560 hadis bulundu · sayfa 24/28
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُخْتَارٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا، سَمِعَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَصْغَتْ إِلَيْهِ قَبْلَ أَنْ يَمُوتَ، وَهْوَ مُسْنِدٌ إِلَىَّ ظَهْرَهُ يَقُولُ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي، وَأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ ".
Ubade b. Abdullah b. Zubeyr'den rivayete göre Aişe kendisine şunu haber vermiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e vefat etmeden önce o bana sırtını dayamış iken ona kulak verdim, şunları söylediğini işittim: Allah'ım, bana mağfiret et, bana rahmetini ihsan eyle ve beni er-Refik(u'l-A'la)'ya kat." Bu Hadis 5674 numara ile gelecektir.
Narrated `Aisha:I heard the Prophet (ﷺ) and listened to him before his death while he was leaning his back on me and saying, "O Allah! Forgive me, and bestow Your Mercy on me, and let me meet the (highest) companions (of the Hereafter)." (See the Qur'an (4:69) and Hadith
Diğer tahric edenler: Tirmizî, Deavat; Müslim, Zikir Fethu'l-Bari Açıklaması: "Onu ısırdım" Çiğnedim. Diş uçları ile çiğnemek demektir. "Sonra onu yumuşattım ve kullanılabilir hale getirdim." Su ile yumuşattım ve o hale getirdim demektir. Daha da yumuşatmak için onu su ile ıslatmış olması ihtimali de vardır. "O, başı köprücük kemiğim ile çene kemiğim arasında iken vefat etti, derdL" Yani Allah Resulünün başı onun çenesi ile göğsü arasında iken vefat etmişti. Allah ondan razı olsun- Bu, bundan önce ondan rivayet edilen hadiste söylediği belirtilen: Nebiin başı, dizi üzerinde idi, ibaresine aykırı değildir. Çünkü bu da onun Nebi efendimizin başını dizinden göğsüne doğru kaldırdığı şeklinde yorumlanır
حَدَّثَنَا الصَّلْتُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ هِلاَلٍ الْوَزَّانِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي مَرَضِهِ الَّذِي لَمْ يَقُمْ مِنْهُ " لَعَنَ اللَّهُ الْيَهُودَ، اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ ". قَالَتْ عَائِشَةُ لَوْلاَ ذَلِكَ لأُبْرِزَ قَبْرُهُ. خَشِيَ أَنْ يُتَّخَذَ مَسْجِدًا.
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir daha şifa bulup ayağa kalkmadığı hastalığında şöyle buyurdu: Allah Yahudilerle Nasranilere lanet etsin. Onlar nebilerihin kabirlerini mescid edindiler. Aişe dedi ki: Eğer bu halolmasaydı, onun kabri açıkta bırakılırdı. Ancak o kabrinin mescid edinilmesinden korktu
Narrated `Urwa bin Az-Zubair:`Aisha said, "The Prophet (ﷺ) said during his fatal illness, "Allah cursed the Jews for they took the graves of their prophets as places for worship." `Aisha added, "Had it not been for that (statement of the Prophet ) his grave would have been made conspicuous. But he was afraid that it might be taken as a place for worship
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ لَمَّا ثَقُلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاشْتَدَّ بِهِ وَجَعُهُ اسْتَأْذَنَ أَزْوَاجَهُ أَنْ يُمَرَّضَ فِي بَيْتِي، فَأَذِنَّ لَهُ، فَخَرَجَ وَهْوَ بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ تَخُطُّ رِجْلاَهُ فِي الأَرْضِ، بَيْنَ عَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَبَيْنَ رَجُلٍ آخَرَ. قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَأَخْبَرْتُ عَبْدَ اللَّهِ بِالَّذِي قَالَتْ عَائِشَةُ، فَقَالَ لِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ هَلْ تَدْرِي مَنِ الرَّجُلُ الآخَرُ الَّذِي لَمْ تُسَمِّ عَائِشَةُ قَالَ قُلْتُ لاَ. قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ هُوَ عَلِيٌّ. وَكَانَتْ عَائِشَةُ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تُحَدِّثُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا دَخَلَ بَيْتِي وَاشْتَدَّ بِهِ وَجَعُهُ قَالَ " هَرِيقُوا عَلَىَّ مِنْ سَبْعِ قِرَبٍ لَمْ تُحْلَلْ أَوْكِيَتُهُنَّ لَعَلِّي أَعْهَدُ إِلَى النَّاسِ ". فَأَجْلَسْنَاهُ فِي مِخْضَبٍ لِحَفْصَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ طَفِقْنَا نَصُبُّ عَلَيْهِ مِنْ تِلْكَ الْقِرَبِ، حَتَّى طَفِقَ يُشِيرُ إِلَيْنَا بِيَدِهِ أَنْ قَدْ فَعَلْتُنَّ قَالَتْ ثُمَّ خَرَجَ إِلَى النَّاسِ فَصَلَّى لَهُمْ وَخَطَبَهُمْ.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığı ağırlaşıp, ağrıları çoğalınca diğer zevcelerinden hastalığını benim evimde geçirip, bakımının orada yapılması için izin istedi. Onlar da ona izin verdiler. Ayakları yerde sürüklendiği halde iki kişi onun yanlarından tutmuş olarak çıktı. Onu yanlarından tutanlardan birisi Abbas b. Abdulmuttalib idi. Diğeri de bir başka kişi idi. Ubeydullah dedi ki: Ben Abdullah'a Aişe'nin dediklerini söyleyince, Abdullah b. Abbas bana dedi ki: Aişe'nin adını vermediği diğer adamın kim olduğunu biliyor musun? Ubeydullah dedi ki: Ben hayır dedim. İbn Abbas: O Ali'dir dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in.zevcesi Aişe radıyallShu anhS şunu anlatırdı: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim evime girip, rahatsızlığı ağırlaşınca şöyle buyurdu: Bana ağızları çözülmemiş yedi kırbadan su dökün. Belki insanlara bir tausiyede bulunurum. Bunun üzerine biz de onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Hafsa'ya ait büyükçe bir leğene oturttuk. Sonra da o kırbalardan üzerine su dökmeye koyulduk. Nihayet o bize: Yaptığınız bu kadarı yeter, diye işaret etti. Aişe dedi ki: Sonra insanların (ashabın) yanına çıktı, onlara namaz kıldırdı ve hutbe verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yedi kırbadan" denildiğine göre bu sayıdaki hikmet, zehir ve sihirin zararlarını defetmekte bir özelliği bulunmasından dolayıdır. Bu başlığın baş taraflarında onun: İşte bu o zehirden ötürü kalp damarımın kesildiği zamandır dediği zikrediImiş idi. Köpeğin artığının necis olmadığını söyleyerek bundan dolayı yedi defa kabın yıkanması emrinin sadece onun tükürüğündeki zehirin etkisinin önlenmesi için olduğunu söyleyen bazı kimseler de delil diye buna tutunmuşlardır. Halbuki "kim sabahleyin acve türü yedi hurma yiyecek olursa o gün ona ne zehir, ne de sihir zarar verir" diye buyurduğu da sabittir. Nesai de Fatiha'nın musibete uğramış kimseye yedi defa okunacağına dair rivayet zikretmiş bulunmaktadır. Bunun da senedi sahihtir. Müslim'in Sahih'inde ağrısı bulunan kimseye şöyle denileceği belirtilmektedir: "Yedi defa euzu bi izzetillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu ve uhaziru: Bu hissettiğimin ve bundan dolayı da uğramaktan çekindiğim şeylerin şerrinden Allah'ın izzetine ve kudretine sığınırım, denir." Nesai'de de şöyle denilmektedir: "Her kim henüz eceli gelmemiş bir hastaya yedi defa: Eselullahe'l-azim Rabbe'l-arşi'l-azim en yeşfiyek: Azametli olan Allah'tan, azim Arşın Rabbinden sana şifa vermesini diliyorum ... diyecek olursa" denilmektedir. İbn Ebi Şeybe tarafından rivayet edilen, Ebu Cafer yoluyla gelen mürsel rivayete göre de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Yarın nerede olacağım diye ormuş ve bu sorusunu defalarca tekrarlamıştır. Böylelikle zevceleri Aişe'nin yanında olmak istediğini anladılar ve: Ey Allah'ın Resulü, biz günlerimizi kızkardeşimiz Aişe'ye bağışladık, dediler
Narrated Aisha:(the wife of the Prophet) "When the ailment of Allah's Messenger (ﷺ) became aggravated, he requested his wives to permit him to be (treated) nursed in my house, and they gave him permission. He came out (to my house), walking between two men with his feet dragging on the ground, between `Abbas bin `Abdul--Muttalib and another man" 'Ubaidullah said, "I told `Abdullah of what `Aisha had said, `Abdullah bin `Abbas said to me, 'Do you know who is the other man whom `Aisha did not name?' I said, 'No.' Ibn `Abbas said, 'It was `Ali bin Abu Talib." `Aisha, the wife of the Prophet (ﷺ) used to narrate saying, "When Allah's Messenger (ﷺ) entered my house and his disease became aggravated, he said, " Pour on me the water of seven water skins, the mouths of which have not been untied, so that I may give advice to the people.' So we let him sit in a big basin belonging to Hafsa, the wife of the Prophet (ﷺ) and then started to pour water on him from these water skins till he started pointing to us with his hands intending to say, 'You have done your job." `Aisha added, "Then he went out to the people and led them in prayer and preached to them
وَأَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، رضى الله عنهم قَالاَ لَمَّا نَزَلَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَفِقَ يَطْرَحُ خَمِيصَةً لَهُ عَلَى وَجْهِهِ، فَإِذَا اغْتَمَّ كَشَفَهَا عَنْ وَجْهِهِ وَهْوَ كَذَلِكَ يَقُولُ " لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى، اتَّخَذُوا قُبُورَ أَنْبِيَائِهِمْ مَسَاجِدَ ". يُحَذِّرُ مَا صَنَعُوا.
Aişe ile Abdullah b. Abbas r.a. dediler ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığı ağırlaşınca çizgili yün bir örtüsünü yüzüne atmaya koyuldu. Bundan sıkılınca o örtüyü yüzünün üzerinden çeker, açardı. Bu halde iken: Allah Yahudilerle hristiyanlara lanet etsin. Onlar pey'gamberlerinin kabirlerini mescidler edindiler, diyor ve onların yaptıklarından sakındırıyordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Dokuzuncu hadis, kabirleri mescid edinmenin yasaklanması hakkındadır. Buna dair açıklamalar namaz bölümünün mescidler ile ilgili başlıklarında ve Cenazeler bölümünde geçmiş bulunmaktadır
Aisha and `Abdullah bin `Abbas said, "When Allah's Messenger (ﷺ) became ill seriously, he started covering his face with his woolen sheet, and when he felt short of breath, he removed it from his face and said, 'That is so! Allah's curse be on the Jews and the Christians, as they took the graves of their prophets as (places of worship),' intending to warn (the Muslims) of what they had done
أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَقَدْ رَاجَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ، وَمَا حَمَلَنِي عَلَى كَثْرَةِ مُرَاجَعَتِهِ إِلاَّ أَنَّهُ لَمْ يَقَعْ فِي قَلْبِي أَنْ يُحِبَّ النَّاسُ بَعْدَهُ رَجُلاً قَامَ مَقَامَهُ أَبَدًا، وَلاَ كُنْتُ أُرَى أَنَّهُ لَنْ يَقُومَ أَحَدٌ مَقَامَهُ إِلاَّ تَشَاءَمَ النَّاسُ بِهِ، فَأَرَدْتُ أَنْ يَعْدِلَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَبِي بَكْرٍ. رَوَاهُ ابْنُ عُمَرَ وَأَبُو مُوسَى وَابْنُ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهم ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Aişe dedi ki: "Bu hususta Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (vazgeçmesi için) müracaat etmiştim. Beni ona çokça müracaat etmeye iten tek sebep ise, kalbime insanların ondan sonra onun yerinde ayakta duracak bir kimseyi ebediyyen sevmeyeceklerine dair kalbime yerleşen kanaat olmuştu. Benim görüşüme göre bir kimse onun ayakta durduğu yerde duracak olursa mutlaka insanlar onun bu halini uğursuz kabul ederlerdi. Bu sebepten dolayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu işi Ebu Bekr'den başkasına havale etmesini istemiştim
Aisha added, "I argued with Allah's Messenger (ﷺ) repeatedly about that matter (i.e. his order that Abu Bakr should lead the people in prayer in his place when he was ill), and what made me argue so much, was, that it never occurred to my mind that after the Prophet, the people would ever love a man who had taken his place, and I felt that anybody standing in his place, would be a bad omen to the people, so I wanted Allah's Messenger (ﷺ) to give up the idea of choosing Abu Bakr (to lead the people in prayer)
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَاتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَإِنَّهُ لَبَيْنَ حَاقِنَتِي وَذَاقِنَتِي، فَلاَ أَكْرَهُ شِدَّةَ الْمَوْتِ لأَحَدٍ أَبَدًا بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Aişe dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde o(nun başı) benim çene kemiğim ile köprücük kemiğim arasında idi. Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra hiç kimse için ölümün zorluklarından ötürü hoşlanmayışım sözkonusu değildir." Fethu'l-Bari Açıklaması: Onuncu hadiste "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra hiç kimse için ölümün zorluklarından dolayı hoşlanmamam sözkonusu değildir." Ahmed, Tirmizi ve diğerlerinin el-Kasım yoluyla rivayetine göre Aişe şöyle demiştir: "Onu ruhunu teslim ederken gördüğümde yanımda içinde su bulunan bir kap vardı. Elini su kabına sokuyor, sonra o suyu yüzüne sürüyor, arkasından: Allahlım, ölüm sekeratına karşı bana yardım et, diyordu." Şakiklin, Mesrukıtan, onun Aişe'den rivayetinde Aişe şöyle demiştir: "Ben Nebi s.a.v.'den daha çok ağrı hisseden kimseyi görmedim." İleride bu hadis Tıp bölümünde gelecektir. Hadis Tıp bölümünde değil, el-Merda (hastalar) bölümünde olup, 5645 numara ile gelecektir. İbn Mes'udlun rivayet ettiği ve Tıp bölümünde gelecek olan hadise göre onun bundan ötürü iki kat ecri vardır. Ebu Yalla da Ebu Saidlin şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Biz nebiler topluluğuna ecrimiz kat kat verildiği gibi, bela da bize katlanarak verilir
Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) died while he was between my chest and chin, so I never dislike the death agony for anyone after the Prophet
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ أَبِي حَمْزَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ الأَنْصَارِيُّ ـ وَكَانَ كَعْبُ بْنُ مَالِكٍ أَحَدَ الثَّلاَثَةِ الَّذِينَ تِيبَ عَلَيْهِمْ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ خَرَجَ مِنْ عِنْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجَعِهِ الَّذِي تُوُفِّيَ فِيهِ، فَقَالَ النَّاسُ يَا أَبَا حَسَنٍ، كَيْفَ أَصْبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَصْبَحَ بِحَمْدِ اللَّهِ بَارِئًا، فَأَخَذَ بِيَدِهِ عَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، فَقَالَ لَهُ أَنْتَ وَاللَّهِ بَعْدَ ثَلاَثٍ عَبْدُ الْعَصَا، وَإِنِّي وَاللَّهِ لأُرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَوْفَ يُتَوَفَّى مِنْ وَجَعِهِ هَذَا، إِنِّي لأَعْرِفُ وُجُوهَ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عِنْدَ الْمَوْتِ، اذْهَبْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلْنَسْأَلْهُ فِيمَنْ هَذَا الأَمْرُ، إِنْ كَانَ فِينَا عَلِمْنَا ذَلِكَ، وَإِنْ كَانَ فِي غَيْرِنَا عَلِمْنَاهُ فَأَوْصَى بِنَا. فَقَالَ عَلِيٌّ إِنَّا وَاللَّهِ لَئِنْ سَأَلْنَاهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَنَعَنَاهَا لاَ يُعْطِينَاهَا النَّاسُ بَعْدَهُ، وَإِنِّي وَاللَّهِ لاَ أَسْأَلُهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Zühri dedi ki: Bana Abdullah b. Ka'b b. Malik el-Ensarı-ki Ka'b b. Malik tevbeleri kabulolunan üç kişiden birisi idi- haber verdiğine göre Abdullah b. Abbas kendisine şunu haber vermiştir: Ali b. Ebi Talib r.a. vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından çıktı. İnsanlar: Ey Ebu'l-Hasen, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl sabahı etti, diye sordular. Ali: Allah'a hamdolsun iyileşmiş olarak sabahladı, dedi. Abbas b. Abdulmuttalib elinden yakalayarak ona dedi ki: Allah'a yemin ederim üç gün sonra sen asanın kölesi olacaksın. Allah'a yemin ederim ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu hastalığından iyileşmeden vefat edeceği görüşündeyim. Çünkü ben andolsun ki ölüm esnasında Abdulmuttalib oğullarının yüzlerinin nasıl bir hal aldığını çok iyi biliyorum. Kalk da beraberce Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidelim ve ona bu işin (yönetim işinin) kimler arasında olacağını soralım. Eğer bizde olacaksa bunu öğrenmiş oluruz. Bizden başkasının eline geçecekse bunu da öğrenmiş oluruz. Bizim hakkımızda da tavsiyede bulunur. Ali dedi ki: Allah'a yemin ederim eğer biz bu işi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den (bize vermesini) isteyecek olup da o bize onu vermezse ondan sonra insanlar onu bize asla vermeyeceklerdir. Allah'a yemin ederim ki ben bu işi Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellemden asla istemeyeceğim." Bu Hadis 6266 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sen Allah'a yemin ederim ki üç gün sonra asanın kölesi olacaksın." Bu ifadeler başkasına tabi olan kimseler hakkında kullanılan kinayeli tabirlerdir. Yani Allah Resulü üç gün sonra vefat edecektir ve sen başkasının emri altına gireceksin. Bu da el-Abbas r.a.'ın oldukça ferasetli birisi olduğundan ileri gelir. "Bu iş" maksat halifeliktir. "Ondan sonra insanlar o işi bize vermeyeceklerdir." Yani Resulullah s.a.v.'i bu işi onlara vermemiş olmasını, onlara karşı delil göstereceklerdir
Narrated `Abdullah bin `Abbas:`Ali bin Abu Talib came out of the house of Allah's Messenger (ﷺ) during his fatal illness. The people asked, "O Abu Hasan (i.e. `Ali)! How is the health of Allah's Messenger (ﷺ) this morning?" `Ali replied, "He has recovered with the Grace of Allah." `Abbas bin `Abdul Muttalib held him by the hand and said to him, "In three days you, by Allah, will be ruled (by somebody else). And by Allah, I feel that Allah's Apostle will die from this ailment of his, for I know how the faces of the offspring of `Abdul Muttalib look at the time of their death. So let us go to Allah's Messenger (ﷺ) and ask him who will take over the Caliphate. If it is given to us we will know as to it, and if it is given to somebody else, we will inform him so that he may tell the new ruler to take care of us." `Ali said, "By Allah, if we asked Allah's Apostle for it (i.e. the Caliphate) and he denied it to us, the people will never give it to us after that. And by Allah, I will not ask Allah's Messenger (ﷺ) for it
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ الْمُسْلِمِينَ، بَيْنَا هُمْ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ مِنْ يَوْمِ الاِثْنَيْنِ وَأَبُو بَكْرٍ يُصَلِّي لَهُمْ لَمْ يَفْجَأْهُمْ إِلاَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ كَشَفَ سِتْرَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، فَنَظَرَ إِلَيْهِمْ وَهُمْ فِي صُفُوفِ الصَّلاَةِ. ثُمَّ تَبَسَّمَ يَضْحَكُ، فَنَكَصَ أَبُو بَكْرٍ عَلَى عَقِبَيْهِ لِيَصِلَ الصَّفَّ، وَظَنَّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُرِيدُ أَنْ يَخْرُجَ إِلَى الصَّلاَةِ فَقَالَ أَنَسٌ وَهَمَّ الْمُسْلِمُونَ أَنْ يَفْتَتِنُوا فِي صَلاَتِهِمْ فَرَحًا بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَشَارَ إِلَيْهِمْ بِيَدِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ أَتِمُّوا صَلاَتَكُمْ، ثُمَّ دَخَلَ الْحُجْرَةَ وَأَرْخَى السِّتْرَ.
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Müslümanlar pazartesi günü sabah namazını kılmakta ve Ebu Bekr onlara namaz kıldırmakta iken aniden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Aişe'nin adasının kapısı üzerindeki örtüyü açtığını gördüler. Onlar namaz için saf halinde durmuş oldukları halde onlara baktı. Sonra gülercesine tebessüm etti. Ebu Bekr, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gelişine sevinerek safın arasına girmek üzere gerisin geri çekilince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle onlara: Namazınızı tamamlayın ız diye işaret buyurdu, sonra odaya girip perdeyi indir
Narrated Anas bin Malik:While the Muslims were offering the Fajr prayer on Monday and Abu Bakr was leading them in prayer, suddenly Allah's Messenger (ﷺ) lifted the curtain of `Aisha's dwelling and looked at them while they were in the rows of the prayers and smiled. Abu Bakr retreated to join the row, thinking that Allah's Apostle wanted to come out for the prayer. The Muslims were about to be put to trial in their prayer (i.e. were about to give up praying) because of being overjoyed at seeing Allah's Messenger (ﷺ). But Allah's Apostle beckoned them with his hand to complete their prayer and then entered the dwelling and let fall the curtain
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ أَبَا عَمْرٍو، ذَكْوَانَ مَوْلَى عَائِشَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ كَانَتْ تَقُولُ إِنَّ مِنْ نِعَمِ اللَّهِ عَلَىَّ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تُوُفِّيَ فِي بَيْتِي وَفِي يَوْمِي، وَبَيْنَ سَحْرِي وَنَحْرِي، وَأَنَّ اللَّهَ جَمَعَ بَيْنَ رِيقِي وَرِيقِهِ عِنْدَ مَوْتِهِ، دَخَلَ عَلَىَّ عَبْدُ الرَّحْمَنِ وَبِيَدِهِ السِّوَاكُ وَأَنَا مُسْنِدَةٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُهُ يَنْظُرُ إِلَيْهِ، وَعَرَفْتُ أَنَّهُ يُحِبُّ السِّوَاكَ فَقُلْتُ آخُذُهُ لَكَ فَأَشَارَ بِرَأْسِهِ أَنْ نَعَمْ، فَتَنَاوَلْتُهُ فَاشْتَدَّ عَلَيْهِ وَقُلْتُ أُلَيِّنُهُ لَكَ فَأَشَارَ بِرَأْسِهِ أَنْ نَعَمْ، فَلَيَّنْتُهُ، وَبَيْنَ يَدَيْهِ رَكْوَةٌ ـ أَوْ عُلْبَةٌ يَشُكُّ عُمَرُ ـ فِيهَا مَاءٌ، فَجَعَلَ يُدْخِلُ يَدَيْهِ فِي الْمَاءِ فَيَمْسَحُ بِهِمَا وَجْهَهُ يَقُولُ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، إِنَّ لِلْمَوْتِ سَكَرَاتٍ ". ثُمَّ نَصَبَ يَدَهُ فَجَعَلَ يَقُولُ " فِي الرَّفِيقِ الأَعْلَى ". حَتَّى قُبِضَ وَمَالَتْ يَدُهُ.
Aişe'nin azatlısı Zekvan'dan rivayete göre "Aişe şöyle derdi: Allah'ın üzerimdeki nimetleri arasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in evinde benim nöbet günümde ve başı göğsümün üstünde ve gerdanımın arasında olduğu halde vefat etmesi de vardır ve Allah vefatı esnasında benim tükürüğüm ile onun tükürüğünü bir araya getirmiştir. (Şöyle ki) Abdurrahman elinde misvak olduğu halde yanıma geldi. Ben de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i (göğsüme) dayamış bulunuyordum. Onun o misvaka baktığını görünce misvakı da çok sevdiğini bildiğimden ötürü o misvakı senin için alayım mı diye sordum. Başıyla evet diye işaret buyurdu. Misvakı aldım. Fakat ona sert geldi. Onu sana biraz yumuşatayım mı dedim. Başıyla evet diye işaret buyurdu. Ben de ona misvakı yumuşattım. O da misvakı alıp, dişleri arasında götürüp getirdi. Önünde deriden yahut ağaçtan -şüphe eden ravi Ömer b. Said'dir- içinde su bulunan bir kap vardı. Elini suya sokarak sonra ellerini yüzüne sürmeye başladı. Bu arada: La, ilahe illallah, şüphesiz ölümün sekeratı vardır diyordu. Sonra elini kaldırdı, ruhu kabzedilinceye kadar: Allah'ım er-Refiku'l-A'la arasında, demeye koyuldu. Sonunda eli düştü
Narrated Aisha:It was one of the favors of Allah towards me that Allah's Messenger (ﷺ) expired in my house on the day of my turn while he was leaning against my chest and Allah made my saliva mix with his saliva at his death. `Abdur-Rahman entered upon me with a Siwak in his hand and I was supporting (the back of) Allah's Messenger (ﷺ) (against my chest ). I saw the Prophet (ﷺ) looking at it (i.e. Siwak) and I knew that he loved the Siwak, so I said ( to him ), "Shall I take it for you ? " He nodded in agreement. So I took it and it was too stiff for him to use, so I said, "Shall I soften it for you ?" He nodded his approval. So I softened it and he cleaned his teeth with it. In front of him there was a jug or a tin, (The sub-narrator, `Umar is in doubt as to which was right) containing water. He started dipping his hand in the water and rubbing his face with it, he said, "None has the right to be worshipped except Allah. Death has its agonies." He then lifted his hands (towards the sky) and started saying, "With the highest companion," till he expired and his hand dropped down
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَسْأَلُ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ يَقُولَ " أَيْنَ أَنَا غَدًا أَيْنَ أَنَا غَدًا " يُرِيدُ يَوْمَ عَائِشَةَ، فَأَذِنَ لَهُ أَزْوَاجُهُ يَكُونُ حَيْثُ شَاءَ، فَكَانَ فِي بَيْتِ عَائِشَةَ حَتَّى مَاتَ عِنْدَهَا، قَالَتْ عَائِشَةُ فَمَاتَ فِي الْيَوْمِ الَّذِي كَانَ يَدُورُ عَلَىَّ فِيهِ فِي بَيْتِي، فَقَبَضَهُ اللَّهُ وَإِنَّ رَأْسَهُ لَبَيْنَ نَحْرِي وَسَحْرِي، وَخَالَطَ رِيقُهُ رِيقِي ـ ثُمَّ قَالَتْ ـ دَخَلَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ وَمَعَهُ سِوَاكٌ يَسْتَنُّ بِهِ فَنَظَرَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ أَعْطِنِي هَذَا السِّوَاكَ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ. فَأَعْطَانِيهِ فَقَضِمْتُهُ، ثُمَّ مَضَغْتُهُ فَأَعْطَيْتُهُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَنَّ بِهِ وَهْوَ مُسْتَنِدٌ إِلَى صَدْرِي.
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatı ile sonuçlanan hastalığı arasında yarın neredeyim, yarın ben neredeyim, diye sorup duruyordu. Maksadı Aişeinin sırasının geleceği günü öğrenmekti. Hanımları ona dilediği yerde kalması hususunda izin verdiler. O da yanında vefat ettiği vkte kadar Aişe'nin evinde kaldı. Aişe dedi ki: Allah Resulü evimde bulunma sırasının geldiği günde vefat etti. Yüce Allah onun ruhunu kabzettiğinde başı benim göğsüm ile gerdanım arasında idi. Onun tükürüğü tükürüğüme karıştı. Sonra dedi ki: (Kardeşim) Abdurrahman b. Ebi Bekr, beraberinde dişlerini temizlediği bir misvak bulunduğu halde yanıma girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı. Ben de ona: Ey Abdurrahman o misvakı bana ver dedim. O da onu bana verdi. Onu alıp ısırdıktan sonra (yumuşatmak üzere) çiğnedim ve misvakı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e verdim. O da göğsüme dayanmış olduğu halde o misvakla dişlerini temizledi
Narrated `Urwa:`Aisha said, "Allah's Messenger (ﷺ) in his fatal illness, used to ask, 'Where will I be tomorrow? Where will I be tomorrow?", seeking `Aisha's turn. His wives allowed him to stay wherever he wished. So he stayed at `Aisha's house till he expired while he was with her." `Aisha added, "The Prophet (ﷺ) expired on the day of my turn in my house and he was taken unto Allah while his head was against my chest and his saliva mixed with my saliva." `Aisha added, "Abdur-Rahman bin Abu Bakr came in, carrying a Siwak he was cleaning his teeth with. Allah's Messenger (ﷺ) looked at it and I said to him, 'O `AbdurRahman! Give me this Siwak.' So he gave it to me and I cut it, chewed it (it's end) and gave it to Allah's Messenger (ﷺ) who cleaned his teeth with it while he was resting against my chest
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ تُوُفِّيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِي وَفِي يَوْمِي، وَبَيْنَ سَحْرِي وَنَحْرِي، وَكَانَتْ إِحْدَانَا تُعَوِّذُهُ بِدُعَاءٍ إِذَا مَرِضَ، فَذَهَبْتُ أُعَوِّذُهُ، فَرَفَعَ رَأْسَهُ إِلَى السَّمَاءِ وَقَالَ " فِي الرَّفِيقِ الأَعْلَى فِي الرَّفِيقِ الأَعْلَى ". وَمَرَّ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ وَفِي يَدِهِ جَرِيدَةٌ رَطْبَةٌ، فَنَظَرَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَظَنَنْتُ أَنَّ لَهُ بِهَا حَاجَةً فَأَخَذْتُهَا، فَمَضَغْتُ رَأْسَهَا وَنَفَضْتُهَا فَدَفَعْتُهَا إِلَيْهِ، فَاسْتَنَّ بِهَا كَأَحْسَنِ مَا كَانَ مُسْتَنًّا ثُمَّ نَاوَلَنِيهَا فَسَقَطَتْ يَدُهُ ـ أَوْ سَقَطَتْ مِنْ يَدِهِ ـ فَجَمَعَ اللَّهُ بَيْنَ رِيقِي وَرِيقِهِ فِي آخِرِ يَوْمٍ مِنَ الدُّنْيَا وَأَوَّلِ يَوْمٍ مِنَ الآخِرَةِ.
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim evimde, benim nöbet günümde ve (başı) gerdamm ile göğsüm arasında bulunduğu halde vefat etti. Hastalandığı vakit bizden herhangi birisi ona bir dua okurdu. Ben de ona dua okumaya koyulunca, başını semaya kaldırarak: Refiku'I-A'la arasında diye buyurdu. Bu esnada (kardeşim) Abdurrahman b. Ebi Bekr elinde soyulmuş nemli bir ağaç parçası bulunduğu halde geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktı. Onun o soyulmuş ağaç parçasına ihtiyacının olduğunu anladım. Onu alıp, uç tarafını çiğnedim ve onu yumuşatarak ona verdim. Allah Resulü onunla daha önce dişlerini misvaklayarak temizlediği en güzel şekilde misvakladı. Sonra onu bana uzattı. Eli düştü -ya da misvak elinden düştü.- Böylelikle Allah onun dünyadaki son günü ile ahiretteki ilk gününde benim tükürüğümü, onun tükürüğü ile bir araya getirmiş oldu
Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) expired in my house and on the day of my turn, leaning against my chest. One of us (i.e. the Prophet's wives ) used to recite a prayer asking Allah to protect him from all evils when he became sick. So I started asking Allah to protect him from all evils (by reciting a prayer ). He raised his head towards the sky and said, "With the highest companions, with the highest companions." `Abdur- Rahman bin Abu Bakr passed carrying a fresh leaf-stalk of a date-palm and the Prophet (ﷺ) looked at it and I thought that the Prophet (ﷺ) was in need of it (for cleaning his teeth ). So I took it (from `Abdur Rahman) and chewed its head and shook it and gave it to the Prophet (ﷺ) who cleaned his teeth with it, in the best way he had ever cleaned his teeth, and then he gave it to me, and suddenly his hand dropped down or it fell from his hand (i.e. he expired). So Allah made my saliva mix with his saliva on his last day on earth and his first day in the Hereafter
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ أَقْبَلَ عَلَى فَرَسٍ مِنْ مَسْكَنِهِ بِالسُّنْحِ حَتَّى نَزَلَ، فَدَخَلَ الْمَسْجِدَ فَلَمْ يُكَلِّمِ النَّاسَ حَتَّى دَخَلَ عَلَى عَائِشَةَ، فَتَيَمَّمَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ مُغَشًّى بِثَوْبِ حِبَرَةٍ، فَكَشَفَ عَنْ وَجْهِهِ ثُمَّ أَكَبَّ عَلَيْهِ فَقَبَّلَهُ وَبَكَى. ثُمَّ قَالَ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي، وَاللَّهِ لاَ يَجْمَعُ اللَّهُ عَلَيْكَ مَوْتَتَيْنِ، أَمَّا الْمَوْتَةُ الَّتِي كُتِبَتْ عَلَيْكَ فَقَدْ مُتَّهَا. قَالَ الزُّهْرِيُّ وَحَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، خَرَجَ وَعُمَرُ يُكَلِّمُ النَّاسَ فَقَالَ اجْلِسْ يَا عُمَرُ، فَأَبَى عُمَرُ أَنْ يَجْلِسَ. فَأَقْبَلَ النَّاسُ إِلَيْهِ وَتَرَكُوا عُمَرَ، فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ أَمَّا بَعْدُ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ يَعْبُدُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ مُحَمَّدًا قَدْ مَاتَ، وَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ يَعْبُدُ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ، قَالَ اللَّهُ {وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ} إِلَى قَوْلِهِ {الشَّاكِرِينَ} وَقَالَ وَاللَّهِ لَكَأَنَّ النَّاسَ لَمْ يَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ أَنْزَلَ هَذِهِ الآيَةَ حَتَّى تَلاَهَا أَبُو بَكْرٍ، فَتَلَقَّاهَا مِنْهُ النَّاسُ كُلُّهُمْ فَمَا أَسْمَعُ بَشَرًا مِنَ النَّاسِ إِلاَّ يَتْلُوهَا. فَأَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ أَنَّ عُمَرَ قَالَ وَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ سَمِعْتُ أَبَا بَكْرٍ تَلاَهَا فَعَقِرْتُ حَتَّى مَا تُقِلُّنِي رِجْلاَىَ، وَحَتَّى أَهْوَيْتُ إِلَى الأَرْضِ حِينَ سَمِعْتُهُ تَلاَهَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ مَاتَ.
Aişe ona (Ebu Seleme'ye) şöyle haber vermiştir: "Ebu Bekr r.a. es-Sunh denilen yerdeki meskeninden bir at üzerinde geldi ve atından inip, mescide girdi. Hiç kimseyle konuşmadan Aişe'nin evine girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğru gitti. Resulullahın yüzü bir Yemen bezi ile örtülü idi. Yüzünü açtı, sonra üzerine kapandı. Onu öpüp ağladı, sonra: Babam-anam sana feda olsun. Allah'a yemin ederim, Allah senin üzerinde ölümü iki defa bir araya getirmeyecektir. Senin hakkında yazılmış olan o ölümü ise işte tatmış bulunuyorsun, dedi
Narrated `Aisha:Abu Bakr came from his house at As-Sunh on a horse. He dismounted and entered the Mosque, but did not speak to the people till he entered upon `Aisha and went straight to Allah's Messenger (ﷺ) who was covered with Hibra cloth (i.e. a kind of Yemenite cloth). He then uncovered the Prophet's face and bowed over him and kissed him and wept, saying, "Let my father and mother be sacrificed for you. By Allah, Allah will never cause you to die twice. As for the death which was written for you, has come upon you." Narrated Ibn `Abbas: Abu Bakr went out while `Umar bin Al-Khattab was talking to the people. Abu Bakr said, "Sit down, O `Umar!" But `Umar refused to sit down. So the people came to Abu Bakr and left `Umar. Abu Bakr said, "To proceed, if anyone amongst you used to worship Muhammad , then Muhammad is dead, but if (anyone of) you used to worship Allah, then Allah is Alive and shall never die. Allah said:--"Muhammad is no more than an Apostle, and indeed (many) apostles have passed away before him..(till the end of the Verse )......Allah will reward to those who are thankful." (3.144) By Allah, it was as if the people never knew that Allah had revealed this Verse before till Abu Bakr recited it and all the people received it from him, and I heard everybody reciting it (then). Narrated Az-Zuhri: Sa`id bin Al-Musaiyab told me that `Umar said, "By Allah, when I heard Abu Bakr reciting it, my legs could not support me and I fell down at the very moment of hearing him reciting it, declaring that the Prophet (ﷺ) had died
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، وَابْنِ، عَبَّاسٍ أَنَّ أَبَا بَكْر ٍ ـ رضى الله عنه ـ قَبَّلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ مَوْتِهِ.
[– 4456 - 4457-] Aişe ve İbn Abbas'tan rivayete göre "Ebu Bekr r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vefatından sonra öptü." Bu Hadis 5709 numara ile gelecektir. SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM
Narrated Aisha and Ibn `Abbas:Abu Bakr kissed the Prophet (ﷺ) after his death
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، وَزَادَ، قَالَتْ عَائِشَةُ لَدَدْنَاهُ فِي مَرَضِهِ فَجَعَلَ يُشِيرُ إِلَيْنَا أَنْ لاَ تَلُدُّونِي فَقُلْنَا كَرَاهِيَةُ الْمَرِيضِ لِلدَّوَاءِ. فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ " أَلَمْ أَنْهَكُمْ أَنْ تَلُدُّونِي ". قُلْنَا كَرَاهِيَةَ الْمَرِيضِ لِلدَّوَاءِ. فَقَالَ " لاَ يَبْقَى أَحَدٌ فِي الْبَيْتِ إِلاَّ لُدَّ ـ وَأَنَا أَنْظُرُ ـ إِلاَّ الْعَبَّاسَ، فَإِنَّهُ لَمْ يَشْهَدْكُمْ ". رَوَاهُ ابْنُ أَبِي الزِّنَادِ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Bize Ali anlattı, bize Yahya anlattı ve şunları ekledi: "Aişe dedi ki: Hastalığı esnasında ağzına ilaç koymuştuk. O bize ağzıma ilaç koymayın diye işaret etmeye başlayınca, biz de: Bu hastanın ilaçtan hoşlanmayışından dolayıdır, dedik. Kendisine gelince: Ben size ağzıma ilaç koymaktan vazgeçmenizi işaret etmedim mi, dedi. Biz: Ama bu hastanın ilaçtan hoşlanmayışından dolayıdır diye düşünmüştük, dedik. Bunun üzerine: el-Abbas hariç gözümün önünde bu evde ağzına ilaç konulmadık kimse kalmasın. Çünkü el-Abbas bunu yaparken yanınızda değildi, diye buyurdu." Bu Hadis 5712, 6886 ve 6897 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ağzına ilaç koyduk." Yani o istemeden ağzının kıyısından ona ilaç içirdik. İşte "el-Iudud" diye bilinen şey de odur. Boğaza dökülen ilaca da "el-vecur" denilir. "Evde Abbas'ın dışında gözümün önünde ağzına ilaç konulmadık kimse kalmayacaktır. Çünkü o bunu yaparken yanınızda hazır bulunmadı." Denildiğine göre bu ibarelerden bir kimseye kasten yapılan bütün işlerden dolayı kısas yapmanın meşruiyeti anlaşılmaktadır. Ancak böyle bir sonucun çıkartılması tartışılır. ÇÜnkü herkes fiilen bu işi yapmamıştı. Allah Resulünün bunu onlara yapması buna dair yasağına uymayı terk ettiklerinden dolayı onlara bir ceza olması içindi. Fiilen bu işi yapanlara böyle bir cezanın verilmesi açıkça anlaşılır. Ancak fiilen bu işi yapmayanlara bu cezanın sebebi ise, Allah Resulünün onları yapmaktan nehyettikleri işi kendilerinin de yapanları alıkoymayı terk etmiş olmaıçmndan dolayıdır. Bundan anlaşıldığına göre uzak ihtimalli tevilde bulunan kişi mazur değildir. Ancak bu da tartışılır bir sonuçtur. Çünkü yapılan bu hareket nehye karşı durarak yapılmıştır. İbnu'l-Arabı der ki: Allah Resulü kıyamet gününde onun üzerlerinde bir hakkı bulunduğu halde gelmelerini ve böylelikle çok büyük bir zorlukla karşı karşıya kalmamalarını istediğinden böyle yapmıştır. Ancak buna karşı da şu cevap verilmiştir: Onları affetmesi mümkündü. Çünkü o kendi zatı adına intikam almazdı. Kuwetli gördüğümüz görüşe göre o böylelikle tekrar aynı işi yapmamaları için onları tedib etmek istemiştir. Dolayısıyla onun bu şekilde karşılık vermesi kısas ve intikam yoluyla değil, tedib içindi. Bir diğer açıklamaya göre o tedavi olmayı kabul etmekle birlikte ağzına ilaç konulmasından hoşlanmayışının sebebi bu hastalıktan iyileşmeyip, öleceğinin kesinlik kazanmış olmasıydı. Bu noktada kesin kanaate sahip olan bir kimse için ise tedavi olmak mekruhtur. Derim ki: Ancak bu da tartışılır. Çünkü göründüğü kadarıyla bu hareket Allah Resulünün ölüm ile hayat arasinda muhayyer bırakılmasından ve vefat edeceğinin kesinlik kazanmasından önce idi. Onun bu tedaviye karşı çıkmasının sebebi verilen ilacın hastalığına uygun olmayışı idi. Çünkü onlar Nebiimizin zatu'l-çenb hastalığına yakalanmış olduğunu sanıyorlardı. Bundan dolayı ona uygun bir tedavi yaptılar. Oysa görüldüğü gibi hadisin siyakından açıkça da anlaşıldığı üzere onun böyle bir hastalığı yoktu. Doğruyu en iyi bilen Allah'tır
Narrated `Aisha:We poured medicine in one side of the Prophet's mouth during his illness and he started pointing to us, meaning to say, "Don't pour medicine in my mouth." We said, "(He says so) because a patient dislikes medicines." When he improved and felt a little better, he said, "Didn't I forbid you to pour medicine in my mouth ?" We said, " ( We thought it was because of) the dislike, patients have for medicines. He said, "Let everyone present in the house be given medicine by pouring it in his mouth while I am looking at him, except `Abbas as he has not witnessed you (doing the same to me)
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا أَزْهَرُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ ذُكِرَ عِنْدَ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَوْصَى إِلَى عَلِيٍّ، فَقَالَتْ مَنْ قَالَهُ لَقَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَإِنِّي لَمُسْنِدَتُهُ إِلَى صَدْرِي، فَدَعَا بِالطَّسْتِ فَانْخَنَثَ فَمَاتَ، فَمَا شَعَرْتُ، فَكَيْفَ أَوْصَى إِلَى عَلِيٍّ
İbrahim, el-Esved'den rivayetle dedi ki: "Aişe'nin huzurunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ali'ye vasiyette bulunmuş olduğundan sözedilinee:' Bunu kim söyledi? Andolsun ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i göğsüme dayamış olduğum halde gördüm. Bir leğen getirilmesini istedi ve akabinde kucağımda bütün vücudu sarkıverdi. Ölmüş de ben fark etmemiştim. Nasıloldu da Ali'ye vasiyet etti, dedi
Narrated Al-Aswad:It was mentioned in the presence of `Aisha that the Prophet (ﷺ) had appointed `Ali as successor by will. Thereupon she said, "Who said so? I saw the Prophet, while I was supporting him against my chest. He asked for a tray, and then fell on one side and expired, and I did not feel it. So how (do the people say) he appointed `Ali as his successor?
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، عَنْ طَلْحَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ أَوْصَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لاَ. فَقُلْتُ كَيْفَ كُتِبَ عَلَى النَّاسِ الْوَصِيَّةُ أَوْ أُمِرُوا بِهَا قَالَ أَوْصَى بِكِتَابِ اللَّهِ.
Talha dedi ki: "Ben Abdullah b. Ebi Evfa r.a.'ya: Nebi vasiyette bulundu mu, diye sordum. O: hayır dedi. Bu sefer: Peki, nasılolur da insanlara vasiyette bulunmaları (farz olarak) yazıldı ya da bunu yapmaları emredildi diye sordum. Bu sefer: 0, Allah'ın Kitabını vasiyet etti, dedi
Narrated Talha:I asked `Abdullah bin Abu `Aufa "Did the Prophet (ﷺ) make a will? ' He replied, "No." I further asked, "How come is it that the making of a will was enjoined on the people or that they were ordered to make it? " He said, "The Prophet (ﷺ) made a will concerning Allah's Book
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِينَارًا وَلاَ دِرْهَمًا وَلاَ عَبْدًا وَلاَ أَمَةً، إِلاَّ بَغْلَتَهُ الْبَيْضَاءَ الَّتِي كَانَ يَرْكَبُهَا، وَسِلاَحَهُ، وَأَرْضًا جَعَلَهَا لاِبْنِ السَّبِيلِ صَدَقَةً.
Amr b. el-Haris dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne bir dinar, ne bir dirhem, ne bir köle, ne bir cariye bıraktı. Sadece hayatta iken bindiği beyaz katırını ve silahını bir de yolculara sadaka olarak bağışladığı bir araziyi bıraktı
Narrated 'Amir bin Al-Harith:Allah's Messenger (ﷺ) did not leave a Dinar or a Dirham or a male or a female slave. He left only his white mule on which he used to ride, and his weapons, and a piece of land which he gave in charity for the needy travelers
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا ثَقُلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَعَلَ يَتَغَشَّاهُ، فَقَالَتْ فَاطِمَةُ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ وَاكَرْبَ أَبَاهُ. فَقَالَ لَهَا " لَيْسَ عَلَى أَبِيكِ كَرْبٌ بَعْدَ الْيَوْمِ ". فَلَمَّا مَاتَ قَالَتْ يَا أَبَتَاهْ، أَجَابَ رَبًّا دَعَاهُ، يَا أَبَتَاهْ مَنْ جَنَّةُ الْفِرْدَوْسِ مَأْوَاهُ، يَا أَبَتَاهْ إِلَى جِبْرِيلَ نَنْعَاهْ. فَلَمَّا دُفِنَ قَالَتْ فَاطِمَةُ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ يَا أَنَسُ، أَطَابَتْ أَنْفُسُكُمْ أَنْ تَحْثُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم التُّرَابَ
Enes dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığı ağırlaşınca sık sık bayılmaya başladı. Fatıma aleyhesselam: Vay babamın ızdırabına, dedi. Allah Resulü ona: Bugünden sonra baban için bir ızdırap kalmayacaktır, diye buyurdu. Allah Resulü vefat edince: Vay babacığım! Kendisini çağıran Rabbinin davetine icabet etti. Vay babacığım! Firdevs cennetinde barınağı vardır. Vay babacığım! Ölüm haberini Cibril'e veriyoruz, diye ağıt yaktı. Allah Resulü defnedildikten sonra Fatıma aleyhesselam: Ey Enes, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerine toprak dökmeye gönlünüz nasıl elverdi, diye sordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Vay babamın ızdırabı" Bu onun bu sözleri söylerken sesini yükseltmemiş olduğunu göstermektedir. Aksi takdirde Allah Resulü ona bu işi yasaklardı. Burada ızdıraptan kasıt da onun duyduğu ölüm acılarıdır. Bedenine sair insanlar gibi acılar isabet ediyordu ki, daha önce geçtiği üzere ona kat kat ecir verilsin. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem defnedildikten sonra Fatıma: Ey Enes ... dedi." Fatıma aleyhesselam bu sözleriyle, bu işe kalkışmaları sebebiyle onlara sitem ettiğine işaret etmektedir. Çünkü bu halleri, onların sahip olduklarını bildiği Nebi efendimize karşı kalplerinin ileri derecede yumuşak oluşuyla bağdaşmıyordu. Çünkü onu çok seviyorlardı. Enes ise onların durumunu ve halini gözeterek ona cevap vermemişti. Halbuki hallisanı ile: Biz bunu gönül hoşluğu ile yapmadık. Ancak onun emrine uyarak kendimizi bu işi yapmaya mecbur ettik, diyordu. Hadisten vefatı yakın olan bir ölü dolayısıyla duyulan acıyı Fatıma aleyhesselam'ın söylediği şekilde: Vah babamın ızdırabı, diyerek dile getirmenin caiz olduğu ve bu gibi hallerin yasak kılınmış ağıt yakmak kabilinden olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Fatıma aleyhesselam'ın bu şekilde söyleyişine itiraz etmemişti
Narrated Anas:When the ailment of the Prophet (ﷺ) got aggravated, he became unconscious whereupon Fatima said, "Oh, how distressed my father is!" He said, "Your father will have no more distress after today." When he expired, she said, "O Father! Who has responded to the call of the Lord Who has invited him! O Father, whose dwelling place is the Garden of Paradise (i.e. Al-Firdaus)! O Father! We convey this news (of your death) to Gabriel." When he was buried, Fatima said, "O Anas! Do you feel pleased to throw earth over Allah's Messenger (ﷺ)?
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ يُونُسُ قَالَ الزُّهْرِيُّ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، فِي رِجَالٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ عَائِشَةَ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ وَهْوَ صَحِيحٌ " إِنَّهُ لَمْ يُقْبَضْ نَبِيٌّ حَتَّى يَرَى مَقْعَدَهُ مِنَ الْجَنَّةِ، ثُمَّ يُخَيَّرَ ". فَلَمَّا نَزَلَ بِهِ وَرَأْسُهُ عَلَى فَخِذِي غُشِيَ عَلَيْهِ، ثُمَّ أَفَاقَ، فَأَشْخَصَ بَصَرَهُ إِلَى سَقْفِ الْبَيْتِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ الرَّفِيقَ الأَعْلَى ". فَقُلْتُ إِذًا لاَ يَخْتَارُنَا. وَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَدِيثُ الَّذِي كَانَ يُحَدِّثُنَا وَهْوَ صَحِيحٌ قَالَتْ فَكَانَتْ آخِرَ كَلِمَةٍ تَكَلَّمَ بِهَا " اللَّهُمَّ الرَّفِيقَ الأَعْلَى ".
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağlıklı iken şöyle derdi: Hiçbir Nebiin ruhu cennette kalacağı yeri görmeden kabzedilmez. Sonra seçmekte serbest bırakılır. Sonra o hastalanıp da başı dizimin üzerinde iken bayıldı. Sonra ayılınca, gözünü evin tavanına dikerek: Allah'ım, er-Refiku'I-A'la diye buyurdu. Bunun üzerine ben: O halde o bizi seçmeyecektir dedim ve sağlıklı iken bize söylediği hadisinin bu hali dile getirdiğini anladım. (Devamla) dedi ki: İşte bu onun söylediği son söz: Allah'ım er-Refiku'l-A'la, demek oldu. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediği son sözler" Bu başlık altında Aişe r.anha yoluyla gelen hadisi zikretmiş bulunmaktadır. Aişe bu sözleriyle Rafızllerin yaydığı "Nebi s.a.v. Ali'ye halifeliği ve borçlarını ödemesini vasiyyet etti" şeklindeki iddialarına işaret etmek istemiş gibidir
Narrated `Aisha:When the Prophet (ﷺ) was healthy, he used to say, "No soul of a prophet is captured till he is shown his place in Paradise and then he is given the option." When death approached him while his head was on my thigh, he became unconscious and then recovered his consciousness. He then looked at the ceiling of the house and said, "O Allah! (with) the highest companions." I said (to myself), "Hence, he is not going to choose us." Then I realized that what he had said was the application of the narration which he used to mention to us when he was healthy. The last word he spoke was, "O Allah! (with) the highest companion
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، وَابْنِ، عَبَّاسٍ رضى الله عنهم أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَبِثَ بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ، وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرًا.
Aişe ve İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de kaldığı on yıl boyunca Kur'an-ı Kerim üzerine nazil oluyordu. Medine'de de on yıl kaldı." Bu Hadis 4978 numara ile gelecektir
Narrated Aisha and Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) stayed for ten years in Mecca with the Qur'an being revealed to him and he stayed in Medina for ten years