359 hadis bulundu · sayfa 18/18
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الْمُسْلِمِينَ رَأَى فِي النَّوْمِ أَنَّهُ لَقِيَ رَجُلاً مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ فَقَالَ نِعْمَ الْقَوْمُ أَنْتُمْ لَوْلاَ أَنَّكُمْ تُشْرِكُونَ تَقُولُونَ مَا شَاءَ اللَّهُ وَشَاءَ مُحَمَّدٌ . وَذَكَرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " أَمَا وَاللَّهِ إِنْ كُنْتُ لأَعْرِفُهَا لَكُمْ قُولُوا مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ شَاءَ مُحَمَّدٌ " . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنِ الطُّفَيْلِ بْنِ سَخْبَرَةَ، أَخِي عَائِشَةَ لأُمِّهَا عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِنَحْوِهِ .
Huzeyfe bin el-Yeman (r.a.)'den şöyle demiştir: Müslümanlardan bir adam rüyasında ehl-i kitab'dan bir adamla karşılaşmış ve ehl-i kitap olan adam ona: Allah'a ortak koşmanız olmazsa siz (müslümanlar) ne güzel insanlarsınız. Siz Allah'ın dilediği ve Muhammed'in dilediği diyorsunuz, demiştir. Müslüman adam da sonra rüyasını Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatmış, bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Bilmiş olun ki Vallahi şüphesiz sizin bu kelimeyi kullandığınızı bilmiyordum. Şöyle deyiniz: Allah'ın dilediği sonra Muhammed'in dilediği.» buyurdu. Aişe (r.anha) ana bir erkek kardeşi Tufeyl bin Sahbere (r.a.) de bu Hadis'in mislini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet etmiştir. Not: Bu senedin ravilerinin Buhari'nin şartı üzerine sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Hudhaifah bin Yaman that :a Muslim man saw in a dream that he met a man from among the People of the Book, who said: "What good people you would be if only you were not committing Shirk. For you say: 'What Allah wills and Muhammad wills."' He mentioned that to the Prophet (ﷺ) and he said: "By Allah, I am aware of that. Say: 'What Allah wills then what Muhammad wills."'Another chain from Tufail bin Sakhbarah, the brother of 'Aishah by her mother, from the Prophet (ﷺ), with similar wording
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَهْدِيٍّ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ جَدَّتِهِ، عَنْ أَبِيهَا، سُوَيْدِ بْنِ حَنْظَلَةَ قَالَ خَرَجْنَا نُرِيدُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَمَعَنَا وَائِلُ بْنُ حُجْرٍ فَأَخَذَهُ عَدُوٌّ لَهُ فَتَحَرَّجَ النَّاسُ أَنْ يَحْلِفُوا فَحَلَفْتُ أَنَا أَنَّهُ أَخِي فَخَلَّى سَبِيلَهُ فَأَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَخْبَرْتُهُ أَنَّ الْقَوْمَ تَحَرَّجُوا أَنْ يَحْلِفُوا وَحَلَفْتُ أَنَا أَنَّهُ أَخِي فَقَالَ " صَدَقْتَ الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ " .
Suveyd bin Hanzala (r.a.)'dan şöyle demiştir: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i ziyaret etmek üzere çıktık. Beraberimizde Vail bin Hucr da vardı. (Yolda) Vail'i düşmanı yakaladı. Arkadaşlar (Vail'i kurtarmak için) yemin etmeyi günah saydılar. Ben kendim yemin ederek: Bu benim kardeşimdir. Yeminim üzerine Vail'in düşmanı onu serbest bıraktı. Sonra biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vardık. Ben arkadaşlarımın yemin etmeyi günah saydıklarını ve Vail'in kardeşim olduğuna yemin ettiğimi Ona arz ettim. O buyurdu ki: «Doğru söz söylemişsin. Müslüman müslüman'ın kardeşidir .» Bu hadis’i ayrıca Ebu Davud da eyman ven-nuzur da tahric etti. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA 2121’deki Ebu Hureyre hadisi Ebu Davud’da bu hadis’ten önce olduğu için önce onun izahını okumalı. 2121 deki linki o yüzden buraya da aldım: EBU DAVUD’DAKİ EBU HUREYRE HADİSİ VE İZAH İÇ,İN TIKLA
It was narrated that Suwaid bin Hanzalah said:"We went out looking for the Messenger of Allah (ﷺ) and Wa'il bin Hujr was with us. An enemy of his seized him and the people were reluctant to swear an oath but I swore that he was my brother, so they set him free. We came to the Messenger of Allah (ﷺ) and I told him that the people had been reluctant to swear an oath, but I had sworn that he was my brother. He said: 'You told the truth. The Muslim is the brother of his fellow Muslim
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّمَا الْيَمِينُ عَلَى نِيَّةِ الْمُسْتَحْلِفِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Yapılan yemin ancak yemin ettirenin niyeti üzerinedir..» (Seni yemin ettiren ne niyetle yemin ettiriyorsa yeminin odur.) MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"The oath is only according to the intention of the one who requests the oath to be taken
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " يَمِينُكَ عَلَى مَا يُصَدِّقُكَ بِهِ صَاحِبُكَ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Senin yeminin arkadaşının seni tasdik ettiği niyet üzerinedir.» (Seni yemin ettiren ne niyetle yemin ettiriyorsa yeminin odur.) EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇ,İN TIKLA
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"Your oath is as your companion understands it to be
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ النَّذْرِ وَقَالَ " إِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ اللَّئِيمِ " .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adak adamayı men etti ve: «Bununla ancak cimri'den (birşey) çıkarılmak istenir.» buyurdu. BUHARİ HADİSLERİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated that 'Abdullah bin 'Umar said:"The Messenger of Allah (ﷺ) forbade vows and said: 'They are just a means of taking wealth from the miserly
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ النَّذْرَ لاَ يَأْتِي ابْنَ آدَمَ بِشَىْءٍ إِلاَّ مَا قُدِّرَ لَهُ وَلَكِنْ يَغْلِبُهُ الْقَدَرُ مَا قُدِّرَ لَهُ فَيُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ فَيَتَيَسَّرُ عَلَيْهِ مَا لَمْ يَكُنْ يَتَيَسَّرُ عَلَيْهِ مِنْ قَبْلِ ذَلِكَ وَقَدْ قَالَ اللَّهُ أَنْفِقْ أُنْفِقْ عَلَيْكَ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Şüphesiz adak adamak Adem oğluna takdir edilmiş olandan başka bir şey getirmez. Lakin kendisi için takdir edilmiş olan ona güç gelir. (adak adar) ve nezir sebebi ile cimriden bir şey çıkarılmak istenir. Böylece nezir'den önce ona kolay olmayan şey (nezirle) kolaylaştırılır. Halbuki Allah Teala: İnfak et ben sana infak ederim. buyurmuştur.» MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"Vows do not bring the son of Adam anything unless it has been decreed for him. But he is dominated by Divine preordainment, and will get what is decreed for him. And (vows) are a means of making the miser give something, so what he desires becomes obtainable for him, which was not obtainable before his vow. And Allah says: 'Spend, I will spend on you
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَمِّهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَلاَ نَذْرَ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ ابْنُ آدَمَ " .
İmran bin Husayn (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Allah'a isyan etmek hakkında nezir yoktur ve Adem oğlunun malik olmadığı bir şeyi nezretmesi yoktur.»
It was narrated from 'Imran bin Husain that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"[There is no vow to commit disobedience and] no vow concerning that which the son of Adam does not possess
Diğer tahric: Müslim ve Nesai AÇIKLAMA LİNKLERİ 2125 ve 2126 da
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ أَبُو طَاهِرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Allah'a isyan etmeyi (gerektiren kötü bir iş için) mezretmek yoktur. Bunun keffareti bir yemin keffaretidir..» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated from 'Aishah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"There is no vow to commit disobedience, and the expiation (for such a vow) is the expiation for breaking an oath
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَ اللَّهَ فَلاَ يَعْصِهِ " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Kim Allah'a itaat etmeyi nezrederse Ona itaat etsin (nezrini yapsın) ve kim Allah'a isyan etmeyi nezrederse sakın Ona isyan etmesin (nezrini yapmasın) .» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated from 'Aishah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"Whoever vows to obey Allah, let him obey Him, and whoever vows to disobey Allah, let him not disobey Him
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ رَافِعٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ نَذَرَ نَذْرًا وَلَمْ يُسَمِّهِ فَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Ukbe bin Amir el-Cüheni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Kim bir adak adayıpta onu tayin etmişse o adağın keffareti bir yemin keffaretidir.»
It was narrated from 'Uqbah bin 'Amit Al-Juhani that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"Whoever makes a vow and does not state it specifically, the expiation (for such a vow) is the expiation for breaking an oath
Diğer tahric: Müslim, Tirmizi. Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 2128’de
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا خَارِجَةُ بْنُ مُصْعَبٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ نَذَرَ نَذْرًا وَلَمْ يُسَمِّهِ فَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ وَمَنْ نَذَرَ نَذْرًا لَمْ يُطِقْهُ فَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ وَمَنْ نَذَرَ نَذْرًا أَطَاقَهُ فَلْيَفِ بِهِ " .
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim bir adak adayıp da onu belirtmezse, o adağın keffareti bir yemin keffaretidir. Kim gücünün yetmediği bir adak adarsa bunun keffareti de bir yemin keffaretidir. Kim gücü dahilinde bir adak adarsa onu yerine getirsin.»
lt was narrated from Ibn 'Abbas that the Prophet (ﷺ) said:"Whoever makes a vow and does not state it specifically, the expiation (for such a vow) is the expiation for breaking an oath. Whoever makes a vow and is not able to fulfill it, the expiation for that is the expiation for breaking an oath. Whoever makes a vow and is able to fulfill it, let him do so
Diğer tahric: Ebu Davud
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ نَذَرْتُ نَذْرًا فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَسَأَلْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعْدَ مَا أَسْلَمْتُ فَأَمَرَنِي أَنْ أُوفِيَ بِنَذْرِي .
Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben cahiliyet döneminde iken bir adak adadım ve müslüman olduktan sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordum. Nezrimi yerine getirmemi emretti
It was narrated that 'Umar bin Khattab said:"I made a vow during the Ignorance period and I asked the Prophet (ﷺ) (about it) after I became Muslim. He told me to fulfill my vow
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِسْحَاقَ الْجَوْهَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، أَنْبَأَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي نَذَرْتُ أَنْ أَنْحَرَ بِبُوَانَةَ فَقَالَ " فِي نَفْسِكَ شَىْءٌ مِنْ أَمْرِ الْجَاهِلِيَّةِ " . قَالَ لاَ . قَالَ " أَوْفِ بِنَذْرِكَ " .
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir erkek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Ya Resulallah, ben buvane de deve kesmeyi adadım, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o'na: «Cehiliyyet devri işinden bir şey senin kalbinde var (mı)? » buyurdu. Hayır, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nezrini yerine getir.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ben derim ki, bu hadisi Ebu Davud kendi süneninde Abdullah bin Ömer'in hadisi olarak rivayet etmiştir. İbn-i Abbas'ın hadisinin senedindeki raviler de sika zatlardır. Lakin onun senedinde el-Mes'udi bulunur. Bu ravinin adı Abdullah bih Mes'ud'dur. Ömrünün son zamanlarında rivayetleri karıştırmıştır. İbn-i Hibban: onun rivayetleri karışmış, birbirinden ayırd edilemiyor, bırakılmaya müstahaktır, demiştir. AÇIKLAMA 2131’de
It was narrated from Ibn Abbas that a man came to the Prophet (ﷺ) and said:"O Messenger of Allah, I vowed to offer a sacrifice at Buwanah." He said: "Do you intend any action of Ignorance period?" He said: "No." He said: "Then fulfill your vow
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الطَّائِفِيِّ، عَنْ مَيْمُونَةَ بِنْتِ كَرْدَمٍ الْيَسَارِيَّةِ، أَنَّ أَبَاهَا، لَقِيَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهِيَ رَدِيفَةٌ لَهُ فَقَالَ إِنِّي نَذَرْتُ أَنْ أَنْحَرَ بِبُوَانَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " هَلْ بِهَا وَثَنٌ " . قَالَ لاَ . قَالَ " أَوْفِ بِنَذْرِكَ " . حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ دُكَيْنٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ مِقْسَمٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ بِنْتِ كَرْدَمٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِنَحْوِهِ .
Meymune bint-i Kerdem el-Yesariyye (r.amha)'dan rivayet edildiğine göre: (Bir yolculukte) kendisi babasının terkiyesinde iken babası Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yetişti ve: Ben buvane'de (kurban) kesmeyi nezrettim, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Orada put varmı ?» buyurdu. Babam: ''Hayır'' dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nezrini yerine getir.» buyurdu. Bu Hadis'in misli Meymune bint-i Kerdem'den de merfu' olarak rivayet edildiğine dair başka bir senedle İbn-i Maceh'e ulaşmıştır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun ilk isnadı sahihtir. Meymune bint-i Kerdem'in sahabiliği ihtilaflıdır. İbn-i Hibban ve Zehebi, el-Kaşif ve Tabakat'ta onun sahabiliğini isbatlamışlardır. İlk rivayetin ifade tarzı da onun Peygamber (s.a.v.)'i gördüğünü teyid eder. İmam Ahmed, kendi Müsnedinde bu rivayeti şu ifade ile almıştır: ''Meymune bint-i Kerdem'den (rivayet edilmiştir, kendisi de) babası Kerdem'den rivayet (ettiğin)e göre babası Kerdem, ResuluIlah (s.a.v.)'e sormuş ... '' İmam Ahmed böylece bunu Meymune'nin babasına isnad edilen hadislerden eylemiştir. İkinci yolla yapılan isnad munkatidir. Çünkü Yezid bin Miksem, Meymune (r.a.)'den işitmemiştir. Hadisin aslı Buhari ile Müslim'de ve diğer kitabIarda Ömer bin el-Hattab (r.a.)'ın hadisi olarak bulunur.
It was narrated from Maimunah bint Kardam Al-Yasariyyah that :her father met the Prophet (ﷺ) when she was riding behind him. He said: "I vowed to offer a sacrifice at Buwanah." The Messenger of Allah (ﷺ) said: "Is there any idol there?" He said: "No." He said: " Fulfill your vow." (Hasan)Another chain with similar wording
Diğer tahric. Benzeini Ahmed Müsnedinde 14200 no tahric etmiş
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ، اسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي نَذْرٍ كَانَ عَلَى أُمِّهِ تُوُفِّيَتْ وَلَمْ تَقْضِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اقْضِهِ عَنْهَا " .
İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Sa'd bin Ubade (r.a.), bir adak adayıp da yerine getiremeden ölen annesinin zimmetinde olan bu adağın hükmünü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o'na: «Sen annen yerine o adağı kaza et.» buyurdu
It was narrated from Ibn 'Abbas' that :Sa'd bin 'Ubadah asked the Messenger of Allah (ﷺ) about a vow which his mother had made, but she had died without fulfilling it. The Messenger of Allah (ﷺ) said: "Fulfill it on her behalf
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، . أَنَّ امْرَأَةً، أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنَّ أُمِّي تُوُفِّيَتْ وَعَلَيْهَا نَذْرُ صِيَامٍ فَتُوُفِّيَتْ قَبْلَ أَنْ تَقْضِيَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لِيَصُمْ عَنْهَا الْوَلِيُّ " .
Cabir bin Abdillah (r.a.)'den rivayet'e göre: Bir kadın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulallah! Annem vefat etti ve üzerinde oruç adağı vardı. Bu adağını yerine getirmeden vefat etti, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O'nun yerine velisi oruç tutsun.» buyurdu. Not: Bunun senedinde bulunan İbn-i Lahia'nın zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Jabir bin 'Abdullsh that :a woman came to the Messenger of Allah (ﷺ) and said: "My mother has died, and she had made a vow to fast, but she died before she could fulfill it. The Messenger of Allah (ﷺ) said: 'Let her guardian fast on her behalf
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ زَحْرٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الرُّعَيْنِيِّ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَالِكٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ أُخْتَهُ نَذَرَتْ أَنْ تَمْشِيَ حَافِيَةً غَيْرَ مُخْتَمِرَةٍ وَأَنَّهُ ذَكَرَ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مُرْهَا فَلْتَرْكَبْ وَلْتَخْتَمِرْ وَلْتَصُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ " .
Ukbe bin Amir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kız kardeşi (Ümmü Habibe) Ka'beyi ziyaret etmek üzere) baş açık ve yalın ayak yürüyerek gitmeyi nezretmiş ve Ukbe bu durumu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatmıştır. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ukbe ye: «Kızkardeşine emret binsin, başını örtsün ve üç gün oruç tutsun.» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated from Abu Sa'eed Ar-Ru'aini that 'Abdullah bin Malik told him, that :'Uqbah bin 'Amir told him, that his sister vowed to walk, barefoot and bareheaded, and he mentioned that to the Messenger of Allah (ﷺ) He said: "Order her to ride and to cover her head, and to fast for three days
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ رَأَى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ شَيْخًا يَمْشِي بَيْنَ ابْنَيْهِ فَقَالَ " مَا شَأْنُ هَذَا " . قَالَ ابْنَاهُ نَذْرٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " ارْكَبْ أَيُّهَا الشَّيْخُ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ عَنْكَ وَعَنْ نَذْرِكَ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşlı bir erkeğin iki oğlunun arasında yürüdüğünü gördü ve: «Nedir bu'nun hali?.» diye sordu. Yaşlının iki oğlu: Bir Nezr'dir Ya Resulullah! dediler. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey İhtiyar bin. Çünkü şüphesiz Allah senden ve senin nezrinden müstağnidir.» buyurdu. EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAH İÇİN : 3295 – 3296 – 3297 – 3298 – 3299 –
It was narrated that Abu Hurairah said:"The Prophet (ﷺ) saw an old man walking between his two sons, and he said: What is the matter with him?' His sons said: 'A vow, O Messenger of Allah.' He said: 'Let this old man ride, for Allah has no need of you or your vow
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَرْوِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَّ بِرَجُلٍ بِمَكَّةَ وَهُوَ قَائِمٌ فِي الشَّمْسِ فَقَالَ " مَا هَذَا " . قَالُوا نَذَرَ أَنْ يَصُومَ وَلاَ يَسْتَظِلَّ إِلَى اللَّيْلِ وَلاَ يَتَكَلَّمَ وَلاَ يَزَالَ قَائِمًا . قَالَ " لِيَتَكَلَّمْ وَلْيَسْتَظِلَّ وَلْيَجْلِسْ وَلْيُتِمَّ صِيَامَهُ " . حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ شَنَبَةَ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ عَبْدِ الْجَبَّارِ، عَنْ وُهَيْبٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ وَاللَّهُ أَعْلَمُ .
İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir kere) Mekke'de güneşte ayakta duran bir adamın yanından geçti: «Bu nedir ?» buyurdu. Sahabiler --Bu adam oruç tutmayı, akşama kadar gölgelenmemeyi, konuşmamayı ve sürekli ayakta durnayı nezretmiştir. dediler. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Adam konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu tamamlasın.» buyurdu. Bu hadis İbn-i Mace'ye ikinci bir sened lede ulaştı. Allah daha iyi bilir.
It was narrated from Ibn Abbas that the :Messenger of Allah (ﷺ) passed by a man in Makkah who was standing in the sun. He said: "What is this?" They said: "He vowed to fast and not to seek shade until night comes, and not to speak, and to remain standing." He said: "Let him speak and seek shade and let him sit down, but let him complete his fast."Another chain from Ibn 'Abbas, from the Prophet (ﷺ), with similar wording. expiation for breaking an oath
Diğer tahric: Bu hadisi Buhari ve Ebu Davud da rivayet ettiler