Miras ve Vasiyet ile İlgili Hadisler

365 hadis bulundu · sayfa 5/19

Sahîh-i Buhârî No. 6760 Sahih

حَدَّثَنَا ابْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْطَى الْوَرِقَ، وَوَلِيَ النِّعْمَةَ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vela hakkı, kölenin bedeli olan gümüş paraları veren ve hürriyet nimetini vermeyi üzerine alan kimseye aittir" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal şöyle demiştir: Bu hadis gerek erkek, gerek kadın köleyi hürriyetine kavuşturan herkesin olduğunu gerekli kılmaktadır ki bu, bilginlerin üzerinde ittifak ettikleri görüştür. Vela hakkının bir varisten diğerine geçme meselesine gelince, Ebheri şöyle demiştir: Fıkıh bilginlerinin ittifakla belirttiklerine göre kadınlar ancak köleyi hürriyetine kavuşturduklarında veya böyle bir kadının evladı olduklarında vela hakkı kazanırlar. Ancak Mesruk'un şöyle dediği rivayet edilmiştir: Vela hakkını babalarından miras olarak elde etme sadece erkeklere mahsus değildir. Tam aksine bu konuda -tıpkı mirasta olduğu gibi- erkekler ve kadınlar eşittir

Narrated Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) said, "The wala is for the one who gives the silver (pays the price) and does the favor (of manumission after paying the price)

Sahîh-i Buhârî No. 6761 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ قُرَّةَ، وَقَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَوْلَى الْقَوْمِ مِنْ أَنْفُسِهِمْ ‏"‏‏.‏ أَوْ كَمَا قَالَ‏.‏

Enes b. Malik'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir topluluğun azadlı kölesi, kendilerindendir" buyurmuştur ya da buna benzer bir ifade kullanmıştır

Narrated Anas bin Malik:The Prophet (ﷺ) said, "The freed slave belongs to the people who have freed him," or said something similar

Sahîh-i Buhârî No. 6762 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ ابْنُ أُخْتِ الْقَوْمِ مِنْهُمْ ‏"‏‏.‏ أَوْ ‏"‏ مِنْ أَنْفُسِهِمْ ‏"‏‏.‏

Enes'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir topluluğun kız kardeşinin oğlu da onlardandır" ya da "kendilerindendir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir topluluğun azadlı köleSi, kendilerindendir", bir topluiuğun hürriyetine kavuşturdu kı arı kimse kendilerinş' nispet edilir ve o topluluk sözkonusu köleye mirasçı olur demektir. "Bir topluluğun kız kardeşinin oğlu da onlardandır." Yani o çocuk o topluluktan bir kişiye mensuptur ki o da çocuğun annesidir. İbn Ebu Cemre şöyle demiştir: Kız kardeş çocuğundan söz edilmesinin hikmeti, cahiliye döneminde Arapların kız kardeşin -çocukları• şöyle dursun- kızlarının çocuklarına bile iltifat etmeme şeklindeki anlayışlarını yıkmaktır. Cahiliye Araplarından şairin biri şöyle der: Oğullarımız, oğullarımızın oğulları bunlardır nesiimiz, Kızlarımızın oğulları ise değil bizim neslimiz! Şair bu ifadesiyle akrabalar arasında kaynaşmayı teşvik etmektedir. Biz de şunu ekleyelim: Azadlılar hakkındaki söze gelince, buradaki hikmet daha önce belirtildiği üzere bir kölnin efendisine evladı lafzı kullanılmaksızın nispet edileceğidir. Zira yakında babasından başkasına intisab eden kimseye yönelik tehdit ve kölenin "nispet" lafzıyla efendisine nispetinin caizliği gelecektir. Bu açıklamayla deliller birbiriyle uzlaşmış olmaktadır. Başarı Allahu Teala'tandır

Narrated Anas bin Malik:The Prophet (ﷺ) said, "The son of the sister of some people is from them or from their own selves

Sahîh-i Buhârî No. 6763 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيٍّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَرَكَ مَالاً فَلِوَرَثَتِهِ، وَمَنْ تَرَكَ كَلاًّ فَإِلَيْنَا ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim mal bırakırsa o mal kendi mirasçılarına aittir. Her kim de borç bırakırsa bize aittir" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buharl'ninkullandığı bu başlık, esirin nerede ve ne durumda olduğu ister bilinsin, ister bilinmesin kendisine kalan miras hakkında yapılacak işlemle ilgilidir. İbn Battal şöyle demiştir: Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginleri, bir esire miras düştüğünde o payın kendisi adına bekletileceği kanaatine varmışlardır. Said b. el-Müseyyeb' in düşman elindeki esire mirastan pay verilemeyeceği kanaatinde olduğu nakledilmiştir. İbn Battal şöyle der: Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginlerinin görüşleri daha uygundur. Çünkü o kişi Müslümansa "Her kim mal bırakırsa o mal kendi mirasçılarına aittir" ifadesinin genelliğine girer. İmam Buhari, Ebu Hureyre hadisine yer vererek bu hükme işaret etmektedir. Öte yandan düşman elindeki esir Müslümandır. Dolayısıyla ona Müslümanların ahkamı uygulanır. O kişiye elde bir delilolmadıkça Müslümanların ahkamından farklı bir şey uygulanmaz. Nitekim Ömer b. Abdulaziz de buna işaret etmektedir. Esirin dinden dönmüş olması -bunu kendi isteğiyle yaptığı sabit olmadıkça- yeterli değildir. Netice olarak esir hiçbir kimsenin baskısı altında kalmaksızın kendi gönlüyle dinden döndüğü sabit olmadıkça malının elinden çıktığına hükmedilmez

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, " If somebody dies (among the Muslims) leaving some property, the property will go to his heirs; and if he leaves a debt or dependants, we will take care of them

Sahîh-i Buhârî No. 6764 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَرِثُ الْمُسْلِمُ الْكَافِرَ، وَلاَ الْكَافِرُ الْمُسْلِمَ ‏"‏‏.‏

Usame b. Zeyd'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Müslüman kafire, kafir de Müslümana mirasçı olamaz" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari hadisin ifadesini başlık olarak kullanmış ve sonra da "Kafir miras taksim olunmadan önce İslama girerse onun için miras yoktur" demiştir. İmam Buhari bu ifadesiyle hadisin genelliğinin bu hükmü içerdiğine işaret etmiştir. Mirasın intikal etmemesini mirasın taksimiyle kayıtlayan, bunun delilini getirmek zorundadır. Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginlerinin delili ise şudur: Mirasın cereyan etmesi için ölümün meydana gelmiş olması gerekir. Kişinin ölüm sebebiyle mülkü kendisinden varislerine intikal ettiğine göre o mal ölünün taksimini beklemiyar demektir. Çünkü ölüden intikal eden mal, taksim edilmemiş bile olsa hak edilmiştir. İbnü'l-Müneyyir'e göre bir Müslüman ölse ve geriye -mesela- biri Müslüman, diğeri kafir iki oğlu kalsa ve malın taksim edilmesinden önce kafir olan çocuk da Müslüman olsa bu konuya örnek teşkil ederler. İbnü'l-Münzir şöyle der: Çoğunluk fıkıh bilginleri, burada yer verilen Usame hadisinin genelliğinin gösterdiği üzere o çocuğun da mirastan payalacağı kanaatine varmışlardır. Ancak Muaz'ın şöyle dediği nakledilmiştir: Müslüman, kafire mirasçı olurken, kafir Müslümana olamaz. Muaz bu görüşüne delil olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "İslam artar, eksilmez" hadisini delil olarak göstermiştir. Bu hadisi Ebu Davud ve Hakim rivayet etmişler, Hakim sahih olduğunu belirtmiştir. (Ebu Davud, Feraiz; Hakim,el-Müstedrek, LV, 383) "Müslüman kafire, kafir Müslümana mirasçı olamaz." Bu hadisi Nesal, Huşeym vasıtasıyla Zührl'den "İki ayrı din'den olanlar birbirine mirasçı atamazlar" şeklinde rivayet etmiştir. (Nesai, es-Sünenu'l-Kübra, IV, 82) Bir dine mensup kafir, bir başka dine mensup olan kafire mirasçı olamaz diyen bilginler, bu hadisi delil olarak göstermişlerdir. Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginleri ise "İki ayrı dinden" ifadesini İslam ve küfür şeklinde yorumlamışlardır. Bu takdirde hadis başlıkta nakledilen hadisin lafzıyla aynı olmuş olur. Bu, rivayeti genelliğinin zahirine yorumlamaktan daha evladır. Hadis genelliğine göre yorumlandığı takdirde mesela bir Yahudi, bir Hıristiyana mirasçı olamaz. ŞaH mezhebinde en sahih olan görüşe göre bir kafir, bir başka kafire mirasçı olur. Hanefılerin ve çoğunluğu oluşturan bilginlerin görüşü de bu doğrultudadır. Bunun karşıtı ise İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel'in görüşüdür. Ahmed b. Hanbel'den gelen bir rivayete göre bir zimmı ile harbi arasında fark vardır. Şam mezhebinde de hüküm böyledir. İmam Ebu Hanife'den gelen bir rivayete göre bir harbi, zimmiye mirasçı olamaz. Bunların ikisi de harbi oldukları takdirde aynı ülkeye mensup olmaları şarttır. Şafiilere göre ise bunların aynı ülkeye mensup olup olmamaları arasında hiçbir fark yoktur. Şafiilere ait bir başka görüş ise Hanefiler gibidir. Sevri, Rebi'a ve bir grup bilgine göre kafirler üç çeşittir. Bunlar Yahudiler, Hıristiyanlar ve başkalarıdır. Bu üç grupta bir dinin mensubu diğer iki din mensubuna mirasçı olamaz

Narrated Usama bin Zaid:the Prophet (ﷺ) said, "A Muslim cannot be the heir of a disbeliever, nor can a disbeliever be the heir of a Muslim

Sahîh-i Buhârî No. 6765 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا قَالَتِ اخْتَصَمَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ وَعَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ فِي غُلاَمٍ فَقَالَ سَعْدٌ هَذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْنُ أَخِي عُتْبَةَ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ عَهِدَ إِلَىَّ أَنَّهُ ابْنُهُ، انْظُرْ إِلَى شَبَهِهِ‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ هَذَا أَخِي يَا رَسُولَ اللَّهِ، وُلِدَ عَلَى فِرَاشِ أَبِي مِنْ وَلِيدَتِهِ‏.‏ فَنَظَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى شَبَهِهِ فَرَأَى شَبَهًا بَيِّنًا بِعُتْبَةَ فَقَالَ ‏ "‏ هُوَ لَكَ يَا عَبْدُ، الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ، وَاحْتَجِبِي مِنْهُ يَا سَوْدَةُ بِنْتَ زَمْعَةَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ فَلَمْ يَرَ سَوْدَةَ قَطُّ‏.‏

Aişe r.anha şöyle demiştir: Sa'd b. Ebi Vakkas ile Utbe b. Zem'a bir oğlan çocuğu hakkında anlaşmazlığa düştüler ve Sa'd b. Ebi Vakkas "Ya Resulallah! Kardeşimin oğlu Utbe b. Ebi Vakkas bana bu çocuğun kendi oğlu olduğunu bildirip, bu çocuğun kendi nesebine bağlanmasını vasiyet etti. Şu çocuğun ona benzeyişine bak!" dedi. Abd b. Zem'a da "Ya Resulallah! bu çocuk benim kardeşimdir. Babamın cariyesinden babamın yatağı üzerinde doğdu" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çocuğun simasına baktı ve onda Utbe'ye açık bir benzerlik gördü. Sonra "Ey Abd b. Zem'a! Çocuk sana aittir. Çünkü çocuk kimin yatağında dünyaya gelmişse onundur. Zina eden için de mahrumiyet vardır" dedi. Aişe şöyle dedi: "Artık o çocuk Sevde'yi bir daha hiç görmedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal şöyle demiştir: İmam Buhari 27 numaralı başlığın altına herhangi bir hadis koymamıştır. Fıkıh bilginlerinin görüşü Hıristiyan köle öldüğünde malı kölelik sebebiyle efendisinindir. Çünkü kölenin herhangi bir mala sahip olması geçerli olmadığı gibi yerleşmiş bir kural da değildir. Dolayısıyla o mal efendinindir. Efendi o malı miras yoluyla hak etmiş değildir. Miras yoluyla ancak miras bırakanın istikrarlı mülkü hak edilir. İbn Sırın'in bu durumdaki kölenin malının beytü'l-inale ait olduğunu, aradaki din farkından dolayı efendinin hiçbir şey alamayacağını söylediği nakledilmiştir. Mükatebe gelince eğer o anlaşma bedelini ödemeden ölmüşse geriye bıraktığı mal, anlaşma bedelinin kalanını kapatmaya yettiği takdirde anlaşma bedeli oradan alınır. Geriye artan ise beytü'l-male kalır. Biz de şunu ekleyelim: Mükateb meselesinde bilginler arasında ihtilaf vardır. Bu ihtilaf, anlaşma bedelinin bir kısmını ödeyen kölenin ödediği miktar kadar hürriyetine kavuşur mu, yoksa üzerinde borç kaldığı sürece köle olmaya devam eder mi şeklindeki ihtilaftan kaynaklanmaktadır. !tk bölümünde bu konuyla ilgili açıklama geçmişti. İmam Buhari çocuğunun nesebini inkar edenin günahı konusunda Sa'd b. Ebi Vakkas'la, Abd b. Zem'a arasındaki anlaşmazlığın sözkonusu edildiği Hz. Aişe radıyallahu an ha hadisine yer vermiştir. Bu hadisin açıklaması "Çocuk kimin döşeğinde dünyaya gelmişse onundur" başlığı altında geçmişti

Narrated `Aisha:Sa`d bin Abi Waqqas and 'Abu bin Zam`a had a dispute over a boy. Sa`d said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! This (boy) is the son of my brother, `Utba bin Abi Waqqas who told me to be his custodian as he was his son. Please notice to whom he bears affinity." And 'Abu bin Zam`a said, "This is my brother, O Allah's Messenger (ﷺ)! He was born on my father's bed by his slave girl." Then the Prophet (ﷺ) looked at the boy and noticed evident resemblance between him and `Utba, so he said, "He (the toy) is for you, O 'Abu bin Zam`a, for the boy is for the owner of the bed, and the stone is for the adulterer. Screen yourself before the boy, O Sauda bint Zam`a." `Aisha added: Since then he had never seen Sauda

Sahîh-i Buhârî No. 6767 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ ـ هُوَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ ـ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ أَبِيهِ، وَهْوَ يَعْلَمُ أَنَّهُ غَيْرُ أَبِيهِ، فَالْجَنَّةُ عَلَيْهِ حَرَامٌ ‏"‏‏.‏ فَذَكَرْتُهُ لأَبِي بَكْرَةَ فَقَالَ وَأَنَا سَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ، وَوَعَاهُ، قَلْبِي مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Sa'd şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Her kim babasından başkasının -onun kendi babası olmadığını bile bile- çocuğu olduğunu iddia ederse, bu kişiye cennet haramdır" dediğini işittim

Narrated Sa`d:I heard the Prophet (ﷺ) saying, "Whoever claims to be the son of a person other than his father, and he knows that person is not his father, then Paradise will be forbidden for him." I mentioned that to Abu Bakra, and he said, "My ears heard that and my heart memorized it from Allah's Messenger (ﷺ)

Sahîh-i Buhârî No. 6768 Sahih

حَدَّثَنَا أَصْبَغُ بْنُ الْفَرَجِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عِرَاكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَرْغَبُوا عَنْ آبَائِكُمْ، فَمَنْ رَغِبَ عَنْ أَبِيهِ فَهُوَ كُفْرٌ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sakın babalarınızdan yüz çevirip uzaklaşmayınız! Her kim babasından yüz çevirip onu terk ederse nankörlük etmiş olur" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buharl'nin bu başlıktan maksadı, daha önceki başlıkta açıkça belirtildiği üzere babasından başkasının çocuğu olduğunu iddia edenin günahını vurgulamaktır. Ya da bu başlığın "günah" kelimesine yer verilmeksizin mutlak olarak söylenmesi, içerisinde nankörlük ve cennetin haram olması gibi kelimeler dolayısıyla tehdit bulunmasından dolayıdır. Dolayısıyla bu mana, hadisi açıklamaya çalışan kimselerin düşünce ve görüşlerine bırakılmıştır. Müslim'de, Hüşeym'in Halid el-Hazza' dan naklettiği bir rivayet şöyledir: "Ziyad'ın nesebi kabul edilince, Ebu Bekre ile karşılaştım. Ona "Bu yaptığınız nedir? Ben Sa'd b. Ebu Vakkas' i her kim babasından başkasının -onun kendi babası olmadığını bile bile- çocuğu olduğunu iddia ederse bu kişiye cennet haramdır"(Müslim, İman) derken işittim. Ebu Bekre şöyle demiştir: Ben de bu hadisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden duydum. Burada adı geçen Ziyad, Ziyad b. Sümeyye'dir ki Sümeyye annesi olup, el-Haris b. Kelede'nin cariyesi idi. Haris onu azadlısı Ubeyd'le evlendirmişti. Bu cariye Ziyad'ı Ubeyd'in döşeğinde dünyaya getirdi. Onlar o vakitler Taif'te bulunuyorlardı ve Taifliler henüz Müslüman olmamışlardı. Hz. Ömer'in halifelik döneminde Ebu Süfyan b. Harb, Ömer'in yanında Ziyad'ın konuşmasını işitti. Ziyad çok belagatlı idi. Muaviye onu beğendi ve şöyle dedi: "Ben onun annesinden dolayı durumunu biliyorum. İstesem adını söylerdim, fakat Ömer' den korkuyorum." Muaviye halifeliğe gelince, Ziyad Hz. Ali tarafından Fars diyarına tayin edilmiş bulunuyordu. Muaviye onunla iyi geçinmek istedi ve onda Ebu Süfyan'ın nesebini alma isteğini uyandırdı. Ziyad buna boyun eğdi ve bu konuda birtakım talihsizlikler ve terslikler meydana geldi. Sonunda Muaviye onun babasının oğlu olduğunu iddia etti ve kendisini önce Basra, sonra Kufe'ye vali tayin etti ve ona değer verdi. Ziyad meşhur yaşantısına ve siyasetine devam etti. Sahabe ve tabiundan birçok kişi Muaviye'nin bu yaptığına "Çocuk kimin yatağında dünyaya gelmişse onundur" hadisini delil göstererek tepki gösterdi. Biraz önce bu konuda bir şeyler söylemiştik. Ebu Osman'ın tepkisini açığa vurmak için Ebu Bekre'yi seçmesi, Ziyad'ınonun ana bir erkek kardeşi olmasından dolayıdır. Ebu Bekre'nin, Ziyad'la yaşadığı bir olay vardır ki buna daha önce Şehadat bölümünde işaret edilmişti. Bu hadis Huneyn gazvesinden söz edilirken geçmişti. "Sakın babalarınızdan yüz çevirip uzaklaşmayınız!" hadisindeki "......" cümlesi, Küşmihenl' de "......." şeklinde yer almaktadır. Bazı hadis şarihleri şöyle demişlerdir: Burada "küfür" kelimesine yer verilmesi, o kişinin Allahu Teala'a iftira atar duruma düşmesindendir. Çünkü o adeta "Allah beni filancanın sperminden yarattı" demiş olmaktadır. Oysa gerçek böyle değildir. Çünkü onu Allahu Teala bir başka babadan yaratmıştır. Yakında geçen "Bir topluluğun kız kardeşinin oğlu da onlardandır" ve "Bir topluluğun azadlı köleSi, kendilerindendir" hadislerinin genelliği üzere olmadığı bu hadise dayanılarak ifade edilmiştir. Zira hadisler genelliği üzere olsaydı, bir kimsenin mesela dayısının oğlu olduğunu söylemesi caiz olurdu. O iki hadis genelliği üzere olsaydı, o zaman bunu yapan kimseye yönelik şiddetli tehdit içeren başlıktaki hadisle çelişirdi. Buradan o hadisin kapsamının dar olduğu (haas) anlaşılmaktadır. Bundan maksat kız kardeş çocuğunun şefkat, iyilik, yardımlaşma ve benzeri konularda onlardan olduğudur

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Do not deny your fathers (i.e. claim to be the sons of persons other than your fathers), and whoever denies his father, is charged with disbelief

Sahîh-i Buhârî No. 6769 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كَانَتِ امْرَأَتَانِ مَعَهُمَا ابْنَاهُمَا، جَاءَ الذِّئْبُ فَذَهَبَ بِابْنِ إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ لِصَاحِبَتِهَا إِنَّمَا ذَهَبَ بِابْنِكِ‏.‏ وَقَالَتِ الأُخْرَى إِنَّمَا ذَهَبَ بِابْنِكِ‏.‏ فَتَحَاكَمَتَا إِلَى دَاوُدَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ فَقَضَى بِهِ لِلْكُبْرَى، فَخَرَجَتَا عَلَى سُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُدَ ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ فَأَخْبَرَتَاهُ فَقَالَ ائْتُونِي بِالسِّكِّينِ أَشُقُّهُ بَيْنَهُمَا‏.‏ فَقَالَتِ الصُّغْرَى لاَ تَفْعَلْ يَرْحَمُكَ اللَّهُ‏.‏ هُوَ ابْنُهَا‏.‏ فَقَضَى بِهِ لِلصُّغْرَى ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاللَّهِ إِنْ سَمِعْتُ بِالسِّكِّينِ قَطُّ إِلاَّ يَوْمَئِذٍ، وَمَا كُنَّا نَقُولُ إِلاَّ الْمُدْيَةَ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "İki kadın ve kadınların beraberinde iki oğlan çocukları vardı. Bir kurt geldi ve bunlardan birisinin oğlunu kapıp götürdü. Bunun üzerine kadın diğer kadına "Kurt senin çocuğunu götürdü" dedi. Diğeri de "Hayır, kurt senin çocuğunu götürdü" dedi. Nihayet bu iki kadın davalarını Hz. Dauud Nebie arzettiler. O da aralarında büyük kadının lehine hükmetti. Bu iki kadın çıkıp Davud'un oğlu Süleyman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gittiler ve davalarına yeniden baktırmak için meseleyi ona haber verdiler. Süleyman Nebi a.s.: "Bana bir bıçak getirin, çocuğu iki kadın arasında yarıp paylaştırayım" dedi. Bunun üzerine küçük kadın 'Aman öyle yapma! Allah sana merhamet etsin! Çocuk bu kadının oğludur" deyince, Süleyman da çocuğun küçük kadına ait olduğuna hükmetti. Ebu Hureyre "VAllahi ben o güne kadar 'sikkiyn' kelimesini asla duymamıştım. Ancak o gün işittim. Bizler sadece "müdye" kelimesini kullanırdık" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari, her biri bir oğlana sahip olup, bunlardan birini kurt kapınca, onun hangisi olduğu yolunda ihtilaf eden, sonra anlaşmazlıklarını Davud Nebi s.a.v.'e arz edip, ardından Süleyman Nebi s.a.v.'in hüküm verdiği bu iki kadının kıssasına yer vermiştir. Bu hadisin açıklaması Enbiya bölümünde Süleyman'ın aleyhisselam hayatı verilirken genişçe geçmişti. İbn Battal şöyle demiştir: Fıkıh bilginleri, kadının çocuğunun nesebini onu inkar eden kocasına veremeyeceği noktasında görüş birliği etmişlerdir. Kadın bu konuda herhangi bir beyyine getirebilirse bu kabul edilir. Çünkü kadın o erkeğin nikahı altındadır. Buna karşılık evli değilse ve babasının kim olduğu bilinmeyen bir çocuk için "Bu benim oğlumdur" deyip, bu konuda kendisiyle hiç kimse çekişmeye girmezse kadının ifadesine göre hareket edilir. Kadın o çocuğa, çocuk da ona mirasçı olur. Ayrıca o çocuğun ana bir kardeşleri de kendisine mirasçı olur. Ancak İbnü't-Tın, İbn Battal'a itiraz etmiş ve İbnü'l-Kasım'dan bir kadın buluntu çocuğun nesebinin kendine ait olduğunu iddia ettiğinde, sözünün kabuledilemeyeceğine dair bir görüş nakletmiştir. Nesai, es-Sünenü'l-Kübra'da bu hadisten çok nefis sonuçlar çıkarmış ve şöyle bir başlık atmıştır: "Hakimin kendisi gibi veya kendisinden daha yüksek mertebede bir başkasının verdiği hükmü -durum bunu gerektirdiğinde- bozması

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "There were two women with whom there were their two sons. A wolf came and took away the son of one of them. That lady said to her companion, 'The wolf has taken your son.' The other said, 'But it has taken your son.' So both of them sought the judgment of (the Prophet) David who judged that the boy should be given to the older lady. Then both of them went to (the Prophet) Solomon, son of David and informed him of the case. Solomon said, 'Give me a knife so that I may cut the child into two portions and give one half to each of you.' The younger lady said, 'Do not do so; may Allah bless you ! He is her child.' On that, he gave the child to the younger lady." Abu Huraira added: By Allah! I had never heard the word 'Sakkin' as meaning knife, except on that day, for we used to call it "Mudya

Sahîh-i Buhârî No. 6770 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَلَىَّ مَسْرُورًا تَبْرُقُ أَسَارِيرُ وَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ أَلَمْ تَرَىْ أَنَّ مُجَزِّزًا نَظَرَ آنِفًا إِلَى زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، فَقَالَ إِنَّ هَذِهِ الأَقْدَامَ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sevinmiş olarak ve yüz çizgileri parlar bir halde yanıma geldi ve bana şöyle dedi: "Görmedin mi biraz önce (kaif) Mücezziz, Zeyd b. Harise ile Usame b. Zeyd'e baktı da 'muhakkak bu ayaklar birbirinden olmadır' dedi." :

Narrated `Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) once entered upon me in a very happy mood, with his features glittering with joy, and said, "O `Aisha! won't you see that Mujazziz (a Qa'if) looked just now at Zaid bin Haritha and Usama bin Zaid and said, 'These feet (of Usama and his father) belong to each other." (See Hadith No. 755, Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 6771 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ وَهْوَ مَسْرُورٌ فَقَالَ ‏ "‏ يَا عَائِشَةُ أَلَمْ تَرَىْ أَنَّ مُجَزِّزًا الْمُدْلِجِيَّ دَخَلَ فَرَأَى أُسَامَةَ وَزَيْدًا وَعَلَيْهِمَا قَطِيفَةٌ، قَدْ غَطَّيَا رُءُوسَهُمَا وَبَدَتْ أَقْدَامُهُمَا، فَقَالَ إِنَّ هَذِهِ الأَقْدَامَ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha şöyle demiştir: Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sevinçli olarak adama girdi ve şöyle buyurdu: "Ya Aişe! Görmedin mi? (kaif) Müdlic kabilesinden olan Mücezziz yanıma geldi de Usame ile oğlu Zeyd'i gördü. Onların üzerinde bir kadife vardı. Kadife ile başlarını örtmüşlerdi de ayaklan açıkta idi. Mücezziz 'şüphe yok ki bu ayaklar birbirinden olmadır' dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kaif", benzerliği anlayan ve izleri birbirinden ayıran kimsedir. Ona kaif denmesi birtakım belirtileri ve izleri araştırmasındandır. Kelime "el-kafi" kelimesinden çevrilmiş gibidir. Müslim'de, Ma'mer ve İbn Cüreye'in nakillerine göre Zühri "Müeezziz kaifti" demişti. Müeezziz'in künyesi İbnü'l-A'ver b. Ca'de el-Müdlici olup, Müdlie b. Murre b. Abd Menaf b. Kinane'ye mensuptur. Kaifler, Kinane ve Esed oğullarına mensuptu. Araplar onların bu mesleklerini kabul ediyorlardı. Sahih olan görüşe göre kaiflik sadece onlara mahsus değildi. Hadiste geçen "l4'{rl2;" cümlesi, az önce veya çok kısa bir zaman önce baktı demektir. Hadisten çıkan sonuçlar: 1. Yüzü örtülü bir kadının aleyhine şahitlik etmek caizdir ve yüzünü görmeksizin onu tanımış olmak yeterlidir. 2.Bir erkek aynı örtü altında oğluyla birlikte yatabilir. 3. Şaibe olmadığı takdirde şahitliğine başvurulmadan önce bir kimsenin şahitliği kabul edilebilir. 4. Bir hakimin heva ve heves sözkonusu olmaksızın davalı veya davacı lehine gerçeğin ortaya çıkmış olmasından dolayı sevinmesi caizdir. (Bir uyan:) Bu hadisin Feraiz kitabına alınması kaifin görüşüne itibar yoktur iddiasında bulunanlara bir red içindir. Çünkü kaifin görüşüne itibar edip, gereğine göre amel eden kimse, nesep verilen çocukla, nesebine katılan baba arasında miras cereyan edeceğini kabul etmek zorundadır

Narrated `Aisha:Once Allah's Messenger (ﷺ) entered upon me and he was in a very happy mood and said, "O `Aisha: Don't you know that Mujazziz Al-Mudliji entered and saw Usama and Zaid with a velvet covering on them and their heads were covered while their feet were uncovered. He said, 'These feet belong to each other

Sahîh-i Müslim No. 4140 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ، حُسَيْنٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَرِثُ الْمُسْلِمُ الْكَافِرَ وَلاَ يَرِثُ الْكَافِرُ الْمُسْلِمَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ishâk b. İbrâhîm rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Yahya (Bize haber verdi) tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize ibni Uyeyne, Zührî'den, o da Aliy b. Hüseyn'den, o da Amr b. Osman'dan, o da Usâme b. Zeyd'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Müslüman kâfire; kâfir de müslüman'a mirasçı olamaz.» buyurmuş, dediler

Usama b. Zaid reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:A Muslim is not entitled to inherit from a non-Muslim, and a non-Muslim is not entitled to inherit from a Muslim

Sahîh-i Müslim No. 4141 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، - وَهُوَ النَّرْسِيُّ - حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلْحِقُوا الْفَرَائِضَ بِأَهْلِهَا فَمَا بَقِيَ فَهُوَ لأَوْلَى رَجُلٍ ذَكَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdülâ'lâ b. Hammâd —ki Nevsî'dir— rivayet etti. (Dediki): Bize Vüheyb, İbni Tâvûs'dan, o da babasından, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mîrâs hisselerini ehillerine verin! Kalanı en yakın erkeğindir.»buyurdular

Ibn Abbas (Allah be pleased with them) reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:Give the shares to those who are entitled to them, and what remains over goes to the nearest male heir

Sahîh-i Müslim No. 4142 Sahih

حَدَّثَنَا أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامَ الْعَيْشِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَلْحِقُوا الْفَرَائِضَ بِأَهْلِهَا فَمَا تَرَكَتِ الْفَرَائِضُ فَلأَوْلَى رَجُلٍ ذَكَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ümeyye b. Bistâm el-Ayşî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Kaasim, Abdullah b. Tâvûs'dan, o da babasından, o da İbni Abbâs'dan, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayette bulundu: «Mîrâs hisselerini ehillerine verin, bu hisselerden artan erkek kişinindir.» buyurmuşlar

Ibn 'Abbas (Allah be pleased with them) reported Allah's Messenger (ﷺ) as saying:Give the shares to those who are entitled to them, and what is left from those wno are entitled to it goes to the nearest male heir

Sahîh-i Müslim No. 4143 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ رَافِعٍ - قَالَ إِسْحَاقُ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اقْسِمُوا الْمَالَ بَيْنَ أَهْلِ الْفَرَائِضِ عَلَى كِتَابِ اللَّهِ فَمَا تَرَكَتِ الْفَرَائِضُ فَلأَوْلَى رَجُلٍ ذَكَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize ishâk b. İbrahim ile Muhamnıed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Lâfız İbni Râfi'uıdir. İshâk: Bize rivayet etti tâbirini kullandı. Ötekiler: Bize Abdürrezzâk haber verdi, dediler. (Demişki): Bize Ma'mer, İbni Tâvûs'dan, o da babasından, o da ibni Abbâs'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Malı ferâız ehli arasında Allah'ın kitabına göre taksim edin; miras hisselerinden artanı en yakın erkek kişinindir.» buyurdular

Tawus reported on the authority of Ibn Abbas (Allah be pleased with them) narrating that Allah's Messenger (ﷺ) said:Distribute the property amongst Ahl al-Fara'id, according to the Book of Allah, and what is left out of them goes to the nearest male heir

Sahîh-i Müslim No. 4144 Sahih

وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ أَبُو كُرَيْبٍ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ يَحْيَى، بْنِ أَيُّوبَ عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ نَحْوَ حَدِيثِ وُهَيْبٍ وَرَوْحِ بْنِ الْقَاسِمِ ‏.‏

{…} Bana bu hadîsi Muhammed b. Ala' Ebû Kureyb El-Hemdâni de rivayet etti. (Dediki): Bize Zeyd b. Hubâb, Yahya b. Eyyûb'dan, o da ibni Tâvûs'dan bu isnâdla Vüheyb ve Ravh b. Kaasim'in hadîsleri gibi rivayette bulundu

There is another chain of Tawus reporting like the reports that were mentioned before the previous hadith chain through Tawus (the chains of Wuhaib and Rowh bin Qasim)

Sahîh-i Müslim No. 4145 Sahih

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بُكَيْرٍ النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ، الْمُنْكَدِرِ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ مَرِضْتُ فَأَتَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ يَعُودَانِي مَاشِيَيْنِ فَأُغْمِيَ عَلَىَّ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ صَبَّ عَلَىَّ مِنْ وَضُوئِهِ فَأَفَقْتُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَقْضِي فِي مَالِي فَلَمْ يَرُدَّ عَلَىَّ شَيْئًا حَتَّى نَزَلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ ‏{‏ يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلاَلَةِ‏}‏

Bize Amr b. Muhammed b. Bükeyr En-Nâkıd rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Muhammed b. Münkedir'den naklen rivayette bulundu. O da Câbir b. Abdillâh'ı şunları söylerken işitmiş: Hastalandım da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekir'le birlikte yaya olarak beni dolaşmaya geldiler. Derken bayıldım. Bunun üzerine abdest aldı; sonra abdest suyundan üzerime döktü; ben de ayılarak: Yâ Resûlâllah, malım hususunda nasıl hüküm vereyim? dedim» fakat bana bir cevap vermedi. Nihayet mîrâs âyeti (olan) : [Senden fetva istiyorlar. Deki: "Allah size kelâle (babasız ve çocuksuz kimse) nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor:] (Nisa 176) nazm-ı celîli indi

Jabir b. 'Abdullah (Allah be pleased with them) reported:I fell sick and there came to me on foot Allah's Messenger (ﷺ) and Abu Bakr for inquiring after my health. I fainted. He (the Holy Prophet) performed ablution and then sprinkled over me the water of his ablution. I felt some relief and said: Allah's Messenger, how should I decide about my property? He said nothing to me in response until this verse pertaining to the law of inheritance was revealed:" They ask you for a decision; say: Allah gives you a decision concerning the person who has neither parents nor children" (iv)

Sahîh-i Müslim No. 4146 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ عَادَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ فِي بَنِي سَلَمَةَ يَمْشِيَانِ فَوَجَدَنِي لاَ أَعْقِلُ فَدَعَا بِمَاءٍ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ رَشَّ عَلَىَّ مِنْهُ فَأَفَقْتُ فَقُلْتُ كَيْفَ أَصْنَعُ فِي مَالِي يَا رَسُولَ اللَّهِ فَنَزَلَتْ ‏{‏يُوصِيكُمُ اللَّهُ فِي أَوْلاَدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنْثَيَيْنِ‏}‏

Bana Muhammed b. Hatim b. Meymun rivayet etti. (Dediki) Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana İbni Münkedir, Câbir b. Abdillâh'dan naklen haber verdi. Câbir söyle demiş: Ben! Seleme (kabilesin) de (rahatsız bulunduğumda) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekir'le birlikte yaya olarak beni dolaşmaya geldiler. Beni aklımı kaybetmiş halde buldu. Bunun üzerine su isteyerek abdest aldı. Sonra o su'dan üzerime serpti. Ben de ayıldım ve: Malım hususunda ne yapayım yâ Resûlâllah? dedim. Bunun üzerine: «Allah size çocuklarınız hakkında erkeğe iki kadın hissesi tavsiye ediyor.» [Nisa 176] âyet-i kerîmesi indi

Jabir b. 'Abdullah (Allah be pleased with him) reported:Allah's Apostle (ﷺ) and Abi Bakr (Allah be pleased with him) visited me on foot in Banu Salama, and found me unconscious. He (the Holy Prophet) called for water and performed ablution and sprinkled out of it (the water) over me. I felt relieved. I said: Allah's Messenger, what should I do with my property? And this verse was revealed:" Allah enjoins you concerning your children: for the male is equal of the portion of two females

Sahîh-i Müslim No. 4147 Sahih

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ مَهْدِيٍّ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ عَادَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مَرِيضٌ وَمَعَهُ أَبُو بَكْرٍ مَاشِيَيْنِ فَوَجَدَنِي قَدْ أُغْمِيَ عَلَىَّ فَتَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَبَّ عَلَىَّ مِنْ وَضُوئِهِ فَأَفَقْتُ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَصْنَعُ فِي مَالِي فَلَمْ يَرُدَّ عَلَىَّ شَيْئًا حَتَّى نَزَلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ ‏.‏

Bize Ubeydullah b, Ömer El-Kavârîri rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman yâni İbni Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki): Muhammed b. Münkedir'i şunları söylerken işittim: Ben Câbir b. Abdillâh'ı şöyle derken işittim : Ben basta iken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni dolaşmaya geldi. Beraberinde Ebû Bekir vardı; ikisi de yürüyerek geldiler. Beni baygın halde tuldü. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) abdest aldı. Sonra abdest suyundan benim üzerime döktü; ben de ayıldım. Bir de baktım karşımda Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hemen : Yâ Resûlâllah! Malım hususunda ne yapayım? dedim. Bana hiç bir cevap vermedi. Nihayet miras âyeti indi

Jabir b. 'Abdullah (Allah be pleased with them) reported:While I had been ill Allah's Messenger (ﷺ) visited me and Abu akr (Allah be pleased with him) was with him, and they both came walking on foot. He (the Holy Prophet) found me unconscious. Allahs Messenger (ﷺ) performed ablution and then sprinkled over me the water of his ablution. I felt relieved regained my consciousness) and found Allah's Messenger (ﷺ) there. I said: Allah's Messenger, what should I do with my property? He gave me no reply until the verse (iv. 177) relating to the law of inheritance was revealed

Sahîh-i Müslim No. 4148 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مَرِيضٌ لاَ أَعْقِلُ فَتَوَضَّأَ فَصَبُّوا عَلَىَّ مِنْ وَضُوئِهِ فَعَقَلْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا يَرِثُنِي كَلاَلَةٌ ‏.‏ فَنَزَلَتْ آيَةُ الْمِيرَاثِ ‏.‏ فَقُلْتُ لِمُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ ‏{‏ يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلاَلَةِ‏}‏ قَالَ هَكَذَا أُنْزِلَتْ

Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bana Muhammed b. Münkedir haber verdi. (Dediki): Câbir b. Abdillâh'ı şunları söylerken işittim : Ben aklım başımdan gitmiş hasta bir halde iken yanıma Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) girdi; ve abdest aldı. Müteakiben üzerime onun abdest suyundan döktüler de, aklım başıma geldi ve: Yâ Resûiâllah bana ancak kelâle mirasçı oluyor, dedim. Bunun üzerine mîrâs âyeti indi. (Râvi diyor ki:) Muhammed b. Münkedir'e: «Senden fetva istiyorlar. De ki, size Kelâle hakkında Allah fetva veriyor.» [Nisa 176] âyeti değil mi? dedim. (Evet), böyle indirildi, cevabını verdi

Jabir b. Abdullah (Allah be pleased with him) reported:Whilo I was ill Allah's Messenger (ﷺ) came to me and found me unconscious. He (the Holy Prophet) performed ablution, and sprinkled over me the water of his ablution. I regained my consciousness and said: Allah's Messenger, my case of inheritance is that of Kalala. Then the verse pertaining to the inheritance ( of Kalala) was revealed. I (one of the narrators) said: I said to Muhammad b. Munkadir: (Do you mean this verse)" They ask you; say: Allah gives you decision in regard to Kalala" (iv. 177)? He said: Yes, it was thus revealed

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya