171 hadis bulundu · sayfa 6/9
حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَيْمُونٍ الْمَدَنِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لأُمَّتِي فِي بُكُورِهَا يَوْمَ الْخَمِيسِ " .
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahım! Ümmetim için Perşembe gününün ilk vaktini (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketti eyle,» buyurmuştur. Not: Bunun senedinde bulunan Abdurrahman ve ondan aşağısının zayıf oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA 2238’DE
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"O Allah, bless my nation early in the morning of Thursday
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الْجُدْعَانِيِّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " اللَّهُمَّ بَارِكْ لأُمَّتِي فِي بُكُورِهَا " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivâytt «dediğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua etmiştir: «Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk zamanını (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketli eyle.» Not: Bunun senedinde bulunan ravi Abdurrahman'ın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Ibn Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"O Allah, bless my nation early in the morning
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنِ ابْتَاعَ مُصَرَّاةً فَهُوَ بِالْخِيَارِ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فَإِنْ رَدَّهَا رَدَّ مَعَهَا صَاعًا مِنْ تَمْرٍ لاَ سَمْرَاءَ " . يَعْنِي الْحِنْطَةَ .
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Bir musarrâtı (= müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktiren) bir hayvanı satın alan bir kimse (hayvanı kabul veya satıcıya iade etmek hususunda) üç güne kadar serbesttir. Eğer onu iade ederse onunla beraber bir sâ' semrâ (yâni buğday) değil bir sâ' kuru hurmayı da (sağılan süte karşılık) versin.» BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAH: 3443 – 3444 – 3445 – 3446 İzahları 3446 İbn-i Ömer rivayetinde
It was narrated from Ibn 'Umar that the Prophet (ﷺ) said:"O Allah, bless my nation in their early mornings.". It was narrated from Abu Hurairah that the Prophet (ﷺ) said: "Whoever buys a Musarrah, he has the choice (of annulling the deal) for three days. If he returns it, then he must also give a Sa' of dates, not Samra'." Meaning wheat
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ سَعِيدٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا جُمَيْعُ بْنُ عُمَيْرٍ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ مَنْ بَاعَ مُحَفَّلَةً فَهُوَ بِالْخِيَارِ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فَإِنْ رَدَّهَا رَدَّ مَعَهَا مِثْلَىْ لَبَنِهَا - أَوْ قَالَ مِثْلَ لَبَنِهَا - قَمْحًا " .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ey insanlar! Muhaffele (=müşteriyi aldatmak amacıyla sütü sağılmayıp göğsünde hapsedilen) bir hayvanı satın alan bir kimse (hayvanı geri vermek hususunda) üç güne kadar serbesttir. Müşteri onu geri verecekse onunla beraber, sağdığı sütünün iki mislini (Veya eldeki) bir mislini (n kıymeti kadar) buğday da versin.» Not: Bu hadisi Ebu Davtid da rivayet etmiştir. EI-Fetih'te: Bunun senedi zayıftır ve İbn-i Kuddame demiş ki bu hadisin zahiri ile amel etmek alimlerin ittifakı ile terkedilmiştir, diye bilgi verilmiştir. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
Abdullah bin 'Umar said:"The Messenger of Allah (ﷺ) said: 'Whoever buys a Muhaffalah, (1) he has the choice (of annulling the deal) for three days. If he returns it, then he must also give wheat equal to twice, the amount of its milk, or equal to the amount of its milk
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّهُ قَالَ أَشْهَدُ عَلَى الصَّادِقِ الْمَصْدُوقِ أَبِي الْقَاسِمِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ حَدَّثَنَا قَالَ " بَيْعُ الْمُحَفَّلاَتِ خِلاَبَةٌ وَلاَ تَحِلُّ الْخِلاَبَةُ لِمُسْلِمٍ " .
Abdullah bin Mes'ûd (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Sadık ve masdûk olan Ebü'I-Kasım (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerinde çehâdet ederim ki O, bize şöyle buyurdu: «Muhaffel (müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilen) hayvanları satmak bir aldatmadır ve aldatmak, hiç bir müslümana helâl değildir.» Not: Bunun senedinde Cabir el-Ca'fi bulunduğu ve kendisinin doğruluğunun şüpheli olduğu, Zevılld'de bildirilmiştir
It was narrated that 'Abdullah bin Mas'ud said:"I bear witness that the true and truly inspired one Abul-Qasim (ﷺ) told us: 'Selling a Muhaffalah is Khilabah, and Khilabah is not lawful for the Muslim."' (Ibn Majah said: " Meaning: 'Deception)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ مَخْلَدِ بْنِ خُفَافِ بْنِ إِيمَاءَ بْنِ رَحَضَةَ الْغِفَارِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَضَى أَنَّ خَرَاجَ الْعَبْدِ بِضَمَانِهِ .
Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (satın alınan) kölenin gelirinin, kölenin helak olmasından sorumlu olması nedeni, ile (müşterinin hakkı) olduğuna hükmetti
It was narrated from Aishah that :the Messenger of Allah (ﷺ) ruled that what a slave earns belongs to his guarantor
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ خَالِدٍ الزَّنْجِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَجُلاً، اشْتَرَى عَبْدًا فَاسْتَغَلَّهُ ثُمَّ وَجَدَ بِهِ عَيْبًا فَرَدَّهُ . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ قَدِ اسْتَغَلَّ غُلاَمِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْخَرَاجُ بِالضَّمَانِ " .
Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Bir adam bir köleyi satın aldı ve çalıştırıp ondan gelir sağladı. Sonra kölede bir kusur bulup (satıcıya) geri verdi. Bunun üzerine satıcı: Yâ Resülallah! Adam, benim kalemi çalıştırıp ondan gelir sağladı, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Satın alınan malın geliri, onun helak olmasından sorumlu olması nedeni ile (müşterinin hakkı) dır.» buyurdu. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated from 'Aishah that:a man bought a slave and put him to work, then he found some defect in him, so he returned him. He (the seller) said: "O Messenger of Allah he put my slave to work." The Messenger of Allah (ﷺ) said: "A slave's earnings belong to his guarantor
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، إِنْ شَاءَ اللَّهُ عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " عُهْدَةُ الرَّقِيقِ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ " .
Semure bin Cündüb (r.a.)'den rivayet edildiğine; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir: «(Satılan) kölenin uhdesi (yâni alıcısının muhayyerliği veya satıcısının zimmetinde olduğu süre) üç gündür.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki raviler sika zatlardır. Ancak Said bin Ebi Arube'nin hafızası son zamanlarında karışmıştı. Fakat Abede bin Süleyman kendisinden, bu halinden önce rivayette bulunmuştur. Ravi el-Hasan'ın Semure (r.a.)'den hadis işitmesi meselesi de söz götürür. AÇIKLAMA 2245’te
It was narrated from Samurah bin Jundab that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"The contractual obligation regarding a slave lasts for three days
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ عُهْدَةَ بَعْدَ أَرْبَعٍ " .
Ukbe bin Âmir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Dört günden sonra uhde yoktur.»
It was narrated from 'Uqbah bin 'Amir that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"There is no contractual obligation after four (days)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ أَيُّوبَ، يُحَدِّثُ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شُمَاسَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ بَاعَ مِنْ أَخِيهِ بَيْعًا فِيهِ عَيْبٌ إِلاَّ بَيَّنَهُ لَهُ " .
Ukbe bin Âmir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şunu işitmiştir: «Müslüman, müslümanın kardeşidir. Kusurlu bir malı (din) kardeşine satan hiç bir müslüman'a (bu satış) helal olmaz. Meğer ki (satarken) bu kusuru ona açıklaya.»
It was narrated that 'Uqbah bin 'Amir said:"I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: 'The Muslim is the brother of another Muslim, and it is not permissible for a Muslim to sell his brother goods in which there is a defect, without pointing that out to him
Diğer tahric: Müslim, Ahmed, Tabarani, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 2247’de
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ الضَّحَّاكِ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ مَكْحُولٍ، وَسُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " مَنْ بَاعَ عَيْبًا لَمْ يُبَيِّنْهُ لَمْ يَزَلْ فِي مَقْتٍ مِنَ اللَّهِ وَلَمْ تَزَلِ الْمَلاَئِكَةُ تَلْعَنُهُ " .
Vasile bin el-Eska' (r.a.j'den; Şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki: «Kusurunu açıklamadığı bir malı satan bir kimse, dâima Allah'ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona la'net ederler.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Bakiyye bin el-Velid tedlisçidir. Şeyhi de zayıftır
It was narrated that Wathilah bin Asqa' said:"I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: 'Whoever sells defective goods without pointing it out, he will remain subject to the wrath of Allah, and the angels will continue to curse him
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا أُتِيَ بِالسَّبْىِ أَعْطَى أَهْلَ الْبَيْتِ جَمِيعًا كَرَاهِيَةَ أَنْ يُفَرِّقَ بَيْنَهُمْ .
Abdullah bin Mes'ûd (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Esirler getirildiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), aynı ev halkını biribirinden ayırmak istemediği için hepsini toplu halde (bir kişiye) verirdi. Bu hadis zevaid türündendir. Ahmed de tahric etmiştir. Açıklaması 2250 nolu Hadis’te
It was narrated that 'Abdullah bin Mas'ud said:"When captives were brought to him, the Prophet (ﷺ) would give the members of one family together (to one person), not wanting to separate them
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، عَنْ حَمَّادٍ، أَنْبَأَنَا الْحَجَّاجُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ أَبِي شَبِيبٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ وَهَبَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ غُلاَمَيْنِ أَخَوَيْنِ فَبِعْتُ أَحَدَهُمَا فَقَالَ " مَا فَعَلَ الْغُلاَمَانِ " . قُلْتُ بِعْتُ أَحَدَهُمَا قَالَ " رُدَّهُ " .
Ali (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana kardeş ve gencecik iki köle hibe etti. Ben bunların birisini sattım. Sonra Resûl-ı Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O iki gencecik ne işlediler? (Yâni halleri nasıldır?)» buyurdu. Ben: Bunların birisini sattım, dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O'nu geri al,» buyurdu.
It was narrated that 'Ali said:"The Messenger of Allah (ﷺ) gave me two slaves who were brothers, and I sold one of them. He said: 'What happened with the two slaves?' I said: 'I sold one of them.' He said: 'Take him back
Diğer tahric. Tirmizi ve Hakim AÇIKLAMA 2250’de
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ الْهَيَّاجِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، أَنْبَأَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ طَلِيقِ بْنِ عِمْرَانَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الْوَالِدَةِ وَوَلَدِهَا وَبَيْنَ الأَخِ وَبَيْنَ أَخِيهِ .
Ebu Musa (el-Eş'ari) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) câriye ile çocuğunu ve (köle olan) iki kardeşi biribirinden ayıran kimseye la'net etmiştir. AÇIKLAMA 2248, 2249 VE 2250 : Zevaid türünden olan İbni Mes'ud (r.a.)'m hadisini Ahmed de rivayet etmiştir. Ali {r.a.)'ın hadisini Tirmizi ve Hakim de rivayet etmiştir. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisinin Zevaid türünden olduğuna dair bir kayıt bulunmamakla beraber Kütüb-i Sitte'nin diğerlerinde göremedim. El-Münziri'nin bildirdiğine göre Darekutni de rivayet etmiştir. Camiü's-Sağir'de, İbni Mace'den rivayet edilmiştir. Bu itibarla Zevaid türünden olması kuvvetle muhtemeldir. İlk hadise göre, esir alınan aile ferdIerinin hepsinin toplu halde bir kimseye verilmesi gerekir, Resul-i Ekrem (s.a.v.) böylelerini biribirinden ayırmak istemezdi. Hadis metninin açık manası ve yorumu böyledir. Camiü's-Sağir haşiyesinde el-Hafni şöyle der: Yani esirler içinde bir kadın ile çocuğu veya bir erkek ile çocuğu ya da iki kardeş bulunduğu zaman Resul-i Ekrem (s.a.v.) kadını birisine, çocuğunu da başka şahsa vermezdi. Keza erkeği bir şahsa, çocuğunu da başka şahsa vermezdi. Kardeşleri de ayrı ayrı kişilere vermezdi. Resul-i Ekrem (s.a.v.), üstün merhameti dolayısıyla kadınla çocuğunu aynı şahsa, erkekle çocuğunu birlikte bir kişiye ve iki kardeşi de beraberce bir adama verirdi. Ali (r.a.)'ın hadisine göre esir edilen iki kardeşi biribirinden ayırmamalıdır. Bu hadiste geçen "Gulam" kelimesi, erginlik çağına yaklaşmış erkek çocuk, oğlan çocuk, köle ve hizmetçi anlamlarına gelir. Burada hangi mananın kasdedildiğine dair bir kayda rastlamadım. Bunların köle olduğu açıktır. Fakat yaş durumlarının ne olduğuna dair bir sarahat yoktur. Ancak, köle manasını ifade eden "Abd" kelimesi yerine "Gulam" kelimesinin kullanılmış olması nedeniyle bunların gencecik oldukları kuvvetle muhtemeldir. Aşağıda, alimlerin görüşleri beyan edilirken görüleceği üzere, ana ile evlad durumundaki iki esiri biribirinden ayırmamak hükmü, evladın küçük yaşta olması haline tahsis edilmektedir. Evlad büyüdükten sonra anasından ayırmakta bir sakınca görülmemektedir. Durum bu olunca iki kardeşin de küçük yaşta olduğu ihtimali kuvvet kazanır. Hakikatını Allah bilir. Ali'nin sattığı köleyi geri alması için verilen emrin zahirine göre yapılan satış sahih sayılmamıştır. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisi de cariye ile çocuğunu ve köle olan kardeşleri biribirinden ayırmanın yasaklığına ve bu hareketin Allah'ın rahmetinden uzak kalmaya sebep olduğuna delalet eder. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in lanet etmesi kişinin Allah'ın rahmetinden uzak kalması için dilekte bulunması demektir. Bunun nasıl bir tehdid olduğu açıktır. ESİR EDİLEN AİLE FERDLERİNİ BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN HÜKMÜ HAKKINDAKİ ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ: Tuhfe yazarı bu babtaki hadislerin şerhinde şöyle der: "Burada cariye ile çocuğunu ayırmadan maksat birisini satıp diğerini satmamak veya ikisini ayrı ayrı şahıslara satmak ya da hibe yolu ile bunları ayrı ayrı kimselere vermektir. Esir alınan baba ile çocuğu da aynı hükme tabidir. Hatta biribirine mahrem durumunda olan yakın akrabalar da böyledir. Yani esir alınan aile ferdIerinden biribirine mahrem olanlar bir müslümana verildikten sonra, onun bunları dağıtıp ayrı ayrı şahıslara satması veya hibe etmesi ya da birisini yanında alıkoyup diğerini başkasına vermesi hükmü de aynıdır, yasaktıI". Şerhü's-Sünne'de: Nene, dede ve babanın hükmü de böyledir, denilmiştir. Şevkani de: Bu babta rivayet edilen hadisler, cariye ile çocuğunu ve kardeşleri biribirinden ayırmanın haramlığına delalet ederler. Cariye ile çocuğunu biribirinden ayırmanın haramlığı husüsunda icma bulunduğu el-Bahir'de İmam Yahya'dan naklen beyan edilmiştir. Bu beyana göre, çocuk, anasına muhtaç olmayacak yaşa geldikten sonra, ayırmak caizdir. Ayırmak haram olduğuna rağmen yapılacak satış sahih mi, yoksa geçersiz mi? Ebu Hanife'ye ve bir kavlinde Şafii'ye göre satiş akdi geçerlidir. Şafii'nin diğer bir kavline göre satış batıl ve geçersizdir. Baba ile çocuğunu ayırmaya gelince, bazı fıkıhçılar bunlan biribirinden ayırmanın haram olmadığına hükmetmişlerdir. EI-Bahir sahibi: Baba anaya kıyas edilir, demiştir. Usül ve furü dışında kalan yakınları biribirinden ayırmanın hükmü ise, Hanefiler'e göre bu da haramdır. Şafii'ye göre haram değildir. Kardeşleri ayırmanın haramlığı buradaki nasslarla sabittir. Fakat diğer yakınları bunlara kıyaslamak tam yerinde değildir. Çünkü aralarında fark vardır. Kardeşleri veya ana ile çocuğu biribirinden ayırmadan doğan güçlük başkadır, diğer yakınları biribirinden ayırmanın güçlüğü bu kadar zor değildir. Şu halde diğer akrabaları bunlara kıyaslamak uygun ve yerinde değildir .. Hadislerin zahirine göre söz konusu ayırma satış yolu ile olsun veya başka yolla olsun hepsinin hükmü birdir. Ancak bunları ayıran kişi istek ve irade dışı ayırırsa bunun bir sakıncası yoktur. MeseIa,: Esirler, gaziler arasında taksim edilirken bazen yakın akrabaları biribirinden ayırmak mecburiyeti hasıl olur, diye bilgi vermiştİr. Söz konusu yakınlar kaç yaşına varınca ayırmak caiz olur? Tuhfe yazan bu hususta da şöyle der: 1. Ebu Hanife'nin arkadaşlanna göre, küçükleri, erginlik çağına varıncaya kadar "ayırmak caiz değildir. 2. Şafii'ye göre çocuk yedi veya sekiz yaşa varınca ayırmak caiz olur. 3. Malik'e göre çocuk diş çıkarınca ayırmak caiz olur. 4. Ahmed'e göre çocuk büyüyüp erginlik çağına varsa bile ayırmak caiz olmaz. Hanefiler; Küçük yaştaki kardeşleri ayırmak caizdir, Fakat birisi küçük, diğeri büyük yaşta iseler ayırmak caiz değildir, demişlerdir. EI-Gays'ta beyan edildiğine göre, esir akrabalar, erginlik çağına vardıktan sonra, ayrı ayrı kişilere satış, hibe veya başka yollarla verilebilir ve bu hususta icma vardır. Erginlik çağına varanları ayırmanın caizliği için Darekutni ile Hakim'in rivayet ettikleri Ubade bin es-Samit (r.a.)'ın şu mealdeki hadis de delil gösterilmiştir: "Ana ile çocuğu biribirinden tefrik edilmez. (Ayrı şahıslara satılamaz, hibe edilemez) Bunun üzerine: Ne zamana kadar? diye soruldu. Buna cevaben buyuruldu ki: Erkek çocuk, erginlik çağına varıncaya ve kız çocuk, aybaşı adetini görünceye kadar
It was narrated that Abu Musa said:"The Messenger of Allah (ﷺ) cursed the one who separates a mother and her child, or a brother from his brother
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ لَيْثٍ، صَاحِبُ الْكَرَابِيسِيِّ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَجِيدِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ قَالَ لِي الْعَدَّاءُ بْنُ خَالِدِ بْنِ هَوْذَةَ أَلاَ نُقْرِئُكَ كِتَابًا كَتَبَهُ لِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قَالَ قُلْتُ بَلَى . فَأَخْرَجَ لِي كِتَابًا فَإِذَا فِيهِ " هَذَا مَا اشْتَرَى الْعَدَّاءُ بْنُ خَالِدِ بْنِ هَوْذَةَ مِنْ مُحَمَّدٍ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ اشْتَرَى مِنْهُ عَبْدًا أَوْ أَمَةً لاَ دَاءَ وَلاَ غَائِلَةَ وَلاَ خِبْثَةَ بَيْعَ الْمُسْلِمِ لِلْمُسْلِمِ " .
Abdülmecîd bin Vehb (r.a.)'den; Şöyle demiştir: El-Adda' bin Hâlid bin Hevze (r.a.) bana dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in benim için yazdığı (yazdırdığı) bir yazıyı sana okutmayalım mı? Abdülmecîd demiştir ki: Ben: Okutunuz, dedim. Bunun üzerine el-Adda' bana bir yazı çıkardı. Baktım ki yazıda şu ifâde vardır: Bu, el-Addâ' bin Hâlid bin Hevze'nin, Allah'ın Besulü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den satın aldığı mal'ın satışına âit yazı)dır. El-Addâ', Ondan bir köle veya bir câriye satın aldı. (Bu satış) müslümanın müslümana satışıdır. (Satılan malda) hiçbir hastahk yok, hiçbir aldatma yok ve hiçbir huysuzluk yoktur.
It was narrated that 'Abdul-Majid bin Wahb said:"Adda' bin Khalid bin Hawdhah said to me: 'Shall I not read to you a letter that the Messenger of Allah (ﷺ), wrote to me?' I said: 'Yes.' So he took out a letter. In it was: 'This is what 'Adda' bin Khalid bin Hawdhah bought [from] Muhammad the Messenger of Allah (ﷺ) He bought from him a slave' or 'a female slave, having no ailments, nor being a runaway, not having any malicious behavior. Sold by a Muslim to a Muslim
Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا اشْتَرَى أَحَدُكُمُ الْجَارِيَةَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا وَخَيْرَ مَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا وَشَرِّ مَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ وَلْيَدْعُ بِالْبَرَكَةِ وَإِذَا اشْتَرَى أَحَدُكُمْ بَعِيرًا فَلْيَأْخُذْ بِذِرْوَةِ سَنَامِهِ وَلْيَدْعُ بِالْبَرَكَةِ وَلْيَقُلْ مِثْلَ ذَلِكَ " .
Amr bin Şuayb'ın dedesi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz câriye satın aldığı zaman: Allahım! Ben bunun hayrını ve bunda yarattığın (huyların ve vasıflar) in hayırlısını şüphesiz senden diliyorum. Bunun şerrinden ve bunda yarattığın (huylarla vasıflar) ın şerrinden de şüphesiz sana sığınırım, desin ve mübarek olması için dua etsin. Biriniz bir deve satın aldığı zaman da hörgücünün en yüksek yerinden tutup mübarek olması için duâ etsin ve bu duayı söylesin.»
It was narrated from 'Amr bin Shu'aib from his father that his grandfather told that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"When anyone of you buys a slave woman let him say: 'Allahumma inni as'aluka khairaha wa khaira ma jabaltaha alaihi, wa a'udhu bika min sharriha wa sharri ma jabaltaha alaihi (O Allah, I ask You for the goodness within her and the goodness that You have made her inclined towards, and I seek refuge with You from the evil within her and the evil that You have made her inclined towards).' And he should pray for blessing. And if anyone of you buys a camel then he should take hold of its hump and pray for. blessing and say similar words
Diğer tahric: Ebu Davud ve Nesai
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَنَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَوْسِ بْنِ الْحَدَثَانِ النَّصْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الذَّهَبُ بِالذَّهَبِ رِبًا إِلاَّ هَاءَ وَهَاءَ وَالْبُرُّ بِالْبُرِّ رِبًا إِلاَّ هَاءَ وَهَاءَ وَالشَّعِيرُ بِالشَّعِيرِ رِبًا إِلاَّ هَاءَ وَهَاءَ وَالتَّمْرُ بِالتَّمْرِ رِبًا إِلاَّ هَاءَ وَهَاءَ " .
Ömer bin el-Hattâb (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «(Tartı bakımından eşit de olsalar) altını altınla (satmak) faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;) Al bunu, (diyerek elindeki altına peşin vere) ve (diğeri de ona:î Al bunu, (deyip elindeki altını peşin vere). (Ölçü bakımından eşit de olsalar) buğdayı buğdayla (satmak) da faizdir- Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;) Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere) ve (diğeri de ona:) Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere). Arpayı arpa ile (mikdarları aynı de olsa satmak) de faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek yanındaki arpayı peşin vere) ve (diğeri de buna:) Al bunu (diyerek yanındaki arpayı peşin vere). Hurmayı (ayni miktar da olsa) hurma ile (satmak) da faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere) ve (diğeri de ona); Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere).» EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated that Malik bin Aws bin Hadathan Nasri said:"I heard 'Umar bin Al-Khattab say: 'The Messenger of Allah (ﷺ) said: "Exchanging gold for gold is usury unless it is done on the spot. (Exchanging) wheat for wheat is usury, unless it is done on the spot. (Exchanging) barley for barley is usury unless it is done on the spot. (Exchanging) dates for dates is usury, unless it is done on the spot
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ خِدَاشٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ عَلْقَمَةَ التَّمِيمِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ، أَنَّ مُسْلِمَ بْنَ يَسَارٍ، وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُبَيْدٍ، حَدَّثَاهُ قَالاَ، جَمَعَ الْمَنْزِلُ بَيْنَ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَمُعَاوِيَةَ إِمَّا فِي كَنِيسَةٍ وَإِمَّا فِي بِيعَةٍ فَحَدَّثَهُمْ عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ فَقَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ بَيْعِ الْوَرِقِ بِالْوَرِقِ وَالذَّهَبِ بِالذَّهَبِ وَالْبُرِّ بِالْبُرِّ وَالشَّعِيرِ بِالشَّعِيرِ وَالتَّمْرِ بِالتَّمْرِ - قَالَ أَحَدُهُمَا وَالْمِلْحِ بِالْمِلْحِ وَلَمْ يَقُلْهُ الآخَرُ - وَأَمَرَنَا أَنْ نَبِيعَ الْبُرَّ بِالشَّعِيرِ وَالشَّعِيرَ بِالْبُرِّ يَدًا بِيَدٍ كَيْفَ شِئْنَا .
Müslim bin Yesar ve Abdullah bin Ubeyd'den; Şöyle demiştir: Ubade bin es-Sâmıt ile Muâviye (r.a.) (bir gün) bir kilisede veya bir havrada bir araya geldiler ve Ubade bin es-Sâmıt, onlara (orada bulunan müslümanlara) şu hadisi nakletti: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi gümüşü gümüşle, altını altınla, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla ve hurmayı hurmayla (Müslim ile Abdullah'dan birisi demiştir ki: Ve tuzu tuz ile, — diğeri bunu söylememiş —) satmaktan nehiy etti. (Meğer ki biribiri ile satılmak istenen bu iki şey biribirine eşit olup ikisi de peşin ola.), Buğdayı arpa ile ve arpayı buğday ile elden ele (yâni ikisi de peşin olmak kaydı ile) dilediğimiz gibi (yâni mikdarlan eşit olmasa bile) satmamıza izin verdi.' EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN: 3349 –
Muslim bin Yasar and 'Abdullah bin 'Ubaid said :"Ubadah bin Samit and Mu'awiyah happened to meet, either in a church or in a synagogue. 'Ubadah bin Samit narrated to them and said: 'The Messenger of Allah (ﷺ) forbade us from selling silver for silver, gold for gold, wheat for wheat, barley for barley, and dates for dates.'I one of them said: "And salt for salt," but the other did not say it. "And he commanded us to sell wheat for barley, or barley for wheat, hand-to-hand, however we wished
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ غَزْوَانَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نُعْمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " الْفِضَّةُ بِالْفِضَّةِ وَالذَّهَبُ بِالذَّهَبِ وَالشَّعِيرُ بِالشَّعِيرِ وَالْحِنْطَةُ بِالْحِنْطَةِ مِثْلاً بِمِثْلٍ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Mikdarca eşit (ve elden ele peşin verilmek üzere) gümüşü gümüşle, altını altınla, arpayı arpayla ve buğdayı buğdayla (satabilirsiniz.)» MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated from Abu Hurairah that the Prophet (ﷺ) said:'(Sell) silver for silver, gold for gold, barley for barley, wheat for wheat, like for like
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَرْزُقُنَا تَمْرًا مِنْ تَمْرِ الْجَمْعِ فَنَسْتَبْدِلُ بِهِ تَمْرًا هُوَ أَطْيَبُ مِنْهُ وَنَزِيدُ فِي السِّعْرِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَصْلُحُ صَاعُ تَمْرٍ بِصَاعَيْنِ وَلاَ دِرْهَمٌ بِدِرْهَمَيْنِ وَالدِّرْهَمُ بِالدِّرْهَمِ وَالدِّينَارُ بِالدِّينَارِ لاَ فَضْلَ بَيْنَهُمَا إِلاَّ وَزْنًا " .
Ebu Saîd(-i Hudri) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) biz (mücâhidler ile (hazinedeki) karışık hurmalardan (tayin) verirdi. Biz de bunu iyi kaliteli hurma ile değiştirirdik ve iyi hurmanın değer farkına karşılık olmak üzere aldığımız mikdardan fazla mikdarda hurma verirdik. (Bunun iki sa'ını bir sâ' hurmaya satardık). Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İki sâ' (hurmayı) bir sâ' hurmaya ve iki dirhem (gümüşü) bir dirhem (gümüş)e satmak olmaz. (İkisi de peşin ve tartıca eşit olmak kaydıyla) dirhem, dirhemle dinar da dinarla (satılabilir) iki dirhem arasında ve iki dinar arasında (satışı bozucu) fazlalık ancak tartı bakımından olan (fazlalık) dır.» BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ İÇİN TIKLA
It was narrated that Abu Sa’eed said:“The Prophet used to give us dates from the collection (mixed) [1] dates, and we would exchange them for dates that were better, and we add to the price. [2] The Messenger of Allah said: ‘It is not right to give one Sa of dates for two Sa, nor one Dirham for two Dirham. A Dirham for a Dirham and a Dinar for a Dinar is allowed: the only difference between them is in weight (i.e., the weight must be equal.)’” Sahih