1.919 hadis bulundu · sayfa 91/96
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ طَارِقِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْمُحَاقَلَةِ وَالْمُزَابَنَةِ .
Râfi' bin Hadîc (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mühakale ve Müzâbene'den nehiy buyurmuştur. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated that Rafi, bin Khadij said:"The Messenger of Allah (ﷺ) forbade the Muhaqalah and the Muzabanah
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَخَّصَ فِي الْعَرَايَا .
Sâlim'in babası (İbn Ömer) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ariyye hakkında ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi
It was narrated from Salim from his father:"Zaid bin Thabit narrated to me that the Messenger of Allah (ﷺ) gave a concession regarding the sale of 'Araya.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَرْخَصَ فِي بَيْعِ الْعَرِيَّةِ بِخَرْصِهَا تَمْرًا . قَالَ يَحْيَى الْعَرِيَّةُ أَنْ يَشْتَرِيَ الرَّجُلُ ثَمَرَ النَّخَلاَتِ بِطَعَامِ أَهْلِهِ رُطَبًا بِخَرْصِهَا تَمْرًا .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ariyye (yâni belirli bir kaç ağacın üstündeki yaş hurmayı) kuru hurma olarak mikdannı tahmin etmek suretiyle satılmasına ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi. (Râvi) Yahya demiştir ki: Ariyye, kişinin aile ferdlerinin azığı olan kuru hurmasını verip bununla birkaç hurma ağacının yaş hurmasını kuru hurma olarak tahminen takdir etmek Suretiyle satın almasıdır. EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAHLARI: 3362 — 3363 —
It was narrated from 'Abdullah bin 'Umar that he said:"Zaid bin Thabit told me that the Messenger of Allah (ﷺ) gave a concession regarding the sale of the estimated harvest of 'Araya return for dried dates." (Sahih) Yahya (one of the narrators) said: "The 'Araya is when a man purchases dates on the trees for food that his family has that is ripe, by estimating them (the dates)
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنْ بَيْعِ الْحَيَوَانِ بِالْحَيَوَانِ نَسِيئَةً .
Semure bin Cündüb (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), veresiye olarak hayvanı hayvanla satmayı yasakladı.
It was narrated from Samurah bin Jundub that :the Messenger of Allah (ﷺ) forbade selling animals for animals on credit
Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، وَأَبُو خَالِدٍ عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ بَأْسَ الْحَيَوَانُ بِالْحَيَوَانِ وَاحِدًا بِاثْنَيْنِ يَدًا بِيَدٍ " . وَكَرِهَهُ نَسِيئَةً .
Câbir (bin Semûre) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Elden ele (yâni peşin olarak) bir hayvanı iki hayvan ile satmakta bîr beis (sakınca) yoktur,» buyurdu ve bu satışın veresiye olarak yapılmasından kerahet etmiştir
It was narrated from Jabir that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"There is nothing wrong with selling animals, one for two, hand to hand," but he disliked selling them on credit
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عُرْوَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ، حَفْصُ بْنُ عَمْرٍو حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ اشْتَرَى صَفِيَّةَ بِسَبْعَةِ أَرْؤُسٍ . قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ مِنْ دِحْيَةَ الْكَلْبِيِّ .
Enes (bin Mâlik) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (mu'minlerin anası) Safiyye (bint-i Huyey)'yi yedi baş (cariye - köle) ile satın aldı. (Râvî Abdurrahman dedi ki: (Nebi, Safiyye'yi) Dihye el-Kelbrden (satın aldı.) Zevaid de: Bu hadis’in isnadının sahih, ravilerinin sika olduğu bildiriliyot
It was narrated from Anas that :the Prophet (ﷺ) bought Safiyyah for seven slaves. (Sahih) (One of the narrators) 'Abdur-Rahman said: "From Dihyah Kalbi
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الصَّلْتِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَتَيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي عَلَى قَوْمٍ بُطُونُهُمْ كَالْبُيُوتِ فِيهَا الْحَيَّاتُ تُرَى مِنْ خَارِجِ بُطُونِهِمْ فَقُلْتُ مَنْ هَؤُلاَءِ يَا جِبْرَائِيلُ قَالَ هَؤُلاَءِ أَكَلَةُ الرِّبَا " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «(Mi'raca) götürüldüğüm gece, karınları odalar gibi (büyük) olan bir kavmin üzerine vardım. Bunların karınlarında dışardan görülen yılanlar vardı. Ben: Bunlar kimlerdir? Yâ Cebrail! diye sordum. Cebrail dedi ki: Bunlar faiz yiyicileridir.» Not: Bunun senedinde bulunan Ali bin Zeyd bin Ced'an'ın zayıf olduğu Zevaidde bildirilmiştir
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:' "'On the night in which I was taken on the Night Journey (Al-Isra'), I came to people whose stomachs were like houses, in which there were snakes that could be seen from outside their stomachs. I said: 'Who are these, O Jibra’il?’ He said: 'They are the ones who consumed usury
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الرِّبَا سَبْعُونَ حُوبًا أَيْسَرُهَا أَنْ يَنْكِحَ الرَّجُلُ أُمَّهُ " .
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Faiz, yetmiş çeşit günahtır. Bunların en hafifi, erkeğin kendi anası ile zina etmesi (veya evlenmesi) günahı kadardır.» Not: Bunun senedinde bulunan Neclh bin Abdirrahmm Ebil-Maşer'in zayıflığı üzerinde ittifak edildiği, Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"There are seventy degrees of usury, the least of which is equivalent to a man having intercourse with his mother
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ الصَّيْرَفِيُّ أَبُو حَفْصٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الرِّبَا ثَلاَثَةٌ وَسَبْعُونَ بَابًا " .
Abdullah (bin Mes'ûd) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Faiz yetmiş-üç kapı (çeşit) dir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir. Ravi İbn-i Adi'nin adı Muhammed bin İbrahim olup sika bir zattır. Bu hadisi Şu'be'den yalnız kendisi rivayet etmiştir. [AÇIKLAMA]: Yukardaki hadislerin üçü de Zevaid türündendir. İkinci hadisi Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Bu hadiste faizin yetmiş çeşit günahının bulunduğu ifade edilmiştir. Yani faizin çok çeşitleri vardır. Hepsi de günahtır. En hafif sanılan faizin günahı kişinin, anası ile zina etmesi kadar ağır bir günahtır. Bu hadiste geçen "Nikahlanma" sözü evlenme akdi veya cinsel ilişki manasına yorumlanabilir. İkisinin sonucu aynidir. üçüncü hadiste ise faizin yetmiş kapısının, yani yetmiş çeşidinin bulunduğu bildirilmektedir. Bundan maksad, faizin çeşitlerinin çokluğudur. Yoksa yetmiş sayısı ile tahdid değildir. Gerek bu ve gerekse bundan önceki hadiste geçen "yetmiş üç" sözü de böyle yorumlanınca iki hadis arasında zahiren görülen ihtilaf bertaraf edilmiş olur. Sindi böyle yorum yapmıştır
It was narrated from 'Abdullah that the Prophet (ﷺ) said:"There are seventy-three degrees of usury
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ إِنَّ آخِرَ مَا نَزَلَتْ آيَةُ الرِّبَا وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قُبِضَ وَلَمْ يُفَسِّرْهَا لَنَا فَدَعُوا الرِّبَا وَالرِّيبَةَ .
Ömer bin el-Hattâb (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Son inen âyet, faiz âyetidir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bu âyeti (teferruatı ile) tefsir etmeden vefat etti. Artık siz faizi de faiz şüphesi bulunan muameleyi de bırakınız. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir ve ravileri sikadır. Ancak ravi Said bin Arube'nin hafızası son zamanlarında zayıflamıştı. [AÇIKLAMA]: Bu hadis de Zevaid türündendir. Sindi: İbn-i Ömer (r.a.)'ın maksadı faiz ayetinin, helal ve haramla ilgili ayetlerin sonuncusu olduğunu ve hükmünün sabit olup mensuh olmasının söz konusu olamıyacağını bildirmektir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in bu ayeti tefsir etmeden vefat ettiğini söylemekle de Ömer (r.a.) şunu demek istemiştir: Yani faizin bütün teferruatını açıklayıcı ve kıyasa mahal bırakmayacak geniş kapsamlı bir açıklamanın Resül-i Ekrem (s.a.v.) tarafından yapılmamış olduğunu bildirmektir. Yoksa bilindiği gibi Resul-i Ekrem (s.a.v.) faiz ayetini açıklayıcı ve faiz hükümlerini beyan edici bir çok hadis buyurmuştur, der. Evet yalnız İbn-i Mace'nin bu bölümde rivayet ettiği 2253 - 2273 nolu 20 kadar hadis faizin hükümlerini beyan eder. Omer (r.a.) bu eser ile faiz konusunda çok ihtiyatlı davranmanın gereğine işaret ederek faiz kokusu duyulacak şüpheli muamelelerden uzak durmak için müslümanların dikkatini çekmek istemiştir. Faizin haram kılınması hakkında kısa bir bilgi vermek uygun olur. Cahiliyet devrinde ve İslamiyet'in ilk zamanlarında yaygın olan faiz usülü daha çok şöyle idi. Parası çok olan bankerler, faizciliği. sanat haline getirmişlerdi. Mesela bir adama yüz dirhemi bir yıl vade ile yüzde 20 nisbetinde bir faizle ödünç verirlerdi. Vadesi geldiğinde adam para sahibi ile yeni bir anlaşma yaparak vadeyi bir yıl daha uzatır ve asıl para ile tahakkuk etmiş olan faize ek olarak vereceği 80 dirhemi ödemeyi kabullenirdi. Böylece ikinci vade geldiğinde 200 dirhem ödemek durumunda kalırdı. İkinci vade geldiğinde taraflar süreyi tekrat uzatır ve buna karşı 250 veya 300 dirhem ödeme yapılması üzerinde ittifak ederlerdi. Bu şekilde sürdürülen faizcilikle paranın bir kaç katı ödenirdi. Mekke'de inen Al-i İmran suresinin yukarda yazılı 130. ayeti ile bu çirkin muamele takbih (çirkin olarak ifade) edilerek müslümanların böyle yapmaları yasaklandı. Bu ayette, faizin kat kat artırılarak yenilmesi yasaklanmış oldu. Günün faiz usülü kat kat artırmak olduğu için bu durum belirtildi. Yoksa ilk anda sanıldığı gibi kat kat olmayıp bilinen bir orandaki faizin mübahlığı manası çıkarılamaz. Mesela: Anasını silahla yaralayan kişi azarlanırken: Ananı silahla yaralaman çirkin bir suçtur, denildiği zaman, kişinin anasını sopa ile yaralamasının veya dövmesinin çirkin bir suç olmadığı manası çıkarılabilir mi? Bu ayet de böyledir. O günkü faiz durumu öyle olduğu için bu ifade buyurulmuştur. Tefsir kitabIarında açıkça belirtildiği gibi bu ayetteki "kat kat faiz" tabiri, böyle olmayan faizin mübahlığını beyan için olmayıp, o günkü çirkin durumu belirtmek içindir. Bu hususta müslümanların icmaı vardır. Ayet-i Celile'yi başka türlü yorumlayan hiç bir ilim adamı yoktur. Kaldı ki Medine-i Münevvere devrinde ve Mekke'nin fethi sırasında inen ve yukarda yazılı bulunan Bakara suresinin 275 - 279 nolu ayetleri faizin çoğunu da azını da kökünden yasaklamıştır. İbn-i Ömer (r.a.) de bu hadiste helal ve haram la ilgili ayetlerin sonuncusunun faiz ayeti olduğunu bildirmekle bu ayetleri kasdediyor. İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildigine göre kendisi de riba, yani faiz ayetinin en son inen ayet olduğunu bildirmiştir. Buhari İbn-i Abbas (r.a.)'ın bu rivayetini "Tefsir" bölümünde rivayet etmiştir. Bazı rivayetlerde İbn-i Abbas: En son inen ayet'in; Allah'a döndürüleceğiniz sonra zulüme uğramadan herkesin kazancının tamamının verileceği günden korkunuz ... (Bakara: 281) ayetidir, demiştir. Bu iki rivayet arasında ihtilaf yoktur. Çünkü bu ayet ile faiz ayeti toptan inmiştir. Meşhur Veda haccı esnasında inen faiz ayetinin hükmü de bu esnada uygulanmıştır. Çünkü bu hac esnasında Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in yüzbini aşkın bir İslam cemaatına hitaben buyurdugu ve dünya durdukça tüm insanlık alemine ışık tutacak şaheser hutbesinde cahiliyet devrinin kötü adetlerinin tümünü kökünden kaldırmış ve faizle ilgili olarak da mealen: ''Faiz lağvedilmiştir. Fakat borcunuzun aslını vermeniz gerekir. (Faiz almakla) zulüm etmeyiniz ve (borcun aslını almamakla) zulüme uğramaymız. Faiz, Allah'ın emriyle artık haramdır. Cahiliyet devrinden kalma bu çirkin adetin her çeşidini işte ayaklarımın altında çiğniyorum. ilk kaldırdığım faiz Abdülmuttalib'in oğlu Abbas'ın faizidir.'' buyurmuştur. Altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuz'un rebevi yani faizi ihtiva eden mallar olduğu nasslarla sabit olduğunu bundan önceki bablarda görmüştünüz. Bunların dışında kalan malların hangilerinin bunlara tabi olduğunu da orada anlatmıştım. Bazı malların ise bunlara tabi olup olmadığı hususunda sahabilerin ve tabiilerin ihtilaf ettiklerini belirtmiştim. Mesela: Ölçülerek satılan mallardan olan ve yiyecek maddelerinden olmayan kireç faize tabi midir, değil midir? Ebu Hanife'ye göre tabidir. Şafii'ye göre tabi değildir. Yani bir ölçek kireç veresiye iki ölçek kireçle satılabilir mi, satılamaz mı? Keza, bir koyun veresiye iki koyunla satılabilir mi, satılamaz mı? bunun gibi ihtilaflı olan meseleler vardır. Ömer (r.a.) bu eserinde, faiz şüphesi olan meselelerde ihtiyatlı davranmayı tavsiye etmiştir. O'nun bu tavsiyesinden hareketle alimler yani yetkili müctehidler arasında ihtilaf konusu edilen bu gibi meselelerde faiz ihtimali göz önünde bulundurulmalı ve bu gibi muameleleri yapmamalı
It was narrated that 'Umar bin Khattab said:"The last thing to be revealed was the Verse on usury but the Messenger of Allah (ﷺ) died before he had explained it to us. So give up usury (interest) and doubtful things
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سِمَاكُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَعَنَ آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَشَاهِدَيْهِ وَكَاتِبَهُ .
Abdullah bin Mes'ûd (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) faiz yiyene, yedirene, şâhidlerine ve kâtibine şüphesiz la'net etti.
It was narrated from 'Abdullah bin Mas'ud that :Xthe Messenger of Allah (ﷺ) cursed the one who consumes usury, the one who pays it, those who witness it and the one who writes it down
Diğer tahric: Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn-i Hibban ve Hakim de bunu rivayet etmişler ve Tirmizi bunun hasen-sahih olduğunu söylemiştir. Müslim de bu hadis metnini Cabir (r.a.)'den merfu olarak rivayet etmiştir. [AÇIKLAMA]: Ayrıca Müslim İbn-i Mes'ud (r.a.)'den de bunu kısa bir metinle rivayet etmiştir. O metinde yalnız faiz yiyen ile yedirenden söz edilmekte ve bunların Peygamber (s.a.v.) tarafından lanetlendiği belirtilmektedir. Buhari de bunun bir benzerini Ebu Cuheyfe (r.a.)'den merfu olarak rivayet etmiştir. Nesai'nin rivayet ettiği ibn-i Mes'ud'un hadisi şöyledir: ''Faiz yiyen, yediren, faizli işleme şahid olanlar ve katiblik eden kimseler bilerek bunu yapınca, Muhammed (s.a.v.)'in dili ile kıyamet günü melunlardır.'' Hadis şarihlerince beyan edildiği gibi hadislerdeki ''Faiz yiyen'' sözünden maksad faiz alandır. Aldıktan sonra yese de yemese de hüküm aynidir. Yararlanma çeşitlerinin en büyüğü yemek olduğu için bu ifade kullanılmıştır. Keza, Faiz yediren'den maksad da faiz verendir. Faizli muameleye şahidlik edenler ile katiblik edenlerin de ayni suça ve günahına ortak oldukları bildirilmektedir. Müslim'deki Cabir (r.a.)'m hadisinde;.''Bunların hepsi faiz günahında ve vebalinde musavi, yani eşittir. ilavesi vardır. Nevevi bu hadisin şerhinde: Bu hadis, faiz alan ile veren arasındaki muameleyi yazmanın ve buna şahidlik etmenin haramlığına ve batıl bir işe yardımcı olmanın yasaklığına açıkça delalet eder, demiştir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in bunları lanetlemesinin iki manası vardır: Birincisi, bunların ilahi rahmetten uzak olduklarını bildirmektir. İkincisi, bunların ilahi rahmetten uzak kalmalarını dilemektir. Bu iki mananın hangisi olursa olsun, bu ve benzeri hadisler faizcilikle uğraşan ve bunların bu muamelelerine katiblik, şahidlik ve benzeri şeylerle yardımcı olanlann akibetlerinin çok fena olduğuna delalet ederler. Çünkü bunların AIlah'ın rahmetinden uzak olduklarının Resul-i Ekrem (s.a.v.) tarafından bildirilmesinden daha büyük bir tehdid düşünülemez. Keza böyle yapanların Allah'ın rahmetinden uzak kalmaları için Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in beddua etmesi ve dilekte bulunması da bir öncekinden hafif bir tehdid sayılamaz. Zira, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in her dileğinin Allah katında makbul olduğu inancındayız. Allah mu'minleri faiz'den korusun
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي خَيْرَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ لاَ يَبْقَى مِنْهُمْ أَحَدٌ إِلاَّ أَكَلَ الرِّبَا فَمَنْ لَمْ يَأْكُلْ أَصَابَهُ مِنْ غُبَارِهِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «(And olsun), şüphesiz İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, onlardan, faiz yemeyen (yâni almayan) hiç kimse kalmıyacaktır. Artık faiz yemeyene de faizin tozu konacaktır.»
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“There will come a time when there will be no one left who does not consume usury (interest), and whoever does not consume it will nevertheless be affected by it
Diğer tahric: Nesai, buyu'; Ebu Davud buyu (3331); Ahmed b. Hanbel, II, 494. ve Hakim. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ رُكَيْنِ بْنِ الرَّبِيعِ بْنِ عَمِيلَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَا أَحَدٌ أَكْثَرَ مِنَ الرِّبَا إِلاَّ كَانَ عَاقِبَةُ أَمْرِهِ إِلَى قِلَّةٍ " .
(Abdullah) bin Mes'ûd (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Faiz'den mal çoğaltan hiç bir kimse yoktur ki işinin âkibeti malın azalmasına dönüşmesin.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih Olup ravileri sikadır. Çünkü ravi Abbas bin Cafer'i. İbn-i Ebi Hatim ile İbnü'l-Meden1 sıka saymışlar ve İbn-i Hibban da sikalar arasında anmıştır. Senedin kalan ravileri de Müslim'in şartı üzerine sikadır. EI-Fetih'te, bunun senedinin hasen olduğu belirtilmiştir
It was narrated from Ibn Mas'ud that the Prophet (ﷺ) said:"There is no one who deals in usury a great deal (to increase his wealth) but he will end up with little (i.e., his wealth will be decreased)
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُمْ يُسْلِفُونَ فِي التَّمْرِ السَّنَتَيْنِ وَالثَّلاَثَ فَقَالَ " مَنْ أَسْلَفَ فِي تَمْرٍ فَلْيُسْلِفْ فِي كَيْلٍ مَعْلُومٍ وَوَزْنٍ مَعْلُومٍ إِلَى أَجَلٍ مَعْلُومٍ " .
(Abdullah) bin Abbâs (r.a.)'dan; §öyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Mekke'den Medine'ye) geldiğinde, halk iki, üç yıllık vâdede hurma (yı teslim etmek ve bedelini peşin ödemek üzere) selef muamelesini yaparlardı. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Kim selef usûlü İle hurma almak isterse (taraflarca) bilinen bir ölçek veya bilinen bir tartıyla ve muayyen bir vadeye değin akid yapsın.» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated that Ibn 'Abbas said:"When the Prophet (ﷺ) came (to Al-Madinah), they used to pay in advance for dates, two or three years in advance. He said: 'Whoever pays in advance for dates, let him pay for a known amount or a known weight, to be delivered at a known time.’”
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ حَمْزَةَ بْنِ يُوسُفَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ إِنَّ بَنِي فُلاَنٍ أَسْلَمُوا - لِقَوْمٍ مِنَ الْيَهُودِ - وَإِنَّهُمْ قَدْ جَاعُوا فَأَخَافُ أَنْ يَرْتَدُّوا . فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ عِنْدَهُ " . فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْيَهُودِ عِنْدِي كَذَا وَكَذَا - لِشَىْءٍ قَدْ سَمَّاهُ أُرَاهُ قَالَ ثَلاَثُمِائَةِ دِينَارٍ بِسِعْرِ كَذَا وَكَذَا مِنْ حَائِطِ بَنِي فُلاَنٍ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " بِسِعْرِ كَذَا وَكَذَا إِلَى أَجَلِ كَذَا وَكَذَا وَلَيْسَ مِنْ حَائِطِ بَنِي فُلاَنٍ " .
Abdullah bin Selâm (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi ve (Yahudilerden bir kavmi kasdederek): Falanın oğulları müslüman oldular. Fakat cidden aç kaldılar. Bundan dolayı dinden dönmelerinden korkuyorum, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kimin yanında (bir şey) vardır?» buyurdu. Yahudilerden bir adam: Benim yanımda bu kadar (nakid) vardır, (Zannımca üç yüz dinar, dedi) falanın oğullarının bahçesinden (alınacak meyva üzerine) şu ve bu fiyatla (selem akdini yaparım,) dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şu ve bu fiyatla ve şu şu vâdeyle (olur). Fakat falanın oğullarının bahçesinden (elde edilecek meyva kaydı) olmaz,» buyurdu. Not: Bunun senedinde bulunan Velid bin Müslim'in tedlisçi olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Muhammad bin Hamzah bin Yusuf bin 'Abdullah bin Salam, from his father, that his grandfather 'Abdullah bin Salam said:"A man came to the Prophet (ﷺ) and said, 'The tribe of Banu so-and- so, who were descended from the Jews, have become Muslim, and they are starving, and I am afraid that they may apostatize.' The Prophet (ﷺ) said: 'Who has something with him?' A Jewish man said: 'I have such and such, and he named it, and I think he said three hundred Dinar for such and such 'an amount (of produce) from the garden of the tribe of Banu so-and-so.' The Messenger of Allah (ﷺ) said: 'For such and such a price at such and such a time, but not from the garden of the tribe of Banu so-and- so
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، - قَالَ يَحْيَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي الْمُجَالِدِ، وَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنِ أَبِي الْمُجَالِدِ، - قَالَ امْتَرَى عَبْدُ اللَّهِ بْنُ شَدَّادٍ وَأَبُو بُرْدَةَ فِي السَّلَمِ فَأَرْسَلُونِي إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ كُنَّا نُسْلِمُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَعَهْدِ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ فِي الْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ عِنْدَ قَوْمٍ مَا عِنْدَهُمْ . فَسَأَلْتُ ابْنَ أَبْزَى فَقَالَ مِثْلَ ذَلِكَ .
Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Selem (usûlü ile yapılan akid esnasmda satıcının yanında mal yoksa bu akdin caiz olup olmadığı) hususunda Abdullah bin Şeddâd (bin el-Hâd) ile (Küfe kadısı Âmir bin Ebî Müsâ el-Eşarî) Ebû Bürde arasında ihtilâf çıktı. Bunun üzerine (Tabii olan bu zâtlar) beni (Sahâbîlerden) Abdullah bin Ebi Evfâ (r.a.)'e gönderdiler Ben de (gidip) ona sordum. (Soruma cevaben): Biz, (gerek) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta İken ve (gerekse) Ebû Bekir'in ve Ömer'in (halifelikleri) zamanında buğday, arpa, kuru üzüm ve kuru hurma için, yanlarında bu mallar bulunmayan bir kavimle selem muamelesini yapardık, dedi. (Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid demiştir ki:) Sonra ben (bu soruyu sahâbilerden) İbn-i Ebzâ (el-Huzâi) (r.a.)'e (da) sordum. O da böyle (Yâni Abdullah bin Ebi Evfâ gibi) cevab verdi.
It was narrated that Abu Mujalid said:"Abdullah bin Shaddad and Abu Barzah had a dispute about paying in advance. They sent me to 'Abdullah bin Abu Awfa to ask him about it. He said: 'We used to make payments in advance at the time of the Messenger of Allah (ﷺ) and the time of Abu Bakr and 'Umar, for wheat, barley, raisins and dates, to people who did not yet possess those things.' I asked Ibn Abza, and he said something similar
Diğer tahric: Bu hadisi Buhari, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا شُجَاعُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ خَيْثَمَةَ، عَنْ سَعْدٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا أَسْلَفْتَ فِي شَىْءٍ فَلاَ تَصْرِفْهُ إِلَى غَيْرِهِ " . حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا شُجَاعُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ زِيَادِ بْنِ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ مِثْلَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ سَعْدًا .
Ebû Saîd-i Hudrî (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sen selem usûlü ile bir mal satın aldığın zaman (teslim almadan önce) onu başka bir mal İle değiştirme.» (İbn-i Mâceh demiştir ki:) Abdullah bin Said de Ebû Said-i Hudrî (r.a.)'in bu hadisini merfû' olarak, aynı metin ve aynı senedle rivayet etti. Ancak kendisi râvî Sa'd'ı zikretmedi. EBU DAVUD HADİSİ İÇİN TIKLA
It was narrated from Abu Sa'eed that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"When you have paid in advance for something, do not exchange it for something else." (Da'if)Another chain with similar wording
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ النَّجْرَانِيِّ، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ أُسْلِمُ فِي نَخْلٍ قَبْلَ أَنْ يُطْلِعَ قَالَ لاَ . قُلْتُ لِمَ قَالَ إِنَّ رَجُلاً أَسْلَمَ فِي حَدِيقَةِ نَخْلٍ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَبْلَ أَنْ يُطْلِعَ النَّخْلُ فَلَمْ يُطْلِعِ النَّخْلُ شَيْئًا ذَلِكَ الْعَامَ فَقَالَ الْمُشْتَرِي هُوَ لِي حَتَّى يُطْلِعَ . وَقَالَ الْبَائِعُ إِنَّمَا بِعْتُكَ النَّخْلَ هَذِهِ السَّنَةَ . فَاخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ لِلْبَائِعِ " أَخَذَ مِنْ نَخْلِكَ شَيْئًا " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَبِمَ تَسْتَحِلُّ مَالَهُ ارْدُدْ عَلَيْهِ مَا أَخَذْتَ مِنْهُ وَلاَ تُسْلِمُوا فِي نَخْلٍ حَتَّى يَبْدُوَ صَلاَحُهُ " .
Necrân'lıdan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben Abdullah bin Ömer (r.a.)'a; Muayyen bir hurmalığın ağaçları hurma çiçeklerini çıkarmadan önce onun hurmalarını selem usûlü ile satın alırım? (Bu caiz mi?) dedim. Abdullah bin Ömer: Hayır, (Böyle yapma,) dedi. Ben : Niçin? diye sordum. Kendisi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam, henüz hurma çiçeklerini çıkarmamış olan hurma ağaçlarımı bahçesin (in vereceği hurmalar) da selem yaptı. (Yâni peşin bedel ödeyerek alınacak hurma mahsûlünü satın aldı). Sonra o hurmalık o yıl hiç mahsul çıkarmadı. Bunun üzerine müşteri: Bu hurmalık meyva verinceye kadar bana aittir, dedi. Satıcı da: Ben sana bunun yalnız bu yılki meyvalarını sattım, dedi. Sonra müşteri ile satıcı ihtilâflarını Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arz ettiler. Bunun Üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), satıcıya: «Müşteri senin hurmalığından bir şey (mahsul) aldı (mı)?» buyurdu. Satıcı : Hayır, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O halde sen müşterinin malını ne hakla kendine helâl adedersin? Kendisinden aldığını iade et ve (Ey mu'minler) yenilmeye elverişliliği belirinceye kadar hurma ağaçları (ın meyvasın) da selem muamelesini yapmayınız,- buyurdu. EBU DAVUD HADİSİ İÇİN TIKLA
It was narrated that Najrani said:"I said to 'Abdullah bin 'Umar: 'Can I pay in advance for a date palm before it bears fruit?' He said: 'No.' I said: 'Why not?' He said: 'A man paid in advance for a grove of trees during the time of the Messenger of Allah (ﷺ), before they had produced any fruit, and they did not bear anything that year. The purchaser said: 'They belong to me until they produce but the seller said: 'I only sold the trees to you for this year! They referred their dispute to the Messenger of Allah who said to the seller: 'Did he take anything from your date palms?' He said: 'No.' He said: 'Then why do you regard his wealth as lawful for You? Give back what you took from him, and do not take payment in advance for date palms until their usefulness appears
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ اسْتَسْلَفَ مِنْ رَجُلٍ بَكْرًا وَقَالَ " إِذَا جَاءَتْ إِبِلُ الصَّدَقَةِ قَضَيْنَاكَ " . فَلَمَّا قَدِمَتْ قَالَ " يَا أَبَا رَافِعٍ اقْضِ هَذَا الرَّجُلَ بَكْرَهُ " . فَلَمْ أَجِدْ إِلاَّ رَبَاعِيًا فَصَاعِدًا فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " أَعْطِهِ فَإِنَّ خَيْرَ النَّاسِ أَحْسَنُهُمْ قَضَاءً " .
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in azadlı kölesi) Ebû Râfi' (r.a.)'den Şöyle demiştir; Nebi (Salîallahu Aleyhi ve Sellem) bir adamdan bir bekr (denilen gencecik deve) ödünç aldı ve: «Zekât develeri geldiğinde (onunla) senin borcunu öderiz,» buyurdu. Sonra zekât develeri geldi. Resül-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Ebâ Râfi'! Bu adama', alacağı olan bekr'ini (= gencecik devesini) öde,» buyurdu. Ben (getirilen zekât develeri içinde) ancak rebâi (ismi verilen yedi yaşındaki deve) ve daha yüksek yaştaki (üstün) develeri buldum. Bunun üzerine (adamın devesine denk deveyi bulamayıp daha üstün develerin bulunduğunu) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e haber verdim. O: «Adama (devesinden üstün olanı) ver. Çünkü insanların en hayırlısı, borcunu en güzel şekilde verenidir,» buyurdu
It was narrated from Abu Rafi' that:the Prophet (ﷺ) asked a man to give as a loan a young camel and said: “When the camels of the Sadaqah come, we will pay you back.” When the camels came, he said: " O Abu Rafi', pay this man back for his Young camel." But all I could find was a seven-year-old camel or that which is better. I told the Prophet (ﷺ) and he said: "Give it to him, for the best of People are those who are best in repaying
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ هَانِئٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْعِرْبَاضَ بْنَ سَارِيَةَ، يَقُولُ كُنْتُ عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ اقْضِنِي بَكْرِي . فَأَعْطَاهُ بَعِيرًا مُسِنًّا فَقَالَ الأَعْرَابِيُّ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا أَسَنُّ مِنْ بَعِيرِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " خَيْرُ النَّاسِ خَيْرُهُمْ قَضَاءً " .
Irbâd bin Sâriye (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Bir bedevi gelip Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e : Alacaklı olduğum bekrimi (= gencecik devemi) öde, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona yüksek yaşta (yâni devesinden üstün) bir deve verdi. Bedevi: Yâ Resûlallah! Bu, benim devemden yaşça üstün (yâni daha kıymetli) dir, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İnsanların en hayırlısı, borcunu en iyi şekilde ödeyenidir.» buyurdu.
Sa'eed bin Hani' said:"I heard 'Irbad bin Sariyah say: 'I was with the Prophet (ﷺ) and a Bedouin said: "Pay me back for my young camel, and he gave him an older (i.e., better) camel." He said: 'O Messenger of Allah! It is older (i.e., better) than my camel.' The Messenger of Allah (ﷺ) said: 'The best of people are those who are best in repaying
Tahric: Ebu Rafi' (r.a.)'ın hadisini Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. İrbad (r.a.)'ın hadisini Nesai ve Hakim de rivayet etmişlerdir. Her iki hadiste sözü edilen bedevilerin isimleri hakkında bir bilgi edinernedim