Edep ve Ahlâk ile İlgili Hadisler

1.855 hadis bulundu · sayfa 3/93

Sahîh-i Buhârî No. 6010 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةٍ وَقُمْنَا مَعَهُ، فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ وَهْوَ فِي الصَّلاَةِ اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي وَمُحَمَّدًا، وَلاَ تَرْحَمْ مَعَنَا أَحَدًا‏.‏ فَلَمَّا سَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِلأَعْرَابِيِّ ‏ "‏ لَقَدْ حَجَّرْتَ وَاسِعًا ‏"‏‏.‏ يُرِيدُ رَحْمَةَ اللَّهِ‏.‏

Ebu Hureyre'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda ayakta durdu. Biz de onunla birlikte ayakta durduk. Bir bedevi namazda olduğu halde: Allah'ım, bana ve Muhammed'e rahmet buyur. Bizimle beraber de kimseye rahmet etme, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem selam verince o bedeviye: Sen geniş olan bir şeyi alabildiğine daralttın, dedi. Bununla Allah'ın rahmetini kastediyordu

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) stood up for the prayer and we too stood up along with him. Then a bedouin shouted while offering prayer. "O Allah! Bestow Your Mercy on me and Muhammad only and do not bestow it on anybody else along with us." When the Prophet (ﷺ) had finished his prayer with Taslim, he said to the Bedouin, "You have limited (narrowed) a very vast (thing)," meaning Allah's Mercy

Sahîh-i Buhârî No. 6011 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَرَى الْمُؤْمِنِينَ فِي تَرَاحُمِهِمْ وَتَوَادِّهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ كَمَثَلِ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى عُضْوًا تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ جَسَدِهِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى ‏"‏‏.‏

Nu'man İbn Beşir'den, diyor ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sen merhametleşmelerinde, birbirlerine sevgi beslemelerinde ve birbirlerine şefkat göstermelerinde mu'minlerin bir vücuda benzediklerini görürsün. Bir organ hastalandı mı vücudun diğer azalan, birbirlerini uykusuz kalmakla ve ateşi yükselmekle ona katılmaya çağırırlar

Narrated An-Nu`man bin Bashir:Allah's Messenger (ﷺ) said, "You see the believers as regards their being merciful among themselves and showing love among themselves and being kind, resembling one body, so that, if any part of the body is not well then the whole body shares the sleeplessness (insomnia) and fever with it

Sahîh-i Buhârî No. 6012 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ غَرَسَ غَرْسًا فَأَكَلَ مِنْهُ إِنْسَانٌ أَوْ دَابَّةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ صَدَقَةً ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik'ten, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir Müslüman bir ağaç diker de ondan bir insan yahut bir canlı yiyecek olursa mutlaka o onun için bir sadaka olur."

Narrated Anas bin Malik:The Prophet (ﷺ) said, "If any Muslim plants any plant and a human being or an animal eats of it, he will be rewarded as if he had given that much in charity

Diğer tahric edenler: Tirmizi Ahkam, Müslim, Müsakat

Sahîh-i Buhârî No. 6013 Sahih

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَرِيرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ لاَ يَرْحَمُ لاَ يُرْحَمُ ‏"‏‏.‏

Zeyd İbn Vehbiden, dedi ki: "Cerir İbn Abdullah'ı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, derken dinledim: Merhamet etmeyene merhamet edilmez. " Bu Hadis 7376 numara ile de var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "İnsanlara ve hayvanlara merhamet etmek." Yani bir kimsein kendisinden başkasına merhamet etmesi. Bununla Abdullah İbn Mesud'un, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemle merfu olarak rivayet ettiği şu hadisine işaret etmiş gibidir: "Merhamet göstermedikçe iman etmiş olamazsınız. Ashab: Ey Allah'ın Rasulü, hepimiz çok merhametliyiz, dediler. Allah Rasulü: Kastettiğim, sizden birinizin arkadaşınıza merhamet göstermesi değildir. Asıl kastettiğim, insanlara genelolarak merhamet etmektir." Bunu Taberani rivayet etmiş olup, ravileri sikadırlar. Buhari bu başlık altında birkaç hadis zikretmiş bulunmaktadır. Birincisi Malik İbn el-Huveyris'in rivayet ettiği hadis olup bu hadiste "ve benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öylece namaz kılınız" ifadeleri de yer almaktadır. Buna dair açıklamalar Namaz bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Burada hadisin zikredilmesinden maksat, Nebi efendimiz hakkındaki "o çok ince kalpli, çok merhametli idi" ifadesidir. "And olsun sen geniş olan bir şeyi daralttın, diye buyurdu. Bununla Allah'ın rahmetini kastediyordu." İbn Battal dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bedeviye tepki göstermesi, Allah'ın kullarına merhamet etmesi noktasında cimrilik göstermesinden dolayı idi. Çünkü şanı yüce Allah, bunun aksini yapan kimselerden övgüyle söz ederek şöyle buyurmuştur: "Onlardan sonra gelenler derler ki: 'Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi mağfiret eyle ... '''(Haşr, 10) "Karşılıklı şefkat göstermelerinde". İbn Ebi Cemra dedi ki: Anlaşıldığı kadarıyla karşılıklı merhamet göstermek, karşılıklı sevgi göstermek, karşılıklı şefkatleşmek (te'atuf) lafızları, her ne kadar anlam itibariyle birbirine yakın ise de aralarında oldukça ince farklar vardır. Karşılıklı merhamet göstermek (terahum) den maksat, iman kardeşliği sebebiyle birbirlerine merhamet etmeleridir. Başka bir sebep dolayısıyla değiL. Karşılıklı sevgi göstermek (et-tevadud)den maksat ise karşılıklı ziyaretleşmek, hediyeleşmek gibi beraberinde sevgiyi getiren şekilde ilişkileri gözetmektir. Karşılıklı şefkat göstermek (te'atuf)den maksat ise, elbisenin elbiseyi güçlendirmesi için bükülmesi (astar gibi katlandığı) gibi birbirlerine yardımcı 0lmalarıdır.--İbn Ebi Cemra'nın bu açıklamaları özetlenerek alınmıştır. -- "Biri diğerini çağırır." Yani bir organ, diğerini acıya katılmaya davet eder. "Uykusuz kalmakla ve ateşinin yükselmesiyle." Uykusuz kalmanın sebebi, acının uyumayı engellemesidir. Ateşin yükselmesinin sebebi ise, uykusuz kalmanın ateşin yükselmesine neden oluşudur. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Öğretici vasıtası ile tasarrufta bulunmaya (öğretilmek istenenin kolayca anlaşılmasını sağlamak için gerekli öğretme yollarına başvurmaya) teşvik 2- Islah edicilerin, salih kimselerin yoluna bağlı kalmaya teşvik 3- Kötü maksatlarılerk etme yolunun gösterilmesi ve sevabı çoğaltacak salih, uygun maksatların teşvik edilmesi 4- Rabbani hikmetin gerektirdiği bu dünya yurdunu imar etmek için gerekli sebeplere baş vurmak, ibadete de aykırı değildir, zühd yoluna da, tevekküle de aykırı değildir. 5- Kişinin hayırlı mükafatlarını bilip o hayrı işlemeye arzu duyması için sünnetin öğretilmesi de teşvik edilmektedir. Çünkü ağaç dikmeye dair sözkonusu edilen böyle bir fazilet, ancak sünnetin bilinmesi ile idrak edilebilir. 6- Kişi bazen işlemediği ve hatta maksat olarak gözetmediği şeylerin şerri ile de karşı karşıya kalabilir. 7 - İbn Battal dedi ki: Bütün yaratılmışlara merhametle davranmak, teşvik edilmektedir. Bunun kapsamına mümin, kafir, mülkiyet altında bulunan ve bulunmayan bütün hayvanlar girer. Yemek yedirmek, sulamak, yükü hafifletmek, vurmak sureti ile eziyet i terk etmek gibi yollarla hayvanın gözetilmesi de merhametin kapsamı içerisindedir

Narrated Jarir bin `Abdullah:The Prophet (ﷺ) said, "He who is not merciful to others, will not be treated mercifully

Sahîh-i Buhârî No. 6014 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا زَالَ يُوصِينِي جِبْرِيلُ بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan, rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Cibril bana komşuyu o kadar tavsiye edip durdu ki sonunda onu mirasçı kılacak sandım."

Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) said "Gabriel continued to recommend me about treating the neighbors Kindly and politely so much so that I thought he would order me to make them as my heirs

Diğer tahric edenler: Ebû Dâvûd, Akdıyye; Tirmizi Birr

Sahîh-i Buhârî No. 6015 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Cibril bana komşuyu o kadar tavsiye edip durdu ki, sonunda onu mirasçı kılacağını zannettim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cibril bana komşuyu o kadar çok tavsiye edip durdu ki, sonunda onu mirasçı kılacağını zannettim." Yani Cibril'in, Allah'tan aldığı emir üzere komşuyu komşuya mirasçı kılacağını zannettim. Burada mirasçı kılmaktan maksadın ne olduğu hakkında görüş ayrılığı vardır. Akrabalar ile birlikte ona da verilecek bir pay tayin edilmek suretiyle malda onun ortak edileceği anlamında olduğu söylenmiştir. Bu husustaki haber, böyle bir mirasçı kılmanın gerçekleşmediğini de ortaya koymaktadır. İbn Ebi Cemra dedi ki: Komşu (el-car) lafzı Müslümanı da, kafiri de, abidi de, fasıkı da, arkadaşı da, düşmanı da, yabancıyı da, hemşeriyi de, faydalıyı da, zararlıyı da, yakını da, uzağı da, evi daha yakın olanı da, daha uzak olanı da kapsar. Komşunun, biri diğerinden daha üstün pek çok mertebesi vardır. Bunun en yüksek mertebede olanı, kendisinde ilk olarak sayılan bütün niteliklerin bulunduğu şahıstır. Sonra da daha çok bulunan daha önde gelir ve yalnızca bu niteliklerden sadece birisini taşıyana kadar iner. Abdullah İbn Amr -hadisi rivayet edenlerden birisidir- bunu genel anlamı ile yorumlamıştır. Bu sebeple kendisi için bir koyun kesildiğinde o koyundan Yahudi komşusuna hediye verilmesini emretmiştir. Bu rivayet i Buhari, el-Edebu'lMüfred'de ve hasen olduğunu belirterek Tirmizi rivayet etmiştir. Sözünü ettiğim bu hususlara Taberani'nin rivayet ettiği merfu bir hadiste işaret edilmiş bulunmaktadır: "Cabir r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: Komşular üç türlüdür. Bir komşu vardır ki tek bir hakkı vardır, bu da müşrik olandır. Bunun yalnızca komşuluk hakkı vardır. Bir komşu da vardır ki iki hakkı bulunmaktadır. Bu da komşuluk hakkı ile İslam hakkı bulunan kimsedir. Bir komşu da vardır ki üç hakkı vardır. Bu da akrabalık bağı bulunan Müslüman (komşu) kişidir. Bunun komşuluk, Müslüman olmak ve akrabalık hakları vardır." Şeyh Ebu Muhammed İbn Ebi Cemra dedi ki: Komşu haklarının korunması, imanın kemalindendir. Cahiliye dönemi insanları da bu hakka dikkat eder ve korurlardı. Komşu hakkına riayet etmeye dair emre uymak hediye, selam, onunla karşılaşıldığı vakit güler yüz göstermek, halini kollamak, ihtiyaç duyduğu hallerde ona yardımcı olmak ve buna benzer güç çerçevesinde ona çeşitli yollarla iyiliklerde bulunmakla gerçekleşir. Aynı şekild maddi ya da manevi türlü eziyetıerin ona ulaşmasına neden olacak sebepleri önlemek de böyledir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem -bir sonraki hadiste geleceği üzere- kötülüklerinden yana komşusu emin olmayan kimsenin imanının olmayacağını söylemiştir. Bu ise komşunun hakkının büyüklüğünü ortaya koyan, mübalağa yollu bir ifade olup ona zarar vermenin büyük günahlardan olduğunu göstermektedir

Narrates Ibn `Umar:Allah's Apostle said, Gabriel kept on recommending me about treating the neighbors in a kind and polite manner, so much so that I thought that he would order (me) to make them (my) heirs

Sahîh-i Buhârî No. 6016 Sahih

حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ، وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ، وَاللَّهِ لاَ يُؤْمِنُ ‏"‏‏.‏ قِيلَ وَمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الَّذِي لاَ يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَايِقَهُ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ شَبَابَةُ وَأَسَدُ بْنُ مُوسَى‏.‏ وَقَالَ حُمَيْدُ بْنُ الأَسْوَدِ وَعُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ وَشُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ،‏.‏

Ebu Şureyh'ten rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah'a yemin ederim iman etmiş olmaz, Allah'a yemin ederim iman etmiş olmaz, Allah'a yemin ederim iman etmiş olmaz. Kim ey Allah'ın Rasulü, diye' soruldu. O: Komşusu sıkıntılarından yana emin olmayan kimse, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Komşusu sıkıntılarından yana emin olmayan kimsenin günahı." Burada (sıkıntılar anlamı verilen) el-bevaik: "baikatun"un çoğulu olup musibet ve helak eden şey ile ansızın gelen oldukça zorlu, sıkıntılı iş, demektir. İbn Battal dedi ki: Bu hadis, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu hususa dair yemini ve yeminini üç defa tekrarlaması dolayısıyla, komşunun hakkını oldukça vurgu lu bir şekilde dile getirmektedir. Söz ve fiil ile komşusuna eziyet veren kimse hakkında imanın sözkonusu olmayacağı belirtilmektedir. Maksat ise kamil imandır. Şüphesiz ki isyankar olan kimsenin imanı kamil değildir. İbn Ebi Cemra dedi ki: Kişinin kendisi ile komşusu arasında engel bulunmakla birlikte komşunun hakkını vurguladığına, bu hakkın korunmasını ve ona hayır yapmayı, ona zarar verecek sebeplerden sakınmayı emrettiğine göre, kişinin kendisi ile kendileri arasında herhangi bir duvar ve engel bulunmayan iki koruyucu meleğin de hakkına riayet etmesi, zaman geçtikçe emirlere aykırı işler yapmak suretiyle onlara eziyet vermemesi gerekir. Çünkü rivayetlerde belirtildiğine göre iyiliklerin yapılması sebebiyle o iki melek sevinir ve kötülüklerin işlenmesi sebebiyle üzülürler. O halde onların bu hallerine riayet etmek ve pek çok itaatli ameller işlemek, masiyetlerden ısrarla kaçınmak suretiyle onların bu hallerini dikkate almak gerekir. Çünkü birçok komşuya göre onların haklarına riayet etmek daha önceliklidir

Narrated Abu Shuraih:The Prophet (ﷺ) said, "By Allah, he does not believe! By Allah, he does not believe! By Allah, he does not believe!" It was said, "Who is that, O Allah's Messenger (ﷺ)?" He said, "That person whose neighbor does not feel safe from his evil

Sahîh-i Buhârî No. 6017 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ ـ هُوَ الْمَقْبُرِيُّ ـ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ يَا نِسَاءَ الْمُسْلِمَاتِ لاَ تَحْقِرَنَّ جَارَةٌ لِجَارَتِهَا وَلَوْ فِرْسِنَ شَاةٍ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Müslüman kadınlar, hiçbir komşu komşusuna vereceği hediyeyi -vereceği hediye bir koyun ayağı dahi olsa- küçük görmesin, derdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Koyun ayağı". Buna dair yeterli açıklamalar daha önce Hibe bölümünde(2566.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Yani hiçbir kadın komşusuna vereceği hediyeyi küçük görmesin. Vereceği o hediye çoğunlukla kendisiyle yararlanılmayacak bir şey olsa bile. Bu da tarafların birbirlerini sevip sevgilerini pekiştirmelerine kinaye yoluyla bir teşviktir. Her bir komşu çok önemsiz dahi olsa komşusuna hediye vermek suretiyle sevgisini göstersin, artırsın, demiş gibidir

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) used to say, "O Muslim ladies! A neighbouress should not look down upon the present of her neighbouress even it were the hooves of a sheep

Sahîh-i Buhârî No. 6018 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Aııah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse komşusuna eziyet vermesin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse misafirine ikram etsin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse ya hayır söylesin yahut sussun."

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Anybody who believes in Allah and the Last Day should not harm his neighbor, and anybody who believes in Allah and the Last Day should entertain his guest generously and anybody who believes in Allah and the Last Day should talk what is good or keep quiet. (i.e. abstain from all kinds of evil and dirty talk)

Diğer tahric edenler: Tirmizi Kıyame; Müslim, İman

Sahîh-i Buhârî No. 6019 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدٌ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِي شُرَيْحٍ الْعَدَوِيِّ، قَالَ سَمِعَتْ أُذُنَاىَ، وَأَبْصَرَتْ، عَيْنَاىَ حِينَ تَكَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ جَائِزَتَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَمَا جَائِزَتُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ وَالضِّيَافَةُ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ، فَمَا كَانَ وَرَاءَ ذَلِكَ فَهْوَ صَدَقَةٌ عَلَيْهِ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ ‏"‏‏.‏

Ebu Şureyh el-Adevı'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in konuşup da şöyle buyurduğunu kulaklarım duydu, gözlerim gördü: Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna ikram etsin, Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine caizesini ikram etsin. -Ey Allah'ın Rasulü, caizesi nedir, diye sorulunca, o: Bir gün ve bir gece, buyurdu. Ziyafet ise üç gündür. Artık bundan sonrası o misafire bir sadakadır. Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse de ya hayır söylesin yahut sussun. "

Narrated Abu Shuraih Al-Adawi:My ears heard and my eyes saw the Prophet (ﷺ) when he spoke, "Anybody who believes in Allah and the Last Day, should serve his neighbor generously, and anybody who believes in Allah and the Last Day should serve his guest generously by giving him his reward." It was asked. "What is his reward, O Allah's Messenger (ﷺ)?" He said, "(To be entertained generously) for a day and a night with high quality of food and the guest has the right to be entertained for three days (with ordinary food) and if he stays longer, what he will be provided with will be regarded as Sadaqa (a charitable gift). And anybody who believes in Allah and the Last Day should talk what is good or keep quiet (i.e. abstain from all kinds of dirty and evil talks)

Tekrar: 6135 ve 6476 Fethu'l-Bari Açıklaması: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse". İman eden sözünden maksat, kamil imandır. Özellikle Allah'a ve ahiret gününe imanı sözkonusu etmesi, insan hayatının başlangıcına ve ölümden sonra dirilişine bir işarettir. Yani kendisini yaratan Allah'a ve o Allah'ın, amelinin karşılığını kendisine vereceğine iman eden bir kimse sözü geçen bu güzel işleri yapıversin. "Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin." Yüce Allah'ın izniyle açıklaması, elli küsur başlık sonra "misafire ikram" başlığında (6135.hadiste) gelecektir

Sahîh-i Buhârî No. 6020 Sahih

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو عِمْرَانَ، قَالَ سَمِعْتُ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي جَارَيْنِ فَإِلَى أَيِّهِمَا أُهْدِي قَالَ ‏ "‏ إِلَى أَقْرَبِهِمَا مِنْكِ بَابًا ‏"‏‏.‏

Aişe'den, dedi ki: "Ben: Ey Allah'ın Rasulü, benim iki komşum var. Hangisine hediye vereyim, diye sordum. O: Kapısı sana daha yakın olanlarına, buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Komşuluk hakkı kapı yakınlığına göredir." Denildiğine göre bundaki hikmet, daha yakın olan kimsenin, komşusunun evine giren hediye ve benzeri şeyleri görerek daha uzakta olanın aksine gözünün de bunlara meyletmesi dolayısı iledir. Diğer taraftan daha yakın olan kimsenin, komşusunun başına gelen sıkıntılı ve zorlu hallere yetişmesi -özellikle de haberdar olmanın zor olduğu zamanlardadaha hızlı ve çabuk olur. İbn Ebi Cemra dedi ki: Daha yakın olana hediye vermek mendubdur. Çünkü hediye aslında farz bir şey değildir. Dolayısıyla bunda sıralama da farz olmaz. Hadisten, daha üstün olana göre am el etmenin daha uygun olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca ilmin amelden önce geldiği de anlaşılmaktadır. Komşuluğun sınırları hakkında görüş ayrılığı vardır. Ali r.a. "ezan sesini işiten kimse, komşudur" demiştir. "Seninle birlikte mescidde sabah namazını kılan kimse, komşudur" diye de tanımlanmıştır. Aişe'den rivayete göre de "komşuluğun sının her cihetten kırkar evdir." el-Evzai'den de buna benzer bir görüş rivayet edilmiştir. Buhari de el-Edebu'l-Müfred'de bunun benzerini el-Hasen'den rivayet etmiş bulunmaktadır

Narrated `Aisha:I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I have two neighbors! To whom shall I send my gifts?" He said, "To the one whose gate in nearer to you

Sahîh-i Buhârî No. 6021 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ ‏"‏‏.‏

Cabir İbn Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Her maruf (iyilik) bir sadakadır" buyurdu

Narrated Jabir bin `Abdullah:The Prophet (ﷺ) said, Enjoining, all that is good is a Sadaqa

Sahîh-i Buhârî No. 6022 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ صَدَقَةٌ ‏"‏‏.‏ قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَجِدْ قَالَ ‏"‏ فَيَعْمَلُ بِيَدَيْهِ فَيَنْفَعُ نَفْسَهُ وَيَتَصَدَّقُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ أَوْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ ‏"‏ فَيُعِينُ ذَا الْحَاجَةِ الْمَلْهُوفَ ‏"‏‏.‏ قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ ‏"‏ فَيَأْمُرُ بِالْخَيْرِ ‏"‏‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ بِالْمَعْرُوفِ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ ‏"‏ فَيُمْسِكُ عَنِ الشَّرِّ، فَإِنَّهُ لَهُ صَدَقَةٌ ‏"‏‏.‏

Said İbn Ebi Burde İbn Ebi Musa el-Eş'arı'den, o babasından, o dedesinden, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Her Müslümana bir sadaka düşer. Ashab: Ya bulamazsa, diye sordu. Allah Rasulü: Eliyle çalışır, hem kendisine faydası dokunur, hem tasadduk eder, buyurdu. Ashab: Eğer gücü yetmezse ya da böyle yapmazsa, diye sordular. Allah Rasulü: Bunaimış derecedeki ihtiyaç sahibi kimseye yardım eder, buyurdu. Ashab: Eğer yapmazsa diye sordular. Allah Rasulü: O halde iyiliği emretsin -yahut: marufu emretsin- buyurdu. Ashab: Eğer bunu da yapmazsa diye sordu. Allah Rasulü: Şer işlemekten kendisini alıkoyar. Şüphesiz ki bu, onun için bir sadakadır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Her bir maruf (bir iyilik) bir sadakadır." İbn Battal dedi ki: Bu hadis, kişinin hayır namına yaptığı her bir işin yahut söylediği her bir sözün karşılığında ona bir sadaka yazılacağına delildir. İbn Ebi Cemra dedi ki: "Maruf" adı, şeriatin delilleri ile iyiliğin amellerinden olduğu bilinen her şeyin ismidir. Adeten bu işin böyle olup olmaması arasında fark yoktur. Sadakadan maksat ise sevaptır. Eğer bu işle birlikte niyet de olursa sahibi kesin olarak ecir alır, değilse ecir alması ihtimali vardır. (Devamla) dedi ki: İşte bu, sözde sadakanın sadece hissedilir maddi işlere munhasır olmadığına da işaret etmektedir. Mesela, sadaka vermek, sadece varlıklı kimselere ait bir imkan değildir. Aksine herkes çoğu hallerde herhangi bir zorlukla da karşılaşmaksızın onu yapabilecek gücü bulabilir. Hadisteki "her Müslüman üzerinde bir sadaka vardır" ifadesi, mekarim-i ahlak hususunda böyle bir yükümlülük vardır, demektir. Yoksa bu, icma' ile bir farz değildir. İbn Battal dedi ki: Sadakanın asıl anlamı, kişinin malından tatawu olmak üzere çıkarıp verdiğidir. Kişinin yaptığı bu işle, sadakati isabet ettirmek üzere vacip (farz) olan hakkında da kullanılır. Kişinin hakkından olmakla birlikte kendisi ile başkasını kollayıp gözettiği her bir şeye sadaka denilir. Çünkü o, bu yolla kendisine tasaddukta bulunmuş olur. İbn Battal dedi ki: Bu hadiste çalışıp kazanmaya da dikkat çekilmektedir. Böylelikle kişi kendisine gerekli harcamaları yapacak ve kazancından tasaddukta bulunacak, dilenmenin zilletinden de kendisini kurtarmış olacak. Hadis ayrıca mümkün olduğu kadar hayır işlemeye ve bu hayırlardan herhangi bir işe yönelip de onda zorlukla karşılaşırsa bir başkasına geçmesine, başkasına yönelmesine de bir teşvik vardır. "Eğer" acizliğinden yahut tembelliğinden "yapamazsa" demektir. "Eğer yapamazsa, diye sordular. Allah Rasulü: Şer işlemekten kendisini alıkoysun ... buyurdu." İbn Battal dedi ki: Bu hadiste kelamcılar arasından bir işi terk etmek amel değildir, diyenlerin aksine terkin, kul için bir amel ve bir kesb ifade ettiğini kabul eden kimseler lehine bir delil vardır. el-Mühelleblden de diğer hadisin bir benzeri şöylece naklediimiştir: "Kim bir kötülük yapmak isteyip de onu yapmayacak olursa, ona bir hasene olarak yazılır." Derim ki: Bu hadisin şerhine dair açıklamalar ileride Rikak bölümünde gelecektir. Buna göre "hasene, kötülük işlemeyi kararlaştırıp da, onu yüce Allah için terk edip işlememesi halinde iyilik olarak yazılır." İşte o vakit böyle bir terk de amele dönüşür ve bu da kalbin bir fiili demektir

Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:The Prophet (ﷺ) said, "On every Muslim there is enjoined (a compulsory) Sadaqa (alms)." They (the people) said, "If one has nothing?' He said, "He should work with his hands so that he may benefit himself and give in charity." They said, "If he cannot work or does not work?" He said, "Then he should help the oppressed unhappy person (by word or action or both)." They said, "If he does not do it?" He said, "Then he should enjoin what is good (or said what is reasonable).' They said, "If he does not do that''' He said, "Then he should refrain from doing evil, for that will be considered for Him as a Sadaqa (charity)

Sahîh-i Buhârî No. 6023 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ ذَكَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم النَّارَ، فَتَعَوَّذَ مِنْهَا وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ، ثُمَّ ذَكَرَ النَّارَ، فَتَعَوَّذَ مِنْهَا، وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ ـ قَالَ شُعْبَةُ أَمَّا مَرَّتَيْنِ فَلاَ أَشُكُّ ـ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ، فَإِنْ لَمْ تَجِدْ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ ‏"‏‏.‏

Adiy İbn Hatim'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ateş'i söz konusu etti, ondan Allah'a sığındı ve yüzünü öbür tarafa çevirdi. Sonra yine ateşi söz konusu etti, ondan Allah'a sığındı ve yüzünü öbür tarafa çevirdi." Şu'be dedi ki: Bunu iki kere sözkonusu ettiğinden şüphe etmiyorum. Sonra şöyle buyurdu: "Bir hurmanın yarısı ile dahi olsa ateşten korunmaya bakınız. Eğer o da olmazsa güzel bir söz ile bunu yapınız." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hoş ve güzel söz". (Bu anlamdaki) et-Tayyib: Duyuların lezzet aldığı şey demektir. Bu da bağlı olduğu şeyin farklılığına göre değişiklik arzeder. İbn Battal dedi ki: Hoş söz, iyilik yapmanın en üstün şekillerindendir. Çünkü yüce Allah: "Sen en güzel şekilde defet. "(Fussilet, 34) diye buyurmuştur. Defetmek ise bazen fiil ile olabildiği gibi, söz ile de olur. "Ebu Hureyre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden: Hoş söz bir sadakadır, dediğini rivayet etmektedir." İbn Battal dedi ki: Hoş sözün sadaka olması şöyle açıklanır: Mal vermek kendisine mal verilen kişinin kalbini sevindirir ve kalbinde beslediği kötü duyguları alıp götürür. Hoş söz de böyledir. Bu bakımdan her ikisi arasında benzerlik vardır. Daha sonra Adiy İbn Hatim'in hadisini zikretmektedir ki bu hadiste: "Bir hurmanın yarısı ile dahi olsa kendinizi ateşten koruyunuz" buyurulmuştur

Narrated `Adi bin Hatim:The Prophet (ﷺ) mentioned the (Hell) Fire and sought refuge (with Allah) from it, and turned his face to the other side. He mentioned the (Hell) Fire again and took refuge (with Allah) from it and turned his face to the other side. (Shu`ba, the sub-narrator, said, "I have no doubt that the Prophet (ﷺ) repeated it twice.") The Prophet (ﷺ) then said, "(O people!) Save yourselves from the (Hell) Fire even if with one half of a date fruit (given in charity), and if this is not available, then (save yourselves) by saying a good pleasant friendly word

Sahîh-i Buhârî No. 6024 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ دَخَلَ رَهْطٌ مِنَ الْيَهُودِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكُمْ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَفَهِمْتُهَا فَقُلْتُ وَعَلَيْكُمُ السَّامُ وَاللَّعْنَةُ‏.‏ قَالَتْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الأَمْرِ كُلِّهِ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالُوا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قَدْ قُلْتُ وَعَلَيْكُمْ ‏"‏‏.‏

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anhi\'dan, dedi ki: "Yahudilerden bir topluluk Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girerek: es-Samu aleykum, dediler. Aişe de: Ben onların sözlerinin anlamını kavrayıverdim. Bu sebeple: Ve aleykumussamu ve'I-la'netu: Sam da, lanet de sizin üzerinize olsun dedim, dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Yavaş ol ey Aişe! Şüphesiz Allah bütün işlerde rıfkı (yumuşaklığı) sever, buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Rasulü ne söylediklerini işitmedin mi, dedim. Allah Rasulü: Sizin de üzerinize olsun dedim ya, buyurdu

Narrated `Aisha:(the wife of the Prophet) A group of Jews entered upon the Prophet (ﷺ) and said, "As-Samu-Alaikum." (i.e. death be upon you). I understood it and said, "Wa-Alaikum As-Samu wal-la'n. (death and the curse of Allah be Upon you)." Allah's Messenger (ﷺ) said "Be calm, O `Aisha! Allah loves that on, should be kind and lenient in all matters." I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Haven't you heard what they (the Jews) have said?" Allah's Messenger (ﷺ) said "I have (already) said (to them) "And upon you

Sahîh-i Buhârî No. 6025 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، بَالَ فِي الْمَسْجِدِ، فَقَامُوا إِلَيْهِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لا تُزْرِمُوهُ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ دَعَا بِدَلْوٍ مِنْ مَاءٍ فَصُبَّ عَلَيْهِ‏.‏

Enes İbn Malik'ten rivayete göre, bir bedevi mescidde küçük abdestini bozdu. Ashab onun üzerine gitmek üzere ayağa kalktılar. Bu sefer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onun ihtiyaç gidermesini yarıda kesmeyin, buyurdu. Sonra bir kova su getirilmesini istedi ve o suyu onun sidiği üzerine döktü." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bütün işlerde yumuşaklık". Rıfk, söz ve fiil ile yumuşak davranmak ve daha kolayolanı yapmak demektir. Öngörülen, zorun ve şiddetin zıttıdır. Hadis Taharet bölümündes7 açıklanmış bulunmaktadır

Narrated Anas bin Malik:A bedouin urinated in the mosque and the people ran to (beat) him. Allah's Messenger (ﷺ) said, "Do not interrupt his urination (i.e. let him finish)." Then the Prophet (ﷺ) asked for a tumbler of water and poured the water over the place of urine

Sahîh-i Buhârî No. 6027 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، بُرَيْدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ قَالَ أَخْبَرَنِي جَدِّي أَبُو بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ، يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ شَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ‏.‏ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا إِذْ جَاءَ رَجُلٌ يَسْأَلُ أَوْ طَالِبُ حَاجَةٍ أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ فَقَالَ ‏"‏ اشْفَعُوا فَلْتُؤْجَرُوا، وَلْيَقْضِ اللَّهُ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ مَا شَاءَ ‏"‏‏.‏

Ebu Musa'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Mu'min, mu'min için bir bina gibidir. Biri diğerinin gücünü artırır, buyurduktan sonra parmaklarını birbirine geçirdi

Narrated Abu Musa:The Prophet (ﷺ) said, "A believer to another believer is like a building whose different parts enforce each other." The Prophet (ﷺ) then clasped his hands with the fingers interlaced. (At that time) the Prophet (ﷺ) was sitting and a man came and begged or asked for something. The Prophet (ﷺ) faced us and said, "Help and recommend him and you will receive the reward for it, and Allah will bring about what He will through His Prophet's tongue

Sahîh-i Buhârî No. 6028 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ إِذَا أَتَاهُ السَّائِلُ أَوْ صَاحِبُ الْحَاجَةِ قَالَ ‏ "‏ اشْفَعُوا فَلْتُؤْجَرُوا، وَلْيَقْضِ اللَّهُ عَلَى لِسَانِ رَسُولِهِ مَا شَاءَ ‏"‏‏.‏

Ebu Musa'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına bir dilenci -yahut bir ihtiyaç sahibi- geldiği vakit: "Şefaat edin, size ecir verilsin. Allah da Rasulünün dili üzere dilediği hükmü versin" derdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın: "Kim güzel bir şefaatte bulunursa ondan kendisine bir pay vardır. Kim de kötü bir şefaatte bulunursa ondan kendisine bir pay vardır. "(Nisa, 85) buyruğundan itibaren yüce Allah'ın: "Allah her şeye Mukittir" buyruğuna kadar musannıf (Buhari), -bundan önce zikretmiş olduğu- hadisi bu başlık altında da zikrederek, şefaat için sözkonusu olan ecrin genelolmadığına, aksine şefaatin, hakkında caiz olduğu işlere has (özgü) olduğuna işaret etmek istemiştir. Bu da iyi ve güzel işler için yapılan şefaattir. Bunun ölçüsü ise şeriatın hakkında izin vermiş olduğu şeylerdir. İzin olmayan şeyler değildir. Nitekim ayet de buna delil teşkil etmektedir. Taberi sahih bir senedIe Mücahid'den şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bu, insanların birbirleri hakkında şefaat etmeleri ile ilgilidir. Bu açıklamanın hülasası da şudur: Hayır bir iş için herhangi bir kimse lehine şefaatte (iltimasta) bulunan bir kimsenin de ecirden bir payı vardır. Başkasına batıl bir şey için şefaatte bulunan kimsenin de vebalden bir payı vardır. Güzel şefaatin, mu'min kimseye dua etmek, kötü şefaatin ise ona beddua etmek olduğu da söylenmiştir. "Kifl, pay demektiL" Bu, Ebu Ubeyde'nin bir tefsiridir. el-Hasen ve Katade el-kifl, günah ve vebal demektir, derler. Buhari ise "kifl" lafzının payanlamına kullanıldığını anlatmak istemiştir. Aynı şekilde bu lafız kullanılarak ecir de kastedilebilir. Nisa suresindeki ayet-i kerimede ceza, Hachd suresindeki ayette de ecir ve mükafat anlamındadır

Narrated Abu Musa: Whenever a beggar or a person in need came to the Prophet, the Prophet would say "Help and recommend him and you will receive the reward for it, and Allah will bring about what he will through His Prophet's tongue

Sahîh-i Buhârî No. 6029 Sahih

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، سَمِعْتُ مَسْرُوقًا، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو‏.‏ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو حِينَ قَدِمَ مَعَ مُعَاوِيَةَ إِلَى الْكُوفَةِ فَذَكَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَمْ يَكُنْ فَاحِشًا وَلاَ مُتَفَحِّشًا، وَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ مِنْ أَخْيَرِكُمْ أَحْسَنَكُمْ خُلُقًا ‏"‏‏.‏

Mesruk'tan dedi ki: "Abdullah İbn Amr, Muaviye ile Kufe'ye geldiğinde biz de Abdullah'ın huzuruna girdik. O Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i zikrederek: Allah Rasulü, ölçüyü kaçıran birisi de değildi, ölçünün dışına çıkmak için kendisini zorlayan birisi de değildi, dedi. Ayrıca şunları ekledi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz aranızda ahlakı en güzelolanlarınız sizin en hayırlılarınızdandır, buyurdu

Narrated Masruq: Abdullah bin 'Amr mentioned Allah's Messenger (ﷺ) saying that he was neither a Fahish nor a Mutafahish. Abdullah bin 'Amr added, Allah's Messenger (ﷺ) said, 'The best among you are those who have the best manners and character

Sahîh-i Buhârî No. 6030 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ يَهُودَ، أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكُمْ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ عَلَيْكُمْ، وَلَعَنَكُمُ اللَّهُ، وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْكُمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، عَلَيْكِ بِالرِّفْقِ، وَإِيَّاكِ وَالْعُنْفَ وَالْفُحْشَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالُوا قَالَ ‏"‏ أَوَلَمْ تَسْمَعِي مَا قُلْتُ رَدَدْتُ عَلَيْهِمْ، فَيُسْتَجَابُ لِي فِيهِمْ، وَلاَ يُسْتَجَابُ لَهُمْ فِيَّ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayete göre; "Yahudiler, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: es-Samu aleykum dediler. Buna karşılık Aişe: Aleykum (ölüm asıl üzerinize olsun), Allah sizi lanetlesin ve Allah size gazap etsin, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Yavaş ol ey Aişe, yumuşak davranmaya bak, şiddetten ve çirkinlikten de sakın, buyurdu. Aişe: Söylediklerini duymadın mı, diye sordu. Allah Rasulü de: Ya sen benim ne söylediğimi duymadın mı? Ben onlara karşılık verdim. Benim onlar hakkında söylediğim şeyler kabulolunur ama onların benim için söyledikleri kabul olunmaz, buyurdu

Narrated `Abdullah bin Mulaika:`Aisha said that the Jews came to the Prophet (ﷺ) and said, "As-Samu 'Alaikum" (death be on you). `Aisha said (to them), "(Death) be on you, and may Allah curse you and shower His wrath upon you!" The Prophet (ﷺ) said, "Be calm, O `Aisha ! You should be kind and lenient, and beware of harshness and Fuhsh (i.e. bad words)." She said (to the Prophet), "Haven't you heard what they (Jews) have said?" He said, "Haven't you heard what I have said (to them)? I said the same to them, and my invocation against them will be accepted while theirs against me will be rejected (by Allah)

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya