Temizlik (Taharet) ile İlgili Hadisler

1.909 hadis bulundu · sayfa 88/96

Sünen-i İbn Mâce No. 498 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَضْمِضُوا مِنَ اللَّبَنِ فَإِنَّ لَهُ دَسَمًا ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Süt (içmek)'ten dolayı ağzınızı (su) ile çalkalayınız. Çünkü bunun yağı vardır.» AÇIKLAMA 501’de

It was narrated from Ibn 'Abbas that:The Prophet said: 'Rinse your mouths after drinking milk for there is some greasiness in it

Sünen-i İbn Mâce No. 499 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ يَعْقُوبَ، حَدَّثَنِي أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَمْعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا شَرِبْتُمُ اللَّبَنَ فَمَضْمِضُوا فَإِنَّ لَهُ دَسَمًا ‏"‏ ‏.‏

Resulullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden Ümmü Seleme (r.a.a)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Süt içtiğiniz zaman ağzınızı (su) ile çalkalayınız. Çünkü yağlıdır.» AÇIKLAMA 501’de

It was narrated that Umm Salamah, the wife of the Prophet, said:"The Messenger of Allah said: 'If you drink milk, then rinse your mouths, for there is some greasiness in it

Sünen-i İbn Mâce No. 500 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمُهَيْمِنِ بْنُ عَبَّاسِ بْنِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَضْمِضُوا مِنَ اللَّبَنِ فَإِنَّ لَهُ دَسَمًا ‏"‏ ‏.‏

Sehl bin Sa'd Es-Saidi (r.a.)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: «Süt (içmek) ten dolayı ağzınızı su ile çalkalayınız. Çünkü yağlıdır.» Not: Zevaid'de: Bunun senedindeki ravilerden Abdülmüheymin zayıftır. Buhari hadislerinin münker olduğunu söylemiştir. Bu sebeple isnadı zayıftır, denilmiştir. AÇIKLAMA 501’de

Abdul-Muhaimin bin 'Abbas bin Sahl bin Sa'd As-Sa'di narraed from his father, from his grandfather, that:The Messenger of Allah said: "Rinse your mouths after drinking milk, for it has some greasiness in it

Sünen-i İbn Mâce No. 501 Zayıf

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ السَّوَّاقُ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا زَمْعَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ حَلَبَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ شَاةً وَشَرِبَ مِنْ لَبَنِهَا ثُمَّ دَعَا بِمَاءٍ فَمَضْمَضَ فَاهُ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ لَهُ دَسَمًا ‏"‏ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir Şat (koyun veya keçi) yi sağarak sütünden içti. Sonra su isteyip ağzını çalkaladı ve buyurdu ki: «Şüphesiz bu yağlıdır.» AÇIKLAMA : Bu babta rivayet edilen hadisler, süt içtikten sonra, ağzı su ile çalkalamanın meşrUluğuna delalet ederler. 498 nolu İbn-i Abbas'ın hadisini Buhari, Müslim, Nesai, Beyhaki, Ebu Davud ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Tirmizi, bunun hasen-sahih olduğunu da söylemiştir. Hadis, sütün yağlı oluşunu mazmazaya neden olarak göstermiştir. EI-Menhel yazarı, bu hadisi açıklarken şöyle der: Hadis, süt içtikten sonra ağzı çalkalamanın müstahab olduğuna delalet eder. Yağlı olan yiyecek ve içecekler, süt gibi olduğu için böyle bir şeyi yedikten veya içtikten sonra ağzı çalkalamak müstahabtır. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak da mazmaza gibidir. Nevevi, Müslim'in şerhinde şöyle demiştir: Yemekten önce ve sonra elleri yıkamanın müstahablığı hususunda alimler ihtilaf etmişlerdir. Kuvvetli olan görüş budur ki, yemekten önce elleri yıkamak müstahabdır. Ancak ellerin necasetten ve her türlü kir ve terden temiz olduğu kesinlikle bilinirse yıkanmayabilir. Yemekten sonra yine elleri yıkamak müstahabtır. Ancak elini hiç yemeğe sürmemiş veya kuru bir yemek yediği için yemek izi elde bulunmazsa yıkama işi terkedilebilir. Bu babta rivayet edilen hadisler, birbirini teyid eder mahiyettedir

It was narrated that Anas bin Malik said:"The Messenger of Allah milked a sheep and drank some of its milk, then he called for water and rinsed his mouth and said: 'It has some greasiness in it

Sünen-i İbn Mâce No. 502 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَبَّلَ بَعْضَ نِسَائِهِ ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ ‏.‏ قُلْتُ مَا هِيَ إِلاَّ أَنْتِ ‏.‏ فَضَحِكَتْ ‏.‏

Urve bin Zübeyr (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Aişe (r.a.) şöyle dedi: •Rcsuluİlah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bazı hanımlarını öptü. Sonra abdest almadan çıkıp namaza gitti.» Ben Aişe'ye: O öpülen hanım, senden başkası değildir, dedim. Bunun üzerine Aişe (r.anha) güldü. Not: Ebu Davud ve Nesai, mürsel bir isnad ile bu hadisi rivayet etmişlerdir. Bir hadisin mürsel olması, onun delil olmasına cumhur'a göre zarar vermez. Darekutni'nin zikrettiği şu isnadla mevsul olarak da gelmiştir. Bezzar'da hasen bir isnad ile zikretmiştir. Musannif ise iki sened ile zikretmiştir. Bu nedenle Hadis ittifakla hüccettir . TİRMİZİ HADİS’İ İÇİN BURAYA TIKLAYIN AÇIKLAMA 503’te

Urwah bin Az-Subair narrated from 'Aishah, that:The Messenger of Allah kissed one of his women (i.e., wives), then he went to perform the prayer, and he did not perform ablution. I ('Urwah bin Zubair) said: "That was not anyone but you,' and she smiled

Sünen-i İbn Mâce No. 503 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ زَيْنَبَ السَّهْمِيَّةِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَتَوَضَّأُ ثُمَّ يُقَبِّلُ وَيُصَلِّي وَلاَ يَتَوَضَّأُ وَرُبَّمَا فَعَلَهُ بِي ‏.‏

Zeyneb es-Sehmiye (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Aişe (r.a.) şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) abdest alırdı, sonra (bazı eşlerini) öperdi ve abdest almadan namaza dururdu. (Bu durumda) bazen beni öperdi.» Not: Bunun isnadında Haccac bin el-Ertat vardır. Kendisi tedlisçidir ve bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. Zeyneb'in de rivayetinin hüccet (delil) olmadığını Darekutn! söylemiştir. Bu bilgi Zevaid'den alınmıştır

It was narrated from 'Aishah:"The Messenger of Allah would perform ablution, then he would kiss, then he would perform prayer without performing ablution again. And sometimes he did that with me

Sünen-i İbn Mâce No. 504 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْمَذْىِ فَقَالَ ‏ "‏ فِيهِ الْوُضُوءُ وَفِي الْمَنِيِّ الْغُسْلُ ‏"‏ ‏.‏

Ali [r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e mezi'nin hükmü soruldu. Kendileri şöyle cevap buyurdular: «Mezide abdest almak gerekir. Menide ise ğusül gerekir.» AÇIKLAMA : Hadis, Buhari, Müslim, Ebu Davud. Tirmizi ve Beyhaki tarafından kısa ve uzun metinler halinde rivayet edilmiştir. Tirmizi. hadisin hasen-sahih olduğunu beyan etmiştir. Mezi'nin hükmünü soran zat Mikdad bin Esved olabilir. Çünkü 505 nolu nolu rivayette görüldüğü gibi bazı rivayetlerde onun bu soruyu sorduğu belirtiliyor. Nesai'nin bir rivayetinde Ammar bin Yasir'in bu soruyu sorduğu ifade edilmiştir. Abdürrazzak'ın Aiş bin Enes'ten rivayet ettiğine göre Ali, Mikdad ve Ammar (r.anhum). mezi'nin hükmünü kendi aralarında müzakere ettiler. Bu arada Ali (r.a.) : "Benden çok mezi gelir. İkiniz mezi'nin hükmünü Nebi (s.a.v.)'e sorun, dedi. .. Ebu Davud'un bir rivayetine göre, Hz. Ali (r.a.) şahsen Peygamber (s.a.v.)'e sormuştur. İbn-i Hibban, rivayetler arasında görülen bu ihtilafı şöyle kaldırmıştır: Hz. Ali (r.a.). bu sorunun Resulullah'a sorulmasını önce Ammar'dan istemiş, daha soiıra:Mikdad'dan istemiş ve bilahare kendisi de şahsen sormuştur: Hafız İbn-i Hacer ise şöyle söyler: İbn-i Hibban'ın mezkur yorumu güzeldir. Ancak, bazı rivayetlerde Hz. Ali (r.a.)'in Peygamber'in damadı olduğu için: "Ben bunu Resulullah'a sormaktan haya ederim," dediği sabittir. Yoruma göre bilahare şahsen sorması bu sözüne ters düşer. Bu nedenle Hz. Ali (r.a.)'in şahsen sorduğuna dair rivayeti mecazi manaya yorumlamak gerekir. Yani, kendisi sordurduğu için o sormuş gibi olur

It was narrated that 'Ali said:"The Messenger of Allah was asked about prostatic fluid and he said: 'For that ablution (is necessary), and for semen, bath is necessary

Sünen-i İbn Mâce No. 505 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ الْمِقْدَادِ بْنِ الأَسْوَدِ، أَنَّهُ سَأَلَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الرَّجُلِ يَدْنُو مِنِ امْرَأَتِهِ فَلاَ يُنْزِلُ قَالَ ‏ "‏ إِذَا وَجَدَ أَحَدُكُمْ ذَلِكَ فَلْيَنْضِحْ فَرْجَهُ - يَعْنِي لِيَغْسِلْهُ - وَيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

Mikdad bin El-Esved (r.a.')den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e şunu sormuştur: Adam, hanımına yaklaşır (yani, cinsi münasebet yapmadan oynaşır) ve bunun neticesinde meni çıkmaz (sadece mezi çıkarsa) kişinin ne yapması gerekir? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle cevap buyurdu: «Biriniz meziyi bulduğu zaman tenasül uzvuna su serpsin. (Ravi dedi ki, yani tenasül uzvunu yıkasın) ve abdest alsın.»

It was narrated from Miqdad bin Aswad that:He asked the Prophet about a man who approached his wife, but did not ejaculate. He said: "If anyone of you finds that, he should sprinkle water over his private part (meaning he must wash it) and perform ablution

Diğer tahric:; Malik, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud , Tahavi ve Beyhaki uzun ve kısa metinler halinde. AÇIKLAMA : Ebu Davud'un rivayet ettiği metin mealen şöyledir: «Mikdad bin EI-Esved (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Ali bin Ebi Talib r.a. kendisinin Resulullah s.a.v.'e: Adam, hanımına yaklaştığı ve kendisinden mezi çıktığı zamaı} ne yapması gerekir ... sorusunu sormasını istedi ve : Resulullah s.a.v.'in kızı benim yanımdadır. Ben, bu soruyu O'na sormaktan haya ederim, dedi. Mikdad dedi ki: Bunun üzerine Ben Resulullah s.a.v.'e sordum. Şöyle cevap buyurdular: «Biriniz mezi bulduğu zaman, tenasül uzvuna su serpsin (yıkasın) ve namaz için olan normal abdestini alsın." BU HADİSTEN ÇIKARILAN FIKHİ HÜKÜMLER : 1)- Kişi, ailesinin yakınlarına karşı edepli davranmalıdır ve utanç verici sözleri onların huzurunda sarfetmemelidir. 2)- Kişi, hanımının akrabaları huzurunda şehvetle ilgili bir şey anlatmamalıdır. 3)- Mezi, abdest almayı gerektirir, Gusül gerektirmez. 4)- Fetvayı başkasının aracılığıyla sormak caizdir. 5)- Kişi, Din ile ilgili hükümleri sormalıdır. 6)- Kendisine soru sorulan zat, bildiği cevabı esirgememelidix:

Sünen-i İbn Mâce No. 506 Hasen

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، وَعَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ السَّبَّاقِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، قَالَ كُنْتُ أَلْقَى مِنَ الْمَذْىِ شِدَّةً فَأُكْثِرُ مِنْهُ الاِغْتِسَالَ فَسَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّمَا يُجْزِيكَ مِنْ ذَلِكَ الْوُضُوءُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ بِمَا يُصِيبُ ثَوْبِي قَالَ ‏"‏ إِنَّمَا يَكْفِيكَ كَفٌّ مِنْ مَاءٍ تَنْضِحُ بِهِ مِنْ ثَوْبِكَ حَيْثُ تَرَى أَنَّهُ أَصَابَ ‏"‏ ‏.‏

Sehl bin Hüneyf (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Ben, meziden dolayı meşakkat ve güçlüğe uğrayıp, çok boy ab-desti alırdım. Nihayet (durumu) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e sordum. Buyurdular ki: «Mezi'den dolayı yalnız abdest almak sana kafidir.» Ben: Ya Resulallah! Elbiseme dokunan mezi nasıl olacak? diye sordum. Buyurdular ki: «Sen'in elbisenden mezinin dokunduğunu gördüğün yere serpmen (yıkaman) için sana bir avuç su kafidir.» AÇIKLAMA : Tirmizi bu hadisi rivayet ederek hasen-sahih olduğunu belirtmiştir. Ebu Davud da rivayet etmiştir. EI-Menhel yazarı hadisin açıklamasıyla ilgili olarak şöyle der: Sehl bin Huneyf'in Resulullah (s.a.v.)'e müracaat etmeden önceki zamanda mezi'nin çıktığı her defa için boy abdestini alması, kendi içtihadına dayalı idi. Sık sık mezi görmesi ve her defası için boy abdesti alması onun güçlük ve meşakkat duymasına sebep olmuştur. Hadiste geçen Nadh, kelimesinin lügat manası su serpmektir. Nevevi: «Hadiste geçen bu kelimenin manası yıkamaktır. Çünkü diğer bir rivayette «Ğasl = yıkama kelimesi geçer. Nadh, kelimesi, lugatta yıkamak anlamını da taşır. Bu nedenle kelimeyi burada yıkamak manasına almak zorunludur, demiştir.' Tirmizi şöyle der: «Elbiseye dokunan mezi hakkında alimler ihtilaf etmiştirdir. Bazıları: Dokunulan yerin yıkanması gereklidir. Oraya su serpmek kafi değildir, demişlerdir. Şafii ve İshak'ın kavli budur. Diğer bir kısım alimler: Dokunulan yere Su serpmek kafidir, demişlerdir. Ahmed de: Oraya su serpmenin" kafi geldiğini umarım, demiştir." Menhel yazarı bu nakillerden sonra şöyle der: ''Hak, Cumhur'un dediği gibi 'Nadh'tan muradın yıkamak olması ve su serpmenin yeterli olmayışıdır.'' En-Neyi yazarı: «Alimler, mezinin necis sayıldığı hususunda ittifak etmişlerdir. İmamiye mezhebine mensub bazı şahıslar hariç kimse muhalefet etmemiştir," der. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1)- Şer'i hükmü bilmeyen kişi, bilene baş vurmalıdır. 2)- Başvurulan kişi, bildiği takdirde şer'i hükmü açıklamalıdır. 3)- Mezi ğusül gerektirmeyip, abdesti gerektirir. 4)- Mezi'nin dokunduğu yeri yıkamak gerekir. Oraya az su serprnek yetmez

It was narrated that Sahl bin Hunaif said:"I used to suffer from a great deal of prostatic fluid, and I took many baths because of that. I asked the messenger of Allah about that, and he said: 'Ablution is sufficient for you in this case.' I said: 'O Messenger of Allah! What about the prostatic fluid that gets onto my clothes?' he said: 'it is sufficient for you to pour a handful of water on the part of your clothes wherever you see it has reached

Sünen-i İbn Mâce No. 507 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ شَيْبَةَ، عَنْ أَبِي حَبِيبِ بْنِ يَعْلَى بْنِ مُنْيَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ أَتَى أُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ وَمَعَهُ عُمَرُ فَخَرَجَ عَلَيْهِمَا فَقَالَ إِنِّي وَجَدْتُ مَذْيًا فَغَسَلْتُ ذَكَرِي وَتَوَضَّأْتُ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ أَوَ يُجْزِئُ ذَلِكَ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَسَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi beraberinde Hz. Ömer (r.a.) olduğu halde Ubey bin Ka*b (r.a.)'e varmıştır. Ubey (r.a.), onlarla (görüşmeye) çıkınca: Ben mezi buldum. Bunun üzerine tenasül uzvumu yıkayıp, abdest aldım, dedi. O'nun bu konuşması üzerine Ömer (r.a.) O*na: Abdest almak kafi midir? diye sordu. Ubey: Evet deyince Ömer (r.a.) O'na: Sen abdestin kafi olduğunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittin mi? diye sordu. Ubey (r.a.) : Evet, dedi.» Not: Bu hadisin aslı Buhari ve Müslim'de mevcuttur

It was narrated from Ibn 'Abbas that:He came to Ubayy bin Ka'b accompanied by 'Umar. Ubayy came out to them and said: "I noticed some prostatic fluid, so I washed my penis and performed ablution. 'Umar said: "Is that sufficient?" He said: "Yes." He ('Umar) asked: "Did you hear that from the messenger of Allah?" He said: "Yes

Sünen-i İbn Mâce No. 508 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، سَمِعْتُ سُفْيَانَ، يَقُولُ لِزَائِدَةَ بْنِ قُدَامَةَ يَا أَبَا الصَّلْتِ هَلْ سَمِعْتَ فِي، هَذَا شَيْئًا فَقَالَ حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَامَ مِنَ اللَّيْلِ فَدَخَلَ الْخَلاَءَ فَقَضَى حَاجَتَهُ ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ وَكَفَّيْهِ ثُمَّ نَامَ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَنْبَأَنَا سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، أَنْبَأَنَا بُكَيْرٌ، عَنْ كُرَيْبٍ، قَالَ فَلَقِيتُ كُرَيْبًا فَحَدَّثَنِي عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) gece uykudan kalkıp helaya girdi. Kaza-i hacet ettikten sonra çıkıp yüzünü ve bileklerine kadar ellerini yıkadı. Sonra uyudu.» AÇIKLAMA : Müellif, İbn-i Abbas'tan rivayet ettiği bu hadis için iki sened zikretmiştir. Birinci senedde belirtildiğine göre, ravilerden Veki'demiş ki: Ben, Süfyan'ın Zaide b. Kudame'ye: Ey Ebu's-Salt! Uyumak için abdest almak hakkında bir şey işittin mi? diye sorduğunu ve Zaide'nin: Bize Seleme bin Kuheyl, Kureyb'den O da İbn-i Abbas'tan şöyle rivayet etti, diye cevap verdiğini işittim. İkinci senedde de ravilerden Bukeyr demiş ki: Ben Kureyb ile görüştüm. Kendisi İbn-i Abbas'ın Peygamber'den rivayetle şu hadisini bana anlattı. .. Sindi diyor ki: Musannifin maksadı uyumak için abdest almanın mendub olduğunu bildirmektir. Söz konusu abdest hakkında sahih hadisler vardır. İbn-i Abbas'ın. hadisi, uyumak için kafi olan abdest miktarını beyan eder. Musannifin bu istinbatı gariptir. Buna göre cünüp kişi, ğusül etmeden uyumak istediği zaman hadislerle alması istenen abdestin de böyle yorumlanması mümkündür. Fakat, cünüple ilgili olarak istenen abdeste ait hadiste bu yoruma engel vardır. Sindi'nin, Musannifin istinbatını garipsemesinin nedeni .görüldüğü gibi İbn-i Abbas'ın hadisinde Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in yalnız ellerini ve yüzünü yıkadığı bildiriliyor. Oysa bu, şer'i abdest sayılamaz. Diğer taraftan Buhari ve Müslim'de Bera' bin Azib'den rivayet edilen hadiste Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: ''Yatağına varmak istediğin zaman namaz abdesti gibi abdest al..'' Mendub olan şey, yalnız el ve yüzü yıkamak değil, namaz abdesti gibi tam abdest almaktır. Müellifin rivayetine göre elleri ve yüzü yıkamaya 'Vudu'' = abdest denmesi ile şer'i abdest değil, kelimenin lugat manası olan temizlenme kasdedilmiştir

It was narrated from Ibn 'Abbas that:The Prophet got up during the night and went to the toilet and relieved himself, then he washed his face and hands, and went back to sleep. (Sahih) Another chain with similar wording

Sünen-i İbn Mâce No. 509 Sahih

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَامِرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَتَوَضَّأُ لِكُلِّ صَلاَةٍ وَكُنَّا نَحْنُ نُصَلِّي الصَّلَوَاتِ كُلَّهَا بِوُضُوءٍ وَاحِدٍ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.j'dea rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : «Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), her (farz) namaz için abdest alırdı. Biz de bütün (farz) namazları bir abdestle kılardık.»

It was narrated that Anas bin Malik said:"The Messenger of Allah used to perform ablution for every prayer, and we used to perform all of the prayers with one ablution

Diğer tahric: Buhari. Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, Beyhaki ve Tahavi AÇIKLAMA : Bu hadisin hasen-sahih,olduğunu Tirmizi belirtmiştir. EI-Menhel yazarı, hadisin açıklaması ile ilgili olarak aşağıdaki malumatı vermiştir: «Hadisteki namaz'dan maksad farz namazıdır. Peygamber (s.a.v.)'in abdestli olsun olmasın her farz namaz için abdesti tazelediği Tirmizi'nin rivayetinde belirtilmiştir. Resulullah (s.a.v.) ekseriyetle abdest tazelerdi. Bazen de iki veya daha çok farz namazı bir abdestIe kılardı. Nitekim 510 ve 511 nolu hadislerde bu durum belirtilmiştir. Buhari'nin Süveyd bin Numan'dan rivayet ettiği hadiste (492.de) belirtildiği gibi Hayber savaşına gidildiğinde Sahba: denilen mevkide konaklanıp Resulullah (s.a.v.), ikindi namazını kıldırmış ve namazdan sonra yemek yenmiştir. Akşam namazı vakti girince Resulullah (s.a.v.), abdest almadan 've (yemek yediğinden dolayı) ağzını çalkalayıp akşam namazını kıldırmıştır. Bazıları: Peygamber'in müstahab olmak üzere her farz namaz için abdest aldığı, sonra, bunun vacib olduğunun sanılmasından endişelendiğinden dolayı bu adete muhalefetle caizliğini beyan mahiyetinde bir kaç farz namazı bir abdestle kılmış olması muhtemeldir, demişlerdir. Diğer bir kısım alimler de : Muhtemelen her farz namaz için abdest almak yalnız Peygamber için vacip idi. Bilahare fetih günü Büreyde'nin (510 nolu) hadisiyle bu vücub neshedilmiştir, demişlerdir. Bu takdirde nesih durumu Mekke fethinden daha önce vuku bulmuştur. Çünkü yukarıda işaret edilen Süveyd bin Numan'ın hadisinde anlatıldığı gibi Hayber seferinde Nebimiz bir abdestle ikindi ve akşam namazını kılmıştır. Hayber seferi ise Mekke fethinden bir süre öncedir. Şöyle demek de mümkündür: Enes'in verdiği haber kendisinin muttali olduğu duruma münhasırdır. O'nun bilmediğı durum da olmuş olabilir. Hadisin: "Biz de bütün (farz) namazları bir abdestle kılardık.» parçasından murad, bir günlük farz namazıardır. Sahabiler, bazen böyle yaparlardı. Ama devamlı olarak böyle yaptıkları kasdedilmemiştir. Çünkü fazileti kazanmak üzere onların her namaz için abdest aldıkları sabittir. BİR ABDESTLE BİRDEN FAZLA FARZ NAMAZIN KILINIP KILINMAYACAĞI HUSUSUNDA ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ " Şii ve Zahiriye mezhebierine mensub bir taife: Mukim olan kimselerin her farz namaz için abdest alması gerekir. yolcular için bu mecburiyet yoktur, demişlerdir. İbn-i Ömer, Ebu Musa, Cabir bin Abdillah, Ubeyde Es-Selmani, Ebu'l-Aliye, Said bin Müseyyeb, İbrahim, Hasan ve Amr bin Ubeyd gibi bazı alimler: Kişi mukim olsun, misafir olsun, abdestli olsun olmasın her farz namaz için abdest almak mecburiyetindedir, demişlerdir. Nevevi. Müslim'in şerhinde şöyle der: Ebu Ca'fer Et-Tahavi ve Ebu'l-Hasan bin Battal, alimlerden bir taifenin: Abdestli olunsa bile kişinin her farz namaz için abdest alması vaciptir, dediklerini ve delil olarak, abdest hakkındaki Maide suresinin şu mealdeki ayetini gösterdiklerini nakletmişlerdir : "Ey Mu'minler! Namaza durmak istediğiniz zaman yüzlerinizi ve dirseklerle beraber kollarınızı yıkayınız, başlarınızı meshedin ve topuklarla beraber ayaklarınızı yıkayınız ... " Nevevi. sözlerine devamla: Ben, bu mezhebin sıhhatli olarak kimseden sabit olduğunu sanmam. Söz konusu alimlerin her farz namaz için abdest tazeIemenin müstahab olduğunu kasdetmiş olmalarını umarım. Bize İbrahim En-Nehai'nin bir abdestle beşten fazla namaz kılmadığı rivayet edilmiştir.' Hanefi. Şafii. Maliki ve Hanbeli mezhebIerine mensub alimler ile hadis alimlerinin çoğu ve diğer alimlerin görüşü şudur ki; Abdest bozulmadıkça yeniden abdest almak zorunluluğu söz konusu değildir. Bunların elinde delil olarak sahih hadisler mevcuttur. Örneğin; Buhari'de rivayet olunan Süveyd b. Numan'ın hadisi, Müslim hariç Kütübi Sitte sahiplerinin rivayet ettiği Enes bin Malik'in hadisi, Buhari hariç diğer Kütübi Sitte sahiplerinin rivayet ettikleri Büreyde'nin hadisi. .. Bunların anlamını taşıyan diğer hadislerden bahsetmek gerekirse mesela; Arefe ve Müzdelife'de iki farz namazı cem etmeye ait hadis, yolculuk halinde yine iki farz namazın cem'ine ait hadis, Hendek günü kazaya kalan farz namazları cem etmeye ait hadisler gösterilebilir. Yukarıdaki meali alınan abdeste ait ayete gelince, bundan maksad şudur: «Ey Mu'minler! Siz abdestsiz iken namaza durmak istediğiniz zaman ... » Darimi, ayetin bu şekilde yorumlanmasına delil olarak şu hadisi göstermiştir: "Abdestsizlik halinden başka hiç bir şeyden dolayı abdest almak zorunluğu yoktur.» Şafii de görüştüğü alimlerin ayeti şöyle yorumladıklarını anlatmıştır: "Ey Mu'minler! Uykudan kalkarak namaza durmak istediğiniz zaman ... » Zemahşeri de. şöyle der: Eğer sen desen ki, ayetin zahirine göre abdestsiz olsun olmasın namaza durmak isteyen herkesin abdest alması gerekir. Bunun yorumu nasıldır? Biz, şöyle cevaplarız: Ayetteki emrin vucub için olması muhtemeldir. Bu takdirde ayetin muhatabları yalnız abdestsiz olanlardır. Eğer ayetteki emir mendupluk için ise mesele açıktır. Yani, abdestli olsun, olmasın kişi namaza durmak istediği zaman yeniden abdest almalıdır. Bu onun için daha sevaptır. Tahavi de demiştir ki: . Büreyde'nin hadisinde rivayet olunduğu gibi Peygamber'in her farz namaz için abdest almasının sebebi, böyle yapması kendisine vacib olduğu için değil, daha çok sevap kazanması için olabilir. Enes bin Malik'ten rivayet olunan şu mealdeki hadis de bizim görüşümüzü te'yid eder. Şöyle ki; Amr bin Amir'den rivayet edildiğine göre Enes bin Malik şöyle demiştir: «Resulullah (s.a.v.)'e abdest suyu getirildi ve kendisi abdest aldı. Ben Enes'e: Resulullah (s.a.v.) her farz namaz için abdest alır mıydı? diye sorunca; evet, diye cevap vHdi. Bunun üzerine, Ben O'na: Ya siz? diye sordum. Enes şöyle dedi: Biz birkaç farz namazı bir abdestle kılardık.» Burada görüldüğü gibi Enes r.a.'in, Resul-i Ekrem'in fiilini bildiği ve buna uymayı farz telakki etmediği meydandadır. Çünkü, eğer Resul-i Ekrem s.a.v.'in bu fiili fazla fazilet kazanması maksadıyla olmayıp mecburiyet nedeniyle olmuş olsaydı ne Enes'in, ne de başkasının O'na muhalefet etmeleri düşünülemez

Sünen-i İbn Mâce No. 510 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَتَوَضَّأُ لِكُلِّ صَلاَةٍ فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ فَتْحِ مَكَّةَ صَلَّى الصَّلَوَاتِ كُلَّهَا بِوُضُوءٍ وَاحِدٍ ‏.‏

Büreyde (bin El-Hüseyn (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : «Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem), her (farz) namaz için abdest alırdı. Mekke'nin fethedildiği gün olunca farz namazların hepsini bir abdestle kıldı.»

Sulaiman bin Buraidah narrated from his father that:The Prophet used to perform ablution for every prayer, but on the day of the conquest of Makkah, he performed all of the prayers with one ablution

Diğer tahric: Müslim, Nesai, Ebu Davud, Beyhaki ve Tahavi. AÇIKLAMA : Tirmizi de, bir kaç tarikten rivayet ederek hadisin hasen-sahih olduğunu beyan etmiştir. Bazı rivayetlerdeki metin daha uzundur. Örneğin: Ebu Davud'un rivayeti mealen şöyledir: ''Fetih günü Resulullah (s.a.v.) beş vakit namazı bir abdestle kıldı ve mestleri üzerine meshetti. Bunun üzerine Ömer r.a. O'na; Şimdiye kadar yapmadığın bir şey yaptığını görmüş oldum, deyince Resulullah (s.a.v.) cevaben: ''Ben bunu kasden yaptım.'' buyurdu." Resul~i Ekrem (s.a.v.)'in o zamana kadar her farz namaz için abdest almayı ekseriyetle itiyat haline getirmiş iken Fetih günü bir günlük namazlan bir abdestle kılması Hz. Ömer (r.a.)'in dikkatini çekmiş ve bunun için de: . Ya Resulallah! Şimdiye kadar yapmadığın bir şeyi yapmış oldun, demekle bir nevi bunun mahiyetini öğrenmek istemiştir. Hadis, birçok farz namazı ve nafileleri bir abdestle kılmanın caizliğine delalet eder. Muteber olan alimlerin icmaı ile bu caizlik sabittir. Tirmizi: İlim ehlinin uygulaması budur, demiştir. İKİ HADİS'TEN ÇıKARILAN FIKHİ HÜKÜMLER 1)- Bir kaç farz namazı bir abdestle kılmak caizdir. 2)- Her farz namaz için abdest tazelemek müstahabtır. 3)- Resul-i Ekrem (s.a.v.). Mekke Fethine kadar geçen zamanda ekseriyetle her farz namaz için abdest tazelerdi. 4)- Alimin kendisinden üstün olan şahsiyetin mutad'ına muhalif olan fiil ve davranışlarının nedenini .sorması caizdir. Çünkü mutad'ına muhalif olan hareket, sehven yapılmış olabilir .. Bazen de alimin bilmediği bir nedenle kasden yapılır, soruşturma neticesinde o şahsiyetten istifade edilmiş olur. 5)- Kendisine soru tevcih edilen üstün şahsiyet, soruyu cevaplandırmalıdır

Sünen-i İbn Mâce No. 511 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ تَوْبَةَ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُبَشِّرٍ، قَالَ رَأَيْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يُصَلِّي الصَّلَوَاتِ بِوُضُوءٍ وَاحِدٍ ‏.‏ فَقُلْتُ مَا هَذَا فَقَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَصْنَعُ هَذَا فَأَنَا أَصْنَعُ كَمَا صَنَعَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

El-Fadl bin Mübeşşir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Ben, Cabir bin Abdillah'ın bir abdestle bir kaç (farz) namazı kıldığını görünce O'na : Bu nedir? diye sordum. Kendisi, şöyle cevap verdi: «Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'i gördüm. Böyle yaptı. Ben de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in yaptığı gibi yaparım.»

Fadl bin Mubashshir said:"I saw Jabir bin 'Abdullah performing every prayer with one ablution, and I said: 'What is this?' He said: 'I saw the Messenger of Allah doing this, and I am doing as the Messenger of Allah did

Sünen-i İbn Mâce No. 512 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي غُطَيْفٍ الْهُذَلِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، فِي مَجْلِسِهِ فِي الْمَسْجِدِ فَلَمَّا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ قَامَ فَتَوَضَّأَ وَصَلَّى ثُمَّ عَادَ إِلَى مَجْلِسِهِ فَلَمَّا حَضَرَتِ الْعَصْرُ قَامَ فَتَوَضَّأَ وَصَلَّى ثُمَّ عَادَ إِلَى مَجْلِسِهِ فَلَمَّا حَضَرَتِ الْمَغْرِبُ قَامَ فَتَوَضَّأَ وَصَلَّى ثُمَّ عَادَ إِلَى مَجْلِسِهِ فَقُلْتُ أَصْلَحَكَ اللَّهُ أَفَرِيضَةٌ أَمْ سُنَّةٌ الْوُضُوءُ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ قَالَ أَوَ فَطِنْتَ إِلَىَّ وَإِلَى هَذَا مِنِّي فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَقَالَ لاَ لَوْ تَوَضَّأْتُ لِصَلاَةِ الصُّبْحِ لَصَلَّيْتُ بِهِ الصَّلَوَاتِ كُلَّهَا مَا لَمْ أُحْدِثْ وَلَكِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ عَلَى كُلِّ طُهْرٍ فَلَهُ عَشْرُ حَسَنَاتٍ ‏"‏ ‏.‏ وَإِنَّمَا رَغِبْتُ فِي الْحَسَنَاتِ ‏.‏

Ebu Gutayf El-Huzeli (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Abdullah bin Ömer bin El-Hattab (r.a.), Mescid-de, yerinde oturuyordu. (Öğle) namazı vakti olunca kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Sonra yerine dönüp oturdu. Ta ikindi namazı zamanı gelince (abdesti olduğu halde) yeniden abdest alıp namaz kıldı. Sonra yerine geçip oturdu. Akşam namazı zamanı olunca kalkıp (tekrar) abdest tazeleyip namaz kıldıktan sonra yine yerine dönünce ben O'na : Allah, seni salihlerden kılsın, her farz namaz zamanı abdest tazelemek farz mıdır? Sünnet midir? diye sordum. Kendisi bana: Sen bana ve benim şu yaptığıma mı baktm? diye sordu. Ben de: Evet, deyince kendisi: Hayır. Ben, sabah namazı için abdest alsaydım, abdestim bozulmadıkça onunla (günlük) bütün namazları kılabilirdim. Lakin Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Kim abdest üzerine abdest alırsa kendisi için on hasene vardır.» Gerçekten ben de bu hasenelere rağbet ettim, dedi." Not: Zevaid'de: Hadisin sıhhat bakımından medarı ravi Abdurrahman bin Ziyad El-İfriki üzerindedir. Kendisi zayıftır. Ve zayıf olmakla berabar tedlis yapardl. Ebu Davud da hadisi rivayet etmiş, Tirmizi ise hadis'ten yalnız Resul-i Ekrem'e ait metni rivayet etmiştir, denilmektedir. AÇIKLAMA : Hadisin son kısmı İbn-i Ömer (r.a.)'in mevcut abdestini bozmadan abdest tazelediğine delalet ettiği için tercemede bu durumu parentez .içi ilavelerle ifade ettik. Hasene: Kulun işlediği hayırlı haslete denir. Abdest almak bir hasenedir. Hadis, abdest üzerine abdest alan kimseye AIlah Teala'nın on abdest sevabını vereceğini bildiriyor. İşlenen bir hasene karşılığında Allah'ın vadettiği mükafatın en azı o hasenenin 10 katıdır, Bazen bu mükafat 70 kat, bazen 700 kat bazen daha çok olabilir. Ebu Davud ve Tirmizi Sünenlerinin şerhleri, Tuhfe ve Menhel'de bu durum belirtiliyor. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Hadis, her farz namaz için abdest tazelemenin müstahab olduğuna delalet eder. Bu hususta mukim ve yolcu arasında bir fark yoktur. Cumhur'un mezhebi budur. 2- Tecdid-i Vudu', yani abdest üzerine abdest almamn mükafatını bildiriyor. 3- İbn-i Ömer (r.a.) aldığı bir abdestIe namaz kıldıktan sonra ikinci bir farz namaz için, abdest üzerine abdest aldığı noktasından hareketle bazı alimler: 'Bir abdestIe; namaz, Kur'an'ı ellemek ve Ka'be'yi tavaf gibi bir ibadet yapıldıktan sonra abdest üzerine abdest almak müstahabtır. Aksi takdirde yani alınan abdestle bir ibadet yapılmadıkça o abdes.t üzerine tekrar abdest almak müstahab değildir, demişlerdir. Bazı alimler ise: 'Abdest üzerine abdest almak için böyle bir kayıtlama yoktur. Tecdid-i Vudu', daima müstahabtır, demişlerdir

It was narrated that Abu Ghutaif Al-Hudhali said:"I was listening to 'Abdullah bin 'Umar bin Khattab in the mosque, and when the time for prayer came, he got up, performed ablution, and offered prayer, then he went back to where he had been sitting. When the time for 'Asr (Afternnon prayer) came, he got up, performed ablution, and offered prayer, then he went back to where he had been sitting. When the time for Maghrib (Sunset prayer) came, he got up, performed ablution, and offered prayer, then he went back to where he had been sitting. I said: 'May Allah improve you (i.e., your condition) Is it obligatory or Sunnah to perform ablution for every prayer?' He said: 'Did you notice that?' I said: 'Yes.' He said: 'No (it is not obligatory). If I perform ablution for Morning prayer I can perform all of the prayers with this ablution, so as long as I do not get impure. But I heard the Messenger of Allah say: "Whoever performs ablution while he is pure, he will have ten merits." So I wanted to earn the merits

Sünen-i İbn Mâce No. 513 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، وَعَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَمِّهِ، قَالَ شُكِيَ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الرَّجُلُ يَجِدُ الشَّىْءَ فِي الصَّلاَةِ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ حَتَّى يَجِدَ رِيحًا أَوْ يَسْمَعَ صَوْتًا ‏"‏ ‏.‏

Abbad bin Temim'in amcası (Abdullah bin Zeyd bin asim) r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Namazda iken abdesti bozuldu diye şüphelenen kişinin durumu Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e arzedildi. (= Namazın bozulup bozulmadığı soruldu.) Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki : «Böyle bir kimse koku duymadıkça veya ses işitmedikçe namazdan çıkmasın.»

Abbad bin Tamim narrated that his paternal uncle said:"A complaint was made to the Prophet about a man who sensed something (some doubt about his ablution) during prayer. He said: 'No (he does not have to perform ablution) unless he notices a smell or hears a sound

Diğer tahric: Buhari, Müslim. Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki AÇIKLAMA : Buhari ve Müsliın'de Peygamber s.a.v.'e adamın durumu arz eden zatın Abbad bin Temim'ın amcası olan Abdullah bin Zeyd bin Asım olduğu belirtilmiştir. Abdillah bin Zeyd'den bu hadisi Abbad bin Temim'in rivayet ettiği sabittir. Ancak Said bin El-Müseyyeb'in de Abdullah'tan rivayet edip etmediği kesinlikle bilinmemektedir. Hafız El-Fetih'te şöyle der: «Abbad» kelimesi, ''Said" kelimesine atfedilmiştir. Said bin Abdullah'tan hadisi rivayet etmesi muhtemeldir. Bu takdirde hem Said. hem Abbad, Abdullah'tan rivayet etmiş olurlar. İkinci bir ihtimal: AbduIIah'tan yalnız yeğeni olan Abbad rivayet etmiş olup, Said'in şeyhi ise mahfuzdur. (Senedde alınmamıştır.) Bu takdirde sened, Said bakımından mürseldir. EI-Etraf müellifi. birinci ihtimali benimsemiştir. 514 nolu senedde Said bin El-Müseyyeb'in şeyhi olarak Ebu Said-i Hudri'nin gösterilmiş olması ikinci ihtimali te'yid eder. Hadisin manasına gelince: Namaza duran kişi, namaz esnasında yellendi diye bir şüphe duyarsa namazını kesecek mi, yoksa bu şüpheye itibar etmeyerek namaza devam edecek mi? Sahabilerden AbduIIah bin Zeyd bin Asım bu durumu ve buna ait şer'i hükmü Peygamber'e sormak istemiş ve O'ndan şu cevabı almıştır: Hayır. Namazdan çıkmasın. Ancak, yellendiğini kesinlikle bildiği takdirde abdesti bozulmuş olur. Dolayısıyla namazdan çıkmış olur. Yellendiğini kesinlikle bilmesi; bir koku duyması veya ses işitmesiyle mümkündür. Yellendiğinin kesinlik kazanması için koku duymak veya ses işitmek şart değildir. Çünkü kişi, sağır olabilir veya koklama duygusu bozuk olabilir. Hadiste koku duyulması veya ses işitilmesi tabiri. çoğunluk itibarı iledir. Hattabi: 'Resul-i Ekrem (s.a.v.), hadiste ses işitmeyi ve koku duymayı zikretmekle abdestin ancak bunlarla bozulabileceğini namaz esnasında abdestin başka türlü bozulmıyacağını kasdetmemiştir. Soruya uygun olsun diye cevapta bu ifade tarzı tercih edilmiştir. Ön ve arkadan çıkan her şey. yel hükmündedir. Bazen yel çıkar ama ne ses duyulur, ne de koku. Buna rağmen durum kesinlikle bilindiği takdirde abdest bozulmuş olur. Bazen kişi sağır olur ses işitmez. Bazen burnu tıkalı olur koku işitmez ...'' demiştir. Ebu Davud'un abdest bahsinde rivayet ettiği bu hadisin serhinde EI-Menhel yazarı özetle şöyle der: "Bu hadis, İslam dininin temellerinden ve fıkıh kaidelerinden biridir. Bu kaide şudur ki: «Sabit olan her şeyin devamı asıldır. Aksi sabit olmadıkça o şeyin devamlılığına hükmedilir.» Beliren şüpheler, etki yapamaz. Bu kaideye «İstisbah» derler. Hadiste söz konusu olan mes'ele, bu genel kaidenin kapsamına giren yüzlerce mes'eleden biridir. Şöyle ki; Abdest aldığını kesinlikle bilen kişi, abdestinin bozulduğundan şüphe ederse, abdestinin devamlılığına hükmedilir. Şüphenin namaz içinde veya dışında olması arasında bir fark yoktur. Selef ve haleften olan alimlerin cumhür'unun görüşü budur. Maliki'lerden (İbn-i Nafi' de bu görüşe katılmıştır. Onların delili bu babtaki hadislerdir. Onlara göre hadiste söz konusu edilen şüphe, namaz içinde vuku bulan şüphe türünden ise de, şüphenin namaza bağlanması sorudan doğmadır. Yani soru namaz içindeki şüpheyle ilgili olduğu için, ona uygun olsun diye cevapta namazdan bahsedilmiştir. Maliki'lerin Cumhüruna göre kişi, namaza başlamadan önce abdestinden şüphelenirse, abdesti bozulmuş sayılır. Dolayısıyla abdest almadan namaza duramaz. Şayet kişi, namaza başladıktan sonra şüphelenirse, abdestinin bozulduğunu kesinlikle bilmedikçe namazına devam eder. Namazdan çıktıktan sonra şüphesi zail olursa ona. bir şey yapmak gerekmez. Eğer, namazdan çıktıktan sonra da.şüphesi devam ederse veya abdestinin kesinlikle bozulduğunu hatırlarsa yeniden abdest alır ve kıldığı namazı iyade eder. Maliki'lerin meşhur kavli budur. Onlar hadisin zahirine dayanmışlardır. Yukarıda belirtildiği gibi kesinlikle bilinen bu hususa ait hükmün şüpheyle değişmiyeceğine dair olup, mezkur hadisten alınan genel kaidenin kapsamına giren mes'elelerin bir kısmını Nevevi şöyle anlatmıştır: Aslında tahir olan su, süt, bal, yağ, elbise gibi bir maddenin necis olduğunda tereddüt eden kişi, bu şüpheye itibar etmemeli ve aslında tahir olan o maddenin taharetine hükmetmelidir. Kendisinde beliren şüphe ve necaset ihtimali % 50'den aşağı veya % 50'den yukarı olması neticeyi değiştirmez. Keza boşamada, köleyi azad etmekte veya eşinin aybaşı adetinde tereddüt eden kişi, bu şüphelere iltifat etmeyerek nikahın, kölesinin kölelik halinin ve eşinin temizlik durumunun devamına hükmederek, buna göre hareket eder ve hareketinden dolayı mes'ul değildir. Kişinin söz konusu zannı belli bir sebebe dayanmadıkça hüküm budur. Ama muayyen bir sebebe dayanırsa, mesela necaseti kullanmayı ibadet telakki edenlerin elbisesi, mezbahalarda hayvanları boğazlayanların elbiseleri ve şarap imal edip, buna düşkün olanların giyecekleri hususunda ayrı hükümler vardır. Bazı alimler, zahirle amel ederek bu elbiselerin necis olduklarına hükmetmişlerdir. Bir kısım alimler de, elbiselerin aslında temiz olmalarını dikkate alarak taharetIiklerine hükmetmişlerdir. İkinci görüş daha kuvvetlidir)

Sünen-i İbn Mâce No. 514 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ مَعْمَرِ بْنِ رَاشِدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنْبَأَنَا سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ التَّشَبُّهِ فِي الصَّلاَةِ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ يَنْصَرِفْ حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا أَوْ يَجِدَ رِيحًا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e, namaz esnasında abdestin bozulması şüphesinin hükmü soruldu. Resulullah, şöyle buyurdu: «Namaz kılan kişi bir ses işitmedikçe veya bir koku duymadıkça namazdan çıkmasın.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Hadisin ricali sikalardan oluşur. Ancak Zühri'nin Hafız olan arkadaşları Zühri'nin Said bin Abdillah bin Zeyd'den rivayet ettiğini ifade ederler. İmam Ahmed de Muharibi'nin Ma'mer'den hadisini münker sayardı. Çünkü Ma'mer'den hadis işitmemiştir. Üstelik tediis yapardı

It was narrated that Abu Sa'eed Al-Khudri said:"The Prophet was asked about doubts (concerning ablution) during prayer. He said: 'he should not leave until he hears a sound or detects an odor

Sünen-i İbn Mâce No. 515 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالُوا حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ وُضُوءَ إِلاَّ مِنْ صَوْتٍ أَوْ رِيحٍ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Abdest, ancak ses veya kokudan ötürü gerekir.» AÇIKLAMA : Bu hadisi Müslim, Buhari ve Tirmizi manaya değişiklik getirmeyen fakat lafız bakımından farklı metinler halinde rivayet etmişlerdir. Tirmizi hadisin hasen - sahih olduğunu ifade etmiştir. Müslim'in rivayeti mealen şöyledir: «Sizden birisi karnında bir şey duyar da (dübüründen) bir şeyin çıkıp çıkmad!ğına tereddüt ederse bir ses işitince veya bir koku duyuncaya kadar sakın mescidden (namazdan) çıkmasın.» Bu hadis de, daha önceki hadisleri destekler mahiyette olup, abdestin yellenme şüphesi ile bozulmadığını bildirir ve dübüründen çıkan yelin abdesti bozduğunu ifade eder. Bunda alimlerin icmaı vardır. Ön kısımdan çıkan yelin hükmü de İbn-i Mübarek, Şafii, İshak ve Ahmed'e göre budur. Hanefi alimlerinden Muhammed'den bir rivayette aynı hüküm vardır. Fakat Hanefi'lerden meşhur olan söze göre, ön kısımdan Çlkan yel, abdesti bozmaz. Maliki alimleri de bozmaz demişlerdir, Ancak, dübür kapanır ve büyük abdest ön kısımdan çıkacak olursa bu takdirde önden gelen yel'de de abdest bozulur

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'No ablution (is needed) unless there is an odor or a sound

Sünen-i İbn Mâce No. 516 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، قَالَ رَأَيْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ يَشَمُّ ثَوْبَهُ فَقُلْتُ مِمَّ ذَلِكَ قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ لاَ وُضُوءَ إِلاَّ مِنْ رِيحٍ أَوْ سَمَاعٍ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed bin Amr bin Ata' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben, Saib bin Yezid'i elbisesini koklarken gördüm ve O'na: Şu elbise koklaman neden icab etti? diye sordum, demiştir. Saib: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'i şöyle buyururken işittim, dedi: «Abdest, ancak koku veya işitmekten ötürü gerekir.» Not: Hadisin isnadında bulunan ravi Abdülaziz'in zayıf olduğu, Zeviiid'de bildirilmiştir

It was narrated that 'Amr bin 'Ata' said:"I saw Sa'ib bin Yazid sniffing his garment, and I said: 'Why (are you doing) that?' He said: 'I heard the Messenger of Allah say: "No ablution (is needed) unless there is an odor or a sound

Sünen-i İbn Mâce No. 517 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سُئِلَ عَنِ الْمَاءِ يَكُونُ بِالْفَلاَةِ مِنَ الأَرْضِ وَمَا يَنُوبُهُ مِنَ الدَّوَابِّ وَالسِّبَاعِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا بَلَغَ الْمَاءُ قُلَّتَيْنِ لَمْ يُنَجِّسْهُ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏

Abdullah bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Binek hayvanları ile yırtıcı hayvanların peşpeşe geldikleri göldeki su'yun hükmü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e sorulduğunda şöyle cevap buyurduğuna şahit oldum: «Su iki kulleye ulaştığı zaman hiç bir şey onu necis etmez.»

It was narrated from 'Ubaidullah bin 'Abdullah bin 'Umar that his father said:"I heard the Messenger of Allah being asked about water in the wilderness that is frequented by beasts and predators. The Messenger of Allah said: "If the water reaches the amount of two Qullah, nothing can make it impure (Najis).'" (Sahih) Another chain with similar wording

Diğer tahric: Tertip el-Müsned, Taharet 1/21 no: 36; Şafii elumm, tahare; Tirmizi, Taharet 1/97 no: 67; Ebu Davud, Taharet no: 63; Nesai, tahare EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya