{m-83} Bana ibni Müsennâ ile ibni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Simâk'den hu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Simâk şöyle demiş: «Ben kardeşimi şöyle derken işittim: Câbir onlardan korunuverin, dedi.» İZAH BİR SONRAKİ 157 DEVAM SAYFASINDA
Bu hadis Sahîh-i Müslim’de yer alır. Ümmet, Sahîhayn’daki (Buhârî ve Müslim) hadislerin sahih olduğunu kabul etmiştir.
Kaynak: Sahîh-i Müslim, “Mukaddime” bölümü, hadis no. 7341.
Aynı bölümden
Bazılarına gb're buradaki küfürden murad, bu iki şeyin küf-fann amellerinden ve cahiliyyet devri adetlerinden olmalarıdır. Nitekim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kadınlar kendisine beyat ederken ölüye feryad edip ağlamayacaklarına dair onlardan söz almış: «Ölenin arkasından yanaklarına vuran, ceplerini yırtan ve cahiliyet da'vasın-aa bulunan bizden değildir.» buyurmuştur. Bu hususta onbeş sahâbiden hadis rivâyet edilmiştir. Aynî (Rahimehulloh) «Umdetü'l-Kaari» adlı Buhârî şerhinde bu zevatın isimlerini ve rivâyet ettikleri hadisleri sıralamıştır. Biz, «et-Tavzih» sahibinin yaptığı gibi yalnız isimlerini saymakla iktifa edeceğiz. zevat: 1- İbn Mes'ud, 2- Ebû Mûsâ el-Eş'ari, 3- Ma'kıl b. Mu-karrin, 4- Ebû Mâlik el-Eş'ari, 5- Ebû Hüreyre, 6- İbn Abbâs, 7- Mua-viye, 8- Ebû Said-i Hudrî, 9- Ebû Ümâme, 10- Alî b. Ebî Tâlib, 11- Câ-bir, 12- Kays b. Âsim, 13- Cünâdetü'bnü Mâlik, 14- Üraraü, Atiyye, 15- Ümmü Seleme (radıyallahu anhüm) hazeratıdır. istihza, gıybet ve kazif yani, namuslu kadınlara zina iftirası gibi şeyleri de yasak etti. Çünkü bunlar da cahiliyet devri amel-lerindendir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) «Allah sizden cahiliyet kibrini, soy sop ile öğünmeyi kaldırmıştır.» buyurmuştur
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ إِنَّهُ لَيَمْنَعُنِي أَنْ أُحَدِّثَكُمْ حَدِيثًا كَثِيرًا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ تَعَمَّدَ عَلَىَّ كَذِبًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ " .
Bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. (Dediki:) Bize İsmaîl yanî İbni Uleyye, Abdulazîz b. Suhayb'dan o da Enes b. Malik'den naklen rivayet etti ki, Enes; Sizlere çok hadîs rivayet etmeme Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in şu hadîsi cidden mani' olmaktadır. Her kim kasdî olarak benim üzerimden bir yalan uydurursa hemen Cehennem'deki yerine hazır olsun.» buyurdular; demiştir.
Zuhayr bin Harb narrated to me, Ismā’īl, rather, Ibn Ulayyah narrated to us, on authority of Abd il-Azīz ibn Suhayb, on authority of Anas bin Mālik, that he said:‘Indeed what prevents me from relating to you a great number of Ḥadīth is that the Messenger of Allah, peace and blessings of Allah upon him, said: ‘Whoever intends to lie upon me, then let him take his seat in the Fire.’
Diğer tahric: Kütüb-i Sirte arasında) yalnız Müslim rivayet etmiştir. ve Tuhfetu'l-fşraf, 1002 NEVEVİ ŞERHİ : (SENED) Müslim'in "bize İsmail -yani İbn Uleyye- tahdis etti" ifadesinde "yani" demesinin sebebi naklettiği rivayette "İbn Uleyye" bulunmadığından kendisi "yani" lafzını eklemiştir. Mukaddimedeki fasıllarda buna dair açıklamalar geçmiş ve bundan maksadın ne olduğunu orada açıklamış idik. "Uleyye" İsmail'in annesidir. Babası, İbrahim b. Sehm b. Miksem el-Esedi'dir. Esed nispeti Huzeyme'nin Esed kolunadır. Onların azatlısıdır. İsmail'in kendisi Basralı'dır, aslı da Kufe'dendir. Künyesi Ebu Bişr' dir. Şu'be dedi ki: İsmail b. Uleyye, fukahanın reyhanı, muhaddislerin efendisidir. Muhammed b. Sa'd dedi ki: Uleyye, İsmail'in annesidir. O da Şeyban oğullarının azatlısı Hassan kızı Uleyye olup, aklı başında, dirayetli bir kadın imiş. Salih el-Murri ve ondan başka Basra'nın ileri gelenleri ile fukahasından olan kimseler onun evine gider, o da onların bulunduğu yere çıkar, onlarla konuşur, onlara soru sorardı. İsmail b. Uleyye ile ilgili hususlardan birisini de Hatib Bağdadi şöylece sözkonusu etmektedir: İsmail b. Uleyye'den İbn Cureyc ve Musa b. Sehl el-Vişa hadis nakletmiş bulunmaktadır. Bu ikisinin vefatları arasında 129 yıl vardır. 127 yıl olduğu da söylenmiştir. (Hatib devamla) dedi ki: Yine İbn Uleyye'den, İbrahim b. Tahman hadis nakletmiştir. Onun vefatı ile el-Vişa'nın vefatı arasında ise 120 yıl vardır. 125 yıl olduğu da söylenmiştir. İbn Uleyye' den Şu'be de hadis rivayet etmiştir. Onun vefatı ile el-Vişa'nın vefatı arasında ise 118 yıl vardır. Yine İbn Uleyye'den, Abdullah b. Vehb de hadis rivayet etmiştir. Onun vefatı ile el-Vişa'nın vefatı arasında ise 81 yıl vardır. el-Vişa ise 298 yılı Zülkade ayının cumaya rastIayan birinci günü vefat etmiştir