Temizlik (Taharet) ile İlgili Hadisler

1.909 hadis bulundu · sayfa 77/96

Sünen-i İbn Mâce No. 278 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اسْتَقِيمُوا وَلَنْ تُحْصُوا وَاعْلَمُوا أَنَّ مِنْ أَفْضَلِ أَعْمَالِكُمُ الصَّلاَةَ وَلاَ يُحَافِظُ عَلَى الْوُضُوءِ إِلاَّ مُؤْمِنٌ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah bin Amr (bin el-As) r.a.’dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘İstikamet üzerine olunuz. İstikameti tam başaramıyacaksınız. Şüphesiz amellerinizin en faziletlilerinden birisinin de namaz olduğunu biliniz ve ancak (olgun) mu'min abdesti muhafaza edebilir. ‘‘ Not: Hadisin ravilerinden Leys bin Selim'den dolayı isnadının zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA, 279 DA

It was narrated that 'Abdullah bin 'Amr said:"The Messenger of Allah said: 'Adhere to righteousness even though you will not be able to do all acts of virtue. Know that among the best of your deeds is prayer and that no one maintains his ablution except a believer

Sünen-i İbn Mâce No. 279 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ أَسِيدٍ، عَنْ أَبِي حَفْصٍ الدِّمَشْقِيِّ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، يَرْفَعُ الْحَدِيثَ قَالَ ‏ "‏ اسْتَقِيمُوا وَنِعِمَّا أَنْ تَسْتَقِيمُوا وَخَيْرُ أَعْمَالِكُمُ الصَّلاَةُ وَلاَ يُحَافِظُ عَلَى الْوُضُوءِ إِلاَّ مُؤْمِنٌ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Ümame r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi hadisi merfu kılarak şöyle demiştir: ‘‘ İstikametli olunuz. Eğer istikametli olursanız o ne güzel bir şeydir. Amellerinizin en hayırlısı da namazdır. Ve kamil mu'min’den başkası namazı muhafaza edemez. ‘‘ Not: Zevaid'de bu hadisin isnadının zayıf olduğu bildirilmiştir. AÇIKLAMA (277, 278 ve 279): Hadisler istikametli olmayı emrederler. Kur'an-ı Kerim de istikametli olmayı emrederek müstakim mu'minlerin erişecekleri sevabı müjdeler. Sindi' istikameti şöyle tarif eder: İstikamet, hakka uymak, adaletli olmak, Allah tarafından emredilen hizmetleri tam yapmak, yasaklanan bütün günahlardan sakınmaktır. Tarif edilen istikametin büyük ve ağır iş olduğu görülmektedir. Bunu hakkıyla yapmak herkesin kar'ı değildir. Kimsenin gücü buna yetmez. Ancak kalbi, kutsal nurlar ile aydınlanarak beşeri karanlıklardan kurtulan ve Allah'ın yardımına mazhar olan zatlar tam manası ile istikamet üzerinde olabilirler. Böyle simalar da az bulunur. Hadiste istikametli olma emri verildikten hemen sonra da «Bunu tam manası ile tutup başaramıyacaksınız», bölümü ekleniyor, ki kendisini müstakim (istikamette -doğru yolda) gören insanlar mağrur olmasın, gerçekten istikametin ne olduğunu düşünüp gaflete dalmasın. Diğer taraftan istikametin tam hakkını vermiyen ve kusurlu olan müslümanlar da ümitsizliğe düşüp Allah'ın rahmetinden kendilerini mahrum saymasınlar. Hadisin ikinci parçasında, amellerin en hayırlısının namaz olduğu bildiriliyor. Bu fıkranın, istikameti emreden ilk fıkra ile olan ilişkisi şöyledir: Eğer emrolunduğunuz istikameti tam olarak yapmaya gücünüz yetmezse hiç olmazsa istikametin farz olan kısmına sarılın. O da ibadet nevilerini içinde toplayan namazdır. Çünkü namazda kıraat, tesbih, hamd, zikir, dua ve Allah'tan başkası ile konuşmayı bırakmak vardır. En hayırlı ve faziletli amelin hangisi olduğu hususunda hadisler arasında zahiri bir ihtilar vardır. Görülen bu zahiri ihtilafı bertaraf etmek için hadislerde rastlanan «En hayırlı amel şudur» şeklindeki ifadenin «En hayırlı amellerden birisi şudur» diye yoruınlanması gerekir. Bu babta geçen 277 ve 279 nolu hadislerde: «Amellerinizin en hayırlısı namazdır,., tabiri kullanılmıştır. 278 nolu hadiste ise: "Amellerinizin en faziletli olanlarından birisi de namazdır», ifadesi kullanılmıştır. Bunlar arasında uyumluk ancak belirttiğimiz yorumla sağlanır. Hadislerdeki "Ancak (olgun) mu'min abdesti muhafaza eder.» parçasında geçen muhafazadan maksad, namaz vakitlerinde abdestli olmak ve namaza hazırlıklı olmaktır, diye yorum yapılmıştır. Çünkü Sindi'nin belirttiğine göre Sünen sahiplerinin ve başka hadis alimlerinin rivayet ettikleri bir hadis-i şerif'e göre bir defa Resul-i Ekrem, tuvaletten çıktı, bu esnada yemeği de sofraya konmuştu. Sahabiler O'na: Size abdest suyu getirmiyelim mi? diye sordular. Resul-i Ekrem s.a.v. ise: "Ben sadece namaza durmak istediğim zaman abdest almakla emrolundum», diye cevap verdi. Abdesti muhafaza etmekten maksad, namaz vaktinde ve dışında devamlı abdestli durmaktır, diye yorumlamak da mümkündür. Resul-i Ekrem'in demin anlatılan mes'elede abdest almayışı, namaz vakti dışında abdestsiz durmanın caizliğini beyan etmek ve faziletli şeyi farz olan şeye karıştırmamak içindir. Zira bu durumu açıklamak ona vacibtir, dolayısı ile O'nun abdest almayışı daha hayırlı idi, denilebilir. Her iki yorum şekline göre; abdestli olmak mu'min'in şiarıdır. Çünkü dışın tahareti kişinin içinin temizliğine alarnettir. Bilhassa soğuk hava gibi ağır şartlar altında ve müsaid olmıyan ortamda abdeste devam etmek ancak imanlı olanın karıdır. Camiu's-Sağir'de (277 nolu) hadis, AbduIIah bin Amr bin el-As r.a.'den rivayet edilmiş ve şerhi El-Azizi'de şöyle denilmiştir. Alkami demiş ki; istikamet: Lugatta eğriliğin zıddıdır. Yani düzgünlük ve doğruluktur. İstilahta ise; bir tarafa sapmadan dosdoğru gitmektir. İstikamet: Kul'un hiç bir şeyi Allah rızasına tercih etmemesidir, diye tarif edenler de vardır. istikamet'in Allah'a itaat etmekten ayrılmamak olduğu da söylenmiştir. Bazıları da istikamet, Sözlerde, ğıybet, koğuculuk, yalancilık ve benzerinden; fiillerde bid'at olan şeylerden ve ibadetlerde gevşeklikten uzak durmakla gerçekleşir, demişlerdir. Hadisin ولن تحصوا cümlesini: İstikameti tam olarak başaramıyacaksınız., diye terceme ettik. El- Azizi ve El-Hafni ise; bu cümleyi -istikametin sevabını veya istikametin nevilerini sayamazsınız., diye yorumlamışlardır. Hafni'nin El-Alkami'den naklettigine göre es-Süheyli şöyle demiştir: Ben bir defa Resul-i Ekrem s.a.v.'i rüyamda görerek O'na: Ya Resulallah! 'Hud suresi beni ihtiyarlattı'., buyurdugun senden rivayet edilmiştir. Hud suresinin hangi ayetleri seni ihtiyarlattı? Acaba Nebilerin kıssaları ve geçmiş ümmetlerin helak olması haberi mi seni ihtiyarlattı? dedim. O da: "Hayır, Allah'ın / فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ = «Emrolunduğun gibi istikametli ol !.... [Hüd 112] emri beni ihtiyarlattı", buyurdu. Çünkü, -Emrolunduğun gibi. sözü istikamet durumunun Allah'ı tanımak ölçüsüne göre degiştiğine delalet eder. Bu itibarla Allah Teala'yı kemaliyle tanıyan bir kimseye göre Allah'ın emir. ve yasaklarının önemi çok daha büyük olur. Bu önemi anlıyan bir zatın anılan emir karşısında yaşlanması normaldir. Çünkü ilahi azamete layık bir kulluk görevinin ifasına kimsenin gücü yetmez. Bilakis yapılan ibadet ve kulluk Allah'ın azameti muvacehesinde küçümsen- melidir. Nitekim: اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ = «Gerçek takvaya yaraştığı gibi Allah'tan korkup sakınınız ....... [Al-i İmran 102] ayeti nazil oldugu zaman Sahabiler bu emri tam manasıyle yerine getiremiyeceklerinden korkarak telaşlandılar. Allah Teala da onlara merhamet ederek; فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ = «Onun içn gücünüz yettiği kadar Allah'tan korkun .. [Teğabun 16] ayetini indirdi. [EI-Hafnl cild I, sah. 196 Mısır Meymeniye Matbaası]

