâfız onundur. Dediki: Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Dediki) : Bize ibni Cüreyc haber verdi. (Dediki) : Bana Amr b. Dinar haber verdi. Ona da İbni Abbas'ın azadlısı Ebu Mâbed haber vermiş; ona da ibni Abbâs haber vermiş ki: Cemaatin farz namazdan çıkınca yüksek sesle zikirde bulunması Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devrinde varmış. Ebu Mâbed şunu da söylemiş: — «İbni Abbâs: Ben cemaatin namazdan çıktıklarını bu sesi işitdiğim zaman bununla bilirdim; dedi.»
Ibn 'Abbas reported:Dhikr (mentioning the name of Allah) in a loud voice after obligatory prayers was (a common practice) during the lifetime of the Messenger of Allah (ﷺ) ; and when I heard that I came to knew that they (the people) had finished the prayer
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ، وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، قَالَ هَارُونُ حَدَّثَنَا وَقَالَ، حَرْمَلَةُ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدِي امْرَأَةٌ مِنَ الْيَهُودِ وَهْىَ تَقُولُ هَلْ شَعَرْتِ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ قَالَتْ فَارْتَاعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " إِنَّمَا تُفْتَنُ يَهُودُ " . قَالَتْ عَائِشَةُ فَلَبِثْنَا لَيَالِيَ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلْ شَعَرْتِ أَنَّهُ أُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ " . قَالَتْ عَائِشَةُ فَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدُ يَسْتَعِيذُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ .
Bize Hârûn b. Sâid ile Harmeletü'bnü Yahya rivayet ettiler. Hârûn (Bize rivayet etti) tâbirini kullandı. Harmele ise (Bize İbni Vehb haber verdi) dedi. İbni Vehb: Bana Yûnus b. Yezid, Îbni Şlhâb'dan naklen haber verdi; demiş. İbni Şihâb: Bana Urvetü'bnü Zübeyr rivayet etti ki Âişe şunları söylemiş; demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanıma girdi, yanımda yahudilerden bir kadın vardı. Bu kadın: Biliyormusun ki siz kabirlerde fitneye dûçâr olacaksınız? diyordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) irkilerek: «Fitneye dûçâr olacaklar ancak ve ancak yahudilerdir.» buyurdu. Böylece bir kaç gece geçirdik. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biliyormusun, bana: siz kabirlerde fitneye dûçâr olacaksınız diye vahiy geldi.» buyurdu. Âişe demiş ki: «Ben bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hep kabir azabından Allah'a sığındığını işitdim.» İzah 586 da
A'isha reported:The Prophet (ﷺ) entered my house when a Jewess was with me and she was saying: Do you know that you would be put to trial in the grave? The Messenger of Allah (ﷺ) trembled (on hearing this) and said: It is the Jews only who would-be put to trial. 'A'isha said: We passed some nights and then the Messenger of Allah (ﷺ) said: Do you know that it has been revealed to me:" You would be put to trial in the grave"? 'A'isha said: 1 heard the Messenger of Allah (ﷺ) seeking refuge from the torment of the grave after this
وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ، وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَعَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ، قَالَ حَرْمَلَةُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ يَسْتَعِيذُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ .
Bana Hârûn b. Saîd ile Harmeletü'bnti Yahya ve Amrü'bnü Sevvâd rivayet ettiler. Harmele: (Bize Haber verdi) tâbirini kullandı, ötekiler: (Bize İbni Vehb rivayet etti) dediler. İbni Vehb demiş ki: Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Humeyd b. Abdirrahmân'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Ebu Hureyre: «Ben bundan sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i (Hep) kabir azabından sığınırken işitdim» demiş. Bu Hadis'e drekt olarak ulaştıysanız önceki yani 584 nolu Hadis'i okuyun !!! İzah 586 da
Abu Huraira reported. I heard the Messenger of Allah (ﷺ) seeking refuge from the torment of the grave after this (after the revelation)
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كِلاَهُمَا عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَتْ عَلَىَّ عَجُوزَانِ مِنْ عُجُزِ يَهُودِ الْمَدِينَةِ فَقَالَتَا إِنَّ أَهْلَ الْقُبُورِ يُعَذَّبُونَ فِي قُبُورِهِمْ . قَالَتْ فَكَذَّبْتُهُمَا وَلَمْ أُنْعِمْ أَنْ أُصَدِّقَهُمَا فَخَرَجَتَا وَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عَجُوزَيْنِ مِنْ عُجُزِ يَهُودِ الْمَدِينَةِ دَخَلَتَا عَلَىَّ فَزَعَمَتَا أَنَّ أَهْلَ الْقُبُورِ يُعَذَّبُونَ فِي قُبُورِهِمْ فَقَالَ " صَدَقَتَا إِنَّهُمْ يُعَذَّبُونَ عَذَابًا تَسْمَعُهُ الْبَهَائِمُ " . قَالَتْ فَمَا رَأَيْتُهُ بَعْدُ فِي صَلاَةٍ إِلاَّ يَتَعَوَّذُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ .
Bize Züheyr b. Harb ile İshâk b. İbrahim her biri Cerîr'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Cerir, Mansûr'dan, o da Ebu Vâil'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Aişe söyle demiş: «Yanıma Medine yahudilerinden iki koca karı girdi ve: ölüler gerçekden kabirlerinde azâb olunurlar; dediler. Ben kendilerini tekzip ettim, onları tasdik etmeye gönlüm razı olmadı. Müteakiben çıkıp gittiler ve yanıma Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) girdi. Kendisine: — Ya Resûlâllah! Medine yahudilerinden iki kocakarı yanıma geldiler de ölülerin kabirlerinde azâb gördüklerini söylediler: dedim.» Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Doğru söylemişler! Hakîkaten onlar öyle azâb görürler ki o azabı hayvanlar (bile) işitir.» buyurdular. Âişe demiş ki: «Artık bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in hiç bir namazda kabir azabından Allah'a sığınmadığını görmedim!»
A'isha reported:There came to me two old women from the old Jewesses of Medina and said: The people of the grave are tormented in their graves. I contradicted them and I did not deem it proper to testify them. They went away and the Messenger of Allah (ﷺ) came to me and I said to him: Messenger of Allah I there came to me two old women from the old Jewesses of Medina and asserted that the people of the graves would be tormented therein. He (the Prophet) said: They told the truth; they would be tormented (so much) that the animals would listen to it. She ('A'isha) said: Never did I see him (the Holy Prophet) afterwards but seeking refuge from the torment of the grave in prayer
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، بِهَذَا الْحَدِيثِ وَفِيهِ قَالَتْ وَمَا صَلَّى صَلاَةً بَعْدَ ذَلِكَ إِلاَّ سَمِعْتُهُ يَتَعَوَّذُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ .
Bize Hennâd b. Serîy rivayet etti. (Dediki) : Bize Ebu'l-Ahvas, Eş'as'dan, o da babasından o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den bu hadîsi rivayet etti. Bu hadîsde: «Âişe : Bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç bir namaz kılmadıki (o namazda) kendisini kabir azabından Allah'a sığınırken işitmiş olmıyayım: dedi» ibaresi de vardır
Masruq reported this hadith on the authority of 'A'isha who said:Never did he (the Holy Prophet) say prayer after this in which I did not hear him seeking refuge from the torment of the grave
حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتَعِيذُ فِي صَلاَتِهِ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ .
Bana Amru'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Ya'kûb b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. Dediki: Bize babam, Sâlih'den, o da İbni Şihâb'dan naklen rivayet etti. Demişki: Bana Urvetü'bnü Zübeyr haber verdi ki: Âişe şöyle demiş: «Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazında deccâlın fitnesinden Allah'a sığınırken işitdim.»
A'isha reported:1 heard the Messenger of Allah (ﷺ) seeking refuge from the trial of Dajjal (Antichrist) in prayer
وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ وَأَبُو كُرَيْبٍ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ جَمِيعًا عَنْ وَكِيعٍ، - قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، - حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ حَسَّانَ بْنِ عَطِيَّةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَعَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا تَشَهَّدَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنْ أَرْبَعٍ يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ " .
Bize Nasır b. Aliy El-Cehdamî ile İbni Numeyr, Ebu Kureyb ve Züheyr b. Harb hepsi birden Vckî'den rivayet ettiler. Ebu Kureyb Dediki: Bize Vekî' rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâi Hassan b. Atıyye'den, o da Muhammed b. Ebî Âişe'den, o da Ebu Hureyre'den bir de yine Evzâi, Yahya b. Ebf Kesîr'den, o da Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz teşehhud yaptığı zaman dört şeyden Allah'a sığınsın: Allah'ım ben cehennem azabından, kabir azabından, hayât ve memat fitnesinden ve mesîh-i deccâlın fitnesi şerrinden sana sığınırım desin!» buyurdular
Abu Huraira reported:The Messenger of Allah (way peace be upon him) said: When any one of you utters tashahhud (in prayer) he must seek refuge with Allah from four (trials) and should thus say:" O Allah! I seek refuge with Thee from the torment of the Hell, from the torment of the grave, from the trial of life and death and from the evil of the trial of Masih al-Dajjal" (Antichrist)