160 hadis bulundu · sayfa 4/8
حَدَّثَنِي مُؤَمَّلُ بْنُ هِشَامٍ أَبُو هِشَامٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، حَدَّثَنَا أَبُو رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا سَمُرَةُ بْنُ جُنْدَبٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِمَّا يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ لأَصْحَابِهِ " هَلْ رَأَى أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنْ رُؤْيَا ". قَالَ فَيَقُصُّ عَلَيْهِ مَنْ شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُصَّ، وَإِنَّهُ قَالَ ذَاتَ غَدَاةٍ " إِنَّهُ أَتَانِي اللَّيْلَةَ آتِيَانِ، وَإِنَّهُمَا ابْتَعَثَانِي، وَإِنَّهُمَا قَالاَ لِي انْطَلِقْ. وَإِنِّي انْطَلَقْتُ مَعَهُمَا، وَإِنَّا أَتَيْنَا عَلَى رَجُلٍ مُضْطَجِعٍ، وَإِذَا آخَرُ قَائِمٌ عَلَيْهِ بِصَخْرَةٍ، وَإِذَا هُوَ يَهْوِي بِالصَّخْرَةِ لِرَأْسِهِ، فَيَثْلَغُ رَأْسَهُ فَيَتَهَدْهَدُ الْحَجَرُ هَا هُنَا، فَيَتْبَعُ الْحَجَرَ فَيَأْخُذُهُ، فَلاَ يَرْجِعُ إِلَيْهِ حَتَّى يَصِحَّ رَأْسُهُ كَمَا كَانَ، ثُمَّ يَعُودُ عَلَيْهِ، فَيَفْعَلُ بِهِ مِثْلَ مَا فَعَلَ الْمَرَّةَ الأُولَى. قَالَ قُلْتُ لَهُمَا سُبْحَانَ اللَّهِ مَا هَذَانِ قَالَ قَالاَ لِي انْطَلِقْ ـ قَالَ ـ فَانْطَلَقْنَا فَأَتَيْنَا عَلَى رَجُلٍ مُسْتَلْقٍ لِقَفَاهُ، وَإِذَا آخَرُ قَائِمٌ عَلَيْهِ بِكَلُّوبٍ مِنْ حَدِيدٍ، وَإِذَا هُوَ يَأْتِي أَحَدَ شِقَّىْ وَجْهِهِ فَيُشَرْشِرُ شِدْقَهُ إِلَى قَفَاهُ، وَمَنْخِرَهُ إِلَى قَفَاهُ وَعَيْنَهُ إِلَى قَفَاهُ ـ قَالَ وَرُبَّمَا قَالَ أَبُو رَجَاءٍ فَيَشُقُّ ـ قَالَ ثُمَّ يَتَحَوَّلُ إِلَى الْجَانِبِ الآخَرِ، فَيَفْعَلُ بِهِ مِثْلَ مَا فَعَلَ بِالْجَانِبِ الأَوَّلِ، فَمَا يَفْرُغُ مِنْ ذَلِكَ الْجَانِبِ حَتَّى يَصِحَّ ذَلِكَ الْجَانِبُ كَمَا كَانَ، ثُمَّ يَعُودُ عَلَيْهِ فَيَفْعَلُ مِثْلَ مَا فَعَلَ الْمَرَّةَ الأُولَى. قَالَ قُلْتُ سُبْحَانَ اللَّهِ مَا هَذَانِ قَالَ قَالاَ لِي انْطَلِقْ. فَانْطَلَقْنَا فَأَتَيْنَا عَلَى مِثْلِ التَّنُّورِ ـ قَالَ فَأَحْسِبُ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ ـ فَإِذَا فِيهِ لَغَطٌ وَأَصْوَاتٌ ـ قَالَ ـ فَاطَّلَعْنَا فِيهِ، فَإِذَا فِيهِ رِجَالٌ وَنِسَاءٌ عُرَاةٌ، وَإِذَا هُمْ يَأْتِيهِمْ لَهَبٌ مِنْ أَسْفَلَ مِنْهُمْ، فَإِذَا أَتَاهُمْ ذَلِكَ اللَّهَبُ ضَوْضَوْا ـ قَالَ ـ قُلْتُ لَهُمَا مَا هَؤُلاَءِ قَالَ قَالاَ لِي انْطَلِقِ انْطَلِقْ. قَالَ فَانْطَلَقْنَا فَأَتَيْنَا عَلَى نَهَرٍ ـ حَسِبْتُ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ ـ أَحْمَرَ مِثْلِ الدَّمِ، وَإِذَا فِي النَّهَرِ رَجُلٌ سَابِحٌ يَسْبَحُ، وَإِذَا عَلَى شَطِّ النَّهَرِ رَجُلٌ قَدْ جَمَعَ عِنْدَهُ حِجَارَةً كَثِيرَةً، وَإِذَا ذَلِكَ السَّابِحُ يَسْبَحُ مَا يَسْبَحُ، ثُمَّ يَأْتِي ذَلِكَ الَّذِي قَدْ جَمَعَ عِنْدَهُ الْحِجَارَةَ فَيَفْغَرُ لَهُ فَاهُ فَيُلْقِمُهُ حَجَرًا فَيَنْطَلِقُ يَسْبَحُ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَيْهِ، كُلَّمَا رَجَعَ إِلَيْهِ فَغَرَ لَهُ فَاهُ فَأَلْقَمَهُ حَجَرًا ـ قَالَ ـ قُلْتُ لَهُمَا مَا هَذَانِ قَالَ قَالاَ لِي انْطَلِقِ انْطَلِقْ. قَالَ فَانْطَلَقْنَا فَأَتَيْنَا عَلَى رَجُلٍ كَرِيهِ الْمَرْآةِ كَأَكْرَهِ مَا أَنْتَ رَاءٍ رَجُلاً مَرْآةً، وَإِذَا عِنْدَهُ نَارٌ يَحُشُّهَا وَيَسْعَى حَوْلَهَا ـ قَالَ ـ قُلْتُ لَهُمَا مَا هَذَا قَالَ قَالاَ لِي انْطَلِقِ انْطَلِقْ. فَانْطَلَقْنَا فَأَتَيْنَا عَلَى رَوْضَةٍ مُعْتَمَّةٍ فِيهَا مِنْ كُلِّ نَوْرِ الرَّبِيعِ، وَإِذَا بَيْنَ ظَهْرَىِ الرَّوْضَةِ رَجُلٌ طَوِيلٌ لاَ أَكَادُ أَرَى رَأْسَهُ طُولاً فِي السَّمَاءِ، وَإِذَا حَوْلَ الرَّجُلِ مِنْ أَكْثَرِ وِلْدَانٍ رَأَيْتُهُمْ قَطُّ ـ قَالَ ـ قُلْتُ لَهُمَا مَا هَذَا مَا هَؤُلاَءِ قَالَ قَالاَ لِي انْطَلِقِ انْطَلِقْ. ـ قَالَ ـ فَانْطَلَقْنَا فَانْتَهَيْنَا إِلَى رَوْضَةٍ عَظِيمَةٍ لَمْ أَرَ رَوْضَةً قَطُّ أَعْظَمَ مِنْهَا وَلاَ أَحْسَنَ. ـ قَالَ ـ قَالاَ لِي ارْقَ فِيهَا. قَالَ فَارْتَقَيْنَا فِيهَا فَانْتَهَيْنَا إِلَى مَدِينَةٍ مَبْنِيَّةٍ بِلَبِنِ ذَهَبٍ وَلَبِنِ فِضَّةٍ، فَأَتَيْنَا باب الْمَدِينَةِ فَاسْتَفْتَحْنَا فَفُتِحَ لَنَا، فَدَخَلْنَاهَا فَتَلَقَّانَا فِيهَا رِجَالٌ شَطْرٌ مِنْ خَلْقِهِمْ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ، وَشَطْرٌ كَأَقْبَحِ مَا أَنْتَ رَاءٍ ـ قَالَ ـ قَالاَ لَهُمُ اذْهَبُوا فَقَعُوا فِي ذَلِكَ النَّهَرِ. قَالَ وَإِذَا نَهَرٌ مُعْتَرِضٌ يَجْرِي كَأَنَّ مَاءَهُ الْمَحْضُ فِي الْبَيَاضِ، فَذَهَبُوا فَوَقَعُوا فِيهِ، ثُمَّ رَجَعُوا إِلَيْنَا قَدْ ذَهَبَ ذَلِكَ السُّوءُ عَنْهُمْ، فَصَارُوا فِي أَحْسَنِ صُورَةٍ ـ قَالَ ـ قَالاَ لِي هَذِهِ جَنَّةُ عَدْنٍ، وَهَذَاكَ مَنْزِلُكَ. قَالَ فَسَمَا بَصَرِي صُعُدًا، فَإِذَا قَصْرٌ مِثْلُ الرَّبَابَةِ الْبَيْضَاءِ ـ قَالَ ـ قَالاَ هَذَاكَ مَنْزِلُكَ. قَالَ قُلْتُ لَهُمَا بَارَكَ اللَّهُ فِيكُمَا، ذَرَانِي فَأَدْخُلَهُ. قَالاَ أَمَّا الآنَ فَلاَ وَأَنْتَ دَاخِلُهُ. قَالَ قُلْتُ لَهُمَا فَإِنِّي قَدْ رَأَيْتُ مُنْذُ اللَّيْلَةِ عَجَبًا، فَمَا هَذَا الَّذِي رَأَيْتُ قَالَ قَالاَ لِي أَمَا إِنَّا سَنُخْبِرُكَ، أَمَّا الرَّجُلُ الأَوَّلُ الَّذِي أَتَيْتَ عَلَيْهِ يُثْلَغُ رَأْسُهُ بِالْحَجَرِ، فَإِنَّهُ الرَّجُلُ يَأْخُذُ الْقُرْآنَ فَيَرْفُضُهُ وَيَنَامُ عَنِ الصَّلاَةِ الْمَكْتُوبَةِ، وَأَمَّا الرَّجُلُ الَّذِي أَتَيْتَ عَلَيْهِ يُشَرْشَرُ شِدْقُهُ إِلَى قَفَاهُ، وَمَنْخِرُهُ إِلَى قَفَاهُ، وَعَيْنُهُ إِلَى قَفَاهُ، فَإِنَّهُ الرَّجُلُ يَغْدُو مِنْ بَيْتِهِ فَيَكْذِبُ الْكَذْبَةَ تَبْلُغُ الآفَاقَ، وَأَمَّا الرِّجَالُ وَالنِّسَاءُ الْعُرَاةُ الَّذِينَ فِي مِثْلِ بِنَاءِ التَّنُّورِ فَإِنَّهُمُ الزُّنَاةُ وَالزَّوَانِي. وَأَمَّا الرَّجُلُ الَّذِي أَتَيْتَ عَلَيْهِ يَسْبَحُ فِي النَّهَرِ وَيُلْقَمُ الْحَجَرَ، فَإِنَّهُ آكِلُ الرِّبَا، وَأَمَّا الرَّجُلُ الْكَرِيهُ الْمَرْآةِ الَّذِي عِنْدَ النَّارِ يَحُشُّهَا وَيَسْعَى حَوْلَهَا، فَإِنَّهُ مَالِكٌ خَازِنُ جَهَنَّمَ، وَأَمَّا الرَّجُلُ الطَّوِيلُ الَّذِي فِي الرَّوْضَةِ فَإِنَّهُ إِبْرَاهِيمُ صلى الله عليه وسلم وَأَمَّا الْوِلْدَانُ الَّذِينَ حَوْلَهُ فَكُلُّ مَوْلُودٍ مَاتَ عَلَى الْفِطْرَةِ ". قَالَ فَقَالَ بَعْضُ الْمُسْلِمِينَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَأَوْلاَدُ الْمُشْرِكِينَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَأَوْلاَدُ الْمُشْرِكِينَ. وَأَمَّا الْقَوْمُ الَّذِينَ كَانُوا شَطْرٌ مِنْهُمْ حَسَنًا وَشَطَرٌ مِنْهُمْ قَبِيحًا، فَإِنَّهُمْ قَوْمٌ خَلَطُوا عَمَلاً صَالِحًا وَآخَرَ سَيِّئًا، تَجَاوَزَ اللَّهُ عَنْهُمْ ".
Semura b. Cündeb şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Herhangi biriniz rüya gördü mü?" diye sık sık sorduğu olurdu. Bunun üzerine Allah'ın anlatmasını dilediği biri olursa çıkar rüyasını anlatırdı. Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sabah vakti bize kendi gördüğü rüyasını şöyle anlattı: "Bu gece bana iki kişi geldi. Beni (rüyada) uyandırdılar ve 'Bizimle yürü!' dediler. Ben de onlarla birlikte yürüdüm. Nihayet yatmakta olan bir adamın yanına vardık. Bunun başucunda da elinde taş bulunan başka bir adam durmuş, o yatan adamın başını taşla vurup kınyordu. Taşı başına her vurduğunda taş o tarafa yuvarlanıp gidiyordu. Atan adam da arkasından koşuyor ve onu tekrar alıp getiriyordu. O dönüp gelmeden berikinin başı iyi oluyor ve eski haline dönüyordu. Sonra taşı getiren adam yatan adamın üzerine dönüyor ve ona birinci defa yaptığının aynısını yapıyordu. " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Ben bu iki kişiye 'Subhanallah! Bu iki kişi nedir?' diye sordum. Bana 'Yürü, yürü!' dediler. Bizler yürüdük ve sonunda arka üstü yatmakta olan bir adamın yanına geldik. Onun başucunda da elinde demirden çatal bir kanca bulunan başka bir adam ayakta duruyordu. Ayakta duran adam yatan adamın. yüzünün bir tarafı üzerine eğiliyor ve ağzının yan tarafını ta başının arkasına kadar yırtıp parçalıyordu. Yine onun boğazını da başının arkasına kadar kesip parçalıyor, gözünü de başının arkasına kadar yırtıp parçalıyordu." Ravi dedi ki: Ebu Reca "A=kesiyor" yerine "=yarıyor" ifadesini kullanmış da olabilir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Sonra bu adam onun ağzının diğer tarafına geçiyor ve orasını da ilk yaptığı gibi yarıp parçalıyordu. Bu kısmı parçalamayı bitirinceye kadar ağzın diğer yanı eskiden olduğu gibi iyileşiyordu. Sonra adam tekrar oraya dönüyor, orasını birinci defada yaptığı gibi kesip yarıyordu." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: "Ben yine yanımdaki iki kişiye 'Subhanallah! Bu iki adamın hali nedir?' diye sordum. " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "O iki kişi bana 'Yürü, yürü!' dediler. Biz yine yürüdük ve tennur (tandır) gibi bir şeyin yanına geldik." Ravi dedi ki: Zannederim ki o şöyle diyordu: "Bir de baktık ki onun içinde karışık bağırmalar ve birçok sesler vardı." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Biz onun ağzına doğru baktık ki içeride birçok çıplak erkekler ve çıplak kadınlar vardı. Onların aşağısından kendilerine bir ateş alevi geliyordu. Onlara bu alev geldikçe bağırıp çağırıyorlardı. " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle devam etti: "Yanımdaki iki kişiye 'Bu çıplak erkekler ve kadınlar nedir?' diye sordum. O ikisi bana 'Yürü, yürü!' dediler. Biz yine yürüdük ve bir nehir üzerine geldik." Ravi dedi ki: Zannediyorum ki o şöyle diyordu: "Nehir kan gibi kırmızı idi. Bir de baktık ki bu nehirin içinde yüzmekte olan bir adam vardı. Nehrin kenarında da yanıbaşında birçok taş toplamış bir adam vardı. Nehirdeki bu adam yüzdüğü kadar yüzüyor, sonra yanında taşlar toplayan adamın yanına geliyor ve ona doğru ağzını açıyor. Kenardaki adam da ona bir taş atıp yutturuyor. Bunun üzerine nehirdeki adam yüzerek geriye doğru gidiyor. Sonra tekrar kenardakine doğru dönüp geliyor. Kenardakinin yanına her dönüşünde onun ağzının içine bir taş daha atıyor ve ona taşı yutturuyor." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: "Yanımdaki iki kişiye 'Bu iki adamın hali nedir?' diye sordum. Bana 'Yürü, yürü!' dediler." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: "Biz yine yürüdük ve sonunda gördüğüm en çirkin görünüşte olan çirkin manzaralı bir adamın yanına geldik. Bir de baktı k ki onun yanında yatmakta olduğu ve etrafında koşmakta bulunduğu bir ateş vardır. Ben yine o iki kişiye 'Bu adamın hali nedir?' diye sordum. Onlar da bana 'Yürü, yürü!' diye emrettiler. Biz yine yürüdük. Sonunda uzun ağaçlar ve bol bitkilerle sarılmış bir bahçeye geldik. Bahçede baharın her bir çiçeğinden vardı. Bahçenin ortasında çok uzun boylu bir adam vardı ki ben onun semaya doğru uzanan başını hemen hemen göremiyordum. Adamın etrafında da asla görmediğim kadar pek çok çocuklar vardı. Ben yanımdaki iki kişiye 'Bu uzun adam ve bu çocuklar nedir?' diye sordum. O iki kişi bana 'Yürü, yürü!' dediler. Biz yine yürüdük ve sonunda büyük bir bahçeye vardık. Ben asla ondan daha büyük ve daha güzel bir bahçe görmüş değilim. Yanımdaki iki kişi bana 'Bu ağaçların içinde yükseğe çık!' dediler. Biz o ağaçların içlerinde yükseklere doğru çıktık. Nihayet altın ve gümüşten tuğlalarla bina edilmiş olan bir beldeye ulaştık. Şehrin kapısına geldik ve açılmasını istedik. Kapı bizim için açıldı. Kapıdan şehre girdik. Bizleri onun içinde birtakım adamlar karşıladılar ki, bunların vücutlarının yarısı gördüğüm en güzel insan şeklinde, diğer yarısı da gördüğüm en çirkin insan şeklinde idi. Yanımdaki iki kişi o insanlara 'Gidiniz de şu nehir içine giriniz' dediler. Orada enine akmakta olan bir nehir vardı ki sanki suyu süt kadar beyazdı. O insanlar gittiler ve o nehrin içine girdiler. Sonra kendilerinden o çirkin sıfatlar gitmiş olarak en güzel surette bizim yanımıza döndüler. Yanımda bulunan iki kişi bana 'Bu şehir Adn cennetidir, işte burası senin menzilindir!' dediler. Gözlerim yükselip, yukarıya doğru baktı, bir de ne göreyim! Gökyüzündeki çok uzak bulut gibi bembeyaz bir köşk gördüm. Yanımdaki iki kişi bana 'İşte orası senin menzilindir!' dediler. Ben de onlara '11 Ila h sizlere bereketler ihsan eylesin! Müsaade edin de oraya gireyim' dedim. Onlar 'Şimdi oraya giremezsin. Sen ileride oraya gireceksin!' dediler. Ben yanımda bulunan o iki kişiye 'Ben bu gece boyunca çok hayret verici şeyler gördüm. Benim gördüğüm bu şeyler nedir?' dedim. O iki kişi bana şöyle anlattı: Sana bunun haberini vereceğiz. Şu yanına geldiğin ve taş ile başı ezilen birinci adam Kur'an'ı alıyor, onu reddediyor ve farz namazı terk ederek uyuyordu. Şu üzerine gelip, başının arkasına kadar ağzının bir tarafı, boğazı da başının arkasına kadar, gözü de başının arkasına kadar yırtılıp parçalandığını gördüğün adam da erkenden evinden gider ve öyle bir yalan söylerdi ki onun bu yalanı her tarafa yayılırdı. Şu fırın gibi binanın içinde görmüş olduğun o çıplak erkek ve kadınlar da zina eden erkekler ve kadınlardır. O nehirde yüzmekte olup üzerine geldiğin ve kendisine taş yutturulan adam ise faiz yiyen kimsedir. Bir ateş yanında onu yakıp, etrafında koşmakta olan o çirkin manzaralı adam da cehennemin bekçisi olan Malik'tir. O büyük bahçenin içinde gördüğün uzun boylu adam İbrahim Nebidir. Onun etrafındaki çocuklar ise fıtrat üzere ölen her bir çocuğudur." Semura dedi ki: Bazı Müslümanlar "Ya Resulallah! Müşriklerin çocukları da mı?" diye sordular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Müşriklerin çocukları da" buyurdu ve devamla: "Kendilerinin bir kısım güzel, diğer kısımları da çirkin olan o topluluk bir kısım güzel amellerini diğer çirkin amelleriyle karıştırmış olan kimselerdir ki Allah onların suçlarını bağışlamıştır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüya tabirini sabah namazının ardından yapmak." Bu başlıkta Abdurrezzak'ın Ma'mer vasıtasıyla Said b. Abdurrahman'ın bazı alimlerden naklettiği şu görüşün zayıf olduğuna işaret edilmektedir: "Rüyanı kadına anlatma, onu güneş doğuncaya kadar kimseye söyleme."(Abdurreızak, Musannef, XI, 215) Bu başlıkta ayrıca tabirdıerin müstehab olan rüya tabirinin güneş doğduktan itibaren dörde kadar ve ikindiden akşam namazının öncesine kadar yapılmasıdır şeklindeki görüşlerine red vardır. Çünkü hadis, rüya tabirinin güneş doğmadan önce yapılmasının müstehab olduğunu göstermektedir. Bu, tabircilerin rüyanın namaz kılmanın mekruh olduğu vakitlerde tabir edilmesinin mekruh olduğu şeklindeki görüşleriyle çelişmez. Mühelleb şöyle demiştir: Sabah namazı vakti rüya tabiri diğer vakitlerden daha evladır. Çünkü rüya gören kişi onu kısa bir süre önce gördüğü ve henüz unutmadığı için aklında tutar. Ayrıca tabirdnin zihni dağılmamış, geçimiyle ilgili şeyler konusunda düşüncesi fazla meşgulolmadığından rüyayı gören rüya sebebiyle kendisine arz olan şeyi bilir ve hayırla sevinir, kötülükten kaçınır ve buna hazırlanır. Belki de rüyasında bir masiyete karşı uyarı vardır ve bu sayede o masiyetten kaçınır. Gördüğü rüya bir iş konusunda uyarı niteliğinde olup, onu gören o hususta tetikte olur. Rüya tabirdsi son olarak şöyle der: Bunlar rüyanın günün ilk saatlerinde tabir edilmesinin birkaç faydasından ibarettir. .......... yani onlar beni uyandırdılar. .......... başını yardı. ........, onu yukarıdan aşağıya attı. "C..l>.l.i Tedehdehe" yukarıdan aşağıya düştü anlamına gelir. ........ yanağını yarıyordu......... eş-Şıdku" ağzın yan tarafı demektir. "Ke ekrehi ma ente ra in raculen mir'aten" yani çirkin manzaralı. "Ve yes'a havleha." Cerır'in rivayetine göre "ve yukiduha" bu kelime "yahuşşuha"nın tefsiri mahiyetindedir. "Ke enne maehu'l-mahd" bu ister tatlı, ister acı olsun içine hiç su katılmamış süt demektir. "Mislu'r-rebabeti" beyaz bulut parçası gibi demektir. "Fe yerfuduhu=onu reddeder." İbn HUbeyre şöyle demiştir: Kur'an'ı ezberledikten sonra reddetmek büyük bir dnayettir. Çünkü bu Kur'an'da onu reddetmeyi gerekli kılan bir şey gördüğü izlenimini uyandırır. Bir kimse dünyadaki en şerefli şeyolan Kur' an' i reddettiğinde organlarının en şereflisi olan başı ezilerek ceza görür. "Fehum ez-zünatu=Onlar zina edenlerdir." Zina edenlerle çıplaklık ilişkisi, onların rezil ve rüsvay olmayı hak etmelerinden dolayıdır. Çünkü onların adeti bir yere geçip gizlenmek olduğundan bu gizlilikleri açığa çıkarılmak suretiyle cezalandırıldılar. Onlara azabın alt taraflarından verilmesindeki hikmet, işledikleri fiilin üreme organları vasıtasıyla olmasından dolayıdır. "Fe innehu akilu'r-rib"=o faiz yiyendir." İbn Hubeyre şöyle demiştir: Faiz yiyen kimsenin kızıl bir nehirde yüzmesi ve kendisine taş yutturulması, faizi n altın üzerinden yapılmasındandır. Altın da . kırmızı renktedir. Meleğin faiz yiyene taş yutturması, taşın o kimseye hiçbir fayda vermeyeceğine işarettir. Faiz de böyledir. Çünkü faiz yiyen, malının artacağını hayal etmektedir. Halbuki Allah onun arkasından malını telef etmektedir. "Ve eviadu'l-müşrikın =müşriklerin çocukları." Cenaiz bölümünün son kısımlarında müşriklerin çocukları ile ilgili geniş bir açıklama geçmişti. Bu hadisin zahirinden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müşriklerin çocuklarını ahiret hükmü açısından Müslümanların çocuklarına kattığını göstermektedir. Bu "Onlar babalarına tabidirler" ifadesiyle çelişmez. Çünkü bu dünya hükmü açısından böyledir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- İsra (gece yürüyüşü) birçok yerde uykuda ve uyanıkken defalarca gerçekleşmiştir. 2- Bazı asiler berzah aleminde azap göreceklerdir. 3- Hadiste bir çeşit bilgi özetleme vardır. Bu metoda göre meseleler önce toptan ele alınır, sonra zihinde topluca yer etmesi için açıklamaya geçilir. 4- Uyuyarak farz namazıarı geçirmemelidir. 5- Kur'an'ı ezberleyen kimse onu reddetmemelidir. Zina etmemeli, faiz yememeli ve kasten yalan söylememelidir. 6- Cennette köşkü olan kimse -Nebi ve şehit bile olsa- dünyada iken onun içinde oturmaz. Aksine öldüğünde ikamet eder. 7 - İlim öğrenmelidir ve kişi ilim alacağı kimsenin ardından gitmelidir. 8- Şehitlerin fazileti vardır ve onların cennetteki yerleri mertebelerin en yükseğidir. 9- İyilikleri ve kötülükleri birbirine eşit olan kimseyi Yüce Allah bağışlar. Ya Rabbi, ey merhamet edenlerin en merhametlisi! Rahmetinle bizim günahlarımızı da bağışla. 10- Rüyaya önem vermeli, tabirini sormalıdır. Rüyanın sabah namazından sonra tabir edilmesi faziletli ve müstehaptır. Çünkü o vakitte insanın aklı henüz çeşitli meselelere dalmamıştır. 11- İmam namazdan sonra kılınacak bir sünnet yoksa ve cemaate vaaz etmek veya fetva vermek ya da aralarında hüküm vermek istiyorsa yüzünücemaate döner. 12- İmamın cemaate dönmek için yüzünü kıbleden çevirmesi mekruh değildir. Aksine minberde bulunan hatip örneğinde olduğu gibi bu, meşrudur
Narrated Samura bin Jundub:Allah's Messenger (ﷺ) very often used to ask his companions, "Did anyone of you see a dream?" So dreams would be narrated to him by those whom Allah wished to tell. One morning the Prophet (ﷺ) said, "Last night two persons came to me (in a dream) and woke me up and said to me, 'Proceed!' I set out with them and we came across a man lying down, and behold, another man was standing over his head, holding a big rock. Behold, he was throwing the rock at the man's head, injuring it. The rock rolled away and the thrower followed it and took it back. By the time he reached the man, his head returned to the normal state. The thrower then did the same as he had done before. I said to my two companions, 'Subhan Allah! Who are these two persons?' They said, 'Proceed!' So we proceeded and came to a man lying flat on his back and another man standing over his head with an iron hook, and behold, he would put the hook in one side of the man's mouth and tear off that side of his face to the back (of the neck) and similarly tear his nose from front to back and his eye from front to back. Then he turned to the other side of the man's face and did just as he had done with the other side. He hardly completed this side when the other side returned to its normal state. Then he returned to it to repeat what he had done before. I said to my two companions, 'Subhan Allah! Who are these two persons?' They said to me, 'Proceed!' So we proceeded and came across something like a Tannur (a kind of baking oven, a pit usually clay-lined for baking bread)." I think the Prophet (ﷺ) said, "In that oven there was much noise and voices." The Prophet (ﷺ) added, "We looked into it and found naked men and women, and behold, a flame of fire was reaching to them from underneath, and when it reached them, they cried loudly. I asked them, 'Who are these?' They said to me, 'Proceed!' And so we proceeded and came across a river." I think he said, ".... red like blood." The Prophet (ﷺ) added, "And behold, in the river there was a man swimming, and on the bank there was a man who had collected many stones. Behold, while the other man was swimming, he went near him. The former opened his mouth and the latter (on the bank) threw a stone into his mouth whereupon he went swimming again. He returned and every time the performance was repeated. I asked my two companions, 'Who are these (two) persons?' They replied, 'Proceed! Proceed!' And we proceeded till we came to a man with a repulsive appearance, the most repulsive appearance, you ever saw a man having! Beside him there was a fire and he was kindling it and running around it. I asked my companions, 'Who is this (man)?' They said to me, 'Proceed! Proceed!' So we proceeded till we reached a garden of deep green dense vegetation, having all sorts of spring colors. In the midst of the garden there was a very tall man and I could hardly see his head because of his great height, and around him there were children in such a large number as I have never seen. I said to my companions, 'Who is this?' They replied, 'Proceed! Proceed!' So we proceeded till we came to a majestic huge garden, greater and better than I have ever seen! My two companions said to me, 'Go up' and I went up. The Prophet (ﷺ) added, "So we ascended till we reached a city built of gold and silver bricks and we went to its gate and asked (the gatekeeper) to open the gate, and it was opened and we entered the city and found in it, men with one side of their bodies as handsome as the handsomest person you have ever seen, and the other side as ugly as the ugliest person you have ever seen. My two companions ordered those men to throw themselves into the river. Behold, there was a river flowing across (the city), and its water was like milk in whiteness. Those men went and threw themselves in it and then returned to us after the ugliness (of their bodies) had disappeared and they became in the best shape." The Prophet (ﷺ) further added, "My two companions (angels) said to me, 'This place is the Eden Paradise, and that is your place.' I raised up my sight, and behold, there I saw a palace like a white cloud! My two companions said to me, 'That (palace) is your place.' I said to them, 'May Allah bless you both! Let me enter it.' They replied, 'As for now, you will not enter it, but you shall enter it (one day). I said to them, 'I have seen many wonders tonight. What does all that mean which I have seen?' They replied, 'We will inform you: As for the first man you came upon whose head was being injured with the rock, he is the symbol of the one who studies the Qur'an and then neither recites it nor acts on its orders, and sleeps, neglecting the enjoined prayers. As for the man you came upon whose sides of mouth, nostrils and eyes were torn off from front to back, he is the symbol of the man who goes out of his house in the morning and tells so many lies that it spreads all over the world. And those naked men and women whom you saw in a construction resembling an oven, they are the adulterers and the adulteresses. And the man whom you saw swimming in the river and given a stone to swallow, is the eater of usury (Riba). And the bad looking man whom you saw near the fire kindling it and going round it, is Malik, the gatekeeper of Hell. And the tall man whom you saw in the garden, is Abraham and the children around him are those children who die with Al-Fitra (the Islamic Faith). The narrator added: Some Muslims asked the Prophet, "O Allah's Messenger (ﷺ)! What about the children of pagans?" The Prophet (ﷺ) replied, "And also the children of pagans." The Prophet (ﷺ) added, "My two companions added, 'The men you saw half handsome and half ugly were those persons who had mixed an act that was good with another that was bad, but Allah forgave them
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي عُمَرَ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ كُنْتُ أَرَى الرُّؤْيَا أُعْرَى مِنْهَا غَيْرَ أَنِّي لاَ أُزَمَّلُ حَتَّى لَقِيتُ أَبَا قَتَادَةَ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الرُّؤْيَا مِنَ اللَّهِ وَالْحُلْمُ مِنَ الشَّيْطَانِ فَإِذَا حَلَمَ أَحَدُكُمْ حُلْمًا يَكْرَهُهُ فَلْيَنْفُثْ عَنْ يَسَارِهِ ثَلاَثًا وَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنْ شَرِّهَا فَإِنَّهَا لَنْ تَضُرَّهُ " .
Bize Amru'n-Nâkıd ile İshâk b. İbrahim ve İbni Ebî Ömer hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Ömer'indi; (Dedilerki): Bize Süfyan Zührî'den, o da Ebû Seleme'den, naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Rü'ya görüyordum. Ondan sıtmalanıyor, yalnız örtünmüyordum. Nihayet Ebû Katâde'yö rastladım da bunu ona söyledin Ebû Katâde şöyle dedi: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Rü'ya Allah'dandır. Hulm ise şeytandandır. Biriniz hoşlanmadığı bir düş görürse sol tarafına üç defa tükürsün ve onun şerrinden Allah'a sığınsın. Çünkü o düş kendisine asla zarar verecek değildir.» buyururken işittim
Abu Salama reported:I used to see dreams (and was so much perturbed) that I began to quiver and have temperature, but did not cover myself with a mantle. I met Abu Qatada and made a mention of that to him. He said: I heard Allah's Messenger (ﷺ) as saying: A good vision comes from Allah and a (bad) dream (hulm) from devil. So when one of you sees a bad dream (hulm) which he does not like, he should spit on his left side thrice and seek refuge with Allah from its evil; then it will not harm him
وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ وَعَبْدِ رَبِّهِ وَيَحْيَى ابْنَىْ سَعِيدٍ وَمُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَلْقَمَةَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . مِثْلَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِي حَدِيثِهِمْ قَوْلَ أَبِي سَلَمَةَ كُنْتُ أَرَى الرُّؤْيَا أُعْرَى مِنْهَا غَيْرَ أَنِّي لاَ أُزَمَّلُ .
{M-1} Bize ibni Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, Talha oğullarının azatlısı Muhammed b. Amr b. Alkame’den, onlar da Ebu Seleme’den, o da Ebu Katade’den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bu hadisin mislini rivayet etti. Ama bunların hadisinde Ebu Seleme’nin: Ben rü’ya görüyor, ondan sıtmalanıyordum. Yalnız örtünmüyordum. Dediğini anmamıştır
This hadith has been narrated on the authority of Abu Qatada, but there is no mention of the words of Abu Salama:"I saw dreams (which perturbed me) but I did not cover myself with a mantle
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، كِلاَهُمَا عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِهِمَا أُعْرَى مِنْهَا . وَزَادَ فِي حَدِيثِ يُونُسَ " فَلْيَبْصُقْ عَلَى يَسَارِهِ حِينَ يَهُبُّ مِنْ نَوْمِهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ " .
{M-1-2} Bana Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. H. Bize İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdürrezzak haber verdi. (Dediki); Bize Ma'mer haber verdi. Her iki râvi Zührî'den, bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Onların hadîsinde ondan sıtmalanıyordum cümlesi yoktur. Yûnus'un hadîsinde: «Uykusundan kalktığı vakit sol tarafına üç defa tükürsün.» ziyâdesi vardır
This hadith has been reported on the authority of Zuhri with the same chain of transmitters, but it does not contain the words:"I felt disturbed because of that," and there is an addition of these words in the hadith transmitted on the authority of Yunus: "Then spit thrice on the left side when you get up from sleep
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ بِلاَلٍ - عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا قَتَادَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الرُّؤْيَا مِنَ اللَّهِ وَالْحُلْمُ مِنَ الشَّيْطَانِ فَإِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ شَيْئًا يَكْرَهُهُ فَلْيَنْفِثْ عَنْ يَسَارِهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنْ شَرِّهَا فَإِنَّهَا لَنْ تَضُرَّهُ " . فَقَالَ إِنْ كُنْتُ لأَرَى الرُّؤْيَا أَثْقَلَ عَلَىَّ مِنْ جَبَلٍ فَمَا هُوَ إِلاَّ أَنْ سَمِعْتُ بِهَذَا الْحَدِيثِ فَمَا أُبَالِيهَا .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Demişki): Bize Süleyman (yâni İbni Bilâl) Yahya b. Saîd'den rivayet etti. (Demişki): Ben Ebû Seleme b. Abdirrahman'ı şunu söylerken işittim: Ben Ebû Katâde'yi şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Rü'ya Allah'dandır. Hulm ise şeytandan. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse, üç defa sol tarafına tükürsün! Çünkü o kendisine asla zarar verecek değildir.» buyururken işittim. Râvi demiş ki: Ben rü'yayı Üzerine bir dağdan daha ağır görüyordum. Bu hadîsi işittim İşiteli artık ona aldırış etmiyorum
Abu Qatada reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:A good vision is from Allah and a bad dream (hulm) is from the satan; so if one of you sees anything (in a dream) which he dislikes, he should spit on his left side thrice and seek refuge with Allah from its evil, and then it will never harm him. Abu Salama said: I used to see dreams weighing more heavily upon me than a mountain; but since I heard this hadith I don't care for it (its burden)
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ يَعْنِي الثَّقَفِيَّ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، كُلُّهُمْ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَفِي حَدِيثِ الثَّقَفِيِّ قَالَ أَبُو سَلَمَةَ فَإِنْ كُنْتُ لأَرَى الرُّؤْيَا . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ اللَّيْثِ وَابْنِ نُمَيْرٍ قَوْلُ أَبِي سَلَمَةَ إِلَى آخِرِ الْحَدِيثِ . وَزَادَ ابْنُ رُمْحٍ فِي رِوَايَةِ هَذَا الْحَدِيثِ " وَلْيَتَحَوَّلْ عَنْ جَنْبِهِ الَّذِي كَانَ عَلَيْهِ " .
{M-2} Bize bu hadîsi Kuteybe ile Muhammed b. Rumh, Leys h. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Müsenna dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdül-Vehhab (yâni Es-Sekafî) rivayet etti. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Demişki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Yahya b. Said'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Sekafi'nin hadîsinde: «Ebû Seleme dediki: Ben rü'ya. görüyordum.» Leys ile îbni Numeyr'in hadîsinde Ebû Seleme'nin (bundan sonra) hadîsin nihayetine kadar olan sözü yoktur. İbni Rumh bu hadîsin rivayetinde : «Üzerinde bulunduğu yandan öbür yana dönsün.» cümlesini ziyâde etmiştir
Abu Salama reported:I used to see dreams, but the hadith transmitted on the authority of Laith b. Nu`man, the words of Abu Salama at the concluding part of the hadith are not mentioned. Ibn Rumh has reported in the hadith: "He (one who sleeps) should change the side on which he had been lying before
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ مِنَ اللَّهِ وَالرُّؤْيَا السَّوْءُ مِنَ الشَّيْطَانِ فَمَنْ رَأَى رُؤْيَا فَكَرِهَ مِنْهَا شَيْئًا فَلْيَنْفِثْ عَنْ يَسَارِهِ وَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ لاَ تَضُرُّهُ وَلاَ يُخْبِرْ بِهَا أَحَدًا فَإِنْ رَأَى رُؤْيَا حَسَنَةً فَلْيُبْشِرْ وَلاَ يُخْبِرْ إِلاَّ مَنْ يُحِبُّ " .
Bana Ebu't-Tâhir de rivayet etti. (Demişki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Demişki): Bana Amr b. Haris, Abdürrahim b. Saîd'den, o da Ebû Seleme b. Abdirrahman'dan, o da Ebû Katâde'den, o da Resûlullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki: «Salih rü'ya Allah'dan, kötü rü'ya ise şeytandandır. İmdi her kim bir rü'ya görür de onun bîr şeyinden hoşlanmazsa sol tarafına tükürsün ve şeytandan Allah'a sığınsın! Bu rü'ya ona zarar vermez. Onu kimseye söylemesin. Şayet iyi rü'ya görürse sevinsin. Sevdiği kimselerden başka kimseye söylemesin!» buyurmuşlar
Abu Qatada reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:The good vision are from Allah and the evil dreams are from the satan. If one sees a dream which one does not like, one should spit on one's left side and seek the refuge of Allah from the satan; it will not do one any harm, and one should not disclose it to anyone and if one sees a good vision one should feel pleased but should not disclose it to anyone but whom one loves
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ رَبِّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ إِنْ كُنْتُ لأَرَى الرُّؤْيَا تُمْرِضُنِي - قَالَ - فَلَقِيتُ أَبَا قَتَادَةَ فَقَالَ وَأَنَا كُنْتُ لأَرَى الرُّؤْيَا فَتُمْرِضُنِي حَتَّى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ مِنَ اللَّهِ فَإِذَا رَأَى أَحَدُكُمْ مَا يُحِبُّ فَلاَ يُحَدِّثُ بِهَا إِلاَّ مَنْ يُحِبُّ وَإِنْ رَأَى مَا يَكْرَهُ فَلْيَتْفِلْ عَنْ يَسَارِهِ ثَلاَثًا وَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشَرِّهَا وَلاَ يُحَدِّثْ بِهَا أَحَدًا فَإِنَّهَا لَنْ تَضُرَّهُ " .
Bize Ebû Bekr b. Hallâd El-Bâhili ile Ahmed b. Abdillah b. Hakem rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Demişki): Bize Şu'be Abdurabbih b. Saîd'den, o da Ebû Seleme'den naklen rivayet etti. Ebû Seleme şöyle demiş: Rü'ya görürsem bu rü'ya beni hasta ediyordu. Nihayet Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim : «Salih rü'ya Allah'dandır. Biriniz sevdiği bir şey görürse onu sevdiği bir kimseden başkasına söylemesin. Hoşlanmadığı bir şey görürse sol tarafına üç defa tükürsün de şeytanın ve rü'yanın şerrinden Allah'a sığınsın. Onu kimseye söylemesin! Çünkü o kendisine zarar vermez.» İzah 2262 de
Abu Salama reported:I used to see (such horrible dreams) that I fell ill. I saw Abu Qatada who also said: I used to see dreams which made me sick until I heard Allah's Messenger (ﷺ) as saying: Good dreams are from Allah, so if any one of you sees which he likes he should not disclose it to one but whom he loves, but if he sees something which he does not like he should spit on his left side thrice and seek refuge with Allah from the mischief of the Satan and its mischief (i.e. of the dream), and he should not relate it to anyone, then it would not harm him
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي، الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِذَا رَأَى أَحَدُكُمُ الرُّؤْيَا يَكْرَهُهَا فَلْيَبْصُقْ عَنْ يَسَارِهِ ثَلاَثًا وَلْيَسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ ثَلاَثًا وَلْيَتَحَوَّلْ عَنْ جَنْبِهِ الَّذِي كَانَ عَلَيْهِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Demişki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize İbni Rumh da rivayet etti. (Demişki): Bize Leys Ebu'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi ki: «Bîriniz hoşlanmadığı bir rü'ya görürse, sol tarafına üç defa tükürsün ve şeytandan üç defa Allah'a sığınsın! Bulunduğu yandan da öbür yana dönsün!» buyurmuşlar
Jabir reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:If anyone sees a dream which he does not like, he should spit on his left side three times, and seek refuge with Allah from the Satan three times, and let him turn over from the side on which he was sleeping
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ السَّخْتِيَانِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا اقْتَرَبَ الزَّمَانُ لَمْ تَكَدْ رُؤْيَا الْمُسْلِمِ تَكْذِبُ وَأَصْدَقُكُمْ رُؤْيَا أَصْدَقُكُمْ حَدِيثًا وَرُؤْيَا الْمُسْلِمِ جُزْءٌ مِنْ خَمْسٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ وَالرُّؤْيَا ثَلاَثَةٌ فَرُؤْيَا الصَّالِحَةِ بُشْرَى مِنَ اللَّهِ وَرُؤْيَا تَحْزِينٌ مِنَ الشَّيْطَانِ وَرُؤْيَا مِمَّا يُحَدِّثُ الْمَرْءُ نَفْسَهُ فَإِنْ رَأَى أَحَدُكُمْ مَا يَكْرَهُ فَلْيَقُمْ فَلْيُصَلِّ وَلاَ يُحَدِّثْ بِهَا النَّاسَ " . قَالَ " وَأُحِبُّ الْقَيْدَ وَأَكْرَهُ الْغُلَّ وَالْقَيْدُ ثَبَاتٌ فِي الدِّينِ " . فَلاَ أَدْرِي هُوَ فِي الْحَدِيثِ أَمْ قَالَهُ ابْنُ سِيرِينَ .
Bize Muhammed b. Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Demişki): Bize Abdü'l-Vehhab Es-Sekafî, Eyyûbu Sahtiyânî'den, o da Muhammed b. Sîrîn'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar: «Zaman yaklaşınca müslümanın rü'yası hemenhemen yanlış çıkmayacaktır. Sîzin en doğru rü'ya göreniniz, en doğru söyleyeninizdir. Hem müslümanın rü'yası Nebiliğin kırkbeş cüz'ünden bîr cüz'dür. Rü'ya üç kısımdır: Bİri sâlih rü'ya olup Allah'dan müjdedir, diğeri şeytanın verdiği üzüntüdür. Üçüncüsü kişinin kendi kendine konuştuğu şeylerdendir. Biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse hemen kalkıp namaz kılmalı, onu kimseye söylememelidir.» Râvi diyor ki: «Rü'yada kösteği severim, bukağıdan hoşlanmam. Köstek dinde sebat demektir.» dedi. Ama bu söz hadîste var mıdır, yoksa onu İbni Sîrîn mi söyledi bilmiyorum
Abu Huraira reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:When the time draws near (when the Resurrection is near) a believer's dream can hardly be false. And the truest vision will be of one who is himself the most truthful in speech, for the vision of a Muslim is the forty-fifth part of Prophecy, and dreams are of three types: one good dream which is a sort of good tidings from Allah; the evil dream which causes pain is from the satan; and the third one is a suggestion of one's own mind; so if any one of you sees a dream which he does not like he should stand up and offer prayer and he should not relate it to people, and he said: I would love to see fetters (in the dream), but I dislike wearing of necklace, for the fetters is (an indication of) one's steadfastness in religion. The narrator said: I do not know whether this is a part of the hadith or the words of Ibn Sirin
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ فِي الْحَدِيثِ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَيُعْجِبُنِي الْقَيْدُ وَأَكْرَهُ الْغُلَّ وَالْقَيْدُ ثَبَاتٌ فِي الدِّينِ . وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
{M-6} Bana Muhammed b. Râfi’de rivayet etti. (Demişki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Demişki): Bize Ma'mer, Eyyûb'dan bu isnadla haber verdi. Bu hadîste râvi şunu da söylemiştir: «Ebû Hureyre dediki: Köstek hoşuma gider. Ama bukağıdan hoşlanmam. Köstek dinde sabittir. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mü'minin rü'yası Nebiliğin kırkaltı cüz'ünden bir cüz'dür.» buyurdular
Abu Huraira reported:I love to see fetters but I hate necklace (in a dream), for fetters signifies one's steadfastness in religion, and he also reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying: The vision of a believer is forty-sixth part of Prophecy
حَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، وَهِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ إِذَا اقْتَرَبَ الزَّمَانُ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم .
This hadith has been transmitted on the authority of Abu Huraira and the words are:"When the time draws near," the rest of the hadith is the same
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَأَدْرَجَ فِي الْحَدِيثِ قَوْلَهُ وَأَكْرَهُ الْغُلَّ . إِلَى تَمَامِ الْكَلاَمِ وَلَمْ يَذْكُرِ " الرُّؤْيَا جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
{M-6-3} Bize bu hadîsi İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Demişki): Bize Muâz b. Hişam haber verdi. (Demişki): Bize babam Katade'den, o da Muhammed b. Sîrîn'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. Ve bu hadîse: «Bukağıdan hoşlanmam...» sözünü cümlenin tamamına kadar kattı: «Rü'ya Nebiliğin ktrk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» ifâdesini anmadı. Bu sayfanın devamı için buraya tıklayın
Muhammad b. Sirin reported from Abu Huraira a hadith from Allah's Apostle (ﷺ) and he mentioned in his hadith his words:"I dislike shackles," up to the end of his statement, but he made no mention of this: "A vision is a forty-sixth part of Prophecy
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَأَبُو دَاوُدَ ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، كُلُّهُمْ عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ، اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
Bize Muhammed b. Müsenna ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer ile Ebû Dâvud rivayet ettiler. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Demişki): Bize Abdurrahman b. Mehdi rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den rivayet etmişlerdir. H. Bize Ubeydullah b. Muâz dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Demişki): Bize babam rivayet etti. (Demişki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den, o da Ubâde b. Sâmid'den naklen rivayet etti. Ubâde şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mü'minin rü'yası Nebiliğin kırk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» buyurdular
Ubada b. as-Samit reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:The vision of a believer is the forty-sixth part of Prophecy
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ، بْنِ مَالِكٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ ذَلِكَ .
{M-7} Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Demişki): Bize babam rivayet etti. (Demişki): Bize Şu'be, Sabit El-Bünânî'den, o da Enes b. Mâlik'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bunun mislini rivayet etti. İzah 2265 te
This hadith has been narrated on the authority of Anas b. Malik through another chain of transmitters
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ، الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Demişki): Bize Abdürrezzâk haber verdi. (Demişki): Bize Ma’mer, Zührî'den, o da İbni Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallanu Aleyhi ve Sellem): «Gerçekten mü'minin rü'yası Nebiliğin kırk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» buyurdular
Abu Huraira reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:Verily the vision of a believer is one of the forty-sixth part of Prophecy
وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ الْخَلِيلِ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رُؤْيَا الْمُسْلِمِ يَرَاهَا أَوْ تُرَى لَهُ " . وَفِي حَدِيثِ ابْنِ مُسْهِرٍ " الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
{M-8} Bize İsmail b. Halil de rivayet etti. (Demişki): Bize Ali b. Müshir, A'meş'den naklen haber verdi. H, Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Demişki): Bize babam rivayet etti. (Demişki): Bize A'meş Ebû Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Müslüman rü'yasını kendi görür. Yahut onun için görülür.» buyurdu. İbni Müshir'in hadîsinde: Sâlih rü'ya Nebiliğin kırk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» denilmiştir
Abu Huraira reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:The vision of a Muslim which he sees or which is shown to him, and in the hadith transmitted on the authority of Ibn Mushir (the words are): "The pious dream is the forty-sixth part of Prophecy
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رُؤْيَا الرَّجُلِ الصَّالِحِ جُزْءٌ مِنْ سِتَّةٍ وَأَرْبَعِينَ جُزْءًا مِنَ النُّبُوَّةِ " .
{M-8-2} Bize Yahya b. Yahyâ da rivayet etti. (Demişki): Bize Abdullah b. Yahya b. Ebî Kesir haber verdi. (Demişki): Babamı şoyie derken işittim: Bize Ebû Seleme, Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettî: «Salih bir kimsenin rü'yası Nebiliğin kırk altı cüz'ünden bir cüz'dür.» buyurmuşlar
Abu Huraira reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:The vision of a pious man is the forty-sixth part of Prophecy
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُبَارَكِ - ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا حَرْبٌ، - يَعْنِي ابْنَ شَدَّادٍ - كِلاَهُمَا عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ .
{M-8-3} Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Demişki): Bize Osman b. Ömer rivayet etti. (Demişki): Bize Ali (yâni İbni Mübarek) rivayet etti, H. Bize Ahmed b. Münzir de rivayet etti. (Demişki): Bize Abdü's-Samed rivayet etti. (Demişki): Bize Harb (yâni İbni Şeddat) rivayet etti. Her iki râvi Yahya b. Ebî Kesîr'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır
This hadith has been narrated on the authority of Yahya b. Abu Kathir with the same chain of transmitters
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِيهِ .
{M-8-4} Bize Muhammed b. Râfi' de rivayet etti. (Demişki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Demişki): Bize Ma'mer Hemmam b, Münebbih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Abdullah b. Yahya b. Ebî Kesîr'în babasından rivayet ettiği hadis gibi rivayette bulundu. İzah 2265 te
This hadith has been narrated on the authority of Abu Huraira through another chain of transmitters