It was narrated that Abu Umamah said, in a marfu' Hadith:"Adhere to righteousness and it is a blessing if you are able to do so. Know that the best of your deeds is prayer and that no one maintains his ablution except a believer

Sünen-i İbn Mâce No. 280 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ شَابُورٍ، أَخْبَرَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ أَخِيهِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ عَنْ جَدِّهِ أَبِي سَلاَّمٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَنْمٍ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْعَرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِسْبَاغُ الْوُضُوءِ شَطْرُ الإِيمَانِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلأُ الْمِيزَانَ وَالتَّسْبِيحُ وَالتَّكْبِيرُ مِلْءُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَالصَّلاَةُ نُورٌ وَالزَّكَاةُ بُرْهَانٌ وَالصَّبْرُ ضِيَاءٌ وَالْقُرْآنُ حُجَّةٌ لَكَ أَوْ عَلَيْكَ كُلُّ النَّاسِ يَغْدُو فَبَائِعٌ نَفْسَهُ فَمُعْتِقُهَا أَوْ مُوبِقُهَا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Malik el-Eşari r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘ Abdestin ikmali, imanın yarısıdır. Elhamdulillah, mizanı doldurur. Tesbih ve tekbir, gökleri ve yeri doldurur, Namaz nurdur. Zekat delildir. Sabır ışıktır. Kur'an senin lehine veya aleyhinde olan bir hüccettir. Her insan çalışıp da neticede kendi nefsini satar. Artık kimisi nefsini (taatle Allah’a satarak azab'dan) azad eder, kimisi de nefsini (arzularına ve şeytan'a peşkeş edip satarak) helak eder. ‘‘

It was narrated from Abu Malik Ash'ari that:The Messenger of Allah said: "Performing ablution properly is half of faith, saying Al-Hamdu Lillah fills the Scale (of good deeds), saying Subhan-Allah and Allahu Akbar fills the heavens and the earth, prayer is light, Zakat is proof, patience is brightness and the Qur'an is proof for you or against you. Every person goes out in the morning to sell his soul, so he either frees it or destroys it

Diğer tahric: Müslim, Nesai Burada: ‘Absesti güzelce almak...’, Müslimde ise ‘Tahare...’ ifadeleri vardır. MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Sünen-i İbn Mâce No. 281 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ أَتَى الْمَسْجِدَ لاَ يَنْهَزُهُ إِلاَّ الصَّلاَةُ لَمْ يَخْطُ خَطْوَةً إِلاَّ رَفَعَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ بِهَا دَرَجَةً وَحَطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةً حَتَّى يَدْخُلَ الْمَسْجِدَ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: ‘‘Biriniz abdest almak istediğinde güzelce abdest alıp sonra mescide varır ve yalnız namaz onu ev'den çıkarır durumda olunca mescide girinceye kadar attığı her adım ile Allah Azze ve celle onu bir derece yükseltir ve onun bir hatasını afv eder. ‘‘

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'When anyone of you performs ablution and does it well, then he comes to the mosque for no other purpose than prayer, he does not take one step but Allah will raise him one degree (in status) thereby, and remove one sin from him thereby, until he enters the mosque

Sünen-i İbn Mâce No. 282 Sahih

حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنِي حَفْصُ بْنُ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ الصُّنَابِحِيِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ فَمِهِ وَأَنْفِهِ فَإِذَا غَسَلَ وَجْهَهُ خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ وَجْهِهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ تَحْتِ أَشْفَارِ عَيْنَيْهِ فَإِذَا غَسَلَ يَدَيْهِ خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ يَدَيْهِ فَإِذَا مَسَحَ رَأْسَهُ خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ رَأْسِهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ أُذُنَيْهِ فَإِذَا غَسَلَ رِجْلَيْهِ خَرَجَتْ خَطَايَاهُ مِنْ رِجْلَيْهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ تَحْتِ أَظْفَارِ رِجْلَيْهِ وَكَانَتْ صَلاَتُهُ وَمَشْيُهُ إِلَى الْمَسْجِدِ نَافِلَةً ‏"‏ ‏.‏

Abdullah (Abdurrahman) es-Sünabihi r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘Abdest alarak mazmaza ve istinşak eden kimse'nin ağzından ve burnundan (bu iki organla işlediği) hataları çıkıp gider. Yüzünü yıkadığı zaman da onun yüzünden, hatta iki göz kapak kenarlarının altından hataları çıkar. Ellerini (ve kollarını) yıkadığı vakit (elleriyle işlediği) hataları ellerinden çıkar. Başını mesh ettiği zaman (başı ile işlediği) hataları başından, hatta kulaklarından çıkar, gider. Ayaklarını yıkadığı zaman (ayakları ile işlediği) hataları ayaklarından hatta ayak tırnaklarının altından çıkar. Onun kıldığı namaz ve mescide kadar yürümesi de nafile (fazla) olur.’’

It was narrated from 'Abdullah As-Sunabihi that:The Messenger of Allah said: "Whoever performs ablution and rinses his mouth and nose, his sins will exit through his mouth and nose. When he washes his face, his sins will exit from his face, even from beneath his eyelids. When he washes his hands, his sins will exit from his hands. When he wipes his head, his sins will exit from his head, and even from his ears. When he washes his feet, his sins will exit from his feet, even from beneath his toenails. Then his prayer and walking towards the mosque will earn extra merit for him

Sünen-i İbn Mâce No. 283 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ طَلْقٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْبَيْلَمَانِيِّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ الْعَبْدَ إِذَا تَوَضَّأَ فَغَسَلَ يَدَيْهِ خَرَّتْ خَطَايَاهُ مِنْ يَدَيْهِ فَإِذَا غَسَلَ وَجْهَهُ خَرَّتْ خَطَايَاهُ مِنْ وَجْهِهِ فَإِذَا غَسَلَ ذِرَاعَيْهِ وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ خَرَّتْ خَطَايَاهُ مِنْ ذِرَاعَيْهِ وَرَأْسِهِ فَإِذَا غَسَلَ رِجْلَيْهِ خَرَّتْ خَطَايَاهُ مِنْ رِجْلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

Amr bin Abasa r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: ‘‘Şüphesiz kul abdest aldığında ellerini yıkadığı zaman hataları ellerinden düşüp gider.Yüzünü yıkayıncada yüzünden hataları düşüp gider.(Yüzünden) sonra kollarını yıkadığı ve başını meshettiği vakit kollarından ve başından hataları düşüp gider.Ayaklarını yıkayınca ayaklarından hataları düşüp gider. ‘‘

It was narrated that 'Amr bin 'Abasah said:"The Messenger of Allah said: 'When a person performs ablution and washes his hands, his sins exit through his hands. When he washes his face, his sins exit through his face. When he washes his forearms and wipes his head, his sins exit though his forearms and head. When he washes his feet, his sins exit through his feet

Sünen-i İbn Mâce No. 284 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَعْرِفُ مَنْ لَمْ تَرَ مِنْ أُمَّتِكَ قَالَ ‏ "‏ غُرٌّ مُحَجَّلُونَ بُلْقٌ مِنْ آثَارِ الطُّهُورِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو الْحَسَنِ الْقَطَّانُ حَدَّثَنَا أَبُو حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، فَذَكَرَ مِثْلَهُ ‏.‏

Abdullah İbni Mes'ud r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: (Resul-i Ekrem’e): -Ya Resulullah! Ümmetinden olup görmediğin kimseleri (kıyamette) nasıl tanıyabilirsin? diye soruldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: ‘‘ (Ümmetim) Abdest izleriyle gurr, mühaccel ve bulkturlar. ‘‘ Ebu'l-Hasan el-Kattan dedi ki: Bize Ebu Hatim, ona da Ebu'l-Velid rivayette bulundu dedi ve (mezkur) sened ile metni zikretti. BU HADİSİN MÜSLİM RİVAYETİ VE DİĞER MÜSLİM HADİSLERİ VEDE İZAH: 246 – 247 – 248 –

Abdullah bin Mas'ud said:"It was said: 'O Messenger of Allah, how will you recognize those whom you have not seen of your Ummah?' He said: 'From the blazes of their foreheads and feet, like horses with black and white traces (which make them distinct from others) which are the traces of ablution.'" (Hasan) Another chain with similar wording

Sünen-i İbn Mâce No. 285 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنِي شَقِيقُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنِي حُمْرَانُ، مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ قَالَ رَأَيْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ قَاعِدًا فِي الْمَقَاعِدِ فَدَعَا بِوَضُوءٍ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي مَقْعَدِي هَذَا تَوَضَّأَ مِثْلَ وُضُوئِي هَذَا ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَنْ تَوَضَّأَ مِثْلَ وُضُوئِي هَذَا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ وَلاَ تَغْتَرُّوا ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي يَحْيَى، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ طَلْحَةَ، حَدَّثَنِي حُمْرَانُ، عَنْ عُثْمَانَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏

Osman bin Affan’ın azadlısı Hurman r.a.’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Osman bin Affan’ı Makaid’e otururken gördüm. Kendisi abdest suyunu istedi ve abdest aldıktan sonra: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şu oturduğum yerde, bu abdestim gibi abdest alırken gördüm. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest aldıktan sonra şöyle buyurdu: ‘‘ Kim benim bu abdestim gibi abdest alırsa geçmiş günahı örtülür.’’ Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şunu da buyurdu: ‘‘Ve sakın mağrur olmayınız.’’ demiştir. Müellif diyor ki: Bize, Hişam b. Ammar, Abdülhamid bin Habib, Evzai, Yahya, Muhammed bin İbrahim, İsa bin Talha, Humran ve Osman yolu ile de bu hadis rivayet edilmiştir. Not: Zevaid'de: Hadis Müslim'de de vardır. Yalnız ولا تغتروا cUmlesi yoktur, denilmiştir. AÇIKLAMA Hadiste geçen 'Makaid' kelimesi, bazılarına göre, Hz. Osman r.a.'ın evinin yanında bulunan dükkanıarın adıdır. Bazıları da: Bu kelime Mescid'in yakınında Hz.0sman'ın hazırladıgı ve içinde oturup bazı işler gördüğü ve abdest aldığı yerin. adıdır, demişlerdir. ........= «Mağrur almayınız» cümlesinden başka hadis metninin Müslim'de rivayet edildiği, Zevaid'de belirtilmiştir. Sindi de: Hadisin: "Benim bu abdestim gibi. .. " fıkrası, Buhari, Müslim ve diğer kitablarda tafsilatlı olarak geçmektedir. Eğer musannif tafsilatlı olan bir rivayeti zikretseydi daha iyi olurdu. Çünkü o zaman Resul-i Ekrem'in almış olduğu ve günahların mağfiretine sebep olduğunu bildirdiği abdest sureti bildirilerek ona riayet edilmesi imkanı sağlanmış olurdu, demiştir. Buhari ve Müslim'in Hz. Osman r.a.'den rivayet ettikleri bu hadisin tafsilatlı olan metninin tercemesini buraya alalım ki Resul-i Ekrem'in almış olduğu abdest şekli de anlatılmış olsun: " ... Osman b. Afffın'ın azatlısı Humran r.a.'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Hz. Osman (bir kere) bİr kab (su) istedi. Bu kabdan ellerine üç defa su dökerek ellerini yıkadı. Sonra sağ eli ile kab'dan su alarak mazmaza ve istinşak etti. Sonra yüzünü, ondan sonra da her iki elini dirsekleri ile beraber Üçer defa yıkadı. Bundan sonra başını meshetti. Sonra iki ayağını topukları ile beraber üç defa yıkadı ve sonunda, ResuluIlah s.a.v. 'in: «Her kim benim bu abdestim gibi abdest alıp iki rek'at namaz kılar ve bu iki rek'at namaz içinde hiç bir şey hatırına getirmezse geçmiş günahı örtülür", buyurduğunu söyledi:' Bu hadisi Ebu Davud ile Nesai de Taharet kitabında zikretmişlerdir. Hadis, abdestin şeklini beyan eden büyük bir temeldir. Mazmaza: Ağıza su alıp çalkalamak ve dökmektir. Oruçlu olmayana mazmazada mübalağa yani gargara yapmak da sünnettir. İstinşak: Burnuna su çekmek ve nefesle dışarı atmaktır. Müslim ve Buhari'nin rivayetinde "İstinsar'' da geçiyor. İstinsar: Burundan suyu dışarı atmaktır. Bu hal, suyu burnuna çektikten sonra gerçekleşebildiği için istinşakı da gerektirir. Bazı rive\yetlerde istinşak geçmiyor. Yalnız istinsar bulunuyor. Netice değişmez. İstinşakta mübalağa yine oruçlu olmayan kimse için sünnettir. Mübalağa genize kadar su çekmekle hasıl olur. Hadiste mazmaza ve istinşak'ın kaçar defa yapıldığı belirtilmemiş ise de bunların da üçer defa yapılmasının sünnet oluşu diğer rivayetlerle sabittir. Abdestin hadiste bildirilen sıraya göre alınmasına fıkıhta tertip adı verilmiştir. Tertip Hanefi alimlerince farz görülmemiş ise de Şafii alimlerince abdestin bir farzı olarak sayılmıştır. Abdest almaya başlanırken önce suyun avuçlanması, sonra ağıza alınması, daha sonra da buruna çekilmesi sebebini bazı alimler şöyle açıklamışlardır. Abdest suyunun renk, tat ve koku vasıfları bakımından temiz olması gerekir. Suyun avuçlanması ile rengi, ağıza alınması ile tadı ve buruna çekilmesi ile kokusu tesbit edilmiş olur. Hadisin: " ... Namaz esnasında hiç bir şeyi hatırına getirmezse ... '' şartı ile neyin kasdedilmiş olduğu hususu alimler tarafından tetkik ve tahkik edilmiştir. Kadi iyad'a göre maksad, düşünerek ve istiyerek bir şeyler hatırlamamaktır. Kendiliğinden ve istemiyerek hatıra gelen şeyler murad değildir. Bu itibarla kendiliğinden ve arzu dışında hatıra gelen bir şey namazın kemaline bir halel getirmez. Buhari'nin Şarihi Ayni de: Hatırdan geçen şeyler iki kısımdır. Bir kısmı istemiyerek hatıra gelir. Bunları getirmernek mümkün değildir. Yapılacak şey, hatıra gelen bu tür şeyleri hatırdan çıkarmaya çalışmaktır. Hadis bu çalışmayı ön görüyor. Bir de istiyerek bir şeyleri hatıra getirmemeyi istiyor. Fakat kendiliğinden hatıra gelen şeyleri hiç hatıra getirmernek elde olmadığı için kişi bununla mükellef tutulmamıştır. Bahis konusu şart ile ihlas kasdedilmiş olabilir. Buna göre mana şudur: "Sonra riya, gösteriş, böbürlenme ve benzeri şeyleri düşünmeden ihlaslı olarak iki rek'at namaz ... " Şunu da belirtelim: Namazda hatıra gelen şeyler dünyaya ait olabildiği gibi ahiretle .de ilgili olabilir. Hadis yalnız dünya ile alakalı şeylere yorumhmmıştır. Çünkü Tirmizi'nin rivayetinde: '....... Kıldığı iki rek'at namazda dünyaya ait bir şey düşünınezse» buyurulmuştu' . Sonra, namazda ahirete ait bir şeyi düşünmek namazın huzur ve huşuuna aykırı değildir. Bilakis namazda okunan Kur'an ayetlerinin manasını düşünmek matluptur. Okunan parça neye ait ise haliyle o şey hatıra gelecektir. Dünya ve ahiret ahvaline ait olup mendup bir şeyi hatırlamak namazın faziletini zedeler mi? Hatta Hz. Ömer r.a. 'in: "Ben ordumu namazda iken hazırlarım.'' dediği rivayet edilmiştir. "Geçmiş günahları.. .'' Bundan maksad küçük günahlardır. Evvelce de belirttiğim gibi büyük günahlar tevbe ile veya Allah'ın sırf rahmeti ile afv edilir. Kul hakkı ise ancak helallaşmakla ve tevbe ile afvı beklenebilir. Hadisin sonundaki: "Sakın mağrur olmayınız,'' Cümlesinden maksad şudur: «Abdestin fazileti bu derece büyük ve sevabı bu kadar çok olduğuna göre başka hayrat için çalışmaya lüzum yoktur veya bunca sevab alındıktan sonra günah işlense dahi pek tehlikesi yoktur diye aldanmayınız.'' Çünkü günahları gideren ve sevapları kazandıran abdest ve namaz,. Allah katında makbul olanıdır. Hangisinin makbul olduğunu bilmek ise hiç kimse için mümkün değildir. O halde mağrur olmak tamamen yersızdır

Humran the freed slave of 'Uthman bin 'Affan said:"I saw 'Uthman bin 'Affan sitting in Maqa'id. He called for water and he performed ablution, the he said: 'I saw the Messenger of Allah sitting in this place where I am sitting, performing ablution as I have done. Then he said: "Whoever performs ablution as I have done, his previous sins will be forgiven." And the Messenger of Allah said: "And do not be conceited (due to this great virtue)." (Sahih) Another chain with similar wording

Sünen-i İbn Mâce No. 286 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَأَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَحُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَتَهَجَّدُ يَشُوصُ فَاهُ بِالسِّوَاكِ ‏.‏

Huzeyfe (b. el-Yamani) r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ''Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem teheccüd namazını kılmak için gece kalkınca ağzını misvaklardı. ‘’

It was narrated that Hudhaifah said:"Whenever the Messenger of Allah got up for prayer at night to pray Tahajjud (night optional prayer), he would clean his mouth with the tooth stick

Diğer tahric: Buhari Taharet, namaz ve teheccüd namazına kalkmanın faziletine ait bahislerde olmak üzere 3 yerde; Müslim, Ebu Davud ve Nesai de Taharet

Sünen-i İbn Mâce No. 287 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ بِالسِّوَاكِ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir: ''Ümmetime meşakkat vermem (endişesi) olmasaydı, her namaz zamanı misvak kullanmalarını emrederdim

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'Were it not that it would be too difficult for my Ummah (nation), I would have commanded them to use the tooth stick at every time of prayer

Sünen-i İbn Mâce No. 288 Sahih

حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا عَثَّامُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِاللَّيْلِ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ يَنْصَرِفُ فَيَسْتَاكُ ‏.‏

İbni Abbas r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: ''Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin ikişer ikişer rek'at namaz kılardı. (Her iki rekatten) sonra gidip misvak kullanırdı

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"The Messenger of Allah used to pray in the night (Qiyamul-Lail) two Rak'ah by two, then when he finished he would use the tooth stick

Sünen-i İbn Mâce No. 289 Zayıf

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي الْعَاتِكَةِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ تَسَوَّكُوا فَإِنَّ السِّوَاكَ مَطْهَرَةٌ لِلْفَمِ مَرْضَاةٌ لِلرَّبِّ وَمَا جَاءَنِي جِبْرِيلُ إِلاَّ أَوْصَانِي بِالسِّوَاكِ حَتَّى لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ يُفْرَضَ عَلَىَّ وَعَلَى أُمَّتِي وَلَوْلاَ أَنِّي أَخَافُ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لَفَرَضْتُهُ لَهُمْ وَإِنِّي لأَسْتَاكُ حَتَّى لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ أُحْفِيَ مَقَادِمَ فَمِي ‏"‏ ‏.‏

Ebu Ümame r.a.’den rivayet edildiğine göre, Resulullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: ''Misvaklanın. Çünkü misvak ağzı temiz tutmaya yarar, Rabb’ın razı olmasına sebep olur. Cibril bana her gelişinde misvakı tavsiye etti. Öyleki bana ve ümmetime farz olacağından gerçekten korktum. Ümmetime meşakkat vermekten korkum olmasaydı misvakı onlar için farz kılardım. Ben misvakı o kadar çok kullanırım ki, öndeki dişlerimi köklerinden oynatacağımdan (veya) öndeki dişlerimin etlerini köklerinden gidereceğimden korktum. '' Not: Bu hadis'in senedinin zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated from Abu Umamah that:The Messenger of Allah said: "Use the tooth stick, for the tooth stick purifies the mouth and is pleasing to the Lord. Jibril never came to me but he advised me to use the tooth stick, until I feared that it would be made obligatory for me and my Ummah. Were it not that I fear that it would be too difficult for my Ummah, I would have enjoined it upon them. And I use the tooth stick until I fear that I may make the front of my mouth sore.' (i.e. my gums) (or cause my teeth to fall out due to brushing them so often)

Sünen-i İbn Mâce No. 290 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحِ بْنِ هَانِئٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَ قُلْتُ أَخْبِرِينِي بِأَىِّ، شَىْءٍ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَبْدَأُ إِذَا دَخَلَ عَلَيْكِ قَالَتْ كَانَ إِذَا دَخَلَ يَبْدَأُ بِالسِّوَاكِ ‏.‏

Şureyh bin Hani r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Ben Aişe r.anha’ya: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Senin odana girdiği zaman ilk iş olarak ne yapardı? bana haber ver! diye söyledim. Aişe r.anha: O (odama) girdiği zaman önce misvak kullanırdı, dedi

It was narrated from Miqdam bin Shuraih bin Hani' that his father said:"I said to 'Aishah: 'Tell me, what was the first thing that the Messenger of Allah did when he entered upon you?' She said: 'The first thing he would do would be to use the tooth stick

Sünen-i İbn Mâce No. 291 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا بَحْرُ بْنُ كَنِيزٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ سَاجٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ إِنَّ أَفْوَاهَكُمْ طُرُقٌ لِلْقُرْآنِ فَطَيِّبُوهَا بِالسِّوَاكِ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: - (Ey müslümanlar!) Şüphesiz ağızlarınız Kur'an’ın yollarıdır. Onun için ağızlarınızı misvak ile temizleyiniz. Not: Zevaid de: ''Bu haidis'in isnadı zayıftır'' deniyor

It was narrated that 'Ali bin Abu Talib said:"Your mouths are the paths of the Qur'an, so perfume them with the tooth stick

Sünen-i İbn Mâce No. 292 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الْفِطْرَةُ خَمْسٌ - أَوْ خَمْسٌ مِنَ الْفِطْرَةِ - الْخِتَانُ وَالاِسْتِحْدَادُ وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ وَنَتْفُ الإِبِطِ وَقَصُّ الشَّارِبِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ‘‘Fıtrat beştir. Yahut beş (haslet) fıtrattandır. Sünnet olmak, kasıkları tıraş etmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak ve bıyıkları kısaltmak.’’ AÇIKLAMA 295’TE

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'The deeds connected to the Fitrah are five (or five things are connected to the Fitrah): circumcision, shaving the pubic hairs, clipping the nails, plucking the armpit hairs and trimming the mustache

Sünen-i İbn Mâce No. 293 Hasen

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ شَيْبَةَ، عَنْ طَلْقِ بْنِ حَبِيبٍ، عَنِ ابْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ عَشْرٌ مِنَ الْفِطْرَةِ قَصُّ الشَّارِبِ وَإِعْفَاءُ اللِّحْيَةِ وَالسِّوَاكُ وَالاِسْتِنْشَاقُ بِالْمَاءِ وَقَصُّ الأَظْفَارِ وَغَسْلُ الْبَرَاجِمِ وَنَتْفُ الإِبِطِ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَانْتِقَاصُ الْمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الاِسْتِنْجَاءَ ‏.‏ قَالَ زَكَرِيَّا قَالَ مُصْعَبٌ وَنَسِيتُ الْعَاشِرَةَ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ الْمَضْمَضَةَ ‏.‏

Aişe r.a.’dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: ‘‘ On şey, Fıtrat(ın hasletlerin)dendir. Bıyığı kısaltmak, sakalı uzatmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkamak, koltuk altını yolmak, kasıkları tıraş etmek ve su ile taharetlenmek.’’ (Ravilerden) Zekeriyya dedi ki: (Ravi) Mus'ab: Ben 10’uncu hasleti unuttum meğer ki mazmaza ola, dedi. AÇIKLAMA 295’TE

It was narrated that 'Aishah said:"The Messenger of Allah said: 'Ten things are connected to the Fitrah: trimming the mustache, letting the beard grow, using the tooth stick, rinsing out the nostrils with water, clipping the nails, washing the joints, plucking the armpit hairs, shaving the pubic hairs, washing the private parts with water.'"(One of the narrators) Zakariyya said: "Mus'ab said: 'I have forgotten the tenth thing, but it may have been rinsing out the mouth

Sünen-i İbn Mâce No. 294 Hasen

حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مِنَ الْفِطْرَةِ الْمَضْمَضَةُ وَالاِسْتِنْشَاقُ وَالسِّوَاكُ وَقَصُّ الشَّارِبِ وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ وَنَتْفُ الإِبِطِ وَالاِسْتِحْدَادُ وَغَسْلُ الْبَرَاجِمِ وَالاِنْتِضَاحُ وَالاِخْتِتَانُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، مِثْلَهُ ‏.‏

<Ammar bin Yasir r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Ağza su almak, buruna su çekmek, misvak kullanmak, bıyığı kısaltmak, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak, kasıkları tıraş etmek, parmak mafsallarını yıkamak, taharetlendikten sonra ferce su serpmek ve sünnet olmak fıtrattandır. > (Müellif diyor ki) bize bu hadisi Cafer bin Ahmed bin Ömer de Affan bin Müslim,Hammad bin Seleme, Ali bin Zeyd yolu ile rivayet etti. AÇIKLAMA 295’TE

It was narrated from 'Ammar bin Yasir that:The Messenger of Allah said: "Part of the Fitrah is rinsing out the mouth, rinsing out the nostrils, using the tooth stick, trimming the mustache, clipping the nails, plucking the armpit hairs, shaving the pubic hairs, washing the joints, washing the private parts and circumcision.'" (Da'if) Another chain with similar wording

Sünen-i İbn Mâce No. 295 Sahih

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ وُقِّتَ لَنَا فِي قَصِّ الشَّارِبِ وَحَلْقِ الْعَانَةِ وَنَتْفِ الإِبْطِ وَتَقْلِيمِ الأَظْفَارِ أَنْ لاَ نَتْرُكَ أَكْثَرَ مِنْ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ‏.‏

Enes bin Malik r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ‘‘Bıyıkları kısaltmak, kasıkları tıraş etmek, koltuk altını yolmak ve tırnakları kesmek hususunda (bu işleri) kırk geceden fazla bırakmamanız tayin ve tesbit edildi. ‘‘ AÇIKLAMA (292,293,294,295): İlk (292.) hadisi Buhari "Libas» kitabında ve Müslim de Taharet bahsinde yine Ebu Hureyre r.a.'den rivayet etmişlerdir. Müslim aynı bahiste 293 ve 295 nolu hadisleri de almıştır. Miftahü'l-Hace'nin beyanına göre mezkur iki hadisi Ahmed, Nesai, Tirmizi ve Ebu Davud da tahric etmişlerdir. 294 nolu hadisin metni diğer metinlere mana ve lafız bakımından benzemektedir. İlk hadisteki ... yahuL.» tereddüdü ravidendir. Hadislerin açıklamasında Müslim'in şarihi Nevevi'nin taharet bahsinde verdiği izahatı dinleyelim: Resulullah s.a.v.'in: "Fıtrat beştir» buyruğunun manası: «Anılan şu beş şey fıtrattandır.» Çünkü diğer hadiste: «On şey fıtrattandır» buyurmakla fıtratın hasletlerinin 10'dan bile fazla olduğuna işaret buyurmuş oluyor. «Fıtrat» kelimesi ile kasdedilen mana hususunda alimler çeşitli yorumlarda bulunmuşlardır. (Aslında fıtrat yaratılış demektir. Hattabi: Alimlerin ekserisinin dediğine göre burada fıtrat ile sünnet manası kasdedilmiştir, der. Hattabi'den başka bir cemaat da alimlerin bu yorum şeklini naklederek, Allah'ın Nebiler için seçmiş olduğu ve ötedenberi onların takip etmiş oldukları sünnet, adet ve yoldur. Öyle ki peygamberlerin yaratılışında o yolu izlemek mayası bulunduğu için ona yaratılış manasına gelen Fıtrat ismi verilmiştir, denilebilir. Burada fıtrat din manasında kullanılmıştır, diyenler de vardır. Kadi Beydavi ise, bu manaları içinde toplıyan bir tarif ile: Fıtrat bütün peygamberlerin benimsedikleri ve şeriatlarının ittifakla kabul ettikleri müşterek ve eski bir sÜnnettir ki sanki bütün insanlar bu sünnet üzerinde yaratılmışlardır, der.) Not: Bu izahata parentez içine alınan ve alınacak olan kısım Nev::vi'• ye ait olmayıp Sindi, Miftahü'l•Hace EI• Fıkıh Ale'l•Mezahip gibi kaynaklardan alınmadır. Nevevi, sözlerine devamla; bu hadislerde Fıtrat olarak sayılan hasletlerin hepsi alimlerce vacip görülmemiştir. Mesela, ağıza su almak, buruna su çekmek ve sünnet olmak mes'elelerinin vacip olup olmadığı hakkında alimler arasında ihtilaf vardır. Vacip olan hasletler ile vacip olmayan hasletlerin bir arada anlatılmasının mahzuru yoktur. Nitekim En'am suresinin 141'inci ayetinde: ....... «Mahsul verdiği zaman ürününden yeyiniz. Hasad günü de hakkını veriniz ... » buyurulmuştur. Bilindiği gibi mahsulün zekatını vermek vaciptir, ondan yemek ise vacip değildir. Fıtrat hasletlerinin tafsilatı ise: 1. HİTAN = Sünnet olmak: Şafii ve bir çok alimlere göre vacip, Maliki ve alimlerin ekserisine göre de sünnettir. Şafii'ye göre sünnet olmak erkek ve kadın her müslüman için vaciptir. Erkek hakkında vacip olan sünnet, haşefenin tamamı açıkta kalacak derecede onu örten deriyi kesmekle gerçekleşir. Kadın hakkında ise fercin yukarısındaki deriden birazını kesmek suretiyle vacip yerine getirilmiş olur. Bizim (Şafiilerin) Cumhür alimlerimizin ittifak halinde bulundukları ve mezhebimizin sahih olan kavline göre erginlik çağına varmadan önceki dönemde sünnet olmak vacip değil, sünnettir. Bazı Şafii alimleri: çocuğu, henüz baliğ olmamış iken sünnet ettirmek velisinin üzerine vaciptir, demişlerdir. Başka bir kavle göre ise 10 yaşına varmadan çocuğu sünnet ettirmek haramdır. Sahih olduğunu belirttiğimiz kavle göre çocuğu dogumunun 7'nci günü sünnet ettirmek müstahaptır. Sünnet olmadan ölen bir müslümanla ilgili olarak da 3 kavil vardır. Sahih ve meşhur olan Şafii alimlerinin kavline göre ölen kişi çocuk olsun büyük olsun sünnet edilmez. İkinci kavle göre sünnet edilir. Üçüncü kavle göre çocuk ise sünnet edilmez, büyük yaşta ise edilir. (Burada Nevevi'nin sözlerine ara vererek Hanefi mezhebine göre sünnet olmanın şer'i hükmünü anlatalım,) (Hanefi alimlerine göre hitan (= sünnet olmak) şer'an sünnettir ve müslümanlığın alametidir. Hatta bir şehir halkı çocuklarını sünnet ettirmemek husüsunda ittifak etseler, devlet kuvvetleri onlarla savaşır. Sünnet olmanın yaşına gelince, rivayete göre İmam-ı A'zam'a sorulmuş ve kendisi: "Bu husüsta bilglm yoktur,» diye cevap vermiştir. İki imamdan da bir şey nakledilmemiştir. çocuğun 7 yaşında. 10 yaşında ve son olarak 12 yaşında sünnet edilebileceğine dair kaviller vardır. Bazı alimler de çocuğun gücüne göre sünnet edilme yaşı tesbit edilir, demişlerdir. Hanefi alimlerine göre kadını sünnet ettirmek erkeğe bir ikram mahiyetindedir. Onlardan da kadın için sünnet olmak dinen sünnettir, diyenler olmuştur.'' Tekrar Nevevi'yi dinliyelim: 2. İSTİHDAD = kasıkları tıraş etmek: Bu iş sünnettir. Tıraş, ustura gibi demirden mamul bir aletle yapıldığı için demir anlamında olan hadid kelimesinden alınma istihdad ismi bu işe verilmiştir. Bundan maksad kasıkların temiz tutulmasıdır. Temizleme işi için sevabı en çok olan tıraş etmek- ise de makasla kılları kısaltmak veya yolmak da caizdir. Hadiste geçen «Anet» ise erkek ve kadının ön ve arka edep yerlerinin etrafındaki kıllardır. Hepsini tıraş etmenin müstahap olduğu anlaşılıyor. Etek tıraşının vakti ise tercih edilen görüşe göre bu vaktin tesbiti kılların uzaması durumuna bağlıdır. Uzayınca tıraş edilmelidir. Bıyık tıraşı, koltuk altını yolmak ve tırnakları kesmek zamanının tayin ve tesbiti için de durum aynıdır. Enes bin Malik r.a.'den rivayet edilen (295..) Hadiste: « ... Tıraşları için 40 gece bırakmamak ... » tabirinden murad, 40 günden fazla bir süre tıraşa ara vermemektir. Yoksa sanıldığı gibi 40 güne kadar tıraş etmemek talimatı verildi, gibi sakat bir mana verilemez. «El-Fıkıh Ale'l-Mezahibi'l-Erba' (4 mezhebin fıkıh kitabın)» da belirtildiğine göre: Şafii mezhebinde cuma günü yapılması matlub olan sünnetlerden birisi de erkeğin eteğini tıraş etmesi ve kadının da bu yerdeki kılları yolmasıdır. Kocasının emretmesi halinde bu kılları temizlemek kadın üzerine vacip oluyor. Hanefi mezhebine göre de erkeğin tıraş ve kadının yolmak suretiyle bu yeri temizlemeleri müstahaptır. Ancak bu işin kaç günde bir ve hangi günde yapılmasının müstahaplığı hususunda bir açıklık yoktur.> (El-Fıkıh Ale'l-Mezahib cild 2, salı. 44 - 45; 6'ncı Baskı. ) 3. TAKLİMU'L-AZFAR = Tırnakları kesmek: Parmaklara zarar vermemek kaydı ile tırnakları dipten kesmek sünnettir. Nevevi, tırnak keserken şu sıraya riayet edilmesinin müstahap olduğunu söyler: Önce el, sonra ayak tırnakları kesilmelidir. Ellerin tırnakları kesilirken, sağ elin şehadet parmağından başlıyarak, sonra orta, yüzük ve serçe parmaklarının ve daha sonra baş parmağın tırnakları sırayla kesilmelidir. Sağ elin tırnakları bu sırayla kesildikten sonra sol elin serçe parmağından başhyarak sırayla bütün parmakların tırnakları kesilir. El tırnakları böylece kesildikten sonra ayak tırnakları da sağ ayağın küçük parmağından başlamak suretiyle sırayla 5 parmağın tırnakları kesilir. Sonra sol ayağın büyük parmağından başhyarak sırayla 5 parmağın tırnakları kesilir. (Hanefi alimleri, tırnakların kesimine 40 günden fazla bir zaman ara vermenin tahrimen mekruh olduğunu söylemişlerdir. Fakat haftanın hangi günü ve nasıl bir tertip ile kesilmesi hakkında bir şey söylememişlerdir. Şafii alimleri ise yukarda açıklanan sırayla tırnak kesilmesini ve kesmek için haftanın cuma, pazartesi ve perşembe günlerinden birisini seçmeyi müstahap Görmüşlerdir.) 4. NETFU'L-İBT = Koltuk altını yolmak: Koltukların altındaki kılları yolmak alimlerin ittifakı ile sünnettir. Yolamıyanlar tıraş etmek ve ilaç kullanmak suretiyle bu kılları temizliyebilirler. Yunus bin Abdi'l-A'la'dan: Şöyle söylediği nakledilmiştir : "Ben Şafii'nin yanına girdim. Berber onun koltuklarının altını tıraş ediyordu. Şafii: «Koltukların altını yolmanın sünnet olduğunu bilirim. Ama acısına dayanamıyorum» dedi.» Önce sağ, sonra sol koltuk altını temizlemek müstahaptır. 5. KASSU'S-SARİB = Bıyığı kısaltmak: Bu da sünnettir. Yine sağ tarafından kısaltmaya başlamak müstahaptır. Kişi, bizzat bıyığını tıraş etmesi veya başkasına tıraş ettirmesi hususunda serbesttir. Çünkü bir günaha girmeden ve müruvvete aykırı bir duruma düşmeden temizlik gayesine iki şekilde de ulaşılmış olur. Fakat etek tıraşını bizzat yapmak gerekir. Başkasına yaptırılamaz. Muhtar olan kavle göre üst dudağın kenarları iyice açık Kalacak şekilde bıyık kısaltılmalıdır. Bıyıkların kesilmesi hakkında varid olan hadis zahiren bıyıkları kazıyın manasını ifade etmektedir. Bununla birlikte farklı görüşler vardır: (Bıyık kesmek hususunda Hanefi alimlerinin iki kavli vardır. Bir kavil Şafii alimlerinin görüşüne uyar. Yani bıyıkları kısaltmak ve üst dudağı tamamen açık tutmak sünnettir. Tahavi : Medinelilerden bir cemaat bıyıkları kısaltmanın muhtar olduğunu söylemişlerdir, diyor. Tahavi, ceınaat sözüyle şu zatları kasdetmiştir: Salim, Said b. el-Müseyyeb, Urve b. Zübeyr , Ca'fer b. Zübeyr, UbeyduIlah b. AbdiIIah ve Ebu Bekir b. Abdirrahman r.anhum hazretleri. Hasen-i Basri, Muhammed b. Sirin ve Ata' b. Ebi Rabah'ın mezhebi de budur. İmam Malik'in kavli de budur. İmam Malik'e göre bıyığı kazımak mekruhtur. Hatta bıyığı kazımayı bir afet sayarak, böyle yapanların te'dip edilmesini emredermiş. Sindi de: «Bıyık kesmek hakkında varid olan hadislerin ekserisinde «Kass = kısaltınak» tabirinin kullanıldığı Hafız İbn-i Hacer tarafından beyan edilmiştir, dedikten sonra İmam Malik'in yukarda belirtilen görüşünü bildirir ve: Bence Malik'in bıyıkla ilgili olarak varid olan hadisleri böyle yorumlamasının sebebi kendisinin Medine halkının tatbikatını böyle görmüş olmasıdır. Çünkü merhum bu gibi hususlarda Medine halkının amelini esas alırdı. Muhtar olanın da bu olduğunu umarım" demiştir. Hanefi mezhebinin ikinci görüşü ise bıyıkları kökünden kesmektir, sünnet olanı budur. kısaltmak değildir. Hatta Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed'e bu görüş isnad edilmiştir. Tahavi de bu görüşü destekliyerek bir çok alime göre bıyığı kazımanın kısaltmaktan afdal olduğunu söylemiştir. Sahabilerden Abdullah bin Ömer, Ebu Said-i Hudri, Rafi' bin Hadic, Cabir bin Abdillah ve AbduIIah bin Amr r.a. hazretlerinin bıyıklarını traş ettiklerini İbn-i Ebi Şeybe rivayet etmiştir,) 6. İ'FAU'L-LİHYE = Sakalı Uzatmak: el-Fıkıh A'le'I-Mezahibi'I-Erbaa'nın Kitabü'I-Hazar Ve'l-İbaha bölümünün kılları kesmenin hükmü başlığı altında açılan kısmında beyan edildiğine göre sakalı kökünden kazımak Hanefi, Malik ve Hanbeli alimlere göre haramdır. Hanefi'lere göre sünnet olanı da bir tutam kadar uzatmaktır. Bundan fazla olanı kesilir. Sakalın etrafını alıp düzeltmekde beis yoktur. Hanbeli alimlerine göre de bir tutamdan fazla olanı almakta beis yoktur. Şafii alimlerine göre ise sakalı kazımak veya çok kısaltmak mekruhtur. Bir tutamdan fazlasını kesmekte ise mahzıır yok.tur. Bilhassa uzunlamasına veya genişlemesine çirkin söz söylemesini mııcip bir vaziyet alırsa onun etrafını alıp düzeltilmesi uygundur,) (Tabari de: İ'fa çoğaltmaktır. Hadislerde varid olan; ......= «Sakalları çoğaltın» ve benzeri ifadelerin zahirine bakarak sakalının kıllarını kendi haline bırakıp uzunluğuna ve genişliğine çirkinleştiren insanlar vardır. Onların bu durumu bazı kimselerin dillerine destan olur. Halbuki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet edildiğine göre sakalın fazla uzatılması yasak ve kısaltılması gerekir. Yalnız kısaltma miktarı hususunda selef alimleri ihtila! etmişlerdir. Bazı alimler bir tutamdan fazlası ve genişliğine de etrafa dağılıp çirkin bir manzara arzeden kısım alınır, demişlerdir. Bu kavil Hz. Ömer r.a.'den rivayet edilmiştir. Rivayete göre Hz. Ömer r.a. sakalını fazla uzatmış olan bir adamı görmüş onun bu halini tasvib etmeyerek bir tutam dan fazlasını kestirmiş sonra da ona: «Git saçını düzelt yahut berbat et, sizden bazınız kendisini yırtıcı bir hayvan gibi başı boş bırakıyor» diye ikaz etmiştir, diyor. Ebu Hureyre ve İbn-i Ömer r.a.'in bir tutamdan fazla olan sakallarını kestikleri rivayet olunmuştur. Bazı alimler de, sakalın ne kadar uzatılacağına dair kesin bir delil bulamadıklarını, bu nedenle belirli bir sınırla tahdid etmek imkanına sahip olmadıklarını ifade ederek uzunluğu ve genişliği bakımından çirkin bir durum arzetmiyecek şekilde uzatılması görüşünü benimsemişlerdir. Ata' da: Sakal fazla uzadığı zaman onu eninden ve boyundan bir parça almakta beis yoktur. Çünkü kendi haline bıraktığı takdirde sahibi başkalarının alay ve istihzalarını üzerine çekmiş olur, demiştir. Ata' bu görüşünü, Tirmizi'nin Usame bin Zeyd yolu ile rivayet ettiği ve garip diye vasıflandırdığı şu hadise dayandırmaktadır: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sakalının eninden ve boyundan bir parça alırdı." Nevevi sakalın uzatılması ile ilgili olarak şöyle söyler: Sakal kesmek acemlerin adeti idi. Şer-i Şerif bu adeti yasakladı. Alimler sakalda, birbirinden çirkin ve dinen hoşlanılmayan 12 durum bulunabilir, diyerek bunları şöyle sıralamışlardır: 1. Cihad için niyyetli olmamak kaydı ile sakalı siyaha boyamak. (Savaşta genç görünerek düşmanı yıldırmak maksadı ile ağarmış sakalı siyaha boyamak caiz olduğu için burada cihad durumu dile getirilmiştirJ 2. Sünnet'e uymak için değil de kendisini salihlere benzetmek için sakalı sarıya boyamak. 3. Kendisini yaşlılara benzeterek çevrenin saygısını kazanmak ve başkanlığa geçirilrnek için sakalını kibrit veya başka bir şeyle ağartmak. 4. Gençlikte sakal kılları çıkmaya başladığında henüz sakalı bitmeyen daha genç adam gibi görünmek niyeti ile çıkan kılları yolmak veya tıraş etmek. 5.Sakal içinde ağarmış olan kılları yolmak. 6. Kadınlara ve başkalarına güzel görünmek için sakalı perçem perçem yapmak. 7. Sakal ile baş saçının bitiştiği nokta olarak kulak yumuşağının kıyısındaki semt esas iken sakaldan sayılmayan ve başa ait sayılan saçların bir kısmını sakala eklemek suretiyle sakalı daha yukardan başlamış olarak göstermek veya kulak hizasının altında kalan yanağın bir kısmını traş ederek sakalı çene kemiklerine inhisar ettirmekle noksanlaştırmak. 8. Halka güzel görünmek için yapmacık olarak sakalı tarayıp salmak. 9. Sakalı karmakarışık ve keçelenmiş gibi bir halde bırakmak suretiyle kendisini zahid göstermek ve sözde kendisine bakmadığı havasını estirmek. 10. Sakalının beyaz ve siyah kısımlarına bakarak, siyahlığı ile kendisini genç görüp, gururlanmak, kibirlenmek, beyazlıgı da istismar ederek gençlere karşı büyüklük taslamak ve böbürlenmek. 11. Sakalı örmek. 12. Sakalı tıraş etmek. Ancak kadının sakalı çıkacak olursa onu kazımak mustahabtır. Nevevi sakalın afetlerini böylece izah ettikden sonra fıtratın diger hasletlerini açıklamaya devamla: 7. Beracim'i yıkamak: Beracim kelimesi bürcüme'nin çoğuludur. Bürcüme, parmakların mafsalına denir. Alimler bundan murad yalnız parmakların mafsalları değil kirin toplanıp biriktiği kulak kıvrıntıları yerleri gibi vücudun muhtelif taraflarında bulunan ve toz, ter ve pasın toplandığı yerlerdir. 8. İntikasul'-Ma': 293 nolu hadiste fıtratm hasletlerinden birisi olarak geçen bu tabir hadisin bitiminde istinca yani su ile taharetlenmek diye tefsir edilmiştir. Müellif bu tefsirin hangi rivayete ait olduğunu açıklamamıştır. Fakat bu hadisi Müslim'e rivayet eden Kuteybe, bu tabirin, ravi Veki' tarafmdan istinca ile tefsir edildiğini bildirmiştir. Müslim bu tabirin başka türlü de yorumlandığını şöyle beyan eder: Ebu Ubeyde ve başkalarına göre bundan maksad avret mahallini yıkamak suretiyle bevli kesmektir. Esas mana suyu azaltmak olan «İntikasü'l-Ma' sözü bazı alimlerce «İntidah = su serpmek» şeklinde yorumlanmıştır. Zaten başka bir rivayette bu tabir yerine «İntidah» kelimesi, kullanılmıştır. (294 nolu hadiste de bu durum olmuştur.) İntidah ise Cumhur'a göre taharetlenme işi bitince vesveseye mahal bırakmamak için avret mahalline biraz su serpmektir Ravi Mus'ab'm: "Onuncuyu unuttum. Meğer ki mazmaza (ağıza su olmak) ola» sözü kendisinin tereddüdünü ifade ediyor. Kadi iyad diyor ki, Mus'ab'ın unuttuğu şey sünnet olmak hususu olabilir. Bu babtaki hadislerde fıtratten sayılan mazmaza. istinşak (ağıza ve buruna su almak) ve sivak hasletleri 6. ve 7'nci bablarda açıklanmıştır

It was narrated that Anas bin Malik said:"We were given a time limit with regard to trimming the mustache, shaving the pubic hairs, plucking the armpit hairs and clipping the nails. We were not to leave that for more than forty days

Sünen-i İbn Mâce No. 296 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ هَذِهِ الْحُشُوشَ مُحْتَضَرَةٌ فَإِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عَوْفٍ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، ‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ ‏.‏

It was narrated that Zaid bin Arqam said:"The Messenger of Allah said: 'These Hushush (waste areas) are visited (by devils), so when anyone of you enters, let him say: 'Allahumma inni a`udhu bika minal-khubthi wal-khaba'ith (O Allah, I seek refuge with You from male and female devils).'" (Sahih) Other chains with similar wording

Sünen-i İbn Mâce No. 297 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ بَشِيرِ بْنِ سَلْمَانَ، حَدَّثَنَا خَلاَّدٌ الصَّفَّارُ، عَنِ الْحَكَمِ النَّصْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ سِتْرُ مَا بَيْنَ الْجِنِّ وَعَوْرَاتِ بَنِي آدَمَ إِذَا دَخَلَ الْكَنِيفَ أَنْ يَقُولَ بِسْمِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

Ali (bin Ebu Talib r.a.’den), Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir. ‘‘ Cinler ile adem oğullarının avret yerleri arasındaki perde kişinin helaya girmek istediği zaman < Bismillah > demesidir. ‘‘

It was narrated that 'Ali said:"The Messenger of Allah said: 'The screen between the Jinn and the nakedness of the sons of Adam is that when a person enters the Kanif, he should say: Bismillah (in the name of Allah)

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya