321 hadis bulundu · sayfa 11/17
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ مُعَاذٌ يُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ يَأْتِي فَيَؤُمُّ قَوْمَهُ فَصَلَّى لَيْلَةً مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْعِشَاءَ ثُمَّ أَتَى قَوْمَهُ فَأَمَّهُمْ فَافْتَتَحَ بِسُورَةِ الْبَقَرَةِ فَانْحَرَفَ رَجُلٌ فَسَلَّمَ ثُمَّ صَلَّى وَحْدَهُ وَانْصَرَفَ فَقَالُوا لَهُ أَنَافَقْتَ يَا فُلاَنُ قَالَ لاَ وَاللَّهِ وَلآتِيَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلأُخْبِرَنَّهُ . فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا أَصْحَابُ نَوَاضِحَ نَعْمَلُ بِالنَّهَارِ وَإِنَّ مُعَاذًا صَلَّى مَعَكَ الْعِشَاءَ ثُمَّ أَتَى فَافْتَتَحَ بِسُورَةِ الْبَقَرَةِ . فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى مُعَاذٍ فَقَالَ " يَا مُعَاذُ أَفَتَّانٌ أَنْتَ اقْرَأْ بِكَذَا وَاقْرَأْ بِكَذَا " . قَالَ سُفْيَانُ فَقُلْتُ لِعَمْرٍو إِنَّ أَبَا الزُّبَيْرِ حَدَّثَنَا عَنْ جَابِرٍ أَنَّهُ قَالَ " اقْرَأْ وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا . وَالضُّحَى . وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى . وَسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى " . فَقَالَ عَمْرٌو نَحْوَ هَذَا .
Bana Muhammed b. Abbâd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Amr'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: — Muaz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte namazı kılar, sonra kavmine gelerek onlara imam olurdu. Bir gece Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatsıyı kıldıktan sonra kavmine gelerek onlara imam oldu ve «Bakara» suresini okumağa başladı. Derken bir adam selâm vererek namazdan ayrıldı. Sonra yalnız başına kıldı ve çıktı gitti. Ashâb o zâta: Sen münafık mı oldun yâ fiilân? dediler. — «Hayır Vallahi (münafık değilim; hele sabah olsun) ben bunu mutlaka gider Resulullah (Sallallahı Aleyhi ve Sellem)'e haber veririm!.» cevâbını verdi, ve (ertesi günü) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek: «Yâ Resulâllah, biz develerle su taşıyan insanlarız, gündüzleyin çalışırız, Muâz seninle birlikte yatsıyı kılmış; sonra (Bize) gelerek Sure-i Bakara'yı tutturdu.»» dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muâz'a dönerek: «Yâ Muâz, sen fitnebaz mı oldun yoksa?., filân ve filân sureleri (okusaydın yâ!)» buyurdular. Süfyân şöyle demiş: «Ben Amr'a: Ebu Zübeyr bize Câbir'den naklen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: Şems, Duha, Leyi ve A'lâ surelerini oku!» buyurduğunu rivayet etti, dedim. Amr da bunun gibi bir şey, dedi.»
Jabir reported that Mu'adh b. Jabal used to pray with the Apostle (ﷺ), then came and led his people in prayer. One night he said the night prayer with the Messenger of Allah (ﷺ). He then came to his people and led them in prayer beginning with Surat al-Baqara. A man turned aside, pronounced the taslim (salutation for concluding the prayer), then prayed alone and departed. The people said to him:Have you become a hypocrite, so and so? He said: I swear by Allah that I have not, but I will certainly go to Allah's Messenger (ﷺ) and will inform (him) about this. He then came to the Messenger of Allah (ﷺ) and said: Messenger of Allah, we look after camels used for watering and work by day. Mu'adh said the night prayer with you. He then came and began with Surat al-Baqara. Allah's Messenger (ﷺ) then turned to Mu'adh and said: Are you there to (put the people) to trial? Recite such and recite such (and such a surah). It is transmitted on the authority of Jabir, as told by Sufyan, that he (the Holy Prophet) had said: "By the sun and its morning brightness" (Surah xci), "By brightness" (Surah xciii), "By the night when it spreads" (Surah xcii), and "Glorify the name of thy most high Lord" (Surah lxxxii)
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا ابْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّهُ قَالَ صَلَّى مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ الأَنْصَارِيُّ لأَصْحَابِهِ الْعِشَاءَ فَطَوَّلَ عَلَيْهِمْ فَانْصَرَفَ رَجُلٌ مِنَّا فَصَلَّى فَأُخْبِرَ مُعَاذٌ عَنْهُ فَقَالَ إِنَّهُ مُنَافِقٌ . فَلَمَّا بَلَغَ ذَلِكَ الرَّجُلَ دَخَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ مَا قَالَ مُعَاذٌ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَتُرِيدُ أَنْ تَكُونَ فَتَّانًا يَا مُعَاذُ إِذَا أَمَمْتَ النَّاسَ فَاقْرَأْ بِالشَّمْسِ وَضُحَاهَا . وَسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى . وَاقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ . وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى " .
Bize Kuteybetü'bmü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. Dediki: H. Bize de İbni Rumh rivâyet etti. (Dediki): Bize Leys, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi kî; Câbir şöyle demiş: Muâz b. Cebel El-Ensâri arkadaşlarına yatsıyı kıldırdı. Fakat onlara kıraati uzun tuttu. Bunun üzerine bizden bir zât cemâatdan ayrılarak namazı yalnız başına kıldı. Onun bu yaptığını Muâz haber alınca: O adam münafıktır... dedi. Bu söz o zâtın kulağına ulaşınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in huzuruna girerek Muâz'ın söylediklerini kendilerine haber verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muâz'a: — Sen fitnecimi olmak istersin ya Muâz? Cemaata imam olduğun vakit Şems ile A'lâ ve Ikra' ile Leyi surelerini okuyuver!.» buyurdular
Jabir reported:'Mu'adh b. Jabal al-Ansari led his companions in the night prayer and prolonged it for them. A person amongst us said prayer (after having separated himself from the congregation). Mu'adh was informed of this, and he remarked that he was a hypocrite. When it (the remark) was conveyed to the man, he went to the Messenger of Allah (ﷺ) and informed him of what Mu'adh had said. Upon this the Messenger of Allah (ﷺ) said to him: Mu'adh, do you want to become a person putting (people) to trial? When you lead people in prayer, recite:" By the Sun and its morning brightness" (Surat ash-Shams)," Glorify the name of thy most high Lord" (Surat al-A`la) and" Read in the name of Lord" (Surat al-`Alaq), and" By the night when it spreads" (Surat al-Lail)
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، كَانَ يُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعِشَاءَ الآخِرَةَ ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى قَوْمِهِ فَيُصَلِّي بِهِمْ تِلْكَ الصَّلاَةَ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym, Mansur'dan, o da Amr b. Dinar'dan, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen haber verdiki, Muâz b. Cebel Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatsıyı kılar sonra kavmine döner ve o namazı onlara da kıldırırmış
Jabir b. 'Abdullah reported:Mu'adh b. Jabal said the night prayer with the Messenger of Allah (ﷺ) and then returned to his people and then led them in this prayer
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، قَالَ أَبُو الرَّبِيعِ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ مُعَاذٌ يُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعِشَاءَ ثُمَّ يَأْتِي مَسْجِدَ قَوْمِهِ فَيُصَلِّي بِهِمْ .
Bize Kuteybetü'bnti Saîd ile Ebu'r-Rabi Ez-Zehrânî rivayet ettiler. Ebu'r-Rabî' Dediki: Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyub, Amr b. Dinar'dan, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: -Muâz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatsıyı kılar; sonra kavminin mescidine gelerek onlara da yatsıyı kıldırırdı...» İzah için buraya tıklayın
Jabir b. Abdullah reported:Mu'adh said the night prayer with the Messenger of Allah (ﷺ). He then came to the mosque of his people and led them in prayer
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي لأَتَأَخَّرُ عَنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ مِنْ أَجْلِ فُلاَنٍ مِمَّا يُطِيلُ بِنَا . فَمَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم غَضِبَ فِي مَوْعِظَةٍ قَطُّ أَشَدَّ مِمَّا غَضِبَ يَوْمَئِذٍ فَقَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ مِنْكُمْ مُنَفِّرِينَ فَأَيُّكُمْ أَمَّ النَّاسَ فَلْيُوجِزْ فَإِنَّ مِنْ وَرَائِهِ الْكَبِيرَ وَالضَّعِيفَ وَذَا الْحَاجَةِ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, İsmail b. Ebî Hâlid'den, o da Kays'dan, o da Ebu Mes'ud-u Ensârî'den naklen haber verdi. Ebu Mes'ud şöyle demiş: Bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek, Ben fîlâacanın bize namazı uzun kıldırması sebebi ile sabah namazına gelemiyorum; dedi. Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hiç bir mev'izada o günkü gadabından daha şiddetli gadaba geldiğini görmedim! Bunun üzerine şöyle buyurdular: «Ey cemaat hakîkaten içinizde nefret ettirenler var (Bundan böyle) hanginiz cemaata imam olursa namazı hafif kıldırsın! Çünkü arkasında yaşlı ve zayıflarla ihtiyaç sahipleri vardır.»
Abu Mas'ud al-Ainsari reported:A person came to the Messenger of Allah (ﷺ) and said: I keep away from the morning prayer on account of such and such (a man), because; he keeps us so long. I never saw God's Messenger (ﷺ) more angry when giving an exhortation than he was that day. He said: 0 people, some of you are scaring people away. So whoever of you leads the people in prayer he must be brief, for behind him are the weak, the aged, and the people who have (argent) business to attend
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، وَوَكِيعٌ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، كُلُّهُمْ عَنْ إِسْمَاعِيلَ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِ حَدِيثِ هُشَيْمٍ .
{….} Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym ile Vekî* rivayet ettiler. H. Bize de İbni Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. H. Bize de İbni Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bunların hepsi İsmail'den bu isnadla Hüşeym hadisinin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 467 de
This hadith like one narrated by Hashalm has been narrated from Isma'il with the same chain of transmitters
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِزَامِيُّ - عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَمَّ أَحَدُكُمُ النَّاسَ فَلْيُخَفِّفْ فَإِنَّ فِيهِمُ الصَّغِيرَ وَالْكَبِيرَ وَالضَّعِيفَ وَالْمَرِيضَ فَإِذَا صَلَّى وَحْدَهُ فَلْيُصَلِّ كَيْفَ شَاءَ " .
Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dediki): Bize Muğîra - ki bu zât İbni Abdirrahman el-Hizâmî'dir- Ebu'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz cemaata imam olursa namazı hafif kıldırsın! Çünkü onların içinde küçük, yaşlı, zayıf ve hasta olanlar vardır; Kendi kendine kıldığı vakit istediği gîbi kılsın» buyurmuşlar
Abu Huraira reported:The Apostle of Allah (ﷺ) said: When any one of you leads the people in prayer, he should be brief for among them are the young and the aged, the weak and the sick. But when one of you prays by himself, he may (prolong) as he likes
حَدَّثَنَا ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا مَا قَامَ أَحَدُكُمْ لِلنَّاسِ فَلْيُخَفِّفِ الصَّلاَةَ فَإِنَّ فِيهِمُ الْكَبِيرَ وَفِيهِمُ الضَّعِيفَ وَإِذَا قَامَ وَحْدَهُ فَلْيُطِلْ صَلاَتَهُ مَا شَاءَ " .
Bize İbni Râfî' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen rivayet etti. Hemmâm: Bize Ebu Hureyre'nin Allah'ın Resulü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet ettikleri şunlardır: diyerek bir takım hadîsler zikretmiş. Ez cümle: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz cemaata imam olduğu vakit namazı hafif kıldırsın! Çünkü onların içinde yaşlı olanlar bulunduğu gibi zayıf olanlarıda vardır; yalnız başına kıldığı zaman namazını dilediği kadar uzatsın.» buyurdular, demiş
Hammam b. Munabbih reported:This is what Abu Huraira transmitted to us from Muhammad the Messenger of Allah (ﷺ), and he narrated (some) ahadith out of (these narrations and one of them is this): The Messenger of Allah (ﷺ) said: When any one of you stands to lead people In prayer, he should shorten it, for amongst them are the aged, and amongst them are the weak, but when he prays by himself, he may prolong his prayer as he likes
وَحَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ لِلنَّاسِ فَلْيُخَفِّفْ فَإِنَّ فِي النَّاسِ الضَّعِيفَ وَالسَّقِيمَ وَذَا الْحَاجَةِ " .
Bize Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. Dediki: Bana Yunus, İbn Şihâb'dan naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Ebu Selemetü'bnü Abdirrahmân haber verdi, ki Ebu Hureyre şunu söylerken işitmiş: Resulullah (SaIlallahu Aleyhi ve Sellem) : Biriniz cemaata namaz kıldırırsa hafif tutsun, çünkü cemaatın içinde zayıf, hasta, ve hacet sahibi olanları vardır.» buyurdular
Abu Huraira reported:The Messenger of Allah (ﷺ) said: When any one of you leads people in prayer, he must shorten it for among them are the weak, the infirm and those who have business to attend
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ - بَدَلَ السَّقِيمِ - الْكَبِيرَ .
{….} Bize Abdülmelik b. Şuayb b. Leys rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bana Leys b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bana Yunus, İbni Şihâb'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Ebu Bekir b. Abdirrahmân rivayet etti. Kendisi Ebu Hureyre'yi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Şöyle buyurdular...» diyerek yukarki hadisin mislini rivayet ederken dinlemiş. Yalnız o, hadîsdeki «Sakîm» kelimesinin yerine «Kebir» demiştir
Abu Bakr b. 'Abd al-Rahman reported that he had heard Abu Huraira say that the Messenger of Allah (ﷺ) said like it, but he substituted" the aged" for 'the infirm
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ طَلْحَةَ، حَدَّثَنِي عُثْمَانُ بْنُ أَبِي الْعَاصِ الثَّقَفِيُّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ " أُمَّ قَوْمَكَ " . قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَجِدُ فِي نَفْسِي شَيْئًا . قَالَ " ادْنُهْ " . فَجَلَّسَنِي بَيْنَ يَدَيْهِ ثُمَّ وَضَعَ كَفَّهُ فِي صَدْرِي بَيْنَ ثَدْيَىَّ ثُمَّ قَالَ " تَحَوَّلْ " . فَوَضَعَهَا فِي ظَهْرِي بَيْنَ كَتِفَىَّ ثُمَّ قَالَ " أُمَّ قَوْمَكَ فَمَنْ أَمَّ قَوْمًا فَلْيُخَفِّفْ فَإِنَّ فِيهِمُ الْكَبِيرَ وَإِنَّ فِيهِمُ الْمَرِيضَ وَإِنَّ فِيهِمُ الضَّعِيفَ وَإِنَّ فِيهِمْ ذَا الْحَاجَةِ وَإِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ وَحْدَهُ فَلْيُصَلِّ كَيْفَ شَاءَ " .
Bize Muhammed b. Abdillâh b. Niimeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Osman rivayet etti. (Dediki): Bize Musâ b. Talhâ rivayet etti. (Dediki): Bana Osman b. Ebî'l-Âs Es-Sekafî rivayet etti, ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine: «Kavmine imam ol!» demiş. Osman diyor ki: Yâ Resulallah! Ben kendimde bir şey hissediyorum, dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Yaklaş!» buyurdu; ve beni huzuruna oturttu. Sonra avucunu göğsüme iki mememin arasına koydu, sonra (Bana): «Dön!» dedi. Bu sefer avucunu sırtıma iki küreğimin arasına koyda sonra: «Kavmine imam ol! Her kim bir kavme imam olursa namazı hafif kıldırsın! Çünkü içlerinde yaşlı olanlar; çünkü içlerinde hasta olanlar, çünkü içlerinde zayıflar, ve çünkü İçlerinde hacet sahipleri vardır. Biriniz namazını yalnız kıldığı zaman nasıl isterse öyle kılsın.» buyurdular
Uthman b. Abu'l-'As at-Thaqafi reported:The Apostle of Allah (ﷺ) said to him: Lead your people in prayer. I said: Messenger of Allah. I perceive something (disturbing) in my soul. He (the Holy Prophet) asked me to draw near him and making me sit down in front of him he placed his hand on my breast between my nipples. and then, telling me to turn round, he placed it on my back between my shoulders. He then said: Act as an Imam for your people. He who acts as Imam of the people, he must be brief, for among them are the aged, among them are the sick, among them are the weak, and among them are the people who have business to attend. But when any of you prays alone, he may pray as he likes
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، قَالَ حَدَّثَ عُثْمَانُ بْنُ أَبِي الْعَاصِ، قَالَ آخِرُ مَا عَهِدَ إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَمَمْتَ قَوْمًا فَأَخِفَّ بِهِمُ الصَّلاَةَ " .
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ve İbni Beşşar rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dedi Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan rivayet etti. Demişki: Ben Müseyyeb'den dinledim. Dediki: Osman b. Ebîl-As rivayet etti dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bana son vasiyyeti şudur «Bir kavme imam olduğun vakit onlara namazı hafif kıldır!»
Uthman b. Abu'l-'As reported:The last thing which the Messenger of Allah (ﷺ) instructed me was: When you lead the people in prayer, be brief
وَحَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، وَأَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُوجِزُ فِي الصَّلاَةِ وَيُتِمُّ .
Bize Halef b. Hişâm ile Ebu'r-Rabî' ez-Zehrânî rivayet etti. Dedilerki; Bize Hammâd b. Zeyd, Abdülâziz b. Suheyb'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı kısa keser, fakat tamam kılarmış
Anas reported:The Apostle of Allah (ﷺ) used to be brief and perfect in prayer
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ، قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ مِنْ أَخَفِّ النَّاسِ صَلاَةً فِي تَمَامٍ .
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Kuteybe ise: Bize Avâne Katâde'den, o da Enes'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tamam olmak şartıyle insanların en hafif namaz kıldıranı imiş; dedi
Anas reported:The Messenger of Allah (ﷺ) was among those whose prayers was brief and perfect
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ مَا صَلَّيْتُ وَرَاءَ إِمَامٍ قَطُّ أَخَفَّ صَلاَةً وَلاَ أَتَمَّ صَلاَةً مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyub, Kuteybetü'bnü Saîd ve Ali b. Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya (Bize haber verdi) tabirini kullandı. Ötekiler İbni C&'ferl kastederek: Bize İsmail, Şerik b. Abdillâh b. Ebi Nemir'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti, dediler. Enes şöyle demiş: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den daha hafif ve ondan daha tamam namaz kıldıran hiç bir imam arkasında namaz kılmadım.» İzah 470 de
Anas reported:I never prayed behind an Imam who was more brief and more perfect in prayer than the Messenger of Allah (ﷺ)
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَنَسٌ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْمَعُ بُكَاءَ الصَّبِيِّ مَعَ أُمِّهِ وَهُوَ فِي الصَّلاَةِ فَيَقْرَأُ بِالسُّورَةِ الْخَفِيفَةِ أَوْ بِالسُّورَةِ الْقَصِيرَةِ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Cafer b. Süleyman, Sabit El-Bünânî'den, o da Enes'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda iken (saflarda) annesi ile beraber bulunan çocuğun ağlayışını işidir de hafif bir sure, yahut kısa sureyi okurdu.»
Anas reported:The Messenger of Allah (ﷺ) would listen to the crying of a lad in the company of his mother, in prayer, and he would recite a short surah or a small surah
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي لأَدْخُلُ الصَّلاَةَ أُرِيدُ إِطَالَتَهَا فَأَسْمَعُ بُكَاءَ الصَّبِيِّ فَأُخَفِّفُ مِنْ شِدَّةِ وَجْدِ أُمِّهِ بِهِ " .
Bize Muhammed b. Minhâl ed-Darir rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebî Arube, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Ben (Bazen) namaza uzatmak niyetiyle giriyorum. Fakat bîr çocuğun ağlayışını duyunca annesinin ona karşı gösterdiği fazla şefkat ve üzüntüden dolayı namazı hafif kıldırıyorum.» buyurdular
Anas b. Malik reported the Messenger of Allah (ﷺ) having said:When I begin the prayer I Intend to make it long, but I hear a boy cry. ing; I then shorten it because of his mother's feelings
وَحَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، وَأَبُو كَامِلٍ فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ الْجَحْدَرِيُّ كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، - قَالَ حَامِدٌ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، - عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي حُمَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ رَمَقْتُ الصَّلاَةَ مَعَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدْتُ قِيَامَهُ فَرَكْعَتَهُ فَاعْتِدَالَهُ بَعْدَ رُكُوعِهِ فَسَجْدَتَهُ فَجَلْسَتَهُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ فَسَجْدَتَهُ فَجَلْسَتَهُ مَا بَيْنَ التَّسْلِيمِ وَالاِنْصِرَافِ قَرِيبًا مِنَ السَّوَاءِ .
Bize Hâmid b. Ömer el-Bekrâvî ile Ebu Kâmil FudayI b. Hüseyin El-Cahderî ikisi birden Ebu Avâne'den rivayet ettiler. Hâmid Dediki: Bize Ebu Avâne, Hilâl b. Ebi Humeyd'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Berâ b. Azib'den naklen rivayet etti. Berâ şöyle demiş; Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte kılınan namazı dikkatle takip ettim: Ve onun kıyamını, arkasından rükuunu, arkasından rüku'dan doğruluşunu, sonra secdesini, sonra iki secde arasındaki oturuşunu, sonra tekrar secdesini, sonra selâm vermekle, kalkıp gitnıesi arasındaki oturuşunu takriben müsavi buldum.»
Al-Bara' b. 'Azib reported:I noticed the prayer of Muhammad (ﷺ) and saw his Qiyam (standing), his bowing, and then going back to the standing posture after bowing, his prostration, his sitting between the two prostrations, and his prostration and sitting between salutation and going away, all these were nearly equal to one another
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ غَلَبَ عَلَى الْكُوفَةِ رَجُلٌ - قَدْ سَمَّاهُ - زَمَنَ ابْنِ الأَشْعَثِ فَأَمَرَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ أَنْ يُصَلِّيَ بِالنَّاسِ فَكَانَ يُصَلِّي فَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَامَ قَدْرَ مَا أَقُولُ اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ أَهْلَ الثَّنَاءِ وَالْمَجْدِ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ . قَالَ الْحَكَمُ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى فَقَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ يَقُولُ كَانَتْ صَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرُكُوعُهُ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَسُجُودُهُ وَمَا بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ قَرِيبًا مِنَ السَّوَاءِ . قَالَ شُعْبَةُ فَذَكَرْتُهُ لِعَمْرِو بْنِ مُرَّةَ فَقَالَ قَدْ رَأَيْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى فَلَمْ تَكُنْ صَلاَتُهُ هَكَذَا .
Bize UbeyduIIah b. Muâz El-Anberî de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den rivayet etti. Demiş ki: Kufe'yi İbnu'l-Eş'as zamanında bir adam (Hakem bu adamın adını da söylemiştir) idaresi altına alınca UbeyduIIah b. Abdillâh'a halka namaz kıldırmasını emretti. Bunun üzerine o da namaz kıldırmağa başladı. Başını rükudan kaldırdığı vakit ben şu duayı okuyuncaya kadar ayakta kalırdı: «Allâhım! Ey Rabbimiz! Gökler dolusu, yer dolusu, onlardan sonra dilediğin herşey dolusu hamd sana mahsustur. Mecd-ü senaya ehil olan Allah'ım! Senin verdiğini menedecek, menettiğini de verecek yoktur. Senin katında hiçbir varlık sahibine varlığı fayda verecek değildir.» Hakem demiş ki: Ben bunu Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'ya anlattım. O da şöyle dedi: «Ben Berâ ibn-i Âzib'i şunu söylerken işittim: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazı ve rükuu, başını rükudan kaldırışı, sücudu ve iki secde arası oturuşu takriben birbirine müsâvî idi.» Şu'be şöyle demiş: «Ben bunu Amr b. Mürre'ye anlattım da o: Ben ibn-i Ebî Leylâ'yı gördüm onun namazı böyle değildi; dedi.»
Hakam reported:There dominated in Kufa a man whose name was men- tioned as Zaman b. al-Ash'ath, who ordered Abu 'Ubaidah b. 'Abdullah to lead people in prayer and he accordingly used to lead them. Whenever he raised his head after bowing, he stood up equal to the time that I can recite (this supplication): O Allah! our Lord! unto Thee be the praise which would fill the heavens and the earth, and that which will please Thee besides them I Worthy art Thou of all praise and glory. None can prevent that which Thou bestowest, and none can bestow that whichthou preventest. And the greatness of the great will not avail him against Thee. Hakam (the narrator) said: I made a mention of that to Abd al-Rahman ibn Abi Laila who reported: I heard al-Bara' b. 'Azib say that the prayer of the Messenger of Allah (ﷺ) and his bowing, and when he lifted his head from bowing, and his prostration, and between the two prostrations (all these acts) were nearly proportionate. I made a mention of that to 'Ar b. Murrah and he said: I saw Ibn Abi Laili (saying the prayer), but his prayer was not like this
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، أَنَّ مَطَرَ بْنَ نَاجِيَةَ، لَمَّا ظَهَرَ عَلَى الْكُوفَةِ أَمَرَ أَبَا عُبَيْدَةَ أَنْ يُصَلِّيَ، بِالنَّاسِ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
{….} Bize Muhammedü'bnü Müsennâ ile ibn-i Beşşâr rivayet ettiler. Dediler ki; Bize Muhammed b. Câ'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Hakem'den naklen rivayet ettiki: Matar b. Naciye Kufe'yi raptedince Ebu Ubeyde'ye halka namaz kıldırmasını emretmiş... Ve hadisi rivayet etmiştir. İzah Bu hadîsi Buhârî-Ezan» ve «Namaz» bahislerinde, Ebu Dâvud, Tirmizî ve Nesaî de «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Hadîs, namazda kıraat ve teşehhüdün hafif, rüku, sücut ve onlardan doğrulurken tume'nîneti, yâni azanın sükunet bulacağı kadar durmayı uzunca tutmaya delildir. Hadîsin ikinci rivayetinde Takriben birbirine müsavi idi,» denilmesi, bazı fiillerin diğerlerinden biraz daha uzun olduğunu gösterir. Bu da kıyam hâline mahsustur. Teşehhüdde dahî mümkündür. Nevevî’nin beyânına göre bu hadîs bazı ahvâle hamledilmiştir. Yoksa buraya kadar geçen hadîslerden Resulullah (Sallallahu Aleyhi veSellem)'in kıyamı uzatırdığı anlaşılmıştır. Hattâ sabah namazında altmışdan yüze kadar âyet, öğle namazında sure-i secdeyi okurdu. O namaza durduğu vakit cemâatdan biri «Bakî'» tarafına kazâyi hacete gider; sonra evine dönerek abdest alır, mescide gider ve ilk rek'âta yetişebilirdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in akşam namazında «Tur» ve «Mürselât» surelerini, Buharî'nin rivayetinde «Arâf» ve ona benzer sureler okuduğu beyân edilmiştir. Bunlar gösteriyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhive Sellem)'in zaman zaman kıraati uzattığı olurmuş. Binâenaleyh babımız hadîsleri bâzı vakitler mânâsına hamledilmiştir. «Selâm vermekle, kalkıp gitme arasındaki oturuşunu takriben müsâvî buldum.» cümlesi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazdan selâm verdikten sonra orada bir parça oturduğuna delildir. Kufe'yi zapteden zâtın ismi hadîsin birinci rivayetinde tasrîh edilmemiş ise de, ikinci rivayette bunun Matar b. Naciye olduğu bildirilmiştir Ebu Ubeyde Hz. İbni Mes'ud'un oğludur
Hakam reported:When Matar b. Najiya dominated Kufa he ordered Abu Ubaida to lead people in prayer, and the rest of the hadith is the same