Faziletler ve Menâkıb ile İlgili Hadisler

1.513 hadis bulundu · sayfa 6/76

Sahîh-i Buhârî No. 3404 Sahih

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنِ الْحَسَنِ، وَمُحَمَّدٍ، وَخِلاَسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ مُوسَى كَانَ رَجُلاً حَيِيًّا سِتِّيرًا، لاَ يُرَى مِنْ جِلْدِهِ شَىْءٌ، اسْتِحْيَاءً مِنْهُ، فَآذَاهُ مَنْ آذَاهُ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ، فَقَالُوا مَا يَسْتَتِرُ هَذَا التَّسَتُّرَ إِلاَّ مِنْ عَيْبٍ بِجِلْدِهِ، إِمَّا بَرَصٌ وَإِمَّا أُدْرَةٌ وَإِمَّا آفَةٌ‏.‏ وَإِنَّ اللَّهَ أَرَادَ أَنْ يُبَرِّئَهُ مِمَّا قَالُوا لِمُوسَى فَخَلاَ يَوْمًا وَحْدَهُ فَوَضَعَ ثِيَابَهُ عَلَى الْحَجَرِ ثُمَّ اغْتَسَلَ، فَلَمَّا فَرَغَ أَقْبَلَ إِلَى ثِيَابِهِ لِيَأْخُذَهَا، وَإِنَّ الْحَجَرَ عَدَا بِثَوْبِهِ، فَأَخَذَ مُوسَى عَصَاهُ وَطَلَبَ الْحَجَرَ، فَجَعَلَ يَقُولُ ثَوْبِي حَجَرُ، ثَوْبِي حَجَرُ، حَتَّى انْتَهَى إِلَى مَلإٍ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ، فَرَأَوْهُ عُرْيَانًا أَحْسَنَ مَا خَلَقَ اللَّهُ، وَأَبْرَأَهُ مِمَّا يَقُولُونَ، وَقَامَ الْحَجَرُ فَأَخَذَ ثَوْبَهُ فَلَبِسَهُ، وَطَفِقَ بِالْحَجَرِ ضَرْبًا بِعَصَاهُ، فَوَاللَّهِ إِنَّ بِالْحَجَرِ لَنَدَبًا مِنْ أَثَرِ ضَرْبِهِ ثَلاَثًا أَوْ أَرْبَعًا أَوْ خَمْسًا، فَذَلِكَ قَوْلُهُ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَكُونُوا كَالَّذِينَ آذَوْا مُوسَى فَبَرَّأَهُ اللَّهُ مِمَّا قَالُوا وَكَانَ عِنْدَ اللَّهِ وَجِيهًا‏}‏‏.‏‏"‏

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Musa çok hayalı ve avretini örtmeye çokça gayret eden birisi idi. Hayasından ötürü teninden hiçbir yer görünmezdi. İsrailoğullarından ona eziyette bulunanlar eziyet ederek: Onun bu şekilde örtünmesinin tek sebebi derisindeki bir kusurdan dolayıdır. Başka bir sebebi de yoktur. Bu ya bir baraştır ya hayalarında şişiklik vardır yahut bir başka hastalığı vardır, dediler. Allah da onların Musa'nın onların söylediklerinden beri olduğunu ortaya çıkarmak istedi. Bir gün tek başına iken elbiselerini çıkartıp, taşın üzerine bıraktı. Sonra yıkandı. Yıkanmasını bitirince elbiselerini almak üzere geldi. Fakat taş, elbisesini de beraberinde hızlıca götürüp gitti. Musa, asasını aldı ve taşın arkasından gitti. Bu arada: Ey taş elbisemi ver, ey taş elbisemi ver, diyordu. Nihayet İsrailoğullarından bir topluluğun yanına kadar vardı. Onun çıplak olduğunu ve Allah'ın yarattığı en güzel bir surette bulunduğunu gördüler. Böylelikle Allah onların söylediklerinden onu temize çıkarmış oldu. Taş da yerinde durdu, elbisesini alıp giyindi. Asasıyla da taşa vurmaya koyuldu. Allah'a yemin ederim, onun üç, dört ya da beş defa taşa vurmasından ötürü taşta girintiler vardır. İşte yüce Allah'ın: "Ey iman edenler! Siz de Musa'yı incitenler gibi olmayın. Allah onları dediklerinden temize çıkardı. O Allah indinde itibarlı ve değerli idi. "[Ahzab,69] buyruğu bunu anlatmaktadır

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "(The Prophet) Moses was a shy person and used to cover his body completely because of his extensive shyness. One of the children of Israel hurt him by saying, 'He covers his body in this way only because of some defect in his skin, either leprosy or scrotal hernia, or he has some other defect.' Allah wished to clear Moses of what they said about him, so one day while Moses was in seclusion, he took off his clothes and put them on a stone and started taking a bath. When he had finished the bath, he moved towards his clothes so as to take them, but the stone took his clothes and fled; Moses picked up his stick and ran after the stone saying, 'O stone! Give me my garment!' Till he reached a group of Bani Israel who saw him naked then, and found him the best of what Allah had created, and Allah cleared him of what they had accused him of. The stone stopped there and Moses took and put his garment on and started hitting the stone with his stick. By Allah, the stone still has some traces of the hitting, three, four or five marks. This was what Allah refers to in His Saying:-- "O you who believe! Be you not like those Who annoyed Moses, But Allah proved his innocence of that which they alleged, And he was honorable In Allah's Sight

Sahîh-i Buhârî No. 3405 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَسْمًا، فَقَالَ رَجُلٌ إِنَّ هَذِهِ لَقِسْمَةٌ مَا أُرِيدَ بِهَا وَجْهُ اللَّهِ‏.‏ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ، فَغَضِبَ حَتَّى رَأَيْتُ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُ اللَّهُ مُوسَى قَدْ أُوذِيَ بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ‏"‏‏.‏

Abdullah r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir miktar mal paylaştırdı. Bir adam: Şüphesiz bu paylaştırma ile Allah'ın rızası maksat olarak gözetilmemiştir, dedi. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gidip ona (söyleneni) haber verdim. Ben öfkesinin etkisini yüzünde fark edebileceğim kadar öfkelendi, sonra şöyle buyurdu: Allah Musa'ya rahmetini ihsan eylesin. Ona bundan fazlasıyla eziyet edildi, yine de sabretmişti

Narrated `Abdullah:Once the Prophet (ﷺ) distributed something (among his followers. A man said, "This distribution has not been done (with justice) seeking Allah's Countenance." I went to the Prophet (ﷺ) and told him (of that). He became so angry that I saw the signs of anger on his face. Then he said, "May Allah bestow His Mercy on Moses, for he was harmed more (in a worse manner) than this; yet he endured patiently

Sahîh-i Buhârî No. 3406 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَجْنِي الْكَبَاثَ، وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ عَلَيْكُمْ بِالأَسْوَدِ مِنْهُ، فَإِنَّهُ أَطْيَبُهُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَكُنْتَ تَرْعَى الْغَنَمَ قَالَ ‏"‏ وَهَلْ مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ وَقَدْ رَعَاهَا ‏"‏‏.‏

Cabir b. Abdullah r.a dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte 'kebas (denilen misvak çubuklarının alındığı erak ağacının meyvesini)' topluyor idik. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bunun siyah olanını toplamaya gayret gösteriniz. Çünkü onun en lezzetli olanı o türüdür. Ashab: Ey Allah'ın Resulü, sen koyun otlatıyor muydun, diye sordular. O: Koyun otlatmamış bir Nebi var mı ki? diye buyurdu." Hadis ileride 5453 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Kebas" ince dallarından misvak yapılan erak ağacının meyvesidir. Bu meyvenin olgun olanına bu isim verilmektedir. Nevevı dilcilerden böylece naketmiş bulunmaktadır. Cabir r.a.'ın rivayet ettiği bu hadisin Musa aleyhisselam kıssası ile ilgisi, Allah Resulünün: "Koyun otlatmamış bir Nebi var mıdır?" buyruğunun umumi bir ifade olması cihetiyledir. Bunun kapsamına Musa aleyhisselam da girmiş olmaktadır. Hatta bu hadisin bazı rivayet yollarında şu ifadeler de zikredilmekedir: "Musa'ya Nebilik verildiğinde kendisi koyun otlatmakta idi." Bu riayet Nesaı'nin Tefsir'de zikrettiği Ebu İshak Nasr b. HCfm yoluyla gelmiş olan bir rivayet olup, buna göre Nasr b. Hazm şöyle demiştir: "Deve sahipleri ile koyun sahipleri birbirlerine karşı öğündü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Musa'ya Nebilik verildiğinde o bir koyun çobanı idi, diye buyurdu." Senedindeki raviler sikadırlar. Önder alimlerin dediklerine göre; enbiyanın koyun çobanlığı yapmalarındaki hikmet, kendilerini tevazuya alıştırmaları, kalplerinin halveti itiyat haline etirmesi ve koyunları idare etmekten ümmetieri idare etmek derecesine yüksel:neleri içindir

Narrated Jabir bin `Abdullah:We were with Allah's Messenger (ﷺ) picking the fruits of the 'Arak trees, and Allah's Messenger (ﷺ) said, "Pick the black fruit, for it is the best." The companions asked, "Were you a shepherd?" He replied, "There was no prophet who was not a shepherd

Sahîh-i Buhârî No. 3407 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُرْسِلَ مَلَكُ الْمَوْتِ إِلَى مُوسَى ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ فَلَمَّا جَاءَهُ صَكَّهُ، فَرَجَعَ إِلَى رَبِّهِ، فَقَالَ أَرْسَلْتَنِي إِلَى عَبْدٍ لاَ يُرِيدُ الْمَوْتَ‏.‏ قَالَ ارْجِعْ إِلَيْهِ، فَقُلْ لَهُ يَضَعُ يَدَهُ عَلَى مَتْنِ ثَوْرٍ، فَلَهُ بِمَا غَطَّتْ يَدُهُ بِكُلِّ شَعَرَةٍ سَنَةٌ‏.‏ قَالَ أَىْ رَبِّ، ثُمَّ مَاذَا قَالَ ثُمَّ الْمَوْتُ‏.‏ قَالَ فَالآنَ‏.‏ قَالَ فَسَأَلَ اللَّهَ أَنْ يُدْنِيَهُ مِنَ الأَرْضِ الْمُقَدَّسَةِ رَمْيَةً بِحَجَرٍ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كُنْتُ ثَمَّ لأَرَيْتُكُمْ قَبْرَهُ إِلَى جَانِبِ الطَّرِيقِ تَحْتَ الْكَثِيبِ الأَحْمَرِ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَأَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنْ هَمَّامٍ حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ‏.‏

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Ölüm meleği aleyhisselam, Musa aleyhisselam'a gönderildi. Melek ona gelince, gözü üzerine bir tokat indirdi. Melek Rabbinin yanına dönerek dedi ki: Sen beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin. Yüce Allah buyurdu ki: Ona dön ve ona de ki: Elini bir öküzün sırtı üzerine koysun. Eli altında kalan her bir kıl için ona bir sene ömür verilecektir. (Musa): Rabbim sonra ne olacak deyince, sonra öleceksin, diye buyurdu. Musa: O halde şimdi (öleyim), dedi. Yüce Allah'tan da kendisini Arz-ı Mukaddese bir taş atım1ığı kadar bir mesafeye yaklaştırmasını niyaz etti. Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Eğer arda olsaydım, o kırmızı kum yığınının alt tarafındaki yolun kenarında bulunan kabrini size gösterecektim

Narrated Abu Huraira:The Angel of Death was sent to Moses when he came to Moses, Moses slapped him on the eye. The angel returned to his Lord and said, "You have sent me to a Slave who does not want to die." Allah said, "Return to him and tell him to put his hand on the back of an ox and for every hair that will come under it, he will be granted one year of life." Moses said, "O Lord! What will happen after that?" Allah replied, "Then death." Moses said, "Let it come now." Moses then requested Allah to let him die close to the Sacred Land so much so that he would be at a distance of a stone's throw from it." Abu Huraira added, "Allah's Messenger (ﷺ) said, 'If I were there, I would show you his grave below the red sand hill on the side of the road

Sahîh-i Buhârî No. 3408 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَسَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ اسْتَبَّ رَجُلٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَرَجُلٌ مِنَ الْيَهُودِ‏.‏ فَقَالَ الْمُسْلِمُ وَالَّذِي اصْطَفَى مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم عَلَى الْعَالَمِينَ‏.‏ فِي قَسَمٍ يُقْسِمُ بِهِ‏.‏ فَقَالَ الْيَهُودِيُّ وَالَّذِي اصْطَفَى مُوسَى عَلَى الْعَالَمِينَ‏.‏ فَرَفَعَ الْمُسْلِمُ عِنْدَ ذَلِكَ يَدَهُ، فَلَطَمَ الْيَهُودِيَّ، فَذَهَبَ الْيَهُودِيُّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ الَّذِي كَانَ مِنْ أَمْرِهِ وَأَمْرِ الْمُسْلِمِ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تُخَيِّرُونِي عَلَى مُوسَى، فَإِنَّ النَّاسَ يَصْعَقُونَ فَأَكُونُ أَوَّلَ مَنْ يُفِيقُ، فَإِذَا مُوسَى بَاطِشٌ بِجَانِبِ الْعَرْشِ، فَلاَ أَدْرِي أَكَانَ فِيمَنْ صَعِقَ فَأَفَاقَ قَبْلِي أَوْ كَانَ مِمَّنِ اسْتَثْنَى اللَّهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Müslümanlardan bir adam ile Yahudilerden bir adam birbirine ağır sözler söyledi. Müslüman -bir hususa dair yemin ederken- Muhammed'i sallallahu aleyhi ve sellem alemlere üstün kılana yemin ederim ki, deyince Yahudi de: Musa'yı alemlere üstün kılana yemin ederim ki, dedi. Bu sefer Müslüman elini kaldırıp, yahudiye bir tokat indirdi. Yahudi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına giderek kendisi ile Müslüman kişi arasında olup biteni ona haber verdi. Allah Resulü şöyle buyurdu: Benim Musa'dan hayırlı olduğmu söylemeyiniz; çünkü (kıyamet güe) bütün insanlar baygın düşecekler. Ilk ayılacak kişi ben olacağım. Bir de ne göreceğim! Musa Arş'ın bir kenarından yakalamış. Bilemiyorum acaba o da baygın düşenlerden birisi olup benden önce mi ayılmış olacak, yoksa Allah'ın baygın düşeceklerden istisna ettiği kimseler arasında mı olacak?

Narrated Abu Huraira:A Muslim and a Jew quarreled. The Muslim taking an oath, said, "By Him Who has preferred Muhammad over all people...!" The Jew said, "By Him Who has preferred Moses, over all people." The Muslim raised his hand and slapped the Jew who came to the Prophet (ﷺ) to tell him what had happened between him and the Muslim. The Prophet (ﷺ) said, "Don't give me superiority over Moses, for the people will become unconscious (on the Day of Resurrection) and I will be the first to gain consciousness to see Moses standing and holding a side of Allah's Throne. I will not know if he has been among those people who have become unconscious; and that he has gained consciousness before me, or he has been amongst those whom Allah has exempted

Sahîh-i Buhârî No. 3409 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ احْتَجَّ آدَمُ وَمُوسَى فَقَالَ لَهُ مُوسَى أَنْتَ آدَمُ الَّذِي أَخْرَجَتْكَ خَطِيئَتُكَ مِنَ الْجَنَّةِ‏.‏ فَقَالَ لَهُ آدَمُ أَنْتَ مُوسَى الَّذِي اصْطَفَاكَ اللَّهُ بِرِسَالاَتِهِ وَبِكَلاَمِهِ، ثُمَّ تَلُومُنِي عَلَى أَمْرٍ قُدِّرَ عَلَىَّ قَبْلَ أَنْ أُخْلَقَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَحَجَّ آدَمُ مُوسَى ‏"‏ مَرَّتَيْنِ‏.‏

Ebu Hureyre dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Adem ile Musa birbirleriyle delil getirerek tartışmaya koyuldu. Musa, Adem'e dedi ki: Sen, günahınla kendini cennetten çıkartan Adem'sin, dedi. Adem ona: Sen Allah'ın risaletleri ve kelamı için seçtiği Musa'sın. Sonra da kalkmış beni ben yaratılmadan önce üzerimde takdir edilmiş bulunan bir iş dolayısıyla kınıyorsun, dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki kere: Böylece Adem, Musa'ya karşı (bağlayıcı) delil getirmiş oldu, diye buyurdu." Hadis ileride 4736,4738,6614 ve 7515 numara ile gelecektir

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Adam and Moses argued with each other. Moses said to Adam. 'You are Adam whose mistake expelled you from Paradise.' Adam said to him, 'You are Moses whom Allah selected as His Messenger and as the one to whom He spoke directly; yet you blame me for a thing which had already been written in my fate before my creation?"' Allah's Messenger (ﷺ) said twice, "So, Adam overpowered Moses

Sahîh-i Buhârî No. 3410 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حُصَيْنُ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ حُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا قَالَ ‏ "‏ عُرِضَتْ عَلَىَّ الأُمَمُ، وَرَأَيْتُ سَوَادًا كَثِيرًا سَدَّ الأُفُقَ فَقِيلَ هَذَا مُوسَى فِي قَوْمِهِ ‏"‏‏.‏

İbn Abbas r.a dedi ki: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza çıkıp geldi ve şöyle buyurdu: Ümmetler bana gösterildi. Ufku kaplayan bir kalabalık gördüm. İşte bu (gördüğün kalabalık), kavmi arasında Musa'dır, denildi. " Hadis 5705, 5752, 6472 ve 6541 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ölüm meleği aleyhisselam Musa aleyhisselam'a gönderildi. Yanına gelince gözü üzerine bir tokat attı." Hemmam'ın, Ebu Hureyre'den diye rivayet ettiği Ahmed ve Müslim'de yer alan rivayette şöyle denilmektedir: "Ölüm meleği Musa'ya geldi ve ona: Rabbine icabet et, dedi. Musa ölüm meleğınin yüzüne bir tokat attı ve gözünü çıkardı." "Ölmek istemeyen" ifadesine Hemmam şu fazlalığı da eklemektedir: "İşte gözümü çıkardı. Bunun üzerine Allah gözünü eski haline getirdi." Ammar yoluyla gelen rivayette de şöyle denilmektedir: "Rabbim, Musa kulun gözümü çıkardı. Senin nezdinde ki değeri olmasaydı ben de ona karşı gelecek ve onu zor bir duruma sokacaktım." "Allah'tan kendisini Arz-ı Mukaddese bir taş atımlığı kadar bir mesafe yaklaştırmasını niyaz etti." Buna dair şerh ve açıklamalar Cenaiz bölümünde geçmiş bulunmaktadır. "Kırmızı kum yığınının alt tarafıında ... " İbn Huzeyme der ki: Bazı bid'atçiler bu hadisi reddederek şöyle demişlerdir: Şayet Musa ölüm meleğini tanımış ise o, onu hafife almış demektir. Eğer onu tanımamış idiyse neden gözünü çıkardığından ötürü Musa'ya kısas uygulanmadı? Buna cevap şudur: Allah Musa'ya ölüm meleğini gönderdiğinde tam o sırada ruhunu kabzetmeyi murat etmemişti. Ölüm meleğini ona denemek üzere göndermişti. Musa'nın ölüm meleğinin gözüne tokat indirmesi ise, ona iznini almadan evine girmiş bir insan olarak görçlüğünden dolayıdır. Onun ölüm meleği olduğunu bilmiyordu. Şeriat koyucu da müslümanın evine izinsiz bakan kimsenin gözünü çıkarmayı mubah kılmıştır. Melekler İbrahim'e ve Lut'a da insan suretinde gelmişler ve ilk anda onları tanımamışlardı. Eğer İbrahim aleyhisselam melekleri tanımış olsaydı onlara yiyecek ikram etmezdi. Şayet Lut aleyhisselam onları tanımış olsaydı, kavminin onlara zarar vereceğinden korkmazdı. Musa'nın ölüm meleğini tanıdığını varsayacak olursak bu bid'atçi şahıs, melekler ile insanlar arasında kısasın meşru' olduğunu nerden biliyor? Diğer taraftan ölüm meleğinin Musa'dan kısas isteyip de ona kısas uygulanmadığını nereden çıkartıyor? Hattabı, İbn Huzeyme'nin açıklamalarını özetledikten sonra şunları da eklemektedir: Musa'nın onu kendisinden bu şekilde uzaklaştırmak istemesi, tabiatı itibariyle hiddetli birisi oluşundandır. Diğer taraftan Allah ölüm meleğine gözünü tekrar iade etti ki Musa da Ö meleğin Allah tarafından geldiğini bu yolla bilsin. Bundan dolayı o vakit Musa'nın teslimiyet gösterdiğini anlıyoruz. Nevevi de diyor ki: Kendisine tokat atılanı sınamak amacıyla yüce Allah'ın Musa'ya böyle bir tokat atma iznini vermiş olması da olmayacak bir şey değildir. Başkası da şöyle demektedir: Ona tokat indirmesinin sebebi, kendisini tercih yapmakta serbest bırakmadan önce ruhunu kabzetmek üzere gelişi idi. Çünkü sabit olduğuna göre istediğini tercih etmekte serbest bırakılmadıkça hiçbir Nebiin ruhu kabzedilmemiştir. Bundan dolayı ikinci defada onu tercihte serbest bırakınca boyun eğip, itaat etmiştir: Görüşler arasında doğruya en yakın olanın bu olduğu söylenmiş olmakla birlikte bu görüşün doğruluğu da tartışılabilir. Çünkü sorunun esasına dönülerek tekrar şöyle denilebilir: Ölüm meleği ne diye Allah'ın Nebiinin ruhunu kabzetmeye kalkıştı ve bu husustaki şartı (yani Nebilere has bir özellik olan muhayyer bırakma şartını) yerine getirmedi? O zaman buna da tekrar: Bu, imtihan olmak üzere meydana gelmiştir, denilir. Hadisten anlaşıldığına göre melek insan suretinde görünebilir. Bu husus pek çok hadiste zikredilmiş bir konudur. Yine hadisten anlaşıldığına göre Arz-ı Mukaddes'te defnedilmenin bir fazileti vardır. "Bunun üzerine Müslüman elini kaldırdı ve yahudiye bir tokat indirdi." Yani yahudinin: "Musa'yı alemlere üstün kılana yemin olsun" dediğini işitince bu işi yaptı. Onun bu hareketi yapmasının sebebi, "alemler" lafzının genel ve kapsamlı oluşundan anladı ğı manadır. Bunun kapsamına Muhammed sallall€ıhu aleyhi ve sellem de girmektedir. Oysa müslümanın kanaatine göre Muhammed daha faziletlidir. Bu husus Ebu Said yoluyla rivayet edilen hadiste açıklanmış bulunmaktadır. Buna göre tokat vuran Müslüman, bu sözlerini söyleyen yahudiye şöyle demişti: Ey murdar, Muhammed'den de mi üstündür?" İşte bu, onun yahudiye, kendisine göre yalan söylediğine karşılık bir ceza olmak üzere tokat vurmuş olduğunu göstermektedir. "Yahudi ona kendisi ile müslümanın arasında olanları haber verdi." İbnu'lFadl'ın rivayetinde şöyle denmektedir: "(Yahudi) dedi ki: Ey Ebu'l-Kasım ben zimmeti ve ahdi olan birisiyim. Ne diye filan kişi yüzüme tokat vuruyor? Allah !\esulü (müslümana): Sen ne diye onun yüzüne tokat vurdun, diye sordu; -de;,,'ip, hadisin geri kalan bölümünü zikretti ... - Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem öyle ":Jir öfkelendi ki öfkenin etkisi yüzünde görüldü." "Bir de ne göreceğim, Musa Arş'ın bir tarafını yakalamış." Yani Arş'ın bir :arafını kuwetle yakalamış, sımsıkı sarılmış. Ek Bir Bilgi İbn Hazm'ın iddia ettiğine göre kıyamet gününde dört Nefha olacaktır: Birincisi ölüm nefhasıdlL Yeryüzünde hayatta kalmış olan herkes bu Nefha ile ölecektir. İkinci nefha ise diriltme nefhasıdır. Ölmüş olan her bir şey o nefha ile ayağa kalkacak, kabirlerden çıkarılacak ve hesap için bir araya getirileceklerdiL Üçüncü nefha ise korku ve baygın düşme nefhasıdlL Bu nefhadan herkes baygın düşmüşçesine ayılacaktır, fakat bundan dolayı da kimse ölmeyecektir. Dördüncüsü ise bu baygınlıktan ayılma nefhası olacaktır. Onun açıkladığı şekilde iki nefhanın dört nefha oluşu açıklanabilir bir şey değildir. Aksine ortada sadece iki nefha vardiL Bu iki nefhadan her birisinde birtakım farklılıklar ortaya çıkacak olması, bu nefhaları işitecek olanlara göredir. Birinci nefhada hayatta olan herkes o nefha dolayısıyla ölecek, ancak Allah'ın istisna ettiği kimselerden olup, ölmeyecek kimseler ise baygın düşeceklerdiL İkinci nefhada ise daha önce ölmüş olanlar yaşayacak ve baygın düşmüş olanlar da ayılacaklardır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Nebi sallallShu aleyhi ve sellem'in Nebiler arasında birinin diğerinden üstün olduğu iddiasında bulunmayı yasaklaması hususunda ilim adamları şu açıklamalarda bulunmuşlardır: Böyle bir şeyin söylenmesinin yasak oluşu, delile dayalı olarak değil de sırf kendi görüşüyle böyle bir iddiada bulunmakla ilgilidir. Yahut da bunu fazileti daha az olduğu söylenen nebinin değerini azaltma sonucunu verecek şekilde söylemekle ya da böyle bir iddianın, anlaşmazlık ve düşmanlıklara götürmesi haliyle ilgilidir. Yahut, daha az üstün olduğu söylenen kimsenin, üstün olduğu hiçbir tarafını bırakmayacak şekilde, bütün üstünlük türlerini kapsayacak şekilde üstünlük iddialarında bulunmayınız, maksadıyla söylenmiş olabilir. Mesela, imam müezzinden faziletlidir (üstündür), diyecek olursa bu, müezzinin ezana göre de faziletinin eksik olmasını gerektirmez. Bir diğer açıklamaya göre üstünlük iddialarının yasaklanış sebebi, bizatihi Nübuwetin kendisi ile alakalıdır. Nitekim yüce Allah: "Resullerinden hiçbirini diğerine üstün tutmayız. "[Bakara, 285] diye buyurmaktadır. Bununla birlikte bazı kimselerjn diğer bazılarından üstün olduğunun söylenmesi yasaklanmamıştlL Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "İşte biz o Resullerin bazısını bazısına üstün kıldık. "[Bakara, 253] diye buyurmaktadır. el-Halim! der ki: Birinin diğerinden hayırlı olduğunu ileri sürmeyi yasaklayan buyruklar ya kitap ehli ile tartışma hakkındadır ya da hayırlı olduğu ileri sürülerek bazı Nebilerin diğerlerinden üstün olduğunu söylemek manasınadır. Çünkü hayırlı oluş iddiası eğer iki ayrı din mensubu arasında ortaya çıkacak olursa onlardan birinin diğerini küçümseyecek noktaya varmayacağından emin olunamaz. Bu ise küfre kadar götürür. Şayet hayırlı oluş iddiası üstünlüğün ortaya konulması amacıyla faziletler arasında bir karşılaştırmaya dayanıyor ise bu, yasağın kapsamına girmez. (Babın sonundaki) hadisten Musa ümmetinin, Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ümmetinden sonra en çok ümmet olduğu anlaşılmaktadır

Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) once came to us and said, "All the nations were displayed in front of me, and I saw a large multitude of people covering the horizon. Somebody said, 'This is Moses and his followers

Sahîh-i Buhârî No. 3411 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مُرَّةَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كَمَلَ مِنَ الرِّجَالِ كَثِيرٌ، وَلَمْ يَكْمُلْ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ آسِيَةُ امْرَأَةُ فِرْعَوْنَ، وَمَرْيَمُ بِنْتُ عِمْرَانَ، وَإِنَّ فَضْلَ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ‏"‏‏.‏

Ebu Musa r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise kemale ancak Firavun'un karısı Asiye ile İmran kızı Meryem kemale ermiştir ve şüphesiz Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir." Hadis ileride 3433, 3769 ve 5418 numara ile gelecektir.

Narrated Abu Musa:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Many amongst men reached (the level of) perfection but none amongst the women reached this level except Asia, Pharaoh's wife, and Mary, the daughter of `Imran. And no doubt, the superiority of `Aisha to other women is like the superiority of Tharid (i.e. a meat and bread dish) to other meals

Diğer tahric edenler: Tirmizi Et’ime; Nesâî, Muaşeret Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu başlıktan maksat, Firavun'un hanım i Müzahim kızı Asiye'yi sözkonusu etmektir. Denildiğine göre o İsrailoğullarından idi ve Musa'nın halası idi. Meryem ise daha sonra ayrıca sözkonusu edilecektir. "Kadınlardan Firavun'un karısı Asiye ile İmran'ın kızı Meryem dışında kimse kemale ermemiştir" buyruğu ile Buharı bu kapsamı daraltılmış ifadeyi bu iki kadının birer nebi olduğuna delil göstermektedir. Çünkü insan türünün en mükemmeli hiç şüphesiz önce nebilerdir, sonra velilerdir, sıddıklar ve şehidlerdir. Eğer bu iki kadın nebi olmamış olsaydı, kadınlar arasında da veli, sıddıka ve şehide olmaması gerekirdi. Vakıada ise bu nitelikler birçok kadında bulunan niteliklerdir. Sanki yüce Allah Resulü şöyle buyurmuş gibidir: "Kadınlardan filan ve filan kadın dışında kimseye nübüwet verilmemiştir." Eğer sıddıka yahut veliyye ya da şehitlik sıfatı yalnızca filan kadın ile filan kadın için sabittir, demiş olsaydı, elbette ki bu doğru olmazdı. Çünkü bu nitelikler başkalarında da bulunmaktadır. Şu kadar var ki hadiste sözkonusu edilen kemale ermekten maksadın, nebilerin dışındakilerin kemali olması hali müstesnadır. Ancak açıklanan durum sebebiyle nebilerin dışındakilerin kemalinin kastedildiğini ortaya koyacak tam bir delil bulunmamaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Buna göre maksat, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zamanından önceki zamanlardır. Ayrıca Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kendi dönemindeki kadınlardan Aişe dışında kimseyi sözkonusu etmemiştir. Hadiste Aişe r.a.a'nın diğer kadınlara göre daha faziletli olduğuna dair açık bir ifade bulunmamaktadır. Çünkü tiridin diğer yemeklere üstünlüğü ancak hazırlanmasının külfetsiz oluşu ve ko- . laylıkla hazmedilişi dolayısı iledir ve o dönemde onların yemeklerinin en Üstünü idi. Bununla birlikte bütün bu özellikler her bakımdan tiridin en üstün olmasını gerektirmemektedir. Başka açılardan başka yemeğe nispetle daha az faziletli olması mümkündür. Kurtubı der ki: Sahih olan, Meryem'in nebi olduğudur. Çünkü yüce Allah ona melek vasıtasıyla vahiy bildirmiştir. Asiye'ye gelince, onun nebi olduğuna dair herhangi bir delil varid olmamıştır. el-Kermanı der ki: "Kemale eriş" lafzı dolayısıyla nebi olması gerekmez. Çünkü kemal bir şeyin tamam olması ve kendi alanında en ileri dereceye varmış olması halini anlatmak için kullanılır. O halde maksat onun kadınlar hakkında sözkonusu olan bütün fazilet alanlarında en ileri dereceye ulaşmış olmasıdır. (Devamla) der ki: Kadınlardan nebi olmadığına dair icma' da nakledilmiş bulunmaktadır. Evet Kermanı böyle demektedir. Bununla birlikte el-Eşarı'den, kadınlardan altı tane nebi olduğunu söylediği de nakledilmiştir. Bunlar Hawa, Sara, Musa'nın annesi, Hacer, Asiye ve Meryem'dir. Onun nübüwet hususunda belirlediği ölçüye göre, Allah tarafından meleğin bir emir, nehiy ya da ileride meydana geleceklere dair bir bilgi getirerek geldiği her bir şahıs, bir nebidir. Yüce Allah tarafından bu kabilden çeşitli hususları bildirmek üzere bunlara meleğin gelmiş olduğu da sabittir. Kur'an-ı Kerim'de bunların bazılarına vahiyde bulunulduğu da açıkça ifade edilmiştir. İbn Hazm "el-Milel ve'n-Nihal" adlı eserinde bu meselede görüş ayrılığının ancak kendi çağında Kurtuba'da tartışma konusu edildiğini ve o zamana kadar böyle bir tartışmanın bulunmadığını zikretmiş bulunmaktadır. Bu hususta görüş belirtenler arasında üçüncü bir görüş daha nakletmiştir ki, o da bu hususta görüş açıklamamaktır. (Devamla) der ki: Kadınlardan nebi geldiğini kabul etmeyenlerin delili yüce Allah'ın: "Senden önce gönderdiğimiz Resuller kendilerine vahyettiğimiz şehirli erkeklerden başkaları değildi. "[Yusuf, 109] buyruğudur. (İbn Hazm) der ki: Ancak bu buyrukta delilolacak bir taraf yoktur. Çünkü kimse kadınlara risalet verildiğini iddia etmiş değildir. Sözkonusu görüş ayrılığı sadece Nübuvvet ile alakalıdır. Bu hususta varid olmuş en açık buyruklar Meryem kıssasındadır. Musa'nın annesinin kıssasında da onun için Nübuvvetin sabit olduğuna delil olacak taraflar vardır. Çünkü sadece ona bu hususun vahyedilmesi dolayısı ile çocuğunu denize attığını görüyoruz. Şanı yüce Allah da Meryem'i ve ondan sonra da başka nebileri sözkonusu ettikten sonra şöyle buyurmaktadır: "İşte bunlar AIlahım kendilerine nimet verdiği ... nebilerdendir." (Meryem, 58) Böylelikle o da bu genel buyruğun kapsamı içerisine girmiş olmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahîh-i Buhârî No. 3412 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي الأَعْمَشُ،‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمْ إِنِّي خَيْرٌ مِنْ يُونُسَ ‏"‏‏.‏ زَادَ مُسَدَّدٌ ‏"‏ يُونُسَ بْنِ مَتَّى ‏"‏‏.‏

Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden hiçbiriniz: Ben Yunus'tan hayırlıyım demesin." Müsedded: "Yunus b. Metta" diye ifade etmiştir. Hadis ileride 4603 ve 4804 numara ile gelecektir

Narrated `Abdullah:The Prophet (ﷺ) said, "None of you should say that I am better than Yunus (i.e. Jonah)." Musadded added, "Jonah bin Matta

Sahîh-i Buhârî No. 3413 Sahih

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا يَنْبَغِي لِعَبْدٍ أَنْ يَقُولَ إِنِّي خَيْرٌ مِنْ يُونُسَ بْنِ مَتَّى ‏"‏‏.‏ وَنَسَبَهُ إِلَى أَبِيهِ‏.‏

İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hiçbir kulun: Ben Yunus b. Metta'dan hayırlıyım demesi uygun değildir, diye buyurarak onu babasına nisbet etmiştir

Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) said, "No slave (of Allah) should say that I am better than Yunus bin Matta." So the Prophet mentioned his father's name with his name

Sahîh-i Buhârî No. 3415 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَمَا يَهُودِيٌّ يَعْرِضُ سِلْعَتَهُ أُعْطِيَ بِهَا شَيْئًا كَرِهَهُ‏.‏ فَقَالَ لاَ وَالَّذِي اصْطَفَى مُوسَى عَلَى الْبَشَرِ، فَسَمِعَهُ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَامَ، فَلَطَمَ وَجْهَهُ، وَقَالَ تَقُولُ وَالَّذِي اصْطَفَى مُوسَى عَلَى الْبَشَرِ، وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَظْهُرِنَا فَذَهَبَ إِلَيْهِ، فَقَالَ أَبَا الْقَاسِمِ، إِنَّ لِي ذِمَّةً وَعَهْدًا، فَمَا بَالُ فُلاَنٍ لَطَمَ وَجْهِي‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ لِمَ لَطَمْتَ وَجْهَهُ ‏"‏‏.‏ فَذَكَرَهُ، فَغَضِبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى رُئِيَ فِي وَجْهِهِ، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ لاَ تُفَضِّلُوا بَيْنَ أَنْبِيَاءِ اللَّهِ، فَإِنَّهُ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ، فَيَصْعَقُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَمَنْ فِي الأَرْضِ، إِلاَّ مَنْ شَاءَ اللَّهُ، ثُمَّ يُنْفَخُ فِيهِ أُخْرَى، فَأَكُونُ أَوَّلَ مَنْ بُعِثَ فَإِذَا مُوسَى آخِذٌ بِالْعَرْشِ، فَلاَ أَدْرِي أَحُوسِبَ بِصَعْقَتِهِ يَوْمَ الطُّورِ أَمْ بُعِثَ قَبْلِي -‏ وَلَا أَقُولُ إِنَّ أَحَدًا أَفْضَلُ مِنْ يُونُسَ بْنِ مَتَّى"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Bir Yahudi malını satışa arzetmişken hoşuna gitmeyen bir fiyat verildi. Bu sefer: Musa'yı diğer insanlara üstün kılıp seçene yemin ederim ki olmaz, dedi. Ensardan bir adam onun bu söylediğini işitince kalkıp, yüzüne bir tokat indirdi ve: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızda iken sen kalkıp Musa'yı bütün insanlara üstün kılıp seçene yemin olsun, diye nasıl söylersin, dedi. Yahudi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına giderek dedi ki: Ey Ebu'I-Kasım, benim zimmetim ve ahdim vardır. Filan kişi nasılolur da benim yüzüme bir tokat indirdi? O kişiye: Bunun yüzüne niçin tokat vurdun, diye sordu. Ensardan olan zat olanı anlattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kızgınlığının etkisi yüzünde görülecek kadar kızdı. Sonra şöyle buyurdu: Allah'ın velileri arasında üstünlük iddiasında bulunmayınız. Hiç şüphesiz Sur'a üfürülecek, göklerde ve yerde bulunan herkes baygın düşecek, Allah'ın dilediği kimseler müstesna. Daha sonra bir defa daha Sur'a üfürülecek. İlk diriltilen kişi ben olacağım. Musa'nın Arş'ı (bir yerinden) yakalamış olduğunu göreceğim. Bilemiyorum, acaba Tur günündeki baygınlığı mı hesap edilecek, yoksa benden önce mi diriltiimiş olacak."• [-3415-] "Ben, kimse Metta'nın oğlu Yunus'tan daha faziletlidir, demem." Bu Hadis 3416,4604,4631 ve 4805 numara ile gelecektir

Narrated Abu Huraira:Once while a Jew was selling something, he was offered a price that he was not pleased with. So, he said, "No, by Him Who gave Moses superiority over all human beings!" Hearing him, an Ansari man got up and slapped him on the face and said, "You say: By Him Who Gave Moses superiority over all human beings although the Prophet (Muhammad) is present amongst us!" The Jew went to the Prophet and said, "O Abu-l-Qasim! I am under the assurance and contract of security, so what right does so-and-so have to slap me?" The Prophet (ﷺ) asked the other, "Why have you slapped". He told him the whole story. The Prophet (ﷺ) became angry, till anger appeared on his face, and said, "Don't give superiority to any prophet amongst Allah's Prophets, for when the trumpet will be blown, everyone on the earth and in the heavens will become unconscious except those whom Allah will exempt. The trumpet will be blown for the second time and I will be the first to be resurrected to see Moses holding Allah's Throne. I will not know whether the unconsciousness which Moses received on the Day of Tur has been sufficient for him, or has he got up before me. And I do not say that there is anybody who is better than Yunus bin Matta

Sahîh-i Buhârî No. 3416 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، سَمِعْتُ حُمَيْدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَنْبَغِي لِعَبْدٍ أَنْ يَقُولَ أَنَا خَيْرٌ مِنْ يُونُسَ بْنِ مَتَّى ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hiçbir kulun ben Metta oğlu Yunus'tan hayırhyım, demesi uygun değildir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Vaktınden: Kabak ve benzeri gövdesi olmayan ağaçlardan" şeklindeki açıklamaya uygun olarak Ebu Ubeyde de: Gövdesi üzerinde durmayan her bir ağaç (bitki) yaktındir, diye açıklamıştır. Kabak, Ebu Cehil karpuzu ve kavun gibi. Meşhur olan bunun kabak olduğudur. İncir ve muz olduğu da söylenmiştir. İlim adamları derler ki: Nebi sallaııahu aleyhi ve sellem, eğer bu sözlerini yaratılmışların en faziletIilerinin kendisi olduğu ona bildirildikten sonra söylemiş ise, tevazu yoluyla söylemiştir. Eğer bu husus ona bildirilmeden önce söylemiş ise açıklanması zor bir tarafı yoktur. İbn Ebi HMim de Amr b. Meymun'dan, İbn Mes'ud'a kadar ulaşan sahih bir sened ile buna yakın bir rivayet kaydetmiştir. Bu rivayette şunlar da vardır: "Sabah olduğunda Yunus bulunduğu yüksekçe yerden kasabaya baktı. Azabın onların üzerine inmediğini gördü. Onların şeriatine göre yalan söyleyen kişi öldürüıürdü. O, kızgın bir şekilde yola koyuldu. Nihayet bir gemiye bindi. -Bu rivayetinde şunları da söylemektedir:- Yunus onlara dedi ki: Beraberlerinde Rabbinden (kinaye yoluyla, efendisinden anlamına da gelir) kaçmış bir köle vardır. Onu (suya) atmadığınız sürece gemi yürümeyecektir. Gemidekiler: Ey Allah'ın Nebii, biz ebediyen seni atmayız, dediler. Bu sefer kura çektiler. Üç defa kura onun aleyhine çıktı. Onu suya attılar, balık onu yuttu. Onu yerin dibine kadar ulaştırdı. Orada çakıl taşlarının tesbihlerini duyunca kendisi de karanlıklarda: Senden başka hiçbir ilah yoktur, diye seslendi

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "None should say that I am better than Yunus bin Matta

Sahîh-i Buhârî No. 3417 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خُفِّفَ عَلَى دَاوُدَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ الْقُرْآنُ، فَكَانَ يَأْمُرُ بِدَوَابِّهِ فَتُسْرَجُ، فَيَقْرَأُ الْقُرْآنَ قَبْلَ أَنْ تُسْرَجَ دَوَابُّهُ، وَلاَ يَأْكُلُ إِلاَّ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ ‏"‏‏.‏ رَوَاهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ عَنْ صَفْوَانَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Davud aleyhisselam'a (Zebur'u) okumak kolaylaştırılmış idi. O atlarının eğerlenmesini emrederdi, atları eğerlenirdi. Fakat atları eğerlenmeden önce (Zebur'u) okur bitirirdi. O, ancak kendi el emeğinden yerdi

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "The reciting of the Zabur (i.e. Psalms) was made easy for David. He used to order that his riding animals be saddled, and would finish reciting the Zabur before they were saddled. And he would never eat except from the earnings of his manual work

Sahîh-i Buhârî No. 3418 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، أَخْبَرَهُ وَأَبَا، سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أُخْبِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِّي أَقُولُ وَاللَّهِ لأَصُومَنَّ النَّهَارَ وَلأَقُومَنَّ اللَّيْلَ مَا عِشْتُ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَنْتَ الَّذِي تَقُولُ وَاللَّهِ لأَصُومَنَّ النَّهَارَ وَلأَقُومَنَّ اللَّيْلَ مَا عِشْتُ ‏"‏ قُلْتُ قَدْ قُلْتُهُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّكَ لاَ تَسْتَطِيعُ ذَلِكَ، فَصُمْ وَأَفْطِرْ، وَقُمْ وَنَمْ، وَصُمْ مِنَ الشَّهْرِ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ، فَإِنَّ الْحَسَنَةَ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، وَذَلِكَ مِثْلُ صِيَامِ الدَّهْرِ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَصُمْ يَوْمًا وَأَفْطِرْ يَوْمَيْنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَصُمْ يَوْمًا وَأَفْطِرْ يَوْمًا، وَذَلِكَ صِيَامُ دَاوُدَ، وَهْوَ عَدْلُ الصِّيَامِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِنِّي أُطِيقُ أَفْضَلَ مِنْهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ أَفْضَلَ مِنْ ذَلِكَ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Amr r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e benim şunları söylediğim haberi ulaştırıldı: Allah'a yemin ederim, hayatta kaldığım sürece gündüzleri oruç tutacak, geceleri namaz kılacağım. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona sordu: Allah'a yemin ederim, hayatta kaldığım sürece gündüzleri oruç tutacak, geceleri namaz kılacağım, diyen sen misin? Ben: Evet, bu sözü söyledim, dedim. Şöyle buyurdu: Senin buna gücün yetmez. (Bazen) oruç tut, (bazen) iftar et. (Bazen) namaz kıl, (bazen) uyu. Her aydan üç gün oruç tut. Çünkü. hasene on misli iledir. Bu da bütün sene oruç tutmak gibidir. Ben: Ey Allah'ın Resulü, bundan daha fazlasına gücüm yeter, dedim. O: O halde bir gün oruç tut, iki gün oruç tutma, dedi. Ben: Benim bundan daha fazlasına gücüm yeter, dedim. O halde bir gün oruç tut, bir gün tutma. İşte bu Davud'un oruç tutma şekli idi. Bu oruçların en mutedili (üstünü)dir, diye buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü bundan fazlasına gücüm yeter, dedim. O: Bundan daha faziletlisi olmaz, diye buyurdu

Narrated `Abdullah bin `Amr:Allah's Messenger (ﷺ) was informed that I have said: "By Allah, I will fast all the days and pray all the nights as long as I live." On that, Allah's Messenger (ﷺ) asked me, "Are you the one who says: 'I will fast all the days and pray all the nights as long as I live?' " I said, "Yes, I have said it." He said, "You cannot do that. So fast (sometimes) and do not fast (sometimes). Pray and sleep. Fast for three days a month, for the reward of a good deed is multiplied by ten times, and so the fasting of three days a month equals the fasting of a year." I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I can do (fast) more than this." He said, "Fast on every third day. I said: I can do (fast) more than that, He said: "Fast on alternate days and this was the fasting of David which is the most moderate sort of fasting." I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I can do (fast) more than that." He said, "There is nothing better than that

Sahîh-i Buhârî No. 3419 Sahih

حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، حَدَّثَنَا حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلَمْ أُنَبَّأْ أَنَّكَ تَقُومُ اللَّيْلَ وَتَصُومُ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ فَإِنَّكَ إِذَا فَعَلْتَ ذَلِكَ هَجَمَتِ الْعَيْنُ وَنَفِهَتِ النَّفْسُ، صُمْ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ، فَذَلِكَ صَوْمُ الدَّهْرِ ـ أَوْ كَصَوْمِ الدَّهْرِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِنِّي أَجِدُ بِي ـ قَالَ مِسْعَرٌ يَعْنِي ـ قُوَّةً‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَصُمْ صَوْمَ دَاوُدَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ وَكَانَ يَصُومُ يَوْمًا، وَيُفْطِرُ يَوْمًا، وَلاَ يَفِرُّ إِذَا لاَقَى ‏"‏‏.‏

Abduııah b. Amr b. eı-As dedi ki: "Resuluııah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dedi ki: Bana senin gece boyunca namaz kıldığın, gündüzleri de oruç tuttuğun haberi ulaştırılmadı mı sanıyorsun? Ben: Evet (durum) böyledir, dedim. Şöyle buyurdu: Sen bunu yapacak olursan göz, çukurlarına gömülür, nefis bitkinleşir. Her aydan üç gün oruç tut. İşte sene boyunca oruç tutmak budur. -Yahut: Bu sene boyunca oruç tutmak gibidir. Ben: Ben, kendimde -Mis'ar: Ben kendimde güç buluyorum, dedim. Şöyle buyurdu: O halde Da.vud aleyhisselam orucu tut, o bir gün oruç tutuyor, bir gün tutmuyordu. Düşmanla karşılaştığı vakit de kaçmıyordu." Hadislerden Çıkan Sonuçlar 1. (3417 no'lu) hadisten anlaşıldığına göre bazen zaman bereketlenir ve bu (kısa) zamanda pek çok amel işlenebilir. "O ancak kendi el emeğinden yerdi" buyruğuna dair açıklamalar Buyu' (alışverişier) bölümünün baş taraflarında geçmiş bulunmaktadır. 2. Hadiste el emeğinin, kazançların en faziletli olduğuna delil vardır. Yine bu hadis icare akdinin meşruiyetine de delil gösterilmiştir. Çünkü el emeğinin, başkasına ya da sadece kişinin kendislhe faydalı olmaktan öte bir anlam ifade eder. 3. Görülen o ki Davud'un eliyle yaptığı zırh dokumaktl. Allah ona demiri yumuşatınıştı. O zırhları dokur ve bunları satardı. Hükümdarların büyüklerinden olmakla birlikte ancak onlardan kazandıklarından yer idi. Çünkü yüce Allah: "Ve onun mülkünü pekiştirdik. "[Sad,20] diye buyurmaktadır. Bu başlığın birinci hadisinde de buna delilolacak ifadeler bulunmaktadır. Çünkü o, bineklerine binmek istediği zaman onların eğerlenmesini emredecek ve bu hizmetleri başkaları görecek şekilde bolluk içerisinde bulunmakla birlikte, vera'a uygun hareket eder ve ancak eliyle yaptıklarından yerdi

Narrated `Abdullah bin `Amr bin Al-As:The Prophet (ﷺ) said to me, "I have been informed that you pray all the nights and observe fast all the days; is this true?" I replied, "Yes." He said, "If you do so, your eyes will become weak and you will get bored. So fast three days a month, for this will be the fasting of a whole year, or equal to the fasting of a whole year." I said, "I find myself able to fast more." He said, "Then fast like the fasting of (the Prophet) David who used to fast on alternate days and would not flee on facing the enemy

Sahîh-i Buhârî No. 3420 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَوْسٍ الثَّقَفِيِّ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَحَبُّ الصِّيَامِ إِلَى اللَّهِ صِيَامُ دَاوُدَ، كَانَ يَصُومُ يَوْمًا وَيُفْطِرُ يَوْمًا، وَأَحَبُّ الصَّلاَةِ إِلَى اللَّهِ صَلاَةُ دَاوُدَ، كَانَ يَنَامُ نِصْفَ اللَّيْلِ وَيَقُومُ ثُلُثَهُ وَيَنَامُ سُدُسَهُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Amr dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dedi ki: Allah'm en sevdiği oruç Davud'un orucudur. O, bir gün oruç tutar, bir gün oruç tutmazdı. Allah'ın en sevdiği namaz, D6vud'un namazıdır. Gecenin yarısmı uyur, üçte birini namaz kılar, geri kalan altıda birini de uyurdu

Narrated `Abdullah bin `Amr:Allah's Messenger (ﷺ) said to me, "The most beloved fasting to Allah was the fasting of (the Prophet) David who used to fast on alternate days. And the most beloved prayer to Allah was the prayer of David who used to sleep for (the first) half of the night and pray for 1/3 of it and (again) sleep for a sixth of it

Sahîh-i Buhârî No. 3421 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ سَمِعْتُ الْعَوَّامَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ أَسْجُدُ فِي ‏{‏ص‏}‏ فَقَرَأَ ‏{‏وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِ دَاوُدَ وَسُلَيْمَانَ‏}‏ حَتَّى أَتَى ‏{‏فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ‏}‏ فَقَالَ نَبِيُّكُمْ صلى الله عليه وسلم مِمَّنْ أُمِرَ أَنْ يَقْتَدِيَ بِهِمْ‏.‏

Mücahid dedi ki: "İbn Abbas'a sordum: Sad Suresinde secde edelim mi? O: "Onun zürriyetinden Davud'a, Süleyman'a ... O halde sen de onların hidayetlerine uy. "[En'am, 84-90] buyruklarını okudu. İbn Abbas r.a. dedi ki: Sizin Nebiiniz Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara uymakla emrolunmuş kimselerdendir." Hadis 4632,4806 ve 4807 numara ile gelecektir

Narrated Mujahid:I asked Ibn `Abbas, "Should we perform a prostration on reciting Surat-Sa`d?" He recited (the Sura) including: 'And among his progeny, David, Solomon..(up to)...so follow their guidance (6.84-91) And then he said, "Your Prophet is amongst those people who have been ordered to follow them (i.e. the preceding apostles)

Sahîh-i Buhârî No. 3422 Sahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَيْسَ ‏{‏ص‏}‏ مِنْ عَزَائِمِ السُّجُودِ، وَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَسْجُدُ فِيهَا‏.‏

İbn Abbas r.a. dedi ki: "Sad (Suresindeki secde) secde edilmesi kesin olarak istenmişlerden değildir. Bununla birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ondan dolayı secde ettiğini de gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın: "Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o (Allah'a) çokça dönen birisi idi ... Ve onafasle'l-hitabı verdik." (Sad, 17-20) buyruğu." Davud aleyhisselam ileri derecede kahramanlık vasfına sahip birisi idi. el-Ewab lafzının tefsiri biraz sonra gelecektir. Bu hadise dair geniş açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Tefsir bölümünde gelecektir. 40. Allah Teala dediki: Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi. [Sad,30] ayeti. " ... Benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ver banaf"m "Şeytanıarın Süleyman'ın mülkü üzere okuduklarına tabi oldular. "[Bakara, 102] "Süleyman'ın emrine de rüzgarı verdik. Sabah esişinde bir aylık yol alırdı, akşam da bir aylık yol giderdi. Biz ona erimiş bakır pınarını sel gibi akıttık. Cinden bir kesim de Rabbinin emri ile eli altında iş görürlerdi. .. Kendisine köşkler" Mücahid dedi ki: Saraylardan daha aşağı binalar "dan, heykellerden, büyük havuzları andıran çanaklardan ve yerlerinde sabit kazanlardan istediğini yaparlardı. .. Kullarımdan şükreden ise pek azdır. Biz ölümüne hükmedince asasını yiyen ağaç kurdundan başkası onlara ölümünü göstermedi. Nihayet yere düşünce ... bu horlayıcı azap içinde devam etmezlerdi. "[Sebe',12-14] "Ben ancak hayırsevgisi ile meşgul iken Rabbimi anmaktan uzak kaldım ... Boyunlarını ve ayaklarını sıvazlamaya başlamıştı. "[Sad, 32-33] _ Atların yelelerini ve ayaklarını sıvazladı, demektir- buyrukları "es-Esfad" zincirler demektir. Mücahid dedi ki: "es-Safinat" atın, ayaklarından birisini toynağının ucu üzerinde dayayıp durmasıdır. "el-Ciyad" hızlı giden at1ar demektir. "Cesed" şeytan anlamındadır. "Ruhaen" hoş ve rahat; "haysu esab" dilediği yerde, "hesabsız" herhangi bir harec, vebal olmadan, demektir

Narrated Ibn `Abbas:The prostration in Sura-Sa`d is not amongst the compulsory prostrations, though I saw the Prophet (ﷺ) prostrating on reciting it

Sahîh-i Buhârî No. 3423 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ عِفْرِيتًا مِنَ الْجِنِّ تَفَلَّتَ الْبَارِحَةَ لِيَقْطَعَ عَلَىَّ صَلاَتِي، فَأَمْكَنَنِي اللَّهُ مِنْهُ، فَأَخَذْتُهُ، فَأَرَدْتُ أَنْ أَرْبُطَهُ عَلَى سَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ حَتَّى تَنْظُرُوا إِلَيْهِ كُلُّكُمْ فَذَكَرْتُ دَعْوَةَ أَخِي سُلَيْمَانَ رَبِّ هَبْ لِي مُلْكًا لاَ يَنْبَغِي لأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي‏.‏ فَرَدَدْتُهُ خَاسِئًا ‏"‏‏.‏ عِفْرِيتٌ مُتَمَرِّدٌ مِنْ إِنْسٍ أَوْ جَانٍّ، مِثْلُ زِبْنِيَةٍ جَمَاعَتُهَا الزَّبَانِيَةُ‏.‏

Ebu Hureyre'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Dün cinlerden bir ifrit ansızın namazımı kesmek üzere ileri atıldı. Ancak Allah'ın yardımı ile gücüm ona yetti, onu yakaladım. Hepinizin onu görmesi için mescidin direklerinden birisine onu bağlamak istedim. Fakat kardeşim Süleyman'ın: "Rabbim benden sonra kimseye vermeyeceğin bir mülk bağışlaf" dediğini hatırlayınca ben de o ifriti hor ve hakir olarak geri çevirdim." "ifrit" insan ya da cinlerden azgın olan demektir. Tekil olan "zibniyyetun" lafzının çoğulunun ez-zebaniye diye gelmesi gibi

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "A strong demon from the Jinns came to me yesterday suddenly, so as to spoil my prayer, but Allah enabled me to overpower him, and so I caught him and intended to tie him to one of the pillars of the Mosque so that all of you might see him, but I remembered the invocation of my brother Solomon: 'And grant me a kingdom such as shall not belong to any other after me.' (38.35) so I let him go cursed

Sahîh-i Buhârî No. 3424 Sahih

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا مُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ قَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ لأَطُوفَنَّ اللَّيْلَةَ عَلَى سَبْعِينَ امْرَأَةً تَحْمِلُ كُلُّ امْرَأَةٍ فَارِسًا يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَقَالَ لَهُ صَاحِبُهُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ‏.‏ فَلَمْ يَقُلْ، وَلَمْ تَحْمِلْ شَيْئًا إِلاَّ وَاحِدًا سَاقِطًا إِحْدَى شِقَّيْهِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ قَالَهَا لَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏"‏‏.‏ قَالَ شُعَيْبٌ وَابْنُ أَبِي الزِّنَادِ ‏"‏ تِسْعِينَ ‏"‏‏.‏ وَهْوَ أَصَحُّ‏.‏

Ebu Hureyre'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Davud oğlu Süleyman dedi ki: Bu gece yetmiş hanımı(mı) dolaşacağım. Bunların her birisi de Allah yolunda cihad edecek bir suvari doğuracaktır. Yanındaki arkadaşı ona: inşallah de, dedi. Fakat Süleyman demedi. Kadınlar -yarısı bulunmayan bir tek evlat dışında- hiçbir şekilde hamile kalmadılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Eğer o sözü (inşaaılah'ı) demiş olsaydı, bunlar Allah yolunda cihad edeceklerdi." Şuayb ile ibn Ebi'z-Zinad "(yetmiş yerine) doksan" demişlerdir ki, bu daha sahihtir

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Solomon (the son of) David said, 'Tonight I will sleep with seventy ladies each of whom will conceive a child who will be a knight fighting for "Allah's Cause.' His companion said, 'If Allah will.' But Solomon did not say so; therefore none of those women got pregnant except one who gave birth to a half child." The Prophet (ﷺ) further said, "If the Prophet Solomon (ﷺ) had said it (i.e. 'If Allah will') he would have begotten children who would have fought in Allah's Cause." Shuaib and Ibn Abi Az-Zinad said, "Ninety (women) is more correct (than seventy)

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya