365 hadis bulundu · sayfa 2/19
وَقَالَ إِسْمَاعِيلُ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ،، لاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ {لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ} جَاءَ أَبُو طَلْحَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَقُولُ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى فِي كِتَابِهِ {لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ} وَإِنَّ أَحَبَّ أَمْوَالِي إِلَىَّ بِيرُحَاءَ ـ قَالَ وَكَانَتْ حَدِيقَةً كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُهَا وَيَسْتَظِلُّ بِهَا وَيَشْرَبُ مِنْ مَائِهَا ـ فَهِيَ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَإِلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم أَرْجُو بِرَّهُ وَذُخْرَهُ، فَضَعْهَا أَىْ رَسُولَ اللَّهِ حَيْثُ أَرَاكَ اللَّهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بَخْ يَا أَبَا طَلْحَةَ، ذَلِكَ مَالٌ رَابِحٌ، قَبِلْنَاهُ مِنْكَ وَرَدَدْنَاهُ عَلَيْكَ، فَاجْعَلْهُ فِي الأَقْرَبِينَ ". فَتَصَدَّقَ بِهِ أَبُو طَلْحَةَ عَلَى ذَوِي رَحِمِهِ، قَالَ وَكَانَ مِنْهُمْ أُبَىٌّ وَحَسَّانُ، قَالَ وَبَاعَ حَسَّانُ حِصَّتَهُ مِنْهُ مِنْ مُعَاوِيَةَ، فَقِيلَ لَهُ تَبِيعُ صَدَقَةَ أَبِي طَلْحَةَ فَقَالَ أَلاَ أَبِيعُ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ بِصَاعٍ مِنْ دَرَاهِمَ قَالَ وَكَانَتْ تِلْكَ الْحَدِيقَةُ فِي مَوْضِعِ قَصْرِ بَنِي حُدَيْلَةَ الَّذِي بَنَاهُ مُعَاوِيَةُ.
Enes r.a.'den nakledilmiştir: "Sevdiklerinizden infak etmediğiniz sürece iyiliğe eremezsiniz" [Al-i İmran 92] ayeti inince Ebu Talha, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Allah (C.C.) Kitabı'nda "Sevdiklerinizden infak etmediğiniz sürece iyiliğe eremezsiniz" buyuruyor. Benim de en sevdiğim malım Beyruha'dır. -Burası Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Sellem girip gölgelendiği ve suyundan içtiği bir bahçeydi- İşte burası Allah ve Resulü'ne aittir. Ben burasının iyiliğini ve bereketini umuyorum. Ey Allah'ın Resulül Sen arasını Allah'ın sana gösterdiği herhangi bir amaç için kullanıver" dedi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Aferin Ebu Talha. Bu, kazançlı bir mal; senden kabul ettik ve sana iade ettik. Sen onu yakınlarına tahsis et" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Talha orasını yakınlarına sadaka etti. Ubeyy ve Hassan da sadaka ettikleri arasındaydı. Hassan oradaki payını Muaviye'ye sattı. Ona "Ebu Talha'nın sadakasını satıyor musun?" dediler. Bunun üzerine Hassan "Bir ölçek hurmayı bir ölçek dirhem karşılığında satmayayım mı?" dedi. Enes diyor ki: "O bahçe, Muaviye'nin yaptırdığı Hudeyleoğulları köşkünün bulunduğu yerdeydi
Narrated Anas (ra):When the Holy Verse: 'By no means shall you attain Al-Birr (piety, righteousness, it means here Allah's Reward i.e., Paradise), unless you spend of that which you love..', (V 3:92) was revealed, Abu Talha went to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "O Allah's Messenger ! Allah, the Blessed, the Superior stated in His book: 'By no means shall you attain Birr, unless you spend of that which you love....' (V 3:92) and the most beloved property to me is Bairuha' (which was a garden where Allah's Messenger (ﷺ) used to go to sit in its shade and drink from its water). I give it to Allah and His Messenger (ﷺ) hoping for Allah's Reward in the Hereafter. So, O Allah's Messenger! Use it as Allah orders you to use it." Allah's Messenger (ﷺ) said, "Bravo! O Abu Talha, it is fruitful property. We have accepted it from you and now we return it to you. Distribute it amongst your relatives." So, Abu Talha distributed it amongst his relatives, amongst whom were Ubai and Hassan. When Hassan sold his share of that garden to Mu'awiyya, he was asked, "How do you sell Abu Talha's Sadaqa?" He replied, "Why should not I sell a Sa' of date for Sa' of money?" The garden was situated on the courtyard of the palace of Bani Hudailah built by Mu'awiya
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفَضْلِ أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ إِنَّ نَاسًا يَزْعُمُونَ أَنَّ هَذِهِ الآيَةَ نُسِخَتْ، وَلاَ وَاللَّهِ مَا نُسِخَتْ، وَلَكِنَّهَا مِمَّا تَهَاوَنَ النَّاسُ، هُمَا وَالِيَانِ وَالٍ يَرِثُ، وَذَاكَ الَّذِي يَرْزُقُ، وَوَالٍ لاَ يَرِثُ، فَذَاكَ الَّذِي يَقُولُ بِالْمَعْرُوفِ، يَقُولُ لاَ أَمْلِكُ لَكَ أَنْ أُعْطِيَكَ.
İbn Abbas'ın şöyle dediği nakledilir: "Bazı insanlar bu ayetin neshedildiğini iddia ediyorlar. Hayır, Allah'a yemin ederim ki neshedilmedi. Fakat bu, insanların gevşek davrandıkları konulardandır. İki yakın vardır. Biri mirasçı olur. Kendisine pay verilir. Diğeri de mirasçı olmaz, kendisine mirastan sadaka verilir. Kendisine miras verilmeyene güzel söz söylenir (gönlü alınır). Mirasçı ona "Sana mirastan vermeye yetkim yoktur" der.
Narrated Ibn `Abbas:Some people claim that the order in the above Verse is cancelled, by Allah, it is not cancelled, but the people have stopped acting on it. There are two kinds of guardians (who are in charge of the inheritance): One is that who inherits; such a person should give (of what he inherits to the relatives, the orphans and the needy, etc.), the other is that who does not inherit (e.g. the guardian of the orphans): such a person should speak kindly and say (to those who are present at the time of distribution), "I can not give it to you (as the wealth belongs to the orphans)
Tekrar: 4576 باب: ما يستحب لمن يتوفى فجأة أن يتصدقوا عنه، وقضاء النذور عن الميت. 19. ANSIZIN ÖLEN KİŞİ ADINA SADAKA VERİLMESİ VE ÖLENİN ADAKLARININ ÖDENMESİ MÜSTEHAPTIR
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ رَجُلاً، قَالَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ أُمِّي افْتُلِتَتْ نَفْسَهَا، وَأُرَاهَا لَوْ تَكَلَّمَتْ تَصَدَّقَتْ، أَفَأَتَصَدَّقُ عَنْهَا قَالَ " نَعَمْ، تَصَدَّقْ عَنْهَا ".
Aişe r.anha'dan nakledilmiştir: Birisi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Annem ansızın ölüverdi. Sanırım konuşabilse (malının bir kısmını) sadaka olarak verirdi. Onun adına sadaka vereyim mi?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet. Onun adına sadaka ver" buyurdu
Narrated `Aisha:A man said to the Prophet, "My mother died suddenly, and I think that if she could speak, she would have given in charity. May I give in charity on her behalf?" He said, "Yes! Give in charity on her behalf
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ ـ رضى الله عنه ـ اسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ أُمِّي مَاتَتْ وَعَلَيْهَا نَذْرٌ. فَقَالَ " اقْضِهِ عَنْهَا ".
İbn Abbas r.a.'dan nakledilmiştir: Sad İbn Ubade Allah Resulü'ne danışarak "Annem adak borcu varken öldü" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onun adına öde" buyurdu. Tekrar 6698, 6959 Bu hadisten şu sonuçlar çıkarılabilir: 1- Ölen adına sadaka vermek caizdir. 2- Sadakanın sevabı ona ulaşır ve bunun faydasını görür. Özellikle ölenin çocuğu tarafından yapıldığında böyledir. Bu, "Kişiye kendi yaptığından başkasının yararı yoktur" [Necm 39] ayetinin kapsamını sınırlandırır/tahsis eder. Fıkıh bilginlerinin geneline göre onun adına köle azat etmek de sadaka gibidir. Malikı mezhebindeki meşhur görüş ise böyle değildir. Hac ve oruç gibi, sadaka dışındaki ibadetlerde ise görüş ayrılığı vardır. Bu görüş ayrılıklarından bir kısmı "Oruç" bölümünde geçmiştir. 3- Bu hadis, vasiyet etmemenin caiz olduğunu da gösterir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vasiyet etmediği için Sa'd'ın annesini kınamamıştır. Bu görüşü İbnü'l-Münzir savunur. Ancak bu sözü "Hz. Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun bu yaptığını kınaması, ölümünden dolayı imkansız olmuş ve yükümlülüğü kalkmıştır" denerek eleştirilmiştir. Bu eleştiriye şu cevap verilebilir: Hz. Nebi (s.a.v.) başkalarının ders alması için bunu yadırgadığını ifade edebilirdi. Onaylaması bunun caiz olduğunu gösterir. 4- Yine bu hadis, sahabenin dinı konularda Hz. Nebi'e danıştıklarını gösterir. 5- Kişinin kanaatine/zann-ı galibine göre hareket etmesinin caiz olduğunu gösterir. 6- Kişinin annesi hayattayken cihada katılmasının meşru olduğunu gösterir. Ancak bu, annesinden izin almış olduğu şeklinde yorumlanır. 7 - Birisi adına bir şey yapmayı/üstlenmeyi istemenin caiz olduğu anlaşılır. 8- Anne babaya iyilik etmek için gayret etmek gerekir. 9- Bazen sadakayı açıktan vermek gizli vermekten daha iyi olabilir ve bu, samimilik kesin olarak bilindiği zaman olur. 10- Hakim, mahkeme salonu dışında şahitliği yüklenebilir. Bu sonuçların çoğunu Ebu Muhammed İbn Ebu Cemre çıkarmıştır ve bunların bir kısmı tartışmaya açıktır. باب: الإشهاد في الوقف والصدقة . 20. VAKIF VE SADAKADA ŞAHİT TUTMAK
Narrated Ibn `Abbas:Sa`d bin Ubada consulted Allah's Messenger (ﷺ) saying, "My mother died and she had an unfulfilled vow." The Prophet (ﷺ) said, "Fulfill it on her behalf
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي يَعْلَى، أَنَّهُ سَمِعَ عِكْرِمَةَ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ يَقُولُ أَنْبَأَنَا ابْنُ عَبَّاسٍ، أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ ـ رضى الله عنهم ـ أَخَا بَنِي سَاعِدَةَ تُوُفِّيَتْ أُمُّهُ وَهْوَ غَائِبٌ، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أُمِّي تُوُفِّيَتْ وَأَنَا غَائِبٌ عَنْهَا، فَهَلْ يَنْفَعُهَا شَىْءٌ إِنْ تَصَدَّقْتُ بِهِ عَنْهَا قَالَ " نَعَمْ ". قَالَ فَإِنِّي أُشْهِدُكَ أَنَّ حَائِطِي الْمِخْرَافَ صَدَقَةٌ عَلَيْهَا.
İbn Abbas r.a.'dan nakledilmiştir: Saide oğullarının kardeşi Sad İbn Ubade'nin annesi, kendisi yanında değilken vefat etmişti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek "Ey Allah'ın Resulü! Annem ben yanında değilken vefat etmiş. Onun adına sadaka versem ona yararı olur mu?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet" buyurdu. Bunun üzerine Sa'd "O halde ben seni şahit tutuyorum ki meyveli bahçem onun adına sadakadır dedi
Narrated Ibn `Abbas:That the mother of Sa`d bin Ubada the brother of Bani Saida died in Sa`d's absence, so he came to the Prophet saying, "O Allah's Messenger (ﷺ)! My mother died in my absence, will it benefit her if I give in charity on her behalf?" The Prophet (ﷺ) said, "Yes." Sa`d said, "I take you as my witness that I give my garden Al-Makhraf in charity on her behalf
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ كَانَ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها – {وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ} قَالَتْ هِيَ الْيَتِيمَةُ فِي حَجْرِ وَلِيِّهَا، فَيَرْغَبُ فِي جَمَالِهَا وَمَالِهَا، وَيُرِيدُ أَنْ يَتَزَوَّجَهَا بِأَدْنَى مِنْ سُنَّةِ نِسَائِهَا، فَنُهُوا عَنْ نِكَاحِهِنَّ، إِلاَّ أَنْ يُقْسِطُوا لَهُنَّ فِي إِكْمَالِ الصَّدَاقِ، وَأُمِرُوا بِنِكَاحِ مَنْ سِوَاهُنَّ مِنَ النِّسَاءِ قَالَتْ عَائِشَةُ ثُمَّ اسْتَفْتَى النَّاسُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَاءِ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ} قَالَتْ فَبَيَّنَ اللَّهُ فِي هَذِهِ أَنَّ الْيَتِيمَةَ إِذَا كَانَتْ ذَاتَ جَمَالٍ وَمَالٍ رَغِبُوا فِي نِكَاحِهَا، وَلَمْ يُلْحِقُوهَا بِسُنَّتِهَا بِإِكْمَالِ الصَّدَاقِ، فَإِذَا كَانَتْ مَرْغُوبَةً عَنْهَا فِي قِلَّةِ الْمَالِ وَالْجَمَالِ تَرَكُوهَا وَالْتَمَسُوا غَيْرَهَا مِنَ النِّسَاءِ، قَالَ فَكَمَا يَتْرُكُونَهَا حِينَ يَرْغَبُونَ عَنْهَا فَلَيْسَ لَهُمْ أَنْ يَنْكِحُوهَا إِذَا رَغِبُوا فِيهَا إِلاَّ أَنْ يُقْسِطُوا لَهَا الأَوْفَى مِنَ الصَّدَاقِ وَيُعْطُوهَا حَقَّهَا.
Zühri'den nakledilmiştir: Urve İbn Zübeyr şöyle anlatırdı: Aişe'ye "Yetimler hakkında adil olamamaktan korkarsanız beğendiğiniz kadınlarla evleniniz" ayetini sormuştum. Aişe: "Bu, velisinin koruması altında bulunan yetim kızdır. Velisi, güzelliğinden ve malından dolayı onunla evlenmek ister, ancak emsali olan kızların hak ettiği mehirden daha az vermek ister. Bu sebeple veliler, onlara ödeyecekleri mehir konusunda adil olamamaktan korktuklarında onlarla evlenmeleri yasaklanmış ve başka kadınlarla evlenmeleri istenmiştir" dedi ve şöyle devam etti: "Bu ayet indikten sonra insanlar Allah Resulü'nden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) fetva istediler. Bunun üzerine "Senden kadınlar konusunda fetva istiyorlar. De ki: Allah onlar hakkında size fetva veriyor ... " [Nisa 127] ayeti indirildi. Allah bu ayette şunu açıkladı: Yetim kız, güzel ve zengin olduğunda insanlar onunla evlenmek istiyorlar, ancak emsal mehrini vermiyorlar. Malı az olup güzelolmadığında ise onu bırakıp başka kadınlar arıyorlar. Arzulamadıklarında ondan yüz çevirdikleri gibi evlenmek istediklerinde de mehrini tam ödemeden ve hakkını vermeden onunla evlenmeleri caiz değildir." •. Not: Bu hadis "Tefsir" bölümünde ayrıntılı olarak açıklanacaktır:
Narrated Az-Zuhri:`Urwa bin Az-Zubair said that he asked `Aisha about the meaning of the Qur'anic Verse:-- "And if you fear that you will not deal fairly with the orphan girls then marry (other) women of your choice." (4.2-3) Aisha said, "It is about a female orphan under the guardianship of her guardian who is inclined towards her because of her beauty and wealth, and likes to marry her with a Mahr less than what is given to women of her standard. So they (i.e. guardians) were forbidden to marry the orphans unless they paid them a full appropriate Mahr (otherwise) they were ordered to marry other women instead of them. Later on the people asked Allah's Messenger (ﷺ) about it. So Allah revealed the following Verse:-- "They ask your instruction (O Muhammad!) regarding women. Say: Allah instructs you regarding them..." (4.127) and in this Verse Allah indicated that if the orphan girl was beautiful and wealthy, her guardian would have the desire to marry her without giving her an appropriate Mahr equal to what her peers could get, but if she was undesirable for lack of beauty or wealth, then he would not marry her, but seek to marry some other woman instead of her. So, since he did not marry her when he had no inclination towards her, he had not the right to marry her when he had an interest in her, unless he treated her justly by giving her a full Mahr and securing all her rights
حَدَّثَنَا هَارُونُ، حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ، مَوْلَى بَنِي هَاشِمٍ حَدَّثَنَا صَخْرُ بْنُ جُوَيْرِيَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ عُمَرَ، تَصَدَّقَ بِمَالٍ لَهُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ يُقَالُ لَهُ ثَمْغٌ، وَكَانَ نَخْلاً، فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي اسْتَفَدْتُ مَالاً وَهُوَ عِنْدِي نَفِيسٌ فَأَرَدْتُ أَنْ أَتَصَدَّقَ بِهِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَصَدَّقْ بِأَصْلِهِ، لاَ يُبَاعُ وَلاَ يُوهَبُ وَلاَ يُورَثُ، وَلَكِنْ يُنْفَقُ ثَمَرُهُ ". فَتَصَدَّقَ بِهِ عُمَرُ، فَصَدَقَتُهُ ذَلِكَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَفِي الرِّقَابِ وَالْمَسَاكِينِ وَالضَّيْفِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَلِذِي الْقُرْبَى، وَلاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهُ أَنْ يَأْكُلَ مِنْهُ بِالْمَعْرُوفِ، أَوْ يُوكِلَ صَدِيقَهُ غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ بِهِ.
İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer r.a. bir malını Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde sadaka etmişti. Burası Semğ adında bir hurmalıktı. Ömer: "Ey Allah'ın Resulü! Ben çok değer verdiğim bir mal elde ettim ve onu sadaka etmek istiyorum" dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Aslını (çıplak mülkiyetini) sadaka et. Satılmasın, bağışlanmasın, miras bırakılmasın. Yalnızca meyvesi (geliri) infak edilsin" buyurdu. Bunun üzerine Ömer radıyallil.hu anh orayı tasadduk etti. Onun sadakası şöyleydi: "Burası, Allah yolunda, özgürlüğünü kazanmak isteyenlere, fakirlere, konuklara, yolda kalmışlara ve yakınlaradır. Burasını işletenlerin (mütevellinin) ondan adet ölçüsünde yemesinde ve kendine mal etmeksizin arkadaşına yedirmesinde sakınca yoktur
Narrated Ibn `Umar:In the lifetime of Allah's Messenger (ﷺ) , `Umar gave in charity some of his property, a garden of date-palms called Thamgh. `Umar said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I have some property which I prize highly and I want to give it in charity." The Prophet; said, "Give it in charity (i.e. as an endowment) with its land and trees on the condition that the land and trees will neither be sold nor given as a present, nor bequeathed, but the fruits are to be spent in charity." So `Umar gave it in charity, and it was for Allah's Cause, the emancipation of slaves, for the poor, for guests, for travelers, and for kinsmen. The person acting as its administrator could eat from it reasonably and fairly, and could let a friend of his eat from it provided he had no intention of becoming wealthy by its means
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها – {وَمَنْ كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَنْ كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِ}. قَالَتْ أُنْزِلَتْ فِي وَالِي الْيَتِيمِ أَنْ يُصِيبَ مِنْ مَالِهِ إِذَا كَانَ مُحْتَاجًا بِقَدْرِ مَالِهِ بِالْمَعْرُوفِ.
Aişe r.anha'nın "Zengin olan iffetli olsun (istemekten çekinsin); fakir olan örf ölçüsünde yesin" ayeti hakkında "Bu ayet yetimin malından sorumlu olan kişi hakkında indirilmiştir. İhtiyaç içindeyse örf ölçüsünde onun malından yiyebilir" dediği nakledilmiştir.
Narrated `Aisha:The following Verse:-- "If a guardian is well-off, let him claim no remuneration (i.e. wages), but if he is poor, let him have for himself what is just and reasonable." (4.6) was revealed in connection with the guardian of an orphan, and it means that if he is poor he can have for himself (from the orphan's wealth) what is just and reasonable according to the orphan's share of the inheritance
Diğer tahric: Tirmizi Ahkam; Müslim, Vasıyyet
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ الْمَدَنِيِّ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ ". قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَمَا هُنَّ قَالَ " الشِّرْكُ بِاللَّهِ، وَالسِّحْرُ، وَقَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ، وَأَكْلُ الرِّبَا، وَأَكْلُ مَالِ الْيَتِيمِ، وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ، وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ الْغَافِلاَتِ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Helak'a götüren yedi şeyden sakının" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Nedir onlar" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah'a ortak koşmak, büyü yapmak, Allah'ın saygın kıldığı canı haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iman etmiş zina'dan habersiz kadınlara zina iftirası atmak" buyurdu
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Avoid the seven great destructive sins." The people enquired, "O Allah's Messenger (ﷺ)! What are they?" He said, "To join others in worship along with Allah, to practice sorcery, to kill the life which Allah has forbidden except for a just cause, (according to Islamic law), to eat up Riba (usury), to eat up an orphan's wealth, to give back to the enemy and fleeing from the battlefield at the time of fighting, and to accuse, chaste women, who never even think of anything touching chastity and are good believers
وَقَالَ لَنَا سُلَيْمَانُ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ مَا رَدَّ ابْنُ عُمَرَ عَلَى أَحَدٍ وَصِيَّةً. وَكَانَ ابْنُ سِيرِينَ أَحَبَّ الأَشْيَاءِ إِلَيْهِ فِي مَالِ الْيَتِيمِ أَنْ يَجْتَمِعَ إِلَيْهِ نُصَحَاؤُهُ وَأَوْلِيَاؤُهُ فَيَنْظُرُوا الَّذِي هُوَ خَيْرٌ لَهُ. وَكَانَ طَاوُسٌ إِذَا سُئِلَ عَنْ شَىْءٍ مِنْ أَمْرِ الْيَتَامَى قَرَأَ {وَاللَّهُ يَعْلَمُ الْمُفْسِدَ مِنَ الْمُصْلِحِ}. وَقَالَ عَطَاءٌ فِي يَتَامَى الصَّغِيرُ وَالْكَبِيرُ يُنْفِقُ الْوَلِيُّ عَلَى كُلِّ إِنْسَانٍ بِقَدْرِهِ مِنْ حِصَّتِهِ.
Nafi'den nakledilmiştir: İbn Ömer kimsenin vasiyetini geri çevirmedi. İbn Sirin'in yetim'in malı konusunda en sevdiği uygulama, onun iyiliğini düşünenlerle velileri bir araya gelerek onun için daha hayırlı olan şey üzerinde düşünmeleriydi. Tavus'a yetimle ilgili bir soru sorulduğunda "Allah iyilik amacı güden le kötülük amacı güden i pek iyi bilir" ayetini okurdu. Ata, birinin büyük ve küçük yetimleri olduğunda "Veli herkese payı kadar verir" derdi
Nafi' said:"Ibn 'Umar never refused to be appointed as guardian." The most beloved thing to Ibn Sirin concerning an orphan's wealth was that the orphan's advisor and guardians would assemble to decide what is best for him. When Tawus was asked about something concerning an orphan's affairs, he would recite: '...And Allah knows him who means mischief from him who means good...' (V 2:220). 'Ata said concerning some orphans, "The guardian is to provide for the young and the old orphans according to their needs from their shares
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ لَيْسَ لَهُ خَادِمٌ، فَأَخَذَ أَبُو طَلْحَةَ بِيَدِي، فَانْطَلَقَ بِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَنَسًا غُلاَمٌ كَيِّسٌ، فَلْيَخْدُمْكَ. قَالَ فَخَدَمْتُهُ فِي السَّفَرِ وَالْحَضَرِ، مَا قَالَ لِي لِشَىْءٍ صَنَعْتُهُ لِمَ صَنَعْتَ هَذَا هَكَذَا وَلاَ لِشَىْءٍ لَمْ أَصْنَعْهُ لِمَ لَمْ تَصْنَعْ هَذَا هَكَذَا
Enes r.a.'den nakledilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye geldiğinde hizmetçisi yoktu. Ebu Talha beni elimden tutup Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. "Ey Allah'ın Resulü! Enes akıllı bir çocuktur. Sana hizmet etsin" dedi. Enes diyor ki: "Ben yolculukta ve yolculuk dışında O'na Sallallahu Aleyhi ve Sellem hizmet ettim. Yaptığım hiçbir şey için bana "Bunu niye böyle yaptın" ve yapmadığım bir şey için "Bunu niye böyle yapmadın" demedi.
Narrated Anas:When Allah's Messenger (ﷺ) came to Medina; he did not have any servant. Abu Talha (Anas' step-father) took me to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Anas is a wise boy, so let him serve you." So, I served him at home and on journeys. If I did anything, he never asked me why I did it, and if I refrained from doing anything, he never asked me why I refrained from doing it
Tekrar:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ كَانَ أَبُو طَلْحَةَ أَكْثَرَ أَنْصَارِيٍّ بِالْمَدِينَةِ مَالاً مِنْ نَخْلٍ، وَكَانَ أَحَبُّ مَالِهِ إِلَيْهِ بَيْرَحَاءَ مُسْتَقْبِلَةَ الْمَسْجِدِ، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُهَا وَيَشْرَبُ مِنْ مَاءٍ فِيهَا طَيِّبٍ. قَالَ أَنَسٌ فَلَمَّا نَزَلَتْ {لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ} قَامَ أَبُو طَلْحَةَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ {لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ} وَإِنَّ أَحَبَّ أَمْوَالِي إِلَىَّ بِيرُحَاءَ، وَإِنَّهَا صَدَقَةٌ لِلَّهِ أَرْجُو بِرَّهَا وَذُخْرَهَا عِنْدَ اللَّهِ، فَضَعْهَا حَيْثُ أَرَاكَ اللَّهُ. فَقَالَ " بَخْ، ذَلِكَ مَالٌ رَابِحٌ ـ أَوْ رَايِحٌ ـ شَكَّ ابْنُ مَسْلَمَةَ وَقَدْ سَمِعْتُ مَا قُلْتَ، وَإِنِّي أَرَى أَنْ تَجْعَلَهَا فِي الأَقْرَبِينَ ". قَالَ أَبُو طَلْحَةَ أَفْعَلُ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. فَقَسَمَهَا أَبُو طَلْحَةَ فِي أَقَارِبِهِ وَفِي بَنِي عَمِّهِ. وَقَالَ إِسْمَاعِيلُ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ وَيَحْيَى بْنُ يَحْيَى عَنْ مَالِكٍ " رَايِحٌ ".
Enes İbn Malik r.a.'den nakledilmiştir: Ebu Talha Medine halkı içinde en çok hurmalığı olan kişiydi. En sevdiği hurmalığı da mescidin hemen karşısındaki Blruha hurmalığı idi. Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem oraya girer, tatlı suyundan içerdi. Enes diyor ki: "Sevdiklerinizden infak etmediğiniz sürece iyiliğe eremezsiniz" ayet i inince Ebu Talha Hz. Muhammed'in yanına giderek "Ey Allah'ın Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) benim en sevdiğim malım Blruha'dır. Orası Allah için sadakadır. Ben bu sadakanın iyiliğini ve Allah katında bereketini umarım. Sen onu Allah'ın sana gösterdiği uygun bir iş için kullanıver" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem "Aferin sana! Bu, kazançlı bir mal. Söylediğini işittim ve bunu yakınlarına tahsis etmeni uygun görüyorum" buyurdu. Ebu Talha "Ey Allah'ın Resulü! Ben de öyle yapayım o zaman" dedi ve orasını yakınları ve amcaoğullarına tahsis etti
Narrated Anas bin Malik:Abu Talha had the greatest wealth of date-palms amongst the Ansar in Medina, and he prized above all his wealth (his garden) Bairuha', which was situated opposite the Mosque (of the Prophet (ﷺ) ). The Prophet used to enter It and drink from its fresh water. When the following Divine Verse came:-- "By no means shall you attain piety until you spend of what you love," (3.92) Abu Talha got up saying. "O Allah's Messenger (ﷺ)! Allah says, 'You will not attain piety until you spend of what you love,' and I prize above all my wealth, Bairuha' which I want to give in charity for Allah's Sake, hoping for its reward from Allah. So you can use it as Allah directs you." On that the Prophet (ﷺ) said, "Bravo! It is a profitable (or perishable) property. (Ibn Maslama is not sure as to which word is right, i.e. profitable or perishable.) I have heard what you have said, and I recommend that you distribute this amongst your relatives." On that Abu Talha said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I will do (as you have suggested)." So, Abu Talha distributed that garden amongst his relatives and cousins
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، أَخْبَرَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما أَنَّ رَجُلاً، قَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنَّ أُمَّهُ تُوُفِّيَتْ أَيَنْفَعُهَا إِنْ تَصَدَّقْتُ عَنْهَا قَالَ " نَعَمْ ". قَالَ فَإِنَّ لِي مِخْرَافًا وَأُشْهِدُكَ أَنِّي قَدْ تَصَدَّقْتُ عَنْهَا.
İbn Abbas r.a.'dan nakledilmiştir: Birisi Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Annem vefat etti. Onun adına sadaka verse m ona bir yararı olur mu?" dedi. Hz. Nebi sallallahu a1eyhi ve sellem "Evet" buyurdu. Adam "O halde benim meyve li bir bahçem var. Seni şahit tutarım ki ben arasını annem adına sadaka ediyorum" dedi
Narrated Ibn `Abbas:A man said to Allah's Messenger (ﷺ) , "My mother died, will it benefit her if I give in charity on her behalf?" The Prophet (ﷺ) replied in the affirmative. The man said, "I have a garden and I make you a witness that I give it in charity on her behalf
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِبِنَاءِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ " يَا بَنِي النَّجَّارِ ثَامِنُونِي بِحَائِطِكُمْ هَذَا ". قَالُوا لاَ. وَاللَّهِ لاَ نَطْلُبُ ثَمَنَهُ إِلاَّ إِلَى اللَّهِ.
Enes r.a.'den nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir mescid inşa edilmesini emretmişti. "Ey Neccaroğulları! Şu toprağınızı bize para karşılığında satın" buyurdu. Onlar "Hayır, Allah'a yemin ederiz ki olmaz. Biz burasının parasını ancak Allah'tan bekleriz" dediler. باب: الوقف كيف يكتب. 28. VAKIF ŞARTNAMESİ NASIL YAZILIR?
Narrated Anas:When the Prophet (ﷺ) ordered that the mosque be built, he said, "O Bani An-Najjar! Suggest to me a price for this garden of yours." They replied, "By Allah! We will demand its price from none but Allah
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَصَابَ عُمَرُ بِخَيْبَرَ أَرْضًا فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَصَبْتُ أَرْضًا لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ أَنْفَسَ مِنْهُ، فَكَيْفَ تَأْمُرُنِي بِهِ قَالَ " إِنْ شِئْتَ حَبَّسْتَ أَصْلَهَا، وَتَصَدَّقْتَ بِهَا ". فَتَصَدَّقَ عُمَرُ أَنَّهُ لاَ يُبَاعُ أَصْلُهَا وَلاَ يُوهَبُ وَلاَ يُورَثُ، فِي الْفُقَرَاءِ وَالْقُرْبَى وَالرِّقَابِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالضَّيْفِ وَابْنِ السَّبِيلِ، وَلاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا بِالْمَعْرُوفِ، أَوْ يُطْعِمَ صَدِيقًا غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ فِيهِ.
Abdullah İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer r.a., Hayber'de bir toprağa sahip olmuştu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek, "Ben Hayber'de bir toprak sahibi oldum ve bugüne kadar öyle değerli bir toprağım hiç olmadı. Ne buyurursun? Orayı nasıl değerlendireyim?" diye danıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Dilersen mülkiyetini elinde tutar; yararını - gelirini tasadduk edersin" buyurdu. Ömer de orayı şu şartlarla sadaka etti: "Bu arazinin aslı satılamaz, bağışlanamaz, miras bırakılamaz. Fakirler, yakınlar, özgürlüğünü elde etmeye çalışanlar, Allah yolunda cihad edenler, misafirler ve yolda kalmışların yararınadır. Mütevellisinin örf ölçüsünde ondan yemesinde ve kendine mal etmeksizin arkadaşlarına yedirmesinde sakınca yoktur." باب: الوقف للغني والفقير والضيف. 29. ZENGİNE, FAKİRE VE MİSAFİRE VAKFETMEK
Narrated Ibn `Umar:When `Umar got a piece of land in Khaibar, he came to the Prophet (ﷺ) saying, "I have got a piece of land, better than which I have never got. So what do you advise me regarding it?" The Prophet (ﷺ) said, "If you wish you can keep it as an endowment to be used for charitable purposes." So, `Umar gave the land in charity (i.e. as an endowment) on the condition that the land would neither be sold nor given as a present, nor bequeathed, (and its yield) would be used for the poor, the kinsmen, the emancipation of slaves, Jihad, and for guests and travelers; and its administrator could eat in a reasonable just manner, and he also could feed his friends without intending to be wealthy by its means
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، رضى الله عنه وَجَدَ مَالاً بِخَيْبَرَ، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ، قَالَ " إِنْ شِئْتَ تَصَدَّقْتَ بِهَا ". فَتَصَدَّقَ بِهَا فِي الْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَذِي الْقُرْبَى وَالضَّيْفِ.
İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer r.a. Hayber'de bir toprağa sahip olmuştu. Hz. Nebi'e gelerek danıştı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dilersen onu sadaka edebilirsin" buyurdu. Bunun üzerine Ömer r.a. onu fakirlere, miskinlere, yakınlara ve misafirlere vakfetti
Narrated Ibn `Umar:`Umar got some property in Khaibar and he came to the Prophet (ﷺ) and informed him about it. The Prophet said to him, "If you wish you can give it in charity." So `Umar gave it in charity (i.e. as an endowment) the yield of which was to be used for the good of the poor, the needy, the kinsmen and the guests
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ أَمَرَ بِالْمَسْجِدِ وَقَالَ " يَا بَنِي النَّجَّارِ ثَامِنُونِي بِحَائِطِكُمْ هَذَا ". قَالُوا لاَ وَاللَّهِ لاَ نَطْلُبُ ثَمَنَهُ إِلاَّ إِلَى اللَّهِ.
Enes b. Malik r.a.'den nakledilmiştir: Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem Medine'ye gelince bir camii yapılmasını emretti ve "Ey Neccaroğulları! Şu toprağınızı/arsanızı bize para karşılığı satınız" buyurdu. Bunun üzerine onlar: "Hayır, Allah'a yemin ederiz ki biz bu toprağın parasını ancak Allah'tan isteriz" dediler
Narrated Anas bin Malik:When Allah's Messenger (ﷺ) came to Medina, he ordered that a mosque be built. He said, "O Bani An- Najjar! Suggest me a price for the garden of yours." They replied, "By Allah, we will not ask its price except from Allah
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ عُمَرَ، حَمَلَ عَلَى فَرَسٍ لَهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَعْطَاهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيَحْمِلَ عَلَيْهَا رَجُلاً، فَأُخْبِرَ عُمَرُ أَنَّهُ قَدْ وَقَفَهَا يَبِيعُهَا، فَسَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَبْتَاعَهَا فَقَالَ " لاَ تَبْتَعْهَا، وَلاَ تَرْجِعَنَّ فِي صَدَقَتِكَ ".
İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer r.a., birine Allah yolunda cihad etmesi için Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in kendisine verdiği bir atı sadaka etmişti. O adamın atı pazarda satışa çıkardığını haber aldı. Bunun üzerine onu alıp almamak konusunda Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e danıştı. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: "Onu satın alma ve sadakandan kesinlikle dönme" buyurdu
Narrated Ibn `Umar:Once `Umar gave a horse in charity to be used in holy fighting. It had been given to him by Allah's Apostle . `Umar gave it to another man to ride. Then `Umar was informed that the man put the horse for sale, so he asked Allah's Messenger (ﷺ) whether he could buy it. Allah's Messenger (ﷺ) replied, "You should not buy it, for you should not take back what you have given in charity
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقْتَسِمْ وَرَثَتِي دِينَارًا، مَا تَرَكْتُ بَعْدَ نَفَقَةِ نِسَائِي وَمَئُونَةِ عَامِلِي فَهْوَ صَدَقَةٌ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledilmiştir: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem: "Benim mirasçılarım ne dirhem, ne de dinar bölüşürler. Eşlerimin nafakası ve çalışanımın maaşı dışında her ne bırakmışsam sadakadır" buyurmuştur.
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "My heirs will not inherit a Dinar or a Dirham (i.e. money), for whatever I leave (excluding the adequate support of my wives and the wages of my employees) is given in charity
Tekrar:
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ عُمَرَ، اشْتَرَطَ فِي وَقْفِهِ أَنْ يَأْكُلَ مَنْ وَلِيَهُ وَيُوكِلَ صَدِيقَهُ غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ مَالاً.
İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Ömer, vakfında mütevellinin yemesini ve vakfı kendine mal etmeksizin arkadaşlarına yedirmesini de şart koşmuştu
Narrated Ibn `Umar:When `Umar founded an endowment he stipulated that its administrator could eat from it and also feed his friend on the condition that he would not store anything for himself from it