deneme

Faziletler ve Menâkıb ile İlgili Hadisler

1.513 hadis bulundu · sayfa 18/76

Sahîh-i Buhârî No. 3660 Sahih

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ أَبِي الطَّيِّبِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُجَالِدٍ، حَدَّثَنَا بَيَانُ بْنُ بِشْرٍ، عَنْ وَبَرَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ هَمَّامٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَمَّارًا، يَقُولُ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا مَعَهُ إِلاَّ خَمْسَةُ أَعْبُدٍ وَامْرَأَتَانِ وَأَبُو بَكْرٍ‏.‏

Ammar'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beraberinde sadece beş köle, iki kadın ve Ebu Bekir'den başka kimse yokken gördüm." Bu Hadis 3857 numara ile gelecektir

Narrated `Ammar:I saw Allah's Messenger (ﷺ) and there was none with him but five slaves, two women and Abu Bakr (i.e. those were the only converts to Islam then)

Sahîh-i Buhârî No. 3661 Sahih

حَدَّثَنِي هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عَائِذِ اللَّهِ أَبِي إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ جَالِسًا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذْ أَقْبَلَ أَبُو بَكْرٍ آخِذًا بِطَرَفِ ثَوْبِهِ حَتَّى أَبْدَى عَنْ رُكْبَتِهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَّا صَاحِبُكُمْ فَقَدْ غَامَرَ ‏"‏‏.‏ فَسَلَّمَ، وَقَالَ إِنِّي كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ ابْنِ الْخَطَّابِ شَىْءٌ فَأَسْرَعْتُ إِلَيْهِ ثُمَّ نَدِمْتُ، فَسَأَلْتُهُ أَنْ يَغْفِرَ لِي فَأَبَى عَلَىَّ، فَأَقْبَلْتُ إِلَيْكَ فَقَالَ ‏"‏ يَغْفِرُ اللَّهُ لَكَ يَا أَبَا بَكْرٍ ‏"‏‏.‏ ثَلاَثًا، ثُمَّ إِنَّ عُمَرَ نَدِمَ فَأَتَى مَنْزِلَ أَبِي بَكْرٍ فَسَأَلَ أَثَمَّ أَبُو بَكْرٍ فَقَالُوا لاَ‏.‏ فَأَتَى إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَسَلَّمَ فَجَعَلَ وَجْهُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَتَمَعَّرُ حَتَّى أَشْفَقَ أَبُو بَكْرٍ، فَجَثَا عَلَى رُكْبَتَيْهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَاللَّهِ أَنَا كُنْتُ أَظْلَمَ مَرَّتَيْنِ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ بَعَثَنِي إِلَيْكُمْ فَقُلْتُمْ كَذَبْتَ‏.‏ وَقَالَ أَبُو بَكْرٍ صَدَقَ‏.‏ وَوَاسَانِي بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ، فَهَلْ أَنْتُمْ تَارِكُو لِي صَاحِبِي ‏"‏‏.‏ مَرَّتَيْنِ فَمَا أُوذِيَ بَعْدَهَا‏.‏

Ebu'd-Derda r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyordum, aniden Ebu Bekir'in -elbisesinin eteğini diz kapağı görününceye kadar toplamış olarak- geldiğini gördüm. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sizin bu arkadaşınız tartışmış bulunuyor. Ebu Bekir selam vererek: Ey Allah'ın Resulü dedi. Benimle Hattab'ın oğlu arasında bir anlaşmazlık oldu. Ben de acelecilik ederek ona bir şeyler söyledikten sonra pişman oldum. Beni affetmesini istediğim halde kabul etmedi. Ben de senin yanına geldim. Allah Resulü: -Üç defa- Allah sana mağfiret etsin ey Ebu Bekir, dedi. Daha sonra Ömer pişman oldu, Ebu Bekir'in evine gitti ve: Ebu Bekir burada mıdır, diye sordu. Hayır, dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemin yanına gitti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (kızgınlığından) yüzünün rengi değişmeye başladı. Hatta Ebu Bekir korktu, bunun üzerine dizleri üzerine çökerek: Ey Allah'ın Resulü dedi. Allah'a yemin ederim ben daha çok haksızlık yaptım. Bu sözlerini iki defa tekrarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah beni size (Nebi olarak) gönderdi. Sizler, yalan söylüyorsun dediniz. Ebu Bekir ise doğru söylüyor dedi, canıyla, malıyla beni koruyup gözetti. Benim arkadaşımı bana bırakmayacak mısınız (onu rahatsız edecek şeyler yapmaktan vazgeçmeyecek misiniz), sözünü iki defa tekradadı ve bundan sonra onu rahatsız edecek bir şey yapılmadı." Bu Hadis 4640 numara ile gelecektir

Narrated Abu Ad-Darda:While I was sitting with the Prophet, Abu Bakr came, lifting up one corner of his garment uncovering his knee. The Prophet (ﷺ) said, "Your companion has had a quarrel." Abu Bakr greeted (the Prophet (ﷺ) ) and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! There was something (i.e. quarrel) between me and the Son of Al-Khattab. I talked to him harshly and then regretted that, and requested him to forgive me, but he refused. This is why I have come to you." The Prophet (ﷺ) said thrice, "O Abu Bakr! May Allah forgive you." In the meanwhile, `Umar regretted (his refusal of Abu Bakr's excuse) and went to Abu Bakr's house and asked if Abu Bakr was there. They replied in the negative. So he came to the Prophet (ﷺ) and greeted him, but signs of displeasure appeared on the face of the Prophet (ﷺ) till Abu Bakr pitied (`Umar), so he knelt and said twice, "O Allah's Messenger (ﷺ)! By Allah! I was more unjust to him (than he to me)." The Prophet (ﷺ) said, "Allah sent me (as a Prophet) to you (people) but you said (to me), 'You are telling a lie,' while Abu Bakr said, 'He has said the truth,' and consoled me with himself and his money." He then said twice, "Won't you then give up harming my companion?" After that nobody harmed Abu Bakr

Sahîh-i Buhârî No. 3662 Sahih

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، قَالَ خَالِدٌ الْحَذَّاءُ حَدَّثَنَا عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَهُ عَلَى جَيْشِ ذَاتِ السَّلاَسِلِ، فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ أَىُّ النَّاسِ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ ‏"‏ عَائِشَةُ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ مِنَ الرِّجَالِ فَقَالَ ‏"‏ أَبُوهَا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ‏"‏‏.‏ فَعَدَّ رِجَالاً‏.‏

Amr b. eı-As r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini Zatu's-Selasil'e gönderdiği askeri birliğin kumandanı olarak tayin etmişti. Onun yanına vardım, en sevdiğin insan kimdir, diye sordum. O: Aişe'dir dedi. Erkeklerden (kimdir), dedim. Babasıdır dedi. Sonra kimdir, diye sordum. Sonra Ömer b. el-Hattab'dır dedi ve başka kimseleri saydı." Bu Hadis 4358 numara ile gelecektir

Narrated `Amr bin Al-As:The Prophet (ﷺ) deputed me to lead the Army of Dhat-as-Salasil. I came to him and said, "Who is the most beloved person to you?" He said, "`Aisha." I asked, "Among the men?" He said, "Her father." I said, "Who then?" He said, "Then `Umar bin Al-Khattab." He then named other men

Sahîh-i Buhârî No. 3663 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ بَيْنَمَا رَاعٍ فِي غَنَمِهِ عَدَا عَلَيْهِ الذِّئْبُ، فَأَخَذَ مِنْهَا شَاةً، فَطَلَبَهُ الرَّاعِي، فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ الذِّئْبُ فَقَالَ مَنْ لَهَا يَوْمَ السَّبُعِ، يَوْمَ لَيْسَ لَهَا رَاعٍ غَيْرِي، وَبَيْنَا رَجُلٌ يَسُوقُ بَقَرَةً قَدْ حَمَلَ عَلَيْهَا، فَالْتَفَتَتْ إِلَيْهِ فَكَلَّمَتْهُ فَقَالَتْ إِنِّي لَمْ أُخْلَقْ لِهَذَا، وَلَكِنِّي خُلِقْتُ لِلْحَرْثِ ‏"‏‏.‏ قَالَ النَّاسُ سُبْحَانَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنِّي أُومِنُ بِذَلِكَ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضى الله عنهما ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Bir çoban koyunlarının yanıbaşında bulunuyor iken bir kurt üzerine saldırarak koyunlar arasından bir koyun aldı. Çoban onun arkasına takıldı. Kurt ona dönerek: Benden başka çobanının bulunmayacağı bir gün olan kıyamet gününde onu kim kurtaracak? Yine bir adam bir ineğin üzerine yük yüklemiş sürerken inek ona dönüp onunla konuştu ve dedi ki: Ben bunun için yaratılmadım, ben yeri sürmek için yaratıldım. İnsanlar: Subhanallah dediler (ve hayretlerini ifade ettiler.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz buna ben, Ebu Bekir ve Ömer b. el-Hattab r.a. iman ediyoruz, diye buyurdu

Narrated Abu Huraira:I heard Allah's Messenger (ﷺ) saying, "While a shepherd was amongst his sheep, a wolf attacked them and took away one sheep. When the shepherd chased the wolf, the wolf turned towards him and said, 'Who will be its guard on the day of wild animals when nobody except I will be its shepherd?' And while a man was driving a cow with a load on it, it turned towards him and spoke to him saying, 'I have not been created for this purpose, but for ploughing." The people said, "Glorified be Allah." The Prophet said, "But I believe in it and so do Abu Bakr and `Umar

Sahîh-i Buhârî No. 3664 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ الْمُسَيَّبِ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُنِي عَلَى قَلِيبٍ عَلَيْهَا دَلْوٌ، فَنَزَعْتُ مِنْهَا مَا شَاءَ اللَّهُ، ثُمَّ أَخَذَهَا ابْنُ أَبِي قُحَافَةَ، فَنَزَعَ بِهَا ذَنُوبًا أَوْ ذَنُوبَيْنِ، وَفِي نَزْعِهِ ضَعْفٌ، وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَهُ ضَعْفَهُ، ثُمَّ اسْتَحَالَتْ غَرْبًا، فَأَخَذَهَا ابْنُ الْخَطَّابِ، فَلَمْ أَرَ عَبْقَرِيًّا مِنَ النَّاسِ يَنْزِعُ نَزْعَ عُمَرَ، حَتَّى ضَرَبَ النَّاسُ بِعَطَنٍ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Ben uyurken rüyada kendimi üzerinde kovası bulunan bir kuyunun başında gördüm. O kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çektim. Daha sonra Ebu Kuhafe'nin oğlu (Ebu Bekir) kovayı benden aldı, o da onunla bir ya da iki kova çekti. Çekişinde bir parça zayıflık da vardı. Allah onun zayıflığını gidersin. Daha sonra bu büyükçe bir kovaya dönüştü. Onu İbnu'l-Hattab aldı. İnsanlar arasında Ömer'in çekişi gibi çeken bir dahi görmedim. Nihayet insanlar etrafında yerleştiler. " Bu Hadis 7021, 7022 ve 7475 numara ile gelecektir

Narrated Abu Huraira:I heard Allah's Messenger (ﷺ) saying, "While I was sleeping, I saw myself standing at a well, on it there was a bucket. I drew water from the well as much as Allah wished. Then Ibn Abi Quhafa (i.e. Abu Bakr) took the bucket from me and brought out one or two buckets (of water) and there was weakness in his drawing the water. May Allah forgive his weakness for him. Then the bucket turned into a very big one and Ibn Al-Khattab took it over and I had never seen such a mighty person amongst the people as him in performing such hard work, till the people drank to their satisfaction and watered their camels that knelt down there

Sahîh-i Buhârî No. 3665 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ إِنَّ أَحَدَ شِقَّىْ ثَوْبِي يَسْتَرْخِي إِلاَّ أَنْ أَتَعَاهَدَ ذَلِكَ مِنْهُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّكَ لَسْتَ تَصْنَعُ ذَلِكَ خُيَلاَءَ ‏"‏ قَالَ مُوسَى فَقُلْتُ لِسَالِمٍ أَذَكَرَ عَبْدُ اللَّهِ مَنْ جَرَّ إِزَارَهُ قَالَ لَمْ أَسْمَعْهُ ذَكَرَ إِلاَّ ثَوْبَهُ‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim kibirlenerek elbisesini çekecek olursa kıyamet gününde Allah ona bakmayacaktır. Ebu Bekir dedi ki: Gereken dikkati göstermeyecek olursam elbisemin iki ucundan birisi gevşeyebiliyor. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sen bu işi büyüklenmek için yapmazsın diye buyurdu." Musa dedi ki: Ben Salim'e: Abdullah: "Kim izarını çekerse" diye mi zikretti, diye sordum. O: Ben onun ancak "elbisesini" derken işitmişimdir, dedi. Bu Hadis 5783,5784,5791 ve 6062 numara ile gelecektir

Narrated `Abdullah bin `Umar:That Allah's Messenger (ﷺ) said, "Allah will not look on the Day of Judgment at him who drags his robe (behind him) out of pride." Abu Bakr said "One side of my robe slacks down unless I get very cautious about it." Allah's Messenger (ﷺ) said, "But you do not do that with pride

Sahîh-i Buhârî No. 3666 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ مِنْ شَىْءٍ مِنَ الأَشْيَاءِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ دُعِيَ مِنْ أَبْوَابِ ـ يَعْنِي الْجَنَّةَ ـ يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا خَيْرٌ، فَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّلاَةِ دُعِيَ مِنْ باب الصَّلاَةِ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجِهَادِ دُعِيَ مِنْ باب الْجِهَادِ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصَّدَقَةِ دُعِيَ مِنْ باب الصَّدَقَةِ، وَمَنْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الصِّيَامِ دُعِيَ مِنْ باب الصِّيَامِ، وَبَابِ الرَّيَّانِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ مَا عَلَى هَذَا الَّذِي يُدْعَى مِنْ تِلْكَ الأَبْوَابِ مِنْ ضَرُورَةٍ، وَقَالَ هَلْ يُدْعَى مِنْهَا كُلِّهَا أَحَدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ، وَأَرْجُو أَنْ تَكُونَ مِنْهُمْ يَا أَبَا بَكْرٍ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Her kim Allah yolunda herhangi bir şeyden iki avuç infak ederse cennetin kapılarından: Ey Allah'ın kulu bu (daha) hayırlıdır diye davet edilir. Namaz ehlinden olan kimse namaz kapısından davet olunur. Cihad ehlinden olan kimse cihad kapısından çağrılır. Sadaka ehlinden olan kimse sadaka kapısından davet edilir. Oruç ehlinden olan kimse oruç kapısından ve reyyan kapısından çağırılır: Ebu Bekir dedi ki: Bu kapılardan (herhangi birisinden) davet edilen için herhangi bir sıkıntı olmaz. Devamla dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, acaba bir kimse bütün bunlardan davet olunur mu? Şöyle buyurdu: Evet, umarım -ey Ebu Bekirsen de onlardan olursun

Narrated Abu Huraira:I heard Allah's Messenger (ﷺ) saying, "Anybody who spends a pair of something in Allah's Cause will be called from all the gates of Paradise, "O Allah's slave! This is good.' He who is amongst those who pray will be called from the gate of the prayer (in Paradise) and he who is from the people of Jihad will be called from the gate of Jihad, and he who is from those' who give in charity (i.e. Zakat) will be called from the gate of charity, and he who is amongst those who observe fast will be called from the gate of fasting, the gate of Raiyan." Abu Bakr said, "He who is called from all those gates will need nothing," He added, "Will anyone be called from all those gates, O Allah's Messenger (ﷺ)?" He said, "Yes, and I hope you will be among those, O Abu Bakr

Sahîh-i Buhârî No. 3668 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَاتَ وَأَبُو بَكْرٍ بِالسُّنْحِ ـ قَالَ إِسْمَاعِيلُ يَعْنِي بِالْعَالِيَةِ ـ فَقَامَ عُمَرُ يَقُولُ وَاللَّهِ مَا مَاتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَتْ وَقَالَ عُمَرُ وَاللَّهِ مَا كَانَ يَقَعُ فِي نَفْسِي إِلاَّ ذَاكَ وَلَيَبْعَثَنَّهُ اللَّهُ فَلَيَقْطَعَنَّ أَيْدِيَ رِجَالٍ وَأَرْجُلَهُمْ‏.‏ فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَكَشَفَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَبَّلَهُ قَالَ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي طِبْتَ حَيًّا وَمَيِّتًا، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يُذِيقُكَ اللَّهُ الْمَوْتَتَيْنِ أَبَدًا‏.‏ ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ أَيُّهَا الْحَالِفُ عَلَى رِسْلِكَ‏.‏ فَلَمَّا تَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ جَلَسَ عُمَرُ‏.‏ فَحَمِدَ اللَّهَ أَبُو بَكْرٍ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ أَلاَ مَنْ كَانَ يَعْبُدُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ مُحَمَّدًا قَدْ مَاتَ، وَمَنْ كَانَ يَعْبُدُ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ‏.‏ وَقَالَ ‏{‏إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُمْ مَيِّتُونَ‏}‏ وَقَالَ ‏{‏وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِنْ مَاتَ أَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَنْ يَنْقَلِبْ عَلَى عَقِبَيْهِ فَلَنْ يَضُرَّ اللَّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللَّهُ الشَّاكِرِينَ‏}‏ قَالَ فَنَشَجَ النَّاسُ يَبْكُونَ ـ قَالَ ـ وَاجْتَمَعَتِ الأَنْصَارُ إِلَى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فِي سَقِيفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ فَقَالُوا مِنَّا أَمِيرٌ وَمِنْكُمْ أَمِيرٌ، فَذَهَبَ إِلَيْهِمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَأَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ، فَذَهَبَ عُمَرُ يَتَكَلَّمُ فَأَسْكَتَهُ أَبُو بَكْرٍ، وَكَانَ عُمَرُ يَقُولُ وَاللَّهِ مَا أَرَدْتُ بِذَلِكَ إِلاَّ أَنِّي قَدْ هَيَّأْتُ كَلاَمًا قَدْ أَعْجَبَنِي خَشِيتُ أَنْ لاَ يَبْلُغَهُ أَبُو بَكْرٍ، ثُمَّ تَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ فَتَكَلَّمَ أَبْلَغَ النَّاسِ فَقَالَ فِي كَلاَمِهِ نَحْنُ الأُمَرَاءُ وَأَنْتُمُ الْوُزَرَاءُ‏.‏ فَقَالَ حُبَابُ بْنُ الْمُنْذِرِ لاَ وَاللَّهِ لاَ نَفْعَلُ، مِنَّا أَمِيرٌ وَمِنْكُمْ أَمِيرٌ‏.‏ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ لاَ، وَلَكِنَّا الأُمَرَاءُ وَأَنْتُمُ الْوُزَرَاءُ هُمْ أَوْسَطُ الْعَرَبِ دَارًا، وَأَعْرَبُهُمْ أَحْسَابًا فَبَايِعُوا عُمَرَ أَوْ أَبَا عُبَيْدَةَ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ بَلْ نُبَايِعُكَ أَنْتَ، فَأَنْتَ سَيِّدُنَا وَخَيْرُنَا وَأَحَبُّنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَأَخَذَ عُمَرُ بِيَدِهِ فَبَايَعَهُ، وَبَايَعَهُ النَّاسُ، فَقَالَ قَائِلٌ قَتَلْتُمْ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ قَتَلَهُ اللَّهُ‏.‏

Nebi s.a.v.'in zevcesi Aişe r.a.a'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde Ebu Bekir, es-Sunh denilen yerde idi. -(Ravilerden) İsmail: eı-Aliye 'yi kastetmektedir, demiştir.- Ömer ayağa kalkıp: Allah'a yemin ederim, Resulullah ölmedi, demeye koyuldu. Aişe dedi ki: Ve Ömer, Allah'a yemin ederim (o an için) içimde başka bir kanaat doğmamıştı, dedi. (Ömer sözlerine şöyle devam etmişti): Andolsun Allah onu gönderecek ve o bir takım kimselerin ellerini ve ayaklarını kesecektir. Derken Ebu Bekir geldi. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (yüzünün) üzerini açtı, onu öptü ve: Anam babam sana feda olsun dedi. Hayatta iken de hoştun, vefat etmiş halinle de hoşsun. Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Allah ölümü sana iki defa tattırmayacaktır. Daha sonra dışarı çıktı ve: Ey yemin eden kişi yavaş ol, dedi. Ebu Bekir konuşmaya başlayınca Ömer oturdu." [-3668-] "Sonra Ebu Bekir Allah'a hamd-u sena edip dedi ki: Dikkat edin, kim Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellemle ibadet ediyor idiyse şüphesiz Muhammed ölmüş bulunuyor. Kim de Allah'a ibadet ediyorsa muhakkak Allah haydır, ölmez. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir."[Zümer, 30] "Muhammed ancak bir resuldür. Ondan önce resuller gelip geçmiştir. Şimdi eğer o ölür ya da öldürülürse siz ökçelerinizin üzerine gerisin geri mi döneceksiniz.? Kim ökçelerinin üzerine gerisin geri dönerse asla Allahla hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır."[Al-i İmran, 144] Oradakilerin hepsi içlerini çeke çeke ağlamaya başladılar. Ensar Ben-i Saide Sakifesinde Said b. Ubade'nin etrafında toplanarak: Bizden bir emir, sizden bir emir (olsun) dediler. Yanlarına Ebu Bekir, Ömer b. el-Hattab ve Ebu Ubeyde b. el-Cerrah gitti. Ömer konuşmak istediyse de Ebu Bekir onu susturdu. Ömer (sonraları) şöyle derdi: Allah'a yemin ederim konuşmak isteyişimin tek sebebi uygun görüp beğendiğim bir konuşma tasarlamış olmamdl. Ebu Bekir'in bunu ifade edemeyeceğinden korkmuştum. Daha sonra Ebu Bekir konuşunca insanların en belağatlisi olarak konuştu. Sözleri arasında şunları da söyledi: Bizler emirleriz, sizler de vezirlersiniı. Hubab b. el-Munzir: Hayır, Allah'a yemin ederim böyle yapmayınız. Bizden bir emir, sizden bir emir (olsun), dedi. Ebu Bekir dedi ki: Hayır bizler emirleriz, sizler vezirlersiniz. Çünkü onlar hane olarak Arapların en üstünleri, soy sop olarak Arapların hususiyetlerini kendilerinde en çok toplayanlardır. Bu sebeple ya Ömer'e, ya da Ebu Ubeyde'ye bey'at ediniz. Bunun üzerine Ömer: Hayır, sana bey'at ederiz, sen bizim efendimiz, bizim en hayırlımız, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de aramızda en sevdiği kişisin. Ömer elini yakalayarak ona bey'at etti, arkasından diğer insanlar da ona bey'at etti. Oradakilerden birisi: SaId b. Ubade'yi öldürdünüz deyince, Ömer: Onu öldüren Allahltır ,dedi." [-3669-] Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri yukarı doğru baktı, sonra da -üç defa-: Fi’r-Refiki’l a’la (En yüce dost) la beraber dedi ve (ravilerden el-Kasım b. Muhammed b. Ebi Bekr es-Sıddik) hadisin geri kalan kısmını nakletti. (Aişe) dedi ki: O gün ikisinin söyledikleri her bir sözü Allah mutlaka faydalı kıldı. Ömer aralarında münafıklar da varken insanları korkuttu ve bununla Allah onları geri çevirdi." [-3670-] "Sonra andolsun Ebu Bekir insanlara hidayeti göstermiş, onlara üzerlerindeki hakkın ne olduğunu öğretmişti. Böylelikle onlar onunla birlikte çıktıklarında: "Muhammed ancak bir resuldür. Ondan önce resuller geçip gitmiştir ... Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır."[Al-i İmran, 144] ayetini okuyarak çıktılar

Narrated 'Aisha: (the wife of the Prophet) Allah's Messenger (ﷺ) died while Abu Bakr was at a place called As-Sunah (Al-'Aliya) 'Umar stood up and said, "By Allah! Allah's Messenger (ﷺ) is not dead!" 'Umar (later on) said, "By Allah! Nothing occurred to my mind except that." He said, "Verily! Allah will resurrect him and he will cut the hands and legs of some men." Then Abu Bakr came and uncovered the face of Allah's Messenger (ﷺ), kissed him and said, "Let my mother and father be sacrificed for you, (O Allah's Messenger (ﷺ)), you are good in life and in death. By Allah in Whose Hands my life is, Allah will never make you taste death twice." Then he went out and said, "O oath-taker! Don't be hasty." When Abu Bakr spoke, 'Umar sat down. Abu Bakr praised and glorified Allah and said, No doubt! Whoever worshipped Muhammad, then Muhammad is dead, but whoever worshipped Allah, then Allah is Alive and shall never die." Then he recited Allah's Statement.:-- "(O Muhammad) Verily you will die, and they also will die." (39.30) He also recited:-- "Muhammad is no more than an Apostle; and indeed many Apostles have passed away, before him, If he dies Or is killed, will you then Turn back on your heels? And he who turns back On his heels, not the least Harm will he do to Allah And Allah will give reward to those Who are grateful." (3.144) The people wept loudly, and the Ansar were assembled with Sad bin 'Ubada in the shed of Bani Saida. They said (to the emigrants). "There should be one 'Amir from us and one from you." Then Abu Bakr, Umar bin Al-Khattab and Abu 'baida bin Al-Jarrah went to them. 'Umar wanted to speak but Abu Bakr stopped him. 'Umar later on used to say, "By Allah, I intended only to say something that appealed to me and I was afraid that Abu Bakr would not speak so well. Then Abu Bakr spoke and his speech was very eloquent. He said in his statement, "We are the rulers and you (Ansars) are the ministers (i.e. advisers)," Hubab bin Al-Mundhir said, "No, by Allah we won't accept this. But there must be a ruler from us and a ruler from you." Abu Bakr said, "No, we will be the rulers and you will be the ministers, for they (i.e. Quraish) are the best family amongst the 'Arabs and of best origin. So you should elect either 'Umar or Abu 'Ubaida bin Al-Jarrah as your ruler." 'Umar said (to Abu Bakr), "No but we elect you, for you are our chief and the best amongst us and the most beloved of all of us to Allah's Messenger (ﷺ)." So 'Umar took Abu Bakr's hand and gave the pledge of allegiance and the people too gave the pledge of allegiance to Abu Bakr. Someone said, "You have killed Sad bin Ubada." 'Umar said, "Allah has killed him

Sahîh-i Buhârî No. 3670 Sahih

وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَالِمٍ عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ أَخْبَرَنِي الْقَاسِمُ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ شَخَصَ بَصَرُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ فِي الرَّفِيقِ الأَعْلَى ‏"‏‏.‏ ثَلاَثًا، وَقَصَّ الْحَدِيثَ، قَالَتْ فَمَا كَانَتْ مِنْ خُطْبَتِهِمَا مِنْ خُطْبَةٍ إِلاَّ نَفَعَ اللَّهُ بِهَا، لَقَدْ خَوَّفَ عُمَرُ النَّاسَ وَإِنَّ فِيهِمْ لَنِفَاقًا، فَرَدَّهُمُ اللَّهُ بِذَلِكَ‏.‏ ثُمَّ لَقَدْ بَصَّرَ أَبُو بَكْرٍ النَّاسَ الْهُدَى وَعَرَّفَهُمُ الْحَقَّ الَّذِي عَلَيْهِمْ وَخَرَجُوا بِهِ يَتْلُونَ ‏{‏وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ‏}‏ إِلَى ‏{‏الشَّاكِرِينَ‏}‏

Aisha said (in another narration), ("When the Prophet (ﷺ) was on his death-bed) he looked up and said thrice, (Amongst) the Highest Companion (See Qur'an 4.69)' Aisha said, Allah benefited the people by their two speeches. 'Umar frightened the people some of whom were hypocrites whom Allah caused to abandon Islam because of 'Umar's speech. Then Abu Bakr led the people to True Guidance and acquainted them with the right path they were to follow so that they went out reciting:-- "Muhammad is no more than an Apostle and indeed many Apostles have passed away before him

Sahîh-i Buhârî No. 3671 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا جَامِعُ بْنُ أَبِي رَاشِدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو يَعْلَى، عَنْ مُحَمَّدِ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ، قَالَ قُلْتُ لأَبِي أَىُّ النَّاسِ خَيْرٌ بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَبُو بَكْرٍ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَنْ قَالَ ثُمَّ عُمَرُ‏.‏ وَخَشِيتُ أَنْ يَقُولَ عُثْمَانُ قُلْتُ ثُمَّ أَنْتَ قَالَ مَا أَنَا إِلاَّ رَجُلٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ‏.‏

Muhammed b. el-Hanefiyye dedi ki: "Ben babama sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra insanların hayırlısı kimdir? O: Ebu Bekir'dir dedi. Sonra kimdir, diye sordum, sonra Ömer'dir dedi. Daha sonra Osman'dır diyeceğinden korktuğum için: Sonra sen misin deyince: Ben ancak Müslümanlardan bir adamım, dedi

Narrated Muhammad bin Al-Hanafiya:I asked my father (`Ali bin Abi Talib), "Who are the best people after Allah's Messenger (ﷺ) ?" He said, "Abu Bakr." I asked, "Who then?" He said, "Then `Umar. " I was afraid he would say "Uthman, so I said, "Then you?" He said, "I am only an ordinary person

Sahîh-i Buhârî No. 3672 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ، حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالْبَيْدَاءِ أَوْ بِذَاتِ الْجَيْشِ انْقَطَعَ عِقْدٌ لِي، فَأَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْتِمَاسِهِ، وَأَقَامَ النَّاسُ مَعَهُ، وَلَيْسُوا عَلَى مَاءٍ وَلَيْسَ مَعَهُمْ مَاءٌ، فَأَتَى النَّاسُ أَبَا بَكْرٍ، فَقَالُوا أَلاَ تَرَى مَا صَنَعَتْ عَائِشَةُ أَقَامَتْ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِالنَّاسِ مَعَهُ، وَلَيْسُوا عَلَى مَاءٍ وَلَيْسَ مَعَهُمْ مَاءٌ، فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاضِعٌ رَأْسَهُ عَلَى فَخِذِي قَدْ نَامَ، فَقَالَ حَبَسْتِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنَّاسَ، وَلَيْسُوا عَلَى مَاءٍ وَلَيْسَ مَعَهُمْ مَاءٌ قَالَتْ فَعَاتَبَنِي، وَقَالَ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ، وَجَعَلَ يَطْعُنُنِي بِيَدِهِ فِي خَاصِرَتِي، فَلاَ يَمْنَعُنِي مِنَ التَّحَرُّكِ إِلاَّ مَكَانُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى فَخِذِي، فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَصْبَحَ عَلَى غَيْرِ مَاءٍ فَأَنْزَلَ اللَّهُ آيَةَ التَّيَمُّمِ، فَتَيَمَّمُوا، فَقَالَ أُسَيْدُ بْنُ الْحُضَيْرِ مَا هِيَ بِأَوَّلِ بَرَكَتِكُمْ يَا آلَ أَبِي بَكْرٍ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ فَبَعَثْنَا الْبَعِيرَ الَّذِي كُنْتُ عَلَيْهِ فَوَجَدْنَا الْعِقْدَ تَحْتَهُ‏.‏

Aişe r.a. dedi ki: "Seferlerinden birisinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte çıktık. Nihayet biz Beyda'da ya da ordugahta iken bir gerdanlığım koptu. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu aramak üzere kaldı, onunla birlikte bulunanlar da kaldı. Bir suyun yanı başında da değillerdi. Beraberlerinde su da yoktu. Orduda bulunanlar Ebu Bekir'e gelerek: Aişe'nin yaptığını görmez misin, dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i de onunla beraber diğer insanları da alıkoydu. Üstelik su kenarında da değiller, beraberlerinde su da yok. Ebu Bekir geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de başını uyluğumun üzerine koymuş uyumuştu. Resulullahı da, diğer insanları da alıkoydun dedi. Üstelik suyun başında olmadıkları gibi beraberlerinde su da yok. Aişe dedi ki: (Babam) bana sitem etti ve Allah'ın söylemesini dilediği şeyleri söyleyip durdu. Eliyle böğrümden dürtmeye koyuldu. Hareket etmekten beni alıkoyan tek sebep de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başını uyluğumun üzerine koymuş olması idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlar susuz olarak sabahı edinceye kadar uykusuna devam etti. Yüce Allah da teyemmüm ayetini: "...teyemmüm ediniz."[Nisa, 4] diye buyurarak indirdi. Useyd b. el-Hudayr dedi ki: Ey Ebu Bekir hanedanı, bu sizin ilk bereketiniz değildir. Aişe dedi ki: Yolculukta üzerine bindiğim çökmüş deveyi kaldırınca gerdanlığı onun altında bulduk

Narrated `Aisha:We went out with Allah's Messenger (ﷺ) on one of his journeys till we reached Al-Baida or Dhatul-Jaish where my necklace got broken (and lost). Allah's Messenger (ﷺ) stopped to search for it and the people too stopped with him. There was no water at that place and they had no water with them. So they went to Abu Bakr and said, "Don't you see what `Aisha has done? She has made Allah's Messenger (ﷺ) and the people stop where there is no water and they have no water with them. Abu Bakr came while Allah's Apostle was sleeping with his head on my thigh and said, "You detained Allah's Apostle and the people where there is no water and they have no water." He then admonished me and said what Allah wished and pinched me at my flanks with his hands, but I did not move because the head of Allah's Messenger (ﷺ) was on my thigh . Allah's Messenger (ﷺ) kept on sleeping till he got up in the morning and found no water. Then Allah revealed the Divine Verse of Tayammum, and the people performed Tayammum. Usaid bin Al-Hudair said. "O family of Abu Bakr! This is not the first blessing of yours." We urged the camel on which I was sitting to get up from its place and the necklace was found under it

Sahîh-i Buhârî No. 3673 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ ذَكْوَانَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَسُبُّوا أَصْحَابِي، فَلَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ أَنْفَقَ مِثْلَ أُحُدٍ ذَهَبًا مَا بَلَغَ مُدَّ أَحَدِهِمْ وَلاَ نَصِيفَهُ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ جَرِيرٌ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ وَمُحَاضِرٌ عَنِ الأَعْمَشِ‏.‏

Ebu Said el-Hudrı r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ashabıma sövmeyiniz. Sizden herhangi bir kimse Uhud dağı kadar altın infak edecek olsa dahi onlardan herhangi birisinin bir mud veya onun yarısı kadar (infak)ına ulaşmaı

Narrated Abu Sa`id:The Prophet (ﷺ) said, "Do not abuse my companions for if any one of you spent gold equal to Uhud (in Allah's Cause) it would not be equal to a Mud or even a half Mud spent by one of them

Sahîh-i Buhârî No. 3674 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِسْكِينٍ أَبُو الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ خَرَجَ، فَقُلْتُ لأَلْزَمَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَلأَكُونَنَّ مَعَهُ يَوْمِي هَذَا‏.‏ قَالَ فَجَاءَ الْمَسْجِدَ، فَسَأَلَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا خَرَجَ وَوَجَّهَ هَا هُنَا، فَخَرَجْتُ عَلَى إِثْرِهِ أَسْأَلُ عَنْهُ، حَتَّى دَخَلَ بِئْرَ أَرِيسٍ، فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ، وَبَابُهَا مِنْ جَرِيدٍ حَتَّى قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجَتَهُ، فَتَوَضَّأَ فَقُمْتُ إِلَيْهِ، فَإِذَا هُوَ جَالِسٌ عَلَى بِئْرِ أَرِيسٍ، وَتَوَسَّطَ قُفَّهَا، وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ، فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ ثُمَّ انْصَرَفْتُ، فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ، فَقُلْتُ لأَكُونَنَّ بَوَّابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْيَوْمَ، فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَدَفَعَ الْبَابَ‏.‏ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ‏.‏ ثُمَّ ذَهَبْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏ فَأَقْبَلْتُ حَتَّى قُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ ادْخُلْ، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَشِّرُكَ بِالْجَنَّةِ‏.‏ فَدَخَلَ أَبُو بَكْرٍ فَجَلَسَ عَنْ يَمِينِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُ فِي الْقُفِّ، وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ، كَمَا صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ، ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ وَقَدْ تَرَكْتُ أَخِي يَتَوَضَّأُ وَيَلْحَقُنِي، فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ خَيْرًا ـ يُرِيدُ أَخَاهُ ـ يَأْتِ بِهِ‏.‏ فَإِذَا إِنْسَانٌ يُحَرِّكُ الْبَابَ‏.‏ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ‏.‏ ثُمَّ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ، فَقُلْتُ هَذَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَسْتَأْذِنُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏ فَجِئْتُ فَقُلْتُ ادْخُلْ وَبَشَّرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ‏.‏ فَدَخَلَ، فَجَلَسَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُفِّ عَنْ يَسَارِهِ، وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ، ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ، فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ خَيْرًا يَأْتِ بِهِ‏.‏ فَجَاءَ إِنْسَانٌ يُحَرِّكُ الْبَابَ، فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ‏.‏ فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ‏.‏ فَجِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ عَلَى بَلْوَى تُصِيبُهُ ‏"‏ فَجِئْتُهُ فَقُلْتُ لَهُ ادْخُلْ وَبَشَّرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ عَلَى بَلْوَى تُصِيبُكَ‏.‏ فَدَخَلَ فَوَجَدَ الْقُفَّ قَدْ مُلِئَ، فَجَلَسَ وُجَاهَهُ مِنَ الشِّقِّ الآخَرِ‏.‏ قَالَ شَرِيكٌ قَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ فَأَوَّلْتُهَا قُبُورَهُمْ‏.‏

Ebu Musa el-Eş'arı'den rivayete göre o evinde abdest aldıktan sonra dışarı çıktı. (Kendi kendime) dedim ki: Andolsun Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından ayrılmayacağım. Bir gün boyunca onunla beraber olacağım, dedi. Mescide geldi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i sordu. Dışarı çıktı, dediler ve şu tarafa doğru gittiğini söylediler. Ben de onun arkasından gittim. Onu sorup durdum. Nihayet Eris kuyusun(un bulunduğu bahçey'e girdi. Ben de kapının yanında oturdum. -Kapısı hurma dallarındandı.- Nihayet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihtiyacını gördü, sonra abdest aldı. Yanıbaşında durdum. Onun Eris kuyusunun başında oturduğunu gördüm. Kuyunun ağzının ortasına oturdu ve baldırlarını açarak kuyuya sarkıttı. Ona selam verdikten sonra geri çekildim, kapının yanında oturdum. Andolsun bugün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kapıcısı olacağım, dedim. Ebu Bekir geldi, kapıyı itti. Bu kim, dedim. Ebu Bekir dedi. Biraz bekle, dedim. Sonra gittim. Ey Allah'ın Resulü Ebu Bekir izin istiyor, dedim. O: Ona izin ver ve onu cennetle müjdele, dedi. Ben de yanına geldim ve Ebu Bekir'e: Gir, hem Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seni cennetle müjdeliyor, dedim. Ebu Bekir girdi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sağ tarafına kuyunun ağzında oturdu ve o da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığı gibi ayaklarını kuyuya sarkıttı ve baldırlarını açtı. Daha sonra geri döndüm ve oturdum. (Evden çıkmadan) kardeşimi abdest alsın ve bana yetişsin diye bırakmıştım. (Kendi kendime) dedim ki: Eğer Allah filan hakkında --kardeşini kastediyor-- hayır murad etmişse onun buraya gelmesini sağlar. Bir de baktım ki birisi kapıyı oynatıyor. O kim dedim, Ömer b. el-Hattab dedi. Ben biraz bekle dedim. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Ona selam verdim. Ömer geldi, izin istiyor, dedim. Ona izin ver ve onu cennetle müjdele, dedi. Ben de gelip içeri gir, dedim. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seni cennetle müjdeledi. O da içeri girdi. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kuyunun ağzı başında sol tarafına oturdu ve o da ayaklarını kuyuya sarkıttı. Sonra geri döndüm yine oturdum. (Kendi kendime): Allah filan hakkında hayır murad ettiyse onun buraya gelmesini sağlar, dedim. Birisi gelip kapıyı oynattı. O kim dedim. Osman b. Affan dedi. Biraz bekle dedim. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelerek ona haber verince şöyle buyurdu: Ona izin ver ve ona isabet edecek bir bela üzerine onu cennetle müjdele. Ben de yanına geldim ve ona: İçeri gir dedim. Ayrıca Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sana isabet edecek bir bela üzerine seni cennetle müjdeliyor. O da içeri girdi. Kuyunun ağzının dolmuş olduğunu görünce onun karşısında diğer tarafta oturdu. Şerik b. Abdullah dedi ki, Said b. el-Müseyyeb dedi ki: Ben bunu onların kabideri diye tevil ettim." Bu Hadis 3693, 6216, 7079, 7262 numara ile gelecektir.

Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:I performed ablution in my house and then went out and said, "Today I shall stick to Allah's Messenger (ﷺ) and stay with him all this day of mine (in his service)." I went to the Mosque and asked about the Prophet . They said, "He had gone in this direction." So I followed his way, asking about him till he entered a place called Bir Aris. I sat at its gate that was made of date-palm leaves till the Prophet (ﷺ) finished answering the call of nature and performed ablution. Then I went up to him to see him sitting at the well of Aris at the middle of its edge with his legs uncovered, hanging in the well. I greeted him and went back and sat at the gate. I said, "Today I will be the gatekeeper of the Prophet." Abu Bakr came and pushed the gate. I asked, "Who is it?" He said, "Abu Bakr." I told him to wait, went in and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Abu Bakr asks for permission to enter." He said, "Admit him and give him the glad tidings that he will be in Paradise." So I went out and said to Abu Bakr, "Come in, and Allah's Messenger (ﷺ) gives you the glad tidings that you will be in Paradise" Abu Bakr entered and sat on the right side of Allah's Messenger (ﷺ) on the built edge of the well and hung his legs n the well as the Prophet (ﷺ) did and uncovered his legs. I then returned and sat (at the gate). I had left my brother performing ablution and he intended to follow me. So I said (to myself). "If Allah wants good for so-and-so (i.e. my brother) He will bring him here." Suddenly somebody moved the door. I asked, "Who is it?" He said, "`Umar bin Al-Khattab." I asked him to wait, went to Allah's Messenger (ﷺ), greeted him and said, `Umar bin Al-Khattab asks the permission to enter." He said, "Admit him, and give him the glad tidings that he will be in Paradise." I went to "`Umar and said "Come in, and Allah's Messenger (ﷺ), gives you the glad tidings that you will be in Paradise." So he entered and sat beside Allah's Messenger (ﷺ) on the built edge of the well on the left side and hung his legs in the well. I returned and sat (at the gate) and said, (to myself), "If Allah wants good for so-and-so, He will bring him here." Somebody came and moved the door. I asked "Who is it?" He replied, "Uthman bin `Affan." I asked him to wait and went to the Prophet (ﷺ) and informed him. He said, "Admit him, and give him the glad tidings of entering Paradise, after a calamity that will befall him." So I went up to him and said to him, "Come in; Allah's Apostle gives you the glad tidings of entering Paradise after a calamity that will befall you. "Uthman then came in and found that the built edge of the well was occupied, so he sat opposite to the Prophet (ﷺ) on the other side. Sa`id bin Al-Musaiyab said, "I interpret this (narration) in terms of their graves

Diğer tahric edenler: Tirmizî, Menakîb; Müslim, Fedail-üs Sahabe Tirmizî dediki: Bu hadis hasen sahihtir. Değişik bir şekilde Ebû Osman en Nehdî tarafından da rivâyet edilmiştir. Bu konuda Câbir ve İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir

Sahîh-i Buhârî No. 3675 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَعِدَ أُحُدًا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَعُثْمَانُ فَرَجَفَ بِهِمْ فَقَالَ ‏ "‏ اثْبُتْ أُحُدُ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ نَبِيٌّ وَصِدِّيقٌ وَشَهِيدَانِ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte Uhud'a çıktılar. Onlar üzerinde iken Uhud sarsıldı. Sağlam dur Uhud! Çünkü senin üzerinde bir nebi, bir sıddik ve iki şehit vardır, diye buyurdu." Bu Hadis 3686 ve 3699 numara ile gelecektir

Narrated Anas bin Malik:The Prophet (ﷺ) once climbed the mountain of Uhud with Abu Bakr, `Umar and `Uthman. The mountain shook with them. The Prophet (ﷺ) said (to the mountain), "Be firm, O Uhud! For on you there are no more than a Prophet, a Siddiq and two martyrs

Sahîh-i Buhârî No. 3676 Sahih

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا صَخْرٌ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ بَيْنَمَا أَنَا عَلَى بِئْرٍ أَنْزِعُ مِنْهَا جَاءَنِي أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ، فَأَخَذَ أَبُو بَكْرٍ الدَّلْوَ، فَنَزَعَ ذَنُوبًا أَوْ ذَنُوبَيْنِ وَفِي نَزْعِهِ ضَعْفٌ، وَاللَّهُ يَغْفِرُ لَهُ، ثُمَّ أَخَذَهَا ابْنُ الْخَطَّابِ مِنْ يَدِ أَبِي بَكْرٍ، فَاسْتَحَالَتْ فِي يَدِهِ غَرْبًا، فَلَمْ أَرَ عَبْقَرِيًّا مِنَ النَّاسِ يَفْرِي فَرِيَّهُ، فَنَزَعَ حَتَّى ضَرَبَ النَّاسُ بِعَطَنٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَهْبٌ الْعَطَنُ مَبْرَكُ الإِبِلِ، يَقُولُ حَتَّى رَوِيَتِ الإِبِلُ فَأَنَاخَتْ‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir kuyunun başında su çekiyor iken yanıma Ebu Bekir ve Ömer geldi. Ebu Bekir benden kovayı aldı. Su çekmesinde bir parça zayıflık olmakla birlikte bir ya da iki kova çekti. Allah ona mağfiret buyurasıca. Daha sonra Hattab'ın oğlu kovayı Ebu Bekir'in elinden aldı. Elinde büyük bir kovayla döndü. Ben insanlar arasında onun çekişi gibi çeken bir başkasını daha görmedim. O kadar su çekti ki nihayet insanlar etrafında yerleşti." Vehb dedi ki: (İnsanlar etrafına yerleşti anlamı verilen) el-atan kelimesi, develerin çöktükleri yer demektir. Nihayet develer suya kandı ve çöktü, demek istemektedir

Narrated `Abdullah bin `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said. "While (in a dream), I was standing by a well, drawing water from it. Abu Bakr and `Umar came to me. Abu Bakr took the bucket (from me) and drew one or two buckets of water, and there was some weakness in his drawing. May Allah forgive him. Then Ibn Al-Khattab took the bucket from Abu Bakr, and the bucket turned into a very large one in his hands. I had never seen such a mighty person amongst the people as him in performing such hard work. He drew so much water that the people drank to their satisfaction and watered their camels." (Wahab, a sub-narrator said, "till their camels drank and knelt down)

Sahîh-i Buhârî No. 3677 Sahih

حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ أَبِي الْحُسَيْنِ الْمَكِّيُّ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ إِنِّي لَوَاقِفٌ فِي قَوْمٍ، فَدَعَوُا اللَّهَ لِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَقَدْ وُضِعَ عَلَى سَرِيرِهِ، إِذَا رَجُلٌ مِنْ خَلْفِي قَدْ وَضَعَ مِرْفَقَهُ عَلَى مَنْكِبِي، يَقُولُ رَحِمَكَ اللَّهُ، إِنْ كُنْتُ لأَرْجُو أَنْ يَجْعَلَكَ اللَّهُ مَعَ صَاحِبَيْكَ، لأَنِّي كَثِيرًا مِمَّا كُنْتُ أَسْمَعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ كُنْتُ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ، وَفَعَلْتُ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ، وَانْطَلَقْتُ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ‏.‏ فَإِنْ كُنْتُ لأَرْجُو أَنْ يَجْعَلَكَ اللَّهُ مَعَهُمَا‏.‏ فَالْتَفَتُّ فَإِذَا هُوَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ‏.‏

İbn Abbas r.a. dedi ki: "Ben bir topluluk arasında ayakta duruyorken Ömer b. el-Hattab'a -teneşiri üzerine yerleştirilmiş iken- dua ettiler. Bir de ne göreyim, arkamdan bir adam dirseğini omzumun üzerine koymuş şöyle diyordu: Allah sana rahmet eylesin. Gerçekten ben Allah'ın seni iki arkadaşın ile birlikte kılacağını ümit ediyorum. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Ben, Ebu Bekir ve Ömer ile şöyle idik. Ben, Ebu Bekir ve Ömer şunu yaptık. Ben, Ebu Bekir ve Ömer gittik dediğini çokça işitirdim. Gerçekten ben Allah'ın seni onlarla birlikte bir araya getireceğini ümit ederim. Dönüp baktığımda onun Ali b. Ebi Talib olduğunu gördüm

Narrated Ibn `Abbas:While I was standing amongst the people who were invoking Allah for `Umar bin Al-Khattab who was lying (dead) on his bed, a man behind me rested his elbows on my shoulder and said, "(O `Umar!) May Allah bestow His Mercy on you. I always hoped that Allah will keep you with your two companions, for I often heard Allah's Messenger (ﷺ) saying, "I, Abu Bakr and `Umar were (somewhere). I, Abu Bakr and `Umar did (something). I, Abu Bakr and `Umar set out.' So I hoped that Allah will keep you with both of them." I turned back to see that the speaker was `Ali bin Abi Talib

Sahîh-i Buhârî No. 3678 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو عَنْ أَشَدِّ، مَا صَنَعَ الْمُشْرِكُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ رَأَيْتُ عُقْبَةَ بْنَ أَبِي مُعَيْطٍ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُصَلِّي، فَوَضَعَ رِدَاءَهُ فِي عُنُقِهِ فَخَنَقَهُ بِهِ خَنْقًا شَدِيدًا، فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ حَتَّى دَفَعَهُ عَنْهُ فَقَالَ أَتَقْتُلُونَ رَجُلاً أَنْ يَقُولَ رَبِّيَ اللَّهُ‏.‏ وَقَدْ جَاءَكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ مِنْ رَبِّكُمْ‏.‏

Urve b. ez-Zubeyr dedi ki: "Ben Abdullah b. Amr'a müşriklerin ResuIullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yaptıkIarı en ağır muameIenin ne oIduğunu sordum. Dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kıIarken Ukbe b. Ebi Muayt'ın yanına geIdiğini gördüm. Ridasını onun boynuna doIadı ve boğazını o ridası ile aIabildiğine sıktı. Ebu Bekir geIdi ve onu Allah ResuIünün üzerinden itip uzakIaştırarak: "SizIer -Rabbinizden size apaçık deliller getirmiş oIduğu haIde- Rabbim Allah'tır dediği için bir adamı mı öIdüreceksiniz?"[Mu'min, 28] dedi." Bu Hadis 3856 ve 3815 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: 3659- "ÖIümü kastedereesine: Gelir de seni buIamazsam" hadisinden, Nebi sallAllahu aleyhi ve sellem'in vermiş oIduğu sözIerin kendisinden sonra halifelik makamına gelenIer tarafından yerine getirilmesinin bir görev oIduğu anIaşılmaktadır. Ayrıca bu hadis, Şia'nın Nebi efendimizin Ali ile Abbas'ın halife tayin edilmesine dair açık nassının ve ifadeIerinin buIunduğu şeklindeki iddiaIarı da reddetmektedir. İleride yüce AlIah'ın izniyIe Ahkam bahsinde İstihIaf (halifenin tayini) başlığında buna dair bir kısım açıkIamalar geIecektir. 3660- "Beş köIe, iki kadın ve Ebu Bekir" ifadeIerinde sözü geçen köIeIer: BilaI, Zeyd b. Harise, Ebu Bekir'in azatlısı Amir b. Fuheyre bunIar arasındadır. Amir ilk zamanIarda, Ebu Bekir ile MüsIüman oImuştur. Taberanl'nin Urve yoIuyIa nakIettiği rivayetine göre Allah için azaba uğratıIanlardan idi. Ebu Bekir onu satın alıp aza d etmişti. (DördüncüIeri) Safvan b. Umeyye b. Halef'in köIesi Ebu Fukeyhe'dir. İbn İshak'ın nakIettiğine göre o da BilaI MüsIüman oIunca MüsIüman oImuş, Umeyye ona işkence etmiş, Ebu Bekir onu satın aIarak hürriyetine kavuşturmuştur. Beşinci köIenin de Şukran diye açıkIanması ihtimali vardır. İki kadının biri Hatice, diğeri ise Ümmü Eymen ya da Sumeyye'dir. Bu hadisten anIaşıIdığına göre, Ebu Bekir kayıtsız ve şartsız oIarak Müslüman olan ilk hür kişidir. Fakat Ammar'ın bundan maksadı Müslümanlığını açığa vuranlar arasındakileri saymaktır. Yoksa o dönemde İslam'a girmiş bir topluluk vardı. Fakat akrabalarından Müslüman olduklarını gizliyarlardı. 3661- "Yüzünün rengi değişti" öfkeden yüzünün parlaklığı gitti. "Nihayet Ebu Bekir korktu." Muhammed b. el-Mubarek "Resulullah sallalltıhu aleyhi ve sellem'in Ömer'e hoşuna gitmeyecek bir şey yapacağından korktu" ibaresini ilave etmektedir. "Dizleri üzerine çöktü." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1.Ebu Bekir bütün ashabtan daha faziletlidir. 2. Fazilet sahibinin kendisinden daha faziletli olan kimseyi öfkelendirmemesi gerekir. 3. Kişiyi yüzüne karşı övmek caizdir. Ancak onun fitneye düşmesinden ve gurura kapılmasından emin olmak gerekir. 4. Beşeri tabiatı gereği olarak öfke bazen insanı daha uygun olanın dışında bir işi işlemeye itebilir. Fakat dinde fazilet sahibi olan kimsenin daha uygun olana dönmekte de elini çabuk tutması gerekir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Takva sahiplerine şeytandan bir vesvese geldiğinde iyice düşünürler. Bakarsın ki onlar görüp bilmişler bile."[A'raf 201] 5. Nebi sallalltıhu aleyhi ve sellem'in dışındaki bir kimse faziletin en ileri derecesine ulaşsa dahi masum değildir. 6.Zulmedilen kimseden bağışlanma ve helallık dilemek müstehaptır. 7. Arkadaşına kızıp öfkelenerek onu babasına ya da dedesine nispet edip kendi adını anmayabilir. Çünkü Ebu Bekir, Ömer'den kızarak geldiğinde: "Be_ nimle Hattab'ın oğlu arasında bir şeyler oldu" demiş ve ondan adı ile sözetmemiştir. Bunun bir benzeri de Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in: "Şunu bilin ki Ebu Talib'in oğlu eğer onların kızlarını nikahlamayı istiyorsa ... " sözü de buna benzemektedir. 8. Diz kapağı, avret değildir. 3663- "Seb' (tercümede kıyamet) günü" maksat, bilinen hayvandır (arslan). İbnu'l-Cevzı der ki: Yani arslan koyunu yakaladığı takdirde onu arslandan kimse kurtaramaz. İşte o vakit benden başkası da ona çobanlık yapmaz. Yani sen ondan kaçarsın, fakat ben ona yakın olurum, ondan artanı da ben yerim. ed-Davudi der ki: Yani arslanın onu kapacağı gün onun yardımına kim koşabilir? Sen o arslandan kaçar gidersin, o da koyundan istediğini alır. Ben de geri kalırım. İşte'o vakit onun benden başka çobanı olmaz. Bir diğer açıklamaya göre bu, fitneler ile meşgulolunacağı vakit olacaktır. O zaman koyunlar ihmal edilecek, yırtıcı hayvanlar onları kapıp gidecek, kurt da onlarla baş başa kalacağından ötürü koyunların çobanı gibi görülecek. "Bir adam bir inek sürerken" buna dair açıklamalar daha önce Muzaraa bölümünde geçmiş bulunmaktadır. (2324 nolu hadiste) 3666- "Senin onlardan olacağını ümit ederim." İlim adamları derler ki: Allah tarafından ve Nebii tarafından kullanılan "ümit etmek", o şeyin fiilen tahakkuk edecek olması demektir. Bu açıklama ile hadis, Ebu Bekir'in faziletlerini zikreden hadisler arasına girmektedir. Hadisten Çıkarılan Bazı Sonuçlar 1. Herhangi bir işi çokça yapan bir kimse onunla tanınır. İyilik amellerinin bütün çeşitleriyle aynı kişide aynı seviyede bulunması pek nadirdir. Melekler, Adem oğulları arasındaki salih insanları sever ve onlardan dolayı memnun olurlar. 2.İnfak ne kadar çok olursa fazileti o kadar çoktur. 3. Dünya da da, ahirette de hayr temenni etmek istenen bir şeydir. 3667- "Allah sana iki ölüm tattırmayacaktır." Buna dair açıklamalar Cenazeler bahsinin baş taraflarında geçmiş bulunmaktadır. Kabil'de hayatın olduğunu kabul etmeyenler buna delil diye yapışmışlardır. Ancak kabil' hayatını kabul eden ehl-i sünnet adına bunlara şöyle cevap verilmiştir: Maksat, Ömer'in şu sözleriyle ifade ettiği ve kaçınılmaz olan ölümün ikinci bir defa sözkonusu olmayacağını vurgulamaktır: "Allah, dünyada onun öldüğünü söyleyenlerin ellerini kessin diye gönderecektir." Halbuki bunda berzahda meydana gelecekler ile alakalı bir ifade bulunmamaktadır. Bundan daha güzel bir cevap şudur: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in kabil'deki hayatından sonra ölüm sözkonusu olmayacaktır. Aksine o hayatta kalmaya devam edecektir. Nebiler de kabirlerinde diridirler. "İki ölüm" anlamındaki lafzın tarif harfiyle zikredilmesindeki hikmet de muhtemelen budur. Ebu Bekir r.a.'ın: "Allah sana iki ölümü (el-meyteteyn) tattırmayacaktır" sözü, Nebiler dışında sözkonusu olan, bilinen ve meşhur olan iki ölümü tattırmayacaktır. Hadisten anlaşıldığına göre Ebu Bekir'in ilmi Ömer'den ve ondan daha aşağıdaki mertebede bulunanlardan daha fazla idi. Aynı şekilde böyle büyük bir hadise karşısındaki sebatı dolayısıyla onlardan üstündür. "Ey yemin eden kişi yavaş ol!" Acele etme (dedi). Cenazeler bölümündeki rivayet yolunda, "Ebu Bekir'in dışarı çıktığında Ömer'in insanlar ile konuşmakta olduğu, bunun üzerine ona: Otur dediği halde oturmadığı, Ebu Bekir'in şahadet getirmesi üzerine insanların Ömer'i terk ederek ona yöneldikleri" belirtilmektedir .. 3668- "Herkes hıçkırarak ağladı." Ses çıkarmadan ağladı, diye de açıklanmıştır. "Ömer dedi ki: Hayır, sana bey'at ediyoruz. Çünkü sen bizim efendimiz, bizim en hayırlımızsın, aramızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en sevdiği kişi sensin." Bazı raviler bu hadisin bu kadarını münferid olarak rivayet etmişlerdir. Bunu da Tirmizi rivayet etmiştir. Ömer, Ebu Bekir'e: "Sen bizim efendimizsin ... dedi." Bunu da İbn Hibban rivayet etmiş olup, bu konuda bu hadisten daha açık bir delildir. "Birisi: Sa'd b. Ubade'yi öldürdünüz, dedi." Az kalsın onu öldürecektiniz, demektir. Yüz çevirmekten ve onu desteklememekten kinaye olduğu da söylenmektedir. Ancak Musa b. Ukbe'nin, İbn Şihab yoluyla naklettiği rivayetteki ifadeler bu açıklamayı reddetmektedir: "Ensardan birisi: Sa'd b. Ubade'ye dikkat ediniz, onu ezmeyiniz, deyince Ömer: Onu öldürün, Allah onun canını alsın, dedi." Evet, Ömer gerçek manasıyla onun öldürülmesini kastetmemiştir. "Allah onun canını alsın" ifadesi de ona bir bedduadır. Birinci açıklamaya göre ise bu onun ihmal edilmesi ve ondan yüz çevirilmesine dair haber vermek anlamındadır. Malik'in rivayet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: "Ben öfkeli halimle: Allah Sa'd'ın canını alsın, çünkü o bir şerre ve fitneye sebep olan bir kişidir, dedim." İbnu't-Tın der ki: Ensarın: "Bizden bir emir, sizden bir emir olsun" demeleri, Araplar arasında herhangi bir kabilenin başına kendisinden olmayan bir kimsenin emir olmadığı şeklindeki adeti bildiklerinden dolayıdır. Fakat onlar: "İmamlar Kureyş'tendir" hadisini işitince bu kanaatlerinden vazgeçtiler ve boyun eğdiler. Derim ki: "İmamlar Kureyş'tendir" hadisinin bu lafızia kimin tarafından rivayet edildiğine dair açıklamalar ileride Ahkam bölümünde gelecektir. Ensarın: "Bizden bir emir, sizden bir emir olsun" sözü Nebi salı allah u aleyhi ve sellem'in bir halife tayin etmediğine delil gösterilmiştir. İleride geleceği üzere Ömer de bunu açıkça ifade etmiştir. Kurtubı, el-Müfhim adlı eserinde şöyle demektedir: Eğer Muhacir1erden ve Ensardan herhangi bir kimse, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in muayyen bir kimsenin halifeliğine dair açık bir ifade kullandığını bilen olsaydı, hiç şüphesiz bu hususta anlaşmazlığa düşülmez ve bu konu üzerinde görüşme yapmazlardı. Devamla der ki: Ehl-i sünnetin cumhurunun görüşü budur. Bunun Ebu Bel;ir'in halifeliğini açıkça bildirdiğini söyleyenler ise bu hususta onun imamlığı daha bir hak ettiği, halifelik makamına getirilmeye daha bir layık olduğu anlamının çıkartılmasını gerektiren genel bir takım usullere ve halden çıkartılan bir takım karinelere dayanırlar. Derim ki: Ebu Bekir'in hayatı ile ilgili (tercümesi) açıklamalar yapılırken bunların bir kısmı geçmiş bulunmaktadır. Bunların bir diğer kısmı da yüce Allah'ın izniyle Meğazi bölümünün sonlarında Nebi Efendimizin vefatı anlatılırken gelecektir.(4445 nolu hadiste) 3671- "Babama insanların en hayırlısı kimdir, diye sordum." Muhammed b. Suka'nın Münzir'den, onun Muhammed b. Ali'den naklettiği rivayetinde şöyle denilmektedir: "Babama: Babacığım Resulullah sallallahu aleyhi ve sellern'den sonra insanların en hayırlısı kimdir, diye sordum. O, bilmiyor musun oğlum, dedi. Ben, hayır deyince, Ebu Bekir'dir dedi." Bunu Darakutnı rivayet etmiştir. el-Hasen b. Muhammed b. el-Hanefiyye'nin babasından rivayetinde de: "Subhanallah, e\.Tladım Ebu Bekir'dir, dedi" şeklindedir. Kurtubı, el-Mufhim adlı eserinde özetle şunları söylemektedir: "el-Fedail" lafzı fadile'nin çoğulu olup, kendisi sebebiyle ona sahip olanın şerefinin ve mevkiinin yükseldiği güzel haslet demektir. İster hak, ister halk nezdinde olsun. (Fazilet) birincisine ulaştırmadığı takdirde, ikincisine itibar edilmez. Filan kişi faziletlidir dediğimiz takdirde, bu onun Allah nezdinde belli bir yeri vardır demektir. Böyle bir bilgiye ancak Resulullah'tan gelen bir nakil ile ulaşılabilir. Ondan gelen bu nakil eğer kat'i ise biz de bu hususta bunu kat'i olarak biliriz. Zanni ise gereğince amel ederiz. Eğer bu hususta bir haber bulamayacak olursak yüce Allah'ın hayır işlemek hususunda yardımcı olduğunu ve hayır işlemenin sebeplerini kolaylaştırdığını gördüğümüz kimse için şeriatte bu hususta varid olmuş deliller dolayısı ile onun böyle bir mevkiye kavuşacağını da ümit ederiz. (Kurtubi devamla) dedi ki: Bu husus böylece anlaşıldığına göre, ehl-i sünnet arasında kat'i olarak bilinen husus Ebu Bekir'in fazilette ilk sırada olduğu, ona an sonra da Ömer'in geldiğidir. Ama ikisinden sonra kimin geldiği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Cumhur Osman'ın önceleneceği kanaatindedir. Malik'ten bu hususta kanaat belirttiği nakledilmemiştir. Mesele idihadı bir meseledir. Dayanağına gelince; bu dört kişiyi yüce Allah Nebiine halifelik etsinler ve dinini dosdoğru uygulasınlar dfye seçmiştir. Bu sebeple onun nezdil1de onların konumu halifelik sıralarına göredir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. 3673- "Eğer sizden herhangi bir kimse ... " hadisinde ilk olarak "ashabım" sözü ile özel bir takım ashabı olduğu hissettirilmektedir. Yoksa hitap zaten ashaba idi. Ayrıca "sizden biriniz ... infak etse" diye buyurmuştur. Bu da yüce Allah'ın: "Aranızdan fetihten önce infak edip savaşanlar (diğerleriyle) bir olmaz."[Hadid, 10] buyruğunu hatırlatmaktadır. Bununla birlikte Nebi sallAllahu aleyhi ve sellem'e yetişmiş ve bu şekilde ona hitap etmiş bazı kimselere, kendilerinden önce gelenlere ağır sözler sarfetmelerinin yasaklanmış olması, Nebi sallAllahu aleyhi ve sellem'e yetişmeyip, onunla muhatap olmamış kimselerin kendilerinden öne geçmiş olanlara ağır sözler söylemelerinin yasaklanmış olmasının öncelikli olmasını gerektirmektedir. Burada hitab, ashabtan başkasınadır. Maksat sadece zihinselolarak var olacakları sayılan Müslümanlardır. Böylelikle ileride var olacaklar fiilen var olmuş gibi sözkonusu edilerek bunun gerçekleşeceğinin kesin olarak ifade edilmesi cihetine gidilmiştir, diyen kimseler yanılmaktadır. Bu görüşe yapılan itiraz şöylece açıklanır: Aynı rivayette açıkça muhatap olanın Halid b. el-Velid olduğu da ifade edilmektedir. O ise ittifakla o dönemde fiilen var olan ashab-ı kiram'dan idi. Beydavı der ki: Hadisin anlamı şudur: Sizden herhangi bir kimse Uhud kadar altın infak etse, onlardan herhangi birisinin bir mud ya da onun yarısı kadar buğday infak etmesinin faziletine ve ecrine erişemez. Bu farklılığın sebebi ise, infakı daha faziletli olanın daha ihlaslı ve niyetinin daha samimi oluşudur. Derim ki: Daha faziletli oluşta bundan da daha büyük bir sebep, o infaka duyulan ileri derecedeki ihtiyaçtır. İnfak sebebiyle daha faziletli oluşa işaret etmek suretiyle savaş sebebiyle de daha faziletli oluşa işaret etmiş olmaktadır. Nitekim ayet-i kerime'de: "Fetihten önce infak edenler ve savaşanlar" [Hadid, 10] diye bu" yurulmaktadır. Burada da sözünü ettiğim sebebin önemine işaret edilmektedir. Çünkü Mekke'nin fethinden önce infak ve kıta! pek büyük bir işti. Buna sebep ise ona olan ileri derecedeki ihtiyaç ile buna önem verenlerin azlığı idi. Oysa bundan sonra ortaya çıkan durum böyle değildir. Çünkü Müslümanlar Mekke'nin fethinden sonra çoğaldılar ve insanlar Allah'ın dinine büyük kalabalıklar halinde girmeye başladılar. Elbetteki bu dönemde yapılanlar öncekilerin değerine ulaşamaz. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Tamamlayıcı Bir Bilgi: Ashaba Küfreden Kimsenin Durumu Sahabeye küfreden kimsenin durumu hakkında görüş ayrılığı vardır. Iyad der ki: Cumhurun kanaatine göre tazir edilir. Bazı Maliki alimlerine göre ise öldürülür. Şafiiler ise bu cezayı Ebu Bekir ve Ömer ile Hasan ve Hüseyin'e sövenler hakkında özelleştirmişlerdir. Kadı Hüseyn bu hususta iki görüş olduğunu nakletmiştir. es-Sübkı ise Ebu Bekir ve Ömer'i tekfir eden kimseler hakkında bunun kuwetli bir görüş olduğunu belirtmiştir. Aynı şekilde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, iman sahibi olduğunu açıkça ifade ettiği ya da cennet ile müjdelediği kimseleri -buna dair haber Nebiden tevatür yoluyla nakledilmiş olması halinde- tekfir edenlerin durumu da böyledir. Çünkü böyle bir davranış ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i yalanlamayı ihtiva eder. 3674- "Eris kuyusu (bahçesine) girinceye kadar." Eris, Medine'de bilinen bir bahçedir. Kuba'ya yakın bir yerdedir. Buradaki kuyuya Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mührü Osman r.a.'ın parmağından düşmüş idi. "Kuyunun ağzının ortasına oturdu." Ağzın ortası ise kuyunun etrafında yapılan tümsektir. "Kardeşimi (evde) abdest alsın ve bana yetişsin diye bırakmıştım." Ebu Musa (el-Eş'ari)'nin Ebu Ruhm ve Ebu Burde adında iki kardeşi vardı. Onun Muhammed adında bir başka kardeşinin olduğu da söylenmiştir. En meşhurları ise Ebu Burde olup, adı Amir'dir. "Bir kişinin kapıyı hareket ettirdiğini gördüm." Burada izin isternek hususunda güzel bir edebe işaret vardır. İleride Ömer'in Menkıbeleri başlığının sonlarında Ebu Osman en-Nehdı yoluyla Ebu Musa'dan diye şu lafızIa rivayeti gelecektir: "Bir adam glerek kapının açılmasını istedi." Böylelikle "kapıyı hareket ettirme" ifadesinin, izinsiz olarak girmek amacıyla ittiğini değil, izin isternek üzere kapıyı hareket ettirdiği anlamında olduğu anlaşılmaktadır. 3676- "Kuyudan su çekiyordum." Yani kuyudan suyun kovaya dolmasını sağlayarak çekiyordum. "Bir ya da iki kova çekti." Kova (delv, içinde su bulunan büyük kova için kullanılır. Bu hadisi şerhedenler sözü geçen kova sayısının onun halifelik müddetine işaret olduğu hususunda görüş birliği etmişlerdir. Ancak bu kanaat tartışılır. Çünkü onun halifeliği iki küsur yıl sürmüştür. Eğer kas ıt bu olsaydı, iki ya da üç kova çekti, demesi gerekirdi. Benim anladığıma göre bu, onun döneminde yapılmış büyük fetihlere bir işarettir. Bunlar da üç fetih idi. Bundan dolayı Ömer hakkında çektiği kovaların sayısıyla ilgili bir şey sözkonusu etmemiştir. Sadece onun su çekişini azametli olmakla nitelendirmiştir. Bu da onun halifeliği döneminde meydana gelmiş olan fetihlere bir işarettir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Şafii bu hadisi açıklarken, el-Um m adlı eserinde hadisi zikrettikten sonra şunları söylemektedir: "Onun su çekişinde bir parça zayıflık vardı" sözü (halifelik) müddetinin kısalığına, erken öldüğü ne ve mürtedler ile savaşmakla fetihlerle uğraşamadığına, buna karşılık Ömer'in uzun halifelik döneminde fetihlerinin arttığına işaret vardır. "Su çekişinde bir parça zayıflık vardı." O, ağır ve yumuşaklıkla bu işi yapıyordu, demektir. "Allah ona mağfiret etsin" buyruğu ile ilgili olarak derim ki: Bunun, onun herhangi bir kusuru olmaksızın döneminde gerçekleşecek fütuhatın azlığına işaret olma ihtimali vardır. Çünkü fütuhatın azlığının sebebi, halifelik süresinin kısalığıdır. Ona mağfiret dilemenin anlamı ise, bundan dolayı kınanmayacağıdır. "Onun (Ömer'in) elinde o kova büyük bir kovaya dönüştü. Onun gibi su çeken" yaptığı ileri derecedeki büyük işler seviyesinde iş yapan "bir dahi görmedim." Dahi (abkarı), her hususta en ileri dereceye ulaşmış olan şey demektir. "Nihayet insanlar etrafında konakladı." el-Atan (etrafında konaklamak), lafzı develerin su içtikten sonra gidip çöktükleri yer demektir. Ek Bir Bilgi: Ebu Bekir r.a.'m Vefatı Ebu Bekir r.a., ezcZubeyr b. Bekkar'ın dediğine göre verem hastalığından vefat etmiştir. el-Vakidı'den rivayete göre o, soğuk bir günde yıkanmış ve onbeş gün süre ile yüksek ateşlerde kalmıştır. Yahudilerin bir çorba ya da başka bir yemeğe attıkları zehir ile öldüğü de söylenmiştir. Sahih rivayete göre o, h. 22 Cumade'lahire'nin, 13. gününde vefat etmiştir. Halifelik süresi iki yıl, üç ay ve birkaç gün sürmüştür. Başka görüşler de vardır. Bununla birlikte onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaşı olan 63 yaşını tamamlayıp, vefat ettiği hususunda görüş ayrılığı yoktur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Narrated `Urwa bin Az-Zubair:I asked `Abdullah bin `Amr, "What was the worst thing the pagans did to Allah's Messenger (ﷺ)?" He said, "I saw `Uqba bin Abi Mu'ait coming to the Prophet (ﷺ) while he was praying.' `Uqba put his sheet round the Prophet's neck and squeezed it very severely. Abu Bakr came and pulled `Uqba away from the Prophet and said, "Do you intend to kill a man just because he says: 'My Lord is Allah, and he has brought forth to you the Evident Signs from your Lord?

Sahîh-i Buhârî No. 3679 Sahih

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ الْمَاجِشُونُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ رَأَيْتُنِي دَخَلْتُ الْجَنَّةَ، فَإِذَا أَنَا بِالرُّمَيْصَاءِ امْرَأَةِ أَبِي طَلْحَةَ وَسَمِعْتُ خَشَفَةً، فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ هَذَا بِلاَلٌ‏.‏ وَرَأَيْتُ قَصْرًا بِفِنَائِهِ جَارِيَةٌ، فَقُلْتُ لِمَنْ هَذَا فَقَالَ لِعُمَرَ‏.‏ فَأَرَدْتُ أَنْ أَدْخُلَهُ فَأَنْظُرَ إِلَيْهِ، فَذَكَرْتُ غَيْرَتَكَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ بِأُمِّي وَأَبِي يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعَلَيْكَ أَغَارُ

Cabir b. Abdullah r.a.'dan dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "(Rüyamda) cennete girdiğimi gördüm. Karşımda Ebu Talha'nın hanım ı Rumeysa'yı görüyordum. Diğer taraftan bir hareket duydum. Bu kimdir dedim. Bu Bilal'dir dedi. Avlusunda bir cariyenin durduğu bir köşk gördüm. Bu köşk kimindir, dedim. Ömer'indir dedi. Köşkün içerisine girip, içine bakmak istedim, fakat (ey Ömer) senin kıskançlığını hatırladım. Ömer dedi ki: Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü, senden mi kıskanacağım?" Bu Hadis 5226 ve 7024 numara ile gelecektir

Narrated Jabir bin `Abdullah:The Prophet (ﷺ) said, "I saw myself (in a dream) entering Paradise, and behold! I saw Ar-Rumaisa', Abu Talha's wife. I heard footsteps. I asked, Who is it? Somebody said, 'It is Bilal ' Then I saw a palace and a lady sitting in its courtyard. I asked, 'For whom is this palace?' Somebody replied, 'It is for `Umar.' I intended to enter it and see it, but I thought of your (`Umar's) Ghira (and gave up the attempt)." `Umar said, "Let my parents be sacrificed for you, O Allah's Messenger (ﷺ)! How dare I think of my Ghira (self-respect) being offended by you?

Sahîh-i Buhârî No. 3680 Sahih

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَا نَحْنُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَالَ ‏ "‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُنِي فِي الْجَنَّةِ، فَإِذَا امْرَأَةٌ تَتَوَضَّأُ إِلَى جَانِبِ قَصْرٍ، فَقُلْتُ لِمَنْ هَذَا الْقَصْرُ قَالُوا لِعُمَرَ فَذَكَرْتُ غَيْرَتَهُ فَوَلَّيْتُ مُدْبِرًا ‏"‏‏.‏ فَبَكَى وَقَالَ أَعَلَيْكَ أَغَارُ يَا رَسُولَ اللَّهِ

Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunuyorken o şöyle deyiverdi: Ben uyurken kendimi cennette gördüm. Bir köşkün yanında abdest alan bir kadın gördüm. Bu köşk kimindir, dedim. Ömer'indir, dediler. Ben de onun kıskançlığını hatırlayınca geri dönüp gittim. Ömer ağladı ve: Ey Allah'ın Resulü, senden mi kıskanacağım, dedi

Narrated Abu Huraira:While we were with Allah's Messenger (ﷺ) he said, "While I was sleeping, I saw myself in Paradise, and suddenly I saw a woman performing ablution beside a palace. I asked, 'For whom is this palace?' They replied, 'It is for `Umar.' Then I remembered `Umar's Ghira (self-respect) and went away quickly." `Umar wept and said, O Allah's Messenger (ﷺ)! How dare I think of my ghira (self-respect) being offended by you?

Sahîh-i Buhârî No. 3681 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الصَّلْتِ أَبُو جَعْفَرٍ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي حَمْزَةُ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ شَرِبْتُ ـ يَعْنِي اللَّبَنَ ـ حَتَّى أَنْظُرُ إِلَى الرِّيِّ يَجْرِي فِي ظُفُرِي أَوْ فِي أَظْفَارِي، ثُمَّ نَاوَلْتُ عُمَرَ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا فَمَا أَوَّلْتَهُ قَالَ ‏"‏ الْعِلْمَ ‏"‏‏.‏

Hamza'nın, onun babasından rivayetine gör'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben uyurken --sütü kastederek-- içtim. Nihayet süte kanmışlığımın tırnağımda -ya da tırnaklarımda- aktığını hissettim. Sonra Ömer'e verdim. Ey Allah'ın Resulü, ne diye yorumladın, diye sordular. O da: İlim, diye cevap verdi

Narrated Hamza's father:Allah's Messenger (ﷺ) said, "While I was sleeping, I saw myself drinking (i.e. milk), and I was so contented that I saw the milk flowing through my nails. Then I gave (the milk) to `Umar." They (i.e. the companions of the Prophet) asked, "What do you interpret it?" He said, "Knowledge

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya