1.513 hadis bulundu · sayfa 28/76
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا قَيْسٌ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ زَيْدٍ، يَقُولُ لِلْقَوْمِ لَوْ رَأَيْتُنِي مُوثِقِي عُمَرُ عَلَى الإِسْلاَمِ أَنَا وَأُخْتُهُ وَمَا أَسْلَمَ، وَلَوْ أَنَّ أُحُدًا انْقَضَّ لِمَا صَنَعْتُمْ، بِعُثْمَانَ لَكَانَ مَحْقُوقًا أَنْ يَنْقَضَّ.
Kays dedi ki: "Ben Said b. Zeyd'i etrafındakilere şöyle derken dinIedim: Ömer'in henüz daha Müslüman olmadan önce, beni ve kendi kız kardeşini Müslüman olmuşuz diye nasıl bağlamış olduğunu bir görseydiniz. Eğer Osman'a da yaptıklarınızdan dolayı Uhud çöküp yerinden gitse, gerçekten bu (yaptığınız işin büyüklüğüne göre) hak ve uygun bir şey olur." Fethu'l-Bari Açıklaması: 3864- "Üzerinde çizgili bir elbise olduğu halde" çizgili olarak dikilmiş burdeye "hulletun habirun" denilir. 38ti5- "Bu da ne demek?" Yani böyle bir şeyolmaz, kimse seni öldüremez, kimse sana ilişemez. "Ben onu himayeme alıyorum." Kimsenin ona haksızlık etmesine karşı onu korumama alıyorum. 3866- "Mutlaka onun zannettiği gibi olurdu." Bu da onun daha önce menkıbeleri anlatılırken muhaddes birisi olduğuna uygun bir açıklamadır. "Bunun hakkındaki zannım doğru çıkmadı." İbn Ömer yoluyla gelen Beyhaki'nin kaydettiği rivayette şöyle denilmektedir: "Ben feraset sahibi birisi idim. Şayet bu adam vaktiyle kahinlik yapan birisi değilse şu an için benim görüşüm doğru olamaz demektir." .. "Andolsun o onların kahini idi." Yani kavmine kahinlik yapardı. Hulasa Omer iki tahmınde bulundu. Bu iki tahmininden birisinin de iki ihtimali vardı. Şöyle demiş gibidir: Benim bu zannım ya yanlıştır, ya doğrudur. Eğer doğru ise şu anda bu kişi ya küfrü üzere devam etmektedir ya da daha önce bir kahin idi. Durum sonuncusunun doğru olduğunu ortaya çıkarmıştır. Muhtemelen o bu halini yürüyüşünün şeklinden ya da bu zanna sahip olmasını etkileyen daha başka bir karineden tespit etmiştir. Doğrusunu en iyi bilen AlIah'hr. "Ben sana and veriyorum." Muhammed b. Ka'b yoluyla gelen rivayette: "Bi_ zim daha önceki müşrikliğimiz senin daha önce yapmış olduğun kahinliğinden daha büyüktür" denilmektedir. "Mutlaka bana haber vermelisin." Yani ben senden bana •haber vermeni istiyorum. Başkasını kabul etmem. "Evet, ben cahiliye döneminde onların kahini idim." Kahin gaybı işlere dair haber getiren kimsedir. Cahiliye döneminde çok idiler. Onların önemli. bir çoğunluğu da bu hususta cinlerine tabi olurdu. Bazısı ise kendisine soru soranın sözlerinden hareketle meydana gelecek bazı işlerin daha önce ortaya çıkacak olan sebeplerini bildiği iddiasında bulunuyordu. Böyle olan kimseye de arraf adı verilir. İleride buna dair hükmün ne olduğu Tıp bölümünde (5758 nolu hadiste) açıkve anlaşılır bir şekilde gelecektir
Narrated Qais:I heard Sa`id bin Zaid saying to the people, "If you but saw me and `Umar's sister tied and forced by `Umar to leave Islam while he was not yet a Muslim. And if the mountain of Uhud could move from its place for the evil which you people have done to `Uthman, it would have the right to do that
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه أَنَّ أَهْلَ، مَكَّةَ سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُرِيَهُمْ آيَةً، فَأَرَاهُمُ الْقَمَرَ شِقَّتَيْنِ، حَتَّى رَأَوْا حِرَاءً بَيْنَهُمَا.
Enes b. Malik r.a. rivayete göre "Mekkeliler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendilerine bir ayet (belge) göstermesini istediler. O da kendilerine ayın iki parçaya bölündüğünü gösterdi. Öyle ki Hira dağını o iki parça arasında gördüler
Narrated Anas bin Malik:The people of Mecca asked Allah's Messenger (ﷺ) to show them a miracle. So he showed them the moon split in two halves between which they saw the Hira' mountain
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ انْشَقَّ الْقَمَرُ وَنَحْنُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى فَقَالَ " اشْهَدُوا ". وَذَهَبَتْ فِرْقَةٌ نَحْوَ الْجَبَلِ وَقَالَ أَبُو الضُّحَى عَنْ مَسْرُوقٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ انْشَقَّ بِمَكَّةَ. وَتَابَعَهُ مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ.
Abdullah r.a. dedi ki: "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Mina'da bulunuyorken ay yarıldı. Şahit olunuz dedi. Ay'dan bir parça da dağ tarafına gitti." Ebu'd-Duha, Mesruk, Abdullah'tan: "Mekke'de (ay) yarıldı" diye rivayet etmiştir. Muhammed b. Müslim de, İbn Ebi Necih'den, o Mücahid'den, o Ma'mer'den, o Abdullah'tan diye ona mutabaatta bulunmuştur
Narrated `Abdullah:The moon was split ( into two pieces ) while we were with the Prophet (ﷺ) in Mina. He said, "Be witnesses." Then a Piece of the moon went towards the mountain
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ مُضَرَ، قَالَ حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما أَنَّ الْقَمَرَ، انْشَقَّ عَلَى زَمَانِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Abdullah b. Abbas r.a.: "Ay, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında yarıldı
Narrated `Abdullah bin `Abbas:During the lifetime of Allah's Messenger (ﷺ) the moon was split (into two pieces)
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ انْشَقَّ الْقَمَرُ.
Abdullah r.a. dedi ki: "Ay yarıldı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ayın" Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde onun bir mucizesi olmak üzere "yarılması" "Nübuvvetin alametleri başlığı"ndan sonra da bu anlamda bir başlık açmıştır. "İki parçaya (ayrıldığını onlara gösterdi)" Müslim de bu hadisi Buhari ile aynı yoldan Said'in, Katade'den diye zikrettiği bir rivayet olarak ve: "Onlara ayın yarıldığını iki defa gösterdi" lafzıyla zikretmiştir. Hocamız Hafız Ebu'I-Fadl'a ait "Nazmu's-sıre" adlı eserde şu ifadeler yer almaktadır: "Ayın iki defa yarıldığı icma' ile kabul edilmiştir. Fakat hadis alimleri arasında ayın Nebi döneminde birden çok defa yarıldığını açıkça söyleyen kimse olduğunu bilmiyorum. Buhari ve Müslim'in şarihlerinden kimse de bu hususa el atmamıştır. İbnu'l-Kayyim bu rivayeti sözkonusu ederek şöyle demektedir: 'el-Merrat: Kereler, defalar' lafzı ile kimi zaman fiiller, kimi zaman da başka maddi şeyler kastedilir ama birinci anlam daha çok görülen bir husustur. "Ay iki defa yarıldı" rivayeti ikinci türdendir. Bazıları bu inceliği fark etmediğinden ayın yarılmasının iki defa ortaya çıktığını iddia etmiştir. Bu ise hadis ve sıret alimlerinin yanlış olduğunu bildikleri bir husustur. Böyle bir iş sadece bir defa gerçekleşmiştir. el-İmad b. Kesir der ki: "İki defa" ifadesinin bulunduğu rivayet üzerinde düşünmek gerekir. Muhtemelen bu ifadeyi kullanan kişi iki parçaya ayrıldığını söylemek. istemiştir. Derim ki: İşte bu husustaki rivayetleri telif etmek için başka türlü açıklamanın uygun görükmeyeceği tek açıklama budur. Daha sOnra hocamızın manzumesine baş vurdum, manzumedeki ifadelerin sözü geçen şekilde yorumlanmasının da muhtemelolduğunu gördüm. Lafızları şöyledir: "Ve ay iki parça oldu. Bir parçası yükseldi, Bir diğer parçası ise dağın yakınına indL Bu ise icma' ile iki kere oldu, Hem nass ve sema' yoluyla nakledilen tevatürle böyledir." ° halde onun "iki parça" sözü ile "iki kere" sözünün açıklaması şöyle yapılabilir: 0, "icma' ile" derken birden çok gerçekleşmesini değil, bizzat yarılmasının esası ile ilgilidir. Bununla birlikte bizzat ayın yarılması ile ilgili icma'ın nakledildiğı hususu da su götürür. İleride buna dair açıklama gelecektir. "Öyle ki Hira'yı ikisi" ayın iki parçası "arasında gördüler." Hira'nın Mekke'den Mina'ya giden kimsenin sol tarafında kalan bir dağ olduğuna dair açıklamalar Bed'u'l-vahy (Vahyin başlangıcı) bahsinde geçmiş bulunmaktadır. el-Hattabi der ki: Ayın yarılması diğer Nebilerin göstermiş olduğu ayetlerden (mucizelerden) hemen hemen hiç birisinin onunla boy ölçüşemeyeceği büyüklükte büyük bir ayet (mucize)dir. Çünkü bu, göklerin melekOtunda ve bu aHmin yapısında mürekkep (yerleştirilmiş) tabiatıardan (karakterlerden) farklı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Herhangi bir yolla buna ulaşmak, bunu gerçekleştirmek ümit dahi edilemez. Bundan dolayı bu ayetin kesin bir deliloluşu daha bi.r açıktır
Narrated `Abdullah:The moon was split (into two pieces)
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجُعْفِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنَا عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَدِيِّ بْنِ الْخِيَارِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الأَسْوَدِ بْنِ عَبْدِ يَغُوثَ قَالاَ لَهُ مَا يَمْنَعُكَ أَنْ تُكَلِّمَ خَالَكَ عُثْمَانَ فِي أَخِيهِ الْوَلِيدِ بْنِ عُقْبَةَ وَكَانَ أَكْثَرَ النَّاسُ فِيمَا فَعَلَ بِهِ. قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَانْتَصَبْتُ لِعُثْمَانَ حِينَ خَرَجَ إِلَى الصَّلاَةِ فَقُلْتُ لَهُ إِنَّ لِي إِلَيْكَ حَاجَةً وَهْىَ نَصِيحَةٌ. فَقَالَ أَيُّهَا الْمَرْءُ، أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ، فَانْصَرَفْتُ، فَلَمَّا قَضَيْتُ الصَّلاَةَ جَلَسْتُ إِلَى الْمِسْوَرِ وَإِلَى ابْنِ عَبْدِ يَغُوثَ، فَحَدَّثْتُهُمَا بِالَّذِي قُلْتُ لِعُثْمَانَ وَقَالَ لِي. فَقَالاَ قَدْ قَضَيْتَ الَّذِي كَانَ عَلَيْكَ. فَبَيْنَمَا أَنَا جَالِسٌ مَعَهُمَا، إِذْ جَاءَنِي رَسُولُ عُثْمَانَ، فَقَالاَ لِي قَدِ ابْتَلاَكَ اللَّهُ. فَانْطَلَقْتُ حَتَّى دَخَلْتُ عَلَيْهِ، فَقَالَ مَا نَصِيحَتُكَ الَّتِي ذَكَرْتَ آنِفًا قَالَ فَتَشَهَّدْتُ ثُمَّ قُلْتُ إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم وَأَنْزَلَ عَلَيْهِ الْكِتَابَ، وَكُنْتَ مِمَّنِ اسْتَجَابَ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَآمَنْتَ بِهِ، وَهَاجَرْتَ الْهِجْرَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ، وَصَحِبْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَأَيْتَ هَدْيَهُ، وَقَدْ أَكْثَرَ النَّاسُ فِي شَأْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُقْبَةَ، فَحَقٌّ عَلَيْكَ أَنْ تُقِيمَ عَلَيْهِ الْحَدَّ. فَقَالَ لِي يَا ابْنَ أَخِي أَدْرَكْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قُلْتُ لاَ، وَلَكِنْ قَدْ خَلَصَ إِلَىَّ مِنْ عِلْمِهِ مَا خَلَصَ إِلَى الْعَذْرَاءِ فِي سِتْرِهَا. قَالَ فَتَشَهَّدَ عُثْمَانُ فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ قَدْ بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم بِالْحَقِّ وَأَنْزَلَ عَلَيْهِ الْكِتَابَ، وَكُنْتُ مِمَّنِ اسْتَجَابَ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَآمَنْتُ بِمَا بُعِثَ بِهِ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم. وَهَاجَرْتُ الْهِجْرَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ كَمَا قُلْتَ، وَصَحِبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبَايَعْتُهُ، وَاللَّهِ مَا عَصَيْتُهُ وَلاَ غَشَشْتُهُ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللَّهُ، ثُمَّ اسْتَخْلَفَ اللَّهُ أَبَا بَكْرٍ فَوَاللَّهِ مَا عَصَيْتُهُ وَلاَ غَشَشْتُهُ، ثُمَّ اسْتُخْلِفَ عُمَرُ، فَوَاللَّهِ مَا عَصَيْتُهُ وَلاَ غَشَشْتُهُ، ثُمَّ اسْتُخْلِفْتُ، أَفَلَيْسَ لِي عَلَيْكُمْ مِثْلُ الَّذِي كَانَ لَهُمْ عَلَىَّ قَالَ بَلَى. قَالَ فَمَا هَذِهِ الأَحَادِيثُ الَّتِي تَبْلُغُنِي عَنْكُمْ فَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ مِنْ شَأْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُقْبَةَ، فَسَنَأْخُذُ فِيهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِالْحَقِّ قَالَ فَجَلَدَ الْوَلِيدَ أَرْبَعِينَ جَلْدَةً، وَأَمَرَ عَلِيًّا أَنْ يَجْلِدَهُ، وَكَانَ هُوَ يَجْلِدُهُ. وَقَالَ يُونُسُ وَابْنُ أَخِي الزُّهْرِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ أَفَلَيْسَ لِي عَلَيْكُمْ مِنَ الْحَقِّ مِثْلُ الَّذِي كَانَ لَهُمْ. قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ بَلَاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ مَا ابْتُلِيتُمْ بِهِ مِنْ شِدَّةٍ وَفِي مَوْضِعٍ الْبَلَاءُ الِابْتِلَاءُ وَالتَّمْحِيصُ مَنْ بَلَوْتُهُ وَمَحَّصْتُهُ أَيْ اسْتَخْرَجْتُ مَا عِنْدَهُ يَبْلُو يَخْتَبِرُ مُبْتَلِيكُمْ مُخْتَبِرُكُمْ وَأَمَّا قَوْلُهُ بَلَاءٌ عَظِيمٌ النِّعَمُ وَهِيَ مِنْ أَبْلَيْتُهُ وَتِلْكَ مِنْ ابْتَلَيْتُهُ
Urve b. Zubeyr'den rivayete göre; Ubeydullah b. Adiy b. el-Hıyar'ın kendisine Misver b. Mahreme ile Abdurrahman b. el-Esved b. Abdi Yeğus'dan şöyle dediklerini haber vermektedir: Dayın Osman ile (onun anne bir) kardeşi Velid b. Ukbe hakkında konuşmaktan seni alıkoyan nedir? Çünkü herkes Osman'ın ona yaptıkları dolayısı ile çok konuşmaya başlamıştı. Ubeydullah dedi ki: Bunun üzerine ben de Osman namaza çıkıp giderken önüne çıktım ve, seninle görülecek bir işim var. Bu iş bir nasihattir, dedim. Ey adam senden Allah'a sığınınm dedi. Bunun üzerine ben de ayrılıp gittim. Namazı bitirdikten sonra el-Misver ile İbn Abdi Yeğus'un yanına oturdum. Ben de onlara Osman'a söylediğimi, onun da bana verdiği cevabı aktardım. Her ikisi de bana, sen üzerine düşeni yaptın, dediler. Ben onlarla birlikte oturuyorken, Osman'ın elçisi yanıma geldi. Bana: Allah seni sınıyor, dediler. Gittim ve Osman'ın yanına girdim. Bana, az önce sözünü ettiğin nasihatin neydi, dedi. (Ubeydullah) dedi ki: Önce kelime-i şahadet getirdim, sonra şunları söyledim: Şüphesiz Allah Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Nebi olarak gönderdi. Üzerine Kitabı indirdi. Sen de Allah'ın ve Resulünün davetini kabul edip, ona iman edenlerden oldun. İlk iki hicrette bulundun. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sahabilik ettin, onun hareket ve tutumlarını gördün. İnsanlar ise Velid b. Ukbe hakkında çokça konuşur oldular. Dolayısıyla senin ona had uygulamak senin üzerinde bir hak oldu. Bana dedi ki: Kardeşimin oğlu, sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetiştinmi? Ben: Hayır dedim fakat örtüsünün arkasındaki bakire kıza kadar ulaşan ilmi bana da ulaştı. (Ubeydullah) dedi ki: Osman da kelime-i şahadet getirdikten sonra dedi ki: Şüphesiz Allah Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hak ile gönderdi. Üzerine Kitabı indirdi, ben de Allah ve Resulünün davetini kabul edenlerden oldum. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile gönderilenlere iman ettim. Senin de dediğin gibi ilk iki hicrette bulundum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sahabelik ettim, ona bey'at ettim. Allah'a yemin ederim, Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar ona itaatsizlik etmedim, onu aldatmadım. Daha sonra yüce Allah Ebu Bekir'e halifelik verdi. Allah'a yemin ederim, ona da karşı gelmedim ve onu da aldatmadım. Sonra Ömer halife oldu. Allah'a yemin ederim ona da karşı gelmedim, onu da aldatmadım. Arkasından ben halifelik makamına getirildim, onların benim üzerimdeki hakları ne idiyse, benim de sizin üzerinizde öyle hakkım yok mudur? (Ubeydullah), evet dedi. (Osman) dedi ki: O halde sizden bana ulaşan bu sözler (dedikodular) ne oluyor? el-Velid b. Ukbe'nin durumu ile ilgili olarak söylediklerine gelince, inşallah bu hususta biz hak olan ne ise onu yapacağız. (Ubeydullah) dedi ki: Velid'e de kırk celde vurdu. Ali'ye celdeyi vurması için emir verdi, ona celde vuran o oldu." Yunus ile Zühri'nin kardeşinin oğlu, Zühri'den şöyle dediğini nakletmektedirler: "(Osman dedi ki): Onların hakı gibi benim de sizin üzerinizde hakkım yok mu?
Narrated 'Ubaidullah bin `Adi bin Al-Khiyar:That Al-Miswar bin Makhrama and `Abdur-Rahman bin Al-Aswad bin 'Abd Yaghuth had said to him, "What prevents you from speaking to your uncle `Uthman regarding his brother Al-Walid bin `Uqba?" The people were speaking against the latter for what he had done. 'Ubaidullah said, "So I kept waiting for `Uthman, and when he went out for the prayer, I said to him, 'I have got something to say to you as a piece of advice.' `Uthman said, 'O man! I seek Refuge with Allah from you. So I went away. When I finished my prayer, I sat with Al-Miswar and Ibn 'Abd Yaghuth and talked to both of them of what I had said to `Uthman and what he had said to me. They said, 'You have done your duty.' So while I was sitting with them. `Uthman's Messenger came to me. They said, 'Allah has put you to trial." I set out and when I reached `Uthman, he said, 'What is your advice which you mentioned a while ago?' I recited Tashahhud and added, 'Allah has sent Muhammad and has revealed the Holy Book (i.e. Qur'an) to him. You (O `Uthman!) were amongst those who responded to the call of Allah and His Apostle and had faith in him. And you took part in the first two migrations (to Ethiopia and to Medina), and you enjoyed the company of Allah's Messenger (ﷺ) and learned his traditions and advice. Now the people are talking much about Al-Walid bin `Uqba and so it is your duty to impose on him the legal punishment.' `Uthman then said to me, 'O my nephew! Did you ever meet Allah's Messenger (ﷺ) ?' I said, 'No, but his knowledge has reached me as it has reached the virgin in her seclusion.' `Uthman then recited Tashahhud and said, 'No doubt, Allah has sent Muhammad with the Truth and has revealed to him His Holy Book (i.e. Qur'an) and I was amongst those who responded to the call of Allah and His Apostle and I had faith in Muhammad's Mission, and I had performed the first two migrations as you have said, and I enjoyed the company of Allah's Messenger (ﷺ) and gave the pledge of allegiance to him. By Allah, I never disobeyed him and never cheated him till Allah caused him to die. Then Allah made Abu Bakr Caliph, and by Allah, I was never disobedient to him, nor did I cheat him. Then `Umar became Caliph, and by Allah, I was never disobedient to him, nor did I cheat him. Then I became Caliph. Have I not then the same rights over you as they had over me?' I replied in the affirmative. `Uthman further said, 'Then what are these talks which are reaching me from you? As for what you have mentioned about Al-Walid bin 'Uqba, Allah willing, I shall give him the legal punishment justly.' Then `Uthman ordered that Al-Walid be flogged forty lashes. He ordered `Ali to flog him and he himself flogged him as well
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ أُمَّ، حَبِيبَةَ وَأُمَّ سَلَمَةَ ذَكَرَتَا كَنِيسَةً رَأَيْنَهَا بِالْحَبَشَةِ، فِيهَا تَصَاوِيرُ، فَذَكَرَتَا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنَّ أُولَئِكَ إِذَا كَانَ فِيهِمُ الرَّجُلُ الصَّالِحُ فَمَاتَ بَنَوْا عَلَى قَبْرِهِ مَسْجِدًا، وَصَوَّرُوا فِيهِ تِيكَ الصُّوَرَ، أُولَئِكَ شِرَارُ الْخَلْقِ عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ".
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Ümmü Habibe ile Ümmü Selerne Habeşistan'da iken gördükleri ve içinde suretler bulunan bir kiliseyi söz konusu ettiler. Onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar, o şöyle buyurdu: Onlar, aralarında salih bir insan öldüğü takdirde kabri üzerine bir mescit bina eder ve o mescidin içinde o suretleri yaparlardı. Bunlar kıyamet gününde Allah nezdinde insanların en şerlileridir
Narrated `Aisha:Um Habiba and Um Salama mentioned a church they had seen in Ethiopia and in the church there were pictures. When they told the Prophet (ﷺ) of this, he said, "Those people are such that if a pious man amongst them died, they build a place of worship over his grave and paint these pictures in it. Those people will be Allah's worst creatures on the Day of Resurrection
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدٍ السَّعِيدِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ خَالِدٍ بِنْتِ خَالِدٍ، قَالَتْ قَدِمْتُ مِنْ أَرْضِ الْحَبَشَةِ وَأَنَا جُوَيْرِيَةٌ، فَكَسَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَمِيصَةً لَهَا أَعْلاَمٌ، فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُ الأَعْلاَمَ بِيَدِهِ وَيَقُولُ " سَنَاهْ، سَنَاهْ ". قَالَ الْحُمَيْدِيُّ يَعْنِي حَسَنٌ حَسَنٌ.
Halid kızı Ümmü Halid dedi ki: "Ben küçük bir kız iken Habeşistan'dan geri geldim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana üzerinde çizgiler bulunan bir elbise giydirdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle o çizgilerin üzerini siliyor ve senah senah diyordu." Humeydı dedi ki: "(Senah senah), güzel güzel demektir
Narrated Um Khalid bint Khalid:When I came from Ethiopia (to Medina), I was a young girl. Allah's Messenger (ﷺ) made me wear a sheet having marks on it. Allah's Messenger (ﷺ) was rubbing those marks with his hands saying, "Sanah! Sanah!" (i.e. good, good)
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا نُسَلِّمُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ يُصَلِّي فَيَرُدُّ عَلَيْنَا، فَلَمَّا رَجَعْنَا مِنْ عِنْدِ النَّجَاشِيِّ سَلَّمْنَا عَلَيْهِ فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْنَا، فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا نُسَلِّمُ عَلَيْكَ فَتَرُدُّ عَلَيْنَا قَالَ " إِنَّ فِي الصَّلاَةِ شُغْلاً ". فَقُلْتُ لإِبْرَاهِيمَ كَيْفَ تَصْنَعُ أَنْتَ قَالَ أَرُدُّ فِي نَفْسِي.
Abdullah r.a. dedi ki: "Daha önce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e namazda olduğu halde selam veriyor, o da selamımızı alıyordu. Fakat Necaşı'nin yanından döndükten sonra ona selam verdik ama selamımızı almadı. Ey Allah'ın Resulü dedik, daha önce biz sana selam veriyorduk, sen de selamımızı alıyordun. Şöyle buyurdu: Şüphesiz namazda belli bir meşguliyet vardır." (Senedde yer alan ravilerden Süleyman dedi ki): "Ben İbrahim'e: Sen nasıl yapıyorsun, diye sordum. O da İçimden selamı alıyorum, dedi
Narrated `Abdullah:We used to greet the Prophet (ﷺ) while he used to be in prayers, and he used to reply to our greetings. But when we came back from Najashi (the King of Ethiopia) we greeted him (while he was praying) and he did not reply to us. We said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! We used to greet you in the past and you used to reply to us." He said, "Verily The Mind is occupied and busy with more important matter during the prayer." (So one cannot return One's greetings)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ بَلَغَنَا مَخْرَجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ بِالْيَمَنِ فَرَكِبْنَا سَفِينَةً فَأَلْقَتْنَا سَفِينَتُنَا إِلَى النَّجَاشِيِّ بِالْحَبَشَةِ، فَوَافَقْنَا جَعْفَرَ بْنَ أَبِي طَالِبٍ، فَأَقَمْنَا مَعَهُ حَتَّى قَدِمْنَا، فَوَافَقْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حِينَ افْتَتَحَ خَيْبَرَ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَكُمْ أَنْتُمْ يَا أَهْلَ السَّفِينَةِ هِجْرَتَانِ ".
Ebu Musa r.a.'dan rivayete göre "Biz Yemen'de bulunuyarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Nebiliğini açıkladığı haberi ulaştı. Bunun üzerine biz. de bir gemiye bindik. Gemimiz bizi Habeşistan'da Necaşi'ye attı. Bu sırada Ca'fer b. Ebi Talib'e rastladık. (Medine'ye) gelinceye kadar onunla birlikte kaldık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i fethi sırasında onunla karşılaştık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ey gemi yolcuları, sizin için iki hicret (sevabı) vardır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Habeşistan'a hicret" Yani Müslümanların Mekke'den Habeşistan'a hicretleri. Bu hicret iki defa gerçekleşmiştir. Siyer bilginlerinin naklettiklerine göre birincisi Nebiliğin beşinci yılında Receb ayında gerçekleşmiştir. İlk hicret eden kimseler arasında onbir erkek ve dört tane kadın vardı. İki kadın olduğu da söylenmiştir. Erkeklerin oniki olduğu da, on kişi oldukları da söylenmiştir. Deniz kıyısına yürüyerek gitmişler ve yarım dinar ücretle bir gemi kiralamışlardı. İbn İshak'ın naklettiğine göre buna sebep, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müşriklerin onlara işkence ettiklerini, müşrikleri onlara işkence etmekten alıkoyamadığını görünce ashabına şunları söyledi: "Habeşistan'da nezdinde kimsenin zulme uğramadığı bir kral vardır. Allah sizin için bir çıkış yolu takdir edinceye kadar keşke onun yanına gitseniz." Bu sebeple onlardan ilk hicret edenler arasında Osman b. Affan da vardı. Beraberinde de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı ve onun eşi Rukayye de vardı. Onların durumu ile ilgili haberlerin Resulullah salı allah u aleyhi ve sellem'e ulaşması bir parça gecikmişti. Yakub b. Süfyan, Enes'e kadar mevsul bir senedIe şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Her ikisine dair haberlerin Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e varması gecikmişti. Bir kadın geldi ve ona dedi ki: Andolsun ben o ikisini gördüm. Osman hanımını bir eşeğe bindirmiş idi. Allah Resulü bunun üzerine: Allah onlarla beraber olsun, dedi. Hiç şüphesiz Osman, Lut'tan sonra hanımıyla beraber hicret eden ilk kişi olmuştur." Derim ki: Buhari'nin bu başlığın başına Osman'ın hadisini zikrederek başlamasındaki nükte de ortaya çıkmaktadır. İbn İshak bu hicrete katılanların isimlerini de sıralamıştır. Bu hicrete katılan erkekler: Osman b. Affan, Abdurrahman b. Avf, ez-Zubeyr b. el-Awam, Ebu Huzeyfe b. Utbe, Mus'ab b. Umeyr, Ebu Selerne b. Abdu'l-Esed, Osman b. Maz'un, Amil b. Rabia, Suheyl b. Beyda ve Ebu Sebre b. Ebi Ruhm el-Amirl'dirler. İşte bu on kişi Müslümanlardan Habeşistan'a ilk çıkıp gidenlerdir. İbn Hişam der ki: Bana ulaştığına göre başlarında Osman b. Maz'un vardı. Beraberlerindeki hanımlara gelince, Nebi sallallfıhu aleyhi ve sellem'in kızı Rukayye, Ebu Huzeyfe'nin hanımı Sehl kızı Sehle, Ebu Seleme'nin hanımı ve Ebu Umeyye'nin kızı Ümmü Selerne, Amir b. Rabia'nın hanım i Ebu Hasme kızı Leyla. el-Vakidı de bu hanımların isimlerini ona uygun olarak vermiş, ayrıca Abdullah b. Mes'ud ile Hatıb b. Amr'ı da eklemiştir. İbn İshak ikinci hicrete katılanların da isimlerini vermektedir. Bunlar da seksen kişiden fazladıriar. İbn Cerir et-Taberi der ki: Bunlar hanımları ve çocukları dışında seksensekiz erkektiler. Ammar b. Yasir hakkında ise aralarında olup olmadığı hususunda şüphe etmiştir. Ammar ile erkeklerin sayısı otuzsekize ulaşmaktadır. Hanımların sayısının onsekiz olduğu da söylenmiştir. 38. NECAŞİ'NİN ÖLÜMÜ
Narrated Abu Musa:We received the news of the departure of the Prophet (to Medina) while we were in Yemen. So we went on board a ship but our ship took us away to An-Najashi (the Negus) in Ethiopia. There we met Ja`far bin Abi Talib and stayed with him till we came (to Medina) by the time when the Prophet (ﷺ) had conquered Khaibar. The Prophet (ﷺ) said, "O you people of the ship! You will have (the reward of) two migrations
حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حِينَ مَاتَ النَّجَاشِيُّ " مَاتَ الْيَوْمَ رَجُلٌ صَالِحٌ، فَقُومُوا فَصَلُّوا عَلَى أَخِيكُمْ أَصْحَمَةَ ".
Cabir r.a.'dan: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necaşi öldüğünde buyurdu ki: Bugün salih bir insan öldü. Kalkın kardeşimiz Ashama'nın cenaze namazını kılınız
Narrated Jabir:When Negus died, the Prophet (ﷺ) said, "Today a pious man has died. So get up and offer the funeral prayer for your brother Ashama
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، أَنَّ عَطَاءً، حَدَّثَهُمْ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى النَّجَاشِيِّ فَصَفَّنَا وَرَاءَهُ فَكُنْتُ فِي الصَّفِّ الثَّانِي أَوِ الثَّالِثِ.
Cabir b. Abdullah el-Ensari r.a.'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necaşi'nin üzerine cenaze namazı kıldırdı. Bizi arkasında saf halinde dizdi. Ben ikinci ya da üçüncü safta idim
Narrated Jabir bin `Abdullah Al-Ansari:Allah's Messenger (ﷺ) led the funeral prayer for the Negus and made us stand in rows behind him and I was in the second or third row
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، عَنْ سَلِيمِ بْنِ حَيَّانَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مِينَاءَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى أَصْحَمَةَ النَّجَاشِيِّ، فَكَبَّرَ عَلَيْهِ أَرْبَعًا. تَابَعَهُ عَبْدُ الصَّمَدِ.
Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre, "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necaşi Ashama üzerine cenaze namazı kıldırdı. Üzerine dört tekbir aldı." Abdussamed de ona mutabaatta bulunmuştur
Narrated Jabir bin `Abdullah:The Prophet (ﷺ) offered the funeral prayer for Ashama, the Negus, with four Takbir
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَابْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَخْبَرَهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَعَى لَهُمُ النَّجَاشِيَّ صَاحِبَ الْحَبَشَةِ فِي الْيَوْمِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ، وَقَالَ " اسْتَغْفِرُوا لأَخِيكُمْ ".
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerine vefat ettiği aynı günde Habeşistan sahibi (hükümdarı) Necaşi'nin vefat ettiğini haber verdi ve: Kardeşiniz için mağfiret dileyiniz, dedi
Narrated Abu Huraira:that Allah's Messenger (ﷺ) informed them (i.e. his companions) of the death of Negus, the king of Ethiopia, on the very day on which the latter died, and said, "Ask Allah's Forgiveness for your brother
وَعَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَخْبَرَهُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَفَّ بِهِمْ فِي الْمُصَلَّى، فَصَلَّى عَلَيْهِ وَكَبَّرَ أَرْبَعًا.
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, musallada onları saf halinde dizdi ve üzerine• namaz kıldırdı ve dört tekbir aldı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Necaşi'nin ölümü" Cenazeler bölümünde (1334 numaralı hadiste) onun ve babasının adı sözkonusu edilmiş idi. Necaşi'nin de Habeşistan'a kralalanların lakabı olduğunu da belirtmiştik. Burada Müslümanların onun yanına hicret etmiş olmaları sebebiyle onun vefatından bir istitrad olmak üzere sözkonusu edilmiştir. Onun vefatı çoğunluğun görüşüne göre hicretten sonra dokuzuncu yılda gerçekleşmiştir. Mekke'nin fethinden önce sekizinci yılda olduğu da söylenmiştir. Nitekim Beyhaki, Delailu'n-Nübuwe adlı eserinde bunu zikretmiş bulunmaktadır. Burası yeri olmakla birlikte Buhari'nin başlıkta onun Müslüman oluşunu sözkonusu etmeyip, Habeşistan hicretinden uzunca bir zaman sonra vefat 2tmiş olmasına rağmen onun vefatını bu başlıkta sözkonusu etmiş olması, açıklaması zor hususlardan birisi olarak görülmüştür. Buna şu şekilde cevap verilmiştir: Hangi vasıflarda Müslüman olduğuna dair açıklamalar ihtiva eden kıssa Buhari tarafından sabit görülmemiş olmakla birlikte, onun Müslüman oluşuna delalet eden hadis ona göre sabit olmuştur. Ayrıca bu hadis onun vefatı hususunda da açık ifadeler taşımaktadır. Böylelikle onun üzerine cenaze namazı kılınmış olduğundan Müslüman olduğu sonucuna ulaşılması için bu şekilde bir başlık açmış bulunmaktadır. Cenazeler bölümünde tu başlıktaki iki hadis hakkında gerekli açıklamalar daha önceden geçmiş bulunmaktadır.(Bk. 1318 nolu hadis)
Abu Huraira further said: "Allah's Messenger (ﷺ) made them (i.e. the Muslims) stand in rows at the Musalla (i.e. praying place) and led the funeral prayer for the Negus and said four Takbir
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ أَرَادَ حُنَيْنًا " مَنْزِلُنَا غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِخَيْفِ بَنِي كِنَانَةَ، حَيْثُ تَقَاسَمُوا عَلَى الْكُفْرِ ".
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Huneyn üzerine yürümek isteyince şöyle buyurdu: İnşailah yarın konaklayacağımız yer onların küfür üzere yeminleştikleri yer olan Kinane oğulları Hayfi olacaktır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Müşriklerin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem aleyhine yeminleşmeleri." Bu olay Nebiliğin yedinci yılı Muharrem ayının birinci günü olmuştur. Necaşi, Cafer'i ve beraberindekileri (Medine'ye yolcu etmek üzere) hazırlamış bulunuyordu. Geldiklerinde de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber'de idi. Bu olay ise o yılın Safer ayında olmuştur. (Bk. 1318 numaralı hadis) Muhtemelen Necaşi onları yolculamak üzere hazırladıktan sonra vefat etmiştir. Beyhaki'nin Oelailu'n-Nübuwe adlı eserinde Mekke'nin .feth.inden önce olduğu belirtilmektedir ki, doğru olma ihtimali daha yüksektir. ıbn ıshak, Musa b. Ukbe ve diğer Megazi bilginleri der ki: Kureyş ashab-ı kiram'ın em an (güvenlik) altında oldukları bir yere konakladıklarını, Ömer'in İslama girdiğini, İslamın kabileler arasında yayıldığını görünce Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i öldürmek kararını aldılar. Bu karar Ebu Talib'e ulaşınca o da Haşim oğulları ile Muttalib oğullarını topladı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendi mahallelerine aldılar ve onu kendisini öldürmek isteyenlere karşı korudular. Ebu Talib'in bu çağrısını aralarından kafir olanlar dahi kabul etti ve cahiliye adeti üzere hamiyet duygusuyla bu işi yaptılar. Kureyş onların bu davranışlarını görünce bu sefer kendileri ile Haşim ve Muttalib oğulları arasında kendilerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i teslim edecekleri vakte kadar onlarla hiçbir ilişkiye girmemek ve onlara kız alıp vermemek üzere bir belge düzenlemek hususunda ittifak ettiler. Onlar bu kararlarını uygulamaya koydular ve bu belgeyi de Ka'be'nin içine astılar. Bunu yazan kişinin adı Mansur b. İkrime b. Amir b. Haşim b. Abdi Menaf b. Abdu'd-Oarr b. Kusay olup, daha sonra parmakları felç oldu. İbn İshak der ki: Bunun üzerine Haşim oğulları ile Muttalib oğulları Ebu Talib'in yanında yer aldılar. Ancak Ebu Leheb müstesna, o Kureyşlilerle birlikte oldu. Oenildiğine göre onları boykotun başladığı tarih, Nebiliğin yedinci yılı Muharrem ayıdır. İbn İshak der ki: İki ya da üç yıl bu hal üzere devam ettiler. Musa b. Ukbe ise bu sürenin üç yılolduğunu kat'i olarak ifade etmiştir. Nihayet (Nebi ve Beraberindekiler) çok zor duruma düştü. Gizli saklı olması hali dışında onlara yiyecek hiçbir şey gelmiyordu. Hatta bazı akrabaları arasında akrabalık bağını gözetmek amacıyla gizli saklı bir şeyler gönderdiğini tespit ettikleri kimselere dahi işkence ediyorlardı. Bu hal sahifede yazılanları bozmak üzere faaliyete geçen ve bu hususta en gayretli çalışmalarda bulunan Hişam b. Amr b. el-Haris el-Amirı'nin harekete geçtiği vakte kadar devam etmiştir. Onun baba tarafından annesi kendi dedesi onunla evlenmeden önce Haşim b. Abdi Menarın nikahı altında idi. Bu sebeple onlar Ebu Talib şi'binde (mahallesinde) muhasara altında iken onları gözetirdi. Daha sonra Zuheyr b. Ebi Umeyye'nin yanına gitti. Onun da annesi Atike Abdulmuttalib'in kızı idi. Bu hususta onunla konuşunca ona muvafakat etti. Her ikisi kalkıp, Mut'am (Mut'im) b. Adiy'in ve Zem'a b. el-Esved'in yanına gittiler. Hepsi bu hususta görüş birliğine vardı. Hicr'de oturun ca bu hususta söz açtılar ve bunu reddettiler. Ona karşı çıkmak üzere de ittifak ettiler. EbuCehil, bu, geceleyin hazırlanmış bir plandır dedi. Sonunda sahifeyi (Ka'be'den) dışarıya çıkarttılar, yırtıp parçaladılar, hükmünü iptal ettiler. İbn Hişam'ın naklettiğine göre onlar bir kurdun, yüce Allah'ın adı dışında içindeki bütün yazıları yemiş olduğunu gördüler. el-Vakıdl'nin naklettiğine göre onların Şi'b'den dışarı çıkması, Nübuvvetin 10. yılında olmuştur. Bu da hicretten üç yıl önceye rastlar. Ebu Talib de oradan dışarı çıktıktan kısa bir süre sonra vefat etti. İbn İshak der ki: Ebu Talib ve Hatice aynı yılda vefat etmiştir. Bunun üzerine Kureyş Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Ebu Talib hayatta iken yapmadıklarını yapmaya koyuldu. Bu anlatılanlardan Buhari'ye göre herhangi bir şey sabit görülmediğinden dolayı o bu hususta kıssanın aslına delalet etmesi için Ebu Hureyre yoluyla gelen hadisi zikretmekle yetinmiştir. İleride yüce Allah'ın izniyle Meğazi bölümünde Mekke'nin Fethi gazvesi ile alakalı hadisin açıklaması gelecektir. (bkz. 4284 nolu hadis)
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ), while going out for the battle of Hunain, said, "Tomorrow Allah willing, we will encamp at Khaif Bani Kinana where the pagans(of Quraish) took the oath of Kufr (against the Prophet (ﷺ) i.e. to be loyal to heathenism, by boycotting Banu Hashim, the Prophet's folk. (See Hadith)
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَا أَغْنَيْتَ عَنْ عَمِّكَ فَإِنَّهُ كَانَ يَحُوطُكَ وَيَغْضَبُ لَكَ. قَالَ " هُوَ فِي ضَحْضَاحٍ مِنْ نَارٍ، وَلَوْلاَ أَنَا لَكَانَ فِي الدَّرَكِ الأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ ".
Abbas b. Abdulmuttalib r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedi ki: "Senin amcana faydan ne oldu? O seni himaye ediyor, senin için kızıp öfkeleniyordu. (Allah Resölü) şöyle buyurdu: O topuklanna kadar varan bir ateştedir. Ben olmasaydım şüphesiz ateşin en aşağı basamağında olacaktı." Bu Hadis 6208 ve 6572 numara ile gelecektir
Narrated Al-Abbas bin `Abdul Muttalib:That he said to the Prophet (ﷺ) "You have not been of any avail to your uncle (Abu Talib) (though) by Allah, he used to protect you and used to become angry on your behalf." The Prophet (ﷺ) said, "He is in a shallow fire, and had It not been for me, he would have been in the bottom of the (Hell) Fire
حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ أَبَا طَالِبٍ، لَمَّا حَضَرَتْهُ الْوَفَاةُ دَخَلَ عَلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ أَبُو جَهْلٍ فَقَالَ " أَىْ عَمِّ، قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. كَلِمَةً أُحَاجُّ لَكَ بِهَا عِنْدَ اللَّهِ ". فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ يَا أَبَا طَالِبٍ، تَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَلَمْ يَزَالاَ يُكَلِّمَانِهِ حَتَّى قَالَ آخِرَ شَىْءٍ كَلَّمَهُمْ بِهِ عَلَى مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ مَا لَمْ أُنْهَ عَنْهُ ". فَنَزَلَتْ {مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذِينَ آمَنُوا أَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوا أُولِي قُرْبَى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ} وَنَزَلَتْ {إِنَّكَ لاَ تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ}
İbn el-Müseyyeb, babasından rivayete göre; "Ebu Talib'in vefatı yaklaşınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem --Ebu Cehil de yanında bulunuyorken onun yanına girdi. Ey amcam Allah'ın huzurunda kendisini senin lehine delil gösterebileceğim bir söz olan la ilahe ilIallah de, dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebi Umeyye: Ey Ebu Talib dediler. Abdulmuttalibrin dininden yüz mü çeviriyorsun? Onlar onunla konuşup durdular. Nihayet onlara söylediği son sözler: Abdulmuttalib'in dini üzere (ölüyorum), demek oldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: Bana yasaklanmadığı sürece andolsun senin için mağfiret dileyeceğim, dedi. Bunun üzerine de: "O çılgm ateşlikler oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra akrabaları dahi o/sa/ar müşriklere Nebiin de, mu'minlerin de mağfiret dilemeleri olur şey değil. " [Tevbe, 113] ayeti ile "Şüpnesiz sen sevdiklerini hidayete iletemezsin." [Kasas, 56] ayetleri nazil oldu
Narrated Al-Musaiyab:When Abu Talib was in his death bed, the Prophet (ﷺ) went to him while Abu Jahl was sitting beside him. The Prophet (ﷺ) said, "O my uncle! Say: None has the right to be worshipped except Allah, an expression I will defend your case with, before Allah." Abu Jahl and `Abdullah bin Umaiya said, "O Abu Talib! Will you leave the religion of `Abdul Muttalib?" So they kept on saying this to him so that the last statement he said to them (before he died) was: "I am on the religion of `Abdul Muttalib." Then the Prophet said, " I will keep on asking for Allah's Forgiveness for you unless I am forbidden to do so." Then the following Verse was revealed:-- "It is not fitting for the Prophet (ﷺ) and the believers to ask Allah's Forgiveness for the pagans, even if they were their near relatives, after it has become clear to them that they are the dwellers of the (Hell) Fire." (9.113) The other Verse was also revealed:-- "(O Prophet!) Verily, you guide not whom you like, but Allah guides whom He will
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَذُكِرَ عِنْدَهُ عَمُّهُ فَقَالَ " لَعَلَّهُ تَنْفَعُهُ شَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَيُجْعَلُ فِي ضَحْضَاحٍ مِنَ النَّارِ، يَبْلُغُ كَعْبَيْهِ، يَغْلِي مِنْهُ دِمَاغُهُ ". حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ وَالدَّرَاوَرْدِيُّ عَنْ يَزِيدَ بِهَذَا، وَقَالَ تَغْلِي مِنْهُ أُمُّ دِمَاغِهِ.
Ebu Said el-Hudri r.a.'dan rivayete göre "O (Ebu Talib hakkında huzurunda konuşulunca) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: Belki Kıyamet gününde şefaatimin ona faydası olur da Kıyamet gününde topuklarına kadar ulaşacak ve bundan dolayı beyni kaynayacak olan hafif bir ateşe konulur." Bu Hadis 6564 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ebu Talib'in kıssası." Adının, Abdi Menaf olduğu üzerinde ittifak vardır. Resulullah sallallShu aleyhi ve sellem'in babası Abdullah'ın öz kardeşidir. Bundan dolayı Abdulmuttalib vefat ettiğinde torununu ona vasiyet ederek bırakmış, o da büyüyünceye kadar ona bakmıştı. Nebi olarak gönderildiğinden sonra ölünceye kadar Ebu Talib hep ona yardımını sürdürmüştür. Onun Şi'bden çıkışlarından sonra öldüğünü belirtmiş idik. Bu da Nebiliğin onuncu yılı sonlarında olmuştur. Nebi sallallShu aleyhi ve sellem'i koruyor, onu rahatsız edecek her şeye karşı onu savunuyordu. Bununla birlikte o kavminin dini üzere kalmaya devam ediyordu. Az önce İbn Mes'ud'un rivayet ettiği: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelince, Allah onu amcası vasıtasıyla korumuştu" şeklindeki hadis geçmiş bulunmaktadır. Ebu Talib'in Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i himaye etmesi, onu savunması bilinen ve meşhur bir husustur. Bu hususta onun meşhur şiirleri arasında şu beyit de vardır: "Allah'a yemin ederim hep birlik olsalar dahi sana ulaşamayacaklardır Ta ki ben toprağa uzanıp gömülünceye kadar" "Seni koruyordu" seni kollayıp, gözetliyordu. Bu ibarede İbn İshak'ın sözkonusu ettiği şu hususa da bir işaret vardır: Daha sonra Hatice ve Ebu Talib hicretten üç yıl önce aynı yılda vefat ettiler. Hatice, İslam yolunda kendisi ile huzur bulduğu son derece doğru ve samimi bir yardımcı idi. Ebu Talib de kavmine karşı ona bir destek ve bir yardımcıydı. Ebu Talib öldükten sonra Kureyşliler Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Ebu Talib hayatta iken asla ummadıkları bir seviyede rahatsızlık verdiler. Hatta Kureyş'in beyinsizlerinden birisi onun karşısına çıkmış, başının üzerine toprak atmıştı. Bana Hişam b. Urve'nin babasından naklettiğine göre o şöyle demiştir: Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m evine girerken şöyle diyordu: "Ebu Talib ölünceye kadar Kureyşliler bana hoşuma gitmeyecek bir şey yapamamışt!." "O topuklarına kadar varan bir ateş içindedir." (Topuklarına kadar varan ateş diye tercüme ettiğimiz) 'ed-dahdah' topuğa varan su demektir. Yani onun azabı hafifletilmiş bulunmaktadır. Müslim'de yer alan İbn Abbas'ın rivayet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: "Hiç şüphesiz cehenl1em ehli arasında azabı en hafif olan kişi Ebu Talib'dir. Onun beynini kaynatan ayakkabıları olacaktır." Rafızilerden birisinin derlediği ve Ebu Talib'in Müslüman olduğuna delalet eden pek çok vahi (gevşek, senedi sağlam olmayan) hadisi bir araya getirdiği bir cüz gördüm. Bunların hiçbiri sabit değildir. Başarı Allah'tandır. Ben bunları elİsabe adlı eserin Ebu Talib'in hayatını anlatan bölümünde özetledim. "Ebu Talib'in ölüm vakti gelince" yani henüz ölüm hırıltısı boğazına ulaşmadan ... "Senin için tartışayım .. " Cenazeler bölümünün sonlarında: "Allah'ın huzurunda onunla senin lehine şahitlik edeyim" lafzı ile geçmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talib'in bu halde iken şahadet kelimesini getirmek istemeyişinden onun şu zanna sahip olduğunu anlamış gibidir: Ona göre böyle bir şey ölüm halinde söylendiğinde kendisine fayda sağlamayacaktır yahut da namaz ve benzeri diğer amelleri işlernek imkanını bulamadığından bu şahadetin faydasının olmayacağını sanmıştı. Bundan dolayı Nebi efendimiz, onun lehine delil getirip tartışmayı sözkonusu etmiştir . "Şahitlik etme" lafzına gelince, muhtemelen Ebu Talib bunun kendisine fayda sağlamayacağını zannetmiştir. Çünkü o vakit Nebi sallallahu aleyhi ve selle m ile birlikte mu'minlerden hiçbir kimse yanında bulunmuyordu. Resulullah saIJallahu aleyhi ve sellem de bunu söylemiş olduğuna dair lehine şahadette bulunacağını ve bunun kendisine fayda sağlayacağını belirterek gönlünü hoş etmek istedi. Ebu Hazim'in, Ebu Hureyre'den yaptığı ve İmam Ahmed'in naklettiği rivayette şöyle denilmektedir: "Ebu Talib dedi ki: Eğer Kureyşliler beni ayıplamayacak ve, ölüm korkusundan başka bir sebeple bunu söylemiş değildir, demeyecek olsalardı bunu söyleyerek senin gönlünü hoş, gözünü aydın ederdim." Hadisten, müşrik yakın akrabayı ziyaret etmenin, hasta ise yanına gitmenin caiz olduğuna, ölümün ağır hastalığı halinde bile tevbenin kabul edileceğine delil vardır. Bu tevbe ölüm meleğinin görüleceği ana kadar makbuldür. O noktadan sonra kabul edilmez. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Bizim azabırnızı gördüklerinde imanlarının onlara faydası olmadL" Ayrıca kafir, hak olan şehadeti getirecek olursa azaptan kurtulur. Çünkü İslam kendisinden öncekileri yıkar. Kafirlerin azabı farklı farklıdır. Ebu Talib hakkında sözkonusu olan fayda da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bereketi ile sahip olduğu özelliklerdendir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ona, la ilah e illailah demeyi teklif etmekle birlikte bu arada Muhammedu'r-Resulullah dememiş olmasının sebebi, her iki sözün artık tek bir söz gibi oluşundan dolayıdır. Muhtemelen Ebu Talib onun Allah'ın Resulü olduğundan emin idi, fakat tevhidi kabul etmiyordu. Bundan dolayı o "nun" kafiyeli (Nuniye) beyitlerinden birisinde şöyle demiştir: "Davet ettin beni ve senin sadık olduğunu bildimben, Andolsun sen doğru söylemişsin ve önceden de emin birisi idin." Ek bir bilgi: Hayret verici denk düşmelerden birisi de şudur: Nebi sallallahu aleyhi ve seIJem'in amcaları arasında İslamın gelişine yetişenler dört tanedir. Bunlardan ikisi Müslüman olmadı, ikisi de Müslüman oldu. Müslüman olmayanların adı, Müslümanolanların adı ile aykırılık arzediyordu. Müslüman olmayanların asıl adı, Abdi Menaf olan Ebu Talib ile asıl adı Abdu'l-Uzza olan Ebu Leheb'tir. Oysa Müslüman olanların adları Hamza ile el-Abbas'dır
Narrated Abu Sa`id Al-Khudri:That he heard the Prophet (ﷺ) when somebody mentioned his uncle (i.e. Abu Talib), saying, "Perhaps my intercession will be helpful to him on the Day of Resurrection so that he may be put in a shallow fire reaching only up to his ankles. His brain will boil from it." Narrated Yazid: (as above, Hadith 224) using the words: "will make his brain boil
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَمَّا كَذَّبَنِي قُرَيْشٌ قُمْتُ فِي الْحِجْرِ، فَجَلاَ اللَّهُ لِي بَيْتَ الْمَقْدِسِ، فَطَفِقْتُ أُخْبِرُهُمْ عَنْ آيَاتِهِ وَأَنَا أَنْظُرُ إِلَيْهِ ".
Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: "Kureyş beni yalanlayınca ben de Hicr'de ayakta durdum. Allah bana Beytu'l-Makdis'i ayan beyan gösterdi. Ben de ona bakarak onun alametlerini onlara bildirmeye başladım." Bu Hadis 4710 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "İsra hadisi ve yüce Allah'ın: "Kulunu geceleyin yürüten ... in şam münezzehtir" buyruğu ileride "esra" lafzı ile ilgili açıklamalar Subhan (İsra) suresinin tefsirinde yüce Allah'ın izniyle gelecektir. (4790 nolu hadis) İbn Dihye der ki: Buhari İsra gecesinin Mi'rac gecesinden farklı olduğu kanaatine meyyaldir. Çünkü o bunların her birisini ayrı bir başlıkta ele almıştır. Derim ki: Bunda ona göre bunların farklı olduğunu gösterecek bir delil yoktur. Aksine onun Namaz bölümünün baş tarafındaki sözleri her iki gecenin bir olduğu hususunda çok açıktır. Çünkü o: "İsra gecesinde namaz nasıl farz kılındı" diyebir başlık açmıştır. Namaz ise Mi'rac gecesinde farz kılınmıştır. O halde bu durum Buhari'ye göre bu iki gecenin bir olduğunun açık delilidir. Bunların her birisini ayrı bir başlıkta alış sebebine gelince, bu gecelerin her birinin -birlikte gerçekleşmiş olsalar dahi- bağımsız bir kıssa ihtiva etmesidir. Bu hususta varid olmuş haberlere göre de selef farklı kanaatlere sahiptir. Onlardan kimilerine göre İsra ile Mi'rac aynı gecede Nebi uyanıkken ve Nebilikten sonra ruh ve ceset ile birlikte gerçekleşmiştir. Muhaddislerin, fukahanın ve kelamcıların cumhuru bu görüşü benimsemiştir. Sahih haberlerin zahirieri de hep bu kanaat etrafında dönüp dolaşmaktadır. Bunu kabul edip, başka bir kanaate yönelmeye de gerek yoktur. Çünkü aklın bunu imkansız göreceği bir tarafı yoktur ki, ayrıca tevile ihtiyacı bulunsun. "Subhan"ın asıl anlamı tenzih içindir. Hayret ve şaşkınlık konumunda da kullanılır. Birincisine göre anlamı, yüce Allah' Resulünün yalancı olmasından münezzehtir. İkincisine göre de yüce Allah Resulüne ihsan ettiği nimetlerinden ötürü kulları hayrete düşmüştür. Emir anlamına gelme ihtimali de vardır. Kulunu yürüteni tesbih ediniz, demek olur. "Esra" ge'celeyin yürümek demek olan "es-sery"den gelmektedir. Beni yalanladıklarında" Ahmed ve Bezzar tarafından hasen bir senedie rivayet edilmiş, İbn Abbas yoluyla gelen hadiste şöyle denilmektedir: Resulullah salla;lahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Geceleyin İsra'ya götürüldüğüm ve sabahı Mekke'de ettiğim sırada yanımdan Allah'ın düşmanı Ebu Cehil geçti ve bir şeyoldu mu, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bu gece ben Beytu'l-Makdis'e götürüldüm. Ebu Cehil: Sonra da sabahı aramızda ettin öyle mi? Allah Resulü: Evet diye buyurdu. Ebu Cehil sordu: Peki kavmini çağıracak olursam onlara bunları anlatır mısın? Allah Resulü: Evet deyince, Ebu Cehil: Ey Kab b. Lueyl oğulları dedi. Bütün meclisler dağılarak onların yanına geldiler. Ebu Cehil: Hadi bana anlattıklarını kavmine de anlat, dedi. O da onlara anlattı. Kimi alkışlıyor, kimi hayret ederek elini başının üstüne koyuyordu. Peki, bize mescidi anlatabilir misin, dediler ve hadisin geri kalan bölümlerini zikretti. Bu rivayetin dışındaki diğer rivayetlerde İsra gecesi gördüğü şeylere dair açıklamalar da yer almaktadır. Bunlardan birisi de Nesai'de yer alanYezid b. Ebi Malik'in Enes'ten şöyle dediğine dair rivayetidir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bana eşekten yüksek, katırdan alçak bir binek getirildi." Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır: "Beraberimde Cibril olduğu halde (o hayvana) bindim ve yola koyuldum. İn ve namaz kıl dedi, ben de indim. Nerede namaz kıldığını biliyor musun, diye sordu. Sen Taybe denilen yerde namaz kıldın ve hicret edilecek yer burasıdır dedi." Yine bu rivayette dönüşü esnçısında yolda Kureyş'e ait bir kervana rastladığı, onlara selam verdiği, birilerinin: Bu Muhammed'in sesidir dediği de zikredilmektedir: Bu hadiste ayrıca onun Kureyşe bunu haber verdiği ve kervanlarının filan gün geleceğini bildirdiği de zikredilmektedir: Kervan öğle vakti ve önlerinde niteliklerini belirttiği deve bulunduğu halde geldi. Yezid b. Ebi Malik'in rivayetinde şu fazlal.ı!51a.r da yer almaktadır: "Sonra Beytu'l-Makdis'e girdim. Benim için bütün nebiler biraraya geldi. Cibril beni öne geçirdi ve onlara imamlık yaptım." Abdurrahman b. Haşim b. Utbe'nin, Enes'ten naklettiği ve Beyhaki'nin Delailu'n-Nubuwe'de zikrettiği rivayette belirtildiğine göre; o yolun dışına çıkmış ve kendisini davet eden bir şeyin yanından geçmiş, Cibril ona yürü demiştir. Yine buradaki rivayete göre oldukça yaşlı bir kadının yanından geçmiş,\bu nedir diy sormuş, Cibril yürü demiştir. Bir topluluğun yanından geçmiş, onlar ona selam vermişler. Cibril ona: Onların selamını al, demiştir. Hadisin sonunda da ona şunları söylemektedir: Seni çağıran kişi İblis'tir. O yaşlı kadın dünyadır, selam veren kimseler İbrahim, Musa ve İsa'dır .. Taberani ve el-Bezzar tarafından rivayet edilen Ebu Hureyre'nin zikrettiği hadiste de şöyle denilmektedir: "Ekin eken ve biçen bir topluluğun yanından geçti. Ekinlerini biçtikçe eski haline dönüyordu. Cibril, bunlar mücahitlerdir dedi. Başları kayalarla yarılan bir topluluğun yanından da geçti. Başları yaralandıkça eski haline dönüveriyordu. Bunlar da başları ağırlaşarak namaza kalkmayanlardır, dedi. Avret yerleri üzerinde yamalar bulunan ve davarlar gibi etrafta yayılan bir topluluğun yanından geçti. Bunlar ise zekatı eda etmeyen kimselerdir, dedi. Çiğ ve kokuşmuş et yiyip buna karşılık pişmiş ve pek hoş eti bırakan bir topluluğun yanından geçti. Bunlar zinakarlardır, dedi. Bir demet ot topladığı halde onu taşıyamayıp, sonra onlara başkalarını da ekleyen bir adamın yanından geçti. Bu da yanındaki emaneti eksiksiz olarak geri vermediği hald başka emanet isteyen kimsedir, dedi. Dilleri ve dudakları (makaslarla) kesilen bir topluluğun yanından geçti. Bunlar kesildikçe eski hallerine geri dönüyordu. Bunlar fitne hatipleridir, dedi. Küçük bir delikten çıkan büyükçe bİr öküzün yanından geçti. Geri dönmek istiyor fakat buna gücü yetmiyordu. Bu bir söz söyleyip sonra söylediğine pişman olan, söylediği sözü geri almak istediği halde buna gücü yetmeyen kimsedir, dedL" "Yüce Allah bana Beytu'l-Makdis'i ayan beyan gösterdi." Denildiğine göre bunun anlamı şudur: Benimle onun arasındaki perdeleri açtı ve nihayet ben de onu gördüm. Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Hamza der ki: Göklere yükselmekten (Mi'racdan) önce Beytu'l-Makdis'e İsra'daki hikmet, hakkı söndürmek isteyen kimselere karşı hakkı açıkça ortaya koymak isteğidir. Çünkü Mekke'den semaya yükselip, mi'raca çıkmış olsaydı düşmanlara karşı gerekli beyan ve açıklamaya imkanı olmazdı. O kendisinin geceleyin Beytu'l-Makdis'e götürüldüğünü söyleyince ondan Beytu'l-Makdis ile ilgili daha önce _kendilerinin görmüş oldukları bir takım tanım ve cüz'i bazı hususlara dair sorular sordular. Ayrıca onun bundan önce bu sordukları şeyleri görmemiş olduğunu da biliyorlardı. Kendisi onlara sorduklarını haber verince böylelikle bir gece içerisinde, geceleyin Beytu'l-Makdis'e gittiğine dair söylediklerinde doğruluğunun muhakkak olduğu ortaya çıkmış oldu. Bu hususta onun verdiği haber doğru olduğuna göre, sözünü ettiği diğer hususlarda da onu tasdik etmek gerekir. Böylelikle bu, mu'minin imanını daha da arttırdı, inkarcı ve inatçının bedbahtlığının daha da artmasına sebep oldu. (Özetle)
Narrated Jabir bin `Abdullah:That he heard Allah's Messenger (ﷺ) saying, "When the people of Quraish did not believe me (i.e. the story of my Night Journey), I stood up in Al-Hijr and Allah displayed Jerusalem in front of me, and I began describing it to them while I was looking at it