Sahîh-i Müslim: İman Bölümü

436 hadis bulundu · sayfa 8/22

Sahîh-i Müslim No. 235 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ آيَةُ الْمُنَافِقِ بُغْضُ الأَنْصَارِ وَآيَةُ الْمُؤْمِنِ حُبُّ الأَنْصَارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi, Şu'beden, o da Abdullah b. Abdillâh b. Cebr'-den naklen rivayet etti. Abdullah demiş ki; Enes'i şöyle derken dinledim: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Münafığın a/dmeti Ensar'a buğz etmek, müminin a/dmeti ise Ensar'ı sevmektir. "

It is reported on the authority of Anas that the Messenger of Allah (may peace and blessings Be upon him) observed:The sign of a hypocrite is the hatred against the Ansar and the sign of a believer is the love for the Ansar

Diğer tahric: Buhari, 17, 3573; Nesai, 5034; Tuhfetu'I-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 236 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ حُبُّ الأَنْصَارِ آيَةُ الإِيمَانِ وَبُغْضُهُمْ آيَةُ النِّفَاقِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Habîb el-Hârisi rivayet etti. (Dediki): Bize Hâîid yâni İbnü'l-Hâris rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdullah b. Abdillâh'dan, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletti: "Ensarı sevmek iman'ın alameti, onlara buğz etmek münafıklığın aıametidir

It is narrated on the authority of Anas that the Apostle (may peace and blessings be upon him) said:The love of the Ansar is the sign of faith and hatred against them is the sign of dissemblance

Sahîh-i Müslim No. 237 Sahih

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ، يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ فِي الأَنْصَارِ ‏ "‏ لاَ يُحِبُّهُمْ إِلاَّ مُؤْمِنٌ وَلاَ يُبْغِضُهُمْ إِلاَّ مُنَافِقٌ مَنْ أَحَبَّهُمْ أَحَبَّهُ اللَّهُ وَمَنْ أَبْغَضَهُمْ أَبْغَضَهُ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ قُلْتُ لِعَدِيٍّ سَمِعْتَهُ مِنَ الْبَرَاءِ قَالَ إِيَّاىَ حَدَّثَ ‏.‏

Bana Zuheyr b. Harb da tahdis etti. Bana Muaz b. Muaz tahdis etti (H) Bize Ubeydullah b. Muaz -lafız ona ait olmak üzere- da tahdis etti. Bize babam tahdis etti. Bize Şube, Adiyy b. Sabit'ten şöyle dediğini tahdis etti: Bera'yı Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den Ensar hakkında şöyle dedi diye tahdis ederken dinledim: "Onları ancak mümin kişi sever, onlara ancak münafık olan buğz eder. Onları seveni Allah da sever, onlara buğzedene Allah da buğzeder. " Şube dedi ki: Ben Adiyy'e: Bunu Bera'dan (bizzat) dinledin mi, dedim. O: (Bunu) bana o tahdis etti, dedi.

Al-Bara reported from the Messenger (may peace and blessing be upon him) that he remarked with regard to the Ansar:"None but the believer loves them, none but the hypocrite hates them. He who loves them loves Allah and he who hates them hates Allah." I (the narrator) said: Did you hear this hadith from al-Bara'? He said: He narrated it to me

Diğer tahric: Buhari, 2572; Tirmizi, 3900; İbn Mace, 163; Tuhfetu'l-Eşraf, 1792 İZAH 77 DE

Sahîh-i Müslim No. 238 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يُبْغِضُ الأَنْصَارَ رَجُلٌ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkub (yani İbni Abdirrahmân el-Kaarî), Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'nin rivayetine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse Ensar'a buğz etmez. " Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 12773 İZAH 77 DE

It is reported on the authority of Abu Huraira that the Messenger of Allah (may peace and blessings be upon him) said:A person who believes in Allah and the Last Day never nurses a grudge against the Ansar

Sahîh-i Müslim No. 239 Sahih

وَحَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، كِلاَهُمَا عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يُبْغِضُ الأَنْصَارَ رَجُلٌ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Muhammed b. Ebu Şeybe de tahdis etti (2/6a). Bize Cerir tahdis etti (H) Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti, bize Ebu Usame tahdis etti. Her ikisi A'meş'den, o Ebu Salih'ten, o Ebu Said'den şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse Ensar'a buğz etmez" buyurdu. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 4007 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın NEVEVİ ŞERHİ 78’de

It is narrated on the authority of Abu Sa'id Khudri that the Messenger of Allah observed:The person who believes in Allah and the Last Day never nurses a grudge against the Ansar

Sahîh-i Müslim No. 240 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ زِرٍّ، قَالَ قَالَ عَلِيٌّ وَالَّذِي فَلَقَ الْحَبَّةَ وَبَرَأَ النَّسَمَةَ إِنَّهُ لَعَهْدُ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَىَّ أَنْ لاَ يُحِبَّنِي إِلاَّ مُؤْمِنٌ وَلاَ يُبْغِضَنِي إِلاَّ مُنَافِقٌ ‏.‏

Bize Ebu Bekir İbni Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Ebu Muaviye, A'meş'den rivayet ettiler. H. Bize Yalıya b. Yahya dahî rivayet etti. Bu lafız onundur. (Dediki): Bize Ebu Muaviye, A'meş'den, o da Adiy b. Sabit'den, o da Zırr'den naklen haber verdi. Zirr demiş ki: Ali dedi ki: Taneyi yaran ve canı yaratan hakkı için yemin ederim. Şüphesiz ki bu söyleyeceğim) ümmi Nebi'nin bana olan ahdidir: "Beni ancak mümin kişi sever ve ancak münafık olan bana buğzeder."

Zirr reported:'Ali observed: By Him Who split up the seed and created something living, the Apostle (may peace and blessings be upon him) gave me a promise that no one but a believer would love me, and none but a hypocrite would nurse grudge against me

Diğer tahric: Tirmizi, 2736; Nesai, 5033, 5037; İbn Mace, 114; Tuhfetu'l-Eşraf, 10092 DAVUDOĞLU

Sahîh-i Müslim No. 241 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ الْمِصْرِيُّ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ النِّسَاءِ تَصَدَّقْنَ وَأَكْثِرْنَ الاِسْتِغْفَارَ فَإِنِّي رَأَيْتُكُنَّ أَكْثَرَ أَهْلِ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتِ امْرَأَةٌ مِنْهُنَّ جَزْلَةٌ وَمَا لَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكْثَرَ أَهْلِ النَّارِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تُكْثِرْنَ اللَّعْنَ وَتَكْفُرْنَ الْعَشِيرَ وَمَا رَأَيْتُ مِنْ نَاقِصَاتِ عَقْلٍ وَدِينٍ أَغْلَبَ لِذِي لُبٍّ مِنْكُنَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا نُقْصَانُ الْعَقْلِ وَالدِّينِ قَالَ ‏"‏ أَمَّا نُقْصَانُ الْعَقْلِ فَشَهَادَةُ امْرَأَتَيْنِ تَعْدِلُ شَهَادَةَ رَجُلٍ فَهَذَا نُقْصَانُ الْعَقْلِ وَتَمْكُثُ اللَّيَالِيَ مَا تُصَلِّي وَتُفْطِرُ فِي رَمَضَانَ فَهَذَا نُقْصَانُ الدِّينِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh b. el-Muhâdr-i Mısri rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbnü'l-Hâd'dan, o da Abdullah b. Dinar'dan, o da Abdullah b. Ömer'den, o da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletli: "Ey kadınlar topluluğu sadaka verin, çokça istiğfar edin çünkü ben sizlerin cehennemliklerin çoğunluğunu teşkil ettiğinizi gördüm. " Aralarında akıllı bir kadın: Ey Allah'ın Rasulü, cehennemliklerin çoğunluğunu bizim teşkil etmemizin sebebi nedir, dedi. Allah Rasulü: "(Çünkü) çokça lanet okursunuz, kocalarınıza karşı nankörlük edersiniz. Aklı ve dini eksik olanlar arasından aklı başında birisine sizden daha çok galip geleni görmedim" buyurdu. O kadın: Ey Allah'ın Rasulü, aklın ve dinin eksik olması ne demektir, dedi. o: ''Aklın eksikliği iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olmasıdır. İşte bu aklın eksikliğidir. Kadın günler boyunca namaz kılmadan bekler, ramazanda da oruç açar. İşte dinin eksikliği de budur" buyurdu. Bunu bana Ebu't-Tahir de tahdis etti. Bize İbn Vehb, Bekr b. Mudar'dan haber verdi. O İbn el-Had'dan bu isnad ile aynısını nakletti.

It is narrated on the authority of 'Abdullah b. Umar that the Messenger of Allah observed:O womenfolk, you should give charity and ask much forgiveness for I saw you in bulk amongst the dwellers of Hell. A wise lady among them said: Why is it, Messenger of Allah, that our folk is in bulk in Hell? Upon this the Prophet observed: You curse too much and are ungrateful to your spouses. I have seen none lacking in common sense and failing in religion but (at the same time) robbing the wisdom of the wise, besides you. Upon this the woman remarked: What is wrong with our common sense and with religion? He (the Holy Prophet) observed: Your lack of common sense (can be well judged from the fact) that the evidence of two women is equal to one man, that is a proof of the lack of common sense, and you spend some nights (and days) in which you do not offer prayer and in the month of Ramadan (during the days) you do not observe fast, that is a failing in religion

Diğer tahric: Ebu Davud, 4679 -muhtasar olarak-; İbn Mace, 4003; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 242 Sahih

وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ بَكْرِ بْنِ مُضَرَ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

(Bana Hasen b. Aliy el-Hulvânî ile Ebû Bekir b. İshâk rivâyet ettiler, dediler ki: Bize İtmü Ebi Meryem rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. ki: Bana Zeyd b. Eşlem, Iyâd b. Abdillâh'dan, o da Ebû Said-i Hudrî'den, o da Nebiy (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen haber verdi. H

This hadith has been narrated on the authority of Abu Tahir with this chain of transmitters

Sahîh-i Müslim No. 243 Sahih

وَحَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح

Bana Hasen b. Aliy el-Hulvânî ile Ebu Bekir b. İshâk rivayet etttler, dediler ki: Bize İbni Ebi Meryem rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. Dedi ki: Bana Zeyd b. Eşlem, Iyâd b. Abdİllâh'dan, o da Ebu Said-i Hudrî'den, o da Nebiy (Sallallahu Aleyhi e Sellem)''den naklen haber verdi. H. Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hücr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail —kî İbni Ca'ferdir— Amr b. Ebî Amr'dan, o da el-Makburî'den o da Ebu Hureyre'den, o da Nebiy (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den naklen, İbni Ömer'in Nebi {Sallallahu aleyhi ve Selleml'den diye naklettiği (238 nolu) hadis ile aynı manada rivayet etti.

A hadith like this as narrated by Ibn 'Umar has also been transmitted by Abu Sa'id al-Khudri

Diğer tahric: Ebu Hureyre'nin rivayetini yalnızca Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 13006. Ebu Said el-Hudri'nin rivayetini de Buhari, 298 -uzunca-, 913 -uzunca-, 1393, 1850 -muhtasar olarak-, 2515; Müs!im, 2050; Nesai, 1575, 1578, 1288; Tuhfetu'lEşraf, 4271 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın NEVEVİ ŞERHİ: "Ey kadınlar topluluğu sadaka verin ... (2/65) İşte bu da din eksikliğidir." Dilciler, ma' şer (topluluk), aynı durumdaki yani ortak vasıftaki topluluk demektir, diye açıklamışlardır. Mesela, insanlar bir ma'şer, cinler bir ma'şer, nebiler bir ma' şer, kadınlar vs. birer ma' şerdir. Çoğul u "meaşir" gelir. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Sizin cehennem ehlinin çoğunluğunu teşkil ettiğinizi gördüm" buyruğuna karşılık kadınlardan: "Biz neden cehennemliklerin çoğunluğuyuı" diyen birisi "cezle" diye nitelendirilmiştir ki akıl ve görüş sahibi kadın demektir. İbn Bureyd dedi ki: Cezalet, akıl ve vakar demektir. el-Aşir: Aslında bir kimse ile kayıtsız ve şartsız olarak muaşereti (birlikteliği) olan kimse hakkında kullanılır ise de burada kastedilen kocadır. Lubb: Akıl demek olup, aklın kemali kastolunur. Allah Rasulünün: "İşte aklın noksanlığı budur" buyruğu, aklın noksanlığının belirtisi budur, demektir. "Günlerce namaz kılmadan kalır" yani ay hali sebebiyle günler boyunca namaz kılamaz. Yine ay hali sebebiyle ramazan ayının birkaç gününde oruç tutmaz. Hadisten Çıkartılan Hükümler Hadisteki hükümlere gelince: 1- Bu hadiste birtakım bilgiler yer almaktadır: Sadakanın, iyilik olan işlerin yapılması, çokça mağfiret dilemek vs. itaatlerin yapılmasının teşvik edilmesi bunlar arasındadır. 2- Aziz ve celil Allah'ın buyurduğu gibi: "Muhakkak iyilikler kötülükleri giderir. " (Hud, 114) 3- Kocaya ve iyiliğe karşı nankörlük büyük günahlardandır çünkü cehennem ateşi tehdidi masiyetin büyük olduğunun alametleri arasındadır. Nitekim bunu yüce Allah'ın izniyle biraz sonra açıklayacağız. 4- Lanet okumak da aynı şekilde oldukça çirkin masiyetlerdendir fakat hadisten onun büyük bir günah olduğu anlamı çıkmamaktadır çünkü Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çokça lanet okursunuz" buyurmuştur ama küçük günah çokça işlenecek olursa sonunda büyük bir günah olur. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayrıca: "Mümine lanet etmek, onu öldürmek gibidir" buyurmuştur. İlim adamları da lanet okumanın haram olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir. Sözlükte lanet, uzaklaştırmak ve kovmak demektir. Şer' i bir terim olarak yüce Allah'ın rahmetinden uzaklaştırmaktır. Durumu ve son nefesinde dünyadan nasıl ayrıldığı kesin olarak bilinmeyen bir kimsenin yüce Allah'ın rahmetinden uzak olduğunu ifade etmek ise caiz değildir. Bundan dolayı ilim adamları şöyle demişlerdir: "Şer' i bir nas ile onun küfür üzere öldüğünü yahut küfür üzere öleceğini bildiğimiz -Ebu Cehil ve İblis gibi- kimseler dışında Müslüman olsun, kafir olsun, herhangi bir canlı olsun muayyen bir kimsenin lanetlenmesi caiz değildir. Bir niteliğe bağlı olarak lanetlemek ise haram değildir. Saçına saç ekleyen, saç ekleten, döğme yapan ve yaptıranın lanetlenmesi, faiz yiyen, yediren, suret yapanların, zalimlerin, fasıkların, kafirlerin lanetlenmesi, arazinin sınırlarının belirtilerini değiştiren kimselerin lanetlenmesi, gerçek efendilerinden başkalarına ait olduğunu söyleyenlerin, babasından başkasının nesebinden geldiğini ileri sürenlerin, İslam'da olmadık bir işi ortaya çıkartanın yahut büyük bir günah işlemiş kimseyi barındıranın lan etle nmesi ve buna benzer şer'i naslarda muayyen kimseler için değil de niteliklere bağlı olarak lanetlenenlerin lanetlenmesi buna örnektir. Allah en iyi bilendir. 5- Küfür hükmünün kocaya nankörlük, iyiliklerin, nimetin ve hakkın nankörlüğü gibi yüce Allah'ın inkfm dışındaki haller için de kullanılması. İşte buradan bundan önce geçmiş hadislerde zikredilen "küfür" ile ilgili yaptığımız yoru~un/tevilin doğruluğu da anlaşılmaktadır. 6- İmanın arttığı ve eksildiği açıklanmaktadır. 7- İmam, çeşitli makam ve mevkilerdeki yöneticiler ve insanlar ileri gelenler, reayalarına öğüt vermeli, onları İslam'ın buyruklarına aykırı hareket etmekten sakındırıp, itaatleri işlemeye teşvik etmelidirler. 8- Öğrencinin, aıime uyanın uyduğu kimseye söylediğinin anlamını kavrayamadığı hallerde soru sorması. Buradaki aklı başında kadının (r.anha) soru sorması gibi. 9- "Ramazan" ismini "ay"a izafe etmeksizin kullanmak -asıl tercih edilen aya izafetle kullanılması olmakla birlikte- caizdir. Allah en iyi bilendir. İmam Ebu Abdullah el-Mazeri (rahimehullah) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: ''Aklın eksikliği iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olmasıdır" buyruğu ile, bunun arka planına dikkat çekmektedir. Bu da yüce Allah'ın kitab-ı keriminde: "Biri unutursa diğerine hatırlatsın diye" (Bakara, 282) buyruğu ile dikkat çektiği husustur. Yani onların belleyişleri azdır. (2/67) (el-Mazeri devamla) dedi ki: İnsanlar aklın mahiyeti hususunda ihtilaf etmişlerdir. İlim olduğu söylendiği gibi, zorunlu birtakım bilgiler olduğu da söylenilmiştir. Bilinenlerin gerçekleri arasında ayırım gözeten güçtür diye de açıklanmıştır. -el-Mazeri'nin sözleri burada bitmektedir.- Derim ki: Aklın gerçek mahiyeti ve kısımları ile ilgili görüş ayrılığı pek çoktur ve bilinen bir husustur. Bunları açıklayarak burada sözü uzatmamıza ihtiyaç yoktur. Aklın yeri hususunda da ihtilaf etmişlerdir. Bizim (mezhebimize mensup) kelamcılar kalptedir demişlerdir. Bazı ilim adamları ise o baştadır demiştir. Allah en iyi bilendir. Hadiste Kadınlar İle İlgili Nitelemelerin Anlamı Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kadınları namazı ve orucu ay hali zamanlarında terk etmeleri sebebiyle dinlerinin eksik olmasıyla nitelendirmesinin anlaşılmasında zorlukla karşı karşıya kalınabilir ama bunun anlaşılması zor değil, aksine gayet açıktır. Şüphesiz ki dil, iman ve İslam daha önce birkaç yerde açıkladığımız gibi bir anlamda ortaklıkları vardır. Yine birkaç yerde açıkladığımız gibi itaatlere de iman ve din denilir. Bu husus sabit olduğuna göre ibadeti çok olanın imanının ve dininin de artış göstereceği, az olanın da dininin eksileceği sabit olmaktadır. Diğer taraftan din eksikliği bazen kişinin günaha girmesine sebep olabilir. Namazı, orucu ya da diğer farz ibadetleri mazeretsiz terk etmek gibi. Bazen de günahı gerektirmeyen bir şekilde sözkonusu olabilir. Cumayı, gazaya çıkmayı ya da daha başka farz olan ibadetleri mazereti sebebiyle terkedenin durumu gibi. Bazı hallerde de bu terk kendisinin bununla mükellef olduğu şekilde sözkonusu olabilir. Ay hali kadının namazı ve orucu terk etmesi gibi. Şöyle bir soru sorulabilir: Kadın ay hali iken namazı ve orucu eda etmemekte mazur görüldüğüne göre, ay hali süresince -onun kazasını yapmasa dahi- namaz sevabını alır mı? Hasta ve yolcu kimsenin sağlıklı iken ve ikamet halinde iken kıldığı nafile namazıarının aynısı, yolculuğunda ve hastalığında hasta ve yolcuya sevap olarak yazıldığı gibi yazılır mı? Cevap: Bu hadisin zahirine göre ay hali olan kadına bunların sevabı yazılmaz. Aradaki fark şudur: Hasta ve yolcu bu nafile ibadetleri bunları eda etme ehliyeti ile birlikte sürekli olarak yapmak niyetiyle yerine getiriyordu. Ay hali olan kadının durumu ise böyle değildir. Aksine o kadının niyeti ay hali zamanlarında namazı terk etmektir. Hatta ay halinde iken namaz kılmaya niyet etmesi ona haramdır. Nafile namazıarını onları devamlı kılmak niyetini taşımaksızın bazen kılıp, bazen kılmayan yolcu yahut hastanın hali de buna benzemektedir. Böyle bir kimsBye nafile namaz kılmadığı zamanlardaki yolculuğu ve hastalığı esnasında ona (nafilelerini kılmış gibi) sevap yazılmaz. Allah en iyi bilendir. Baptaki Hadislerin Senetleri İbnu'l-Had: Adı Yezid b. Abdullah b. Usame'dir. Usame, "el-Had"ın kendisidir çünkü o misafirlerin ve yoldan geçenlerin ona doğru yol bulmaları için ateş yakardı. Bu lafzı muhaddisler bu şekilde "el-Had" diye telaffuz ederler, bir söyleyişe göre sahihtir ama Arapça' da tercih edilen sonuna ye getirmek suretiyle "el-Hadi" denilmesidir. Bu hususları kitabın mukaddimesinde ve başka yerlerde sözkonusu etmiştik. Allah en iyi bilendir. Ebu Bekr b. İshak'ın adı Muhammed'dir. İbn Ebu Meryem ise (2/68) Said b. Hakem b. Muhammed b. Ebu Meryem el-Cumahi Ebu Muhammed el-Mısri' dir. Pek değerli, üstün, fakihtir. Amr b. Ebu Amr, el-Makburi' den rivayetinde geçen buradaki "elMakburi"nin kim olduğu hakkında ihtilaf edilmiştir. Acaba bu Ebu Said elMakburi midir yoksa onun oğlu Said midir? Çünkü bunların her birisine -asıl el-Makburi Ebu Said olmakla birlikte- el-Makburi denilir. Hafız Ebu Ali elGassani el-Ceyyani, Ebu Mesud es-Sekafi' den şöyle dediğini nakletmektedir: Burada kasıt Ebu Said' dir. Ebu Ali dedi ki: Bu husus ise ancak İsmail b. Cafer'in, Amr b. Ebu Amr'dan diye naklettiği rivayetindedir. Darakutni dedi ki: Ona Süleyman b. Bilal muhalefette bulunarak bu hadisi Amr'dan, o Said el-Makburi'den diye rivayet etmiştir. Darakutni dedi ki: Süleyman b. Bilal'in sözü ise daha sahihtir. Şeyh Ebu Amr b. es-Salah (rahimehullah) dedi ki: Bunu Ebu Nuaym elAsbahani, el-Muharrac ala Sahih-i Müslim adlı eserinde razı olunan çeşitli yollardan İsmail b. Cafer'den, o Amr b. Ebu Amr'dan, o Said b. Ebu Said el-Makburi' den diye bu şekilde açık seçik bir şekilde rivayet etmiş bulunmaktadır ama biz bu hadisi Müslim'in Sahihine muharrec özelliğindeki Ebu Avane'nin Müsnedinde İsmail b. Cafer, Ebu Said yoluyla, Süleyman b. Bilal de Ebu Said yoluyla -az önce Darakutni'den geçtiği gibi- rivayet etmiş bulunmaktayız. O halde buna itimat edilmelidir. İbnu's-Salah'ın açıklamaları buraya kadardır. "el-Makburi" nispeti be harfi ötreli ve fethalı (el-Makberi) şeklinde de söylenir. Bu hususta meşhur iki okuyuştur. Bu da (kabristan demek olan) makbure'ye nispettir. Bunun da be harfi ötreli, fethalı ve kesreli olmak üzere üç söyleyişi vardır ki üçüncüsü gariptir. İbrahim el-Harbi ve başkaları der ki: Ebu Said kabirlere inerdi. Bundan dolayı ona el-Makburi denildi. Evinin kabristanın yakınında olduğu (ve bundan dolayı ona bu nispetin verildiği de) söylenmiştir. Yine denildiği üzere Ömer b. el-Hattab (radıyalliıhu anh) onu kabirlerin kazılmasının işinin başına tayin etmişti. Bundan dolayı ona el-Makburi denildi. Nuaym'ı ise mescit1erin kokulandırılmasından sorumlu olarak görevlendirmişti. Bundan dolayı da ona Nuaym el-Müeemmir (tütsüleyid, buhurlayıeı Nuaym) denilmiştir. Ebu Said'in adı Keysan (nispeti el-leysi) el-Medeni'dir. Allah en iyi bilendir

Sahîh-i Müslim No. 244 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا قَرَأَ ابْنُ آدَمَ السَّجْدَةَ فَسَجَدَ اعْتَزَلَ الشَّيْطَانُ يَبْكِي يَقُولُ يَا وَيْلَهُ - وَفِي رِوَايَةِ أَبِي كُرَيْبٍ يَا وَيْلِي - أُمِرَ ابْنُ آدَمَ بِالسُّجُودِ فَسَجَدَ فَلَهُ الْجَنَّةُ وَأُمِرْتُ بِالسُّجُودِ فَأَبَيْتُ فَلِيَ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe ve Ebu Kureyb de tahdis edip dediler ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten tahdis etti. O Ebu Salih'ten, o Ebu Hureyre' den şöyle dediğini nakletti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ademoğlu secde ayetini okuyup da secde edince şeytan ayrılıp ağlayarak vay onun haline -Ebu Kureyb'in rivayetinde: vay benim halime- Ademoğlu secde etmekle emrolundu, secde etti, bu sebeple ona cennet vardır. Ben de secde etmekle emrolundum, kabul etmedim, bundan dolayı benim için cehennem ateşi vardır, der. "

It is narrated on the authority of Abu Huraira that when, the son of Adam recites the Ayat of Sajdah (prostration) and then falls down in prostration, the Satan goes into seclusion and weeps and says:Alas, and in the narration of Abu Kuraib the words are: Woe unto me, the son of Adam was commanded to prostrate, and he prostrated and Paradise was entitled to him and I was commanded to prostrate, but I refused and am doomed to Hell

Diğer tahric: İbn Mace, 1052; Tuhfetu'I-Eşraf, 12524 ve Ahöed Müsned, İbn-i Hibban

Sahîh-i Müslim No. 245 Sahih

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ فَعَصَيْتُ فَلِيَ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Zuheyr b. Harb da tahdis etti. Bize Veki', tahdis etti. Bize A'meş bu isnad ile hadisi aynen tahdis etti. Ancak o: "...Ben ise isyan ettim. Bu sebeple benim için cehennem ateşi vardır der" dedi. Bunu yalnız Müs!im rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 12473 NEVEVİ ŞERHİ 82.sayfa, 243 nolu Hadis’te. DAVUDOĞLU

A'mash narrated this hadith with the same chain of transmitters, with this change of words that he (the Satan) said:I disobeyed and I am doomed to Hell

Sahîh-i Müslim No. 246 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، كِلاَهُمَا عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَالْكُفْرِ تَرْكَ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya et-Temîmi ile Osman b. Ebî Şeybe ikisi de Cerir'den rivayet ettiler. Yahya dediki: Bize Cerir, A'meş'den o da Ebu Sufyan' dan naklen haber verdi. Demişki: Cabir’i şöyle derken işittim : Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Muhakkak kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terki vardır" buyururken dinledim.

It is narrated on the authority of Jabir that he heard the Apostle (may peace and blessings be upon him) saying. Verily between man and between polytheism and unbelief is the negligence of prayer

Diğer tahric: Tirmizi, 2618; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 247 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَالْكُفْرِ تَرْكُ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebu Gassan el-Mismai rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhak b. Mahled, İbni Cüreyc'den naklen rivayet etti. Demişki: Bana Ebu-z'Zübeyr haber verdi ki, Cabir b. Abdillahı, şöyle derken işitmiş. RasliluIlah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Kişi ile şirk ve küfür arasında namazın terk edilmesi vardır" buyururken dinledim.

It is narrated on the authority of Abu Zubair that he heard Jabir b. 'Abdullah saying. I heard the Messenger of Allah (may peace and blessings be upon him) observing this:Between man and polytheism and unbelief is the abandonment of salat

Diğer tahric: Nesai, 463; Tuhfetu'l-Eşraf, 2817 240 – 243 HADİSLER İÇİN:

Sahîh-i Müslim No. 249 Sahih

وَحَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ زِيَادٍ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ إِيمَانٌ بِاللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ ‏"‏ حَجٌّ مَبْرُورٌ ‏"‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ قَالَ ‏"‏ إِيمَانٌ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

(Bana bu hadisi Muhammed b. Râfi' ile Abd. b. Humeyd de Abdurrâzzâk'dan rivâyet ettiler. ki): Bize Ma’mer, Zühri’den bu isnâdla bu hadisin mislini haber verdi

Abu Huraira reported:The Messenger of Allah was asked about the best of deeds. He observed: Belief in Allah. He (the inquirer) said: What next? He (the Holy Prophet) replied: Jihad (struggle to the utmost) in the cause of Allah. He (the inquirer) again said: What next? He (the Holy Prophet) replied: Pilgrimage accepted into the grace of the Lord. In the. tradition narrated on the authority of Muhammad b. Ja'far (the words are) that he (the Holy Prophet) said: Belief in Allah and His Messenger. Muhammad b. Rafi and 'Abd b. Humaid, 'Abdur-Razzaq and Ma'mar and Zuhri have narrated a hadith like this on the authority of the same chain of transmitters

Sahîh-i Müslim No. 250 Sahih

حَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الزَّهْرَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، ح وَحَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُرَاوِحٍ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ الإِيمَانُ بِاللَّهِ وَالْجِهَادُ فِي سَبِيلِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ أَىُّ الرِّقَابِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ أَنْفَسُهَا عِنْدَ أَهْلِهَا وَأَكْثَرُهَا ثَمَنًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ فَإِنْ لَمْ أَفْعَلْ قَالَ ‏"‏ تُعِينُ صَانِعًا أَوْ تَصْنَعُ لأَخْرَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ ضَعُفْتُ عَنْ بَعْضِ الْعَمَلِ قَالَ ‏"‏ تَكُفُّ شَرَّكَ عَنِ النَّاسِ فَإِنَّهَا صَدَقَةٌ مِنْكَ عَلَى نَفْسِكَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebu'r-Rabi' ez-Zehrani tahdis etti. Bize Hammad b. Zeyd tahdis etti, bize Hişam b. Urve tahdis etti. (H) Bize Halef b. Hişam da -lafız onun olmak üzere- tahdis etti. Bize Hammad b. Zeyd, Hişam b. Urve'den tahdis etti. O babasından, o Ebu Muravih el-Leysl'den, o Ebu Zerr'den şöyle dediğini nakletti: - Ey Allah'ın Rasulü, amellerin en faziletlisi hangisidir, dedim. O: ''Allah'a iman ve onun yolunda cihaddır" buyurdu. (Hürriyetine kavuşturmak için) köle ve cariyelerin hangisi daha faziletlidir, dedim. O: "Sahiplerine göre daha nefis ve daha değerli olanlarıdır" buyurdu. Ben: Eğer (bunu) yapamayacak olursam, dedim. O: "(Herhangi) bir iş yapan birisine yardım edersin ya da yapamayan için sen yaparsın" buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü, eğer bazı amelleri yapamayacak kadar güçsüz olursam (ne yapabilirim), dedim. O: "İnsanlara kötülük yapmaktan kendini alıkoyarsın. Bu senin kendine bir sadakandır" buyurdu.

Abu Dharr reported:I said: Messenger of Allah, which of the deeds is the best? He (the Holy Prophet) replied: Belief in Allah and Jihad in His cause. I again asked: Who is the slave whose emancipation is the best? He (the Holy Prophet) replied: One who is valuable for his master and whose price is high. I said: If I can't afford to do it? He (the Holy Prophet) replied: Help an artisan or make anything for the unskilled (labourer). I (Abu Dharr) said: Messenger of Allah, you see that I am helpless in doing some of these deeds. He (the Holy Prophet) replied: Desist from doing mischief to the people. That is the charity of your person on your behalf

Diğer tahric: Buhari, 2518; Nesai, 3129 .. muhtasar olarak ..; İbn Mace, 2523; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 251 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حَبِيبٍ، مَوْلَى عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِي مُرَاوِحٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ فَتُعِينُ الصَّانِعَ أَوْ تَصْنَعُ لأَخْرَقَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Rafi' ve Abd b. Humeyd tahdis etti. -Bize Abdurrezzak (2/9a) -Abd haber verdi, dedi, İbn Rafi' tahdis etti, dedi-, bize Ma'mer, ez-Zührl'den haber verdi. O Urve b. Zubeyr'in azatlısı Habib'den, o Urve b. Zübeyr'den, o Ebu Muravih'den, o Ebu Zerr'den, O Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den hadisi buna yakın olarak nakletti. Ancak bu rivayetinde O: "(İş yapan anlamındaki lafzın başına elif lam getirerek): İş yapan birisine yardımcı olursun, yahut yapamayan adına sen yaparsın" buyurdu (diye nakletti). 244 – 252 DAVUDOĞLU ŞERHİ İÇİN buraya tıklayın

Muhammad b. Abu Rafi' narrated the hadith on the authority of Abu Dharr with a slight difference

Sahîh-i Müslim No. 252 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِيَاسٍ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الْعَمَلِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ الصَّلاَةُ لِوَقْتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ فَمَا تَرَكْتُ أَسْتَزِيدُهُ إِلاَّ إِرْعَاءً عَلَيْهِ ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Aliy b. Müshir, Şeybâni'den, o da el-Velid b. el-Ayzar'dau o da Sa'd b. İyâs Ebu Amr Şeybâni'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. İbn-i Mes'ud şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: En faziletli amel hangisidir, dedim. O: "Vaktinde kılınan namazdır" buyurdu. Sonra hangisidir, dedim. O: ''Anne babaya iyilik yapmaktır" buyurdu. Sonra hangisidir, dedim. O: ''Allah yolunda cihaddır" buyurdu. Ona daha fazlasını sormayı ancak ona acıdığım için bıraktım.

It is narrated on the authority of 'Abdullah b. Mas'ud that he observed. I asked the Messenger of Allah (ﷺ) which deed was the best. He (the Holy Prophet) replied:Prayer at its appointed hour. I (again) said: Then what? He (the Holy Prophet) replied: Kindness to the parents. I (again) said: Then what? He replied: Earnest endeavour (Jihad) in the cause of Allah. And I would have not ceased asking more questions but out of regard (for his feelings)

Diğer tahric: Buhari, 504, 2630, 5625, 7096; Tirmizi, 173; Nesai, 609, 610; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 253 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ الْفَزَارِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو يَعْفُورٍ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَىُّ الأَعْمَالِ أَقْرَبُ إِلَى الْجَنَّةِ قَالَ ‏"‏ الصَّلاَةُ عَلَى مَوَاقِيتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَمَاذَا يَا نَبِيَّ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ وَمَاذَا يَا نَبِيَّ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ebî Ömer el-Mekki rivayet etti. (Dedi ki): Bize Mervân el-Fezân rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Ya'fur, el-Velid b. el-Ayzâr'dan, o da Ebu Amr Şeybânî'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ey Allah'ın Nebisi hangi amel cennete daha yakın(laştırıcı)dır dedim. O: "Vakitlerinde kılınan namazdır" buyurdu. Ben: Başka hangisidir ey Allah'ın Nebisi, dedim. O: ''Anne babaya iyiliktir" buyurdu. Ben: Başka hangisidir ey Allah'ın Nebisi, dedim. O: ''Allah yolunda cihaddır" buyurdu.595

Abdullah b. Mas'ud reported:I said: Messenger of Allah, which of the deeds (takes one) nearer to Paradise? He (the Holy Prophet) replied: Prayer at its proper time, I said: What next, Messenger of Allah? He replied: Kindness to the parents. I said: What next? He replied: Jihad in the cause of Allah

Diğer tahric: Buhari, 504, 2630, 5625, 7096; Tirmizi, 173; Nesai, 609, 610; Tuhfetu'l-Eşraf

Sahîh-i Müslim No. 254 Sahih

وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَمْرٍو الشَّيْبَانِيَّ، قَالَ حَدَّثَنِي صَاحِبُ، هَذِهِ الدَّارِ - وَأَشَارَ إِلَى دَارِ عَبْدِ اللَّهِ - قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الأَعْمَالِ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الصَّلاَةُ عَلَى وَقْتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏ قَالَ حَدَّثَنِي بِهِنَّ وَلَوِ اسْتَزَدْتُهُ لَزَادَنِي ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muâz el-Anberi rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, El-Velid b. el-Ayzâr'dan rivayet etti kî, el-Velid, Ebu Amr Eş-Şeybânîden dinlemiş. Ebu Amr: Bana şu evin sahibi rivayet etti; (diyerek Abdullahın hanesine işaret etmiş') Abdullah şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: Allah'ın en sevdiği amel hangisidir, dedim. O: "Vaktinde kılınan namazdır" buyurdu. Sonra hangisidir dedim. O: "Sonra anne babaya iyiliktir" buyurdu. Sonra hangisidir dedim. O: ''Allah yolunda cihaddır" buyurdu. (Abdullah b. Mes'ud): Bunları bana tahdis etti. Eğer ona daha fazlasını sorsaydım, o da bana daha fazlasını da söyleyecekti, dedi

It was heard from Abu 'Amr Shaibani that, pointing towards the house of Abdullah, he said:The owner of this house told me that he asked the Messenger of Allah (ﷺ): Which of the deeds are liked by Allah? He (the Holy Prophet) observed: Prayer at its proper time. I (again) said: What next? He replied: Then goodness to the parents. I (again) said: What then? He replied: Then Jihad in the cause of Allah. He ('Abdullah) said: This is what I was told (by the Holy Prophet). Had I questioned further, he would have made additions for me

Sahîh-i Müslim No. 255 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏ وَزَادَ وَأَشَارَ إِلَى دَارِ عَبْدِ اللَّهِ وَمَا سَمَّاهُ لَنَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet eyledi. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti; ve «Abdullahın evine işaret etti amma onun adını bize söylemedi.» cümlesini ziyade eyledi

This hadith has been transmitted by Muhammad b. Bashshar, Muhammad b. Ja'far Shu'ba with this chain of narrators, with the addition that he pointed towards the house of 'Abdullah, but he did not mention his name for us

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya