1.490 hadis bulundu · sayfa 68/75
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي لَيْلَى، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ أَبُو لَيْلَى يَسْمُرُ مَعَ عَلِيٍّ فَكَانَ يَلْبَسُ ثِيَابَ الصَّيْفِ فِي الشِّتَاءِ وَثِيَابَ الشِّتَاءِ فِي الصَّيْفِ فَقُلْنَا لَوْ سَأَلْتَهُ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعَثَ إِلَىَّ وَأَنَا أَرْمَدُ الْعَيْنِ يَوْمَ خَيْبَرَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَرْمَدُ الْعَيْنِ . فَتَفَلَ فِي عَيْنِي ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ أَذْهِبْ عَنْهُ الْحَرَّ وَالْبَرْدَ " . قَالَ فَمَا وَجَدْتُ حَرًّا وَلاَ بَرْدًا بَعْدَ يَوْمِئِذٍ . وَقَالَ " لأَبْعَثَنَّ رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ لَيْسَ بِفَرَّارٍ " . فَتَشَوَّفَ لَهَا النَّاسُ فَبَعَثَ إِلَى عَلِيٍّ فَأَعْطَاهَا إِيَّاهُ .
Abdurrahman bin Ebi Leyla r.a.’dan rivayet edildiğine göre kendisi demiştir ki : (Babam) Ebu Leyla r.a., Ali r.a. ile akşamları görüşüp sohbet ederlerdi. Ali r.a., kışın yazlık elbise, yazın da kışlık elbise giyerdi. Biz (onun bu haline şaştığımız için kendisi ile iyi görüşen Ebu Leyla’ya) : ‘Keşke o’na sorsaydın (Neden mevsimlerin şartlarına göre giyinmiyor?)’ dedik. Bu talebimiz üzerine Ali r.a. şöyle dedi: ‘‘Hayber günü (Kale’nin fethi uzayınca) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem haber göndererek beni huzuruna çağırttı. Halbuki, Hayber’(in fethi için çalıştığı) günü benim gözlerim ağrıyordu. Ben: - ‘‘Ya Resulallah! Gerçekten gözüm fena ağrıyor’’ dedim. Bunun üzerine Resulullah s.a.v., gözlerime tükürdü. Sonra: ‘‘Allahım! Sıcaklığı ve soğukluğu ondan (Ali’den) izale et’’ diye dua etti. Ali r.a : Artık ben o günden sonra ne sıcaklık ne de soğukluk duymadım, dedi.Ve Resulullah s.a.v.’in şöyle buyurduğunu anlattı: ‘‘Hayber halkı ile savaşmak için artık öyle bir adam göndereceğim (ona Müslümanların sancağını vereceğim) ki o, Allah’ı ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de onu sever, o, geri çekilecek adam da değildir.> Bu emir üzerine orada bulunan Sahabiler artık bu övülen zat'ın kim olduğunu merak ve umutla düşünüp beklemeye başladılar. Daha sonra Resulullah s.a.v. Müslümanların sancağını vermek üzere Ali r.a.’e haber gönderip huzura çağırttı ve Sancağı ona verdi.’’ Not: Zevaid de: ‘’Bu hadis’in ravilerinden Veki’ ‘nin şeyh’i olan Muhammed bin Ebi Leyla’nın tek başına rivayet ettiği hadisler hüccet sayılmamaktadır. Zira hıfzı zayıf idi.’’ Deniyor
It was narrated that 'Abdur-Rahman bin Abu laila said:"Abu Laila used to travel with 'Ali, and he used to wear summer clothes in winter and winter clothes in summer. We said: 'Why don't you ask him (about that)?' He said: "The Messenger of Allah sent for me and my eyes were sore, on the Day of Khaibar. I said: 'O Messenger of Allah, my eyes are sore.' He put some spittle into my eyes, then he said: 'O Allah, take heat and cold away from him.' I never felt hot or cold again after that day. He (the Prophet) said: 'I will send a man who loves Allah and His Messenger, and whom Allah and His Messenger love, and he is not one who flees from the battlefield.' The people craned their necks to see, and he sent for 'Ali and gave it (the banner) to him
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ سَيِّدَا شَبَابِ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَأَبُوهُمَا خَيْرٌ مِنْهُمَا " .
Abdullah İbni Ömer r.a.’den: Resulullah s.a.v. şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir: ‘’Hasan ve Hüseyin r.a., Cennet ehlinin gençlerinin seyyidleridir. Babaları (olan Ali bin Ebi Talib r.a.)’de ikisinden daha hayırlıdır.’’
It was narrated that Ibn 'Umar said:"The Messenger of Allah said: 'Hasan and Husain will be the leaders of the youth of Paradise, and their father is better than them
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، قَالُوا حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ حُبْشِيِّ بْنِ جُنَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " عَلِيٌّ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُ وَلاَ يُؤَدِّي عَنِّي إِلاَّ عَلِيٌّ " .
Hubyiş bin Cenade r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi demiştir ki: Resulullah Sallallahu aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim: ‘’Ali bana bağlıdır. Ben de O’na bağlıyım. Ali’den başka hiç kimse (yapmak durumunda olduğum bir şeyi) benim yerime eda edemez.’’
It was narrated that Hubshi bin Junadah said:"I heard the Messenger of Allah say: ''Ali is part of me and I am part of him, and no one will represent me except 'Ali
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الرَّازِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، أَنْبَأَنَا الْعَلاَءُ بْنُ صَالِحٍ، عَنِ الْمِنْهَالِ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ عَلِيٌّ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ، وَأَخُو، رَسُولِهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا الصِّدِّيقُ الأَكْبَرُ، لاَ يَقُولُهَا بَعْدِي إِلاَّ كَذَّابٌ صَلَّيْتُ قَبْلَ النَّاسِ لِسَبْعِ سِنِينَ .
Abbad bin Abdillah r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisinin, Ali bin Ebi Talib r.a. şöyle söyledi, dediği rivayet edilmiştir: ‘’Ben Allah’ın kuluyum, O’nun Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Kardeşiyim. Sıddık-i Ekber de benim. Ben'den sonra Kezzab (çok yalancı) adamdan başka hiç kimse bunu (=Sıddıki Ekber olduğunu) söyliyemez. Halktan 7 yıl önce namaz kıldım. Not: Zevaid de: ‘’Bu Hadis’in senedi sahih, ravileri sikadır. Hakim Müstedrekinde bu hadis için: Buhari ve Müslim’in şartına göre sahihtir, demiştir’’ deniyor
It was narrated that 'Abbad bin 'Abdullah said:"'Ali said: 'I am the slave of Allah and the brother of His Messenger. I am the greatest teller of the truth (Siddiq Akbar), and no one will say this after me except a liar. I prayed seven years before the people
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ ابْنِ سَابِطٍ، - وَهُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ - عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ قَدِمَ مُعَاوِيَةُ فِي بَعْضِ حَجَّاتِهِ فَدَخَلَ عَلَيْهِ سَعْدٌ فَذَكَرُوا عَلِيًّا فَنَالَ مِنْهُ فَغَضِبَ سَعْدٌ وَقَالَ تَقُولُ هَذَا لِرَجُلٍ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَنْ كُنْتُ مَوْلاَهُ فَعَلِيٌّ مَوْلاَهُ " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " أَنْتَ مِنِّي بِمَنْزِلَةِ هَارُونَ مِنْ مُوسَى إِلاَّ أَنَّهُ لاَ نَبِيَّ بَعْدِي " . وَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ الْيَوْمَ رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ " .
Abdurrahman İbni Sabit r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi Sa'd bin Ebi Vakkas r.a.’den nakletmiştir. Hac seferlerinden birisinde, Muaviye r.a. gelince, Sa'd r.a. onun yanına vardı. Bir ara Ali r.a.’den bahsettiler. Muaviye r.a. Ali r.a. aleyhinde konuştu. Sa'd r.a. bundan öfkelendi ve: Sen! (nasıl) bu sözü öyle bir adam için söylüyorsun? ki onun hakkında Resulullah s.a.v.’den şöyle buyurduğunu işittim: ‘’Ben kimin mahbubu isem Ali r.a.’de onun mahbubudur.’’ Efendimiz’den şöyle buyurduğunu da işittim: ‘’(Ya Ali!) Senin bana bağlılığın Harun’un Musa’ya bağlılığı mesabesindedir. Şu farkla ki benden sonra Nebi yoktur.’’ Resul-i Ekrem’den şunu da buyurduğunu işittim: ‘’Bu gün sancağı öyle bir adam'a vereceğim ki Allah’ı ve O’nun Resulünü sever. ‘’
It was narrated that Sa`d bin Waqqas said:"Mu`awiyah came on one of his pilgrimages and Sa`d entered upon him. They mentioned `Ali, and Mu`awiyah criticized him. Sa`d became angry and said: 'Are you saying this of a man of whom I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: "If I am a person's close friend, `Ali is also his close friend." And I heard him say: "You are to me like Harun was to Musa, except that there will be no Prophet after me." And I heard him say: "I will give the banner today to a man who loves Allah and His Messenger
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ قُرَيْظَةَ " مَنْ يَأْتِينَا بِخَبَرِ الْقَوْمِ " . فَقَالَ الزُّبَيْرُ أَنَا . فَقَالَ " مَنْ يَأْتِينَا بِخَبَرِ الْقَوْمِ " . قَالَ الزُّبَيْرُ أَنَا . ثَلاَثًا فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لِكُلِّ نَبِيٍّ حَوَارِيٌّ وَإِنَّ حَوَارِيَّ الزُّبَيْرُ " .
Cabir r.a.’den rivayet edildiğine göre Kurayza (=Mekke müşrikleri ile birlikte bütün Arab kabilelerinin İslam aleyhinde hareket etmesi, Beni Kurayza Yahudilerinin de antlaşmayı ihlal ederek düşmanla işbirliği yapması üzerine durumun ciddileştiği gün) Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem : ‘’Bize Beni Kurayza’nın (durumu hakkında) kim haber getirir?’’ diye sordu. Zübeyr: Ben (Ya Resulallah! haber getiririm), dedi. Sonra (savaş şiddetlenince) Resulullah (tekrar) : -‘’ Bize Beni Kurayza hakkında kim haber getirir?‘’ diye sordu. Zübeyr : - Ben diye cevap verdi. Bu soru ve cevap 3 defa tekrar edildi. Bunun üzerine Resulullah s.a.v. : - ‘’Her Nebi'nin bir havarisi vardır. Şüphesiz benim havarim de Zübeyr’dir.’’ buyurdu.
It was narrated that Jabir said:"The Messenger of Allah said on the Day of Quraizah: 'Who will bring us news of the people?' Zubair said: 'I will.' The Prophet said: 'Who will bring us news of the people?' Zubair said: 'I will,' three times. Every Prophet has a Hawari (sincere supporter or disciple) and my Hawari is Zubair
Diğer tahric: Buhari cihad ve Meğazi; Müslim, fedailu’s-sahabe; Tirmizi ile Nesai Menakıb» MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ لَقَدْ جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَبَوَيْهِ يَوْمَ أُحُدٍ .
Zübeyr (bin el-Avvam r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir : And olsun ki, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Uhud savaşının olduğu gün benim için babasını ve anasını beraber andı. (Babam, anam sana feda olsun! buyurdu)
It was narrated that Zubair said:"The Messenger of Allah named his parents together for me on the Day of Uhud
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَهَدِيَّةُ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَتْ لِي عَائِشَةُ يَا عُرْوَةُ كَانَ أَبَوَاكَ مِنَ الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ أَبُو بَكْرٍ وَالزُّبَيْرُ .
Urve bin Zübeyr r.a.’dan rivayet edildiğine göre (teyzesi) Aişe r.a.,kendisine şöyle demiştir: Ya Urve! Baban Zübeyr ve baban Ebu Bekir r.a., yaralandıktan sonra yine Allah’ın ve Nebi’in çağrısına koşanlardandır
It was narrated from Hisham bin 'Urwah that his father said:''Aishah said to me: 'O 'Urwah, your two fathers were of those who answered (the Call of) Allah and the Messenger (Muhammed) after being wounded," (they were) Abu Bakr and Zubair
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَوْدِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الصَّلْتُ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو نَضْرَةَ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ طَلْحَةَ، مَرَّ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " شَهِيدٌ يَمْشِي عَلَى وَجْهِ الأَرْضِ " .
Cabir (bin Abdillah) r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi demiştir ki: Talha r.a. (bir ara) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yanından geçtikten sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem : ‘’(Talha) yer yüzünde yürüyen bir şehiddir,’’ buyurdu
It was narrated from Jabir that:Talhah passed by the Prophet and he said: "A martyr walking upon the face of the earth
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ يَحْيَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَ نَظَرَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى طَلْحَةَ فَقَالَ " هَذَا مِمَّنْ قَضَى نَحْبَهُ " .
Muaviye bin Ebi Süfyan r.a.’dan, kendisinin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ara Talha r.a.’ya baktı ve biraz sonra (ona işaret ederek): ‘’Bu adam (Allah yolunda şehid oluncaya kadar döğüşeceğine dair) adağını ödeyenlerdendir.’’, buyurdu
It was narrated that Mu'awiyah bin Abu Sufyan said:"The Prophet looked at Talhah and said: 'This is one of those who fulfilled their covenant
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ مُعَاوِيَةَ فَقَالَ أَشْهَدُ لَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " طَلْحَةُ مِمَّنْ قَضَى نَحْبَهُ " .
Musa bin Talha r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Biz Muaviye r.a.’in yanında bulunuyorduk. Muaviye r.a. dedi ki: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şunu işittiğime şüphesiz şehadet ederim : ‘’Talha (Allah yolunda şehid oluncaya kadar savaşacağına dair olan) adağını ödeyenlerdendir.’’
It was narrated that Musa bin Talhah said:We were with Mu'awiyah and he said: "I heard the Messenger of Allah say: 'Talhah is one of those who fulfilled their covenant
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ رَأَيْتُ يَدَ طَلْحَةَ شَلاَّءَ وَقَى بِهَا رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ أُحُدٍ .
Kays (b. Ebi Hazım) r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir : - Ben Talha r.a.’ın elini çolak olarak gördüm.Talha Uhud savaşında Nebi'i düşman saldırısından eliyle korumuştu. (Bu esnada eline isabet eden bir ok ile eli sakatlanmıştı)
It was narrated that Qais said:"I saw the paralyzed hand of Talhah, with which he had defended the Messenger of Allah on the Day of Uhud
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جَمَعَ أَبَوَيْهِ لأَحَدٍ غَيْرِ سَعْدِ بْنِ مَالِكٍ فَإِنَّهُ قَالَ لَهُ يَوْمَ أُحُدٍ " ارْمِ سَعْدُ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي " .
Ali (bin Ebi Talib) r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Sa'd bin Malik (Sa’d b. Ebi Vakkas) r.a.’dan başka hiçbir kimse için babasını ve anasını topladığını (= babam,anam sana feda olsun dediğini) görmedim. Fakat Uhud savaşının vuku bulduğu gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: ‘’Ey Sa'd! Ok at. Babam ve anam sana feda olsun.’’ buyurdu. BU HADİS’İN MÜSLİM RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
It was narrated that 'Ali said:"I never saw the Messenger of Allah mention his parents together for anyone except Sa'd bin Malik. He said to him on the Day of Uhud: 'Shoot, Sa'd! May my father and mother be sacrificed for you
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ، يَقُولُ لَقَدْ جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ أُحُدٍ أَبَوَيْهِ فَقَالَ " ارْمِ سَعْدُ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي " .
Said bin el-Müseyyeb r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi Sa'd bin Ebi Vakkas’tan şöyle söylediğini işittim, demiştir: Şüphesiz Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem, Uhud günü benim için babasını ve anasını birlikte zikrederek : ‘’Ey Sad (durma ok) at! Babam, anam sana feda olsun’’ buyurdu. BU HADİS’İN MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN
It was narrated that Sa'eed bin Musayyab said:"I heard Sa'd bin Abu Waqqas say: 'The Messenger of Allah mentioned his parents together for me on the Day of Uhud. He said: 'Shoot, Sa'd! May my father and mother be sacrificed for you
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، وَخَالِي، يَعْلَى وَوَكِيعٌ عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ، يَقُولُ إِنِّي لأَوَّلُ الْعَرَبِ رَمَى بِسَهْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ .
Kays bin ebi Hazım r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi Sa'd bin Ebi Vakkas r.a.’den şöyle söylediğini işittim, demiştir: ‘’Ben Allah yolunda ok atmış olan Arab mücahidlerin gerçekten birincisiyim.’’
It was narrated that Qais said:"I heard Sa'd bin Abu Waqqas say: 'I am the first of the Arabs to shoot an arrow in the cause of Allah
حَدَّثَنَا مَسْرُوقُ بْنُ الْمَرْزُبَانِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ هَاشِمِ بْنِ هَاشِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ قَالَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ مَا أَسْلَمَ أَحَدٌ فِي الْيَوْمِ الَّذِي أَسْلَمْتُ فِيهِ وَلَقَدْ مَكَثْتُ سَبْعَةَ أَيَّامٍ وَإِنِّي لَثُلُثُ الإِسْلاَمِ .
Said bin El-Müseyyeb r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle demiştir: Sa'd bin Ebi Vakkas r.a. dedi ki: ‘’Benim Müslüman olduğum gün hiç kimse Müslüman olmadı. Ben Müslümanların üçte biri olarak bir hafta durdum. ‘’
It was narrated that Hashim bin Hashim said:"I heard Sa'eed bin Musayyab say: 'Sa'd bin Abu Waqqas said: 'No one else became Muslim on the same day as I did; for seven days I was one-third of Islam
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْمُثَنَّى أَبُو الْمُثَنَّى النَّخَعِيُّ، عَنْ جَدِّهِ، رِيَاحِ بْنِ الْحَارِثِ سَمِعَ جَدَّهُ، سَعِيدَ بْنَ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَاشِرَ عَشَرَةٍ فَقَالَ " أَبُو بَكْرٍ فِي الْجَنَّةِ وَعُمَرُ فِي الْجَنَّةِ وَعُثْمَانُ فِي الْجَنَّةِ وَعَلِيٌّ فِي الْجَنَّةِ وَطَلْحَةُ فِي الْجَنَّةِ وَالزُّبَيْرُ فِي الْجَنَّةِ وَسَعْدٌ فِي الْجَنَّةِ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ فِي الْجَنَّةِ " . فَقِيلَ لَهُ مَنِ التَّاسِعُ قَالَ أَنَا .
Said bin Zeyd r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Aşerei Mübeşşere’nin 10’uncusu idi. Çünkü : ‘’ Ebu Bekr Cennettedir, Ömer Cennettedir, Osman Cennettedir, Ali Cennettedir, Talha (bin Ubeydillah) Cennettedir, Zübeyr Cennettedir, Sa'd (bin Ebi Vakkas) Cennettedir ve Abdurrahman (bin Avf) Cennettedir.’’ buyurdu. Ravi Riyah bin el-Haris diyor ki Said bin Zeyd’e <dokuzuncu zat kimdir?> diye soruldu. O da ‘’Dokuzuncu benim’’ diye cevap verdi. AÇIKLAMA BİR SONRAKİ (134.) SAYFADA
It was narrated that Sa'eed bin Zaid bin 'Amr bin Nufail said:"The Messenger of Allah was one of the Ten (given glad tidings of Paradise). He said: 'Abu Bakr will be in Paradise; 'Umar will be in Paradise; 'Uthman will be in Paradise; 'Ali will be in Paradise; Talhah will be in Paradise; Zubair will be in Paradise; Sa'd will be in Paradise; 'Abdur-Rahman will be in Paradise." He was asked: 'Who will be the ninth?' He said: 'I will
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يَسَافٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ ظَالِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ أَشْهَدُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنِّي سَمِعْتُهُ يَقُولُ " اثْبُتْ حِرَاءُ فَمَا عَلَيْكَ إِلاَّ نَبِيٌّ أَوْ صِدِّيقٌ أَوْ شَهِيدٌ " . وَعَدَّهُمْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ وَعَلِيٌّ وَطَلْحَةُ وَالزُّبَيْرُ وَسَعْدٌ وَابْنُ عَوْفٍ وَسَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ .
Said bin Zeyd r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şunu buyurduğunu şüphesiz işittiğime şehadet ederim, demiştir: - Resulullah s.a.v. arkadaşları ile Hira dağı üstünde bulunduğu sırada dağ deprendi. Bunun üzerine Resulullah dağ'a hitaben: ‘’Uslu dur ey Hira! Çünkü senin üstünde ancak Nebi veya Sıddık (=çok dürüst) veya şehid bulunur. (Başka kimse bulunmaz)’’ buyurdu ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları şöyle saydı: Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Sa'd, İbni Avf ve Said bin Zeyd r.a.
It was narrated that Sa'eed bin Zaid:'I bear witness that I heard the Messenger of Allah say: 'Stand firm, O (mountain of) Hira', for there is no one upon you but a Prophet, a Siddiq or a martyr.' " Then he listed them as follows: "The Messenger of Allah, Abu Bakr, 'Umar, 'Uthman, 'Ali, Talhah, Zubair, Sa'd, Ibn 'Awf and Sa'eed bin Zaid
Diğer tahric: Ebu Davud, sunne; Tirmizi, menakib BU HADİS’İN EBU DAVUD RİVAYETİ VE AÇIKLAMA İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، جَمِيعًا عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لأَهْلِ نَجْرَانَ " سَأَبْعَثُ مَعَكُمْ رَجُلاً أَمِينًا حَقَّ أَمِينٍ " . قَالَ فَتَشَوَّفَ لَهَا النَّاسُ فَبَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ .
Huzeyfe İbni el-Yeman r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necran ehline buyurdu ki: ‘’Ben hakkıyla güvenilen ve itimada layık bir adamı sizlerle göndereceğim!’’ Bu söz üzerine Sahabiler (bu yüce emniyete kimin mazhar olacağını anlamak için) intizar etmeye başladılar. Biraz sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Ubeyde bin el-Cerrah’ı (onlara) gönderdi. Açıklama 136. sayfa’da
It was narrated from Hudhaifah that:The Messenger of Allah said to the people of Najran: "I will send you a trustworthy man with you, who is indeed trustworthy." The people craned their necks to see, and he sent Abu 'Ubaidah bin Jarrah
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لأَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ الْجَرَّاحِ " هَذَا أَمِينُ هَذِهِ الأُمَّةِ " .
Abdullah (İbni Mes'ud) r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi şöyle söylemiştir: Şüphesiz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Ubeyde bin el-Cerrah’ı göstererek onun hakkında: ‘’İşte bu adam, İslam ümmetinin eminidir.’’ buyurdu
It was narrated from 'Abdullah that:The Messenger of Allah said to Abu 'Ubaidah bin Jarrah: "This is the trustworthy man of this Ummah