حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ زَائِدَةَ، ح وَحَدَّثَنِي بِشْرُ بْنُ، خَالِدٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، كِلاَهُمَا عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
{…} Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dadiki): Bize Ebû Usâme, Zâide'den rivayet etti. H. Bana Bişr b Hâlid de rivayet etti. (Dediki):) Bize Muhammed (yânı İbni Ca'fer) rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. Her iki râvî A'meş'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. izah: Ulemâdan bâzılarına göze bu hadîsden murâd: yedi yüz deve sevabıdır. Mâmâfîh zahirî mânâsı kasdedilmiş de olabilir. Bu takdirde o zâta cennette, her biri yularlı yedi yüz deve verilecek, onlar binerek istediği yerde gezecektir. Nitekim cennet atları hakkında da bu mânâda hadîs vardır. Nevevî bu ihtimâli daha kuvvetli görmektedir
A similar tradition has been narrated on the authority of al-A'mash
Bu hadis Sahîh-i Müslim’de yer alır. Ümmet, Sahîhayn’daki (Buhârî ve Müslim) hadislerin sahih olduğunu kabul etmiştir.
Kaynak: Sahîh-i Müslim, “İmâret (Yönetim)” bölümü, hadis no. 4898 (Arapça baskı no. 1892.02).