Kurban, Akîka, Av ve Kesim ile İlgili Hadisler

761 hadis bulundu · sayfa 2/39

Sahîh-i Buhârî No. 5486 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُرْسِلُ كَلْبِي وَأُسَمِّي فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ وَسَمَّيْتَ، فَأَخَذَ فَقَتَلَ فَأَكَلَ فَلاَ تَأْكُلْ، فَإِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِنِّي أُرْسِلُ كَلْبِي أَجِدُ مَعَهُ كَلْبًا آخَرَ، لاَ أَدْرِي أَيُّهُمَا أَخَذَهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ لاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ ‏"‏‏.‏ وَسَأَلْتُهُ عَنْ صَيْدِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ ‏"‏ إِذَا أَصَبْتَ بِحَدِّهِ، فَكُلْ، وَإِذَا أَصَبْتَ بِعَرْضِهِ فَقَتَلَ، فَإِنَّهُ وَقِيذٌ، فَلاَ تَأْكُلْ ‏"‏‏.‏

Adiy b. Hatim'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, ben besmele çekerek köpeğimi salıyorum, dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Eğer besmele çekerek köpeğini salıp o da aVi yakalayıp öldürür ve avdan bir şey yerse, sen yeme. Çünkü o kendisi için yakalamış olur." Ben: (Bazen) köpeğimi salarım ama onunla beraber bir başka köpek bulurum da hangisinin o avı yakaladığını bilemezsem (hüküm ne olur), diye sordum. O: Hayır, yeme. Çünkü sen kendi köpeğini salarken besmele çektin ama başkası için çekmedin diye buyurdu. Yine ona el-mi'rad denilen ucu sivriıtilmiş enli tahtanın avı hakkında sordum da o: Eğer keskin ucuyla isabet ettirirsen ye, şayet enli tarafıyla isabet eder de avı öldürürse o darbe ile öldürülmüş (vakız)dir, bu sebeple yeme, diye buyurdu

Narrated `Adi bin Hatim:I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I let loose my hound after a game and mention Allah's Name on sending it." The Prophet (ﷺ) said, "If you let loose your hound after a game and you mention Allah's Name on sending it and the hound catches and kills the game and eats of it, then you should not eat of it, for it has killed it for itself." I said, "Sometimes when I send my hound after a game, I find another hound along with it and I do not know which of them has caught the game." He said, "You must not eat of it because you have not mentioned, the Name of Allah except on sending your own hound, and you did not mention it on the other hound." Then I asked him about the game hunted with a Mi'rad (i.e. a sharp edged piece of wood or a piece of wood provided with a sharp piece of iron used for hunting). He said, "If the game is killed with its sharp edge, you can eat of it, but if it is killed by its broad side (shaft), you cannot eat of it, for then it is like an animal beaten to death with a piece of wood

Sahîh-i Buhârî No. 5487 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنِي ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ بَيَانٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنَّا قَوْمٌ نَتَصَيَّدُ بِهَذِهِ الْكِلاَبِ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كِلاَبَكَ الْمُعَلَّمَةَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ، فَكُلْ مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكَ، إِلاَّ أَنْ يَأْكُلَ الْكَلْبُ، فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنِّي أَخَافُ أَنْ يَكُونَ إِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ، وَإِنْ خَالَطَهَا كَلْبٌ مِنْ غَيْرِهَا، فَلاَ تَأْكُلْ ‏"‏‏.‏

Adiy b. Hatim r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Biz bu köpeklerle avcılık yapan bir kavimiz, diye sordum. O şöyle buyurdu: Allah'ın adını zikrederek eğitilmiş köpeklerini saldığın takdirde onların senin için tuttuklarından ye. Ancak köpek yemiş ise sen yeme. Çünkü ben köpeğin kendisi için avı yakalamış olacağından korkarım. Şayet aralarına onlardan başka bir köpek karışacak olursa yine yemet

Narrated Adi Bin Hatim:I asked Allah's Messenger (ﷺ), "We hunt with these hounds." He said, "If you send your trained hounds after a game and mention Allah's Name on sending, you can eat of what they catch for you. But if the hound eats of the game, then you must not eat of it, for I am afraid that the hound caught it for itself, and if another hound joins your hounds (during the hunt), you should not eat of the game

Sahîh-i Buhârî No. 5488 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ حَيْوَةَ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَبِيعَةَ بْنَ يَزِيدَ الدِّمَشْقِيَّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ، عَائِذُ اللَّهِ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيَّ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ قَوْمٍ أَهْلِ الْكِتَابِ، نَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ، وَأَرْضِ صَيْدٍ أَصِيدُ بِقَوْسِي، وَأَصِيدُ بِكَلْبِي الْمُعَلَّمِ، وَالَّذِي لَيْسَ مُعَلَّمًا، فَأَخْبِرْنِي مَا الَّذِي يَحِلُّ لَنَا مِنْ ذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ أَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ قَوْمٍ أَهْلِ الْكِتَابِ، تَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ، فَإِنْ وَجَدْتُمْ غَيْرَ آنِيَتِهِمْ، فَلاَ تَأْكُلُوا فِيهَا، وَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاغْسِلُوهَا ثُمَّ كُلُوا فِيهَا، وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ صَيْدٍ، فَمَا صِدْتَ بِقَوْسِكَ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ، ثُمَّ كُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ، ثُمَّ كُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ مُعَلَّمًا فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ، فَكُلْ ‏"‏‏.‏

Ebu. Sa'lebe el-Huşeni r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gidip: Ey Allah'ın Rasulü, biz kitap ehli olan bir kavmin diyarında bulunuyoruz. Onların kaplarından yemek yiyoruz (yiyebilir miyiz)? Ayrıca avcılık yapılan bir diyardayız. Ben yayımla avlandığım gibi, eğitilmiş olan köpeğimle de, eğitilmemiş olan köpeğimle de avlandığım oluyor. Bunlardan bize nelerin helalolduğunu bana bildir, dedim. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Senin kitap ehli bir kavmin diyarında olduğunu ve onların kaplarında yemek yediğini söyledin. Eğer onların kapları dışında başka kaplar bulabilirseniz onların kaplarında yemeyiniz. Eğer başka kap bulamazsanız, o kapları yıkayınız, sonra onlarda yemek yiyebilirsiniz. Avcılık yapılan bir diyarda olduğunu da söz konusu ettin. Yayınla avlandığın takdirde Allah'ın ismini zikret, sonra ye. Eğitilmiş olan köpeğin vasıtası ile avlandığın takdirde yine Allah'ın adını an, sonra ye. Eğitilmemiş olan köpeğinle avlanmana gelince, eğer onu yetişip tezkiye edebilirsen (şer'l esaslara uygun kesebilirsen) yiyebilirsin

Narrated Abu Tha`laba Al-Khushani:I came to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! We are living in the land of the people of the Scripture and we take our meals in their utensils, and in the land there is game and I hunt with my bow and trained or untrained hounds; please tell me what is lawful for us of that." He said, "As for your saying that you are living in the land of the people of the Scripture and that you eat in their utensils, if you can get utensils other than theirs, do not eat in their utensils, but if you do not find (other than theirs), then wash their utensils and eat in them. As for your saying that you are in the land of game, if you hung something with your bow, and have mentioned Allah's Name while hunting, then you can eat (the game). And if you hunt something with your trained hound, and have mentioned Allah's Name on sending it for hunting then you can eat (the game). But if you hunt something with your untrained hound and you were able to slaughter it before its death, you can eat of it

Sahîh-i Buhârî No. 5489 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَنْفَجْنَا أَرْنَبًا بِمَرِّ الظَّهْرَانِ، فَسَعَوْا عَلَيْهَا حَتَّى لَغِبُوا، فَسَعَيْتُ عَلَيْهَا حَتَّى أَخَذْتُهَا، فَجِئْتُ بِهَا إِلَى أَبِي طَلْحَةَ، فَبَعَثَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِوَرِكِهَا وَفَخِذَيْهَا فَقَبِلَهُ‏.‏

Enes b. Maıik r.a.dan, dedi ki: "Merru'z-Zahran denilen yerde bir tavşanın peşine takıldık. Yoruluncaya kadar onu yakalamak için koşuşup durdular. Daha sonra ben onun arkasından koştum ve nihayet onu yakaladım. Onu alıp Ebu Talha'ya götürdüm, o da onun uyluklarının üst tarafını yahut iki budunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi, o da bunu kabul etti

Narrated Anas bin Malik:We provoked a rabbit at Marr Az-Zahran till it started jumping. My companions chased it till they got tired. But I alone ran after it and caught it and brought it to Abu Talha. He sent both its legs to the Prophet who accepted them

Sahîh-i Buhârî No. 5490 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ نَافِعٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّهُ كَانَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى إِذَا كَانَ بِبَعْضِ طَرِيقِ مَكَّةَ تَخَلَّفَ مَعَ أَصْحَابٍ لَهُ مُحْرِمِينَ، وَهْوَ غَيْرُ مُحْرِمٍ، فَرَأَى حِمَارًا وَحْشِيًّا، فَاسْتَوَى عَلَى فَرَسِهِ، ثُمَّ سَأَلَ أَصْحَابَهُ أَنْ يُنَاوِلُوهُ سَوْطًا، فَأَبَوْا فَسَأَلَهُمْ رُمْحَهُ فَأَبَوْا فَأَخَذَهُ ثُمَّ شَدَّ عَلَى الْحِمَارِ، فَقَتَلَهُ فَأَكَلَ مِنْهُ بَعْضُ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَى بَعْضُهُمْ، فَلَمَّا أَدْرَكُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلُوهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا هِيَ طُعْمَةٌ أَطْعَمَكُمُوهَا اللَّهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Katade'den rivayete göre o (Hudeybiye yılında seferde) Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idi. Mekke yolunun bir kısmında oldukları sırada ihramlı olan birkaç arkadaşı ile birlikte geri kalmıştı. Ebu Katade'nin kendisi ise ihrama girmemişti. Yabani bir eşek gördü, atına bindi. Sonra da arkadaşlarından kendisine bir kamçı vermelerini istediyse de onlar kabul etmediler. Mızrağını vermelerini istedi, yine kabul etmediler. Bu sefer kendisi mızrağını aldı, sonra da eşeğin peşinden hızlı ca koştu ve onu öldürdü. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bazıları o yabani eşekten yedikleri halde, bazıları da yemeyi kabul etmedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetiştiklerinde ona bu durumu sordular. Allah Rasulü bunun üzerine: "O, Allah'ın size yiyesiniz diye ihsan ettiği bir yiyecektir, buyurdu

Narrated Abu Qatada:that once he was with Allah's Messenger (ﷺ) (on the way to Mecca). When he had covered some of the way to Mecca, he and some companions of his, who were in the state of Ihram. remained behind the Prophet while Abu Qatada himself was not in the state of Ihram. Abu Qatada, seeing an onager rode his horse and asked his companions to hand him a whip, but they refused. He then asked them to hand him his spear, but they refused. Then he took it himself and attacked the onager and killed it. Some of the Companions of Allah's Messenger (ﷺ) ate of it, but some others refused to eat. When they met Allah's Apostle they asked him about that. He said, "It was meal given to you by Allah

Sahîh-i Buhârî No. 5491 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، مِثْلَهُ إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ هَلْ مَعَكُمْ مِنْ لَحْمِهِ شَىْءٌ ‏"‏‏.‏

Yine Ebu Katade'den, benzeri bir rivayet nakledilmiş bulunmaktadır. Ancak oradaki rivayete göre Allah Rasulü: "Beraberinizde onun etinden bir şey kaldı mı" diye sordu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Avcılık yapmak hakkında hadisler." İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Buhari'nin bu başlıktan maksadı, geçimi avlanmaya bağlı kimselerin avcılıkla uğraşmalarının meşru olduğuna, başka şeyler ile geçinen kimselerin arızi olarak av yapmalarının mubah olduğuna, ama asıl ihtilatın bulunduğu noktanın, sadece eğlenmek amacıyla avlanmak olduğuna işaret etmektedir. Derim ki: Buna dair açıklamalar birinci başlıkta geçmiş bulunmaktadır

Narrated Abu Qatada:(the same Hadith above, but he added); The Prophet (ﷺ) asked, "Is there any of its meat left with you?

Sahîh-i Buhârî No. 5492 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنَا عَمْرٌو، أَنَّ أَبَا النَّضْرِ، حَدَّثَهُ عَنْ نَافِعٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ وَأَبِي صَالِحٍ مَوْلَى التَّوْأَمَةِ سَمِعْتُ أَبَا قَتَادَةَ، قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيمَا بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ وَهُمْ مُحْرِمُونَ وَأَنَا رَجُلٌ حِلٌّ عَلَى فَرَسٍ، وَكُنْتُ رَقَّاءً عَلَى الْجِبَالِ، فَبَيْنَا أَنَا عَلَى ذَلِكَ إِذْ رَأَيْتُ النَّاسَ مُتَشَوِّفِينَ لِشَىْءٍ، فَذَهَبْتُ أَنْظُرُ، فَإِذَا هُوَ حِمَارُ وَحْشٍ فَقُلْتُ لَهُمْ مَا هَذَا قَالُوا لاَ نَدْرِي‏.‏ قُلْتُ هُوَ حِمَارٌ وَحْشِيٌّ‏.‏ فَقَالُوا هُوَ مَا رَأَيْتَ‏.‏ وَكُنْتُ نَسِيتُ سَوْطِي فَقُلْتُ لَهُمْ نَاوِلُونِي سَوْطِي‏.‏ فَقَالُوا لاَ نُعِينُكَ عَلَيْهِ‏.‏ فَنَزَلْتُ فَأَخَذْتُهُ، ثُمَّ ضَرَبْتُ فِي أَثَرِهِ، فَلَمْ يَكُنْ إِلاَّ ذَاكَ، حَتَّى عَقَرْتُهُ، فَأَتَيْتُ إِلَيْهِمْ فَقُلْتُ لَهُمْ قُومُوا فَاحْتَمِلُوا‏.‏ قَالُوا لاَ نَمَسُّهُ‏.‏ فَحَمَلْتُهُ حَتَّى جِئْتُهُمْ بِهِ، فَأَبَى بَعْضُهُمْ، وَأَكَلَ بَعْضُهُمْ، فَقُلْتُ أَنَا أَسْتَوْقِفُ لَكُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَدْرَكْتُهُ فَحَدَّثْتُهُ الْحَدِيثَ فَقَالَ لِي ‏"‏ أَبَقِيَ مَعَكُمْ شَىْءٌ مِنْهُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ كُلُوا فَهْوَ طُعْمٌ أَطْعَمَكُمُوهَا اللَّهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Katade'den dedi ki: "Mekke ile Medine arasında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. Onlar ihramlı oldukları halde ben ihrama girmemiş, atımın üzerinde yolculuk yapıyordum. Ben dağlara çokça çıkan birisi idim. Bu durumda iken insanların bir şeye bakıp durduklarını gördüm. Ben de ona bakmaya çalıştım. Onun yabani bir eşek olduğunu gördüm. Onlara: Bu ne, diye sordum. Onlar: Bilmiyoruz dediler. Ben: O bir yabani eşektir, dedim; Bu sefer onlar: Evet, o gördüğün gibidir dediler. Kamçımı unutmuş -idim, onlara: Bana kamçımı uzatınız, dedim. Onlar: O hayvanı yakalaman için sana yardım etmeyiz, dediler. Bunun üzerine inip kamçımı kendim aldım. Sonra onun peşine takıldım. Fazla zaman geçmeden ona yetiştim ve ayaklarından yaraladım. Arkadaşlarımın yanına gittim, onlara: Kalkın da onu taşıyın dedimse de, onlar: Hayır elimizi ona değdirmeyiz, dediler. Ben de o yabani eşeği taşıyıp onların yanına kadar götürdüm. Bazıları ondan yemedi, bazıları da yedi. Bunun üzerine ben: Sizin için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip bunun yenilip yenilmeyeceğini soracağım, dedim. Sonra ona yetiştim ve olanı biteni anlattım. Bana: Yanınızda ondan bir şey kaldı mı diye sordu. Ben: Evet, dedim. Allah Rasulü: Yiyiniz, bu Allah'ın sizlere yemeniz için ihsan ettiği bir rızıktır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: 'Dağlardaavıanmak." Buhari bu başlık altında Ebu Katade'nin rivayet ettiği yabani eşek olayı ile ilgili hadisi zikretmektedir. Çünkü bu rivayette: "Ve ben dağların üzerine çokça tırmanan birisi idim" ifadelerinden dolayıdır. Bu da dağların yüksek yerlerine, tepelerine çokça çıkardım anlamındadır. İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Bu başlık ile kendisi ya da bineği lehine bir maksat gözeten kimsenin maksadının mubah olması halinde, zorluklara katlanmanın caiz olduğuna dikkat çekmek istemiştir. Ayrıca dağlarda avlanmanın hükmünün düzlükte avlanmak gibi olduğuna, ihtiyaç dolayısı ile yürünmesi zor yerlerde atkoşturmanın caiz olduğuna ve bunun hayvana bir çeşit azap kalbilinden olmadığına da dikkat çekmektedir

Narrated Abu Qatada:I was with the Prophet (on a journey) between Mecca and Medina, and all of them, (i.e. the Prophet (ﷺ) and his companions) were in the state of Ihram, while I was not in that state. I was riding my horse and I used to be fond of ascending mountains. So while I was doing so I noticed that the people were looking at something. I went to see what it was, and behold it was an onager. I asked my companions, "What is that?" They said, "We do not know." I said, "It is an onager.' They said, "It is what you have seen." I had left my whip, so I said to them, "Hand to me my whip." They said, "We will not help you in that (in hunting the onager)." I got down, took my whip and chased the animal (on my horse) and did not stop till I killed it. I went to them and said, "Come on, carry it!" But they said, "We will not even touch it." At last I alone carried it and brought it to them. Some of them ate of it and some refused to eat of it. I said (to them), "I will ask the Prophet (ﷺ) about it (on your behalf)." When I met the Prophet, I told him the whole story. He said to me, "Has anything of it been left with you?" I said, "Yes." He said, "Eat, for it is a meal Allah has offered to you

Sahîh-i Buhârî No. 5493 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ غَزَوْنَا جَيْشَ الْخَبَطِ وَأُمِّرَ أَبُو عُبَيْدَةَ فَجُعْنَا جُوعًا شَدِيدًا فَأَلْقَى الْبَحْرُ حُوتًا مَيِّتًا لَمْ يُرَ مِثْلُهُ يُقَالُ لَهُ الْعَنْبَرُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ نِصْفَ شَهْرٍ فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ عَظْمًا مِنْ عِظَامِهِ فَمَرَّ الرَّاكِبُ تَحْتَهُ‏.‏

ibn Abbas dedi ki: Denizin yiyeceği onda ölen (meyte)dir. Ancak kendisinden tiksinip pis saydığın bu türden değildir. Yahudiler yılan balığını yemezler ama bizler onu yeriz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından olan Şureyh şöyle demiştir: Denizde bulunan her şey şer'i usule uygun kesilmiş demektir

Narrated Jabir:We went out in a campaign and the army was called The Army of the Khabat, and Abu 'Ubaida was our commander. We were struck with severe hunger. Then the sea threw a huge dead fish called Al- `Anbar, the like of which had never been seen. We ate of it for half a month, and then Abu 'Ubaida took one of its bones (and made an arch of it) so that a rider could easily pass under it

Sahîh-i Buhârî No. 5494 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ بَعَثَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَمِائَةِ رَاكِبٍ وَأَمِيرُنَا أَبُو عُبَيْدَةَ نَرْصُدُ عِيرًا لِقُرَيْشٍ فَأَصَابَنَا جُوعٌ شَدِيدٌ حَتَّى أَكَلْنَا الْخَبَطَ، فَسُمِّيَ جَيْشَ الْخَبَطِ وَأَلْقَى الْبَحْرُ حُوتًا يُقَالُ لَهُ الْعَنْبَرُ فَأَكَلْنَا نِصْفَ شَهْرٍ وَادَّهَنَّا بِوَدَكِهِ حَتَّى صَلَحَتْ أَجْسَامُنَا قَالَ فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ ضِلَعًا مِنْ أَضْلاَعِهِ فَنَصَبَهُ فَمَرَّ الرَّاكِبُ تَحْتَهُ، وَكَانَ فِينَا رَجُلٌ فَلَمَّا اشْتَدَّ الْجُوعُ نَحَرَ ثَلاَثَ جَزَائِرَ، ثُمَّ ثَلاَثَ جَزَائِرَ، ثُمَّ نَهَاهُ أَبُو عُبَيْدَةَ‏.‏

İbn Cüreyc dedi ki: Ben Ata'ya: Nehirlerde ve sel sularında avlanılan hayvanlar da deniz avı sayılır mı, diye sordum. O, evet dedikten sonra: "Bu, çok tatlı, içimi hoş ve kolaydır, diğeri ise çok acı ve tuzludur. Bununla birlikte her ikisinden de taze et yersiniz. "(Fatır, 12) buyruğunu okudu

Narrated Jabir:The Prophet (ﷺ) sent us as an army unit of three hundred warriors under the command of Abu 'Ubaida to ambush a caravan of the Quraish. But we were struck with such severe hunger that we ate the Khabat (desert bushes), so our army was called the Army of the Khabat. Then the sea threw a huge fish called Al-`Anbar and we ate of it for half a month and rubbed our bodies with its fat till our bodies became healthy. Then Abu Ubaida took one of its ribs and fixed it over the ground and a rider passed underneath it. There was a man amongst us who slaughtered three camels when hunger became severe, and he slaughtered three more, but after that Abu 'Ubaida forbade him to do so

Sahîh-i Buhârî No. 5495 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ غَزَوْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سَبْعَ غَزَوَاتٍ أَوْ سِتًّا، كُنَّا نَأْكُلُ مَعَهُ الْجَرَادَ‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ وَأَبُو عَوَانَةَ وَإِسْرَائِيلُ عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى سَبْعَ غَزَوَاتٍ‏.‏

İbn Ebi Evfa r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yedi -yahut altı- gazve yaptık, onunla birlikte çekirge yerdik." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Çekirge yemek." İlim adamları çekirgeleri tezkiyesiz olarak yemenin caiz olduğunu icma' ile kabul etmişlerdir. Ancak Malikilerin meşhur olan görüşüne göre tezkiyeleri şarttır. Fakat bu tezkiyenin şekli hususunda görüş ayrılığı vardır. Başının kesilmesi ile olacağı söylendiği gibi, bir tencereye yahut ateşe düşerse helal olur da denilmiştir. İbn Vehb de: Çekirgeyi yakalamak onun tezkiye edilmesidir, demiştir. Malikilerden Mutarrif, Cumhurun, çekirgenin tezkiye edilmesine ihtiyacı yoktur görüşüne muvafakat etmiştir. Çünkü İbn Ömer'in rivayet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: "Bize iki ölü ve iki kan helal kılınmıştır: Balık ve çekirge ile karaciğer ve dalak." Bunu Ahmed ve Darekutnı merfu olarak rivayet etmişlerdir. Darekutnı ayrıca: Mevkuf ıivayet daha sahihtir, demiştir. Beyhak! de aynı şekilde mevkuf rivayeti tercih etmekle birlikte: Bu da merfu hükmündedir, demiştir. Nevevı de çekirge yemenin helal olduğu hususunda icma' bulunduğunu nakletmiş bulunmaktadır

Narrated Ibn Abi `Aufa:We participated with the Prophet (ﷺ) in six or seven Ghazawat, and we used to eat locusts with him

Sahîh-i Buhârî No. 5496 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ حَدَّثَنِي رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ الدِّمَشْقِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيُّ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ أَهْلِ الْكِتَابِ، فَنَأْكُلُ فِي آنِيَتِهِمْ، وَبِأَرْضِ صَيْدٍ، أَصِيدُ بِقَوْسِي، وَأَصِيدُ بِكَلْبِي الْمُعَلَّمِ، وَبِكَلْبِي الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكَ بِأَرْضِ أَهْلِ كِتَابٍ فَلاَ تَأْكُلُوا فِي آنِيَتِهِمْ، إِلاَّ أَنْ لاَ تَجِدُوا بُدًّا، فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا بُدًّا فَاغْسِلُوهَا وَكُلُوا، وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ أَنَّكُمْ بِأَرْضِ صَيْدٍ، فَمَا صِدْتَ بِقَوْسِكَ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ، فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ، وَمَا صِدْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ، فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ، فَكُلْهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Sa'lebe el-Huşeni'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna varıp dedim ki: Ey Allah'ın Rasulü, biz kitap ehli diyarındayız. Onların kaplarında yemek yiyoruz. Ayrıca biz bir av diyarındayız. Yayımla avlandığım gibi, eğitilmiş köpeğimle de, eğitilmemiş köpeğimle deavlanırım. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sözünü ettiğin kitap ehli kimselerin yurdu ile ilgili olarak diyorum ki: Başka bir kap bulamamamz ve çaresiz olarak onların kaplarını kullanmak zorunda kalmanız hali dışında onların kaplarında yemek yemeyiniz. Eğer kaçınılmaz olarak onları kullanmak zorunda kalırsanız, o kapları yıkayınız ve böylece onlarda yemek yiyiniz. Sizlerin bir av diyarında oluşunuza gelince, yayın la avladığını Allah'ın adını anarak ye. Eğitilmiş köpeğinle avladığını Allah'ın adını anarak ye. Fakat eğitilmemiş köpeğin ile avladığını ancak yetişip tezkiye edebilirsen yiyebilirsin

Narrated Abu Tha`laba Al-Khushani:I came to the Prophet (ﷺ) and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! We are living in the land of the people of the Scripture, and we take our meals in their utensils, and there is game in that land and I hunt with my bow and with my trained hound and with my untrained hound." The Prophet (ﷺ) said, "As for your saying that you are in the land of people of the Scripture, you should not eat in their utensils unless you find no alternative, in which case you must wash the utensils and then eat in them As for your saying that you are in the land of game, if you hunt something with your bow, mention Allah's Name (while hunting the game) and eat; and if you hunt something with your trained hound, mention Allah's Name on sending and eat; and if you hunt something with your untrained hound and get it alive, slaughter it and you can eat of it

Sahîh-i Buhârî No. 5497 Sahih

حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ لَمَّا أَمْسَوْا يَوْمَ فَتَحُوا خَيْبَرَ أَوْقَدُوا النِّيرَانَ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ عَلَى مَا أَوْقَدْتُمْ هَذِهِ النِّيرَانَ ‏"‏‏.‏ قَالُوا لُحُومِ الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَهْرِيقُوا مَا فِيهَا، وَاكْسِرُوا قُدُورَهَا ‏"‏‏.‏ فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقَالَ نُهَرِيقُ مَا فِيهَا وَنَغْسِلُهَا‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوْ ذَاكَ ‏"‏‏.‏

Seleme b. el-Ekva'dan, dedi ki: "Hayber'in fethedildiği gün akşam olduğunda askerler ateşleri yaktılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bu ateşleri ne için yaktınız, diye sordu. Onlar: Ehli (evcil) merkep etleri(ni pişirmek) için dediler. Allah Rasulü: İçinde bulunanları dökünüz, çömleklerini de kırınız diye buyurdu. Orada bulunanlardan birisi ayağa kalkarak: İçinde bulunanları dökelim ama bu çömlekleri yıkayalım (olmaz mı), diye sordu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Yahut bunu yapınız, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Mecusilerin kapları." İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Buhari Mecusiler lafıını başhkta zikretmekle birlikte, hadisler kitap ehli hakkındadır. Çünkü o her ikisinin de sakıncalı tarafının aynı olduğuna dayanarak böyle yapmıştır. Bu sebep de onların necis şeylerden sakınmamalarıdır. el-Kermani der ki: Ya da Buhari, bunların birini diğerine kıyas ederek hüküm vermiş yahut Mecusilerin kitap ehli olduklarını iddia etmelerini göz önünde bulundurarak böyle demiştir. Derim ki: Bundan da güzeli, onun böylelikle hadisin rivayet yollarından birisinde Mecusilerin açıkça söz konusu edilmiş olduklarına da işaret etmekte olduğunu gerekçe göstermektir. Çünkü Tirmizi'de bir başka yoldan, Ebu Salebe'den şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Mecusilerin çömlekleri hakkında soruldu da o: Onları iyice yıkayıp tertemiz ettikten sonra o kaplarda pişirebilirsiniz" diye buyurdu. Mecusilerin kapları ile ilgili hüküm kitap ehlinin kapları hakkındaki hükümden farklı değildir. Çünkü eğer hükmün illeti, onların da kestiklerinin kitap ehlinin kestikleri gibi helal olduğu ise anlaşılmayacak bir taraf yoktur. Yahut birkaç başlık sonra araştırılacağı üzere helal değildir. Bu durumda Mecusilerin kesti klerini, içinde pişirdikleri ve ondan kepçe ile aldıkları kaplar, meyte ile karşı karşıya kaldıkları için necis olurlar. Kitap ehli de aynı durumdadır. Çünkü onların dini anlayışlarına göre necis şeylerden sakınmak söz konusu değildir. Ayrıca kaplarında domuz eti de pişirirler, kaplarına şarap ve benzeri şeyler de koyarlar

Narrated Salama bin Al-Aqwa':In the evening of the day of the conquest of Khaibar, the army made fires (for cooking). The Prophet (ﷺ) said, "For what have you made these fires?" They said, "For cooking the meat of domestic donkeys." He said, "Throw away what is in the cooking pots and break the pots." A man from the people got up and said, "Shall we throw the contents of the cooking pots and then wash the pots (instead of breaking them)?" The Prophet (ﷺ) said, "Yes, you can do either

Sahîh-i Buhârî No. 5498 Sahih

حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذِي الْحُلَيْفَةِ، فَأَصَابَ النَّاسَ جُوعٌ، فَأَصَبْنَا إِبِلاً وَغَنَمًا، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي أُخْرَيَاتِ النَّاسِ، فَعَجِلُوا فَنَصَبُوا الْقُدُورَ، فَدُفِعَ إِلَيْهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِالْقُدُورِ فَأُكْفِئَتْ، ثُمَّ قَسَمَ فَعَدَلَ عَشَرَةً مِنَ الْغَنَمِ بِبَعِيرٍ، فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ، وَكَانَ فِي الْقَوْمِ خَيْلٌ يَسِيرَةٌ فَطَلَبُوهُ فَأَعْيَاهُمْ، فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ اللَّهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ، فَمَا نَدَّ عَلَيْكُمْ فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا ‏"‏‏.‏ قَالَ وَقَالَ جَدِّي إِنَّا لَنَرْجُو ـ أَوْ نَخَافُ ـ أَنْ نَلْقَى الْعَدُوَّ غَدًا، وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى، أَفَنَذْبَحُ بِالْقَصَبِ فَقَالَ ‏"‏ مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ فَكُلْ، لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ، وَسَأُخْبِرُكُمْ عَنْهُ، أَمَّا السِّنُّ عَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ ‏"‏‏.‏

Abaye b. Rifaa b. Rafi'den, o dedesi Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Zülhuleyfe'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. İnsanlar açlık musibeti ile karşı karşıya kaldılar. Biz de bir miktar deve ve koyun ele geçirdik. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de orduların arka taraflarında idi.- Ellerini çabuk tutarak tencereleri ocakların üzerine koydular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların yanına gelip emir vererek tencereler baş aşağı edildi. Daha sonra ganimetIeri paylaştırdı. On koyunu bir deveye denk kabul etti. Develerden birisi kaçtı. Gazada bulunanlar arasındaki at sayısı pek azdı. Devenin arkasından koştular, koşanları oldukça yordu. Bir adam ona bir ok atıverdi. Allah da o devenin ilerlemesini engelledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şöyle buyurdu: Şüphesiz bu evcil hayvanların da vahşi hayvanların kaçışları gibi bir kaçışları vardır. Bunlar arasından elinizden kaçıp kurtulan olursa onlara bunun yaptığı gibi yapınız. Abaye dedi ki: Dedem dedi ki: Şüphesiz biz yarın düşman ile karşılaşacağımızı ümit ediyoruz -ya da onlarla karşılaşmaktan endişeleniyoruz.- Beraberimizde bıçaklar da bulunmamaktadır. Bu durumda kamışlarla hayvan kesebilir miyiz? Allah Rasulü şöyle buyurdu: Kanı akıtan (aletlerle kesilen) ve üzerine Allah 'ın adı anılmış bulunanları yiyiniz. Ama diş ve tırnak ile (kesilen) değiL. Size buna dair haberi vereyim: Diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kesilen hayvan üzerine besmele çekmek ve kasten besmeleyi terk eden kimse(nin hükmü)." Buhari "kasten" sözü ile besmele çekmeyi kasten terk eden kimsenin durumunun farklı olduğunu tercih ettiğine işaret etmektedir. Böyle bir kimsenin kestiği hayvanın yenilmesi helal olmaz. Ancak unutarak terk edeninki helaldir. Çünkü Buhari bunaİbn Abbas'ın sözünü delil göstererek daha kuvvetli gördüğüne işaret etmiştir. Ayrıca daha sonra zikretmiş olduğu yüce Allah'ın: "Üzerlerine Allah'ın ismi anılmayanlardan yemeyin."(En'am, 121) buyruğunu da zikrettikten sonra: "Unutan kimseye ise fasık adı verilmez'I demiştir. Bununla da ayet-i kerimedeki yüce Allah'ın: "Çünkü o bir fısktır" buyruğuna işaret etmektedir. İşte bu lafızdan bu niteliğin, bu işi kasten yapan hakkında kuııanılacağı sonucunu çıkarmıştır .. Dolayısıyla hüküm de kasten besmeleyi terk eden hakkında özeııikle söz konusu olur. Kesim hususunda unutan ile kasten terk eden kimse arasında ayrım gözeterek hükümlerinin farklı olduklannı söylemek, İmam Ahmed'in ve bir grup fukahanın görüşüdür. "Bunun üzerine Allah Rasulü tencerelerin dökülmelerini emir verdi ve içindekiler döküldü." Bu yerde iki şey hakkında ihtilM edilmiştir: Birincisi dökmenin sebebidir. İkincisi ise acaba et itiM edildi mi, edilmedi mi hususudur. Birincisi ile ilgili olarak Iyad şöyle demektedir: Askerler, İslam diyarına ve ortak olan ganimet malından ancak paylaştırmadan sonra yemenin caiz olacağı bir yere gelmişlerdi. Paylaştırmadan önce ganimet mallarından yemek ise ancak dar-ı harb'de kaldıkları sürece caizdir. Iyad devamla der ki: Bunun sebebinin, bu etleri bir çeşit talan edercesine almış olmaları ve ihtiyaç kadarı ile mutedil bir şekilde kuııanmamış olmaları ihtimali de vardır. Ayrıca bir başka hadiste buna delil teşkil edecek ifadeler bulunmaktadır. İyad bu sözüyle Ebu Davud'un, Asım b. Kuleyb yoluyla babasından -ki sahabiliği de vardır-, onun da ensardan bir adamdan şöyle dediğine dair naklettiği rivayetine işaret etmektedir: "İnsanlar çok ileri derecede açlıkla ve kıtlıkla karşı karşıya kaldılar. Derken bir miktar koyun ganimet aldılar, onları adeta talan ettiler. Tencerelerimiz onların etleri içinde olduğu halde kaynıyorken Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem atı üzerinde geldi ve yayı ile tencerelerimizi döktü, sonra da etleri toprağa karıştırmaya koyuldu. Daha sonra: Talan hiçbir şekilde meyteden daha helal değildir, diye buyurdu." İşte bu, onlara acelecilik etmeleri dolayısıyla maksatlarının tam zıttı ile kendilerine muamele ettiğini -nitekim miras bırakanı öldüren mirasçı katilin mirastan mahrum edilmesi muamelesine maruz kalışı gibi- göstermektedir. "Deve hızlıca kaçtı." Söz konusu deve paylaştırılmış develerden idi. ''Vahşi hayvanlar gibi kaçarlar." Onların da vahşileştiklerini, yabanileştiklerini kastetmektedir. "Kanı akıtan", çokça akıp dökülmesini sağlayan ... "Diş ve tırnak hariç", yani diş ve tırnak ile kesmek mubah değildir yahut kesimde yeterli değildir. "Çünkü diş bir kemiktir." Beydav! dedi ki: Bu, ikinci önerme söz konusu edilmeden yapılan bir kıyastır. Çünkü bu önerme onlar tarafından iyice bilinen bir şeydir. İfadenin takdiri şöyledir: Diş bir kemiktir. Her bir kemik ile de kesim helal olmaz. NevevI de şöyle demektedir: Hadis: Kemiklerle kesmeyiniz. Çünkü kemikler kan ile necis olurlar. Ben de sizlere onları necasete bulaştırmayı yasaklamış bulunuyorum. Çünkü bu kemikler cinlerden kardeşlerinizin azığıdır, anlamındadır. "Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır." Yani Habeşliler de kafirdir. Ben de size onlara benzemeyi yasaklamış bulunuyorum. Bu açıklamayı İbnu's-Salah yapmış, sonra Nevev! de ona uymuştur. Bir diğer açıklamaya göre diş ve tırnak ile kesim yapmayı yasaklamasının sebebi, bunlar ile kesim yapılmasının hayvana işkence oluşundan dolayıdır. Bunlar ile çoğunlukla ancak -kesime şekil itibariyle çoğunlukla benzemeyen- boğulmak hadisesi gerçekleşir. Hadisten Çıkan Sonuçlar Az önce kaydedilenler dışında hadisten daha başka birtakım sonuçlar da çıkarılmıştır. 1- Ortak olan mallarda, az da olsa ve onlara ihtiyaç duyulsa dahi izinsiz tasarrufta bulunmak haramdır. 2- Ashab-ı kiram, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emrine ileri derecede ihtiyaç duydukları şeyleri terk etmek hususunda dahi kesin itaat ederlerdi. 3- İmamın, yönetimi altında bulunan raiyesini -eğer şer'! masıahat daha ağır basıyor ise- faydalı olan bir şeyi ya da benzerini telef etmek suretiyle cezalandırmak hakkı vardır. 4- Ganimetin paylaştırılması halinde farklı mallar arasında bir miktarını öbürüne denk kabul etmek ve değer biçmek caizdir. Her şeyin başlı başına ayrıca paylaştırılması şartı yoktur. 5- Evcil hayvanlardan olup yabanileşen bir hayvan, yabani hayvan hükmünü alır. Aksi de söz konusudur. 6- Demir olsun yahut olmasın maksadı gerçekleştiren başka şeyler ile de hayvan boğazlamak caizdir. 7- Kaçan bir hayvanın eğer zebhine imkan bulunmayacak olursa karei avı ve evcil olup yabanileşen hayvanlar gibi ayaklarından yaralanması caizdir. Bu durumda bütün çüzleri de kesilmiş olur. Eğer yapılan atış ile isabet eder ve bundan dolayı da ölürse, eti de helal olur. Ama kesilmesine güç yetirilen hayvan ya boğazından kesilmek yahut nahr sureti ile ancak mubah olur ve bu hususta icma' vardır. 8- Meytenin haram kılınış sebebinin, kanının içinde kalışı oluşuna da dikkat çekilmektedir. 9- Diş ve tırnak, hayvanın vücuduna ister bitişik olsun, ister ayrı olsun, ister tahir, isterse necis olsun, onlarla kesim yapmak yasaklanmıştır. Ancak Haı:ıefiler bedene bitişik bulunan diş ve tırnağı farklı kabul etmiş ve yasağın bu iki hale mahsus olduğunu, vücuttan ayrı bulunmaları halinde bunlarla kesim yapmayı caiz kabul etmişlerdir

Narrated Rafi` bin Khadij:We were with the Prophet (ﷺ) in Dhul-Hulaifa and there the people were struck with severe hunger. Then we got camels and sheep as war booty (and slaughtered them). The Prophet (ﷺ) was behind all the people. The people hurried and fixed the cooking pots (for cooking) but the Prophet (ﷺ) came there and ordered that the cooking pots be turned upside down. Then he distributed the animals, regarding ten sheep as equal to one camel. One of the camels ran away and there were a few horses with the people. They chased the camel but they got tired, whereupon a man shot it with an arrow whereby Allah stopped it. The Prophet (ﷺ) said, "Among these animals some are as wild as wild beasts, so if one of them runs away from you, treat it in this way." I said. "We hope, or we are afraid that tomorrow we will meet the enemy and we have no knives, shall we slaughter (our animals) with canes?" The Prophet (ﷺ) said, "If the killing tool causes blood to gush out and if Allah's Name is mentioned, eat (of the slaughterer animal). But do not slaughter with a tooth or a nail. I am telling you why: A tooth is a bone, and the nail is the knife of Ethiopians

Sahîh-i Buhârî No. 5499 Sahih

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ ـ يَعْنِي ابْنَ الْمُخْتَارِ ـ أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ، يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ لَقِيَ زَيْدَ بْنَ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ بِأَسْفَلِ بَلْدَحٍ، وَذَاكَ قَبْلَ أَنْ يُنْزَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْوَحْىُ، فَقَدَّمَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُفْرَةً فِيهَا لَحْمٌ، فَأَبَى أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا، ثُمَّ قَالَ إِنِّي لاَ آكُلُ مِمَّا تَذْبَحُونَ عَلَى أَنْصَابِكُمْ، وَلاَ آكُلُ إِلاَّ مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ‏.‏

Salim'den rivayete göre Abdullah (b. Ömer)'i Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle tahdis ederken dinlemiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Zeyd b. Amr b. Nufeyl ile Beldah denilen vadinin alt taraflarında karşılaştı. Bu karşı1aşma Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e vahiy nazil olmadan önce olmuştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona içinde et bulunan bir sofra takdim etti. Ancak Zeyd ondan yemeği kabul etmedi. Gfha sonra şunları söyledi: Ben sizin ibadet için dikili taşlarınız üzerine kestiklerinfzçien yemem, ben ancak üzerine Allah'ın adı anılanlardan yerim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Dikili taşlara ve putlara kesilenler." Dikili taşlar (en-nusub), üzerlerinde putlar adına kesim yapılan ve Ka'be'nin etrafında dikilmiş birtakım taşlardı. Menakib bölümünün son taraflarında hadise dair yeterli açıklamalar (3826.hadisin şerhinde) geçmiş bulunmaktadır

Narrated `Abdullah:Allah's Messenger (ﷺ) said that he met Zaid bin `Amr Nufail at a place near Baldah and this had happened before Allah's Messenger (ﷺ) received the Divine Inspiration. Allah's Messenger (ﷺ) presented a dish of meat (that had been offered to him by the pagans) to Zaid bin `Amr, but Zaid refused to eat of it and then said (to the pagans), "I do not eat of what you slaughter on your stonealtars (Ansabs) nor do I eat except that on which Allah's Name has been mentioned on slaughtering

Sahîh-i Buhârî No. 5500 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ جُنْدَبِ بْنِ سُفْيَانَ الْبَجَلِيِّ، قَالَ ضَحَّيْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُضْحِيَّةً ذَاتَ يَوْمٍ فَإِذَا أُنَاسٌ قَدْ ذَبَحُوا ضَحَايَاهُمْ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلَمَّا انْصَرَفَ رَآهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَدْ ذَبَحُوا قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيَذْبَحْ مَكَانَهَا أُخْرَى، وَمَنْ كَانَ لَمْ يَذْبَحْ حَتَّى صَلَّيْنَا فَلْيَذْبَحْ عَلَى اسْمِ اللَّهِ ‏"‏‏.‏

Cündeb b. Süfyan el-Beceli'den, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir gün bir kurban kestik. Bazı kimselerin ise kurbanlıklarını bayram namazından önce kestiklerini gördük. Namazı bitirince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların bayram namazından önce kurbanlıklarını kesmiş olduklarını gördü. Bu sebeple: Her kim namazdan önce kurbanlığını kesmiş ise onun yerine bir başkasını kessin. Her kim biz namaz kılıncaya kadar kurbanlığını kesmemişse Allah adına kesiversin, diye buyurdu

Narrated Jundub bin Sufyan Al-Bajali:Once during the lifetime of Allah's Messenger (ﷺ) we offered some animals as sacrifices. Some people slaughtered their sacrifices before the (Id) prayer, so when the Prophet (ﷺ) finished his prayer, he saw that they had slaughtered their sacrifices before the prayer. He said, "Whoever has slaughtered (his sacrifice) before the prayer, should slaughter (another sacrifice) in lieu of it; and whoever has not yet slaughtered it till we have prayed; should slaughter (it) by mentioning Allah's Name

Sahîh-i Buhârî No. 5501 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، سَمِعَ ابْنَ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، يُخْبِرُ ابْنَ عُمَرَ أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ أَنَّ جَارِيَةً لَهُمْ كَانَتْ تَرْعَى غَنَمًا بِسَلْعٍ، فَأَبْصَرَتْ بِشَاةٍ مِنْ غَنَمِهَا مَوْتًا، فَكَسَرَتْ حَجَرًا فَذَبَحَتْهَا، فَقَالَ لأَهْلِهِ لاَ تَأْكُلُوا حَتَّى آتِيَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَسْأَلَهُ، أَوْ حَتَّى أُرْسِلَ إِلَيْهِ مَنْ يَسْأَلُهُ‏.‏ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَوْ بَعَثَ إِلَيْهِ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِأَكْلِهَا‏.‏

Nafi', Ka'b b. Malik'in oğlunu İbn Ömer'e şunu naklederken dinlemiştir: Babası (Ka'b b. Malik) kendisine şunu habervermiştir: Sel' dağında koyun -otlatan bir cariyeleri vardı. Koyunlarından birisinin can çekişmekte olduğunu görünce bir taşı kırıp, o taşla o koyunu kesti. Ka'b aile halkına: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip, ona soruncaya kadar yahut ona bu hususu kendisine soracak birisini gönderinceye kadar yemeyiniz, dedi. Daha sonra Ka'b, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti -yahut ona birisini gönderdi.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O koyunun yenilmesini emir buyurdu

Narrated Ka`b:that a slave girl of theirs used to shepherd some sheep at Si'a (a mountain near Medina). On seeing one of her sheep dying, she broke a stone and slaughtered it. Ka`b said to his family, "Do not eat (of it) till I go to the Prophet (ﷺ) and ask him, or, till I send someone to ask him." So he went to the Prophet (ﷺ) or sent someone to him The Prophet (ﷺ) permitted (them) to eat it

Sahîh-i Buhârî No. 5502 Sahih

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي سَلِمَةَ أَخْبَرَ عَبْدَ اللَّهِ، أَنَّ جَارِيَةً، لِكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ تَرْعَى غَنَمًا لَهُ بِالْجُبَيْلِ الَّذِي بِالسُّوقِ وَهْوَ بِسَلْعٍ، فَأُصِيبَتْ شَاةٌ، فَكَسَرَتْ حَجَرًا فَذَبَحَتْهَا، فَذَكَرُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَهُمْ بِأَكْلِهَا‏.‏

Abdullah (b. Ömer)'dan rivayete göre Ka'b b. Malik'in bir cariyesi vardı. Bu cari ye onun koyunlarını (Medıne'deki) pazara yakın el-Cubeyl denilen yerde -ki o Sel' dağındadır- güderdi. Bir koyunun can çekişmekte olduğunu görünce bir taşı kırarak o kırdığı parça ile o koyunu kesti. Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. O da koyunun yenilmesini emir buyurdu

Narrated `Abdullah:that Ka`b had a slave girl who used to graze his sheep on a small mountain, called "Sl'a", situated near the market. Once a sheep was dying, so she broke a stone and slaughtered it with it. When they mentioned that to the Prophet, he, permitted them to eat it

Sahîh-i Buhârî No. 5503 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَيْسَ لَنَا مُدًى‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ، لَيْسَ الظُّفُرَ وَالسِّنَّ، أَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ، وَأَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ ‏"‏‏.‏ وَنَدَّ بَعِيرٌ فَحَبَسَهُ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ لِهَذِهِ الإِبِلِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَاصْنَعُوا هَكَذَا ‏"‏‏.‏

Abaye b. Rifaa'dan rivayete göre; "O, dedesinden: Ey Allah'ın Resulü, bıçaklanmız yoktur, dediğini nakletmiştir. Allah Resulü: Kanı bolca akıtan ve üzerine Allah'ın adı anılan olursa ye! Ama tırnak ve diş müstesnadır. Çünkü tırnak Habeşlilerin bıçağıdır, diş ise bir kemiktir. Bu arada bir deve de kaçmıştı. Onu (birisinin attığı bir ok) alıkoymuştu. Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurdu: Şüphesiz bu develerin de yabani hayvanlar gibi ürküp yabanileştikleri olur. Onlardan bu şekilde elinizden kaçıp kurtulanlar olup yakalayamayacak olursanız ona bumin gibi yapınız

Narrated Rafi` bin Khadij:that he said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! We have no knife." The Prophet (ﷺ) said, "if the killing tool causes blood to gush out, and if Allah's Name is mentioned, eat (of the slaughtered animal). But do not slaughter with a nail or a tooth, for the nail is the knife of Ethiopians and a tooth is a bone." Suddenly a camel ran away and it was stopped (with an arrow). The Prophet (ﷺ) then said, "Of these camels there are some which are as wild as wild beasts; so if one of them runs away from you and you cannot catch it, treat it in this manner (i.e. shoot it with an arrow)

Sahîh-i Buhârî No. 5504 Sahih

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنٍ لِكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ امْرَأَةً، ذَبَحَتْ شَاةً بِحَجَرٍ، فَسُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ، فَأَمَرَ بِأَكْلِهَا‏.‏ وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنَا نَافِعٌ أَنَّهُ سَمِعَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ يُخْبِرُ عَبْدَ اللَّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ جَارِيَةً لِكَعْبٍ بِهَذَا‏.‏

Kalb b. Maıik'in bir oğlunun babasından rivayetine göre; "Bir kadın bir taş ile bir koyun kesti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemle bu durum hakkında soru soruldu, o da yenilmesini emir buyurdu." el-Leys de dedi ki: Bize Nafi'in tahdis ettiğine göre o, ensardan bir adamı Abdullah (b. Ömer)'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden diyerek haber verdiğini ve: Ka'blın bir cariyesi ... diyerek bu hadisi naklettiğini dinlemiştir

Narrated Ka`b bin Malik:A lady slaughtered a sheep with a stone and then the Prophet (ﷺ) was asked about it and he permitted it to be eaten

Sahîh-i Buhârî No. 5505 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنَ الأَنْصَارِ عَنْ مُعَاذِ بْنِ سَعْدٍ ـ أَوْ سَعْدِ بْنِ مُعَاذٍ ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ جَارِيَةً لِكَعْبِ بْنِ مَالِكٍ كَانَتْ تَرْعَى غَنَمًا بِسَلْعٍ، فَأُصِيبَتْ شَاةٌ مِنْهَا، فَأَدْرَكَتْهَا فَذَبَحَتْهَا بِحَجَرٍ، فَسُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ كُلُوهَا ‏"‏‏.‏

Muaz b. Sa'd'dan -yahut Said b. Muaz'dan- rivayete göre "Ka'b b. Malik'in bir cariyesi Sel' dağında koyunlarını güderdi. Koyunlardan birisi can çekişmeye başladı. Çoban yetişerek bir taşla onu kesti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e durumu sorulunca, o: Onu yiyiniz, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cariyenin ve kadının kestiği." Buhari bu başlıkla bunu kabul etmeyen kimselerin kanaatinin reddedildiğine işaret ediyor gibidir. Muhammed b. Abdulhakem, Malik'ten bunun mekruh olduğunu nakletmiştir. el-Müdewene'de ise caiz olduğu belirtilmektedir. Şamlerin bir görüşüne göre de kadının kurbanlık kesmesi mekruhtur. Said b. Mansur sahih bir sened ile İbrahim en-Nehaı'den kadının ve küçük çocuğun kestikleri hakkında şunları söylediğini belirtmektedir: Eğer kestiği hayvanı zaptedebiliyor ve besmeleyi bellemiş ise bir sakıncası yoktur. Aynı zamanda bu, cumhurun da görüşüdür. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Emin kabul edilen, ücretle çalıştırılan işçi emanet edilen şeyler hususunda aleyhine hainlik ettiğine dair delilortaya çıkıncaya kadar güvenilir (söyledikleri) kabul edilir. 2- Yanına vedia bırakılan kimse gibi emin bir kimsenin, malın sahibinin izni olmaksızın maslahata uygun tasarrufu caizdir. 3- Sahibinin izni olmaksızın kesilen hayvanın yenilmesi -kesenin tazminat ödemesi gerekse dahi- caizdir. 4- Kadının kestiğinin yenilmesi caizdir. Hür yahut cariye, yaşlı ya da küçük, Müslüman ya da kitap ehli olması, temiz ya da ay hali iken kesmiş olması arasında fark yoktur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadının kestiğinin yenilmesini emir buyurmuş ve buna dair herhangi bir tafsilata girilmemiştir. Bunu da Şafii açıkça dile getirmiştir. Cumhurun görüşü de budur

Narrated Mu`adh bin Sa`d or Sa`d bin Mu`adh:A slave girl belonging to Ka`b used to graze some sheep at Sl'a (mountain). Once one of her sheep was dying. She reached it (before it died) and slaughtered it with a stone. The Prophet (ﷺ) was asked, and he said, "Eat it

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya