Temizlik (Taharet) ile İlgili Hadisler

1.909 hadis bulundu · sayfa 90/96

Sünen-i İbn Mâce No. 538 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ نَزَلَ بِعَائِشَةَ ضَيْفٌ فَأَمَرَتْ لَهُ بِمِلْحَفَةٍ لَهَا صَفْرَاءَ فَاحْتَلَمَ فِيهَا فَاسْتَحْيَى أَنْ يُرْسِلَ بِهَا وَفِيهَا أَثَرُ الاِحْتِلاَمِ فَغَمَسَهَا فِي الْمَاءِ ثُمَّ أَرْسَلَ بِهَا فَقَالَتْ عَائِشَةُ لِمَ أَفْسَدْتَ عَلَيْنَا ثَوْبَنَا إِنَّمَا كَانَ يَكْفِيكَ أَنْ تَفْرُكَهُ بِإِصْبَعِكَ رُبَّمَا فَرَكْتُهُ مِنْ ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِإِصْبَعِي ‏.‏

Hemmam bin El-Haris (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Aişe (r.a.a)'ya birisi misafir olmuş. Hz. Aişe. (r.a.) kendisine sarı renkli bir çarşafın misafire verilmesini emretmişti. Misafir, bu çarşaf içinde uyurken, ihtilam olmuş ve ihtilam eseri bulunduğu halde çarşafı göndermekten haya ederek çarşafın tamamını suya batırıp yıkadıktan sonra göndermiş, bunun üzerine Hz. Aişe (r.a.) : «Çarşafımızı niye bozdu (soldurdu)? kendi parmağıyla onu ovalaması kafi idi. Ben çok defa parmağımla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesinden meniyi ovaladım.» buyurmuştur

Hammam bin Harith narrated:"A guest came and stayed with 'Aishah, and she ordered that he be given a yellow blanket of hers. He had a nocturnal emission on it, and he felt too shy to send it back to send it back to her when it had the traces of that emission on it, so he dipped it in water and then sent it to her. 'Aishah said: 'Why did he spoil our garment? It would have been sufficient for him to scrape it off with his finger. I often scraped it (semen) from the garment of the Messenger of Allah with my finger

Sünen-i İbn Mâce No. 539 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ رَأَيْتُنِي أَجِدُهُ فِي ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَحُتُّهُ عَنْهُ ‏.‏

Aişe (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : «Şüphesiz, Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in elbisesinden meniyi bulup, onu elbiseden kazıdığımı bilirim.» AÇIKLAMA : Elbiseye dokunan meninin ovalanması ile yetinildigine dair olup muhtelif senedlerle Hz. Aişe r.anha'dan rivayet edilen hadisi Müslim, Nesai, Tirmizi ve Ebu Davud da rivayet etmiştir. 538 nolu rivayette Hz, Aişe (r.anha)'ya gittiği bildirilen misafirin ismi burada anılmamıştır, Ebu Davud'un süneninde; Misafirin ravi Hemman bin El-Haris olduğu belirtilmiş, Müslim'in bir rivayetinde, misafirin Abdullah bin Şihab El-Halani olduğu bildirilmiştir. EI-Menhel yazarı; 'Bu duruma göre misafirlik olayı iki defa vuku' bulmuş' demiştir . Kurumuş olan meninin ovalamakla temizlendiğine hükmeden alimler, bu hadisi delil göstermişlerdir. MENİ HAKKINDAKİ İHTİLAF: A- Meninin necis olduğunu söyleyen alimler: 1. Sevri, Evzai, Ebu Hanife ve Malik (r.a.), meninin necis olduğuna hükmetmişlerdir. Bunlardan Ebu Hanife, meninin kuruduğu zaman ovalamakla temizlenebileceğini söylemiştir. Ahmed bin Hanbel'den yapılan bir rivayette böyledir. Bunlardan Malik ve Evzai ise: Yaş olsun kuru olsun meniyi yıkamak gerekir, demişlerdir. 2. El-Leys bin Sa'd: Meni necistir. Fakat dokunduğu yer yıkanmadan kılınan namazın iadesi gerekmez, demiştir. 3. El-Hasan bin Salib: Meni elbisede olduğu zaman çok bile olsa, bununla kılınan namazın iadesi gerekmez.. Şayet bedende ise, az bile olsa, namazın iadesi gerekir, demiştir. Meni'nin necasetine hükmeden alimler, Buhari, Müslim, Ebu Davud, ve İbn-i Maceh'in Hz. Aişe'den rivayet ettikleri ve Peygamber'in elbisesine dokunan meninin yıkatıldığına dair hadisi delil göstermişler, bir de meniyi bevl ve hayız kanına kıyaslamışlardır. B- Meninin Temiz Olduğunu Söyleyen Alimler: Şafii, Davud, İbnü'l-Münzir, Said bin El-Müseyyeb, Ata', İshak ve Ebu Sevr, meninin temiz olduğuna hükmetmişlerdir. Ahmed bin HanbeI'den yapılan iki rivayetin en sahihi de budur. Sahabilerden Ali, Sa'd bin Ebi Vakkas, ibn-i Ömer ve Aişe (r.anhum)'un meninin tahir (temiz) olduğunu söyledikleri ıivayet olunmuştur: Bu alimlerin delili meninin ovalanmasıyla yetinildiğine dair rivayetlerdir. Bunlar: Eğer meni necis olmuş olsaydı. kan ve diğer necisler gibi ovalanması yetmezdi, demişlerdir

It was narrated that 'Aishah said:"I remember when I found it (semen) on the garment of the Messenger of Allah and I scratched it off

Sünen-i İbn Mâce No. 540 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ سُوَيْدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ حُدَيْجٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، أَنَّهُ سَأَلَ أُخْتَهُ أُمَّ حَبِيبَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ هَلْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي فِي الثَّوْبِ الَّذِي يُجَامِعُ فِيهِ قَالَتْ نَعَمْ إِذَا لَمْ يَكُنْ فِيهِ أَذًى ‏.‏

Muaviye bin Süfyan (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Kendisi Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in hanımı olan kızkardeşi Ümmü Habibe (r.a.)'ya: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) içinde cinsi münasebet yaptığı elbiseyle namaz kılar mıydı? diye sordu. Ümmü Habibe de: «Evet Elbisede eza olmadığı zaman (o elbiseyle namaz kılardı.)»

It was narrated from Mu'awiyah bin Abu Sufyan that:He asked his sister Umm Habibah, the wife of the Prophet: "Did the Messenger of Allah ever offered prayer in a garment in which he had sexual intercourse?" She said: "Yes, if there was nothing noxious on it

Diğer tahric: Nesai ve Ebu Davud AÇIKLAMA : EI-Menhel yazarı; hadiste أذى 'Eza' olarak geçen kelimeyi meni veya mezi eseri olarak açıklamış ve bu hadisin meninin. necasetine delil olarak gösterildiğini söylemiştir. Daha sonra şöyle der: Meninin necasetini ifade eden bu hadis, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in mübarek vücudundan çıkan bütün maddelerin temizliğine ters düşmez. Çünkü şer'i hükümlerde ümmetin durumu dikkate alınır. Hadis zan ile amel edilmesinin gerekli olmadığına da delalet eder. Çünkü içinde cinsi münasebet yapılan elbisenin pislenmesi kuvvetle muhtemeldir. Resul-i Ekrem (s.a.v.), bu fiili hadisiyle yakin (kesin bilgi) ile amel edilmesinin gerekliliğine ve zanlara itibar edilmemesine müslümanları irşad etmiştir. demiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 541 Hasen

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْرَقُ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ يَحْيَى الْخُشَنِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَرَأْسُهُ يَقْطُرُ مَاءً فَصَلَّى بِنَا فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ مُتَوَشِّحًا بِهِ قَدْ خَالَفَ بَيْنَ طَرَفَيْهِ فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُصَلِّي بِنَا فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ أُصَلِّي فِيهِ وَفِيهِ ‏"‏ ‏.‏ أَىْ قَدْ جَامَعْتُ فِيهِ ‏.‏

Ebü'd-Derda' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), mübarek başından su damladığı halde çıkıp yanımıza geldi ve tek bir elbiseyle bize namaz kıldırdı. Sarılmış olduğu elbisenin bir kenarını sağ omuzuna atarak sol kolunun altından ve diğer kenarını sol omuzuna atarak, sağ kolunun altından geçirerek göğsü üzerine uçlarını bağlamıştı. (Namaz kıldıktan sonra) geri dönünce Ömer bin El-Hattab: Ya Resulallah! Bir elbisede bize namaz kıldırıyorsun? diyerek (hükmünü öğrenmek istedi.) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) : «Evet. Tek elbisede namaz kılarım ve o elbisede.» Yani cinsi münasebette bulunmuştum.» buyurdu." Not: Bu senedin ravilerinden Hasan bin Yahya'nın zayıflığı üzerine cumhur ittifak ettiğinden dolayı isnadının zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated that Abu Darda' said:"The Messenger of Allah came out to us with water dripping from his head, and he led us in prayer wearing a single garment, placing its one end on the right shoulder, and the other end on the other shoulder. When he finished praying, 'Umar bin Khattab said to him: 'O Messenger of Allah, did you lead us in prayer wearing a single garment? He said: 'Yes, I perform prayer in it, and in it I (i.e. I had sexual intercourse in it)

Sünen-i İbn Mâce No. 542 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يُوسُفَ الزِّمِّيُّ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الرَّقِّيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي فِي الثَّوْبِ الَّذِي يَأْتِي فِيهِ أَهْلَهُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ إِلاَّ أَنْ يَرَى فِيهِ شَيْئًا فَيَغْسِلَهُ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Semure (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Hanımı ile, içinde cinsi temas yaptığı elbiseyle kişinin namaz kılmasının hükmünü bir adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) de: «Evet, her zaman (kılabilir.) Ancak elbisede bir şey gördüğü zaman onu yıkayıncaya kadar kılamaz.»'* '

It was narrated that Jabir bin Samurah said:"A man asked the Prophet whether he could perform prayer in a garment in which he had intercourse with his wife. He said: 'Yes, unless he sees something on it, in which case he should wash it

Diğer tahric: Müsned-i Hanbel: h.no: 4123 AÇIKLAMA : Bu iki hadis, ilk hadisin hükmünü teyid eder. Zevaid yazarı: Cabir'in hadisindeki isnad sahih olup, ricali sikadır, demiştir. Sindi: Cabir r.a.'in hadisinin zahiri, meninin necasetine delalet eder. Ancak şöyle denebilir: İçinde meni bulunan elbiseyle namaz kılmanın mekruhluğu kasdedilmiş olabilir. Meninin taharetine hükmedersek hadiste öngörülen yıkama, kerahatten sakınmak için olur, demiştir. Sindi'nin bu ifadesi, hadiste geçen 'şey' kelimesini meni ile yorumladığını gösterir

Sünen-i İbn Mâce No. 543 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ بَالَ جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ فَقِيلَ لَهُ أَتَفْعَلُ هَذَا قَالَ وَمَا يَمْنَعُنِي وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَفْعَلُهُ ‏.‏ قَالَ إِبْرَاهِيمُ كَانَ يُعْجِبُهُمْ حَدِيثُ جَرِيرٍ لأَنَّ إِسْلاَمَهُ كَانَ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ ‏.‏

Hemmam bin el-Haris (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Cerir bin Abdillah (El-Beceli (r.a.), küçük abdestini bozduktan sonra abdest aldı ve mestleri üzerine mesnetti. Bunun üzerine kendisine: Sen böyle mi yaparsın? diye soruldu. Kendisi: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in bunu yaptığını gördüğüm halde beni bunu yapmaktan alıkoyan nedir? dedi. Ravi ibrahim En-Nehai (dediki): Onlar (= Abdullah İbn-i Mes'ud'un arkadaşları) Cerir'in hadisinden çok hoşlanırlardı. Çünkü Cerir'in İslam'a girişi Maide suresinin (abdeste ait 6. ayetinin) inişinden sonra idi."

It was narrated that Hammam bin Harith said:"Jarir bin 'Abdullah urinated, then he performed ablution and wiped over his leather socks. Someone asked him: 'Do you do this?' He said: 'Why shouldn't I? I saw the Messenger of Allah doing this.'" Ibrahim (who narrated it from Hammam) said: "They were pleased by the Hadith of Jarir because he accepted Islam after the revelation of Ma'idah

Diğer tahric edenler: Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud Tahare AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi bu hadisi az bir lafız farkıyla ve aynı manayı ifade eder mahiyette rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde Cerir (r.a.), abdest alıp, mestler üzerine meshettikten sonra kalkıp namaz kılıyor, namazdan sonra kendisine soru yöneltiliyor. Ebu Davud'un rivayetinde Cerir (r.a.) soruyu cevaplandırdıktan sonra oradakiler: Peygamber s.a.v.'in mest üzerine meshetme işi Maide suresinin (abdest'e ait 6. ayetinde) inişinden önce idi, dediler. Cerir (r.a.): Ben, Maide suresinin (mezkur ayetinin) inişinden sonra müslüman oldum, diye cevap verdi. Beyhaki'nin süneninde İbrahim bin Ethem'in: Mestler üzerinde meshetme hakkında Cerir r.a.'in hadisinden daha güzel bir hadis işitmedim, dediği rivayet edilmiştir. '. Hadisin Manası: Hadis, Resul-i Ekrem s.a.v.'in mest üzerine meshettiğini ve bunu bizzat müşahede eden meşhur sahabi Cerir (r.a.)'in de aynı şeyi yaptığını ifade ediyor. Hadis'in ravilerinden İbrahim En-Nehai (r.a.)'in belirtiğl gibi AbduIlah İbn-i Mes'ud'un ashabı, Cerir'in hadisini çok güzel bularak beğenmişlerdir. Sebebi ise; mest üzerine meshetmeyi caiz görmeyenler şöyle iddia ederler: Resulullah s.a.v. ilk zamanlarda abdest alırken mest üzerine mesh yapardı. Abdeste ait Maide suresinin, 6. ayeti inince ayette ayakların yıkanması emredilmekle mest üzerine yapılagelen meshetme hükmü neshedilmiş oldu. Cerir (r.a.)'in hadisi bu iddiayı kökünden çürütür. Çünkü Cerir (r.a.)'in müslüman oluşu bu ayetin inişinden sonraki zamana rastlar. Çünkü abdest ayetl Beni Mustalik savaşmda inmiştir. Bu savaş hicretin 4'üncü veya 5. yılı vuku' bulmuş, Cerir (r.a.) ise hicretin 10. yılı ra.mazan ayında müslümanlığı kabul etmiştir. Eğer bu ayetin nüzulünden önce Cerir (r.a.) müslüman olmuş olsaydı söz konusu hadisinin bu ayetle mensuh olmasma ihtimal verilirdi. Bu zatın müslümanlığı ayetin nüzulumdan sonraki zamana rastlayınca anılan hadisinin mezkur ayetle mensuh olmayıp yürürlüğünün devamını bilmiş oluruz. Bu durumda hadis, ayeti hususileştirir. Yani ayakları yıkamaya ait ayetin emri ayağında mest bulunmayanlara mahsustur. Ayetle bu mananm kasdedilğini mezkur hadisler açıklar. Ebu Davud'un rivayetinde Cerir r.a.'m: Ben, Maide suresinin nüzulundan sonra müslüman oldum, mealindeki haberinden ve musannifimizin rivayetinde İbrahim (r.a.)'in: Çünkü Cerir r.a.'in müslümanlığı kabulü Maide suresinin nüzulundan sonra idi. şeklindeki sözünden maksat Maide suresinin tamamı olmayıp, suredeki abdest ayetidir. Biz de tercemede parentez içi ifadeyle buna işaret ettik. Çünkü sure'nin bazı ayetleri Cerir (r.a.)'in İslamiyeti kabulünden sonra nazil olmuştur. Nitekim hicretin 10. yılı Ramazan ayında Cerir müslüman olmuş, o yıl yapılan meşhur Veda haccında arefe günü; .... eBu gün şizin için dininizi kemale erdirdim ... » ayeti inmiştir. (Maide: 3) Mestler üzerine meshetmeyi kabul etmeyenler, mesh hadisinin ravisi Cerir r.a. 'in, Hz. Ali r.a. ile Hz. Muaviye ve taraftarları arasında cereyan eden olaylarda Hz. Ali r.a.'den ayrıldığını iddia ederek, onu zayıflatmak istemişler ise de bu tutarsızdır. Çünkü Cerir (r.a.} , Hz. Ali r.a.'den ayrılmamış olup, bazı mazeretler sebebiyle bu olaylara katılmamıştır. Kaldı ki İmam ve Hafız olan Muhammed bin İbrahim El-Vezir, Ehl-i Beyt'in büyük imamları ve etbalannın rivayetleriyle sabit olduğu vechile, sahabiler arasında cereyan eden müessir olaylar:'dan önce olsun sonra olsun sahabilerin rivayetinin makbul oldugu hususunda icma' vardır. Mest hadislerinden kurtulmak için bu yüce sahabiye kusur isnad etmek yersiz olup islam alimleri kat'iyyen böyle bir şeye iltifat etmemişlerdir .. İbnü'l-Münzir, . İbnü'l-Mübarek'in şöyle soylediğini nakletmiştir: 'Mestler üzerine meshetmenin caizliği hususunda sahabiler arasında ihtilaf yoktur. Çünkü caizliği inkar ettiği rivayet olunanlardan başka caizliği sabit gördüğü rivayeti de vardır.' EI-Hafız da EI-Fetih'te şöyle der: Hadis hafızlarından bir cemaat; mestler üzerine meshetmek mütevatirdir demişlerdir: 'Hadisçilerden bir cemaat meshe ait ravileri toplamışlar, sayılan sekseni bulmuştur. İmam Ahmed: 'Mesh 'hakkında sahabilerden kırk tane merfu' hadis vardır, demiştir. Ebul'l-Kasım İbn-i Müneddeh, Tezkiresinde mesh hadisinin ravilerini ismen zikrederek seksen sahabi'yi bulduğunu zikretmiştir. Tirmizi ve Beyhaki de sünenlerinde bu sahabilerden, bir cemaati zikretmişlerdir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Mestler üzerine meshetmek meşrudur. 2- Zamanına göre şer'i şerif'e muhalif bir şeyi gören kimse susmamalı. Güzel yolla itiraz etmelidir. 3- Yaptığının doğruluğuna inanan kimse, bir itiraza maruz kaldığı zaman dayandığı delili açıklamalıdır. 4- İtiraz eden kişi, gösterilen delile vaki tenkitleri söyleyebilir. 5 - İtiraza maruz kalan kişi, o tenkitleri cevaplamak suretiyle delilinin sıhhatını göstermelidir. 6 - İhtiyaç zamanında, tarihi delil göstermek caizdir. Nitekim Cerir r.a., müslümanlığı kabul ettiği tarihi; mestler üzerine meshetme hükmünün devam ettiğine ve mensuh olmadığına delil göstermiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 544 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو هَمَّامٍ الْوَلِيدُ بْنُ شُجَاعِ بْنِ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا أَبِي وَابْنُ، عُيَيْنَةَ وَابْنُ أَبِي زَائِدَةَ جَمِيعًا عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ ‏.‏

Huzeyfe (bin Ee-Yeman (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem). abdest aldı ve mesüerinin üzerine meshetti. AÇIKLAMA : Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahipleri rivayet etmişlerdir. Rivayetlerin bir kısmı daha. uzun olup, meshetme konusu dışında kalan bazı hususları da beyan eder. Yeri olmadığı için burada anlatılmasına gerek yoktur

It was narrated from Hudhaifah that:The Messenger of Allah performed ablution and wiped over his leather socks

Sünen-i İbn Mâce No. 545 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِيهِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ خَرَجَ لِحَاجَتِهِ فَاتَّبَعَهُ الْمُغِيرَةُ بِإِدَاوَةٍ فِيهَا مَاءٌ حَتَّى فَرَغَ مِنْ حَاجَتِهِ فَتَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ ‏.‏

Muğtre bin Şu'be (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) abdestini bozmaya çıktı. Muğire de içinde su bulunan bir matara ile Onu izledi. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) ihtiyacını giderdikten sonra (gelip) abdest aldı ve mestler üzerine meshetti." AÇIKLAMA : Bu hadisi Buhari, Müslim ve, Sünen sahipleri' uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir. Bazı lafızlarda değişiklik varsa da hepsi Peygamber (s.a.v.)'in abdest aldığında mestler üzerine meshettiğini bildirmektedirler. Bu hadisde mestler üzerine meshetmenin meşruluğuna delalet eder. İmamiye mezhebine mensub olanlar ile hariciler ve Ebu Bekir bin Davud Ez-Zahiri. mestler üzerine meshetmenin caiz olmadığını söylemişlerdir. Bunlarabdest almaya dair Maide suresinin 6. ayetini delil göstererek; bu ayette ayakların yıkanması emredilmiştir, derler. Ayrıca Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in abdest almayı öğrettiği şahsa: ''... Ve ayağını yıka .'' buyurması ve mestler üzerine meshetmekten bahsetmemesine dayanırlar. Bir de: 'Abdestte yıkanmayan topuklara azab olsun.' ile ayakları yikadıktan sonra: 'Ayakların yıkanması olmaksızın, Allah namazı kabul etmez.' mealIerindeki hadisleri mesned gösterirler ve meshe aİt hadislerin abdestayetiyle mensuh olduğunu söylerler. Alimlerin cumhüru mestler üzerine meshetmenin caizliğine hükmetmişlerdir. Hanefi alimlerinden İbnü'l-Himan Fethu'l-Kadir'de: 'Meshe ait hadisler çoktur. Ebu Hanife: Gün ışığı gibi apaçık delilleri bulduktan sonra mestler üzerine meshetmeyi caiz gördüm. Bunu caiz görmiyenin küfre gitmesinden endişelenirim. Çünkü bu hususta gelen eserler, tevatür haddini bulmuştur, demiştir. Ebu Yusuf da; Meshe ait haber meşhur olduğu için bununla ayetin neshi caizdir, demiştir' diye nakleder. El-Ayni de : Meshetmenin caizliğini hiç kimse inkar edemez. Ancak sapık bid'atçı inkar edebilir, demiştir. Hasan-i Basri de: 'Ben, yetmiş sahabiyle görüştüm. Hepsi mestler üzerine meshetmeyi meşru sayıyorlardı.' demiştir. Şafiiler'den Nevevi: İcma'ın oluşmasında sözü muteber olan bütün alimler hazarda ve seferde, ihtiyaç olsun olmasın mestler üzerine meshetmenin caizliği husüsunda, icma' etmişlerdir. Hatta. evinden çıkmayan kadın ve yürüyemeyen sakat kimse bile meshedebilir. Yalnız, Şiiler ve Hariciler, meshin caizliğini inkar etmişler ki, bunların muhalefeti muteber değildir. Malik'in mezhebi de meşhur rivayete göre cumhurun mezhebi gibidir. Sayılamıyacak kadar çok tabii bu hususu sahabilerden rivayet etmişlerdir. Ali, Aişe, İbn-i Abbas ve Ebu Hureyre (r.anhum)'un mestler üzerine meshetmeyi kabul etmediklerine dair yapılan isnad sabit değildir. Hz. Ali (r.a.)'e «Kitab. mestleri geçti.» şeklinde izafe edilen eser muttasıl bir isnad ile rivayet edilmemiştir. Hz. Aişe (r.anha)'nın: Mestler üzerine meshetme hükmü Ali bilir, diyerek mes'eleyi Hz. Ali'ye havale ettiği sabittir. İbn-i Abbas ise, abdest ayetinin inişinden sonra Peygamber (s.a.v.)'in meshetmesi sabit olmadığı zaman bundan kerahat ettiği, bilahare Peygamber (s.a.v.)'in meshettiği sabit olunca buna rücu' ettiği sabittir. Ahmed bin Hanbel; Meshin inkarı hakkındaki Ebu Hureyre'nin hadisi sahih olmayıp batıldır, demiştir. Menhel yazarı yukarıda verilen bilgiyi naklettikten sonra şöyle der: «Yukarıda işaret edilen abdest ayetine ve hadislere dayanarak meshin caiz olmadığını söyliyenlerin sözü reddedilmiştir. Şöyle ki; Ayetin hadisleri nesh ettiğine dair sözleri tutarsızdır. Çünkü Ayet Müreysi savaşında nazil olmuş, halbuki Muğire'nin bu hadiste anlattığı olay, Müreysi' savaşından sonra vuku bulan Tebuk savaşında meydana gelmiştir. Cerir (r.a.)'in (543 nolu) hadisi, Peygamber (s.a.v.)'in bu ayetin inişinden sonra meshettiğini ispata kafidir

It was narrated from 'Urwah bin Mughirah bin Shu'bah from his father Mughirah bin Shu'bah, that:The Messenger of Allah went out to relieve himself, and Mughirah followed him with a vessel of water. When he finished relieving himself, he performed ablution and wiped over his leather socks

Sünen-i İbn Mâce No. 546 Sahih

حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى اللَّيْثِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَوَاءٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ رَأَى سَعْدَ بْنَ مَالِكٍ وَهُوَ يَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ فَقَالَ إِنَّكُمْ لَتَفْعَلُونَ ذَلِكَ فَاجْتَمَعْنَا عِنْدَ عُمَرَ فَقَالَ سَعْدٌ لِعُمَرَ أَفْتِ ابْنَ أَخِي فِي الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ كُنَّا وَنَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَمْسَحُ عَلَى خِفَافِنَا لَمْ نَرَ بِذَلِكَ بَأْسًا ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ وَإِنْ جَاءَ مِنَ الْغَائِطِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

İbn-i Ömıer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Sa'd bin Malik (r.a.)'in mestleri üzerine meshettiğini görmüş ve: Hakikaten siz bunu (nasıl) yapıyorsunuz? (diyerek bu hareketi yadırgamış) sonra ikisi beraber Hz. Ömer (r.a.)'in yanında toplanmışlar ve Sa'd (r.a.) Ömer (r.a.)'e mestler üzerine meshetme hakkında kardeşimin oğluna (İbn-i Ömer'e) fetva ver, demiş, bunun üzerine Ömer (r.a.) : «Biz Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber bulunurken mestlerimiz üzerine meshederdik. Böyle yapmakta bir beis görmeyiz.» demiş ve bunun üzerine İbn-i Ömer (r.a.) : Kişi, büyük abdesti bozmaktan gelse bile (meshedebilir mi?) diye sormuş, Ömer (r.a.) de: Evet, diye cevap vermiştir.»" Not: . Hadlsin İsnadının sahlh ve ricalinin sika olduğu;. yalmz ravllerden Said bin Ebi Arube'nin tedlis yaptığı, bu hadisi an'ane ile rivAyet ettiği, son zamanlarında ihtilat ettiği ve hadisin Sahih-i Buhari'de başka bir uslub ile rivayet. edildiği,. Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Bu hadis de mestler üzerine meshetmenin cevazına. delildir. Buhari'deki hadis, mealen şöyledir: Sa'd bin Ebi Vakkas r.a.'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ''Resulullah (s.a.v.) mestler üzerinde meshederdi. Abdullah bin Ömer r.a., bu durumu (babası) Ömer r.a.'e sormuş, O da şöyle cevap vermiştir: Evet (Nebi meshetti.) Sa'd r.a. Nebi (s.a.v.)'den sana bir şey rivayet ettiği zaman, artık onu başkasına sorma.'' Rivayete göre Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.) Irak'ta hazer halinde iken meshetmiş, bunu gören AbduIIah İbn-i Ömer r.a. itiraz etmiş, O da Resulullah (s.a.v.)'den bunu gördüğünü söylemiş, daha sonra, ikisi Ömer r.a.'in yanında buluşunca Sa'd, İbn-i Ömer r.a.'e: 'Babana meshin hükmünü sorsana, demiş, o da sormuş ve babası böyle cevap vermiştir

It was narrated from Ibn 'Umar that:He saw Sa'd bin Malik wiping over his leather socks and said: "Is it you doing this?" They both went to 'Umar and Sa'd said to 'Umar: "Give my brother's son a verdict regarding wiping over leather socks." 'Umar said: "We used to wipe over our leather socks when we were with the Messenger of Allah and we do not see anything wrong with that." Ibn 'Umar said: "Even if that is after one has defecated?" He said: "Yes

Sünen-i İbn Mâce No. 547 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ الْمَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمُهَيْمِنِ بْنُ الْعَبَّاسِ بْنِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ وَأَمَرَنَا بِالْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ ‏.‏

Sehl es-Saidi. (r.a.)'den rivayet edildiğine göre demiştir ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) mestler üzerine meshetti ve mestler üzerine meshetmeyi bize emretti." Not: Ravi Abdülmüheymin'in. zayıflığına cumhur ittifak ettitiği için isnadın zayıf olduğu. Zevaid'de bildirilmiştir

Abdul-Muhaimin bin 'Abbas bin Sahl As-Sa'idi narrated from his father, from his grandfather:"The Messenger of Allah wiped over his leather socks and he ordered us to wipe over the leather socks

Sünen-i İbn Mâce No. 548 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عُبَيْدٍ الطَّنَافِسِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ عَطَاءٍ الْخُرَاسَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي سَفَرٍ فَقَالَ ‏ "‏ هَلْ مِنْ مَاءٍ ‏"‏ ‏.‏ فَتَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ ثُمَّ لَحِقَ بِالْجَيْشِ فَأَمَّهُمْ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre demiştir ki : Ben. bir yolculukta Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in beraberinde idim. O: «Su varım?» diyerek (su istedi, bunun üzerine su hazırlanınca) abdest aldı ve mestleri üzerine mesh etti. Sonra orduya yetişerek onlara namaz kıldırdı." Not: Zevaid'de: Bu isnad, zayıf ve munkati' bir isnaddır. Ebu Zür'a, Horasanlı Ata'nın Enes bin Malik'ten hadis işitmediğini söylemiş; Akili de. Ömer bin El-Müsenna'nın hadisinin mahfuz olmadığını söylemiştir. denııir

It was narrated that Anas bin Malik said:"I was with the Messenger of Allah on a journey, and he said: 'Is there any water?' He performed ablution and wiped over his leather socks, then he joined the army and led them (in prayer)

Sünen-i İbn Mâce No. 549 Hasen

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا دَلْهَمُ بْنُ صَالِحٍ الْكِنْدِيُّ، عَنْ حُجَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْكِنْدِيِّ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّجَاشِيَّ، أَهْدَى لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خُفَّيْنِ أَسْوَدَيْنِ سَاذَجَيْنِ فَلَبِسَهُمَا ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَيْهِمَا ‏.‏

Büreyde (bin el-Husayb) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Necaşi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve SelIem)'e bir çift siyah ve sade mesti hediye olarak gönderdi. O da bunları giydi. Sonra abdest aldı ve bunların üzerine meshetti.

It was narrated from Abu Buraidah from his father that:An-Najashi gave the Prophet a gift of a pair of plain black leather socks. He put them on, then he (performed ablution and) wiped over them

Diğer tahric: Ahmed bin Hanbel, Tirmizi, Ebu Davud ve Beyhaki

Sünen-i İbn Mâce No. 550 Zayıf

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ رَجَاءِ بْنِ حَيْوَةَ، عَنْ وَرَّادٍ، كَاتِبِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَسَحَ أَعْلَى الْخُفِّ وَأَسْفَلَهُ ‏.‏

Muğire bin Şu'be (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) mestin üstüne ve altına meshetmiştir. Not: Senedde ravilerden El-Velid'in tedlisçi olduğu, Sevr'in Reca* bin Heyvet'ten hadis işitmediği ve El-Muğire'nin katibinin (verrad) meçhul olduğu halde hadisi mürsel rivayet ettiği söylenmişse de, şöyle cevap verilmiştir: El-Velid: »- = «Bize Sevr tahdis etti.» demiştir. Bunda tedlis yoktur. Sevr'in Reca'dan hadis işittiğini BeyhakI tesbit ederek; Sevr'in de : — «Bize Reca' tahdis etti, dediğini belirtmiştir. El-Muğtre'nin katibi de, El-Muğire'yi zikretmiştir. Bunun iğin hadiste mürsellik yoktur. İbn-i Maceh'in açıkladığı gibi Muğire'nin katibinin adı Verrad'dır. Künyesi ise Ebu Said'dir. Şa*bl ve başkası ondan rivayet etmişlerdir. (Artık katibin meçhul olmadığı anlaşılır.)

It was narrated from Mughirah bin Shu'bah that:The Messenger of Allah wiped over the top and the bottom of the leather socks

Diğer tahric: Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Darekutni, Beyhaki ve İbnü'l-Carud AÇIKLAMA : Nevevi, hadisçilerin bu hadisi zayıf gördüklerini söylemiştir. EI-Menhel yazarı «Mesh" babında rivayet olunan bu hadisin izahını yaparken şöyle der: Buhari, Ebu Zur'a, Tirmizi, Ebu Davud ve Şafii gibi büyük hadis imamları ve müteahhirinden İbn-i Hazm bu hadisi zayıf görmüşlerdir. Doğrusu da budur. Bu hadis, sahih hadislerin hepsine muhaliftir. (Çünkü sahih hadisler Nebi (s.a.v.)'in, mestlerinin yalnız üst kısmına meshetmekle yetindiğine delalet ederler. Bu hadis ise mestlerin hem üstüne, hem altına meshettiğini bildirir. Bu hadisin zayıflığına ait illetlerin bir kısmı müessir değil ise de hadisin sıhhatına mani olacak derecede etkili olan kısmı da vardır. Nitekim yalnız El-Velid bin Müslim hadisi mevsul olarak isnad etmiş, kendisinden daha yüce ve hıfzı daha kuvvetli olup, hadiste imam sayılan AbduIIah bin El-Mübarek hadisi mürsel olarak rivayet etmiştir. Çünkü onun rivayetinde El-Muğire'nin katibi doğrudan Peygamber (s.a.v.)'den naklediyor. Abdullah bin El-Mübarek ile El-Velid bin Müslim, ihtilafa düştükleri zaman Abdullah'ın dediği makbuldür. Hadis hafızlarının bir kısmı: El-Velid bi Müslim, bu hadiste iki yerde hata etmiştir. Birincisi, Reca' El-Muğire'nin katibinden işitmemiştir. An'ane ile ondan nakletmiştir. İkinci hata, Sevr, Reca'dan işitmemiştir, demişlerdir. 'Üçüncü bir hata var. O da şudur ki; Hadisin mürsel oluşu doğrudur. Hadis hafızlarının hepsi bunu beyan etmişlerdir. Şafii de, hadisin zayıflığını belirtmiş olup, mestlerin hem üstüne, hem altına meshetmenin daha iyi olması hususunda Beyhaki ve başkasının İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet ettikleri esere itimad etmiştir.'' VACİB VE SÜNNET OLAN MESH MİKTARINDAKİ İHTİLAF : EI-Menhel yazarı, aynı babta ihtilafla ilgili olarak şöyle der: "Alimler, vacib olan mesh miktarı ile sünnet olan mesh miktarı hakkındaki muhtelif görüşler beyan etmişlerdir: 1- Maliki alimlerinin meşhur kavline göre mestlerin üst kısmının tamamını topuklara kadar meshetmek vacibtir. Altını meshetmek de sünnettir. Sünnet olan meshin yapılışı şöyledir: Kişi, sağ elini, sağ ayağının parmak uçlarına üstten bırakır. Sol elini de ayak parmaklarının altına bırakarak her iki elini beraber topuklara kadar çeker. Sol ayağın meshine gelince, bunun tersine sağ elini, sol ayağının altına ve sol elini ayağın üstüne bırakarak yine parmak uçlarından topuklara kadar her iki elini çeker. 2- Şafii alimlerinin meşhur kavline göre mestin üst kısmından ve abdestte yıkanması farz olan herhangi bir yere meshetrnek vacibtir. Mestin hem üstünü, hem altını çizgiler halinde meshetmek sünnettir. Yapılış şekli için en sevaplı olanı şudur ki; Kişi, sağ elini sağ ayağının parmak uçlarının üstüne ve sol elini aynı ayağının topuğunun altına bıraktıktan sonra, sağ elini bacağa doğru ve sol elini parmak uçlarına doğru çeker. (Sol ayağının meshinde sağ el topuğun altına ve sol el ayağın parmak uçlarına bırakıldıktan sonra aynı şekilde çekilir.) 3- Hanefi alimlerine göre vacib olan miktar mestin üst kısmından elin serçe parmağıyla üç parmak kadar meshetmektir. Mestin içine, kenarlarına ve altına meshetmek sünnet değildir. Müstahab olan mesh şekli budur. Kişi sağ elin parmaklarını sağ ayağın parmaklarının hizasına üstten bırakır. Sol elin parmaklarını da sol ayağın parmaklarının üstüne bıraktıktan sonra ellerini bacağa doğru çeker. Parmaklarla beraber el ayasını da mestlere sürerse daha iyidir. Meshin çizgiler halinde olması daha makbuldür. 4- Hanbeli alimleri; mestin üst kısmının çoğuna meshetmek caizdir, mestin altını ve topuğunu meshetmek yerine geçmez. İki ayagı beraber meshetmek sünnet değildir. Sünnet olan mesh şekli şöyledir: Mesh işi sol el ile yapılmalı, el parmakları birbirine yapışmamalı, ayak parmaklarının uçlarından bacağa doğru yapılmalıdır, demişlerdir. HADiSiN FIKIH YÖNÜ : Hadis, Peygamber (s.a.v.)'in, mestin üstüne ve altına meshettiğine delalet eder. Fıkıhçıların bu konudaki görüşleri yukarıda beyan edilmiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 551 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُنْذِرٌ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِرَجُلٍ يَتَوَضَّأُ وَيَغْسِلُ خُفَّيْهِ فَقَالَ بِيَدِهِ كَأَنَّهُ دَفَعَهُ ‏ "‏ إِنَّمَا أُمِرْتَ بِالْمَسْحِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِيَدِهِ هَكَذَا مِنْ أَطْرَافِ الأَصَابِعِ إِلَى أَصْلِ السَّاقِ وَخَطَّطَ بِالأَصَابِعِ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), abdest alan ve bu arada (ayaklarındaki) mestleri yıkayan bir adam'ın yanmdan geçti. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), mübarek eliyle sanki onu mestlerini yıkamaktan men. edercesine işaret ederek: «Sen, ancak meshetmekle emr olunmuşsun.» buyurdu ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek eliyle ayak parmakları uçlarından bacak mafsalına doğru çekerek ve parmaklarıyla çizgiler çizerek «Şöyle» buyurdu. Not: Sindi şöyle demiştir: Zevaid sahibi bu hadisi zikretmemiştir. Zannımca bu hadis de Zevaid (Kütüb•i Hamse'de bulunmayan) kısmındandır. Senedinde Bakiyye adlı ravi vardır. Bu ravinin sika olup olmadığı hususunda konuşulmuştur

It was narrated that Jabir said:"The Messenger of Allah passed by a man who was performing ablution and washing his leather socks. He gestures with his hand, (and said): 'Rather I have been commanded to wipe them.' The Messenger of Allah gestured with his hand like this, from the tips of the toes to the base of the shin, tracing lines with his fingers

Sünen-i İbn Mâce No. 552 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ سَمِعْتُ الْقَاسِمَ بْنَ مُخَيْمِرَةَ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ هَانِئٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنِ الْمَسْحِ، عَلَى الْخُفَّيْنِ فَقَالَتِ ائْتِ عَلِيًّا فَسَلْهُ فَإِنَّهُ أَعْلَمُ بِذَلِكَ مِنِّي ‏.‏ فَأَتَيْتُ عَلِيًّا فَسَأَلْتُهُ عَنِ الْمَسْحِ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَأْمُرُنَا أَنْ نَمْسَحَ لِلْمُقِيمِ يَوْمًا وَلَيْلَةً وَلِلْمُسَافِرِ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ ‏.‏

Şüreyh bin Hani' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben mestler üzerine meshetmek durumunu Hz. Aişe'ye sordum. Bana: Ali'ye varıp onu sor. Çünkü O, bunu benden daha iyi bilir. (Çünkü O, Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) ile yolculuk ederdi.) dedi. Bunun üzerine ben, Ali (r.a.)'e gelerek, meshetme durumunu sordum. Ali (r.a.) buyurdular ki : Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), mukim için bir gün bir gece, misafir için de üç gün üç gece olmak üzere meshetmeyi bize emretti

It was narrated that Shuraih bin Hani' said:"I asked 'Aishah about wiping over the leather socks and she said: 'Go to 'Ali and ask him, for he knows more about that than I do.' So I went to 'Ali and asked him about wiping. He said: 'The Messenger of Allah used to tell us that the resident could wipe for one day and one night, and the traveler could do so for three days

Sünen-i İbn Mâce No. 553 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ جَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِلْمُسَافِرِ ثَلاَثًا وَلَوْ مَضَى السَّائِلُ عَلَى مَسْأَلَتِهِ لَجَعَلَهَا خَمْسًا ‏.‏

Huzeyme bin Sabit (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), mestler üzerine meshetmek (hususunda) misafir için üç gündük bir süre) tayin etti. Eğer soru sahibi sorusuna devam etseydi (sürenin arttırılmasını isteseydi) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), süreyi beş kılacaktı.»

It was narrated that Khuzaimah bin Thabit said:"The Messenger of Allah set a time limit for the traveler of three days, and if the questioner had persisted in asking, he would have made it five (days)

Tahric: Tirmizi ve Ebu Davud'un da rivayet ettikleri Huzeyme'nin bu hadisi için müteaddid senedler zikretmişlerdir. AÇIKLAMA : "MestIer üzerine mesh etmek süresi misafir için üç gün, mukim için de bir gün bir gecedir.'' mealindeki metnin hasen-sahih olduğu Tirmizi'de belirtilmiştir. Ebu Davud'un diğer bir senedinde ravi şöyle der: 'Eğer biz, misafir için meshetme süresinin uzatılmasını isteseydik, Resul-i Ekrem (s.a.v.), süreyi uzatacaktı.' El Menhel yazarı: Bu parça ile ilgili olarak, ravinin bu sözünden şu netice çıkar, demiştir: 'Lakin biz sürenin fazlalaştırılmasını istemedik, Resul-i Ekrem (s.a.v.) de süreyi üç günden fazlalaştırmadı. Bu durumda, bu rivayet ile bundan önceki rivayet arasında ihtilaf yoktur. Bilindiği gibi kitabımızdaki rivayette mukim için mesih süresinden bahsedilmemiştir. Ebu Davud ve Tirmizi'de görüldüğü gibi onun süresi de tahsis edilmiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 554 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، قَالَ سَمِعْتُ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيَّ، يُحَدِّثُ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ - أَحْسِبُهُ قَالَ - وَلَيَالِيهِنَّ لِلْمُسَافِرِ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Huzeyme bin Sabit (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: «Mestler üzerine meshetmek hususunda misafir için süre üç gündür.» Sanımca: «...ve Üç gece...» buyurdu

It was narrated from Khuzaimah bin Thabit that:The Prophet said: "Three days." I think he said, "And three nights during which the traveler may wipe over his leather socks

Sünen-i İbn Mâce No. 555 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي خَثْعَمٍ الثُّمَالِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الطُّهُورُ عَلَى الْخُفَّيْنِ قَالَ ‏ "‏ لِلْمُسَافِرِ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ وَلِلْمُقِيمِ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Sahabiler: Ya Resulallah! Mestler üzerine meshetme süresi nedir? diye sordular. O da: ‘‘Misafir için geceleriyle beraber üç gündür. Mukim için de bir gün bir gecedir.’’

It was narrated that Abu Hurairah said:"They said: 'O Messenger of Allah! What about the purification of the leather socks?' He said: 'For the traveler it is three days and nights, and for the resident it is one day and one night

Sünen-i İbn Mâce No. 556 Hasen

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَبِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُهَاجِرُ أَبُو مَخْلَدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ رَخَّصَ لِلْمُسَافِرِ إِذَا تَوَضَّأَ وَلَبِسَ خُفَّيْهِ ثُمَّ أَحْدَثَ وُضُوءًا أَنْ يَمْسَحَ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيَهُنَّ وَلِلْمُقِيمِ يَوْمًا وَلَيْلَةً ‏"‏ ‏.‏

Ebu Bekre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Misafir abdest alıp, mestlerini giydikten sonra abdest bozduğu zaman geceleriyle beraber üç gün üç gece ve mukimin bir gün bir gece meshetmesini Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) ruhsat olarak caiz kılmıştır. AÇIKLAMA : Tirmizi'nin şerhi Tuhfe'de belirtildiğine göre, Ebu Bekre'nin hadisini İbn-i Huzeyme ve Darekutni de rivayet etmişler, Hattabi de isnadının sahih olduğunu söylemiştir. El-Münteka'dan naklen verilen bilgiye göre buralardaki hadis metni mealen şöyledir: ''Misafirin, geceleriyle beraber üçgün, mukimin'de bir gün bir gece mestleri üzerine meshetmelerine, mestlerini abdest aldıktan sonra giymişlerse ruhsat verilmiştir.'' Bu rivayete göre abdest aldıktan sonra, mestlerini giymiş olma şartı misafirde arandığı gibi mukimde de aranıyor. Bu hususta alimlerin ittifakı vardır. Yani bu şart bakımından misafir ile mukim arasında bir fark yoktur. Kitabımızdaki rivayette, misafirin abdest alıp mestlerini giymiş olma şartı, mukim için zikredilmemiş ise de melhuzdur. MESH SÜRESİ HUSÜSUNDAKİ ALİMLERİN GÔRÜŞÜ : Bu babta geçen hadisler bu sürenin mukim için bir gün bir gsce, misafir için de üç gün üç gece oldugupu ispat eder. Menhel yazarı ''Mesih süresi'' babında alimlerin görüşünü şöyle anlatır. Sahabilerin, Tabiilerin ve onlardan sonra gelen fıkıhçıların alimlerinden meydana gelen cumhura göre mesh süresi mukim için bir gün bir gece, misafir için de üç gün üç gecedir. Ebu Hanife, Şafii, Ahmed bin Hanbel, Sevri, Hasan bin Salih ve İshak bin Rahuye'nin, mezhebi budur. Hattabi: Meshin muayyen bir süreyle sınırlı oluşu tüm fıkıhçıların sözüdür demiştir. İbn-i Abdi'l-Berr de: 'Tabiilerin çoğu ve fıkıhçılar bu görüş üzerinde müttefiktirler. Bence de ihtiyatlı olanı budur. Çünkü meshetmenin caizliği tevatürle sabittir. Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat bu konuda müttefiktirler. Gönül, onların ittifakında yatışmıştır. Alimlerin çoğu.: Mukimin bir gün bir geceye ait beş vakit namazdan misafirin de üç gün üç geceye ait onbeş vakit namazdan fazlası için meshetmesi caiz değildir, dediklerine göre ilim adamına, uyması vacip olan şey, namazını kesin bilgi ile kılmasıdır. Bütün alimler ittifak etmedikçe kesin bilgiye göre ayakları yıkamak gerekir. Meshe ittifak ettikleri takdirde meshetmek de sağlam ve kesin bilgiye dayalı olur. Alimler. üç günden fazla süre için misafirin meshedebileceğine ve bir gün bir geceden fazla mukimin meshetmesinin caiz olduğuna icma' etmemişlerdir. Bu nedenle en sağlam iş bu süreyi aşmamaldır, demiştir.'' Cumhürun gösterdikleri delilIer çoktur. Huzeyme bin Sabit'in (553 - 554 nolu) hadisi. Şüreyh bin Hani'in (552 nolu) hadisi, Safvan bin Assal'ın hadisi bu cümledendir. şureyh bin Hani'in hadisini Ahmed, Nesai ve ibn-i Mace rivayet etmişlerdir. Safvan bin Assal'ın hadisini Ahmed ve İbn-i Huzeyme rivayet etmişlerdir. Huzeyme bin Sabit'in hadisini de, El-Hafız'ın Telhis'te beyan ettiği gibi Şafii, Ahmed, Nesai' Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Maceh, İbn-i Huzeyme, İbn-i Hibbanı, Darekutni ve Beyhaki rivayet etmişlerdir, Tirmizi bu hadisin hasen-sahih olduğunu, Buhari de hasen olduğunu söylemiştir. Mestler üzerine meshetmek için süre tahdidi olmayıp hazer ve seferde kişi, dilediği sürece mestler üzerine meshedebilir, diyenler de olmuştur. Şa'bi, Ebu Seleme bin Abdurrahman, El-Leys, Rabia ve meşhur rivayete göre Malik bunlardandır. Bunların delili, Ebu Davud'un Huzeyme bin Sabit'e ait bir rivayetindeki; ''Eğer biz mesh süresinin arttırılmasını Peygamber (s.a.v.)'den isteseydik süreyi bize arttıracaktı.'' parçasıdır. Ve (557 - 558 nolu hadis gibi) buna benzeyen bazı hadislerdir. . İbn-i Seyyidi'n-Nas, Tirmizi'nin şerhinde: «Eğer bu fıkra sabit olmuş olsaydı bile meshin süresiz olduğunu söyleyenler için delil olmazdı. Çünkü bu ifade açıktır ki, onlar sürenin arttırılmasını istememişler ve arttırılmamıştır.'' Bu grup alimlerin gösterdikleri hadislerin hepsi zayıftır. (EI-Menhel yazarı, bu hadisleri ve zayıf oluşlarının nedenlerini bir bir anlatır, Çok uzun olduğu için buraya almaktan vazgeçtim) Menhel yazarı daha sonra şöyle der: Eğer meshin süresiz yapılabileceğine delil gösterilen hadisler sahih olsaydı, şöyle yorum yapılacaktı: ''Mukimin günü ve misafirin üç günü dolunca mestlerini çıkarıp, ayaklarını yıkamaları kaydıyla kişi, yıllarca mesh işine devam edebilir. Yukarıda verilen bilgiyi edindikten sonra en sağlamı ve ihtiyatlısı. mesh süresinin sınırlı olduğuna dair hadislerle amel etmektir. Tanınan süre, 556 nolu hadiste işaret edildiği gibi mestler giyildikten sonra abdest bozulduğu zamandan itibaren başlar. Mestleri giyme zamanından veya mestler üzerine meshetme zamanından başlamış olmaz

It was narrated from 'Abdur-Rahman bin Abu Bakrah, from his father, that:The Prophet granted a concession to travelers: "If a traveler performed ablution and put on leather socks, then he performed a fresh ablution, he could wipe over the leather socks for three days and nights; the resident could do so for one day and one night

Sünen-i İbn Mâce No. 557 Zayıf

حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَعَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ الْمِصْرِيَّانِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ رَزِينٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ قَطَنٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ نُسَىٍّ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ عِمَارَةَ، - وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَدْ صَلَّى فِي بَيْتِهِ الْقِبْلَتَيْنِ كِلْتَيْهِمَا - أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَوْمًا قَالَ ‏"‏ وَيَوْمَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَثَلاَثًا حَتَّى بَلَغَ سَبْعًا قَالَ لَهُ ‏"‏ وَمَا بَدَا لَكَ ‏"‏ ‏.‏

Evinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in her iki kıble (Ka'be ve Mescid-i Aksa')'ya doğru namaz kılmış olduğu Ubeyy bin imare (r.a.) 'den rivayet edildiğine göre : Kendisi, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e: Mestler üzerine meshedeyim (mi?) diye sormuş. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) : — «Evet, buyurmuştur. Ubeyy (r.a.) : — Bir gün (mü?) diye sormuş, Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem): — «Ve iki gün de (meshedebilirsin)» buyurmuştur. Ubeyy (r.a.) : — Ve üç gün de (mi?) diye sormuş ve nihayet yedi güne kadar (olan hükmü sorarak) ulaştırmış. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) de : — «Ve sana zuhur eden sürece (meshedebilirsin) buyurmuştur.» Not: Nevevi: Bu, hadis ehlinin ittifakı ile zayıf olan bir hadistir, demiştir

It was narrated from Ubayy bin 'Imarah, in whose house the Messenger of Allah performed prayer facing both prayer direction, that :He said to the Messenger of Allah: "Can I wipe over my leather socks?" He said: "Yes." He said: "For one day?" He said: "For two days?" He said: "For three?" And so on, until the number reached seven. He (the Prophet) said: "For as long as you see fit

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya