deneme

Namaz ile İlgili Hadisler

5.853 hadis bulundu · sayfa 261/293

Sünen-i İbn Mâce No. 780 Sahih

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْحَلَبِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْحَارِثِ الشِّيرَازِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّمِيمِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لِيَبْشَرِ الْمَشَّاءُونَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِنُورٍ تَامٍّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Sehl bin Sa'des-Saidi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Gece karanlıklarında (mescidlere) çok (defa) yürüyenler, kıyamet günündeki tam nurla sevinsinler.» Bu hadisi Hakim de rivayet ederek sahih olduğunu söylemiştir. İbn-i Huzeyme ve Beyhaki' de rivayet etmişlerdir. Zevaid yaz.arı da isnadının hasen olduğunu söylemiştir

It was narrated that Sahl bin Sa'd As-Sa'idi said:"The Messenger of Allah said: 'Give glad tidings, to those who walk to the mosques in the dark, of perfect light on the Day of Resurrection

Sünen-i İbn Mâce No. 781 Sahih

حَدَّثَنَا مَجْزَأَةُ بْنُ سُفْيَانَ بْنِ أَسِيدٍ، مَوْلَى ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الصَّائِغُ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ بَشِّرِ الْمَشَّائِينَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِالنُّورِ التَّامِّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Karanlıklarda mescidlere çok (defa) yürüyenleri kıyamet günündeki tam nurla müjdele.» Not: Zevaid'de Enes (r.a.)'in hadisine ait isnadın zayıf olduğu bildirilmiştir

It was narrated that Anas bin Malik said:"The Messenger of Allah said: 'Give glad tidings to those who walk to the mosques in the dark, of perfect light on the Day of Resurrection

Sünen-i İbn Mâce No. 782 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الأَبْعَدُ فَالأَبْعَدُ مِنَ الْمَسْجِدِ أَعْظَمُ أَجْرًا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurduki: «Mescidden en uzak olanların (uzaklık derecesine göre) sevabı daha büyüktür.»

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'The greater the distance from the mosque, the greater the reward

Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud ve Beyhaki tahric etti. el-Hakim rivayet ederek sahih olduğunu söylemiştir. AÇIKLAMA : Hadisten kasdedilen mana şudur: Kaldığı yer mescidden daha uzak olanın, cemaata gelişi dolayısıyla kazandığı sevab, durduğu yer mescide o kadar uzak olmayanın cemaat sevabından daha büyüktür. Böylece kişinin meskeni veya bulunduğu yer mescidden uzaklaştıkça sevabı daha çok olur. Müslim'in Ebu Musa (r.a.)'den rivayet ettiği bir hadis'e göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ''Namaz hakkında sevabı en büyük olan insan, namaz yolu en çok uzak alandır.'' Hadisler, meskeni mescidden uzak olan kimseler için bir teselli kabilindendir. Çünkü meskeni mescide yakın olanın mescidde durması ve orada bol bol namaz kılması kolaydır, sevabı da buna göre çoktur. Evi mescidden uzak olan kimse bunlardan mahrumdur. Ona teselli olsun diye mescide gelip gitmek için karşılaştığı meşakkat ve çok adım atması karşılığında bol sevab kazanmakla müjdelenmiştir. Hadislerden maksad, meskenleri mescidlerden uzaklaştırmak değildir. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in evi mescide çok yakındı. Bu nevi hadisler: 'Oruçlu adamın ağız kokusunun Allah indinde misk kokusundan daha güzel olduğunu' bildiren hadis gibidir. Çünkü o hadiste ağız kokusunu bozmaya teşvik etme anlamı yoktur'. Maksad, oruçlunun, ağzına bir şey almaması nedeniyle bozulan ağız kokusu dolayısıyla teselli edilmesi ve çokça sevab kazanmakla mÜjdelenmesidir. HADISİN FIKIH YÖNÜ : Hadis, mescidlere çok adım atmanın, sevabı bol olan ibhdetIerden olduğuna delalet eder

Sünen-i İbn Mâce No. 783 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ الْمُهَلَّبِيُّ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ بَيْتُهُ أَقْصَى بَيْتٍ بِالْمَدِينَةِ وَكَانَ لاَ تُخْطِئُهُ الصَّلاَةُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ قَالَ فَتَوَجَّعْتُ لَهُ فَقُلْتُ يَا فُلاَنُ لَوْ أَنَّكَ اشْتَرَيْتَ حِمَارًا يَقِيكَ الرَّمَضَ وَيَرْفَعُكَ مِنَ الْوَقَعِ وَيَقِيكَ هَوَامَّ الأَرْضِ ‏.‏ فَقَالَ وَاللَّهِ مَا أُحِبُّ أَنَّ بَيْتِي بِطُنُبِ بَيْتِ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ قَالَ فَحَمَلْتُ بِهِ حِمْلاً حَتَّى أَتَيْتُ بَيْتَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَدَعَاهُ فَسَأَلَهُ فَذَكَرَ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ وَذَكَرَ أَنَّهُ يَرْجُو فِي أَثَرِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ لَكَ مَا احْتَسَبْتَ ‏"‏ ‏.‏

Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den şöyle demiştir: Ensardan bir adam vardı. Onun evi, Medine'nin (mescidden) en uzak olan eviydi. Bununla beraber, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kılmayı hiç kaçırmazdı. Ubeyy (r.a.) demiştir ki: Ben, ona acıdım ve: — Ya Filan! Eğer sen bir merkep satın alsaydın, seni şiddetli sıcaktan korurdu. Ayağına taş değip incinmesinden yüksek tutardı ve yerin zehirli hayvanlarından korurdu, dedim. Adam: — Vallahi evimin Muhammet) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evinin bitişiğinde olmasından hoşlanmam, dedi. Ubey demiştir ki: Ben adamın sözünü istiskal ederek alındım. Hatta Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evine vararak, dediklerini Ona anlattım. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adamı çağırtıp ona sordu. Adam da, bana dediğinin mislini Ona zikretti ve (attığı adımların) izinden sevab umduğunu anlattı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de Ona: «Gerçekten sana, saklayıp umduğun (sevab) vardır.» buyurdu."

It was narrated that Ubayy bin Ka'b said:"There was a man among the Ansar whose house was the furthest house in Al-Madinah, yet he never missed prayer with the Messenger of Allah. I felt sorry for him and said: 'O so-and-so, why do you not buy a donkey to spare yourself the heat of the scorching sand, to carry over the stony ground, and to keep you away from the vermin on the ground?' He said: 'By Allah! I do not want to live so close to Muhammed.' This troubled me until I came to the house of the Prophet and mentioned that to him. He called (the man) and asked him, and he said something similar, and said that he was hoping for the reward for his steps. The Messenger of Allah said, 'You will have that (reward) that you sought

Tahric: Bu hadisi Müslim, Euu Davud ve Beyhaki de az bir lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 784 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَرَادَتْ بَنُو سَلِمَةَ أَنْ يَتَحَوَّلُوا، مِنْ دِيَارِهِمْ إِلَى قُرْبِ الْمَسْجِدِ فَكَرِهَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُعْرُوا الْمَدِينَةَ فَقَالَ ‏ "‏ يَا بَنِي سَلِمَةَ أَلاَ تَحْتَسِبُونَ آثَارَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَأَقَامُوا ‏.‏

Enes hin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demişlir: (Ensardan) Bani Selime kabilesi, (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mescidden uzak kalan) evlerinden çıkarak mescidin yakınına gelmek istediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (Medine'yi muhafaza eden bu evleri tahliye etmekle) Medine çevresini boş bırakmalarını arzu buyurmadı. Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara : «Ey Beni Selime! Sizler, (mescide gelip giderken) attığınız adımlarınızın izlerini hesaba katmayacak mısınız?» buyurdu. Bunun üzerine onlar, yerlerine ikamet ettiler.

It was narrated that Anas said:"Banu Salimah wanted to move from their homes to somewhere near the mosque, but the Prophet did not want the outskirts of Al-madinah to be left vacant, so he said: 'O Banu Salimah, do you not hope for the reward of your footsteps?' So they stayed (where they were)

Tahric: Bu hadisi Buhari de rivayet etmiştir. Müslim ise, aynı olayı anlatan bir hadisi Cabir bin Abdillah (r.a.)'den, başka lafızlarla, müteaddit senedlerle rivayet etmiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 785 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتِ الأَنْصَارُ بَعِيدَةً مَنَازِلُهُمْ مِنَ الْمَسْجِدِ فَأَرَادُوا أَنْ يَقْتَرِبُوا فَنَزَلَتْ ‏{وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ}‏ قَالَ فَثَبَتُوا ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Abhas (r.a.)'den şöyle demiştir: Ensarın evleri mescidden uzaktaydı. Yakına gelmek istediler. Bunun üzerine; «Ve biz, onların önden gönderdiklerini ve eserlerini yazarız.» ayeti nazil oldu. İbn-i Abbas demiştir ki: Onlar da (evlerinde) kaldılar." Not: Zevaid'de: Bu hadis mevkuftur. Senedinde İbn-i Harb olan Simak vardır. İbn•i Main ve Ebu Hatim, onu sika saymışlarsa da Ahmed: Onun hadisleri mustaribtir, demiştir. Yakub bin Şeybe de: Simak'ın yalnız İkrimi'den olan rivayeti mustarib olup. başkalarından olan rivayeti yararlıdır, demiş diye bilgi vermiştir

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"The houses of the Ansar were far from the mosque and they wanted to move closer. Then the following Verse was revealed: 'We record that which they send before (them), and their traces.'" [Ya-Sin: 12] He said: So they remained (where they were)

Sünen-i İbn Mâce No. 786 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلاَتِهِ فِي بَيْتِهِ وَصَلاَتِهِ فِي سُوقِهِ بِضْعًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine güre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın (mescidde) cemaatla kıldığı namaz (ın sevabı, tek başına) evinde kıldığı ve çarşısında kıldığı namaz (ın sevabın) dan yirmi küsur derece fazladır.»

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'A man's prayer in congregation is twenty-some levels higher than his prayer in his house or in the marketplace

Sünen-i İbn Mâce No. 787 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ فَضْلُ الْجَمَاعَةِ عَلَى صَلاَةِ أَحَدِكُمْ وَحْدَهُ خَمْسٌ وَعِشْرُونَ جُزْءًا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cemaatla kılman namazın birinizin tek başına kıldığı namaza üstünlüğü yirmi beş cüzdür.»

It was narrated from Abu Hurairah that:The Messenger of Allah said: "The prayer in congregation is twenty-five times more virtuous than the prayer of anyone of you on his own

Tahric: Müellifin iki ayrı senedIe rivayet ettiği Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi de uzun ve kısa metinler halinde ve az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerde: ''...yirmibeş derece... '' bir kısım rivayetlerde: ''...yirmibeş cüz... '' ve Müslim'in bir rivayetinde: ''...yirmibeş namaz...'' ifadeleri bulunmaktadır. Bu nedenle 'derece' ve 'cüz' kelimeleri, namaz anlamına yorumlanmıştır. Ebu Davud'un sünenindeki 'Namaza yürüyerek gitmenin fazileti hakkında gelen hadisler babı'nda rivayet olunan bu hadisin açıklamasını yapan el-Menhel yazarı şöyle der: AÇIKLAMA : '''Rivayetlerde: ''...yirmibeş derece... '', ''...yirmibeş cüz'...'' Ve ''...yirmibeş namaz, .. " tabirierinin değişik oluşunun, ravilerin tasarrufundan ileri geldiği kanaatındayım, Hadisin manası şudur: Adamın mescidde cemaatla kıldığı namazın sevabı, onun evde ve çarşıda kendi başına kıldığı yirmibeş namazın sevabından fazladır, Burada 'Adam' tabiriyle kadının bu hükümden istisna edilmesi kasdedilmemiştir, Çünkü kadının mescide gitmesi, bazı şartlarla caiz olduğuna göre aynı sevab onun için de mevcuttur. Hadisin zahirine göre evde ve çarşıda kılınan namaz, cemaatla. da kılınmış olsa hüküm aynıdır. Lakin, bu mana kasdedilmemiştir. Maksad, mescidde cemaatla kılınan namazın, başka yerlerde tek başına kılınan namazdan üstünlüğünü ifade etmektir. Çünkü konu budur. Hadiste bu durumun açıkca belirtilmemesinin sebebi, mesciddeki cemaata girmiyenlerin ekseriyetle namazı tek başlarına kılmaları olabilir. Hal böyle olunca mesciddeki cemaat ile ev ve çarşıdaki cemaatın faziletinin eşit olması gerekmez. Bilakis çarşıdan başka yerde kılınan namaz, çarşıda kılınan namazdan efdaldır. Çünkü çarşının, şeytanların yeri olduğuna dair hadis vardır. Bununla beraber evde ve çarşıda namazı cemaatla kılmak, tek başına kılmaktan evladır. Bazı rivayetlerde bulunan 'Dereceler' ve 'Cüz'ler', 'Namazlar' manasını taşır. Çünkü bazı rivayetlerde Derece ve Cüz' yerine 'Namaz' kelimesi kullanılmıştır. Şu halde mescidde cemaatla kılınan namazın sevabı, evde ve çarşıda kılınan yirmibeş namazın sevabından fazladır. İlk hadisteki: ''...yirmibeş küsur...'' parçasında küsur diye karşılık verdiğimiz 'Bid' kelimesi, birden veya üçten ona kadar olan sayılar için kullanılır. Diğer rivayetlerde yirmibeş sayısı kesin olarak geçtiği için, buradaki küsurdan maksad, beştir. İkinci hadisteki 'Cüz' kelimesi ise, bir parça demektir. Başka rivayetlerde bu kelime yerine derece veya namaz kelimeleri bulunduğu için 'Cüz' kelimesi ile namaz kasdedilmiştir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Cemaatla kılınan namaz, tek başına kılınan namazlardun üstündür. 2- Farz namazıarı evlerde ve çarşılarda kılmak caizdir. 3- Farz namazların cemaatla kılınması şart / farz değildir. Tek başına da kılınabilir

Sünen-i İbn Mâce No. 788 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلاَتِهِ فِي بَيْتِهِ خَمْسًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın (mescidde cemaatla kıldığı namazın sevabı) evinde (tek başına) kıldığı namaz'ın sevabından yirmibeş derece fazladır,» NOT: Buhari'nin Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği hadisin lafzı şöyledir; ''Cemaat namazı, münferidin namazından yirmibeş derece ile efdal olur." Ebu Davud'un rivayetindeki hadisin metni ise şöyledir; ''Cemaatla kılınan namaz, (münferiden) kılınan yirmibeş namaza denk gelir .... '' Ebu Davud'un rivayetindeki önemli özellik, derece ve cüz' yerine namaz kelimesinin kullanılmasıdır

It was narrated that Abu Sa'eed Al-Khudri said:"The Messenger of Allah said: 'the prayer of a man in congregation is twenty-five levels higher than his prayer in his home

Sünen-i İbn Mâce No. 789 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ، رُسْتَهْ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَفْضُلُ عَلَى صَلاَةِ الرَّجُلِ وَحْدَهُ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

Abdullah İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın cemaatla kıldığı namaz, adamın kendi başına kıldığı namazdan yirmiyedi derece üstündür.»

It was narrated that Ibn 'Umar said:"The Messenger of Allah said: 'The prayer of a man in congregation is twenty-seven levels more virtuous than a man's prayer on his own

Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Tirmizi de, bu hadisi az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 790 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَصِيرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلاَةِ الرَّجُلِ وَحْدَهُ أَرْبَعًا وَعِشْرِينَ أَوْ خَمْسًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Adam'ın cemaatla kıldığı namaz, adamın tek başına kıldığı namazdan yirmi dört veya yirmibeş derece üstündür.»

It was narrated that Ubayy bin Ka'b said:"The Messenger of Allah said: 'The prayer of a man in congregation is higher than his prayer on his own by twenty-four or twenty-five levels

Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Yahya bin Muin ve Zühri hadisin sahih olduğunu belirtmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 791 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ بِالصَّلاَةِ فَتُقَامَ ثُمَّ آمُرَ رَجُلاً فَيُصَلِّيَ بِالنَّاسِ ثُمَّ أَنْطَلِقَ بِرِجَالٍ مَعَهُمْ حُزَمٌ مِنْ حَطَبٍ إِلَى قَوْمٍ لاَ يَشْهَدُونَ الصَّلاَةَ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بُيُوتَهُمْ بِالنَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'deıı şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Vallahi içimden öyle arzu ettim ki namaza durulmasını emredeyim de ikamet getirilsin. Sonra bir adama emredeyim halka namaz kıldırsın. Bu emirden sonra beraberlerinde odundan demetler bulunan bir kaç adamı cemaata (özürsüz) gelmeyen güruha götürüp de üzerlerine evlerini ateşle cayır cayır yakayım.»

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'I was thinking of commanding that the call to prayer be given, then I would tell a man to lead the people in prayer, then I would go out with some other men carrying bundles of wood, and go to people who do not attend the prayer, and burn their houses down around them

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Ahmed

Sünen-i İbn Mâce No. 792 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي رَزِينٍ، عَنِ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ، قَالَ قُلْتُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِنِّي كَبِيرٌ ضَرِيرٌ شَاسِعُ الدَّارِ وَلَيْسَ لِي قَائِدٌ يُلاَوِمُنِي فَهَلْ تَجِدُ لِي مِنْ رُخْصَةٍ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَسْمَعُ النِّدَاءَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَجِدُ لَكَ رُخْصَةً ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Ümmi Mektum (r.a.)'den rivayet edildiğine güre şöyle demiştir : Ben, Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dedim ki: Ben yaşlı, a'ma, evi (mescidden) uzak bir kimseyim. Bana yardım edip mescide götürecek yedekçim de yoktur. (Cemaata gelmemem için) Bir ruhsat bulur musun? Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : -Sen ezan (sesini) işitiyor musun?» diye sordu. Ben: Evet, dedim. O: «Ben senin için bir ruhsat bulamam.» buyurdu." EBU DAVUD HADİSLERİ VE AÇIKLAMA: 552 —

It was narrated that Ibn Umm Maktum said:"I said to the Prophet: 'I am an old man and blind; my house is far away, and I have no one to lead me. Is there any concession (for me not to have to attend the prayer in the mosque)?' He said: 'Can you hear the call?' I said: 'Yes.' He said: 'Then I do not find any concession for you

Sünen-i İbn Mâce No. 793 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ فَلَمْ يَأْتِهِ فَلاَ صَلاَةَ لَهُ إِلاَّ مِنْ عُذْرٍ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Abbas (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «Ezan sesini işitip de oraya (özürsüz) gitmeyenin namazı (makbul) olmaz.»

It was narrated from Ibn 'Abbas that:The Prophet said: "Whoever hears the call and does not come, his prayer is not valid, except for those who have an excuse

Diğer tahric: İbn-i Hibban ve el-Hakim de rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 794 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ مِينَاءَ، أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ، وَابْنُ، عُمَرَ أَنَّهُمَا سَمِعَا النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ عَلَى أَعْوَادِهِ ‏ "‏ لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجَمَاعَاتِ أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Abbas ve İbn-i Ömer (r.anhum)'dan rivayet edildiğine göre kendileri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seliem)'i minber ağaçları üzerinde şöyle buyururken işitmişlerdir ; «Vallahi bazı kavimler cemaatları terketmekten vaz geçecekler ya da Allah onların kalblerini mühürleyecektir. Sonra da muhakkak gafillerden olacaklardır.» AÇIKLAMA : Nesai, bu hadisi 'Cum'a' bahsinde rivayet etmiştir. Oradaki rivayette Bahsi geçen tehdid Cum'a namazını terkedenler hakkında buyurulmuştur. Camiu's-Sağir yazarının beyanına göre Ahmed, Müslim, Nesai ve İbn-i Mace bu hadisi rivayet etmişlerdir. Nesai'nin rivayetinde; ''... Minberinin ağaçları üzerinde ... " buyurulmuştur Nebi (s.a.v.)'in minberi üç basamaklıydı Üçüncü basamak üzerinde otururdu. Mübarek sırtını üç ağaca dayardı Minberin iki tarafında da birer ağaç bulunurdu. Minberin yüksekliği, genişliği, uzunluğıı v.s. özellikleri hakkında geniş malumat inşaaIlah 'Cum'a namazı' bahsinde verilecektir Sindi şöyle der: Kurtubi: Kalbi mühürlemek, Allah'ın, söz konusu kavimlerin kalbIerinde yaratacağı cehalet, kasvet ve cefadır, demiştir. El-Kadı da Mesabih şerhinde: Hadiste buyurulan iki şeyden birisi mutlaka gerçekleşecektir. Ya cemaatları terketmekten vaz geçip cemaata devam edeceklerdir Ya da Allah, onların kalbIerini mühürleyecektir. Çünkü cemaatları bırakmayı alışkanlık haline getirmek, kalbi karartır ve insanı ibadetten soğutur, demiştir

Ibn 'Abbas and Ibn 'Umar narrated that:They heard the Prophet say on his pulpit: "People should desist from failing to attend the congregations, otherwise Allah will seal their hearts, and they will be among the negligent

Sünen-i İbn Mâce No. 795 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْهُذَلِيُّ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزِّبْرِقَانِ بْنِ عَمْرٍو الضَّمْرِيِّ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَيَنْتَهِيَنَّ رِجَالٌ عَنْ تَرْكِ الْجَمَاعَةِ أَوْ لأُحَرِّقَنَّ بُيُوتَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Usame bin Zeyri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Vallahi bazı adamlar cemaatı terketmekten vaz geçecekler. Yahut şüphesiz Een, onların evlerini yakacağım.-" Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadında tedlisçi olan el•Velid bin Müslim ed-Dimışki bulunur. Ravi Osman'ın hali bilinmiyor. Hadis metninin manası Buhari, Müslim ve haşka kitaplarda mevcuttur. deniliyor. ALİMLERİN, NAMAZLARI CEMAATLA KILMAK HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ 1- Vakıt namazlarını cemaatla kılmak farz-ı ayn'dır. Ata', Evzai, İshak, Hanbeli'ler, Ebu Sevr, İbn-i Huzeyme, İbnü'l-Münzir, İbn-i Hibban ve Zahiriyye mezhebi mensupları bu görüştedirler. Onların delilleri 791 nolu Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi ve benzeri hadislerdir. Namazın sıhhati için cemaat şart mıdır? deği! midir? diye bu gruptaki alimler arasında da ihtilaf vardır: Zahiriye mezhebi İmam-ı Davud ve kendisine tabi olanlar cemaatla kılmayı, namazın sıhhatının şartlarından saymışlardır, İbn-i Hazm: Ezan sesini işitebilen erkeklerin, namazlarını mescidde cemaatla kılmaları farzdıf. Özürsüz olarak ve bile bile bunu terkedenin namazı sahih degildir. Ezan sesini işitmeyecek durumdaysa, en az bir kişiyle cemeaat kurup namaz kılması farzdır. Böyle yapmasa, kendi başına kılacagı namaz sahih degildir Şayet cemaat olacak hiç kimseyi bulamazsa münferiden namaz kılabilir. Şer'i mazereti olanın kendi başına namaz kılması sahihtir, demiştir. Bu gruptaki diger alimlere göre cemaat farz-ı ayn olmakla beraber kendi başına kılınan namaz sahihtir. 2 - Cemaat farz-ı kifayedir. Bazı Şafii alimleriyle Malikiler, bu görüşü benimsemişlerdir. Hanefi alimlerinden Tahavi ve Kerhi de bunu seçmişlerdir. Bunlar da birinci grubun delillerine dayanmışlardır. Ancak bu hükmü farz-ı ayn'dan farz-ı kifaye'ye çevirici karineler bulunduğu için: Farz-ı ayn'dır, dememişlerdir. Gösterdikleri karine: ''Cemaatla kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmibeş derece efdaldır.'' mealindeki hadistir. Çünkü bu hadis, tek başına kılınan namazın slhhatini ifade eder. Şu halde delillerden çıkarılan vücub, kifaye içindır. 3 - Cemaat sünnet-i meıekkededir. Hanefi, Şafii ve Maliki mezhebIerinin meşhur görüşleri budur Bunların delilleri, cemaatla kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmibeş derece üstün olduğunu ifade eden İbn-i Ömer (r.a.)'ın (789 nolu) hadisi, Ebu. Said-i Hudri (r.a.)'in 788 nolu hadisi ve Ebu Hureyre (r.a.)'in (786 ve 787 nolu) hadisleridir. Bu alimler: Cemaat namazının münferid namazından efdal oluşu, münferid namazında da faziletinin bulunduğuna delildir. demişlerdir. Cemaata gelmeyenlerin evlerinin Nebi (s.a.v.) tarafından yakılması arzusuna ait 791 nolu hadise gelince; buna birden fazla ceyap verilmiştir. El-Menhel yazarı cevapların bir kısmını şöyle sıralamıştır: 1- Evlerin yakılmasıyla ilgili hadis, özürsüz olarak cemaattan geri kalan ve tek başlarına namaz kılan münafıklar hakkındadır. Nitekim İbn-i Mes'ud (777 nolu) hadiste: ''Ben bilirim ki besbelli münafıklardan başka hiç birimiz cemaattan geri kalmazdı,'' demiştir. 2- Nebi (s.a.v.): "Cemaat'tan geri kalanların evlerini yakmak arzusu içinden gelir.'' buyurmuş ama bunu gerçekleştirmemiştir. Eğer gerçekleşmesi vacib olsaydı terketmezdi. 3- Kadı iyad: Namazı cemaatla kılmak ilk zamanlarda farz-ı ayn kılınmış. Ta ki münafıkların cemaattan geri durmaları önlensin. Sonra bu vucub neshedilmiştir, demiştir. El-Fetih yazarı: Cemaat fazileti hakkında varid olan hadisler, neshe delalet eder. Çünkü efdaliyet tek başına kılınan namazda fazlletin aslının bulunmasını gerektirir. Faziletin aslının oluşu, tek başına kılınan namazın cevazına delalet eder, demiştir. Cemaatın sünnet olduğuna hükmeden cumhur'un görüşü, açık olan görüştür. Çünkü bu takdirde bütün delillerin arası bulunur. Hiç birisi ihmal edilmemiş olur

It was narrated that Usamah bin Zaid said:"The Messenger of Allah said: 'Let men desist from failing to attend the congregation, otherwise I will burn their houses down

Sünen-i İbn Mâce No. 796 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ طَلْحَةَ، حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي صَلاَةِ الْعِشَاءِ وَصَلاَةِ الْفَجْرِ لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا ‏"‏ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Eğer halk yatsı ve sabah namazları cemaatiarındaki fazileti bilselerdi onlar (için mescid)'e emekliye emekliye de olsa gelirlerdi.» AÇIKLAMA 797’de

Aishah said:"The Messenger of Allah said: 'If the people knew what (reward) there is in the 'Isha' prayer and fajr prayer, they would come even if they had to crawl

Sünen-i İbn Mâce No. 797 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، أَنْبَأَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ أَثْقَلَ الصَّلاَةِ عَلَى الْمُنَافِقِينَ صَلاَةُ الْعِشَاءِ وَصَلاَةُ الْفَجْرِ وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِيهِمَا لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Şüphesiz münafıklara en çok ağır gelen namaz, yatsı ve sabah namazlarıdır. Eğer bunlardaki sevabı bilmiş olsaydılar bu iki namaz (için mescid)'e emekliye emekliye de olsa gelirlerdi.» AÇIKLAMA : Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Buhari az lafız farkıyla ve 791 nolu hadis metni ile birlikte, Müslim'de buradaki metni aynen ve 791 nolu metni az lafız farkıyla ve bir metin halinde rivayet etmişlerdir. Ebu Davud da benzer bir metni Ubeyy bin Ka'b'dan rivayet etmiştir. EI-Menhel yazarı: 'Yatsı ve sabah namazlarının faziletinin daha üstün olmasının sebebi, ikisinin de uyku vaktine rastlamasıdır. Uykusunun tatlı olduğu zamanda Allah Teala için ancak takva sahibi mu'min yatağından kalkar. Münafık adam lezzetli uykusunu bırakıp namaza durmaz. İşte bu sebeple yatsı ve sabah namazının fazileti daha çoktur. İkinci hikmet, bu iki namazın gece karanlığında oluşudur. Gösteriş için namaz kılan münafıkların gayesi, bu iki namazda kolayca gerçekleşemez. Çünkü gece karanlığında pek az kişi onları görebilir. Münafıkların dini bir amacı bulunmuyor ki onları cemaata gitmeye zorlasın. Bu nedenle anılan iki namaza gitmekte münafıkların ne dini ne de dünyevi gayeleri bulunur' demiştir. Ebu Hure yre (r.a.)'in hadisinde geçen "...münafıklar...'' kelimesi ile zahiren müslüman ve kalben kafir olan hakiki münafıklar mı kasdedilmiş yoksa kalben de mu'min olup günah münafıklığına düşenler mi kasdedilmiştir? Kastalani ve Ayni: Buradaki münafık tabiriyle küfür münafıkları degil, günah münafıkları kasdedilmiştir. Tehdid ve teşdid için mu'minlere münafık denmiştir. Çünkü bu mu'minler, mescide gelmezler. Hiç bir özürleri olmadığı halde namazıarını evlerinde kılarlardı. Nitekim Ebu Hureyre (r.a.)'in Ebu Davud'un süneninde rivayet olunan hadisinde: "." Sonra hiç bir illeti olmadığı halde namazlarını evlerinde kılan kavme gideyim ... '" buyurulmuştur. O halde bunlar, mu'min kimselerdir. Tehdid için onlara münafık ismi verilmiştir, demişlerdir. '' ... Münafıklar..." tabiriyle hakiki münMıkların kasdediImiş olması da muhtemeldir. AbduIIah İbn-i Mes'ud (r.a.)'İn 779 nolu hadisi bu ihtimali te'yid eder. Çünkü İbn-i Mes'ud (r.a.), o hadiste; 'Valiahi münafıklığı besbelli olan münafıklar hariç hiç birimizin cemaattan geri kalmadığını bildim' demiştir. Buna göre mü'minlerden özürsüz olarak cemaattan geri kalan olmamıştır. Kanaatımca üçüncü bir ihtimal olarak " ... Münafıklar ... '" tabiriyle daha geniş kapsamlı bir anlam kasdedilmiş olabilir. Yani hem küfür münafıkları hem günah münafıkları kasdedilmiş olabilir. Kalben inanmayanlar mescide gitmekten geri kaldıkları gibi kalben inanıp cemaata özürsüz gitmeyenler de olmuş olabilir. Bu takdirde Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi ile İbn-i Mes'ud (r.a.)'in hadisinin araları bulunmuş olur. İbn-i Mes'ud (r.a.) hakiki münafıklardan başkalarının cemaattan geri kaldıklarından haberi olmamış olabilir. Ebu Hureyre (r.a.) bundan haberdar olmuş olabilir. İki gruba da,. bilhassa yatsı ve sabah vakitlerinde mescide giderek bu namazları cemaatla kılmak çok ağır gelmiştir. Nebi (s.a.v.) ; ''Eğer münafıklar anılan iki namazı mescidde cemaatla kılmanın faziletini şuurlu olarak bilselerdi emekliye emekliye bile olsaydı mescide giderek cemaatla kılarlardı.,. buyurmak istenmiştir

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'The most burdensome prayers for the hypocrites are the 'Isha' prayer and the Fajr prayer. If only they knew what (reward) there is in them, they would come to them even if they had to crawl

Sünen-i İbn Mâce No. 798 Mevzû

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ صَلَّى فِي مَسْجِدٍ جَمَاعَةً أَرْبَعِينَ لَيْلَةً لاَ تَفُوتُهُ الرَّكْعَةُ الأُولَى مِنْ صَلاَةِ الْعِشَاءِ كَتَبَ اللَّهُ لَهُ بِهَا عِتْقًا مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururdu, demiştir: «Kim kırk gece mescidde cemaatla namaz kılar ve bu sürece yatsı namazının ilk rek'atini kaçırmazsa, Allah bununla o kimse için Cehennem ateşinden bir azadlık yazar.» Not: Zevaid'de: Hadisin isnadında mürsellik ve zaaf vardır. Tirmizi ve Darekutni: Umare, Enes (r.a.)'e yetişmemiş ve onunla buluşmamıştır. Diğer ravi İsmail de tedlis ederdi, demişlerdir. denılir

It was narrated from 'Umar bin Khattab that:The Prophet used to say: "Whoever performs prayer in congregation at the mosque for forty nights, never missing the first Rak'ah of the 'Isha' prayer, Allah will thereby decree for him salvation from the Fire

Sünen-i İbn Mâce No. 799 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا دَخَلَ الْمَسْجِدَ كَانَ فِي صَلاَةٍ مَا كَانَتِ الصَّلاَةُ تَحْبِسُهُ وَالْمَلاَئِكَةُ يُصَلُّونَ عَلَى أَحَدِكُمْ مَادَامَ فِي مَجْلِسِهِ الَّذِي صَلَّى فِيهِ يَقُولُونَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ اللَّهُمَّ تُبْ عَلَيْهِ مَا لَمْ يُحْدِثْ فِيهِ مَا لَمْ يُؤْذِ فِيهِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Şüphesiz biriniz mescide girdiği zaman, namaz onu alıkoyduğu müddetçe namazda (imiş gibi sevab kazanmış) olur. Ve sizden birisi namaz kıldığı yerden ayrılmadığı, abdesti bozulmadığı ve kimseye eziyet etmediği müddetçe melekler: 'Allah'ım! Buna mağfiret eyle. Allah'ım! Buna rahmet eyle. Allah'ım! Bunun tevbesini kabul eyle' diyerek dua ve istiğfar eylerler.»

It was narrated that Abu Hurairah said:"The Messenger of Allah said: 'When one of you enters the mosque, he is in a state of prayer, so long as the prayer keeps him there, and the angels will send prayer upon anyone of you so long as he remains in the place where he prayed, saying: "O Allah, forgive him; O Allah, have mercy on him; O Allah, accept his repentance," so long as he does not commit Hadath nor disturb anyone

Tahric: Bu hadisi Beyhaki, Buhari, Tirmizi, Ebu Davud uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya